Vocational education
343 theses under this subject heading
Türkiye'de aktif istihdam politikaları kapsamında mesleki eğitim kurslarının istihdama katılım sonuçlarının değerlendirilmesi: Tekirdağ örneği
Ekonomik gelişim ve kalkınmanın temel belirleyicilerinin başında, işgücünden yeterince yararlanabilme ve işgücünü yüksek verimlilikle istihdam edebilme gelmektedir. Ülkeler; sahip oldukları işgücünün niteliği ve verimliliği ile doğru orantılı bir gelişim ve kalkınma sergilerler. Bununla birlikte işgücünden yeterince faydalanabilmek her zaman çok kolay olmamaktadır. Özellikle işgücü piyasalarının homojenlikten uzak yapısı ve bilgi akışındaki sorunlar, işgücü verimliliğini düşürmektedir. Bu sebeple özellikle aktif istihdam politikalarının uygulanması ve işgücü arzı ile işgücü talebinin denkleştirilmesi son derece önemlidir. Aktif istihdam politikaları içerisinde de mesleki eğitimler önemli bir yere sahiptir. Mesleki eğitim kursları ile birlikte işsiz olan kişiler istihdam edilebilir bir duruma gelirken, diğer yandan herhangi bir işyerinde çalışan kişilerin de mesleki verimlilikleri artırılabilmektedir. Mesleki eğitim konusunda Türkiye'de üzerine en fazla görev düşen kurum hiç şüphesiz Türkiye İş Kurumu'dur. İŞKUR; Türkiye'nin tek kamu istihdam kurumu olarak işgücü piyasası bilgi hizmetlerini düzenlemek, işgücü arz ve talebini eşleştirmek ve işgücünün niteliğini artırmak için mesleki eğitimler vermekle görevli bir kurumdur. Bu çalışmada; aktif istihdam politikaları içerisinde önemli bir yer tutan mesleki eğitim programları incelenmiş ve Tekirdağ Çalışma ve İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen eğitimler analiz edilmiştir. Yapılan bu analiz neticesinde yıllar itibariyle yapılan mesleki eğitim çalışmaları ilin ihtiyaç ve kapasitesi de göz önünde bulundurularak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü, İstihdam, Mesleki Eğitim, İŞKUR, Tekirdağ.
II. Abdülhamid dönemindeki mesleki okulların modernleşmeye etkileri
Eğitim bireylerin ve toplumların gelişmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumların karakterlerinin belirlenmesi ve dünyadaki gelişmelere eklemlenmesi eğitim yoluyla gerçekleşir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren zengin bir eğitim sistemine sahip olmuştur. 18. Yüzyılda Avrupa'da yaşanan teknik ve bilimsel ilerleme ile yaşanan ekonomik dengelerdeki değişime uyum sağlamak için Osmanlı Devleti eğitimi araç olarak kullanarak yapısal modernleşmeyi gerçekleştirmek istemiştir. Batılı tarzda modernleşmek için birçok eğitim kurumu açılmıştır. Bu eğitim kurumlarından olan sivil mesleki ve teknik eğitim kurumları Avrupa'daki teknolojik ilerlemenin Osmanlı Devleti'ne transfer edilerek kullanılması için önemli görevler üstlenmiştir. II. Abdülhamid döneminde kapsamlı şekilde değerlendirilerek ülke geneline yayılan mesleki ve teknik eğitim kurumları Osmanlı'nın iktisadi ve sosyal alanda kalkınarak modernleşmesine olumlu katkılar yapmıştır. Bu çalışmada genel olarak Osmanlı Devleti'nin sanayi devrimini gerçekleştiren devletler karşısında geri kalmışlığını nasıl engellemeye çalıştığına değinilecek ve bu ülkelerin ilerleyişinin nedeni olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için eğitim alanında yapılan çalışmalar incelenecektir. II. Abdülhamid döneminde modernleşme anlayışı üzerinde durularak bu anlayışla açılan mesleki ve teknik okulların Osmanlı Devleti'nin modernleşmesine ve ekonomik kalkınmasına yaptığı etkiler değerlendirilecektir.
İş yeri beceri eğitimi bağlamında ortaöğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaşılan sorunlar üzerine bir uygulama
Ekonomik kalkınma sürecindeki hızlı değişimler birçok yeniliği ve gelişmeyi beraberinde getirmektedir. Bu süreçte ülkelerin değişimlere uyum sağlayabilmesi lojistik sektörünün ekonomiye verdiği destek ve yarattığı katma değer stratejileri ile mümkün olmaktadır. Küresel ekonomide artan gelişmeler ve yenilikler nedeniyle ticari pazarda üstünlüğü yakalamak ve lojistik üs olmak isteyen Türkiye, sektörünün ihtiyaç duyduğu eğitim, alt yapı ve teknolojik gelişmelere yatırım yapmaktadır. Bu yatırımlardan bir tanesi; lojistik sektörüne yeterli düzeyde bilgi ve beceriye sahip nitelikli iş gücü kazandırmak amacıyla mesleki eğitim ile ortaöğretim okullarında öğrencilere ''Lojistik'' eğitimi verilmesidir. Öğrenciler mesleki eğitim sayesinde hem teorik eğitim almakta hem de işletmelerde beceri eğitimi uygulamasına katılarak meslek alanlarıyla uyumlu iş yerlerinde sektör stajı yapmaktadır. Bu uygulama esnasında öğrencilerin karşılaştığı olumlu veya olumsuz durumlar öğrencilerin, sektör stajından duyduğu memnuniyet düzeyini, sektöre bakış açılarını ve okulda almış oldukları mesleki eğitimin uygulanmasını etkileyebilmektedir. Bu araştırmada, iş yeri beceri eğitimi bağlamında orta öğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaştıkları sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında mesleki eğitim verilen resmi ortaöğretim okullarında, 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'na göre işletmelerde beceri eğitimine katılan Ulaştırma Hizmetleri alanı ve Lojistik dalı 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Türkiye'deki 7 coğrafi bölge dikkate alınarak her bölgeden en az bir okulun katılacağı şekilde araştırmanın yapılması hedeflenmiştir. Araştırmada veriler anket tekniği yöntemi ile toplanmış ve sonuç olarak 513 anket formu analiz edilmiştir. Araştırmanın analiz bölümünde yüzde ve frekans dağılımları, faktör analizi, T testi ve ANOVA uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin memnuniyet düzeyleri ile okulun bulunduğu coğrafi bölge arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin sektöre bakış açıları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin okulda almış oldukları mesleki eğitimin katkısı ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.
Hizmet öncesi İngilizce öğretmen eğitiminde çok kültürlü eğitime yönelik bir olgubilim çalışması
Bu çalışma, İngilizce öğretmen adaylarının çok kültürlü eğitime ilişkin görüşlerinin, yeterlik algılarının ve deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni ile yürütülen araştırma, Ankara ilindeki üç devlet üniversitesinin 2017-2018 bahar döneminde İngilizce öğretmenliği lisans programlarında öğrenim gören toplam 30 son sınıf İngilizce öğretmen adayının gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. İngilizce öğretmen adaylarından oluşan çalışma grubu, ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış bireysel görüşme formu aracılığıyla elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bulgularda, öğretmen adaylarının çok kültürlü eğitime ilişkin farkındalıklarının olduğu, öğrenme-öğretme sürecinde çok kültürlü eğitimin gerekliliğine inandıkları ve çok kültürlü eğitim yaklaşımına sahip öğretmenlerin belirli mesleki ve kişisel özelliklere sahip olmaları gerektiği ortaya konulmuştur. Ancak öğretmen adaylarının, öğrenme-öğretme sürecinde çok kültürlü eğitimin yansıtılmasına ilişkin olarak kendilerini yeterli hissetmedikleri tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında, çalışmaya katılan son sınıf İngilizce öğretmen adaylarının, hizmet öncesi eğitim sürecinde çok kültürlü eğitime ilişkin edindikleri bilgi ve becerilerin yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son sınıf İngilizce öğretmen adaylarının çok kültürlü eğitime yönelik görüşleri, yeterlik algıları ve deneyimlerine ilişkin olarak yürütülen bu çalışma ile ortaya konulan derinlemesine ve bütüncül sonuçların, Türkiye'deki öğretmen yetiştirme programlarında çok kültürlü eğitime ilişkin gelecekte yapılacak iyileştirme çalışmalarına ve ilgili paydaşlara katkı sunması beklenmektedir.
