Din psikolojisi

Bu konu başlığı altında 238 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dindarlık, benlik saygısı, yaşam doyumu arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Süleyman Demirel Üniversitesi örneği

Çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi'nde eğitim alan lisans öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 183 erkek 345 kadın olmak üzere 528 kişi katılmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde tamamlanmıştır. Çalışmada dindarlık, benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışmada dindarlığın alt boyutlarından prososyal dindarlık ile yaşam doyumu arasında anlamlı pozitif, benlik saygısı ile yaşam doyumu arasında yine anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur. Yapısal eşitlik modelinde dindarlık alt boyutlarından Allah ile kurulan ilişki ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasında bir ilişki olmadığı görülmüştür. Yine dindarlığın prosoyal dindarlık alt boyutu ile benlik saygısı arasında bir ilişki olmadığı çalışmada elde edilen diğer bir bulgudur. Çalışmada ayrıca değişkenler arasındaki ilişki cinsiyete göre de irdelenmiş olup kadın katılımcıların sonuçlarının model ile uyumlu olduğu, buna karşın erkek katılımcıların kadınlardan farklı olarak dindarlığın güç ve güven kaynağı olarak Tanrı ile ilişki alt boyutunun benlik saygısını negatif yönde anlamlı etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak kadın katılımcılarda dindarlığın her iki alt boyutunun da erkek katılımcılardan daha güçlü olduğu, katılımcıların kendi öz dindarlık düzeyi algıları ile ölçülen dindarlık düzeyleri arasında anlamlı pozitif bir ilişki olduğu, katılımcılar arasında en çok yaşam doyumunun kendisini çok dindar olarak görenler içinde ölçüldüğü, benlik saygısı ile katılımcıların göreli dindarlık düzeyleri arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı çalışmada elde edilen diğer bulgulardır.

DinDin algısıDin psikolojisi
Ayşe Betül Eser
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde dindarlıkla akademik başarı düzeyi arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Süleyman Demirel Üniversitesi örneği

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde dindarlıkla akademik başarı düzeyi arasındaki ilişkinin, üniversite öğrencilerinin akademik başarı düzeylerinin farklı demografik özelliklere ve öğrencilerin dindarlık düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Çalışmada, katılımcılara ait demografik değişkenlere dair bilgilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", akademik başarı ve dindarlık düzeylerinin ölçülebilmesi için "Üniversite Öğrencileri İçin Akademik Başarı Envanteri Ölçeği" ve "Münchner Motivasyon Dindarlık Ölçeği" kullanılmıştır. Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği araştırmada, değişkenler arası ilişkiyi ortaya koymak maksadıyla "ilişkisel tarama modeli", ortaya konan ilişkiyi açıklamak içinse "betimsel yöntem" tercih edilmiştir. Araştırmanın evreni, Isparta ili Süleyman Demirel Üniversitesi, örneklemi ise Süleyman Demirel Üniversitesi'nde farklı fakültelerde öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileridir. Araştırmada, bu evren içerisinden, tesadüfi örnekleme yöntemi ile 333 kadın ve 168 erkek olmak üzere toplam 501 katılımcı seçilmiştir. Çalışma verileri, katılımcılara elektronik ortamda ulaştırılan online anket formları aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS İstatistiki Analiz Programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, dindarlıkla akademik başarı arasında anlamlılık düzeyinde bir ilişki olmadığı, kadınların erkeklerden, 20, 21 ve 24 yaş ve üzeri olanların 23 yaşında olanlardan, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin, Eğitim ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakülteleri dışındaki fakülte öğrencilerinden, 1. 2. ve 3. Sınıfların 4. ve 5. Sınıflardan, devlet yurdunda kalanların kiralık ev/apartta kalanlardan, aile gelir durumu orta olanların, aile gelir durumu yüksek olanlardan daha dindar olduğu gözlemlenmiştir. Akademik başarıda cinsiyet, yaş, sınıf, barınma ve aile gelir durumunun anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. İnsan ve Toplum Bilimleri ve İletişim Fakültelerinin akademik başarıları ise İlahiyat Fakültesi ve Sağlık Bilimlerinden (Tıp, Eczacılık ve Diş hekimliği) daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.

Akademik başarıDin psikolojisi
Seyidhan Kalkan
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerin dindarlık düzeyleri ile yaşam doyum düzeyleri ve mental iyi oluş halleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın temel gayesi, yetişkin bireylerin dindarlık düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri ve mental iyi oluş halleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu gaye doğrultusunda değişkenler arası ilişkiler incelenmiş, sosyo-demografik değişkenler temelinde oluşturulan gruplar arasında farklılaşma olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışmanın örneklemini, Isparta ilinde yaşayan 18 yaş üstü 301 yetişkin bireyden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından kişisel bilgi formu düzenlenmiştir. Dindarlık düzeyleri ile yaşamdan aldıkları doyum ve mental iyi oluş halleri ile ilişkiyi ölçmek üzere; motivasyonel dindarlık ölçeği, yaşam doyum ölçeği ve mental iyi oluş ölçeği uygulanmıştır. Bu bağlamda dindarlık düzeyleri ile yaşam doyumu ve mental iyi oluş halleri arasındaki ilişki de yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, geçmiş yaşantılarında karşılaştıkları travmatik anılar gibi değişkenler arasındaki farklılaşma durumu da araştırılmıştır. Değerlendirmede Dindarlık, Yaşam Doyum ve Mental İyi Oluş ölçeklerinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, Isparta İlinde Yaşayan 18 yaş üstü yetişkinlerden oluşmuştur. Araştırma örneklemi 301 yetişkin bireyden oluşuyor. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması olarak yoğunlaştığı (%33,2) 41-50 yaş aralığıdır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 25.0 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada frekans (f), yüzde (%), ortalama (X̄), standart sapma (SS), minimum ve maksimum değerler tanımlayıcı istatistikler olarak kullanılmıştır. Çalışmada iki grup karşılaştırmalarında "bağımsız örneklem t testi" üç ve üzeri grup karşılaştırmalarında "ANOVA" testi kullanılmış, grup farkı için Post Hoc testi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Yetişkin bireylerin motivasyonel dindarlık düzeyi ile yaşam doyumu arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Yetişkin bireylerin motivasyonel dindarlık ve alt boyutları(Prososyal ve Dini-Entelektüel Sorumluluk ve Güç ve Güven Kaynağı Olarak Tanrı ile İlişki) ile Mental İyi Oluş arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dindarlık, Dindarlık Düzeyi, Yaşam Doyumu, Mental İyi Oluş Hali, Yetişkinlik.

Din psikolojisiEğitim psikolojisiPozitif psikoloji+2
Yusuf Basri Aslan
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk çağı travmalarının bireylerin ahlaki olgunluk düzeyine etkileri üzerine bir araştırma: Isparta örneği

Bu çalışmada amaç çocukluk çağı travmalarının bireylerin ahlaki olgunluk düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma evreni, Isparta ilidir. Örneklem ise Isparta ilinde ikamet eden 352 kişidir. Araştırmada, araştırmacının hazırladığı Kişisel Bilgi Formu ile katılımcıların demografik bilgilerine ait veriler elde edilmiştir. Katılımcıların çocukluk çağı travma düzeyleri Çocukluk Çağı Travma Ölçeği ile, ahlaki olgunluk düzeyleri ise Ahlaki Olgunluk Ölçeği ile belirlenmiştir. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcılara ait veriler online anket formları ile elde edilmiştir. Çalışmada iki grup karşılaştırmalarında Bağımsız Örneklem T Testi kullanılırken üç ve üzeri karşılaştırmalarında ANOVA kullanılmıştır. Parametrik testlerin kullanıldığı durumlarda grup farklılıkları için post hoc testi uygulanmış ve gruplar arasındaki farkların tespiti için Bonferroni metodu tercih edilmiştir. Ahlaki Olgunluk ile Çocukluk Çağı Travmaları ve alt boyutlarının arasındaki ilişki parametrik test yöntemlerinden "Pearson Korelasyon" analizi ile ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları, çocukluk çağı travmaları düzeyi yükseldikçe ahlaki olgunluk düzeyinin düştüğünü ortaya koymuştur. Çalışmanın bulguları, çocukluk çağı travmalarının demografik özellikler ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Eğitim düzeyi düştükçe, gelir durumu azaldıkça, ailenin bütünlüğü bozuldukça, kırsal kesimde yaşama oranı arttıkça ve dindarlık düzeyi azaldıkça çocukluk çağı travmalarının sıklığı artmaktadır. Cinsiyet değişkeninin çocukluk çağı travmaları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların ahlaki olgunluk düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterme durumu ise şöyledir: Cinsiyet ve anne-baba birlikteliği değişkenleri ahlaki olgunluk düzeyi üzerinde bir etkiye sahip değildir. Eğitim durumu değişkeninde eğitim durumu ilkokul olanlar, eğitim durumu ortaokul, lise, ön lisans, lisans ve lisansüstü olanlardan daha düşük ahlaki olgunluk düzeyine sahiptir. Gelir durumunda yüksek gelire sahip olanlar, düşük ve orta gelire sahip olanlardan daha yüksek ahlaki olgunluğa sahiptir. Yaşamın büyük çoğunluğunu köy ve kasabada geçirenler belde, ilçe merkezi ve il merkezinde geçirenlerden daha düşük ahlaki olgunluktadırlar. Algılanan dindarlık değişkeninde dindar değil ve az dindar olanlar, dindar ve çok dindar olanlardan daha düşük düzeyde bir ahlaki olgunluk düzeyine sahiptirler.

Ahlaki olgunlukDin psikolojisiÇocukluk çağı travmaları
Melike Nur Çetinkaya
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde ebeveyn tutumları ile Tanrı tasavvuru ve eleştirel düşünme becerisi arasındaki ilişki (SDÜ ve ISUBÜ örneği)

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn tutumlarının ve eleştirel düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada; katılımcıların demografik değişkenlerine dair bilgilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", üniversite öğrencilerinin algıladıkları anne-baba tutumlarının belirlenmesi için "Ebeveyn Tutumları Ölçeği", Tanrı ile ilgili algılarını ölçmek için "Tanrı Tasavvuru Ölçeği" ve eleştirel düşünme becerilerine hangi düzeyde sahip olduklarını ölçmek için "Eleştirel Düşünme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi 2024-2025 bahar döneminde farklı fakültelerde öğrenim gören öğrencilerdir. Çalışmada belirtilen evren içerisinden tesadüfi örnekleme yöntemi ile 181 kadın 91 erkek olmak üzere toplam 272 katılımcı seçilmiştir. Çalışma verileri, katılımcılara sanal ortamda ulaştırılan online anket formları aracılığıyla elde edilmiştir. Toplanan veriler, IBM SPSS 25.0 İstatistik Analiz Programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Tanrı tasavvurunun demografik değişkenler ile arasında anlamlı farklar olduğu bulunmuştur. Tanrı tasavvurunun cinsiyet değişkeninden anlamlı düzeyde etkilendiği, kadın katılımcıların Tanrı tasavvurlarının sevgi odaklı olduğu, erkek katılımcıların ise Tanrı'yı korku yönelimli algıladıkları gözlemlenmiştir. Okul dışında din eğitimi alan bireylerin almayanlara göre daha olumlu; yine din eğitimini sevgi merkezli alan bireylerin baskı ve korku merkezli alanlara göre de daha olumlu Tanrı tasavvurlarına sahip oldukları görülmüştür. Eleştirel düşünme becerilerinde ise demografik değişkenlerden cinsiyet açısından sadece "analitiklik" alt boyutunda erkek katılımcılar lehine, sınıf düzeyi değişkeninde ise 4. sınıflar lehine anlamlı sonuçlar olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların algıladıkları ebeveyn tutumları ise demografik değişkenlerden etkilenmemekle birlikte din eğitiminin veriliş biçiminin algılanan ebeveyn tutumlarını anlamlı düzeyde etkilediği görülmüştür.

Ana-baba tutumuDin psikolojisiEleştirel düşünme
Hatice Gürdal
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fahreddin er-Râzî'de güdüler ve insan fiillerine etkileri

Bu çalışmada kelâm tarihinin en önemli tartışmalarından olan "insan fiilleri" meselesi, İslâm düşünce tarihinin köşe taşı isimlerinden Fahreddin er-Râzî düşüncesinde devâî ve savârıf gibi merkezi güdüler üzerinden semantik ve analitik bir okuma ile tahlil edilmeye çalışılmıştır. Konunun kelâm disiplininden önce muhtelif havzalarda cereyan etmesi sebebiyle, çalışmanın birinci bölümünde kavramların tarihi arka planına odaklanarak Râzî öncesinde atfedilen manalar irdelenmektedir. Tarihsel sürecin sunulmasının akabinde, devâî ve savârıf terimlerinin derinlemesine tahlilinin yapıldığı kavramsal çerçeve kısmında Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler başta olmak üzere nakli kaynaklardan yola çıkarak, kavramların Arap literatüründe ve birincil sözlük kaynaklarında nasıl ele alındıkları, mantıkî tutarlılıkları, disiplinler arası değişken tanımları, mezhepsel temellendirmeleri, toplumsal düzeyde nasıl kullanıldıkları ve benzer manalar ifade eden ıstılahî cihetleri izah edilmiştir. Çalışmanın ikinci ve ana bölümünde ise Râzî düşüncesinde güdü mefhumu, insan davranışlarına etkisi, kelâm ilmi bağlamında problematize edilen hususlardaki işlevselliğinin imkânı, psikoloji kuramlarıyla benzer yönleri ve çağdaş yaklaşımlarla irtibatı işlenerek mütekellimin bu husustaki fikriyatı açığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.

Din psikolojisiHadisKelam+7
Büşra Çakırhan
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet ve dindarlık ilişkisi- Ağrı örneği

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyet algılarına ilişkin meseleler hem psikolojik hem de dini söylemlerde temel tartışma konuları olmaya devam etmektedir. Bu tartışmalar dil, etnik köken, coğrafya, ebeveyn eğitimi ve din gibi diğer sosyo- kültürel değişkenlerden ayrı tutulamaz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Türkiye'de toplumsal cinsiyet konusunu incelerken bu faktörleri hesaba katmak elzemdir. Ağrı'da ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde bu konuda karşılaştırılabilir bir tez çalışmasının olmaması, bu araştırmanın temel motivasyonunu oluşturmuştur. Bu çalışma, toplumsal cinsiyet algılarının şekillenmesinde aile dinamiklerinin önemini vurgulamaktadır. Çalışma, teorik çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliğine hem muhalefeti hem de desteği vurgularken, İslami feminizmin kadın sorunlarına bakış açısını ve bu sorunlara önerdiği çözümleri araştırmaktadır. Çalışmanın ampirik bileşeni, Ağrı'da ikamet eden bireylerin dindarlık ve toplumsal cinsiyet algılarına odaklanmaktadır. Toplam 352 katılımcıya (160 erkek ve 192 kadın) Dini Tutum Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 27.0 kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, dindarlık düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla daha yüksek dindarlık düzeyleri sergiledikleri tespit edilmiştir. Hipotezler daha sonra bu sonuçlar ışığında analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dindarlık, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği.

CinsiyetDin psikolojisiSosyoloji+1
Muhammed Kadir Atila
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimlerinin Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmesi

Bu araştırmada, günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimleri Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul'un Üsküdar, Kağıthane, Kadıköy, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerinde, Sakarya'nın Ferizli, Kocaeli'nin İzmit ve Ankara'nın Yenimahalle ilçesi oluşturmaktadır. Çalışmaya 52 erkek, 48 kız çocuğu olmak üzere toplam 100 çocuk katılım sağlamıştır. Çocuklar yaşlarına göre 20'şerli gruplara ayrılmıştır. 4-5 yaş çocukları; 6-7 yaş çocukları; 8-9 yaş grup çocukları aynı gruplar içerisinde; 10 yaş ve 11 yaş çocukları münferit gruplar halinde incelenmiştir. 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı düzeyleri, Sözer Çapan (2005) tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve ahlaki yargı ölçeğine göre belirlenmiştir. Bu araştırmada, ilişkisel tarama prototipi adı verilen bir nicel inceleme metodu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2023 Nisan ayında araştırmacı tarafından toplanmış olup bunun için gerekli izinler alınmıştır. Bu süreçte, her çocuğa şahsi olarak ölçekte yer alan hikayeler anlatılmış, çocuklara belirlenen sorular sorulmuştur. Daha sonra cevaplara göre "Ahlaki Yargı Ölçeği (AYÖ)" doldurulmuştur. Söz konusu uygulama her çocuk için ortalama olarak 20-25 dakika arasında sürmüştür. Veri toplama sürecinde 4-11 yaş aralığındaki çocuklardan elde edilen veriler IBM SPSS programı ile incelenmiştir. Araştırmamızın alt problemleri doğrultusunda ahlaki yargı ölçeğine ilişkin betimsel istatistikler; ahlaki yargı ölçeğine ilişkin araştırmaya katılan 4-11 yaş aralığındaki çocukların elde ettikleri puanların cinsiyet, yaş, kardeşinin olup olmadığı durumu, anne babanın eğitim seviyesi değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak adına t testi; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiştir.

Ahlak gelişimiAhlaki davranışAhlaki yargı+4
Büşra Ertan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanal gerçeklik ortamı ile uyarılmış pozitif huşu ve tehdit edici huşunun özgecilik üzerindeki etkisinde gruplararası ilişkiler

Keltner ve Haidt'in (2003) prototipik huşu modeline göre huşu, iki merkezi -genişlik ve akomode etme ihtiyacı- özelliğe sahip ve beş periferik -tehdit, güzellik, yetenek, erdem, doğaüstülük- özellik ile ilişkili olan kompleks bir duygudur. Bu araştırma kapsamında, Yaden ve ark. (2018) tarafından, prototipik huşu modelinden bu yana yapılan deneysel araştırma bulgularına dayalı olarak geliştirilen AWE-S'in Türkçe uyarlaması (HDDÖ) yapılmıştır. AFA uygulaması sonucunda ölçekteki 16 maddenin 4 alt boyutta toplandığı ve faktörlerin, toplam varyansın %82.379'unu açıkladığı görülmüştür. HDDÖ (α=.92) bireylerin hissettikleri anlık huşu duygusunu, değişmiş zaman algısı (α=.82), bağlanılmışlık (α=.96), genişlik (α=.94) ve akomode etme ihtiyacı (α=.93) olmak üzere dört boyutta ölçmektedir. Araştırmalar, huşu deneyimlerinin özgecilik üzerindeki pozitif etkisine vurgu yapmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, VR ortamı ile uyarılmış tehdit edici huşu (TEH) ve pozitif huşu (POH) deneyimlerinin, özgecilik (para bağışlama senaryosu ile ölçülen) üzerindeki etkisini iç grup- dış grup ayrımına dayalı olarak ölçmek ve POH/TEH uyaranlarının dini bağlamda pozitif (DİPOH)/dini bağlamda tehdit edici (DİTEH) olarak sunulduğu koşulda özgecilik üzerindeki etkilerini ele almaktır. İki başörtülü kadın grubu, DİPOH/DİTEH koşulları için POH/TEH uyaranları sunulmadan önce teorik olarak bu uyaranlar ile içerik bakımından ilişkili olduğu düşünülen Kur'ân-ı Kerim'deki ayetlere maruz bırakılmıştır. Literatürde TEH ve POH deneyimlerini uyarmada güçlü etkileri olduğu bulgulanan VR içerikleri (POH için doğa manzaralarını, TEH için volkan patlamalarını içeren) kullanılmıştır. 6 deney ve 2 kontrol koşulundan oluşan bir deney tasarlanarak 112 kadın katılımcı (70 başörtülü/42 başörtüsüz kadın) ile bu araştırma yürütülmüştür. POH, TEH ve kontrol koşullarındaki katılımcıların dış gruba yönelik özgeci davranış ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Fakat kontrol koşullarındaki katılımcıların iç gruba yönelik özgeci davranışlarının huşu koşullarındaki katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu ve DİPOH/DİTEH koşullarında TEH ve kontrol koşullarına kıyasla dış gruba yönelik özgeci davranışların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu görülmüştür. Bulgular, ilgili huşu modelleri ve gruplararası ilişkiler kuramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gruplararası İlişkiler, Huşu, Özgecilik, Pozitif Huşu, Tehdit Edici Huşu

Din psikolojisiPozitif psikolojiSosyal psikoloji+1
Mehmet Akif Aydın
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türbe ziyaretleri ve manevi destek ilişkisi üzerine bir araştırma: Aziz Mahmut Hüdai Türbesi örneği

İnsanlık yaşamın anlamını arama, bulma, koruma, bu anlamı yeniden hatırlama, değiştirme ve dönüştürme çabasıyla yaşar. Din, insanoğlu var olduğundan beri onun bu anlam arayışının bir parçası olarak onunla birlikte varlığını sürdürmüştür. İnsan yaşadığı yalnızlık, çaresizlik, korku, keder, hastalık, kayıp, musibet ve felâketler karşısında ona ümit, teselli ve güven verebilecek bir sığınak aramıştır. Kutsalla kurulan bağ insana acı ve üzüntüler karşısında dayanma gücü sağlamıştır. Türbeler insanların maddi manevi sıkıntılardan kurtulmak ve ibadet etmek için ziyaret ettiği kutsal mekanlardır. Türbeleri ziyaret amaçları göz önünde bulundurulduğunda, insanların hayatlarında önemli kırılma noktalarına denk düşen zamanlarda türbe ziyaretleri yaptıkları dikkat çekmektedir. Araştırmanın amacı, din psikolojisi bağlamında türbeleri ziyaret etmenin, ziyaret edenlere manevi destek yönüyle nasıl bir etkisinin olduğunu ve türbelerle manevi destek arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını anlamaktır. İstanbul'da Eyüp Sultan Türbesi'nden sonra en çok ziyaret edilen türbe olması nedeniyle Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi araştırma sahası olarak seçilmiştir. Türbeyi ziyaret eden 25 kişiyle mülakat yapılmıştır. Türbe ziyaretleri ve manevi destek ilişkisini ortaya koymaya yönelik bir çerçeve çizilmiştir. Elde edilen verilere dayalı olarak din psikolojisi açısından türbe ziyaretleri ve manevi destek arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik betimsel analiz yapılmıştır. v Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Manevi Destek, Popüler Dindarlık, Türbe, Türbe Ziyareti.

Aziz Mahmud HüdayiAziz Mahmud Hüdayi KülliyesiDin psikolojisi+4
Naile Gül Narçın Demir
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketici dindarlığı ve alışveriş tutumu üzerine bir inceleme

Geçmişten günümüze, dini inançların inanan birey üzerinde çok yönlü bir etki gücüne sahip olduğu görülmektedir çünkü din, insanhayatına nüfuz ettiği ölçüde bireyin duygu, düşünce ve davranışının şekillenmesinde rol oynar. Bu çerçevede dinin insan üzerindeki etkisi sadece namaz, oruç, hac gibi ibadet eksenli ritüellerle sınırlı olmayıp gündelik hayata dair davranışlarda da görülmektedir.Bu bağlamda göze ilişen olgulardan biri tüketim davranışıdır. Dolayısıyla dini inançların etkili olduğu insan davranış türlerinden biri de tüketim tutum ve tercihleridir. Bu araştırmada dindarlık ve tüketim davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Gıda ve kıyafet gibi zaruri ihtiyaçlardan eğlence ve tatil gibi bazen lüks kabul edilen tüketim tutumu ve tercihleriyle dindarlık arasında nasıl bir ilişki vardır? Tüketici tutum ve tarzlarında dindarlığın rolünü inceleyen bu nicel araştırma kapsamında 1106 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların tüketici tarzlarını belirlemek için Sproles ve Kendall (1986) tarafından geliştirilen Tüketici Tarzları Envanteri (TTE) ve dindarlık düzeylerini ölçmek için araştırma kapsamında tarafımızca geliştirilen Dini TutumÖlçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS- 24 programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerin arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı belirlemek için Anova ve bağımsız grup t-testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Dini Tutum Ölçeği (DTÖ) puanları ile Tüketici Tarzları Envanter (TTE) puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu ilişkinin mahiyetine baktığımızda dindarlık ile tüketici tarzlarının alt faktörlerinden Marka Odaklılık, Yenilik-Moda Odaklılık, Düşünmeden AlışverişYapma, Alışkanlık (marka bağlılığı), Bilgi Kargaşası Yaşamaile negatif yönde;Fiyat Odaklılık ve Alışverişten Kaçınma alt faktörleri ile pozitif yönde ilişki olduğubelirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise dini inançların araştırmamıza katılan bireylerin gıda, kıyafet, tatil ve banka tercihlerinde en belirleyici faktör olduğudur. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın örneklemi bağlamında dindarlığın tüketim tarzve tercihleri üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Psikoloji, Dindarlık, Tüketim, Tüketici Dindarlığı, Tüketim Tarzları

Alışveriş davranışlarıDinDin psikolojisi+7
Ayşenur Barak
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma, maneviyat ve psikolojik iyi oluş arasında ki ilişkiyi deneysel olarak inceleyen Türkiye'de ki ender çalışmalardan biridir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Özel Bir Anadolu Lisede eğitim gören 9., 10, 11, ve 12. sınıf öğrencileri ile çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunda 11 erkek 13 kız olmak üzere toplam 24 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öntest, sontest ve izleme teslerinden oluşan deney ve kontrol gruplarından oluşan deneysel bir araştırmadır. Katılımcıların psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada deney gruba ile çevrimiçi 6 haftalık psiko-eğitim çalışması ile haftada bir kez olacak şekilde oturumlar yapılmış ve iki ay sonra izleme testi ile birlikte veri toplama işlemi tamamlanmıştır. Verilerinin analizinde parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak, hipotezlerin sınanması Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney grubunda katılımcıların son testinde ön test puanlarına göre Psikolojik İyi Oluş düzeylerinin anlamlı düzeyde artığı bulunmuştur. Sontest ölçümünden 2 ay sonra katılımcılara izleme testi yapılmış ve deney grubunda maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının etkisinin katılıcılarda etkisinin devam ettiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının, psikolojik iyi oluşa anlamlı düzeyde pozitif katkısı ve sürdürülebilir bir etkisi olduğu gösterilmiştir. Covid-19 salgının küresel krizine rağmen, maneviyatın bireylerin psikolojik açıdan güçlü kalmalarını sağladıkları gözlemlenmiştir. Bunun yanında metaforik hikayelerin psiko-eğitim çalışmalarında kullanımının verimliliği ortaya konulmuştur. Böylece bu çeşit bir metodun psikolojik danışmanlar tarafından uygulanacak psiko eğitim ve psikolojik danışma oturumlarında kullanabileceği gösterilmiştir.

Din psikolojisiHikayeLise öğrencileri+6
Cihat Bozkurt
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Exploring the contributions of islamic thought to psychotherapy: A thematic analysis of Islamically integrated psychotherapy practitioners

The religion of Islam has never been seen as only a set of certain practices and beliefs in any period of time since its beginning. On the contrary, Islam has built a civilization that encompasses all of life and draws perspectives on human belief in every aspect. While this civilization built an ontological basis on human existence, it also focuses on the processes of obtaining information epistemologically. The relationship between religion and life has been severed in the modern period and this rift has expanded in every field of the social sciences. Psychology, which is one of these fields, is on the verge of abandoning religion or spirituality. Although the foundations of this break are deeper and more philosophical, it is a much more practical way to start from its reflections. Islamic thought, which can make a significant contribution especially in terms of psychotherapy, is currently ignored and not given enough attention. In this study, thematic analysis of interviews with 8 therapists who incorporate Islamic principles into their psychotherapy was conducted. A total of 22 themes were found in 5 categories. These five categories (integration of specific methods of Islamic thought into psychotherapy, integration of specific methods of other therapy methods with the Islamic psychology approach, difficulties in transferring Islamic thought to therapy, the importance of applying Islamic thought to the therapy setting and the contributions of transferring Islamic thought to the therapy environment in clinical psychology) are analyzed and discussed within this dissertation. Finally, the contributions of these themes to the current situation and future were discussed.

Religious psychologyPsychologyPsychotherapy+2
Muhammed Furkan Cinisli
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik dönemi dini obsesif kompulsif bozukluk (OKB): Din eğitimi alan öğrenciler üzerine karşılaştırmalı bir inceleme

Obsesyonlar bireylerin günlük yaşayışlarını etkileyen bastırılamayan, tekrarlayıcı düşünceler, dürtülerdir. Kompulsiyonlar ise bu düşüncelere bağlı olarak kaçınmayla ortaya çıkan, yineleyici eylemlerden oluşan ruhsal problemlerdir. OKB'nin bir türü olan dini OKB ise bu bozukluğun dini içerikli unsurlar içerdiği halidir. Bireyin günlük yaşamını olumsuz yönde etkilediği gibi dini yaşantısını da sekteye uğratabilmektedir. İstanbul'da Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve Hafızlık eğitimi veren kurumlarda dini eğitim alan 13-15 yaş arası ilk ergenlik dönemindeki gençlerde dini OKB eğilimi ve din eğitimi açısından karşılaştırılması araştırmanın temel konusudur. OKB ve dini OKB hakkında bilgi vermek, ergenlik dönemi gelişim evrelerini incelemek, Türkiye'de dini OKB konusunu ele alan ampirik çalışmaları tespit etmek, OKB ve dini OKB düzeyi açısından Erken ergenlik döneminde din eğitimi alan öğrencilerin aldıkları dini eğitime, hafızlık yapma durumuna, bazı demografik değişkenlere, anne-baba yetiştirme tarzına ve din eğitimi/ hafızlık eğitimi alınan din eğitimcisinin eğitim tarzına göre karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Dini OKB temelinde literatürdeki çalışmaların yetersiz olması, hafızlık öğrencileri üzerinde dini OKB ekseninde müstakil bir çalışmanın bulunmaması, erken ergenlik döneminde ortaya çıkma eğiliminde olan OKB'nin bu dönemdeki katılımcıların örneklem olarak seçilmesi bu araştırmayı önemli kılmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi anketi, OK Ölçeği, Penn Dinsel Obsesyonlar Ölçeği, Dini Kompulsiyonlar Ölçeği uygulanmıştır. Veriler Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve hafızlık eğitimi veren kurumlarda öğrenim gören 13-15 yaş arasındaki ergenlerin rastgele seçilmesi ile elden toplanmıştır. Dini eğitim alınan kuruma göre OKB ve dini OKB düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmiştir. Hafızlık yapma durumuna göre hafızlık yapanlarda OKB ve dini OKB düzeyi diğerlerine göre daha düşük olarak tespit edilmiştir. Demografik değişkenler, anne-baba yetiştirme tarzı, din eğitimcisinin yetiştirme tarzı açısından OKB ve dini OKB düzeyleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.

Din eğitimiDin psikolojisiDini takıntı+7
Burcu Gül Gürbüz
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam düşünce geleneğinde hüzün

İnsan hayatta iyi ya da kötü olaylar yaşar. Bu olaylar neticesinde kaçınılmaz olarak birbirinden farklı duyguları hisseder. Mutluluk, huzur, heyecan, umut gibi olumlu duygular insan hayatında olduğu kadar hüzün, depresyon, melankoli ve yas gibi duygular da hayatın bir gerçeğidir. Biz bu çalışmada "hüzün" duygusunu ele aldık. Bu çerçevede ilk önce hüzün ve komşu (melankoli, depresyon ve yas) kavramlar konuya giriş mahiyetinde psikolojik açıdan ele alınmıştır. Daha sonra, bu çalışmanın ana konusunu teşkil eden İslam düşünce geleneğinde hüzün konusuna yaklaşım ele alınmıştır. Bu bağlamda önce Kur'an ve sahih hadisler incelenmiş, ardından Kindî'den Muhyî-yi Gülşenî'ye uzanan klasiklerde yer alan hüzün risaleleri ve ek olarak, tasavvuf geleneğinde hüzne yaklaşım ele alınmıştır. Çalışmamızda son olarak İslam düşünce geleneğinde hüzünle ilgili dinî, felsefî ve tasavvufî yaklaşımların maneviyat danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerinin teori ve pratiğine katkı sağlama imkânı tartışılmıştır.

Din psikolojisiDini danışmanlıkDini rehberlik+7
Rabia Yılmaz
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nöroteoloji ve dini deneyim

Bu çalışma nörolojik olarak dînî deneyimi ve Tanrı'nın varlığını hissetme durumu gibi spritüel birçok konuyu bilimsel olarak inceleyen nöroteoloji bilim dalının dînî deneyimle ilgili kısmını araştırmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda nöroteolojinin kapsadığı nöroloji, teoloji, biyoloji ve psikoloji alt bilim dallarından faydalanıp konuyla bağlantılı kısımlarını ele alarak meseleye açıklık kazandırılacaktır. Nöroteoloji yakın zamanda ortaya çıkan ve gelişmekte olan bir alan olmakla birlikte son dönemde kullanılan beyin tarama aletleri ile kayda değer sonuçlar elde edilmiştir. Bununla beraber bilim insanları çok eski dönemlerden beri beyni ve beynin fonksiyonel bozukluğu sebebiyle ortaya çıkan hastalıkları ele alan eserler kaleme almışlardır. Bu anlamda konuyla ilgili ilk ve önemli isimlerden biri olarak Kamilu's Sınaatu't Tıbbiyye adlı eseri ile Ali b. Abbas el-Mecusi'yi görüyoruz. Tezimizde dînî duygu, düşünce ve deneyimlerin beyinde nörolojik olarak hangi bölgelere etki ettiği veya hangi beyin bölümlerinin bu işlemlerden sorumlu olduğunun ele alınmasının yanı sıra beyin süreçlerinin bilincimize etki etmesi yönüyle de bilinç konusuna değinilmiştir. Bu çerçevede dînî deneyimin zihne ait bir konu olması ve kişinin kendisine ait öznel bir tarafı olması sebebiyle açıklanmasının zor hatta imkânsız bir mesele olduğu vurgulanmıştır. Bununla birlikte bu alanda birçok bilim adamı yaptıkları deney ve araştırmalar ile farklı modellemeler üretmişlerdir. Özellikle mânevî ve mistik deneyim esnasında beyin üzerinde gerçekleştiren deneylerde görüntüleme cihazları ile elde edilen bilgiler nöroteolojinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Beyin, dinî deneyim, nöroloji, nöroteoloji, psikoloji, tanrı.

BeyinDeneyimDin+5
Seray Yıldız
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dinî Obsesif Kompulsif Bozukluk eğilimi: Üniversite öğrencileri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Giriş: Geçmişten günümüze çeşitli psikopatolojiler insanların yaşamını etkilemiştir. Bunlardan biri de obsesif kompulsif bozukluğun (OKB'nin) bir alt türü olan dinî OKB'dir. Dinî OKB, insanların dinî yaşam kalitesini düşüren ve dinle olan olumlu ilişkilerini sekteye uğratan bir psikopatolojidir. Konu: Çanakkale ve İstanbul illerinde İlahiyat/İslami İlimler, Tıp, Sağlık Bilimleri ve Eğitim Bilimleri Fakültelerinde okuyan öğrencilerdeki dinî OKB eğilimi araştırmanın konusudur. Amaç ve Önem: OKB ve dinî OKB eğiliminin bazı sosyodemografik değişkenlerle ilişkisini belirlemek; dinî obsesyon eğiliminin dinî bilgi edinilen yer ve kendini dinî inanç açısından değerlendirme ile ilişkisini belirlemek ve OKB ve dinî OKB ile çocuk yetiştirme tarzları arasında ilişki bulunup bulunmadığını tespit etmek araştırmanın amaçlarıdır. Dinî OKB'li bireylerin çoğunlukla semptomlarını gizlemesi nedeniyle geç tanı aldığı ve bu psikopatolojinin yirmili yaşlarda başladığı göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırmanın dinî OKB tanısı almayan genç örneklemde dinî OKB eğilimini ortaya çıkarması açısından ehemmiyetli olduğu düşünülmektedir. Yöntem: Nicel türde yapılan bu araştırmada veriler, 2020-2021 eğitim öğretim yılında; Tıp, Sağlık Bilimleri, Eğitim Bilimleri ve İlahiyat/İslami İlimler fakültelerinde okuyan üniversite öğrencilerinin çevrimiçi olarak katılımına sunulan anket formuyla toplanmıştır. Veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sosyodemografik bilgi formu, OKB eğilimi ölçeği (BOCS), penn dinî obsesyonlar ölçeği (PIOS) ve dinî OKB eğilimi ölçeği araştırmada kullanılan veri toplama araçlarıdır. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri ile dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Katılımcıların üniversite alanları ile OKB eğilimi ve dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların dinî bilgilerini edindikleri yer ile dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların kendilerini dinî inanç açısından değerlendirmeleri ile OKB ve Dinî OKB eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anne ve babanın çocuk yetiştirme tarzına göre OKB eğilimi ölçeği, Penn Dinî Obsesyonlar ölçeği ve Dinî OKB eğilimi ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Din psikolojisiObsesif inanışlarObsessif kompülsif bozukluk+3
Sümeyye Bilgin
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kader algısı ile otoriteryen kişilik arasındaki ilişki üzerine bir inceleme

Bu araştırmada yıkıcı davranış dinamikleri ile bağlantılı olarak II. Dünya savaşı sırasında ve sonrasında sosyal psikolojide ele alınan otoriteryanizm (yetkeci kişilik) ile teistik kader algısı arasındaki ilişki üzerinde odaklanılmıştır. Araştırma, "katı, dogmatik, hoşgörmez ve itaatkâr" özellikleri içinde barındıran davranış biçiminin teistik kader algısı ile arasında ne tür bir ilişki olduğunu açığa çıkarmayı ve böylece bu değişkenlerin arasındaki ilişkileri anlamada bazı bulgulara ulaşarak ileride konuyla ilgilenecek olan araştırmacılar için yol göstermeyi hedeflemektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 18-65 yaş arası 500 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların % 29,8'i erkek, % 70,2'si kadındır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, "Dindarlık Ölçeği", "Teistik Kader Algısı Ölçeği" ve "Sağ Kanat Yetkeciliği Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada kader algısı, otoriteryen (yetkeci) kişilik ve sosyo-demografik değişkenler arasında ilişkiler tespit edilmiştir. Otoriteryen kişilik ile sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kaderci tutum ile otoriteryen kişilik arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilirken, özgür iradeci tutum ile otoriteryen kişilik arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca dindarlık düzeyi ile otoriteryen kişilik ve teistik kader algıları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular yaşamda karşılaştığı olaylar karşısında kendini pasifleştirerek olayları Allah'a yükleyen kaderci tutumun otoriteryen kişilik ile doğru orantılı; yaşamda kendine aktif pozisyon tayin eden özgür iradeci tutumun otoriteryen kişilik ile ters orantılı olduğunu göstermektedir.

DeterminizmDin psikolojisiKader+5
Büşra Korkmaz
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenler ve ebeveynler gözüyle ergenlerde deizm yönelimi: İnanç gelişimi üzerine bir inceleme

Her çağın beraberinde getirdiği birtakım olgular bulunur. Değişen hayat şartları, modernizm ve post-modern süreçlerin etkisi altında kalan kimi günümüz insanı geleneksel Tanrı tasavvurunun dışına çıkarak inanç biçiminde kendi dünyasına uygun yeni anlayışlara yönelebilmektedir. Deizm bu yönelimlerden biridir. Bu görüşle; ontolojik olarak Tanrı fikrinden tamamıyla kopamayan insanoğlu, birey merkezli tutumunu inancına yansıtmaktadır. Bu gelişmeler daha çok Batı'da kendine yer bulabilmiş ancak İslam inancına sahip bölgelerde son zamanlarda gündeme geldiği görülmüştür. Medyada yer alan deizmin yaygınlaştığı ve liseli gençler tarafından benimsendiğine dair kimi haberlerin çıkması, durumun böyle olduğu izlenimi verebilir ama gerçekte böyle midir? Acaba gerçek yansıtıldığı gibi midir? Konunun gerçekliğini ortaya koymak için çok sayıda alan araştırmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda çalışmamızda liseli gençlerin gelişim, değişim ve dönüşümü ebeveyn ve öğretmenler üzerinden incelenerek deizm eğiliminin gerçekliği araştırılmıştır. Araştırma, gençlerin en yakınında bulunan onların duygu, düşünce ve davranış gelişimlerine şahit olan ebeveynlerin ve öğretmenlerin değerlendirmelerine başvurularak gerçekleştirilmiştir. İstanbul ilinin farklı ilçelerinde ortaöğretim kurumlarında görev yapan PDR, Rehberlik, Felsefe, DKAB ve İHL Meslek Dersi öğretmenleriyle toplamda 18 öğretmen ve lise düzeyinde en az bir çocuğu öğrenim gören 12 ebeveynle yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, popüler kültürün gençler üzerindeki etkisi ve ergenliğin kendine has karakteristik özellikleri ön plana çıkmıştır. Ebeveyn ve öğretmenlerden elde edilen bulgular ergenlerin tipik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadığını, inanç dünyalarının da bu süreçten etkilendiğini, bazı gençlerin inanç konularına mesafeli ve ilgisiz dururken bazılarının beklenildiği gibi bir sorgulama ve arayış içerisinde olduğunu anlaşılmaktadır. Ancak, bazı belirgin vakalar olmakla beraber, deizm eğiliminin medyaya yansıdığı kadar yaygın olmadığı tespit edilmiştir.

DeizmDin psikolojisiDini gelişim+6
Tuğba Dikbaş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini takıntı ve dindarlık ilişkisinde düşünce-eylem kaynaşması, suçluluk duygusu ve kaygının rolü

Dini takıntı, nedeni net olarak anlaşılamayan ve pek çok kimsede tedavi arayışlarına cevap vermeyen bir psikolojik rahatsızlık türüdür. Literatürde dindarlık ile ilişkisini inceleyen pek çok çalışma olmasına rağmen, dini takıntının nedenine ve tedavisine yönelik bütüncül bir yöntem geliştirilememiştir. Buna katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen mevcut çalışmanın ana hedefi, dini takıntı ve dindarlık arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide düşünce-eylem kaynaşması, suçluluk duygusu ve kaygı hissinin rolünü belirlemektir. Bu amaçla korelasyonel desene bağlı olarak 18-60 yaş aralığında ve uygunluk (convenience) örnekleme yöntemi ile seçilen 202 kişiye (Erkek=66, Kadın=136) içinde ölçeklerin yer aldığın anket uygulanarak veriler elde edilmiştir. Ankette; kişisel bilgi formu (cinsiyet ve yaş), "Genel Kaygı Düzeyi", "Düşünce-Eylem Kaynaşması Ölçeği", "Obsesif-Kompulsif Bozukluk Ölçeği", "Dini-Ahlaki Suçluluk Duygusu Ölçeği", "Nevrotiklik/Kaygılı Kişilik Özellikleri Ölçeği", "Suçluluk ve Utanma Ölçeği" ve "Dindarlık Profilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sorgulayıcı dindarlık düzeyi yükseldikçe, dini takıntı seviyesinin azaldığı; sufi ve geleneksel dindarlık arttıkça ise dini takıntı belirtilerinin de arttığı gözlenmiştir. Aynı zamanda erkeklerin kadınlardan daha fazla dini takıntı rahatsızlığından mustarip olduğu görülmüştür.

Din psikolojisiDindarlıkDini takıntı+3
Esma Zennure Kavurkacı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn tutumları ile tanrı algısı arasındaki ilişki: Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri üzerine bir araştırma

Aile içindeki ilişkiler, bireylerin din ve değer sistemlerinin, inançlarının ve davranışlarının temellerinin atıldığı en önemli çevreyi oluşturur. Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri, farklı kültürlere mensup ve çeşitli dini değerler taşıyan, bununla birlikte taşıdıkları bu değerleri Türk dini eğitim sistemine dahil olarak etkileşim haline bürünmüş bir grup öğrenci topluluğudur. Bu bağlamda, farklı kültürel geçmişlere sahip ailelerin çocukları olarak, bu bireylerin Tanrı algıları ve dindarlık düzeyleri üzerinde ebeveyn tutumlarının nasıl bir yansıma gösterdiği, toplumda dini algıların farklılaşmasında önemli bir etken olabilir. Bu araştırma, özellikle uluslararası öğrenciler üzerinde bu etkilerin ne şekilde ifade bulduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, ebeveyn tutumları ile öğrencilerin Tanrı Algıları ve Dindarlığın inanç, ibadet-sosyal hayat alt boyutlarıyla arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ve Ankara'da bulunan öğrenim gören yabancı uyruklu 296 kız lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Tanrı tasavvuru ölçeği, Dindarlık ölçeği ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler homojen olmadığı ve normallik dağılımı göstermediği için SPSS-26 programında, Non-parametrik testlerden Kruskal Wallis-H Testi, Mann Whitney-U testi ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Bununla birlikte değişkenler arasında var olan ilişkileri görebilmek adına çok değişkenli doğrusal regresyon uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencilerinin dindarlığın inanç alt boyutuna çok yüksek düzeyde sahip oldukları, ibadet ve sosyal hayat alt boyutuna ise orta düzeyde sahip oldukları tespit edilmiştir. Aşırı koruyucu ebeveyn tutumuna sahip bireylerin dindarlık alt boyutları ve Tanrı algıları ile istatiksel olarak olumlu veya olumsuz ilişkisinin görülmediği; duygusal sıcaklık içeren tutum sergileyen ebeveynlere sahip bireylerin, dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat alt boyutları ve Tanrı'yı sevgi odaklı algılaması ile pozitif; reddedici ebeveyn tutumuna sahip bireylerin ise dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat boyutlarıyla negatif bir ilişki içinde olduğu ve bu tutumun bireyin korku ve ceza yönelimli Tanrı algısı oluşturmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.

Algılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba algısıDin psikolojisi+3
Nurşen Şimşek
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini-psikoterapi ekseninde karakter eğitimi

Psikoloji ilmi, Avrupa ve Amerika'da gelişen bir bilim dalıdır. Temel dayanağını, Avrupalı bilim adamlarının düşünce sistemleri oluşturur. Yakın bir geçmişe sahip olan bu bilim dalı, Amerika, Almanya, İngiltere, Hollanda, diğer Avrupa ülkelerinde ve zamanla Asya ülkelerinde de yer edinmeye başlamıştır. Psikoloji ilminin bir alt disiplini olan, bireyi, içinde olduğu hastalık ve rahatsızlıktan kurtarmak adına belli başlı metotları içeren psikoterapi de Batı temelli bir var oluşa ve Batı eksenli düşünce sistemine sahiptir. Bu çalışmada temelde insanın karşılaştığı anlam belirsizliği sebebiyle yaşadığı eksiklik ve maneviyat eksenli huzursuzluk, psikoterapi ve dini terapi ekseninde ele alarak bireyin karakter eğitimi incelenmiştir. Psikoloji ve eğitim kavramları üzerinde tahliller yapıldıktan sonra, bu ilimlerin alt disiplinleri olan psikoterapi, din eğitimi ve dini terapi kavramları üzerinde durularak, bu kavramlar kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Bilgiler alanda yazılan kitapların detaylı bir şekilde okunup incelenmesiyle elde edilmiş analizlerdir. Çalışmamız neticesinde, ferdin yaşadığı olumsuz olayları ve ruhsal rahatsızlıkları iyileştirme sürecinde ve bireye kimlik kazandırmada modern ilimlerin yanı sıra dini bilgilerin de etkin rol alması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sağlıklı bir kişilik ve karakter oluşturma sürecinde psikolojik, antropolojik verilerle beraber dini bilgilerin ve dini terapi yöntemlerinin sürece dahil edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Dini terapinin de bireyi ele almada, onu değerlendirmede ve iyileştirmede en az psikoterapi kadar etkin olması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Eğitim, Din Eğitimi, Psikoterapi, Dini Rehberlik, Karakter Oluşumu, Sayfa Adedi : 132 Tez Danışmanı : Prof. Dr. Şakir GÖZÜTOK

DinDin eğitimiDin psikolojisi+6
Besna Yalçın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı

Araştırmamızda Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı üzerine incelemeler yapılmıştır. Öncelikle kişilik ile ilgili tanımlara, kavramlara değinilmiş, kişiliği etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Kişilik kuramları araştırılmış ve kişilik tipleri üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda din ve dindarlık kavramları açıklanmış, dindarlık türleri ve dindarlığın boyutları üzerinde durulmuş, çalışmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Hz. Aişe'nin hayatı incelenirken nesebi, doğumu, yetiştiği aile ortamı, çocukluk yılları, gençliği, evliliği, aile ve sosyal hayatı üzerinde durulmuştur. Hz. Aişe'nin kişiliği ve karakteri incelenmiş, siyasi ve tarihi kimliği de ele alınmıştır. Yine Hz. Aişe'nin dindarlığı ve dini eğitimi araştırılmış, yaptığı ilmi çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Hz. Aişe'nin kişiliğinin ve dindarlığının örnekliği vurgulanmıştır. Çalışmamızın sonunda ise Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı hakkında çıkarımlarda bulunulmuştur. Dindarlık eğilimleri ve kişilik özellikleri arasındaki bağa değinilmiş, din ile kişilik arasında karşılıklı bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Bireyin dini tutum ve davranışlarındaki tutarlılığın kişilik özelliklerini etkilediği, aynı zamanda kişilik özelliklerinin de dini tutum ve davranışlarını etkilediği görülmüştür.

Din psikolojisiDin sosyolojisiDindarlık+5
Merve Edin Söyler
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığı

İslâmiyet'in doğuşundan günümüze kadar gelen süreç incelendiğinde, İslâm dininin temellerinin atıldığı Hz. Peygamber(s.a.v.) dönemi ve dört halife dönemi dikkat çekmektedir. İslâm devletinin geniş coğrafyalara ulaştığı, sistemli ve kurumsal bir yapıya büründüğü, birçok yeniliğin hayata geçirildiği Hz. Ömer(r.a.)'in halifeliği dönemi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, Hz. Peygamber(s.a.v.) döneminden sonra başlayan dört raşit halife dönemi içerisinde, uygulamalarıyla ve adalet olgusunu en yüksek seviyelere ulaştıran, önemli ve yenilikçi faaliyetlerin gerçekleşmesini sağlayan Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığını psikolojik bir bakış açısıyla ortaya koymaktır. Zira o, kişilik yapısı ve ortaya koyduğu dindarlık modeliyle günümüz dindarlarına örnek olabileceği gibi aynı zamanda adaletiyle tanınmış bir lider ve yönetici olarak da özellikle insanların adalete susadığı bir dönemde Müslüman yöneticilere rol model olabilecek müstesna bir şahsiyettir. Çalışma giriş kısmından sonra üç bölüm halinde hazırlanmış ve sonuç kısmıyla tamamlanmıştır. Giriş kısmında problem durumu, araştırmanın amacı, önemi ve yönteminden bahsedildikten sonra konu ilgili çalışmalardan örnekler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kişilik ve kişilikle ilgili kavramlar, kişiliği etkileyen faktörler, kişilik kuramları ve tiplerinden bahsedilmiştir. Yine birinci bölümün devamında dindarlık ve dindarlık modellerinden bahsedilmiş ve dini kişilikten ve dini yaşantının kişilik üzerindeki etkisinden söz edilmiştir. İkinci bölümde Hz. Ömer'in hayatı, doğumu ve çocukluk döneminden itibaren ele alınarak, gençlik dönemi, Müslüman oluşu, halifelik öncesi ve sonrası dönemi ve son olarak vefatı incelenmiştir. Bu bölümde ilk dönem İslâm tarihi eserleri günümüzde yapılan çalışmalar ile beraber incelenmiştir. Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir dönemindeki aktif rol aldığı olaylardan söz edilmiştir. Halifelik dönemindeki önemli olaylar, fetihler, aldığı kararlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığı incelenmiştir. Onun kişiliğine etkisi olan hususlar başlıklar halinde ele alınarak yaşadığı toplumun kültürünün, fiziki özelliklerinin, mizacının kişiliği üzerindeki etkileri incelenmiştir.. Bunun yanı sıra nasıl bir kişilik sahibi olduğunu gösteren olaylar, sözleri yaşantısı ele alınmıştır. İnanç yapısı ve Allah(c.c.) korkusunun onun kişiliğini nasıl etkilediği incelenmiştir Ayrıca ahlaki özellikleri, dindarlığındaki tutarlılığı, ibadetlere verdiği önem ve getirdiği yenilikler, tefsir, hadis ve fıkıh ilmi anlayışı ve bu ilimlere katkılarından bahsedilmiştir. Sonuç kısmında ise yapılan çalışma ile ilgili değerlendirmelerde bulunulmuştur. Hz. Ömer'in kişiliğinde, dinin etkilerinden bahsedilmiş, kişilik oluşumunda dinin rolü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kişilik ve dindarlık arasındaki ilişkinin varlığından ve bu ilişkinin Hz. Ömer'in hayatındaki etkilerinden söz edilmiştir.

Din psikolojisiDindarlıkHz. Ömer+4
Muhammed Talha Kahraman
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular