Urban history

275 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

7 Numaralı Antakya Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve tahlîli (H. 1175-1177/ M. 1761-1764)

Şer'iyye sicil defterleri; kaydedildikleri kazanın siyasî, sosyal ve ekonomik yapısı ile hukukî işleyişi hakkında ayrıntılı veriler sağlayan, kadılar veya naipler tarafından düzenlice tutulan ve yerel tarih araştırmalarında ana kaynak niteliği taşıyan mahkeme kayıtlarıdır. Nitekim içerdikleri çeşitli belgelerden; kaydedildikleri dönemin toplum yaşantısı, giyim-kuşamı, nüfusu, insanların birbirleriyle olan hukukî ilişkileri vb. birçok konu hakkında bilgiye ulaşmak mümkündür. "7 Numaralı Antakya Şer'iyye Sicili'nin Transkripsiyonu ve Tahlîli" adlı çalışmanın kapsamı, Hicrî 1175-1177/ Miladî 1761-1764 yılları arasındaki dönemdir. Önceki araştırma-incelemelerde bu sicilden kısmen yararlanılmış olmasına rağmen, Antakya Kazası ile ilgili transkripsiyonu ve tahlili yapılan siciller arasında yer almaması ve bütün olarak müstakil bir çalışmaya konu edilmemiş olması bu çalışmanın yapılmasının önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın hazırlanması ile sicilin kaydedildiği dönemde Antakya Kazası'nın idari, sosyal, ekonomik, demografik yapısı ve hukukî işleyişi ile yer (nahiye, mahalle, köy, mezraa) adlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmaya konu olan 7 numaralı Antakya şer'iyye sicilinin görüntüleri, Osmanlı Arşivi'nden temin edilmiş olup Latin Alfabesi ile transkripsiyonu yapılarak tahlil edilmiştir. Bu araştırma; 1761-1764 yılları arasında Antakya Kazası'nın yer adları, kazanın idaresinde bulunan kimseler ve görev süreleri, insanlar arasındaki hukukî ilişkiler, meslek ve esnaf sayısı, gündelik malzeme ve değeri, halkın yaşantısı, giyim-kuşamı, uğraşı, kullanılan isim ve lakap, aile (evli-boşanmış, tek/çok eşlilik vs.) ve nüfus yapısı (Müslim-gayrimüslim) gibi birçok konu hakkında ayrıntılı verilere ulaşılmıştır.

18. yüzyılHatay-AntakyaKent tarihi+3
Yahya Avcı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat'tan I. Meşrutiyet'e Antakya'nın sosyo-ekonomik yapısı (1839-1876)

Tanzimat dönemi (1839-1876), Osmanlı Devleti'nde bir taraftan klasik devlet anlayışının devam ettiği, diğer taraftan modernleşme sürecinde meydana gelen birtakım yeniliklerin uygulama alanı bulduğu bir dönemdir. Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte devletin her kademesinde, merkezden taşraya doğru yayılan bir değişim ve dönüşüm başlamıştır. Bu dönemde Halep eyaletine bağlı bir kaza olan Antakya'da da bu değişim ve dönüşümü görmek mümkündür. Antakya'da ilk dönüşüm, idari alanda gerçekleşmiştir. Yerel yönetici konumundaki mültezimlerin yerine sırasıyla zaptiye müdürü ve kaymakamlar atanmıştır. Kaza, idare meclisinin oluşturulmasına kadar yeni bir örgütlenme biçimi olan muhassıllık meclisiyle idare edilmiştir. XIX. yüzyılın ortalarından itibaren gerek sosyal güvenlik konusunda, gerekse koruyucu sağlık uygulamaları kapsamında merkezde oluşturulan eytam sandıkları ve salgın hastalıklara karşı geliştirilen karantina faaliyetleri, Antakya kazasında da uygulanmıştır. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde vakıflar idaresinde meydana gelen merkezileşme sürecinde, Antakya Evkaf Müdürlüğü 8 Ağustos 1849 tarihli tahrirat ile müstakil hale getirilmiştir. Dönemin gereği olarak merkezin tarım ve sanayiyi geliştirmeye yönelik atılımları da Antakya kazasında etkili olmuştur. "Islah-ı Sanayi Komisyonu" çerçevesinde özel teşebbüse önem verilmiş, 1868'den itibaren Antakya'da ilk defa fabrika kurma girişimi gerçekleşmiştir. Vergiler ise herkesin ekonomik gücüne göre, senede iki taksit şeklinde toplanmıştır. İç ve dış ticaretin yoğun olduğu şehirde vergilerin herkesin gelirine göre alınması ticareti canlandırmış, bu durum devlete çeşitli isimler altında verilen vergi gelirlerinin artmasını sağlamıştır. Bu yeni vergilendirme düzeni içerisinde gerçekleştirilen emlak tahriri 1864-1865 yılları arasında tamamlanmıştır. Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Tanzimat dönemi uygulamalarının sosyo-ekonomik açıdan Antakya kazasına yansımalarının tespit edilebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın temel kaynaklarını; şeriyye sicilleri, merkez-taşra arasında yapılan yazışmalar, devlet ve vilayet salnameleri, kronikler ile araştırma ve inceleme eserleri oluşturmaktadır.

Hatay-AntakyaKent tarihiMeşrutiyet+4
Samiye Tunç
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Meşîhat Arşivi'ne göre Osmanlı'nın son döneminde Maraşlı ilmiye sınıfı

Bu çalışma Türkiye'nin güzide şehirlerinden olan ve aynı zamanda tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Kahramanmaraş'ın Osmanlı Devleti'nin son döneminde (1824-1889) yetiştirdiği ilim adamları ve ilmiye sınıfının diğer mensuplarını tarihin tozlu sayfalarından çıkararak gün yüzüne kavuşturmak amacıyla oluşturulmuştur. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın kapsamını; 1824-1889 yılları arasında Osmanlı Devleti hâkimiyetindeki Maraş Sancağı ve kazalarında doğmuş olan ve müderris, naib, kâtip, müftü, muhzır veya ilmiye sınıfının başka alanlarında yer almış olan memurlar, onların biyografileri ve Osmanlı Devleti'nin bu memurlar vesilesiyle tarih bilimine katkıları oluşturmaktadır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Osmanlı idari taksimatında son dönemde uzun yıllar Halep Vilayetine bağlanan Maraş Sancağının kısa tarihi, idari ve demografik yapısı tablolarla desteklenerek işlenmiştir. Yine bu bölümde Maraş adının menşei ve Maraş'ın Osmanlı yönetimine girmeden önceki genel tarihi ele alınmıştır. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti'nde sosyal müessese kurumu açıklanarak Maraşlı ilmiye sınıfı mensuplarının da yetişmesinde doğrudan etkisi olan cami ve medrese kurumları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Osmanlı Devleti'nin en önemli kurumlarından olan ilmiye teşkilatının oluşumu, dayandığı usuller, mekanizması ve işleyişi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Osmanlı eğitim sisteminin yapı taşı olan medreselerin yetiştirdiği Osmanlı ulemâsı ve ilmiye sınıfı mensuplarının yetişme usullerine değinilmiştir. 1824-1889 yılları arasında yaşamış ve Maraş'ta doğmuş olan 28 tane Osmanlı ilmiye sınıfı mensubunun Meşîhat Arşivi'ndeki dosyalarının Osmanlıcasından yola çıkılarak günümüz Türkçesine çevrilmiş, sadeleştirilmiş ve biyografi haline getirilmiştir. Maraşlı bu ilmiye sınıfı mensupları Osmanlı devlet kurumlarında müderris, kâtip, naib, müftü, kadı, naib vekili veya ilmiye sisteminin çeşitli alanlarında görev alan medrese çıkışlı kimselerdir. İncelenen ilmiye sınıfı mensuplarıyla ilgili olarak; Osmanlıca ve Türkçe'nin yanı sıra çoğunun Arapça okuma yazma bildikleri, hatta içlerinde bazılarının Farsça ve Fransızca gibi dönemin dillerini kullandıkları anlaşılmıştır. Böylece Osmanlı toplumunun önde gelen ve topluma yol gösteren bir rol oynadıkları görülmüştür.

BiyografiKahramanmaraşKent tarihi+4
Fatma İşlek
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1869-1878 yılları arasındaki tereke kayıtlarına göre Milâs'ta sosyo-ekonomik hayat

Tereke defterleri, Şer'iyye sicilleri içerisinde yer alır. Vefat eden kişilerin miraslarının kaydedildiği defterlerdir. Bu yönüyle Osmanlı sosyo-ekonomik tarihinin önemli kaynaklarından biridir. Bu çalışmada 139, 140 ve 141 numaralı defterler esas alınarak Milas'ın sosyo-ekonomik yapısı ele alınmıştır. Bu çerçevede tereke sahiplerinin medeni durumları, çocuk sayıları, kullandıkları lakaplar, ölüm yerleri, geriye bıraktıkları giyim-kuşamları, ev eşyaları, aksesuarları, kitapları, silahları gibi maddi kültür unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ekonomik hayat başlığı altında ise Milas'ta yaşayanların ekonomik durumları, meslekleri, ev ve dükkânları, hayvanları, nakit para ve altınları, borçları ve alacakları gibi konular işlenmiştir. Çalışma bu yönüyle Milas'ta Tereke kayıtlarından hareketle aile ve sosyal hayatı ele alan ilk çalışma özelliğini taşımaktadır.

19. yüzyılAileEkonomik hayat+7
Fatma Aytamur Tekin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

XIII-XVI. yüzyıllarda Diyâr-ı Bekr bölgesi tarihi (1243-1514)

Diyâr-ı Bekr bölgesi, hem doğu-batı hem de kuzey-güney arasında bir geçiş noktası olmanın yanında, ticaret yollarının kesiştiği bir kavşak olması hasebiyle de tarihi bir önem arzetmiştir. Bu özelliğiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu bölge, zengin bir siyasî, sosyo-ekonomik ve kültürel geçmişe de sahiptir. Buna binaen sürekli cazibe merkezi olmuş ve tarihi önemini korumuştur. Anadolu'ya gelen Türkmenlerin ilk yerleşim yerlerinden olan Diyâr-ı Bekr, birçok millete ev sahipliği yapmıştır. Faklı unsurları bünyesinde barındıran Diyâr-ı Bekr bölgesinde, Moğol İstilası ile başlayan siyasi çekişmeler takip eden üç yüz yılda da devam etmiş ve bölge eski müreffeh görüntüsünden uzak kalmıştır. Binaenaleyh XIII-XVI. asır aralığı siyaseten tam bir kaos ortamına dönüşmüş ve bölgenin sosyo-ekonomik yapısı da bundan ziyadesiyle etkilenmiştir. Bir "bölge tarihi" olarak ele alınmış bu çalışmada, öncelikle Moğol İstilası ve özellikle Kösedağ Bozgunu'ndan (1243) sonra yaşanan olayların bölge siyasetine etkisi üzerinde durulmuştur. Bölgenin yerel siyasi teşekküllerinden daha güçlü olan İlhanlı ve Memlûklar gibi devletlerin mücadele sahası olması ve bu durumun bölgeye etkisi de ele alınmıştır. Bu bağlamda Diyâr-ı Bekr bölgesinin Kösedağ Bozgunu ile başlayan ve Çaldıran Zaferi ile Osmanlı hâkimiyetine girdiği üç yüz yılllık kaotik siyasi tarihi ele alınmıştır. Ayrıca bu çalışmada bölgenin XIII-XVI. yüzyıl aralığındaki tarihsel coğrafyası ve idari yönetimi ile sosyo-ekonomik yapısının değişimleri üzerine odaklanılmıştır. Bölge adına büyük demografik değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bu dönemde son Türkmen göçünün etkisiyle Türk nüfusu daha da yoğunlaşmıştır. Akabinde Karakoyunlu ve Akkoyunluların tersine göç hareketiyle beraber Kürt nüfusunun yoğunlaşmaya başladığı gözlenmiştir.

AkkoyunlularDiyarbakırKarakoyunlular+7
Mehmet Sait Sütcü
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beylikler ve Osmanlı döneminde Çorum ve çevresi (XII-XVI. yy)

Beylikler döneminden Osmanlıya uzanan süreçte Çorum şehrinin tarihini ele almak özellikle beylikler dönemindeki kaynakların sınırlı oluşundan dolayı oldukça zordur. Bununla birlikte kentin Orta Çağ tarihine yönelik sınırlı sayıda araştırmanın yapılmış olması da bu zorluğu arttırmıştır. Yine de kronikler, seyahatnameler, menkıbeler, nümizmatik eserler ve son olarak Osmanlı Arşiv vesikaları incelenerek bu alandaki eksiklikler giderilmeye çalışılmıştır. Danişmendliler ile birlikte Türk hâkimiyetine giren şehir sırasıyla Selçuklular, İlhanlılar, Eretna Beyliği, Kadı Burhaneddin Beyliği ve Osmanlıların egemenliği altına girmiştir. Burada ilk olarak beylikler dönemi incelendikten sonra Osmanlı hâkimiyetinin şehirde kurulması ele alınmaktadır. Beylikler döneminde özellikle siyasi tarihini açıkladığımız Çorum şehrinin, Osmanlı döneminde tutulan arşiv vesikaları sayesinde sosyal, kültürel, idari ve ekonomik yönlerine de değinme imkanı olmuştur. Sonuç olarak bu çalışma Türk hâkimiyetiyle birlikte başlayan dönemden, Osmanlı Devleti'nin ilk hâkimiyet dönemlerine kadar geçen yaklaşık dört asırlık süreci incelemektedir.

Beylikler DönemiEkonomik yapıKent tarihi+7
Tugay Akar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basına göre Afyonkarahisar (1946-1960)

Bu araştırmanın amacı Afyonkarahisar yerel basını taranmak suretiyle Afyonkarahisar'ın siyasal, iktisadi, sosyal, kültürel yapısı hakkında bilgi elde etmektir. Araştırmada kullanılan materyal 1946-1960 yılları arasında çıkan Afyonkarahisar'ın yerel gazeteleri ve dergisidir. Yapılan basın taraması sonucunda elde edilen veriler ışığı altında şehrin siyasal, iktisadi, sosyal, kültürel yapısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. 1946-1960 yılları arasında ülke siyasetinin Afyonkarahisar'a yansımaları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nden sonra Demokrat Parti'nin ülke yönetiminin Afyonkarahisar üzerindeki etkileri yansıtılmaya çalışılmıştır. Yerel Basına Göre Afyonkarahisar tezinde şehrin yapısındaki değişiklik ve değişen yapının basına yansımaları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar Basını, Afyonkarahisar, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ra doldurulacaktır.

AfyonkarahisarEkonomik hayatGazeteler+7
Ünzile Sivri
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Denizli sağlık hizmetleri (1919-1938)

Tarihi süreç içerisinde pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Denizli, Osmanlı Devleti teşkilat yapısı içerisinde Aydın Vilayeti'ne bağlı bir sancak durumunda varlığını sürdürürken, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte il statüsünü kazanmıştır. Yaşanan bu sürecin çeşitli yönleri ve kent tarihine olan etkisi yerel ve ulusal araştırmacılar tarafından birçok kez irdelenmiştir. Pek çok değerli tarihçi tarafından Denizli'nin sosyal, ekonomik, dini, askeri ve kültürel tarihi hakkında belirli dönemleri de içine alan birçok çalışma yapılmasına karşın, "Denizli Sağlık Tarihi/Hizmetleri" özelinde monografik bir çalışma bu güne kadar yapılmamıştır. Bu eksikliği bir ölçüde gidermek amacıyla, "Millî Mücadelede ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Denizli Sağlık Hizmetleri (1919-1938)" konusu tez çalışması olarak seçilmiştir. 1919-1938 dönemini kapsayan çalışmamızda; Denizli'de gerçekleştirilen sağlık hizmetleri, yaşanan bulaşıcı ve salgın vakaları, görev yapan tabip ve diğer sağlık personelleri, hastalıklarla mücadele yöntemleri, Denizli ve kazalarında hizmet veren sağlık kurum ve kuruluşları, Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin bölgedeki faaliyetleri ile sağlık hizmetlerine doğrudan ya da dolaylı yönden etki eden faktörler arşiv belgelerinden de yararlanılarak incelenmiştir. Giriş ile birlikte dört bölüm olan çalışmamızda konunun tarihsel gelişimi, Cumhuriyet yönetiminin Osmanlı'dan devraldığı sağlık kuruluşları ile bulaşıcı hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Denizli, Sağlık Hizmetleri, Denizli Memleket Hastanesi, Salgın Hastalıklar, Cumhuriyet Dönemi.

Bulaşıcı hastalıklarCumhuriyet DönemiDenizli+6
Ali Tomalı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

67 numaralı Ayıntâb Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H. 1128-1129 / M. 1716-1717 S. 218-427)

Tarih araştırmalarında Osmanlı Devleti'nin arşiv kaynaklarından olan Şer'iyye Sicil Defterleri, kaydedildikleri dönemin idarî, adlî, sosyal, kültürel, askerî ve ekonomik konuları ile ilgili ayrıntılı bilgiler bulunduran birinci elden kaynaklarındandır. 67 numaralı Ayıntâb Şer'iyye Sicili h.1128/1129 m.1716/1717 tarihleri arasında Ayıntâb mahkemesinde görülen dava kayıtlarının ve diğer makamlardan gönderilen belgelerin deftere kaydedilmesinden oluşmaktadır. Sicilin 218-427 sayfa numaralı kısımları çalışılmış, 112 varakta 318 adet belge incelenmiştir. Bu belgelerde evlilik, mehir, nafaka, vasi tayini, tereke-miras, alım-satım, vakıf, suç ve ceza gibi hukuki içerikli konuların yanı sıra idari içerikli konularada yer verilmiştir. Şer'iyye Sicilinin incelenmesi ile Osmanlı hukuk sistemini işleyişi, Ayıntâb'ın yönetim mekanızması, demografik yapısı, kültürel izleri, halkın sosyal, ekonomik ve dinî yaşantısı, şehirde tarım, hayvancılık, ticari yönden üretim-tüketim kapasitesi gibi alanlarda bilgiler doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı Osmanlı arşiv kaynakları kullanılarak Osmanlı dönemi şehir tarihi çalışmalarına bir katkı sağlamaktır. Anahtar Kelimeler: Şeri'yye Sicili, Mahkeme, Kadı, Ayıntâb

18. yüzyılGaziantepKent tarihi+3
Saime Kırkaya Sütcü
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

12 numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H.1027-1028/M.1618-1619.s.303-397)

Osmanlı Devleti'nde Şer'i Mahkemelerde kadılar tarafından tutulan Şer'iyye Sicilleri şehir tarihçiliği açısından birinci elden kaynaklardır. Şer'iyye Sicilleri yazıldığı dönemin sosyo-kültürel yapısı, ekonomi, siyasi ve idari yapısını ihtiva eden belgelerdir. Ayntâb 12 numaralı Şer'iyye Sicilinin tamamı 397 sayfa olup, ilgili sicilin 303-397 sayfa aralığı çalışılmıştır. Sicilde evlilik, boşanma, nafaka, miras, alım-satım davalarının yanı sıra, merkezden gönderilen ferman, berat, tezkire, mektub ve hüccet gibi resmî belgeler de kaydedilmiştir. Bu belgeler vasıtasıyla XVII. Yüzyılın başlarında Ayntâb'ın sosyo-kültürel, toplumsal, ekonomik ve idari durumu değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Ayntâb, Gaziantep, Şer'iyye Sicili, hukuk, mahkeme, kadı

17. yüzyılEkonomik durumGaziantep+6
Sevil Özoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1641-1651 arasında Ayntâb şehir merkezindeki ev ve dükkân satışları

Osmanlı Devleti'nde kadı sicil defteri de denilen, Şer'iyye Sicilleri arasında bulunan belge türlerinden birisi de satış hüccetleridir. Tarafların mahkemeye başvurmalarıyla kayıt altına alınan satış belgeleri, daha sonra çıkabilecek anlaşmazlıkların önüne geçmek için hücceti elinde bulunduran kişi açısından önem taşımaktadır. Örneğin kişinin daha sonradan evini satmadığını, mülkünü zapt ettiğini iddia ederek karşı taraftan şikâyetçi olması ve yahut kadının, kocası ile ortak olan mülklerini, izni olmadan kocası tarafından satıldığını iddia etmesi gibi sonradan ortaya çıkabilecek olan nedenler, satış hüccetlerinde oldukça sık rastlanan durumlardır. Ayrıca mülk satışlarında yer alan kişilerin unvanları, meslekleri, evin nerede olduğu, evin bölümleri bilgisi, dönemin şartlarının Ayntâb'ın sosyo-ekonomik hayatına yansımasına ilişkin bizlere bilgi vermektedir. Bu tezde Gaziantep Şer'iyye Sicilleri arasında bulunan yedi defter (16, 17, 18, 19, 20 (iki defter) ve 21) satış belgeleri incelenerek, 17. yüzyıl Ayntâb şehir merkezinin sosyo-ekonomik durumu saptanmaya çalışılmaktadır. Bu araştırmanın sonucunda Ayntâb şehir merkezinde 527 tane ev satışı, 59 tane de dükkân satışı tespit edilmiştir. Ayrıca mahallelerin heterojen yapısı, 17. yüzyıl Osmanlı toplumunda sınıfsal ayrışmanın olmadığını göstermektedir. Sicillerdeki satış belgeleri dönemin revaçta olan mahalleleri hakkında da fikir vermektedir.

17. yüzyılGayrimenkul satışıGaziantep+6
Sevda Ocaktan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı döneminde Ayıntâb Şehreküstü Mahallesi

Osmanlı Döneminde Ayıntab'da bulunan Şehreküstü Mahallesinin fiziki, demografik sosyal ve ekonomik durumunun incelendiği bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu ve amacı incelenerek konuyla ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şehir ve mahalle oluşumundan bahsedilerek diğer Osmanlı şehirlerinde bulunan Şehreküstü Mahalleleri kısaca verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde tezin asıl konusu olan Ayıntab Şehreküstü Mahallesinin ortaya çıkışı, sınırları, mahalleyi oluşturan halkın durumu ve mahalle nüfusu verilmiştir. Üçüncü bölümde mahalledeki dini ve sosyal yapılar, konut tipleri, ev satışları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde mahallelinin yükümlülükleri ile huzur ve güvenliğin nasıl sağlandığı konusu üzerinde durulmuştur. Beşinci ve son bölümde ise mahallede yaşayan ailelerin ekonomik ve sosyal yapısı ile vakıflar konu edinmiştir. Anahtar Kelimeler: Ayıntab, Şehir Tarihi, Mahalle, Şehreküstü, Şer'iyye Sicilleri

GaziantepKent tarihiOsmanlı Devleti+5
Fatma Sağlamer
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Temettuat Defterlerine göre Üsküp Merkez Kazası'nın sosyo-ekonomik durumu (H. 1261)

Temettuat Defterleri, 19. Yüzyıl Osmanlı'sına dair önemli bilgiler sunan arşiv kaynaklarının başında gelmektedir. Ayrıca, Temettuat kayıtları yapılan bölgenin ve bölgede yaşayan ahalinin hakkında zengin bilgiler içeren birinci el kaynaklardandır. Teze konu olan 15471, 15472, 15473 ve 15475 katalog numaralı Temettuat Defterleri H. 1261/M. 1845-1846 yıllarını kapsamakla birlikte 243 sayfa ve 123 belgeden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde genel bir bakış açısıyla, Üsküp'ün tarihi gelişim sürecine ve incelenen Temettuat Defterlerinin Osmanlı Tarihinde ki önemine yer verilmiştir. İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümlerde, dört adet Temettuat Defterinde yer alan bilgiler ışığında, Üsküp Merkez Kazası'nın H. 1261 yılındaki sosyo-ekonomik durumu irdelenmiştir. Altıncı bölümde ise defterlerin traskripsiyonları yer almıştır. Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki önemli merkezi olan Üsküp Merkez Kazası'nın tarihini aydınlatmak ve Üsküp Tarih araştırmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar sözcükler: Üsküp, Temettuat, Osmanlı.

19. yüzyılKent tarihiMakedonya-Üsküp+5
Emine Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

62 numaralı Ayıntâb Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H. 12.29.1119/M.26.12.1715 S.01-125)

Bu çalışma, Ayıntâb'a ait H.12.29.1119/M.26.12.1715 (s.1-125) tarihli Şer'iyye Sicilinin traskripsiyon ve değerlendirmesini içermektedir. Çalışmada; Ayıntâb tarihi, Osmanlı hukuku, Osmanlı Devleti'nde kadılık kurumu, şer'iyye mahkemeleri ve şer'iyye sicilleri hakkında bilgi verildikden sonra, 62 Numaralı Ayıntâb Şer'iyye sicilinin içindeki belgeler özetlenip, konularına göre tasnifi ve genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Değerlendirmeden sonra ise transkripsiyon metnine yer verilmiştir. İncelediğimiz Ayıntâb Şer'iyye sicili, vasi, nafaka, miras, alım-satım, alacak-verecek, borç, mal davaları, vekil tayini, evlenme, hırsızlık, darp, ölüm olayları, huzur bozucu, eşkıyalık vb. konulara ilişkin belgeler yer almaktaktadır. Bahsi geçen başlıklar altında 62 Numaralı Ayıntâb Şer'iyye sicilinin incelemeye konu olan tarihlerdeki siyasi, iktisadi ve sosyal durum hakkında bazı tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır. Sicilin hazırlandığı dönem, Osmanlının gerileme dönemine denk gelmektedir. Bu dönemde Osmanlı Devleti padişahı III. Ahmet'tir.

18. yüzyılGaziantepKent tarihi+4
Nuri Öztürk
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

XVII. yüzyılda Ayıntab'da asayiş olayları

Toplumların içyapılarında kamu düzenini ihlal eden suç ve suç eğilimleri görülür. Bu suçun önlenmesi ve toplum içerisinde asayişin sağlanması için alınan tedbirler toplumdan topluma değişkenlik gösterir. Osmanlı Devleti'nin bir şehri olan Ayıntâb toplumunda da XVII. yüzyılda diğer toplumlarda olduğu gibi adam yaralama-öldürme, zina, tecavüz, livata, hırsızlık, adam kaçırma, eşkıyalık gibi çeşitli türden suçlar meydana gelmiştir. Bundan dolayı Ayıntâb şehrinde asayiş konusunun incelendiği bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın amacı, konusu ve yöntemi incelenelerek konuyla alakalı yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde asayişten bahsedilerek asayişin sağlanmasında şehirde bulunan görevliler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Ayıntâb şehrinde meydana gelen suçlar ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Üçüncü yani son bölümde ise asayişin sağlanma süreci ve bu süreçte yardımcı olan mekanizmalar ile eldeki kayıtlara yansıyan cezalar değerlendirilmiştir.

17. yüzyılGaziantepGüvenlik+6
Fatma Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basına göre Demokrat Parti dönemi'nde Karabük

1950-1960 yılları arası yerel basın üzerinden Demokrat Parti Dönemi'nde Karabük'ü anlatan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma da söz konusu eksikliği gidermeyi amaçlamıştır. 14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonra nicelik olarak artan Karabük basın hayatı, 27 Mayıs darbesine kadar büyük çoğunlukla DP'ye destek olmuştur. Bu nedenle iktidar tarafından gazete kapatılma hadisesi yaşanmamıştır. Fakat Karabük basınında muhalif cephenin temsilcileri olarak CHP'yi destekleyen Ata Yolu ve CMP tarafından yer alan Müstakil gazetesi bulunurken, özellikle Müstakil gazetesinin kâğıt bulamama sorunuyla karşılaşması önemli bir detay olarak göze çarpmaktadır. Karabük Postası ise bu yayın organlarına göre belirli bir siyasi partiyi temsil etmemekteydi. Diğer bahsedilmesi gereken hususta tam manasıyla muhalif olarak adlandırılamayacak olsa da özellikle Karabük DP yapılanması içerisindeki muhalif grubu temsil etmesiyle ifade edilebilecek olan Yeni Karabük gazetesidir. Demokrat Parti her ne kadar 1957 yılından itibaren genel manada bir zayıflama göstermişse de Karabük'teki yansımasına bakarsak çok da öyle olmadığını söyleyebiliriz.

BasınDemokrat PartiGazeteler+6
Berk Yaman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

20. yüzyılın ilk yarısında Çankırı

Bu tezde Osmanlı İmparatorluğu'nun son çeyrek yüzyılı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çeyrek yüzyılını kapsayan bir dönemde Çankırı şehri ele alınmıştır. Meşruti monarşi ve Cumhuriyet yönetim biçimi olarak farklı görünse de idari ve siyasal anlamda büyük bir değişiklik görünmez. Her iki dönemin paradigması modernleşme üzerine kurulmuştur. Hedeflenen Batı uygarlığı seviyesine ulaşmaktır. Bayındırlık, eğitim, siyasal sistem, gündelik hayat imparatorlukla ulus devlet formlarının sembolleriyle anlam kazanır. Bunların yirminci asrın başından yarısına kadarki süreçteki görünümü Çankırı'da modernleşmenin ne derece nüfuz alanı bulabildiğini gösterecektir. Mesela sinema gösterimi bunun örneklerindendir veya tiyatro. Bunların Cumhuriyet öncesinde bu şehirde henüz görünmemiş olması Cumhuriyet ile birlikte kültürel pratikler açısından fark edilir bir değişiklik olduğunu göstermektedir. Cumhuriyet öncesi dönem yoksul bir şehir olan Çankırı için uzun süren savaş olgusuna insan kaynağı vermenin dışında durağanlık göstergesidir. Kısa süren bu canlılık sürecinde görünen manzara bu araştırmanın konuları arasındadır. Sözlü tarih imkânları, arşiv ve arşiv dışı yazılı kaynaklar, bayındırlık ürünleri araştırmanın kaynakları arasında olmuştur. Anahtar Kelimeler: Çankırı, Şehir, Modernleşme

20. yüzyılCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+3
Agah Dolay
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Antik Yunan polislerinin tarihsel oluşum süreci ve yapısal karakteri

Yerleşik yaşama geçişin bir ürünü olan ve Antik Yunan Uygarlığında polis adı verilen kent-devletlerine benzer oluşumlar ilk olarak Yakındoğu'da; Eski Mezopotamya'da site, Eski Mısır'da nome ve Eski Anadolu'da beylik ya da kent-devleti şeklinde farklı isimlerle ve farklı niteliklerde ortaya çıkmıştır. İnsanlık yaşamında şüphesiz atılan en büyük adım olarak nitelendirilebilen yerleşik yaşama geçilmeden önce küçük topluluklar halinde, göçebe bir şekilde yaşayan ve avcılık ile geçinen insanların yaşamları Neolitik Dönem ile birlikte köklü bir şekilde değişmiş ve insan devrim niteliğinde kabul gören yeni bir yaşam şekline kavuşmuştur. Avcı-toplayıcı yaşamdan tarım temelli yerleşik bir yaşama geçiş olan bu yeni yaşamla birlikte göçebe insanın tüm alışkanlıkları değişmiş ve uygarlığın ilk temelleri oluşmaya başlamıştır. Ortaya çıkan bu yeniliklerden en mühimi, insanın bağını, bahçesini ya da tarlasını koruma amaçlı kalıcı yerleşimler kurması, bir arada yaşamaya başlaması ve bunun sonucunda doğal olarak ortaya çıkan küçük yerleşimlerin zamanla kentlere dönüşmesidir. İlk kentler daha ilksel bir ifadeyle ilk yerleşimler Yakındoğu'da ortaya çıkmış ve dünyanın diğer coğrafyalarına da buradan yayılmıştır. Sıklıkla nehir, göl, deniz gibi su kaynakları ve verimli vadiler etrafında konumlanan yerleşimler coğrafyanın sunduğu imkânlar dâhilinde gelişme göstermiştir. Coğrafi imkânlarını lehine kullanmayı başaran yerleşimler zamanla büyümeye, zenginleşmeye başlamış ve bu zenginliğin sonucunda gelen güç faktörü büyük yerleşmeleri kendi kendini yönetebilen, kendi kendine yetebilen bağımsız kent-devletçiklerine dönüştürmüştür. Her birinin kendine has politikası, yönetimi, dini, mimarisi daha genel bir ifadeyle kendi sosyo-politik bir karakteri olan ilk kent-devletleri Yakındoğu uygarlıklarında görülmektedir. Bu uygarlıkların ortaya çıktığı en erken coğrafyalardan biri olan Eski Mezopotamya'da kent-devleti ya da site devleti; uçsuz bucaksız arazinin kontrolünün sağlanamaması, bölgenin sürekli istilalara maruz kalması, coğrafi şartlar nedeniyle uzaktaki toprakların korunamaması ve sürekli ordu beslemenin getirdiği zorluklardan dolayı ortaya çıkmıştır. Mezopotamya'daki site-devletleri tam özerkliğe sahip olan, tarımsal bir temele dayanan ve sosyo-ekonomik merkezini tapınakların oluşturduğu, tapınak merkezli devletçiklerdir. Sıklıkla Eski Mezopotamya'dan sonra ikinci en erken uygarlık olarak kabul edilen Eski Mısır'da, Mezopotamya'daki site-devletine benzeyen ve nome adı verilen bölgesel krallıklar bulunmaktaydı. Aralarında farklılıklar bulunsada, temelde benzer ortak özelliklere sahip olan bu bölgesel krallıkların Mezopotamya'daki site-devletleri gibi, farklı bir yönetim sistemi ve farklı dinsel inanışları bulunmaktaydı. Eski Mezopotamya ve Eski Mısır'da görülen bu krallıkların başka ve benzer bir örneği de, güçlü bir merkezi imparatorluğun bulunmadığı dönemlerde Eski Anadolu'da ortaya çıkmıştır. Beylik ya da kent-devleti olarak bilinen bu irili ufaklı devletçiklerin her biri kendi bölgesinden sorumluydu ve sıklıkla bölgesel güç üstünlüğünü ele geçirmek amacıyla birbirleriyle mücadele etmekteydi. Aralarında birçok farklılık bulunan bu bölgesel devletçiklerin en önemli ortak özelliği hepsinin güçlü bir merkezi imparatorluğun hâkimiyeti altında birleştirilmesidir. Aynı sonu paylaşan bu bölgesel yönetim merkezlerinin Antik Yunan Uygarlığı'nda ortaya çıkan ve polis adı verilen kent-devletleriyle ayrıldığı en önemli nokta budur. Çünkü polis uzun ömürlü olmayı başarabilmiştir. Antik Yunan'da polis olarak bilinen ve söz konusu uygarlığı sosyal, politik, kültürel, dini, mimari vb. her alanda şekillendiren kent-devletleri, hiçbir çaba gösterilmeksizin, kendiliğinden ve doğanın parçalanmışlığının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkışında coğrafyanın önemli bir yer edinmiş olması, polisin varlığını uzun bir süre devam ettirmesinde tek başına yeterli olan bir etken değildir ve aralarından dağ, tepe vs. gibi engeller bulunmayan fakat buna rağmen birleşmeyen polislerin uzun süreli olmasını açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda ele alınması gereken polisin sahip olduğu özelliklerdir. Her polisin sahip olması gereken ve polisi polis yapan üç temel niteliği bulunmaktaydı. Bunlardan ilki kendi yurttaşları ve kendi yasaları aracılığıyla kendi kendini idare etme (autonomia); ikincisi, idari ve ekonomik açıdan kendi kendine yeterlilik (autarkheia) ve üçüncüsü ise bağımsız yani özgür (eleutharia) olmaktı ve bir polis bu niteliklerinden herhangi birini kaybederse polis niteliğini de kaybetmiş olurdu. Birçok anlamı bünyesinde barındıran polis, Antik Yunanlılar için, fiziksel olarak bir kent, politik olarak bir devlet ve sosyal olarak da bir yaşam alanıydı. Bir Yunanlıyı diğerlerinden ayıran, onu biricik ve özel kılan polis, bir Yunanlı için her şey demekti ve o tanrıların Yunanlılara bağışladığı en değerli armağandı. Bu nedenle uygarlığı her alanda şekillendiren polis diğer bölgesel devletlere kıyasla varlığını çok uzun bir süre korumuş ve Eski Yunan uygarlığının bir simgesi haline gelmiştir. Antik Yunan Polislerinin Tarihsel Oluşum Süreci ve Yapısal Karakteri adlı bu çalışmanın amacı; Antik Yunan uygarlığının en önemli birimi olan ve uygarlığa karakterini veren polisin, doğuşundan çöküşüne kadar olan süreçte gerek fiziksel gerek sosyal gerekse politik anlamda geçirdiği dönüşümleri irdelemektir. Bu bağlamda polisi daha iyi anlamak için, polisin öncülleri olan ve polisin her anlamda şekillenmesinde örnek teşkil etmiş olan Bronz Çağı (MÖ. 3.500-2.000) kentlerine yani Minos ve Myken kentlerine değinilmektedir. Ayrıca çalışmada, insanoğlunun yerleşik yaşama geçişiyle başladığı kentleşme ve kentleşmeyle doğan uygarlığın ve devletin farklı coğrafyalarda farklı uygarlıklarda nasıl ortaya çıktığı ve nasıl bir gelişim evresi geçirdiği, bu uygarlıklarda var olan kent-devletleri arasında herhangi bir bağın ya da etkileşimin olup olmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Söz konusu amaçlar gerçekleştirilirken konu ile doğrudan bağlantılı temel kaynaklar (antik kaynak ve belgeler, arkeolojik veriler) ve modern literatür detaylı bir şekilde irdelenmeye gayret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerleşik yaşam, kent, site, nome, Antik Yunan, polis.

Antik YunanAntik şehirlerKent tarihi+3
Defne Yılmazcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı taşra idaresi: Kastamonu örneği (1839-1876)

Selçuklular ile birlikte Türk hakimiyetine geçen Kastamonu, zamanla Türk nüfusun yoğunlaştığı oldukça önemli yerleşim yerlerinden biri haline gelmiştir. 1461 yılında Osmanlı hakimiyetine geçen Kastamonu, önemine binaen kimi şehzade ve önemli üst düzey devlet görevlilerine tevcih edilmiştir. Bununla birlikte Kastamonu sancağı, 17. yüzyıldan itibaren zaman zaman arpalık ve zaman zaman da malikâne sistemi ile idare edildiğinden eski önemini kaybetmeye başlamıştır. Tanzimat Döneminde yapılan değişikliklerle Kastamonu sancağı 1846 yılında eyalete dönüştürülmüş böylece Osmanlı idari yapısı içerisindeki önemi yeniden artmıştır. Her ne kadar 1859 yılı sonlarında yapılan bir düzenleme ile Kastamonu, mutasarrıflığa dönüştürülmüş ise de bu durum Kastamonu'nun önemini kaybettiği anlamına gelmemelidir. Çünkü Bolu, Sinop, Viranşehir sancaklarından oluşan Kastamonu'ya 1863 tarihinde Çankırı sancağı da dahil edilerek sınırları daha da genişletilmiştir. 1867 yılına gelindiğinde ise Vilayet Nizamnamesi ülkenin pek çok yerinde olduğu gibi Kastamonu'da da uygulanmaya başlanmış ve Kastamonu vilayete dönüştürülmüştür. Vilayet dönüştürülen Kastamonu bu statüsünü tezimizin sınırını oluşturan 1876 yılına kadar devam ettirmiştir. Bu çalışmada yukarıda verilen açıklamalar çerçevesinde Kastamonu'nun Osmanlı hakimiyetine geçişinden 1876 yılına kadarki idari yapısı arşiv kaynakları, Takvim-i Vekayi, Salnameler, Kastamonu Şeriyye Sicilleri ve ilgili tetkik eserler temel alınarak incelenmiştir. Çalışmamızın ana amacı, Osmanlı taşra idaresinin özellikle Tanzimat Dönemi ile birlikte yapılan mülki ve mali reformalar çerçevesinde Kastamonu özelinde nasıl uygulandığını ortaya koymak olmuştur. Böylece merkez ile taşra arasındaki ilişkilerin seyri, bu bağlamda Tanzimat reformları ile birlikte merkezi otoritenin Kastamonu'da ne ölçüde uygulanabildiği ele alınmıştır. Ayrıca Kastamonu'da yapılan teftişlerin, açılan yolların ve çekilen telgraf hatlarının merkezi otoritenin teminindeki rolü ve önemi üzerinde durulmuştur.

19. yüzyılKastamonuKent tarihi+6
Alperen Yalçın Bazna
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

135 numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H.1205-1207/m.1790-1792.s.1-204)

Şer'iyye Sicilleri, Osmanlı Devleti'nin özellikle şehir tarihi ve araştırmaları için birinci elden kaynaklardır. Bu siciller sayesinde Osmanlı idaresindeki bir şehrin sosyal, siyasi, iktisadȋ, askerȋ vs. tarihi ile alȃkalı önemli bulgular elde edilir. Bu nedenle, devletin tarih aynası konumunda olan siciller incelenmeden Osmanlı Devleti'nin sosyal, siyasȋ, iktisadȋ, adlȋ vs. durumu hakkında doğru bilgilere ulaşmak mümkün değildir. " 135 Numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi (H.1205-1207/M.1790-1792.s.1-204)" isimli bu tezimiz, özellikle Gaziantep şehir tarihinin aydınlatılmasına ve daha sonra şehir tarihi çalışan diğer araştırmacılara önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca transkripsiyonu yapılan belgelere tek tek özet yazılarak okuyucuya kolaylık sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Osmanlı Devleti, Şer'iyye Sicili, Ayntab, Mahkeme, Kadı

18. yüzyılGaziantepKent tarihi+4
Abdullah Bilici
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

147 numaralı Gaziantep Şer'iyye Sicili'nin (H.1281-1289/M.1864-1872 S.149-267) transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Şer'iyye siciller şehir tarihi ve araştırmaları için birinci elden kaynaklardan biridir. Şer'iye sicilleri, Osmanlı Devleti'nin idaresi altındaki şehirlerin sosyal, siyasi, idari, askeri yapıları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Osmanlı Devleti'de kadılar geniş yetki ve sorumluluklara sahiptir. Bunun sonucu olarak kadı tarafından tutulan bu sicil defterlerinde insanlar arasında meydana gelen anlaşmazlıklak, miras, evlilik akdi, vergi tahsili, vakıf ve asayiş gibi çeşitli konular yer almaktadır. Tezimiz 147 Numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin 147 ile 267 sayfaları arasını kapsamaktadır. Söz konusu bu sicil defteri M.1281-1289/M.1864-1872 tarihli Osmanlı Devleti'nin idaresinde bulunan Ayntab şehrinde tutulan mahkeme kayıtlarıdır.

19. yüzyılGaziantepKent tarihi+3
Berivan Sultan Duman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi yapılarda çevre düzenlemelerinin görsel peyzaj kalite değerlendirilmesi: Yozgat/Merkez örneği

Kentlerin tarihsel kimliklerini oluşturan yapılar, yalnızca mimari değerleriyle değil, aynı zamanda çevreleriyle kurdukları peyzaj ilişkileriyle de kültürel mirasın önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Hızlı kentleşme, plansız mekânsal yoğunlaşma ve artan nüfus baskısı, tarihi yapıların çevre düzenlemelerinde görsel kaliteyi olumsuz etkilemekte, bu alanların estetik ve kültürel sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu çalışmada, Yozgat ili Merkez ilçesinde yer alan altı tarihi yapı seçilmiş ve söz konusu yapıların çevresel düzenlemeleri peyzaj mimarlığı bakış açısıyla görsel kalite analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmada, arazi gözlemleri, fotoğraflama ve mimar, peyzaj mimarı, şehir plancısı, iç mimarların bulunduğu toplam 24 uzmanın görüşleri temelinde görsel peyzaj kalite parametreleri belirlenmiş; elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerlerin yanı sıra uzman görüşlerinin tutarlılığı Cronbach's Alpha katsayısı ile sınanmıştır. Bulgular, Çapanoğlu Camii ve Cumhuriyet Mektebi gibi kentin simgesel yapılarında "kimlik vurgusu", "tarihî doku ile uyum" ve "görsel bütünlük" kriterlerinin yüksek puanlar aldığını; bazı yapılarda ise "kent mobilyaları", "aydınlatma düzeni" ve "yaya erişilebilirliği" gibi parametrelerde yetersizlikler bulunduğunu ortaya koymuştur. Analizler sonucunda, peyzaj öğelerinin mekânsal kimliği güçlendirdiği, ancak bütüncül tasarım ve bakım stratejilerinin eksikliği nedeniyle mekân deneyiminin olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Çalışma, tarihi yapıların yalnızca korunmasının yeterli olmadığını; çevre düzenlemelerinin görsel kaliteyi destekleyecek şekilde planlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, uygun peyzaj düzenlemeleri ile bu alanların potansiyeli artırılabilir ve yerel kalkınmaya katkı sağlanabilir. Bu bağlamda tez, tarihi yapılar ile çevresel peyzaj arasındaki ilişkinin mekânsal kimlik ve kültürel sürdürülebilirlik açısından önemini ortaya koymaktadır.

Kent tarihiKentsel peyzaj
Burak Tarık Yılmaz
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Şer'iyye sicillerine göre III. Selim ve II. Mahmut dönemleri Amasya'sında merkez-taşra münasebetleri

Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin radikal bir değişim sürecinden geçtiği 1789-1839 yılları arasında meydana gelen gelişmelerin taşraya olan etkisi Amasya örneğinde incelenmiştir. Bu süreçte devletin talimli orduya olan ihtiyacının neticesi olarak kurulan Nizam-ı Cedit ocağı, Kabakçı Mustafa İsyanı sonrasında kaldırılmıştır. Ancak 1826 yılında Yeniçeri Ocağının lağv edilmesi ile yenilik önündeki engeller ortadan kaldırılmış ve Asâkir-i Mansûre ordusu kurulmuştur. Bu ordunun beşeri ihtiyaçları büyük oranda taşradan sağlanmıştır. Ardı arkasına yaşanan savaşlar ve asker talepleri dönem içinde merkez-taşra münasebetlerinin en belirleyici unsuru olmuştur. Gerek yeni ordunun beşeri ihtiyaçları gerekse savaşlar sürecinde istenen askerlerin büyük oranda taşradan karşılanıyor olması taşra üzerinde bir takım sonuçları doğurmuştur. Bunun en bariz örneği aile başına düşen çocuk sayısının düşük olmasıdır. Asker talepleri veya zahire isteklerinin karşılanamadığı durumlarda bedel ödeme yoluna gidilmiş ve azımsanmayacak meblağlar tevzi edilmiştir. Bunların yanında Vaka-i Hayriye sonrası Bektaşi sürgünleri, taşradan İstanbul'a göçün engellenmesi konusunda alınan önlemler merkez-taşra münasebetlerinin önemli konularındandır. Ayrıca merkezi hâkimiyetin zayıflığı ahalinin yerel idarecilerden şikâyetlerini beraberinde getirmiş ve toplumda büyük bir huzursuzluğun yaşanmasına neden olmuştur. Nitekim bu durumun neticesi olarak 1817 yılında Amasya'da önemli bir hareketlilik yaşanmıştır.

AmasyaKent tarihiMahmud II+5
Sadık Çetin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Davut Paşa döneminde Kerkük ile ilgili bazı Osmanlı arşiv belgelerinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (1817-1831)

Son yıllarda Irak'ın kuzeyinde oluşan özerk Kürdistan yönetimi ile merkezi Irak hükümetleri arasında Kerkük bölgesinin aidiyeti, çekişme konusu olmuştur. Jeopolitikanın yoğunlaştığı belli bir coğrafya üzerinde gelişen siyasi tutum ve eğilimler, toprak sahası, kültürel – sosyal özellikler Kerkük ile ilgili belgelerde izlenmeye çalışıldı. Kerkük bölgesinin kendine özgü jeopolitik değerlere ve niteliklere haiz olduğu kanısına varılmıştır. Belgelerin ihtivası daha geniş kapsamlıdır. Kerkük'ün konumu ile ilgili bilgiler bunların içinden süzülerek çıkartılmıştır. Ancak belgelerden daha geniş çapta yararlanmak amacıyla, asıl metnin fotokopisi yanında, transkripsiyonları, yeni Türkçe özetleri ve değerlendirilmeleri yoluna gidildi. Ve böylece, Irak tarihindeki gölgede ve karanlıkta kalan bazı noktalara da ışık tutmada yardımcı olacaktır.

Davut PaşaIrak-KerkükKent tarihi+3
Avni Lütfioğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects