Temporomandibular joint disorders

63 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Farklı kalınlıktaki okluzal splintlerin temporomandibular eklem üzerine oluşturduğu stres dağılımının araştırılması

TME bozuklukları (TMB) günümüzde sık rastlanılan kronik ağrılı ve hastaların yaşam kalitesini azaltan bir hastalık grubudur. TMB'ler ekleme gelen anormal stresler sebebiyle oluşabilir ve tedavisinde kullanılan temel yöntemlerden biri okluzal splintlerdir. Yayınlanan çalışmalarda değişen kalınlıklarda splintler kullanılmıştır. Bu araştırmanın amacı 3 ve 6 mm kalınlıktaki splintlerin TME üzerinde oluşturduğu streslerin sonlu elemanlar analizi (SEA) yöntemi ile karşılaştırılması ve ideal okluzal splint kalınlığının belirlenmesine yardımcı olmaktır. İskeletsel ve dişsel sınıf 1 kapanışa sahip olan bir hastadan çekilmiş olan bilgisayarlı tomografi (BT) verileri kullanılarak bilgisayar ortamında TME modeli elde edilmiştir. Elde edilen model üzerinde TME diski ön konuma alınarak bir disk deplasman modeli oluşturulmuştur. Bu model kullanılarak ağızda okluzal splint yokken, 3 ve 6 mm dikey kalınlığa sahip okluzal splintler varken olmak üzere 3 farklı model elde edilmiştir. Bilgisayar ortamında bu modeller üzerine anatomik kas kuvvet ve vektörleri atanarak yükleme koşulları oluşturulmuş ve TME komponentleri (disk, kondil, fossa) üzerinde oluşan stres dağılımları sonlu elemanlar analizi (SEA) yöntemiyle karşılaştırılmıştır. Tüm modellerde TME diskinde stres yoğunluğu, diskin ön ve orta bandı arasında lateral tarafta yoğunlaşmıştır. Okluzal splint kullanılan modellerde, diskteki stres yoğunluğu orta banda doğru yayılmış ve miktarı azalmıştır.Tüm modellerde kondil başı ve fossadaki stres yoğunluğu TME diskinin ön ve orta bandına denk gelen yüzeylerde yoğunlaşmıştır. Okluzal splint kullanılan modellerde, kondil ve fossada stres yoğunluğu ve miktarı azalmıştır. TME'nin tüm komponentlerinde oluşan stres karşılaştırıldığında, 6 mm okluzal splint kullanılan modelde, 3 mm okluzal splint kullanılan modele göre daha az stres yoğunluğu oluşmuştur. TMB'lerin tedavisinde okluzal splintlerin kullanımı, TME'de oluşan stresleri azaltmaktadır. Artan dikey kalınlıklarda okluzal splintlerin kullanımı da TME'de oluşan stresleri azaltılmasında daha faydalı olabilir. TMB hastalarında kullanılacak okluzal splintlerin, uygun dikey kalınlıklarının kanıta dayalı olarak belirlenebilmesi için klinik çalışmalar; biyomekanik ve SEA çalışmaları ile desteklenmelidir.

AtellerDental oklüzyonSonlu elemanlar+6
Ahmet Erdem
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üst çenede saat yönünün tersine rotasyon hareketi yapılan ortognatik cerrahilerde farklı kondil boynu açılarının temporomandibular eklemde oluşan stresler üzerine etkisinin sonlu elemanlar analizi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; okluzal düzlem açısının fazla olduğu sınıf 2 iskeletsel deformitelerin, maksilomandibuler kompleksin saat yönünün tersine döndürüldüğü bimaksiller cerrahileriler ile tedavisinde, kondil boynu morfolojilerindeki farklılıkların temporomandibular eklemde oluşan stresler üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmamızda üç farklı gömme miktarı (2 mm, 4 mm, 6 mm) ve 3 farklı kondil morfolojisi tipi (anteriora açılı, dik, posteriora açılı) değerlendirilmesi amacıyla toplamda 9 adet model elde edilmiştir. Farklı gömme miktarlarının simüle edilmesi amacıyla sınıf 2 oklüzal düzlem açısı fazla olan bir hastanın tomografisi DICOM verisi ile sanal planlama yazılımında çene modelleri oluşturulup standart Le fort I ve BSSO osteotomileri simüle edilen hastanın maksillasına sırasıyla 2 mm, 4 mm ve 6 mm gömme hareketleri simüle edilmiştir. Sonrasında mandibulaları hedef oklüzyona alınan bu modellerde kondiler segmentlerde mandibula alt sınırı eşitlenecek şekilde rotasyon yapılarak, gömme işlemine bağlı oluşacak rotasyonlar mandibula modellerine aktarılmıştır. Posterior bölgeden ıssırma kuvvetleri simüle edildikten sonra kondil, disk ve glenoid fossada oluşan stres değerleri tespit edilmiştir. Ortalama von mises stres değerleri posterior açılı kondil ve 6 mm maksiller gömme simüle edilen modelde diger modellere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. En düşük von misses stres değerleri ise dik acili kondil ve 2 mm maksiller gömme simüle edilen modellerde oluşmuştur. Saatin tersi yönünde rotasyon uygulanan ortognatik cerrahi prosedürlerinde maksiller gömme miktari arttikca kondilin üzerine gelen stres miktarını arttırmaktadır. Posteriora açılı olan kondil modellerinde tüm Von Mises stres değerleri anteriora ve dik açılı olan kondil modellerine göre daha yüksek bulunmuştur. Oklüzal düzlem açısı yüksek Sınıf 2 hastalarda artan saat yönü tersine rotasyon miktarı ve posteriora açılı kondil morfolojisi ile ilişkili olarak eklem ve çevre dokularında oluşan streslerin ve kondiler rezorpsiyon gibi ilişkili komplikasyonların daha sık karşılaşılabileceği akılda tutulmalıdır. Bu tip olguların tedavisinde kondil rotasyonunu en aza indirecek alternatif tedavi seçenekleri dikkate alınmasında yarar vardır.

Cerrahi-diş hekimliğiKemik rezorpsiyonuMandibular kondil+6
Samıra Alızada
Bezmialem Vakıf University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

TME iç düzensizliklerinde Glukozamin ve Kondroitin Sülfat kombinasyonu ile Tramadol'ün eklem sıvısındaki IL?1ß, IL?6, TNF? ve PGE2 seviyelerine etkisi

Toplumda gün geçtikçe yaygınlaşan temporomandibular eklem şikayetlerinin çözümü için yeni tedavi seçenekleri arayışları devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, glukozamin ve kondroitin sülfat kombinasyonu ile tramadolün temporomandibuler eklem iç düzensizliklerine etkilerinin klinik ve biyokimyasal olarak incelenmesi ve etkinliklerinin karşılaştırılmasıdır.Tek kör, randomize olarak planlanan bu prospektif çalışmaya MR incelemesinde eklem yüzeylerinde dejenerasyon ve disk deplasmanı saptanan; klinik incelemede ağız açıklığı 35 mm'den az, eklem palpasyonunda hassasiyet ve alt çene hareketleri sırasında ağrı tarif eden Wilkes Sınıf III ve IV hastalar dahil edildi. Hastaların maksimum ağız açıklığı, alt çene hareketleri ve ağrı düzeyi kaydedildi. Her hastadan bilinçli sedasyonla lokal anestezi altında temporomandibuler eklem sinoviyal sıvısı örneği alındı. Bütün örnekler -40°C donduruldu. Hastalar rasgele iki gruba ayrıldı. Bir gruptaki hastalara 2 ay süreyle 1500 mg glukozamin ve 1200 mg kondroitin sülfat kombinasyonu kullandırıldı. Diğer gruba ise 50 mg tramadol 2x1 reçete edildi. İki ayın sonunda hastaların klinik bulguları kaydedilip, aynı prosedürle tekrar temporomandibuler eklem sıvısı alınıp donduruldu. İlaç kullanımı öncesi ve sonrası sinoviyal sıvıdaki İL?1ß, İL?6, TNF-? ve PGE2 seviyeleri karşılaştırıldı.Glukozamin/kondroitin kullanan hastalarda alt çene hareketlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış görülürken, tramadol grubunda meydana gelen artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Temporomandibuler eklem palpasyonunda hastaların hissettiği ağrı miktarı değerlendirildiğinde, her iki grupta da istatistiksel olarak anlamlı azalma gözlenmiştir. Temporomandibuler eklem sinoviyal sıvılarındaki İL?1ß ve PGE2 miktarlarında meydana gelen azalma istatistiksel olarak anlamlı iken; İL?6 ve TNF-? miktarlarında anlamlı azalma saptanmadı.Temporomandibuler eklem iç düzensizliklerinde klinik şikayetleri ortadan kaldırmak için glukozamin/kondroitin kombinasyonu veya tramadol kullanılabilir.

