Satın alma
206 theses under this subject heading
Banka satın alma ve birleşmelerinin pay senetleri üzerine etkileri
Bu tezde banka satın alma ve birleşmelerinin pay senetleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Banka satın alma ve birleşmelerinin tarihi, nedenleri, ülkemizde ve dünyada gelişimi detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmada veri seti olarak Türkiye'de 2000 yılından sonra yapılan banka satın alma ve birleşmeleri seçilmiştir. Akbank T.A.Ş., Denizbank A.Ş., Finansbank A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., T. Garanti Bankası A.Ş. ile Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. analizde incelenen bankalar arasında yer almıştır. Adı geçen bankaların satın alma ve birleşme faaliyetlerinin pay senetleri üzerine nasıl bir etkide bulunduğu Olay Analizi yöntemi ile incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre bankaların satın alma ve birleşme faaliyetlerinin pay senetleri üzerinde olumlu veya olumsuz yönde mutlaka bir etkisinin var olduğu sonucuna varılmıştır.
Tüketicilerin online itkisel satın alma niyetlerinin davranışsal ekonomi yaklaşımları kapsamında incelenmesine dair bir saha araştırması
Geleneksel ekonomi yaklaşımları bireylerin rasyonel olduğunu savunurken, davranışsal ekonomi yaklaşımları belirsizlik ve riskli durumlarda bireylerin karar mercilerinin irrasyonel olduğunu savunmuştur. Çalışmacılar, yapmış oldukları ampirik çalışmalar ile bunu kanıtlamıştır. Bu noktada çalışmada tüketicilerin kararlarına etki eden etmenlerden olan davranışsal ekonomi yaklaşımları ve kişilik yapıları ile online itkisel satın alma niyetleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İrrasyonellik ise çalışmada incelenen kavramların ortak paydasını oluşturmuştur. Bu Çalışmada pazarlama stratejilerinde en çok tercih edilen davranışsal ekonomi yaklaşımlarından çerçeveleme etkisi, zihinsel muhasebe ve batık maliyet yanılgısı kullanılmıştır. Davranışsal ekonomi yaklaşımlarının açıklanmasında kullanılan senaryoda, günümüzde hala sürmekte olan Covid-19 pandemisi ile uyarlanmış ve hayali kurgulamanın yerine gerçek şartlar altında sorgulama yapılmış, böylece tüketicilerin online itkisel satın alma niyetilerinin gerçek risk altında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı, tüketicilerin online itkisel satın alma niyetlerinin davranışsal ekonomi yaklaşımları kapsamında açıklanmasıdır. Devamında da tüketicilerin online itkisel satın alma niyetlerinin kişilik tiplerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Amaç perspektifinde çalışmada deney ve kontrol grubu kullanılarak oluşturulan çalışmanın kavramsal modelinde tüketicilerin kararlarını etkileyen faktörlerden davranışsal yaklaşımlar, kişilik tipleri ve bunların online itkisel satın alma niyeti ile farklılık ölçümlemeleri yapılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerden yüzde ve frekans, Ki-Kare Testi, Bağımsız Örneklem T-Testi, ANOVA analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın amacı ışığında ilgili kavramlar açıklanmış ve ilgili literatür taramasına yer verilmiştir. Çalışma verileri yüz yüze ve çevrimiçi anket tekniği ile elde edilmiştir. Verilerin analizi SPSS istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular; tüketicilerin kazanç ve kayıp durumlarında kararlarının farklılaştığı, online itkisel satın alma niyetinde eklemeli/çıkarmalı seçenek çerçevelemesi ile batık maliyet yanılgısında çekilişle elde etmede farlılık oluştuğu, kişilik tipleri söz konusu olduğunda zihinsel muhasebe ve batık maliyet yanılgısında farklılık meydana geldiği, kişilik tipleri ile online itkisel satın alma niyetleri arasında farklılık oluşmadığı ve son olarak da demografik özelliklerden medeni durum değişkenine göre online itkisel satın alma niyetlerinin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak verilen cevaplarda Covid-19'un makro etkisinin olduğu ifade edilebilir.
Pozitif ve negatif duygu durumlarının tüketicilerin satın alma kararları üzerine etkisinin belirlenmesine dair davranışsal ekonomi perspektifinden bir araştırma
Duygular, günlük yaşantımızın önemli bir parçasıdır. Özellikle son dönemde, işletmeler tüketici davranışlarını daha iyi anlamak için duygu kavramına ve fonksiyonlarına ilişkin yapılan araştırmalara önem vermektedirler. Fakat insanlar, uzun süreler boyunca geleneksel ekonomi yaklaşımı tarafından rasyonel varlıklar olarak değerlendirilmiştir. Geleneksel ekonomi yaklaşımına göre insanlar, bazı varsayımlar çerçevesinde hareket eden ve "homoeconomicus" olarak adlandırılan çıkarcı varlıklardır. Davranışsal ekonomi yaklaşımı ise insanı "sadece insan" penceresinden ele almaktadır. Dolayısıyla insanların daima rasyonel davranışlar göstermesinin mümkün olamayacağını savunmaktadır. Bu yönüyle davranışsal ekonomi, psikoloji temelli metotları ile insan davranışlarının "homoeconomicus" varsayımından sapma durumlarını incelemektedir. Duygu durumlarına ilişkin araştırmalar incelendiğinde, satın alma kararları üzerine davranışsal ekonomi perspektifinden yapılan bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Bu durum çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, yöntem olarak davranışsal ekonominin varsayımsal seçim tekniği kullanılmıştır. Ayrıca davranışsal ekonominin bilimsel araştırma sürecine uygun olarak katılımcı davranışları incelenmiş, bulgular bilimsel yöntemlerle değerlendirilmiş ve geleneksel ekonomi yaklaşımları ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın temel amacı, tüketicilerin duygu durumlarının satın alma kararları üzerindeki etkisini davranışsal ekonomi yöntemi perspektifinden belirlemeye yöneliktir. Ayrıca katılımcıların demografik değişkenleri ve tüketici profillerinin satın alma kararı üzerindeki etkisinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Duygu durumları pozitif ve negatif olmak üzere kategorize edilmiştir. Duygu durumlarının satın alma kararları üzerindeki etkisi, davranışsal ekonominin çıpalama, sürü davranışı ve çerçeveleme yöntemleri kapsamında incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi 500 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılara toplam 4 bölüm ve 40 sorudan oluşmaktadır. Anketler demografik bilgiler bölümü, Tüketici Karar Verme Tarzları Envanteri, PANAS Ölçeği'nden oluşmaktadır. Çalışmanın kavramsal modeli kapsamında 9 araştırma sorusu geliştirilmiştir. Verilerin güvenirlik, geçerlik ve normal dağılım durumları belirlenmiştir. Ardından korelasyon analizi, U Testi ve H Testi uygulanmıştır. Tanımlayıcı istatistikleri kapsamında, çıpalama, sürü davranışı ve çerçeveleme yöntemlerinin satın alma kararlarını etkilediğine yönelik güçlü bulgular elde edilmiştir. Ayrıca, çalışma kapsamında geliştirilen araştırma soruları belirlenen testler kapsamında analiz edilmiştir. Çıpalama, sürü davranışı ve çerçeveleme yöntemleri kapsamında, tüketicilerin duygu durumlarının satın alma kararları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar verdiği belirlenmiştir.
Tüketicilerin çevrimiçi uygulamalar kullanarak ikinci el satın alma davranışının incelenmesi
Günümüzde ikinci el alışveriş tüketiciler tarafından yaygın ve hızlı bir şekilde benimsenmiştir. Çevrimiçi ikinci el alışveriş sitelerinin artmasıyla alışveriş hacminin yükseleceği tahmin edilmektedir. İkinci el çevrimiçi pazarın büyümesinde önemli bir etken olan tüketici davranışlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışma, tüketicilerin çevrimiçi uygulamalar kullanarak satın alma davranışlarını açıklamaya çalışmaktadır. Çalışmanın amacı, ikinci el ürün satın alma motivasyonu ve İkinci el ürün satan internet sitelerinden satın alma düzeyi arasında ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın temel varsayımı, tüketicilerin demografik özelliklerine göre ikinci el ürün satınalma motivasyonlarının ve İkinci el ürün satan internet sitelerini kullanma düzeylerinin faklılık gösterdiğidir. Çalışma da anket yöntemi kullanılarak elde edilen veriler IBM SPSS Version 26 ile değerlendirilmiştir. Anket verilerinin analizinde frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Çalışma modeline uygun olarak geliştirilen Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Bağımsız Örneklem T Testi ile test edilmiştir.
Endüstriyel pazarlarda marka değerinin satın alma kararına etkisi: İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesinde makina ve makina teçhizatı üretimi yapan firmalar üzerinde bir uygulama
Günümüzde, pazar koşullarında müşterilerin ürün ve hizmet konusundaki beklentileri her geçen gün hızla artmakta olup, sıradan sayılabilecek ürünlerin dahi marka değerine sahip olup olmadığı sorgulanmaktadır. Bu nedenle, son yıllarda firmaların kendi ürünlerini diğer firmaların ürünlerinden ayırt edilmesini sağlayan en önemli araçlardan biri olan marka değerinin, hem marka olarak kendi başına yaratığı etki, hemde satın alma karar sürecindeki temel kriterler üzerindeki etkileri araştırılmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde genel kavramlar, ikinci bölümünde endüstriyel pazarlarda marka değerinin satın alma kararına etkisi ayrıntılı bir şekilde işlenerek, literatüre uygun bir alt yapı oluşturulmuştur.Araştırma anket tekniği ile yapılmıştır ve elde edilen bulgular SPSS 15,0 programında analiz edilmiştir.Araştırma, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde makine ve makine teçhizatı üretimi yapan firmalar üzerinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda endüstriyel pazarlarda marka değerinin satın alma kararına etkisi incelenmiştir.. Sonuç olarak, marka değerinin satın alma kararına olan etkileri ve karar sürecinin karar veren kişinin demografik özellikleri açısından nasıl etkilendiği araştırılmış ve yorumlar ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Marka Değeri, Satın Alma, Endüstriyel Pazar, Karar Süreci.
Kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimini etkileyen faktörler üzerine bir uygulama
Kurumsal müşteriler tüm satın alma kararlarında olduğu gibi sigorta şirketi seçimi kararlarını da çeşitli faktörlere bağlı olarak verirler. Bu faktörlerin bilinmesi ve şirket seçimindeki etkisinin ortaya konması hem gelişme potansiyeli olan sigorta sektörü hem de ülke ekonomisi için önem arz etmektedir.Bu çalışmada kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ile bir taraftan sigorta hizmeti almak isteyen kurumsal müşteriler için rehber olacak bilgiler sunulurken diğer taraftan sigorta şirketlerine kurumsal müşterilerin şirket seçiminde üzerinde durdukları noktalar hakkında bilgi sağlanmıştır.Kurumsal müşterilerin şirket seçiminde üzerinde durdukları faktörleri belirlemek amacıyla nitel araştırma yapılmış ve yapılan içerik analizi ile kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimine etki eden faktörler; güvenilirlik, fiyat, şirketlerin ödeme yapma davranışları, şirketin bilinirliği, sigorta şirketinin finansal gücü, şirket temsilcisinin; tanıdık olması, kolay ulaşılması, poliçe detaylarını bilmesi, imajı ve statüsü olarak belirlenmiştir.
Türkiye'de ve Azerbaycan'da tüketicilerin satın alma davranışlarına etki eden faktörlerin incelenmesi: Otomotiv sektöründe bir uygulama
Günümüz tüketicisi sınırsız mal ve hizmet karşısında ve bilinçli bir haliyle pazarlayıcıların temel odağı haline gelmiştir. Önceleri sınırlı teklif karşısında bağımlı karar verme koşulları altında ürün seçmeye mecbur kalan tüketiciler günümüzde özgür kara verebilme yetisiyle sınırsız işletmelerin temel hedefleri haline gelmişlerdir. Tüketicileri bu olanağı sağlayan onları satın alma davranışı esnasında yönlendiren faktörlerdir. Söz konusu faktörler pazarlama literatüründe teorik olarak sosyo-kültürel faktörler, kişisel faktörler, psikolojik faktörler ve pazarlama faktörleri grupları altında yer almaktadır.Sosyo-kültürel faktörler kültür, sosyal sınıflar, referans grupları ve aile gibi içinde bulundukları ve satın alma kararı esnasında başvurdukları temel çevresel etmenlerdir. Kişisel faktörler yaş, cinsiyet, meslek, eğitim düzeyi gibi kişinin sahip olduğu demografik unsurlardan oluşmaktadır. Bir diğer faktör olan psikolojik faktörler bireyin gereksinimler, algılama, öğrenme ve inanç ve tutumlar gibi psikolojik olarak etkileri altında bulunduğu etmenlerdir. Son olarak ise hem tüketicilerin ihtiyaç oluşturma ve geliştirmesinde etkili olan, hem de söz konusu olguyu etkileyen pazarlama faktörleri ürün, fiyatlandırma, dağıtım ve tutundurma gibi alt faaliyetlerden oluşmaktadır.Türkiye ve Azerbaycan otomobil kullanıcıları da söz konusu faktörlerin değişik ve benzer etkileri altında satın alma kararları vermektedirler. Aynı etnik köke sahip olmalarına rağmen oluşan söz konusu farklı etkiler tarihi süreç içerisinde iki toplumun da farklı kültürlerin etkileri altında kalmaları ve iki ülke ekonomik ve siyasi koşulları arasındaki farktan kaynaklanmaktadır.Bu araştırma söz konusu toplumlar arasındaki otomobil kullanıcılarının satın alma davranışlarında etkili olan faktörlerin araştırılmasını amaçlamaktadır. İlk iki bölümde tüketicilerin satın alma davranışlarına etki eden faktörlerin ve Türkiye ve Azerbaycan otomotiv sahiplerinin analizine teorik olarak değinilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise her iki ülkenin otomobil kullanıcılarının otomobil satın alımına etki eden faktörlerin belirlenmesi ve karşılaştırılması yapılarak literatüre katkı sağlanmasına çalışılacaktır.
Kadınların kozmetik ürünlerde plansız satın alma davranışları üzerine bir alan araştırması
Günümüzde küresel rekabetin giderek artmasıyla birlikte, işletmeler etkin pazarlama stratejileri geliştirebilmek için tüketicilerin satın alma davranışları hakkında ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duymaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, kadın tüketicilerin kozmetik ürünler kategorisindeki plansız satın alma davranışlarını ortaya koymaktır. Ayrıca; yaş, gelir durumu ve eğitim düzeyi gibi temel demografik unsurların plansız satın alma davranışları üzerindeki etkilerini de ortaya koymak amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde tüketici satın alma davranışlarının genel yapısı, ikinci bölümünde kozmetik ürünlerde plansız satın alma davranışları incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise araştırmanın kapsam ve amacı doğrultusunda bir anket formu oluşturulmuş ve bu anket 407 kişilik bir örnek üzerinde uygulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Tüketici, Tüketici Davranışları, Plansız Satın Alma, Kozmetik Sektörü.
Kargo firmalarına yönelik müşteri şikâyetlerinin tekrar satın alma davranışı üzerine etkisi
Son yıllarda lojistik sektöründe yaşanan gelişmeler ve internetin hayatımıza yerleşmesi ticari sınırları kaldırmış ve dünya genelinde ticaret hacmi inanılmaz bir düzeyde artış göstermiştir. Tüm bu gelişmeler kargo sektöründe bulunan firmaların iş yükünü her geçen gün artırmıştır. Kargo firmalarının iş yükünün artmasıyla beraber tüketicilere sunulan hizmetin niteliği düşmüş ve tüketici şikâyetleri artış göstermiştir. Bu çalışmanın amacı kargo firmalarına yönelik müşteri şikâyetlerini ortaya koymak ve bu şikâyetlerin tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu kapsamda 2021 yılı içinde kargo hizmeti satın almış 410 tüketiciye nicel veri toplama tekniklerinden anket tekniği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik analiz programında çeşitli analizlere tabi tutulmuştur. Bu kapsamda elde edilen verilere Açımlayıcı Faktör Analizi, Yüzde – Frekans Analizi, Independent Sample T Test, One Way ANOVA Testi, Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi yapılmıştır. Ayrıca bir şikâyet sitesi içerik analizine tabi tutularak yapılan şikâyetlere yönelik bir kelime bulutu oluşturulmuştur. Yapılan analizler sonucunda tüketici şikâyetleri çalışanların tutumuna yönelik şikâyetler, hizmet kalitesine yönelik şikâyetler, lojistik hizmetlerine yönelik şikâyetler, ulaştırma ve iletişime yönelik şikâyetler ve önleme ve telafi hizmetlerine yönelik şikâyetler olmak üzere beş boyut altında toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda tüketicilerin genel olarak kargo firmalarının hizmetlerinin niteliksiz olmasından şikâyetçi oldukları fakat sınırlı sayıda kargo firması olmasından dolayı tekrar hizmet satın almak durumunda kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışmanın bir başka sonucu olarak; hizmet kalitesine yönelik şikâyetlerin ve ulaşılabilirlik ve iletişim hizmetlilerine yönelik şikâyetlerin tüketicilerin kargo hizmetlerini tekrar satın alma niyetleri üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de yaşayan yabancı uyruklu tüketicilerin satın alma niyetleri üzerine etnik kimlik ve tüketici etnosentrizminin etkisi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan Suriyeli tüketicilerin ürün/hizmet değerlendirmesi ve satın alma niyetleri üzerine etnik kimlik ve tüketici etnosentrizminin etkisi olup olmadığının incelenmesidir. Bu çalışmadaki ankete katılan suriyeliler türkiyede çeşitli statülerde bulunmaktadır (geçici koruma statüsü, turist vizesi, uluslararası koruma vs.) Bundan kaynaklı olarak çalışmanın başlık kısmında suriyeliler yerine yabancı uyruklu ifadesinin kullanılması daha doğru olduğu öngörülmektedir. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep'te yaşayan ve farklı statülere sahip olan 384 Suriyeli kişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Hazırlanan anket formu sosyodemografik değişkenler, "Tüketici Etnosentrizmi", "Etnik Kimlik", "Ürün/Hizmet Değerlendirmesi" ve "Satın Alma Niyeti" ölçeklerinden oluşmaktadır. Yapılan araştırma sonucunda katılımcıların tüketici etnosentrizmi, etnik kimlik, ürün/hizmet değerlendirmesi ve satın alma niyeti puanlarının genel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Tüketici etnosentrizmi puanları artan katılımcıların Olabi Coffee (etnik) ürün/hizmet değerlendirmesi, Kahve Dünyası (yerel) satın alma niyeti ve Olabi Coffee (etnik) satın alma niyeti puanlarının artacağı sonucuna ulaşılmıştır. Etnik kimlik puanları artan katılımcıların ise Olabi Coffee (etnik) ürün/hizmet değerlendirmesi ve Olabi Coffee (etnik) satın alma niyeti puanlarının artacağı, Starbucks (küresel) satın alma niyeti puanlarının azalacağı tespit edilmiştir. Analiz sonucunda yaş ve etnosentrik eğilim arasında bir bağlantı tespit edilmiştir. Buna göre X kuşağı Z kuşağına göre daha etnosentrik eğilime sahiptir. Tüketicilerin eğitim seviyeleri arttıkça etnosentrik eğilimleri değişmekte, yerel etnosentrizm alt boyutunda eğitim seviyesi arttıkça etnosentrik eğiliminde azalma görülmektedir.
Endüstriyel tüketicilerin satın alma kararları bağlamında tedarikçi seçim kriterleri: Türkiye'de endüstriyel yapıştırıcı sektörüne yönelik analiz
Endüstriyel Satın Alma günümüz işletmeleri için artık kar etme noktasındaki en önemli departman olmuştur. Globalleşen dünyada satarken kazanmak geride kalmış ve yerini satın alırken kazanmaya bırakmıştır. Bu nedenle endüstriyel tüketicilerin satın alma kararları kritik konuma gelmiştir. Tez çalışmasının amacı Türkiye'de mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yapıştırıcı konusundaki satın alma kararlarını hangi kriterler bağlamında verdiklerini belirlemektir. Tez kapsamında öncelikle teorik kavramsallaştırma gerçekleştirilerek, endüstriyel tüketici karar alma mekanizması ile spesifik olarak tedarikçi seçim kriterleri incelenmiştir. Tez çalışmasının araştırma bölümünde ise endüstriyel yapıştırıcı sektöründe tedarikçi seçim kriterlerinin belirlenmesi ve bu kriterlerin olası öneminin belirlenmesine yönelik iki farklı örneklem üzerinde araştırma yürütülmüştür. Tezin son bölümü ise elde edilen bulgulara dayanarak akademik ve pratik katkılara yönelik değerlendirmeler ve analizler yer almaktadır.
Satış geliştirme faaliyetlerinin satın alımlar üzerine etkisi: İçeçek ürünleri üzerine bir uygulama
Üretici işletmelerin ve ürün markalarının sayılarındaki artışa karşın, ürünlerin temel özelliklerinin giderek birbirine daha çok benzemesi ve bu nedenle artan rekabet koşulları, işletmelerin büyüme planlarındaki satış miktarlarına ulaşamamalarına neden olmaktadır. Günümüzün ekonomik koşullarının da getirmiş olduğu güçlükleri dikkate alarak işletmeler büyüme planlarını kısa dönemlerde gözden geçirmekte, acil tedbirler almaktadırlar. Bu sebeple son yıllarda tutundurma karmasının önemli bir elemanı olan satış geliştirme yöntemi işletmeler tarafından çok sık kullanılır hale gelmiştir. Çalışmada, tutundurma, satış geliştirme yöntemleri, bu yöntemlerin planlanması, değerlendirilmesi ve uygulama şekilleri hakkında literatür taraması yapılmış ve içecek ürünlerinde tüketicilere yönelik uygulanan satış geliştirme yöntemlerini içeren bir uygulama çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmadaki amaç, tüketicilerin eğitim, yaş, gelir, cinsiyet ve medeni durum gibi demografik özellikleri ile içecek ürünlerinde uygulanan satış geliştirme yöntemlerinden etkilenimleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının belirlenmesidir. Çalışma sonucunda tüketicilerin demografik özellikleri ile içecek ürünlerinde uygulanan satış geliştirme yöntemlerinden etkilenimleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Genelde tüketicilerin satın alma davranışları demografik özelliklerinden bağımsız gerçekleşmektedir. Anahtar Kelimeler: Tutundurma,Tutundurma Karması, Satış Geliştirme, Tüketici Demografikleri
Time as an issue in food shopping and meal preparation
C. MadranTime as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation ABSTRACT TİME AS AN ISSUE İN FOOD SHOPPİNG AND MEAL PREPARATİON PREPAREDBY CANAN MADRAN SUPERVISOR Prof. Dr. MUSTAFA MAZLUM Within this study, " Time as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation" will be discussed. The study begins by providing introductory information about " time" and " various research done on time". This section offers a general overview of the literatüre related to "time". A significant amount of variance in food shopping goals and behaviours remains unexplained. Shopping goals and behaviours are related with parterns of family influence, decision making, and task assumption, ör sharing, and therefore can be explained only by a detailed investigation of family structure and behaviour as it relates to meal preparation and food shopping. This research will determine, whether time-pressured consumers (e.g. employed women) do many things the same way their mothers did ör whether they are highly organised in their approach to a variety of household tasks. From the literatüre review, brief information about time, time orientation, time attitude of consumer, time-styles and life-styles has been obtained, in order to clarify the terms that will be used in the whole study. The main purpose of the literatüre review is to provide a discussion on the relationship between "time orientation", 5C. MadranTime as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation "time perception" and the food purchase and use behaviour of consumers. "Time" will be examined as both duration and succession based in case of food purchase and meal preparation behaviour of consumers. Food purchase and meal preparation of households will be examined in detail by using the massive literatüre about contemporary home economics research, mainly concentrated on the increasing participation of women in the labour force. in short, this research will try to clarify the dimensions of the relation between time perception, time orientation, food purckase and meal preparation behavioıır of consumers. Öne of the signifıcant results, which has been found is that traditional role orientation is öne of the strongest attitude in Food Shopping ( FS ) & Meal Preparation ( MP ). According to Dorian and Tucci (1992) traditional oriented consumers, even though they are time-pressured, do not generally prefer convenience food. They state that in attempting to adhere to their traditionally prescribed roles, women especially try to accomplish house-wife tasks with minimal reliance on convenience goods and for these women the use of such food would indicate a lack of ability to manage her set of roles effectively. This explanation is supported by the findings of this research. in the research reported here attitudes to time are argued to have five different components, the relative domination of duration and succession as two different concepts of time, and the three factors of time orientation, past, present, and future. Three difFerent aspects of attitude towards food shopping and preparation are investigated, an enjoyment of cooking, and a traditional orientation and a modern (role sharing) attitude to the linked activities. The results of a questionnaire survey are presented, the analysis of which confirms some of the hypothesised linkages 6C. MadranTime as an Issue in Food Shopping and Meal Preparation between attitudes to time and attitudes to food shopping and preparation. Past orientation correlates with traditional views on food shopping and preparation but modem vievvs on the activities do not correlate with having a duration perspective of time. Holding traditional views does correlate with seeing time as succession ( a series of events).Those with a duration perspective do not enjoy cooking vvhile those with a past orientation do. Cluster analysis using the 8 different factors identifıed two different groups, typified by their past and present orientations and each of the three attitudes to food shopping and meal preparation. No differences between the groups existed on demographic variables such as age, gender, whether the respondent had paid work and housing type (which is accepted as a representative geodemographic variable in England). No differences existed in their ownership of time saving consumer durables. Öne group clearly saw mealtimes as signifıcant activities and they enjoyed cooking. A substantial group in society do stili see food shopping and meal preparation as important activities. While such individuals may be subject to modern-day pressures they stili appear to organise their time to maintain a traditional perspective. The implications for food retailers and other marketers are considered. 7
A study on the buying intention of pending product using the theory of planned behavior (The example of the pending bread of Turkey)
Marketing generally is an art that is always evolving in response to market needs. People need each other more than ever during this pandemic catastrophe. Faced with this, each organization's business marketing plan must adapt to the situation. Cause-related marketing can be very effective for businesses as a marketing strategy in an era where customers go beyond given products. The study will focus on the non-monetary side of cause-related marketing. There are several methods to do so, but the study will concentrate on the example of pending products, particularly the pending bread of Turkey. The objective of this study is therefore to investigate the formation of consumer buying intention of pending products. In order to study this, the Ajzen theory of planned behavior was used in this study. Some variables that could impact the buying intention of consumers have been discussed in this study, such as trust, religiosity, altruism, and financial concern. As well as the theory of planned behavior variables such as attitude, subjective norm and perceived behavioral control. The study was conducted in Turkey and the data collection was done through a questionnaire. According to the results of the study, when evaluated in the theory of planned behavior model, the buying intention of pending product (bread) was positively affected by the attitude and the perceived behavioral control while the subjective norm was found to have no impact on the consumers' intention.
Tüketicilerde genetiği değiştirilmiş gıda ürünleriyle ilgili algılanan risk türlerinin kulaktan kulağa iletişim ve satın alma isteğiyle ilişkisi
Yaşam kalitesini arttırma isteği ve gıda sektöründe yaşanan olumsuzluklar, tüketicilerin gıda tüketimlerinde daha hassas davranmalarına neden olmuştur. Artan gıda hassasiyeti yanında, bilimsel kanıtların net biçimde ortaya konamaması, pazarda yeni ve karmaşık bir ürün olması, bilgi kaynakları arasında itilafın olması gibi sebepler, tüketicilerde GDO'lu gıdalarla ilgili algılanan risklerin doğmasına neden olabilmektedir. Gelecek çalışmalara ışık tutabilmek ve uygulamaya mevcut durumu yansıtabilmek üzere bu tez çalışmasında; nitel ve nicel verilerden yola çıkılarak tüketiciler tarafından, GDO'lu gıdalara yönelik algılanan risk türleri tespit edilmiş ve bu algılanan risk türlerinin, kulaktan kulağa iletişim ve GDO'lu gıda satın alma istekliliği ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçları; GDO'lu gıdalara yönelik olarak fiziksel risk, performans riski, finansal risk ve psikolojik riskin algılanıldığını göstermiştir. Bununla birlikte, kulaktan kulağa iletişim arttıkça fiziksel riskin, performans riskinin ve psikolojik riskin arttığı ve fiziksel risk, performans riski, finansal risk ve psikolojik risk arttıkça GDO'lu gıdaları satın alma istekliliğinin azaldığı tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarının tartışılıp yorumlanmasının ardından, uygulamacılara ve gelecekteki çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Ulusal mesafe ve örgütsel öğrenmenin sınır-ötesi şirket satın almaları üzerine etkisi: 2006-2015 Avrupa örneği
Bu çalışmanın amacı sınır-ötesi gerçekleştirilen satın alma faaliyetlerinde, iki ülke arasındaki ulusal mesafe ile örgütsel öğrenmenin satın alma oranı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ayrıca bu ilişkide örgütsel öğrenmenin moderatör rolü olup olmadığı incelenmektedir. Ulusal mesafe bu çalışmada, ülkeler arası kültürel mesafe, politik mesafe, yetenek geliştirme mesafesi ve finansal mesafeyi ifade ederken, örgütsel öğrenme; hedef ülkede alıcı şirketin daha önce kaç kere yatırım yaptığını belirtmektedir. Bu bağlamda, 2006-2015 yılları arasında taraflardan birinin Avrupalı şirketler olduğu satın alma faaliyetleri incelenmiş ve sıralı lojistik analizi uygulanarak 6092 satın alma işlemi analize dahil edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, iki ülke arasındaki politik mesafe ve yetenek geliştirme mesafesi satın alma oranını negatif etkilerken, finansal mesafe ve kültürel mesafe anlamlı olarak etkilememektedir. Ayrıca örgütsel öğrenme satın alma oranını pozitif etkilemektedir. Buna karşın örgütsel öğrenmenin ulusal mesafe değişkenleri ile satın alma oranı arasındaki ilişkide moderatör etkisine rastlanmamıştır.
Satın alma karar tarzlarının coğrafi işaretli ürün ve ulusal markalı ürün tercihleri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
Coğrafi işaret, belirli bir kimliğe sahip seneler boyu süre gelmiş ürünlerin kökenlerine atfedilmesidir. Coğrafi işaretli ürünler, bilgi birikimleriyle genişletilerek günümüze kadar gelen yöresel lezzetlerin, gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Ulusal markalı ürünler ise ülke çapında ün yapmış, tanınan markaların ürünlerini ifade etmektedir. Tüketicilerin satın alma kararlarında ve seçim yapmalarında coğrafi işaretli ürünler ve ulusal markalı ürünlere bakış açıları oldukça önemlidir. Bu çalışmada tüketicilerin satın alma karar tarzlarının, coğrafi işaretli ürün ve ulusal markalı ürün tercihleri üzerindeki etkisinin, çok kriterli karar verme yöntemlerinden birisi olan TOPSIS yöntemi ile değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın verileri yüz yüze anket yöntemi kullanılarak; Kayseri, Yozgat ve Kırşehir'de 18 yaşını doldurmuş coğrafi işaret ve ulusal markalı ürün satın alan tüketicilerden toplanmıştır. Çalışmaya toplam 391 tüketici katılım sağlamıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre coğrafi işaretli ürünlerin ve ulusal markalı ürünlerin mükemmeliyetçilik kriteri altında yer alan "ürünlerin yüksek kaliteli olması" yönündeki katılım, iki ürün çeşidi için de birinci sırada yer almaktadır. Analiz sonucunda son sırada değerlendirilen kriterler, alışverişte değişiklik arama kriterinin altında yer alan "coğrafi işaretli ürünleri kullanmaktan sıkılma" yönündeki ifade ile marka bilinci kriteri altında yer alan "ulusal markalı ürünlerin satıldığı şık mağaza ve dükkânların en uygun ürün sunmaları" ifadeleridir. Bunun yanında, çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre coğrafi işaretli ürünlere yönelik satın alma tarzları ölçeğinde, mükemmeliyetçilik kriteri ilk sırada yer alırken; son sırada marka bağlılığı kriteri yer almaktadır. Ulusal markalı ürünlere yönelik satın alma tarzları ölçeğinde ise ilk sırada marka bilinci kriteri yer alırken, son sırada alışverişte değişiklik arama kriteri yer almaktadır.
Marka mirasının marka imajı ve tüketici satın alma niyeti üzerindeki etkisinin incelenmesi
Günümüz rekabetçi pazarlarında işletmelerin firmalarını ve ürünlerini rakiplerinden farklılaştırabilmeleri kritik önem taşımaktadır. Teknolojinin ve küreselleşmenin etkileriyle ürün ve markaların çeşidinin arttığı ancak tüketicilerin tercihlerini yaparken gözetecekleri kriterler açısından farklılıkların neredeyse hiç kalmadığı görülmektedir. Bu nedenle ulusal ve/veya uluslararası pazarda güçlü ve kendini rakiplerinden farklı konumlayabilecek markalar yaratabilmek her geçen gün biraz daha önemli hale gelmektedir. Yapılan çalışmalar tüketicilerin uzun zamandır aşina oldukları markalara daha çok güvenip, daha çok tercih ettiklerini gösterdiğinden uzun soluklu başarılı işletmelerin marka kimliğinin bir boyutu olarak görülen marka mirası son yıllarda artan ilgiliyle araştırmalara konu olmaktadır. Marka mirası, esasında temel değerleri olan ve bilinen, sembolleri olan ve bilinen, geçmiş performansına ve tarihine önem veren uzun ömürlü markaları kapsayan bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı kavramsal model aracılığıyla marka mirasının, marka imajı ve tüketicilerin satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma kapsamında ölçeklerin ve modelin sınanması için Sabancı Markası seçilmiştir. Bunun nedenleri söz konusu markanın marka mirası boyutlarının tamamını sağlıyor olması ve ön çalışmada marka mirası denilince ilk akla gelen markalardan biri olmasıdır. Bu kapsam ve amaçla yapılandırılan kantitatif süreçte önceden yapılandırılmış anket formalarıyla Adana ve İstanbul illerinden 820 tüketiciden gönüllük esasına bağlı olarak veri toplanmıştır. Toplanan verilerin ayıklanması sonrasında elde edilen bulgular, marka mirasının tüketicilerin o markaya ilişkin satın alma niyeti üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca, analiz sonuçları marka mirasının marka imajı, marka imajının da tüketicilerin satın alma niyeti üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular teori, işletmeler ve tüketiciler açısından yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka mirası, marka imajı, satın alma niyeti
Keşifsel satın alma davranışı eğiliminin çevrimiçi satın alma niyetine etkisi
Geleneksel ticari iletişim ortamlarından önemli şekillerde ayrılan internet aracılığı ile alışveriş benzersiz özelliklere sahiptir. İnternet pazarlama etkinlikleri için temelde farklı bir ortam sunduğu için, geleneksel pazarlama etkinlikleri internet ortamında farklılaşmaktadır.Bireysel olarak tüketici rolündeki kişiyi, kişilik özelliklerini anlamak, tüketici davranışlarının incelenmesinde en önemli konulardan biridir. Tüketicilerin en geniş anlamıyla hedef belirleyici olmaları nedeniyle özellikle pazarlama faaliyetlerinde başarılı olmak isteyen firmalar açısından kişilerin farklı kişilik özelliklerine göre bir mal veya hizmeti satın almak için uyarılma seviyeleri farklılık gösterecektir. Kişilerde oluşan bu uyarılma onların keşifsel bilgi arama ve keşifsel ürün edinimlerine de yansıyacaktır.Bu durumda firmaların (merak uyandırmak, çeşitlilik ve yenilikler sunmak gibi) kişilerin keşif yolu ile satın alma girişiminde bulunmalarını sağlamaları gerekmektedir. Bu çalışmada çevrimiçi alışveriş süreçlerinde tüketicilerin kişilik özelliklerinden hareketle uyarılma seviyelerinde oluşan farklılar neticesinde keşifsel satın alma eğilimlerindeki faktörlerin çevrimiçi satın alma niyetlerini nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasının sonucunda; farklı kişilik özelliklerine sahip bireylerin uyarılma seviyelerinde farklılıklar olduğu ve özellikle merak, çeşitlilik, risk alma ve yenilik ile uyarılan kişilerin keşifsel satın alma davranışları eğiliminde bulunduğu ve bu bileşenlerin çevrimiçi satın alma niyeti üzerinde etkileri olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kişilik özellikleri, optimum uyarılma seviyesi,keşifsel bilgi arama, keşifsel ürün edinim eğilimi, çevrimiçi satın alma niyeti
Duygusal zekâ ve anlık satın alma davranışı ilişkisinde marka sadakatinin düzenleyici rolü
Gerçekleştirilen çalışma ile pazarlama alanında, farklı tüketici grupları için farklı taktikler geliştirme bakımından kişilerin duygusal zekâları ile anlık satın alma davranışları arasındaki ilişkide marka sadakatinin düzenleyici etkisinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu bakımdan tüketicilerin duygusal zekâ seviyelerinin bir tüketici davranışı olan anlık satın alma davranışı üzerindeki etkilerine bakılmış, bu ilişkide marka sadakatinin ne gibi bir rolünün olduğu incelenmiştir. Bu doğrultuda Gaziantep ilinde yaşayan hane halkı tüketicileri üzerinde yapılan ve hazır giyim kategorisinde alış veriş yapan toplam 956 katılımcıdan veri toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS ve AMOS istatistik programları kullanılmıştır. Analiz neticesinde, tüketicilerin sadık oldukları bir markayla karşılaşması o markayı daha fazla incelemesine ve daha güçlü bir anlık satın alma davranışı göstermesine neden olurken duygusal zekâ seviyesinin artması ile anlık satın alma davranışı gücünün zayıfladığı marka sadakatinin ise zayıflayan anlık satın alma isteğini artırdığı görülmüştür. Duygusal zekâ seviyesi yüksek olan bireylerin anlık satın alma davranışı gösterme konusunda marka sadakatinin düzenleyici etkisinin olduğu görülmüştür.
Kompulsif satın alma ve bilişsel uyumsuzluk ilişkisi: Bipolar bozukluğu olan tüketiciler üzerine bir araştırma
Tüketicilerin günümüzde ihtiyaçlarından daha fazlasını satın aldıkları, hatta ihtiyaç dışı aşırı alışveriş yaptıkları görülmektedir. Nedeni açıklanamayan, sürekli tekrarlayan takıntılı alışveriş, kompulsif satın alma kavramını ortaya çıkarmıştır. Kompulsif satın alma kontrolsüz ve engellenemez bir alışveriş dürtüsüdür. Öte yandan bipolar bozukluğu olan tüketicilerin de aynı zamanda kompulsif alıcılar olduğu görülmektedir. Bu kişiler, depresif dönemlerinde daha çok satın alma gerçekleştirip, alışverişin kendilerini daha iyi hissettirdiğini inanmaktadırlar. Bipolar bozukluğu olan kişilerin yaptıkları alışverişlerin gerçek ihtiyaçlardan çok dürtüsel olarak yapıldığı bilinmektedir. Bu nedenle, kompulsif satın alma davranışını tetikleyen dışsal faktörlerden kontrolsüz kredi kartı kullanımı ve reklama karşı tutumun kompulsif satın alma davranışı ve davranışın da alışveriş sonrası pişmanlık (bilişsel uyumsuzluk) üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılmasının amaçlandığı bu tez çalışmasında, bipolar bozukluğu olan tüketiciler üzerinde bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'nde takip edilen Bipolar Bozukluk tanılı 153 kişiden yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde betimleyici analiz ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre kontrolsüz kredi kartı kullanımının ve reklama yönelik tutumun kompulsif satın alma davranışına pozitif yönde; kompulsif satın almanın da alışveriş sonrası pişmanlık üzerinde pozitif yönde etkisi olduğu belirlenmiştir. Bipolar bozukluk tanısı olan kişilerin kompulsif tüketim yaptıkları, bu tüketimin özellikle rasyonel olmayan kredi kartı kullanımından ve reklamlardan etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca kompulsif tüketim yapan bipolar tüketicilerin yaptıkları alışverişten üzüntü ve pişmanlık duydukları da gözlemlenmiştir.
Tüketici davranışını belirleyen faktörlerden biri olarak okul öncesi (4-6 yaş grubu) çocuğun aile satın alma kararına etkisi (Akhisar uygulaması örneği)
Modern pazarlama anlayışı tüm faaliyetlerinin merkezine tüketiciyi koymuştur. Tüketicinin memnun edilmesi yolu ile uzun dönemde karlılık, günümüz modern pazarlama anlayışını benimsemiş işletmelerin amacıdır. İşletmeler istek ve ihtiyaçlarını tatmin edecekleri tüketicileri yakından tanıma gereksinimi duymaktadırlar. Aile toplumun en küçük karar birimidir. Günümüz de anne baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile yapısı yaygın olarak karşımıza çıkmakta ve bu aile içinde kararlar eşitlikçi bir yaklaşım ile alınmaktadır. Toplumun değişen sosyoekonomik yapısı, aile içindeki rollerin de değişmesine neden olmuştur. Yeni aile yapısı içinde, artık çocuklar da kararlarda söz hakkına sahip aile bireyleri durumundadırlar. Bu çalışma ile 4-6 yaş grubu çocukların ailelerin satın alma kararlarına etkileri farklı ürün grupları dikkate alınarak incelenmiştir. Ayrıca anne-babaların çocukları ile birlikte alışveriş deneyimleri ve çocukların tüketici olarak sosyalleşmesi konularında düşünceleri araştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; örneklem grubu içinde yer alan ailelerde anne ve babaların büyük çoğunluğunun 31-35 yaş aralığında ve üniversite mezunu oldukları, annelerin ev hanımı, memur ve öğretmen, babaların ise esnaf, işçi ve öğretmen oldukları görülmektedir. Örneklem büyük oranda orta gelirli, iki çocuklu, eşitlikçi ve çekirdek ailelerden oluşmaktadır. Çocuklar özellikle kendi kullanımlarında olan ürünler söz konusu olduğunda ailenin satın alma davranışı üzerinde anne babalarından daha etkilidirler. Çocukların satın alma davranışına etki eden faktörler; ihtiyaç, sosyal çevre, reklamlar, aile bireyleri, mağaza ve vitrinler, promosyonlar ve internettir. Araştırmada bu faktörlerin; ailenin tipi, annenin eğitimi ve mesleği, babanın eğitimi ve mesleği, ailenin toplam geliri, çocuk sayısı, çocuğun cinsiyeti, çocuğun marka farkındalığı, reklam mesajı farkındalığı, fiyat farkındalığı ve çocuğun bilinçli bir tüketici olması düşüncesi ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca çocukların tüketici olarak davranışları ile annenin yaşı ve eğitimi, babanın yaşı ve eğitimi, ailenin aylık toplam geliri ve çocuk sayısı arasında ilişki tespit edilmiştir. Okul öncesi eğitim aşamasında bulunan 4-6 yaş grubu çocukların araştırma evreninin kısıtlılığı çerçevesinde ailenin satın alma ve tüketim kararlarında çeşitli düzeylerde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile, Çocuk, Satın alma, Tüketici, Tüketim
Reklama yönelik tutum ve marka hatırlanırlığının satın alma niyetine etkisinin ikna bilgi modeli ile incelenmesi
İnternette ve iletişim teknolojisinde yaşanan gelişmelerle dijital reklam ortamlarının geleneksel reklam ortamlarına bir alternatif olarak önem kazandığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı geleneksel reklam ortamlarından biri olan televizyonda ve dijital reklam ortamlarından biri olan sosyal medyada ünlü veya sosyal medya fenomenleri tarafından yayınlanan marka içerikli paylaşımları; tüketicilerin bu kişilere duydukları güvenleri, ikna bilgileri, paylaşımdaki markayı hatırlamaları, reklama (paylaşıma) yönelik tutumları ve markaya yönelik satın alma niyetleri açısından karşılaştırmak ve bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerini araştırmaktır. Bu amaçla, ikna bilgi modelinden yararlanılarak gerçekleştirilen bu araştırmada araştırmanın hipotezlerini test etmek için çevrimiçi anket yöntemi kullanılarak 430 kişiden toplanan verilerle SPSS istatistik programı vasıtasıyla faktör analizi, korelasyon, regresyon, t-testi ve varyans analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, sosyal medyadaki ürün destekçiliğinde tüketicilerin ikna bilgilerinin ve markayı hatırlamalarının televizyondakine göre daha düşük olduğu ve kaynağa duyulan çekiciliğin ise daha yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca ünlülerin sosyal medya fenomenlerine göre daha çekici ve uzman olarak algılandığı, daha olumlu reklam tutumları sağladığı ve daha fazla marka hatırlanırlığına yol açtığı görülmüştür. Tüketicilerin ikna bilgileri ve kaynağa duydukları uzmanlık ve güvenilirlikleri arttıkça markayı daha iyi hatırladıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Tüketicilerin kaynağa duydukları güvenin artması reklama yönelik tutumlarının da olumlu yönde artmasına yol açmaktadır. Tüketicilerin reklama yönelik olumlu tutumları arttıkça markayı hatırlamaları ve markaya yönelik satın alma niyetleri de artmaktadır. Bununla birlikte marka hatırlanırlığının da tüketicilerin satın alma niyetleri üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu görülmüştür.
Sosyal medyadaki ağızdan ağıza pazarlama faaliyetlerinin satın alma kararları üzerine etkileri
Bir ürün ya da bu ürüne dair tüketim deneyimleriyle ilgili tüketiciler arasında gerçekleşen ve satın alma kararlarını etkileyebilen gönüllü bilgi alışverişi olarak tanımlayabileceğimiz ağızdan ağıza pazarlama iletişimi (WOM), satın alma kararlarında etkili bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu iletişim son yıllarda internet ve bilgi teknolojisindeki hızlı değişimlerle birlikte sosyal medya araçları yoluyla gerçekleşmekte ve tüketicilerin bu online bilgi alışverişleri e-WOM adını almaktadır. Bu çalışmada öncelikle etkili bir pazarlama iletişimi olan geleneksel yüz yüze WOM konusu ele alınmış, bu konu bağlamında kişilerarası iletişim incelenmiş ve WOM'u etkileyen faktörler ele alınmıştır. Aynı zamanda internet ortamındaki e-WOM kavramı ele alınmış ve bu kavram derinlemesine incelenmiştir. Gelişen internet teknolojisi ve web 2.0'ın etkisiyle ortaya çıkan e-WOM'un geleneksel WOM'dan farklılıklarına da değinilmiştir. Yine, e-WOM'un gerçekleştiği ortamlar olan ve son yıllarda son derece popüler hale gelen sosyal medya konusu detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu ortamlarda gerçekleşen pozitif ve negatif e-WOM iletişimlerinin özellikleri ve pazarlama açısından önemi ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise CBÜ öğrencilerine online ortamda bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama kısmına ait araştırmada veri toplama iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım, e-WOM mesajlarına yönelik genel algı ve tutumlara yönelik anket çalışmasından oluşmaktadır. İkinci kısım ise deneysel bir çalışmadır. Bu deneysel çalışmada sosyal medya platformlarına ve bir restoranın marka web sitesine ilişkin bir simülasyon ortamı yaratılmıştır. Katılımcılar öncelikli olarak, hayali bir restoranın web sayfası incelenmiş daha sonra ise sosyal medya platformlarında başkaları tarafından bu restorana ait mesajları okumaları ve sonrasında da verilen soruları cevaplamaları istenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, işletmelerin tüketiciyle kurdukları iletişimi geliştirmede bir alternatif olarak e-WOM mesajlarından nasıl faydalanmaları gerektiği konusunda bir yol gösterici niteliği göstermektedir.