Sosyal hizmetler

Bu konu başlığı altında 414 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Eş şiddeti mağduru kadınlar için bir sosyal hizmet müdahalesi olarak bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programı

Kadına yönelik şiddetin en yaygın türü olan eş şiddeti, çeşitli psikolojik sıkıntılara neden olarak kadınların yaşam kalitelerini ve işlevselliklerini ciddi derecede etkileyebilen önemli bir toplum sağlığı meselesidir. Şiddet mağduru kadınların psikolojik sağlıklarının korunması ve sürdürülmesi için çeşitli müdahalelerle psikososyal hizmet ve destek sağlanması gerekmektedir. Klinik sosyal hizmet uzmanları, diğer uygulamalara nispeten daha etkili ve aynı zamanda kısa süreli ve daha az maliyetli olan bilinçli farkındalık temelli uygulamaları kullanarak kadınların psikolojik sıkıntılarını hafifletebilir ve yaşam kalitelerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu bağlamda, araştırmanın amacı, eş şiddeti mağduru kadınlar için uyarlanmış bir bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programı (BFTP) uygulamak, programın kadınların stres ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) düzeylerinde anlamlı bir değişiklik oluşturup oluşturmayacağını incelemek ve kadınların sunulan programla ilgili deneyimlerini keşfetmektir. Karma yaklaşımın benimsendiği bu çalışma, randomize ön test-son test kontrol gruplu bir araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Toplamda 31 kadından oluşan örneklem, rastgele seçilerek 16 kişilik müdahale ve 15 kişilik kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Müdahale grubu sekiz haftalık BFTP programına dâhil olurken kontrol grubunda yer almıştır. Araştırmanın nicel verileri için Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve DSM-5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi (PCL-5) ölçme araçları, ön test-son test olarak kullanılmıştır; araştırmanın nitel verileri içinse müdahaleden sonra açık uçlu sorulardan oluşan Bireysel Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için bağımsız t-test ve ANCOVA testleri, SPSS programıyla yapılmıştır. Nitel verilerin analizi için MAXQDA programı kullanılmıştır. Uygulanan BFTP sonrası katılımcıların stres ve TSSB belirtilerinde istatistiksel olarak kayda değer azalmalar gözlemlenmekle birlikte nitel bulgular olarak kadınlarda dinginlik, farkına varma, iyilik hali, öz-şefkat ve etkili iletişim becerileri açısından olumlu gelişmeler gözlemlenmiştir. Diğer nitel bulgular ayrıca özetlenmiştir. Sonuç olarak, uygulanan BFTP programının şiddet mağduru kadınlarda olumlu etkiler yarattığı belirlenmiştir. Bu alanda BFTP uygulamalarını kapsayan araştırmaların çoğalmasının, klinik sosyal hizmet çalışmalarına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

PsikolojiSosyal hizmetler
Kübra Dölek
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anne-baba ve öğretmenlerin akran zorbalığı deneyimleri ve sosyal hizmet

Bu çalışma anne-baba ve öğretmenlerin ortaokulda yaşanan akran zorbalığı deneyimlerini ortaya koymak için yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Araştırmanın özneleri ortaokulda çocuğu olan 23 ebeveyn ve ortaokulda öğretmenlik yapan 15 branş ve rehber öğretmen olmak üzere 38 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamada ve oluşturmada fenomenolojik yaklaşımdan yararlanılmış ve araştırma özneleri ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırma verilerinin tematik analizleri MAXQDA 2022 programı kullanılarak yapılmıştır. Yapılan analizlere göre toplam 4 ana temaya ulaşılmıştır. Bunlar sırasıyla öğretmenlik ve ebeveynlik algısı, anne-baba ve öğretmenlerin gözünden akran zorbalığı, anne-baba ve öğretmenlerin zorbalık deneyimleri, anne-baba ve öğretmenlerin zorbalığın çözümü ve önerileri hakkında düşünceleridir. Analiz sonucunda anne-baba ve öğretmenlerin akran zorbalığını iki taraflı ve çözülmesi güç bir yara tanımlanmış, zorbalığın bireysel ve toplumsal nedenleri belirtmiş, zorbalığın onlarda ve çocuklarda bıraktığı olumsuz etkileri, onların soruna yaklaşımı ve çözüm önerilerine yönelik sonuçlara ulaşılmış ve bu yetişkinlerin sorunun anlaşılması ve çözümünde önemleri ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre akran zorbalığı yaşamın her noktasında vardır ve akran zorbalığının bir tarafı da anne-baba ve öğretmenlerdir. Araştırmaya katılan yetişkinlere göre akran zorbalığının tüm formları deneyimlenmiştir özellikle de siber zorbalığa ve şaka zorbalığına bir kayma söz konusudur. Zorbalık davranışı farklı yerlerde ortaya çıksa da daha çok okulda gözlemlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre zorbalığın ortaya çıkmasında ve önlenmesinde anne-baba ve öğretmenlerin payı son derece yüksektir. Araştırma sonuçları ışığında okul sosyal hizmeti olarak ekosistem yaklaşımı bakış açısına göre akran zorbalığının derinliğinin anlaşılması, nedenlerinin etraflıca anlaşılması için mutlaka anne-baba ve öğretmenlerin deneyimlerine odaklanan çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca anne-baba ve öğretmenlerin deneyimlerine daya çözüm stratejileri ve önerileri mutlaka dikkate alınmalı ve soruna daha bütüncül ve etkili bir yaklaşım olabilmesi için de okul sosyal hizmetinin okullarda aktif hale getirilmesi konusunda çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akran zorbalığı, sosyal hizmet, okul sosyal hizmeti, nitel araştırma

Akran zorbalığıSiber zorbalıkSosyal hizmetler
Zafer Aslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zorunlu göç yaşamış Suriyeli kadınların Elazığ depremine ilişkin yaşam deneyimleri

Deprem afetinden etkilenme düzeyinin sahip olunan kaynaklar, kaynaklara erişim düzeyi, sosyal statü gibi faktörlere göre farklılık gösterdiği bilinmektedir. Araştırmada Suriyeli kadınların deprem sırası ve sonrası süreçlerde hem Suriyeli hem de kadın olmaktan kaynaklı birçok farklı deneyime sahip olduğuna vurgu yapılmakta ve bu özgün deneyimler göç, deprem ve toplumsal cinsiyet ihtiyaç ve sorunları bağlamında değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, 24 Ocak 2020'de Elâzığ'da gerçekleşen 6,8 şiddetindeki deprem afetini deneyimlemiş Suriyeli kadınların deprem sırası ve deprem sonrası süreçteki yaşam deneyimlerini ortaya koymak ve afet, göç ve kadın sorunlarının etkileşiminden doğan sonuçlarını tespit ederek bu doğrultuda afetlerde sosyal hizmetlere ilişkin öneriler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Elâzığ il merkezinde yaşayan, deprem afetini deneyimlediği sırada bekar ve çocuklu olan 24 Suriyeli kadın ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve MAXQDA 2020 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, Suriyeli kadınların savaş ve göç deneyimlerinin ardından ekonomik kaynaklarını, sosyal destek sistemlerini geride bırakarak yerleştikleri Elazığ'da; toplumun görece sosyoekonomik düzeyi düşük bölgelerde ikamet etmeleri ve Suriyeli ve yalnız yaşayan kadın olmaları sebebiyle deprem karşısında yerel halka kıyasla daha savunmasız olduklarını; hak ve hizmetlere erişimde sosyal dışlanma, ayrımcılık ve eşitsizliklerle karşı karşıya kaldıklarını, sosyal yardım ve hizmetlerden sorumlu kurum ve kuruluşlara dair bilgi eksiklikleri sebebiyle hak kayıpları yaşadıklarını göstermektedir. Suriyeli kadınların içinde bulundukları bu koşulların ise ataerkil toplumlarda eğitim, iş yaşamı ve kamusal alandan uzak tutulmaları ile ilişkili olduğu ve yerleşik toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri bağlamında derinleştiği görülmektedir. Bununla beraber, savaş ve göç gibi zorlu yaşam koşullarının öznesi olan Suriyeli kadınların geçmiş travmatik deneyimlerinin kendilerini güçlendirdiği ve depremin psikolojik ve duygusal etkileri açısından kendilerini daha dayanaklı mücadeleciler haline getirdiği görülmektedir. Bu anlamda, afetlerde kırılganlığı yüksek bir grubu ifade eden Suriyeli kadınların çok çeşitli sorun ve ihtiyaçlarına duyarlı ve insan hakları, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerinin benimsendiği afetlerde sosyal hizmet uygulamalarına ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir.

Afet yönetimiAfetlerDeprem+7
Aybike Betül Maral
Hacettepe University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal hizmet etiği perspektifinden dijital feminist hareketler: #MeToo hareketi örneği

Bu araştırmada, dijital feminist hareketler ve #MeToo hareketi, sosyal hizmet etiği çerçevesinden değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, #MeToo hareketinin olumlu ve olumsuz etkisinin belirlenmesi ve toplumsal yaşama ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı şiddetin önlenmesi konusundaki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma tekniklerinden, derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiştir. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış görüşme formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini toplumsal cinsiyet alanında teorik veya uygulama düzeyinde çalışmalar yürüten ve #MeToo hareketini yakından takip eden 20 katılımcı oluşturmuştur. Bu bağlamda katılımcıların (1) dijital toplumsal hareketlere, (2) dijital feminist hareketlere, (3) #MeToo hareketine, (4) #MeToo hareketi kapsamındaki ifşa mekanizmasına ve (5) #MeToo hareketine ilişkin etik tartışmalara ilişkin görüşlerini içeren araştırma bulguları MAXQDA 2022 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Çözümlenen veri seti, içerik analizi çalışması ile yorumlanarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda dijital toplumsal hareketlerin ve dijital feminist hareketlerin bilgi ve iletişime kolay, hızlı ve masrafsız erişim sağlama özellikleri ile örgütlenme ve farkındalık yaratma bakımından oldukça etkili eylemlilik yöntemleri olduğu ancak sosyal, politik ve yapısal değişimlerin sağlanması konusunda yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı cinsel şiddet ve tacizin toplumsal bir sorun olarak yaygınlığı ve söz konusu sorunun yasal yöntemlerle önlenememesine bağlı olarak ortaya çıkan #MeToo hareketinin cinsel şiddet ve tacizin yaygınlığını kanıtladığı ve toplumsal yaşamda tabulaştırılan cinsel şiddet konusunun kamusal alanda tartışılmasını sağlayarak önemli bir toplumsal farkındalık yaratmıştır. İfşa mekanizması ile cinsel şiddet ve taciz konusunda önleyici bir mekanizma oluştursa da hareketin düzensiz, süreksiz, kurumsallıktan uzak yapısı hareketin yeterli düzeyde önleyici güce sahip olmasını engellemektedir. İfşa mekanizmasının ise feminist eylemlilikte tek yöntem olarak kullanılarak yasal yöntemlerin yadsınması hareketin sosyal, politik ve yapısal değişim sağlama gücünün önündeki başka bir engeldir. Bu bağlamda hareketin cinsel şiddet ve tacizin önlenmesi konusunda dijital eylemlilik ile geleneksel örgütlülük biçimini bir araya getirerek etik ifşa mekanizması ile yasal hukuki süreçlerin birbirine eklemlendiği kurumsal bir yapıya evrilmesi önerilmektedir.

Cinsel şiddetFeminizmKadın hareketleri+7
Hatice Büşra Can
Hacettepe University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Feminist sosyal hizmet perspektifinden huzurevinde yaşayan kadınların deneyimleri

Bu çalışma, İstanbul'daki huzurevlerinde yaşayan kadınların anlatıları, algıları ve deneyimlerine odaklanmaktadır. Çalışma, yaşlı kadınların anlatılarından yola çıkarak huzurevine taşınma ve yerleşme süreçlerinde kadınların deneyimlerinin ve öznelliklerinin nasıl şekillendiğini ve dönüştüğünü keşfetmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, kadınların yaşlanma süreçlerinin toplumdaki farklı tahakküm ilişkilerinin ve eşitsizliklerin kesiştiği önemli bir alan olduğunu savunmakta ve bu tahakküm ilişkilerinin yaşlı kadınların yaşamlarını nasıl etkilediğini tartışmaktadır. Çalışma huzurevine gelme kararının alınması süreçlerini, ev ve aile alanının sembolik ve mekânsal olarak terkinin nasıl gerçekleştiğini, huzurevindeki gündelik yaşamı ve sosyal ilişkileri incelemektedir. Araştırma kapsamında İstanbul'da Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne ve Darüşşafaka'ya bağlı huzurevlerinde ve özel huzurevlerinde yaşayan 22 kadınla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler NVivo nitel veri analiz programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, toplumdaki huzurevlerine yönelik olumsuz düşüncelere karşın huzurevlerinin yaşlı kadınların güçlenmesine imkan sağlayan kuruluşlar olduğunu göstermektedir. Buna karşın toplumdaki huzurevlerine ilişkin önyargılar ve bilgi eksiklikleri huzurevlerine başvuruları ve huzurevlerine uyumu zorlaştırmaktadır. Araştırma ile huzurevlerinde yaşlıların haklarının korunması için savunuculuk çalışmalarına ve yaşlıların katılımını artırmaya dönük uygulamaların hayata geçirilmesi ihtiyacı olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın huzurevlerinde yaşayan yaşlı kadınlar için güçlendirici ve özgürleştirici feminist sosyal politikaların ve feminist sosyal hizmet uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

FeminizmHuzurevleriKadınlar+7
Pınar Yanardağ Kocabaş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kanser hastalarına bakımverenlerin psikososyal sorunları ve başetme becerilerinin incelenmesi

Kanser, teşhis, tedavi, bakım ve sürekli kontrol işlemleri ile hastayı bakım ve desteğe bağımlı kılan zorlu bir süreçtir. Kişi bu süreçleri yaşarken eş, çocuk, birinci ve ikinci derece yakınlarının bakım ve desteğini almak zorundadır. Bu bakımverenler hastanın yaşadığı sorunların nesnel ve duygusal yüküne doğrudan maruz kalmaları nedeniyle birçok fiziksel, ekonomik ve psikososyal sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı; kanser hastalarına bakımverenlerin sorunlarının tespit edilmesi ve bu sorunlarla başetmek için kullandıkları mekanizmalar hakkında bilgi edinilerek sosyal hizmet müdahalelerinin planlanmasına bilgi oluşturmaktır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada bakımverenlere yönelik genel bir kanıya ulaşmak için "genel tarama yöntemi" kullanılmıştır. Araştırmada bakımverenlerin yaşadığı sorunları ve başaçıkma tarzlarını etkileyen çok sayıdaki değişkenlerin varlığını ve derecesini tespit etmek için "ilişkisel tarama metodu" kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynağını Ankara'da Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yatarak tedavi gören hastaların bakımverenleri oluşturmaktadır. Veriler, Hacettepe Üniversitesi Etik Komisyon onayından sonra, bakımverenlere yönelik hazırlanan Görüşme Formu, Beck Depresyon Envanteri ve Stresle Başaçıkma Ölçeği aracılığıyla toplam 322 bakımverenden toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda; bakımverenin sosyo-demografik özellikleri ile hasta ve hastalık sürecine ilişkin faktörlerin bakımverenin depresyon düzeyine ve stresle farklı başaçıkma tarzlarının benimsenmesinde etkili olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında bakımverenlerin kurumsal olarak hizmet odağına alınması, ekonomik, psikolojik ve sosyal olarak desteklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar kapsamında farklı ölçeklerde önerilerde bulunulmuştur.

Bakım verenlerBakım verme yüküBaşa çıkma+6
Zübeyir Dedeoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal hizmet merkezlerinde hizmet kalitesinin analizi: Ankara örneği

Bu araştırmanın amacı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının en yaygın taşra kuruluşu olan sosyal hizmet merkezlerinde (SHM) verilen belirli hizmetlerin hizmet kalitesini; hizmeti alanlar, hizmeti verenler ve hizmeti yönetenlerin görüş ve değerlendirmeleri dikkate alınarak Ankara'da faaliyet gösteren dört farklı tipteki sosyal hizmet merkezi örneğinde analiz etmektir. Araştırma, Yenimahalle, Altındağ, Gölbaşı ve Çubuk'taki SHM'lerde verilen Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) hane ziyareti hizmeti, sosyal ve ekonomik destek hizmeti, aile danışmanlığı hizmeti ve şehit aileleri ve gazilere yönelik hizmetleri öncelemiştir. Araştırmada, değerlendirme araştırmalarının bir türü olan program değerlendirmesi odağında karma araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın nicel yöntem aşamasında, SHM'lerden hizmet alanlar (müracaatçılar) üzerinden yapılan değerlendirmede, SHM hizmetlerine uyarlanmış hizmet kalitesi anketi uygulanmıştır. Bu analiz sürecinde, SERVPERF hizmet kalitesi ölçme modeli tercih edilmiştir. Nitel aşamada ise, hizmeti verenler (Müdür yardımcısı, meslek elemanları) ve hizmeti yönetenler (Bakanlık daire başkanları, uzmanları, Ankara İl Müdürlüğü personeli) ile derinlemesine görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; SHM'lerde iş yoğunluğunun fazla olduğu ve mevcut hizmetlerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada ayrıca, SHM'lerin fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesine ihtiyaç olduğu ve SHM hizmet binalarının ulaşılabilirliğine önem verilmesi gerektiğini belirlenmiştir. SHM'lerde görev yapan meslek elemanlarının güvenilir, duyarlı ve yetkin oldukları anlaşılmış ve daha nitelikli hizmet sunumu için personelin yeterli içerikte ve sayıda gerçekleştirilecek hizmet içi eğitim programları ile desteklenmesinin ve personel arasındaki iş barışının tesis edilmesinin önem arz ettiği ortaya çıkmıştır. Hizmetlerin kalitesinin artırılabilmesi için hizmet sunumunda nicelikten çok niteliğe odaklanan bir bakış açısına ihtiyaç olduğu, Bakanlıkça belirlenen başarı ölçütlerinin ve performans göstergelerinin personelde bir aciliyet duygusu oluşturduğu ve bunun hizmet sunumunu olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Sosyal hizmet merkezi mevzuatının günün koşullarına göre güncellenen dinamik bir yapıya kavuşturulmasının hizmet kalitesini arttıracağı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, odağa alınan SHM hizmetlerinin kalitesine dair bulgulara yer verilmiş ve bu hizmetlerin geliştirilmesi gereken yönlerine ve kalite boyutlarına dair sonuç ve öneriler ortaya konulmuştur.

Aile danışmanlığıEkonomik destekGaziler+7
Nurettin Özden
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Aile mahkemelerindeki sosyal inceleme sürecinin sosyal hizmet perspektifinden değerlendirilmesi üzerine nitel bir araştırma

Günümüzde küresel dünyada aile kurumu; teknolojik gelişmeler, tüketim alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal şartların getirdiği zorluklar nedeniyle risk altındadır. Her ne kadar aile kurumunun sağlıklı şekilde oluşturulması, yönetilmesi ve desteklenmesi için politika düzeyinde çalışmalar yapılsa da şartların getirdiği zorluklarla birlikte aile sisteminin sarsılması sonucunda boşanma olgusunu ortaya çıkabilmektedir. Evlilik birliğinin, yasal olarak sonlanabilmesi ancak ihtisas mahkemesi niteliğindeki aile mahkemeleri tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Mahkeme sürecinde, aile ile ilgili hukuki delillerin toplanması bir gerekliliktir. Bunun yanında, aile mahkemesi, tarafların ve özellikle de çocukların menfaatlerinin korunması, geleceklerinin güvence altına alınması, boşanma sürecinin oluşturacağı psikolojik sosyal, ekonomik ve ruhsal faktörlerin incelenmesi konularında görev ve sorumluluk üstlenirken, evlat edinme, şahsi ilişki tesisi ve velayet hakkının düzenlenmesi gibi dava türlerine de çözüm üretmektedir. Aile mahkemesi kapsamına giren söz konusu faktörlerin psiko-sosyal açıdan ele alınmasında sosyal hizmet uzmanlarının, sosyal inceleme süreci temelindeki rol ve işlevleri kadar sosyal hizmet akademisyenlerinin de verecekleri destek çok önemli bir boyut oluşturmaktadır. Bu araştırmanın amacı; aile mahkemelerindeki davaları doğrudan etkileyen sosyal inceleme sürecine ilişkin sosyal hizmet uygulayıcılarının ve akademisyenlerinin görüş ve değerlendirmeleri ve süreci nasıl algıladıklarının belirlenmesidir. Bu çalışmada, nitel araştırma çerçevesinde yorumlayıcı paradigma altında ele alınan çoklu durum çalışması deseni kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile uzmanlar ve akademisyenlerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek veriler toplanmış ve NVivo 12 programı yardımıyla tematik analiz uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçları özetle, sosyal inceleme sürecinin, sosyal inceleme raporlarına etkin ve işlevsel olarak yansıtılabilmesi ancak sosyal hizmet uzmanlarınca yerine getirilmesiyle mümkün olabilecektir. Sosyal inceleme sürecinin, birey, aile ve çocuk odaklı yaklaşımının yanı sıra sosyal çevresi ile etkileşimlere bakan bir yapıda ele alınması gereklidir. Uzmanların, kurumsal yapı içerisinde mesleki bilgi, değer, gözlem ve sentez becerilerini geliştirmesi yanında akademik kadrolardan da yararlanması süreci olumlu etkileyecektir. Sosyal inceleme sürecinin işlevselliğinin, tüm adli sistem aktörlerince algılanmasının, taraflara ve çocuklara çok yönlü olumlu katkı sağlayacağı ayrıca Adalet Bakanlığı'nın da uzmanların çalışma koşulları, özlük hakları ve sosyal inceleme sürecinin desteklenmesi ve kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalarda yer almasının gerekliliği şeklinde ortaya çıkmıştır.

Aile mahkemeleriSosyal hizmetlerSosyokültürel inceleme
Murat Erkoyuncu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Feminist sosyal hizmet perspektifiyle kadınların yalnız annelik deneyimleri

Bu çalışmada sosyal hizmet perspektifiyle kadınların yalnız annelik deneyimlerini nasıl pratiklerle inşa ettiğini keşfetmek amaçlanmıştır. Anneliğe ilişkin özcü yaklaşım anneliğin sosyal bir rol olarak tarihsel, kültürel ve toplumsal inşasının önüne geçmektedir. Annelik çocuğun bakım ve sorumluluğunu paylaşan rollerden bir tanesiyken boşanma sonrasında anneliğin yalnızlığıyla yüzleşilmektedir. Çalışmanın özneleri boşanma sonrası çocuğuyla yaşayan kadınlardır. Kadınların deneyimlerini başlangıç noktası kabul eden bu araştırmada feminist yöntem ve bakış açısıyla, sosyal hizmet perspektifinden yararlanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada İstanbul'da çocuklarıyla yaşayan 18 özne ile görüşülmüştür. Özneler ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Araştırma verileri, MAXQDA Pro 2022 programı kullanılarak tematik kodlama yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda "Annelik Kurumundan Annelik Pratiğine", Yalnız Annelikle Yüzleşme", "Anneliğin Gizli Yaraları", "Yalnız Annelik Döngüsü" ve "Yalnız Annelikte Güçlenme" olmak üzere beş ana temaya ulaşılmıştır. Bu araştırmanın önemli sonuçlarından birisi annelik ideolojisinin boşanmış kadına karşı makbul anne söylemiyle kadın üzerindeki tahakkümü sürdürmesidir. Bununla birlikte annelik pozisyonu kadınların sosyal ve ekonomik ilişkilerinde sınırlılıklar getirmektedir. Araştırmanın bir diğer önemli sonucu yalnız annelik pratiklerinin inşasında kadınların zihinsel olarak anneliğe sıkışmasını tanımlamak üzere "annelik sancısı" kavramı geliştirilmiştir. Yalnız anneliğin döngüsel bir güçlenme süreci olduğu bir başka önemli sonuçtur. Yalnız annelikte kadınların kişisel, kültürel ilişki dinamiklerinde faillik özellikleri öne çıkarken yapısal ilişkiler karşısında daha yalnız ve edilgen kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Yalnız annelik pratikleri kadınlara özgürleşme ve güçlenme alanları yaratırken, kadınların annelik kurumunun değer yargıları ile daima mücadele etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle annelik ve babalıkta ortaklaşmayı öngören sosyal, ekonomik ve hukuksal düzlemi olan bütünlüklü sosyal politikaların hayata geçirilmesi önemlidir. Koruyucu, önleyici ve destekleyici mekanizmaların kadın deneyimini önceleyen bir tutum sergilemesi önemlidir. Bununla birlikte, yararlanıcı ve profesyonel olarak kadın nüfusunun yüksek olduğu sosyal hizmet disiplini ve uygulamasında kadınların deneyimlerini görünür ve değerli kılmak ve bu yönde sosyal hizmet uygulamalarını geliştirmek adına bu çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir.

Anne deneyimiAnnelikAtaerkil+6
Zülal Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kadın hareketinin 1990-2020 arasındaki taleplerinin feminist sosyal hizmet bağlamında incelenmesi

Bu araştırma kapsamında Türkiye'de kadın hareketi tarihi içerisindeki kadın örgütlerinin sosyal hizmet mesleğinden taleplerini ve bu taleplere dair deneyimlerini açığa çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi kapsamında kadın hareketi tarihi, kadın hareketinin kurumsallaşması, toplumsal hareketler bağlamında sosyal hizmet uygulamaları ve kuramları, makro sosyal hizmet çalışmaları ve kadın hareketi bağlamında uygulanabilecek sosyal hizmet uygulamaları başlıklarına yer verilmiştir. Nitel desende yapılan bu araştırmada fenomenolojik yaklaşımdan yararlanılmıştır. Araştırmanın özneleri ve birincil veri kaynakları, kadınlar ve kadınların oluşturduğu örgütlü hareketin sağladığı birikimdir. Bu doğrultuda, 1990 ve 2000 yılları arasında kurulmuş Ankara ve İstanbul'da yer alan kadın örgütlerinde en az bir yıl aktif olarak karar alma mekanizmalarına katılmış 8 kadın ile görüşülmüştür. Katılımcıların yer aldığı kadın örgütleri; Uçan Süpürge Vakfı, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, Türk Kadınlar Birliği, Dünya Kadın Yürüyüşü ve Kadın Dayanışma Vakfı'dır. Görüşmelerde, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama süreci Covid 19 pandemisi nedeni ile katılımcıların istekleri doğrultusunda çevrimiçi görüşmeler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında ulaşılan bulgular ve sonuçlara göre kadın hareketi, Türkiye'deki tarihi boyunca kadınlar için oluşturdukları taleplerin karşılanmasında sosyal hizmet sistemi içerisindeki kurumları ve bütüncül olarak sosyal hizmet mesleğini de bir mekanizma olarak görmektedir. 1990'lı yıllardan günümüze kadar olan süreçte kadın hareketi sosyal hizmet mekanizmalarını kullanmak için çeşitli yöntemlere başvurmuş ve ilişkiler geliştirmiştir. Araştırma kapsamında bu ilişkilerin yıllar içerisinde değiştiği ve dönüştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlar kapsamında mikro, mezzo ve makro düzeyde öneriler geliştirilmiştir.

FeminizmKadın hareketleriKadınlar+2
Çağla Harputlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşsizliğin üniversite mezunu genç bireyler üzerindeki psikososyal etkileri, geleceğe yansımaları ve koruyucu bir faktör olarak algılanan sosyal destek

Genç işsizliği, dünyanın her bölgesinde en temel sosyal politika alanlarından birini teşkil etmektedir. Literatürdeki pek çok çalışma, genç işsizliğinin yalnızca bir soyal sorun olmadığını, pek çok psikososyal sorunu da beraberinde getirdiğini göstermektedir. Yapılan bu çalışmada da Türkiye'deki genç işsizliğine yönelik bir projeksiyon oluşturulmaya çalışılmış, genç işsizliğinin gençler üzerindeki psikososyal sonuçlarının neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte konunun daha iyi kavranabilmesi için genç işsizliğinin nedenleri ortaya konulmuştur. Karma metot olarak tasarlanan araştırma sürecinde Ankara ili, araştırmanın evreni olarak belirlenmiş, DAS-21 Ölçeği Kısa Formu, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin kullanıldığı nicel bölümde 391 kişilik bir örneklemle çalışılmış, nitel bölümde ise 46 genç işsizle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek veri toplama süreci sonlandırılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde Ankara'daki genç işsizlerin üniversite tercih sürecinde yeterli rehberlik alamaması, istihdam olanaklarını düşünmeden üniversite bölüm tercihi yapmaları, lisans eğitimi sürecinde kendilerini geliştirememeleri, lisans eğitimlerinin kalabalık sınıf ortamlarında ve teorik ağırlıklı olarak gerçekleştirilmesi ile küçük şehirde yaşamalarının işsiz olmalarına yol açan en temel nedenler olduğu bulgulanmıştır. Diğer taraftan genç işsizlerin işsiz olmalarına paralel olarak depresyon, anksiyete, stres ve umutsuzluk düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, algılanan sosyal destekle işsizliğin verdiği olumsuz duygudurumun azaldığı, işsizlik süresinin uzamasıyla psikososyal sorunların anlamlı pozitif bir korelasyona sahip olduğu, düşük sosyoekonomik koşulların ise işsizlik deneyiminin olumsuz etkilerinin gücünü artırdığı keşfedilmiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma, genç işsizliğini sosyal hizmet perspektifiyle ele alarak literatürdeki diğer çalışmalardan ayrışmakta, sistemik bir bakış açısıyla yukarıdaki bulguların sosyal politik açıdan bir değerlendirmesini içermektedir. Buna göre; lisans eğitimi sürecinde müfredatın pratik hayata uyumunun artırılması, yabancı dil ve bilgisayar öğreniminin etkin bir şekilde eğitim sürecine içerilmesi, staj olanaklarının artırılması, sosyal olanakların lisans eğitimi sonrasında da bir süre daha devam etmesi ve istihdam planlamasının mezuniyet sayı ve ağırlığına uygun olarak gerçekleştirilmesi başlıca sosyal politika önerileri arasında yer almaktadır.

GençlerPsikososyal destekPsikososyal etkiler+6
Melih Onur Erdoğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

The roles of non-governmental organizations in social integration of refugees within the framework of ecosystem approach

The world is currently experiencing one of the most significant refugee crises since World War II, with countries forcing millions of people to flee and seek refuge in other nations. Türkiye is among the nations profoundly affected by this humanitarian exodus, hosting the largest number of refugees globally. Using semi-structured interviews, the study investigates the conceptual understanding of refugee integration among International and local NGOs. It delves into the services and support provided by these organizations to facilitate refugee integration into Turkish society. Additionally, the research uncovers the major challenges faced by NGOs and refugee and refugee children throughout the integration process, shedding light on how these NGOs navigate and address these challenges. The research findings highlight the diverse interpretations of integration existing among INGOs and NGOs, primarily grounded in the philosophy of harmonization and social cohesion. Moreover, the temporary nature of refugee regulations and the absence of any comprehensive integration policy poses challenges for NGOs in implementing programs and activities towards integration. The confluence of factors such as a shortage of funds, the impact of COVID-19, and February 6, 2023, earthquake has not only hindered ongoing integration efforts but has also compelled NGOs to redirect their focus towards addressing fundamental facilities. The study recommends a reassessment of existing refugee laws and harmonization policies, emphasizing the necessity of aligning them with the changing needs of refugees. The recommendation calls for a comprehensive and organized strategy to enhance the process of refugee integration in Türkiye. Keywords: Ecosystem Theory, INGOs & NGOs, Refugee, Social Integration, Social Work, Türkiye.

IntegrationEcosystemEmigrants+3
Sajıd Khan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Teknoloji bağımlısı olan çocukların sosyal hizmet gereksinimleri (Ankara - 22 Behmen İran Okulu örneği)

Bu çalışmanın amacı teknolojiye (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlı çocukların sosyal hizmet gereksinimlerinin belirlenmesi, sosyal destek ve çocukların teknoloji bağımlılığını önleme, baş etme ve kurtulma sürecinde karşılanmamış ihtiyaçlarının giderilmesi için bir model geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda, teknoloji (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlılığı olan öğrencilerden 3 çocuk bağımlı, 6 çocuk risk grubu içerisinde ve eşik grubunda da 5 çocuk olmak üzere toplam 14 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Teknoloji (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlılığı olan öğrencilerin sosyal hizmet gereksinimlerinin tespiti için ve o gereksinimleri karşılamak için model geliştirmeye çalışılmıştır ve onların ihtiyaç duydukları (veya kendileri farkında bile olmadıkları gereksinimler) konuları ayrıntılı bir şekilde sosyal hizmet perspektifinden ve disiplinine uygun irdeleyebilme açısından araştırma nitel bir yapıda tasarlanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler; Teknoloji Bağımlısı Çocukların Bireysel Danışmanlık ve Bilgilendirme Gereksinimleri, Aileleri, Arkadaşları, Okul, STK'lar ve Devlet Tarafından Karşılaşabilecek Gereksinimleri, Teknoloji Bağımlısı Çocuklara Yönelik Sosyal Politikalar ve Sosyal Hizmet, Teknoloji Bağımlısı Çocuklar ve Yabancılık ve Teknoloji Bağımlısı Çocuklar ve Covid-19 Pandemisi olmak üzere dokuz ana tema üzerinden analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, teknoloji bağımlılığı olan çocukların ihtiyaçlarının giderilmesinde aile, okul, arkadaş, STK'lar ve devlet tarafından sunulan hizmetlerin yetersiz kalması ile birlikte kamu tarafından sunulan sosyal hizmet uygulamaları konusunda eksiklikler bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca teknoloji bağımlısı çocuklar yurtdışında bulunma ve eğitime devam etme durumunda (yabancılık) ve covid-19 gibi kriz döneminde farklı zor durumlar ile karşı karşıya kalabilir ve bu gereksinimleri kendisi, sosyal hizmet uzmlanları ve diğerleri (aile, okul, arkadaş, STK'lar ve devlet) tarafından karşılanması gerekmektedir. Teknoloji bağımlılığı olan çocuklar, ihtiyaçları (sosyal hizmet gereksinimleri) olduğunu ve ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerin planlanması yönündeki taleplerini dile getirmiştir. Araştırma, bu talep ve öneriler doğrultusunda sosyal hizmetin teknoloji bağımlılığı olan çocuklarda bağımlılık öncesi, bağımlılık süreci ve bağımlılık sonrası süreçlerinde önerileri ile sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler Sosyal Hizmet, Teknoloji Bağımlılığı, İnternet Bağımlılığı, Çocuklarda Bağımlılık, Çocuklarla Sosyal Hizmet, Yabancı Öğrenci Çocuklar, Covid-19 Pandemisi.

BağımlılıkCOVID 19Sosyal hizmetler+5
Mohammadreza Pourakbarıannıaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep'te yaşayan Suriyeli tek ebeveyn kadınların annelik deneyimleri: Zorluklar, baş etme yöntemleri ve sosyal hizmet ihtiyaçları

Araştırmanın amacı, Türkiye'ye göç eden Suriyeli tek ebeveyn kadınların annelik deneyimlerinin menşe ülkelerindeki toplumsal ve kültürel dinamikler aracılığıyla nasıl şekillendiğini ve buna bağlı olarak göç deneyiminde yaşadıkları zorlukları ve güçlenme imkanlarını anlamaya yöneliktir. Buradan hareketle, araştırma kapsamında 16 Suriyeli tek ebeveyn kadın ile görüşme yapılarak annelik deneyimlerinin nasıl oluştuğu ve hangi iktidar ilişkilerince şekillendiği anlaşılmaya çalışılmış, göç öncesi ve göç sonrasındaki gündelik yaşamlarına etkisi eleştirel sosyal hizmet yaklaşımıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda elde edilen bulgular iki ana tema altında analiz edilmiştir. (1) Toplumsal Cinsiyet Rejiminde Annelik Kimliğinin Gelişimi (2) Göç ve Boşanma Deneyimleri Sonrasında Mülteci Tek Ebeveyn Annelerin Baş Etme Mekanizmaları, Güçlenme Pratikleri ve Sosyal Hizmetlere Dair Deneyimleri. Araştırma sonucunda, görüşme yapılan Suriyeli kadınların annelik rolleri ve sorumlulukları altında inşa edilen toplumsal cinsiyet kimliklerinden kaynaklı olarak menşe ülkelerinde özel alana ait olarak tanımlandıkları, erkeğe bağımlı kılındıkları ve buna bağlı olarak sosyo-ekonomik ve psikolojik olarak çeşitli zorluklarla karşılaştıkları gündeme gelmiştir. Göç deneyiminde ise mülteci aile yaşamının çok boyutlu sorunları karşısında toplumsal cinsiyet rejiminden kaynaklı, hayatlarını idame ettirebilecek temel yaşam becerilerine yeterli düzeyde sahip olamamalarına bağlı olarak zorluklar yaşadıkları görülmüştür. Göçle birlikte toplumsal alanlarda karşılaştıkları bu sorunların üstesinden gelebilmek için ise menşe ülkelerinde toplumsal cinsiyete dayalı olarak inşa edilen annelik rollerinin dışına çıkmalarına yol açacak farklı edimlerde bulunmaları gerekmiş ve buna bağlı olarak gündelik pratiklerinde değişimler yaşandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, kadınların Türkiye'deki gündelik yaşamlarında toplumsal cinsiyet temelinde kamusal hayatta görünür olmak, çalışma hayatına dahil olmak gibi kendi hayatlarını idame ettirebilecek kazanımlar aracılığıyla güçlendikleri tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra göç deneyiminde yerel toplum üyeleri tarafında ayrımcılığa maruz kaldıkları, boşanmış bir kadın olarak ise toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ve istismara maruz kaldıkları görülmüştür. Bu kapsamda, göç deneyiminde tek ebeveyn anne olarak karşılaştıkları çok boyutlu sorunlara ve anneliğin toplumsal cinsiyet temelinde inşasına yönelik eleştirel bir bakış açısıyla sosyal hizmet uygulamalarına dair öneriler sunulmuştur.

AnnelikBaşa çıkmaGöçler+7
Ömer Takak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üretim işçisi evli kadınların iş ve sosyal yaşamlarının toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla incelenmesi

İş yaşamı hem yaşamsal sorunların ortaya çıktığı hem de kendine has problemleri içinde barındıran bir alandır. Bu sorunlara ek olarak çalışma yaşamı işçi kadınlar için toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelinde yani sadece kadın oldukları için karşılaşabilecekleri sorunların da ortaya çıkabileceği bir alan olabilmektedir. İş yaşamı ve aile yaşamının etkileşimi ile birlikte de kadınların sorunları yapısallaşmaktadır. Bu sorunların çözülebilmesi için mevcut durumun ortaya konması önemlidir. Bu çerçevede araştırmanın problemi; üretim alanında çalışan işçi kadınların toplumsal cinsiyet rollerini nasıl deneyimlediklerini, toplumsal cinsiyet deneyimlerinin iş ve aile yaşamına etkilerini ve iş-aile yaşamı etkileşiminden doğan kadına özgü deneyimleri belirleme ihtiyacıdır. Bu araştırmanın amacı üretim işçisi olarak çalışan evli kadınların iş ve sosyal yaşam deneyimleri ile, bu deneyimlerin toplumsal cinsiyet rollerinden nasıl etkilediğine dair derin bir anlayış kazanılmasını sağlamaktır. Niteliksel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmada fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları benzeşik durum örneklemesi ve amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren fabrikalarda işçi olarak çalışan, evli, 18-65 yaş aralığında kadınlar ile yürütülmüştür. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla veri toplanmış, elde edilen veriler deşifre edilerek MAXQDA Plus 2020 paket programı ile analiz edilmiştir. Tümevarımsal tematik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma bulguları; "Özel Alanda Kadın İşçi Deneyimleri", "Üretim İlişkileri Temelinde Çalışma Yaşamı" ve "Çalışma Yaşamında Karşılaşılan Eşitsizliklere Çözüm: Hak Koruyucu Olarak Sosyal Hizmet ve Sendika" olarak 3 ana tema altında toplanmıştır. Katılımcıların, iş ve sosyal yaşamlarını eşitsiz cinsiyet ilişkileri temelinde sürdürdüğü anlaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerin özel alandaki yaşam pratiklerinde ücretsiz ev içi emek, bakım emeğinin kadının rolü olarak benimsenmesine karşın erkeğin aile bütçesini yönetme görevi öne çıkmaktadır. İş yaşamındaki cinsiyet eşitsizliklerinin ise işe giriş sürecinde, terfi ve yükselmede, zam miktarının belirlenmesinde etkili olduğu ortaya konmuştur.

Evli kadınlarKadın işçilerSosyal hayat+4
Güler Doymaz Aydın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Feminist sosyal hizmet perspektifinden fiziksel engelli kadınların annelik deneyimleri

Araştırmanın amacı, fiziksel engelli kadınların annelik deneyimlerinin keşfedilmesidir. Araştırma, Şubat 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada, feminist metodoloji temel alınmıştır. Araştırmanın öznelerine kriter örnekleme ve kartopu örnekleme yoluyla ulaşılmıştır. Araştırmanın öznelerini 0-18 yaş arası çocuğa sahip olan fiziksel engelli (ortopedik, görme ve işitme) kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma, ortopedik engelli 6 kadın, görme engelli 7 kadın, işitme ve konuşma engelli 8 kadın olmak üzere toplam 21 kadının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın öznelerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanan veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Verilerin analiz edilmesinde NVIVO 12+ nitel veri analizi yazılımı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, anne olan fiziksel engelli kadınlar sağlamcı bir toplumda engelli olmaktan ve ataerkil bir toplumda kadın olmaktan kaynaklanan baskıları kesişimsel bir şekilde deneyimlemektedirler. Annelik sürecinde fiziksel engelli kadınlar doğum bakım hizmetlerinin erişilebilir şekilde sunulmaması, kamusal alanların engelli kadınların gereksinimlerine göre düzenlenmemiş olması, bebek bakım ekipmanlarının evrensel tasarım ilkesine göre tasarlanmaması sebebiyle annelik pratiklerini gerçekleştirirken güçlükler yaşamaktadırlar. Öte yandan engelli kadın olarak annelik rolü yeterliliği üzerinden toplumsal baskılarla karşılaşmaktadırlar. Süreç içerisinde kadınların karşı karşıya kaldıkları baskıların ortadan kaldırılabilmesi için gerekli olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetler yetersiz kalmakta, kadınlar kendi baş etme stratejileri ile güçlenmeye çabalamaktadırlar. Dayanışma, kadınların yaşadıkları güçlüklerle baş edebilmeleri ve öznel annelik deneyimlerini inşa edebilmeleri için önemli bir pratik olmaktadır. Araştırma, anne olan engelli kadınların güçlenmelerine katkı sağlayacak olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetlere yönelik olarak feminist sosyal hizmet odağında önerilerle sonlandırılmıştır.

Anne deneyimiAnnelikBedensel engelliler+6
Dilara Keser
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükü ve ruhsal iyilik hallerine ilişkin nicel bir araştırma

Bu araştırma, kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere evde bakım uygulaması kapsamında bakım veren aile üyeleri ile aynı hanede yaşayan yetişkin aile üyelerinin bakım yüklerini ve ruhsal iyilik hallerini ortaya çıkarmak ve araştırmaya katılan bireylerin bakım yükünün ruhsal iyilik hallerine etkisini saptamak amacını taşımaktadır. Nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada, tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Evde bakım uygulamasından yararlanan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 313 bakım veren aile üyesi ve aynı hanede yaşayan 129 yetişkin aile üyesi olmak üzere toplam 442 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ve PERMA İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS V27 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere evde bakım uygulaması kapsamında bakım veren aile üyelerinin bakım yükünün, şiddetli yük kapsamında olduğunu, ruhsal iyilik halleri açısından ise ölçek puan ortalamalarının düşük düzeyde olduğunu söylemek mümkündür. Araştırma sonuçlarında hem evde bakım uygulaması kapsamında bakım verenlerin hem de yetişkin aile üyesi katılımcıların bakım yükünün, ruhsal iyilik hallerini negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Bu kapsamda katılımcıların bakım yükü arttıkça ruhsal iyilik hallerinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular, kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükünü azaltılıp ve ruhsal iyilik hallerinin artırılmasına yönelik sosyal hizmet müdahaleleri ve sosyal politikalarının ortaya konulması ihtiyacını ön plana çıkarmıştır. Bu bağlamda öncelikle ruh sağlığı alanında kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükünün azaltılması amacıyla ruhsal hastalık tanısı almış birey sayısı ile orantılı olarak Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin artırılması, bakım veren bireylerin ruhsal sağlık takibinin yapılması, bir sosyal politika uygulaması olan evde bakımın, bireylere insan hakları temelinde sunulması öneriler arasında yer almaktadır. Anahtar Sözcükler Kronik ruhsal hastalık, bakım, bakım yükü, ruhsal iyilik hali, sosyal hizmet

Bakım verme yüküKronik hastalıkKronik ruhsal hastalıklar+4
Bilgehan Ergün
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eleştirel sosyal hizmet çerçevesinde şizofreni tanılı kişilerin ve yakınlarının damgalanma deneyimleri: Zonguldak örneği

Bu araştırmanın amacı, şizofreni tanılı kişilerin ve yakınlarının damgalanma deneyimlerini ortaya koyarak eşitsizlik ve ayrımcılık pratiklerine görünürlük kazandırmaktır. Zonguldak Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nden hizmet alan kişiler bu çalışmanın popülasyonunu oluşturmuştur. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu araştırmada 17'si tanılı bireylerden, 15'i ise tanılı bireylerin yakınlarından oluşan 32 özne ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler beş ana tema çerçevesinde kategorize edilmiştir. Bu temalar (1) sosyal ilişkilerde meydana gelen değişimler, (2) öz-imajda meydana gelen değişimler, (3) kamusal alanda eşitsiz koşullarla ve ayrımcılık pratikleriyle karşılaşmak, (4) bakım verenlere özgü deneyimler ve (5) mücadele taktikleri şeklinde kavramsallaştırılmıştır. Öznelerin tanı konulduktan sonraki süreçte yalnızlaştıkları ve kamusal alandan dışlandıkları anlaşılmıştır. Yaygın stereotiplerle karşılaşmak ve aşağılanmak kamusal alandan dışlanmanın gündelik tezahürleridir. Sosyal ilişkilerden dışlanma ve sosyal kimliğin damgalanma deneyimleri çerçevesinde inşa edilmesiyle birlikte özneler kendilerini toplumun gördüğü gibi görmeye başlamış, eksiklik ve mahcubiyet duyguları yoğunlaşmış ve tanı, kimliğin asli bileşeni hâline gelmiştir. Tanılı öznelerin çoğunun üretim ilişkilerine dâhil olamadığı tespit edilmiştir. İstihdama katılımın mümkün olduğu durumlarda ise esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerinin yoğunlaştığı anlaşılmıştır. Partnerleri tanılı olan kadınlar ise hem bakım rollerini üstlenmek hem de evin geçimini sağlamak gibi zorlu görevlerle karşı karşıya kalmışlardır. Bakım yükünü çoğunlukla aile üyelerinin üstlenmesi sonucunda bakım rolü gündelik hayat pratiklerinin önüne geçmiş ve özneler bakım dışında hiçbir şey yapamaz hâle gelmiştir. Tanıyı gizlemek veya ifşa etmek, toplumsal ilişkilerden kaçınmak ve çevreyi sınırlı tutmak ve tinsel referanslara tutunmak deneyimlenen sorunlar karşısında başvurulan mücadele taktikleridir. Tanılı kişileri ve yakınlarını hak talep eden özneler hâline getirmek için şizofreni tanılı kişileri ve yakınlarını bir araya getiren sivil toplum örgütlerinin eleştirel sosyal hizmet teorisinden dayanağını alan ve üyelerinin politikleşmesini sağlayan bir içerikle yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Ayrıca sosyal hizmet disiplininin ruh sağlığı alanındaki önemini artıracak bir kurumsal-yasal formasyona ihtiyaç duyulmaktadır.

AyrımcılıkBakım verme yüküDamgalama+4
Muhammed Macit Demir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında yalnız yaşayan yaşlı kadınların sorunları ve yaşam deneyimleri: Kocaeli ili örneği

Bu araştırma yalnız yaşayan yaşlı kadınların yaşam deneyimlerini, sorunlarını ve gereksinimlerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmanın öznelerini Kocaeli'nde ikamet eden 65 yaş ve üzeri yalnız yaşayan yaşlı kadınlar oluşturmuştur. Görüşmecilere kartopu örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 15 yalnız yaşayan yaşlı kadınla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi MAXQDA 12 nitel veri analiz programı yardımıyla çözümlenmiştir. Analizin gerçekleştirilmesinin ardından yalnız yaşayan yaşlı kadınların geçmiş yaşam deneyimlerinde maruz kaldığı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnız yaşama deneyimlerini zorlaştırdığı görülmüştür. Yaşlılık dönemine dezavantajlı olarak giren görüşmecilerin yalnız yaşama deneyiminin, yaşlılık dönemine özgü sorunların, yaş ayrımcılığının baş etmekte zorlandıkları ortaya çıkmıştır. Geleneksel cinsiyet ve yaşlılık rollerinin içselleştirilmesi görüşmecilerin yaşam deneyimlerini etkileyen önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda yalnız yaşayan yaşlı kadınların toplumsal katılımını destekleyen ve baş etme pratiklerinin geliştirilerek kadınların güçlenmesine yönelik sosyal politika ve feminist sosyal hizmet uygulama önerileri sunulmuştur.

Kadın sorunlarıKadınlarKocaeli+6
Eda Öner
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarında merhamet yorgunluğuna etkide bulunan faktörlerin incelenmesi

Travmatik bir öyküye sahip olmak sadece travma mağdurunu etkilemez. Travma mağduru bireylerle çalışan sosyal hizmet uzmanları da bu hikâyeden dolaylı olarak etkilenir ve bu durum merhamet yorgunluğuna neden olabilir. Bu araştırmanın amacı, tıbbi sosyal hizmet alanında çalışmakta olan sosyal hizmet uzmanlarının maruz kaldıkları merhamet yorgunluğuna neden olan faktörlerin belirlenmesidir. Bu bağlamda Ankara'da ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında çalışmakta olan 15 sosyal hizmet uzmanı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu eşliğinde Haziran 2022 ve Ağustos 2022 tarihleri arasında derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir ve veriler toplanmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle manuel ve MAXQDA 2022 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre 3 ana tema oluşmuştur. Bunlar 1) tıbbi sosyal hizmet alanında çalışmak; 2) travma mağduru bireylerle çalışma ve 3) psikososyal destek hizmetlerine olan ihtiyaçtır. Sonuç olarak psikososyal destek eksikliği, karşılaşılan vakalar, empatik yaklaşım, vaka yükü merhamet yorgunluğunun oluşumunda etkide bulunan faktörler arasında ön plana çıkmaktadır. Meslek elemanlarının iyilik hallerini ve mesleki doyumunu arttırmak ve merhamet yorgunluğu gibi dolaylı travmalardan korunması için mikro, mezzo ve makro boyutta sunulacak hizmet ve uygulamalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Sözcükler Tıbbi sosyal hizmet uzmanı, merhamet yorgunluğu, sosyal hizmet

Merhamet yorgunluğuSağlık hizmetleriSağlık kuruluşları+2
Sena Odabaş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evde yaşayan yaşlı bireylerin yerinde yaşlanma deneyimleri ve sosyal hizmet gereksinimleri: Ankara ili örneği

Araştırmanın temel problemi, Ankara ili örneğinde evde yaşayan 65+ yaş grubu yaşlı bireylerin yerinde yaşlanma deneyimlerinin, yaşadıkları zorlukların ortaya konulması ve sosyal hizmet gereksinimlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın amacı, evde yaşamını sürdüren yaşlı bireylerin destek ve bakım ihtiyaçları ile ilgili yaşadıkları sorunları ortaya çıkarmak ve yerinde yaşlanma kapsamında bu sorunların giderilmesine ilişkin sosyal hizmet gereksinimlerini belirlemektir. Araştırmada evde yaşayan yaşlı bireylerin deneyimleri ve sosyal hizmet gereksinimleri ekolojik sistem yaklaşımı bağlamında ele alınmıştır. Nitel araştırma deseni ile yapılan çalışmada fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Ankara ilinde yaşayan 16 kadın ve 14 erkek toplam 30 yaşlı bireye kartopu örneklem yoluyla ulaşılmış; yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Veriler tematik analize tabi tutulmuş; "yerinde yaşlanma deneyimleri" ile "yerinde yaşlanma destek sistemleri ve sosyal hizmet gereksinimleri" isimli iki tema altında sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre, yaşlı bireyler alışkın oldukları evlerinde mümkün olduğunca uzun süre yaşamak istemektedirler. Evde yaşama tercihlerini, evin fiziksel koşullarının uygunluğu, çevredeki mekânların ulaşılabilirliği, iletişim ve ulaşım imkânları, sosyokültürel aktivitelere katılım, teknoloji kullanma becerisi ile evine yüklediği anlam belirlemektedir. Ayrıca, yaşlı bireylerin ihtiyaçlarına ilişkin enformel ve formel destek sistemlerinin çeşitliği ve kalitesi evde yaşama tercihlerini belirleyen diğer unsurlardır. Yaşlı bireyler kamu kurumları tarafından verilen hizmetlere güven duymakta, yerinde yaşlanmaya ilişkin evde sağlık ve bakım hizmetlerinden yararlanmaktadırlar. Yaşlı bireyler sosyal destek ve evde bakım hizmetlerini mahalle bazında açılacak gündüzlü merkezlerden almak istemektedirler. Araştırmada evde yaşayan yaşlı bireylerin yerinde yaşlanma deneyimleri ve sosyal hizmet gereksinimleri sosyal hizmet disiplini bakış açısı ile sosyokültürel ve ekonomik boyutlarıyla ele alınmıştır. Yaşlı bireylerin özellikleri, ihtiyaçları ve tercihleri dikkate alınarak alternatif hizmet modellerine ilişkin sosyal politikaların oluşturulması ve uygulanması için önerilerde bulunulmuştur.

Aktif yaşlanmaAnkaraSosyal hizmetler+5
Gülay Sezgin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Pandora'nın kutusundaki umudu günyüzüne çıkarmak: Çocukluğunda ensest saldırıya maruz bırakılmış kadınların feminist sosyal hizmet perspektifiyle kendilerini toparlama gücü ve stratejileri

Ensest saldırı ve kendini toparlama gücünün, güçlenme ve feminist sosyal hizmet kesişiminde irdelendiği, keşfe dayanan bu retrospektif araştırmada, meseleye dair patoloji ve uyumun ötesinde bir anlayış geliştirilmeye çalışılmıştır. Araştırmada, ensest saldırı, kan, mekân, bakım, güven bağı odağında ve rızadan bağımsız ele alınırken, kendini toparlama gücü ise alanyazındaki bilginin bütünleştirilmesi ile çok boyutlu bir şekilde kavramsallaştırılmıştır. Görüşme platformu, amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılarak araştırmaya katılmaya onam veren 15 kadın tarafından belirlenirken, derinlemesine görüşmelerden elde edilen anlatılar refleksif tematik analiz yönteminin yol göstericiliğinde çözümlenmiştir. Analizde anlatılar, ensest saldırının dört önemli unsuru olan sistem, fail, tanıklar ve maruz bırakılanın, eşitsiz güç ilişkileri, baskıcı ve tahakküme dayalı cinsiyet rejimi ve aileci ideoloji içerisinde görünür olabileceği şekilde ortaya konulmuştur. Sonuç olarak ensest saldırıda kendini toparlama gücü, "Öznel Güçlenme Boyutu", "Eleştirel Bilinçlilik Boyutu", "Dirençlilik ve Sistemi Aşma Boyutu" ve "Kolektif, Dayanışmacı ve Dönüştürücü Eylemlilik Boyutu" olmak üzere dört boyutlu bir örüntü geliştirilerek sistematize edilmiştir. Anlatılardaki güvenliği tehdit edici unsurlar Lena Dominelli'nin "Çok Boyutlu Güç Modeli" bağlamında ortaya konulurken, öznelerin kendilerini toparlamalarına dair kullandıkları stratejiler ise, öznel, potansiyel ve kolektif güç stratejileri kategorizasyonunda ele alınmıştır. Araştırma sonuçları, ensest saldırıda kendini toparlama gücünün hayatta kalmanın ötesinde "feminist bir kendini toparlama gücü" olmasına işaret etmektedir. Etkin öznelerin, özel olanın politik olduğu eleştirel bilinçliliği ile, kendi inşa ettikleri kimlikliklerindeki dönüşümü, sistemi dönüştürmede bir direniş gücü olarak kullandıkları anlaşılmaktadır. Pandora'nın Kutusu'nun patriyarka tarafından üretildiği, kadınlara verildiği ve sonrasında yine kadınların suçlu ilan edildiği bir rejimde, sistem kadınların inanırlıklarını sorgularken, kadınların kendilerine olan inançlarını dayanışmacı bir eylemlilikle umuda dönüştürmeleri, bu araştırma ile somutlaşmaktadır. Araştırmanın sonuçları, öznelerin önerileri ile de birleştirilerek, proaktif ve reaktif öneriler olarak sosyal hizmet politika ve uygulamasının, feminist perspektifle, baskı karşıtı, güçlenme ve hak odaklı değişim göstermesine yol açacak şekilde yapılandırılmıştır.

Cinsel istismarEnsestGüçlendirme+3
Türküler Erdost
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal hizmet uzmanlarının çocuklarla çalışmalara dair "eleştirel iyi uygulama" hakkındaki görüşleri: Bir niteliksel araştırma

Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de çeşitli zamanlarda, alanlarda ve örgütlerde çocuklarla sosyal hizmet uygulamaları yürüten sosyal hizmet uzmanlarının uygulama deneyimleri üzerinden özenli ve ustalıklı uygulamaları görünür kılmaya katkıda bulunmaktır. Uygulama örneklerinde güç ilişkilerini sorgulamak, eleştirel sosyal hizmet uygulamaları ve eleştirel iyi uygulamaya dair tartışmalara katkıda bulunmak amaçlanmıştır. 23 sosyal hizmet uzmanıyla yapılan derinlemesine görüşmeler MAXQDA Analytics Pro yazılımı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları çocuklarla eleştirel sosyal hizmet uygulamalarında sosyal hizmet uzmanının öne çıkan özelliklerinin; sorumluluk alma, kendi güçlü yönlerini harekete geçirme, çocuğun güçlenmesine özenle eşlik etme, süreci kolaylaştırma ve eleştirel bilinci güçlendirme olduğuna işaret etmiştir. Sosyal hizmet uzmanının bir değişim eşlikçisi olarak eleştirel sorgulama eyleminin, harekete geçme eyleminin ve bazı kişisel yaşantılarının eleştirel iyi uygulama açısından önemi görülmüştür. Çocuklarla eleştirel sosyal hizmet uygulamalarını güçlendirme sürecinde ise sosyal hizmet uzmanının değişim tahayyülü başta olmak üzere değişim için belirleyici olan bazı konuların (kullanılan dil, çocuk algısı, gündem oluşturma, dünya olayları ve ideolojilerin etkisi) önemi anlaşılmıştır. Ayrıca çocuklarla sosyal hizmet alanında karar verme ve kaynakları dağıtma gücü olanların, sosyal hizmet uzmanının bağlı olduğu örgütün ve kendisinin çocuğun güçlenmesine destek konusunda gözden geçirmesi ve gözetmesi gereken pek çok konu olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın çocuklarla çalışan sosyal hizmet uzmanlarının uygulama deneyimlerini görünür kılmaya ve çocukların güçlenmesine destek olmaya yönelik eleştirel sosyal hizmet uygulamalarının gelişmesine ve eleştirel iyi uygulamaların çoğalmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Eleştirel iyi uygulamaGüçlendirmeSosyal hizmet uzmanları+2
Emrah Kırımsoy
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alzheimer tanısı konulan yaşlıların ailelerinin sosyal hizmet gereksinimleri

Bu araştırma Alzheimer teşhisi konulan yaşlılara bakım veren ailelerin hastalık süreci boyunca yaşadıkları güçlüklerin öğrenilmesi ve ihtiyaç duydukları sosyal hizmet gereksinimlerinin neler olduğunu öğrenmek amaçlarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma Haziran 2017-Aralık 2018 yılları arasında Ankara'da gerçekleştirilmiştir. Nitel desenle tasarlanmış olan bu araştırmada katılımcılara kartopu örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Bu yöntem ile ulaşılan ve hastaların biyolojik akrabaları olan 18 kadın 2 erkek ile yarı yapılandırılmış soru formu üzerinden derinlemesine görüşmeler yapılmış, toplanan veriler MAXQDA 18 Nitel Veri Analizi Programı ile çözümlenmiştir. Araştırma sonunda Alzheimerlı bireye bakım verirken, ailelerin yaşadığı en büyük güçlüklerin hastalarının temel bakım ihtiyaçlarını gidermek ile hastalığı ve hastayı yönetmek konusunda olduğu görülmüştür. Bu güçlüklere ekonomik anlamda yaşanan güçlükler de eşlik etmektedir. Ailelerin birçok sosyal hizmet gereksinimleri olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Bu gereksinimler alternatif kurum gereksinimleri (gündüzlü bakım veren merkezler), hasta yakınlarına sosyal hizmet aracılığıyla bakıcı desteği, ailelere psikososyal destekler, hastalık hakkında bilgi alınacak profesyonel platformlar, Alzheimer hastaneleri ve hastalık masraflarının devlet tarafından karşılanması şeklinde ortaya çıkmıştır. Ulaşılan bu sorunlara ilişkin mikro, mezzo ve makro düzeyde çeşitli çözüm önerileri araştırma sonunda geliştirilmiş olup, bu önerilerin hayata geçirilmesi için öncelikle toplumda Alzheimer hastalığının farkındalık düzeyinin arttırılması gerektiği söylenebilir. Anahtar Sözcükler Alzheimer, bakım veren aile üyeleri, sosyal hizmet gereksinimleri

Aile gereksinimleriAlzheimer hastalığıHasta yakınları+4
Ecem Naz Nazlıer Keser
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular