Test anxiety

137 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin çocukluk deneyimleri ile sınav kaygısı arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, 8.sınıf öğrencilerinin çocukluk deneyimleri ile sınav kaygısı arasındaki ilişkide akılcı olmayan inançların aracı rolünün etkisini araştırmaktır. Araştırmada ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma deseninden faydalanılmıştır. Araştırma evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Siirt İli merkez ilçe sınırları içerisindeki devlet ve özel ortaokullarında öğrenim gören, 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen 6 okuldan 225'i kadın öğrenci ile 208'i erkek olmak üzere 433 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çocukluk Deneyimleri Ölçeği (ÇDÖ), Akılcı Olmayan İnançlar (AOİ), Sınav Kaygısı Envanteri (SKE) ve araştırmacının hazırladığı "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın verileri AMOS 24.0 ve SPSS 25.0 ve SPSS PROCESS 3.5 Makro paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlere geçmeden önce ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış ve kabul edilebilir uyum değerlerine sahip olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda Çocukluk deneyimlerinin Sınav kaygısını yordamasında Akılcı olmayan inançların aracılık etkisinin anlamlı olduğunu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Çocukluk Deneyimleri ve Alt boyutları (Tehdit edici, Boyun eğdirici, Değersizlik) ile Sınav Kaygısı ölçeği alt boyutları (Duyuşsallık, Kuruntu) ve Akılcı olmayan İnançlar arasında anlamlı ve pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. Kız öğrencilerin çocukluk deneyimleri puanları ile erkek öğrencilerin çocukluk deneyimleri puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. 8. Sınıf öğrencilerinin kardeş sayısına göre sınav kaygısı puanlarının anlamlı bir farklılık gösterdiği, iki kardeşi olan öğrencilerin bir kardeşi olan öğrencilere göre daha fazla sınav kaygısı puanına sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 8. Sınıf öğrencilerinin Günlük Ders Çalışma Süresine göre sınav kaygısı puanları anlamlı bir farklılık olduğu ve en yüksek kaygıya sahip grupların 7 saat çalışan öğrenciler ile 1-2 saat çalışan öğrencilerin oluşturduğu tespit edilmiştir.

Akılcı olmayan inançlarOlumsuz erken çocukluk deneyimleriOrtaokul öğrencileri+2
Mehmet Cahit Marangoz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınav kaygısına yönelik bilişsel davranışçı terapi odaklı oyunlaştırılmış kendine yardım uygulamasının geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı bilişsel davranışçı terapi ve oyunlaştırma teknikleri kullanılarak öğrencilerin yaşadıkları sınav kaygısı düzeyini kendi başlarına ve oyun oynayarak azaltmalarını sağlayacak masaüstü/mobil tabanlı bir uygulama geliştirmek ve bu uygulamanın etkililiğini incelemektir. Bunun yanında uygulamada kullanılmak üzere öğrencilerin sınava yönelik olumsuz bilişlerini ölçmek için Sınava Yönelik Olumsuz Bilişler Ölçeğini geliştirmektir. Araştırmada keşfedici sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel boyutta ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen ve nitel boyutta fenomenoloji deseni benimsenmiştir. Nicel veriler 68 lise son sınıf öğrencisinden, nitel veriler ise uygulamayı kullanan 10 öğrenci ile yapılan görüşmeler ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında kişisel bilgi formu, Sınav Kaygısı Envanteri, Sınava Yönelik Olumsuz Bilişler Ölçeği ve bu çalışma kapsamında geliştirilen yarı-yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. DFA'nın bulguları SYOBÖ faktör yapısı modeline ait çoğu uyum indeksinin mükemmel olduğu bulunmuştur; WLSMV χ2(86, N = 466) = 361.81, p < .001, CFI = .98, TLI = .97, RMSEA = .08 (90% CI [.08, .09]), SRMR = .04. Nicel verilerin bulguları, deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin SKE [F(1,35) = 18,804, p < .001, η2 = .30] ve SYOBÖ [F(1,35) = 16,780, p <.001, η2 = .28] son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir. Nitel görüşmelerden elde edilen bulgular, öğrencilerin sınav kaygısı uygulamasının etkiliği ile ilgili düşüncelerinin olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak sınav kaygısı uygulamasının öğrencilerin sınav kaygısını ve sınava yönelik olumsuz bilişlerini anlamlı ölçüde azaltmada etkili olduğu söylenebilir. Bu tez çalışması kapsamında yürütülen çalışmalar ve geliştirilen dijital uygulama, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ve Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı tarafından 2211/A Yurt İçi Genel Doktora Burs Programı ve ARDEB 1001- Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenmiştir.

Sınav kaygısı
Ercan Akın
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin modern fiziğe yönelik kaygılarının belirlenmesi

Kaygı; öğrenci başarısını etkileyen duyuşsal faktörlerden biridir. Öğrencilerin eğitim-öğretim hayatları boyunca derslere ve performans göstermeye yönelik kaygıları olabilir. Öğrencilerin kaygı duydukları derslerden birinin de fizik dersi olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada öğrencilerin modern fiziğe yönelik kaygılarının belirlenmesinde kullanılabilecek etkin ve güncel "Modern Fiziğe Yönelik Kaygı Ölçeği" geliştirmek ve bu ölçeğin geçerliliği ile güvenilirliğini araştırmak amaçlanmaktadır. Bu çalışma, genel tarama yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı'nda Samsun İlinde on okulda okuyan 384 öğrenci oluşturmaktadır. Modern fiziğe yönelik kaygı ölçeğinin geliştirilmesi için öncelikle madde havuzu oluşturulmuştur. Madde havuzunu oluşturabilmek için, 101 öğrenciye modern fiziğe yönelik düşüncelerini almak amacıyla açık uçlu sorular sorulmuş ve öğrencilerin verdikleri cevaplar maddeler halinde ifadeleştirilmiştir. Kaygı ölçeğine ilişkin maddeler yazılırken kaygının bilişsel, duyuşsal, davranışsal boyutları ile kaygının kolaylaştırıcı ve engelleyici boyutları dikkate alınmıştır. Geliştirilen modern fiziğe yönelik kaygı ölçeğinin, öğrencilerin kaygılarının belirlenmesinde yardımcı olacağı ve alanyazındaki eksikliğin giderilmesine katkıda bulunabileceği düşünülmektedir.

Durumluk kaygıOkul kaygısıPsikiyatrik durum derecelendirme ölçekleri+4
Burçin Sezgin
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretime geçiş sistemi ortak sınavlarına girecek ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin bağlanma stilleri ile sınav kaygı düzeylerı arasındaki ılışkı

Bu araştırmada ortaöğretim kurumları geçiş sistemi ortak sınavlarına girecek olan ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin sınav kaygıları ile bağlanma stilleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca sınav kaygısının; cinsiyet, yaş, anne-babanın öğrenim durumu, ailenin aylık geliri, kardeş sayısı, ailedeki doğum sırası, 0-6 yaş arası bakım veren kişi, anne-babanın birlikte ya da ayrı yaşaması, dershaneye-kursa gitme durumu ve okuldaki başarı algısı gibi değişkenlere göre farklılıklaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Fatih İlçesinde öğrenim gören 600 ortaokul sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile birlikte Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990) ve İlişki Ölçekleri Anketi (Sümer ve Güngör 1999) uygulanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde; dağılımın normal olduğu koşullarda pearson analizi, bağımsız gruplar t testi ve Anova (varyans analizi), Anova sonucunun anlamlı bulunduğu ve varyansların homojen olduğu koşullarda Scheffe analiz tekniği, dağılımların normal olmadığı durumlarda ise Kruskal Wallis-H analiz tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre korkulu, kayıtsız, saplantılı ve güvenli bağlanma stilleri ile sınav kaygısı arasında anlamlı ilişkilerin olduğu; korkulu, kayıtsız ve saplantılı bağlanma stiline sahip öğrencilerin güvenli bağlanma stiline sahip öğrencilere oranla daha fazla sınav kaygısı yaşadıkları görülmüştür. Buna ek olarak öğrencilerin sınav kaygı düzeylerinin, anne-babanın öğrenim durumu, ailenin aylık geliri, kardeş sayısı, ailedeki doğum sırası, 0-6 yaş arası bakım veren kişi, anne-babanın birlikte ya da ayrı yaşaması gibi değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı; buna karşılık cinsiyet, yaş, dershaneye-kursa gitme durumu ve okuldaki başarı algısı değişkenlerine göre ise anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür.

BağlanmaBağlanma stilleriEğitim psikolojisi+6
Murat Kaya
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn beklentilerinin sınav kaygısı üzerindeki etkisi: Lise son sınıf öğrencilerine yönelik bir değerlendirme

Araştırmanın amacı lise son sınıf öğrencilerinin anne baba beklenti ve tutumları ile sınav kaygısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma altı ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; giriş, kavramsal temeller, ebeveyn beklentilerine ilişkin kavramsal temeller, araştırma, bulgular, sonuç, tartışma ve öneriler şeklindedir. Araştırmanın evrenini; İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan devlet ve özel okullarında eğitim almakta olan lise son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise 2015 – 2016 eğitim – öğretim yılında Bahçelievler ilçesinde öğrenim gören toplam 182 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçek ve envanterler; Kişisel Bilgi Formu, Anne Baba Tutum Envanteri ve Sınav Kaygısı Envanteridir. Anne baba beklentilerini ölçmek için Anne Baba Tutum Envanteri, sınav kaygı düzeylerini ölçmek için Sınav Kaygısı Envanteri, demografik özellikler için ise Kişisel Bilgi Formu bizzat araştırmacı tarafından öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, anne baba tutumlarının büyük ölçüde öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca Kişisel Bilgi Formu'nda yer alan anne baba tutumlarına öğrencilerin verdiği cevaplar doğrultusunda anne baba tutumu açısından aile yapısı olarak; demokratik, otoriter, koruyucu, reddedici, ilgisiz ve duyarsız anne baba tutumlarının öğrencilerin kaygı düzeyini etkileme noktasında önemli bir değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak, anne baba tutumu açısından aile yapısı algılamasının anne ve babanın eğitim durumu değişkenine göre gruplar arasında farklılaşmadığı ve aynı şekilde anne baba tutumu açısından aile yapısı algılamasının ailenin gelir durumu değişkenine gruplar arasında farklılaşmadığı ve kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha fazla sınav kaygısı yaşadıkları da araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ulaşılan sonuçlar arasında yer almaktadır.

Ana-baba beklentileriAna-baba tutumuBeklentiler+2
Dilara Boztepe
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

7.-8. sınıf özel okul öğrencilerinin sınav kaygısı ile ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin anne-baba tutumlarının mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Anne ve baba tutumları, bireyin sağlıklı bir kişilik yapılandırması, akademik gelişimi ve aynı zamanda bireyin sosyal ve uyum becerilerini geliştirebilmesi için Aile Danışmanlığı alanının önemli konuları arasında yer alır. Yurtdışında ve ülkemizde anne-baba tutumu ile ilgili önemli sayıda araştırma göze çarpmaktadır. Son yıllarda uygulanan eğitim sisteminde sınavların hayatımızdaki yerinin ve öneminin artması ile sağlıksız anne ve baba tutumlarının öğrenci üzerinde baskı oluşturması öğrencide mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısının yaygınlığı arttırmıştır. Bu araştırmadan yola çıkarak anne-baba tutumlarının, mükemmeliyetçi kişilik ve sınav kaygısını, ne kadar etkilediği, öğrencinin sınıf düzeyine, cinsiyetine, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-babanın birliktelik durumuna ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstereceği düşünülmektedir. Araştırma 7. ve 8. sınıfa devam eden 150 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin verilerini saptamak amacıyla Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Taşdemir 2003) kullanılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin öğrenci üzerinde sınav kaygısını yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir ve bunun sonucunda, anne-baba tutumlarının sınav kaygısı ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasında önemli sonuçlar saptanmıştır Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları

Ana-baba tutumuAnksiyeteErgenler+5
Bilge Küçüker
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçlar irrasyonel inanışları ile mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ergenlerde üç temel psikolojik ihtiyaç olan özerklik, yeterlilik, ilişkili olma ihtiyaçları hakkındaki irrasyonel inanışların mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini kolaydan örneklem yöntemiyle seçilmiş İstanbul'da yaşayan, 13-18 yaş arası 206 katılımcı oluşturmaktadır. Ergenlerin sınav kaygısına ilişkin veriler "Westside Sınav Kaygısı Ölçeği", mükemmeliyetçiliğe ilişkin veriler "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", ergenlerin öz belirlenim kuramındaki temek psikolojik ihtiyaçlarına ilişkin irrasyonel inanışlarını ölçmek için "Akılcı Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği" ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre sınav kaygısı ile özerklik, ilişkili olma ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Hatalardan endişe duyma, davranışlardan kuşku duyma, ebeveynsel eleştiri ile sınav kaygısı, özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları, ilişkili olma ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ebeveynsel beklentiler ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre ebeveynsel beklenti puanı arttıkça özerklik ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları puanları da artmaktadır. Kişisel standartlar ile yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Tertip/düzen ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre tertip/düzen puanı arttıkça özerklik ihtiyacı irrasyonel inanış puanları azalmaktadır. Temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğe etkisine bakıldığında yeterlilik ihtiyacı ile ilgili irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğin tertip/düzen alt faktörü dışında diğer beş faktörünü etkilediği bulgusu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınav Kaygısı, Mükemmeliyetçilik, Özerklik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, İlişkili Olma İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, Yeterlilik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları

Akılcı olmayan inançlarErgenlerMükemmeliyetçilik+3
Elif Demirci
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınavına hazırlanan ve özel dershanelere devam eden lise son sınıf öğrencilerinin kendilerinde algıladıkları ego durumları ile sınav kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; üniversite sınavlarına (YGS ve LYS) hazırlanan lise 12.sınıf öğrencilerinin kendilerinde algıladıkları ego durumları ile sınav kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanı sıra, cinsiyet ve ego durumlarının sınav kaygısını yordayıp yordamadığını ve örneklemi oluşturan öğrencilerin ego durum enerjilerini incelemektir. Çalışma grubu, 2014-2015 öğretim yılında Ankara İli Çankaya ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 6 resmi Anadolu liselerinde öğrenim gören 535 (Kız= 307; Erkek= 228) öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin yaş ranjı 16-19 arasında değişmektedir. Araştırmada veriler Ego Durum Ölçeği: EDÖ (Arı, 1989), Sınav Kaygısı Ölçeği: SKÖ (Öner, 1990) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonuçları lise 12. sınıftaki kız öğrencilerin sınav kaygılarının erkeklerinkinden anlamlı olarak daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca ego durumlarının cinsiyetle birlikte öğrencilerin sınav kaygılarını anlamı olarak yordamadığı bulunmuştur. Ego durumlarından sadece Yetişkin Ego durumunun sınav kaygısı kuruntu boyutunu yordadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Yine ego durumlarının cinsiyete göre anlamlı olarak dağılmadığı bulgusuna ulaşılmış olup örneklemi oluşturan öğrencilerin ego durum enerjilerinin koruyucu ebeveyn ego durumu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bulgular ilgili literatüre dayanılarak tartışılmış, gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.Araştırma kapsamında tüm verilerin anlamlılık düzeyi p< .05 düzeyinde sınanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 20.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, Ego Durumu, Ego Durum Enerjisi

Ben durumlarıEğitim psikolojisiLise öğrencileri+3
Sabahattin Meşe
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının atanamama kaygılarının umutsuzluk düzeyleri ve bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, öğretmen adaylarının atanamama kaygılarının umutsuzluk düzeyi, cinsiyet, yaş, gelir durumu, okul türü, bölüm ve sınıf değişkenleri açısından incelenmesini kapsayan tarama modelli ve nicel desenli bir araştırmadır. Ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılan bu araştırmanın katılımcılarını İstanbul ilinde bulunan 3 vakıf 1 devlet üniversitelerinde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören öğretmen adayları (1381 kadın ve 423 erkek) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Öğretmen Adayları Atanamama Kaygısı Ölçeği", "Beck Umutsuzluk Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. İstatistik paket programı ile nicel veriler analiz edilmiştir. Analiz sürecinde arimetik ortalama, standart sapma, t-testi ve ANOVA (tek yönlü varyans analizi) teknikleri uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, kadın öğretmen adaylarının atanamama korkularının erkek öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha fazla olduğu bulunmuştur. 27+ yaş grubundaki öğretmen adaylarının atanamama korkuları, kişisel algıları ve atanamama kaygıları diğer yaş gruplarındaki öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksektir. Ayrıca düşük gelire sahip olan öğretmen adaylarının da atanamama korkuları, kişisel algıları ve atanamama kaygıları diğer öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek olarak bulunmuştur. Devlet üniversitesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları ve atanamama kaygıları vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek iken, vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının kişisel algılarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkçe öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer bölümlerde öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Psikolojik Danışmalık ve Rehberlik bölümü ile İngilizce öğretmenliği bölümü öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer bölümlerde öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. 4. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer sınıflarda öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek iken, 1. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer sınıflarda öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha düşük olarak sonuçlanmıştır. Ayrıca şiddetli umutsuzluk düzeyine sahip olan öğretmen adaylarının atanamama korkularının, atanamama kaygılarının ve kişisel algılarının da anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.

Aday öğretmenlerAtamalarCinsiyet+7
Şehmus Süner
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde kişilik özelliklerinin sınav kaygısı ve okula bağlanma stilleri üzerinde etkisi

Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, 13 – 18 yaş arasındaki ergenlerin kişilik özelliklerinin sınav kaygısı ve okula bağlanma stilleri üzerindeki medyatör etkisini ölçümlemek ve değerlendirmektir. Yöntem: Araştırmada, 138'i erkek, 147'si kız olmak üzere 285 katılımcı yer almıştır. Değerlendirme sürecinde katılımcıların, Sınav Kaygısı Ölçeği, Çocuk Ergen Okula Bağlanma Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Testi ölçeklerini doldurumaları beklenmiş, elde edilen veriler de SPSS programına (21. versiyon) aktarılmıştır. Bu verilerin analiz edilmesinde Pearson Korelasyon analizi, Bağımsız örneklemler için t-testi ve Tek Yönlü ANOVA kullanılmıştır. Bulgular: Sınav kaygısı düzeyleri ile okula bağlanma arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (r=.088, p=.140) ve okula bağlanmanın da sınav kaygısı üzerinden yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı gözlemlenmiştir [F(1,280)=2.188, p=.140]. Dışa dönüklük ve duygusal denge (r=.189, p=001), sorumluluk ve duygusal denge (r=.477, p=000), uyumluluk ve duygusal denge (r=.197, p=.001), sorumluluk ve uyumluluk (r=.366, p=001), dışa dönüklük ve uyumluluk (r=.459, p=.000), dışa dönüklük ve sorumluluk (r=.382, p=.000) aralarında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ek olarak, anne-baba yanında yaşayan 13 – 18 yaş aralığındaki ergenlerin daha az duygusal dengesizlik kişilik özelliği seviyesine sahip oldukları görülmüştür [F(3,276)=4.149, p=.007]. Erkeklerin duygusal denge düzeylerinin, kadınlardan daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=2.529, p=.012]. Okula bağlanma düzeyi ile duygusal denge (r=.145*, p=.000) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Aile gelir durumu arttıkça okula bağlanma seviyesinin de artış gösterdiği görülmüştür [F(2,280)=2.631, p=.035]. Ek olarak, öğretmenlerinin hepsi ile iyi ilişkiye sahip olanlar öğretmenlerinin daha fazla bir okula bağlanma seviyesine sahip oldukları görülmüştür [F(2,282)= 22.571, p=.000]. Yakın arkadaş sayısı az olanların daha az okula bağlanma seviyesine sahip oldukları saptanmıştır [F(3,281)=5.486, p=.001]. Erkeklerin okula bağlanma düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=2.029, p=.043]. Kardeş sıralamasında ilk sırada olanların, kardeş sıralamasında beşinci olanlardan ve dördüncü sırada olanlardan anlamlı düzeyde fazla sınav kaygısına sahip oldukları görülmüştür [F(2,278)=7.647, p=.00]. Kardeş sıralamasında ikinci sırada olanların, kardeş sıralamasında beşinci olanlardan anlamlı seviyede daha yüksek bir sınav kaygısı seviyesine sahip oldukları saptanmıştır [F(2,278)=5.596, p=.00]. Son olarak, Kadınların sınav kaygısı düzeylerinin, erkeklerden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir [t(283)=-4.276, p=.00]. Sonuç: Bu çalışmanın bazı sonuçlarının geçmiş araştırmaların verileri ile benzer olmamasının sebepleri, demografik değişkenlerin dağılımı ve örneklem boyutunun düzeyinin literatür kapsamına göre daha az olması olarak görülmektedir. Gelecek araştırmalarda, örneklem boyutunun ve örneklemin seçimi aşamasında sonuçlarda sapma oluşturabilecek demografik değişkenlerin kontrol edilmesi ve daha homojen bir dağılım sağlanması, sonuçların daha benzer bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu araştırma okula bağlanma ve sınav kaygısının ne gibi faktörlerden etkilendiğini vurgulamaktadır.

Bağlanma stilleriErgenlerKaygı+4
Tilbe Onuk
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üst biliş ve pozitif psikolojik sermayenin sınav kaygısı ile ilişkisi

Araştırmada Haliç Üniversitesi lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin üst bilişlerinin ve pozitif psikolojik sermayelerinin sınav kaygılarıyla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buradan hareketle ilk olarak üst biliş ile sınav kaygısı arasındaki ilişki, pozitif psikolojik sermaye ile sınav kaygısı arasındaki ilişki ve üst biliş ile pozitif psikolojik sermaye arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma Haliç Üniversitesi Lisans ve Yüksek Lisans öğrencilerinden oluşan 211 kişiden anket yoluyla toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Demografik Bilgi Formu, Üst biliş Ölçeği-30, Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Sınav Kaygısı Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler, ''IBM SPSS Statistic 22'' paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde ilk olarak demografik bilgilerin incelendiği frekans analizleri, demografik verilerle değişkenlerin farklılıklarını ölçümlemek için t-test ve korelasyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada üst biliş ve pozitif psikolojik sermayenin sınav kaygısı ile arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu, üst biliş ile pozitif psikolojik sermaye arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucu çıkmıştır. Ayrıca cinsiyet faktörüyle gerçekleştirilen fark testleri sonucunda erkeklerin pozitif psikolojik sermayelerinin kadınlarınkine göre daha fazla olduğu; psikolojik tanı almayan bireylerin tanı alan bireylere göre üst biliş ve pozitif psikolojik sermayelerinin daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir.

Lisansüstü öğrencilerPozitif psikolojik sermayePsikolojik sermaye+4
Hatice Kahramanoğlu
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin yaşadığı sınav kaygısı ile depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinin yaşadığı sınav kaygısı ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya konulmasıdır. Ek olarak, araştırmada öğrencilerin cinsiyet, kaçıncı sınıfta okudukları, okudukları bölüm, ebeveynlerinin eğitim düzeyleri, sosyo- ekonomik gibi değişkenlerin sınav kaygısı ve depresyon üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul İlinde Sarıyer ilçesinde Milli Eğitime Bağlı özel liselerde eğitim gören öğrenciler alınmıştır. Araştırmanın örneklemini 217 gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Aynı zamanda bireylerin demografik özelliklerini öğrenmek adına Demografik Bilgi Formu ve değişkenleri ölçmek adına da Sınav Kaygısı Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Ki Kare Testi, T Testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Pearson Korelasyon Testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; lise öğrencilerinin cinsiyetlerine göre depresyon düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anne- baba eğitim durumlarına göre depresyon düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Lise öğrencilerinin sınav kaygılarına ilişkin görüşlerinde en yüksek puan "Çevremdekiler(ailem, arkadaşlarım)başaracağım konusunda bana güveniyorlar." , en düşük puan "Başarısız olursam arkadaşlarımın gözünde değerimin düşeceğini biliyorum." olarak belirlenmiştir. Lise öğrencilerinin sosyo- ekonomik durdum değişkenine göre depresyon düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sosyo- ekonomik durum değişkeninin sınav kaygısında kendi görüşü, hazırlanmakla ilgili endişeler, bedensel tepkiler, zihinsel tepkiler ve genel sınav kaygısı alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmazken, başkalarının görüşü ve gelecekle ilgili endişeler alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Lise öğrencilerinin en yüksek hafif depresyon düzeyinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınav Kaygısı, Depresyon, Lise Öğrencileri

DepresyonEğitim psikolojisiLise öğrencileri+1
Esengül Abbasoğlu
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerindeki akademik başarı ve sınav kaygısı ile manevi danışmanlık ve rehberlik ilişkisi

Bu araştırmanın amacı manevi danışmanlık ve rehberlikle öğrencilerin akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubu ve kontrol grubu, Uşak ilinde lise düzeyinde öğrenim gören araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden öğrenciler içerisinden yansız atamayla seçilen 20 öğrenci ile oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Westside Sınav Kaygısı Ölçeği(Westside Test Anxiety Scale, WTAS) kullanılmıştır. Bu ölçek Driscoll tarafından 2007 yılında geliştirilmiştir. Ölçeğin Türkçe formunun oluşturulması ve güvenirlik çalışmaları Totan ve Yavuz(2009) tarafından yapılmıştır. Totan ve Yavuz(2009) tarafından yapılan çalışma sonucunda, ölçek öğrencilerin sınav kaygısı düzeyini ölçmede geçerlilik ve güvenirlik katsayısı yüksek bir ölçme aracı olarak değerlendirilmiştir. Öntest olarak Westside Sınav Kaygısı Ölçeği(Westside Test Anxiety Scale, WTAS) uygulandıktan sonra yapılandırılmış 9 oturumdan oluşan manevi danışmanlık ve rehberlik uygulaması yapılmıştır. Son oturumda son test uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun sınav kaygısı ölçeği ön testlerinden ve son testlerinden almış oldukları puanların anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere T testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda manevi danışmanlık ve rehberlik ile öğrencilerin sınav kaygısı arasında negatif, akademik başarıları arasında ise pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür.

