Symbols
132 theses under this subject heading
Gustav Klimt'in resimlerinin sembolik anlamı
Bir sanat eseri, onu oluşturan sanatçının yaşantısından izler taşır. Sanatçı yaşadığı tarihsel olayları, sosyal ortamı, toplumun kültür ve kendi inancını eserinde yansıtır. XIX yüzyılın sonunda ve XX yüzyılın başında gelişen buluşlar, tarihsel ve toplumsal gelişimler, sanatçılarda farklı arayışlara ufuk açıp yeni girişim yollarına sebep olmuştur. Sanayileşme, fotoğraf ve sinema makinelerinin icadı, Sigmund Freud'un psikanaliz üzerindeki yeni teorileri, savaşların ardından A vrupa'nın haritasının yeniden biçimlenmesi, uluslararası hızlı ulaşım ve haberleşme, Avrupa'da Japon estamplarının yayılması sonucu sanatçıların Uzak Doğu sanatına ilgi duymaları, köylerden şehre doğru göçler gibi gelişmeler, çeşitli sanat akımlarının çıkmasına neden olmuştur. Bunların arasından art nouveau'yu, diğer adı ile art and crafts'ı, Viyana secession'unu ve jugendstil'i sayabiliriz. Art nouveau akımının kuruculardan birisi ve önemli temsilcisi Avusturyalı Gustav Klimt'tir. Art nouveau akımı dekoratif sayılmaktadır. Bu yüzden Gustav Klimt'in resimlerinde dekoratif unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurların çıkış noktaları ve sanatçının altın rengi kullanmasının temelindeki düşüncesinin kaynağı, Bizans mozaik sanatıdır. Sanatçı, XX yüzyılın başlarında İtalya'nın kuzeyinde bulunan Ravenna'yı ziyaret eder. Buradaki San Vitale Kilisesi'ndeki Bizans mozaiklerini görüp, daha sonra oluşturduğu eserlerinde bu gezinin etkilerini yansıtmaya başlar. "GUSTAV KLİMT'İN RESİMLERİNİN SEMBOLİK ANLAMI" adlı bu çalışma, Bizans mozaiklerinin Gustav Klimt'in sanatını hangi yönü ile etkilediği ve nasıl yansıdığı konusunda yapılan bir araştırmadır. Anahtar Kelimeler: altın, art nouveau, Bizans, Klimt, mozaik, resim, Theodora.
Şamanist imgelerin resim sanatına yansımaları
Bu araştırmada, Şamanist imgelerin resim sanatına olan yansımalarını sanatçı yapıtları üzerinden ortaya koymak amaçlanmıştır. Şamanizm dünyada evrensel ve yerel ritüelleri bulunan, sahip olduğu güçlü ve geleneksel unsurları ile toplumların kültürlerinde etkili olmakla beraber sanat üzerinde de güçlü tesirlerinin olduğu görülmektedir. Şamanizm konusu derinlemesine ele alınarak kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Şamanizm, Animistik ve İnisiyasyon kavramlarını içinde barındıran bir düşünce sistemidir. Şamanizmin doğuşu milattan öncesi dönemlerden itibaren günümüze kadar geldiği kabul görmektedir. Şamanizm Güney ve Kuzey Amerika'da, Endonezya'da, Avustralya yerlilerinde, Güneydoğu'da Asya, Tibet, Çin ve Japonya'da görülmüştür. Şamanizm, Kuzey Asya ve Orta Asya kökenli olarak kabul edilmektedir. Şamanizm, Tanrı ve ruhlarla iletişimi sağlayan bir düşünce sistemidir. Şaman adayı trans haline girerek birtakım şaman tekniklerinin gizli bilgilerini öğrendikten sonra esrime (inisiyatik ölüm) denilen aşamada sırra ermekte ve şamanlık eğitimini tamamlamaktadır. Şaman bulunduğu toplumun geleneklerine göre bir rehber gibi ruhlarla gökyüzü katmanlarına çıkabilen, yer altına inen, öte alemleri görebilen, aynı zamanda Tanrı ya da ruhlarla konuşabilen, nitelikli yetkinliğe sahip kişidir. Şamanın görevi insanların karşılaştığı baş edemeyeceği güçlüklere karşı yardımcı olmaktır. Öğrendiği şamanlık teknikleri, Şaman'ı güçlü kılmaktadır. Bu durum sayesinde Şaman, insanların başvurduğu bir kimlik kazanmaktadır. Çalışmada görsel sanat yapıtlarında Şamanizm'e doğrudan veya dolaylı olarak gönderme yapan, etkileşimde bulunan sanatçılar eser analizi yöntemi üzerinden araştırılmıştır. Şamanizm'i bir imgelem olarak kullanan görsel sanatçılar belirlenerek yapıtları incelenmiş, ardından estetik yorumlamalarla sanatçıların resimleri sanatçının kişisel yaklaşımı ile betimlenip ortaya koyma biçimleri Şamanist imgelerin resim sanatındaki yaratıcı etkisiyle açıklanmağa çalışılmıştır. Sonuç olarak Şamanizm, Batı merkezli sanat anlayışında Neo Şamanizm tanımlamasıyla yenilikçi Ezoterik bakış açısı ile yorumlanmaktadır. Bu kapsamda Jasko Soos, Pablo Amaringo, Joseph Beuys, Nam June Paikay, Jasko Soos, Norval Marrisseau, Pat Stacy, Susan Seddon Baulet, Nil Yalter, Timofei Stepanov, Gilah Yelin Hirsch sanatçılar ve eserleri ele alınarak incelenmiştir. Çağdaş Türk sanatında sanatçıların eserlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak Şamanist etkilerin olduğu görülmektedir. Bu sanatçılar Bedri Rahmi Eyüboğlu, Neşet Günal, Gencay Kasapçı, Süleyman Saim Tekcan, Can Göknil, Hüsamettin Koçan, Rauf Tuncer, Hasan Kıran, Ramazan Can olarak belirlenmiştir ve sanatçıların yapıtlarında, Şamanizm kültürünün geleneksel bir yansımasının yorumlandığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Şaman, İmge, Kültür, Sembol, Ritüel
Ortaokul matematik öğretmenlerinin, öğrencilerin sembolleştirme becerisinin matematik öğrenme ve başarılarına etkisine ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin 6. sınıf cebirsel ifadeler konusunda öğrencilerin sembolleştirme becerilerinin matematik öğrenme ve başarılarına etkisine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Ayrıca, 6. sınıf seviyesindeki sembolleştirme becerisinin 6. ve sonraki sınıf seviyelerindeki matematik öğrenme ve başarıya etkisinin anlaşılabilmesi amacıyla bu çalışmada 6., 7. ve 8. sınıf seviyelerindeki matematik derslerini okutan öğretmenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim yılı Siirt ili merkez ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 25 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel araştırma türlerinden fenomenolojik araştırma olarak yapılandırılan bu çalışmada öğretmenlerin, cebirsel ifadeler konusunda öğrencilerin sembolleştirme becerisinin matematik öğrenme ve başarılarına etkisine ilişkin görüşleri analiz edilmiştir. Pilot çalışma esnasında bazı öğretmenlerin sembolleştirme becerisi hakkında herhangi bir açıklamalarının olmadığı görülmüştür. Bu sebeple yarı yapılandırılmış görüşmelerde kullanılmak üzere hazırlanan görüşme sorularının iki form şeklinde hazırlanması gerektiğine karar verilmiştir. Verilerin toplanması için; "Birinci Grup Görüşme Formu" ve "İkinci Grup Görüşme Formu" olmak üzere iki görüşme formu hazırlanmıştır. Birinci grup görüşme formu, sembolleştirme algısına sahip öğretmenlere sorulacak soruları, ikinci grup görüşme formu ise bu algıya sahip olmayan öğretmenlere sorulacak soruları içermektedir. Hazırlanan görüşme formları alan uzmanlarının görüşlerine sunulmuştur. Uzmanların önerileri doğrultusunda görüşme formları düzenlenmiştir. Öğretmenlerle görüşmeler zoom programı üzerinden gerçekleştirilmiş ve görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda öğretmenlerin cevaplarından, 6. sınıf cebirsel ifadeler konusunda sembolleştirme becerisi geliştirmenin sonraki sınıf seviyelerindeki matematik konularını öğrenmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ikinci grup öğretmenlerin sembolleştirmeye ilişkin bir algıları olmasına rağmen bilinçli bir seviyede bunu ifade edemedikleri görülmüştür. Sembolleştirme becerisinin; matematik konularını anlama ve öğrencinin kavrama düzeyi, matematik problemlerini anlama ve çözme, harf sembollerini anlama ve kullanma, öğrenmenin kalıcılığını sağlama üzerinde etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Sembolleştirme becerisinin öğrencilerin; soyut düşünme becerisi, okuduğunu anlama becerisi, zihinsel gelişimleri ve hazırbulunuşluk düzeyleri ile olumlu yönde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: cebir, harf sembolü, sembolleştirme becerisi.
Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirsel deneyimi: Motifler ve anlam ilişkileri üzerine bir inceleme
Bu çalışma, çağdaş Suriyeli şair Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirlerinde yer alan motifler ve anlam ilişkisine odaklanmaktadır. Kamhiyye'nin, Arap ve İslam dünyasının yaşadığı zor yılların yükünü ve gurbetin getirdiği acıları şiirlerine nasıl yansıttığı incelenmiştir. Şairin eserlerinde ortaya koyduğu duygusal deneyimler ve iç dünyasındaki acı ve trajedi, araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Kamhiyye'nin şiirleri, zulüm, baskı ve zorbalığa karşı verdiği mücadelenin bir yansımasıdır. Şiirlerinde samimi bir kaynaktan doğan duygular, onun özgür vicdanı ile olayları gözlemleyip yeniden şekillendirme becerisini göstermektedir. Bu nedenle, Kamhiyye'nin eserleri, hem tarihsel bir belge niteliğinde olup hem de edebi değer taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Kamhiyye'nin şiirsel üslubunu, kullandığı temaları ve dilsel özellikleri belirlemek ve analiz etmektir. Ayrıca, şairin İhya ve Yenilik Okulu'na bağlılığının şiirlerindeki yansımaları da ele alınmıştır. Araştırmada, Kamhiyye'nin divanları ve şiirleri üzerinde içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Şiirlerin tematik analizi yapılarak, şairin duygusal deneyimlerinin ve içsel çatışmalarının nasıl dile getirildiği incelenmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin klasik vezinli şiiri koruma çabası ve İhya ve Yenilik Okulu'na olan bağlılığı da araştırmanın odak noktalarından biri olmuştur. Araştırma sonucunda, Kamhiyye'nin şiirlerinde büyük bir acı ve hüzün temasının hakim olduğu, ancak bu duyguların umut ve aydınlık bir gelecek beklentisi ile dengelendiği görülmüştür. Şairin, klasik Arap şiiri geleneklerine bağlı kalarak, modern temaları ustalıkla işlediği tespit edilmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin şiirlerinde, zulüm ve baskıya karşı özgürlük mücadelesinin güçlü bir şekilde vurgulandığı belirlenmiştir.
Kına ritüelinin çağdaş seramik formlara yansıması
Ateş, toprak ve insan… İnsanoğlu var olduğundan beri bir yaratıcı güce inanmak istemiştir. Bu inanma içgüdüsü zaman içerisinde onu çeşitli anlamlar yükleten durumların içerisine sokmuş, toprak ve ateşin dansı insanı büyülemiş ve insan yaratıcı konumuna geçmiştir. Cansız olan, çamurun insan eliyle şekillenip ateşle buluştuğu ve o ateşten yeniden can bulduğu eserler günümüze kadar ulaşmış ve bu gelenek değişip, dönüşüp, gelişerek halen devam etmektedir. Bu inanç doğrultusunda da insan, ritüeller oluşturmaya ve onları adlandırmaya başlamıştır. Bunlardan biri olan ''kına'' çok eski zamanlardan beri toplumların hayatlarında önemli rol oynamaktadır. Gerek kozmetik gerek sağlık gerekse dini nedenlerle kullanılan bu malzemeye mistik anlamlar yükleyen insan, onu çeşitlendirmiş ve seremoninin bir parçası haline getirmiştir. Kınanın sağlık açısından faydaları tartışılmakla beraber yarattığı duygusundan ve uygulanan seremoni biçiminden dolayı psikolojik olarak insanda mistik bir his yaratarak onu büyülediği düşünülmektedir. Bu mistik halin oluşmasında rol oynayan en önemli etken şüphesiz ki ritüelin uygulanma biçimi, kınanın kokusu, dokusu, taşıdığı anlamı, kullanılan müzikler, ağıtlar, türküler kına ritüelini büyülü bir hale getirerek kişide farklı hissiyatlar yaratmasıdır. Tüm bunlar sanatçılar için birer esin kaynağıdır. Bu tez kapsamında Türk kültürü içinde kendine çokça yer bulmuş kına ritüeli, kına malzemesi ve kullanımıyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Bu ritüellerden esinlenerek, geleneksel dövme motifleri ile kurban teması arasındaki bağın, çağdaş seramik formlara yansımalarından oluşan uygulamalar gerçekleştirilmiştir.
Ulaşım ve yönlendirme işaretlerinin tipografi ve grafik tasarım açısından irdelenmesi
Sanayi devrimiyle birlikte kentler, günümüze dek nüfus yoğunluğu, fiziksel genişleme ve iş alanlarının artması gibi nedenlerle sürekli büyüme kaydetmektedir. Görsel iletişim, yazı karakterlerinin yüzey üzerinde tasarlanması eylemi olan tipografi ile sağlanmaktadır. Toplumla iletişimi gerçekleştirmek amacıyla hazırlanan grafik tasarım ürünlerinde çoğunlukla tipografi yer almaktadır. Araştırmada, elde edilen bulgular ışığında, nitel araştırma tekniklerinden gözlem tekniğine yer verilerek, görsel kayıtlar, grafik tasarım ürün örnekleri (tabelalar, trafik işaretleri, yönlendirme levhaları) çözümlenmiş ve yazılı kaynaklardan yararlanılmıştır. Toplumsal yapı ve kent kültürünün grafik tasarım ürünlerine ve tipografiye etkisi incelenmiştir. Ulaşım ve yönlendirmedeki grafik tasarım levhaları incelenmiştir. Çevresel grafik tasarımcılarının yaratıcılıkları ile günümüz materyalleri ve teknolojik olanakları birleştirilip, geleceğin mimarisi, elektronik ve dijital teknolojiler ile yaratılacağı düşünülmektedir. Çalışma mimari ve kentsel alanda ki yönlendirme tasarımı ve grafik uygulamalar üzerinedir. İletişim "göndericiler" ve "alıcılar" arasında gerçekleşen bilgi alışverişi ve iletişim tasarımı bu eylemin hangi araçlarla ve nasıl yapılması gerektiğini planlamaktadır. İnsanlar ile mekanlar arasında ki iletişimin daha iyi sağlanması için ulaşım ve yönlendirmedeki işaretler tipografi ve grafik tasarım açısından irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ulaşım, Yönlendirme İşaretleri, Grafik tasarım, Tipografi
Örgütsel sembollerin bilgi yönetim süreci ve performansı ile firma yenilikçiliği üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, kurumlarda kullanılan gerek fiziksel gerek davranışsal sembollerin bu kurumlardaki bilgi yönetimi süreci, bilgi yönetmi performansı ve firma yenilikçiliği üzerindeki etkisinin belirlenmesi üzerinedir. Bu çalışmanın uygulama bölümü, İstanbul ilindeki Gebze ve İkitelli Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren firmalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda söz konusu kurumlardaki personelin düşünce ve algıları temel alınmıştır. Araştırma kapsamında 740 firma ile iletişim kurulmuş ve bu kurumlarda görev yapan 33 farklı ünvana sahip toplamda 400 çalışandan alınan cevaplar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma bulgularına göre değişkenler arasında pozitif yönlü korelasyon olduğu tespit edilşmiştir. Davranışsal sembollerin bilgi yönetimi süreci, bilgi yönetimi performansı ve firma yenilikçiliği üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır.Araştırma değişkenleri cinsyete göre anlamlı bir farklılığa sahip olmamakla birlikte Eğtim durumuna göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu çalışmanın literatüre katkısı, örgütsel semboller bağlamında kurum kültürünün, işletmeler için her geçen gün artan öneme sahip bilgi yönetimi süreci ve performansı ile firma düzeyinde yenilikçilik çalışmaları üzerindeki etkilerinin özgün olarak geliştirilen ölçüm aracı ile incelenmesi şeklindedir.
Trafik tehlike uyarı işaretlerinin göstergebilimsel analizi
Günümüzde hem ulusal hem de uluslararası düzeyde çok sayıda trafik kazaları meydana gelmekte ve bu kazalar sonucu olarak çok sayıda can ve mal kayıpları olmaktadır. Bu kayıpların engellenmesi veya en aza indirilmesi amacıyla uluslararası düzeyde ortak semboller ve işaretler kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında trafik işaretleri ile trafik uyarı işaretlerinin göstergebilim açısından çözümlemesi yapılarak bu konuya dikkat çekilmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde, çalışmanın amacı, araştırma metodolojisi ve ünite planı yer almaktadır. Tezin ikinci bölümünde, trafik işaretleri ve tehlike uyarı işaretlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çözümleme metodolojilerinden söz edilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde trafik işaretleri ve tehlike uyarı işaretlerinin göstergebilim yöntemi ile çözümlemesi yapılmıştır.
Kentlerde tipografi ve sembol kullanımının toplum kültürüne etkileri
Yazılı iletişim biçimi olan tipografik tasarım uygulamaları ve görsel iletişimde etkili olan sembollerin yer aldığı tasarımlar kentlerin kültür oluşumuna katkı sağlar, tipografik manzaralar kentin silüetini ve tasarımını şekillendirir. Kentten beslenen ve kentten ilham alarak kentin mekanlarını, meydanlarını şekillendiren grafik tasarımcılar, kentin görsel kimliğinin oluşumuna ve kent içi iletişime, toplumda kentlilik bilincinin oluşumuna katkıda bulunur. Güçlü bir tipografiyi tarihe, yaşanmışlıklara, toplumdaki ortak algılara değinen sembollerle birleştiren grafik tasarımların toplum üzerindeki etkilerini araştırdığımız tez çalışmasında; semboller ve yazının tek başlarına veya birlikte kullanıldıkları zamanlarda da birbirleriyle etkileşimlerinin güçlü olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmada derlenen örnekler sadece grafik tasarımcılara değil aynı zamanda mimar, kent planlamacı, endüstriyel tasarımcı gibi farklı alanlara da ilham verecek bir kaynak olması bakımından önem taşımaktadır
Dijital oyunlarda kutsal sembolizmi ve oyuncularına yansımaları
Günümüzde birçok kavramın dijitalleşebildiği bir çağda, oyunlar ve oyunlara yerleştirilen bazı kavramlar dijitalleşmiştir. Dijital oyunlardaki kutsal kavramı da bunlardan bir tanesidir. Bu bağlamda dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine oyuncuların herhangi bir tutum geliştirip geliştirmediğini saptamak için bir ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Geliştirilen bu ölçekle dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik oyuncu tutumlarının ölçülmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, bu tutumlar ile demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, yaşanılan yer, mesleki durum, dine verilen önem düzeyi) arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde, evrenin temsiliyetini sağlaması amacıyla ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Örneklem, 361 katılımcıdan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek bazı aşamalardan geçerek son şeklini almıştır. Bunlar, amaca uygun maddelerin belirlenmesi, uzman görüşlerinin alınması, deneme uygulaması, geçerlilik ve güvenirlik analizleridir. Ölçek maddelerinde ters kodlama yapılmamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, geçerliliği ve güvenirliği olan iki alt boyutlu (dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik "olumlu tutumlar" ve "olumsuz tutumlar"), 15 maddelik "Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ)" elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, oyuncuların dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine yönelik tutum geliştirdiklerini ve bu tutumların demografik değişkenlere göre farklılaştığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital oyun, Kutsal, Oyuncu, Sembol, Tutum, Ölçek Geliştirme
Günümüz sanatında yaşam ve ölüm sembolü olarak kafatası
İnsanlık tarihine bakıldığında, toplumların kültür, inanış ve geleneklerinde, yaşam ve ölüm olgusuna bakış, çağlar boyunca farklı anlayışlar, çok değişik ifadeler, semboller, anlatımlarla ifade edilmiş ve geleceğe taşınmıştır. Doğu ve Batı kültürlerinde Dini inanışlarda, insan bedenine hep farklı anlayışla yaklaşılmıştır. Bu süreçte en fazla sorumluluğu sanatçılar almışlardır. Yaptıkları eserler ile düşüncelerini gelecek nesillere taşımışlardır. Yaşadıkların çağın kültürlerini, gelecekdeki toplumlara aktararak topluma karşı görevlerini yerine getirmişlerdir. Çünkü onlar toplumları geleceğe taşıyanlardır. İnsan bedeninin en önemli yerlerinden biri, belki de en önemli yeri beyindir. Gizemi ve işlevi hakkında en çok söz edilen, merak edilen organı da beyindir. Beyni çevreleyen son derece güçlü dayanıklı koruma gücüne sahip kemikten bir zırh olan kafatası beynin ölümü sonrası görünümünden hiçbir şey kaybetmez. Toplumlar tarihin ilk dönemlerinden buyana boş bir kemik topluluğu olan ve elde tutulabilen adına kafatası denilen, beynin bu zırhına karşı olan ilgilerini hiç azaltmamışlardır. Bazı kültürlerde insan vücudunun yok olmasına rağmen, görünümünden bir şey kaybetmeyen kafatasına saygı duyulmuş, olağanüstü beklentiler içine girilerek ondan medet umulmuş, çok çeşitli inanışlara sebep olmuştur, Bazı kültürler de ise intikam aracı ve yok edilmesi gereken bir şey haline getirilmiştir. Toplumların inanış ve geleneklerinde çok farklı şekilde algılanan ölüm, her canlı için kaçınılmaz bir gerçektir, acı ve ayrılığı beraberinde getirir. Yaşam ve ölüm geçmişten geleceğe taşınırken birçok kısa anlatım yolları, semboller geliştirilmiş, toplumdan topluma geçen o anlatımlar, semboller adeta birer ortak dil ve anlatı şekli olmuşlardır. Carl Gustav Jung ''Ölüm korkusunun, temeli yaşama korkusudur, der, Eric Fromm' 'Kişinin sahip olduğu, dünya nimetlerini kaybetme korkusudur, der. Ölüm korkusu için varoluşçu felsefe'' ölüm ve yaşamı ayrı ayrı, ele almaktan yana değildir. Onu yani yaşam ve ölümün birbirinin bütünlüğünü tamamlayan iki parça olarak ele alır Yaşadığı dönemi yaptığı eserlerle geleceğe taşıyan sanatçılar, Çağın değişen koşul ve şartlarına göre, yeni sanat akımları ile yapıtlarında değişiklikler yaşasalar bile her sanat akımında ölümü ve yaşamı sorgulamışlardır. Sanatçılar yaşam ve ölümü birçok sembollerle anlatmışlardır. Ancak bunların içerisinde Kafatası sembolü hep en önde olan anlatım aracı olmuştur. Anahtar Kelimeler: Toplum, Yaşam, Ölüm, Sembol, Kafatası
Türklerde ikonografi (hayvan üslubu) ve grafik tasarımında uygulanması
Sanat Tarihi'nin en önemli dallarından biri olan İkonografi, toplumların ilk oluşmaya başladığı dönemlerden itibaren kullanılmıştır. İnsanların inançlarını, gündelik hayatlarını, ritüellerini resme, sembollere ve figürlere yansıtması bir iletişim aracı haline gelmiş ve etkileri günümüze kadar uzanmıştır. Grafik tasarım ise, bir mesaj iletmek, bir görsel ortaya çıkarıp geliştirmek ya da bir fikri veya düşünceyi bir görsel haline getirmek gibi konuları içeren bir sanat dalıdır. Bu iki dal, birbiri ile iç içedir. Bu çalışmada, ikonografi sanatının grafik tasarımında uygulanması konusu, geçmişten günümüze uzanan bir süreçle birlikte anlatılmıştır. Toplam iki bölümden oluşan tezin birinci bölümünde ikonografi ile ilgili bilgiler verilmiş ve özellikle Türk ikonografisinde yaygın olarak kullanılan pek çok hayvan figürü detaylı olarak anlatılmıştır. Tezin asıl konusunu kapsayan ikinci bölümde ise grafik tasarımın ana araçlarından biri olan logonun tanımı yapılmış ve birinci bölümde anlatılan ikonografik figürlerin günümüz logolarına uyarlanması hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Logoların görselleri, açıklamaları ile birlikte kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkonografi, Sembol, Figür, Grafik, Logo
İskandinav mitolojisi Viking sembol ve runlarının anlam ve grafiksel çözümlemeleri
İskandinavlar dünya tarihinde, geniş diyarlara ettikleri göçler ve istilalar ile bilinmektedir. Özellikle Vikinglerin istilaları, onların adını tarihe yazmalarına sebep olmuştur. İskandinav coğrafyası, tüm bu göç ve istilalardan kalan çeşitli semboller ve şekiller barındırmaktadır. Viking çağını aydınlatan bilgiler bu kalıntılardan elde edilen run taşları, semboller, yazılar ve resimlerden elde edilmiştir. Bu araştırma kapsamında incelenen run taşları ve semboller, Vikinglerin kendileri tarafından ve kendi dillerinde yazılmıştır. Günümüzde İskandinav mitolojisini temel alan birçok sinema, dizi ve reklam filmleri yayınlanmaktadır. Yayınlanan bu materyallerde, İskandinav mitolojisinde önemli yer edinmiş hikâyeler ve semboller yoğunlukla kullanılmaktadır. Bu çerçevede, bu araştırmanın amacı günümüzde yayınlanan sinema, dizi, reklam ve afiş gibi medya araçlarında sıklıkla kullanılan, mitolojide önemli yer etmiş sembol ve runların, anlam ve grafiksel çözümlemelerini değerlendirmektedir. Bu çalışmanın araştırma yöntemi olarak literatür taraması benimsenmiştir. Bu bağlamda ulaşılabilen öncelikle runlar ve semboller tespit edilmiştir. Daha sonra ise Viking çağına ait ulaşılabilen bu semboller ve runlar, literatür çerçevesinde bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Şelpe öğretimi için kullanılan metot kitaplarının, semboller ve işaretler yönünden analizi
Bu çalışmada, şelpe metotlarında kullanılan sembol, transkripsiyon, imge ve simgelerin karşılaştırılmalı analizi yapılmıştır. Seçilen şelpe metot kitaplarında kullanılmış olan sembol, transkripsiyon, imge ve simgelerin farklı olması probleminden yola çıkılarak, bu alanda Erol Parlak tarafından yazılmış olan "Bağlama Okulu Metot (Parmak Tekniği "şelpe" İçin Sistematik Kılavuz" metot kitabı ve Arif Sağ - Erdal Erzincan tarafından yazılmış olan "Bağlama Metodu" isimli metot kitapları karşılaştırılmıştır. Bu araştırmada, ilgili bağlama eğitimcilerinden görüşme formu aracılığıyla bu semboller ile ilgili görüşleri alınarak değerlendirilmiştir. Bu süreçler itibari ile bu araştırma bir yönü ile betimsel bir yönüyle de nitel araştırma grubunda yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, araştırmaya konu olan sembol, transkripsiyon, imge ve simge yönünden farklılıklar görülmüştür. Görüşme formlarının analizinde ise şelpe tekniğinde kullanılan metot kitaplarında sembol, transkripsiyon, imge ve simge yönünden ortak bir dil kullanılması gerektiği ve uygulamada büyük farklılıklar olduğu ve ortak bir dil kullanılmasının bağlama eğitimine daha çok katkı sağlayacağı sonuçlarına varılmıştır.
Sembolik illüstrasyonların seramik yüzeylerde dekor unsuru olarak kullanılması
Sanatın sembollerle bezeli anlatım dili geçmişten gümümüze pek çok yöntem aracılığı ile aktarılmak istenen öznel verileri yansıtmakta kullanılmıştır. Kapital toplumların olgunlaşma süreciyle birlikte gündelik yaşantıda sıklıkla karşılaşılan afişe edilen pek çok materyalde, basılı yayınlarda, dijital dünyada ve sosyal ağlarda mutlaka bir şekilde maruz kaldığımız, hep içinde olduğumuz pek çok öge aslında sadece sembollerden ibarettir. Bu anlamda özellikle sanatsal alanda kullanılan semboller, bu araştırmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Sanatsal çalışmalarda tercih edilen hayvan figürleri, bireysel yaratım süreci içerisinde şekillenen kendine özgün hallerde, insanı karakterize eden sembollere dönüşerek tamamlanabilir. İnsani özellikleri temsil eden figürleri yansıtan bu desenlerde; kişilik ve karakteristik özelliklerin yanı sıra, günlük yaşanan olayları ve karşılaşılan bu olaylar üzerine oluşan duyguların izlenimlerini gözlemek mümkün olabilir, bu şekilde süregelen çalışmalar eşliğinde yansıtılmak istenenler, sembollerin sahip olduğu güçlü anlatım dili kullanılarak her biri farklı birer anlama sahip olan hayvan sembolleri üzerinden tasvir edilmektedir. Bu araştırma kapsamında hedeflenen; sanatçıların duygu ve düşüncelilerini farklı biçimlerde ifadeye dönüştürmek amacıyla kullandığı sembolik dili, seramiğin plastik öğeleri ve dekor yöntemlerini birleştirerek kişisel bir anlatıma dönüştürmektir. Bu kişisel anlatım içerisinde semboller, araştırmacının kendine ait diliyle yaratılan illüstrasyonlar biçiminde özgün seramik dekorlarıyla bütünleşmektedir. Bu anlamda uygulanan çeşitli dekor yöntemleri, kullanılan sembollerle oluşturulan hikâyeyi vurgulayıcı ve destekler nitelikte unsurlarla kurgulanmıştır. İzlenen bu metotla birlikte sanatsal çalışmalar neticelendirilmiştir.
Orta Asya şaman ritüelleri sembol ve objelerinin seramik formlarda yorumu
Şamanların ve sanatçıların çeşitli alanlarda benzer özellikleri taşıdıkları söylenebilir. Bu çalışmada kendisini şaman olarak nitelendirmeyen pek çok sanatçının, şamanik özellikleri bünyesinde barındırıyor olabileceği tespiti incelenmiştir. Şamanizm, arkeoloji ile birlikte psikoloji, antropoloji, felsefe birçok alan literatüründen faydalanılarak araştırılmıştır. Bu çalışma Orta Asya şaman kültüründe, ritüellerde anlamlar yüklenerek simgeleştirilen nesnelerin, birer sanatsal nesne gibi düşünülebileceğini ve bunlardan yola çıkarak yorumlamalarla özgün formlara gidilebileceğini araştırmaktadır. Neo-Şamanizm'le birlikte batıl inanç olarak adlandırılan göreneklerin, bazı toplumlarda bugün hala uygulandığı gözlemlenmiştir. Tümevarım yöntemi kullanılarak, Orta Asya şaman kültürü içerisindeki ritüeller, totem inancı, objeler, ruhsal iletişim ve şaman kavramları incelenerek, bu kavramların günümüzde sanatla ve sanatçıyla olan ilişkisine, ayrıca sanat içerisinde nasıl yer edindiğine araştırılmıştır. Bu yolla, şaman ve sanatçı, faydalanılan farklı bilimlerin ve kaynakların yardımıyla karşılaştırılmış ve aralarında hangi yönlerden ortaklıklar ve bağlantılar olduğu incelenmiştir. Şaman kültüründe ritüellerin önemi, çeşitleri, yapılış amaçları, yapılış nedenleri ve sanatçının sanat objesi üretim süreciyle birlikte şaman kültüründeki ritüellerle arasındaki bağlantılar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda sanatçıların modern dünyanın şamanları olarak düşünülebileceği anlaşılmıştır. Çünkü, hem sanat hem de Şamanizm, duyguların ifade edildiği ve iyileşmenin gerçekleştiği yerde metafor alanını kullanmaktadır. Metaforik vizyonla empati akar, sınır tanımaz. Şamanizm ve sanatçı arasındaki ortak özelliklerin en önemlileri nesneleri araştırmak, yeniden yapılandırmak ve yeniden yorumlamak olduğu söylenebilir. Para, teknoloji ve güç arayışıyla geçmişin özününün unutulduğu bugünün dünyasında, şamanın ritüellerde kullandığı objelerin sanatsal nesneler olarak yorumlanması yeni bir düşünme şekli olabilir. Yapılan seramik uygulamalar, şaman kültürünün totem, ritüel ve obje bağlantıları yönünden yorumudur. Anahtar Kelimeler: Şaman, Büyü, Totem, Esrime, Sanat, Obje, Ritüel.
Antik Yunan ve Roma çağlarında mousa tasvirleri ve değişimi
Antik Yunan Mitolojisi'nde Musalar'ın en itibarlı tanrıçalar olduklarına inanılıyordu. Musalar'ın sanatının etkisinin hem tanrılar hem de insanlar üzerinde çok güçlü olduğu düşünülmekteydi. Bu nedenle Musalar'ın sihirli gücünü gösteren çok sayıda mitos vardı. Müzik ve Musa sözcüklerinin kökeninin aynı olması nedeniyle Antik Yunan'da birbirine çok yakın etkileşimi ve fonksiyonları olmuştur. Birbirlerini tamamlayıcı olarak kullanılmaktaydılar. Bu benzerliğin yanı sıra bu iki kavramın hemen görülmeyen çok derin sosyal ve felsefi tutumları da bulunmaktaydı. Antik Yunan düşüncesi müzik kültürü ve Musalar'ın mitolojisini aynı temelin üzerine inşa etmeye çalışmıştır. Buradaki ana fikir, ahlaki mükemmeliyet düşüncesidir. Bu nedenle Musalar'ın mitolojisinde etik ve ahlak soruları önemli bir yere sahipti. İyilik ve kötülük konseptleri, Musalar'ın mitolojisinde çok belirgin bir anlam almıştır. Ancak iyilik ve kötülük, ahlak ve ahlaksızlık gibi kavramlar bu mitoslarda son derece metaforik olarak belirlenmiştir. Soylarını Tanrı Zeus ve Bellek Tanrıçası Mnemosyne'den alan Musalar'a mitoloji tarafından onların doğumundan itibaren en olağanüstü nitelikler ve sınırsız güçler bağışlanmıştır. Mitolojinin Musalar'ın annesi olarak Bellek Tanrıçasını belirttiği düşünüldüğünde, Antik Yunan düşüncesi henüz erken felsefi dönemindeyken hafızanın ya da daha geniş anlamda değerlendirildiğinde zihin aktivitesinin, Musalar'ı temsil eden sanatların ve bilimlerin varlığı ve gelişmesi için bir zemin oluşturduğunun farkında olmuştur. Sanat yardımıyla ahlaki düzenleme ideali, hem ruhsal hem fiziksel açıdan ideal Musalar'ın karakterlerinde belirlenmiştir. Musalar'ın karakterlerinde sembolizm yoluyla bunlar ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu mitolojide her şey bu idealin cazip olması için yapılmıştır. Musalar Mitolojisi güçlü bir estetik çekim göstermektedir. Ama onun değeri, çok güzel olsa da dış görünüşünde değil, sanatın etik gücü idealindedir. Bu düşünce insanı heyecanlandırıp öncelikle onu açıklayan efsaneler yaratır, sonra da onun üzerinde derinlik ve kapsam anlamında eşsiz olan felsefi teorileri oluşturmaktadır.
Mezgitkale Anıtı (Mimarisi ve sosyo kültürel çözümlemesi)
Dağlık Kilikia Bölgesi'nde günümüz Susanoğlu yerleşiminin 13 km kuzeydoğusunda ve antik yerleşimlerden Paslı ve Takkadın'a yaklaşık 2 km uzakta bulunan Mezgitkale Anıtı döneminin en iyi korunmuş görkemli yapılarından biridir. Bu anıt bugüne kadar Bölgede yapılan araştırmalar içerisinde hiçbir zaman tek başına ele alınmamıştır. Bu çalışmayla yapıda ilk kez bu kadar detaylı incelemelerde bulunulmuştur. Gerek doğu gerekse batı tesiri altında farklı kültürlerle etkileşimi olan Kilikia Bölgesi'ndeki bu anıtın incelenmesi kültürlerarası etkileşimin derinliğinin ve genişliğinin belirlenmesine dönük bir çalışma olmuştur. Yapıdaki mimari, plastik ve dini unsurlar da bu etkileşimin ne kadar güçlü olduğunu göstermiştir. Bu çalışmada gerek Levant Bölgesi gerekse Batı dünyasında görülen tapınaklara benzerlikleri üzerinde de durularak yapının mezar mı yoksa tapınak mı olduğu sorunsalına yanıt aranmıştır. Bu bakış açısıyla, Mezgitkale Anıtı ile çağdaş olan çeşitli yapı ve bu yapıların arkeolojik gelişimleri üzerine birçok yayın incelenmiş, benzer yapılardan yola çıkılarak Mezgitkale Anıtına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Aynı sorunsalı açıklayabilmek için, Doğu Dağlık Kilikia'da günümüze kadar saptanan, Roma Dönemine tarihlendirilen ve Mezgitkale Anıtıyla benzerlik taşıyan bütün örnekler araştırmanın karşılaştırma malzemesini oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan yeni teknolojik olanaklarla yapı üzerindeki birçok detayın tespiti yapılmış ve ilk kez yapılan bu tespitlerle önemli arkeolojik sonuçlara ulaşılmıştır. Bu tespitler sonucunda kuzey alınlıktaki kabartmaların şimdiye kadar yapılmış saptamalarının da isabetli olmadığı görülmüştür. Sembollerin yorumlanması, yapı için seçilen mimari form ve anıt sütunlarının incelenmesi sonucunda yapının Roma kültürünün güçlü etkisi altında inşa edildiği görülmüştür. Hatta bölgede daha önce karşılaşılmayan Roma'da ise çok güçlü olan Mars kültünün varlığı ilk kez ortaya koyulmuştur. Yapı tek başına değil içinde bulunduğu büyük çiftlik yerleşimiyle ve bölgedeki benzer durumda olan diğer yerleşimlerle benzerlikleriyle de değerlendirilmiştir. Büyük çiftlik yapısı ve anıtla olan ilişki durumundan yola çıkılarak burada Veteranların olması gerektiği savı ileri sürülmüştür. Anıtın yakınında bulunan bir yazıtın çözümlenmesi ise çevredeki diğer yerleşimlerle olan benzer durumların ele alınmasına ve yeni önerilerin ortaya konmasına olanak vermiştir.
Günümüz sanatında botanik kullanımı
Bu eser metin çalışmasında, bitki ve botaniğe genel bir bakış ile bilimsel olarak botaniğin tanımı, bitkinin yeryüzü ve insan hayatı için önemi, çeşitli kültürel ve dini inanışlar, ritüeller ile olan ilişkileri araştırılmış, bu ilişkilerin yanı sıra ilaç yapımı ve tıp alanında yapılan araştırmaların neticesinde bitkinin aynı zamanda sanatsal bir biçim olarak çeşitli elyazmaları ve kitaplarda ve sanat eserlerinde, bilimsel ya da sembolik ifadelerle görülmesiyle bitki formunun sanattaki yeri geçmişten günümüze belirli örnekler üzerinden incelenmiştir. Bilimsel illüstrasyonların yanı sıra, resim sanatında bitkinin yeri ve bitki temsilleri ağırlıklı olarak batı sanatı örnekleri ile gösterilmiştir. 19. ve 20. yüzyıla gelmeden daha genel sembolik ifadelerle kendine yer bulan bitkilerin, bu yüzyıllardan itibaren daha bireysel ya da toplumsal sembollere evirilmesi ve 20. yüzyıldan itibaren toplumsal, bilimsel ve kültürel gelişmeler doğrultusunda botaniğin sanat yapıtında kullanım şekilleri ve yansımaları irdelenmiş, günümüzdeki etkileri incelenmiş, bu konuya eğilmiş farklı sanatsal disiplinlerden çalışmaların çağdaş örnekleri incelenerek, günümüz sanatında çevre, ekosistem ve sürdürülebilirlik bağlamında bitkinin ve bitki formunun sanattaki yeri araştırılmıştır. Bir süredir sanatsal çalışmalarımın ana unsurlarını oluşturan bitkiler üzerinden, geçmişten günümüze tarihsel örneklerle bağ kurarak çalışmalarımın analizi yapılarak çalışma sonlandırılmıştır.
19. yüzyıl Batı Resim Sanatında doğa ve sembolizm
19.Yüzyıl, büyük değişimlerin meydana geldiği, eski ile modern arasında köprü görevi gören önemli bir yüzyıldır. Yüzyılın ikinci yarısında, Batının teknolojik gelişmeler sonucu yöneldiği Materyalizme tepki olarak, Sembolizm gizemli tabiatıyla yükselişe geçer. Sembolistler, Romantizmin düşünce ve duyguyu esas alan üstü örtülü tavrına bireyselliği ilave ederken sembollerden yararlanırlar. Romantik resmin doğa ve insanı merkeze alan yaklaşımını, kendi karamsar temsillerini ifade etmek için sembolik bir araç olarak kullanırlar. Yüzyıl sonuna doğru sanat, doğayla zıt hale gelir ve geleneksel doğa tasvirleri yerini yeni temsil biçimlerine bırakır. Resim, doğa ötesini ve gizemli tabiatını konu almaya başlar. Uyku, düş, fantastik, gerçekdışı, büyü ve ölüm gibi insanın bildiği dünyanın ötesine ait konulara ilgi duyan Sembolistler, doğaya mistik özellikler yükleme eğilimindedirler. Baudelaire'in görüşlerini kaynak alan birçok Sembolist için doğa, yaratmış oldukları hayali dünyanın bir ifade aracıdır. Doğayı taklit etmek yerine, imgelemlerinde oluşturdukları doğayı seyirciye aktarmayı tercih ederler. Sembolizmin bireyselliği, doğa bağlamında oldukça özgün sonuçlar ortaya çıkmasını sağlar. Dönem içerisinde bulunan örnekler, biçim ve içerik bakımından Batı Resim Sanatında daha önce hiç olmadığı kadar çeşitlilik gösterir.
Animasyonlarda Nazizm ve faşizm sembollerinin "Avatar: Son Havabükücü" animasyonu üzerinden incelenmesi
Faşizm ve Nazizm'in yükselişiyle meydana gelen ve son yüzyılı şekillendiren en büyük olaylardan biri olan 2. Dünya Savaşı, tarihteki tüm etkileyici olaylar gibi grafik tasarım, sinema, animasyon gibi çeşitli sanat dallarını etkilemiş, günümüzde hala kullanılan sembollerin ve imgelemlerin oluşmasına yol açmıştır. Faşizm ve Nazizm, dönemin en etkileyici ve en çok iz bırakan ideolojileri arasında olup, güçlü görsel dile sahip propagandaları sebebi ile günümüze çok keskin bir imgeleme bırakmışlardır. Bu imgeleme bazen açıkça sanatta kullanılırken bazen alt metin olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle küçük yaştaki çocuklara yönelik yapılan animasyonlarda iyi-kötü gibi keskin ayrımlar yapılırken tekrar eden renk ve sembollere başvurulabilmektedir. Bu semboller, sıklıkla dönemin belirleyici unsurlarına göre değişiklik göstermektedir. Peki, son yüzyılı en çok şekillendiren olaylardan olan 2. Dünya Savaşı ve savaşın başrolündeki iki ideoloji olan faşizm ve Nazizm'in sembollerinin animasyonlardaki yeri nedir? Her zaman açıkça vurgulanmayan bu semboller nelerdir, karakter ve mekân tasarımı gibi öğeleri ne ölçüde etkilemektedir? Kullanılan renk ve ikonlar yalnızca bu ideolojilere ait olmasa da bunlar ile özleşmişlerdir. Peki, hangi durumlarda bu renk ve ikonlar faşizm ve Nazizm sembolü kabul edilebilir? Senaryonun yanı sıra, görsel dile bu ideolojilerin etkileri nelerdir? Bu tez, bu soruların yanıtlarının verilmesi için Avatar: Son Havabükücü animasyonu ve bu animasyonun evreni üzerinden yapılacak olan analiz ile Nazizm ve faşizmin etkilerinin animasyonlarda alt metin olarak yerini araştırmaktadır. Avatar: Son Havabükücü animasyonunda kompozisyon, kamera gibi tasarım öğeleri üzerinden görsel imgeleri ile Nazizm İradenin Zaferi filmi ile Faşizmi ise serinin hikayesi üzerinden fütürizm akımı ile benzerlikleri üzerinden incelenecektir. Bu analizin yapılmasında göstergebilim ve ikonografiden faydalanılacaktır. Anahtar Kelimeler: İdeoloji, Animasyon, Sembol ve Göstergebilim, Avatar: Son Havabükücü
Dijital oyunlarda kullanılan sembollerin 12-17 yaş grubundaki bireylerin dini değerlerine yansımaları
Araştırmanın temel amacı, dijitalleşen çağda dijital oyunlarda kullanılan sembollerin, gençlerin dini değerlerine yansımalarını araştırmaktır. Yaş aralığı olarak dijital oyunların en çok oynandığı dönem, 12-17 yaş grubu incelenmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve fenomenolojik-yorumlayıcı deseninden faydalanılmıştır. Katılımcılara kartopu tekniğiyle ulaşılmış olup veriler gözlem ve görüşme teknikleriyle elde edilmiştir. Bulguları sağlayabilmek için 9 kişiyle görüşülmüş, yeterli veri doygunluğuna ulaşıldığında sonlandırılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde ise, betimsel ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak, dijital oyun bağımlılığı gözlenen bireylerde ya aile içi ya da çevresinde problem yaşanmış olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca genel olarak oyunları oynarken kazanmak amaçlı bakıldığından oyun sırasında dini sembollere dikkat edilememiştir. Dini değer hakkında yorumlar ise, oyun dışı araştırmaları sonucunda öğrenildiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gençlik, Sembol, Dini Değer, Dijital Oyun.
Görsel iletişimde piktogram ve sembollerin insan üzerindeki etkileri
ÖZET İnsanoğlu varoluşundan beri çevresinde bulunan kaynakları kendi yararlan doğrultusunda kullanmayı amaçlamıştır, ilkçağ insanları bile mağara duvarlarına yaptıkları değişik amaçlı resullerle varlıklarını göstermeye çalışmış ve o dönemde onlar için en kolay iletişim şekli olan görsel iletişimin ilk örneklerini vermeye başlamışlardır. İnsanoğlu o dönemden günümüze kadar yüzyıllar geçmesine ve konuşmayı öğrenmesine rağmen bu sembol ve işaretlerle arasındaki bağlantıyı kesmeyerek değişik iletişim sistemleri geliştirmiştir. Bu çalışmamızda görsel iletişimin temelini oluşturan piktogram ve semboller ile bunların insan yaşamına etkileri üzerinde durulmuştur. İnsanlar, günümüzde hızla gelişen teknolojik sistemlere ayak uydurmak ve hem kendi aralarında daha hızlı iletişimi sağlamak, hem de evrensel bir iletişim şekli geliştirmek için sembol ve piktogramlar gibi görsel işaretlerden oluşan iletişim sistemleri geliştirmişlerdir. Çalışmamızda bu görsel işaretlerin oluşum şekilleri, içerdikleri anlamlar incelenerek insanların nasıl ve ne şekilde etkilendikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Yazılı ve görüntülü sembol sistemleriyle yapılan öğretimin örgün ve uzaktan eğitim öğrencilerinin başarısına etkisi
DOKTORA TEZ ÖZÜ YAZILI VE GÖRÜNTÜLÜ SEMBOL SİSTEMLERİ İLE YAPILAN ÖĞRETİMİN ÖRGÜN VE UZAKTAN EĞİTİM ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARISINA ETKİSİ Müjgan Bozkaya İletişim Bilimleri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mayıs 1999 Danışman: Doç.Dr. Ali Şimşek Bu çalışmanın amacı, farklı sembol sistemlerinin, uzaktan ve örgün eğitim öğrencilerinin basan, kişisel güven, tutum, materyali tamamlamak için harcadıkları süre ve öğrenme kalıcılığı üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Araştırmada, farklı sembol sistemlerinden öğrenmeyi belirlemek için çoktan seçmeli basan testi, öğretim materyaline karşı tutundan ölçmek için de, Likert tipi bir tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya, örgün ve uzaktan öğretimin İktisat ve İşletme bölümlerinde okuyan, 161 üniversite 2. sınıf öğrencisi denek olarak alınmıştır. Denekler, öğretim materyallerini; yalnız yazılı, yalnız görüntülü ve yazılı-görüntülü birlikte çalışan gruplara atanarak çalışmışlardır. Öğretim materyalini tamamlamak üzere her gruba bir hafta çalışma süresi verilmiştir. Bu sürenin sonunda, öğrenciler, kendilerine verilen basan testini ve hemen ardından tutum ölçeğini doldurmuşlardır. Denemenin bitiminden iki hafta sonra aynı basan testi öğrenmenin kalıcılığını ölçmek için kullanılmıştır. Sonuç olarak, farklı sembol sistemlerinden öğrenme etkinliğinin öğrencilerin başansına, güvenlerine ve öğrenmenin kalıcılığına anlamlı bir katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. Çalışmaya katılan denekler sembol sistemlerine karşı olumlu bir tutum sergilemişlerdir. Elde edilen bulgular, örgün öğretimdeki öğrencilerin özellikle yazılı sembol sistemine, uzaktan öğretimdeki öğrencilerin ise, yazılı ve görüntülü sembol sistemlerini birlikte kullandıktan durumda tutumlarının daha olumlu olduğunu göstermiştir. n