Üniversite giriş sınavları

Bu konu başlığı altında 66 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Designing a credit system to match better performing students with best foundation universities

A private credit system is designed in this thesis, since there is not a system providing a financial support for the students, who have sufficient scores from university entrance exams for paid education in the best foundation universities in Turkey. This financial support is created for borrowing from the banks while necessary collateral being provided by the Education Guarantee Fund and another support is presented by a repayment system, in which the students make payments in direct proportion to their incomes after graduation. At the same time, the government provides interest subsidy support for the repayments of the students, thus the repayment cost for the student is decreased. This research study is composed of six sections; first section is the introduction, the second section is importance of higher education, the third section is the analyzing better performing students and best foundation universities, the fourth section is financing higher education with loans, the fifth section is policy suggestion for financing the higher education, and the sixth section is the conclusion. The finance need of the students, who had sufficient scores for the best foundation universities, was supported by a field research conducted on 253 students. In order to fulfill the finance need of the students, applicable credit systems were discussed and it was determined that the most effective credit system was Education Guarantee Fund.

FinancingCredit systemsCredits+4
Tuğçe Tatoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2010-2017 YGS Türkçe testinde yöneltilen okuduğunu anlamaya yönelik soruların bilişsel taksonomi açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, YGS'de yöneltilen okuduğunu anlamaya yönelik Türkçe anlam bilgisi sorularını Bloom'un bilişsel alan taksonomisine göre sınıflandırmak; soruları sözcükte anlam, cümlede anlam, paragraf bilgisi konularına göre kategorize etmek ve konularla bilişsel basamaklar arasındaki korelasyonu saptamaktır. Araştırma betimsel tarama yöntemine dayanan bir araştırma olup veriler doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın evreni YGS sistemi boyunca yöneltilen okuduğunu anlamaya yönelik Türkçe sorularıdır. Araştırmanın örneklemi 2010-2017 yılları arasında yöneltilmiş 252 anlam bilgisi sorusudur. YGS sistemi ülkemizde 2010 yılından itibaren uygulanmaya başlanmış ve 2017 yılına dek sürdürülmüştür. YGS sistem itibariyle 2017 yılında son kez uygulanmıştır. Çalışmamız, bu anlamda YGS sisteminin bütün Türkçe sorularını kapsamaktadır. 2010-2017 yılları arasında okuduğunu anlama ile ilgili 252 Türkçe sorusu sorulmuştur. İlk kez düzenlenen 2010 YGS'den son kez yapılan 2017 YGS'ye kadar toplam 252 sorunun dağılımı şu şekildedir: En çok yöneltilen soru 93 soru ile kavrama basamağındadır. Kavrama basamağını 89 soru ile analiz basamağı takip etmektedir. 2010-2017 yılları arasında 14 uygulama, 38 sentez, 18 değerlendirme sorusu sorulmuştur. Bloom taksonomisine göre en alt düzeyde olan bilgi basamağında anlam bilgisi konusundan 8 yıl boyunca hiç soru sorulmamıştır. Bu veriler okuduğunu anlamaya yönelik Türkçe anlam bilgisi sorularını kapsamaktadır. 2010-2017 yılları arasında 252 anlam bilgisi sorusundan 203 paragraf bilgisi, 41 cümlede anlam, 8 de sözcükte anlam konularından soru gelmiştir. Bütün sorular arasından kavrama düzeyinde yöneltilen soru sayısının oranı %36,9 iken analiz basamağında, soruların oranı %35,3'tür. Buradaki verilerden anlaşılacağı gibi kavrama ve analiz becerisi gelişmiş öğrencilerin YGS Türkçe anlam bilgisi sorularını doğru yanıtlama ihtimali daha yüksek olabilir. Bloom taksonomisine göre üst düzey bilişsel basamaklar analiz, sentez ve değerlendirmedir. 2010-2017 yılları arasında toplam 145 üst düzey bilişsel beceriyi ölçen soru yöneltilmiştir. Bu verinin 252 anlam bilgisi sorusuna oranı %57,88'dir. Bu oran iyi görünse de üst düzey soruların kendi arasındaki dağılımının düzgün olmadığı gözlenmiştir. Analiz basamağında 89 soru yöneltilmişken sentez basamağında 38, değerlendirme basamağında 18 soru yöneltilmiştir.

Bloom taksonomisiDeğerlendirmeOkuma-anlama+6
Yusuf Onur Batğı
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalıkları ve seviyeleri

Yapılan bu araştırmada TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik analizler yapılmıştır. Araştırma sürecinde toplanan verilerin analizinde, SPSS-22 programı kullanılmış olup elde edilen bulgular tablolara dönüştürülerek araştırma problemlerine yanıt aranmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik veriler analiz edilmeden önce Kolmogorov-Smirnov testi ile normallik kontrolü yapılmıştır. Yapılan kontrollerde araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, araştırma verilerinin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyleri, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistikler hesaplanarak incelenmiştir. Ayrıca Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyinin cinsiyete ve okul türüne dayalı farklılaşma durumu bağımsız gruplar t-testi; sınıf düzeyi, yaş ve okul değişkenlerine dayalı farklılaşma durumu ise ANOVA analizi ile incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik verilerinin incelenmesinde frekans ve yüzde analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019–2020 yılında, Siirt ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerinin çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okuma, Okuma Stratejileri, Üstbilişsel Farkındalık

Bilişüstü farkındalıkBilişüstü okuma stratejileriLise öğrencileri+6
Mehmet Kılınç
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

High school and first year ELT students' perceptions of the English University Entrance Exam (YDT) in Türkiye

The use of high-stakes language exams in Türkiye has been practiced for many years. The previous literature focuses on a critical investigation of these exams. However, very little is currently known about the changes in the perceptions of students before and after taking the YDT exam. Therefore, the ultimate aim of this master's thesis is to investigate whether high school and university students' perceptions of the YDT differ. A convenient sampling method was utilized to choose the participants of the present study and the participants were high-school students who will take the YDT exam, and first-year students who study in the Department of English Language Teaching. The data was collected through a Likert-Type questionnaire including 23 questions. For the qualitative data, focus group interviews were held with the participation of voluntary students who took the questionnaire. Quantitative analysis of the Likert-type items was done using SPSS statistics 23. An Independent sample t-test was conducted to analyze whether there is a statistical difference between high school students and first-year ELT students regarding their perceptions of the YDT exam, and the results were presented in descriptive statistics. The qualitative data was analyzed using Thematic Analysis. The results of this study indicated that there are statistically significant differences in the perceptions of two groups. While university students were more negative on their perceptions, high school students were found to be moderate. It is hoped that the results of this study will provide insights into the pros and cons of YDT exams and suggest further applications for curriculum design and exam preparation. Keywords: university entrance exam, high-stakes testing, language tests, testing, evaluation

University entrance examinations
Aslı Saygı
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

YGS 2013 matematik soruları ile ortaöğretim 9.sınıf matematik sınav sorularının Bloom taksonomisi ve öğretim programlarına göre değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı ülke çapında üniversiteye giriş sınavında (YGS) sorulan matematik soruları ile Lise 9. Sınıf matematik derslerinde yazılı sınavlarda sorulan soruların öğretim programı ve Bloom'un sınıflandırması çerçevesinde karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesindeki liseler, örneklemini ise bu ilçede bulunan Bağcılar Lisesi, Orhangazi Lisesi ve Osmangazi Lisesinde son sınıfa devam eden öğrenciler ve bu okullarda çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak da bu okullardaki 9.sınıflarda matematik dersine giren 11 öğretmenin 668 sınav sorusu eğitim programına ve Bloom taksonomisi göz önünde bulundurularak analiz edilmiş ve aynı okullara devam eden 403 öğrencinin YGS matematik başarı oranları karşılaştırılmıştır. Veriler SPSS 16 programında frekans, yüzdelik, T testi, ANOVA ve regrasyon testi ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda öğretmenlerin yazılı sorularının ve 2013 YGS matematik sorularının Bloom'un bilişsel basamaklarından uygulama basamağı ağırlıklı olduğu bulunmuş ve öğretmen yazılı soru adetlerinin müfredatta ayrılan süreyle uyumluluk sağlamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin 2013 YGS sorularını çözme oranlarına baktığımızda ise müfredat ve Bloom basamaklarına göre doğru yapma düzeyleri açısından öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bloom Taksonomisi, Ölçme ve Değerlendirme, Matematik Öğretimi, Yazılı Sınav Soruları, YGS

Bloom taksonomisiMatematikMatematik öğretimi+7
Ali Dursun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boş zaman etkinliği yapan ve yapmayan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin test başarı ve kaygı düzeylerinin incelenmesi

ÖZET BOŞ ZAMAN ETKİNLİĞİ YAPAN VE YAPMAYAN ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN TEST BAŞARI VE KAYGI DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİMehtap ERDOĞANYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yard. Doç Dr. Muzaffer ŞAHİNEylül, 2012 - 101 sayfaBu çalışma da boş zaman etkinliklerinin kaygı ve başarı üzerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma ?Sınav kaygısı yüksek olan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin başarısı, düşük kaygılılara göre düşük olacaktır.? ?Boş zaman etkinlikleri yapanların, yapmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygısı daha düşüktür.? ?boş zaman etkinliği yapanların başarısı yapmayanlara göre daha yüksektir.? ?sosyal faaliyetlerden bedensel faaliyetler, sanatsal faaliyetlerden kaygıyı düşürmede daha etkilidir.? Hipotezleri denenmek üzere düzenlenmiştir. Bu hipotezler, araştırmaya başlamadan önce sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerle ilgili gözlemler ve daha sonra bu araştırma için yapılan kaygı, ergenlik dönemi gelişim süreçleri, başarı, başarının algılanması ve boş zaman etkinlikleri üzerine yapılan literatür taraması sırasında ortaya çıkan bulgu ve görüşlere dayandırılmıştır. Dershaneye devam eden, lise ve özel liselerin son sınıfına giden öğrencilere anket uygulanmış boş zaman etkinliği yapanlar ve yapmayanların kaygı ve başarı durumları arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada; demografik bilgilerin ve boş zaman etkinliği yapıp yapmadıklarına ilişkin soruların, durumluk, sürekli ve sınav kaygısı ölçeklerinin bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre;Örneklem grubumuz dershaneye giden boş zaman etkinliği yapan 232; boş zaman etkinliği yapmayan 281 toplam 513 öğrenciden oluşmaktadır. İlk hipotez için veriler incelenmiş ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmasına karşın vasat ve orta düzeyde başarılı öğrencilere göre başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olduğu; durumluk kaygı puan ortalamalarının ise daha yüksek olduğu görülmektedir.Boş zaman etkinliğinde bulunanların, bulunmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olacağı hipotezi incelendiğinde, ortalamalar da sınav ve sürekli kaygının boş zaman etkinliğine katılanlarda daha düşük olduğu, durumluk kaygıda ise tam tersi bir sonucun olduğu yani boş zaman etkinliği yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Sürekli kaygı ortalaması farkları anlamlı bulunmamış olsa da, sınav kaygısı ve durumluk kaygı ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.En son hipotezimiz olan spor faaliyetlerinin sanatsal faaliyetlere oranla kaygı seviyelerine etkileri konusunda yapılan incelemede ise spor etkinliklerinde bulunan başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamalarının, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre anlamlı oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Durumluk kaygı ise spor faaliyetlerinde bulunan başarılı öğrencilerde, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre daha yüksek çıkmıştır.Tüm başarı seviyelerinde, yani iyi, orta ve vasat başarı seviyesindeki öğrencilerin haftada 3 veya 4 gün sosyal bir faaliyete katıldıklarında sınav ve sürekli kaygı ortalamaları, sosyal faaliyete haftada 1 veya 2 gün, 5 gün ya da her gün katılan öğrencilerden daha düşük bulunmuştur. Boş zaman etkinliğine katılma sıklığı ile başarı arasında ilişki kurulamamıştır. Ortalamalar arasındaki fark anlamlı değildir.Araştırmada, kız ve erkek öğrencilerin kaygı ortalamaları karşılaştırılmış, kız öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamaları erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Durumluk kaygı ortalaması ise erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıdır.Yapılan incelemede, sınav kaygısı durumluk kaygı ve sürekli kaygı ortalamaları açısından özel okullarla devlet okulları arasında çok büyük fark olmamakla birlikte, özel okul öğrencilerinin durumluk kaygı ortalamaları devlet okulu öğrencilerine göre daha yüksek çıkmıştır. Devlet okulunda eğitim gören öğrencilerin ise sürekli ve sınav kaygısı özel okulda eğitim gören öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır. Grubun örneklemdeki oranları çok farklı olduğu için, bu verilerle yorum yapmanın doğru olmayacağı düşünülmüştür.Yapılan istatistiksel araştırmalar sonucunda ortalamalara bakıldığında ileri sürülen hipotezlerin doğrultusunda sonuçlar görülmekle birlikte, hipotezlerin bir kısmı istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Fakat bu araştırma doğrultusunda boş zaman etkinliğine ayrılan zamanın önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca kız öğrencilerin, devlet okuluna giden öğrencilerin ve sanatla ilgilenen öğrencilerin sürekli ve sınav kaygılarının daha yüksek olması, buna karşın erkek öğrencilerin, özel okul öğrencilerinin ve spor yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olması sonucu ileriki araştırmalara konu olabilecek nitelikte ki önemli bulgulardır.Anahtar Kelimeler: Boş zaman etkinlikleri, başarı, kaygı, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci.ÖZETBOŞ ZAMAN ETKİNLİĞİ YAPAN VE YAPMAYAN ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN TEST BAŞARI VE KAYGI DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİMehtap ERDOĞANYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yard. Doç Dr. Muzaffer ŞAHİNEylül, 2012 - 101 sayfaBu çalışma da boş zaman etkinliklerinin kaygı ve başarı üzerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma ?Sınav kaygısı yüksek olan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin başarısı, düşük kaygılılara göre düşük olacaktır.? ?Boş zaman etkinlikleri yapanların, yapmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygısı daha düşüktür.? ?boş zaman etkinliği yapanların başarısı yapmayanlara göre daha yüksektir.? ?sosyal faaliyetlerden bedensel faaliyetler, sanatsal faaliyetlerden kaygıyı düşürmede daha etkilidir.? Hipotezleri denenmek üzere düzenlenmiştir. Bu hipotezler, araştırmaya başlamadan önce sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerle ilgili gözlemler ve daha sonra bu araştırma için yapılan kaygı, ergenlik dönemi gelişim süreçleri, başarı, başarının algılanması ve boş zaman etkinlikleri üzerine yapılan literatür taraması sırasında ortaya çıkan bulgu ve görüşlere dayandırılmıştır. Dershaneye devam eden, lise ve özel liselerin son sınıfına giden öğrencilere anket uygulanmış boş zaman etkinliği yapanlar ve yapmayanların kaygı ve başarı durumları arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada; demografik bilgilerin ve boş zaman etkinliği yapıp yapmadıklarına ilişkin soruların, durumluk, sürekli ve sınav kaygısı ölçeklerinin bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre;Örneklem grubumuz dershaneye giden boş zaman etkinliği yapan 232; boş zaman etkinliği yapmayan 281 toplam 513 öğrenciden oluşmaktadır. İlk hipotez için veriler incelenmiş ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmasına karşın vasat ve orta düzeyde başarılı öğrencilere göre başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olduğu; durumluk kaygı puan ortalamalarının ise daha yüksek olduğu görülmektedir.Boş zaman etkinliğinde bulunanların, bulunmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olacağı hipotezi incelendiğinde, ortalamalar da sınav ve sürekli kaygının boş zaman etkinliğine katılanlarda daha düşük olduğu, durumluk kaygıda ise tam tersi bir sonucun olduğu yani boş zaman etkinliği yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Sürekli kaygı ortalaması farkları anlamlı bulunmamış olsa da, sınav kaygısı ve durumluk kaygı ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.En son hipotezimiz olan spor faaliyetlerinin sanatsal faaliyetlere oranla kaygı seviyelerine etkileri konusunda yapılan incelemede ise spor etkinliklerinde bulunan başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamalarının, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre anlamlı oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Durumluk kaygı ise spor faaliyetlerinde bulunan başarılı öğrencilerde, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre daha yüksek çıkmıştır.Tüm başarı seviyelerinde, yani iyi, orta ve vasat başarı seviyesindeki öğrencilerin haftada 3 veya 4 gün sosyal bir faaliyete katıldıklarında sınav ve sürekli kaygı ortalamaları, sosyal faaliyete haftada 1 veya 2 gün, 5 gün ya da her gün katılan öğrencilerden daha düşük bulunmuştur. Boş zaman etkinliğine katılma sıklığı ile başarı arasında ilişki kurulamamıştır. Ortalamalar arasındaki fark anlamlı değildir.Araştırmada, kız ve erkek öğrencilerin kaygı ortalamaları karşılaştırılmış, kız öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamaları erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Durumluk kaygı ortalaması ise erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıdır.Yapılan incelemede, sınav kaygısı durumluk kaygı ve sürekli kaygı ortalamaları açısından özel okullarla devlet okulları arasında çok büyük fark olmamakla birlikte, özel okul öğrencilerinin durumluk kaygı ortalamaları devlet okulu öğrencilerine göre daha yüksek çıkmıştır. Devlet okulunda eğitim gören öğrencilerin ise sürekli ve sınav kaygısı özel okulda eğitim gören öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır. Grubun örneklemdeki oranları çok farklı olduğu için, bu verilerle yorum yapmanın doğru olmayacağı düşünülmüştür.Yapılan istatistiksel araştırmalar sonucunda ortalamalara bakıldığında ileri sürülen hipotezlerin doğrultusunda sonuçlar görülmekle birlikte, hipotezlerin bir kısmı istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Fakat bu araştırma doğrultusunda boş zaman etkinliğine ayrılan zamanın önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca kız öğrencilerin, devlet okuluna giden öğrencilerin ve sanatla ilgilenen öğrencilerin sürekli ve sınav kaygılarının daha yüksek olması, buna karşın erkek öğrencilerin, özel okul öğrencilerinin ve spor yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olması sonucu ileriki araştırmalara konu olabilecek nitelikte ki önemli bulgulardır.Anahtar Kelimeler: Boş zaman etkinlikleri, başarı, kaygı, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci.

BaşarıBaşarı düzeyiBoş zamanları değerlendirme+5
Mehtap Erdoğan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan ve özel dershanelere devam eden lise son sınıf öğrencilerinin kendilerinde algıladıkları ego durumları ile sınav kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; üniversite sınavlarına (YGS ve LYS) hazırlanan lise 12.sınıf öğrencilerinin kendilerinde algıladıkları ego durumları ile sınav kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanı sıra, cinsiyet ve ego durumlarının sınav kaygısını yordayıp yordamadığını ve örneklemi oluşturan öğrencilerin ego durum enerjilerini incelemektir. Çalışma grubu, 2014-2015 öğretim yılında Ankara İli Çankaya ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 6 resmi Anadolu liselerinde öğrenim gören 535 (Kız= 307; Erkek= 228) öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin yaş ranjı 16-19 arasında değişmektedir. Araştırmada veriler Ego Durum Ölçeği: EDÖ (Arı, 1989), Sınav Kaygısı Ölçeği: SKÖ (Öner, 1990) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonuçları lise 12. sınıftaki kız öğrencilerin sınav kaygılarının erkeklerinkinden anlamlı olarak daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca ego durumlarının cinsiyetle birlikte öğrencilerin sınav kaygılarını anlamı olarak yordamadığı bulunmuştur. Ego durumlarından sadece Yetişkin Ego durumunun sınav kaygısı kuruntu boyutunu yordadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Yine ego durumlarının cinsiyete göre anlamlı olarak dağılmadığı bulgusuna ulaşılmış olup örneklemi oluşturan öğrencilerin ego durum enerjilerinin koruyucu ebeveyn ego durumu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bulgular ilgili literatüre dayanılarak tartışılmış, gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.Araştırma kapsamında tüm verilerin anlamlılık düzeyi p< .05 düzeyinde sınanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 20.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, Ego Durumu, Ego Durum Enerjisi

Ben durumlarıEğitim psikolojisiLise öğrencileri+3
Sabahattin Meşe
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin depresif belirti yaygınlığı ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişki

Bu araştırma, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin depresyon düzeyi ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırma, betimsel ve ilişkisel araştırma niteliği taşımaktadır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili Avcılar ilçesi Anadolu liselerinde öğrenim görmekte olan öğrenciler, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden üç anadolu lisesinden 285 12. Sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örnekleme giren öğrencilere depresyonun duygusal ve motivasyonel bileşenlerini ölçmek amacıyla geliştirilmiş bir öz bildirim ölçeği olan 'Beck Depresyon Envanteri', stresle başa çıkma tarzlarını ölçmek için 'Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği' ve 'Sosyo Demografik Bilgi Formu' uygulanmıştır. Elde edilen verilere, yüzde ve frekans değerleri, ortalama, varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklem t testi, korelasyon analizleri ve Kruskal – Wallis testleri yapılmıştır. Analizler sonucunda araştırmaya katılan öğrencilerin %47,5'inin (N=135) orta ve ciddi düzeyde depresyona sahip olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin depresyon ölçeğinden aldıkları toplam puan ile İyimser Yaklaşım (r= -0,441), Kendine Güvenli Yaklaşım (r= -0,454) ve Çaresiz Yaklaşım (r= -0,396) alt boyutları arasında orta derecede, negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur, (p=0,000; p<0,05). Öğrencilerin depresyon ölçeğinden aldıkları toplam puan ile Boyun Eğici Yaklaşım alt boyutu arasında ise güçlü, negatif (r= -0,504) ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur, (p=0,000; p<0,05). Öğrencilerin depresyon ölçeğinden aldıkları toplam puan ile Sosyal Desteğe Başvurma alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır, (p=0,286; p>0,05). Beck Depresyon Ölçeği ile bazı demografik değişkenler arasında ilişkiler saptanmıştır.

Depresif belirtilerDepresyonStres+4
Tülay Ay
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin matematik öğretmenliğini tercih etme isteği nedenleri

Bu çalışmanın amacı üniversite sınavına hazırlanan ve matematik öğretmenliği bölümünü seçmeyi düşünen öğrencilerin seçimlerinde etkilendiği faktörleri belirlemektir. Bu doğrultuda çalışma nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşme tekniğine uygun olarak düzenlenmiştir. Bu görüşmeler çerçevesinde uygun bir ortamda öğrencilerin konuyla ilgili algıları ve dikkat çekmek istedikleri durumlar tartışma konusudur. Bu araştırma 2018-2019 Eğitim - Öğretim yılında Van ilinin İpekyolu ilçesindeki özel bir eğitim kursunda matematik düzeyinde sınava hazırlanan 20 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar yaş, cinsiyet, sosyoekonomik, kültürel, çevresel, bilimsel, medyatik, web tabanlı vs. özellikleri dikkate alınarak amaçlı örnekleme ile seçilmiştir. Katılımcıların her birine araştırma hakkında önceden bilgilendirme yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bu meslek tercihi ile ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu doğrultuda öğrencilerin kararlarında etkili olan faktörlerden bazıları şunlardır: • Ailesinde ve yakın çevresinde bu mesleği seçenler • Ailesinin eğitim düzeyi • Eğitime katkıda bulunabileceğini düşünmesi • Sosyal yönünün güçlü olması • Öğretmenine olan sevgisi • Kutsal bir meslek olduğu düşüncesi • Kişinin web tabanlı incelemelerde bu mesleğe olan ilgisi • İş garantisi

MatematikMatematik eğitimiMeslek seçimi+7
Songül Gün
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilgisi öğretmenliği 1. ve 4.sınıf öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları,fen bilgisi öğretimine yönelik tutumları,üniversiteye giriş başarı ve not ortalamaları arasındaki ilişki

Bu tezde fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları, fen öğretimine yönelik tutumları, üniversite giriş puanları ve akademik not ortalamaları arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Programında öğrenim gören 1. ve 4. sınıf toplam 332 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Sarıkaya (2004) tarafından geliştirilen fen bilgisi başarı testi, Thompson ve Shrigley (1986) tarafından geliştirilmiş, Tekkaya, Çakıroğlu and Özkan (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış fen bilgisi öğretimine yönelik tutum ölçeği, öğretmen adaylarının akademik not ortalamaları ve üniversite giriş puanları ile elde edilmiştir.Araştırma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik olumlu tutum geliştirdikleri ve fen bilgisi başarıları orta düzeyden daha iyi seviyede olduğu belirlenmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ile fen öğretimine yönelik tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Fen bilgisi başarıları ile öğretmen adaylarının üniversite giriş puanlarıarasında düşük düzeyde ve negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ek olarak fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ile akademik ortalamaları arasında anlamlı ilişki gözlenmemiştir. Fen bilgisi öğretimine yönelik tutumları ile fen bilgisi öğretmen adaylarının üniversite giriş puanları ve akademik ortalamalarının birbirleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ayrıca fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ve fen öğretimine yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir, örneğin cinsiyet, anne-babalarının eğitim seviyeleri, ailelerinin ekonomik düzeyleri, vb.

Aday öğretmenlerAkademik başarıFen bilgisi dersi+6
Gülçin Kocaoğlu
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan bireylerde duygu düzenleme, akıllı telefon bağımlılığı ve kaygı düzeyinin incelenmesi

Sınav döneminin getirdiği kaygıyla baş etmekte zorlanan ve duygu düzenlemede güçlük yaşayan öğrenciler kendilerini baskı altında hissetmekte ve çeşitli psikopatolojiler geliştirmektedirler. Aynı zamanda akıllı telefonlarındaki uygulamalar aracılığıyla yaşadıkları kaygılı ve stres verici koşullardan uzaklaşmak için akıllı telefonlarına daha fazla bağımlı hale gelmektedirler. Duygularını kendi kendine düzenlemekte zorlanan öğrencilerin kaygı düzeyleri ve bağımlılık düzeylerinin anlamlı ilişki içinde olacağı düşünülmektedir. Araştırmada nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu lise son sınıf ve liseden bir önceki yıl mezun olan toplam 223 üniversiteye hazırlık öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Sosyodemografik Veri Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği", "Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği" ve "Sınav Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 22 programıyla yapılmıştır. Değişkenlere ait gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Farkın hangi gruplardan kaynaklandığını tespit etmek için posthoc Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi kullanılmıştır. İlişkilerin tespit edilebilmesi için Spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmada kadınlar 159 (%71,30), erkekler 64 (%28) kişidir. Katılımcıların yaş ortalaması 17,78 ± 0,93'tür Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği puanları ile Duygu Düzenleme Ölçeği puanları arasında düşük düzey pozitif ilişki olduğu; Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile Sınav Kaygısı Ölçeği arasında düşük düzey pozitif ilişki olduğu; Duygu Düzenleme Ölçeği puanları ile Sınav Kaygısı Ölçeği puanları arasında ise orta düzey pozitif ilişki tespit edilmiştir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+4
Haluk Ergeni
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan ergenlerin psikolojik esneklik düzeylerine göre akademik erteleme davranışları

Üniversite sınavına hazırlanan ergenlerin stres, kaygı, zaman yönetimi zorlukları, çalışmayı başlatamama, belirli bir süre çalışma davranışında bulunduktan sonra çalışmayı sürdürememe ve eğitim hayatında çok karşılaşılan erteleme gibi davranışsal problemler yaşadıkları söylenebilir. Bazı ergenler karşılaştıkları zorlayıcı yaşam durumlarına uyum sağlayabilirken; bazılarının bu süreçleri yeterince iyi yönetemediği ve kaçınma davranışları gösterdikleri ifade edilebilir. Bu nedenle, üniversite sınavına hazırlanan ergenlerin psikolojik esneklik düzeylerine göre akademik erteleme davranışlarının bazı demografik değişkenlerle incelenmesi düşüncesi oluşmuştur. Bu araştırmada üniversite sınavına hazırlanan ergenlerin psikolojik esneklik düzeylerine göre akademik erteleme davranışlarının inecelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikli olarak teorik yaklaşımda bulunulmuştur. Ardından demografik özellikler ölçeği dışında 2 farklı ölçek kullanılmış ve saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu on dört farklı lise düzeyinde eğitim veren eğitim kurumunda okumakta olan elverişli/ uygun yöntemi örnekleme ile belirlenen 210 kadın, 173 erkek toplam 383 üniversite sınavına hazırlanan ergenlerden oluşmaktadır. Tarama modeline göre gerçekleştirilen araştırma verilerini elde etmek için "çok boyutlu psikolojik esneklik envanteri", "erteleme davranışı değerlendirme ölçeği" ve "kişisel bilgi formu" dağıtılarak gerçekleştirilen saha çalışması sonucunda elde edilen veriler SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Veri toplama araçları, hem matbu hem de çevrimiçi yöntemlerle uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, üzücü olay yaşama durumları, diploma notu, mesleki hedef belirleme, ailenin geliri, yaşanılan üzücü olayın şiddeti ve kardeş sayısı gibi demografik değişkenlere göre erteleme davranışları ve psikolojik esneklik ölçekleri ile arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ölçekler arası ilişkilerde ise psikolojik esneklik boyutu ile erteleme davranışı arasında negatif yönlü; psikolojik katılık boyutu ve erteleme davranışı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

Akademik ertelemeErgenlerPsikolojik esneklik+2
Meltem Usta
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temel eğitimden ortaöğretime geçiş sistemi puanlarının Yükseköğretim Kurumları Sınavını yordama gücü

Bu çalışmada, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) alt testlerinin Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) alt testlerini yordama gücüne bakılmıştır. Araştırmanın evrenini Samsun'un Vezirköprü ilçesinde 2013-2014 eğitim-öğretim yılında TEOG'a, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında YKS'ye giren 1149 öğrenci, çalışma grubunu ise 459 öğrenci oluşturmaktadır. Yapılan araştırma için aynı öğrenciye ait TEOG ve YKS alt testi ham puanları kullanılmıştır. Araştırmanın ilk iki alt probleminde sözel ve sayısal alanlardaki TEOG alt testi ham puanları ile sözel ve sayısal alanlardaki YKS alt testi ham puanları arasındaki ilişki düzeyi Pearson korelasyon katsayısıyla hesaplanmıştır. Araştırmanın üçüncü alt probleminde ise YKS'deki yerleştirmeye esas puanları hangi alt testlerin yordadığı çoklu regresyon analiziyle incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre; TEOG sözel alan alt testleri ile YKS sözel alan alt testleri arasındaki korelasyonlar -0,171 ile 0,690 arasında değişmekteyken, TEOG sayısal alan alt testleri ile YKS sayısal alan alt testleri arasındaki korelasyonlar 0,051 ile 0,745 arasında değişmektedir. TEOG alt testleri ile TYT alt testleri arasındaki korelasyonların AYT alt testlerine kıyasla daha yüksektir. TYT puanını en iyi yordayan değişkenler; matematik (2. dönem), tarih (1. dönem), matematik (1. dönem), din kültürü (1. dönem), fen ve teknoloji (2. dönem) TEOG alt testleridir. SAY puanını en iyi yordayan değişkenler; matematik (2. dönem), matematik (1. dönem), tarih (1. dönem) TEOG alt testleridir. EA puanını en iyi yordayan değişkenler; tarih (2. dönem), matematik (2. dönem), İngilizce (1. dönem), Türkçe (2. dönem) TEOG alt testleridir. SÖZ puanını en iyi yordayan değişkenler; Türkçe (2. dönem), tarih (1. dönem), din kültürü (1. dönem), tarih (2. dönem) TEOG alt testleridir.

TEOGTEOG ders puanıYeterlilik sınavı+2
Gözde Köprülü
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye ile Brezilya'da yükseköğretime geçiş sistemlerinin karşılaştırılması ve Brezilya'da üniversiteye giriş sınavlarında başarıyı etkileyen faktörlerin incelenmesi

Araştırmanın amacı, Türkiye eğitim sistemi ile Brezilya eğitim sisteminini incelemek ve iki eğitim sisteminin benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Aynı zamanda, Brezilya'da yükseköğretime geçiş amacıyla yapılan Ulusal Lise Sınavı (ENEM) verisinden faydalanarak matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve dil derslerindeki akademik başarıya etki eden değişkenlerin modellenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2017 yılında yapılan ENEM'e giren 6731341 kişi oluşturmaktadır. Analiz yapılırken bu evrenden rastgele 10000 kişilik bir örneklem seçilmiş ve kayıp veriler temizlendikten sonra 9336 kişilik bir örneklem elde edilmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan akademik başarı modellerinin incelenmesinde yapısal eşitlik modeli analizi bu modellerin kadın ve erkeklerde benzer şekilde çalışıp çalışmadığını incelemek amacıyla çok gruplu yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Türkiye eğitim sistemi ile Brezilya eğitim sistemin incelenmesi ve eğitim sistemlerindeki benzerlik ve farklılıkların ortaya konulması amacıyla doküman analizi yapılmıştır. Sonuç olarak Brezilya eğitim sisteminde yükseköğretime geçiş için ENEM sınavı ve Türkiye eğitim sisteminde ise YKS sınavı yapılmaktadır ve her ikisi de ulusal düzeydedir. ENEM sınavında çoktan seçmeli soruların yanı sıra öğrencilerin kompozisyon becerilerini belirlemek amacıyla bir açık uçlu soru bulunurken YKS 2019 sınavında ise sadece çoktan seçmeli soruların bulunduğu görülmüştür. Matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve dil derslerindeki akademik başarıyı açıklamak için bu derslerden birinin temel alındığın akademik başarı modeli kurulmuş ve seçilen dersler dışındaki dersler diğer derslerdeki akademik başarı olarak ele alınmıştır. Oluşturulan akademik başarı modellerinde okul teknolojisi, sözel beceri, sosyoekonomik durum değişkenlerinin ilgili başarı modelindeki temel dersi etkilemez iken diğer derslerdeki başarının ilgili başarı modelindeki temel dersi etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca oluşturulan modellerdeki ilişkilerin kadın ve erkeklerde benzer olduğu saptanmıştır.

BrezilyaEğitim sistemiKarşılaştırmalı eğitim+5
Rosemeıre Marıa De Souza
Hacettepe University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Exploring the enactment of the 2007 Secondary School Physics Curriculum at an Anatolian High School in Istanbul

The purpose of this study was to describe the enactment of the 2007 Secondary School Physics Program introduced in the 2008-2009 school year by three physics teachers in an Anatolian high school in İstanbul, and explain the possible interactions between the enacted curriculum and the agents of the enacted curriculum. The case study approach was adopted in this study. Data were collected through classroom observations and interviews with the observed teachers and students. All data were coded and themes were constructed according to these codes. In light of these data collected from various sources, it was concluded that; the only manner in which the teachers conformed to the intended curriculum was that they followed the order of topics, they gave few examples related to daily life, they almost never employed the teaching methods stated in the intended curriculum but instead spent most of their time in the classroom solving questions that may be asked in the national examinations, they solved questions not from the official textbook published by MEB (Ministry of National Education) but from other textbooks published by dershanes which they also used when preparing the examinations they administered at the school. It was also concluded that the components that shaped the enacted curriculum were; the intended curriculum, university entrance examinations, other textbooks, the teachers and their colleagues, the students and their parents. The teachers were heavily influenced by the university entrance examinations, which also put a lot of pressure on the students; this is among the most significant findings of this study. Suggestions for policy makers and future research were given.

TextbooksCurriculumPhysics lesson+5
Elif Özülkü
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lojistik regresyon analizi ve loglineer analizin teorik olarak irdelenmesi ve ailenin her türlü durumunun lise son sınıf öğrencilerinin (Kozan/Adana) üniversite giriş sınavı başarısı üzerine bir araştırma

Bu araştırmada lojistik regresyon analizi (LRA) ve log lineer analiz (LLA) irdelenmiş ve öğrencinin YKS başarısını etkileyen faktörler LRA ve LLA ile incelenmiştir. Araştırmadaki veri seti, anket yapılarak toplanan bilgilerden oluşturulmuştur. Bu kapsamda 2020-2021 öğretim yılında, Kozan ilçe merkezindeki 304 ortaöğretim 12. Sınıf öğrencisine anket formu uygulanmıştır. Yapılan (ki kare) ꭓ2 analizleri sonucunda elde edilen bulgulara göre, YKS sınavında başarıyı; okul türünün, lisedeki eğitim türünün, okul dışında derslerine yönelik destek alma durumunun, evde kaygı verici ve huzursuz bir ortam varlığının, aile bireylerinin hayatta olup olmamasının ve ailesi ile iyi iletişim kurabilmenin eğitim başarısı ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Başarı ile ilişkili verilere uygulanan LLA sonucunda elde edilen modele göre, aile bireylerinden en az birinin hayatta olmama durumu ile evde kaygı verici ve huzursuz bir ortam varlığının sınavda başarıyı düşürdüğü belirlenmiştir. LRA sonucunda elde edilen modele göre ise, ara sıra ailesi ile iyi iletişim kuranların hiçbir zaman iyi iletişim kuramadığını düşünenlere göre daha çok başarı oranını etkilediği, evde kaygı verici ve huzursuz bir ortamın varlığı ara sıra olanların hiçbir zaman olmayanlara göre başarı oranını daha çok etkilediği, aile bireylerinin en az birinin olmaması ikisi de olanlara göre başarı oranını daha çok etkilediği belirlenmiştir. Yapılan analizler birbirini doğrular niteliktedir. Anahtar kelimeler: Eğitim, başarı, log lineer analiz, lojistik regresyon analizi, odds

Lise öğrencileriLog-linear analiz tekniğiLojistik+5
Emrah Türkseven
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite giriş sınavlarında öğrencilerin yaşadığı kaygı ve nedenleri (Eskişehir TMS Dershanesi örneği)

Üniversite sınavı Türkiye'nin eğitim koşullarında büyük öneme sahip bir olaydır. Öğrencilerin bu sınavla, gelecekleri belirlenmektedir. Bu da değişen sistemde, tek sınavla gerçekleşecektir. Üniversite sınavı gencin hayatında bir dönüm noktası niteliğindedir. Eğitim sisteminin özellikleri, çok sayıda öğrencinin sınava giriyor olması, üstelik tek aşamalı olması öğrencilerin başarısını etkilemektedir. Bu durumda öğrenciyi; sıkıntılı, heyecanlı ve yoğun bir hazırlık temposu beklemektedir. Uzun hazırlanma dönemi onlarda heyecanla birlikte bir sınav kaygısı oluşturmaktadır. Bunun yanında ailelerin tutumları da sınav kaygısını etkileyen bir nedendir. Ailelerin ders çalışma için zorlayıcı davranmaları, kendilerinin yapamadıklarını ya da isteklerini çocuklarının başarılarında görüp tatmin olma gibi tutumlardan dolayı, öğrencilerin sorumlulukları, dolayısıyla kaygılan daha da artacaktır. Kaygılı bir psikolojik hal, öğrencilerde sinirlilik, gerginlik, huzursuzluk, paniğe kapılma, bilgileri unutma gibi belirti ya da davranışlarla kendisini gösterebilir. Özetle; öğrenciler ailesel, çevresel ve eğitim-öğretim sistemi ile ilgili nedenlerden dolayı kendilerini sıkıntı ve kaygı yaratıcı bir ortamda bulurlar. Sonuçta, sınav kaygısı öğrencilerin başarısını etkileyen bir faktördür.

SınavSınav kaygısıÜniversite giriş sınavları
Ayşe Börü
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meslek liseleri son sınıf öğrencilerinin alanlarının devam niteliğinde olan yüksek öğretim kurumları tercihlerini etkileyen bazı değişkenler

Bu araştırmada Malatya ilindeki Meslek Liseleri son sınıf öğrencilerinin alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumlarını tercihlerinin bazı değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 1991-1992 öğretim yılında Malatya il merkezinde bulunan Meslek Liseleri son sınıf öğrencilerinden öğrenci seçme sınavını kazanan 593 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 1991-1992 öğretim yılında Malatya il merkezindeki Meslek Liselerinin son sınıfında okuyup öğrenci seçme sınavını kazanan 217 öğrenci oluşturmuştur. öğrencilerin ÖSYS tercih formunun fotokopisi alınarak veya bu bilgilerin tercih formu örneğine işlenmesi ile bağımlı değişken olan yükseköğretim kurumları tercihleri elde edilmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri, araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Diğer bir bağımsız değişken olan öğrencinin akademik başarısı ilgili okul idaresinden araştırmacı tarafından temin edilmiştir. Meslek Liseleri son sınıf öğrencilerinin yükseköğretim kurumlarını tercih etmelerinin yüzde oranları verilmiş olup,yüzde oranları kikare testi ile karşılaştırıImıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlar şöyle özetlenebilir:. / 1.Ugyulanan ististiksel işlemlere göre; öğrencilerin i. 2.3. 4. 5. tercihlerinin cinsiyetlerine göre farklılık gös¬ termediği bulunmuştur (Bkz.Tablo - 2, 3, 4, 5, S). 2.Ugyulanan ististiksel işlemler sonucunda; Okul türle¬ rine göre meslek liseleri son sınıf öğrencilerinin 9. 1O. il. 12. 13. tercihlerinin alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık gös¬ terdiği bulunmuştur (Bkz.Tablo - 34, 35, 36, 37, 38). Bu fark 9. 1O. 11. 12. 13. tercihlerde imam Hatip li¬ sesi öğrencilerinin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan vermeyen yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde çıkmıştır. Ayrıca, 14. tercihte imam Hatip Lisesi öğrencilerinin ilgisiz yani alanlarının devamı niteliğinde olmayan yüksek¬ öğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık olduğu da ortaya çıkmıştır (Bkz.Tablo - 39). 3.Uygulanan istatistiksel işlemlere göre; öğrencilerin 3.4. 5. tercihlerinin okudukları kollara göre farklılık gös¬ termediği bulunmuştur (Bkz. Tablo -52, 53, 54). Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; okudukları kollara göre, meslek liseleri son sınıf öğrencilerinin 2. 1O. 11. 12. 13. tercihlerinin alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılıkgösterdiği bulunmuştur'(Bkz.Tabio - 5i» 59, 6O, 61, 62). Bu fark, 2. tercihte Muhasebe - Bankacılık kolunda oku¬ yan öğrencilerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan vermeyen yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde çıkmış¬ tır. 1O. 11. 12. 13. tercihlerde ise imam Hatip'te okuyan * öğrencilerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan ver¬ meyen yükseköğretim kurumları tercihleri yönünde çıkmıştır. Ayrıca 14. 15. tercihlerde imam Hatip öğrencilerinin ilgisiz yani alanlarının devamı niteliğinde olmayan yükseköğ¬ retim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık olduğu da or¬ taya çıkmıştır (Bkz. Tablo -63, 64). 4. Uygulanan istatistiksel işlemlere göre; öğrencilerin 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. tercihlerinin ailelerin ge¬ lir düzeyine göre farklılık göstermediği bulunmuştur (Bkz. Tablo - 85, 86, 87, 88, 89, 9O, 91, 92). Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; ailelerinin gelir düzeyine göre meslek liseleri son sınıf öğrencilerinin 1. 2. 3. 1O. 11. tercihlerinin alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumları tercihleri yönünde farklılık gösterdiği bulunmuştur (Bkz. Tablo - 74, 75, 76, 83, 84). Bu fark, 1. 2. 3. tercihlerde ailelerinin gelir düzeyi dllşuk olan öğrencilerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan vermeyen yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönün¬ de, 1O. 11. tercihlerinde ise alanlarının devamı niteliğindeolup ek puan veren yükseköğretim kurumlarını tercihleri yö- nUnâe çıkmıştır. Ayrıca, 4. 5. tercihlerde ailelerinin gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin ilgisiz yani alanlarının devamı niteliğin¬ de olmayan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde fark¬ lılık olduğu da ortaya çıkmıştır (Bkz.Tablo - 77, 78). 5.Uygulanan istatistiksel işlemlere göre; öğrencilerin 1. 2. 3. 4. 5. 9. 1O. 11. 13. 15. 16. 17. tercihlerinin okudukları meslek liselerini kendi isteği ile tercih etmiş olma durumuna göre farklılık göstermediği bulunmuştur (Bkz. Tablo -98, 99, 1OO, 1O1, 1O2, 1O6,1O7, İOB, 11O, 112, 113, 114). Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; okudukları meslek lisesini kendi isteği ile tercih etme durumuna göre, alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumları tercihleri yönünde farklılık bulunmamıştır. Ancak kendi isteği ile meslek lisesine gelen öğrencile¬ rin 12. tercihlerinde ilgisiz yani alanlarının devamı nite¬ liğinde olmayan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönün¬ de farkılılık olduğu ortaya çıkmıştır (Bkz. Tablo - 1O9). 6.Uygulanan istatistiksel işlemlere göre; öğrencilerin 1. 5. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 2O. tercihlerinin,dersaneye devam etmelerine göre farklılık göstermediği bulünmüştur(Bkz. Tablo- 122, 126, 134, 135, 136, 137,138, 139, 14O, 141).Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; dersaneye gitmelerine göre, meslek liseleri son sınıf öğrencilerinin 1O.11. 12 tercihlerinin, alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık gös¬ terdiği bulunmuştur (Bkz. Tablo - 131, 132, 133). Bu fark 1O. 11.. 12. tercihlerde dersaneye gitmeyen öğ¬ rencilerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan veren yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde çıkmıştır. Ayrıca, 2. 3. 4. 9. tercihlerde ise dersaneye gitmeyen öğrencilerin ilgisiz yani alanlarının devamı niteliğinde ol¬ mayan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık olduğu da ortaya çıkmıştır (Bkz. Tablo - 123, 124, 125, 13O). 7. Uygulanan istatistiksel işlemlere görej öğrencilerin 3. 4. 5. 9. 1O. 11. 12 tercihlerinin, akademik başarılarına göre farklılık göstermediği bulunmuştur (Bkz.Tablo -148, 149, 15O, 154, 155, 156, 157). Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; akademik başarılarına göre meslek liseleri son sınıf öğrencilerin 13. 14. 15. 16. 18. tercihlerinin alanlarının devamı niteli¬ ğinde olan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde fark¬ lılık gösterdiği bulünmüştur(Bkz. Tablo - 158, 159, 16O, 161, 163). Bu fark 13. tercihte pekiyi derecesine sahip olan öğrencilerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan ver-meyen yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde çıkmıştır. -. >- 14. 15. 16. 18. tercihlerde ise yine pekiyi derecesine sahip olan öğrencilerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan veren yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde çıkmıştır. Ayrıca, 1. 2. tercihlerde pekiyi derecesine sahip olan öğrencilerinin ilgisiz yani alanlarının devamı niteliğinde olmayan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklı¬ lık olduğu da ortaya çıkmıştır (Bkz. Tablo - 146, 147) 8.Uygulanan istatistiksel işlemlere göre; öğrencilerin 1. 2. 3. 4. 5. 9. 1O. 12. 13. 14. 15. 16. 17. tercihlerinin annelerinin yaptığı ise göre farklılık göstermediği bulunmuş¬ tur (Bkz. Tablo - 17O, 171, 172, 173, 174, 178, 179, 181, 182, 183,184, 185, 186). Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; annelerinin yaptığı işe göre öğrencilerin alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık bulunmamıştır. Ancak, 11. tercihte annesi memur olan öğrencilerin ilgi¬ siz yani alanlarının devamı niteliğinde olmayan yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık olduğu ortaya çık¬ mıştır (Bkz. Tablo -İSO). 9.Uygulanan istatistiksel işlemlere göre; öğrencilerin 1. 2. 3. 4. 5. 12. 13. 14. 15. 16. tercihlerinin, babalarının yaptığı işe göre farklılık göstermediği buJünmüştur (Bkz,-Tablo - 194, 195, İ3S, 197, 198, 2O5, 2O6, 2O7, 2OS, 2OS). Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; babalarının yaptığı işe göre meslek liseleri son sınıf öğrencilerinin 11. tercihlerinin, alanlarının devamı niteliğinde olan yükseköğ¬ retim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık gösterdiği bulunmuştur (Bkz. Tablo - 2G4). Bu fark, 11 tercihlerinde babaları serbest meslek sahibi olan öğrencilerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek pu¬ an vermeyen yükseköğretim kurumlarını tercihleri yönünde çık¬ mıştır. İO. Uygulanan istatistiksel işlemlere göre; öğrencilerin 3. 4. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. tercihlerinin, yetiştikleri çevreye göre farklılık göstermediği bulunmuştur (Bkz.Tabio- 22O, 221, 228, 229, 23O, 231, 232, 233, 234,). Uygulanan istatistiksel işlemler sonucunda; yetiştikleri çevreye göre meslek liseleri son sınıf öğrencilerinin 1. 2. " 9. 1O. tercihlerinin alanlarının devamı niteliğinde olan yük¬ seköğretim kurumlarını tercihleri yönünde farklılık gösterdi¬ ği bulunmuştur (Bkz. Tablo - 218, 219, 226, 227). Bu fark, 1. 2. 9. 1O. tercihlerde köyde yetişen öğrenci¬ lerin alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan veren yük¬ seköğretim kurumlarını tercihleri yönünde çıkmıştır. Ayrıca, 5. tercihlerinde köyde yetişen öğrencilerin il¬ gisiz yani alanlarının devamı niteliğinde olmayan yuksekögre-lim kurumlar ın ı Ler c i h ler i yönünde fark f ı l ı k oldugu da ör taya çıRmıştır (Bkz. Tablo'-222). Sonuç olarak; alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan veren yükseköğretim kurumlarını tercih etme yönünde istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterme durumu şöyledir: Ailelerinin gelir düzeyine göre; dusuk gelir düzeyine sahip öğrencilerin 1O. 11. tercihleri, Dersaneye devam etme durumuna göre; dersaneye devam et¬ meyen öğrencilerin 1Q. 11. 12. tercihleri, Akademik başarılarına göre; pekiyi derecesine sahip öğ¬ rencilerin 14. 15. 16. 18. tercihleri, Yetiştikleri çevreye göre; köyde yetişen öğrencilerin 1. 2. 9. 1O. tercihleri farklılık göstermektedir. Alanlarının devamı niteliğinde olup ek puan vermeyen yükseköğretim kurumlarını tercih etme yönünde istatistiksel Dolarak anlamlı farklılık gösterme durumu ise şöyledir: Okul türlerine göre; imam hatip lisesi öğrencilerinin 9. 10.11. 12. 13. tercihleri, Kollara göre; Muhasebe - bankacılık kollarında okuyan öğrencilerin 2. tercihleri ve imam hatip öğrencilerinin 1O. 11.12. 13. tercihleri, Ailelerinin gelir düzeyine göre; gelir düzeyi dusuk olan öğrencilerin 1. 2. 3. tercihleri,Akademik başarılarına göre; pekiyi derecesine sahip öğ¬ rencilerinin 13. tercihleri. Babalarının yaptığı işe göre: babaları serbest meslek sahibi olan öğrencilerinin ii. tercihleri farklılık göster¬ mektedir. Yukarıda da gönuldugu gibi öğrencilerin, mesleklerinin devamı niteliğinde olan yükseköğretim kurumlarını genel olarak 1O. tercihten sonra yaptıkları gözlenmektedir. Ancak gelir düzeyi dUşUk olan öğrencilerin ilk uç sırada alanlarının devamı niteliğindeki yükseköğretim kurumlarını tercih ettikleri görülmektedir. Bu öğrencilerin sosyo- ekono¬ mik düzeyleri dUsuk olduğu için kısa yoldan meslek sahibi olmak amacıyla meslek liselerine geldikleri ve mesleklerini devam ettirme isteği içinde oldukları söylenebilir.

Eğitim psikolojisiMeslek seçimiMeslek ve teknik lise öğrencileri+3
Nuray Ergün
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
DoktoraAçık ErişimEN

Standard setting and validation of a placement test by aligning it to the cefr.

The present study attempts to set standards for a placement test used in the School of Foreign Languages (SFL) at a foundation University in Istanbul, Turkey, where the medium of instruction is English. Furthermore, the study aims to provide evidence for the validity of the test by aligning it to the Common European Framework of Reference (CEFR), which after its initial publication by the Council of Europe (2001) has received enormous interest not only in Europe but also across the globe. Five research questions that required both quantitative and qualitative analyses guided the study with the following purposes: a) to establish empirically set cut-off scores through a standard setting via the Angoff method and to compare these with the old cut-off scores; b) to investigate the panelists' (judges involved in standard setting) judgements in relation to the CEFR; c) to compare the test characteristics from classical test theory (CTT) and item response theory (IRT) perspectives and; d) to look into the effectiveness of old-cut off scores in regard to placing students into their proficiency level-appropriate courses. For the purposes of the study, the placement test scores of students (n = 1984) were analyzed in regard to psychometric characteristics with different statistical analyses. In addition to that, 5 panelists (testing specialists working for the SFL) participated in the CEFR linking process which followed the stages of familiarization, specification, standardization training, standard setting and empirical validation, suggested by a reference supplement known as "The Manual" (2009). The video recordings of these sessions provided qualitative data derived through open-coding. The results of the study revealed significant implications for the improvement of the investigated placement test and made suggestions in favor of a change in the scoring method.

Foreign language educationConstruct validityPlacement+1
Özlem Yalçın Çolakoğlu
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite sınavına hazırlanan dershane öğrencilerinin gelecek kaygısı

Eğitim, öğrencilerin sadece zihinsel yapılarına değil aynı zamanda ruhsal durumlarına, psikomotor davranışlarına ve sosyal gelişimlerine de destek sağlar. Çalışmamızda Elazığ ilindeki üniversite sınavına hazırlanan dershane öğrencilerinin gelecek kaygısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Fırat Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Etik Kurulundan ve Fırat Üniversitesi aracılığıyla Dershane Yönetimlerinden gerekli izinler alınmıştır. Araştırma evrenini Elazığ ilinde toplam 8 dershanede bulunan 550 mezun ve lise son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklemimiz ise tesadüfi örneklem yöntemiyle 250 öğrenciye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada; üniversite sınavına hazırlanan dershane öğrencilerinin gelecek kaygılarını tespit etmeye yönelik olarak Geylani ve Yıldız' ın (2022), "Üniversite Öğrencilerinde Gelecek Kaygısı Ölçeği" uygulanmıştır. Bu ölçek iki faktörlüdür. Birinci faktör 'Gelecek Korkusu' nu, ikinci faktör ise (2, 4, 6, 8, 10 ve 12 numaralı maddeleri içerir) 'Gelecekten Umutsuzluk' u ifade etmektedir. 19 maddeden oluşan ölçüm aracının tüm ölçek Cronbach's α= 0.91, Faktör 1 Cronbach's α=0.95, Faktör 2 Cronbach's α=0.88' dir. Ölçeğin değerlendirilmesi; Ölçek 'Hiçbir Zaman', 'Nadiren', 'Bazen', 'Sıklıkla', 'Her Zaman' şeklinde 5'li likert tipte tasarlanmış olup bir kesme değeri yoktur. Ölçekten alınan puan arttıkça gelecek kaygısı artmakta, alınan puan azaldıkça gelecek kaygısı azalmaktadır. Verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. Araştırmada istatistiksel analizlerin anlamlılık düzeyleri p<0,05'e göre belirlenmiştir. Ayrıca frekans dağılımı (f), aritmetik ortalama (Χ), standart sapma (SS) ve yüzde (%) değerler kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre anket alt boyutunda il merkezlerinde yaşayanların köy/kasaba veya ilçelerde yaşayanlara göre puan ortalamalarının anlamlı ölçüde farklılık gösterdiği belirlenmiştir (p<0.05). Ayrıca aylık gelir düzeyi 10001-15000 TL olanların aylık gelir düzeyi aşağıda olanlara göre anlamlı ölçüde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuçlar doğrultusunda dershaneye giderek üniversite sınavına hazırlanan son sınıf ve mezun öğrencilerin gelecek kaygısı ve etkilerinin araştırılması eğitim politikaları açısından değerlendirilirse literatüre önemli bir katkı sağlayacağı kanısındayız. Ülkemizde, dershane öğrencilerinde gelecek kaygısı düzeyinin irdelendiği oldukça az sayıda çalışma bulunmakta ve çalışma sonuçları farklılık göstermektedir. İleriye dönük yapılacak olan geniş alanlı çalışmalar ve yapılacak iyileştirmeler için geniş örneklem grubu gerekmektedir.

AnksiyeteEğitim bilimleriGelecek kaygısı+3
Nuran Akgül
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğrencilerin üniversiteye giriş sınavlarına hazırlık yolunda dershane türü: Kitle mi,butik mi

Bu araştırmanın genel amacı, kitle ve butik dershanelerinin üniversiteye giriş sınavlarında öğrencilerin başarılarına etkisini incelemektir. Ayrıca, bu sonuçlar ışığında mevcut veya yeni oluşturulacak dershanelerin de eğitim-öğretim faaliyetlerini şekillendirilmesine katkıda bulunmaktır.Çalışmada öğrencilerin üniversite giriş sınavlarına hazırlanmak için seçtikleri ve öğrenim gördükleri dershane türüne göre öğrencilerin başarı durumları karşılaştırılmış ve dershane türünün (kitle veya butik) başarıya etki dereceleri bazı değişkenler vasıtasıyla betimlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla araştırmada tarama modeli uygulanmıştır.Anahtar kelimeler: Kitle Dershanesi, Butik Dershanesi, Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı, Sınav Başarısı

Lise öğrencileriÖzel dershanelerÖğrenci başarısı+1
Hakan Yıldız
Çanakkale Onsekiz Mart University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınav sistemi değişikliklerinin öğrencilerin anksiyete düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, 2018 yılında yapılan üniversite sınav sistemi değişikliklerinin öğrencilerin anksiyete düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 2018 yılı üniversite sınav değişiklerinden etkilendikleri varsayılan; 1- Üniversite sınavını 2018 yılında kazanan Uludağ Üniversitesinde okuyan 50 erkek ve 50 kız öğrenci, 2- Üniversite sınavını 2018 yılında kazanamayan Sınav Eğitim Merkezlerinde üniversite sınavına hazırlanan 50 erkek ve 50 kız öğrenci, 3- 2018 üniversite sınav değişiklikleriyle 2019 yılında üniversite sınavında karşılaşacak Bursa Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi 12. Sınıfında okuyan 50 erkek, 50 kız öğrenci olarak belirlenmiştir. Araştırmada örneklemini oluşturan 300 öğrenciye "STAI TX-I Durumluk ve STAI TX- 2 Süreklilik Anksiyete" ölçekleri uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde LSD ve t- testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler; öğrencilerin durumluk anksiyetelerinin sürekli anksiyetelere göre, kızların durumluk ve sürekli anksiyetelerin de erkeklere göre yüksek olduğu sonucunu göstermektedir. Varılan gerçeklerin ışığında 2018 yılında üniversiteye giriş sınavlarında yapılan değişikliklerin Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) yetkililerince öğrencilerin kaygılarını düşüreceği ve başarılarını yükselteceği söylemleri de karşılıksız kalmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sınava az bir süre kala yapılan sınav değişiklikleri 2018 yılında sınava giren öğrencilerin anksiyete düzeylerini 2019 yılında sınava girecek öğrencilere göre daha da yükseltmiştir. Bu gerçeklere dayanarak sınav değişikliklerinin en az iki öğretim yılı öncesi ve hiçbir soruya yer bırakmayacak şekilde ihtiyaca göre yapılmasının öğrencilerimizin anksiyete düzeyleri ve ülkemizin geleceği öğrencilerimiz için önem taşıdığı değerlendirilmektedir.

AnksiyeteSınavSınav kaygısı+3
Mehmet İnkaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğretmen yetiştiren kurumlara öğrenci seçiminde kullanılacak giriş standartları ve bu standartların nasıl ölçülebileceği üzerine bir araştırma

Araştırmanın amacı, öğretmen yetiştiren kurumlar için öğretmen olmak isteyen adaylara yönelik giriş standart alanlarını ve performans göstergelerini belirlemek ve bu performans göstergelerinin nasıl ölçülebileceğini ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada, öğretmen yetiştiren kurumlar için giriş standartlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu aşamada, öğretmen yetiştiren kurumlar için giriş standartları NBPTS (1999) tarafından takip edilen üç basamağa göre belirlenmiştir. Bu basamaklar; uzman grubun belirlenmesi, standartların geliştirilmesi ve standartların gözden geçirilmesidir. Araştırmanın uzman grubu belirli ölçütleri sağlayan 34 uzmandan oluşmaktadır. İkinci basamakta standartların geliştirilmesinde delphi tekniği kullanılmıştır. Son aşama ise standartların gözden geçirilmesi basamağı tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma 309 öğretim elamanı üzerinde yapılmıştır. Veriler, birinci aşamada ortaya çıkan "Giriş Standartları anketi" yoluyla toplanmıştır. Anket araştırmaya katılan öğretim elemanlarını tanımaya yönelik sorulardan ve 5'li likert tipinde 56 maddeden oluşmaktadır. Oluşturulan anket performans göstergelerinin önem derecesini belirlemeyi amaçlamaktadır. Verilerin yorumlamasında aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. İkinci aşamada ise belirlenen performans göstergelerinin nasıl ölçülebileceği ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu aşamada çalışma, nitel bir araştırmadır. Araştırmada ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma gurubunu ise standart geliştirme basamağında yer alan uzmanlar oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde ve sıklıktan yararlanılmıştır. Birinci aşamanın araştırma sonucunda, öğretmen yetiştiren kurumlar için giriş standartları, 8 standart alanı ve 56 performans göstergesi olarak belirlenmiştir. Bu standart alanlar; kişilik özellikleri, ilgi, sağlık, alan bilgisi, entelektüel düzey, tutum, beceri, teknolojidir. İkinci aşamanın araştırma sonucunda, araştırmaya katılan öğretim elamanlarının büyük çoğunluğu kişisel özellik standart alanında yer alan performans göstergelerinin kişilik testleri, mülakat sınavı ve öğretmen gözlem raporları ile ölçülebileceğini ifade etmişlerdir. İlgi standart alanında yer alan performans göstergelerinin ölçülmesinde mülakat sınavı ve ilgi envanteri ön plana çıkarken, sağlık standart alanında psikolojik testler ön plana çıkmıştır. Alan bilgisi standart alanında yer alan performans göstergelerinin ölçülmesinde ise ön plana çıkan uygulama başarı testleridir. Entelektüel düzey standart alanında mülakat sınavı; tutumda, beceride ve teknoloji standart alanında ise öğretmen gözlem raporları ön plana çıkan alternatif uygulamadır. Anahtar kelimeler: Standart, Giriş Standartları, Öğretmen Yetiştirme, Duyuşsal Özellik, Kişisel Özellik

Aday öğretmenlerEğitim programlarıGiriş sınavları+7
Recep Kahramonoğlu
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite giriş sınavlarına hazırlanan öğrencilerin akademik beklentilere ilişkin stres ve öznel iyi oluş düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversiteye giriş sınavı hazırlık öğrencilerinin akademik beklentilere ilişkin stres düzeyleri ile öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler açısından incelemektir. Araştırma, betimsel yöntem ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmada kullanılan veriler, 2013-2014 Öğretim Yılında, Adıyaman il merkezinde bulunan 11 özel dershaneden, seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile her dershaneden seçilen biri mezun diğeri 12. Sınıf öğrencilerinden oluşan 2 şubeden toplanmıştır. Araştırmaya üniversite giriş sınavlarına hazırlanmakta olan 353 öğrenci katılmıştır. Veri toplama araçları olarak Ang ve Huan (2006) tarafından geliştirilen "Academic Expectation Stress İnventor" adlı ölçeğin; Kelecioğlu ve Bilge (2009) tarafından Türkçeye uyarlanmış biçimi olan "Akademik Beklentilere İlişkin Stres Envanteri" ile Dost(2005) tarafından geliştirilen " Öznel İyi Oluş Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Brown sıra farkları korelâsyon katsayısı testi tekniği, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzdelik dağılım, Levene F Testi, parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney-U testi, farkların kaynağını belirlemek için Post-Hoc analiz tekniklerinden Dunnet-T3 çoklu karsılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırmanın temel ve alt problemlerine cevap bulma sürecinde, SPSS 18.0 (Statistical Packet for The Social Science 18.0) paket programından yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda öğrencilerinin akademik beklentilere ilişkin stres düzeyi ile öznel iyi oluş düzeyi arasında orta düzeyde, negatif yönde, anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğrencilerin akademik beklentilere ilişkin stres düzeyleri üzerinde cinsiyet, baba eğitim durumu, sosyo-ekonomik durum, okul türü, algılanan başarı düzeyi değişkenleri, anlamlı farklılık yaratırken, anne eğitim durumu, mezuniyet ve özel ders alma durumu değişkenlerinin anlamlı farklılık yaratmadıkları saptanmıştır. Öznel iyi oluş düzeyleri üzerinde okul türü ve algılanan başarı değişkenleri anlamlı fark yaratırken; cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, anne-baba eğitim durumu, mezuniyet durumu ve özel ders alma durumu değişkenlerinin anlamılı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Bulgular ilgili literatür verileri ışığında tartışılmıştır. Araştırmanın sonunda elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Akademik Beklentilere ilişkin Stres, Akademik Stres, Öznel İyi Oluş, Üniversite Giriş Sınavları

Akademik başarıAkademik değişkenlerAkademik yetkinlik+7
Yusuf Zeytin
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00

İlgili konular