Akademik başarıEğitim psikolojisiLise öğrencileri+6
Halime Hilal Taşkın
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship of parental psychological control and autonomy support with adolescent anxiety: The role of different self constructs

The present study aims to examine the role of parental psychological control and autonomy support on adolescents' anxiety symptoms including social, separation, and test anxiety via the adolescents' self-esteem, self-regulation, and self-criticism in the grounded of Self Determination Theory. Previous studies demonstrated that while psychologically controlling parents approach their adolescents by disrespecting and trying to change the adolescents' thoughts and feelings, autonomy- supportive parents encourage their adolescents to be self-governed and respect their individuality. According to Self Determination Theory, the satisfaction of three basic psychological needs which are autonomy, relatedness, and competence helps individuals to have higher well-being. Because psychological control thwarted those needs, it has detrimental effects on children's and adolescents' adjustment. However parental autonomy support contributes to the children meeting the psychological needs and so autonomy-supportive parenting provides the children increasing well-being and adjustment. Children's self is also one of the mechanisms explaining the relationship between parenting and children's behaviors. The present study included adolescents' self constructs as mechanisms in the relationship between parenting and adolescent anxiety. This study was conducted with a sample of 177 mother, father and adolescent triads. Results revealed that higher parental psychological control predicted higher test anxiety symptoms in adolescents through the mediator effects of lower self-esteem, lower self-regulation, and higher self-criticism. Adolescents who perceiving higher parental psychological control have higher self-criticism, in turn, the adolescents develop higher social and separation anxiety symptoms. On the contrary, adolescents who perceive higher autonomy support from their parents are less likely to have test anxiety symptoms through the mediator effects of higher self-esteem, higher self-regulation, and lower self-criticism. The relationship between parental autonomy support and social and separation anxiety of adolescents was provided by the indirect effect of adolescents' self-criticism.

Parents controlSelf developmentAdolescents+4
Hatice Şen Aslan
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde intramüsküler enjeksiyon uygulama becerisinin geliştirilmesinde bilgisayar destekli oyunun etkisi

Araştırma, hemşirelik eğitiminde intramüsküler enjeksiyon uygulama becerisinin geliştirilmesinde bilgisayar destekli oyunun başarı durumu, kaygı düzeyi ve memnuniyet düzeylerine etkisini değerlendirmek maksadıyla ön test-son test kontrol gruplu, randomize deneysel araştırma tipinde gerçekleştirildi. Araştırma yapılan üniversitenin 2022-2023 Eğitim- Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Hemşirelik Esasları Dersi'ni alan tüm 1. Sınıf öğrencileri araştırmanın evrenini oluşturdu (N:91). Örneklemini ise; araştırmaya katılmaya gönüllü olan, araştırma kriterlerine uyan 30 deney grubu, 30 kontrol grubu olmak üzere 60 öğrenci oluşturdu. Araştırma verileri; Öğrenci Tanıtım Formu, IM Enjeksiyon Bilgi Formu, IM Enjeksiyon Uygulama Kontrol Listesi, Revize Edilmiş Sınav Kaygısı Ölçeği ve Görsel Kıyaslama Ölçeği ile toplandı. Deney grubuna IM enjeksiyon demonstrasyonundan sonra Bilgisayar Destekli Oyuna erişim izni verildi. Her iki grup bir hafta sonra beceri sınavı ile değerlendirildi. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin intramüsküler enjeksiyon bilgi ön test ve son test puan ortalamaları kendi içinde karşılaştırıldığında; Deney ve kontrol grubundaki artışın anlamlı olduğu bulundu (p<0,05). Deney grubu öğrencilerinin intramüsküler enjeksiyon uygulama beceri puan ortalamalarının, Kontrol grubu öğrencilerinden yüksek olduğu, deney grubu öğrencilerin oyun oynama sıklığı ve oyundan aldıkları toplam puan ile bilgi ön ve son test toplam, genel kaygı, sınav kaygısı, öğretim yönteminden memnuniyet, intramüsküler enjeksiyon için gerekli malzemeyi temin etme becerisi, IM enjeksiyon uygulama becerisi, puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulundu (p>0,05). Kontrol grubu öğrencilerinin Revize Edilmiş Sınav Kaygısı Ölçeği, sınavla ilgisiz düşünceler alt boyutu puan ortalamalarının, deney grubundaki öğrencilerin puan ortalamalarından yüksek olduğu (p<0,05), diğer alt boyutlarda ve ölçek toplamında anlamlı farklılık olmadığı bulundu. Öğrencilerin öğrenim yönteminden memnuniyetleri değerlendirildiğinde ise; deney grubundaki öğrencilerin Görsel Kıyaslama Ölçeğine göre öğretim yönteminden memnuniyet puanlarının 9,43±1,16, kontrol grubundaki öğrencilerin 7,23±2,35 olduğu ve gruplar arasındaki farkın istatistikî bakımdan anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç olarak; bilgisayar destekli oyunun, intramüsküler enjeksiyon uygulamasına ilişkin psikomotor becerilerin kazandırılması için uygun bir öğretim yöntemi olduğu ve öğrencilerin öğretim yönteminden memnuniyet düzeylerinin arttığı belirlendi. Farklı bilişsel ve duyuşsal becerilerin öğretiminde oyun temelli öğretim yönteminin daha büyük örneklem grubu ile farklı sınıf düzeyindeki öğrencilere uygulanması önerildi.

Bilgisayar oyunlarıEnjeksiyonlar-intramuskülerEğitici oyunlar+4
Nehir Demirel
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sınavların öğrenciler üzerinde oluşturduğu kaygı düzeyi ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada sınavların öğrencileri üzerinde oluşturduğu kaygı düzeyi ile psikolojik sağlamlık düzeyleri çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmamızda, bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri demografik değişkenlere göre incelenmiş ve bu doğrultuda çeşitli istatistikler yapılmıştır. Bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile zorlu-stresli olaylar veya durumlar karşısında ne düzeyde dirençli ve dayanıklı olduğunu ifade eden psikolojik sağlamlığın koruyucu faktörleri ile arasında anlamlı ilişkilerin olması öngörülmektedir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde özel bir okulun ortaokul kademesinde öğrenim görmekte olan 76 erkek ve 75'i kız olmak üzere toplamda 151 denekten oluşmaktadır. Araştırmadaki veriler, örneklem grubunun kişisel özelliklerine yönelik bilgi elde etmek amacıyla Demografik (Kişisel) Bilgi Formu, sınav kaygı düzeylerine yönelik bilgi elde etmek amacıyla Sınav Kaygısı Ölçeği, son olarak psikolojik sağlamlık düzeylerine yönelik bilgi elde etmek amacıyla Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Ölçeklerle birlikte katılımcı için Bilgilendirilmiş Onam Formu ve Veli İzin Formu ile araştırmamızın amacı ve önemi, katılımcıların istedikleri zaman çekilebilme haklarının olduğu, verdikleri cevapların gizlilik ilkesinde koruncağına yönelik bilgilere yer verilmiştir. Araştırma verileri çeşitli istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS (Statistical Pack age for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Araştırmanın iki sürekli değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson korelasyon (çift kuyruk) analizi kullanılmıştır. Bağımsız örneklem T-Testi (İndependent Samples T-Testi) kullanılmıştır. İkiden fazla bağımsız grup arasında farkın anlamlılığı ve niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı Post-Hoc analizi olarak LSD testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bireylerin sınav kaygısı ölçeğinin alt boyutları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Buna göre bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri yükseldikçe sınav kaygı düzeyleri düşmektedir. Bireylerin sınav kaygı düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre kızların kaygı düzeylerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir şekilde farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Buna göre 6. Sınıf ve 7. Sınıf öğrencilerinin kaygı düzeyleri, 8. Sınıf öğrencilerine oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmamızda öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir şekilde farklılaşmanın olduğu görülmüştür. Buna göre 8. Sınıf öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin 7. Sınıf öğrencilerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmamızda bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri ailenin medeni ve ekonomik durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmamızda öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin akademik başarı durumlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre akademik başarı durumu iyi olan öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, başarı durumu kötü olan öğrencilere oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmamızda öğrencilerin sınav kaygı düzeylerinin akademik başarı durumlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmamızda bireylerin sınav kaygı düzeylerinin kardeş sayısı değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmamızda bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri akademik destek alma ve kaçıncı çocuk olduğu değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür.

Demografik değişkenlerKaygıKaygı düzeyi+4
Şevin Özen
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geç ergenlerde sınav kaygısı, akran baskısı ve otomatik düşünceler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın öncelikli amacı; 18-24 yaş arası geç ergenlerin sınav kaygısı, akran baskısı ve otomatik düşünce düzeyleri arasındaki ilişkiyi, sürekli kaygı ve depresyon düzeyleri ile birlikte incelemektir. Çalışmanın bir diğer amacı ise; bu değişkenlerin düzeylerinde, cinsiyet ve yaşa göre değişiklik olup olmadığını araştırmaktır. Son olarak; değişkenlerin, sınav kaygısını yordama gücüne de bakılacaktır. Yöntem: Araştırma; ilişkisel tarama modelinde, betimsel bir araştırmadır.18-24 yaş arası 470 üniversite öğrencisinin katılımı ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak; Westside Sınav Kaygısı Envanteri, Arkadaş Baskısını Belirleme Ölçeği, Otomatik Düşünceler Ölçeği, Sürekli Kaygı Envanteri, Beck Depresyon Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler, SPSS kullanılarak çözümlenmiştir. Bulgular: Örneklemin 359'u (%76,4) kadın, 111'i (%23,6) erkek katılımcıdan oluşmaktadır. Sınav kaygısı, sürekli kaygı, depresyon ve otomatik düşünce düzeyleri kadınlarda, erkeklere oranla anlamlı düzeyde yüksektir. Arkadaş baskısı düzeyi ise erkeklerde kadınlara kıyasla daha yüksek bulgulanmıştır. Geç ergenlerin depresyon düzeyi ile yaşı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Geç ergenlerin sınav kaygısı, akran baskısı, sürekli kaygı, depresyon ve otomatik düşünce düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki vardır. Sürekli kaygı, arkadaş baskısı ve depresyon; sınav kaygısını anlamlı derecede yordamaktadır. Otomatik düşüncelerin ise sınav kaygısını yordayıcı etkisi anlamlı düzeyde değildir. Kadınlarda sürekli kaygı ve depresyon; sınav kaygısını anlamlı derecede yordamaktadır. Arkadaş baskısı ve otomatik düşünce düzeylerinin ise kadınların sınav kaygısını yordayıcı etkisi anlamlı düzeyde değildir. Erkeklerde sürekli kaygı, sınav kaygısını anlamlı derecede yordamaktadır. Arkadaş baskısı, otomatik düşünce ve depresyon düzeylerinin ise erkeklerin sınav kaygısını yordayıcı etkisi anlamlı düzeyde değildir. Sonuç: Geç ergenlerin akran baskısı, depresyon, sürekli kaygı, otomatik düşünceler ve sınav kaygısı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki vardır. Ek olarak; sınav kaygısı düzeyini yordayan değişkenler ise sırasıyla; sürekli kaygı, arkadaş bakısı ve depresyondur. Ancak otomatik düşüncelerin, sınav kaygısını yordayıcı etkisi anlamlı düzeyde değildir. Bu aşamada, sınav kaygısının yordayıcıları olan sürekli kaygı, akran baskısı ve depresyona yönelik olarak BDT temelli "iletişim becerileri, atılganlık eğitimi, benlik saygısı, gevşeme egzersizleri" gibi konularda grup çalışmaları yapılması önerilebilir. Bununla birlikte ailelerle; aile içi iletişimi geliştirmeyi hedefleyen grup çalışmaları yapılması faydalı olacaktır.

Akran baskısıAkran zorbalığıDepresyon+7
Ruken Alp Aydıner
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde başarı odaklı motivasyon düzeyi ile sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sınav kaygısı öğrencilerin sınav öncesinde öğrendikleri bilgileri sınav sürecinde hatırlamalarını engelleyen ve öğrencilerin becerilerini etkin şekilde kullanamamalarına yol açan önemli bir sorundur. Bu araştırmada; lise öğrencilerinde başarı odaklı motivasyon ile sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmamızın örneklemini İstanbul ili Bayrampaşa İlçesi'ndeki bir lisede öğrenim gören 150 öğrenci (106 kız, 45 erkek; yaş ortalaması: 15,94±1,39) oluşturmaktadır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Sınav Kaygısı Ölçeği ve Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmamızın sonuçlarına göre lise öğrencilerinin % 66,2'sinde orta düzeyde ve % 15,2'sinde yüksek düzeyde sınav kaygısı vardır. Öğrencilerin Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği özbilinç alt boyutu puanları ile sınav kaygısı düzeyleri arasında negatif yönlü bir korelasyon (r=-.212, p=0.009) saptanmıştır. Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği dışsal etki, içsel etki ve hedef büyütme alt boyutlarından alınan puanlar ile sınav kaygısı düzeyleri arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Öğrencilerin sınav kaygısı düzeylerinin cinsiyet, aile yapısı, anne-baba eğitim durumu ve sınava hazırlık alışkanlıklarına göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Ders başarını iyi olarak algılayan lise öğrencilerinde sınav kaygısı düzeyinin ders başarısını düşük olarak değerlendirenlere göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Başarı odaklı motivasyon dışsal etki, içsel etki ve hedef büyütme alt boyutlarında kız öğrenciler erkeklerden daha yüksek puanlar almıştır. Öğrencilerin Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği dışsal etki alt boyut puanlarının sınava hazırlanma biçimlerine göre farklılaştığı, içsel etki, hedef büyütme ve öz bilinç alt boyutu puanlarının ise sınava hazırlanma biçimlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği dışsal etki, içsel etki, hedef büyütme ve özbilinç alt boyut puanlarının başarı düzeyini iyi olarak değerlendiren gruplarda daha yüksek olduğu saptanmıştır.

Akademik başarıDers başarısıErgenler+6
Sema Özcan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde akademik başarı, sınav kaygısı ve anne baba tutumları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin akademik başarısı, sınav kaygısı ve anne baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma örneklemini, İstanbul Gelişim Üniversitesi'nin ön lisans, lisans ve yüksek lisans bölümlerinde öğrenim gören 293 üniversite öğrencisi (147 kadın, 146 erkek) oluşturmuştur. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, "Anne Baba Tutum Ölçeği" (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005), Driscoll (2007) tarafından geliştirilen ve Totan ve Yavuz (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan ''Westside Sınav Kaygısı Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre; üniversite öğrencilerinin sınav kaygıları, akademik başarı ve anne baba birliktelik durumuna göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Üniversite öğrencilerinin algıladıkları anne baba tutumları akademik başarı, cinsiyet, yaş, yaşanılan yer ve sınıf düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Araştırmada sınav kaygısı ile otoriter anne baba tutumu arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan sınav kaygısı ile demokratik anne baba tutumu ve koruyucu/istekçi anne baba tutumu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Akademik Başarı, Sınav Kaygısı, Anne Baba Tutumları

Akademik başarıAna-baba tutumuSınav kaygısı+2
Kübra Ataş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde öğrenci motivasyonu ile sınav kaygısı ilişkisinin değerlendirilmesi

Günlük hayat içinde motivasyon kavramı sıklıkla kullanılmaktadır ve bir çok alanda karşılığı vardır. Kelime anlamı olarak motivasyon, kişiyi bir davranışa yönelten, davranışını devam ettirmesine neden olan ve temelde harekete geçiren içsel bir süreçtir. Motivasyon bir amaca ulaşabilmek için içsel, dışsal şekilde kuvvetlenme halidir ve amaçlanan hedef anlamlandıkça kişi amacına ulaşmak için o davranışı devam ettirir. Sınav kaygısı, çocukluk evresinde oluşan ve ilerleyen yaşlarda, öğrencilik dönemiyle daha da artarak, miktarıyla da orantılı olarak, olumsuz şekilde etkisini gösteren bir duygudur. Çok küçük yaşlarda, evdeki aşırı otoriter ve kısıtlayıcı ebeveyn tutumuyla kendini gösteren, okul ortamındaki olumsuz eleştiriler, kıyaslama ve disiplinler eğitim-öğretim tarzı, sınav kaygısının artmasına elverişli ortamı oluşturmaktadır. Sınav kaygısının ortaya çıkmasında okulda yaşanan başarısızlıklar, ebeveynlerin negatif değerlendirmeleri ve bunların birey üzerinde ortaya çıkardığı öze yönelik tehdit duygusu etkilidir. Günümüzde hemen hemen her öğrenci sınav kaygısı ile ilgili bazı sorunlar yaşamaktadır. Öğrencilerin yaşadıkları bu kaygı, özellikle sınav esnasında soruları yanıtlarken, daha önceden çalıştıkları konuları unutmalarına neden olmaktadır. Gerçekleştirilen literatür araştırmasının da gösterdiği üzere, motivasyon düzeyinin yüksek oluşu, sınav kaygısının azalmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda, İstanbul'da faaliyet gösteren vakıf üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler üzerine bir araştırma gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Bu araştırma tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırma olmasının yanında aynı zamanda nicel araştırma desenine sahiptir. Araştırmada 3 bölümden oluşan anket formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bunlar kişisel bilgi formu, motivasyon ölçeği ve sınav kaygısı ölçeğidir. Anket formları sayesinde elde edilecek veriler, SPSS 23.0 (Statistical Package for Social Sciences) analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda öğrencilerin cinsiyet ve günlük uyku sürelerine göre motivasyon düzeylerinin ve sınav kaygılarının farklılaşmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan yapılan ilişki ve etki analizlerine göre ise üniversite öğrencilerinde motivasyon düzeylerinin sınav kaygısını etkilediği belirlenmiştir.

KaygıKaygı düzeyiMotivasyon+5
Nazlıcan Cemre Yıldız
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Grupla yapılan bilişsel davranışçı terapi ve çözüm odaklı kısa süreli terapinin lise öğrencilerinde sınav kaygısına etkisinin karşılaştırmalı incelenmesi

Giriş ve Amaç: Ergenlik döneminde en sık karşılaşılan problemlerden biri sınav kaygısıdır. Bu araştırmanın temel amacı grupla yapılan Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapinin lise öğrencilerinde sınav kaygısına etkisinin karşılaştırmalı incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmada örneklem seçimi olarak basit rastgele örnekleme seçimi kullanılmıştır. Araştırma evrenini 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Kocaeli ili Darıca ilçesindeki özel bir lisedeki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Kocaeli ili Darıca ilçesindeki özel bir lisede 12. sınıfta öğrenim görmekte olan 113 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgilendirilmiş Onam Formu, Kişisel Bilgi Formu, Aile İzin Formu, Skala-90 Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ve West-Side Sınav Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda öğrencilere Grupla Yapılan Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi uygulanmıştır. Toplanan veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgu sonuçlarına göre; Çözüm Odaklı Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanan Öğrencilerin Ön Test- Son Test Puanlarına Göre West-Side Sınav Kaygısı Ölçeği Puanları karşılaştırıldığında Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulaması sonrası sınav kaygısı son test puanlarında azalma olduğu görülmüştür. Bu durum her iki terapi modelinin de sınav kaygısını azaltmada etkili olduğunu göstermektedir. Kontrol grubu, Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapinin sınav kaygısı üzerindeki etkisi incelendiğinde ise Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi grubunun Sınav Kaygısı Ölçek puanlarındaki düşüşün diğer iki gruptaki öğrencilerin puanlarına göre anlamlı şekilde farklı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çözüm Odaklı Terapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi uygulamaları, lise öğrencilerinin sınav kaygı düzeyleri için kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha faydalıdır. Farklı gruplarda ve daha geniş örneklemlerde bu verilerin çoğaltılması önerilir.

Bilişsel davranış terapileriLise öğrencileriSınav kaygısı+2
Miraç Özkan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisinin beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin sınav kaygı düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı Covid-19 pandemisinin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin sınav kaygıları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada Covid-19 sürecinde uzaktan eğitim alan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin bu dönemde sınav kaygılarının belirlenmesi ve uygulamalı eğitimin yoğun olduğu beden eğitimi ve spor bilimlerinde, uzaktan eğitimin öğrenciler üzerinde yarattığı etkinin ve kaygı durumunun saptanması amaçlanmıştır. Araştırma, betimsel tarama modeli olarak planlanmıştır. Anket formu hazırlanarak katılımcılara sorulmuş ve nicel veri analizi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örneklem yöntemi kapsamında 359 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırma veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu; demografik özelliklere yönelik sorulardan, Covid-19 pandemisine yönelik sorulardan ve Sınav Kaygısı Ölçeğinden oluşmaktadır. Sınav kaygısı algısında ifadelere yönelik tanımlayıcı istatistikler incelenmiştir. Buna göre ortalama değerlerin 2,48-3,03 arasında değiştiği görülmektedir. Bu durum araştırmaya katılan öğrencilerin sınav kaygısının orta-düşük seviyede olduğunu göstermektedir.

AnksiyeteBeden eğitimi ve spor yüksekokullarıCOVID 19+3
Ahmet Salih Özdoğan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinde sınav kaygısı ile olumsuz değerlendirilme korkusu ve sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı ile olumsuz değerlendirilme korkusu ve sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, İstanbul'da lise son sınıfa devam eden 137 kız ve 88 erkek olmak üzere toplam 225 öğrenci ile gönüllülük esasına dayalı olarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında katılımcıların demografik bilgilerini tespit etmeyi amaçlayan Kişisel Bilgi Formu, Westside Sınav Kaygısı Ölçeği, Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği ve Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS-25 istatistik programı kullanılmıştır. Lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı, olumsuz değerlendirilme korkusu ve sosyal onay ihtiyacı cinsiyet, yaş grubu ve anne baba birliktelik durumuna göre değerlendirilirken bağımsız gruplar t testi; anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyine göre değerlendirilirken ise tek yönlü anova analizi kullanılmıştır. Tek yönlü anova analizinde tespit edilen anlamlı farkların belirlenebilmesi için post-hoc testlerinden Tukey testi kullanılmış; lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı ile olumsuz değerlendirilme korkusu ve sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişki ise pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı, olumsuz değerlendirilme korkusu, sosyal onay ihtiyacına ait toplam puan ile başkalarının yargılarına duyarlılık, sosyal geri çekilme ve olumlu izlenim bırakma boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları, literatür bilgilerine dayandırılarak yorumlanmıştır.

Lise öğrencileriOlumsuz değerlendirilme korkusuSosyal onay ihtiyacı+2
Beyzanur Karakoç
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

7.sınıf öğrencilerinde bağlanma stilleri ve öz yeterliğin sınav kaygısını yordama rolü

Bu araştırmada, ortaokul 7.Sınıf sınıf öğrencilerinin sosyo-demografik özellikleri (cinsiyet, algılanan başarı ve algılanan ekonomik durum), bağlanma stilleri ve öz yeterliklerinin sınav kaygısını (görev dışı davranışlar, otonom tepkiler ve düşünceler) yordama rolü incelenmiştir. Araştırmaya 2022-2023 yılları arasında İstanbul ilinin farklı ilçelerinde bulunan özel bir okulun 4 kampüsünde ortaokul 7.Sınıf kademesinde eğitim gören 260 (122 Kız, 138 Erkek) öğrenci katılmıştır. Araştırmanın verileri, sınav kaygısı için Çocuklarda Sınav Kaygısı Ölçeği (ÇSKÖ), bağlanma stilleri için Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II-orta çocukluk), öz yeterlik için Ortaokul Öz Yeterlik Ölçeği (OÖYÖ) ve Demografik Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmada bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçınan bağlanma) ve öz yeterliğin, sınav kaygısını ve sınav kaygısının düşünceler, görev dışı davranışlar ve otonom tepkiler alt boyularını yordama rolü dört ayrı hiyerarşik regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmanın analizleri sonucunda kaygılı bağlanma, öz yeterliğin koruyucu sağlık boyutu ve demografik değişkenler olan cinsiyet ve algılanan okul başarısı değişkenlerinin sınav kaygısını yordadığı tespit edilmiştir. Kaçınan bağlanma ve öz yeterliğin madde bağımlılığı potansiyeli, akademik başarı ve kişiler arası ilişkiler boyutları sınav kaygısını yordamamıştır. Kaygılı bağlanma, öz yeterliğin koruyucu sağlık boyutu, ve demografik değişkenler olan cinsiyet ve algılanan okul başarısı 7.sınıf öğrencilerinin sınav kaygısına yönelik varyansın %25.5'ni açıklamaktadır. Araştırma sonuçları alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriKaygılı ve kaçınan bağlanma+5
Ali Sakın
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects