Tütün
Bu konu başlığı altında 67 tez
Investigation of tobacco consumption and tobacco consumption behavior among foundation university students in Turkey
This study inquiries into the factors that increase the risk of using cigarette and hookah and, for current smokers, the factors that affect expenditures on these products by foundation university students in Turkey. It also examines the joint relationship between cigarette and hookah consumption behaviors. The data used in the study was collected by an internet-based survey. In the econometric analyses, logistic regression was used to examine the risks of hookah use and smoking. Moreover, the bivariate probit model is used to analyze the joint relationship between hookah and cigarette consumption. Results indicate that male students are more likely to use these tobacco products than females. In addition, a higher number of people using cigarettes and hookah in the social network of a student increases both the risk of using these products and the amount of expenditure. The estimates from the bivariate probit model reveal that hookah and cigarette use are correlated. Keywords: Cigarette, Hookah, Bivariate Probit, Logistic
Sigara bırakma davranışlarını değerlendirmek için sağlık inanç modeli'ne dayalı ölçek geliştirme
Metadolojik türdeki bu çalışma, sigara bırakmaya yönelik davranışları açıklayabilmek ama-cıyla Sağlık İnanç Modeli temelli bir ölçek geliştirilmek için yapılmıştır. Veriler online anket yöntemi ile Eylül 2020 – Şubat 2021 tarihleri aralığında araştırmaya katılmayı kabul eden 720 birey ile tamamlanmıştır. Araştırmanın evrenini sigara içtiğini belirten 18 yaş üzeri ye-tişkin bireyler oluşturmaktadır. Veri toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu ve Sigara Bırakma Davranışı Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SBD-SİM ölçeği) kullanılmıştır. İstatiksel analizi SPSS 26.0 ve AMOS istatistik paket programında yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışması için ilk aşamada kapsam geçerliliği için 10 uzman görüşüne başvurulmuştur. Değerlendirme-ler sonucunda ölçekte yer alan 1 ifade (madde 73) .62'nin altında değer aldığı için ölçekten çıkarılmıştır. Modelin güvenirliğini test etmek için Cronbach Alpha iç tutarlılık analizi, Madde-Toplam Korelasyonu ve Test-Tekrar Test, yapı geçerliğini ve faktör yapısını test etmek için Açımlayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizinde maddelerin faktör yüklerinin birinci faktörde .535 ile .783 arasında, ikinci faktörde .715 ile .804 arasın-da, üçüncü faktörde .593 ile .797 arasında, dördüncü faktörde ise .590 ile .690 arasında değer aldığı izlenmiştir. Ölçekteki maddelerin Kapsam Geçerlik İndeksi (KGİ) değeri 0.988, Kapsam Geçerlik Ölçütü (KGÖ) değeri ise 0.800 olarak tespit edilmiştir. KMO de-ğeri 0.926 ve Bartlett's testi değeri 16489,65 (p<0.001) olarak belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin, ki-kare istatistiğinin serbestlik derecelerine oranı CMIN/DF: 3,68; (RMSEA) 0.06; (GFI) 0,85; (RMR) 0,10; (AGFI) 0,82 ve (CFI) değeri ise 0,95 olarak bulunmuştur. Ölçeğin geçerliği için yapılan doğrulayıcı faktör analizi uyum değerleri istenilen düzeyde yeterli bulunmuştur. Ölçeğin güvenilirliği için yapılan iç tutarlılık analizi cronbach alfa değerlerinin birinci faktör (Algılanan Duyarlılık ve Ciddiyet) için 0.93, ikinci faktör (Algılanan Engel) için 0,91, üçüncü faktör (Öz Yeterlilik) için 0,85 ve dördüncü faktör (Algılanan Yarar) için 0,86 olduğu belirlendi. Ölçekten, model gereği toplam puan hesaplanmadığı için sadece alt boyutları için Cronbach alfa değeri hesaplan-mıştır. Ölçeğin test-tekrar test puan ortalamaları arasındaki uyumluluğu gösteren Pearson korelasyon analizinde, Algılanan Duyarlılık-Ciddiyet ve Öz Yeterlilik boyutlarında iki öl-çüm arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,507 p<0,002, r=0,477 p<0,004). Ancak Algılanan Engel ve Algılanan Yarar boyutlarında iki ölçüm arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (r=0,171 p>0,05, r=0,117 p>0,05). Analiz-ler sonrasında 37 maddeye inen Sigara Bırakma Davranışı Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SBD-SİM ölçeği) duyarlılık ve ciddiyet algısı, engel algısı, öz yeterlilik ve yarar algısı ol-mak üzere dört alt boyut içermektedir. Ölçeğin değerlendirilmesi alt boyutlar üzerinden gerçekleştirilir. Bu çalışmada geliştirilen ölçüm aracının farklı dil ve kültürlere adaptasyonu yapılarak geniş bir kullanım alanı bulacağını ve sigara ile mücadele eden birey ve kurumlara önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımı ve ilişkili faktörler
Giriş ve Amaç: Sigara önlenebilir ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almasına rağmen hem ülkemizde hem de dünyada sigara kullanımı çok yaygındır. Sigara kullanımını etkileyen demografik ve psikososyal faktörlerin araştırılmasına ihtiyaç vardır. Evden ve aileden ayrılmak, yeni bir çevreye uyum, meslek adayı olmak gibi birçok soruna bağlı gelişen aşırı kaygı ve stresin, üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımını artırdığı düşünülmektedir. Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bazı çalışmalarda; spor yapma alışkanlığı olan öğrencilerin, daha az sigara içme alışkanlığı olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımını ve ilişkili faktörleri araştırmak, tütün ve tütün ürünleri kullanan ve kullanmayan kişilerde spora yönelik tutumları belirlemektir. Yöntem: Araştırmanın yöntemi tanımlayıcı ve kesitsel niteliktedir. Araştırma online anket yöntemi ile yürütülmüş olup Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'nde 2022 yılında öğrenim gören öğrenciler dahil edilmiştir. Örnekleme yöntemi olarak 4 ayrı fakülteden tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin elde edilmesinde sosyodemografik özellikleri sorgulamaya yönelik veri değerlendirme formu, Üniversite Öğrencilerinin Spora Yönelik Tutumları Ölçeği (SYTÖ) ile Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği (FNBÖ) kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizi IBM SPSS İstatistik 22 (SPSS Inc., Chicago, IL) programında uygun istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiştir. İki bağımsız grup ortalamasının karşılaştırılması için Independent Sample T Test, ikiden fazla grup ortalamasının karşılaştırılması için One Way ANOVA testi kullanılmıştır. Nicel değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Ayrıca tüm sonuçlar için anlamlılık değeri p<0.05 baz alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan toplam 643 kişiden %56,6'sı (n=364) kadın, %43,4'ü (n:279) erkekti. Katılımcıların %29,4'ü (n=189) Tıp Fakültesi öğrencisi, %23,6'sı (n=152) Eğitim Fakültesi öğrencisi, %20,5'i (n=132) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi, %26,4'ü (n=170) Mühendislik Fakültesi öğrencisi idi. Öğrencilerin %25,8'i (n=166) tütün ve tütün ürünleri kullandığını belirtirken, %74,3'ü (n=477) ise tütün ve tütün ürünlerini kullanmadığını belirtmiştir. Şu an aktif olarak tütün ve tütün ürünleri kullananlar ile kullanmayanların SYTÖ puanları arasında anlamlı bir farklılık olup (p=0,030), tütün ürünleri kullanmayanların spora yönelik tutumları, kullananlardan daha olumlu bulunmuştur. FNBÖ puanı ile SYTÖ puanı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir (p=0,602), nikotin bağımlılığı derecesi ile spora yönelik tutumun arasında farklılık gözlenmemiştir. Tütün ürünlerini kullanan öğrencilerin %12,05'si (n=20) 7-12 yaş arasında, %45,78'i (n=76) 13-17 yaş arasında, %42,17'si (n=70) 18-24 yaş arasında ilk olarak denediği saptanmıştır. Öğrencilerin ütün ürünlerine başlama nedeni incelendiğinde %15,66'sı (n=26) merak/özenti nedeniyle, %13,86'sı (n=23) aile veya arkadaşlarının tütün kullanımı nedeniyle, %12,65'i (n=21) ailevi sorunlar nedeniyle, %25,30'u (n=42) arkadaş ortamı nedeniyle, %22,29'u (n=37) gelecek kaygısı nedeniyle, %10,24'ü (n=17) boş vakitte yapacak bir aktivite bulamadığı için başladıklarını ifade etmişlerdir. Kaygı ve stres faktörlerinin öğrencilerin tütün kullanımı üzerindeki etkileri incelendiğinde %18,02'si (n=20) etkisi olmadığını, %12,6'i (n=14) biraz etkisi olduğunu, %30,63'ü (n=34) fazla etkisi olduğunu, %38,74'ü (n=43) çok fazla etkisi olduğunu belirtmiştir. Tütün kullanan öğrencilere uygulanan Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği puan ortalaması 2.57 (min=0, max=6) olup, tütün kullanan öğrencilerde nikotin bağımlılığının düşük seviyede olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların tümüne uygulanan Spora Yönelik Tutum Ölçeği toplam puanının ortalaması 86,12 (min=22, max=110) olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımı ve spora yönelik tutumlarını araştırdığımız bu çalışmada spora yönelik tutumları olumlu olanların tütün ürünleri kullanma oranının anlamlı şekilde düşük olduğu bulunmuştur. Tütün kullanan katılımcıların çoğunluğunda kaygı/stres nedeniyle kullanım olduğu dikkat çekmektedir. Spora karşı olumlu tutumların, sigaraya karşı olumsuz tutumlarla ilişkili olduğu ancak spora karşı olan tutumun bağımlık seviyesi ile ilişkili olmadığı görülmüştür. Bu çalışma verileri ışığında pek çok sebeple kaygının arttığı üniversite döneminde bireylerin tütün ve tütün ürünleri ile henüz tanışmadan önce gerekli eğitimlerin müfredatlara entegre edilmesi, stresle baş etmede önemli rolü olduğu bilinen spor faaliyetlerinin arttırılması ve öğrencilerin teşvik edilmesi, birinci basamak başta olmak üzere tüm sağlık kurumlarında konuya dair danışmanlık hizmetlerinin etkin şekilde verilmesi sağlığın korunmasının ve geliştirilmesine dair olumlu etkileri olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Sigara, Spor, Spora yönelik tutum, Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği, Nikotin Bağımlılığı
Bitlis Kalesi kazısı tütün lüleleri (2011-2015)
17. yüzyılın başlarında İngiliz tacirler tarafından yurdumuza getirilen tütün, halk arasında hızla yayılmıştır. Osmanlı'da tütün, lüle, çubuk ve imameden oluşan üç parçalı bir aletle içilmiştir. Bu tez kapsamında Bitlis Kalesi'nde 2011-2015 yıllarında yapılan bilimsel kazılarda ele geçen küçük buluntular arasında seramik grubu içerisinde değerlendirilen 155 tütün lülesi incelenmeye alınmıştır. Araştırma konusunun amacını; Bitlis Kalesi'nde 2011-2015 yıllarında yer alan tütün lülelerinin tipoloji, malzeme ve teknik özellikleri, ölçüler ve bezeme ögeleri açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Tez kapsamında ki lülelerin sanat tarihi metoduyla incelenip bilim dünyasına kazandırılması tezimizin asıl amacını oluşturmaktadır. Bu tez çalışması hazırlanırken gerçekleştirilen metodun ilk aşamasını kaynak taraması oluşturmaktadır. Konuyla ilgili kütüphanelerde ve araştırma merkezlerinde tez, kitap ve makaleler olmak üzere mevcut olan ve ulaşılabilen her kaynak ayrıntılı bir şekilde incelenerek teze katkı sağlanması çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında Ahlat Müzesi'ndeki lüle envanter defterleri taranmış ve kayda alınan lüleler incelenerek çalışma için ön hazırlık yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü aşaması katalog bölümünden oluşmaktadır. Bu aşamada tipolojik bir sıraya göre düzenlenen lülelerin dönemi, ölçüleri, hamur vb. bilgileri verilmiş ve tanımları yapılmıştır. Çalışmanın son aşamasında lülelerin tipoloji, malzeme ve teknik, bezeme ve üretim yerleri başlıkları altında genel bir değerlendirilmeye gidilmiştir.
Hoşap Kalesi kazısı tütün lüleleri (2007-2015)
Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan her bir buluntu geçmişin önemli bir parçasıdır. Bu buluntular kendi içerisinde incelenir, tipolojisi belirlenir, kayıt işlemleri yapılır ve sonra diğer parçalarla olan ilişkisi bilimsel çalışmalarla araştırılıp irdelenerek, toplumsal yaşamdaki yerine yönelik yorumlar yapılabilir. Bunu yapabilmek için Sanat Tarihi, Arkeoloji, Tarih, Antropoloji, Halk bilimi gibi disiplinler arası bilgi akışı yapan alanlardan faydalanıp arkeolojik buluntuların sosyal ve kültürel etkisine vurgular yapılabilir. Geçmişten günümüze sosyokültürel değerlerin devam etmesini sağlayan birçok sanat eseri vardır. Bu eserler arasında "Tütün Lüleleri" de yer almaktadır. Tütün lülelerinin ortaya çıkmasında bazı önemli faktörler rol oynamıştır. Bu faktörlerin başında tütün tohumu gelir. Tütün tohumu ve bitkisi Amerika'dan Avrupa'ya, oradan da Osmanlı topraklarına gelmiştir. Bu tohumun ürünü olan tütünün zamanla dünyada önemli sayıda kullanıcı kitlesi oluşmuştur. Böylelikle tütünün yoğun bir şekilde kullanılmasıyla birlikte zamanla tütün içme aletleri de çeşitli malzeme ve teknikler kullanılarak yapılmaya başlanmıştır. Bu içim aletlerinin belki de zamanında en çok tercih edileni ve keyif vereni lülelerdi. Büyük