AnaljeziklerGlükozaminKondroitin+3
İbrahim Damlar
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Forsus apareyinin kondilin sentrik ilişki konumu üzerindeki etkileri

Bu tez çalışmasının amacı, forsus apareyinin, mandibular kondilin sentrik ilişki (Sİ) konumu üzerindeki, ortodontik tedavi sonrası ortalama iki yıllık etkilerini, sentrik ilişki kayıtları ile tespit etmektir. Çalışmamız, II. Sınıf 1. Bölüm kapanış bozukluğuna sahip 32 hasta (yaş ort. 15 yıl) üzerinden yürütülmüştür. Forsus apareyi öncesi, sonrası ve ortodontik tedavi bitiminden sonraki takip (ortalama 2.yıl) döneminde Roth'un 'Power Centric' metodu kullanılarak hastalardan sentrik ilişki kayıtları alınmış ve MPI (Mandibular Position Indicator) ölçümleri yapılmıştır. MPI bulgularına göre, dikey yönde meydana gelen ortalama sapma miktarı her üç dönemde hem sağ hem de sol kondilde ön-arka yönde görülen ortalama sapma miktarından daha fazla bulunmuştur. Forsus tedavisi öncesinde fizyolojik sınır dışında sapma (dikey ve ön-arka yönde ≥2mm, yatay yönde ≥0,5mm fazlalık) tespit edilen hastalarda, hem dikey hem de ön-arka yönde forsus tedavisi sonrası ve ortodontik tedavi sonrasındaki uzun dönemde sentrik sapma miktarında anlamlı düzeyde azalma meydana gelmiştir. Başlangıçta fizyolojik sınır içinde sapma gösteren hastalarda ise dönemler arasında anlamlı bir değişiklik görülmemiştir. Sonuç olarak; forsus tedavisinin, çalışma hastalarında, dikey ve ön-arka yöndeki fizyolojik sınır dışındaki sentrik sapma miktarını azalttığı ve bu durumun tedavi sonrası iki yıllık süreç içerisinde korunduğu tespit edilmiştir.

Dental aygıtlarMaloklüzyon-angle sınıf IIMandibular kondil+3
Emel Engin Çakıroğlu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Miyofasyal ağrı sendromlu hastalarda oklüzal splint ve düşük doz lazer tedavisinin termografik olarak değerlendirilmesi

Miyofasyal ağrı sendromu (MAS), TME hastalıkları (TMD) içinde en fazla karşılaşılan rahatsızlıklar arasında yer almaktadır. MAS tedavisi genellikle konservatif yöntemlerle, özellikle oklüzal stabilizasyon splintleri kullanılarak yapılmaktadır. Bu çalışma, miyofasyal ağrılı hastalarda oklüzal splint ve düşük doz lazer tedavilerinin klinik ve termografik olarak karşılaştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmaya 20 hasta dâhil edildilerek, bu hastalar iki gruba ayrıldı. Bir grupta ki hastalara stabilizasyon splint tedavisi uygulanırken, diğer gruptaki hastalara düşük doz lazer tedavisi (DDLT) uygulandı. Klinik olarak hastaların tedavi öncesi ve sonrası ağrı düzeyleri, kas hassasiyetleri ve termografik değişiklikler kaydedilerek, elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirildi. Çalışmada iki grupta da önemli termografik değişikliklerin olduğu, kas hassasiyeti ve ağrının önemli derecede azaldığı, bununla birlikte palpasyona hassasiyet ve ağrı düzeyleri açısından iki grup arasında önemli bir fark olmadığı, ancak masseter kasların bazı bölgelerinde termografik ısı değerlerinin DDLT grubunda daha düşük olduğu ve iki grup arasında istatistiksel olarak önemli bir fark olduğu saptandı. Sonuç olarak her iki tedavi yönteminin de miyofasyal ağrı sendromlu hastaların tedavisinde etkili olduğu, ancak termografik veriler göz önünde bulundurulduğunda DDLT uygulamasının daha avantajlı bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.

AtellerKonservatif tedaviLazer tedavisi+4
Taygun Altındiş
Gaziantep University
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Temporomandibuler eklemin redüksiyonlu anterior disk deplasmanında retrospektif olarak ultrason tedavisi, gece plağı uygulaması ve flurbiprofen'in (majezik 100 MG tablet sanovel ®) etkinliklerinin karşılaştırılması

Temporomandibuler Eklemin Redüksiyonlu Anterior Disk Deplasmanı genellikle ağzın hem açılması hem de kapanmasını sırasında duyulan resiprokal klik ile karakterizedir. Kapanış sırasında duyulan klik anteromedial disk deplasmanının (ADD) bir işaretidir ve kapanış sırasında alınan klik ne kadar geç alınırsa prognoz o kadar iyidir. Açılma sırasında duyulan klik sesi ise, kondilin keskin üst kısmına denk gelen deplase diskin redüksiyonunu ifade eder. Eğer eklem içi basınç düşükse, disk yerine geri dönerken klik oluşmaz, erken açılma sırasında klik oluşur ve bu klik hafif bir ADD'nın işaretidir, geç fazda alınan klik ise daha ciddi bir rahatsızlığın belirtisidir. Açma kliği kondil disk morfolojisine, kas çekimine ve superior retrodiskal laminanın çekimine bağlı olarak açmanın herhangi bir safhasında oluşur. Hastalarda ağız açmada kısıtlılık olabilir. Ağzın açılmasının ilk aşamasında ve protrüzyon hareketinde mandibulanın etkilenen tarafa doğru deviasyonu izlenebilir. Bozukluğun erken safhasında ağrı genellikle olmaz, ileri safhada ise sekonder kas spazmına bağlı olarak oluşabilir ve ağrı TME çevresindeki yumuşak dokulardan kaynaklanır. Temporomandibuler eklemin redüksiyonlu anterior disk deplasmanında parafonksiyonun bir belirtisi olarak kaslarda gerginlik olabilir. Kas spazmları mandibulanın postural pozisyonunu değiştirebilir. Bu durumda oklüzyon değişebilir. Elevatör kaslardaki spazm sonucu da ağız açma zorlaşır. Yapılan bu retrospektif çalışma bu grup hastalarının tedavisinde gece plağı, ultrason tedavisi ve flurbiprofen ilaçların etkinliği araştırılmıştır. Gece plağı sert alçıdan elde edilen model üzerine kopoliester materyalden yapılmış 2mm kalınlığında sert plak üst dişlere adapte edilir. Ultrason, muskuloiskeletsel problemlerde sıklıkla kullanılan bir fizik tedavi yöntemidir. Ultrason; eklemlerde derin ısı oluşturur, bu yöntemle; kapsül dışı yumuşak doku gerginliği arttırılarak eklem yapıları tedavi edilir. Yapılan bu retrospektif çalışma 18 yaşından büyük, 54'ü kadın (% 84,4) ve 10'u erkek (% 15,6) toplam 64 hasta üzerinde yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, kontrol grubu dışındaki gruplarda VAS, protruziv, eklemin sola/sağa lateral hareketleri ve ağız açıklığı hareketlerin ölçüm zamanları arasında farklılık bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Ultrason, Gece plağı, Flurbiprofen, Redüksiyonlu Anterior Disk Deplasmanı.

Fizik tedaviFizik tedavi yöntemleriFlurbiprofen+5
Ömer Abdo
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ağrılı temporomandibular eklem bozukluklarında sıvı trombositten zengin fibrin uygulamasının klinik etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Wilke's sınıflandırmasına göre 3,4 ve 5 gruplarında ağrılı temporomandibular rahatsızlığı yaşayan ve artrosentez endikasyonu olan hastalarda yapılan artrosentez işlemine ilave olarak sıvı trombositten zengin fibrin uygulamasının klinik semptomlarda iyileşmeye etkinliğinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Yaşları 18 ile 64 arasında değişen ve Wilke's sınıflandırmasına göre 3,4 veya 5. sınıfta değerlendirilen 17'si kadın, 19'u erkek 36 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. 18 hastaya sadece artrosentez işlemi uygulanmış (kontrol grubu), 18 hastaya ise artrosentez işlemine ilave olarak sıvı trombositten zengin fibrin enjeksiyonu (deney grubu) uygulanmıştır. Gruplarda tabakalı randomizasyon yapılmıştır. Bu nedenle her grupta üçü yaşlı, üçü genç olmak üzere 6 hastadan oluşan Wilke's 3, Wilke's 4 ve Wilke's 5 alt grupları oluşturuldu. Hastaların görsel analog skala (VAS), Maksimum Ağız Açıklığı (MAA), lateral hareket kapasitesi ve Helkimo Klinik Disfonksiyon İndeksi ölçümleri başlangıç, 10. gün, 30. gün ve 3. ay sonu itibariyle yapıldı. Bulgular: Her iki grupta da VAS, MAA, lateral hareket ve Helkimo Klinik Disfonksiyon İndeksi ölçümlerinde iyileşme olduğu gözlendi. Gruplar arası kıyaslamada, deney grubundaki hastalardaki iyileşmenin kontrol grubundaki hastalardaki iyileşmeye göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, sıvı trombositten zengin fibrin uygulamasının VAS ve Helkimo Klinik Disfonksiyon skorları üzerindeki etkisinin, Wilke's 3 grubunda, Wilke's 4 ve Wilke's 5 grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Ağrılı temporomandibular eklem bozukluğu olan hastaların tedavisinde, artrosentez işlemine ilave olarak sıvı trombositten zengin fibrin enjeksiyonun, klinik semptomlarda iyileşmeyi arttırdığı gözlenmiştir. Ayrıca, bu elde edilen iyileşme Wilke's 3 sınıfındaki hastalarda diğer hastalara göre daha yüksektir.

AğrıTemporomandibular eklemTemporomandibular eklem hastalıkları+1
Uğur Karadayı
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bruksizme bağlı miyofasyal temporomandibular disfonksiyonu olan hastalarda manuel tedavi ile splint tedavisinin etkinliğinin araştırılması

Bu çalışma, bruksizme bağlı miyofasyal temporomandibular disfonksiyonu (M-TMD) olan kadın hastalarda, manuel tedavinin temporomandibular ağrı, eklem açıklığı, çenenin fonksiyonellik düzeyi, uyku kalitesi, yorgunluk, boyun özürlülük ve hasta memnuniyeti üzerine etkisini incelemek ve splint tedavisi ile etkinliğini karşılaştırmak amacıyla planlandı. Çalışmamıza Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ve Türkoğlu Dr. Kemal Beyazıt Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi diş polikliniğine başvuran ve bruksizme bağlı M-TMD tanısı alan, 18-50 yaş arası 29 kadın hasta dahil edildi. Bireyler basit rastgele örnekleme yöntemi ile Manuel Tedavi (MT) (n=15) ve Splint Tedavi (ST) (n=14) olarak iki gruba ayrıldı. ST grubuna diş hekimi tarafından planlanan statik splinte ek olarak ev egzersizi ve hasta eğitimi verildi ve splinti bir ay süre ile kullanmaları istendi. MT grubuna ise, kraniyal ve servikal mobilizasyonları da içeren kapsamlı bir manuel tedavi programına ek olarak aynı ev egzersizi ve hasta eğitimi verildi. MT, haftada 2 seans 45 dk süreyle, toplam 8 seans uygulandı. Olguların tedavi öncesi demografik bilgileri alınarak, postür, servikal ve temporomandibular eklem hareket açıklığı, ağrı şiddeti, tetik nokta hassasiyeti değerlendirildi. Tüm bireyler ayrıca fonksiyonellik düzeyi Çene Fonksiyon Kısıtlılık Skalası (ÇFKS), uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), boyun özürlülük seviyesi Boyun Özürlülük İndeksi (BÖİ), yorgunluk düzeyi Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ), baş ağrısı düzeyi Baş Ağrısı Etki Testi (HİT-6) ve hasta memnuniyeti PSQ-18 ile değerlendirildi. Değerlendirmeler 4 hafta sonunda tekrarlandı ve uygun istatistik programı ile analiz edildi. Her iki grubun kendi içinde tedavi öncesi ve tedavi sonrası verileri karşılaştırıldığında, çene, baş ve boyun ağrıları, tetik nokta hassasiyeti, servikal ve temporomandibular eklem açıklığı, yorgunluk düzeyi ile uyku kalitesinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. (p<0.05). Tedavi sonrası gruplar birbiri ile kıyaslandığında tüm değerlendirme parametrelerinde MT lehine anlamlı fark bulundu (p<0.05). PSQ-18 ölçümlerinde, genel memnuniyet ortalaması, kişilerarası tutum, sağlık hizmetleri skor ortalaması ile genel memnuniyet total puanının MT grubunda anlamlı olarak daha yüksek olduğu görüldü (p<0.05). Sonuç olarak, bruksizme bağlı miyofasyal temporomandibular disfonksiyonu olan hastalarda servikal ve kraniyal mobilizasyonları içeren manuel tedavi yönteminin daha etkili olduğu görüşündeyiz. Splint tedavisi ile manuel tedavi programının birlikte uygulanmasının tedavi etkinliğini arttıracağı düşünülmektedir.

AtellerBruksizmBruksizm+5
Süreyya Damar Örenler
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Temporomandibular eklem disfonksiyonuna eşlik eden oral evre yutma bozukluğunda miyofonksiyonel tedavi etkinliğinin araştırılması

Bu çalışma temporomandibular eklem disfonksiyonuna (TMD) bağlı oral evre yutma bozukluğu (Oral disfaji = OD) olan bireylerde uygulanan manuel tedaviye ek olarak dil kuvvetlendirme egzersizlerinin etkisinin araştırılması amacıyla planlandı. Çalışmamıza Şanlıurfa Viranşehir Devlet Hastanesi diş polikliniğine başvuran ve TMD'ye bağlı OD tanısı alan, 18-65 yaş arası, dahil edilme kriterlerine uyan ve tedaviyi tamamlayan 44 birey dahil edildi. Bireyler kapalı zarf usulü basit randomizasyon yöntemi ile kontrol grubu (n=12), manuel tedavi (MT) grubu (n=15) ve orofasyal miyofonksiyonel tedavi (OMT) grubu (n=17) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Kontrol grubuna fizyoterapist tarafından düzenlenen ev egzersizi ve hasta eğitimi verildi. Bireylerden 10 hafta boyunca haftada 3 gün yapmaları istendi. MT grubuna aynı ev egzersizi ve hasta eğitimi ile birlikte temporomandibular eklem ve servikal bölgeyi içeren kapsamlı bir tedavi programı uygulandı. OMT grubuna ise ev egzersizi, hasta eğitimi ve MT'ye ek olarak dil kuvvetlendirme protokollerini içeren tedavi programı uygulandı. MT ve OMT gruplarına 10 hafta, haftada 2 seans, 30-45 dk süreyle 20 seans tedavi uygulandı. Tedavi sonrası 3. ayda ulaşılabilen 28 bireyin değerlendirmeleri tekrar alındı. Hastaların problemlerini ve tedavi sonrası iyileşmeyi değerlendirmek için Temporomandibular Rahatsızlıklar Araştırma Teşhis Kriterleri (TMR/ATK) Klinik Muayene Formu, baş postürü değerlendirme, Çenenin Fonksiyon Kısıtlanma Skalası-20 (ÇFKS-20), 100 ml su yutma testi (SYT), Yeme Değerlendirme Aracı (EAT-10), dil kuvvet ve endurans ölçümü, Yutma Yaşam Kalitesi Anketi (YYKA) ve Boyun Özür İndeksi (BÖİ) kullanıldı. Her üç grubun kendi içinde tedavi öncesi, tedavi sonrası ve 3. ay verileri karşılaştırıldığında, üç grupta da ağrı şiddeti, baş postürü, mandibula hareket açıklığı, çene fonksiyonelliği ve boyun özür seviyelerinde iyileşme görüldü (p<0.05). Kontrol grubunda yutma fonksiyonuna yönelik değerlendirmelerde gelişme görülmedi (p>0.05). MT grubunda yutma fonksiyonuna yönelik olan yalnızca SYT ve EAT-10 verilerinde iyileşme gözlendi (p<0.05). OMT grubunda SYT, EAT-10, YYKA ile dil kuvvet ve endurans verilerinin tamamında gelişme olduğu belirlendi (p<0.05). Tedavi sonrası gruplar birbiri ile karşılaştırıldığında, ağrı ve disfaji semptomlarında azalma ile çene fonksiyonelliği ve yutma yaşam kalitesi parametrelerinde en fazla artışın OMT grubunda görüldüğü tespit edildi (p<0.05). Sonuç olarak bu çalışmada ev egzersizleri ve MT'ye ek olarak dil kuvvetlendirme egzersizleri içeren OMT'nin yutma güçlüğünü azaltmada ve yutmaya bağlı yaşam kalitesini geliştirmede yalnızca MT ve egzersizlere göre daha üstün olduğu görüldü. Dolayısıyla, TMD'ye bağlı OD'si olan bireylerde OMT yaklaşımının ilave edilmesi önerilebilir.

Manuel terapiTedaviTemporomandibular eklem disfonksiyon sendromu+4
Hazel Çelik Güzel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Temporomandibular eklem iç düzensizliği olan hastalar ile olmayan bireylerin morfometrik yapılarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi yöntemi ile değerlendirme

Bu çalışmanın amacı, temporomandibular eklem (TME) iç düzensizliği olan bireyler ile herhangi bir TME patolojisi olmayan bireylerin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntüleri üzerinden elde edilen morfometrik ölçümlerini karşılaştırarak, eklem morfolojisindeki farklılıkları ortaya koymaktır. Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı'na 2021-2025 yılları arasında, TME bölgesinde ağrı gibi şikâyetlerle başvuran ve artrosentez uygulanan 144 birey (82 kadın, 62 erkek) ile TME bölgesinde herhangi bir problemi bulunmayan ve artrosentez uygulanmayan 127 bireyin (69 kadın, 58 erkek) KIBT görüntüleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. KIBT görüntüleri üzerinden 13 farklı morfometrik parametre ölçülmüş ve processus condylaris yüzey morfolojisi sınıflandırılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 20.00 programı ile yapılmış ve p<0,05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Elde etiğimiz bulgularda; processus condylaris mediolaeral çapı (MLÇ), glenoid fossa çatı kalınlığı (GFÇK), processus condylaris yüksekliği (PCY), glenoid fossa derinliği (GFD) ve tüm eklem boşlukları erkeklerde kadınlara göre daha yüksek bulunmuştur. Processus condylaris anteroposterior çapı (APÇ) ve processus condylaris uzunluğu (PCU) TME iç düzensizliği olan bireylerde olmayan gruba göre daha düşük olarak, GFÇK, TME'nin ön eklem boşluğu ve glenoid fossa genişliği (GFG) ise aynı grupta daha yüksek olarak hesaplanmıştır (p<0,05). Processus condylaris morfolojisi değerlendirmesinde, TME iç düzensizliği olan bireylerde düz, sivri ve düzensiz processus condylaris tiplerinin görülme oranı TME iç düzensizliği olmayan bireylere göre daha fazla olmasına rağmen bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Ayrıca, kontrol grubunda konveks processus condylaris tipi %83,5 oranında görülürken, bu oran çalışma grubunda %63,9'dur. Bu çalışma, temporomandibular eklem iç düzensizliğinin eklem yapılarında sadece fonksiyonel değil, aynı zamanda morfolojik değişikliklere de yol açtığını ortaya koymaktadır. Çalışmamızdan elde edilen sonuçlar, hem tanı sürecinde hem de tedavi planlamasında TME bozukluklarının erken dönemde tespiti açısından morfometrik analizlerin değerini ön plana çıkarmaktadır.

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografiTemporomandibular eklemTemporomandibular eklem disfonksiyon sendromu+1
Serhan Zorman
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Epilepsi hastalarında temporomandibular eklemin yüksek çözünürlüklü volümetrik t2 ağırlıklı görüntü ile değerlendirilmesi

Bu çalışmada, rutin olarak kullandığımız konvansiyonel beyin MRG'de yüksek çözünürlüklü volümetrik T2 ağırlıklı görüntüleme ile epilepsi hastalarında temporomandibular eklem (TME) dejenerasyonunu ek inceleme ve morfolojik çalışmalara gerek kalmadan anatomik olarak değerlendirmeyi amaçladık. Ayrıca, TME'deki dejenerasyonun hastalığın süresi, etyolojisi ve nöbet türleriyle olan ilişkisini ortaya koymayı hedefledik. 2021-2024 yılları arasında Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde epilepsi tanısıyla beyin MRG'si çekilen 125 hasta ile 133 sağlıklı bireyin görüntüleri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Görüntüler, santral sinir sistemi radyolojisi konusunda deneyimli ve deneyimsiz iki radyolog tarafından 7 ay aylık süre boyunca değerlendirilmiştir. TME bulguları beş kategoriye ayrılmıştır. Bazı olgular birden fazla kategori içine dahil edilmiştir. Kategori 0: normal, Kategori 1: efüzyon/sinovyal kist, Kategori 2: disk dejenerasyonu, Kategori 3: disk displasmanı, Kategori 4: kemik bulguları. Sayısal veriler için normal dağılım varsayımı Kolmogorov-Smirnov testiyle ve varyans homojenliği Levene testiyle incelenmiştir. Grup karşılaştırmaları Independent samples t veya Welch test ile yapılmıştır. Kategorik verilerin analizinde ise Pearson ki-kare, Fisher's exact veya Fisher-Freeman-Halton testi kullanılmıştır. Epilepsi hasta grubunda TME'nin normal yapıda olma oranı %37,6 olarak saptanmış olup bu oran kontrol grubunda %54,9'dur ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Bilateral TME patolojileri, unilateral patolojilere kıyasla daha sık görülmüş olup hasta grubunda bilateral patoloji oranı %40 iken kontrol grubunda %24,8'de kalmıştır. Bilateral ve çoklu TME patolojileri epilepsi hastalarında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek gözlenmiştir. Sol TME tekli ve çoklu patolojileri yaş gruplarına göre anlamlı farklılık gösterirken sağ taraf patolojilerinde anlamlı bir fark saptanmamıştır. Epilepsi ve kontrol hasta grubunda kadın katılımcılarda "bilateral" veya "tekli/çoklu" TME patolojilerinin erkeklere kıyasla istatistiksel olarak daha yüksek oranlarda olduğu gözlenmiştir. Eklem patolojileri ayrı ayrı ele alındığında sağda efüzyon oranı hasta grubunda %63,5 iken kontrol grubunda %84,0 olarak bulunmuş olup kontrol grubunda efüzyon oranı hasta grubundan istatistiksel olarak daha yüksekti. Disk dejenerasyonu ise hasta grubunda %42,9 oranında saptanırken kontrol grubunda %16,0 olup istatistiksel olarak anlamlıdır. Motor semptomları olan epilepsi hastalarında çok daha sık bilateral veya tek taraflı patoloji saptanmıştır. Sonuç olarak, morfolojik çalışmalara ve ek incelemeye gerek duymadan 3D T2-SPACE sekansı ile epilepsi hastalarında TME patolojilerinin yüksek özgüllükle saptanabileceği, ancak efüzyon ve sinovyal kist gibi bulguların epilepsiyle doğrudan ilişkilendirilemeyeceği belirlenmiştir.

EpilepsiManyetik rezonans görüntülemeTemporomandibular eklem+1
Osman Şinasi Oğuz
Düzce University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Temporomandibular eklem rahatsızlığı bulunan kadın hastalardaki östrojen değerleri ve sinoviyal sıvı içerisindeki TNF-α, IL-1ß, IL-6, IL-8, IL-10 ve IL-12 seviyelerinin değerlendirilmesi

Temporomandibular eklem (TME) rahatsızlıkları TME'nin yapısını, mastikatör kasları veya her ikisini birden ilgilendiren bir grup rahatsızlığı içermektedir. Temporomandibular eklem hastalıklarının kadınlarda daha sık görülmesi TME rahatsızlıklarının gelişiminde cinsiyet hormonlarının etkili olabileceği ihtimalini ortaya koymaktadır. Cinsiyet hormonlarından olan östrojenin TME rahatsızlıklarının gelişiminde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı TME rahatsızlığı bulunan kadın hastalardaki östrojen seviyesi ve TNF-α, IL-1ß, IL-6, IL-8, IL-10 ve IL-12'nin sinoviyal sıvıdaki konsantrasyonlarının değerlendirilmesidir. Çalışmamız tek taraflı TME rahatsızlığı olan 36 kadın hasta üzerinde yürütülmüştür. Hastalar östrojen seviyelerine (Yüksek ve düşük) ve tedavi başarısına göre (Başarılı ve başarısız) iki alt gruba ayrılmıştır. Tüm hastalara artrosentez tedavisi uygulanmış ve hastalar en az altı ay takip edilmiştir. Sinoviyal sıvısı örnekleri artrosentez işlem sırasında alınmıştır. Hastalara ait serum östrojen seviyeleri kan örnekleri alınarak tespit edilmiştir. Östrojen ve sitokin seviyeleri işlem öncesinde, klinik bulgular ise hem işlem öncesinde hem de işlem sonrasında kayıt edilmiştir. Daha sonra bu klinik ve laboratuvar bulguları karşılıklı değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonucunda östrojenin artrosentezin etkinliği üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu görülse de artrosentez işleminin yüksek ve düşük östrojen seviyelerinde ağrıyı rahatlatmada etkili olduğu görülmüştür. Tedavi açısından başarılı ve başarısız gruplara ait sitokin seviyeleri arasında anlamlı bir fark tespit edilemese de TNF-α'nın düşük östrojen seviyesiyle ilişkili olduğu görülmüştür. Bunun yanında IL-1ß'nın kronik ağrı ile, düşük IL-8 ve IL-12 konsantrasyonlarının ise palpasyon ile hissedilen TME ağrısı ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak östrojenin klinik ve biyokimyasal bulgular ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca östrojen seviyesinin 36.48 pq/ml'nin üzerinde olduğu hastaların TME rahatsızlıkları gelişimine yatkın olabileceği ve bu hastalara uygulanan artrosentez tedavisinin etkinliğinin daha düşük olabileceği düşünülmektedir.

KadınlarSinovyal sıvıTemporomandibular eklem+7
Burak Cezairli
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Gallium aluminium arsenide diode lazerin temporomandibular eklemde oluşturulan deneysel osteoartrit üzerine erken dönemdeki biyostimülasyon etkisinin histopatolojik olarak değerlendirilmesi

Osteoartrit (OA); eklem kartilajlarını ve kemik yapılarını etkileyen kronik non-inflamatuar bir hastalıktır. Osteoartritin temporomandibular eklem (TME) tutulumunda tedaviye aşırı miktarda olan ya da tekrarlayan travmayı uzaklaştırma ile başlamak gerekmektedir. Hastalığın ilerleyen durumlarında non-steroidal anti-enflamatuar ilaç kullanımı, termal tedaviler, ultrason, kızılötesi ısı terapisi, serbest cisimlerin debridmanı, osteotomi ve protetik replasmana varan tedaviler uygulanmaktadır. Literatürde OA'nın TME tutulumunda Gallium Aluminium Arsenide diode lazer (Düşük Seviyeli Lazer) biyostimülasyonunun uygulandığı başka bir çalışma bulunmadığından tavşan eklemleri üzerinde deneysel olarak oluşturulmuş OA'ya lazer biyostimülasyonun kısa dönem histopatolojik etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu sebeple 21 adet ergin tavşan TME'sine sodyum mono iyode asetat enjeksiyonu ile bir ay sürede deneysel OA oluşturulmuştur. Çalışma Grubu 1'i oluşturan yedi adet tavşanının TME'lerine aralıksız emüsyon, 940 nm dalgaboyu, 5 W güç, 15 J/cm2 yoğunlukta, 9 sn süreyle, 48 saat arayla 14 seans lazer uygulanmıştır, Çalışma Grubu 2'i oluşturan altı adet tavşana da aynı parametreler ile 24 saat aralıklarla 28 seans lazer uygulanmıştır. Kontrol grubunu oluşturan sekiz adet tavşana ise deneysel OA oluşturup herhangi bir lazer tedavi prosedürü uygulanmamıştır. Deney prosedürü bitiminde bütün tavşanlar eş zamanlı olarak sakrifiye edilip TME'lerinin eklem kartilajları, osteokondral birleşimleri, kondrosit görünümleri ve subkondral kemikleşmeleri histopatolojik olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda lazer uygulanan çalışma gruplarındaki normal doku yüzdelerinin kontrol grubuna göre daha fazla oldukları görülmüştür ancak gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p>0.05). Sonuç olarak, çalışmada kullanılan lazer biyostimülasyon protokolleri etkin bulunmamıştır. Osteoartrit tedavisinde daha etkili olabilecek lazer biyostimülasyon protokollerinin belirlenmesi için daha kapsamlı çalışmaların yapılmasına ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.

EnjeksiyonlarGalyumKemik ve kemikler+6
Sadi Memiş
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Trombositten zengin plazmanın temporomandibular eklem kartilajı üzerindeki yara iyileşmesine etkisi

Temporomandibular Eklem (TME) osteoartriti (OA) artiküler kartilaj ve kemiğin normal sentez ve dejenerasyonu arasında ki dengenin mekanik ve biyolojik olaylar ile bozulması sonucunda TME'de kemik, kartilaj ve eklemi destekleyen dokuları etkileyen bir hastalıktır. Trombositten zengin plazma (TZP) hastanın kendi kanından elde edilen örneğin santrifüjü ile konsantre trombosit ve ilgili büyüme faktörlerinden oluşur. Trombositten zengin plazmanın klinik kullanımı hücrelerde proliferasyon ve diferansiasyon ve doku remodelingi üzerindeki olumlu etkilerine bağlı olarak potansiyel iyileştirici özellikBu çalışmanın amacı TZP enjeksiyonunun temporomandibular eklem kartilajı ve subkondral kemik iyileşmesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Çalışmamızda 16 Yeni Zelanda tavşanı, tek TZP enjeksiyon ve çoklu trombositten zengin plazma enjeksiyon olmak üzere rastlantısal olarak iki gruba ayrıldı. Literatürde belirtildiği şekilde OA modeli oluşturmak amacı ile tüm tavşanların temporomandibular eklemine bilateral olarak sodyum mono iodoasetat enjekte edildi. Sodyum mono iodoasetat enjeksiyonundan 4 hafta sonra tavşanlardan otolog kan alınarak TZP elde edildi. Trombositten zengin plazma sağ TME'ye tek enjeksiyon grubunda bir kez, çoklu enjeksiyon grubunda ise üç kez (haftada bir kez) enjekte edildi. Kontrol grubu olarak tüm hayvanların sol TME'sine her TZP enjeksiyon zamanında izotonik NaCl enjekte edildi. İlk TZP enjeksiyonundan 30 gün sonra tüm hayvanlar sakrifiye edildi. Çalışmanın sonunda TZP'nin TME kartilaj ve kemik yüzeylerine etkisi histopatolojik olarak değerlendirildi. Histolojk değerlendirme sonunda gruplar arasında kartilaj ve subkondral kemik rejenerasyonu açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. Ancak çoklu TZP enjeksiyon grubunda kartilaj ve subkondral kemikte daha fazla iyileşme gözlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda TME OA tedavisinde TZP enjeksiyonunun tek başına veya diğer tedavi modelleri ile beraber kullanılabileceğini düşünmekteyiz.

EnjeksiyonlarKıkırdakKıkırdak-artiküler+4
Ümmügülsüm Coşkun
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Rekürrent temporomandibular eklem dislokasyon hastalarında tme morfolojisinin morfometrik analizi

Amaç: Bu çalışmanın amacı rekürrent temporomandibular eklem (TME) dislokasyonu görülen hastalarda morfolojik yapıların analizlerini yapmak, fonksiyonel hareketler üzerindeki etkisini incelemek ve sağlıklı bireylerle karşılaştırmaktır. Materyal ve Yöntem: Çalışmaya konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) çekilmiş rekürrent temporomandibular eklem dislokasyonuna sahip 15 hasta çalışma grubuna ve 50 sağlıklı birey kontrol grubuna dahil edilmiştir. Artiküler eminens eğimi ve yüksekliği, glenoid fossa derinliği ve genişliği, kondilin mediolateral ve anteroposterior boyu, kondil uzunluğu, eklem aralıkları sagittal ve koronal kesitlerde incelenmiştir. Ayrıca mandibular fonksiyonel hareketlerde incelenmiştir. Bulgular: Gruplara göre artiküler eminens eğimi ve yüksekliği değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Koronal kesitte ölçülen artiküler eminens eğimi sağ eklemde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,014). Glenoid fossa genişliği her iki eklemde sagittal kesitte istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Artiküler eminens morfolojisinin fonksiyonel hareketler üzerindeki etkisi anlamsız bulunmuştur. Sonuç: Rekürrent temporomandibular eklem dislokasyonu olan hastalarda glenoid fossa genişliğinin daha fazla olarak bulunması fonksiyonel eklem sırasında eklem stabilitesini azaltabileceğini ve dislokasyona zemin hazırlayacağını düşündürmektedir.

Glenoid fossaTemporomandibular eklemTemporomandibular eklem hastalıkları
Zehra Gülerol Aydın
Bolu Abant İzzet Baysal University
2025
20
DoctorateOpen AccessTR

Fonksiyonel ortopedik tedavilerin temporomandibular eklem üzerine etkilerinin manyetik rezonans görüntüleme ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, II. Sınıf 1. bölüm kapanış bozukluğuna sahip hastalarda uygulanan Monoblok apareyinin, Temporomandibular Eklem üzerindeki etkisinin Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) kullanılarak belirlenmesidir. Çalışmamıza Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı kliniğine başvuran; fonksiyonel ortopedik tedavi endikasyonu olan, mandibular retrognatiye sahip iskeletsel CI II ve peak döneme girmiş 40 adet hasta çalışma gurubuna ve 20 adet hasta kontrol grubuna dahil edilmiştir. Tüm istatistiksel analizler, SPSS paket programı (SPSS for Windows Release 15) kullanılarak yapılmıştır. Metod hatasının saptanması amacıyla, manyetik rezonans görüntüleri iki kez çizilmiş ve değerlendirilmiştir. Metod hatasının hesaplanmasında, Dahlberg metod hatası formülü kullanılmıştır. Grup içi karşılaştırmalarda eşleştirilmiş t-testi, gruplar arası karşılaştırmalarda bağımsız t-testi kullanılmıştır. Sağ ve sol eklemlere ait MR ölçümlerinin karşılaştırılması amacıyla ise eşleştirilmiş t-testi kullanılmıştır. Önem düzeyi; p <.001, p <.01 ve p <.05 seviyesinde belirlenmiştir. Tedavi grubumuzun sonucunda monoblok tedavisiyle sagittal yöndeki uyumsuzluk düzelmiş ve Sınıf I kapanış ilişkisi elde edilmiştir. Alt çene anlamlı miktarda öne doğru konum değiştirmiştir. Overjet ve overbite azalmıştır. Araştırmamızın sonucunda; kondilin fossada önde konumlandığı ve kondile göre disk pozisyonunda anlamlı bir değişim olmadığı belirlenmiştir. Tedavi öncesindeki fizyolojik disk-kondil-fossa ilişkisi, monoblok tedavisinden etkilenmemiştir.

Manyetik rezonans görüntülemeOrtopediTedavi+2
Nursezen Kavasoğlu
Dicle University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Temporomandibular eklem iç düzensizliklerinin tedavisinde artrosentez ile birlikte ve tek başına uygulanan hyaluronik asit ve trombositten zengin plazmanın etkinliklerinin karşılaştırılması

Temporomandibuler eklem rahatsızlıkları toplumda azımsanmayacak ölçüde sık görülen ve neden olduğu ağrı ve disfonksiyon sebebiyle hastaların yaşam kalitesi ve günlük aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen komplike bir hastalıktır. Temporomandibular eklem disfonksiyonu olan hastaların ağrı ve fonksiyonel şikayetlerinin azaltılması için pek çok prosedür geliştirilmiştir. Ancak bunlardan pek azı minimal invaziv olarak kabul edilmektedir. Artrosentez; tempromandibular eklemin akut ve kronik kapalı kilitlenmesi olması durumunda ilk adımda uygulanabilecek basit, minimal invaziv (uzun dönem sonuçlarına ve komplikasyonlarının az olmasına dayanarak) ve etkili bir tedavi yöntemidir. Sinoviyal sıvının ana komponentlerinden birisi olan sodyum hyaluronat,sinoviyal sıvının akışkanlığından sorumludur ve eklem yüzeylerinin kayganlığının sağlanması açısından önem taşımaktadır. Eklem içi yapışıklıkları önler, analjezik ve antienflamatuar özellikleri vardır. Trombositten zengin plazma; tam kanın santrifüjü ile elde edilen ve tam kandan daha yüksek trombosit konsantrasyonu ve hiperfizyolojik oranda büyüme faktörü içeren ve bu özelliği ile tendon, ligament, kıkırdak ve kas yaralanmalarında iyileşme sürecini hızlandıran hücresel plazma komponentidir. Tek kör, randomize olarak planlanan bu prospektif çalışmaya manyetik rezonans(MR) incelemesinde eklem yüzeylerinde dejenerasyon ve disk deplasmanı saptanan; klinik incelemede ağız açıklığı 35 mm'den az, eklem palpasyonunda hassasiyet ve alt çene hareketleri sırasında ağrı tarif eden Wilkes Sınıf III ve IV hastalar dahil edilecektir. Hastaların maksimum ağız açıklığı, alt çene hareketleri ve ağrı düzeyi visuel analog skala(VAS) ile kaydedilecektir. Çalışmamıza 60 hasta alınıp hastalar rastgele 4 gruba ayrılacaktır. 1.gruba artrosentez +hyaluronik asit enjeksiyonu, 2. gruba sadece hyaluronik asit enjeksiyonu ,3.gruba artrosentez+trombositten zengin plazma enjeksiyonu, 4 gruba sadece trombositen zengin plazma enjeksiyonu yapılacaktır. Hastaların 1.hafta,1.ay,3.ay ve 6.ayda maksimum ağız açıklıkları, lateral alt çene hareket miktarları,ağrı düzeyleri VAS ile ölçülüp 6.ayın sonunda ölçümler karşılaştırılacaktır. Anahtar Sözcükler: TME, Artrosentez, Hyaluronik asit, PRP.

ArtrosentezHyalüronik asitTemporomandibular eklem+2
Rojdan Ferman Güneş Uysal
Dicle University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Temporomandibuler eklem (TME) ağrı disfonksiyon sendromlu, redüksiyonlu ve redüksiyonsuz disk deplasmanlı hastalarda, düşük enerjili lazer tedavisi öncesi ve sonrası klinik, kemik sintigrafisi ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) bulgularının değerlendirilmesi

Temporomandibular eklem içi inflamatuvar hastalıklar; travma, eklem içi düzensizlik veya osteoartrite bağlı olarak eklem içi ve çevre dokuların inflamasyonuna sebep olan hastalık grubudur. Temporomadibular eklemin en çok etkilenen alanları; posterior ataçmanlar, kollateral ligamanlar ve periartiküler dokulardır (kapsül, sinovyum ve temporomandibular eklem ligamanları). Travmaya bağlı oluşan eklem içi inflamasyon ve patolojilerin tedavisindeamaç; eklem içinde oluşan makro ve mikro travmaları kontrol etmek, inflamasyonu ve eklem içi basıncı azaltarak dokuların rejenerasyonuna imkan sağlamaktır. Eklem içi inflamasyonundan kaynaklanan temporomandibular rahatsızlıklarda; bilgilendirme, yumuşak diyet, antiinflamatuvar ilaçlar, oklüzal splint ve düşük enerjili lazer uygulaması uygun konservatif tedavilerdir. Bu çalışmanın amacı, retrodiskal dokuda oluşan inflamasyonun tedavisinde düşük enerjili lazerin etkinliğinin objektif değerlerle deneysel olarak saptanmasıdır.Çalışmada TME internal düzensizliği bulguları olan (klik,ağız açmada kısıtlılık,ağrı vb.) 80 hasta dahil edildi. Lazer, iki hafta boyunca toplam 10 defa uygulandı. Her iki temporomandibular ekleminden (inflamasyonlu eklem ile inflamasyonlu ve lazer uygulanmış eklemden) sintigrafik görüntüler ve MRG alındı. Verilerin değerlendirilmesinde, istatistiksel analizler SPSS 15.00 paket programı ile yapıldı. Tanımlayıcı istatistiksel metodların (ortalama, standart sapma) yanı sıra çoklu grupların tekrarlayan ölçümlerinde Student t testi, ikili grupların karşılaştırmasında Mann-Whitney-U testi kullanıldı. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde, %95´ lik güven aralığında değerlendirildi. Bu araştırma sonucunda, TME eklem düzensizliği olan hastalarda,TME `nin rehabilitasyonunun sağlanması amaçlanmıştır. Ağız açma mesafelerindeki artış,kas palpasyon hassasiyetindeki azalma değerleri bunu ortaya koymaktadır.Lazer sonrası MRG görüntülerinde değişiklik olmasa da osteoblastik aktivite sayım sonuçlarındaki azalma bölgede dejeneratif olarak değişiklik olmadığını ortaya koymaktadır.

Kemik ve kemiklerLazer tedavisiLazerler+6
Musa Can Uçan
Dicle University · Institute of Health Sciences
2010
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş hekimlerinin temporomandibular eklem hastalıkları hakkındaki bilgilerinin değerlendirilmesi

Temporomandibular eklem (TME) rahatsızlıkları toplumda yaygın olarak görülmektedir. Diş hekimlerinin TME hastalıkları hakkındaki bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla anket çalışması yapılması planlandı. Anketler 400 tane katılımcıya uygulanmıştır, bu katılımcıların 200 tanesi pratisyen diş hekimleri, kalan 200 tanesini ise uzman diş hekimleri oluşturmaktadır. İstatistiksel analizlerde SPSS for Windows 17.0 kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama ve standart sapma, ortanca (min-maks) ve % (frekans) değerleri verildi. İstatistiksel analizlerde Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve Bonferroni düzeltmeleri, gerekli durumlarda Kruskal Wallis veya Mann Whitney U testleri kullanıldı. Ayrıca ki-kare testleri ile karşılaştırmalar gerçekleştirdi. Tüm analizlerde p<0.05 düzeyi anlamlı olarak kabul edilmiştir. Diş hekimlerinin TME hastalıkları hakkındaki bilgilerinin unvan, cinsiyet, mezuniyet sonrası geçen süre arasında ilişkilileri incelenmiştir. İlerleyen zamanlarda bu faktörlerin daha geniş popülasyonlarda ayrıntılı olarak incelendiği çalışmalar yapılması, daha detaylı sonuçların elde edilmesine yardımcı olabilir. Çalışmamızın sonuçları Türkiye'deki pratisyen diş hekimlerinin ve uzman diş hekimlerinin TME hastalıkları ile ilgili genel bilgilerinin ve tecrübelerinin saptanmasını, TME hastalıkları konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi, eksik yönlerin belirlenmesi, gelecekte yapılacak kurs ve eğitimlere ışık tutması açısından yararlı bilgiler sunduğu düşünülmektedir.

AnketlerBilgiBilgi düzeyi+2
Muhammet Ümit Toka
Karadeniz Technical University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Temporomandibular eklemde deneysel olarak oluşturulan osteoartritte eklem içi bifosfanat enjeksiyonun değerlendirilmesi

Osteoartrit (OA); sıklıkla el, ayak veya omurga gibi eklemler başta olmak üzere tüm eklemlerde görülebilen, kartilaj, disk, sinoviyum ve subkondral kemikte değişikliğe yol açan kronik dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Temporomandibular eklem (TME) osteoartriti (OA), TME'de görülen en yaygın artrit şeklidir. Bifosfonatlar (BP); kemiğe güçlü bir afiniteye sahip ve kemik yıkımını inhibe eden ilaçlardır. Osteoartritin erken evrelerinde artmış osteoklast aktivitesi sonucu; subkondral kemik kalınlığında azalma, subkondral porozite sayısında artma ve osteokondral bileşkede bütünlük ve plastisite kaybı olduğu görülür. Bifosfanatların sistemik veya intraartiküler (İA) uygulanmasının, subkondral kemik rezorbsiyonunu azaltarak ve kondroprotektif etki sağlayarak OA tedavisinde yararlı olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızda tavşanlarda deneysel olarak oluşturulan TME OA'da İA zoledronik asit (ZA) enjeksiyonunun subkondral kemik ve kartilaja etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. On altı adet yetişkin erkek Yeni Zelanda tavşanı kontrol grubu (n=8) ve deney grubunu (n=8) oluşturacak şekilde rastgele iki gruba ayrıldı. Her iki gruptaki tavşanların sol TME'lerine sodyum monoiodoasetat (MIA) enjekte edilerek deneysel OA modeli oluşturuldu. Deney grubundaki tavşanların TME'lerine MIA enjeksiyonundan bir ay sonra dört hafta boyunca haftada bir 0.1 mg İA ZA enjekte edildi. Deney prosedürü bitiminde bütün tavşanlar sakrifiye edilip TME'lerinin eklem kartilajları, osteokondral birleşimleri, kondrosit görünümleri ve subkondral kemikleşmeleri histopatolojik olarak değerlendirildi. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde TME OA tedavisinde İA BP enjeksiyonun eklem kartilajı, osteokondral bileşke ve kondrositler üzerinde olumlu etki sağladığı görüldü ancak bu etki istatistiksel olarak fark yaratmadı. Uzun dönem etkilerin değerlendirilmesi, uygun dozların belirlenmesi ve etkili tedavi zamanlamasının bulunması için yeni kontrollü klinik ve hayvan çalışmalara ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı.

BifosfonatlarEnjeksiyonlarKıkırdak-artiküler+3
Sercan Yılmaz
Karadeniz Technical University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Temporomandibular fonksiyon bozukluğu olan bireylerde gövde kaslarının stabilite ve enduransının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; temporomandibular fonksiyon bozukluğu (TMFB) olan bireylerde gövde kaslarının enduransının ve fonksiyonel kuvvetinin incelenmesi ve sağlıklı bireyler ile karşılaştırılması idi. Çalışmada TME fonksiyon bozukluğu olan bireylerden oluşan çalışma grubu (n=60) ile sağlıklı bireylerden oluşan kontrol grubu (n=60) olmak üzere iki grup bulunmaktaydı. Çalışmada hem çalışma hem de kontrol grubundaki bireylere TME değerlendirme formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve Visual Analog Skala uygulandı. Derecelendirilmiş Kronik Ağrı Skalası, Fonseca Anamnestik Anketi, Temporomandibular Bozukluklarda Tampa Kinezyofobi Ölçeği ve Ağız Sağlığı Etki Ölçeği ise yalnızca çalışma grubundaki bireylere uygulandı. Her iki gruptaki bireylerin gövde kaslarının endurası ve fonksiyonel kuvveti klinik testler ve basınç biofeedback aleti ile ölçüldü. TME fonksiyon bozukluğu olan bireylerde baş ve omuz postürünün olumsuz etkilendiği; aktivite ve gece ağrısının daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışma grubundaki bireylerin ağrıya bağlı özürlülük durumu, hareket korkusu ve yaşam kalitesi orta düzeyde etkilenmişti. TME fonksiyon bozukluğu olan bireylerin gövde enduransı ve fonksiyonel kuvveti sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). Servikal kas enduransı ise her iki grupta benzerdi (p>0,05). Sonuç olarak; TME fonksiyon bozukluğu olan bireylerde gövde kaslarının endurans ve fonksiyonel kas kuvveti biyo-tensegrite kavramı ile uyumlu olarak sağlıklı bireylere göre düşük bulundu. TME fonksiyon bozukluğunun hem değerlendirme yapılırken, hem de Fizyoterapi ve Rehabilitasyon programı planlanırken bütüncül bir yaklaşım ile ele alınmasını önermekteyiz. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Kas kuvveti, Kor Stabilite, Stabilizasyon, Temporomandibular Eklem. Başkent Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Araştırma Kurulu ve Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır (Proje no: KA22/41).

AğrıDayanıklılıkKas kuvveti+4
İrem Tutku Özker
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Bruksizm hastalarında masseter ve temporal botoksun temporomandibular eklem diski üzerinde stres oluşumu etkilerinin sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Bruksizm; hem çocuk hem de yetişkin nüfusun önemli bir bölümünü etkileyen, diş sıkma, gıcırdatma şeklindeki parafonksiyonel harekettir. Bruksizm primer (idiyopatik) veya sekonder olabilir. Primer bruksizm, klinik olarak ilgisiz olduğu düşünülen, uyku ve uyanıklık bruksizmi olarak iki alt gruba ayrılır. Uyku bruksizmi (SB) istemsizdir ve uyku ile ilişkili bir hareket bozukluğu olarak sınıflandırılır. Uyanıklık bruksizm (AB), aksine, diş sıkmanın farkındalığı olarak tanımlanır. Sekonder bruksizm ise; ilaç kullanımının bir yan etkisi olarak ve bazı nörolojik ve gelişimsel bozukluklarda gözlenmiştir. Çalışmamızın amacı bruksizm hastalarında masseter ve temporal kaslarına botoks uygulaması sonucu temporomandibular eklem diskinde oluşacak stres değişimlerinin 3 boyutlu sonlu elemanlar analizi (SEA) ile incelenmesidir. Toplamda 1-bruksizm hastasına ait model, 2-sadece masseter kasına botoks uygulanan model ve 3-masseter ve temporal kaslarına botoks uygulanan model olmak üzere üç ayrı çene modeli oluşturuldu. Botoks uygulamasında masseter kas ve temporal kas kuvvetleri %40 azalacak şekilde analiz gerçekleştirildi. Oluşturulan her üç modelde de dişlerin sıkılması sırasında çiğneme kasları, TME'nin artiküler fossası, mandibular kondili ve eklem diskinde oluşan Von Mises stres dağılımları incelendi. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde disk ve fossada stresler %25 azalmıştır. Bu nedenle ileri dönem disk hastalıklarının önlenmesinde temporal ve masseter botoksun birlikte uygulanması önerilebilir.

Botulinum toksinleriBruksizmSonlu elemanlar stres analizi+2
Sefa Merve Arıkan
Karadeniz Technical University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Temporomandibular eklemde deneysel olarak oluşturulan osteoartritte eklem içi daidzeinin etkisinin değerlendirilmesi

Temporomandibular eklemde (TME) görülen Osteoartrit (OA), disk, sinoviyum, kartilaj ve subkondral kemikte değişikliğe yol açan kronik ve dejeneratif bir hastalıktır. Osteoartrit tedavisinde, medikal tedaviden cerrahi tedaviye uzanan pek çok yöntem mevcuttur. Daidzein (DZ) anti-inflamatuar ve antioksidan etkisi olan bir izoflovandır. Bu çalışmanın amacı tavşanda deneysel olarak oluşturulan TME OA' da DZ etkinliğinin değerlendirilmesidir. On altı adet erkek Yeni Zelanda Tavşanının sağ TME'sinde deneysel OA modeli monosodyumiodoasetat (MİA) enjeksiyonu ile oluşturuldu. Bir tavşan OA modelini kontrol etmek amacıyla 4 hafta sonunda sakrifiye edildi. Geri kalan tavşanlar rastgele iki gruba ayrıldı: K (kontrol gurubuna intraartiküler salin enjeksiyonu n=6) DZ (deney grubuna intraartiküler DZ enjeksiyonu n=9). Enjeksiyonlar 1, 7, 14, 21. günlerde gerçekleşti Enjeksiyonlardan sonra tavşanlar genel anestezi altındayken önce eklem ve kan sıvısı örnekleri alındı daha sonra sakrifiye edildi. Tavşanların sağ TME'leri histopatolojik inceleme için eksize edildi. Çalışmada yer alan değişkenlerin normal dağılıma uygunluk gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile değerlendirildi. Değişkenlerin tanımlayıcı istatistiklerinin gösteriminde Ortalama±SS (standart sapma) veya ortanca (Çeyreklikler Arası Genişlik- ÇAG) verildi.Kontrol ve deney gruplarının Kan TAS, TOS, OSİ, eklem TAS, TOS, OSİ değerleri açısından karşılaştırılmasında t testi ve Mann Whitney U testi kullanıldı. İntra-artiküler DZ enjeksiyonu tavşan TME'si üzerinde anti-enflamatuar ve antioksidan etki göstermiştir. DZ, TME OA tedavisinde kullanılabilecek doğal bir bileşiktir.

DaidzeinEklemlerOsteoartrit+2
Gökçe Elif Erdayandı
Karadeniz Technical University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Temporomandibular eklem bozukluğuna bağlı miyofasiyal ağrılı hastalarda sternokleidomastoid (SKM) kası ve üst trapez kasına kinesiotape ve germe uygulamasının karşılaştırılması

Amaç:. Temporomandibular eklem bozukluğuna bağlı miyofasiyal ağrılı hastalarda Kinesiotape uygulaması ile germenin ağrı, eklem hareket açıklığı ve fonksiyonel durum üzerine etkilerini belirlemektir. Yöntem: Çalışmamıza Temporomandibular eklem bozukluğuna bağlı miyofasiyal ağrı tanısı alan 33 hasta dahil edildi. Hastalar basit randomizasyon sonucu üçe ayrıldı (Kinesiotape grubu, Germe grubu ve Kontrol grubu). Kinesiotape ve Germe grubundaki hastalara üst trapez ve Sternokleidomastoid kaslarına haftada iki gün, iki hafta boyunca aynı fizyoterapist tarafından uygulamaları yapıldı. Kontrol grubuna ise fizyoterapi programı uygulanmadı. Kinesiotape ve Germe grubunun uygulama öncesinde, 1. ve 2. Haftanın sonunda, Kontrol grubunun ise uygulama öncesi ve 2. Haftanın sonunda eklem hareket açıklığı (gonyometre), kas kuvveti (manuel), ağrı (Visüel analog skalası) ve algometre, fonksiyonel değerlendirme yapılmıştır. Bulgular: Başlangıçta demografik özellikler ve değerlendirilen parametreler açısından gruplar homojendi (p>0,05). Kinesiotape ve germe grubunda tedavi öncesine göre, Visüel analog skalası ve algometre sonuçlarında 1. ve 2. haftanın sonunda azalma saptanmıştır (p<0,05). Mandibular depresyon mesafesinde Kinesiotape ve Germe grubunda istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir (p<0,05). Hasta Sağlık Anketi ve Çenenin Fonksiyon Kısıtlama Skalası sonuçları da Kinesiotape ve germe gruplarında olumlu yönde değişim göstermiştir (p<0,05). Her üç grupta da servikal eklem hareket açıklığı ve kas kuvveti değerleri tedavi sonrası öncesine göre değişim göstermemiştir. (p>0,05). Sonuç: Temporomandibular eklem bozukluğuna bağlı miyofasiyal ağrılı hastalarda ağrının azaltılması, ağız açıklığı mesafesinin ve fonksiyonelliğin arttırılmasında Kinesiotape ve germe uygulamaları benzer etkiye sahip bulunmuştur. Farklı kasların da dahil olduğu uygulamaların yapılmasına ve postüral egzersizlerinde verildiği çalışmalara ihtiyaç vardır.

AnketlerAğrıFizik tedavi+5
Özge Baykan
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2018
00

Related subjects