Secondary education institutions
110 theses under this subject heading
Ortaöğretimde muhasebe eğitiminin MEGEP ile yeniden yapılandırılması sonrası öğrenci ve işveren memnuniyetinin incelenmesi
İş dünyasının sürekli değişim gösteren ve sürekli gelişen mesleklerinden birisi de muhasebecilik mesleğidir. Muhasebe mesleğinde başarılı olunması okullarda iyi bir teorik eğitim verilmesinin yanında verilen eğitimle paralellik gösteren bir beceri eğitim ile ilgilidir. Beceri eğitimde gerçekleştirilen uygulamaların başarılı olması okullarda verilen bilgilerin güncel ve uygulanabilir olmasıyla ilgilidir.Muhasebe eğitiminin güncel olmasını sağlamak için Ortaöğretim düzeyinde yeniden yapılandırılma çalışmaları başlamış ve ?Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi (MEGEP)? uygulamaya konulmuştur.MEGEP'in uygulanmaya başlanması sonrasında ilk beceri eğitime giden öğrencilere ve bu öğrencilere beceri eğitim yaptıran işverenlere MEGEP'in değerlendirilmesine yönelik bir anket uygulanmıştır.İşverenler MEGEP sonrasında öğrenci niteliklerinde artış olduğunu düşünmektedir. İş dünyasında bu proje ile ihtiyaç duyulan nitelikli eleman ihtiyacının karşılanacağı beklentisi oluşmuştur.MEGEP projesi ile okullarda öğrencilerin teknoloji ve diğer araç gereç ihtiyaçları karşılanmış, modüler sistemle de öğrencilerin güncel bilgi ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmıştır. Sosyal ortaklarla yapılan çalışmalar sonucunda öğrencilerin meslek seçiminde ve beceri eğitim faaliyetlerinde daha fazla memnun olmaları sağlanmıştır. Bu proje ile öğretmenlerin eğitim öğretimdeki temel rolü olan yönlendirme rolü ön plana çıkartılmıştır.Anahtar Kelimeler: Muhasebe Eğitimi, Mesleki Eğitim, MEGEP.
Stratejik liderliğin performans değerleme üzerindeki etkileri ve Kütahya ili ortaöğretim kurumlarına ait bir uygulama
Modern dünyada, tüm hedeflerin, anlayışların ve hatta yöntemlerin hızla değiştiği bir süreci yaşıyoruz. Bu hız o kadar baş döndürücü ki neredeyse dün doğru kabul ettiğimiz varsayımlar bugün daha farklı bir bakış açısına bürünmüş olarak karşımıza çıkıyor. Yöntem değişikliklerinin tartışıldığı bir yapıda, bu değişime uyum sağlamayan örgütlerin yarışta geri kalmaları kaçınılmazdır. Kaldı ki örgütlerin değişime adaptasyonunun hızlı sağlanması da örgüt yöneticisine veya liderine doğrudan bağlıdır. O halde değişimin en önemli başlangıcı liderlerdir.Modern anlayışta Stratejik Liderlik kavramı yönetim dünyasında kendine yer edinmiştir ve bu yeri hızla sağlamlaştırmaktadır. Çünkü amaca ulaşmanın en kolay ve verimli yolu liderlik olgusunu strateji ile birleştirmektir. Bu birleşim örgütsel yapının en önemli silahı olacaktır. Ancak stratejik liderlik kavramı kendi başına bir anlam bütünlüğü sağlamaz. Bu olgu, diğer dinamik etkenlerle desteklenmek zorundadır. Bu etkenlerden en önemlisi de performans değerlemesidir. Performans değerlemesi stratejik liderin en önemli gücüdür ve iyi kullanılmadığında bir tehlikeye dönüşebilir.Bu bilgi ve düşünceler ışığında hazırlanan bu çalışmada Performans Değerleme ile Stratejik Liderlik kavramları arasında bir ilişki olup olmadığını ve bu ilişkinin derecesi araştırılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde ?Stratejik Liderlik? konusunda, ikinci bölümünde ?Performans Değerleme? konusunda bilgiler verilmiştir, üçüncü bölümünde ?Stratejik Liderliğin Performans Değerleme Üzerindeki Etkileri? araştırılmıştır. Dördüncü bölümde araştırmanın hipotezini test etmek amacıyla Kütahya ili merkez ortaöğretim kurumlarında görevli öğretmenlerden seçilen örneklem üzerinde 19 sorudan oluşan ?Kurum Lideriniz Stratejik Lider mi?? ve 9 sorudan oluşan ?Performans Değerlemeden Memnun musunuz?? başlıklı 2 adet anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarının değerlendirilmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, hipotez testleri olarak t-testi, anova, korelasyon analizleri yapılmıştır.Araştırma sonucunda stratejik liderliğin performans değerleme üzerinde olumlu etkiler gösterdiği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Stratejik Liderlik, Performans Değerleme, Performans Değerleme Yöntemleri
Mesleki ortaöğretimde yaygınlık ve kalkınma ilişkisi: Türkiye uygulaması
Küreselleşme süreciyle birlikte dünyada, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok değişiklikler yaşanmış ve teknolojideki hızlı değişim sonucu nitelikli işgücüne olan talep artırmıştır. Ülkelerin kalkınmasında büyük rol oynayan nitelikli işgücünün yetiştirilmesi ise eğitim, özellikle de mesleki eğitime bağlıdır. Bundan dolayı Türkiye'de mesleki eğitimin yeni baştan değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, 1975-2011 dönemi için Türkiye'de mesleki ortaöğretim ile kalkınma düzeyi arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmada bağımlı değişken olarak GSYİH, bağımsız değişken olarak ise ilköğretim, genel ortaöğretim, mesleki ortaöğretim, yükseköğretim öğrenci sayıları ve eğitim harcamalarını temsilen bütçeden Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan pay alınmıştır. Çalışmada Türkiye'de mesleki eğitim ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişki olup olmadığı Granger nedensellik testi ve regresyon analizi yardımıyla araştırılmıştır. Ekonometrik analizlere göre, mesleki ortaöğretim, GSYİH'nın nedeni çıkmıştır. Dolayısıyla mesleki ortaöğretimin Türkiye'nin gelişmişlik düzeyine katkı sağladığı belirlenmiştir. Yapılan çalışmanın ampirik sonuçları, öğrenci sayılarından hareketle eğitime yapılan yatırımların uzun dönemde ülkenin gelişmişlik düzeyi ile ilişkisinin olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca çalışmanın içeriğine yönelik olarak regresyon analizinden elde edilen verilere göre mesleki ortaöğretimde meydana gelen % 1'lik artış GSYİH'yı yaklaşık % 0.528729 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Yapılan ekonometrik analiz sonucu, Türkiye'de mesleki ortaöğretim ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Beşeri Sermaye, Mesleki Eğitim, İktisadi Kalkınma
Türkiye`de orta öğretim kurumlarının finasmanı, orta öğretimde kamu reformu ekseninde muhasebe sistemine ilişkin tespitler ve öneriler
Bu çalışmama konusu, kamu reformu ekseninde Türkiye'de orta öğretim kurumlarının fînansal yapısının incelenerek kaynak sorununun vurgulanması ve bu sorunun çözüm yollarının belirlenmesidir. Bu konu kapsamında amaç, devlet orta öğretim kuramlarına ayrılan fînansal kaynaklan arttırmak ve arttırılan fînansal kaynaklama etkin yönetimini gerçekleştirecek önerileri kamu reformu ekseninde geliştirmektir. Çalışmada bir kamu hizmeti olarak eğitimin seçilmesinin nedeni, ülkenin insan kaynaklaman gelişiminde eğitim kurumlarından orta öğretim kurumlarının önemli olduğudur. Bu çalışmada, literatür incelemesiyle, Türkiye'de parasız eğitim adı altında devletin eğitim hizmetlerine yeterince fînansal kaynak ayırmadığı belirlenmiş ve kaynak yetersizliğinin neden olduğu sorunlara dikkat çekilmiştir. Görüşme yöntemi ile de, bir devlet ve bir özel orta öğretim kurumunun fînansal yapılan incelenmiştir. Uygulamada, devlete ait orta öğretim kurumuna ayrılan fînansal kaynakların yetersiz olduğu OECD ülkeleri, bazı gelişmiş ülkeler ve özel orta öğretim kurumlan ile karşılaştırılarak ortaya konulmuştur. Devlet orta öğretim kuranlarının fînansal kaynak yetersizliği sorununun çözümüne yönelik olarak, kamu mali ve idari reformu ekseninde orta öğretim kurumlarında öğrenci basma ayrılan fînansal kaynağın OECD ülkeleri ortalamasına çıkarılmasına değinilmiş ya da özel orta öğretim kurumlarındaki bir öğrenci maliyeti kadar kaynağın ayrılması gerektiği vurgulanmıştır. Kaynakların etkin kullanılamaması sorununun çözümüne yönelik olarak, devlet orta öğretim kuramlarına ayrılan fînansal kaynakların ölçülmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik bir muhasebe sisteminin kurulması gerektiği önerilmiştir. Önerilen muhasebe sistemi, her bir eğitim kurumunun kendisine tahsis edilen kaynakların etkin kullanılmasını sağlamada önemli bir araç olacaktır. Bu sistem, uzun vadede Türkiye'de orta öğretim kurumlarının finansman sorunlarının çözümüne büyük katkı sağlayacaktır.
Adana ili merkez ilçelerindeki resmi genel liselerde coğrafya öğretiminin coğrafi düşünme becerileri açısından değerlendirilmesi
Bilim, teknoloji ve iletişimin hızla gelişmesiyle birlikte coğrafya öğretiminde yaklaşımlar da değişmektedir. Coğrafi olayların nedenini araştırmayı kendine konu edinene coğrafya bilimi, okullarda kalıp bilgiler veren, olayların nedeni üzerinde durmayan bir ders olarak verilmektedir. Öğrenciler, coğrafi düşünme becerilerine sahip olmaları ve dolayısıyla da olayların "neden ve niçin"ini anlayabilmeleri önemlidir. Eğitim sistemimizin ve toplumun bir ihtiyacı olarak bilgi üreten ve düşünen bireylerin yetiştirilmesi gereklidir. Bu çalışma, resmi, genel lise öğretmenlerinin coğrafi düşünme becerilerini öğrencilere ne düzeyde kazandırdıklarım ortaya koymak amacıyla yapılmış tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Adana İli, Seyhan ve Yüreğir Merkez İlçeleri'nde bulunan resmi genel liselerde görev yapan 78 öğretmen oluşturmuştur. Bu evren içerisinden tesadüfi olarak seçilen altı okuldaki lise ikinci sınıf öğrencilerinden 220 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket uygulanan bu öğrencilerin coğrafya dersine giren 16 coğrafya öğretmeniyle görüşme yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde öncelikle yüzde, frekans ve aritmetik ortalama dağılımları kullanılarak analiz edilmiştir. Coğrafi düşünme becerilerinin kazandırılmasına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığım belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Daha sonra anketten elde edilen nicel veriler görüşme sırasında elde edilen nitel verilerle desteklenerek "bulgular ve yorum" bölümüne yazılmıştır.n Araştırma sonucunda öğretmenlerin coğrafi düşünme becerilerini "bazen", öğrenci görüşlerine göre "seyrek" olarak kazandırdıkları ortaya çıkmıştır. Öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre en fazla kullanılan beceri "coğrafi soru sorma" becerisi olduğu belirlenmiştir. Coğrafi düşünme becerilerinin kazandırılıp kazandırılmadığı konusunda öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler1: Coğrafi Düşünme, Coğrafya Öğretimi, Coğrafya ve Uygulaması, Orta Öğretim, Düşünme Becerileri
Ortaöğretim okullarındaki disiplin cezaları uygulamalarının sonuçları ile ilgili görüşlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim okullarında Ödül ve Disiplin Yönetmeliğine göre uygulanan cezaların, ceza alan öğrencinin kendisi, yönetici ve disiplin kurulu üyelerinin disiplin cezasının sonuçları ile ilgili yaşadıkları duygu ve düşüncelerinin neler olduğunun incelenmesidir. Bu çalışma, 2000-2001 eğitim- öğretim yılında Adana Merkez Seyhan ve Yüreğir'de bulunan 22 lise ve dengi okuldaki 217 öğrenci, 64 disiplin kurulu üyesi ve 67 Yönetici üzerinde yürütülmüştür. Bilgiler, araştırmanın amaçlan doğrultusunda ve uzmanların denetimi ile hazırlanan öğrenciler için ayrı, yönetici ve disiplin kurulu üyeleri için ayn anket formu ile toplanmıştır. Ancak sorular paralel bir şekilde hazırlanmıştır. Ayrıca, okullardaki disiplin kurulları karar defterlerinden yararlanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi aşamasında, önce her bir madde için öğrenci, yönetici ve disiplin kurulu üyelerinin verdikleri yanıtların frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Birden çok seçeneğin işaretlendiği maddelerde yüzde ve frekans hesaplamaları üç grup için ayn ayn yapılmıştır. Daha sonra bu yüzdeler sıralanmış ve Spearmans Sıra Farkları Korelasyonu tekniği ile grupların görüşleri arasında anlamlı bir tutarlılığın olup olmadığı incelenmiştir. Sonuçta, okullarda en çok kınama cezasının uygulandığı bulunmuştur. En çok cezayı genel lisede okuyan ve 3. sınıfta olan öğrencilerin aldığı, erkek öğrencilerin kız öğrencilerine göre daha fazla ceza uygulamaları ile karşı karşıya kaldığı, ceza alanların VIbüyük bir oranının orta sosyö-ekonomik düzeyden geldikleri ve basan durumlarının "orta" düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Disiplin cezalan daha çok, öğrencilerin arkadaştan ile kavga yapmalarından ötürü verilmektedir. Öğrenciler aldıktan cezalan haklı bulmazken, yönetici ve disiplin kurulu üyeleri verilen cezayı haklı bulmaktadırlar. Ceza ile yaşanan duygularla ilgili görüşlerde, grupların görüşleri arasında yüksek düzeyde bir tutarlılık vardır. En çok yaşanan duygular; pişmanlık, üzüntü ve öfke-kızgınlık duygulandır. Öğrenciler ceza almalannm nedenlerini, okullarda disiplin yönetmeliğinin yeterince açıklanmamasına bağlarlarken, yönetici ve disiplin kurulu üyeleri öğrencilerin edindikleri olumsuz arkadaş ortamına bağlamışlardır. Aynca, cezalann öğrencilerin davranışlannı yeniden gözden geçirmelerinde ve olumsuz davranışlannın farkına varmalarında etkili olduğu bulunmuştur. Disiplin cezası vermek yerine nelerin yapılabileceği ile ilgili görüşlerde, öğrencilerin görüşleri ile yönetici ve disiplin kurulu üyelerinin görüşleri arasında anlamlı bir tutarlılığa rastlanmamıştır. Ancak, her üç grup okul rehber öğretmeni(Psikolojik Danışman) ile işbirliğine gidilmesi gerektiği yönünde görüş belirtmişlerdir. Anahtar sözcükten Öğrenci, yönetici, disiplin kurulu üyesi, disiplin, ceza. vu
Milli Eğitim Bakanlığı ortaöğretim kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları: Çankırı örneği
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu sadece işyerleri ile ilgili değil, okullara yönelik kararları da içerir. Okullarda müdür, işveren görevindedir.İSG konusunda işverenlere büyük sorumluluk düşmektedir. Çalışma, Çankırı il merkezine bağlı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kurumlarında İSG çalışmalarını incelemek için yapıldı. Tanımlayıcı tipte olan çalışmada konu ile ilgili anket soruları hazırlandı. Ankette sosyodemografik özellikler ve İSG'ye yönelik sorular soruldu. Çalışmada 180 eğitim kurumunda görev yapan 159 okul idarecisi örnekleme alındı. Verilerin analizinde SPSS 25 sürümü, tanımlayıcı istatistik, normallik testleri kullanıldı. Okul idarecilerinin çoğunluğu okullarında İSG kurulu,İSG temsilcisi, risk değerlendirme ekibi, acil çıkış için uyarı levhaları, alarm ikaz sistemi, yangın ve havalandırma sistemi,laboratuvarda güvenlik uyarıları,ergonomik masa sandalye, ıslak zemin uyarı levhaları, kişisel koruyucu donanımları, merdivenlerde kaydırmaz bant, korkuluk,merdivenler arasında emniyet ağı,paratoner, ilk yardım dolabı, sabitlenmiş dolaplar olduğu,acil çıkış kapısı, periyodik kontroller, risk değerlendirme kontrolü, acil durum eylem planı,yangın tüpü bakım ve dolumu yapıldığını, acil çıkış kapısının kilitli olmadığını;kazan dairesi güvenliği sağlandığını, elektrik sigorta kutularının kilitli olduğunu, güvenlik görevlisinin olmadığını,İSG ve ilk yardım eğitimi verildiğini; idarecilerin yarıya yakını pencerelerde çocuk kilidi olmadığını; tamamına yakın genel olarak düzenli temizlik yapıldığını, tuvaletlerin günlük temizlendiğini belirtmiştir.İdarecilerin mesleki çalışma yılı ile okullarında İSG kurulu olması, İSG risk değerlendirme ekibi olması, İSG risk değerlendirmesi yapılması durumu, İSG çalışan temsilcisi olması sıklığı arasında fark olduğu(p<0,05)ANOVA testi ile belirlendi.Çalışmada okul idarecilerinin çoğunun okullarında İSG çalışmalarının yüksek düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma Çankırı iliyle sınırlıdır;geniş kapsamlı çalışma yapılması önerilmektedir.
Hiyerarşik lineer modeller ve bir uygulama
Hiyerarşik lineer modeller regresyon yöntemlerinin genelleştirilmesidir. Bu modeller kümelenmiş ya da hiyerarşik yapıya sahip verilere uygulanabilmesi ve neden sonuç ilişkilerini daha iyi yansıtabilmesi sebebiyle oldukça önemlidir. Hiyerarşik yapıya sahip verilerde genellikle klasik doğrusal regresyon yönteminin varsayımlarından birisi olan gözlemlerin birbirinden bağımsız olması varsayımı bozulduğundan çok aşamalı regresyon modelleri tercih edilir.Bir toplumun geleceğini oluşturan gençlerin bilgi düzeyleri o toplumun gelişmişlik düzeyini belirlerken aynı zamanda gelecek için gelişmiş ve kültürlü bir toplumun temellerini de oluşturmaktadır. Bu sebeple öğrencilerin bilgi düzeylerinin ölçülmesi ve başarılarına etki eden faktörlerin belirlenmesi oldukça önemli bir hal almaktadır. Öğrencilerin başarısında, öğrenim gördükleri okulların, bulundukları coğrafi bölgelerin ve öğrencilerin kişisel özelliklerinin etkisinin yüksek olduğu bilinmektedir. Bu amaçla Matematik başarısını ölçen PISA 2003 verisi kullanılarak coğrafi etkilerin, kişisel özelliklerin Matematik başarısı üzerinde etkisinin var olup olmadığı hiyerarşik lineer modeller ile incelenmiştir. İlk olarak iki aşamalı ve üç aşamalı modeller kurularak öğrenci, okul ve bölge gibi özelliklerin Matematik başarısı üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Daha sonra iki ve üç aşamalı modeller için nominal ve ordinal bağımlı değişkenler ele alınarak hangi spesifik özelliklere sahip öğrencilerin başarılı olup olmadığına ve başarı durumuna bakılmıştır. Bu çalışma sonucunda Matematik başarısına etki eden ve etmeyen faktörler ve Türkiye'deki ortaöğretimin kalitesinin yükseltilmesi için uygulanması gereken stratejiler belirlenmeye çalışılacaktır.
Ortaöğretim 12. sınıflarda bağımlılıkla mücadele konusunun etkin öğrenme temelli ders planı ile öğrenilmesi
Gençlik, çocukluk ve yetişkinlik arasında yer alan gelişimsel bir dönemdir. Bireyler bu dönemde birtakım risklerle karşılaşabilmektedir. Merak edilen yaşantıların deneyimlenmeye çalışıldığı bu dönemin riskli davranışlarından biri de bağımlılıklardır. Günümüzde küresel bir problem olarak nitelendirilen bağımlılıkla yalnızca kent merkezlerinde değil; küçük yerleşim yerlerinde de mücadele edilmelidir. Bundan dolayı bu araştırmada Çankırı ili Yapraklı ilçesinde öğrenimlerine devam eden öğrencilerle çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, etkin öğrenme temelli ders planı yaklaşımının ortaöğretim 12. sınıf rehberlik dersinde bağımlılıkla mücadele konusunun öğrenilmesine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tek gruplu öntest – sontest deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme aracı bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Çalışma gurubunu Yapraklı Çok Programlı Anadolu Lisesi 12. sınıfta öğrenim gören 6 öğrenci oluşturmaktadır. Başlangıçta, öğrencilerden 20 sorudan oluşan ölçme aracını yanıtlamaları istenmiştir. Ardından eğitsel oyun ve etkinliklerle zenginleştirilen ders planı uygulanmıştır. Son olarak, daha önce öntest olarak kullanılan ölçme aracı, sontest olarak uygulanmıştır. Öğrencilerin öntest – sontest yanıtları SPSS 25.0 paket programında bulunan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Man-Whitney U-Testi kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre kız öğrencilerin bağımlılıkla mücadele farkındalık düzeylerinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olmasına karşın aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Ayrıca çalışma grubunun öntest ve sontest sonuçları arasında sontest puanları lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu çalışma için geliştirilen ders planının Yapraklı ilçesindeki eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler tarafından derslerde kullanılacağı düşünülmektedir.
Fizik dersinde simülasyon destekli yazılımın öğrencilerin akademik başarısına, tutumlarına ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırma, ortaöğretim 9. Sınıf fizik dersinde simülasyon destekli yazılım yardımıyla eğitimin öğrencilerin akademik başarısına, derse karşı tutumlarına ve kalıcılığa etkisini araştırmak amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır.Araştırma, 2008/2009 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılında, Adana ili Seyhan ilçesi Ramazan Atıl Lisesinde gerçekleştirilmiştir. İlk olarak tüm dokuzuncu sınıflardan yansız olarak iki sınıf belirlenmiştir. Random yolla 9 D sınıfı deney ve 9 F sınıfı kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubu 50, kontrol grubu 52 kişiden oluşmaktadır. Araştırma süresince deney grubu olan 9 D sınıfında geleneksel öğretimin yanı sıra simülasyon destekli yazılım ile, kontrol grubu olan 9 F sınıfında ise sadece geleneksel öğretim yöntemiyle ders işlenmiştir.Bu araştırmada öğrencilerin akademik başarısını ve kalıcılığı ölçmek için Fizik Başarı Testi (FBT), derse karşı tutumlarını ölçmek için ise Fizik Tutum Anketi (FTA) kullanılmıştır. Veriler SPSS 11.0 for Windows paket programında aritmetik ortalama, standart sapma, kovaryans analizi, bağımsız gruplar t- testi, mann whitney-u testi gibi istatistiksel yöntemler kullanılarak çözümlenmiştir.Araştırma verilerinin analizlerinde, Bağımsız Gruplar T-Testi ve Mann Whitney- U Testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre; (1) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Başarı Testi son test puanları ile ön test puanlarının farkları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır, (2) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Başarı Testi kalıcılık puanları ile son test puanlarının farkları arasında kontrol gurubu lehine anlamlı bir fark vardır, (3) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Tutum Anketi son test puanları ile ön test puanlarının farkları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır, (4) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Tutum Anketi kalıcılık puanları ile son test puanları farkları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, Fizik Eğitimi, Bilgisayar Destekli Eğitim, Simülasyon Destekli Yazılım ile Eğitim
Ortaöğretim okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişki (Yozgat ili örneği)
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin görüşlerinden hareketle okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modelinde ve nicel araştırma yöntemi ile yürütülen araştırmanın çalışma evrenini 2019-2020 Eğitim Öğretim yılında Yozgat ili Merkez ilçede resmî ortaöğretim kurumlarında görev yapan 501öğretmen oluşturmaktadır. Evren ulaşılabilir olduğu için ayrıca örneklem belirlenmemiştir. Araştırmada çalışma evrenini oluşturan öğretmenlerin tümüne ölçekler ulaştırılmış olup geri dönüşü sağlanan 280 ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için Etik Liderlik Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Alan çalışması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilerek analiz edilmesinde SPSS 26.0 programından faydalanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi sürecinde betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma) , Kolmogrov-Simirnov Testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri ile ortaöğretim okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarına ilişkin algıları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu durum öğretmenlerin okul müdürlerine yönelik etik liderlik algıları arttıkça iş doyumu düzeylerinin de arttığını göstermektedir. Bununla birlikte katılımcı öğretmenlerin algısına göre ortaöğretim okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarını sergileme düzeyi okul türü ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenine göre anlamlı faklılık göstermektedir. Yine katılımcı öğretmenlerin iş doyumları medeni durum, okul türü, mesleki kıdem ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER: Lider, Liderlik, Etik liderlik, İş doyumu.
Resmi ve özel ortaöğretim okullarında kurumsallaşma
Bu çalışmanın amacı, resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşma düzeylerini incelemek ve bu okullarda kurumsallaşmaya ilişkin gerçekleştirilen uygulamaları, yaşanan sorunları ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini öğretmen görüşlerine göre ortaya koymaktır. Bu araştırmada, nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı yöntemlerden açımlayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinin Nizip, Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinin resmi ve özel ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında tabakalı örneklem yöntemine göre seçilen ve 50 ortaöğretim okulunda görev yapan 758 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri, Özgan (2011) tarafından geliştirilen "Okul Kurumsallaşma Ölçeği" (OKÖ) ile toplanmıştır. Okul Kurumsallaşma Ölçeği; kültürel güç, uzmanlaşma, sosyal sorumluluk, adapte olabilirlik, formalleşme ve tutarlılık olmak üzere altı boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunun çalışma grubunu belirlemede, amaçlı örnekleme çeşitlerinden biri olan aşırı veya aykırı durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nicel verilerin toplandığı okullarda görev yapan 32 öğretmenden oluşmaktadır. Bu öğretmenlerden 16'sı kurumsallaşma düzeyi en düşük olan okullarda, 16'sı da kurumsallaşma düzeyi en yüksek olan okullarda görev yapmaktadır. Nitel veriler, resmi ve özel ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, parametrik analiz teknikleri; nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre resmi ortaöğretim okulları uzmanlaşma ve adapte olabilirlik boyutlarında orta düzeyde; kültürel güç, sosyal sorumluluk, formalleşme ve tutarlılık boyutlarında ise yüksek düzeyde kurumsallaşmıştır. Özel ortaöğretim okulları ise uzmanlaşma, sosyal sorumluluk ve adapte olabilirlik boyutlarında yüksek düzeyde; kültürel güç, formalleşme ve tutarlılık boyutlarında ise çok yüksek düzeyde kurumsallaşmıştır. Aynı zamanda tüm boyutlarda resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşma düzeyleri arasında özel ortaöğretim okulları lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Resmi ve özel ortaöğretim okullarında; kurumsal ilke ve değerler oluşturma, paylaşılan bir vizyon geliştirme, takım çalışması yapma, kararları ortak alma, reklam ve tanıtım çalışmaları yapma, çalışmalarda yasal mevzuatı dikkate alma, sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirme, velilerle işbirliği sağlama, okul güvenliğini sağlama, personel gelişimini sağlama, kurumsal iletişim kanalları oluşturma, okul kuralları oluşturma, çalışmaları raporlama ve kurum içi denetim yapma gibi kurumsallaşma açısından önemli olan çeşitli uygulama ve çalışmaların yapıldığı tespit edilmiştir. Diğer yandan resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşmaya ilişkin en fazla yaşadıkları sorunlar ise; velilerin ilgisiz olması, yöneticilerin sık değişmesi, kurum içi çatışmalar, olumsuz öğrenci davranışları, öğretmenlerin mevzuat bilgisinin yetersiz olması, ödüllendirme yapılmaması, aşırı iş yükü, aşırı bürokrasi, görevlerin açık ve net olmaması ve karara katılımın sağlanmamasıdır. Araştırmada elde edilen sonuçlar ve katılımcıların çözüm önerileri dikkate alınarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Orta öğretimde görev yapan öğretmenlerin iş yaşamı kalitesi algıları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki
Araştırma Kırşehir il merkezinde resmi ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin iş yaşamı kalitesi algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada öğretmenlerin iş yaşamı kalitesi algılarına ilişkin verileri toplamak amacıyla Erdem (2008) tarafından geliştirilen "İş Yaşamı Kalitesi Ölçeği" ile örgütsel bağlılık boyutlarına ilişkin verileri toplamak amacıyla Balay (2000) tarafından geliştirilen " Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Kırşehir ili merkezinde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında 19 ortaöğretim kurumunda görev yapan 682 öğretmen arasından 311 öğretmen bu çalışmadaki verileri sağlamıştır. SPSS programı ile verilerin statiksel çözümlemeleri yapılmış olup, öncelikle veriler üzerinde kayıp veri analizi yapılmış, örüntü içermediği tespit edilen kayıp verilere ortalama atama yöntemiyle yeni veriler atanmıştır. Daha sonra normallik analizleri sonuçlarına göre analizler için uygun testler seçilmiştir. Bu çalışmada verilerin betimsel analizini yapmak amacıyla frekans, ortalama ve standart sapma, ikili değişkenlerin karşılaştırılması için t-testi, üç ve üzeri gruptan oluşan değişkenlerin karşılaştırılması için ANOVA, ölçek puanlarının birbiri ile ilişkisine bakmak için ise Pearson korelasyon testi yapılmıştır. ANOVA sonucu istatistiksel olarak anlamlı çıkan değişkenler için alt grupları karşılaştırmada Post Hoc analizleri yapılmış ve Tukey testi sonuçları değerlendirilmiştir.
Ortaöğretim kurumu müdürlerinin duygusal zekâları ile karizmatik liderlik özellikleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın temel amacı öğretmen algılarına göre, ortaöğretim okulu müdürlerinin duygusal zekâ becerileri kullanma düzeyleri ile karizmatik liderlik becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini Yozgat ili Merkez ilçede bulunan 19 ortaöğretim kurumunda 2019-2020 yılında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmaya bu okullarda çalışan 249 öğretmen katılmıştır. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "Duygusal Zekâ Ölçeği" ve "Karizmatik Liderlik Ölçeği" yardımı ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmaya dâhil edilen öğretmenlerin demografik özellikleri hakkında yapılan tanımlayıcı istatistikî analizler için frekans ve yüzde alma teknikleri kullanılmıştır. Verilerin dağılım özellikleri belirlenmiştir. İki değişken arasında var olan ilişki durumunu belirlemek amacıyla Mann Whitney U, ikiden fazla değişken arasında var olan ilişkileri belirlemek amacıyla Kuruskal Wallis-H testi tekniği kullanılmıştır. Duygusal zekâ ile karizmatik liderlik arasındaki ilişki Spearman Korelâsyon Analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde; araştırmaya dâhil edilen öğretmenlerin algılarına göre okul yöneticilerinin duygusal zekâ kullanma becerilerini orta düzeyde karizmatik liderlik davranışlarını da orta düzeyde gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin duygusal zekâ kullanma düzeyleri ile karizmatik liderlik davranışları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen algılarına göre okul yöneticileri, karizmatik liderlik boyutlarından üye ihtiyaçlarına duyarlılık gösterme, statükoyu sürdürmeme ve çevresel duyarlılık gösterme davranışlarını yüksek düzeyde gösterirken, sıra dışı davranışlar sergileme ve kişisel risk üstlenme davranışlarını daha düşük bir düzeyde göstermektedirler. Yine araştırma sonuçlarına göre okul müdürlerinin duygusal zekâ becerilerini kullanmalarına yönelik öğretmen algıları öğretmenlerin demografik özelliklerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmazken, karizmatik liderlik algılarının öğretmenlerin cinsiyet ve yaş durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Çalışma sonunda ulaşılan bulgular ilgili alan yazına göre tartışılmıştır.
Ortaöğretim kurumlarında yaşanılan örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişki
Örgütler insanların oluşturduğu küçük birer toplumsal örnekler olarak düşünülebilir. Hızla değişen ve gelişen dünyada örgütün ilerleme gösterebilmesi için örgüt içindeki üyelerin etkili iletişim içinde olması, örgütü ilgilendiren her konuda fikirlerini çekinmeden dile getirmeleri gerekebilir. Sessizlik örgütün gelişim ve değişimini engelleyen en önemli etmenlerden biridir. Fikirlerini dile getiremeyen üyelerin bulunduğu ve etkili iletişimin hâkim olmadığı örgütlerde örgütsel sessizlik durumu meydana gelebilir. Bununla birlikte dünyadaki farklı toplumların farklı kültürlere sahip olması gibi, her bir örgütün de kendine has farklı bir kültürü vardır. Kültür, örgütün çevresinde yaşanan çeşitli değişikliklere karşı ayakta kalmasını ve varlığını sürdürmesini sağlayan en önemli örgütsel unsurdur. Nihai amacı ayakta kalmak ve her gelişmeye uyum sağlamak olan örgütlerin sahip olduğu kültürler örgütsel sessizlik gibi durumlardan etkilenebilir ve bu etki örgütün gelişimine yansıyabilir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında yaşanan örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişkiyi öğretmenlerin görüşlerine göre belirleyebilmektir. Örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişki ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin cinsiyet, çalıştıkları okul türü ve mesleki kıdem değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Düzce ili Merkez ilçede bulunan ortaöğretim kurumlarında görev yapan 859 öğretmen, örneklemini ise Düzce ili Merkez ilçedeki 23 devlet okulunda görev yapan 402 öğretmen oluşturmaktadır. Düzce ili Merkez ilçedeki genel liselerin tümü araştırmaya dahil edilmiş olup ölçme aracının uygulandığı öğretmenler kolay örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla Likert türü olan Örgütsel Sessizlik ölçeği ile Okul Kültürü ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Örgütsel sessizliğin okul kültürü üzerindeki rolü ve ilişkisinin öğretmenlerin cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi, çalıştıkları okul türü ve mesleki kıdeme göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA), örgütsel sessizlik ve okul kültürü arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve örgütsel sessizliğin okul kültürünü ne düzeyde yordadığını belirlemek için ise regresyon testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Düzce ili Merkez ilçede bulunan ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin görüşlerine göre örgütsel sessizlik ve okul kültürü arasında düşük düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik ve alt boyutlarına dair görüşleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Örgütsel sessizlik ve alt boyutları ile okul türü arasında anlamlı bir fark belirlenmemiştir. Örgütsel sessizlik alt boyutlarından örgüt yararına sessizlik alt boyutu ile mesleki kıdem arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin okul kültürü ve tüm alt boyutlarına dair görüşleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Okul kültürü tüm alt boyutları ile okul türü değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Okul kültürü değişkeninin destek kültürü alt boyutu dışındaki diğer alt boyutları ile mesleki kıdem değişkeni arasında anlamlı fark belirlenmiştir. Örgütsel sessizlik ve alt boyutlar ile başarı kültürü, destek kültürü negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel sessizlik ve alt boyutlar ile bürokratik kültür arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel sessizlik görev kültürünün anlamlı bir yordayıcısı değildir. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Sessizlik, Okul Kültürü, Öğretmenler, Lise
Orta öğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin yönetim uygulamalarının çağdaş yönetim yaklaşımları açısından değerlendirilmesi (Güneydoğu Anadolu bölgesi örneği)
Bu çalışmanın amacı orta öğretim kurumlarındaki yönetsel uygulamaların çağdaş yönetim yaklaşımlarına uygunluğunu ve bu uygulamalarda yöneticilerin kişisel özelliklerinin etkisini belirlemektir. Bu araştırma, 1999-2000 öğretim yılında, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kümeleme ve rasgele yöntemle seçilen 51 lisede yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu liselerin yöneticileri ve öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada bu liselerde görev yapan 166 yönetici ve 1152 öğretmene ulaşılmıştır. IIIAraştırma aracı olarak kullanılan anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm deneklerin kişisel özelliklerini, ikinci bölüm çağdaş yönetim yaklaşımlarının ölçütlerini belirleyici 78 adet soruyu içermektedir Ortalamalar arasındaki farklılıkların anlamlı olup olmadığını analiz etmek için "t" testi ve Varyans Analizi, ilişkilerin anlamlı olup olmadığını analiz etmek için de Pearson Korrelasyon Katsayısı formülü kullanılmıştır. Anketlerin geçerliliği için Faktör Analizi ve güvenilirliği için Cronbach Alpha ve Guttman Split-half formülleri kullanılmıştır. Tüm bu istatistiksel işlemler SPSS programı (9.0 versiyonu) aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlardan bazıları şunlardır: 1. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin yönetim uygulamalarına çağdaş yönetim anlayışları açısından bakıldığında, özellikle Hizmet İçi Eğitim, Güdüleme- Yönlendirme, İnsan Kaynaklan Yönetimi ve Okul- Çevre İlişkisi konularında yönetici ve öğretmen yanıtlan arasında büyük farklılıkların olduğu gözlenmiştir. 2. Tüm süreçlerde yöneticilerin kendilerini çağdaş yaklaşımlar açısından değerlendirme düzeyleri ile öğretmenlerin yöneticileri değerlendirme düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. 3. Yöneticilerin % 95 gibi büyük bir oranı üniversite eğitimleri boyunca yönetim ile ilgili dersler almamışlar ve buna ek olarak lisans eğitimleri IVsonrasında yöneticilik mesleği ile ilgili hizmet içi eğitim etkinliklerine katılmamışlardır. 4. Örgüt çalışanlarını temel alan İnsan Kaynaklan Yönetimi ve Güdüleme- Yönlendirme süreçlerine verilen yanıtlardan ortaya çıkan sonuçlara göre yöneticilerin iç müşteri olarak da adlandırabileceğimiz öğretmenlerin iş doyumlarının sağlanması için yeterli çabayı göstermedikleri ve dolayısıyla çağdaş yaklaşımların önemli bir özelliğini yerine getirmedikleri görülmektedir. 5. Tüm yönetim süreçlerinde yöneticiler öğretmenleri, diğer çalışanları ve okulun çevresini kararlara yeterince katmamakta ve alman kararlardan haberdar etmemektedirler. Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim Kurumları Yöneticileri, Çağdaş Yönetim Yaklaşımları, Yönetim Uygulamaları Bilim Sayısal Kodu: EB 685
Ortaöğretim kurumlarında İngilizce öğretimine ilişkin toplumsal tutumlar
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında İngilizce öğretimine ilişkin toplumsal tutumları tespit etmektir. Bu araştırma, 1999-2000 öğretim yılında, Gaziantep ilinde 26 lisede yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu liselerde görev yapan İngilizce öğretmenleri ile öğrenim gören öğrenciler ve çocukları bu okullarda öğrenim gören fakat örneklemde yer alan öğrencilerin velileri olmayan değişik sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik düzeye sahip veliler oluşturmuştur. Örneklem ise, 26 değişik ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 414 öğrenci, 205 veli ve 85 İngilizce öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma aracı olarak kullanılan anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm deneklerin kişisel bilgilerine ilişkin sorulan, ikinci bölüm İngilizce'ye ilişkin tutumları ölçen likert tipi ölçek içermektedir. Verilerin analizi için t- testi, F testi, Scheffe testi ve yüzdelik hesaplan kullanılmıştır. Anketlerin geçerliliği için Faktör Analizi ve güvenirliliği için CronbachIll Alpha formülü kullanılmıştır. Tüm bu istatistiksel işlemler SPSS programı (10.0 versiyonu) aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Ancak, araştırma sonuçlarının sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için konunun bir teorik alt yapısının bilinmesine ihtiyaç duyulacağı düşüncesiyle, ülkemizde yabancı dil öğretiminin gelişimi ve sorunları tarihi bir perspektif içerisinde ele alınmış ve bulgular bu çerçevede değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; 1. Öğretmenlerin cinsiyetleri, yaşlan, mesleki kıdemleri, görev yaptıkları okul türleri, İngilizce'ye karşı tutumlarını etkilememiştir. 2. Öğrencilerin öğrenim gördükleri okul türleri, devam ettikleri sınıflar, babalarının eğitim durumu, meslekleri, annelerinin meslekleri ve gelir durumları İngilizce'ye karşı tutumlarım etkilememesine rağmen, cinsiyetleri etkilemiştir. Öğrencilerin annelerinin eğitim durumları ise İngilizce'ye karşı tutumlarım etkileyen faktörlerden biri olmuştur. 3. Velilerin eğitim durumları, meslekleri ve gelir durumları İngilizce'ye karşı tutumlarım etkilememiştir. 4. İngilizce öğretimine karşı veli ve öğrenci tutumları arasında fark bulunmuştur. 5. Ortaöğretim kurumlarında İngilizce öğretimi toplumsal tutumlar doğrultusunda değildir.Anahtar Kelimeler: Sosyal tutumlar, ortaöğretim, İngilizce öğretimi ve öğrenimi Bilim Dalı
Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında teknoloji entegrasyonunun değerlendirilmesi
Bu çalışmada, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında çalışmakta olan öğretmenlerin teknoloji entegrasyon düzeylerinin ve teknoloji entegrasyonlarını cinsiyet, yaş ve branşlarının nasıl etkilediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ek olarak, öğretmenlerin kişisel bilgisayar kullanma becerileri ve öğretim yaklaşımlarının, onların derslerine teknoloji entegre etmelerini etkileyip etkilemediği belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma 2009?2010 öğretim yılında Gaziantep ilinde bulunan 15 mesleki ve teknik eğitim kurumunda çalışan 232 öğretmeni kapsamaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak teknoloji uygulama düzeyi (TUD) anketi ve değerlendirme için ise TUD referans çerçevesi kullanılmıştır. TUD ölçeği Teknoloji uygulama düzeyi (TUD), kişisel bilgisayar kullanımı (KBK) ve mevcut öğretim pratiği (MÖP) olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin TUD, KBK ve MÖP seviyelerinin yüksek olduğu; cinsiyet ile TUD ve KBK arasında; yaş ile KBK arasında; branş ile TUD, KBK ve MÖP arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Erkek öğretmenlerin TUD ve KBK ortalamaları bayan öğretmenlerden yüksek, genç öğretmenlerin KBK ortalamaları yaşlı öğretmenlerden yüksek ve meslek öğretmenlerinin TUD, KBK ve PCU ortalamaları da kültür dersi öğretmenlerininkinden yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin TUD ortalamaları ile KBK ve MÖP ortalamaları arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaöğretim okullarının süreç danışmanlığı uygulamalarının incelenmesi
Bu tezin temel amacı ortaöğretim okullarının süreç danışmanlığı uygulamalarının düzeyini ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni Gaziantep il merkezindeki ortaöğretim okullarıdır. Araştırmanın örneklemi ise rastgele seçilmiş 15 ortaöğretim okulunda görev yapan 410 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Okul Süreç Danışmanlığı ölçeği ile toplanmıştır. Bu ölçek okulların süreç danışmanlığı uygulamalarına yönelik değerlendirmede kullanılmak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiş, geçerlik ve güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin genel güvenirlik katsayısı Cronbah Alpha ,96'dır. Açıklanan varyans %64,65'dir. Ölçek yüksek derecede güvenilir ve yeterli bir iç tutarlılığa sahiptir. Araştırmanın verileri t testi ve tek yönlü varyans analizi tekniği ile test edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda öğretmenlerin süreç danışmanlığı uygulamalarının genel ve alt boyutlarına ilişkin algıları cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, kıdem, çalıştıkları okuldaki hizmet süresi, çalıştıkları okuldaki personel sayısına ve okul geliştirme çalışmaları hakkında daha önceden eğitim almış olmalarına göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Ancak öğretmenlerin süreç danışmanlığı uygulamalarının genel ve alt boyutlarına ilişkin algıları çalıştıkları okul türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir.
Ortaöğretim okulu müdürlerinin liderlik becerilerinin bilgi yönetimi süreç yeterliklerindeki rolü
Bu araştırmanın amacı, öğretmen algıları doğrultusunda; ortaöğretim okulu müdürlerinin bilgi yönetimi süreç yeterliklerini ve liderlik becerilerini gösterme düzeylerinin ve liderlik becerilerinin, bilgi yönetimi süreç yeterliklerini yordama gücünün belirlenmesidir. Aynı zamanda okul müdürlerinin, öğretmen algılarına göre, en alt ve üst düzeyde gösterdikleri bilgi yönetimi süreç yeterliklerine ve liderlik becerilerine ilişkin yaptıkları uygulamalar ve liderlik becerilerinin bilgi yönetimi süreç yeterliklerine olan katkıları hakkındaki görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel ve nitel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntem modellerinden ardışık karma modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemi, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Adana ili Çukurova ilçesinde bulunan ortaöğretim okullarında görev yapan 573 ortaöğretim okulu öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Okul Müdürü Bilgi Yönetimi Süreç Yeterlikleri Ölçeği? ve Kouzes ve Posner (2001) tarafından geliştirilen ?Liderlik Uygulamaları Envanteri? ile toplanmıştır. Nitel bölümün katılımcıları, nicel verilerin toplandığı okullarda görev yapan 27 ortaöğretim okulu müdüründen oluşmaktadır. Nitel veriler, ortaöğretim okulu müdürleri ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, parametrik analiz teknikleri; nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan başlıca sonuçlar şunlardır: Ortaöğretim okulu müdürleri, bilgi yönetimi süreç yeterliklerini ve liderlik becerilerini ?çoğu zaman/sık sık? göstermektedirler. Ortaöğretim okulu müdürlerinin bilgi yönetimi süreç yeterlikleri ile liderlik becerileri arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ortaöğretim okulu müdürlerinin liderlik becerileri, bilgi yönetimi süreç yeterliklerinin anlamlı bir yordayıcısıdır. Ortaöğretim okulu müdürleri; ortak bir vizyon oluşturma, süreci sorgulama, yol gösterme ve personeli gelişimi konusunda cesaretlendirme liderlik becerilerinin, bilgi yönetimi süreç yeterliklerine katkıda bulunduğunu düşünmektedirler.
Öğretmen görüşlerine göre orta öğretim kurumlarındaki seramik derslerinde uygulanan öğretim yöntem ve teknikleri ile araç-gereç ve malzeme kullanımının incelenmesi
Araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü?ne bağlı ortaöğretim okullardaki seramik eğitimi derslerinde öğretim yöntem ve teknikleri ile araç-gereç ve malzeme kullanımının öğretmen görüşlerine göre belirlenmesi ve bu alanda bir modül program önerisi sunulması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü?ne bağlı ortaöğretim okullardaki seramik eğitimi derslerinde görevli öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında ülke genelinde seramik eğitimi veren 13 okulda uygulama yapılmış ve alanla ilgili görev yapan öğretmenlerin tamamı araştırmaya katılmıştır. Araştırmada ortaöğretim okullarında okutulan seramik alan eğitimi derslerinde uygulanan öğretim yöntem ve tekniklerini, araç-gereç ve malzeme kullanımı açısından durumunun öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amacıyla geliştirilen anket yoluyla tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerinde kullanma sıklığına ilişkin olarak, en fazla kullanılan yöntem ya da tekniğin iş başında eğitim olduğu görülmekte; bunu sırasıyla soru-cevap ve anlatım yöntemleri izlemiştir. Öğretmenlerin en az kullandığı yöntem ya da teknikler ise gezi-gözlem, örnek olay incelemesi ve grup tartışması olmuştur. Bu durum uygulamalı bir alan olan seramik eğitiminde öğretmenlerin iş başında eğitim yönteminin de yanı sıra genellikle geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma eğiliminde olduklarını göstermektedir. 2. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerin seçiminde en önemli unsurun, zaman unsuru olduğu gözlenmektedir. Açık uçlu sorularda da özellikle modüler programların uygulanması ve değerlendirilmesi aşamalarında öğretmenlerden zamanın etkin kullanılamamasıyla ilgili olarak aynı sonuçlar alınmıştır. 3. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerin seçiminde karşılaşılan sorunların sıklığının dağılımında; müfredat yetiştirme kaygısı ve materyal temininde yaşanan zorlukların en önemli unsurlar olduğunu göstermektedir. 4. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde araç-gereç kullanımında karşılaşılan sorunlardan en fazla karşılaşılanlar; bazı araç-gereçlerin nasıl kullanacağının bilinmemesi ve araç-gereç maliyetinin yüksek olması durumu olduğu gözlenmektedir. Araştırmada, elde edilen bulgulara dayalı sonuçlardan, seramik alan eğitimi ile bu konuda yapılacak yeni araştırmalara ilişkin şu öneriler geliştirilmiştir: Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Müdürlüklerine bağlı liselerde seramik eğitimi veren öğretmenler; kullandıkları öğretim yöntemlerini belirlerken işleyecekleri konuyu, ellerinde bulundurdukları araç ve gereçleri, kullanılması planlanan teknikleri, öğrencinin bilgi düzeyini, öğrenci grubunun sayısını yeteneklerini ve ilgilerini göz önünde bulundurmalıdırlar. Modüllerin uygulandığı okul ve bölümlerin fiziki ve donanımsal olarak eksiklikleri giderilerek araç-gereç kullanma konusunda okulda bir rehberin bulunması seramik dersindeki iş akışının düzenlenmesinde öğretmenlere oldukça yarar sağlayacaktır. Araç-gereç kullanma konusunda rehber olacak uygun kişiler resmi yazışmalar kanalıyla üniversitelerin seramik bölümlerinde çalışan akademisyenler olabilir. Araştırma kapsamında, öğretmenlerin anket kapsamında açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar göz önüne alınarak; anlatım dili sade ve açık olan, aşırı detaylandırmalardan kaçınarak işlem basamaklarının hem iki boyutlu hem de üç boyutlu görselleri ile desteklenen akıtma yöntemi ile yapılan ajur dekoru modül programı, Mili Eğitim Bakanlığı?nın ön gördüğü modül yazım formatına uygun biçimde öneri olarak sunulmuştur.
Mikroskop kullanımında ortaöğretim öğrencilerinin öz yeterlik inançlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ortaöğretim öğrencilerinin, genel öz yeterlik algı düzeyleri ve mikroskop kullanımına ilişkin öz yeterlik inanç seviyelerinin belirlenerek karşılaştırmalar yapılmasıdır. Bu bağlamda öğrencilerin kişisel özelliklerinin, genel öz yeterlik düzeylerine ve mikroskop kullanımına yönelik öz yeterlik inançlarına etkileri de araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini 2012- 2013 Eğitim-Öğretim yılında Ankara Nallıhan ilçe merkezindeki ortaöğretim okullarının 9. ve 10. Sınıflarındaki 712 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir nitelik taşımaktadır. Veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu, genel öz yeterlik ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan mikroskop kullanımında öz yeterlik inancı ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 17.0 programı, frekans, yüzde dağılım, aritmetik ortalama, T-Testi, varyans ve korelasyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Ortaöğretim öğrencilerinin genel öz yeterlik algıları ?orta? düzeydedir. Genel öz yeterlik algılarının, cinsiyet, ailedeki birey sayısı, anne ve babanın hayatta olup- olmaması, eğitim durumu ve mesleği, aylık gelir, kendine ait odasının varlığı ve okuduğu sınıf değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak genel öz yeterlik düzeyi ile okul türü, seçilen alana ve akademik başarı durumu arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Öğrencilerin mikroskop kullanımına yönelik öz yeterlik inançları ?düşük? seviyede olup, anne-babalarının eğitim durumuna göre ve akademik başarıya göre farklılaşmazken; cinsiyete, sınıfa, okul türüne, seçtiği alana, okuldaki biyoloji laboratuvarı varlığına ve donanımına, ışık mikroskobu varlığına ve kişi başına düşen mikroskop sayısına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Ortaöğretim öğrencilerinin genel öz yeterlik düzeyleri ile mikroskop kullanımına ilişkin öz yeterlik inançları arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçların, ortaöğretim öğrencilerinin biyoloji derslerinde mikroskop kullanmasını geliştirmeye yönelik çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında akran zorbalığı ve yönetici davranışları
Bu çalışmanın temel amacı, pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin akran zorbalığı kapsamında kurban ve zorba olma düzeylerini belirlemek ve bu hususta yönetici davranışlarını ortaya çıkarıp bu sonuçlara dayanarak öneriler sunmaktır. Karma yöntem araştırma modellerinden açıklayıcı karma desene dayalı olarak yürütülen bu çalışmanın evrenini Kocaeli ilindeki pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında hem öğrenim gören hem de pansiyonda kalan 1608 öğrenci ve bu pansiyonlu 22 ortaöğretim kurumunun yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini, bu çalışma evreninden seçkisiz olmayan örnekleme yöntemi kullanılarak amaçlı ölçüt örnekleme çeşidiyle seçilen ve pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında eğitim gören toplam 556 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın nitel boyutunun örneklemini ise bu çalışma evreninden seçkisiz olmayan amaçlı örnekleme yöntemi ve maksimum çeşitlilik örneklemesi metoduyla seçilmiş on dört okul yöneticisidir. Bu yöneticiler Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı beş farklı okul türünden yedi okulda görev yapmaktadır. Verilerin toplanmasında "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu" ve "Akran Zorbalığına Yönelik Okul Yöneticileri Görüşme Formu" isimli ölçekler kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Öncelikle verilerin analizinde Kolmogrov-Smirnov ve Shapiro Wilk normallik testi yapılmıştır. Ayrıca tanımlayıcı istatistiksel metotlar (frekeans, yüzde, ortalama, standart sapma) ve veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin en fazla sözel zorbalığa ve en az cinsel zorbalığa uğradıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin zorba ölçeğinin alt boyutundan alınan puanların ortalamasına bakıldığında en fazla fiziksel zorbalığı ve en az söylenti çıkarma ve yayma zorbalığını gerçekleştirdikleri bulunmuştur. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin dışlama, söylenti çıkarma ve yayma ve cinsel zorbalık türlerinde kurban davranışlar sergilemelerinde sınıf düzeyine ilişkin puanlarda anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin eşyalarına zarar verme ve cinsel zorbalık türlerinde zorba davranış sergilemelerinde sınıf düzeyine ilişkin puanlarda anlamlı farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin cinsiyete göre fiziksel, sözel, söylenti çıkarma ve yayma, eşyalara zarar verme ve cinsellik türlerinde kurban davranışları sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin kurban ölçeğinin alt boyutundan aldıkları puanların ortalamasına bakıldığında erkek öğrenciler kız öğrencilere göre daha çok zorbalığa maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin cinsiyete göre fiziksel, sözel, dışlama, söylenti çıkarma ve yayma, eşyalara zarar verme ve cinsellik türlerinde zorba davranışlar sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre bütün zorbalık türlerindeki davranışlarda erkekler kızlara göre daha fazla zorba davranışlar sergilemişlerdir. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin okul türüne göre fiziksel, sözel, dışlama, söylenti yayma ve eşyalara zarar verme türlerinde kurban davranışları sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu bulunmuştur. Fiziksel zorbalık, dışlama zorbalığı ve eşyalara zarar verme zorbalığına en çok mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencileri kurban olmuştur. Sözel zorbalık ve söylenti çıkarma ve yayma zorbalığına en çok anadolu lisesi öğrencileri kurban olmuştur. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin okul türüne göre fiziksel zorbalık, sözel zorbalık, dışlama zorbalığı ve söylenti çıkarma ve yayma zorbalığı türlerinde zorba davranışları sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Fiziksel zorbalığı en çok anadolu lisesi öğrencileri göstermiştir. Sözel zorbalık, dışlama zorbalığı ve söylenti çıkarma ve yayma zorbalığını en çok mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencileri yapmıştır. Pansiyonlu okul yöneticileri akran zorbalığını en fazla "her türlü normal olmayan rahatsız edici davranış" olarak tanımlamışlardır. Yöneticiler çoğunluğu "el-kol şakası ve rahatsız edici davranışları" fiziksel zorbalık olarak, "hakaret, küfür, lakap takma, dalga geçme ve aşağılama" davranışlarını sözel zorbalık olarak gördüklerini ifade etmişlerdir. Okul yöneticilerin yarıdan fazlası akran zorbalığını okullarında yaşanan bir sorun olarak görmektedir. Çoğu oranda okul yöneticisi akran zorbalığının "dönem başlarında çok" yaşandığını düşünmektedir. Yöneticiler akran zorbalığının en fazla bahçede ve pansiyonda gerçekleştiğini ifade etmişlerdir. Okul yöneticilerinin çoğunluğu akran zorbalığına tanık olduklarını ifade belirtmişlerdir. Yöneticiler akran zorbalığının sebeplerini zorbaların ve kurbanların sebepleri olarak ikiye ayırmışlardır. Yöneticilerin akran zorbalığına karşı çok çeşitli önlemler aldıkları saptanmıştır. Yöneticilerin yarısı akran zorbalığıyla ilgili disiplin olaylarının "kendilerine çok az yansıdığı veya hiç yansımadığını" ayrıca diğer yarısı ise "yılda bir veya iki kez ve yılda üç veya dört kez yansıdığını" ifade etmişlerdir. Yöneticiler akran zorbalığına karşı okul içi ve okul dışı çeşitli yöntem ve teknikler kullanmaktadırlar. Okul yöneticileri akran zorbalığı yaşayan öğrencilere ilişkin "dönem başında seminer vermek ve öğrencilerin kendilerine güvenmelerini sağlamak" gibi çok çeşitli düşünceleri ve bu öğrencilere yönelik yaptıkları çeşitli çalışmaların olduğunu ifade etmektedir. Yöneticiler ayrıca akran zorbalığı yaşayan öğrencilerin velilerine yönelik "velilerle görüşme" ve "ailelere dönem başında seminer verme" etkinliklerinde bulunduklarını belirtmişlerdir. Okul yöneticileri akran zorbalığı yapan öğrencilere ilişkin çeşitli düşünceleri ve bu öğrencilere yönelik yaptıkları farklı çalışmaların olduğu ifade etmişlerdir. Pansiyonlu ortaöğretim kurum yöneticileri akran zorbalığını yapan öğrencilerin ailelerine ilişkin "veli ile görüşme" yapmakta olduklarını ifade etmişlerdir. Yöneticiler akran zorbalığının önlenmesi için okul içine yönelik en fazla "Öğrencilere seminer/eğitim vermek" önerisinde bulunmuşlardır. Yöneticiler ayrıca okul dışına yönelik en fazla "ailelere eğitim vermek" önerisinde bulunmuşlardır. Elde edilen veriler ışığında akran zorbalığı kapsamında eğitim yönetimi araştırmacılarına, okul yöneticilerine ve ilgili kurum ve kuruluşlara konuyla ilgili uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Akran zorbalığı, Zorba, Kurban, Pansiyonlu Ortaöğretim Kurumu, Pansiyonlu Ortaöğretim Kurumu Yöneticisi
Sovyet Dönemi ve bağımsızlık sonrası Azerbaycan'daki liselerde dil ve edebiyat öğretimi
Bu araştırmanın amacı, Sovyet Döneminde ve bağımsızlık sonrasında Azerbaycan'daki liselerde Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı öğretiminin nasıl yapıldığının ve öğretimde ne gibi benzerlik ve farkların olduğunun ortaya konulmasıdır.Araştırmanın modelini, Sovyet Dönemi ve bağımsızlık sonrasında Azerbaycan'daki liselerde Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı öğretimi alanında yapılmış çalışmalar ve Türkiye'de bu alanla ilgili araştırmalar oluşturmaktadır.Araştırmanın evrenini, Sovyet Dönemi ve bağımsızlık sonrası Azerbaycan'daki liselerde kullanılan Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı ders programları ve ders kitapları oluşturmaktadır.Araştırmanın örneklemini, Sovyet Dönemi ve bağımsızlık sonrasında Azerbaycan'daki liselerde kullanılan Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı ders kitapları arasından rastlantısal örneklem yoluyla belirlenen Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı lise ders kitapları oluşturmaktadır.Çalışmanın ilk aşamasında veriler Türkiye Türkçesine aktarılmış, daha sonra Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı dersi lise programları ve ders kitapları incelenerek Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı dersinin saatleri, öğretilen metinler, kullanılan yöntemler tespit edilmiştir.Araştırmada SSCB hâkimiyetinden önce, SSCB Döneminde ve bağımsızlık sonrasında Azerbaycan'daki eğitim-öğretime yönelik görüşler hakkında genel bilgi verilmiş, liselerde Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı öğretiminin gelişim tarihinden, Azerbaycanlı eğitimcilerin eğitim-öğretime yönelik çalışmalarından, Azerbaycan Türkçesinde yazdıkları ders kitaplarından, liselerde Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatının öğretim yöntemlerinden, ders programlarından ve ders kitaplarından bahsedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Türkçesi, edebiyat öğretimi, SSCB Dönemi, ortaöğretim/lise eğitim programı, ders kitabı.