emeklerle yapılan arkeolojik kazılarda çok sayıda eser tarihimize kazandırılmaktadır. Bu eserlerden biri de etnografyanın adeta birer yaşayan şahidi olan tütün lüleleridir. İşte bu yüksek lisans tezi ile tütün lüleciliğinin önemli buluntuları arasında yer alan Hoşap Kalesi Tütün Lülelerini belli bir disiplinle tez haline getirerek yazılı kayıtlarda yerini alsın istiyor ve bu tip arkeolojik eserlerimize sahip çıkmayı amaçlıyoruz. Osmanlı Arkeolojisi ve endüstri tarihinin yapı taşları arasında yerini alan tütün yetiştiriciliği ve lülecilik sanatı günümüz açısından araştırılması iyi yapılması gereken bir alan olmakla birlikte; korunup, tanıtılarak gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir. Bu çalışmayı yayınlamakla Hoşap Kalesi tütün lüleciliği adına bir başlangıç yapmayı planladık. İnanıyoruz ki, tezimizin sayfalarını çevirdikçe, farklı tipolojisiyle bizlerin ilgi, alaka ve beğenisini kazanan birer arkeolojik miras olarak geçmişe ışık tutan bu buluntuları gördükçe, siz de aynı düşünceyi paylaşacaksınız. Çalışmamızın konusu olan ve Van'da sürdürülen Hoşap Kalesi kazı çalışmaları sonucu bulunan tütün lüleleri önemli buluntular arasındadır. Bu buluntular tez çalışmasıyla belli bir disipline göre değerlendirilmiş olup kendi içerisinde gruplandırılmıştır. Ayrıca diğer yörelere ait lülelerin benzer ve farklı özellikleriyle karşılaştırmalar yapılmış, Osmanlı Arkeolojisi içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Van, Hoşap, Kale, Kazı, Tütün, Lüle
Tarım sektöründe tütün yetiştiriciliği çalışanlarında iş sağlığı ve güvenliği; Malatya ili örneği
Tarım, insanların yaşamlarının sağlıklı ve nitelikli bir şekilde devamlılığını sürdürebilmek için birçok ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir sektör konumundadır. Ülkemizin uluslararası piyasalarda marka değeri olan en önemli tarım ürünleri arasında tütün yer almaktadır. Türkiye'de yetiştirilen oriental tütünler, dünya piyasalarında uzun yıllar gördüğü yüksek talep sayesinde "Türk Tütünü" ismiyle anılmaktadır. Tütün, fide yetiştirilmesinden hasat edilmesine ve işlenmesine kadar geçen zamanda değişik metotlarla üretilmektedir. Makineleşmenin yoğun olduğu tarımsal alanlarda verimlilik oldukça yüksektir. Ülkemizde tütün yetiştiriciliği, el emeğiyle üretilmektedir. Tütün tohumlarının ekimi, hasat edilmesi, tütünün denklenmesi ve taşınması sırasında eğilip kalkmalar ve ağır yük taşıma nedeniyle birçok kas iskelet sistemi hastalıkları görülmektedir. Bel, sırt, baş ve boyun ağrıları gibi sağlık sorunları oluşmaktadır. Tütünde bazı işlemler sırasında kullanılan aletler, tehlikeli olmakta ve kesikler açık yara şekline dönüşerek hastalıklara neden olabilmektedir. Makineleşmenin artması, yukarıda sayılan tehlikelerin bazılarını ortadan kaldırmakta fakat yeni tehlikelere neden olmaktadır. Makinalara çarpmalar, elleri, parmakları veya kolları kaptırma gibi iş kazaları yaşanabilmektedir. Tütün üretiminde kullanılan gübre ve pestisit gibi toksik kimyasallar kullanılmaktadır. Bu kimyasallar solunum, ciltten emilim ve sindirim yoluyla vücuda alınmakta, sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Tütün yetiştiriciliğinde çalışanlar fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risklere maruz kalmaktadır. Bu tez kapsamında, ülkemiz tarım sektörü tütün yetiştiriciliğinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından maruz kaldığı riskler belirlenmiştir. Riskleri yok etmek veya kabul edilebilir seviyeye indirmek için alınabilecek korunma tedbirleri ortaya çıkartılmış, bu korunma tedbirlerinde en etkin olanı belirlenmiştir. Risk değerlendirme yöntemlerinden olan kontrol listesi yöntemiyle tütün yetiştiriciliğinde bulunan riskler belirlenip kontrol listeleri hazırlanmıştır.
Türkiye'de tütün tüketimi ve obeziteye bağlı kanser yükünün topluma atfedilebilir fraksiyon hesaplamaları ve coğrafi bilgi sistemi ile değerlendirilmesi
Günümüzde, ülkemizdeki başlıca mortalite nedenleri arasında kanserler ikinci sırayı almaktadır. Tütün tüketimi ve obezite kanser gelişimi için öncelikli risk faktörleridir. Bu çalışmada, tütün ürünleri ve obezite ile ilişkili kanserlerde bu risk faktörlerine atfedilebilir fraksiyonların (PAF) hesaplanması ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) analiz yöntemleri kullanılarak dağılım ve kümelenme özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. PAF hesaplamaları için risk faktörlerine ait prevalans verileri 2003 yılı Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Araştırması'ndan edinilmiş, tütün tüketimi için ayrıca Peto-Lopez yöntemine göre hesaplanan beklenen prevalanslar da analizlerde kullanılmıştır. Kanser insidansları ise T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan 2016 yılı Türkiye Kanser İstatistiklerinden ve Uluslarası Kanser Araştırma Kurumu ile Uluslararası Kanser Kayıtçılığı Birliği tarafından yayınlanan Beş Kıtadaki Kanser İnsidansları serisinin XI. sayısından edinilmiştir. Tütün ve obezitenin kanser gelişimi için rölatif riskleri Birleşik Devletler Kanser Prevansiyon Kohort Çalışması-II verilerinden ve Dünya Kanser Araştırma Fonu raporlarından alınmıştır. Bu farklı insidans ve prevalans verileri kullanılarak tütünle ilişkili kanserlerde dört, obezite ilişkili kanserlerde iki farklı modele göre PAF hesaplamaları ve ArcGIS Pro (Esri Inc., ABD) yazılımı kullanılarak CBS analizleri yapılmıştır. CBS analizlerinde alansal interpolasyon ve Anselin Lokal Moran I yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada 2019 yılı için tütün ile ilişkili kanserler grubundaki yeni tanı kanser olgularının erkeklerde %54,2-%61,9'unun, kadınlarda %23,2-%30,6'sının, obezite ile ilişkili kanserler grubundaki yeni tanı kanser olgularının ise erkeklerde %22-%22,4''ünün, kadınlarda ise %23,7-%24,3'ünün atfedilebilir olgular oldukları hesaplanmıştır. Coğrafi dağılım özellikleri bakımından PAF değerlerinin tütünle ilişkili kanserlerde erkeklerde özefagus ve akciğer kanserlerinde doğu ve güneydoğuda, oral kavite ve farinks kanserlerinde doğuda, kadınlarda özefagus kanserlerinde doğuda, akciğer kanserlerinde batı ve kuzeybatıda, mide kanserlerinde doğuda, oral kavite ve farinks kanserlerinde doğuda, obezite ile ilişkili kanser grubunda ise erkeklerde kolon kanserinde, kadınlarda postmenopozal meme kanserinde doğu ve kuzeydoğuda daha düşük olduğu tespit edilmiştir.
Sigara kullanan ve kullanmayan bireylerde bilişsel farkındalık, üst biliş ve kaygı duyarlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, sigara içen ve sigara içmeyen bireylerde kaygı duyarlılığının, üst bilişin ve bilişsel farkındalığının farklılaşıp farklılaşmadığının araştırılmasıdır. Araştırma Türkiye genelinde 18- 65 yaş arası sigara kullanan ve kullanmayan bireylere uygulanmıştır. Çalışma 161 kadın,159 erkek olmak üzere toplam 320 gönüllü katılımcı ile sonuçlanmıştır. Sürekli sigara içen (bırakma deneyimi olmaksızın), bırakma deneyimleri olup aralıklı sigara içen ve hiç sigara içmeyen üç grup üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Katılımcılardan demografik form, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Üstbiliş Ölçeği ve Anksiyete Duyarlılık İndeksi doldurmaları istenmiştir. Gruplar arası farklılaşma olup olmadığı t-testi ve varyans analizi ile incelenmiş, anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda gruplar arasında anksiyete duyarlılığına ilişkin farklılaşma tespit edilmemiş olmakla birlikte; sürekli sigara kullanan kişilerin üst biliş ölçeğinin olumlu inanç alt boyut puanlarının, hiç sigara kullanmayan kişilerden daha yüksek olduğu ancak; bu farklılaşmanın istatistiki olarak anlamlı olmadığı; hiç sigara kullanmamış, aralıklı sigara kullanmış, sürekli kullanmış katılımcıların bilinçli farkındalık ölçeğinden aldıkları puanlar arasında ise anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Aralıklı sigara kullanmış katılımcıların bilinçli farkındalık ölçeği puanlarının, hiç sigara kullanmamış ve sürekli kullanmış katılımcıların puanlarına göre daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tütün Bağımlılığı; Sigara; Bilinçli Farkındalık; Üst Biliş; Kaygı Duyarlılığ
Sigara paketleri üzerinde yer alan yazılı ve görsel uyarı işaretlerinin kişiler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Sigara paketleri üzerinde yer alan görsel ve yazılı (birleşik) uyarı işaretlerinin kişiler üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Yöntem: Araştırmanın verileri 2014-2016 yılları arasında İzmir'de yer alan ve rasgele seçilen, sigara kullanımı bulunan, 200 (118 kadın ve 82 erkek) gönüllü katılımcılardan alınmıştır. Katılımcılar 18-83 yaş aralığındadır. Uygulanan ankette ilk 16 soru, yazılı uyarı işaretlerinden "sigara" sözcüğünün çıkarılmasıyla ön testi oluşturmaktadır. Ön testin sonunda sosyo demografik (yaş, cinsiyet, eğitim, sigara kullanım sıklığı/miktarı vb.) bilgileri içeren 9 soru yer almaktadır. Son testte ise yazılı ve görsel uyarı işaretlerinin birlikte kullanıldığı 14 soru, her sigara paketinde bulunan, 2 adet yazılı uyarı ve son olarak da görsel ve yazılı uyarı işaretlerinin etkililiğinin değerlendirilmesine yönelik bir soru bulunmaktadır. Katılımcıların ankette korku öğesini sosyal (korkutucu, dehşet verici ve rahatsızlık) ve fiziksel (sinirlilik, mide bulantısı ve gerginlik) olmak üzere ikiye ayrılarak likert tipi(1-hiç katılmıyorum -- 7 çok fazla katılıyorum) değerlendirmeleri istenmiştir. Bulgular: Oluşturulan anket sorularının, araştırmanın amacını destekler nitelikte olup olmadığını gözlemlemek için iç tutarlılık güvenirlik analizi uygulanmıştır. Ön-testeki 16 likert tipi sorunun cronbach alfa değeri 0,980, son-testte yer alan 16 likert tipi sorunun cronbach alfa değeri 0,984 olarak güvenilir bir korelasyon dağılımı sağladığı görülmüştür. Çalışmada sosyal korku ve fiziksel korkunun ön test ile son test değerlendirmesinde anlamlı farklılaşmalar görülmektedir. Katılımcıların sigara kullanımı konusunda paketlerin üzerinde yer alan hem yazılı hem de görsel uyaranları (birleşik) korkutucu bulmadıkları fakat sigara kelimesi çıkarılarak verilen sigara paketleri üzerinde yazılı olan uyaranları daha korkutucu buldukları görülmüştür. Sigara kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşayan kişilerde birleşik uyaranların yarattığı sosyal korku düzeylerinde sigara kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşamayanlarla anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Öte yandan sigaraya bağlı sağlık sorunu yaşayan bireylerde birleşik uyaranların yarattığı fiziksel korku düzeylerinde anlamlı bir artış görülmüş, hasta olmanın sigara kullanırken fiziksel olarak korkmayı etkileyen bir faktör olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Bu çalışma sonucunda sigaraya bağlı sağlık sorunu yaşayan bireylerde birleşik uyaranların fiziksel korku düzeylerinde artışa sebep olduğuna dair elde edilen sonuç göz önünde bulundurulduğunda sigara paketleri üzerindeki görsel uyarı işaretlerinin fiziksel korkuyu arttırıcı yönde görsellerle değiştirilerek revize edilmesi sağlanabilir. Anahtar kelimeler: Korku; Korku öğesi; birleşik uyarı etiketleri; sigara paketleri
The struggling tobacco policies: Political economy of tobacco in Turkey, 1938 – 1984
This study examines the political economy of the Turkish tobacco market between 1938 and 1984. It discusses the struggling tobacco policies of the market actors, including TEKEL, the merchants, experts, and producers. The discussion is based primarily on documents from the Prime Ministry State Archives and personal archives of two high-ranking Monopoly managers, four different sector journals, newspaper reports, congress proceedings and interviews with sector representatives. The conclusions reached are both informative and challenging for the modern Turkish historiography. This dissertation first concludes that the policy formulation and implementation were not top-down processes, but shaped by the political and social power balance among the market actors during the era under discussion. Second, the organizational representation of the merchants, experts and producers was crucial in policy-making as early as the 1940s. Besides their organizational activities, the market actors provided short-term benefits via petitioning, negotiating, sale boycotting and holding demonstrations through the period. Third, tobacco market resembled less to an arena of effective state intervention and smooth functioning under legislations. Rather, conflicts over the forms of state intervention and the institutional failures determined the relations among the market actors as well as the tobacco policies. Fourth, this dissertation reveals the compulsory levy imposed on tobacco producers for eleven years from 1947 to 1957 with a promise to establish a regulatory institution. Given the promise never kept and a substantial fund raised, the direct monetary cuts from producers were a hidden taxation practice in the Turkish agriculture. The fate of the producer fund brings the fifth conclusion of this study. Support purchases in the Turkish tobacco market were primarily financed with producers' own money. Sixth, the Turkish political authorities, including seemingly more agriculture-friendly center-right parties, were never dare enough to shoulder the structural transformation the tobacco market needed. The crisis at the end of the 1970s and the following liberalization in the early 1980s owed so much to such a lack of reform initiative for the existing market order.
Güray Müze Koleksiyonunda bulunan lüleler
Bu tez çalışmasında, Güray Müze Koleksiyonunda yer alan ve Osmanlı dönemine tarihlenen tütün lüleleri incelenmektedir. Bir tütün içim aleti olan lüle, tütünün Osmanlı topraklarında kullanılmaya başlandığı 17. yüzyıldan, sigara kullanım alışkanlığının yaygınlaştığı 20. yüzyılın ikinci çeyreğine kadar varlığını sürdürmüştür. Her sosyal sınıftan kullanıcısı bulunan ve yoğun şekilde kullanılan tütün ve onun içim aleti olan lüle, başta kahvehaneler olmak üzere sosyal hayatın her alanında kendisini göstermektedir. Genellikle kilden üretilen lüleler Osmanlı'da seramik üretiminin yapıldığı bütün şehirlerde karşımıza çıkmaktadır. Balkanlardan Arap yarımadasına uzanan geniş bir coğrafyada birçok halk ustası tarafından üretilen lüleler oldukça zengin tipolojiye ve süsleme programına sahiptir. Güray Müze koleksiyonunda yer alan 30 lüle ve tespit edilen 7 halk sanatçısı ile birlikte kaybolmuş bir halk sanatı olan lülecilik sanatının tanıtılması çalışmamızın ana hedefidir.
Konya İç Kale ve Selçuklu Sarayı kazıları lüle buluntuları
17. yüzyıl başlarında, Osmanlı topraklarına bir şifa aracı olarak getirilen tütün, çok geçmeden her tabakadan insan tarafından kabul görerek, yaygınlaşmıştır. Zaman zaman farklı yasaklara tabi tutulmuş ancak yasaklar tütün içme adetinin önüne geçememiştir. Tütünün yaygınlaşması üzerine içim aleti olan lüleler, Osmanlı'nın kendine özgü sanat anlayışıyla ürettiği, el sanatlarının sergilendiği bir simge haline gelmiştir. Konya İç Kale ve Selçuklu Sarayı Kazı çalışmalarında 2010, 2015 ve 2018 yıllarında ele geçirilen 90 adet lüle buluntusu incelenmiştir. Buluntu tarihi 2010 ve 2018 olan lüleler günümüzde, Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi'nde, sayıca fazla olan 2015 yılı lüle buluntuları ise Konya Etnografya Müzesi'nde muhafaza edilmektedir. Çanak biçimine göre lüleler, duman yolu bulunmayan kaideli lüleler ve tipi tespit edilemeyen lüle parçaları olmak üzere üç ana başlık altında incelenen lüleler, çanak biçimine göre yedi gruba ayrılmaktadır. Bu tipoloji doğrultusunda kataloğu oluşturulan lüleler, malzeme, teknik, form, bezeme teknikleri ve unsurları ile mühür ve damgalar alt başlıkları altında, değerlendirilmiştir. Tamamı kil malzeme ile üretilen Konya İç Kale ve Selçuklu Sarayı lüle buluntuları, form açısından oldukça zengindir. Lüleler kalıp ve çark olmak üzere iki farklı teknikte üretilmiş olup, çoğunluğu rulet baskı olmak üzere, kazıma ve baskı teknikleri kullanılarak, oldukça çeşitli geometrik ve bitkisel motifler ile bezenmiştir. Çark yapımı olan lüleler genellikle bezemesizdir. İncelenen lülelerde bezeme amacının yanı sıra üretici ve üretim yerine ilişkin bilgi veren, mühür ve damgalar ile karşılaşılmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda, lüle buluntuları 17. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasına tarihlendirilmiştir. Tarihlendirmeler, lülelerin buluntu yerine ilişkin bilgiler ile desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Konya, Osmanlı, Tütün, Lüle.
Elektronik sigara ve IQOS kullanan kişilerde bazı ağır metal düzeylerinin incelenmesi
Elektronik Sigara ve IQOS Kullanan Kişilerde Bazı Ağır Metal Düzeylerinin İncelenmesi Dünyada ve ülkemizde, elektronik sigara (e-sigara) ve ısıtılmış tütün ürünü (IQOS) kullanımı her geçen gün artmaktadır. Özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan e-sigara ve IQOS'un güvenliliğine yönelik bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bu çalışmada e-sigara, IQOS ve sigara kullanan bireylerin ağır metal ve nikotin maruziyetlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. IQOS (n=20), e-sigara (n=28), sigara kullanan (n=39) ve sigara kullanmayan (n=30) bireylerden oluşmak üzere toplam 117 gönüllü çalışmaya katılmıştır. Çalışmaya katılanların maruz kaldığı kurşun, kadmiyum, nikel, çinko ve selenyum metallerinin düzeyleri saptanmış ve karşılaştırılmıştır. E-sigara, IQOS ve sigara kullanan bireylerin nikotin maruziyetinin belirlenmesi ve karşılaştırılması bu çalışmanın bir diğer amacıdır. İdrar örneklerinde kotinin düzeyi e-sigara kullananlarda 1827,61±1717 ng/g kreatinin, IQOS kullananlarda 1833,72±1847,93 ng/g kreatinin ve sigara kullananlarda 2276,96±2046 ng/g kreatinin olarak bulunmuştur. E-sigara, IQOS ve sigara kullanan kişilerin kotinin düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Kurşun düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 1,38±3,55 ng/g kreatinin, 8,51±11,16 ng/g kreatinin, 3,67±5,68 ng/g kreatinin, 1,55 ±1,93 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Kurşun düzeyinde, e-sigara kullanan grubun, sigara ve IQOS kullanan grupla istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p˂0,008). Ayrıca sigara ve IQOS kullanan grupların, kotinin düzeyi ile kurşun düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p˂0,05). Kadmiyum düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 0,22±0,22 ng/g kreatinin, 0,28±0,33 ng/g kreatinin, 0,48±0,64 ng/g kreatinin, 0,35±0,34 ng/g kreatinin, olarak saptanmıştır. Kadmiyum düzeyinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,008). Sigara içen grupta, kotinin düzeyi ile kadmiyum düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0,0001). Nikel düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 3,43±2,16 ng/g kreatinin, 3,85±4,11 ng/g kreatinin, 1±1,42 ng/g kreatinin, 1,11±1,22 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Nikel düzeyinde, e-sigara ve IQOS grupları hem sigara kullanan hem de kontrol grubu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p˂0,05). E-sigara kullanan grupta, kotinin ile nikel düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,003). Selenyum düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 24,81±15,68 ng/g kreatinin 27,75±22,01 ng/g kreatinin, 26,01±18,10 ng/g kreatinin, 22,98±21,06 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Selenyum düzeyinin, hem gruplar hem de kotinin düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,008). Çinko düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 298,40±221,78 ng/g kreatinin ve 596,13±779,14 ng/g kreatinin, 217,59±142,75 ng/g kreatinin, 285,03±233,34 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Çinko düzeyinde, IQOS ile sigara kullanan gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p˂0,008). Kotinin ile çinko düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamızda elde ettiğimiz veriler sonucunda, kurşun düzeyi IQOS ve sigara kullanan grupta, kadmiyum düzeyi sigara kullanan grupta, nikel düzeyi ise e-sigara ve IQOS kullanan grupta diğer gruplara göre yüksek saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ağır Metal, E-Sigara, ICP-MS, IQOS
Türk tütüncülüğünde özelleştirme sonrası yaşanan sosyal ve ekonomik değişikliklerin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Yürütülen bu araştırma ile TEKEL'in özelleştirme sonrasında, yazılı sözleşme usulü ile üretim yapan, ekonomik dayanakları önemli ölçüde tütün üretimine bağlı olanlar ile tütün üretiminden vazgeçip alternatif üretime geçen üreticilerin sosyal ve ekonomik yapılarındaki değişimler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Adıyaman'da Ege Bölgesinde üretilen İzmir menşei olarak adlandırılan tütün üretimine geçilmesi ile birlikte bu yeni tütün menşeinin yetiştiriciliğini benimseme davranışı üzerinde üreticilerin sosyo-ekonomik nitelikleri, işletmeye ait özellikleri, iletişim davranışları ve yararlandıkları bilgi kaynaklarının etkisinin de belirlenmesi ele alınmıştır. Bu değişimleri ortaya çıkarmada, tütün üretiminin yoğun yapıldığı Adıyaman, Manisa ve Samsun illerine bağlı toplam altı ilçede tütün yetiştiriciliği yapan 18 köy/mahalleden basit tesadüfi örnekleme yöntemine göre seçilen 134 üretici ile anket çalışması yapılmıştır. Tütün üreticileri dışında aynı il, ilçe ve köy/mahallelerde daha önceki yıllarda tütün üretimi yapan ve hali hazırda tütün üretiminden vazgeçen üreticiler de araştırma kapsamına alınmış ve 142 üretici ile de anket çalışması gerçekleştirilmiştir. TEKEL'in özelleştirme sonrasında üreticilerin karşılaştıkları sosyal ve ekonomik değişiklikleri belirlemede Veri Madenciliği yöntemlerinden Karar Ağaçlarında kullanılan algoritmalardan biri olan CHAID Algoritması kullanılmıştır. Bu yöntemin kullanılmasının sebebi ise araştırma verilerinin; bağımlı değişkenin nominal, kategorik olması ile bağımsız değişkenlerin de sürekli, kategorik veya nominal kategorik olmasından ileri gelmektedir. Bu Algoritmada bağımlı değişken olarak tütün yetiştiriciliği yapıp/yapmama, bağımsız değişkenler olarak da bireysel özellikler, işletme özellikleri ile bilgi kaynakları ele alınmıştır. Çıkan sonuçlara göre çeşitli senaryolar oluşturulmuştur. Araştırma bölgesinde, tütün üretiminden vazgeçen üreticilerin; Adıyaman ilinde %81,2'si, Manisa ilinde %86,7'si ve Samsun ilinde ise %77,3'ü de TEKEL özelleştirildikten sonra tütün üretiminden vazgeçtikleri tespit edilmiştir. Manisa ve Samsun illerinde tütün üretimi yapan üreticilerin tütün üretiminden vazgeçen üreticilere göre gelirlerinin daha az ve yeterli olmadığı, tütün üretimi yapan üreticilerin tütün üretiminden vazgeçen üreticilere göre daha az çiftçi kayıt sistemine kayıtlı oldukları ve daha az tarım dışı gelire sahip oldukları, tütün üretimi yapan üreticilerin tütün üretiminden vazgeçen üreticilere göre görece daha yaşlı oldukları ve yabancı iş gücüne daha fazla gereksinim duydukları saptanmıştır.
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sigara bırakma polikliniklerine başvuran hastalarda başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi
Giriş ve Amaç: Tütün kullanımı, başarısız bırakma girişimi yani nükslerle seyreden, tedavi edilebilir kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Tedavinin başarısını etkilen pek çok faktör mevcuttur. Bu çalışmada sigara bırakma polikliniklerine başvuran kişilerde sigara bırakmada başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi ve ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Ocak 2016- 15 Haziran 2016 tarihleri arasında yürütülmüş olup vakakontrol tipinde bir çalışmadır. Çalışmaya Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği bünyesindeki sigara bırakma polikliniklerine başvurmuş ve en az 6 aydır takip edilen kişiler dâhil edilmiştir. En az 3 aydır sigara içmediği belirlenen kişiler kontrol grubuna seçilmiştir. Veriler hasta dosyalarından elde edilmiş ve elektronik ortama aktarılmış, Statistical Package for Social Sciences Version 15.0 (SPSS 15) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular:Çalışmaya toplamda vaka grubunu oluşturan 82 kişi, kontrol grubunu oluşturan 116 kişi olmak üzere 198 kişi dâhil edildi. Kadın/erkek oranı 0,33 olarak saptandı. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 43,6 ± 11,6 yıl olarak bulundu. Lojistik regresyon analizinde siga-rayı bırakma deneme sayısının 2'den az olmasının, ek kronik hastalık bulunmasının, günlük içilen sigara miktarının 15'ten fazla olmasının sigara bırakmada başarısızlık riskini artırdığı saptanırken, çocuk sahibi olmanın sigarayı bırakmada başarı şansını artırdığı belirlendi. Sonuç: Sigarayı bırakma her yaş grubu için önem arz etmektedir. Gençlerin sigaraya başla-masını önlemek ve sigara içenlerin bir an önce bırakmasına yardımcı olmak tüm hekimlerin hedefi olmalıdır. Fiziksel bağımlılık skoru yüksek olanlarda farmakolojik tedavi iyi değerlen-dirilmelidir. Daha önce başarısız girişimi olan hastalara ilk denemelerden sonra başarı şansının arttığı anlatılarak motive edilmelidir.
Malatya kent merkezindeki kahvehane, lokanta ve pastane sahiplerinin yeni tütün yasası hakkındaki bilgi ve tutumları
Bu çalışmanın amacı kapsamlı sigara yasağı öncesi kahvehane, lokanta ve pastane sahiplerinin yeni tütün yasasıyla ilgili bilgi ve tutumlarını inceleyerek, yasanın uygulanabilirliğini araştırmaktır.Malatya kent merkezinde bulunan 778 iş yerinden tabakalı sistematik örnekleme yöntemiyle 280 iş yeri seçilmiştir. Hazırlanan anket Kasım-Aralık 2008'de iş yeri sahipleriyle yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır.Ankete katılan 280 işletme sahibinin yaş ortalaması 39.5 ± 10.8'dir ve 276'sı erkektir. 280 iş yeri sahibinin 64'ü, işlerini tek başına yürütmektedir. Diğer 216 iş yerinde ortanca çalışan sayısı iki'dir. 280 işletme sahibinden 176'sı sigara içmekte olup, ortanca içme süresi 19 yıldır. Sigara içen işletme sahipleri günde ortanca değer olarak 20 adet sigara içmektedir. Bu 216 iş yerinin 174'ünde çalışanlar sigara içmekte olup, iş yeri başına ortanca iki kişi sigara içmektedir. İşletme sahiplerinin %38.2'si ilkokul ve altı eğitimli, %56.1'i ortaokul veya lise mezunu ve %5.7'si yüksekokul mezunudur. İşletme sahiplerinin sadece %46'sı, yeni tütün yasasını duyup, ne içerdiğini doğru bilmektedir. Kahvehane sahiplerinin %96.7'si, yürürlüğe girecek olan yeni yasanın işletmelerinde müşteri sayısı ve gelirinde azalmaya yol açacağını ifade etmektedir; diğer işletme sahiplerinde bu oran %63.2'dir (p<0.05). Kahvehane dışındaki işletme sahiplerinin %82.1'i, yürürlüğe girecek olan yeni yasanın otobüslerdeki yasak nasıl etkili olmuşsa zamanla etkili olacağını ifade etmektedir; kahvehane sahiplerinde bu oran %60'tır (p<0.05).Bu çalışmada sonuç olarak işletme sahiplerinin yasayla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Buna göre bilgilendirme ve eğitime önem verilmeli ve denetimler sıkı biçimde yapılmalıdır. Her ne kadar başka ülkelerde yasanın ekonomik kayıplara yol açmadığı görülmüş ise de, eğer ülkemizde farklı sonuçlarla karşılaşılırsa mali destek sağlanması yoluna da gidilmelidir.Anahtar Kelimeler: Tütün, yasal düzenlemeler,yasak, iş yeri, tutumlar
Malatya kent merkezindeki kahvehane, lokanta ve pastane sahiplerinin tütün yasağı yasası sonrası görüş ve uygulamaları
Dünyanın en önemli sağlık sorunu olan tütünle mücadelede kapalı alanlarda kullanımın yasaklanması önemli stratejilerden biridir. Bu anlamda ülkemizde 3 Ocak 2008 tarihinde 5727 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir. Çalışmamızın amacı, kapalı alanlarda tütün kullanımını yasaklayan yasadan sonra kahvehane, lokanta, pastane sahiplerinin görüş ve uygulamalarını araştırmaktır.Malatya kent merkezinde bulunan 125 kahvehane, 99 çay ocağı, 110 lokanta, 24 kafeterya, 20 pastane ve 8 birahane örnekleme seçilmiştir. Anketler Haziran-Eylül 2010'da iş yeri sahipleri veya sorumlu müdürleri ile yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır.Ankete katılan 386 kişinin yaş ortalaması 37.2'dir ve 378'i erkektir (%98). 218 (%56.5) kişi işletme sahibi iken, 168 kişi ise (43.5) sorumlu müdürdür. İşletme sahiplerinden 63'ü (%16.4) yasadan sonraki ilk üç ay içerisinde gelirlerinde değişiklik olmadığını ifade ederken, 111 kişi ise (%45.6) gelirlerinde %61 ve üzeri azalma olduğunu ifade etmiştir. Sadece kahvehane sahipleri ele alındığında ilk üç ay içerisinde gelirlerindeki azalma oranı ortalama olarak %65.5 iken, diğer işletmelerde bu oran %33'tür (p<0.05). Kahvehane dışındaki işletme sahiplerinin %9.2'si gelecekte işyerini kapatacağını ifade ederken, kahvehane sahiplerinde bu oran %40.8dir (p<0.05).Sonuç olarak yasadan en çok kahvehane sahiplerinin olumsuz etkilendiği görülmüştür.Anahtar kelimeler: Tütün yasağı, ikram sek
Malatya İl Tütün Kontrol Kurulu'na dahil olan kurumlarda çalışanların 4207 no'lu Yasanın amaç, kapsam ve işleyişine yönelik tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Tütün yasasının yürürlülüğündeki başarı, uygulayıcı kurumların konuya bakışaçısı, bilgi ve farkındalık düzeyi ile yakından ilişkilidir. Bu çalışmada 4207 sayılı kanununişlerliğinde önemli rolü olan il tütün kontrol kurullarında (ITKK) görevli kurumlarda çalışankamu personellerinin tütün yasası hakkındaki farkındalık ve duyarlılık düzeyleri, yasaya bakışaçıları araştırılmıştır.Gereç ve Yöntem: Malatya İl Valiliği, Belediye, Milli Eğitim Müdürlüğü, SağlıkMüdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Verem Savaş Dispanseri, İl Müftülüğü veEmniyet Müdürlüğü'nde çalışan 305 kamu personeline anket uygulanmıştır. Ankette olgularındemografik verileri, sigara içme durumları, çalıştıkları kurumlar, yasayı öğrenme yolları,yasadan sonra kendi sigara içme tutumlarında değişiklik, yasa hakkındaki bilgi düzeyleri,yasanın işlerliği hakkındaki görüşleri, yasa hakkında bireysel ve kurumsal sorumlulukhakkındaki düşüncelerini sorgulayan sorular yöneltilmiştir.Bulgular: Olguların yaş ortalaması 35.9±8.9 olup %73.1'i erkektir. Lise ve üniversitemezunu oranı %92.1'dir. %58.4'ü aktif sigara içicidir. Verem Savaş Dispanseri'nde sigaraiçme oranı diğer kurumlardan fazladır (%75). Yasa sonrası sigara içme oranlarının en çokazaldığı kurum %50.8 ile Emniyet Müdürlüğü'dür. Yasa hakkında olguların %77'si medyayoluyla haberdar olurken kurum amiri yoluyla öğrenenlerin oranı %5.9'dur. Olgulardan%81.3'ü yasayı desteklemektedir. %30'u çalıştığı kurumda sigara içildiğini, %22.3'ü yasakyerde sigara satıldığını görmüştür. Çalışmaya katılan kişilerin yasanın uygulanmasındakendilerini ne kadar sorumlu hissettiklerini anlamaya yönelik 3 farklı soru sorulmuştur.?Kapalı alanda sigara içeni gördüğünüzde tutumunuz ne olur? sorusuna katılımcıların %57.8'iikaz ederim, %7'si 155/184'ü ararım, %10.3'ü kurum yetkisine şikayet ederim, %23.2'siilgilenmem, %1.7'si eşlik ederim şeklinde cevap vermiştir. İzmarit atan gördüğündekatılımcıların %65'i ikaz edeceğini, %25.2'si ise ilgilenmeyeceğini belirtmiştir. Katılımcıların%57'si yasak satış gördüğünde ikaz edeceğini, %22.2'si ilgilenmeyeceğini, %16.9'u ise184/155'i arayacağını ifade etmiştir.Sonuç: İTKK' da görev alan kurumlarda bile tütün yasasının tam işlerliğininsağlanamadığı, personelin yasa hakkında halkla benzer şekilde medya yoluyla haberdarolduğu, personelin ¼'ünün yasa konusunda kendini sorumlu hissetmediği saptanmıştır.ITKK'da yer alan kamu kurum ve kuruluşlarındaki personelin eğitiminin tütün kontrolündesağlanacak başarıya katkıda bulunabileceği düşünülmüştürAnahtar kelimeler: Tütün kontrolü, İl Tütün Kontrol Kurulu, Tütün Yasası
Tobacco product use with a focus on e-cigarette among nurses and midwives: Attitudes and behaviors
This study aimed to estimate tobacco product use prevalence with a focus on e-cigarette use among the nurses and midwives working in the Istanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Training and Research Hospital, to describe their opinions and attitudes toward tobacco use in general, and e-cigarette use in particular. This study is a descriptive, cross-sectional study. The nurses and midwives working in Istanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Training and Research Hospital were surveyed. Instead of selecting a sample group, all of the nurses and midwives were included in the study. The data were collected by a self-administered anonymous questionnaire. The data were analysed using SPSS 25.0 statistical package program. The chi-square test was used for testing relationships between categorical variables. (p<0,05) level was considered to be significant for all comparisons. A total of 316 nurses and midwives participated in this research and their response rate was calculated as 74% (316/427). Of the participants 71,2% were women. The mean age (and its standard deviation) was 33,1±8,7. Of the respondents 48,7% (75,8% in males, 37,8% in females) were ever smokers, 39,6% (65,9% in males and 28,9 % in females) current smokers, 9,2% (9,9% in males, 8,9% in females) former smokers. The proportion of those who reported to have tried e-cigarettes was 13,3% (24,2% in men, 8,9% in women). The rate of current e-cigarette use was 1,9% (5,5% in men, 0,4% in women). Of the respondents 11,7% stated that e-cigarettes help quit smoking, and 11,4% stated that they would recommend e-cigarettes to people who want to quit smoking. Although e-cigarette has never been a legal product in Turkey, a considerable group of smoker nurses and midwives appeared to have started to use it.
Osmanlı Reji Şirketi'nin Diyarbekir vilayeti'ndeki faaliyetleri (1883-1925)
Bu çalışmada, Osmanlı Devleti tarihinin en önemli olaylarından kabul edilen dış borçlanmanın tarihi seyri özetlenerek Düyun-ı Umumiye ve bu idareye bağlı Reji Şirketi'nin faaliyetleri ile bu faaliyetlerin sosyal ve iktisadi hayatımıza tesirleri, Diyarbekir vilayeti özelinde arşiv vesikaları ışığında incelenmesi amaçlanmıştır. Düyun-ı Umumiye İdaresi kurulduktan sonra Osmanlı topraklarında teşkilatlanmış ve en önemli gelir kaynaklarını yönetmiştir. İdare'nin yönettiği en önemli gelir kaynaklarından biri duhân geliridir. Düyun-ı Umumiye'nin tütün gelirini yönetmek konusunda yetersiz kalması sonucunda 27 Mayıs 1883 tarihinde Reji Şirketi'nin kuruluşu ilan edilmiştir. Reji Şirketi, çokuluslu ve yabancı sermayeye dayalı olarak Osmanlı topraklarında kurulduktan sonra Nisan 1884 tarihinde göreve başlamıştır. Şirketin faaliyet gösterdiği en önemli merkezlerden birisi de Diyarbekir vilayetidir. Diyarbekir, coğrafi konumu itibariyle Anadolu, Suriye, Irak, İran ve Kafkasya arasında bir köprü vazifesi görmekteydi. Diyarbekir bölgesinde tütüncülüğün tam olarak hangi tarihte ve nasıl başladığını tespit etmek mümkün görünmemekle birlikte seyyahların aktardıklarına ve Diyarbekir Şer'iyye Sicillerine baktığımızda 1600'lerin ortalarından itibaren bölgede tütüncülük yaygın olarak yapılmaktaydı. Reji Şirketi öncesinde çeşitli yönetim birimleri tarafından idare edilen tütün, özellikle Harput, Malatya, Mardin, Bitlis, Muş, Siirt, Silvan, Sason, Siverek gibi iklim ve toprak olarak birbirinden farklı merkezlerde yoğun olarak yetiştirilmiş ve malî bir değer kazanmıştır. Tütünün yöredeki iktisadi kıymetini, alınan öşür vergisi miktarından anlamak oldukça kolaydır. Reji Şirketi kuruluş tarihi olan 1883'den itibaren Diyarbekir, Harput, Malatya, Mardin, Bitlis, Siirt ve Muş gibi merkezlerde derhal teşkilatlanmıştır. Bölgede yetişen tütünler kendine has tada ve aromaya sahipti. Diyarbekir vilayeti hem tütüncülük hem de kaçakçılık faaliyetlerinin ana noktalarından biriydi. Bilhassa kaçakçılık faaliyetlerinin istasyonu vazifesi gören coğrafya, kaçakçı kafilelerinin vazgeçilmez rotası haline gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Reji Şirketi, Tütün, Elazığ, Malatya, Bitlis.
Yenice ve çevresinde tütüncülük
ÖZET Yenice ve çevresinde sert içimli, yanıcı özelliği iyi olan şark tipi tütünler yetiştirilmektedir. Yörede tütün üretimine ilk defa 19. yüzyılın ortalarında başlanmıştır. Yöre topografya, toprak, iklim ve su şartları bakımından tütün yetiştirmeye elverişli olup, bölgede kuru ve sulu tarım olmak üzere iki türlü tütün tarımı yapılmaktadır. 20. yüzyılın başlarında, yörede tütün tarım alanları dar ve 40 civarında köyde iptidai usullerle tütün tarımı yapılırken, 1997 yılında 60 köyde tütün üretimi yapılmış ve 2.739.150 kilo tütün elde edilerek, yöre Marmara Bölgesi üretiminin % 23 'nü karşılamıştır. Yörede tütün tarımı daha çok Büyük Agonya bölümünde yoğunlaşmış olup son yıllarda tütünde sulamanın azaltılması, ilaçlamanın iyi yapılması ve çiftçilerin işleyebilecekleri kadar tütün dikmeleri kaliteyi arttırmıştır. Yöredeki tütün tarımı, ekiminden hasat edilip kurutulması ve Tekel'e teslim edilmesi 14 ay kadar bir süreyi kapsamaktadır. Aynı zamanda yöre tütünlerinin tek tek dizilmesi, tek tek demet yapılması, farklı denklenmesi diğer bölge tütünleri ile ayrılan başlıca özelliklerini teşkil eder. Yöre halkının % 65'inin tütüncülükle uğraşması, tütünün bol emek ve masraf istemesine rağmen fazla gelir getirmemesi yöre halkının tütünden başka geçim kaynaklarına yönelmesi, denemelerin başarısız olması, yörenin fazla gelişememesine neden olmuştur. Bazı yıllar Tekel'in geç açılması ve ödemelerin geç yapılması, yöreye tüccarın yeni girip az tütün alması, tütüne devlet tarafından kota getirilmesi, yöre tütüncülüğünü olumsuz etkileyen başlıca sorunlardandır.
Bitlis kazısında ortaya çıkarılan (2004-2008) tütün lüleleri
Çalışmasını tamamladığımız tez, 2004 yılında Prof. Dr. Kadir Pektaş tarafından başlatılan Bitlis Kalesi Kazısı'nda çıkarılan ve günümüzde Bitlis Etnografya Müzesi'nde korunmakta olan tütün lülelerini konu edinmiştir. Bitlis Kalesi Kazısı'nda çalışmalar halen devam etmekte olduğu için ve araştırmamız 2004- 2008 yılları arasında çıkarılan tütün lüleleri ile sınırlandırılmıştır.Bitlis kalesi kazısında çıkarılan lülelerin tamamı halk tipi lülelerden oluşmaktadır. Çıkarılan 924 lüleden tam ve tama yakın olanlardan 123 adet lüleyi çalışmamıza alınmıştır. Lüleler hamur, üretim, form özelliklerine, bezeme tekniklerine ve motif özelliklerine göre incelenmiştir.Tütünün Osmanlı devletine girmesiyle birlikte tütün içimi için lüle yapımına başlanmış ve atölyeler kurulmuştur. Ancak yapılan lülelerin birçoğunda tarih ve usta mührü olmadığı için kesin tarih verilememektedir. Çalışmamızda 2004- 2008 yılları arasında Bitlis Kalesi Kazısı'nda çıkarılan lülelerde tarih ve usta mührü bulunmamaktadır.
Osmanlı Devleti'nde tütün kaçakçılığına karşı bir örgütlenme: Reji kolcuları ve uygulamaları
Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda başlayan mali çöküşünün bir tezâhürü olan Düyûn-ı Umûmiyye teşkilatı, yalnızca Osmanlı Devleti'nin mali kontrolünü sağlamamış ayrıca devlet içerisinde kurduğu yapılanma ile sosyal hayatta da önemli tesirler bırakmıştır. Bu teşkilatın, Osmanlı Devleti tütün gelirlerini kontrol etmek amacıyla kurmuş olduğu bir alt kolu hüviyetindeki Reji idâresi, tütünü inhisar altına aldığı gibi kendisine verilen görev icabı tütün kaçakçılığını da engellemek adına "kolcu" adıyla silahlı bir yapılanma oluşturmuş ve ülke içindeki tütün kaçakçılığını engellemeye çalışmıştır. Bu bağlamda tezimizde öncelikle Reji ve kolcularının kurulmasına giden süreç aktarılmış, ardından Reji kolcularının yapılanması ve idari örgütlenmesine değinildikten sonra tütün kaçakçılığını engellemek için tütün kaçakçıları ile yaptıkları mücadeleler yansıtılmıştır. Son kısımda ise Reji kolcularının halka karşı uygulamaları ile devlet kurumları ve Osmanlı güvenlik güçleriyle girift ilişkileri değerlendirilmiştir. Bunun yanında Osmanlı basınının Reji kolcularına yaklaşımı ve Reji kolcularının folklor ve edebiyata yansımaları da yine son bölümde ele alınmıştır.
Hudâvendigâr vilâyeti'nde tütüncülük ve reji idaresi
Hudâvendigâr Vilâyeti Osmanlı toprakları içinde ziraat ve sanayi alanlarında ön plana çıkan tarımsal üretim çeşitliğine sahip bir sahadır. Tütün üretiminin yapıldığı bu bölge, zamanla elişerek tütün ve tütüncülükte önde gelen yerlerden biri haline gelmiştir. Tütün bitkisinin 19. yüzyılda üretim oranının vilâyet merkez, köy ve kasabalarında artması ile tütüncülük sektörü iktisadi olarak yerel halka kazanç getirmiştir. 1883 yılında kurulan Reji İdaresi'nin merkezi İstanbul'dur. Tütün üretim alanları içerisinde bulunan Hudâvendigar Vilâyeti'nde şirketin işleyişinin takip edilebilmesi adına memuriyetlikler tesis edilmiştir. Bu çalışmada tütün üretiminin vilâyet için önemi ile Reji Şirketi'nin Hudâvendigâr Vilâyeti'ndeki uygulamaları, 30 yıllık imtiyaz süresi dolana kadarki süreçte üretici, tüketici ve şirket bağlamı içerisinde değerlendirilmiştir. Reji ile ilgili birçok araştırma yapılmış olmasına rağmen, Hudâvendigâr Vilâyeti ile ilgili müstakil bir çalışma mevcut değildir. Hudâvendigâr Vilâyet Sâlnâmeleri ve Başkanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan belgeler ışığında tütün üretimi ve Reji İdaresi uygulamalarını yerel bazda değerlendirerek literatüre katkı sağlamak tezin temel amacını oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler : Bursa, Tarım, Tekel, Düyûn-ı Umûmiyye, Çiftçi.