Test anxiety

109 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygısı ile bireysel çalgı performans sınavı kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygısı ile bireysel çalgı performans sınavı kaygısı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Aksaray Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Harran Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 467 (288'i kız, 179'u erkek) lisans öğrencisi (1., 2., 3., 4. ve 4+) sınıf öğrencileri) oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Kenny, Davis ve Oates (2004) tarafından geliştirilen ve Özevin-Tokinan (2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanteri "K-MPKE" ile Dalkıran, Baltacı, Karataş ve Nacakcı'nın geliştirdiği (2014) Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği "BÇPSK-Ö" kullanılmıştır. Verilerin analizi için öncelikle normallik dağılımına bakılmış, p değerinin .05'ten küçük olmasından dolayı verilerin çözümlenmesinde non-parametrik (parametrik olmayan) istatistik teknikleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, katılımcıların Kenny Müzik Performans Kaygısı ile Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı ölçeklerinden aldıkları puanların demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığına yönelik yapılan karşılaştırma ölçümlerinde "cinsiyet" ve "mezun olunan lise türü" için Mann-Whitney U testi, "üniversite", "sınıf", "bireysel çalgı türü", "bireysel çalgı başarısı" ve "akademik başarı" karşılaştırma ölçümlerinde ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Müzik Performans Kaygısı ile Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı arasındaki korelasyona Spearman Brown korelasyon katsayısı ile bakılmış, elde edilen sonuçlara göre iki değişken arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından elde edilen sonuçlara göre ise, cinsiyet değişkeni açısından müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygıları ve bireysel çalgı performans sınavı kaygılarının birbirinden anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kadın öğretmen adaylarının kaygı düzeyleri erkek öğretmen adaylarının kaygı düzeylerinden daha yüksektir. Mezun olunan lise türü açısından ise her iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireysel çalgı değişkeni açısından elde edilen sonuçlara göre, iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu kapsamda "Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanteri"ne göre bu farklılığın mızraplı çalgılar (ud, bağlama ve gitar) ve klarnet çalan müzik öğretmeni adaylarında ve "Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği" için ise gitar ve klarnet çalgılarını çalan müzik öğretmeni adaylarında görüldüğü; sonuç olarak, iki ölçek için de mızraplı çalgı ve klarnet eğitimi alan müzik öğretmeni adaylarının daha düşük kaygı düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Bireysel çalgı başarısı ve akademik başarı değişkenleri için sadece "Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği"nde anlamlı fark belirlenmiştir. Üniversite ve sınıf değişkenleri açısından ise iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunamamıştır. Buna ek olarak, anlamlı farklılık elde edilen değişkenler için (cinsiyet, bireysel çalgı, bireysel çalgı başarısı ve akademik başarı) etki büyüklüğü hesaplamaları da yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar alan yazın çerçevesinde tartışılmış, değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerKaygıMüzik eğitimi+4
İrem Erözkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri meslek liselerinde eğitim gören öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygı düzeyleri ve akademik başarıları arasındaki ilişki (Kocaeli ili, Gebze ilçesi örneği)

Bu araştırma öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygıları ve akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma beş ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular ve Yorum ile Sonuç Tartışma ve Öneriler şeklindedir.Bu araştırmanın evreni 2007-2008 eğitim öğretim yılında Kocaeli ili, Gebze ilçesindeki Anadolu Teknik, Teknik Lise ve Endüstri Meslek liselerinde eğitimini sürdüren öğrencilerdir. Örneklem grubu ise bu öğrenciler arasından seçilen 658 öğrencidir.Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek için Marmara Öğrenme Stilleri Ölçeği (MÖSÖ), sınav kaygısı düzeylerini belirlemek için Sınav Kaygısı Envanteri (SKE) ve akademik başarıları içinde ilköğretim diploma notları, 9. sınıf , 10. sınıf ve 11. sınıf not ortalamaları kullanılmıştır. Ayrıca demografik değişkenler için de araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu hazırlanmıştır.Araştırmada demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygı ve akademik başarıları düzeyleri test edilmiş, bu sürekli değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının analizi yapılmış ve sürekli değişkenlerin kendi aralarındaki ilişkiye bakılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows 13.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştırAraştırma sonucunda, MÖSÖ dokunsallık ve sebat alt boyutları ile SKE kuruntu alt boyutu puanları arasında ve MÖSÖ işitsel alt boyutu ile akademik başarı puanları arasında istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca MÖSÖ'nün aydınlatma ve işitsel dışındaki tüm alt boyutlar arasında ve SKE'nin tüm alt boyutları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Hem öğretmenler hem de öğrenciler öğrenme stilleri konusunda bilinçlendirilmelidir. Öğrencilerin sınavları algılama şekilleri değiştirilerek sınav kaygıları azaltılmalıdır.Anahtar Kelimeler : Öğrenme Stilleri, Sınav Kaygısı

Akademik başarıSınav kaygısıÖğrenme yöntemleri
Habip Zengin
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessEN

8th grade students of success of mathhematics and test and mathemati̇cs anxi̇ety, mathemati̇cs self efficacy of investigation

The fundamental aim of this research is to determine the variables which predict math success of eighth grade students in secondary school. Besides, it is also aimed to examine math success, test and math anxiety and math self efficacyin terms of the variables which are gender, school's TEOG math success level, educatıonal status of mother and father, financial status of the family, perception of math achievement, attending to private teaching centres / study centre and taking private lessons in math. The research was conducted with the participation of 314 students in total that comprise 156 male (49,7%) and 158 (50,3%) female students from İzmir province. Personal information form, Math Anxiety Scale for Secondary School Students, Westside Test Anxiety Scale and Math Self EfficacyScale. Test were used as data gathering tools. Due to normal distribution of thedata, t-test and one-way analysis of variance was applied. Furthermore, Pearson correlation coefficients were calculated and regression analysis were conducted. As a result of the research, medium-level and positively significant correlations were determined between math success and math self efficacy. Medium-level andnegatively significant correlation were determined between math success and testanxiety. Moreover, it was revealed that 34% of variance in mathematics successwas explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. Medium-level and positively significant correlations were determined between TEOG math success and math self efficacy. Medium-level and negatively significant correlation were determined between TEOG math success and test anxiety.Moreover, it was revealed that 31% of variance in mathematics success was explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. KEY WORDS: Test and Maths Anxiety, Maths Self Efficacy, Math Success,TEOG Math Success

AnxietyMathematicsMathematics achievement+6
Hatice Nurgül Delioğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda sınav kaygısı ile spor devamlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, Çocuklarda sınav kaygısı ile spor devamlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Örneklem grubu, 2021 yılında Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokul ve lise öğrencilerinden gönüllülük esasına dayalı olarak rastgele yöntemle seçilen 1314 (536 kız, 778 Erkek) öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgiler formu ve Türkçe'ye uyarlama çalışması Totan (2018) tarafından yapılan "Westside Sınav Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda ikili gruplar için İndependent sample t testi, çoklu gruplar için OneWay ANOVA, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirleme için Spearmans korelasyon analizi kullanıldı. Araştırma sonucunda, öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiş, ancak erkek öğrencilerin kaygı puanları kız öğrencilerinkinden anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur. Örneklem grubunun büyük bir çoğunluğunun (991 kişi) ortaokul düzeyinde 5-7.sınıflarda sporla uğraştığı, lise düzeyinde ise spor faaliyetlerinden uzaklaştıkları tespit edilmiştir. Bir spor branşı ile uğraşmayanların sınav kaygı puanları daha yüksek çıkmıştır. Meslek lisesi öğrencilerinin diğer okul türlerine göre sınav kaygı puanları daha yüksek, öğrenim düzeyi açısından 11 ve 12.sınıfların sınav kaygı puanları daha yüksek bulunmuştur. Sporu bırakma oranın en çok 12. sınıflarda olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin gelir seviyesi arttıkça sınav kaygısı puanları da düşüş göstermektedir. Anne ve baba eğitim seviyesi açısından da ebeveynlerinin eğitim seviyesi düşük olan öğrencilerin sınav kaygısı puanları yüksek olarak bulunmuştur. Spor bırakma nedenleri ile sınav kaygısı arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır, ancak büyük çoğunluğunun (%72,3) sporun akademik hedeflere ulaşmada zaman bulamadıkları için bıraktıklarını belirttikleri görülmüştür.

GaziantepSporSpor faaliyetleri+4
Abdulvahap Kara
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınav kaygısı için bilişsel davranışçı terapi temelli sanal gerçeklik destek programının geliştirilmesi ve etkinliğinin test edilmesi

Sanal gerçeklik günümüzde özgül fobiler, obsesif-kompulsif bozukluk, sosyal anksiyete bozukluğu ve hatta psikoz gibi pek çok ruh sağlığı probleminin tedavisinde kullanılabilen bir teknolojidir. Sanal gerçeklikle uygulanan tedavilerin çoğunluğunda, sanal gerçeklik, klinisyenlerin kullanımı için sanal bir maruz bırakma ortamı sağlamış olur. Klinisyen olmadan, kişinin kendi kendine destek alabileceği sanal gerçeklik uygulamalarının sayısı ise fazla değildir. Sınav kaygısı konusunda ise bildiğimiz kadarıyla henüz geliştirilen bir otomatik sanal gerçeklik destek programı yoktur. Bu çalışmanın amacı sınava hazırlanan ve kaygı yaşayan öğrencilere önleyici bir destek sistemi olması amacı ile Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) odaklı bir otomatik sanal gerçeklik uygulaması geliştirilmesi ve etkinliğinin test edilmesidir. Ankara'da üç okuldan seçilen 54 gönüllü öğrenci, cinsiyete ve sınav kaygısı düzeyine göre tabakalandırıldıktan sonra bilgisayar programı tarafından seçkisiz olarak deney grubuna (n = 18), plasebo kontrol grubuna (n = 18) ve bekleme kontrol grubuna (n = 18) atanmıştır. Westside Sınav Kaygısı Ölçeği (WSKÖ), Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ), Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE) iki kez (çalışma öncesi ve sonrası) ve iki hafta arayla ölçme ve değerlendirme araçları olarak kullanılmıştır. Tekrarlı ölçümlerde karma Varyans Analizi (ANOVA) ve gruplar arasındaki farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde uygulamanın kullanımının sınav kaygısı ve durumluk kaygısı üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisi olduğu görülmüş, sürekli kaygı ve olumsuz otomatik düşünceler üzerinde ise gruplar arası anlamlı bir etki görülmemiştir. Sonuç olarak bulgular bilgisayar destekli BDT temelli sanal gerçeklik uygulamasının sınav kaygısının azaltılması amacıyla kullanılabilecek psikolojik destek için bir seçenek olabileceğini göstermiştir.

Bilişsel davranış terapileriSanal gerçeklikSınav kaygısı+3
Cemile Akdağ Çebi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Grup rehberliğinin yüksek sınav kaygısına etkisine yönelik deneysel bir çalışma

Bu araştırma, grup rehberliğinin öğrencilerin yüksek sınav kaygısı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini 1993-1994 öğretim yılında Mersin Fen Lisesi 1. ve 2. sınıflarında öğrenim görmekte olan 190 öğrenci örneklemi ise 190 öğrenci içinden seçilen yüksek sınav kaygılı 32 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmamızda sınav kaygısını ölçmek için, 1974 - 1973 tarihleri arasında Spielberger tarafından geliştirilen 1987 yılında öner ve Albayrak -Kaymak tarafından Türkçe'ye uyarlama çalışmalarının yapıldığı Sınav Kaygısı Envanteri kullanılmıştır. Deney grubunu oluşturan ve yüksek sınav kaygılı olduğu tespit edilen 16 Öğrenciye haftada bir 1.5 saat olmak üzere 10 hafta süreyle sınav kaygısını azaltmaya yönelik grup rehberliği uygulanmıştır. Denencelerle ilgili bulgular t testi ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulguları, yüksek sınav kaygısına etkilemeye yönelik olarak uygulanan grup rehberliği etkinliğinin öğrencilerin yüksek sınav kaygılarını azaltmada etkili olduğunu göstermiştir.

Grup rehberliğiKaygıRehberlik hizmetleri+2
Zülal Erkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessEN

The effect of formative assessment on learners' test anxiety and assessment preferences in EFL context

Most would agree that the importance of assessment is recognized by teachers; however, all have different perspectives on why assessment is so important and what they can be used for. Therefore, an important part of English language teachers? expertise includes a more careful understanding of assessment. This dissertation sought the effects of formative assessment, a powerful way to improve student learning in reflective process, on students? test anxiety and their assessment preferences.For this study, a formative assessment system was implemented into two different groups, which included same age group freshman students of English Language Teaching Department. The implementation was conducted in Contextual Grammar Course, which is one of the eight other courses of the freshman students. The study adopted a constructivist approach, and both quantitative and qualitative approaches were used for data collection.The changes in students test anxiety and assessment preferences were elicited by two different scales and interviews both at the beginning and end of the implementation. The findings of the study showed that formative assessment had positive effects on reducing students? test anxiety, and it changed most of students? assessment preferences, which were mainly focusing on multiple choice tests.

Formative assesmentEvaluationLanguage teaching+12
Kağan Büyükkarcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Seviye belirleme sınavına girecek olan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinde sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik ve anne-baba tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin mükemmeliyetçi kişilik özellikleri ile anne-baba tutumlarının sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra araştırmada ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin sınav kaygılarının okul türüne, sınıf düzeyine, sosyo-ekonomik düzeye, anne-baba eğitim düzeyine ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 6, 7 ve 8. sınıfa devam eden 723 ilköğretim öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin veriler ?Sınav Kaygısı Envanteri? (Öner, 1990), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler ?Anne-Baba Stilleri Ölçeği? (Sümer ve Güngör, 1999), mükemmeliyetçiliğe ilişkin veriler ?Olumlu Ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği? (Kırdök, 2004) ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir.Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin (bağımsız değişkenler) birlikte sınav kaygısını (bağımlı değişkeni) yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir. Bunun yanı sıra bu araştırmada öğrencilerin sınav kaygılarının okul türüne (özel okul, devlet okulu) ve cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığına bağımsız gruplar t testi ile, öğrencilerin sınav kaygılarının sınıf düzeylerine göre, sosyo-ekonomik düzeylerine göre ve anne-baba eğitim düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığına tek yönlü varyans analizi yöntemi ile bakılmıştır.Olumlu mükemmeliyetçiliğin, olumsuz mükemmeliyetçiliğin ve anneden algılanan kabul ve ilginin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen toplam puanların anlamlı yordayıcıları oldukları görülmüştür. Öğrencilerin olumlu mükemmeliyetçilik ve anneden algılanan kabul/ilgi düzeyleri arttıkça sınav kaygısı toplam puanlarının düştüğü; olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı toplam puanlarının yükseldiği görülmektedir. Benzer şekilde, olumlu mükemmeliyetçiliğin, olumsuz mükemmeliyetçiliğin ve anneden algılanan kabul ve ilginin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen kuruntu alt boyutu puanlarının anlamlı yordayıcıları oldukları görülmüştür. Öğrencilerin olumlu mükemmeliyetçilik ve anneden algılanan kabul/ilgi düzeyleri arttıkça sınav kaygısı kuruntu alt boyutu puanlarının düştüğü; olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı kuruntu alt boyutu puanlarının yükseldiği görülmektedir. Ayrıca araştırmada olumsuz mükemmeliyetçiliğin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen duyuşsal alt boyut puanlarının anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür. Öğrencilerin olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı duyuşsallık alt boyutu puanlarının yükseldiği görülmektedir.Sınav kaygısı toplam puanlarının, kuruntu alt boyutu puanlarının ve duyuşsal alt boyutu puanlarının öğrencilerin öğrenim gördükleri okul türüne (özel okul, devlet okulu) göre, sosyo-ekonomik düzeye göre, hem anne hem de baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Sınav kaygısı toplam puanlarının ve duyuşsal alt boyutu puanlarının sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı ancak kuruntu alt boyutundan elde edilen puanların sekizinci sınıfların lehine anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde kızların sınav kaygısı toplam, kuruntu alt boyutu ve duyuşsal alt boyutu puanlarının erkeklerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, olumlu mükemmeliyetçilik, olumsuz mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları

Ana-baba tutumuEğitim psikolojisiKişilik özellikleri+7
Egemen Hanımoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinde matematik başarısı ile matematik kaygısı, sınav kaygısı ve bazı demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademedeki öğrencilerin matematik başarıları ile matematik kaygısı ve genel sınav kaygısı arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve matematik başarısının bazı demografik değişkenlerle arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılı elde edilmiştir. Araştırmaya Gaziantep ili merkez ilçesi Şahinbey bünyesindeki Hatice Büyükbeşe Ortaokulu, Celal Doğan Ortaokulu ve Turgut Özal Ortaokulundan 649 öğrenci katılmıştır. Veriler üç boyutlu bir anket yardımıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde t-test, ANOVA ve regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda matematik başarısı ile; kendine ait bir çalışma odası olması değişkeni, anne-baba eğitim düzeyinin yüksek olma değişkeni, anne ve baba beraber yaşama değişkeni, okula yardımcı kursa veya dershane desteği değişkeni, matematik öğrenme amaçlı bilgisayardan yararlanma varlığı değişkeni, sosyo-ekonomik olarak daha yüksek bir çevredeki okula gitme değişkeni ile matematik notları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki çıkmıştır. Matematik başarısı ile okuldan sonra bir işte çalışma değişkeni, matematik kaygısı ve sınav kaygısı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, matematik başarısı ile cinsiyet değişkeni ve anne-babasının sağ yada ölü olması değişkenine göre aralarında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Akademik başarıBaşarıDemografik değişkenler+7
Harun Reşit Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinde sınav kaygısı ve maneviyat Şanlıurfa-Viranşehir örneği

Bu araştırma lise son sınıf öğrencilerinin yaşadıkları sınav kaygısı ile dindarlık ve maneviyat düzeyleri arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Örneklem Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesinde Fen Lisesi ve Anadolu Liselerinde öğrenim gören 12. sınıf öğrencileri arasından tesadüfi yöntemle seçilmiştir. Uygulama her iki okul türünden toplam 552 öğrenci üzerinden gerçekleşmiştir. Ölçme araçları olarak değişen maneviyat tutumlarını belirlemeye yönelik hazırlanan maddeler, sınav kaygısıyla başa çıkmada kullanılan stratejiler ve öğrencilerin sınav kaygı düzeylerini belirlemeye yönelik geliştirilen ve bireyin kendisi hakkında bilgi vermesi esasına dayalı Revize Edilmiş Sınav Kaygısı Ölçeği (Revised Test Anxiety ) kullanılmıştır. Bağımsız değişenler cinsiyet, yaş, okul türü, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, ebeveynin tahsil düzeyi ve sınava yönelik yaşanılan kaygı düzeyidir. Ulaşılan bulgular kız öğrencilerin sınav kaygısı yaşama, maneviyat düzeylerinin bu aşamada artış göstermesi ve sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanmaları bakımından erkek öğrencilerden anlamlı derecede farklılaştığını göstermiştir. Okul türü ile yaşanan sınav kaygısı arasında anlamlı düzeyde bir farklılık tespit edilememesine rağmen, Anadolu Lisesinde okuyan öğrencilerin aldıkları puanların ve maneviyat düzeylerinin Fen Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanma bakımından kız öğrencilerin erkek öğrencilerden, Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilerin de Fen Lisesi'ndeki öğrencilerden anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Kız öğrenciler sınav kaygısıyla başa çıkmada ağlama, uyuma, yemek yeme, içe kapanma gibi içe dönük başa çıkma stratejilerini tercih ederken, erkek öğrencilerin internete takılma ve sinemaya gitme gibi daha çok dışa dönük başa çıkma stratejilerini kullandıkları sonucu bulunmuştur. Ayrıca 'dua'nın sınav öncesinde ve sınav esnasında hissedilen kaygıyı azaltıcı ve rahatlatıcı etkisi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Buna karşın okul türü ile öğrencilerin maneviyat düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, sınav kaygısı, içe dönük dindarlık, maneviyat, başa çıkma,dini-manevi başa çıkma.

Din psikolojisiDindarlıkKaygı+7
Büşra Şeftalici
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Psikodrama ve bilişsel davranışçı terapi yöntemi ile grup çalışmasının sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin kaygıları üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı bilişsel davranışsal teknikler ile psikodrama teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma uygulamalarının öğrencilerin sınav kaygısını azaltmadaki etkileri karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırma, iki deney ve kontrol gruplu ön test, son test modeline dayalı yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırma, İstanbul'da bulunan bir özel okulda öğrenim gören onuncu ve onbirinci sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Yapılan uygulama ve değerlendirme sonucunda öğrencilerden, sınav ve durumluluk-süreklilik kaygı düzeyleri en yüksek olan toplam 32 öğrenci seçilmiştir. Rastgele yöntemle bilişsel davranışçı terapi grubuna 10, psikodrama grubuna 11, kontrol grubuna 11 kişi atanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden sınav kaygısı "Sınav Kaygısı Envanteri" ile ölçülmüştür. Diğer bağımlı değişkenler olan durumluluk ve süreklilik kaygı düzeyleri de, "Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği" ile ölçülmüştür. Ölçekler, deney ve kontrol gruplarına ön test olarak verilmiştir. Birinci deney grubuna, araştırmacı tarafından gerçekleştirilen psikodrama teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma 10 oturum, ikinci deney grubuna ise yine araştırmacı tarafından gerçekleştirilen bilişsel davranışçı terapi teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma 8 oturum halinde uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Uygulamalar bittikten sonra ölçekler son test olarak tekrar verilmiştir. Uygulanan deneysel işlemin sonucunda elde edilen bulgular Kruskal Wallis-H testi, Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon test tekniği ile incelenmiştir. Bulgular; psikodrama teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma uygulamalarının kontrol grubuna göre sınav kaygısı toplam puan, duyuş, kuruntu, durumluluk kaygı puanları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Süreklilik kaygı puanları üzerinde ise etkisi bulunamamıştır. Bilişsel davranışçı tekniklerle yapılan grupla psikolojik danışma uygulamalarının kontrol grubuna göre sınav kaygısı toplam puan, duyuş, kuruntu, puanları üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Durumluluk ve süreklilik kaygı puanları üzerinde ise etkisi bulunamamıştır. Karşılaştırmaya ilişkin analizlerde, psikodrama teknikleri ile uygulama yapılan grubun, bilişsel davranışçı tekniklerle yapılan gruba göre öğrencilerin toplam sınav kaygısı, duyuş ve kuruntu alt bölümü ve durumluluk kaygı üzerinde göre daha etkili olduğu görülmüştür. Her iki çalışma grubu süreklilik kaygı puanları açısından karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, Durumluluk kaygı, Süreklilik kaygı, Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikodrama

Bilişsel davranış terapileriDurumluk kaygıEğitim psikolojisi+7
Necla Taşpınar Göveç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinin kendilerine ve başarıya yönelik bilişsel kurgularının sınav kaygısı açısından incelenmesi

Bu çalışma lise son sınıf öğrencilerinin kendilerine ve başarıya yönelik bilişsel kurgularını sınav kaygısı açısından ortaya çıkarmayı hedeflemiştir. Çalışma bir taraftan olgu düzeyinde inceleme gerektirdiğinden çoklu nicel vaka analizi karakteri, öte taraftan sınav kaygısı yüksek ve düşük olan iki öğrenci grubunu karşılaştırmayı amaçladığından betimleyici bir karakter modelindedir. Çalışmanın katılımcı grubunu Adana ilindeki, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir devlet okulunda öğrenim gören 102 lise son sınıf (12) öğrencisine uygulanan Sınav Kaygısı Ölçeği sonucunda, sınav kaygısı yüksek 15, düşük 15olmak üzere toplam 30 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Sınav Kaygısı Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Repertuar Ağı Formu kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizi için bilgisayar tabanlı analiz programlarından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen ilk bulguya göre; sınav kaygısı yüksek öğrencilerin öz değerleri, sınav kaygısı düşük öğrencilere göre daha düşüktür. İkinci olarak sınav kaygısı yüksek öğrenciler, bir öğrenci olarak kendilerini olumsuz; sınav kaygısı düşük öğrenciler ise olumlu algılamaktadır. Üçüncü bulgu, sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bir öğrenci olarak kendilerini başarı ve akademik motivasyonu yüksek öğrenciye uzak, sınav kaygısı yüksek öğrenciye yakın; sınav kaygısı düşük öğrencilerin ise bir öğrenci olarak kendilerini, başarısı ve akademik motivasyonu yüksek bir öğrenciye yakın, sınav kaygısı yüksek bir öğrenciye uzak konumlandırdıklarını göstermektedir. Dördüncü olarak sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bir öğrenci olarak öz algıları ile diğerlerinin gözünden kendilerine ilişkin algıları; sınav kaygısı düşük öğrencilere göre daha uyumsuzdur. Bu çalışma sonucunda elde edilen beşinci ve son bulgu sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bilişsel karmaşıklık düzeylerinin, sınav kaygısı düşük öğrencilere göre daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bir öğrenci olarak benlik tasarımları, sınav kaygısı düşük öğrencilere göre negatiflik (olumsuz) göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, sınav kaygısı, bilişsel kurgu, benlik saygısı, repertuar ağı tekniği

Akademik başarıBenlik saygısıBilişsel kurgu+3
Rıza Değirmenci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde sosyal anksiyete ve denetim odağının spor yapma durumlarına göre incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin sosyal anksiyete ve denetim odaklarının spor yapma durumlarına göre incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, 2019 yılında İzmir İlinde bulunan Akış Öğütçü Ortaokulunda 133 kız 116 erkek olmak üzere toplam 249 kişiye uygulanmıştır. Araştırma, tarama (survey) modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, veri toplama araçları olarak, Çocuklar İçin Sosyal Anksiyete Ölçeği-Yenilenmiş Biçim (ÇSAÖ-Y) ve İç-Dış Denetim Odağı Ölçeği (İDDOÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde; aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi ve pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: İstatiksel analizlerde, sosyal anksiyete ve denetim odağına ilişkin yapılan bağımsız t testi sonucunda anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Spor türü (bireysel spor, takım sporu) değişkenine göre yapılan tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonucunda anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Anova sonucunda farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Scheffe testi kullanılmıştır. Sosyal anksiyete ve denetim odağı arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapılan Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizinde negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuçlar: Araştırma sonucunda; ortaokul öğrencilerinin spor yapma değişkenine göre sosyal anksiyete düzeylerinin genel olarak düşük olduğu, kişilik değişkenleri boyutunun ise hem içten hem dıştan denetimli olduğu görülmektedir. Denetim odağı boyutuna ilişkin bireysel ve takım sporu yapanların spor yapmayanlara oranla daha içten denetimli olduğu tespit edilmiştir. Sosyal anksiyete ve denetim odağı puanlarının cinsiyet, spor yapma ortamı, spor yapma sıklığı ve beden kitle indeksi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık olmadığı saptanmıştır (p>0,05).

AnksiyeteDenetim odağıErgenler+3
Mehmet Akif Polat
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler arasında duygu düzenleme, anne-baba tutumu ve sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler arasında duygu düzenleme, anne-baba tutumu ve sınav kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 209'u kız, 188'i erkeklerden oluşan 397 lise son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada demografik bilgiler formu, Westside Sınav Kaygısı Ölçeği, Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ) ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler üzerinde, sınav kaygısı, duygu düzenleme ve anne-baba tutumlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakmak için bağımsız gruplar t-testi; anne ve baba eğitim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakmak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonrası belirlenen anlamlı farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analiz tekniklerine geçilmiştir. Varyansların homojen olduğu durumlarda kullanılan Scheffe çoklu karşılaştırma tekniği kullanılmıştır. Sınav kaygısı, duygu düzenleme ve anne-baba tutumu arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi yapılmıştır. Son olarak, anne-baba tutumu ile duygu düzenleme ölçeği puanlarının sınav kaygısı yordama düzeyi puanlarını belirlemek üzere Aşamalı Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Anne-baba tutumu, duygu düzenleme, sınav kaygısı, lise son sınıf öğrencileri

Ana-baba tutumuDuygu düzenlemeSınav kaygısı+3
Melike Karaçor
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının lise öğrencilerinin sınav kaygısı, bilişsel esneklik ve dikkat düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın amacı sınav kaygısını azaltmaya yönelik hazırlanan bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı düzeyi, dikkat düzeyi ve bilişsel esneklik düzeyi üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma grubunun 11.sınıfa devam eden deney, kontrol ve plasebo grubu olmak üzere toplamda 36 öğrenciden oluştuğu bu çalışmada ön test-son test uygulamalı 3x2 deneysel desen kullanılmıştır. Veriler "Bilişsel Sınav Kaygısı Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "D2 Dikkat Testi" ile toplanmıştır. Deney grubuna 10 oturumluk Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Psikoeğitim Programı uygulanırken, plasebo grubuna 6 adet dünya klasikleri kitabı okuma çalışması yapılmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Verilerin analizi "İki Faktörlü ANOVA" ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının kontrol ve plasebo gruplarının puanlarına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görülmüştür. Sınav kaygısı puanlarının düştüğü gözlenen deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanları ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür. Deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanlarının kontrol ve plasebo gruplarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, uygulanan bilişsel davranışçı kurama dayalı psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı, bilişsel esnek ve dikkat düzeyi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel esneklik+4
Ömer Faruk Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Akademik yılmazlık ile sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek ve akademik öz-yeterlik arasındaki ilişki

Bu araştırma kapsamında, lise öğrencilerinde akademik yılmazlık ile sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek ve akademik öz-yeterlik arasındaki ilişki, karma yöntem araştırması temel alınarak incelenmiştir. Araştırmanın nicel kısmında akademik yılmazlığın yordayıcıları olarak sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek ve akademik öz-yeterlik arasındaki ilişki hiyerarşik regresyon analizi ile incelenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizi sonucunda, sınav kaygısı ve problemli internet kullanımı, akademik yılmazlığı negatif yönde anlamlı düzeyde yordarken; algılanan sosyal destek ile akademik öz-yeterlik, akademik yılmazlığı pozitif yönde anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bununla birlikte Fen lisesi öğrencilerinin akademik yılmazlık puanlarının Anadolu lisesi ile Meslek lisesi öğrencilerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında olgubilim yöntemi kullanılmıştır. Olgubilim yöntemi ile lise öğrencilerinin sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek, akademik öz-yeterlik ve akademik yılmazlığa ilişkin deneyimleri betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel bulgularında, nicel bulgularına ek olarak öğrencilerin başarısızlık ve baskı karşısında çevre desteği alma, özdüzenleme becerisini kullanma, olumlu içsel konuşma yapma, görmezden gelme ve içsel başa çıkma gibi yöntemleri kullandıkları görülmüştür.

Akademik başarıAkademik öz yeterlilikAlgılanan sosyal destek+6
Gökcan Sever
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akılcı duygusal davranışçı terapi kuramına dayalı psikoeğitim programının sınav kaygısı düzeyine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ADDT kuramına dayalı psikoeğitim programının sınav kaygısı düzeyine etkisinin incelenmesidir. Aynı zamanda katılımcılar demografik değişkenlere göre listelenmiştir. Bu bağlamda çalışma 2x3'lük ön test- son test- izleme testi ölçümlü deney-kontrol grubundan oluşan deneysel model ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklem grubunu 17-20 yaş aralığında İstanbul'da özel bir öğretim kurumunda eğitim gören 21 (14 kadın, 7 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grubu seçkisiz atama yöntemi ile oluşturulmuştur. Çalışmaya ait demografik veriler araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu ile sınav kaygısı düzeyi ise Friedben Sınav Kaygısı Ölçeği (FSKÖ) ile toplanmıştır. Deney grubuna 8 oturumluk ADDT kuramı temelli psikoeğitim programı uygulanırken, kontrol grubuna bir uygulama yapılmamıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin çarpıklık ve basıklık katsayılarına bakılarak normal dağıldığı saptanmıştır. Bağımsız gruplar t- testi, tekrarlı ANOVA ve faktöriyel ANOVA ile ölçümler ve gruplar arası farkın anlamlılığına yönelik analizler yapılmıştır. Çalışmanın bulguları, ADDT kuramına dayalı psikoeğitim programının sınav kaygısı düzeyine etkisinin deney grubu lehine anlamlı olduğu sonucunu vermiştir. ADDT temelli psikoeğitim programına katılan deney grubu öğrencilerinin sınav kaygısı ön test puan ortalamasının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı sonucuna varılmıştır. Deney grubu son test puan ortalaması ve izleme testi puan ortalaması deney grubu ön test puan ortalamasından düşüktür ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır. Kontrol grubu ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak kontrol grubu ön test sınav kaygısı puan ortalaması ve izleme testi sınav kaygısı puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmadaki bu bulgular ışığında ADDT temelli psikoeğitim programının sınav kaygısını azaltmada etkili olduğu, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilere ve bu alanda yapılan diğer çalışmalara katkı sağlayacağı saptanmıştır. Son olarak çalışmada ulaşılan bulgular yapılan diğer çalışmalar bağlamında tartışılarak uygulayıcılara ve ileride yapılacak yeni çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Akılcı duygusal davranışçı terapiKaygı düzeyiPsiko-eğitim programı+3
Aleyna Bakırtaş
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf öğrencilerinin bilişsel ve üstbilişsel stratejileri ile sınav kaygı düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışma 8. sınıf öğrencilerinin bilişsel ve üstbilişsel stratejileri ile sınav kaygı düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Mersin İli; Yenişehir, Mezitli, Akdeniz ve Toroslar olan merkez ilçelerindeki resmi ortaokulların 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Evreni temsil edecek öğrencilerin seçimi küme örnekleme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılının birinci döneminde, Mersin İli Yenişehir İlçesindeki 14 resmi ortaokulun her birinin 8. sınıflarından küme örnekleme ile seçilen birer şubesindeki 188' i kız, 162' si erkek, toplam 350 öğrenci oluşturmuştur. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak; 'Kişisel Bilgi Formu' ve 'Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği ' kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS (The Statistical Package for The Social Sciences/ Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) 21 Paket programı kullanılmıştır. Veriler, Bağımsız Grup t- Testi, Betimsel Analiz (ortalama, standart sapma), Pearson Korelasyon Analizi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda tüm öğrencilerin en çok üstbilişsel stratejilerini kullandığı daha sonra eleştirel düşünme, yineleme, bilişsel, ayrıntılandırma, düzenleme stratejilerini kullandığı, sınav kaygı düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kız öğrencilerin sınav kaygı düzeylerinin, erkek öğrencilerin sınav kaygı düzeylerine göre daha yüksek olduğu; kız öğrencilerin bilişsel, üstbilişsel, yineleme ve düzenleme strateji düzeylerini erkek öğrencilere göre daha fazla kullandıkları; kız ve erkek öğrencilerin ayrıntılandırma ve eleştirel düşünme stratejilerini benzer şekilde kullandıkları görülmüştür. Öğrencilerin sınav kaygısı düzeyleri ile üstbilişsel, bilişsel ve bilişsel stratejilerin alt boyutları olan yineleme, ayrıntılandırma, düzenleme ve eleştirel düşünme strateji düzeyleri arasında negatif veya pozitif yönde herhangi bir ilişkinin olmadığı; üstbilişsel, bilişsel ve bilişsel stratejilerin alt boyutları olan yineleme, ayrıntılandırma, düzenleme ve eleştirel düşünme strateji düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Sınav kaygısı, bilişsel stratejiler, üstbilişsel stratejiler

Bilişsel stratejilerBilişüstü stratejilerKaygı+2
Teslime Sultan Kütük
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the relationship between learner`s foreign language classroom anxiety and achievement in learning English as a foreign language in the freshman classes at the University of Gaziantep

This study was designed to investigate the relationship between learners' foreign language classroom anxiety and their success in learning English as a foreign language in the Freeshman Section of the University of Gaziantep. Furthermore, the native speaker teachers' influence on students' anxiety levels was examined. The data were gathered by means of three instruments: The Turkish version of Foreign Language Classroom Anxiety Scale (Horwitz, E. K., Horwitz M. B., & Cope, J., 1986) assessing students' anxiety levels, an English achievement test to determine students' success in learning English as a foreign language and a five point rating scale which was completed by the teachers to evaluate students' oral proficiency in English. The findings of this study indicated that there was a significant moderate negative relationship between students' language anxiety and their achievement in learning English as a foreign language; a significant moderate negative relationship between their language anxiety levels and their achievement in English reading comprehension; and a significant moderate vinegative relationship between students' language anxiety levels and their oral English proficiency. However, the study yielded that there was statistically no significant difference between the anxiety levels of the students taught by native speaker teachers and those who were taught by non-native speaker teachers. Keywords: anxiety, foreign language anxiety, situation specific anxieties, trait anxiety, test anxiety, communication apprehension, affective factors in learning

AnxietyTest anxietyForeign language learning+2
Remzi Gülsün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecinde psikoeğitim programlarının ortaöğretim öğrencilerinin sınav kaygısı üzerindeki etkisi

Kaygı ile baş edebilme bireylerin yaşam kalitelerinin artırılması ve hayattan doyum sağlayabilmesi açısından büyük bir önem arz etmektedir. Günümüzde performansa dayalı çalışma sonuçlarının kariyer planlamasına dair birtakım veriler sunması ise kaygıyı kontrol altına alma ve yeteneği en yüksek verimle sergileyebilmenin gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu araştırmada, sınav kaygısının kontrol edilmesinde en etkili yaklaşım olduğu düşünülen bilişsel davranışçı yaklaşımların psikososyal eğitim programları bağlamında etkililiğinin ölçülmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın önleyici rehberlik kapsamında da iyileştirici ve öğretici olması yönünden önemli bir konu olacağı düşünülmektedir. Araştırmadaki çalışma grupları, ortaöğretimde eğitim gören yüksek düzeyde sınav kaygısı taşıyan, 10'u deney, 10'u kontrol grubunda olan toplam 20 kız öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma uzaktan eğitim platformunda gerçekleştirilmektedir. Bu araştırmanın veri toplama aracı Spielberger, Gorsuch ve Lushene (1970) tarafından geliştirilmiş ve Öner ve Albayrak-Kaymak (1990) tarafından Türkçe 'ye uyarlanmış Sınav Kaygı Envanteri (Test Anxiety Inventory) dir. Sınav Kaygı Envanteri, "Kuruntu Kaygısı" ve "Duyuşsal Kaygı" olaral adlandırılan iki alt testten meydana gelmektedir. Deneysel yöntemin uygulandığı çalışmada öntest sontest verileriyle deney ve kontrol grubu bulunmaktadır. Bireylere sınav kaygı envanteri uygulanmış, bu envanter sonunda elde edilen ham puanlar, "Sınav Kaygı Envanteri" inde yer alan kız ve erkek olma durumuna göre standart toplam puanlara (Standart T- Puanları) dönüştürülmüştür. Uygulama başında her iki gruba Sınav Kaygı Envanteri uygulanmıştır. Bu basamaktan sonra sekiz haftalık bir süre ile deney grubuna, sınav kaygısını önlemeye yönelik psiko-eğitim programı uygulanmıştır. Program sonucunda deney ve kontrol gruplarına son-test uygulaması gerçekleştirilmiştir. Ön-test ve son-test ölçümleri (The StatisticalPacket for Social Sciences) SPSS programına girilerek analiz edilmiştir. Bu doğrultuda uzaktan eğitim sürecinde psikoeğitim programlarının sınav kaygısını önlemede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KaygıLise öğrencileriOrtaöğretim+3
Meltem Türker
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi sınav kaygılarının, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ve karar verme becerilerinin

Bu araştırma çalışmasının temel amacı ortaokul 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi sınav kaygılarının, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ve karar verme becerilerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Osmaniye İli Düziçi İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bulunan resmi Ortaokullara kayıtlı 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Düziçi ilçesinde bulan "Düziçi İstiklal Ortaokulu", "Düziçi Ortaokulu"," İrfanlı Ortaokulu" ve "Tunaboylu Ortaokulu' larında öğrenimine devam etmekte olan ve gönüllük esasına göre rastgele seçilen toplam 349 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Friedben Sınav Kaygısı Ölçeği, Ergenlerde Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (EPDÖ) ve Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (EKVÖ) kullanılmıştır. Araştırmada iki değişkenin ortalamaları arasındaki anlamlı farklılığı ortaya koymak için t testi, ikiden fazla değişkenin ortalamaları arasındaki anlamlı farklılaşmayı ortaya koymak için ise tek yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersi sınav kaygı düzeylerinin ve karar verme düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ise ortalamadan düşük olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Fen Eğitimi, Karar Verme, Psikolojik Dayanıklılık, Sınav Kaygısı

Fen bilgisiFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+6
Hasan Kiriktir
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Stres ve uyku kalitesinin yeme bozukluğu ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde stres düzeyleri, uyku kalitesi ve sınav kaygısının yeme bozukları ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya yaş ortalaması 22.4±1.57 yıl olan 291 kadın (%58.3) ve 208 erkek (%41.7) toplam 499 üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Katılımcıların genel bilgileri, antropometrik ölçümleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları, stres düzeyleri (Algılanan Stres Ölçeği-ASÖ), sınav kaygı düzeyleri (Sınav Kaygısı Envanteri-SKE), uyku kaliteleri (Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi-PUKİ) ve yeme tutumları (Yeme Tutum Testi-YTT-26) değerlendirilmiştir. Öğrencilerin %71.6'sı normal BKİ'ye sahip olup ASÖ puan ortalaması 27.4±7.25, SKE puan ortalaması 43.0±13.28'dir. YTT-26 puan ortalamaları erkeklerde 16.8±11.28 ve kadınlarda 17.3±9.40 olup her iki cinsiyet için benzer bulunmuştur. Katılımcıların %66.9'u normal yeme tutumuna sahipken %33.1'i anormal yeme tutumuna sahiptir ve %78.4'ü ise kötü uyku kalitesi göstermiştir. Kötü uyku kalitesine sahip bireylerin YTT-26 puan ortalamaları (17.6±10.17), iyi uyku kalitesine sahip bireylerden (16.6±10.39) yüksek (p<0.05) olup PUKİ puanları ile YTT-26 puanları arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak yetersiz özyeterlik algısı, stres/rahatsızlık algısı ve ASÖ ile YTT-26 arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Anormal yeme tutumu olanların SKE ortalama puanları (45.9±13.75) normal yeme tutumu olanlara göre (41.6±12.82) daha yüksek olup SKE ile YTT-26 arasında pozitif korelasyon olduğu saptanmıştır (p<0.05). ASÖ, SKE ve PUKİ arasında pozitif anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda kuruntu (SKE alt boyutu) skoru 1 birim arttığında, anormal yeme tutumunun %7.1 kat arttığı bulunmuştur (OR=1.071, p<0.05). Üniversite öğrencilerinin yeme bozuklukları geliştirme açısından risk altında oldukları görülmüştür. Bu öğrencilerde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıkları teşvik edilmeli ve beslenme alışkanlıkları değerlendirilmelidir.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıDiyet+5
Şeyma Şehadet Taşdemir
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme yaklaşımları, bilişsel sınav kaygısı ve sosyal destek algısı ilişkilerinin çok yönlü incelenmesi: Üniversite öğrencilerinde bir araştırma

Öğrenme kavramı insanlar ile var olmuş ve bundan sonra da var olmaya devam edecektir. Zira insanın, medeniyetlerin, kültürlerin gelişimi hep öğrenmenin sonucunda oluşmuştur. İnsan bebeklik sürecinde öğrenmeye başlar, okul yaşamıyla devam eder, üniversite ve iş yaşamıyla hiç durmaksızın bu süreçlerin hepsinde öğrenme aktif bir şekilde devam eder ta ki ölüm kavramı gerçekleşene kadar. Öğrenme yaşamın her aşamasında gerçekleşen aktif bir süreçtir. İnsanların kendi kendine ve sosyal çevresiyle öğrenmeleri devam ederken yanı sıra eğitim ve öğretim ortamlarında öğrenme türleri bulunmaktadır. Yirmibirinci yüzyılda teknolojik ve bilimsel yaşam insanları giderek öğrenme kavramına itmektedir ve her geçen gün insan doğası ile ilgili daha fazla bilgilenmeyi zorunlu hale getirir. Eğitimin özellikle bu denli öncelikli olması, eğitimcilerinde bu konuda daha fazla donanım sahibi olmalarını gerekli kılar. Özellikle insanın ve dolayısıyla toplumun ve ülkenin yaşam kalitesini arttırıcı en büyük çabanın eğitimden geçtiğini göz önünde bulundurursak öğrenciye bakış açımızdan insan eğitimine verdiğimiz öneme kadar daha fazla üzerine eğilmemiz gerekir. Türkiye Cumhuriyeti hızlıca gelişen ve genç nüfus ağırlıklı bir ülkedir. Ülkenin kalkınması, refaha ulaşması genç nüfusun eğitimde sergilediği başarıyla ve gençlerin toplumdan, ailesinden, akranlarından ve eğitimcilerden aldığı sosyal destek algısıyla paralel ilerler. Sosyal destek, bireyin içinde bulunduğu toplumda sayılan sevilen sorumluluk verilen bireyinde kendini yalnız hissetmediği ve toplumun bir üyesi olduğuna inandığı, benlik dugusunun hissedilebildiği sosyalliği sağlar. Sınav kaygısı, öğrenme sürecini etkileyen en önemli etmenlerden biridir. Her öğrencide farklı seviyelerde sınav kaygı bulunmaktadır. Öğrencilerin sınav kaygısı sosyal destek yardımıyla kontrol altına alınarak avantaja çevirilirse öğrenme düzeyi artar ancak sosyal desteğin düşük seviyelerde olduğu ya da hiç olmadığı toplumlarda kaygı bireyi kontrolü altına alır ve öğrenme düzeyini düşürür dolayısıyla akademik başarı düzeyide olumsuz etkilenir. Bu çalışmanın ilk amacı, öğrenme yaklaşımları, bilişsel sınav kaygısı ve algılanan sosyal destek değişkenleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca çalışmada öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf, gelir düzeyi ve genel not ortalaması (akademik başarı) değişkenlerine göre öğrenme yaklaşımları, sosyal destek algıları ve bilişsel sınav kaygı düzeylerindeki farklılıklarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmaya Fırat Üniversitesi İİBF İşletme ile Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde okuyan ve gönüllü olan toplam 217 öğrenci katılmıştır. Çalışmanın sonucunda, araştırma değişkenleri arasında ilişkilerin olduğu belirlendi. Ayrıca düzenlenmiş iki faktörlü çalışma süreci ile sosyal destek toplam değerlerinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlendi. GNO(genel not ortalaması) itibariyle de; bilişsel sınav kaygısı toplam değerlerinin farklılaştığı bulundu. Son olarakda düzenlenmiş iki faktörlü çalışma süreci faktörünün (yüzeysel öğrenme), hem sınıfa hemde gelire göre; revize edilmiş bilişsel sınav kaygısı faktörünün (başarısızlık odaklı bilişsel sınav kaygısı) gelire ve sosyal destek faktörününde (özel bir insan) sınıfa göre farklılaştığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Yaklaşımları, Algılanan Sosyal Destek, Bilişsel Sınav Kaygısı, Üniversite öğrencileri

Algılanan sosyal destekSosyal destekSınav kaygısı+3
Esra Sultan Yardımcı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin sınav kaygısı ile bilişsel esneklik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin sınav kaygısı ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 Eğitim- Öğretim yılı döneminde, Malatya ilinde yer alan, özel kurslarda öğrenim gören, 650 öğrenci oluşturmaktır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada veri toplamak amacı ile Kişisel Bilgi Formu, Araştırmada veri toplamak amacıyla sınav kaygını belirlemeye yönelik Başol (2017) tarafından geliştirilen "AYDA Sınav Kaygısı Ölçeği" ve bilişsel esneklik düzeylerini belirlemek amacıyla Gülüm ve Dağ (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Bilişsel Esneklik Envanteri" kullanılmıştır. Sınav kaygısı ölçeği 15 maddeden oluşmaktadır. Sınav kaygısı ölçeği; aile ve çevre kaynaklı kaygı ve bilişsel ve fizyolojik kaygı olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Bilişsel esneklik envanteri 20 maddeden oluşmaktadır. Bilişsel esneklik envanteri; alternatifler ve kontrol alt boyutu olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Sınav kaygısı ölçeğinin Cronbach alfa değeri .88 dir. Bilişsel esneklik envanteri Cronbach alfa değeri .87 dir Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler "t Testi" , "Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova)" kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p < 0,05 kabul edilmiştir. Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin sınav kaygısı ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya çıkması için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edinilen bulgulara göre; üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler sınav kaygısında "aile ve çevre kaynaklı kaygı" , "bilişsel ve fizyolojik kaygı" boyutlarında kararsız olduklarını belirtmişlerdir. Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin sınav kaygıları cinsiyet açısından kadınların lehine olduğu tespit edilmiştir. Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin sınav kaygısı düzeyi ile bölüm, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, kardeş sayısı, gelir düzeyi, barınılan yer ve sınava hazırlanma yılı arasında anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Sınav kaygıları öğrencilerin yaşları açısından bakıldığında yaşı az olanların lehine olduğu görülmüştür. Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler bilişsel esneklik düzeylerinde " kontrol" alt boyutunda kararsız olduklarını belirtirken, "alternatifler" alt boyutunda uygun düzeyde olduklarını belirtmişlerdir. Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin genel bilişsel esneklik düzeyi ile cinsiyet, bölüm, yaş, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, kardeş sayısı, gelir düzeyi, barınılan yer ve sınava hazırlanma yılı arasında anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin sınav kaygısı ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında düşük düzeyde negatif ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına dayanarak öğrencilerin sınav kaygısı düzeylerinin azalması ve bilişsel esneklik düzeylerinin artmasına yönelik öneriler sunulmuştur.

Bilişsel esneklikSınav kaygısıÖlçekler+2
Fulya Görkem Orhan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00

Related subjects