İngilizce öğretmen adaylarının görüşleri çerçevesinde öğretmen eğitiminde 21.yüzyıl becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, son sınıf İngilizce öğretmen adaylarının 21.yüzyıl becerilerine yönelik yeterlilik algıları, 21.yüzyıl becerilerinin kazanılmasına verdikleri öneme yönelik görüşleri ve lisans eğitimleri süresince aldıkları derslerde 21.yüzyıl becerilerinin yansımalarına ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Tarama deseninde yürütülen bu çalışma, Ankara ilinde bulunan devlet üniversitelerinin İngilizce öğretmenliği lisans programında 2017-2018 bahar döneminde öğrenim gören 233 son sınıf İngilizce öğretmen adayıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama aracını, araştırmacılar tarafından geliştirilmiş "21.Yüzyıl Becerileri Yeterlilik Algısı Ölçeği", "21.Yüzyıl Becerilerine Sahip Olmanın Önemi Anketi" ve "Eğitim Fakültesi Derslerinde 21.Yüzyıl Becerileri Anketi" olmak üzere üç farklı veri toplama aracının birleşiminden oluşan "İngilizce Öğretmen Adaylarına Yönelik 21.Yüzyıl Becerileri Formu" oluşturmaktadır. Araştırma verileri, betimleyici istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, araştırmaya katılan öğretmen adaylarının kendilerini sırasıyla "kültürlerarası beceriler", "öğrenme ve yenilenme becerileri", "kariyer becerileri" ve "yaşam becerileri" yeterli hissettikleri tespit edilmiştir. 21.yüzyıl becerilerine sahip olmanın önemine ilişkin bulgularda ise, öğretmen adayları sırasıyla "öğrenme ve yenilenme becerilerine", "yaşam becerilerine", "kültürlerarası becerilere" ve "kariyer becerilerine" sahip olmaya önem vermektedirler. Ayrıca, İngilizce öğretmen adayları aldıkları hizmet öncesi eğitimi, 21.yüzyıl becerilerinin kazandırılması açısından yeterli bulmadıklarını belirtmişlerdir. Bu sonuçlardan hareketle, 21.yüzyıl becerilerinin, İngilizce öğretmenliği lisans programına, tüm bileşenler dikkate alınarak istendik ve kasıtlı öğrenme yaşantıları oluşturacak şekilde entegre edilmesi önerilmektedir.
Mesleki ve teknik okulların elektrik-elektronik teknolojisi alanı öğrencilerinin bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının incelenmesi
Bu araştırmada Endüstri Meslek Lisesi, Teknik Lise ve Anadolu Teknik Lisesi'nin Elektrik-Elektronik Teknolojileri Alanı'nda öğrenim gören öğrencilerin bilgisayar kullanma becerilerine ilişkin algı düzeyleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri İstanbul İli Anadolu Yakası'nda yer alan Mesleki ve Teknik okullardan toplanmış ve araştırmada küme örnekleme modeli uygulanmıştır. Araştırmaya sekiz okuldan 497 öğrenci katılmıştır. Bu çalışmada veriler tanımlayıcı bilgileri içeren öğrenci anketi ve Torkzadeh ve Koufteros (2003)'un geliştirdiği "bilgisayar kullanma öz-yeterlik algısı ölçeği" ile toplanmıştır. Anket ve ölçekler öğrencilerin sınıflarına gidilerek birebir uygulanmış, kişisel bilgi formunda ve bilgisayar kullanım öz-yeterlik algı ölçeğinde öğrenciler tarafından anlaşılmayan kısımlarda gereken açıklama yapılmıştır. Araştırma sonucunda çıkan verilere göre, İstanbul Anadolu Yakası'nda mesleki ve teknik eğitim veren eğitim kurumlarının elektrik-elektronik teknolojisi alanında okuyan erkek öğrencilerin kız öğrencilere oranı oldukça fazladır. Ayrıca kız öğrencilerin başlangıç düzeyi bilgisayar becerileri ve bilgisayar ağında çalışma becerileri açısından bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının erkek öğrencilerinden yüksek olduğu görülmektedir. İleri düzey bilgisayar becerilerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Araştırmada internet bağlantınsa sahip olan öğrencilerin bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının internet bağlantısına sahip olmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bunun dışında dikkat çeken bir başka noktada öğrencilerin bilgisayarı ve interneti en çok sohbet etmek için kullandıkları sonucudur. Anahtar kelimeler: eğitim teknolojisi, mesleki ve teknik eğitim, elektrik-elektronik teknolojisi, bilgisayar kullanımı, öz-yeterlik algısı
Mesleki gelişim seminer çalışmalarının öğretmenler tarafından değerlendirilmesi örneklemi
Eğitimde ilerleme iyi eğitilmiş öğretmen, öğretmen eğitimi ise iyi planlanmış mesleki çalışma programları ile mümkündür. Günümüzde uygulanan mesleki çalışma programlarının ise etkililikten uzak olduğu görülmektedir. Bu araştırmada; ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, sene başı ve sene sonunda gerçekleştirilen mesleki gelişim seminer çalışmaları hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve Ar-Ge çalışmalarına ışık tutmak amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, örneklemini Bahçelievler ilçesinde bulunan ilkokul ve ortaokullar oluşturmaktadır. Araştırmanın modeli nitel ve nicel birlikteliğinde karma bir yöntemdir. Nitel bölümde, 65 katılımcıyla yüz yüze yapılan, yarı yapılandırılmış "Mesleki Çalışmaları Değerlendirmeye Yönelik Öğretmen Görüşme Formu" kullanılarak elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Nicel bölümde ise, araştırmacılar tarafından hazırlanmış, güvenirliği 0,95 olarak bulunan ve 459 katılımcıya uygulanmış "Mesleki Gelişim Seminer Çalışmalarını Değerlendirme Envanteri" ölçeğinden elde edilen veriler frekans ve yüzde değerleri, aritmetik ortalama, T-testi ve one way ANOVA testi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları 8 boyutta değerlendirilmiştir. Amaca uygunluk boyutunda, hizmet yılı değişkenine göre 20 yıl ve üzeri görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir farka rastlanmış, çalışmaların "amacına ulaşmayan program" olduğu tespit edilmiştir. İçerik uygunluğu boyutunda çalışma içeriklerinin "yetersiz ve bilinen konuların tekrarı" olduğu tespit edilmiştir. Süreç uygunluğu boyutunda, yöneticiler ve 51 yaş üstü öğretmenler lehine anlamlı bir farka rastlanmış, sürecin "verimsiz ve zaman kaybı" olduğu tespit edilmiştir. Öğreticilerin uygunluğu boyutunda bekârlar lehine anlamlı bir fark görülmüştür. Yöntem ve tekniklerin uygunluğu boyutunda, erkeklerin ve öğretmenlerin lehine anlamlı bir fark görülmüş, yöntem ve tekniklerin "sıkıcı, tek taraflı ve uygulamadan çok teorik bilgiye dayalı" olduğu tespit edilmiştir. Ortam ve teknik altyapı uygunluğu boyutunda erkekler, bekârlar ve yöneticiler lehine anlamlı fark görülmüş, çalışma ortamının teknolojiden uzak olduğu tespit edilmiştir. İhtiyaç uygunluğu boyutunda çalışmaların öğretmen ihtiyaçlarına uygun hazırlanmadığı tespit edilmiştir. Sonuçların amaca uygunluğu boyutunda yöneticiler, 51 ve üzeri yaş öğretmenler ve lisansüstü eğitim mezunları lehine anlamlı fark görülmüş, çalışma sonuçlarının "uygulamadan uzak ve formalite" olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Mesleki Çalışma, Mesleki Gelişim, Seminer, Hizmet İçi Eğitim, Öğretmen Yeterlikleri
Eğitim ekonomisi çerçevesinde mesleki yeterliliğin ekonomi üzerine etkisi: Türkiye değerlendirmesi
Uzun yıllardır ülkemizde mesleki eğitim ve mesleki yeterliliği hayata geçirmek büyük bir sorun olmuştur. Bu olgudan yola çıkan bu çalışma mesleki eğitim ve mesleki yeterlilik konusu ile ilgili uygulamaları ve genç nüfus oranının Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almasına rağmen işsizlik oranının artarak devam etmesini dikkate alan bir araştırmadır. Araştırmaya göre; Ülkemizde sanayi sektöründeki kalifiye eleman eksikliği oranı % 40 olarak tespit edilmiştir. Türkiye'de kalifiye eleman eksikliği konusunda sanayi sektörü ilk sırada yer almaktadır. Bu çalışmada, sanayi sektörünün kalifiye eleman bulamamasının sebebi; iş gücünün mesleki bilgi ve becerisiyle iş piyasası arasındaki beklentinin farklı olmasından kaynaklandığı savunulmaktadır. Bu çalışmada '' Mesleki Eğitimin Ülke Ekonomisine Katkısı, Avrupa'daki Mesleki Yeterlilik Sistemleri, Türkiye'de Mesleki Yeterlilik Sisteminin sorunları ve önemi '' araştırılmaktadır. Dört bölümden oluşan çalışmanın; birinci bölümünde Eğitim kavramı, Türkiye'deki eğitim sistemi, Eğitimin Ekonomik fonksiyonları ve Türkiye'de Mesleki Eğitimdeki sorunlar üzerine değinilmiştir. İkinci bölümde ise mesleki eğitimde yapılan çalışmalar, Mesleki Yeterlilik Kurumu ve Avrupa örnekleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Türkiye'deki Mesleki Yeterlilik Sistemi, Kalkınma Planlarında Mesleki Eğitim, TUİK'e ait iş gücü verilerinin analizi ve Mesleki Yeterlilik Kurumunun SWOT analizi yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise bu bulguların analizleri değerlendirilerek Türkiye'deki mesleki yeterlilik sisteminin eksiklikleri ve problemleri ortaya çıkartılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Genç Nüfus 2. Kalifiye Eleman 3. Mesleki Yeterlilik 4. Mesleki Eğitim 5. Sanayi Sektörü
Mesleki ve teknik anadolu liselerinde staj yapan öğrencilerin karşılaştıkları sorunlar ve çözüm yolları
Bu araştırmayla "Mesleki Ve Teknik Anadolu Liselerinde Staj Yapan Öğrencilerin İşletmelerde Beceri Eğitimi Dersinde Karşılaştıkları Sorunlar Ve Çözüm Yolları" başlığı altında 3308 Sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu uyarınca öğrencilere işletmelerde yaptırılan uygulama faaliyetinin analiz edilmesine, karşılaşılan sorunların tespitine ve bu sorunlara ilişkin çözüm yollarının saptanmasına çalışılmıştır. Araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde mesleki ve teknik eğitimin tarihçesi, mesleki ve teknik eğitimin genel yapısı, çeşitli ülkelerdeki mesleki ve teknik eğitim, Türkiye'de mesleki ve teknik eğitime ilişkin başlıca uygulama ve projeler, ülkemizdeki yasal düzenlemeler ile mesleki ve teknik eğitimin uygulanmasına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise anket çözümlemesi yoluyla elde edilen bulgular ve bu bulgulara dayanarak elde edilen sonuçlara yer verilerek önerilerde bulunulmuştur. Araştırmanın evrenini; İstanbul ili Güngören İlçesinde mesleki ve teknik liselerde 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'na göre staj yapan, son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Anket bu okullarda staj yapan 253 öğrenciye uygulanmıştır. Cevaplanan anketlerin tamamı analize uygun bulunmuş ve araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Anket aracılığı ile elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler amaçlara uygun olarak frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve varyans (anova) kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı p <0.05 düzeyinde test edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerde beceri eğitimi gören öğrencilerin ücret, izin vb. konularda sorunlarla karşılaştıkları tespit edilmiştir.
Kız meslek liselerinde yaşanan sorunlar hakkında mesleki eğitim yönetici ve öğretmenlerin görüşleri: Eyüp, Gaziosmanpaşa, Fatih ve Avcılar örneği
Bu çalışmayla, günümüzde Kız Meslek Liselerinde yaşanan sorunları ile ilgili okul yöneticisi, öğretmen ve eğiticilerin görüşlerinin alınması ve çalışılan kurum, yapılan görev, eğitim durumu ve çalışma süresine bağlı anlamlı farkların varlığı ya da yokluğu tespit edilmesi ve var olan sorunlara dönük çözüm önerileri getirilmesi hedeflenmektedir. Araştırmanın evreni, 2014 – 2015 eğitim – öğretim yılında İstanbul ili Avcılar, Eyüp, Fatih ve Gaziosmanpaşa ilçelerinde bulunan resmi Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde (Kız Meslek Lisesi) çalışan eğitim yöneticileri, öğretmen ve eğiticilerden meydana gelmektedir. Örneklem, evreni oluşturan kurumlarda çalışan ve olasılığa dayalı olmayan, örneklemede kasti örnekleme yöntemi ile tespit edilen 240 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılacak veriler, Aslantürk tarafından geliştirilen iki bölüm, 55 maddeden oluşan beşli Likert tipi ölçek kullanılarak toplanmıştır. Anketin iç güvenirlik katsayısı Cronbach Alpha α = 0,933 olarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, elde edilen veriler ışığında, yaşanan sorunlara yönelik çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kız Meslek Lisesi Sorunları, Kız Meslek Liseleri, Kadın Eğitimi, Eğitim, Mesleki Eğitim.
Meslek lisesi öğrencilerinin uygulama staj algılarının çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi
Dünyada gelişen teknolojiye bağlı olarak insan unsurunun çalışma hayatındaki önemi göz ardı edilemez. İşletmelerin sektör için eleman yetiştirmeleri hem alaylı olarak hem de örgün ve yaygın eğitim kurumları tarafından yapılabilmektedir. Mesleki eğitimde teorik eğitim yanında staj uygulamaları da tamamlayıcı bir unsur olmuştur. Staj eğitimi, öğrencilerin iş hayatına adapte olmaları, mesleklerini yerinde uygulayarak yapmaları için önemlidir. Bu araştırma, meslek liselerinde eğitim alan öğrencilerin staj algılarını çeşitli demografik değişkenler açısından tespit etmeye yönelik bir çalışma olması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu İstanbul ili Silivri ilçesi Selimpaşa İMKB Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinden 173 öğrenci, Silivri Endüstri ve Teknik Meslek Lisesi'nden 157 Öğrenci, Şerife Baldöktü Kız Teknik ve Meslek Lisesi'nden 134 olmak üzere toplamda 464 öğrenci staj eğitimine katılmışlardır. Üç okul toplamında 330 öğrenciye araştırma kapsamına alınıp anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 21,0 paket programı kullanılarak analiz edilmiş, tablolar ile yorumlanmıştır. Yapılan faktör analizi ve demografik özellikler açısından t-testi, Kruskal Wallis H testi, Manny Whitney U testi sonuçlarına göre öğrencilerin staj döneminde eğitim düzeyleri arasında, tatmin, işletme ile ilişkiler, sektöre bağlılık ve işletme koşulları faktörlerinde anlamlı fark olduğu görülmektedir. Öğrencilere işletmelerin sunduğu sosyal imkânlardan, çalışma sürelerinden memnun oldukları söylenebilir. Ayrıca elde edilen verilerden öğrencilerin orta düzeyde işletmelerde sorun yaşadıkları sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesleki Eğitim, Staj, Staj Sorunları.
In-service education and training needs of instructors working in the accreditation process at vocational qualification test centers
Progression in education is achievable through well-educated teachers, and teacher training can be achieved by well-planned in-service vocational training. In this research, in-service training needs analysis questionnaires were performed on 99 instructors who seek to be assigned in vocational exam center accreditation process. As a result of the assessment of these questionnaires, it was concluded that nearly all instructors have in-service training needs directed at improving their performances. ANOVA analysis was used to assess whether the acceptance level for Important Factors in Training Needs changed depending on the education level. According to the results of the analysis, the importance of the training in terms of "knowing the job description and responsibilities of the organization where the individual will be assigned in Vocational Test Center" has shown differences depending on the education level (F=3.584; p<0.05). When mean values of significance level for almost all statements were examined depending on the training status of participants, it was determined that post graduates agreed that trainings are important at a higher ratio in comparison to other groups. Cronbach Alpha confidence coefficients were calculated to estimate the confidence level of exploratory factor analysis (AFA) in order for determining the Structure Validity and Confidence Analysis of in-service training needs questionnaire. Exploratory factor analysis method was used for statistically determining the structural validity of the questionnaire. Firstly, Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) and Bartlett tests were performed to understand whether the questionnaire was compatible for factor analysis. KMO coefficient was calculated to test the sample size. According to the analysis result, statistically significant difference was determined for evaluation of the first aspect of the training needs among instructors with different training levels, however, no significant difference was revealed for the evaluation of the second aspect of training needs. No significant difference was detected at the second aspect of the training needs questionnaire as there were only trainings related to assessment and evaluation, and the instructors participated in this questionnaire had already attended these trainings. According to the TUKEY test results, which was performed to determine the group that caused difference in evaluation of first aspect of training needs, individuals with associate or bachelor's degrees showed the least acceptance level for the first aspect of the training needs, whereas post graduates showed the highest acceptance level. As a result of this, 15 instructors randomly selected among 30, were given 75-hour long training in 2014-2015. At the end of their training " Evaluation Form for In-service Education and Training (EF INSET)" was conducted and results for Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, General Assessment were presented. Through open ended and Likert-scale questionnaires, observable progression was shown for the benefits of in-service training, Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, and General Assessment criteria. Performance Evaluation Form for Instructors who have participated In-service Education and Training were filled, demo exams were executed, and technical experts completed performance assessment forms 30 instructors assigned in accreditation process of vocational test center; as a result of the questionnaires, differences between trained and untrained were presented. Performance form of untrained instructors and demo exams were reviewed by technical experts and it was determined that untrained instructors failed to properly achieve exam and documentation processes as they lack knowledge about 17024 accreditation process, don't posses necessary information about National Occupational Standards and not familiar with procedures and presses of Vocational Test Center; therefore, it was planned to provide in-service training to untrained instructors within 2016. The results of Wilcoxon test, which was performed to compare scores of pre- and post-training knowledge and skill-based performance items in the test group, are given in research. According to the analysis results, post-training scores for all knowledge and skill-based performance items have shown statistically significant increase when compared to pre-training scores (<0.05). Accordingly, the in-service training conducted has increased the knowledge and skill-based performance of instructors. Mann Whitney test was performed to compare pre-training knowledge and skill-based performance item scores of the control group and post-training scores of the test group and as a result, post-training knowledge and skill-based performance scores of the test group were statistically shown to be significantly higher than pre-training scores of the control group. According to performance assessment, when pre- and post-training performance assessments compared and demo exams conducted before and after the training were reviewed by technical experts, major differences were determined. Therefore, the obligation to receive these training raised in order for all instructors, wanting to take part in the accreditation process of Vocational Test Center, to conduct the accreditation process in healthy, proper, reliable and objective way and in conformity with the standards. In-service education and trainings are recommended for all current Vocational Test Centers and other exam centers planned to be established in the coming years in order for documentation processes in Turkey to be conducted according to these standards. Key Words: In-service education and training, Vocational Test Center, Accreditation Process, National Occupational Standard
Ortaöğretimde mesleki ve teknik eğitim talebini etkileyen etkenler (İstanbul ili örneği)
Bu çalışmanın amacı adalet alanı olan meslek liselerinin öğrenci profilleri ve öğrencilerin bu tür okulları tercih nedenlerini ortaya koymaktır. Adalet alanı olan meslek liselerine olan talebi etkileyen etkenleri konu alan bu araştırma mevcut durumu betimlemeyi amaçladığından tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 öğretim yılında İstanbul il sınırları içinde bulunan adalet alanı olan meslek liselerinde öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. Örneklem ise Beylikdüzü, Büyükçekmece, Kadıköy, Güngören, Bakırköy ilçelerindeki adalet alanı olan meslek liselerinde öğrenim gören 490 öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada, Altunsaray'ın (2000) imam hatip liselerine istemi etkileyen etmenleri ortaya koymak için geliştirmiş olduğu beşli likert türü ölçek izin alınarak kullanılmış bazı bölümleri değiştirilmiş, güvenirlik ve geçerliliği yeniden yapılmıştır Adalet alanı olan meslek liselerine talebi etkileyen etkenlerin belirlenmesinde, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans gibi betimsel istatistiklerden yararlanılacaktır. Ayrıca Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve t testi kullanılacaktır. Araştırmanın sonucuna göre katılan öğrencilerin, adalet alanı meslek liselerini kendi bireysel tercihleri ile birlikte anne-babanın iş ve eğitim durumu, ailenin gelir düzeyi kişisel tercihlerini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Adalet alanı olan meslek lise, eğitim talebi,
Meslek liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, çözüm önerileri ve beklentileri
Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubu 2015–2016 eğitim öğretim yılında Kocaeli Derince Zehra Emine Öçgüder Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlarda 13 ve ayrıca Kocaeli Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlardan 13 olmak üzere toplamda 26 öğretmendir. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan 10 sorudan oluşan görüşme soruları kullanılmıştır. Mülakat formlarından elde edilen bilgiler, sistematik bir hale getirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin isimleri kodlanarak (rakamsal), verdikleri yanıtlar değerlendirilmiştir. Betimsel analiz yapılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Eğitimin kademeleri düşünüldüğünde zorunlu temel eğitim sonrasında engelli öğrenciler bireysel özellikleri dikkate alınarak genel veya mesleki eğitime yönlendirilmelidirler. Onların hayatta kendi ayaklarının üzerinde durmasını sağlayacak adımlar bu sayede atılmış olacaktır. Öğretmenlerin öğrencilerin sağlık durumlarını ve yetersizliklerini bilmeleri daha gerçekçi beklentiler geliştirmelerine ve buna uygun planlar yapmalarına yardımcı olur. Kaynaştırma uygulamalarına ilişkin olumlu öğretmen düşünceleri bu uygulamaların başarısını da getirecektir. Engelli olan her öğrencinin her şeyden önce bir çocuk olduğunu da asla unutmamak gerekir. Mesleki ve teknik eğitime devam eden kişilere programın amaçladığı kazanımlara işletme-okul işbirliği ile ancak ulaşılabilir. Bu kapsamda işletmelerin ihtiyaç duyduğu yeterliklere sahip bir meslek çalışanı için mesleki eğitim kendisini sürekli güncel tutmalı, programlar geliştirmeli, staj uygulamalarının verimliliğin sağlanması ve bu kapsamda gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir. Okul-işletme işbirliğinde mezunların hayatlarını devam edecekleri iş kollarının beklentilerinin alınması ve yapılandırmanın bu beklentiler doğrultusunda yapılması verimliliğin sağlanması adına önemini korumaktadır. Hem okula hem de işletmeye dayalı bir sistem dinamik yapıda olmak zorundadır. Sadece teorik eğitimin verildiği bir meslek eğitimi düşünülemez. İşletmeler teorinin pratiğe dönüşmesini sağlayan uygulama ortamlarıdır. Bu yönüyle bir çeşit eğitim yeridir. Usta çırak ilişkisi temelli öğrencinin niteliğinin artırılmasında önemli roller üstleneceklerdir. Sadece ülkemizde değil Dünya genelinde işgücü piyasası istediği kriterleri iş görenlerde bulamamaktadır. Bu meslek eğitimin başarısını düşürmektedir. Bu sorunun birçok yapısal nedenden kaynaklı olduğunu düşünmek mümkündür. Ancak bireysel özellikler de ihmal edilmemelidir. Meslek eğitim bir beceri işidir. Kişilerin ilgileri göz ardı edilemez. Meslek seçiminde bu ilgiler dikkate alınmak zorundadır. Öyle ki kaynaştırma öğrencileri bu nitelikleri kazanmaya yönelik bireyselleştirilmiş bir meslek eğitim programına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu yönüyle öğretmenlerin kaynaştırmaya tabi olan öğrencilere karşı tutumları ve algılamaları önemlidir. Öğretmen eğitim ortamında öğrenci üzerinde en etkili kişidir. Öğretmenin kaynaştırmaya ilişkin olumsuz tutum takınması sistemin doğru işlemesine engel olacaktır. Mesleki teknik eğitime devam eden kaynaştırma öğrencileri pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Eğitim ortamında karşılaştığı sorunlar yanında, iş yerlerinde karşılaştıkları sorunlar çözülmelidir. Bunun için Mesleki ve teknik eğitime devam eden bir kaynaştırma öğrencisinin staj yaptığı yerlerde, iş atölyelerinde ortamın düzenlenmesi yanında öğrenciyle ilgili işverenlere bilgi verilmesi, mezuniyet sonrası iş olanaklarının araştırılması ve işe yerleştirilmesi özel eğitim hizmetlerinin başarısı için gereklidir. Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri incelenmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı sınıfların durumları ile öğretmenlerin çalışma ortamlarına ilişkin eksikliklerinin giderilmesinde araştırma sonuçlarının katkısıyla çözüm önerilerinin sunulması hedeflenmiştir. Okullarda engelli çocukların kaynaştırma uygulamaları çerçevesinde bulundukları sınıflarında alacakları eğitimler için her okul uygun ortamı hazırlamak ve olumlu tutum sergilemek zorundadır. Yani özel eğitim etkinliklerinde başarı için öğretmen tarafından öğrencinin desteklenmesi gerekmektedir. Bu yönüyle öğretmen çok önemli bir role sahiptir, tutumlarının incelenmesi ve belirlenmesi gereklidir. Ayrıca, öğretmenlerin düşüncelerine göre kaynaştırmaya ilişkin uygulamalardaki zorluklar ve sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin belirlenmesi gerek uygulayıcılara gerekse alan yazına katkılar sağlayacağı düşünülmüştür. Araştırma sonucunda; Öğretmenlerin öğrencilerin sosyalleşmesini desteklediği çalışmalar yaptığı, öğretmenlerin kaynaştırma öğrencilerine verdikleri eğitimden mutlu oldukları, ancak önemli bir çoğunluğun ise olumsuz etkilendiği, kaynaştırmaya ilişkin olarak öğretmenler, kendilerinden, engel türünden ve sitemden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını, sorunlarını çözmek için uzman yardımı aldıklarını, materyal hazırladıklarını ve derste tolerans gösterdiklerini, çalışılan okulların ve sınıfların kaynaştırmaya uygun hale getirilmesi gerektiği, ailelerle iletişime geçildiği ve işbirliği içinde çalışıldığı, öğretmenlerin diğer öğrencilere sorumluluklar verdikleri bilgilendirdikleri, yardım aldıkları ve sorunların çözümüne yönelik öneriler getirmişlerdir.
Müzik öğretmenliği anabilim dallarında geleneksel Türk sanat müziği dersinde uygulanan eğitim yöntemlerinin uzman görüşleri açısından karşılaştırmalı analizi
Bu araştırmada, müzik öğretmenliği bölümlerinde verilen Geleneksel Türk Sanat Müziği (GTSM) dersine giren öğretim elemanlarının izlediği yolların neler olduğunu belirlemeye çalışılmış, kullandıkları sistem, yöntem ve metotların neler olduğu, bunlar arasında benzerlik olup olmadığı konusunda uzman görüşleri alınmıştır. GTSM eğitiminin Arel - Ezgi - uzdilek ve meşk sistemleri üzerinde durularak uygulamalarındaki farklılıklar belirtilmeye çalışılmıştır. GTSM derslerine giren öğretim elemanlarına uygulanan görüşme formları değerlendirilerek analiz edilmiştir. Bu yönüyle bu araştırma nitel bir çalışmadır. GTSM eğitiminde var olan sistem ve yöntemlerin sabit bir metodu olmadığı gibi, uygulama kısmında da farklılıklar olduğu görülmüştür. Alınan sonuçlara göre GTSM derslerin de yer alan meşk yönteminin daha yoğun biçimde uygulanmasının daha yararlı olabileceği belirlenmiştir. Meşk yönteminin uygulanmasının yanında bilgisayar ortamlarındaki video ve ses kayıtları da, yöntemin daha nitelikli uygulanması konusunda yararlı olabileceği konusunda büyük oranda görüş birliği saptanmıştır. Uzman görüşlerinin ortak bileşenlerinden bir diğeri ise GTSM eğitimi için ayrılan sürenin yetersiz oluşudur.
Türkiye'de uygulanan İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programının öğrenci, öğretim elemanı ve İngilizce öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, 2006 yılında uygulamaya konulan İngilizce Öğretmenliği lisans eğitim programını üniversite son sınıf öğrencileri, öğretim elemanları ve İngilizce öğretmenleri görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Bu çalışma İngilizce öğretiminin önemli bir boyutu olan öğretmen eğitimine ilişkin bir değerlendirme sunarak yabancı dil öğretimine yönelik çalışmalara katkı sağlamayı hedeflenmektedir. Betimsel tarama modelinde desenlenen bu çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2016-2017 öğretim yılında eğitim fakültelerinin İngilizce Öğretmenliği bölümünün dördüncü sınıfında okuyan üniversite öğrencileri, ilgili bölümlerdeki öğretim elemanları ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan ve meslekte beş yılını doldurmamış İngilizce öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemlerinden tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 10 üniversitenin son sınıfında okuyan 524 İngilizce öğretmenliği son sınıf öğrencisi, bu üniversitelerde görev yapan 35 öğretim elemanı ve 11 İngilizce öğretmeniyle yürütülmüştür. Araştırma verileri; araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce öğretmenliği lisans programı değerlendirme anketi, İngilizce öğretmenliği program yeterlik ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler ve fark istatistikleri, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programından ve nitel veriler için ise NVİVO-11 programından yararlanılmıştır. Çalışma sonuçları Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yenilen 2018 İngilizce öğretmenliği lisans programıyla karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda ulaşılan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir: • Çalışmaya katılan öğrencilerin çoğu üniversiteleri/fakülteleri sınıfların teknolojik altyapısı, internet erişimi ve kütüphane açısından yeterli bulurken, öğretim elemanları sınıfların fiziki yapısını, internet erişimini ve kütüphanelerdeki basılı kaynakları yetersiz bulmaktadır. • Öğrenciler ve öğretim elemanları Erasmus ve Mevlana gibi yurtdışı programları yeterli bulurken, öğretim elemanları gidilen üniversitelerin sınırlı olduğunu ve yurtdışından yeterli sayıda öğrenci gelmediğini düşünmektedir. • Öğrenciler bölümlerdeki öğretim elemanlarını sayı ve nitelik açısından yeterli bulurken öğretim elemanları bölümlerde yeterli sayıda akademik personelin olmadığını ve bunun iş yüklerini çok arttırdığını düşünmektedir. • Öğrenciler İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programını güncellik, ilgi ve ihtiyaçlara uygunluk, teori ve uygulama dengesi açısından yeterli bulmaktadır ancak öğretim elemanları programın güncellenmesi gerektiğini düşünmektedir. • Öğrenciler alan bilgisi, meslek bilgisi ve genel kültür bilgisi alanlarında kendilerini yeterli bulmaktadır. Öğrenciler kendilerini en fazla programın alan bilgisi boyutunda yeterli bulmaktadır. • ÖğretimelemanlarıveIngilizceöğretmenlerimeslekbilgisigrubundayeralanderslerinalanayönelikveİngilizceolarakverilmesinigerektiğinidüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenlerilisansprogramındayeralanİngilizcedilyeterliliğidersleriniyetersizbulmaktavedilyeterliklerinigeliştirmeyeyönelikdahafazladerseklenmesigerektiğinidüşünmektedir. • İngilizceöğretmenlerilisanseğitimindeöğrendikleriniöğretmenlikyaptıklarıgerçekortamlardauygulayamadıklarınıdüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenleriprogramıngenelkültürbilgisigrubundayeralanderslerinhedefdilinkültürünütanımayayönelikderslerdenoluşmasıgerektiğinidüşünmektevebualandayeralandersleriyetersizbulmaktadır.
Mesleki eğitim merkezinde çıraklık eğitimi gören bireylerin beslenme ve antropometrik açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışma Van ilinde bulunan Vali Ali Paşa Mesleki Teknik Eğitim Merkezinde çıraklık eğitimi gören 18-30 yaş arasındaki bireylerin beslenme alışkanlıklarını saptamak, vücut kompozisyonunu belirlemek, literatürde bulunan mevcut referans değerler ile karşılaştırmak ve bireylerin fiziki yapısını antropometrik yöntemlerle değerlendirerek vücut bileşimini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında 261 erkek 117 kadın olmak üzere toplamda 378 birey katılmıştır. Bireylerden toplamda 16 adet antropometrik ölçüm alınmıştır. Bireylerden toplanılan veriler SSPS 20.0 paket programında istatistik analizleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre boy uzunluğu ortalama değerleri incelendiğinde erkek bireylerin 169,69 cm, kadın bireylerin ise 158,68 cm'dir. Vücut ağırlık ortalamasına bakıldığında ise erkek bireylerin 64,02 kg, kadın bireylerin ise 57,31 kg olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin besin tüketim sıklığı ise tablolar halinde sunulmuştur. Çıkan sonuçlar diğer çalışmalar ile karşılaştırıldığında bireylerin vücut ağırlığı ve boy uzunluklarının diğer verilere göre daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. İşçilerin beslenme durumlarının düzenlenmesi, çalışma ortamının ergonomik açıdan uyumluluğunun biyolojik ve psikolojik açıdan sağlıklarına ve çalışma performanslarına etkisi düşünüldüğünde bu durumların iyileştirilmesi gerekmektedir.
Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında kimya öğretmen eğitimi alanında yayınlanmış yüksek lisans ve doktora tezlerinin içerik analizi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında kimya öğretmen eğitimi alanında yayınlanmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin içerik analizini gerçekleştirmektir. Gazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamlanmış 36 yüksek lisans ve 30 doktora tez çalışması belirlenen değişkenler kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Değişkenler arasında yazarın cinsiyeti, çalışılan kimya konusu, kavramsal çerçeve, örneklem türü ve büyüklüğü, araştırma yöntemi ve türü, veri toplama araçları ve analiz yöntemi, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre kadın araştırmacılar, hem yüksek lisans hem de doktora tez çalışmalarına erkek araştırmacılara oranla daha fazla katkı sağlamışlardır. Kimya öğretmen adayları yüksek lisans ve doktora tezlerinde en fazla çalışılan örneklem grubu olmuştur. Bunun yanında yüksek lisans tezlerinde daha çok nicel araştırma yöntemleri, doktora tezlerinde ise nitel araştırma yöntemleri tercih edilmiştir. Kimya öğretmen eğitimi alanında çalışılan yüksek lisans ve doktora tezlerinde en fazla kullanılan nicel veri toplama araçları ölçekler olurken, veri analiz yöntemi olarak en fazla t-testi kullanılmıştır. Yüksek lisans tezlerinde en fazla kullanılan nitel veri toplama aracı görüşmeler, veri analiz yöntemi ise betimsel analiz olarak tespit edilmiştir. Doktora tezlerinde ise nitel veriler sıklıkla görüşmeler yardımıyla toplanmış ve analiz yöntemi olarak en fazla içerik analizi tercih edilmiştir. Çalışmanın bulguları alanyazın ışığında tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Kimya öğretmen eğitimi, yüksek lisans tezi, doktora tezi, içerik analiz
Mesleki eğitim merkezi Türkçe öğretim programları ile ders kitaplarının ilköğretim Türkçe öğretim programı ve 8. sınıf ders kitapları ile karşılaştırılması
Eğitim-öğretim sadece örgün eğitim kurumlarında yapılan bir faaliyet değildir. Bireyler, zorunlu temel eğitimi bitirdikten sonra bir üst öğrenime devam etmek zorunda değildirler. Bulunduğumuz yüzyılda ülkeler bu durumdaki bireylerin yetiştirilmesi için yaygın eğitim kurumlarına gereken önemi vermektedirler. Yaygın eğitim kurumlarından olan Mesleki Eğitim Merkezleri (Çıraklık Eğitim Merkezleri), sanayi sektörüne ara eleman yetiştirmeyi amaçlayan; örgün eğitim kurumlarına göre daha az maliyetli kurumlardır. Ülkemizde, daha önceleri çıraklık eğitim sistemi olarak adlandırılan mesleki eğitim, 1986 yılından sonra bir sisteme bağlanmıştır.Mesleki Eğitim Merkezlerinde mesleğe dayalı teorik eğitimler verilmekte; çıraklar, pratik eğitimlerini ise usta öğretici gözetiminde iş ortamında yapmaktadırlar. Mesleki Eğitim Merkezlerinde çırak öğrencilere uygulanan teorik eğitim-öğretim için öğretim programları hazırlanmıştır.Araştırmada Mesleki Eğitim Merkezlerinde uygulanan Türkçe Öğretim Programları ve ders kitapları konu olarak belirlenmiştir. Programların ve ders kitaplarının özelliklerini, değişimleri ve sorunları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Günümüzde çıraklara uygulanan Türkçe Öğretim Programının ve Türkçe ders kitabının işlevselliğini veya sorunlarını göstermek amacıyla İlköğretim TürkçeÖğretim Programıyla ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarıyla karşılaştırmayı amaçladık. Araştırmada üzerinde durulan, Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe Öğretim Programıdır. Araştırmayı, üzerine birçok araştırma yapılmış ilköğretim Türkçe Öğretim Programıyla karşılaştırarak yapmak uygun görülmüştür.Mesleki Eğitim Merkezlerindeki öğretim programları içerisinde eksen ders görevini Türkçe dersleri oluşturmaktadır. Ancak çıraklık eğitimde 1986, 1998, 2001 ve 2005 yıllarında Türkçe öğretim programı değişmiştir. Kısa sürede bu kadar değişimin yaşanmasına rağmen Türkçe öğretim programı istenilen düzeyde değildir. Ayrıca Mesleki Eğitim Merkezlerinde dersin adı önce Türkçe iken 98 programında Türk Dili ve Edebiyatı olarak değiştirilmiş; 2001 programında dersin adı tekrar Türkçe olmuştur.Çırak öğrencilere uygulanan Türkçe Öğretim Programların içeriği dolu olmasına rağmen, programlarda konulara fazla derine inilmemesi yönünde açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca birçok konunun olduğu programda ders saati çok sınırlı kalmıştır. Mesleki Eğitimdeki bütün Türkçe programlarının temel sıkıntısının zaman olduğu görülmektedir.Türkçe öğretim programlarında temel becerilerden söz edilmesine rağmen içerikte bu tür etkinliklerin çok az olduğu veya tam olarak bu becerileri kazandırmadığı görülmektedir. Ayrıca ünitelerin dağılımında da birtakım sorunların olduğu anlaşılmaktadır.Meslek sürelerinin iki veya üç yıl olması Türkçe derslerini etkilemektedir. İki yıllık mesleklerde bir yıl Türkçe dersleri görülürken; üç yıllık mesleklerde iki yıl Türkçe dersleri görülmektedir. Dolayısıyla iki yıllık meslek süresi olan çıraklar Türkçe dersinde görmesi gereken üniteleri görememektedirler.Araştırmamızda diğer bir çalışma konusu ise Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe ders kitaplarıdır. Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe ders kitapları da istenilen düzeyde değildir. İlköğretimde birden fazla yayınevinin olması kitapların niteliğini arttırırken Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe ders kitaplarında böyle bir seçenek bulunmamaktadır. Ders kitaplarının düzeninde, görsellerinde, metinlerin durumunda birçok eksiklik bulunmaktadır.Çıraklık Türkçe Öğretim Programında zaman, ünitelerin dağılımı, programda belirtilen temel becerilerin programdaki yeri, edebi türlerin her öğrenci tarafından görülememesi; ders kitaplarında görsel, işlevsel ve tasarım olarak sorunların olduğu görülmektedir. Çıraklık Türkçe Öğretim Programında belirtilen temel becerileri gerçekleştirme düzeyinin uygulanan içerik ve ders kitaplarıyla ulaşılmasının güç olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.Mesleki eğitimin son derece önemli olduğu ülkemizde, Mesleki Eğitim Türkçe Öğretim Programlarının yeniden gözden geçirilmesi ve düzenlenmesi gerekmektedir. Programların içeriğine ve kazanımlarına göre ders kitaplarının niteliğinin arttırılması gerekmektedir. Ayrıca kalfalara uygulanan ustalık eğitim kurs programlarında Türkçe dersi uygulamaya konulmalıdır. Çünkü birey yaşamı boyunca okuma, dinleme, konuşma ve yazma becerileri içerisindedir.Usta öğretici, mesleğini çırağa öğreten kişidir. Bir usta öğreticinin temel becerilerle donanımlı olmaması, yani dinlenmeyi ve konuşma becerilerini tam olarak kazanamaması durumunda çırak öğrenci ile arasında iletişim sorunu ortaya çıkmaktadır.Bu güne kadar çıraklık Türkçe Öğretim Programı üzerine herhangi bir akademik araştırma yapılmamıştır. Yaptığımız çalışma bu yönüyle özgün bir nitelik taşımakta ve bu konuda araştırma yapmak isteyen araştırmacılara kaynaklık edecek düzeyde hazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Mesleki Eğitim Merkezi, ana dili eğitimi, Türkçe programı, ders kitabı
Avrupa Birliği Comenius Programı'na katılan öğretmenlerin hareketlilik programının etkililiğine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Öğrenci hareketliliği eğitim tarihi boyunca gündemde kalmış bir konudur. Fakat hareketlilik yaş, süre ve dil bariyeri gibi sebeplerle genellikle yüksek öğretimde görülmüştür. Comenius Programı, Avrupa Birliği'nde hareketliliği ortaöğretim seviyesine uyarlayan bir programdır. Programın hedefleri arasında hareketliliğin artırılması, okullar arası işbirliğinin geliştirilmesinin yanı sıra dil öğreniminin teşvik edilmesi ve eğitimde kalite ve Avrupa boyutunun öne çıkarılması gibi amaçlar da vardır. Bu çalışma bazı öğretmenlerin Comenius Programının amaçlarına ne kadar ulaştığı hakkındaki görüşleri ile sınırlıdır. Bu araştırma olgu bilim deseninde nitel bir araştırmadır. Çalışmanın evreni 2013-2014 eğitim öğretim yılında Antalya il merkezinde yer alan Comenius programına katılan ilkokul ve liselerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise olasılığa dayalı olmayan amaçlı örnekleme yöntemine göre Comenius projesine dahil olan ilkokul ve liseler arasından seçilmiştir. Veriler projeye katılan kişilerle yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle elde edilmiştir. Yüzyüze görüşmenin mümkün olmadığı bazı durumlarda veriler katılımcıların soruları email yoluyla cevaplamasıyla elde edilmiştir. Görüşmelerin ses kaydı alınmış, daha sonra katılımcı görüşleri üzerinde içerik ve doküman analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda Türk öğretmenlerin Comenius programına katılmadan önce yeterli bilgi sahibi olmasalar da yararlı olacağı inancıyla programa iştirak ettikleri sonucuna varılmıştır. Ayrıca programın hedefleri olan eğitim yöntem ve malzemelerinin kullanımında yenilikleri özendirme; dil öğreniminin teşvik edilmesi; kültürlerarası bilincin gelişimine katkı sağlama ve eğitimde Avrupa boyutunun güçlendirilmesi konularında başarılı olduğunu ortaya koymuştur. Programın ayrıca öğrencilerin özgüvenini artırdığı ortaya çıkmıştır.
Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına ilişkin yönetici görüşleri
Türkiye'de 17 milyondan fazla öğrenci olduğuna göre, yaşları itibariyle de çok hareketli olan öğrencilerimizi görünür görünmez her türlü kazadan korumak, oluşabilecek kazaları öngörerek tedbir almak, eğitim yuvalarını iş sağlığı ve güvenliğine (İSG) göre dizayn etmek büyük bir mesai, bilgi, donamım ve sermaye gerektirmektedir. İşte bu bağlamda bir işveren kabul edilen okul müdürleri ve diğer eğitim yöneticilerinin iş sağlığı ve güvenliğine dair sahip oldukları yeterlilikleri ve görüşleri büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan eğitim yöneticilerinin (müdür, müdür başyardımcısı, müdür yardımcısı) İSG uygulamalarına ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Kütahya il ve ilçelerindeki mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan eğitim yöneticilerinin İSG uygulamalarına ilişkin görüşlerinin tespiti için yapılan araştırma; nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada Uşak Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü öğretim üyesi, Kütahya İl MEM İSG uzmanı, danışman ve araştırmacı tarafından geliştirilen tutum anketi ve içinde demografik özellikler testi olan toplam 40 maddelik bir ölçme aracı kullanılmıştır. Daha sonra 4 madde uzman ve araştırmacı tarafından uygunluğu konusunda tartışılıp çıkartılmış ve 36 madde olarak katılımcılara sunulmuştur. Kütahya il ve ilçelerindeki mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan 45 okul müdürü, 12 müdür başyardımcısı ve 111 müdür yardımcısına uygulanmıştır. Araştırmada veriler betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ile analiz edilmiştir. Ölçme aracı vasıtasıyla toplanan verilerin yüzde, frekans, aritmetik ortalama hesaplamaları için betimsel istatistikler uygulanmıştır. Verilen cevaplar doğrultusunda eğitim yöneticilerinin; iş sağlığı ve güvenliğine dair verilen eğitimlerinin "kısmen" yeterli olduğunu, okullarda/kurumlarda oluşturulan İSG ile ilgili kurulların işlevsel olmadığını, MEB bünyesindeki İSG uzmanlarının sayıca yetersiz kaldığını, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının İSG açısından diğer eğitim kurumlarından daha fazla risk taşıdığını ve önemli olduğunu, eğitim kurumlarının İSG ile ilgili ayrı bir bütçesi olması gerektiğini, İSG konusunda "kısmen" yeterli olduğunu, kanuni haklarını "kısmen" bildiğini, koordinatör teknik öğretmenlerin İSG konusunda "kesinlikle" daha yetkin olmaları gerektiğini, İş Kanunu"ndan ve "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu"ndan "kısmen" haberdar olduklarını, çalıştıkları kurumun depreme dayanıklı olduğunu, İSG açısından fiziki alt yapısının "kısmen" yeterli olduğunu fakat uyarıcı levhaların, acil çıkış kapılarının ve kişisel koruyucu donanımların "yeterli" olduğunu, İSG konusundaki yükümlülükten dolayı öğretmenliğin idarecilikten daha rahat olduğunu ve bu sebeple "kısmen" öğretmenliğe dönmeği düşündüklerini, çalıştıkları kurumlardan da "kısmen" memnun olduklarını düşündükleri tespit edilmiştir. Mesleki ve teknik eğitim kurumu yöneticilerinin İSG uygulamalarına ilişkin görüşleri cinsiyet, idari görev, branş ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermezken mesleki kıdem ve çalışılan yıla göre anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyli bir ilişki göstermektedir.
1970'li yıllarda görev yapan öğretmenlerin dilinden öğretmenlik mesleği: Sözlü tarih araştırması
Eğitim sistemleri, ülkelerin geleceklerini inşa etmek için vatandaşlarını eğitmek ve onları iyi birer vatandaş yapmak amacıyla kendi bünyelerinde oluşturdukları yetiştirme programlarıdır. Bu programların amacı, o ülkede yaşayan bireylerin eğitimini, gelişimini sağlamak ve onları nitelikli birer insan gücü olarak topluma ve ülkeye kazandırmaktır. Yapılan bu çalışmanın amacı1970'li yıllarda görev almış öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerini, okudukları bölüme ve mesleğe giriş koşullarını, mezun oldukları okul türlerini, karşılaştıkları sorunları, halkın mesleğe bakışını ve yaşam koşullarını; onların kendi ifadelerine dayanarak değerlendirmeyive bu değerlendirme sonucunda yetişen yeni nesil öğretmen adaylarına mesleğin geçmişiyle ilgili bilgi ve deneyimleri aktarmaktır. Bu sayede şimdiki ve gelecek nesillere ışık tutacak olan öğretmen adaylarının geçmişte yaşanılanlardan dersler çıkarmalarını, bu çıkarımlarla mesleklerinde gelişme göstermeyi ve ideal öğretmen olma yolunda ilerlemelerini sağlayarak tarih bilimini bir eğitici olarak görmeleri hedeflenmektedir. Araştırmanın verileri sözlü anlatılardan oluşmaktadır. Araştırmada toplamda 20 öğretmenle görüşülmüştür. Yapılan çalışmada 1970'li yıllarda öğretmenlik mesleği ve bu mesleği icra eden kişilere ait verilerin elde edilebilmesi için sözlü tarih yöntemine başvurulmuştur. Görüşmecilere veri toplama aracı olarak açık uçlu yarı yapılandırılmış görüşme soruları yöneltilmiş olup; çalışma sonunda alınan cevaplar daha önce konu üzerinde edinilen bilgiler ışığında betimsel olarak yorumlanmış ve görüşmecilere ait fotoğraflar gibi bazı görsel materyallerden yararlanılmıştır. Mülakatlar sırasında öğretmenlerden izin alınarak ses kaydı yapılmıştır. Mülakat esnasında araştırmaya katılan öğretmenlerin mülakat sorularına verdikleri cevaplar ses kaydına alınarak Word dosyasına aktarılmıştır. Daha sonra görüşme yapılan öğretmenlerin verdikleri cevaplara kodlamalar yapılmıştır ve veriler analiz edilmiştir. Gizlilikesası gereği çalışmaya katılan öğretmenlerin gerçek isimleri kullanılmamıştır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar şöyle ifade edilebilir: 1970'li yıllarda üç farklı okuldan (Öğretmen Okulları-Eğitim Enstitüleri-Yüksek Öğretmen Okulları) mezun olan öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine ilişkin önemli deneyimleri aktarılmıştır. Bu deneyimler yetişen öğretmen ve öğrenci kalitesi, mesleki sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik bilgiler içermektedir. Bu sebeple 1970'li yıllarda öğretmenlik mesleğinin gelişmesi yolunda aktarılan bu deneyimlerden öğretmen yetiştirme, mesleki sorunlar, mesleki gelişim konularına yönelik çalışmalarda faydalanılabilir.
Tıp ve hemşirelik son sınıf öğrencilerine yönelik simülasyona dayalı mesleklerarası eğitimin ileri yaşam desteği olgu yönetiminde ekip performansına etkisinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, tıp ve hemşirelik son sınıf öğrencilerinin simülasyon temelli mesleklerarası eğitim sonunda acil servis yönetimini bütüncül yaklaşım ile deneyimlemesi ve ileri yaşam desteği ile ilgili klinik karar verme beceri, yeterlik ve performanslarının değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya Uludağ Üniversitesi 2021-2022 Akademik Yılı Tıp Fakültesi son sınıf öğrencilerinden 11, Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü son sınıf öğrencilerinden 9 kişi katılmıştır. Eğitim öncesi ilk aşamada öğrenciler önce kendi meslekleri içinde ekip oluşturarak, ikinci aşamada mesleklerarası gruplar oluşturarak ileri yaşam desteği olgu yönetimi senaryosunda görev almışlardır. Eğitim aşamasında ise; mesleklerarası eğitimin önemi, görev yetki ve sorumluklar, acil olgu yönetimi, arrest ritimlerin yönetimi konularına ilişkin teorik dersler yürütülmüş, temel yaşam desteği, ileri hava yolu açılması ve güvenli defibrilasyon gibi beceri eğitim uygulamalarına yer verilmiştir. Teorik anlatım ve uygulamaların ardından tıp ve hemşirelik öğrencilerinin beraber görev aldığı ileri yaşam desteği senaryoları gerçekleştirilmiştir. Eğitim öncesi senaryo uygulamalarından (15 öğrenci ile) ve eğitimden sonra (11 öğrenci ile) odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Sonuç olarak, tıp ve hemşirelik son sınıf öğrencilerine mezuniyet öncesinde simülasyon temelli mesleklerarası eğitim uygulaması ile hasta yönetiminde bütüncül yaklaşabilmenin, ekip liderliği ve ekip çalışmasının öneminin kavrandığı ve teorik bilgilerin uygulamaya dönüştürülebildiği, özgüven, deneyim, yeterlik ve performanslarının arttığı gözlemlenmiştir.
Öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci-öğretim elemanı görüşleri
Bu araştırmanın amacı, öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci ve öğretim elemanı görüşlerini belirlemektir. Karma yöntem uygulanan araştırmada eş zamanlı karma desen uygulanmıştır. Bu yöntemin ve desenin seçilme sebebi, nitel ve nicel veri türünün birleştirilmesi, sonuçların karşılaştırılması, doğrulanması ve tamamlanmasına izin vermesidir. Araştırmada Seval Fer ve Faramarz Yaşar Abedi tarafından geliştirilen "İnsan Hakları Eğitimine İlişkin İhtiyacın Belirlenmesi" ve "İnsan Hakları Program Tasarımı" anketleri, ayrıca "Eğitim Fakültesi Öğretim Elemanları ve Öğretmen Adayı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışma grubu, Ankara'da bulunan iki devlet üniversitesi ve iki özel üniversitede görev yapan 34 öğretim elemanı ile 632 öğretmen adayından oluşmuştur. Nicel verilerin analizi için frekans, yüzde ve Ki-kare testi; nitel veri analizi için Miles vd. (2019) nitel veri analizi kullanılmıştır. Eğitim fakültesi öğretim elemanları ve öğretmen adayları görüşleri sonucunda, öğretmen eğitiminde İHE'nin mevcut derslerle bütünleştirilip zorunlu olarak uygulanma ihtiyacı bulgusuna varılmıştır. Bu çerçevede insan hakları farkındalığını sağlayabilme, temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra yaşama haklarını savunabilme, insan hakları eğitimini önemseyebilme; demokrasi ve çok kültürlülüğü savunabilme gibi hedeflerin belirlenmesi bulgusuna ulaşılmıştır. Hak ve özgürlükler, insan hakları ve İHE'nin temelleri, çoğulculuk ve çok kültürlülük, adalet, eşitlik, ayrımcılık ve demokratik yaşam içeriğinin yer alması gerektiği de bulgular arasındadır. Yanı sıra insan haklarını savunabilmede bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara uygun öğretimin düzenlenmesi ile birey odaklı ve etkileşim odaklı öğretim yöntemlerinin kullanılması, ve etkili değerlendirme yöntemlerin kullanılması sonucuna varılmıştır.