Sosyal hizmetler
308 theses under this subject heading
Sosyal hizmet ortamının restoran imajına etkisi
Hizmet sektörlerinde hizmet ortamının imaj üzerine etkisi araştırılırken, sosyal hizmet ortamının geri planda kaldığı görülmüştür. Hizmet sektörü insan faktörünü temel alan bir sektör olduğundan, insan faktörünün (çalışanlar, müşteriler, kalabalık ve ilişki) imaj üzerindeki etkisinin incelenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, sosyal hizmet ortamının restoran imajına etkisini belirlemektir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu ile; 01 Haziran 2021 ile 15 Kasım 2021 tarihleri arasında Eskişehir'de faaliyet gösteren birinci sınıf restoranlarda yemek yiyen 392 kişiden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik paket programı aracılığıyla korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar; müşterilerin restoran çalışanlarına, müşterilerine ve restoranda kurulan ilişkilere dair olumlu düşüncelere sahip olduklarını, restoranı sosyal açıdan kalabalık bulmadıklarını ve restoranın imajına yönelik olumlu algılarının olduğunu göstermiştir. Sosyal hizmet ortamı boyutlarından çalışanlar, müşteriler ve ilişki boyutu ile restoran imajı arasındaki korelasyon katsayıları pozitif ve anlamlı bulunduğundan; katılımcıların restoranlardaki sosyal hizmet ortamına ilişkin algılamaları olumlu oldukça, restoran imajı algılarının da olumlu yönden artacağı söylenebilir (p<0,01). Bununla birlikte; sosyal kalabalık boyutu ile restoran imajı arasındaki ilişki anlamlı bulunamamıştır (p>0,01). Araştırmada sosyal hizmet ortamının restoran imajı üzerindeki etkileri regresyon analizi ile incelenmiştir. Analiz sonucunda; çalışanlar, müşteriler ve ilişkinin restoran imajını etkilediği ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, restoran imajını etkileyen en önemli unsurun, ilişki (müşteri çalışan arasındaki etkileşim/ilişki) olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal hizmet ortamı, imaj, restoran.
Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları: Malatya Büyükşehir ve Elazığ Belediyesi örneği
Sanayi toplumuna geçilmesi ile birlikte köyden kente göç artmış ve bunun sonucunda kentlerde nüfus artışı meydana gelmiştir. Bununla birlikte kentlerde yaşayan insanların ihtiyaçları artmış ve merkezi yönetim bu beklentilere cevap veremez duruma gelmiştir. Artan bu ihtiyaçlar neticesinde devlet sosyal sorunlara müdahale etmek zorunda kalmıştır. Gelişen şartlarla birlikte yerelleşme olgusu önemli hale gelmiştir. Yerel yönetimler içinde bulunan belediyelere de bu anlamda görevler düşmektedir. Bu sebeple çalışmada belediyelere ağırlık verilmiş, belediyelerin tarihsel gelişimi üzerinde durularak Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Elazığ Belediyesi incelenmiş ve görüşülen kişilerden alınan cevaplar neticesinde alınan veriler tabloya dönüştürülmüştür.
Türkiye'de yerel yönetimlerde sosyal belediyecilik: Üsküdar Belediyesi örneği
Tarihin her döneminde insanlar birbirlerine yardımcı olmayı dini bir sorumluluk olarak görmüşler ve varlıklı kimseler hayırseverlik anlayışı doğrultusunda yoksul, yardıma muhtaç kimselere el uzatarak onların insanca yaşamalarına katkıda bulunmuşlardır. Ancak sosyal politika için Sanayi Devrimi ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim Sanayi Devrimi ile birlikte sosyal politika bir bilim dalı haline gelmiş ve devrim sonrası ortaya çıkan işçi sınıfı ile işveren arasındaki huzursuzlukların önüne geçmek için birtakım düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Değişen koşullar, çeşitlenen ihtiyaçlar karşısında ise sosyal politika kapsamını genişletmek durumunda kalmış ve birçok grubu kapsayan politikalar üretmeye başlamıştır. Günümüzde merkezi yönetimler, dünyada yaşanan değişimlerin etkisiyle birlikte kamu hizmeti sunumundaki görev ve sorumluluklarını yerel yönetimlerle paylaşmaktadırlar. Ülkemizde yerel yönetim birimleri içerisinde ön planda bulunan belediyeler, klasik belediyecilik hizmetlerinin yanında artık kendi sınırları içerisinde yaşayan vatandaşların huzuru, refahı için çeşitli yardımlarda bulunmakta ve hizmetler sunmaktadırlar. Belediyelerin bu tür sosyal yardım ve sosyal hizmet karakterli uygulamaları ise sosyal belediyecilik anlayışını ortaya çıkarmaktadır. 2004 sonrası değişen yerel yönetim yasalarıyla birlikte belediyeler, sosyal politika taşıyıcısı olma noktasında oldukça önemli sosyal sorumluluklarla donatılmış bulunmaktadırlar. Bu çalışmada; Türkiye'de yerel yönetimlerde sosyal belediyecilik anlayışı Üsküdar Belediyesi örneği üzerinden incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde sosyal politika, sosyal devlet, sosyal belediyecilik ile ilgili kavramlar geniş bir biçimde açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Üsküdar Belediyesi'nin dezavantajlı gruplara yönelik uygulamış olduğu sosyal belediyecilik hizmetleri değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Sosyal Politika, Sosyal Belediyecilik,Sosyal Hizmet, Üsküdar Belediyesi.
Türkiye'de belediyelerde dezavantajlı gruplara yönelik sosyal politika uygulamaları: Kütahya Belediyesi örneği
Sosyal politikaların tarihi incelendiğinde; insanlık tarihinin her döneminde insanlar arasında gerek bireysel, gerekse örgütlenerek yapılan sosyal yardımlaşma örneklerine rastlanılabilmektedir. Sosyal yardımların devlet eliyle planlı bir şekilde yapılması Sanayi Devrimi ile birlikte olmuştur. Sanayileşme neticesi kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru yoğun bir şekilde göçler başlamış ve kentsel alanlardaki nüfus yoğunluğu artmıştır. Kentlerde nüfusun artmasıyla da çevresel, kültürel, ekonomik ve sosyal kimi sorunlar meydana gelmiştir. Dolayısıyla devlet bu sorunların çözümü için sosyal politikalar uygulamaya başlamıştır. Günümüzde sosyal politikalar merkezi ve yerel yönetimlerce uygulanmaktadır. 1980'li yıllardan sonra neo-liberal politikaların benimsenmesiyle birlikte hizmetlerin sadece merkezden yönetimlerce yapılmasının birtakım aksaklıklara yol açacağı düşüncesi ağır basmış ve yerel yönetimler ön plana çıkmıştır. Yerel yönetimler belirli bir coğrafi alanda yerel ihtiyaçların tespiti ve giderilmesi noktasında, merkezi yönetimlere nazaran daha etkin rol almaktadır. Türkiye'de yerel yönetim birimlerinden belediyelere bu anlamda önemli görevler düşmektedir. Nitekim 2000'li yıllardan sonra yapılan düzenlemelerle belediyelere geleneksel belediyecilik hizmetlerinin yanında sosyal sorumluluklar da verilmiş, özellikle dezavantajlı grupların korunmasına yönelik faaliyetleri artırılmıştır. Bu kapsamda çalışmada; Türkiye'de yerel yönetimlerin dezavantajlı gruplara yönelik sosyal belediyecilik uygulamaları Kütahya Belediye'si örneği üzerinden ele alınmıştır. Bu çalışmanın birinci bölümünde; sosyal politika kavramı detaylı bir şekilde açıklanmıştır. İkinci bölümünde; Türkiye'de dezavantajlı gruplara yönelik sosyal politikalar ve politikaların uygulanmasında görev alan kurumlardan bahsedilmiştir. Üçüncü bölümünde ise; Kütahya Belediyesi'nin dezavantajlı gruplara yönelik yaptığı hizmetler değerlendirmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Dezavantajlı Grup, Kütahya Belediyesi, Sosyal Belediyecilik, Sosyal Politika
Türkiye'de sosyal yardımlaşma müessesesi: Durum analizi, sorunlar ve çözüm önerileri
Gelir dağılımında adaletin sağlanamadığı veya az olduğu ülkelerde yoksul olarak tanımlanan bir kesimin varlığı söz konusudur. Her ülkede yoksulluk gelir dağılımında adil olmayan bir sistemin etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Bu adil olma durumu geciktikçe, toplum da, zengin kesim ile fakir kesim arasında gelir farkı artmaktadır.Gelir dağılımında, mesleki durum, eğitim düzeyi, ticari yetenek ve diğer kendini ispat fırsatları da etkilidir. Bu nedenle toplumlarda sosyal devlet kavramı devreye girer. Bu şartlara sahip olmayanlara sosyal yardım sistemi çerçevesinde destekler sağlanır. Bu desteklerin toplumda yoksullarla zenginler arasındaki gelir farklarını azaltıcı bir etki oluşturması beklenir.Ancak sosyal yardım sistemleri dünyada çok etkin bir şekilde uygulanamamaktadır. Temel nedeni ise, mevcut yönetimlerin bu faaliyeti öncelikli görevler arasında saymamasından kaynaklanmaktadır. Ülkelerde, Maliye Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıklar kurulup, bunlarla ilgili özel teşkilatlanmalar yapılmaktadır. Bu ve benzeri temel hizmet alanlarında iç ve dış politikalar üretilmektedir. Fakat gelir adaletini düzenleyici ve bu yönde politika geliştirici çalışmalar, bağımsız yapılmamaktadır. Her ülke de var olan sisteminin sistemin ikinci derece öneme sahip bir görevi olarak algılanan Sosyal Yardım uygulamaları vardır. Ancak gerçekte yeterince önemsenmeyen bir durumdadır.Her ülke bu işi bir zorunluluk hissetmeden, sadece manevi duygularla karışık bir politika ile yapmaktadır. Oysa yoksullukla mücadele öncelikli hedefler arasında olmalıdır. Yoksulluğu önleme politikaları tüm bakanlıkların ortak destek verdiği bir kalkınma projesi olmalıdır. Çünkü bir toplum da tüm bireylerin refah düzeyi yüksek olursa toplumunda refah düzeyi yüksek olur. Bu mücadelenin yapılmaması gelişmiş toplum olmayı engelleyecektir. Gelişmiş ekonomiler gelir düzeyi yüksek olanların ekonomilere sağladıkları katkılarla büyümektedirler. Katkı sağlama yeteneği olmayan yoksul kesimin ise payı yok denecek kadar az olmaktadır. Dolayısı ile buradan şu sonuç çıkarılabilir: ?Ülkeler zenginlerin gelirlerindeki artış ölçüsünde veya yoksullarla zenginler arasındaki gelir farkının büyüme oranı ölçüsünde kalkınırlar? .Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliği en aza indirme girişimi olarak adlandırabileceğimiz, sosyal yardım sistemi sistemli bir şekilde yapılanmadığından, yetersiz ve dağınık bir şekilde faaliyette bulunmaktadır. Bu nedenle bu yapıda bazen kaynak israfı, bazen de kaynak yetersizliği görülmektedir.Sosyal Yardım Sistemindeki sorunun çözümü için bir model geliştirmeye çalışarak, bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Her ülkenin ortak sorunlarından biri olan; ?Büyümede Süreklilik? esasının gerçekleştirilmesi yoksullukla ilgilidir. Bu nedenle yoksulluğun önlenmesi için ?Gelir Farkının Azaltılmasında Süreklilik? esasının sağlanması gerekmektedir. Toplumların gelir düzeyine bağlı olarak kişi başı milli gelirden alınan paylar, bölgelere, sektörlere, meslek gruplarına göre ayrıldığında gelir adaleti sorgulanabilecektir. Bu temel sorunlar çerçevesinde yoksullukla mücadele politikalarının planlanması esasına göre bir model önerisi hazırlanmıştır.Önerilen model ile öncelikle mevcut sistemin aksaklıkları ele alınarak çözüm üretilmesi amaçlanmıştır. Buna göre mevcut sistemdeki, Kurumsal Sorunlar, Finansal Kaynak Sorunları, Dağınıklık Sorunu ve Kaynakların etkin kullanım sorunları ele alınmıştır. Tespit edilen aksaklıklar için çözüm önerileri de yine aynı şekilde Kurumsal Yapılanma, Finansal Yapılanma ve Temel Politikalar başlıkları ile sunulmuştur.Anahtar Kelime; Yoksulluk, Sosyal Yardım, Sosyal Risk, Sosyal Koruma, Sosyal Hizmet
Türkiye'de belediyelerde hizmet sunumu: Sosyal belediyecilik Kütahya il Belediyesi örneği
Türkiye'de yerel yönetimler, halka sundukları hizmetler bakımından merkezi yönetimle birlikte oldukça önemli görevler üstlenmektedirler. Yerel yönetimler içinde ön plana çıkan yapılar ise belediyelerdir. Belediyeler, beldede yaşayan sakinlerin ortak nitelikteki her türlü ihtiyacını karşılamakla sorumlu kamu kuruluşlarıdır. Bu çalışmada Türkiye'de belediyelerin hizmet sunumundan birisi olan sosyal belediyecilik konusu Kütahya İl Belediyesi üzerinden incelenecektir. Sosyal devlet ilkesi Türkiye'de anayasal boyutta ilk kez 1961 Anayasasında yer almıştır. Sosyal devlet ile insanları istenmeyen durumlardan korumanın yanında, muhtaç durumda olanları da yardım etmeyi amaçlamıştır. Belediyeler boyutundaki şekli olan sosyal belediyecilik ise Kütahya İl Belediyesi üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde belediyelerin yapısı, görev ve yetkileri, belediyelerin gelir ve giderleri, belediyelerin sunduğu hizmetler ve belediyelerin merkezi yönetimle arasındaki hizmet ve gelir paylaşımına ana hatlarıyla değinilmiştir. İkinci bölümde 20'nci yüzyılla birlikte ortaya çıkan bir kavram olan sosyal devletin tanımı yapılarak ülkemizdeki gelişimi ve sosyal devletin mikro düzeydeki hali olan sosyal belediyecilik kavramı üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise sosyal belediyecilik kapsamında Kütahya İl Belediyesinin ilgili birimlerince yapılmış olan sosyal belediyecilik uygulamalarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Belediye, Sosyal Devlet, Sosyal Yardım, Sosyal Hizmet, Sosyal Belediyecilik, Kütahya Belediyesi.
Akran zorbalığı ile ergenlerin algıladıkları aile işlevselliğinin incelenmesi
Akran Zorbalığı İle Ergenlerin Algıladıkları Aile İşlevselliğinin İncelenmesi Bu araştırma, ergenlerin akran zorbalığı davranışına yönelme durumlarını, sosyo-demografik özellikler, aile işlevselliği ve ergenin özelliklerine göre değişip değişmediğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında halen eğitimine devam eden lise 1-2-3-4. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırma Ankara İli Çankaya İlçesi Özel Kampüs Temel Lisesinde eğitim görmekte olan 343 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. İncelenen değişkenlere ilişkin veriler "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği" Türkçe uyarlaması T.Ayas (2008) ve M. Pişkin (2002), "Aile Değerlendirme Ölçeği" Bulut (1990) ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden amaçsal kotalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında ergenin özelliklerinden en fazla zorbalık davranışı gösterme durumu cinsiyet faktöründe görülmektedir. Buna göre erkekler kızlara oranla daha çok zorbalık davranışı sergilemektedir. Ergenlerin aile işlevselliğinin tüm boyutlarında görülen sağlıksızlık ergenin zorbalık davranışı gerçekleştirmesinde en önemli etken olarak bulunmuştur. Özellikle aile işlevselliğinin roller, iletişim, duygusal reaksiyon gösterebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranışın kontrol edilebilmesi ve yaygın işlevlerde görülen sağlıksızlık ergenlerin zorba ve kurban olma durumlarını arttırmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre ergenin sosyo-demografik özelliklerinden zorbalık davranışını etkileyen en önemli faktörlerin anne-baba mesleği olduğu özellikle de anne ve babası memur olan öğrencilerin zorbalık davranışına daha çok yöneldiği görülmüştür. Bu araştırmanın özellikle okul sosyal hizmeti, akran zorbalığı ve aile işlevselliği ile ilgili literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile işlevselliği, akran, akran zorbalığı, ergen, okul sosyal hizmeti
Sosyal belediyecilik uygulamaları: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Eğitim, sağlık, konut gibi temel sosyal ihtiyaçların karşılanması sosyal devletin birincil görevlerinden birisi sayılmaktadır. Ne var ki, küreselleşme ve küre-yerelleşme olgularıyla birlikte gelen dönüşüm süreci ve bu temelde söz konusu sosyal hizmetlere olan talebin sürekli artışı, yerel yönetimlerin de sosyal politikalara dahil edilmesini getirmiştir. Hatta, yerel yönetimler yerel nitelikli hizmetlerin yürütülmesinde verimliliği ve etkinliği sağlayan kurumlar olarak sosyal politika alanında başat aktör olmaya başlamıştır. Bu süreç, sosyal politikayla birlikte belediyelerin de "sosyal belediyecilik" kavramı temelinde yeniden yapılandırılmasını beraberinde getirmiştir. Sosyal belediyecilik kavramı literatürde yaygınlaşmış ve belediyelerin sosyal politika alanındaki işlevleri gün geçtikçe artmıştır. Tez çalışması, Türkiye'de sosyal belediyecilikte iyi uygulama örneklerinden biri olarak gösterilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) uygulaması üzerinden sosyal belediyeciliğin bütçe - faaliyet ve örgüt açısından "performansını" değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır: ilk bölümde doğuşu, gelişimi aşamalarıyla birlikte amaçları, işlevi, vb. temelinde sosyal politika ve sosyal belediyeciliğin kavramsal çerçevesi çizilmektedir. İkinci bölüm Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamasına ayrılmıştır; Türkiye'de sosyal belediyeciliğin tarihsel gelişimi, yasal çerçevesi ve kurumsal yapısı aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise İBB uygulaması birimler bazında ve 2010 – 2014 dönemini kapsayacak şekilde üç ana başlık altında çalışılmıştır: (a) faaliyet başlığı altında Stratejik Plan ile Faaliyet Raporları temelinde sosyal politika faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeler yapılmış, (b) bütçe başlığı altında belediye bütçesi içerisinde sosyal bütçenin payına bakılmış, ve (c) örgüt başlığı altında belediye örgütü içinde sosyal politika birimlerinin personel – organizasyon yapısına odaklanılmıştır. Tez çalışması sonucunda, sosyal belediyecilik uygulamasının geliştirilmesi için çeşitli bulgulara ulaşılmış ve söz konusu yönetsel öneriler, faaliyet, bütçe ve örgüt olmak üzere üç başlık altında ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Politika, Sosyal Belediyecilik, Sosyal Hizmet ve Yardım, Sosyal Bütçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Akran zorbalığını önlemeye yönelik okul sosyal hizmeti müdahalesi
Akran zorbalığı; mağdur, zorba ve seyirci üçgeninde geçen olumsuz bir durumdur. Kişilerin çeşitli yollarla sistematik olarak baskılanması şeklinde yaşanan bu olaydan zorba, mağdur ve seyirci farklı açılardan olumsuz olarak etkilenmektedir. Dünyada, akademik başarıda düşüş, depresyon, bağımlılık, intihar vb. sorunlara yol açabilen, zorbalık olaylarının azaltılmasına yönelik çeşitli programlar geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında seyircinin müdahale becerilerini geliştirmek ve zorbalığa yönelik tutumun olumlu yönde değiştirilmesi amacıyla zorbalık rollerinden seyirciyi hedef alan okul sosyal hizmeti grup müdahale programı geliştirilmiştir. Araştırmada karma desen kullanılmıştır Çalışmanın nicel bölümünde yarı deneysel model kullanılırken nitel kısımda odak grup görüşmesinden yararlanılmıştır. Çalışma grubu 36 (18 deney grubu ve 18 kontrol grubu) 4. Sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında seyircilerin müdahale becerilerini ölçmek için Zorbalıkta Seyirci Müdahale Ölçeği ile seyircilerin zorbalığa yönelik tutumları üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla ise Çocuklar İçin Zorbalığa Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Programın etkililiğini ölçmek için nicel verilerin yanı sıra odak grup görüşmesi ile nitel veriler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, geliştirilen programın öğrencilerin akran zorbalığına karşı tutumlarında ve seyircilerin zorbalığa karşı müdahale becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Geliştirilen programın sonraki çalışmalarda kapsamının genişletilmesinin ve farklı yaş gruplarında da uygulanarak etkililiğinin test edilmesinin daha iyi sonuçlar vereceği düşünülmektedir.
Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara yönelik tutumlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi
Zorunlu göç; savaş, işkence, ayrımcılık, şiddet ve korku nedeniyle bir ülkeden başka bir ülkeye yer değiştirme hareketidir. Özellikle Arap Baharı olaylarının Ortadoğu ülkelerini etkilemesi sonucunda 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkemizde zorunlu göç dalgasında ciddi artışlar olmuştur. Türkiye'de kayıtlı Suriyeli sığınmacıların sayısı 3.65 milyondur. Bu sayı, Türk toplumunun, sığınmacılarla birlikte hoşgörülü şekilde yaşamasını gerekli kılsa da ülkemizde Suriyeli sığınmacılara karşı çeşitli nefret söylemlerinin ve ayrımcılığın olduğu bir gerçektir. Bu araştırmanın amacı, günümüzde artan sığınmacı karşıtlığından hareketle, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğindeki üyelerin, Suriyeli sığınmacılara dönük tutumlarını incelemektir. Araştırma 23.02.2023-06.04.2023 tarihleri arasında yapılmış, örneklem grubunu Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği üyeleri oluşturmuştur. Araştırmaya 107 kadın, 35 erkek olmak üzere toplam 142 sosyal hizmet uzmanı katılmıştır. Anket tekniğinin kullanıldığı araştırma formunda demografik sorular ve "Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Bu ölçeğe ek olarak araştırmacı tarafından hazırlanan, sosyal hizmet uzmanlarının sahadaki tecrübelerine yönelik 18 sorudan oluşan sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada değişkenler arası ilişkiler ve "Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara tutumu nasıldır?" temel sorusunun yanıtı incelenmiştir. Bulgulara göre Suriyelilere yönelik tutumların çeşitli değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırma bulgularından hareketle, genel olarak sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeliler hakkında olumlu görüşe sahip oldukları, ılımlı çözüm üretme, haklarını savunma ve onlara yardımda bulunmada olumlu görüşe sahipken, hükümetin ve halkın uyguladığı politikayı takdir etmede daha negatif tutuma sahip oldukları saptanmıştır. Sonuç olarak, Suriyeli sığınmacıların, sığınılan ülkedeki topluma uyumlarının sağlanması, ayrımcılık karşıtı uygulamaların güçlendirilmesi, medyada olumsuz temsilin engellenip kamu spotlarının hazırlanması, temel hizmetlere hak temelli yaklaşımla erişmelerini sağlayacak sosyal politikaların planlanması desteklenmelidir.
Sosyal hizmet bağlamında sağlık hizmetlerinde geronteknoloji: Fenomenolojik çalışma
Bu araştırmanın amacı, yaşlı bireylerin sağlık hizmetlerinde geronteknoloji kullanımına ilişkin deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları, destek mekanizmalarını ve sosyal hizmet beklentilerini belirlemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma, kentsel bölgede yaşayan ve dijital sağlık hizmetlerine erişimi olan 20 yaşlı birey ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Veriler, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yüz yüze derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, Braun ve Clarke (2006) tematik analiz yöntemi ile Nvivo 10 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, yaşlı bireylerin en çok MHRS ve e-Nabız gibi dijital sağlık platformlarını randevu alma, sağlık bilgilerine erişim ve kronik hastalık takibi amacıyla kullandığını göstermiştir. Teknolojik karmaşıklık, dijital güvenlik kaygıları ve sınırlı kurumsal destek, kullanım sürecindeki başlıca engeller olarak belirlenmiştir. Aile desteği, en yaygın yardım kaynağı olmakla birlikte, destek sunan kişinin iletişim tarzı öğrenme motivasyonunu doğrudan etkilemiştir. Katılımcılar, sadeleştirilmiş içerikler, birebir eğitimler, mahalle temelli destek noktaları ve dijital danışmanlık hizmetlerini talep etmiştir. Sonuç olarak, yaşlı bireylerin dijital teknoloji kullanımını artırmak için gönüllülük esaslı, bireysel hazırbulunuşluğu dikkate alan, uygulamalı ve tekrara dayalı eğitim programlarının planlanması; yaşlı dostu cihaz ve içeriklerin geliştirilmesi; sosyal hizmetlerin dijital danışmanlık ve yerinde destek mekanizmalarını güçlendirmesi önerilmektedir.
Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarını ve yansımalarını "Yoksulluk Kültürü Kuramı" kapsamında değerlendirmek
Yoksulluk, insanlık tarihinde çokça tartışılan, günümüz dünyasında da hala çözüme kavuşmayı bekleyen önemli toplumsal sorunlardan biridir. Yoksulluk, dünyada ve Türkiye'de farklı boyutlarda ve türlerde ifade edilmektedir. Yoksulluğun gün geçtikçe önemli boyutlara ulaşması çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşları çözüm bulmaya yönlendirmiştir. Sosyal yardımlar genellikle gelişmiş ülkelerin yoksulluğu azaltmak için bulduğu çözümlerden biridir. 3. Dünya ülkelerinde sosyal yardım politikaları ise tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir. Son yıllarda Türkiye'de yoksulluğa karşı mücadele politikası olarak sosyal yardımlar devlet eliyle yapılmaya başlanmıştır. Ancak devlet eliyle yapılan sosyal yardımların insanları çalışmamaya ya da kayıt dışı çalışmaya ve parçalanmış aile yapılarına yönelttiği, sosyal yardım alan kişilerde yoksulluğun bir kültür oluşturduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ile sosyal yardım alan kişilerde gerçekte bir yoksulluk kültürü oluşup oluşmadığını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, kavramsal yaklaşımlar temelinde ampirik verilere dayandırılmıştır. Bu kapsamda yoksulluk, yoksulluk kültürü, yoksulluğun Dünya ve Türkiye'deki boyutları, yoksullukla mücadele politikaları gibi konuları içeren literatür ışığında Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nden sosyal yardım alan kişilerle ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemi kapsamında katılımcılarla derinlemesine görüşme tekniği ile yürütülen çalışmada, katılımcıların Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarına ilişkin deneyimleri üzerinden bu merkezin uygulamaları ve yansımaları, Yoksulluk Kültürü Kuramı kapsamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksulluk Kültürü, Sosyal Yardım
Erişilebilir üniversiteler kapsamında engelli öğrenci birimlerinin engelli öğrenciler açısından değerlendirilmesi
Engelli bireyler için engelsiz ve eşit bir toplum düzeni oluşturabilmek günümüzün devlet politikalarının en önemli konuları arasındadır. Günümüzde engellilik sadece engelli bireyin kendisini ilgilendiren bir konu olmaktan çıkmış toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu haline gelmiştir. Engelli bireylerin bedensel olarak farklılıkları dışında diğer bireylerden hiçbir farkı yoktur. Farkı yaratan, engellilere karşı toplumun bakış açısı, algıları ve tutumlarıdır. Toplumsal düzenin her boyutunda engelli bireylere yönelik eşitsizlikler mevcuttur ve engelli bireyler sürekli bu eşitsizlikler ile mücadele etmek durumunda bırakılmaktadır. Eşitsizliklerin en çok mevcut olduğu yer ise eğitim kurumlarıdır. Engelli bireylere yönelik olumsuz tutumlar, mimari yönden engeller, eğitim materyallerinin engel durumuna uygun olmayışı vb. gibi nedenler dolayısıyla engelliler için eğitim sürdürülemez hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversitelerdeki engelli öğrenci birimlerinin, engelli öğrencilerin eğitimi esnasında karşılaştıkları sorunların çözümünde ne ölçüde destek sağladıklarını engelli öğrenciler yönünden incelemek ve değerlendirmektir. Bu çalışma, genel tarama modelinin tekil tarama türünde bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini, Türkiye'deki özel ve devlet üniversiteleri oluşturmaktadır. Bu çerçevede, bütün üniversitelere ulaşılması hedeflenmiştir. Örnekleme katılan 13 Üniversite'de 92 engelli (fiziksel engelli, görme engelli, işitme engelli vb.) öğrenci, örneklem içinde yer almıştır. Çalışmanın verileri; online oluşturulan ve demografik bilgiler ile engelli öğrenci birimleri hakkında görüşleri içeren önceden yapılandırılmış soru formundan elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Bu çalışma ile engelli üniversite öğrencilerinin 2006 tarihinde "Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Yönetmeliği" ile üniversitelerde kurulması zorunlu hale getirilen engelli öğrenci birimlerinin eğitim hayatında etkinliği incelenmiştir. Ayrıca engelli üniversite öğrencilerin üniversite hayatında karşılaştıkları problemlere yönelik engelli öğrenci birimlerinin faaliyetleri ve çözüm yolları hakkında mevcut durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda, yükseköğretim kurumlarında engelli bireylerin eğitim hayatında karşılaştıkları bütün sorunlara yönelik başvurabilecekleri bir birimin olması öğrenciler açısından hem güven duygusu yaratmış hem de karşılaştıkları sorunların çözümleneceğine ilişkin inanç oluşturmuştur. Engelli öğrenci birimleri ile engelli öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda bilgiye ve bilime erişilebilirliği kısmi olarak sağlanmıştır. Ayrıca engelli öğrenci birimleri üniversitelerde engelliğe yönelik farkındalığın oluşmasına katkı sağlamıştır. Ancak engelli öğrencilerin eğitim hayatında yaşadığı sorunları tamamen ortadan kaldırmadığı ve eğitim hayatını tam anlamıyla kolaylaştırmadığı ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları ve Bornova Belediyesi̇ örneği
Küreselleşmenin beraberinde getirdiği yerelleşme ile birlikte sosyal devlet kavramının zayıflaması beraberinde sosyal belediyecilik kavramını getirmiştir. Yerel düzeyde belediyeler; artık sadece yol, alt yapı, çevre temizliği, imar gibi hizmetler yapmamakta bunların yanında sosyal yardım ve sosyal hizmet faaliyetleri yaparak merkezi idarenin yükünü azaltmaktadır. Sosyal belediyecilik küreselleşmenin getirdiği sosyal sorunlar, hızlı kentleşme, bilgi çağının getirdiği problemler gibi birçok soruna çözüm arayışlarına yerelde katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yerel yönetim birimleri, sosyal devlet ve sosyal politika kavramları, Türkiye'de ve dünyada sosyal belediyecilik faaliyetleri ve faaliyet raporları çerçevesinde Bornova Belediyesi'nin yaptığı sosyal belediyecilik faaliyetleri incelenecektir.
İnmeli hasta ve bakım verenlerin inmeden sonra yaşam kalitesini etkileyen sorun alanlarının belirlenmesi: Bursa örneği
Amaç: Bu çalışmanın amacı inmeli hasta ve bakım verenlerinin yaşam kalitelerinin fiziksel sağlık, fiziksel aktivite, psikolojik, sosyal, tinsel ve ekonomik boyutlarda yaşadıkları sorunları kendi gözlemleri ve deneyimleri doğrultusunda ekosistem yaklaşımı bağlamında betimlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini Bursa İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinde yatarak inme tedavisi gören hastalar ve hastaya bakım verenler oluşturmaktadır. 10 hasta ve 10 bakım veren araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle tasarlanan araştırmada araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler yazılı metne dönüştürldükten sonra katılımcıların benzeşik ifadeleri vurguladıkları cümleler MAXQDA 12 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmada hasta ve bakım verenlerin ekosistem bağlamında yaşam kalitelerinin fiziksel sağlık, fiziksel aktivite, psikolojik, sosyal, tinsel ve ekonomik boyutlarını etkileyen durumlarla ilgili olarak katılımcıların görüşleri değerlendirildiğinde, hem hastaların hem de bakım verenlerin ifadeleri ile oluşan alt temalara göre bütün alanlarda etkilenme meydana geldiği saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırma sonucunda inme hastalığının hasta ve bakım verenin yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkilerde bulunduğu ortaya konmuştur. Buna göre tedavi ve rehabilitasyon aşamasında hasta ve bakım verenlerin hastalık sürecine uyumunun sağlamasında, sorunlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesinde, yaşam kalitesinin arttırılmasında, bakım ve tedaviden daha etkin biçimde faydalanarak kendi ekosistemi içinde daha uyumlu hale gelmesinde sosyal hizmet mesleğine ve sosyal hizmet uzmanlarına görev düşmektedir. Anahtar Sözcükler: İnme, Ekosistem, Yaşam Kalitesi, Sosyal Hizmet
Okul ortamlarında sosyal hizmet uygulaması ihtiyacı: Rehber öğretmenlerin okul sosyal hizmeti ile ilgili düşünceleri üzerine bir araştırma
Amaç: Bu araştırma ile rehber öğretmenlerin okul sosyal hizmeti hakkındaki düşüncelerinin öğrenilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İzmir'in beş bölgesinden seçilen 100 rehber öğretmen ile gerçekleştirilen nicel bir çalışmadır. Araştırmada anket formu kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilmiş ve analiz SPSS 15.0 aracığıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı bulguların analizinde Ki-Kare analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %65'inin sosyal hizmet disiplinini bildiği ve çoğunluğunun (%67) sorunların çözümünde sosyal hizmet uzmanının katkı sağlayacağını düşündüğü sonucuna ulaşılmıştır. Rehber öğretmenlerin kendilerini sorunların karşısında yetersiz hissetmeleri ile okulda sosyal hizmet disiplinine de ihtiyaç duyma durumları arasında ve rehber öğretmenlerin yetersizlik durumu ile sosyal hizmet uzmanının sürece katkı sağlayacağını düşünme durumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sonuç: Rehber öğretmenlerin okul ortamlarında pek çok sorunla karşılaştığı ve bu sorunların çözümü için sosyal hizmet uzmanına ihtiyaç duyduğu anlaşılmıştır. Okul sosyal hizmeti uygulamasının hayata geçirilmesi okul sosyal hizmeti alanının tanıtılmasına yönelik çalışmaların yapılması oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Okul Sosyal Hizmeti, Sosyal Hizmet Uzmanı, Rehber Öğretmen, Rehberlik Servisi
Kadın konukevinde kalan kadınların yaşadıkları şiddet ile aile işlevleri algıları arasındaki ilişki: İzmir örneği
Amaç: Bu araştırmada, şiddetin konukevinde kalan kadınların aile işlevleri algıları üzerinde etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İzmir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) na bağlı konukevlerinde Ekim 2016 ile Eylül 2017 tarihleri arasında kalan ve çalışmaya katılmaya gönüllü kadınlar ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında 96 kadın ile görüşülmüş, sosyo-demografik veri formu ve ardından aile değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada, sosyo-demografik veri formu ile kadınların medeni durumları, çocuk sayıları, ekonomik durumları, şiddet öyküsünün varlığı gibi verilerin elde edilmesi ve bu verilerin Aile Değerlendirme Ölçeğinden elde edilen veriler ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bulgular: Araştırmanın 96 katılımcısından 59'unun şiddet yaşantısı olduğu, 37'sinin ise şiddet yaşantısı olmadığı görülmektedir. Şiddet öyküsü olduğunu belirten katılımcıların %89,8'i fiziksel şiddete, %39,0'u cinsel şiddete, %91,5'i psikolojik şiddete, %62,7'si ise ekonomik şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. Şiddet gören kadınların %91,5'i eşlerinden ya da partnerlerinden%8,5'i ise diğer aile üyelerinden şiddet gördüklerini ifade etmişlerdir. Kadınların şiddet yaşantısı durumları ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca tüm şiddet türleri ayrı ayrı değerlendirilmiş, yine aynı şekilde tüm şiddet türleri ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir(p<0.05). Sonuçlar: Şiddet kadınların aile işlevleri algısını olumsuz etkileyerek beraberinde aileye de etki etmektedir. Birey ve aileden başlayarak tüm toplumu olumsuz etkileyen bir olgu olarak, kadına yönelik şiddetle mücadele, uluslararası düzenlemeleri, ulusal düzenlemeleri ve devlet eli ile yürütülen sosyal politikaların yanında toplumsal dayanışmayı ve kararlılığı gerektirmektedir. Anahtar Sözcükler: Aile İşlevleri Algısı, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, Kadın Konukevi, Sosyal Hizmet
Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının işyerinde sosyal destek algısı, mesleki benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Amaç: Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının işyerinde sosyal destek düzeyleri ile mesleki benlik saygısı ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmaya Türkiye'deki tıbbi sosyal hizmet alanında çalışanların tümü dahil edilmiş, 203 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni yaşam doyumu, bağımsız değişkenleri sosyodemografik özellikler, mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek puanlarıdır. Araştırmada sosyodemografik özellikler bilgi formu, Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve İsveç İş Yükü, Kontrolü, Sosyal Destek Ölçeği'nin Sosyal Destek Alt Boyutu'ndan oluşan soru setleri kullanılmıştır. Elektronik form aracılığıyla toplanan veriler için sayı ve yüzde dağılımları ile korelasyon analizi, student's t testi, ANOVA ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Tek değişkenli analiz bulgularına göre evli sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumu ve mesleki benlik saygısı, bekar olanlardan daha yüksektir. Çalıştıkları birimi isteyerek tercih eden ve hizmet içi eğitim alanların mesleki benlik saygısının daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca yaşam doyumu üzerinde mesleki benlik saygısı ve işyerinde sosyal desteğin anlamlı düzeyde etkili olduğu tespit edilmiştir. Çok değişkenli analizde ise mesleki benlik saygısı (β=0,446, p<0,001) ve iş yerinde sosyal desteğin (β=0,207, p<0,001) tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumunu anlamlı düzeyde arttırdığı bulunmuştur. Sonuç: Tıbbi sosyal hizmet mesleğinin sağlık çalışanları ve yöneticiler tarafından bilinmesi mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek algısı üzerinde anlamlı düzeyde etkidir. Mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek ise tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumunu olumlu yönde anlamlı düzeyde arttırmaktadır. Anahtar kelimeler: Tıbbi sosyal hizmet, tıbbi sosyal hizmet uzmanı, mesleki benlik saygısı, yaşam doyumu, iş yerinde sosyal destek.
Sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçı şiddetine uğrama durumları ve etkileyen etmenler
Amaç: Bu çalışmada sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçı şiddetine uğrama durumları ve etkileyen etmenlerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Türkiye'de Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği'nin 23 İldeki şubelerine kayıtlı sosyal hizmet uzmanlarından kamu kurum kuruluşlarında çalışan 130 SHU üzerinde gerçekleştirilmiş kesitsel bir çalışmadır. Araştırmada katılımcılardan öz bildirime dayalı, anket formu aracılığıyla veri toplanmıştır. Araştırmanın verileri 2018 yılının Nisan-Haziran aylarında online ortamda anket formunun kullanıcılara gönderilmesi sonucu ile elde edilmiştir. Araştırmanın veri işleme ve çözümleme aşaması SPSS 22.0 aracığıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı bulguların analizinde Ki-Kare (χ2) testinden yararlanılmıştır. Bulgular: Sosyal hizmet uzmanlarının %66,9'unun müracaatçı şiddetine maruz kaldıkları, %74,4'ünün ise tanık oldukları görülmektedir. Müracaatçı şiddetine maruz kalan SHU'ların % 89,9'u sözlü taciz/sözel saldırıya uğradığını bildirmiştir. SHU'ların müracaatçı şiddetini işinin tipik bir parçası olarak gördüğü (%62,3), müracaatçı şiddetine yönelik iş yeri yönetimi tarafından alınan önlemlerin yeterli olmadığı (%80) görülmektedir. Sonuç: Dünya'daki duruma bakıldığında ölümle sonuçlanan olaylar olduğu görülmektedir. Ülkemizde bu türden üzücü olayların yaşanmaması için SHU'ları koruyan, örgütsel ve yönetimsel önlemlerin alınması oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Uzmanı, Müracaatçı Şiddeti
Sosyal hizmet akademisyenlerinin orduda sosyal hizmete ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada sosyal hizmet akademisyenlerinin orduda sosyal hizmete ilişkin görüş ve düşüncelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Yükseköğretim Kurumu'na bağlı olarak en az lisans düzeyinde sosyal hizmet eğitimi veren üniversitelerde görev yapan sosyal hizmet akademisyenleri ile tam sayım yöntemiyle yapılandırılmış nicel yöntem araştırmasıdır. Katılımcılar gönüllülük esası ile araştırmaya katılmayı kabul eden 131 kişiden oluşmakta olup veriler araştırmacı tarafından yapılandırılmış bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Bu kapsamda, katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin yanı sıra orduda sosyal hizmet alanına ilişkin düşüncelerini ölçmeye yönelik sorular sorulmuştur. Araştırmanın verileri 15 Mart - 15 Haziran 2018 tarihleri arasında elde edilmiş olup veri işleme ve çözümleme aşaması SPSS 22.0 aracılığıyla yapılmıştır. Bulgular: Katılımcıların önemli bir bölümünün orduda sosyal hizmet alanına ilişkin bazı etik kaygıları olsa da %93,1 ile büyük çoğunluğu bu alanı önemli olarak nitelendirmiştir. Bununla birlikte, katılımcıların %89,9'unun orduda sosyal hizmet alanına ilişkin kendi bilgi düzeylerini yetersiz ve az yeterli olarak tanımladığı anlaşılmaktadır. Katılımcıların %87,8'i orduda sosyal hizmet alanının sosyal hizmet eğitiminde yer almasına ilişkin olumlu bir tutuma sahiptir. Sonuç: Sosyal hizmet disiplini, insanın iyilik halini geliştirmeyi amaçlar ve bu nedenle insanın olduğu her yerde olmalıdır. Orduda sosyal hizmetin var olması ve gelişmesi için sosyal hizmet akademisyenlerinin harekete geçmesi ve orduda sosyal hizmet alanının sosyal hizmet eğitimi içerisinde yer alması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Orduda Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Tarihi, Sosyal Hizmet Eğitimi, Sosyal Hizmet Etiği
Belediyelerin gençlik hizmetleri: Manisa örneği
Kamu yönetiminin önemli bir parçası olan belediyeler, kamusal hizmetlerin vatandaşa en etkin, verimli, kısa yoldan, hızlı ve düşük maliyetle sunulmasını sağlayan kurumlardır. Hizmet alanların, kamu gücü ve kuruluşu olarak ilk muhatap oldukları ve en kolay ulaştıkları yönetim birimleridir. Belediyeler önceleri sadece klâsik kent hizmetlerini sunarken, 1970'li yıllardan sonra sosyal devlet anlayışı bağlamında gençlik hizmetleri, sağlık, spor ve yaşlı bakımı gibi bir takım sosyal hizmetleri de sunmaya başlamışlardır. Bu anlamada, gelişen teknoloji ile birlikte beşerî sermayenin ve yetişmiş insan gücünün öneminin artması genç ve dinamik nüfusa sahip olan ülkemizde gençlik hizmetlerini daha da önemli hale getirmiştir. Ülkemizde özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler, hızlı kentleşme, iletişim ve ulaşım imkânlarının artması ile gençlerin kamu kurumlarından hizmet alma beklentisi ve isteği artmış; eğitim, kültür, spor, sanat ve sosyal hizmetler ile ilgili beklenti düzeyleri yükselmiştir. Bu çalışmanın amacı, sosyal belediyecilik anlamında belediyelerin gençlere sunduğu hizmetlerden, hizmet alanların gençlerin algılarının araştırılmasıdır. Bu kapsamda önce belediyelerin kuruluşu, gelişimi ve sosyal belediyecilik teorik olarak anlatıldıktan sonra, alan araştırması olarak Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde Manisa Büyükşehir Belediyesi, Şehzadeler Belediyesi ve Yunusemre Belediyesinin sunduğu gençlik hizmetlerinden gençlerin algılarının ölçülmesi için anket uygulanmış ve anket sonuçları analiz edilerek bir değerlendirme yapılmıştır.
Yenidoğan tarama programını reddeden ailelerin tarama programlarına ilişkin bilgi, tutum ve davranışları ile ret nedenlerinin betimlenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, birinci basamak sağlık kurumlarında sunulan koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında yer alan Yenidoğan Tarama Programı (NTP)'nın reddedilme nedenlerinin betimlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma nitel araştırma türü olan fenomenolojik tiptedir. NTP' yi reddeden 15 ebeveyn ile ikamet adreslerinde yüz yüze görüşme yapılmıştır. Yapılan görüşmeler kaydedilmiş ve deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. Yazılı metin içerik analizi ile yorumlanmıştır. Verilerin işlenmesi ve analizinde MAXQDA programı kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan görüşmeler sonucunda, bireylerin sağlık davranışlarını içsel ve dışsal unsurlar ile ilişkilendirdikleri görüşmüş olup elde edilen bulgular; Atıf Kuramı, Sağlık İnanç Modeli ile Ekolojik Sistem Yaklaşımı çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuçlar: Annelerin bebeklerinden topuk kanı örneği alınırken koruma içgüdüsü ile hareket ederek bebeklerine zarar geleceğine inandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca sağlık personeli ve bireyler arasında yaşanan iletişim sorunları ve yeterli bilgilendirme yapılmamasının NTP' nin reddetmesine neden olduğu bulunmuştur. Sağlık sisteminde hekimin iktidarının devam ettiği, bireylerin hekimlerin söylemleri doğrultusunda sağlık davranışı geliştirdikleri ancak bu durumun NTP için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. NTP' nin reddedilmesinde etkili olan diğer unsurların ise dini inançlar, aile, kültür ve geleneksel uygulamalar ile doğal yaşam isteği, alternatif tıp tercihi, kamu kurumlarına duyulan güvensizlik ve medyanın olumsuz etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sağlık hizmetinin reddedilmesi, koruyucu sağlık hizmeti, Yenidoğan Tarama Programı, sosyal hizmet, halk sağlığı.
Kanser hastası çocuklara informal bakım verenlerde merhamet yorgunluğunun betimlenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kanser hastası çocuklara informal şekilde bakım veren bireylerin merhamet yorgunluğu ile ilgili durumlarının betimlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma niteliksel fenomenolojik modelde yürütülmüştür. Araştırmaya Çocuk Onkoloji ve Hematoloji Servisinde kanser hastası çocuğa bakım veren 20 kişi katılmıştır. Literatür ışığında yarı yapılandırılmış görüşme formu derinlemesine görüşme tekniği ile uygulanmıştır. Veriler MAXQDA ile kodlanmış ve tematik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular: Görüşmelerde kanser hastası çocuğa bakım veren bireylerin çocuklarına karşı yoğun bir empatik davranış sergiledikleri ve çocuklarının travmatik yaşantılarına uzun süre boyunca maruz kaldıkları saptanmıştır. Merhamet yorgunluğunun nedensel modelinde yer alan kişiye maruziyet, uzun süreli maruziyet, yaşamın aksama derecesi ve travmatik yaşantı bileşenlerin bakım veren kişileri olumsuz bir şekilde etkilediği gözlenmiştir. Merhamet stresi, başarma hissi ve ayrışma ilişki kesme bileşenlerinin ise koruyucu olmadığı ve bakım veren kişiyi merhamet yorgunluğuna ve bakım ile ilişkili diğer problemlere karşı açık hale getirdiği saptanmıştır. Sonuç: Kanser hastası çocuğa bakım veren kişilerin, çocukların travmatik deneyimlerine empati ile yaklaştıkları ve bundan dolayı merhamet yorgunluğu riski altında oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların aile yaşamında, sağlık kurumunda ve toplumsal ilişkilerde karşılaştığı problemler ile bakım temelli sorunların başa çıkma stratejilerine olumsuz bir şekilde yansıması bakım veren kişilerin merhamet stresi yaşamalarına neden olmuştur. Olumsuz koşulların ortadan kaldırılmaması ve destekleyici mekanizmaların olmaması nedeniyle bakım veren kişilerin yaşadığı merhamet stresi, zamanla merhamet yorgunluğu başta olmak üzere tükenmişlik ve bakım yüküne dönüşmektedir. Son olarak katılımcıların merhamet yorgunluğuna ilişkin fiziksel ve duygusal belirtilerin neredeyse tamamını bakım süreci boyunca yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal hizmet anabilim dalında görevli akademisyenlerin dual (ikili) ilişkilere yönelik görüş ve düşüncelerinin değerlendirilmesi
Amaç: İç Anadolu ve Marmara bölgesinde bulunan üniversiteler ile Manisa Celal Bayar Üniversitesinin sosyal hizmet bölümünde görevli akademisyenlerin ikili ilişkiler hakkındaki görüş ve düşüncelerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılarak; 14 üniversitede tam zamanlı olarak görev yapan 172 akademisyenin eski ve mevcut öğrencileri ile olası ikili ilişkiler hakkındaki görüş düşünceleri değerlendirilmiştir. Veri toplama aracı olarak literatür kapsamında yapılandırılmış anket kullanılmıştır. Anket, online ortamda ve Haziran-Kasım 2018 tarihleri arasında uygulanmıştır. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmıştır. Anketin güvenirliği Cronbach Alfa katsayı ile ölçülmüştür. Anket, likert tipte hazırlanmıştır. Karşılaştırmalı bulguların analizinde ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Sosyal hizmet alanında görevli akademisyenlerin hiçbiri eski öğrencileri (EÖ) ile akademik çalışma yapma konusunda olumsuz görüş belirtmemiştir. Akademisyenlerin %90'ı mevcut öğrencilerle (MÖ) duygusal ilişki yaşamayı, %89,2'si öğrencilerinin yanında argo konuşmayı, %89'u mevcut öğrencilere meslek dışı bir iş vermek etik dışı kabul ederken; %78,8'i eski öğrencilerine kişisel cep numaralarını vermeyi, %80'i mevcut öğrencilere meslekle ilgili bir iş vermeyi etik açıdan uygun kabul etmektedir. Akademisyenlerin cinsiyetinin terapistlik ve duygusal partnerlik rollerini üstlenme konusunda farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Sonuç: Bilgi ve tecrübelerinin yanı sıra davranışlarıyla da öğrencilerine rol-model olan akademisyenlerin ikili ilişkilerle ilgili tutumları, toplumun dezavantajlı grupları ile çalışacak olan SHU'ların yetişmesinde önemli etkiye sahiptir. Bu nedenle akademik ortamda potansiyel risk içeren ikili ilişkilerin önceden tespit edilmesi, doğru şekilde yönetilmesi sosyal hizmet mesleğinin geleceğini ve itibarını doğrudan etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal hizmet etiği, Mesleki sınırlar, İkili ilişkiler