Defence industry
88 theses under this subject heading
Savunma sanayiinin önemi ve savunma harcamalarının ülke ekonomisine etkileri
XX. yüzyılda yaşanan iki dünya savaşı ve devamında doksanlı yılların sonuna kadar dünya kamuoyunu meşgul eden Soğuk Savaş dönemi, bir sonraki yüzyılda yerini 11 Eylül sonrasında gözlenen yeni bir kutuplaşmaya bırakmıştır. Dünya genelinde ortaya çıkan bu durum kadar, Türkiye'nin sahip olduğu jeopolitik konum da siyasi ve askeri huzursuzluğun zaman zaman tırmandığı bir tablo çizmektedir. Ülkeler, güvenlik bakımından gittikçe daha karmaşık hale gelen bu ortamda, kendi egemenlik hakları ile vatandaşlarının can ve mal emniyetini sağlayabilmek adına savunma yatırımlarını artırmaktadır ve bu durum, ekonominin diğer bileşenleri üzerinde farklı etkiler doğurmaktadır. Savunma harcamalarının zorunlu olarak artmaya devam edeceği göz önünde bulundurularak, gelişmiş ülkelerin savunma sanayii alanında elde ettikleri yenilikleri ekonomik güce dönüştürmeleri, bu harcamalarının ekonomi üzerindeki muhtemel negatif etkilerini de ortadan kaldırmaya yönelik önemli bir avantaj oluşturmaktadır. Bu avantaj, sadece ekonomi ile ilişkili değil, aynı zamanda ülkelerin temel güç dengeleriyle de alakalıdır. Bu bağlamda; Türk Savunma Sanayii son yıllarda önemli üretim hamleleri gerçekleştirmiş, işbirliği içerisinde olduğu yan sektörlerle beraber güçlü bir yapılanma yoluna girmiştir. Bu çalışmada, savunma harcamalarının tarihsel yapısı ve gelişimi üzerinde durularak, savunma sektöründeki harcamalarının ülke ekonomisi üzerindeki etkisi incelenmiştir.
ABD kongresinde Türkiye tartışmalarının savunma sanayi transferine etkisi: 2001-2022
Savunma sanayi, devletlerin egemenliğini sürdürmesi ve milli güvenliğin sağlanmasında askeri gücün tamamlayıcısıdır. Bu durum savunma sanayi yönetimini devletlerin savunma stratejisinin ve dış politikasının önemli bir unsuru haline getirmektedir. ABD politik sisteminde yetkilendirme ve bütçe yasalarını oluşturmada yetkili Kongre, savunma politikaları ve savunma sanayi yönetimi kararlarının belirlenmesinde öncelikli etkiye sahiptir. Türkiye'nin ana tedarikçisi ABD ile yaşadığı savunma sanayi tedariki problemlerinin saptanması bu tez çalışmasının başlangıç noktasını oluşturmaktadır. 2001-2022 dönemi ABD Kongresinde Türkiye aleyhine konuların içeriği, çeşitliliği ve miktarının tespit edilmesini sağlamak için Kongredeki Türkiye aleyhine söylem ve yasa önerilerinin taranması ile bir veri seti oluşturulmuştur. Böylece ABD yasama organında Türkiye aleyhine konuların çeşitliliği ve miktarı arttıkça, ABD Başkanı ve yürütme organının görüşü fark etmeksizin, Türkiye'ye savunma sanayi transferine ilişkin konularda olumsuz karar verildiği ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular neticesinde gerçekleşen çeşitli olaylar ve krizler nedeni ile Türkiye karşıtlığının en çok olduğu 2019 yılının bir yığılma dönemi niteliği gösterdiği tespit edilmiş, bu dönemde Türkiye'ye savunma sanayi transferinde aleyhte kararlar alınmasının görece kolaylaştığı gözlemlenmiştir.
Tekirdağ ilindeki endüstriyel gelişmelerin savunma sanayinde kullanılabilmesi üzerine bir araştırma
Savunma sanayi, hem ulusal gelir olması hem stratejik savunma ihtiyaçları karşılayabilmesi nedenleri ile ulusal ekonomi ve sanayi yapıları içinde önemli bir yer almaktadır. Ulusal kaynakların verimli kullanılabilmesi açısından incelendiğinde, hükümetlerin savunma sanayini yönlendirmek amacıyla hazırladıkları uyum planları ile mevcut savunma sanayinin hangi yönde gelişmeye ihtiyacı olduğunu belirlemesi ve ülke içinde üretimine başlanacak yeni teknolojilerin ilan edilmesi günümüzde önem kazanmıştır. Ulusal bakıştan daha küçük il boyutuna gelindiğinde, ilin mevcut ar-ge ve üretim yapısının savunma sistemleri için uygunluğunun, ihtiyaçlarının ve potansiyelinin belirlenmesi, hem ilin gelişimine katkı sağlayacağı gibi ulusal boyutta da özellikle dışa bağımlığın azaltılmasında etkili olacaktır. Savunma sanayinde ana yükleniciler için potansiyel olabilecek, il içi alt yüklenicilerin öngörülmesine yardımcı örnek çalışma modeli uygulamasına ulaşılamamıştır. Model oluşturulabilmesi amacıyla bu çalışmada, savunma sanayi ana yüklenici ürünleri belirlenmiş, ürün gelecek vizyonu araştırılmış ve ulusal planlar dahilinde, yerel hükümet yapılarının çalışmaları da göz önünde bulundurularak, Tekirdağ ili bünyesindeki endüstriyel ve yazılım işletmelerden hangilerinin savunma sanayi içinde yer alabileceği belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, bu çalışmaya ek olarak, savunma sanayinin il ölçeğinde gelişiminin sağlanmasında gerekli koşullar için çözüm önerileri oluşturulmuştur.
Proje bazlı personel çizelgeleme için matematiksel model önerisi: Savunma sanayi uygulaması
Günümüz artan rekabet koşullarında personellerin minimum maliyetle maksimum fayda sağlayacak şekilde ve belirli kısıtlar altında çizelgelenmesi, kâr amacı olan veya olmayan her organizasyonun ortak problemidir. Ar-Ge personeli çalıştıran ve proje bazlı çalışan Savunma Sanayi firmalarında ise personellerin projelere en çok fayda sağlayacak şekilde çizelgelenmeleri öncelikli amaç olmaktadır. Personel çizelgeleme problemi literatürde çok çalışılan bir konu olmasına rağmen daha çok vardiya çizelgeleme problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada proje bazlı çalışan organizasyonlarda personellerin projelere çizelgelenmesi için bir matematiksel model önerilmiş ve Ankara'da faaliyet gösteren bir savunma sanayi firmasından alınan örnek bir veri seti ile elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Literatürdeki birçok çalışmadan farklı olarak personellerin eş yeteneklere sahip olduğu varsayımı kullanılmamış olup; günlük periyotlarda değil, aylık periyotlarda projelerin işgücü ihtiyacı ve personellerin aylık harcayabilecekleri işçilik saatleri göz önünde bulundurulmuştur. Savunma sanayi firmalarında da diğer organizasyonlar gibi maliyetin belirlenen sınırlar dışına çıkmaması kritik olsa da projelerin zamanında ve istenilen kalitede tamamlanması ve bunun için de alanında uzman Ar-Ge personellerinin projelere sağlayabilecekleri en çok katkıyı sağlaması savunma sanayi firmalarının birinci önceliği olmaktadır. Hem projelerin hem personellerin sahip oldukları kısıtlar göz önünde bulundurularak personellerin projelere maksimum fayda sağlamasını amaçlayan çalışma, kaynak yöneticilerinin karar verme süreçlerini kısaltacak olup daha verimli çizelgelemeler yapmalarını da sağlayacaktır.
Mühendislik siparişi üzerine üretimde malzeme ihtiyaç planlaması ve savunma sanayii uygulama örneği
Küreselleşme ile birlikte artan rekabet ortamında müşteri taleplerini ucuz, hızlı ve kaliteli bir şekilde karşılayabilmek firmalar için önemli bir durum haline gelmiştir. Firmaların müşteri taleplerine hızlı uyum sağlayabilmeleri üretimde; esneklik, kalite ve maliyet etkinliklerini artırmalarıyla mümkün olacaktır. Mühendislik siparişi üzerine üretim stratejisini benimseyen firmalarda üretim operasyonlarının verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak doğru planlama oluşturmaktan geçmektedir. Malzeme ihtiyaç planlaması (MİP) üretim operasyonlarının etkin bir şekilde yürütülmesini sağlayan bilgisayar destekli uygulamalara verilen isimdir. Mühendislik siparişi üzerine üretim yapan Savunma Sanayii firmalarında MİP sistem kullanımına gereken önemin verilmediği fark edilmiştir. Bu çalışma ile mühendislik siparişi üzerine üretim faaliyetleri yürüten Savunma Sanayii firmalarında güncel sistem durumu örnekleri üzerinden malzeme ihtiyaç planlama sisteminin kullanımının önemi açıklanmıştır. Yapılan literatür taramasının ardından uygulama örneği gerçekleştirilmiştir.
Yapay sinir ağları ile teslim süresi tahmini ve savunma sanayinde uygulaması
Üretim alanında faaliyet gösteren işletmeler arasındaki rekabet gün geçtikçe artmaktadır. İşletmeler rekabetçi piyasada söz sahibi olmak adına sürekli olarak kendilerini geliştirme çabası içindedirler. Teslim süresi, işletmelerin müşteri beklentilerini karşılamak amacıyla yüksek doğruluk seviyesi ile hesaplamak ve iyileştirmek istediği en önemli performans göstergelerinden birisidir. Müşteri siparişinin alınmasından ürünün teslimatına kadar geçen süre teslim süresi olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada yapay sinir ağları (YSA) kullanılarak ürünün teslim tarihinin, üretim süresi ve hammadde tedarik süresini içerecek şekilde tahmin edilmesini sağlayan bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model ile müşteriye iletilecek teslim süresi kabul edilebilir bir doğrulukta tahmin edilebilmektedir. Bu da gecikme olmadan zamanında teslimat yapılmasını ve müşteri memnuniyetinin istenen seviyede tutulmasını sağlayacaktır. Bu model, teslim süresini hammadde tedarik süresini de göz önünde bulundurarak tahmin edecek bir yapıda olup bu yönüyle literatürde benzeri yoktur. Üretim süreçlerinin ve ürün ağacının karmaşık olduğu üretim sistemlerinde kolaylıkla uygulanabilecek yapıdadır. Geliştirilen model, savunma sanayinde faaliyet gösteren bir firmada üretilen bir ürüne ait veri ile farklı senaryolar kurgulanarak çalıştırılmış ve teslim süreleri ile hammadde tedarik süreleri analiz edilmiştir. Teslim süresinin iyileştirilmesi amacıyla, teslim süresinin uzamasına neden olan hammaddeler tespit edilerek bu hammaddeler için emniyet stoku tutulması önerilmiştir. En fazla gecikme görülen ilk 30 hammadde için emniyet stoku tutularak gecikme süresinde %70, gecikmeden kaynaklı ceza ödemesinde ise %77 oranında iyileştirme sağlanabileceği belirtilmiştir. Bu açıdan tahmin modeli sadece bir karar verme aracı olarak değil, bir iyileştirme aracı olarak da kullanılmaktadır. Bu çalışmada YSA uygulamaları literatürde yer alan diğer çalışmalara kıyasla daha detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Bu yönüyle YSA tahmin uygulamalarında izlenecek adımları gösteren bir rehber niteliğindedir.
Savunma sanayii geliştirme projelerinin çevikleştirilmesi için PMI (Project Management Institute) standartlarıyla uyumlu proje yönetim süreç önerisi
Proje yönetiminde tüm dünyada kabul gören PMI standartlarının yayınlanan son baskısında (2021) proje yönetiminin süreç ve grup temeline dayalı yapısı tüm projeler için uygulanabilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla genişletilerek daha kapsamlı ilkelere dayalı bir bakış açısına dönüştürülmüştür Türkiye'de son yıllarda savunma sanayinde milli ürün geliştirme projelerine önem verilmiştir. Bu çalışma ile proje sürelerinin uzunluğu, paydaş sayısının fazla olması nedeniyle yönetilmesi zor olan savunma sanayi proje sürecinin PMI standartları ile karşılaştırması yapılmıştır. Karşılaştırma ile savunma sanayi proje yönetim paydaşlarının PMI standartlarında belirtilen proje yönetim ilkelerine uyabilme kabiliyeti ve proje yönetim performans etki alanları çıktılarının savunma sanayi proje yönetim sürecinde karşılığı olup olmadığı araştırılmıştır. Savunma sanayi geliştirme projeleri için bir proje yönetim süreç önerisi geliştirilmiştir. Bu öneride savunma sanayi proje yönetim metodunu çevikleştirmek amacıyla alt süreçler tanımlanarak PMI standartlarında belirtilen proje yönetim ilkeleri ve performans etki alanları ile ilişkilendirilmiştir. Yürütülen iki örnek proje ile önerilen süreç karşılaştırılarak sürecin projeler üzerinde yaratabileceği etkiler değerlendirilmiştir.
Yöneticilerin örgütsel adalet anlayışının işgörenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeylerine etkisi: Savunma sanayinde bir uygulama
Bu çalışmada, alan yazın üzerinde sıklıkla durulan örgütsel tutum ve davranışlardan örgütsel adalet algısı, örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri bütüncül bir model kapsamında ele alınmıştır. Fakat bu çalışma, Savunma Sanayi alanı gibi diğer pek çok alana kıyasla daha kapalı bir alanda uygulanmasıyla diğer çalışmalardan ayrılmaktadır. Bu çalışmada, yöntemsel olarak yapısal eşitlik modellemesi tercih edilerek değişkenler üzerindeki etkilerin tamamının elde edilmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın sorunsalı, savunma sanayisinde çalışanların iş tatmini algısının, örgütsel adalet algısından ve örgütsel bağlılık algısından etkilenip etkilenmediği üzerine teşkil edilmiştir. Çalışmada rastgele seçim yöntemi kullanılarak yapılan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler, SPSS ve AMOS paket programı aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Bu verilerle yöneticiler ve işgörenlere yönelik hem sektörel bazda hem de yönetsel bazda bazı ipuçları elde edilmiştir. Sonuçlar genel anlamda değerlendirildiğinde; Savunma Sanayisinde çalışanların örgütsel adalet algısının iş tatminini kısmen etkilediği, bu etkileşimde örgütsel bağlılık algısının bir kısım aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışanların demografik faktörlerinin çalışmada kullanılan değişkenlerin üzerinde etkisinin olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; Savunma Sanayisi çalışanlarının örgütsel adalet algısıyla, örgütsel bağlılıklarının arttığı ve kurumlarında iş tatmini yaşayarak kendilerini güvende hissettikleri tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın sonuçları kullanılarak ülkelerin önemli proje merkezleri olan Savunma Sanayisindeki çalışanlarının kişisel, örgütsel ve toplumsal faydalarının arttırılacağı değerlendirilmektedir.
Kurumsal bilgi yönetiminde ürün yaşam döngüsü yaklaşımları:Bir savunma sanayi şirketindeki yapılandırma sürecinin analizi
Günümüzde artan rekabet ortamı ile beraber şirketlerin daha hızlı, daha az maliyetli ve daha hatasız ürünler geliştirmeleri gerekmektedir. Bu nedenle de bilgi sistemlerine ve uçtan uca tüm üretim sürecini tek bir ortamda yönetilmesine ihtiyaç duymaktadırlar. Çalışmada, bütünleşik bir yapıya geçmek isteyen büyük ölçekli bir savunma sanayi şirketinde ürün ve hizmetlere yönelik bütün süreçleri kayıt altına almak için ürün yaşam döngüsü yönetimi uygulamalarına duyulan ihtiyaçları tespit etmek ve bu yaklaşıma geçiş sürecinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Belirtilen amaç çerçevesinde çalışmanın kavramsal arka planı kurumsal bilgi yönetimi ve ürün yaşam döngüsü yönetimi üzerine kurgulanmıştır. Bu kurgudan hareketle şirketteki kurumsal bilgi yönetimi uygulamaları ve ürün yaşam döngüsü yönetimi ile ilgili çalışmalar iki boyutta betimlenmiştir. Bu boyutlardan ilkinde şirkette ürün yaşam döngüsü yönetimi uygulamalarının yapılandırılmasında sorumluluğu bulunan karar vericilerin görüşleri değerlendirilmiştir. İkinci boyutta ise pilot uygulama olarak ürün yaşam döngüsü uygulamalarını deneyimleyen çalışanların konuyla ilgili değerlendirmeleri analiz edilmiştir. Söz konusu görüşlerin ve değerlendirmelerin analizi için yarı yapılandırılmış görüşme ve anket teknikleriyle veri toplanmıştır. Öne çıkan bulgularda (1) kurumsal bilgiye ulaşma konusunda sorunların yaşandığı (2) bilgi sistemlerinde kesintilerin olduğu (3) ürün yaşam döngüsüne geçiş aşamasında süreçlerin planlanmasına yönelik iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Sonuçta ise çalışanların güncel bilgiye ulaşamama, çok fazla bilgi sistemi ile çalışma ve bu sistemler arasında veri aktarımına gereksinim duyma gibi sorunlar yaşadıkları anlaşılmıştır. Ürün yaşam döngüsü yönetimi uygulamalarında ise eğitim eksikliğinden ve verilen eğitimlerin şirkete özgü olmamasının bu uygulamaların kullanımına geçişi olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca pilot uygulama olarak ürün yaşam döngüsü yönetimi uygulamalarını deneyimleyen çalışanlar bu uygulamaların şirketin bütününe yayılmasını ihtiyaç duyulan bir durum olarak değerlendirmiştir. Bulgular ve değerlendirmeler sonucunda çalışmanın ana hipotezi olarak "Büyük ölçekli ve çok sayıda bilgi sistemi ile ürün ve hizmet geliştirmeye dayalı iş süreçlerini yöneten bir savunma sanayi kurumunda bütünleşik bir yapıda, ürün ve hizmetlere yönelik bütün süreçleri kayıt altına alan ürün yaşam döngüsü yönetimi uygulamalarına ihtiyaç duyulmaktadır" şeklinde oluşturulan hipotez doğrulanmıştır. Bu çalışmanın kurumsal yapılarda ürün yaşam döngüsü yönetimi uygulamalarına geçiş sürecini resmetmesi açısından özgün değer taşıdığı düşünülmektedir.
Savunma sanayi harcamalarının Türkiye ekonomisine makro ekonomik etkilerinin incelenmesi
Ülkelerin güvenliği açısından savunma hizmetleri büyük önem arz etmektedir. Türkiye stratejik konumu itibarı ile bölgesel çatışmaların yaşandığı bir konumda yer almaktadır. Türkiye açısından bu bölgede güçlü olabilmek için savunma sanayine büyük önem verilmektedir. Türkiye savunma sanayisi ile ilgili ihtiyaçları ithalat yoluyla karşılarken son yıllarda yerli savunma sanayi konusunda da büyük gelişmeler göstermiştir. Savunma sanayi için yapılan harcamalarının makro ekonomik etkileri ülke ekonomisi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, savunma harcamaların ekonomik değişkenler üzerindeki etkilerini, dış borç GSYİH büyümesi, ticaret dengesi, işsizlik ve enflasyon gibi diğer değişkenlerle araştırmaktır. Türkiye için zaman serisi verileri kullanılarak ve Granger nedensellik metodolojisi kullanılarak ampirik analizlerden yararlanılmıştır. Verilerin erişilebilirliği ve açıklayıcılığı doğrultusunda çalışmanın kapması 1990 ve 2017 yılları arasıdır. Bu çalışmanın temel çıkarımı, karar vericilerin ekonomik sorunların çözümünde savunma harcamalarını azaltma gerekliliğini göz ardı etmemeleri gerektiğidir. Eğer hükümetler savunma harcamalarını azaltabilirse, serbest kalan kaynaklar ülkelerin ekonomik büyümesi için teşvik edici olan daha verimli alanlara kaydırılacak ve dolayısıyla dış borç, işsizlik gibi problemler azalma gösterebilecektir. Bu çalışmada, nedenselliğin savunma harcamalarına doğru olduğu enflasyon ve büyüme değişkenleri öne çıkmaktadır.
Bulanık veri zarflama analizi ile savunma sanayinin etkinlik ölçümü
Bilindiği üzere son yıllarda savunma sanayinde umut verici gelişmeler yaşanmaktadır. Fakat şu anda literatür kapsamında savunma sanayinin etkinliğini ortaya koyan bir çalışma yer almamaktadır. Savunma sanayi etkinlik ölçümünün yıllara göre yapılması ve Savunma sanayisinde faaliyet gösteren 5 firmanın etkinlik ölçümünün yapılması hedeflenmektedir. Buna göre yıllık bazda ve firmalar bazında savunma sanayinin etkinliği tespit edilecektir. Bu amaçla bulanık veri zarflama analizi kullanılacaktır. Tezin amacı savunma sanayinin etkinliğinin yıllara bağlı olarak ve şirketler bazında ölçülmesidir. Bu amaçla bulanık veri zarflama analizi kullanılarak yıllık bazda ve şirketler bazında savunma sanayinin etkinliği ortaya konmuş olunacaktır. Bu tezden elde edilecek bulgular ışığında savunma sanayinin etkinliği yıllara bağlı olarak ve şirketlere bağlı olarak ölçülüp ortaya konacaktır ve savunma sanayinin etkinliği yıllık bazda ve şirketler bazında sıralanacaktır. Literatürde böyle bir çalışma bulunmamaktadır. Bu bağlamda literatüre katkı sağlanacaktır. Ayrıca savunma sanayinin etkinliği bilimsel olarak bulanık veri zarflama analizi ile ortaya konmuş olacaktır.
Savunma sanayi projelerinin analitik hiyerarşi süreci yöntemi kullanılarak önceliklendirilmesi
Savunma sanayi ülkenin vazgeçilmez sektörleri arasındadır. Bir ülkenin savunma sanayi sektörü geliştikçe ülke sadece askeri açıdan değil sosyo - ekonomik açıdan da önemli ölçüde gelişecektir. Yüksek teknolojili üretim gerçekleştiren ve ülke savunması için kritik çalışmalar yapan bu sektörün devlet tarafından desteklenmesi oldukça önemlidir. Ülkenin bu alanda gelişmesiyle beraber toplum içerisinde güvenli yaşama duygusu da böylelikle artacaktır. Savunma sanayi birçok çalışmayı yaptığı projeler sayesinde neticelendirir. Bu sebeple projelerin zamanında doğru bir şekilde uzman kişiler tarafından belirlenmesi önem arz etmektedir. Bir projeden başarılı bir sonuç elde edilirse bu durum sektörün gelişmesi için yeni fırsatlar ortaya çıkaracaktır. Bu sebeple zamanında verilen doğru karar kritiktir. Savunma sanayi projeleri çok sayıda olup birçok kriter içermektedir. Bu sebeple durum çok kriterli karar verme olarak belirtilebilir. Bu amaçla çalışmada çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan analitik hiyerarşi süreci yöntemi seçim ve önceliklendirme amacıyla kullanılmıştır. Yöntemin uygulanabilmesi için çalışmanın gerçekleştiği savunma sanayide uzman çalışanlar ile görüşülmüştür. Gerçekleştirilen görüşme neticesinde 6 proje alternatif olarak seçilmiş ve belirlenen 11 kriter dahilinde yöntem uygulanmıştır. Uygulanan yöntem sonucunda savunma sanayi projelerinin önceliklendirilebilir olduğu görülmüştür. Bu durum sektör için önemli bir girdi olmuş olup farklı seçim ve karar verme durumlarını da değerlendirmek üzere kullanılabilir olacağı karar verici açısından ifade edilmiştir. Böylelikle ülkemiz için oldukça önemli bir sektör olan savunma sanayide yöntemin kullanılabilir olması sektör için olumlu bir sonuç ortaya çıkarmıştır.
Analysis of terminology in the translations of defence industry texts
YILDIZ ÖNER, Saniye. Analysis of Terminology in The Translations of Defence Industry Texts, Master's Thesis, Ankara, 2020. In the new world order, defence Industry has been one of the most vital factors in determining economic and political power of the countries due to the increasing need for security. Therefore, innovation and modernization are continuously needed to maintain technological sovereignty in defence industry and role of translation is indispensable in the provision of the continuity of these developments and changes. The fact that this field of industry plays a crucial role in the struggle of a country against global threats and keeping up with the new developments around the world necessitates the transfer of technology that brings about the need for enormous translation work, giving rise to the emergence of lots of new concepts and terminology, which is crucial for common language used by the shareholders in the production and management of technology. This brings forth a new dimension in the field of terminology management, and the problems regarding the terminology management in defence sector must be handled with an academic mind style. This thesis aims at raising awareness about the need for accurate and standardized terminology by means of analyzing the procedures employed in the translation of defence industry terms where high use of borrowing procedure, and existence of nonstandardized terminology are observed. To that end, firstly, the overall comparison of the source and the translated texts is made within the scope of Skopos theory to see if translated texts are acceptable and to see to what extent the translation serves the purpose. Then, the analyses are made both at the syntactic and lexical levels that will provide a closer look at the appropriateness of the equivalances in the target language. With the aim of revealing all procedures used in the translations of defence terms, product catalogues of Presidency of Defence Industries were examined in detail. All detected terms were recorded with their translations. A set of terms were analyzed in light of Vinay and Darbelnet's translation procedures, and frequently used procedures were determined and their appropriateness was reviewed. Finally, a glossary of terms was presented to provide a supplementary material emphasizing the need for a comprehensive dictionary of defence industry terms for standardized use of terms and providing insight for the future studies on translation and terminology in this sector. Keywords: Translation of Defence Industry Texts, Skopos Theory, Translation Methods of Vinay Darbelnet, Terminology
Türkiye'de ulusal güvenlik politikaları ve savunma sanayii yönetimi ilişkisi
Günümüzde Türkiye'de güvenlik alanında akademik çalışmaların arttığı gözlemlenmekte, bununla paralel olarak yerli savunma sanayiine de ilgi artmaktadır. Ancak bu kapsamda yapılmış akademik çalışmalar genellikle tek boyutlu olup kamu yönetimi açısından yapılan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Bu çalışmada Türkiye'nin ulusal güvenlik politikalarının savunma sanayii yönetimi ile olan ilişkisi incelenecektir. Bu kapsamda; araştırmanın ilk bölümünde öncelikle güvenliğin ne olduğu, kavramsal ve kuramsal derinliği ortaya konarak Türkiye'nin ulusal güvenlik politikaları ele alınmıştır. İkinci bölümde, Türkiye'nin savunma sanayii tarihi Osmanlı'dan günümüze kadar önemli dönüm noktaları bağlamında değinilerek günümüzdeki savunma sanayii yönetimi ve ulusal güvenlik politikalarına olan etkisinin derinliği analiz edilmişti. Buna müteakip günümüzün Türk savunma sanayii ve yönetimi tüm boyutları ile incelenmiştir. Son bölümde ise, Türkiye'nin ulusal güvenlik politikaları ile savunma sanayii yönetimi arasındaki karşılıklı ilişkinin analizi yapılmış ve çalışmanın ortaya çıkmasını sağlayan araştırma sorularına yanıtlar aranmıştır. Bu tez çalışmasında Türkiye'nin ulusal güvenlik politikalarının savunma sanayii ile olan ilişkisi kamu yönetimi disiplini altında incelenmesi ve bu ilişkinin derinliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Tezin sonucunda bu ilişkiyi özetleyen şu bulgulara rastlanmıştır; Türkiye'nin daha etkin ve bağımsız güvenlik politikaları izleyebilmesi için yerli ve milli savunma sanayiinin önemi daha fazla ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin savunma sanayii gibi stratejik bir alanda bağımlılık oranının yüksek olması uygulamak istediği ulusal güvenlik politikalarının sekteye uğramasına neden olmakta; ancak aynı oranda bağımsız olması da hem iç güvenlik hem de bölgesel/uluslararası güvenlik politikaları açısından Türkiye'nin daha rahat ve sonuç alabilen bir konuma ulaşmasına destek vermektedir. Bu nedenle Türkiye'de savunma sanayii yönetiminin güvenlik politikaları üzerinde stratejik belirleyiciliği tezin temel bulgusu olarak özetlenebilir. Anahtar Sözcükler Savunma Sanayii, Güvenlik, Güvenlik Politikaları, Türkiye, Yönetim
Örgütlerde stratejik yönetim olgunluğu: Türk savunma sanayii üzerine bir çalışma
Savunma sanayii askeri ve politik öneminin yanı sıra, ekonomik açıdan da stratejik bir sektördür. Sektörün gerek kamu, gerekse özel kesiminde çok sayıda stratejik karar alanı bulunmaktadır. Günümüzün hızla değişen koşullarında, etkili stratejik kararlar alabilmek ve uygulayabilmek stratejik yönetimde olgunluk gerektirmektedir. Tez çalışması ile Türk Savunma Sanayii özelinde stratejik yönetim kavramlarının farkındalığını inceledikten sonra, örgütlerde stratejik yönetim olgunluğunun boyutlarını ve belirleyicilerini ortaya çıkarmak, sektördeki stratejik yönetim olgunluğunu değerlendirmek, kamu ile özel sektörün farklılıklarını irdelemek ve olgunluğun örgüt performansı algısı ile ilişkisini sınamak amaçlanmıştır. Çalışmanın bütüncül bakış açısıyla yürütülmesi ve boyutların kapsam geçerliliğinin yüksek tutulması için literatürdeki tüm stratejik yönetim okulları ve ilişkili olgunluk modelleri ile yarı yapılandırılmış mülakatlar kapsamında uygulama tecrübesi dikkate alınmıştır. Boyut belirleme ve teorik modelin geliştirilmesinde kullanılan örneklem, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) veya firmalarda görev alan, farklı yönetsel seviyelerdeki 201 katılımcıdan oluşturulmuştur. Tez kapsamında gerek kavramsal farkındalık, gerekse uygulama anlamında Türk Savunma Sanayiinde öne çıkan Planlama Okulunun, Öğrenme, Biçimleşme, Konumlandırma, Tasarım, Kültür ve diğer stratejik yönetim okullarının tezleri, kavramları ve metotları ile desteklenmesi, dinamik stratejik planlamaya geçilmesi ve stratejik yönetimden azami ölçüde yararlanılabilmesi için önem taşımaktadır. Anket verileri üzerinde SPSS ve AMOS programlarıyla gerçekleştirilen çalışmalar, Türk Savunma Sanayiinde stratejik yönetim olgunluğunun Liderlik, Stratejiye Verilen Önem, Performans Yönetimi, Çalışan Tutumu ve Sürdürülebilirlik boyutları olduğunu ortaya koymaktadır. Toplamda 38 gözlemlenebilen değişken ile ölçülen söz konusu 5 boyutun, stratejik yönetim olgunluğu algısını; stratejik yönetim olgunluğu algısının ise örgüt performansının göstergelerinden rakiplere göre başarı, müşteri memnuniyeti ve çalışan bağlılığı algısını anlamlı şekilde etkilediği görülmektedir. Kuruluşların performanslarını artırmak için stratejik yönetim olgunluğunun tüm boyutlarında gelişmeye açık alanlar bulunmakla birlikte, kamu kesiminde öncelikle sürdürülebilirlik ve performans yönetimi alanlarının iyileştirilmesi; özel sektörde ise firmaların olgunlukları arasındaki farklılığın yüksek olmasından hareketle, özellikle stratejik olgunlukları düşük firmaların stratejik yönetim alanına yatırım yapmaları önerilmektedir. Bu çerçevede SSB'nin öncü ve örnek uygulamaları Türk Savunma Sanayii için kritik önemdedir.
Marka değeri unsurlarından, marka farkındalığı: Savunma sanayinde bir uygulama
Marka kavramı pazarlama için günümüzde fazlasıyla değer gören bir yere konumlanmıştır. Marka kavramları birbirinden ayrılmaz bir bütün gibi görünse de tüm kavramlar tek tek incelendiğinde oldukça önemli bir yere sahip olan farkındalık kavramı, diğer kavramlardan ayrılarak farklı bir yerde konumlanmaktadır. Markalar da bu önemi her geçen gün sürdürülebilirlik sağlamak amacı ile geliştirmek ve güncellemek durumunda kalmaktadırlar. Markalaşma süreci, üretilen ürünler ve alıcı arasında kuvvetli bir bağ kurmak için uygulanan devamlılığı ve sürdürülebilirliği olan bir süreçtir. Bu süreci devam ettirmede logo kavramı da firmaların en önemli silahıdır. Firmanın misyonunu, vizyonunu ve sağlamak istediği başarıyı anlatacak fırsatı her zaman olmadığı için logo firmaların yazısız kurumsal kimlikleri olacaktır. Bu çalışmada marka kavramı ve marka değeri kavramlarını incelenecek ve buna ek olarak marka kimliği yaratma araçları ile birlikte bir marka için oldukça öneme sahip olan logo kavramına da önemle değinilecektir. Bu çalışmanın temel amacı, savunma sanayi sektöründeki dört büyük şirketin logo çalışmalarında marka farkındalığı unsurunun bağlantısını ortaya koymak ve kişilerce cinsiyet, meslek ve yaş gibi demografik özelliklerin kişilerin beklentilerinde farklılıklara sebep olabileceğini gözlemlemektedir. Çalışmada ek olarak, logo ve marka farkındalığı arasındaki denge ve öneme yer verilirken anket değerlendirmesi sonucu bu amaç ve hedeflere ne kadar ulaşıp başarılı veya başarısız olduklarını da gözlemlenecektir.
Savunma sanayii ve sürdürülebilirlik üzerine keşifsel bir araştırma: ASELSAN örneği
Sürdürülebilirlik bugün sahip olunan her türlü kaynağın nesillerce aktarılması olarak ifade edilmektedir. Savunmanın temelinde ise sahip olunan kaynakların korunması yer almaktadır. İki kavram arasındaki ilişki çok belirgin olsa da savunma sanayii sektörü kapsamında sürdürülebilirlik alanında özel çaba gösterilmediği bilinmektedir. Sektör müşteri merkezli olmasa da yatırımcılar tarafından bu alanda çalışmaya zorlanmaktadır. Yatırımcıların bir diğer beklentisi ise bu alanda yürütülen faaliyetlerin şeffaf bir şekilde raporlanması ve kamuya açık şekilde yayınlanmasıdır. Türkiye'de sürdürülebilirlik faaliyetleri henüz önemli seviyelere ulaşamasa da bu alanda çalışmalar yürüten şirketlerin olduğu bilinmektedir. Araştırmanın amacı Türk Savunma Sanayiinde sürdürülebilirliğin yeri ve önemini anlamaktır. Bu araştırmada, Türkiye'nin sürdürülebilirlik alanında önemli çalışmalar yürüten Türk Savunma Sanayii şirketlerinden ASELSAN'ın yetkilisi ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Bu görüşme ile savunma sanayiinde sürdürülebilirlik faaliyetlerinin müşteri odaklı üretim sektöründen farklı hedeflerle yönetilse de değerlendirilme aşamasında sektör fark etmeksizin ele alındığı bilgisi edinilmiştir.
Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren savunma sanayi şirketlerine ait finansal tabloların Türkiye finansal raporlama standartları bağlamında analizleri
Borsa İstanbul'da Faaliyet Gösteren Savunma Sanayi Şirketlerine Ait Finansal Tabloların Türkiye Finansal Raporlama Standartları Bağlamında Analizleri, Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. İşletmelerin en önemli fikir ve bilgi kaynağı Muhasebe ve Finansal analizdir. Muhasebe işletmelerin varlıkları ve kaynakları arasında sınıflandırma, yorumlama analiz etme gibi sorunlara çözüm odaklıyken Finansal analiz ise, analiz teknik ve yöntemleri raporlama standartlarına uygulayarak işletmenin finansal durum yapısını ve faaliyetlerini açıklamaya odaklıdır. Çalışmanın amacı, işletmeler ve ortakları için mali analiz teknikleri açısından yarar sağlamak, yatırımcılar için ise doğru ve karlı yatırım kararlarını vermelerine yardımcı olmaktır. Bu doğrultuda mali analiz tekniklerinin doğru açıklanabilmesi için finans fonksiyonu ile yönetim arasındaki ilişkileri belirleyerek, mali yöntemlerin işletme başarısı bakımından önemi üzerinde durulmaktadır. Bu çerçevede rapor hazırlamasında şirket raporlarının daha açık, net ve karşılaştırılabilir olmasını olanaklı hale getirerek şirket karına ve büyümesine önemli ölçüde katkı sağlamaktır. Böylece işletmelerin gelirlerini arttırma giderlerin azaltılmasına kolaylık sağlar. Bu bağlamda söz konusu uygulama ile de Muhasebe ve Finansın rolünü ortaya koymak hedeflenmiştir.
Savunma ve havacılık sanayiinin Türkiye ekonomisine etkisi
Bekasını sağlamak, düşmanını kendisine saldırmaktan alıkoymak ve caydırmak maksadıyla ülkeler, teknolojinin de gelişmesiyle birlikte yoğun silah üretimine yönelmiş, mümkünse kendi milli savunma ve havacılık sanayilerini kurmuşlardır. 20'nci YY.'ın başlarından itibaren daha sistematik olarak ortaya çıkan savunma ve havacılık sanayileri, ülkelerin sanayi sektörü içerisinde paylarını artırmaya başlamış, ekonomik etkileri noktasında akademisyenlerin ilgi odağı haline gelmeye başlamıştır. Öncelikle savunma harcamalarının iktisadi etkileri üzerine çok önemli çalışmalar yapılmış, birbirinin aksi yönünde farklı yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Son dönemde akademisyenlerin odak noktası haline gelmeye başlayan savunma ve havacılık sanayiinin Türkiye'de gelişimi de incelemeye değer bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Tarihsel olarak önemli gelişmelere imza atılan periyotları içerisinde barındıran Türk Savunma ve Havacılık Sanayii, özellikle son 20-25 yılda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu tez çalışmasında, Türk Savunma ve havacılık sanayiinin ekonomiye etkisi incelenmiştir. Öncelikle savunma ihtiyacı ve kavramı, savunma harcamalarının iktisadi etkileri, Dünya'da ve Türkiye'de savunma harcamalarının seyri üzerinde durulmuş, müteakiben savunma ve havacılık sanayiinin özellikleri ve nihayetinde Türk Savunma ve Havacılık Sanayiinin doğrudan iktisadi etkileri (istihdam ve büyüme üzerinde) mevcut resmi verilerle ortaya konulmuştur.
Sert güç ağırlıklı dış politikası çerçevesinde Türkiye'nin silahlı insansız hava araçları
Bu tez çalışmasında Türkiye'nin güvenlik sorunlarına yönelik mücadelesi için dışa bağımlılıktan kurtularak yerli bir sistemin kurulmasının ana öğelerinden biri olan silahlı insansız hava araçları kapasitesi incelenmiştir. Bu çalışma giderek sert-güce yönelen Türk dış politikasının seyri çerçevesinde ele alınmıştır. Türkiye'nin dış politika ve savunma sanayiindeki dönüşümünü ele alan bu tez çalışmasında cevaplanmak istenen araştırma sorusu "Türk Dış Politikasının askerileşmesi çerçevesinde Savunma Sanayii'nde özellikle öne çıkan İnsansız Hava Aracı kapasitesi nedir? Nasıl ilerlemiştir?'' sorusudur. Bu soruya cevap aranırken kullanılan araştırma yöntemi ise betimleyici vaka analizi olmuştur. Bu yöntem ilk defa ortaya çıkan gelişmeleri betimlemek ve incelemek amacıyla seçilmiştir. Sonraki çalışmalara kaynak ve arşiv oluşturmak üzere teori geliştirmekten ziyade detaylı incelmek ve tasvir etmek amacı güdülmüştür. Bu, Türkiye'nin dış politikasının askerileşmesine etki eden belli başlı faktörler ışığında gerçekleştirilmiştir. Milli İHA envanterinde bulunan sistemler ve bu sistemlerin geliştiricilerinin süreç içerisindeki çalışmaları açıklanmıştır. Sınırlama bakımından tarihsel olarak İHA çalışmalarının başladığı 19. Yüzyılın ortalarından günümüze kadarki süreç baz alınmış ve en temel geliştirmelerden küresel çapta 'oyun değiştirici' olarak tabir edilen İHA sistemlerinin kabiliyetleri de ortaya konulmuştur ve bunlar literatür taraması yapılarak açıklanmıştır. Türkiye'nin hem askeri envanterine ciddi bir güç hem de ihracat rakamlarına yüksek bir etki yapan S/İHA sistemlerinin yurtdışındaki medya organlarına da nasıl yansıdığı ifade edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sürecinde ilgili belge, mevzuat, raporlar, veri toplama, haber incelemesi literatür taramasının odağını oluşturmuştur. Tez içerisinde bulunan görüş ve önerilerin tamamı, yaptığım araştırmalar sonucu şekillendirdiğim kişisel fikirlerimdir ve herhangi bir kişi veya kurumun görüşünü yansıtmamaktadır.
Türk savunma sanayiinde performansa dayalı lojistik uygulamalarının incelenmesi
20'nci yüzyılın sonlarına doğru güvenlik ve savunma anlayışındaki değişimler, küreselleşmenin hızlanması, ticari alanda üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik denizaşırı faaliyetlerin artması, modern iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimleri ve devletlerin savunma bütçesini azaltmaya yönelik çabaları, savunma sanayiinin ve savunma tedarik anlayışlarının da değişimine neden olmuştur. Bu doğrultuda, savunma yeteneğinin arttırılmasına yönelik ihtiyaçların karşılanması çabaları, sahip olunan veya olunacak uzun ömürlü savunma sistemlerin ömür devri kapsamında uygun maliyetli olması ve modernize edilmesine yönelik bir takım yaklaşımlar ve işbirlikleriyle tedarik ve destek faaliyetleri geliştirilip denenmiştir. Sistemlerin işletme-idame döneminin, tedarik döneminden daha fazla olması bakım, onarım ve özellikle kullanıcıların gereksinimlerine yönelik çözüm arayışları sonucunda performansa dayalı lojistik yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın amacı, performansa dayalı lojistik yaklaşımının uygulamalarına dünyada ve Türkiye'de verilen önemi tespit etmek, Türk savunma sanayii tedarik sürecinde uygulanmakta olan lojistik destek faaliyetleri içerisinde, alt yapısı oluşturulmaya çalışılan bu alana yönelik süreci analiz etmek ve sürecin mevcut durumu ile yeterliliğini saptamak ve performansa dayalı lojistik sözleşmelerinin mevcut mevzuat açısından uygulanabilirliğini araştırmaktır. Çalışmada veriler belgesel tarama ve yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Araştırma esnasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve bu çerçevede oluşturulan açık uçlu sorulara yönelik yanıtlar ve gözlemler, betimsel ve sistematik analiz yöntemiyle veriler çözümlenmiştir. Araştırmada toplanan verilerin analizi sonucunda Türk savunma sanayiinde PDL uygulamaları ve sözleşmelerin gerçekleştirilebilirliğini konusu olmak üzere iki tema üzerinde sonuçlara yer verilmiştir.
Türk savunma sanayii tarihine mikro yaklaşım: Savunma sanayii işletmelerine dair bir envanter ve dönemselleştirme çalışması (1836-2018)
Çalışma, Türk Savunma Sanayii'nin 1836-2018 yılları arasında işletme tarihi disiplini çerçevesinde mikro yaklaşım düzeyinde incelenmesini ele almaktadır. Çalışmada nitel yöntem kullanılmış olup, ikincil verilerden faydalanılmıştır. Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde işletme tarihi hakkında bilgiler verilmiş olup mikro ve makro yaklaşım ele alınmıştır. Daha sonra çalışmanın amacı, kapsamı ve önemi tartışılmış son olarak savunma sanayiine dair genel bilgiler açıklanmıştır. İkinci bölümde, 1836 yılı itibariyle var olan ve bu tarihten 2018 yılına kadar kurulan savunma sanayii işletmeleri hakkında çalışma kapsamı dahilinde bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, çalışmanın yöntemine dair açıklamalar yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise çalışma kapsamı içerisinde bir dönemlendirme yapılarak nedenleri ile beraber değerlendirilerek açıklanmıştır. Beşinci bölümde ise, Türk Savunma Sanayii'ne dair ulaşılan bulgular doğrultusunda değişim ve dönüşüm olup olmadığı tartışılmıştır.
1923-1939 yılları arasında Türk ordusunda yapılan askeri yatırımlar
Araştırmada Türklerin tarih sahnesine çıkmalarından itibaren özelliklle dünya politikalarına yön veren güçlü imparatorluk ve devletler kurdutkları dönemlerde sahip oldukları askeri gücün ne kadar etkili olduğu ortaya konulmuş, günümüzde dünya ülkelerinin nezdinde söz sahibi olmak isteyen Türkiye'nin gelecekte bu konuda yapacağı yatırımlar için ışık tutulmaya çalışılmıştır.
Küresel savunma sanayisinde Türkiye
Tarih boyunca temel bir ihtiyaç olarak değerlendirilen savunma ihtiyacı, geçmiş dönemlerde kişisel olarak karşılanırken, günümüz dönemde devletler tarafından karşılanmaktadır. Devletler savunma ihtiyacını karşılayabilmek için yüksek miktarda savunma harcamaları gerçekleştirmektedir. Savunma alanındaki ihtiyaçlarını karşılayabilme ve ulusal savunma sanayisini oluşturabilmeleri için sektöre gerekli yatırım ve desteği sağlamaları gerekmektedir. Savunma sanayi alanına gerekli yatırım ve desteği sağlayamayan ama savunma gücüne sahip olmak isteyen devletler, ihracat potansiyeline sahip ülkelerden çeşitli silah ve sistemler ithal ederek savunma alanında güçlerini artırma yoluna gitmektedir. Bu durum küresel savunma ticaretinin boyutunu artırmaktadır. Türkiye'nin savunma sanayisini tarihsel bir süreç içerisinde inceleyip, dönemler içerisindeki uygulamalarının ve uluslararası etkileşimin olumlu ve olumsuz yönlerinin saptanması bakımından öneme sahip olan bu çalışmada, 2021 yılında küresel savunma piyasasının %83,3 payına sahip 6 ülkenin savunma sanayi uygulamaları ve sektör analizi yapılarak, SIPRI' den edinilen 2006-2021 savunma harcama verilerinde yaşanan değişimlerin ülkelerin ihracat ve ithalat rakamları üzerindeki ilişkisi incelenmiş, bu incelemeler sonucu savunma harcamalarındaki değişimlerin ülkelerin sosyoekonomik göstergeleri (GSYİH, Enflasyon, İşsizlik) üzerindeki etkisine bakılmıştır. Yüksek pazar payına sahip ülkeler ile Türkiye'nin verileri karşılaştırılıp, Türkiye'nin küresel savunma pazarındaki payına artırmaya yönelik önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın yürütülmesinde, nitel araştırma modellerinden durum (olay) çalışmasının bütüncül çoklu durum deseninin kullanılması uygun görülmüştür.