Aydın Adnan Menderes University
Anabilim Dalı

Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Anabilim Dalı

Aydın Adnan Menderes University

57

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rekabetçi devalüasyonun dış ticaret dengesine etkisi: Asya ülkeleri örneği

Küresel sistemde, serbest piyasa ekonomisinin gereği olarak ortaya çıkan ihracat ve ithalat kavramları, ülkelerin gelişmişlikleri ve ekonomik güçleri hakkında söz sahibi olmalarını sağlamıştır. İhracatın ithalatı aşması, diğer ülkelere karşı dış ticaret fazlası vermesi anlamına gelmektedir. Bu durum ülkelerin ellerinde bulundurdukları büyük bir koz haline gelmiş ve gerek teknolojik gerekse sosyoekonomik kulvarda rekabet avantajı sağlamıştır. Dış ticaret açığı veren ülkeler bu açığı mümkün olduğunca kapatmayı, gelişmiş ülkeler ise bunu sürdürülebilir kılmayı hedeflemişlerdir. Bu hedefe giden yollardan biri de döviz kuruna yapılan müdahaleler olmuştur. Ülkeler ulusal para birimlerinin değerini düşürerek, ithalatı daha pahalı hale getirmekte, ihracatı teşvik etmektedirler. Yapılan devalüasyon dış ticaret dengesinde iyileşmeye yol açacak böylece ülkeler rekabette üstünlük sağlayacaktır. Bu çalışma kur savaşları kapsamında yapılan rekabetçi devalüasyonun ülkelerin dış ticaret dengesine etkisini araştırmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; döviz kuru oluşumu, rejimleri, devalüasyon kavramı ve devalüasyonun etkileri açıklanmıştır. İkinci bölümde ticaret savaşlarının kur savaşlarına dönüşümü, rekabetin kur boyutu, kur savaşları olgusu ve tarihçesi ayrıca kur savaşlarının etkileri açıklanmıştır. Bu bağlamda 9 Asya ülkesi ele alınmış, 1994-2018 yılları arasındaki yıllık ekonomik veriler kullanılmıştır. Panel veri analizi yöntemi ile devalüasyonun dış ticaret dengesine olan etkileri incelenmiştir.

Asya ülkeleriDenge döviz kuruDevalüasyon+7
Fadime Saçar
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uluslararası ticaret ve ekonomik büyümenin karbon yoğunluğu arasındaki ilişkinin yapısal unsurlar çerçevesinde analizi

Ekonomik büyüme ile çevresel bozulma arasındaki değiş-tokuş ilişkisi önemli bir araştırma konusudur. Bu çalışma, ilgili tartışmalara alternatif bir perspektif sunarak, ekonomik büyüme ile karbon emisyonlarını, ekonomik büyümenin karbon yoğunluğu (CIGR) adı altında bileşik bir göstergede ele almaktadır. Bu çalışmanın temel araştırma problemi, ülkelerin, başta ticari yapıları olmak üzere, kurumsal özelliklerinin, enerji tüketiminde yenilenebilir kaynakların payının ve üretim kalıplarının CIGR üzerindeki etkilerini analiz etmektir. CIGR, teknik olarak ekonomik büyümenin karbon emisyonları üzerindeki baskısını ifade etmektedir. CIGR değişkeni, karbon emisyonları ve GSYH verileri kullanılarak 32 OECD ülkesi için 1995–2019 dönemine ait verilerle hesaplanmıştır. Ülkeler, kişi başına GSYH düzeylerine göre Phillips & Sul (2007) kulüp yakınsama testi ile üç gruba ayrılmıştır. Değişkenlerin CIGR üzerindeki etkilerini belirlemek için FMOLS ve Robust LS tahmin yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular, düşük gelirli ülkelerde yeşil ticari açıklığın CIGR'yi azalttığını; düşük ve yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde ise ticaretin küreselleşmesinin CIGR'yi artırdığını göstermektedir. Ülke gruplarının özellikleri dikkate alındığında elde edilen bulgular, ülkelerin ticaret sepetinde yeşil ürünlere daha fazla yer vermesinin ve ticari standartların uluslararası düzeyde uyumlaştırılmasının CIGR'nin azaltılmasında kilit bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve kurumsal kalitenin artırılmasının da bu sürece katkı sağlayabileceği tespit edilmiştir.

Ekonomik büyümeUluslararası ticaret
İrem Binici Ertan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensuplarının gözünden yapay zeka uygulamalarının SWOT analizi: Ankara ili örneği

Son yıllarda geleneksel iş yapma biçimlerinin yerine dijitalleşmenin artması, Endüstri 4.0, yapay zekâ ve makine öğrenmesi gibi kavramların ön plana çıkmasıyla birlikte işletmelerin iş süreçlerinde önemli değişikliklere neden olmuştur. Bu dijital dönüşüm, muhasebe mesleğini de etkileyerek; e-beyanname, interaktif vergi dairesi, efatura gibi teknolojilerle muhasebe süreçlerini dönüştürmüştür. Çalışmada, Türkiye'de muhasebe mesleğinde yapay zeka uygulamalarının mevcut durumunun SWOT analiziyle belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Ankara ilinde faaliyet gösteren 124 muhasebe meslek mensuplarına muhasebe mesleğinde kullanılan yapay zeka uygulamalarının güçlü, zayıf yönleri ve fırsatların, tehditlerin belirlenmesinde betimsel ve nitel bir çalışma yöntemi uygulanarak yüz yüze görüşme teknikleri uygulanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler MAXQDA 12 programı ile içerik analiziyle muhasebe mesleğinde kullanılan yapay zeka uygulamalarının güçlü, zayıf yanlar ile fırsat ve tehditler dört başlık altında değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, muhasebe mesleğinde kullanılan yapay zeka uygulamalarının süreçleri basitleştirmek, zamandan tasarruf sağlamak, hataları en aza indirmek ve böylece verimliliği artırmak, iş hacminin artışıyla birlikte daha fazla gelir elde etmek, işgücü maliyetlerini azaltmak, yeni mükellef sayısını artırmak gibi güçlü yanlarının olduğu tespit edilmiştir. Zayıf yanlarının ise ekonomide işgücü ihtiyacını azaltmak ve bilgi hırsızlığını artırmak şeklinde değerlendirilmiştir. Katılımcılar, yapay zekanın muhasebe mesleğinde etkin bir şekilde kullanılabilmesi için planlama, sürekli gelişim ve güvenli entegrasyon gerektiğini vurgulamışlardır.

Mustafa Sefa Yılmaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni ekonomik coğrafya perspektifinde ihracat yoğunlaşmasının analizi: Avrupa Birliği örneği

Yeni Ekonomik Coğrafya, iktisadi faaliyetlerin mekânda eşitsiz dağılımını inceleyen bir kuramdır. Literatürdeki çalışmalar, genellikle yığılmayı ihracat performansı veya sektör yoğunlaşması çerçevesinde ele alırken, bu çalışmada Avrupa Birliği'nde ihracatın yoğunlaşma dinamikleri incelenmiş ve Yeni Ekonomik Coğrafya teorisinin olguyu açıklayabilme kapasitesi değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Avrupa Birliği'nde ihracat yoğunlaşmasının varlığını araştırmayı ve bu olguyu Yeni Ekonomik Coğrafya perspektifinden açıklamayı amaçlamaktadır. İhracatın neden ve nasıl yoğunlaştığı Yeni Ekonomik Coğrafya kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışmada, Yeni Ekonomik Coğrafya teorik çerçevesine dayanarak, 2005-2019 yılları arasında 20 Avrupa Birliği ülkesinde ihracat yoğunlaşması Statik ve Dinamik Panel Veri yöntemleriyle analiz edilmektedir. İhracat yoğunlaşması, lokasyon katsayısı ile hesaplanmış ve ardından Yeni Ekonomik Coğrafya bileşenleri (ölçek ekonomileri, bilgi dışsallıkları, mesafe ve verimlilik) kullanılarak değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, Yeni Ekonomik Coğrafya bileşenlerinin Avrupa Birliği'nde ihracat yoğunlaşmasını anlamlı bir şekilde açıkladığını göstermektedir. Bölgedeki iş gücü verimliliği ve bilgi dışsallıkları ihracat yoğunlaşmasını pozitif etkilerken, ölçek ekonomileri ve mesafe ihracat yoğunlaşmasına negatif bir etki yaratmaktadır. Bölgenin ekonomik gelişimi açısından Yeni Ekonomik Coğrafya bileşenleri önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, ulaşım altyapısının iyileştirilmesi öncelikli bir hedef olmalıdır. Ayrıca, bilgi yoğunlaşmasının kritik etkisi göz önünde bulundurularak yenilikçi faaliyetler ve inovatif yaklaşımlar teşvik edilmelidir.

Nihal Altun
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulaştırma endeksi firmalarının katılım endeksinde yer almalarının pay senedi getirilerine etkisi: Borsa İstanbul örneği

Türkiye'de taşımacılık sektörü, ekonomik büyümeyi destekleyen stratejik bir rol oynarken, lojistik firmaları güçlü finansal performanslarıyla piyasada önemli bir yer edinmiştir. Bu çalışma, Borsa İstanbul Ulaştırma Endeksi'nde yer alan lojistik firmalarının Katılım Endeksi'ne dahil edilme ve endeksten çıkarılma bildirimlerinin pay senedi getirileri üzerindeki etkilerini olay analizi yöntemiyle incelemektedir. Katılım Endeksi, İslami finans prensiplerine uygunluğuyla yatırımcı güvenini artırarak piyasada pozitif bir algı oluşturmakta ve firmaların etik standartlara bağlılığını teşvik etmektedir. Endekse dahil olma kriterleri, şirketlerin faaliyetlerini şeffaf ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütmesini sağlayarak hisse senedi getirilerini doğrudan ve dolaylı yollarla etkileyebilmektedir. Olay çalışması yöntemi kullanılarak, piyasa modeli temelinde anormal getiriler hesaplanmış ve t-istatistiği ile p-değerlerine dayalı anlamlılık testleri yapılmıştır. Bulgular, dahil edilme bildirimlerinin olay öncesi dönemde kısa vadeli spekülatif fırsatlar sunduğunu, ancak olay günü negatif tepki riski taşıdığını göstermektedir. Buna karşılık, endeksten çıkarılma bildirimleri, olay sonrası dönemde daha uzun vadeli negatif etkiler yaratmaktadır. Bu asimetrik piyasa tepkisi, olumsuz haberlere daha yüksek duyarlılık gösterildiğini ve kayıp kaçınma teorisiyle uyumluluğu ortaya koymaktadır. Çalışma, lojistik sektörü bağlamında katılım finansının piyasa dinamiklerine etkisini değerlendirerek, yatırımcılar için kısa vadeli fırsatlar ve riskleri ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, katılım finansının lojistik sektöründeki rolü hem akademik hem de pratik açıdan önemli bir tartışma alanı sunmaktadır. Gelecek çalışmalar, sektörler arası karşılaştırmalar, fon akışlarının etkileri ve piyasanın uzun vadeli adaptasyon süreçlerine odaklanabilir.

Tila Aksu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ihracata dayalı büyüme hipotezinin sektörler itibariyle analizi

Bu çalışma, Türkiye ekonomisi için "İhracata Dayalı Büyüme Hipotezi"nin geçerliliğini Toda-Yamamoto nedensellik yaklaşımını kullanılarak sektörler itibariyle, 2002Q1-2018Q4 dönemi için test etmeyi amaçlamaktadır. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre, Türkiye imalat sektörü için büyümeye dayalı ihracat hipotezinin geçerli olduğu, tarım, orman ve hayvancılık sektörü için ihracata dayalı büyüme hipotezinin geçerli olduğu tespit edilirken, hizmet sektörü için ise nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Toplam ihracat ile GSYH arasındaki nedensellik ilişkinin ise çift yönlü olduğu görülmektedir.

Büyüme politikalarıEkonomik büyümeGayri safi yurtiçi hasıla+5
Merve Mine İlbeyli
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğrudan yabancı sermaye hareketlerinin Türk bankacılık sektörü performans göstergelerine etkisi: CAMAELS ve EKK yöntemleri ile analizi

Küreselleşmenin etkisi, teknolojik ilerlemeler, daha fazla getiri elde etmek arzusu ve finansal serbestleşmeye yönelik düzenlemeler doğrudan sermaye hare-ketlerinin artışında etkili olmuştur. Bu gelişmelerden en çok etkilenen ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çeken sektör ise bankacılık sektörüdür. Çalışmamız iki kısımdan oluşmaktadır; ilk olarak Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye hareketlerinin bankaların finansal performansları üzerindeki etki-sini değerlendirmek amacı ile Türkiye'de faaliyet gösteren 11 mevduat bankasının 2008-2017 dönemi CAMELS analizleri karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarında yabancı sermayeli ve özellikle kamu sermayeli bankaların fi-nansal performanslarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ardından çalışmanın ikinci bölümünü oluşturan doğrudan yabancı sermaye hareketlerinin CAMELS üzerinde etkisinin olup olmadığını test etmek için EKK yöntemleri ile analiz ya-pılmıştır. Doğrudan yabancı sermaye hareketlerinin CAMELS üzerinde etkisi ol-duğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın en önemli katkısı bankaların finansal performanslarını gösteren CAMELS analizine, doğrudan yabancı sermaye hareket-lerinin etkisinin olup olmadığını gösteren çalışmanın literatüre yeni bir bakış açısı sağlamış olmasıdır.

Bankacılık sektörüBankalarCAMELS+6
Şebnem Durmuş Kayahan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası ticaret perspektifinde sanayi devrimlerinin yoksulluğa etkisi: Afrika ülkelerine yönelik bir inceleme

21. yüzyılın yaşandığı günümüze kadar Büyük Britanya coğrafyasında başlayıp yaklaşık üç yüzyılı kapsayan süreçte toplamda dört adet sanayi devrimi gerçekleşmiştir. Bu sanayi devrimlerinin her birinin içeriği görünüşte farklı olsa da aslında birbirine bağlı olarak gelişim göstermiştir. Birinci sanayi devriminde buharlı makinelerin keşfi ile başlayan süreç, günümüzdeki teknoloji ile birlikte ortaya çıkarılan yapay zeka ve üç boyutlu yazıcı gibi teknik ilerlemelerle gelişimini sürdürmektedir. Bahse konu ilerlemelerin insan yaşamında ortaya çıkmasına sebep olarak gösterilen küreselleşme ve neticesindeki yoksulluk kavramı bu tez içerisinde retrospektif analiz ile yorumsamacı yaklaşım kullanılarak incelenmiştir. Uluslararası ticaret perspektifiyle irdelenen olayların her biri neden sonuç ilişkisine dayandırılarak aktarılmıştır. Özellikle günümüz şartlarında dördüncüsüne şahit olduğumuz sanayi devrimlerinin çıktısı olan yoksulluğun sosyal, ekonomik ve siyasal anlamda hayata sağladığı koşullar irdelenmiş ve ekonomi noktasındaki ticari veriler ışığında bahse konu kavram örneklendirilmiştir. Yoksulluk kavramına somut ve anlaşılabilir görünürlük kazandırabilme adına örnekleme aşamasında Afrika kıtası taşıdığı nitelikler değerlendirilerek özellikle seçilmiştir. Kıtanın içerisinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve siyasal şartlar ile bu şartlar üzerinden hareketle kıtanın geleceğine yönelik geliştirilebilecek birden fazla alandaki politikaların yönlendirilmesi noktasına odaklanılmıştır. Bununla birlikte, yoksulluğun tepe noktası olan Afrika kıtasından somut örnekler verilerek çalışma desteklenmiş ve kıtanın tüm detaylarıyla değerlendirilip gelişimi adına öneriler sunulmuştur.

Afrika ülkeleriEndüstri DevrimiKüreselleşme+2
Ogün Aygün
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital teknolojiler ve uluslararası ticaret: Türkiye için SWOT analizi

Dijital teknoloji; bilgisayar, iletişim ve internet teknolojilerinin gelişimi ve otonom makinelerin üretim süreçlerini yönetmeye başlamasıyla gelişim göstermiştir. Dijital teknoloji, birbirleriyle haberleşen, sensörlerle ortamı algılayabilen ve veri analizi yaparak ihtiyaçları fark edebilen robotların üretimine yardımcı olmaktadır. Akıllı fabrikalarda siber fiziksel sistemler ile nesnelerin iletişime geçmesi bu sayede üretim sürecinin daha hızlı, ucuz ve verimli, ürün ve hizmetlerin ise kaliteli ve sıfır hatalı gerçekleşmesi hedeflenmektedir. Bu teknoloji dünya ticaret düzenini ilk kez yeniden şekillendirmemiş olsa da, yeni teknolojilerin benimsenme hızı artmaya devam etmektedir. Analogdan dijital teknolojilere geçiş, dünyayı sadece birkaç yıl içinde tanınmayacak kadar değiştirmektedir. Günümüz rekabet ortamında, işletmeler varlıklarını sürdürebilmek, ülkeler ise sanayi sektöründen beklenen verimi alabilmek için pek çok strateji geliştirmişlerdir. Türkiye'nin bu hızlı değişime uyum sağlayabilmesi gelecekte uluslararası ticaret açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, bu teknolojilerin küresel ticareti nasıl dönüştürdüğünü incelemek ve Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda bu dönüşümden nasıl etkileneceğini SWOT analizi yöntemi kullanarak araştırmaktır. Bu yöntemle dijital teknolojilerin Türkiye Uluslararası Ticareti için ne gibi fırsatlar sağlayacağını ve ne gibi tehditler oluşturacağını araştırma yaparak incelemektir. Anahtar Kelimeler: Teknolojik Gelişim, Sanayi 4.0, Uluslararası Ticaret, SWOT Analizi

Endüstri 4.0SWOT analiziSayısal teknoloji+2
Ezatullah Samadı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siyasi ve politik istikrarsızlıkların uluslararası ticarete etkisi: 1984-2015 dönemi Türkiye uygulaması

Gelişen teknolojinin ve küreselleşen dünyanın etkisiyle her geçen yıl ülkeler arası ticaret büyümekte ve karmaşıklaşmaktadır. Dış ticaret performansı, diğer tüm ekonomik göstergeler gibi ülkelerin belirledikleri politikalara göre olumlu ya da olumsuz etkilenebilmektedir. Bu sebeple ülkelerde yaşanan siyasi ve politik istikrar durumu, ekonomik yapıyla birlikte dış ticaret performansı üzerinde de etkili olabilmektedir. Bu doğrultuda ele alınan sorun, Türkiye'de sıkça yaşanan siyasi ve politik istikrarsızlıkların dış ticaret performansı üzerindeki etkisini ampirik olarak incelemektir. Çalışmada siyasi ve politik istikrarsızlık kavramları açıklanmış, Türkiye'de yaşanan siyasi ve politik istikrarsızlıklara dönemsel olarak değinilmiştir. Siyasi ve politik istikrar ile dış ticaret ilişkisinin teorik altyapısını oluşturan kurumsal iktisat okulu da tarihsel gelişimi ve değişimi dikkate alınarak anlatılmıştır. Ampirik uygulama kısmında, Türkiye'de 1984-2015 dönemine ait siyasi ve politik istikrarsızlık durumlarının dış ticaret üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bağımsız değişken olarak Uluslararası Ülke Risk Rehberi'nden (ICRG) temin edilen Politik Risk Endeksi kullanılırken; bağımlı değişken olarak Türkiye'de sözü geçen döneme ilişkin cari açık verileri kullanılmıştır. Zaman serisi regresyon analizi ile yapılan uygulamada Johansen eşbütünleşme testi, D-OLS ve FM-OLS katsayı tahmin yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; 1984-2015 döneminde Türkiye'de yaşanan siyasi ve politik istikrarsızlıklar, cari açığı arttırmaktadır. Başka bir değişle siyasi ve politik istikrarsızlık durumları, dış ticaret üzerinde negatif bir etkiye sahiptir.

Ekonomik istikrarKurumsal ekonomiRegresyon analizi+3
Oğuzhan Ayaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gümrük Birliği'nin Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki endüstri-içi ticaret üzerine etkisi: İmalat sanayi örneği

Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin AB-15 ülkeleri ile gerçekleşen Endüstri İçi Ticaretinde gümrük birliğinin etkisi olup olmadığını analiz etmektir. Çalışmada Türkiye ve AB-15 ülkeleri arasındaki imalat sanayi ürünlerinde endüstri içi ticaret değerleri gümrük birliği öncesi dönem için (1980-1995) ve gümrük birliği sonrası dönem için (1996-2018) Standart Grubel-Llyod endeksi ile hesaplanmıştır. Grubel-Lloyd endeksi sonuçları gümrük birliği öncesi dönemde 0,72 olan endüstri içi ticaret değerinin gümrük birliği sonrasında 0,84 değerine çıktığını göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye ve AB arasındaki gümrük birliğinin endüstri içi ticareti arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

Avrupa BirliğiEndüstri içi ticaretGümrük Birliği+3
Çağla Rahşan Altun
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lojistik maliyetler ve lojistik performansının firma ve ihracat performansına etkisi

Firmaların, hammaddenin elde edilişinden, ürünün nihai tüketiciye ulaşana kadar ki sürecinde lojistik performanslarını, lojistik faaliyetler sonucu ortaya çıkan lojistik maliyetlerini etkin bir şekilde yönetmesi gerekmektedir. Ayrıca piyasada başarılı olmak ve rekabet etmek isteyen firmaların, firma performanslarının ve ihracat performanslarının da yüksek olması önemlidir. Böylece maliyetlerin de etkisiyle bu üç performans kriteri yüksek olan firmaların, dış pazarda daha başarılı olacağı muhtemeldir. Çalışmada firmaların dış pazarlarda lojistik performanslarını ve lojistik maliyetlerini (depolama, nakliye, sipariş işleme, stok bulundurma, elleçleme, müşteri hizmetleri maliyeti vd.) etkin yönettiklerinde hem iç piyasada hem de dış piyasada, pazar paylarının ve satış hacimlerinin nasıl değişeceğini, bunun sonucunda ise lojistik performansı ile lojistik maliyetlerin iç piyasada firma performansını, dış piyasada ihracat performansını nasıl etkilediği incelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) 2019 yılında açıklamış olduğu ilk 1000 ihracatçı firma araştırma raporunda yer alan; çelik, elektrik elektronik, hazır giyim ve konfeksiyon sektörlerinde faaliyette bulunan 240 firmaya online anket uygulanmıştır. Çalışmada 0,01 güven aralığında, lojistik maliyetlerin lojistik performans; lojistik performansın finansal olmayan performans; lojistik performansın ihracat performans üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi bulunmaktadır. Ancak 0,01 güven aralığında lojistik performansın finansal performans üzerinde bir etkisi yokken 0,05 güven aralığında anlamlı ve pozitif bir etkisi mevcuttur. Bunun nedeni ise ankette yer alan finansal performans ölçeğinin sayısal verileri esas almaktansa kişisel değerlendirmeleri esas almasından kaynaklanmaktadır.

Firma performansıLojistikMaliyet+2
Hazal Şen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lojistikte dış kaynak kullanımı, lojistik maliyetler ve finansal performans arasındaki ilişkinin analizi: Gebze Organize Sanayi Bölgesi'nde bir uygulama

Küreselleşmeyle birlikte artan lojistik faaliyetler, işletmelerde bu faaliyetlerin maliyetlerinin etkin yönetimini daha da önemli kılmıştır. İşletmelerde lojistik maliyetlerini diğer faaliyet maliyetlerinden ayrı olarak raporlamak, hem maliyetlerin planlamasını hem de kontrolünü kolaylaştırmıştır. Ayrıca lojistik maliyetlerin yönetiminde modern maliyet yönetim tekniklerinden yararlanılması gerek maliyet planlamasında gerekse maliyetlerin en doğru biçimde hesaplanmasında etkili olmuştur. Bunun yanı sıra lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımı işletmelere hem maliyetler açısından hem de işletmelerin faaliyetlerinin devamlılığı açısından avantaj sağlamıştır. Böylece gerek lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımı, gerekse maliyet yönetiminde modern tekniklerden yararlanmak, işletmelerde etkin lojistik maliyet yönetimini sağlamıştır. Etkin lojistik maliyet yönetimi de firmaların finansal performansını olumlu yönde etkilemiştir. Çalışmada dış kaynak kullanımı, lojistik maliyetler ve finansal performans arasındaki ilişkinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle Gebze Organize Sanayii Bölgesi'nde faaliyet gösteren işletmelere online anket uygulanmıştır. Anketin verileri SPSS 26.0 ve Smart PLS 3.3 programlarıyla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda dış kaynak kullanımı ile lojistik maliyetler, lojistik maliyetler ile finansal performans arasında istatistiksel açıdan anlamlı pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca işletmelerde dış kaynak kullanımının lojistik maliyetlerde ki değişimin yüzde 33'ünü açıkladığı, lojistik maliyetlerin ise finansal performansda ki değişimin yüzde 19'unu açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.

Dış kaynaklardan yararlanmaFinansal performansLojistik+4
Feyzanur Arslantürk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden doğan Hasılat Standardı'nın mali tablolara etkisinin sektörel olarak karşılaştırmalı analizi: BİST'de örnek bir uygulama

Değişen ve küreselleşen rekabet ortamında işletmeler bulundukları şartlara ayak uydurabilmelidirler. Aksi halde rekabetin olduğu piyasada ayakta kalmaları imkânsız hale gelebilir. Bu sebeple, işletmeler sermaye piyasalarının gelişimi, dünyanın tek bir pazar halini alması gibi etmenler dolayısıyla uygulayabilecekleri, standart bir muhasebe ve raporlama sisteminin gerekliliğinin bilincindedirler. Bunun bilincinde olan işletmeler, kâr seviyelerini yüksek tutmayı hedefledikleri için, kârı oluşturan en temel unsurun yani hasılatın öneminin farkındadırlar. Bu sebeple hasılatın ölçümü ve raporlanması için uluslararası alanda ortak bir standart olan günümüzde yürürlükte olan TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Doğan Hasılat Standardını uygulamayı tercih edebilmektedirler. Standardın temel amacı, işletmelerin müşteriyle yaptığı sözleşmelerden doğan hasılatın ve nakit akışlarının niteliği, tutarı, zamanlaması ve belirsizliğine ilişkin bilgilerle ilgili hususların finansal tablolarda raporlanmasında uygulanacak ilkeleri düzenlemektir. Çalışmada TFRS 15'in uygulamasının sektörlere farklı düzeyde etkisi olması sebebiyle, BİST'e (Borsa İstanbul) kayıtlı haberleşme, gayrimenkul, inşaat, ulaştırma-depolama ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerin, TFRS 15'in finansal tablolarına etkisini analiz etmek ve sektörel karşılaştırma yapmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda ilgili sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin, 2017, 2018 ve 2019 faaliyet dönemine ait bağımsız denetim raporları ve finansal tabloları incelenmiştir. Uygulanan içerik analizi ile TFRS 15'in finansal tablolara etkisi değerlendirilmiş ve her bir işletmenin finansal tablolarından elde edilen verilerle kârlılık oran analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda TFRS 15'in finansal tablolara etkisi sektörel karşılaştırma yapılarak vurgulanmış ve oran analizi sonuçları ile işletmelerin kârlılık oranlarında ki değişimi standardın uygulanma öncesi ve sonrası olan hesap dönemi itibariyle değerlendirilmiştir.

Borsa İstanbulFinansal raporlama standartlarıFinansal tablolar+5
Esra Akıllı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik sermaye ve işe gönülden adanmanın iş tatminine etkisi üzerine bir araştırma

Geçmiş dönemlerde literatürde ekonomik bir terim olarak kullanılan psikolojik sermaye; günümüzde psikoloji, bilgi ve beceri, kültürel yaşam gibi birçok alanı kapsamaktadır. Umut, öz-yeterlilik, iyimserlik ve psikolojik dayanıklılık boyutlarından oluşan psikolojik sermaye, çalışanların psikolojik ruh hallerinin pozitif yönde incelenmesi gerektiği üzerinde durmaktadır. Araştırmanın ele aldığı diğer bir konu da dinçlik, adanmışlık ve yoğunlaşma şeklinde üç boyuttan oluşan işe gönülden adanma kavramıdır. Bu kavram bireyin işi hakkında zihninde oluşturduğu pozitif bir durum olarak tanımlanmaktadır. İşletmelerde ele alınan bu iki kavram kadar önemli olan bir diğer kavram da iş tatmini kavramıdır. İş tatmini bireyin işiyle ilgili dış faktörlerden etkilenerek zihninde oluşturduğu memnuniyet olgusudur. Örgütsel davranış bilimi için önem arz eden ve bu üç kavramı merkezine alan araştırma, maden sektöründe çalışmakta olan bireylerin psikolojik sermayesi ve işe gönülden adanmasının iş tatminlerine etkisini incelemektedir. Bu amacın yanında bir de psikolojik sermaye ile işe gönülden adanma arasındaki ilişkide iş tatmininin aracılık etkisinin varlığı araştırılmıştır. Ayrıca çalışma ayrıntılı bir literatür araştırması yapması açısından diğer çalışmalara göre farklılık göstermektedir. Buradan hareketle veriler Eti-Maden İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Kütahya/Emet'te bulunan fabrikada çalışmakta olan işçilerden anket yöntemi kullanılarak toplanmış ve 265 geri dönüş sağlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarında psikolojik sermaye, işe gönülden adanma ve iş tatmini kavramlarının birbirleri arasında pozitif anlamlı ve aynı yönlü ilişki gözlemlenmiştir. Ayrıca elde edilen bir diğer sonuç da iş tatmini ile psikolojik sermaye arasındaki ilişkide işe gönülden adanmanın aracılık etkisi olduğudur. Yapılan bu çalışma psikolojik sermaye, işe gönülden adanma ve iş tatmini değişkenleri arasındaki ilişkinin incelendiği ilk çalışmadır.

Maden işletmeleriPozitif psikolojik sermayePsikolojik sermaye+3
Hale Arlı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhracat pazarlama stratejilerinin ihracat performansına etkisi: Türkiye için mikro veri analizi

Ülke sınırlarının teknolojik gelişmelerle birlikte ortadan kalkması ve ticaretin global dünyada daha serbest bir şekilde uygulanabilmesi ile uluslararası pazarlar daha geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Müşteri potansiyelinin artması ulusal pazar firmaları için uluslararası pazarları çekici hale getirdi. Daha yüksek müşteri potansiyeli ile daha yüksek performans beklentisi pazarlardaki hareketliliği arttırdı. Uluslararası pazarların genişlemesi ise firmalar arası rekabetlerin çoğalmasına sebep oldu. Bu pazarlarda firmaların avantaj üstünlüklerini sağlaya bilmek için çeşitli ihracat stratejileri geliştirmeleri ve uygulamaları gerekmiştir. Hedef pazar müşterilerinin talepleri ve istekleri doğrultusunda hareket eden şirketler ürün farklılaştırma, inovasyon (yenilik) yolları ve ihracat stratejileri ile rekabet üstünlüğü kazanırken ihracat performanslarını yükseltmeyi amaçlamışlardır. Bütün dünyanın global bir pazara dönüştüğü günümüzde inovasyon süreçleri ile şirketlerin sürekli kendilerini yenileyerek örgütsel sistem, vizyon ve ürün performansını arttırmak sadece rakiplerine karşı değil aynı zamanda kendi gelişmişlik düzeyleri içinde gerekli hale gelmiştir. Bu çalışmada uluslararası pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlamaya çalışan, Türkiye'de ihracat faaliyeti gösteren firmaların uyguladıkları ihracat stratejilerinin ihracat performansı üzerinde ne derece etkili olduğu regresyon analizi yapılarak ve stratejilerin birbirleri ile ilişkisi uygulanan anket verileri kullanılarak korelasyon analiziyle ölçülmüştür 2019 ve 2020 yıllarındaki toplam satışlar içerisindeki ihracat oranı ile ihracat stratejileri arasındaki fark araştırılmış ve ANOVA analizi yapılmıştır. Çalışmada öncelikle Kaynak Temelli Strateji, Endüstriyel Organizasyon Temelli Strateji, Örgütsel Öğrenme Teorisi ve Olumsallık (Acil Durum) Teorisi değişkenleri kullanılarak ihracat strateji ve teorilerinin ihracat performansına olan etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın sonunda ihracat performansını arttırmaya yönelik stratejiler belirlenmiştir.

Pazarlama stratejileriPerformansUluslararası pazarlama+3
Zehra Gider
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşme ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye için bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 1980-2018 dönemi için küreselleşme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi Toda-Yamamoto nedensellik yaklaşımı kullanarak analiz etmektir. Yapılan Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarında, ticari küreselleşmeden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü, ekonomik büyümeden finansal küreselleşmeye doğru tek yönlü, bilgi küreselleşmesi ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü, politik küreselleşmeden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü ve ekonomik büyümeden genel küreselleşmeye doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ekonomik küreselleşme ile ekonomik büyüme, sosyal küreselleşme ile ekonomik büyüme, kişiler arası küreselleşme ile ekonomik büyüme ve kültürel küreselleşme ile ekonomik büyüme arasında ise herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir.

EkonomiEkonomik büyümeEkonomik etki+4
Mert Kılıç
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malzeme Akış Maliyet Muhasebesi yönteminin üretim işletmesinde uygulama örneği

İklim değişiklikleri, küresel ısınma, hızla sanayileşme, doğal kaynakların hızlı tüketilmesi gibi tehlikeler, çevresel sorunlara eğilim gösterilmesine ve çevresel tehditlerin küresel sorun haline gelmesine yol açmıştır. Çevre Yönetim Muhasebesi, çevre bilinci doğrultusunda ki ihtiyaçlara cevap vermek, çevresel ve ekonomik olarak verimli malzeme kullanımına olanak sağlamak için en temel ve en gelişmiş araçlarından biri olan Malzeme Akış Maliyet Muhasebesi (MAMM) yöntemini geliştirmiştir. MAMM, imalat sektöründe ortaya çıkan ilgili çevresel maliyetlerin faaliyetlerini ve üretim sürecinde ki maliyetleri yönetmektedir. Bu araştırmada, Bursa'da faaliyet gösteren bir sandalye üretim işletmesinde MAMM yönteminin uygulanabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda MAMM yönteminin üretim sürecinde uygulanabilmesi için gerekli veriler gözlem, görüşme ve belgelerden elde edilmiştir. Öncelikle MAMM sisteminin kurulması için her bir sürece giren-çıkan malzeme miktarı ve maliyetleri, sistem maliyetleri, enerji maliyetleri ve atık yönetim maliyetleri incelenmiştir. Sandalye üretim süreçlerinde kütle dengesi kullanılarak kayıplar tespit edilmiş ve maliyetleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak sandalye üretim maliyetinin %84,8'i pozitif ürün, %15,2'i negatif ürün maliyeti olduğu saptanmıştır. Ayrıca MAMM yönteminin uygulanması ile işletmede kayıpların ve atıkların daha belirgin hale getirilerek işletme tarafından kayıp nedenlerinin daha iyi anlaşılmasına destek sağlandığı tespit edilmiştir. MAMM uygulamasından elde edilen sonuçlar ile negatif ürün maliyetinin en büyük kısmının oluştuğu doğrama, hazırlama ve kesim süreçlerine yönelik iyileştirme önerileri üst yönetime sunulmuştur.

Çevresel maliyet
Emre Gök
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stratejik dış ticaret politikalarının rekabet gücüne etkisi: Türkiye örneği

Stratejik dış ticaret politikası, bir ülkenin karşılaştırmalı üstünlük elde edebileceği stratejik sektörleri destekleyerek hem sektörel büyümeyi hem de ekonomik büyümeyi arttırarak daha yüksek üretim gücüne ulaşabilmek amacıyla uyguladığı politikalar olarak tanımlanmaktadır. Stratejik dış ticaret politikasının temelini, Ar-Ge (Araştırma ve Geliştirme) faaliyetleri, firmalar arası dış ticaret etkileşimleri, vergi, sübvansiyon ve korumacılık önlemleri oluşturmaktadır. Stratejik dış ticaret politikasının uygulama alanı orta ve yüksek teknolojili sektölerlerdir. Yapılan çalışmanın amacı, stratejik dış ticaret politikalarının uluslararası rekabet gücüne sektörel düzeyde etkisi olup olmadığının belirlenmesidir. Bu çalışmada 2009-2020 yılları arası Türkiye'deki stratejik sektörler için stratejik dış ticaret ve uluslararası sektörel rekabet gücü ilişkisinin ilgili kuramlar bağlamında ekonometrik yöntemler kullanılarak deneysel incelemesi yapılmıştır. Teorik geçmişi eskilere dayanan bu iki kavramla ilgili bölgesel düzeyde Türkiye için ayrı ayrı birçok çalışma yapılmıştır fakat bu iki kavramın birlikte kullanıldığı çalışmalar sınırlı sayıda kalmıştır. Çalışmada kurulan modelde bağımlı değişken olarak rekabet gücünü belirleyen Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük Endeksi (RCA) kullanılırken; bağımsız değişken olarak sektörel vergi ve sektörel Ar-Ge verileri kullanılmıştır. Sektörel Rekabet gücü, Balassa (1965)'nın Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler İndeksi'nden yararlanılarak WTO (Dünya Ticaret Örgütü), TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) veri tabanlarından alınan verilerden yola çıkılarak tarafımızca hesaplanmıştır. Analizde yatay kesit bağımlılığı ve birim kök testi yapılmıştır. Daha sonra değişkenler arası eşbütünleşik ilişkinin varlığı ispatlanmıştır. Yapılan çalışma ile Türkiye'deki seçili sektörlerde uygulanan stratejik dış ticaret politika araçlarının o sektörlerde uluslararası rekabet gücünü arttırıp arttırmayacağı gösterilmiş ve buna uygun politik önermelerde bulunulmuştur.

Dış ticaret politikalarıPanel veri modelleriRekabet+4
Elif Caboğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhracatçı işletmelerde stratejik maliyet yönetim teknikleri kullanımı ile finansal performans arasındaki ilişkinin analizi

Stratejik maliyet yönetim teknikleri, işletmelerde maliyetlerin hesaplanması, kontrol edilmesi ve yönetilmesinde etkinliği sağlamakta; yönetime güvenilir, gerçeğe yakın maliyet bilgisi sunmakta ve müşterilerin taleplerini en uygun maliyetle karşılayacak yeni ürün üretimini desteklemektedir. İşletmelerde stratejik maliyet yönetim tekniklerinin kullanımı finansal performansı etkilemektedir. Literatürde, maliyet yönetim tekniklerinin işletmelerde kullanımı ve geleneksel maliyet hesaplama yöntemlerinden farkı kapsamlı bir şekilde araştırılmıştır. Bununla birlikte güncel literatürde stratejik maliyet yönetim tekniklerinin kullanımı ile finansal performans arasındaki ilişkiyi inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, işletmelerde stratejik maliyet yönetim tekniklerinden Faaliyet Tabanlı Maliyetleme (FTM), Hedef Maliyetleme (HM) ve Toplam Kalite Yönetimi (TKY)'nin kullanım düzeyini araştırmak, bu tekniklerin kullanımının işletmelerin finansal performansı ile ilişkisini analiz etmektir. Bu kapsamda Türkiye İhracatçılar Meclisinin 2017 yılında yayımladığı Türkiye'nin İlk 1000 İhracatçı Firması raporunda yer alan Makine ve Aksamları, Otomotiv Endüstrisi, Savunma ve Havacılık Sanayi ile Gemi ve Yat sektörlerinde faaliyet gösteren 129 işletme'ye online anket yöntemi uygulanarak elde edilen veriler, istatistiki yöntemler ile analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre; işletmelerde stratejik maliyet yönetimi tekniklerinin kullanımı ile finansal performans arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Stratejik Maliyet Yönetimi, Hedef Maliyetleme Yöntemi, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Yöntemi, Toplam Kalite Yönetimi, Finansal Performans

Aktiviteye dayalı muhasebeFinansal performansMaliyet+7
Hasret Şişman
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizyolu taşımacılığı yapan işletmelerde kısıtlar teorisi ve katkı muhasebesi tekniklerinin uygulanabilirliğinin analizi

Küreselleşen dünyada ulusal ve uluslararası alanda ekonomik rekabetin artması sonucu işletmeler, rekabet edebilme gücüne ulaşabilmek için performanslarını arttırarak, karlarını maksimum seviyeye çıkarmaya çalışmaktadırlar. Kısıtlar Teorisi, 1980'li yılların başlarında Eliyahu M.Goldratt tarafından ortaya atılan bir teoridir. Teoriye göre işletmelerin en önemli amacı; mevcut performanslarını yükselterek şimdi ve gelecekte daima para kazanmaktır. Kısıtlar teorisi işletmeleri zincire benzetmekte ve işletme performansını etkileyen en zayıf halkayı da kısıt olarak kabul etmekle birlikte, işletmelerin gücünün en zayıf halkanın gücüne yani kısıta eşit olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle işletme performansını etkileyen kısıt, tespit edilip ortadan kaldırılarak işletmenin para kazanma amacına ulaşılmaya çalışılmaktadır. Goldratt, katkı muhasebesini ise kısıtlar teorisine dayalı yönetim muhasebesi aracı olarak tanımlamaktadır. Katkı muhasebesi, kısıtlar teorisi performans ölçümleriyle birlikte kısıtı ortadan kaldırarak süreç katkısını arttırmaya odaklanmaktadır. Kısıtlar teorisi ve katkı muhasebesi, yönlendirici ve yol gösterici yöntemlerdir. Çalışmada, kısıtlar teorisi ve katkı muhasebesi yöntemleri birlikte ele alınarak, denizyolu taşımacılığı yapan işletmelerde bu yöntemlerin uygulanabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada, denizyolu taşımacılığı yapan örnek bir işletmede, Eylül 2021- Kasım 2021 arasındaki sefer süreci baz alınarak, işletmenin performansını olumsuz yönde etkileyen pazar kısıtı tespit edilmiştir. İşletme yöneticilerinin yeni pazar arayışına giderek ve hizmet çeşitliliklerini arttırarak kısıtı etkin bir şekilde yönetmeleri sonucunda karlılıklarının %14,67 oranında artacağı öngörülmüştür. Kısıtlar Teorisi ve Katkı muhasebesi yöntemlerinin birlikte uygulanması sonucunda işletme yöneticilerinin performanslarını arttırarak para kazanma amaçlarına ulaştıkları ve işletmelerin etkin bir şekilde yönetildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kısıtlar Teorisi, Katkı Muhasebesi, Denizyolu Taşımacılığı

Deniz yoluDeniz yolu taşımacılığıKısıt teorisi+2
Tuğba Özer
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkınma ajansı destek programlarının KOBİ ler ve ihracat hedefi açısından değerlendirilmesi: TR81 bölgesi örneği

Dünyada liberal politikaların yaygınlaşması, iletişim olanaklarının iyileşmesi, bankacılık ürünlerinin çeşitlenmesi, lojistik imkanların gelişmesiyle uluslararası ticaretin ekonomik ve politik önemi artmıştır. Bu kapsamda hazırlanan planlar ve koyulan hedefler doğrultusunda devlet destekleri, teşvikler, hibeler, faizsiz kredi imkanları gibi argümanlarla uluslararası ticaretin olumlu ve olumsuz dışsal etkileri dahilinde tedbirler alınmakta, işletmelerin pazarlama kabiliyetlerinin geliştirilmesi, uluslararası arenada rekabet güçlerinin artırılması, üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi anlamında destekler sağlanmaktadır. KOBİ'ler geniş alanlara yayılmaları sebebiyle destek uygulamalarında, plan ve programlarda müdahale alanı olarak belirlenmektedir. Bu kapsamda KOBİ'lerin rekabetçiliklerinin artırılması, yenilikçiliğin, girişimciliğin desteklenmesiyle uluslararası ticarette aktif olmaları hedeflenmektedir. Uluslararası ticarette Türkiye'nin konumunun güçlendirilmesine yönelik ulusal hedeflerin yanı sıra ülke içi gelişmişlik farklarının azaltılması ve kalkınmanın genele yayılması adına bölgesel kalkınma çalışmaları da yürütülmektedir. Bu amaca hizmet eden Kalkınma Ajansları, bölgesel stratejileri belirleme, program oluşturma, faaliyetleri izleme, değerlendirme işlevlerini üstlenmektedir. TR81 Bölgesinde faaliyetlerini sürdüren Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı da sonuç odaklı programlama yaklaşımıyla uyumlu, ulusal ve bölgesel hedeflere hizmet eden projeleri desteklemektedir. Çalışmada, TR81 Bölgesi'nde sağlanan destekler, SE-GE verileri kapsamında bölge içi ve bölgeler arası sosyo-ekonomik farklılıklar, yatırım yapma amacıyla proje sunan işletmelerin faaliyet bölümlerine ve ilçelere göre dağılımları, işletme özelliklerinin ihracata etkisi araştırılmıştır. TOBB sanayi veritabanı verileri TR81 Bölgesi işletme varlığı, ihraç edilen ürün ve ihracat yapılan ülkeler bağlamında bölgesel potansiyel incelenmiştir. Bu kapsamda KOBİ'ler ve ihracat odaklı kalkınma ajansı desteklerinin bölgede öne çıkan faaliyet bölümleri, il ve ilçe bazında işletme potansiyelleri göz önünde bulundurularak ihtiyaca binaen planlanmasıyla uluslararası ticarette pay artışı, uzmanlaşma ve sahip olunan mali, doğal ve beşeri kaynakların etkin kullanımı hedeflerine yönelik öneriler oluşturulması amaçlanmıştır.

Batı Karadeniz Kalkınma AjansıFinansal destekKOBİ+5
Şakir Adem Yazıcı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Avrupa Birliği ve ASEAN çerçevesinde ekonomik entegrasyonların Türkiye'nin teknoloji transferine etkisi

Ülkeler açısından ekonomik entegrasyonlar, pazar ve piyasa bütünleşmesine, milli gelirin artışına, ekonomik kutuplaşmalardan korunmasına ve teknolojik yayılıma imkân sağlamasından dolayı büyük önem taşımaktadır. Ülkeler açısından önemli bir diğer konu ise teknolojik dönüşümü sağlayarak teknoloji kapasitelerini yükseltmektir. Teknolojik kapasiteyi arttırmanın literatürde iki alternatifi bulunmaktadır. Birinci alternatif AR-GE faaliyetlerine yoğunlaşarak kendi teknoloji üretimini sağlamak, ikincisi ve en çok tercih edilen yöntem olarak teknolojiyi transfer etmektir. Bu nedenle günümüz uluslararası rekabet ortamında ülkeler açısından önemli olan ekonomik entegrasyon ve teknolojik dönüşüm arasındaki karşılıklı ilişkiden, ekonomik entegrasyonların teknoloji transferine olan etkisinin tespit edilmesi araştırma konusu olarak değerlendirilmiştir. Araştırma konusu çerçevesinde Türkiye'nin entegrasyonlar yoluyla yapmış olduğu teknoloji transferine ve ülke içindeki yüksek teknoloji üretimine, AB ve ASEAN entegrasyonlarının etkilerinin incelenmesi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Tezin analiz kısmında 1996-2021 yıllarını kapsayan Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ve ASEAN'a ait veriler kullanılmıştır. Çalışmanın amacına uygun yöntem olarak Peseran, Shin ve Smith (2001) ARDL sınır testi yaklaşımı belirlenmiştir. Analiz sonucunda AB ve ASEAN açısından kısa ve uzun dönemde anlamlı ve pozitif sonuçların elde edilmiş ve ekonomik entegrasyonlar arasında AB'nin Türkiye'deki teknoloji kapasitesinin arttırılması noktasında katkısının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca analizden çıkan bir başka sonuç da her iki entegrasyondan sağlanan doğrudan yabancı yatırımlarının (DYY) ve yüksek teknoloji ithalatının Türkiye'nin teknoloji seviyesine katkı yaptığı tespit edilmiştir.

Bahadır Murat Çakmaklı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni ekonomik coğrafya teorisi bağlamında TR81 bölgesi dış ekonomik çevre analizi: 2010-2020 sektörel panel veri analizi

Ekonomik coğrafya, ekonomik faaliyetlerin çeşitli mekan ve zamana göre nasıl yayıldığını ve nasıl değiştiğini incelemektedir. Stratejik işletme yönetimi konularında dahil olan ve işletmelere yönelik tehdit ve işletmelerin güçlü yönleri belirlemek için kullanılan Dış Çevre Analizi konusu ile ekonominin mekânsal yapısını modellemeyi amaçlayan Yeni Ekonomik Coğrafya teorisi çalışmanın teorik arka planını oluşturmaktadır. Bu bağlamda TR81 Batı Karadeniz Bölgesi illerinin yakın Dış Ekonomik Çevresi ile olan sektörel ihracatı incelenmiştir. Analiz kapsamında TR81 bölgesi illerinin Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya ve Ukrayna ile gerçekleştirdiği sektörel ihracat ilişkisi 2010-2020 yılları arasında panel veri analizi ile incelenmiştir. Analizin ilk aşamasında, homojenlik heterojenlik ve yatay kesit bağımlılığı testi uygulanmış, yatay kesit bağımlılığı ve heterojenliğe uygun olan ikinci nesil Birim Kök testlerinden Pesaran (2007) Panel Birim Kök Testi ile durağanlığa bakılmış, panel Eşbütünleme Testlerinden Johansen (1988) ve uzun dönem katsayıların tahmini için Pedroni (2001) tarafından geliştirilen FM-OLS testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, hedef pazar ülkelere ihracatı gerçekleşen sektörlerin diğer ülkelerle gerçekleşen sektörel ihracatı, sektörel iş gücü maliyetlerini ve konum katsayısını aynı yönde, nakliye maliyetlerini ise negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bölgeye uygun strateji ve politikaların uygulanması TR81 Bölgesinden hedef pazar ülkelere gerçekleşen ihracatın artmasına yardımcı olacaktır.

Yağmur Atalay
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygusal emek ve motivasyon ilişkisinin belirlenmesi: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi örneği

Bu çalışmanın amacı akademisyenlerin motivasyon ve boyutları olan içsel ve dışsal motivasyonlarının duygusal emek boyutları olan derinden rol yapma, yüzeysel rol yapma ve doğal duygular üzerindeki etkilerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nde görev yapmakta olan çeşitli unvanlara sahip akademisyenler oluşturmaktadır. Araştırma verileri online anket yoluyla toplanmış olup örneklem büyüklüğü 152 olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın modelinde içsel ve dışsal motivasyon bağımsız değişkenler, duygusal emek boyutları bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Araştırmada geliştirilen modelin ve bu modele dayanan hipotezlerin test edilmesi için basit doğrusal regresyon analizinden faydalanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda motivasyonun doğal duygular üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi ve yüzeysel rol yapma üzerinde ise negatif ve anlamlı etkisi olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte içsel ve dışsal motivasyonun doğal duygular üzerinde anlamlı ve pozitif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca içsel motivasyonun yüzeysel rol yapma üzerinde anlamlı ve negatif etkisi olduğu saptanmıştır.

AkademisyenlerDuygusal emekMotivasyon+1
Burak Kaya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışanların örgütsel adalet ve sosyal kaytarma düzeylerinin belirlenmesi: Bir kamu kuruluşu uygulaması

Günümüz dünyasında insanların hayatlarının büyük bir bölümü çalıştıkları iş yerlerinde geçmektedir ve kurum içerisinde hem kendilerinin hem de çalıştıkları örgütün başarısına katkı sağlayabilmek için çalıştıkları kurumda inanç ve güven duygularını hissedebilmeleri gerekmektedir. İnsanların bunları hissedebilmesi için iş yerlerinde elemanlara karşı güven verici ve adil şekilde davranan yönetimin olması gerekmektedir. Örgütsel adalet ve alt boyutları olan prosedür adaleti, etkileşim adaleti ve dağıtım adaleti, iş yerindeki alınan kararların ve hayata geçirilen ve geçirilecek uygulamaların adil olup olmadıklarını çalışanların nasıl algıladıklarını ifade eden kavram olarak tanımlanabilmektedir. Sosyal Kaytarma Davranışı elemanların grup halinde çalıştıklarında zaman tek başlarına çalıştıkları zamana göre daha az çaba göstermeleri ve motivasyonlarındaki azalma olarak ifade edilmektedir. Örgütte adalet, elemanların kendilerini verilen görevi yapmaları sonucunda hasıl olan ödül ya da cezanın nasıl dağıtılacağına ve yönetileceğine dair kurallar ve sosyal normlardır. Grup çalışmalarının fazlaca olduğu işletmelerde adalete dair yüze çıkabilecek olumsuz davranışlar sosyal kaytarma davranışının yüze çıkmasına sebebiyet vermektedir. Kendilerine karşı adil davranılmadığını düşündükleri zaman elemanlarda; motivasyon ve performansta düşüş yaşanmaktadır. Böyle bir düşüş ise verimlilikte ve etkinlikte kayıplara sebebiyet vermektedir. Literatürde çalışanların örgütsel adalet ve sosyal kaytarma davranışı düzeylerini araştıran az sayıda çalışmaya rastlanmıştır; sözü edilen çalışmalarda da anlamlı sonuçların olduğu ortaya konulmuştur. Örgütsel adaleti ve Sosyal kaytarma davranışı değişkenlerini araştırmak için yapılan bu çalışmada Zonguldak'ta bir kamu kuruluşunda çalışan 101 kişiden anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.

Bölüşümsel adaletEtkileşimsel adaletKamu kuruluşları+5
Gurbandurdy Atabayev
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Proaktif kişilik ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Banka çalışanları üzerine bir araştırma

Örgütler var olma amaçları doğrultusunda içerisinde farklı yaş gruplarından, kültürlerden ve en önemlisi farklı kişilik özelliklerine sahip bireylerden oluşmaktadır. Bu çalışmada, örgüt çalışanlarından proaktif kişilik özelliklerine sahip olan bireylerin, örgütsel vatandaşlık davranışına olan etkilerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri bir bankada çalışmakta olan banka çalışanlarından anket yoluyla toplanmış olup kolayda örneklem yöntemi ile seçilen veriler ile oluşturulmuştur. Örneklem büyüklüğü, çalışmada yer alan katılımcıların 102'si kadın, 81'i erkek çalışan olmak üzere 183 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada 5'likert ile 29 sorudan oluşan proaktif kişilik ölçeği ve örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın modelinde proaktif kişilik bağımsız değişken, örgütsel vatandaşlık davranışı ve boyutları bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Araştırmada geliştirilen modelin ve bu modele dayanan hipotezlerin test edilmesi için basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda proaktif kişiliğin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte çalışanların proaktif kişiliğinin örgütsel vatandaşlık davranışı boyutlarından "özgecilik-nezaket, sivil erdem ve vicdanlılık" davranışlarını anlamlı ve pozitif olarak etkilediği görülmektedir.

Banka çalışanlarıKişilikKişilik özellikleri+3
Sena Çebi
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel sinizmin örgütsel bağlılık üzerine etkisinin incelenmesi: Bir ihracat firması uygulaması

Günümüz çalışma şartlarında sürdürülebilirlik örgütler için önemli maddelerden biri olarak yerini almaktadır. İş akışının aksamadan devam edebilmesi için örgütler iş gücü sürekliliğini ve mevcut çalışanını elinde tutmak üzerine çözüm arayışlarını devam ettirmektedir. Mevcut çalışanın örgüt devamlılığını sağlayan şeylerden birisi de örgütlerine olan bağlılıklarıdır. Bu çalışmada da örgüt çalışanlarının örgütlerine karşı hissettikleri bağlılık değerlerinde örgütsel sinizm kavramının olumlu veya olumsuz bir rolü olup olmadığı araştırma konusu seçilmiştir. Bünyesinde 250 çalışanın bulunduğu firmada çalışma örneklemi toplamda 246 kişiden oluşmaktadır. Yapılan analizler sonucunda örgütsel sinizm kavramının çalışanların örgütlerine olan örgütsel bağlılıkları üzerinde anlamlı ve negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca örgütsel bağlılık için demografik değişkenlerde çalışanların cinsiyeti, medeni durumları, eğitim seviyeleri, yaşı ve çocuk sayısı durumuna göre değişiklik gösterdiği, örgütsel sinizmin ise çalışanların cinsiyeti ve medeni durum değişkenlerine göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Literatürde örgütsel sinizm ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok çalışma bulunmaktadır ancak ihracat firmalarında çalışanlar üzerinde yapılan çalışmalara rastlanılmamıştır, bu konuda çalışmanın literatüre önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

SinizmÖrgütsel bağlılık
Turab Efe Albayrak
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enerji tüketimi ve dışa açıklığın ekonomik büyüme üzerine etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışma, Türkiye'de enerji tüketimi ve dışa açıklığın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini Toda-Yamamoto nedensellik testi kullanarak 1990 ve 2021 dönemi için analiz etmektir. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre, gayrisafi yurtiçi hâsıla ve ticari dışa açıklık arasında çift yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiş olup, ekonomik büyümenin ticari dışa açıklığın nedeni olduğu üzerine kurulan hipotezler kabul edilmiştir. Ayrıca gayrisafi yurtiçi hâsıla ile enerji tüketimi arasında ise tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğuna ulaşılmış ve enerji tüketimin ekonomik büyümenin bir nedeni olduğu üzerine kurulan hipotez de kabul edilmiştir.

Neslihan Koçak
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımlar ile dış ticaret ilişkisi

Bu çalışmada, Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) ile dış ticaret arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla, DYY ile ihracat ve ithalat arasındaki ilişkiler toplam ve sektörel olarak analiz edilmiştir. Çalışmada ADF ve PP durağanlık sınamaları, Johansen eşbütünleşme, Granger nedensellik testi ve etki-tepki analizi uygulanmıştır. Analizlerde, 2005 ilk çeyreği ile 2021 son çeyreğini kapsayan üç aylık veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, kullanılan tüm modeller için DYY ile ihracat ve ithalat arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisinin varlığı kanıtlanmıştır. Nedensellik analizleri sonucunda ise, toplam ihracattan toplam DYY'lere ve hizmet sektörü ihracatından hizmet sektöründeki DYY'lere doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi saptanmıştır. Ayrıca, hizmet sektöründeki ithalattan GSYIH'ye ve GSYIH'den hizmet sektöründeki DYY'lere doğru bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Etki-tepki analizi sonuçları da nedensellik analizi sonuçlarını doğrular nitelikte gerçekleşmiştir. Sektörel olmayan ve ülke geneli değerleri içeren değişkenlerin kullanıldığı modele göre ihracatın DYY'ler üzerinde pozitif ve sürekli bir etkisi vardır. Ayrıca hizmet sektöründe negatif başlayan etkinin zaman içerisinde pozitife döndüğü tespit edilmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıTicari ilişkilerUluslararası ticaret+3
Demet Kanat
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomik özgürlüklerin ihracat sofistikasyonuna etkisi: OECD ülkeleri üzerine bir analiz

Ekonomik özgürlük, ekonomideki aktörlerin daha etkin bir şekilde iş yapmasına olanak tanıyarak inovasyon, eğitim, yatırım, altyapı ve pazar erişimi gibi faktörlerin gelişimine katkı sağlamaktadır. Ekonomik özgürlüğün ülkelere sağladığı bu pozitif katkılar ihracat sofistikasyonunu da pozitif etkileyeceği düşünülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, ekonomik özgürlüğün genel ve alt bileşenlerinin (hukukun üstünlüğü, kamu kesimi büyüklüğü, düzenleyici etkiler ve pazara erişim) ihracat sofistikasyonu üzerindeki etkisini ampirik olarak analiz etmektir. Çalışmada öncelikle ihracata konu ürün gruplarının verimlilik değerini belirleyen PRODY endeksi ile ihracat sofistikasyonunu temsil eden EXPY endeksi hesaplanmıştır. Yöntem olarak Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi (GMM) uygulanmış ve OECD ülkeleri için 2005-2019 dönemi yıllık verileri kullanılmıştır. GMM tahmin sonuçlarına göre, ekonomik özgürlük, ihracat sofistikasyonunu pozitif etkilemektedir. Ekonomik özgürlüğün alt bileşenlerinin ihracat sofistikasyonuna etkisine bakıldığında hukukun üstünlüğü, kamu kesimi büyüklüğü ve pazara erişimin de pozitif etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Düzenleyici etkilerin ise ihracat sofistikasyonunu etkilemediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İhracat sofistikasyonu, Ekonomik Özgürlük, GMM

Yunus Emre Topcu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik güvenlik algısının işgören performansına etkisi: Bir ihracatçı firma uygulaması

Bu çalışmamanın amacı çalışanların psikolojik güvenlik algılarının oluşumunda rol alan faktörlerin, performans algılarına olan etkilerini belirlemektir. Araştırmanın evreni, İstanbul'da tekstil alanında faaliyet gösteren bir ihracatçı firmada farklı departmanlarda rol alan çalışanlardır. Araştırmadaki veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Anketlere verilen cevaplar işgörenlere ait olduğu için hem psikolojik güvenlik algılarına hem de göstermiş oldukları performanslarına dair algılarına ait sonuçlara ulaşılması sağlanmıştır. Araştırmanın evreni 219 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın modelinde çalışanların psikolojik güvenlik algısı, bağımsız değişkeni oluştururken; işgörenin performans algısı ise bağımlı değişkeni oluşturmaktadır. Verilerin analizi neticesinde işgörenin psikolojik güvenlik algısının, işgören performansı üzerinde pozitif ve anlamı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Evrende yer alan 219 kişi farklı departmanlarda yer almasına karşın aynı binada bulunmalarından dolayı yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Güvenlik, İşgören Performansı, Psikolojik Güvenlik Algısı.

Gizem Bostancı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekonomik Karmaşıklık Endeksi ve enerji verimliliği ilişkisi: Avrupa ülkeleri panel nedensellik analizi

Ekonomik karmaşıklık endeksi, ülkelerin dış ticarete konu olan mallarında ne derece farklılaştığını, uluslararası piyasalarda bulunabilirlik seviyesini, üretim tekniklerindeki farklılıkları ve ürün çeşitliliğini gösteren bir ölçüm tekniğidir. Enerji verimliliği, enerji kaynaklarının üretimi, dağıtımı ve tüketimini kapsayan, enerjinin en yüksek etkinlikte kullanılmasını ifade eden bir kavramdır. Bu kavramları ayrı ayrı konu eden teorik ve ampirik çalışmalar incelendiğinde iki kavram arasında bir nedensellik ilişkisi olabileceği konusunda görüşümüz oluşmuştur. Bu çalışmanın amacı, 2009 ve 2020 yılları arasında 25 AB ülkesi ve Türkiye'yi kapsayan panel veri seti ile enerji verimliliği ve ekonomik karmaşıklık arasında olabilecek nedensellik ilişkisini ortaya koymak ve özellikle enerji verimliliği ile ilgili çalışmalarda ekonomik karmaşıklık endeksinin de kullanılabilirliğini test etmektir. Çalışmada Granger (1969) tabanlı Juodis, Karavias ve Sarafidis (2021) tarafından geliştirilen heterojen panel nedensellik yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, iki değişken arasında uzun dönemde nedensellik ilişkisinin olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar sanayileşme ve dış ticaret politikalarının belirlenmesinde enerji kullanımı açısından yapılacak değerlendirmelere yeni bakış açısı sağlayacaktır.

Avrupa ülkeleriEkonomik Karmaşıklık EndeksiEkonomik karmaşıklık+3
Hilal Oğraş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital dönüşümün dış ticaretteki rolü: Türkiye savunma sanayi örneği

Dijital dönüşüme yönelik gelişmelerin yaygınlaşmasının yanı sıra bu teknolojilere dönük farkındalığın artması ve firmalarca yatırımların bu alana kaydırılması, akademik çalışmaların araştırma konusu olmuştur. Birçok çalışma, dijital dönüşüme geçiş sürecinin firmaların ulusal ve uluslararası performansını arttıracağını öngörmektedir. Nitekim Penrose (1959)'un kaynak temelli yaklaşımına göre, yenilikçi teknolojilere adapte olan firmalar daha rekabetçi bir yapıya kavuşmakta, dolayısıyla rakiplerine kıyasla daha iyi bir seviyede olabilmektedir. Ancak bir kısım çalışma ise bu adaptasyonun firmalar üzerinde yeterli etkisi olmadığını, bu alana yönelik alınacak aksiyonlar yerine başka strateji ve hedefler geliştirmenin daha sağlıklı olacağını öngörmektedir. Bahsedilen görüşlerden hareketle bu çalışmada, dijital dönüşüm süreçlerini etkin bir şekilde kullanmanın firma ve ihracat performansı üzerinde etkisinin var olup olmadığını, etkisi varsa ne ölçüde olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Özellikle çalışmanın uygulama alanı olan savunma sanayinde bu süreci ele almak, literatür açısından incelendiğinde sadece ulusal anlamda değil, aynı zamanda uluslararası yönüyle de konunun önemini ortaya çıkarmaktadır. Nitekim dijital dönüşüm bağlamında birçok çalışma bulunmasına karşın, ampirik yönden ve savunma sanayi bağlamında ele alınan çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Bu çalışmada da bahsi geçen etkileri ölçümlemek amacıyla savunma sanayinde yer alan 121 firmadan elde edilen verilere yapısal eşitlik modeli uygulanmıştır. Güvenilirlik ve frekans analizi için SPSS; doğrulayıcı faktör analizi, yol analizi ve hipotez testleri için AMOS istatistik programı kullanılmıştır. Aynı zamanda sektörde yer alan firmaların güncel durumları SWOT analizi ile ele alınmıştır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, dijital dönüşümün etkin kullanımının, firma ve ihracat performansını pozitif olarak etkilediği tespit edilirken aynı zamanda firma performansının da ihracat performansını pozitif yönlü etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. SWOT analizi sonuçlarına göre ise sektörün en güçlü yönünün hızlı aksiyon alabilmek olduğu, en zayıf yönünün ise personel eksikliği olduğu gözlemlenirken; ana sanayindeki büyümenin en önemli fırsat, döviz kurunda meydana gelen ani değişimlerin ise en büyük tehdit olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra dijital dönüşüme yönelik farkındalık arttırıcı etkinliklerin organize edilmesi, savunma sanayi alanına yönelik seçimlik derslerin müfredata eklenmesi, TOGG benzeri girişim gruplarının diğer sektörler için de kurulması ve ithal edilen katma değerli ürünlerin azaltılması gibi birçok politik öneri çalışmanın sonuç kısmında belirtilmiştir.

Uluslararası ticaret
Yunus Emre Sürmen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal ekonomik coğrafya perspektifinde uluslararası sermaye hareketlerinin tahminlenmesi ve değerlendirilmesi

Ülkeler arasındaki doğrudan yabancı yatırım (DYY) ve yabancı portföy yatırımı (YPY) dağılımındaki farklılıkların, finansal kalkınmadaki gelişmelere katkıda bulunduğu görülmektedir. Ancak sermaye akışlarının hangi nedensel mekanizmalar aracılığıyla işlediği her zaman açıkça dile getirilmemiştir (Kohler, 2022, s. 1511). Literatüre bakıldığı zaman, uluslararası sermaye hareketlerinin türleri, nedenleri, sonuçları, belirleyicileri ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi, gelişimi gibi konuların çalışılmış olduğu görülmektedir. Ancak, uluslararası sermaye hareketlerinin tahminlenmesine ya da sermaye hareketlerinin nedenlerinin farklı olmasına sebep olan güdülerin neler olduğuna dair herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Sermayenin doğası gereği herhangi bir mekâna ait olması ve kurumsal bir kimliğe sahip olması göz önünde bulundurulduğunda kurumsal ekonomik coğrafya yaklaşımı uluslararası sermaye hareketlerinin değerlendirilmesinde verimli bir hareket noktasını oluşturacaktır. Bu çalışmada; asimetrik uluslararası sermaye dağılımını kurumsal ekonomik coğrafya perspektifinde değerlendirmek için 2006-2020 yılları arasını kapsayan 20 ülkenin uzun dönemli sermaye hareketlerinden, DYY ve YPY verileri kullanılarak panel veri analizi uygulanmıştır. Çalışmada Swamy-S Homojenlik testi çalışmada Swamy-S Homojenlik testi ile model parametrelerinin heterojen olduğu tespit edilmiştir. Sonrasında yatay kesit bağımlılığı ve birim kök testleri incelenmiş ve eşbütünleşme testi olarak Westerlund (2007) kullanılarak yapılan test sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Değişkenler arasında uzun dönemli ilişki tespit edildiğinden dolayı uzun dönem parametreleri panel ortalama grup dinamik en küçük kareler yöntemi (DOLSMG) testi ile tahmin edilmiştir. Hata düzeltme modeli (HDM), Bond ve Eberhardt (2009) ile Eberhardt ve Teal (2010) tarafından geliştirilmiş genişletilmiş ortalama grup tahmincisi (AMG) ile tahmin edilmiş ve tahmin sonuçlarına göre her ülke için, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisinin farklı olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda bu çalışmada ülkelerin DYY ve YPY verileri ile YSA regresyon modeliyle test edilmiştir.

Mürüvet Acar Karaboğa
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomik entegrasyon ve ekonomik karmaşıklık arasındaki ilişki: AB27 ülkeleri analizi

Bu tezin konusu, ekonomik entegrasyon ile çeşitlendirilmiş ve sofistike bir üretim yapısını ifade eden ekonomik karmaşıklık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Tezin amacı, ekonomik entegrasyonun uzun vadeli dinamik etkilerinin ekonomik karmaşıklık üzerindeki rolünü araştırmaktır. Araştırma sorusu, "Ekonomik entegrasyonun ekonomik karmaşıklık üzerindeki etkileri nedir?" şeklinde belirlenmiş olup bu soru entegrasyonun dinamik etkileri boyutunda ele alınarak yanıtlanmaya çalışılmıştır. Çalışmada, AB27 ülkelerine ait 1996-2018 dönemi yıllık verileri kullanılarak uzun dönemde meydana gelen değişiklikleri incelemek amacıyla panel eşbütünleşme analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı, Westerlund (2008) Durbin-Hausman eşbütünleşme testi ile sınanmıştır. Uzun ve kısa dönem panel eşbütünleşme katsayı tahminleri için Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) tahmincisi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, panelin geneli için kurumsal kalite, ölçek ekonomileri ve teknolojik ilerleme ile ekonomik karmaşıklık arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Buna karşılık, panelin geneli için DYY ve verimlilik ile ekonomik karmaşıklık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiş; ancak ülke bazında yapılan tahminler, bu etkilerin heterojen olduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar, entegrasyonun uzun vadede kurumsal kalite, ölçek ekonomileri ve teknolojik ilerleme aracılığıyla ülkelerin ekonomik karmaşıklık düzeylerini artırdığını göstermektedir. Bu etkilerin pekiştirilmesi için Ar-Ge yatırımları ve faaliyetlerinin teşvik edilmesi, üretim süreçlerinin optimizasyonu, kurumsal yapıların güçlendirilmesi, yüksek teknoloji sektörlerine yatırım yapan firmalara yönelik çeşitli teşvik ve destek programları sağlanması önerilmektedir.

Ekonomik entegrasyonEkonomik kompleksite endeksi
Merve Eser
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yol bağımlılığı modeline göre dijital dönüşüm anlayışıyla şekillenen süreç yönetimi

Çağımızın en büyük sorunlarından olan teknolojik yeniliklere ve dijitalleşmeye adaptasyon süreci, tüm dünyayı etkisi altına almış olan Covid-19 pandemisi ile önemini bir kez daha ortaya koymuştur ve bizlere gelecekten mesajlar vermiştir. Pandemi süreci, her sektördeki işletmeler açısından yönetim, üretim ve organizasyonel süreçlerde değişikliklere neden olmuştur. Araştırma konusu edinilmiş ve bir toplumun can damarı olan eğitim sektörü de teknoloji temelli uzaktan eğitim yöntemiyle, pandemi sürecinde en hızlı ve köklü değişim yaşayan sektör olmuştur. Covid-19 pandemisinin, yol bağımlılığı teorisine göre tahmin edilemez bir küresel şok ve felaket olduğu kabul edilmiştir. Bahsedilen bağlamda, özel eğitim kurumlarının pandemi sürecinde yaşadıkları dijital eğitime uyumları araştırılacaktır. Araştırmanın amacı, yüksek süratle ve sürekli olarak değişen, yenilenen dünyada süreç yönetiminin değerini, kanıtlanmış yöntemlerle ortaya koymaktır. Eğitim sektöründe kar amacı güden, özel eğitim kurumlarının, yol bağımlılığı teorisine göre, kırılma noktası olan Covid-19 pandemisi boyunca, kurum içi gerçekleştirilen süreç yönetimi değişikliklerine uyum sağlayıp sağlayamama durumları, dijitalin kullanıldığı bu süreçlerin verimli ve kalıcı olup olmama durumları, yol bağımlılığı teorisi çerçevesinde araştırılacaktır.

COVID 19EğitimEğitim kurumları+5
Yeşim Korkmaz
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kargo şirketlerinin drone teknolojisi kullanımlarına yönelik hazırlık stratejileri

Globalleşen dünyada etkili olan lojistik sektörü ile mal ve hizmetlerin dünyanın belirli bir yerinde daha uygun fiyata tasarlanıp, başka bir yerinde üretimi yapılıp, ihtiyacı olan diğer bölgelere ulaştırılması kolay hale gelmiştir. Küresel rekabetin giderek arttığı bu ortamda ise işletmeler, maliyetleri düşürme ve müşteri memnuniyeti sağlayarak rekabet üstünlüğünü elde etme konusunda yeni yöntemler aramaya başlamıştır. Geçmişten günümüze kadar yaşanan bu süreçte insanların üretim ve tüketim ihtiyaçlarının, yaşanan teknolojik gelişmelerle arttığını ve bu duruma paralel bir şekilde lojistik alanının bir parçası olan kargo taşımacılık sektörünün de büyük bir yol kat ederek geliştiğini görmemiz mümkün olmuştur. Hava, kara ve deniz taşıma çeşitlerinden herhangi biriyle her tür yükü dünyanın dört bir yerine ulaştıran kargo taşımacılığı sektörü teknolojiden en iyi şekilde yararlanarak ve aynı zamanda teknolojinin gelişmesine de katkı sağlayarak dünya ekonomisindeki yerini almıştır. Teknolojinin gelişimini alanına olumlu yönde yansıtan kargo taşımacılık sektörü; yeşil kargo taşımacılığı, taşıma maliyetlerinin düşürülmesi ve verimli zaman kullanımlarına yönelik gelişmeler elde etmek ve müşteri memnuniyeti sağlamak amacıyla minimum maliyet ile maksimum faydayı elde etmeye olanak sağlayan drone teknolojisi faaliyetlerine Dünya çapında uygulamaya geçirmiştir. Bu çalışma drone teknolojisi ile ilgili faaliyetlerin ülkemizdeki kargo taşımacılık sektöründe yer alan işletmeler tarafından sektöre ne şekilde entegre edildiğini, ne durumda olduğunu ve nasıl bir süreç izlediğini kargo şirketlerinde görev alan belirli kişilerle görüşme sonucunda irdelenmiştir. Nitel çalışma yapılmış olup, durum çalışması (örnek olay) incelemesi ve yapılandırılmamış mülakat tekniği kullanılmıştır. Görüşme sonucu toplanan veriler örnek olaylara çevrilmiş ve durum çalışması yönteminde yer alan bütüncül çoklu durum deseni çerçevesinde birbirleriyle karşılaştırılarak sonuç ve önerilere ulaşılmıştır.

DroneKargoKargo hizmetleri+5
İbrahim Enes Ünlü
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katılım bankacılığı hizmetlerinde Blockchain teknolojisini uygulama olanağı: Türkiye örneği

Finansal hizmetler sektöründe global anlamda hızla gelişmekte olan Blockchain teknolojisi, Türkiye'de kurulan katılım bankalarının potansiyel kullanım alanlarının keşfedilip yeniden incelenmesine sebep olmaktadır. Blockchain teknolojisi, Türkiye'de bulunan katılım bankalarına hizmetlerini iyileştirme ve verimliliklerini artırma fırsatları sunar ve bu da tüm bankacılık sistemini olumlu yönde etkilemeyi amaçlamaktadır. Türk katılım bankaları, müşteri ihtiyaçlarının karşılanmasından temel ve ileri bankacılık hizmetlerinin sağlanmasına kadar ki süreçte önemli bir rol oynadığından, Türkiye'deki finansal yapının hayati bir parçası konumundadır. Modern teknolojik problemler ve tüketici davranışındaki değişiklikler karşısında Türk katılım bankaları, müşteri deneyimini iyileştirerek bankacılık faaliyetlerindeki şeffaflığı ve güvenliği artırmak için yenilikçi teknolojileri keşfetmeye çalışmaktadır. Blockchain teknolojisi bu bağlamda finansal işlemleri ve hassas bilgilerin kaydedilmesini sağlayıp, uyguladığı güvenilir sistem sayesinde bu ihtiyaçları karşılamayı amaçlamaktadır. İşlem geçmişi, katılımcı makinelerden oluşan bir ağ boyunca dağıtılır ve bu da kurcalamayı zorlaştırmaktadır. Blokchain teknolojisi ayrıca, belirli koşullar oluştuğunda alım satım işlemlerini yürütmek üzere programlanmış otomatik yazılım programları olan akıllı sözleşmelerin yürütülmesine de önayak olmaktadır. Katılım bankalarının hizmetleri Türk bankacılık sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğundan bu araştırmanın motivasyonunu oluşturan ana neden, Türkiye'deki katılım bankalarının hizmetlerinde Blockchain teknolojisinin uygulanma olasılığını incelemektir. Çalışmada Blockchain ve katılım bankaları hakkında çok sayıda araştırmanın, telefon görüşmesinin, tartışmanın ve e-postanın incelenmesi sonrasında bir veri seti elde edilmiştir. Elde edilen verilerde, katılım bankalarının hizmetlerinde bahsi geçen teknolojinin uygulanması, kullanımına engel teşkil edip yaygınlaşmasını hızlandıramayan sebepler gibi problematikler irdelenmiştir. İncelenen bir dizi cevap, varılan fikir ve araştırılan olgu sonucunda, katılım bankalarının hizmetlerinde Blockchain teknolojisinin kullanılma olasılığını aydınlatan bir dizi sonuç elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Blockchain Teknolojisi, Katılım Bankaları, Fon, Bitcoin, Katılım Bankacılığı Hizmetleri

Halıd Jasım
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Government incentives and export performance relation: A meta-analytic review

Ülkeler ihtiyaç duydukları ürünlerin ve hizmetlerin satınalınması için döviz ihtiyacı duymaktadır. Bu döviz ihtiyacının karşılanması için en önemli gelir kaynağı ülkelerin ulusal ihracatı olarak görülmektedir. Bütün ülkeler ihracat rakamlarını arttırmak, ithalat rakamlarını ise azaltarak dış ticaret fazlası yaratmayı hedeflemektedir ve bu yönde dış ticaret politikalarını oluşturmaktadır. Ülkelerin ihracat rakamlarını arttırması o ülke içindeki firmaların daha çok mal ihraç etmesi yada yeni firmaların da ihracata başlaması ile mümkün olabilmektedir. Bu doğrultuda ülkeler, ihracat yapmak isteyen firmalarını desteklemek için teşvik programları uygulamaktadır. Uygulanan teşvik programlarının, firmaların ihracat performansları üzerine etkisi, literatürde çok miktarda çalışmaya konu olmuştur. Araştırmacılar çalışmalarında, hem şirketlerin takip etmesi gereken sonuçları öneri olarak ortaya koyarken hem de yetkililer için yol gösterici politikaları önermektediler. Bu çalışma bir meta-analiz analiz çalışmasıdır. Çalışmanın çerçevesi Türkiye'de sunulan ihracat teşviklerinin, firmaların ihracat performansı üzerindeki etkileri üzerine yapılan çalışmaları kapsamaktadır. Daha çok teşvik adeti ve daha çok firma performansı verileri birleştirilerek, daha genel ve daha bütünleştirici sonuçlara ulaşmak hedeflenmektedir. Bu meta-analiz çalışmamız, ihracat teşvikleri ile firma performansları arasında yapılan çalışmalarda sadece korelasyon değerlerine ulaşılabilen araştırmaları içermektedir. Bu doğrultuda meta-analiz çalışmamız 22 ayrı çalışma, 50 korelasyon ve 5316 şirket verisini kapsamaktadır. Uluslararası pazarlama alanında göreceli olarak az kullanılan meta analiz yöntemiyle, daha önceden pekçok kere benzer kurgularla test edilmiş ihracat performansı alanındaki verinin birleştirilmesi amaçlanmıştır. Meta-analiz çalışmamız sonucunda ihracat teşvikleri ile firmaların finansal ihracat performansları, finansal olmayan ihracat performansları ve toplam ihracat performansları arasında çok güçlü bağlantılar bulunmuştur. Teşvik çeşitleri ile firmaların ihracat performansları arasındaki bağlantılar da ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu meta-analiz çalışması gibi çalışmaların yapılarak uluslararası pazarlarda yaratılan ihracat bilgisinin bütünleştirilmesi faydalı ve etkin olacaktır. Anahtar Kelimeler: İhracat Teşvikleri, Devlet Teşvikleri, Devlet Destekleri, Sübvansiyonlar, İhracat Performansı.

Devlet desteğiDevlet yardımıMeta analizi+4
Onur Altun
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Dış ticarette kullanılan ödeme ve teslim şekilleri arasındaki ilişki: 2005-20019 dönemleri Türkiye örneği

One of the most important factors in the globalization of the world is the development and evolution of the economy in the world history. The economy has gained an international dimension from the primitive times to the time, due to both the changes in the social life and the changes that technology has reached today. Countries today interact with each other in almost all fields, especially the economy, like never before. The main purpose of the economic activities in the globalizing world is to increase the level of welfare. In order to improve the welfare level, various economic activities are carried out both on an individual basis and among countries. In these activities called import and export, it is quite possible to encounter various problems. Investigation of the factors determined by the buyer or the seller in the delivery and payment method, while keeping the foreground in choosing the delivery and payment method is an important factor in eliminating the complexity that may arise in the future. In addition, it is important for companies that import and export to know the risk and obligations of the delivery modes, as an unconscious or incorrectly chosen delivery method can cause damage to an enterprise that wants to make a profit. Likewise, companies will gain an advantage by choosing the right form of payment. In this study, changes according to the year of Turkey's imports and exports between the 2005-2019 period, the group of countries and their share in total imports and exports of the sector are discussed in detail. Finally, the main purpose of the study, the change of payment and delivery forms over the years, was examined in detail using secondary data sources and whether or not there is any relationship between the payment and delivery forms used in international trade was tried to be determined with the help of correlation. When we look at other studies, it is seen that the relationship between payment and delivery types is not sufficiently examined. For this reason, it has been tried to determine which delivery method used by import and export companies in international trade with which payment method. In the study, literature review and data analysis were done. Delivery methods were tried to be explained in detail by using INCOTERMS brochures published by ICC. They also benefit from the data tables that are created and interpreted by the Turkish Statistical Institute As a result of the analysis, it was revealed that there was a positive relationship between some forms of delivery and some forms of payment, while others had a negative relationship such as, For example, it was determined that there is a positive relationship between the most preferred FOB delivery type in export between 2005-2019 and the Cash against Documents and Letter of Credit payment method. Keywords: Foreign Trade, Export, Import, Payment Methods, Delivery Methods

Delivery methodsInternational tradeTerms of payment+2
Muhammet Dağdemir
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Almanya'da yaşayan Türklerin husumet algısı ve husumetin tüketim üzerindeki rolü: Kuşaklar bazında bir karşılaştırma

Since the consumer animosity concept firstly defined by Klein et al. (1998), the majority of research focused on the attitudes of the members of a country towards the products of another country; but a limited number of research examined the impact of consumer animosity among the ethnic groups within a country. With the purpose of filling the abovementioned gaps in the literature, the aim of this research is to explore the nature of animosity of a minority group living in a multi-cultural country towards native people of the country, in terms of consumption behavior. In this frame, this research explores the nature of animosity construct to German Turks consumers' attitudes towards German products in the context of generational comparison. To conduct this investigation, the data were collected in the form of the in-depth interviews with the 42 German Turks living in Berlin, the city with the highest ratio of Turkish immigrants. Research findings demonstrates that the generation is negatively associated with animosity and the third-generation of German Turks harbours cultural animosity towards Germans which has a low impact on consumption of German products.

GermanyEnmityTurkish diaspora+4
Pınar Bağdatlıoğlu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Avrupa Birliğinde yeni korumacı eğilim

Protectionism is as old as the history of trade. Even during the most liberal periods protectionist tendencies continued not only in the form of conventional measures such as customs duties, but also as non-tariff barriers. Recently a new rise in protectionist tendencies at global scale is referred to as "New Protectionism". This new wave of protectionism is characterized by both differentiation of tools, practices etc. which restrict the foreign trade, and by rise in their number. To further complicate this scene, a considerable amount of protectionist practices is referred to as "invisible". Invisible protectionist tools are made up in order to bypass the global trade liberalization measures set by GATT/WTO. Besides, the most recent political conflicts contributed to this new wave of protectionism. The main purpose of this study is to question what is "new" in the recent rise of protectionism, with particular focus on the EU's foreign trade. The case of EU as the champion of trade liberalization at regional level, draws particular attention as it seems to shift towards protectionism. This trend in EU's foreign trade especially gained momentum with two major milestones, namely 2008-2009 global crisis and the so-called "Trade Wars". This latter, although seems to take place principally between the US and China, has deeply affected EU's foreign trade policies and the free trade ideology. The study focuses on the EU's protectionist practices with particular reference to the rise in non-tariff barriers from 2009 onwards. The analysis is based on a literature review and data data analysis. The literature review is based on in English- and Turkish-language sources. Most of the data on non-tariff barriers applied by the EU are taken from Global Trade Alert and UNCTAD. Besides, details of practices such as anti-dumping and countervailing measures are based on the annual reports issued by the European Commission. Departing from the relevant data, analyses are done on the basis of mostly-used protectionist measures, mostly-protected sectors, mostly-affected countries by EU's new protectionism etc. Upon this analysis, it is concluded that contrary to its founding principles shaped by free trade, EU has been shifting towards an ever more protectionist position, especially throughout the las decade.

European UnionProtectionismProtectionism policies+2
Süleyman Akman
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Zeytinyağı ihracat pazarlamasında bir model olarak kooperatifler; Karaburun Yarımadasında vaka çalışması

Recent developments of globalisation urge many small producers to come together and work collaboratively in order to achieve sustainable success at their working field. Small olive oil producers also face with tough competition conditions against to major players of the sector and this situation oblige them for innovative and effective challenges. At this point, although the long historical background of olive and olive oil production and specific type of olive fruit which is called "hurma" or "furma" in Karaburun Peninsula still there has not been an international olive oil brand. Wrong harvesting techniques; old population; irrigation problems due the land structure; insufficient knowledge of pruning, fertilizing and agricultural spraying; wrong storing conditions, long duration of the olive oil production process especially keeping olives in sacks till to milling facility; insufficient branding activities; unsatisfying performance of the cooperatives constitute obstacles in front of creating an export branding of olive oil in Karaburun District. Purpose of this study is to investigate the relationships between export marketing efforts and cooperative performance to create an export brand of olive oil in Karaburun Peninsula. Keywords: Olive Oil, Karaburun, Cooperatives, Export Marketing, Branding.

Karaburun peninsulaCooperativesMarketing+4
Deniz Burcu Mıhladız
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Latin Amerika ülkelerinde doğrudan yabancı yatırım belirleyicileri

In this study, foreign direct investments, which are one of the most important phenomenon shaping the world economy in the last 20 years, are examined. In this study, the datas of Argentina Bolivia Brazil Chile Colombia Ecuador Paraguay Peru Uruguay Venezuela were examined. The most important reason for the selection of Latin American countries is that these countries have great potential both in terms of labor and natural resources, and limited number of studies have been conducted in the literature. The study includes datas between 2010 and 2017. In this study, the determinants affecting the flow levels and stock levels of foreign direct investments GDP, GDPper capita, inflation, trade openness were tested by using Panel Data Analsys models. The results of the study indicated that the most important determinant was trade openness.

Foreign direct investmentsLatin AmericaLatin American countries+2
Onur Kaya
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Türkiye-Çin arasındaki dış ticaret: Türk firmalarının Çin'de nasıl iş yaptıklarına ilişkin bir araştırma

In the globalizing world, trade is one of the most important tools that countries use to build relationships with each other. From this point of view, it is important to examine the commercial relations in detail in order to understand the position of Turkey in the world. The studies, conducted in order to examine the trade dynamics of the countries with important economies in the world in terms of economic relations, and the studies conducted for the purpose of development of Turkey, make great contributions. For this reason, there are many academic studies in which Turkish commercial relations are examined in detail. In the study, it will examine trade relations between China and Turkey. In this respect, the economic development stages of the People's Republic of China were discussed in detail. In the first part of the study, the economic development of the People's Republic of China through the economic models it has been using since its foundation has been examined. In order to make the economic developments more comprehensible, the political processes that prepared the basis for the preference of the economic models examined are also detailed in the first chapter. After a detailed examination of the economic structure of the People's Republic of China, the Chinese economy was evaluated in terms of trade relations. For this purpose, the position of the business structure and commercial activities of the People's Republic of China in world trade has been examined. In addition, in order to understand the foreign trade dynamics of the country, import and export preferences were also analyzed and their relations with the economic communities in the world were elaborated. Turkey's economic structure in a similar manner after the analysis of the Chinese economy has also been analyzed in detail. The commercial relation between Turkey and China is intended to be clearer with the information obtained as a result of detailed reviews. In the last section, statistical analyzes were made by using the data obtained from surveys conducted with Turkish firms in China. These surveys reveal the experience of Turkish firms in trading with Chinese companies. The information gathered from this study will not only shed light on the development of the commercial relations of Turkish firms engaged in trade with China, but also will be a source for Turkish companies wishing to trade with China. Academically, the study provides detailed information in order to strengthen Turkish economic position in the world.

FirmsTradeTurkish-China relations+3
Merve İlem Yıldız
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişkide psikolojik rahatlığın aracı rolü

Bu çalışma, örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik türleri ile psikolojik rahatlığın öğretilerini birlikte incelemeye yönelik olarak nicel yöntemler kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı, "örgüt" bağlamı içerisinde önemli bir konumda olan örgütsel iletişimdeki sessizlik türlerinin, örgüt içindeki çalışanlarda psikolojik rahatlık ile bağlantılı olarak ortaya çıkan sonuçlarını bilimsel yöntemler ile sunmaktır. Bu amaç kapsamında, çalışma özel bir bankada 351 adet çalışanın katılımcı olarak katılması ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, bu üç kavramın birlikte kullanılması ve özel bir bankada çalışan katılımcılara uygulanması sonucunda elde edilen istatiksel verinin yorumlanması ile literatüre zengin ve özgün bir kaynak olarak sunulmuştur. Analiz sırasında kullanılan değişkenler ile ana ve alt hipotezler oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda, psikolojik rahatlık tutumunun, örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik tutumları arasında aracı bir rolü olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre, çalışana, yöneticiye ve sisteme yönelik önerilerde bulunularak, psikolojik rahatlık kavramının örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik arasındaki önemine vurgu yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Banka çalışanlarıBankalarPsikolojik güvenlik+2
Fatih Doğan
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya ve dijital pazarlamanın ağızdan ağıza iletişim yolu ile e-ticaret platformları üzerindeki etkileri: Malatya ilindeki lisans öğrencileri üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı internet tabanlı teknolojilerin önem kazanması ile beraber sosyal medyayı kullanan geniş kitlelerin ve online pazaryerlerinin, sosyal medya araçları ile gerçekleştirdikleri iletişim faaliyetlerin ve dijital pazarlama araçlarının ağızdan ağıza iletişim yoluyla online satışları nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Sosyal medya ve dijital pazarlama aktiviteleri kapsamında etkileşim, bilgisellik, kişiselleştirme ve trend olma boyutları belirlenmiş ve bu boyutların E-Ticaret hacmi üzerinde pozitif bir etkiye sahip olup olmadığını araştırılmıştır. Bu amaçla ortaya konulan bu çalışma geçmiş araştırmalardan hareketle gelecekteki çalışmalara ışık tutması için teorileri ve kavramları sentezlemektedir. Araştırma, Malatya ilinde bulunan üniversitelerde lisans eğitimi gören ve aynı zamanda Türkiye'de faaliyet gösteren ve büyük hacimli E-Ticaret platformlarından biri olan Hepsiburada'dan son bir yıl içerisinde alışveriş yapmış öğrenciler üzerinde, Yadav ve Rahman tarafından geliştirilen, Sosyal Medya Pazarlama Aktiviteleri ölçeği kullanılarak hazırlanmış, üçer soruluk beş değişkenli anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ile yapılan analizler sonucunda ölçeğe ait trend olma, etkileşim, bilgisellik, kişiselleştirme değişkenlerinin ağızdan ağıza iletişim değişkeni üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Dolayısı ile markanın sosyal medya sayfalarının ve dijital pazarlama aktivitelerinin, etkileşimli bir ortam sunması, bilgisellik anlamında kesin ve kapsamlı bilgi sunması, içeriklerini tüketiciye yönelik özelleştirilmesi ve içeriklerinin güncel trendlerden oluşması ve bunların sonucu olarak ağızdan ağıza iletişimi tetiklemesi E-Ticaret üzerinde pozitif etkiler ortaya çıkarmıştır.

Ağızdan ağıza iletişimAğızdan ağıza pazarlamaElektronik pazarlama+7
Damla Çöğür
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

En az gelişmiş ülkelerde işgücü verimliliği, ihracat ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesi

Temelleri 1964 yılında atılan ve asıl amacı seçili ülke grubunun sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyle beraber temel yapısal sorunların üstesinden gelmesi olan en az gelişmiş ülkeler (EAGÜ), başta Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Birleşmiş Milletler (UN) olmak üzere hem teknik hem de maddi desteğe erişim imkânına sahiptir. Yapısal sorunların başında gelen ihracatta bir veya birkaç ürüne bağımlılık, düşük ekonomik büyüme ve düşük iş gücü verimliliği bu çalışmanın ortaya çıkış noktası olmuştur. Bu çalışmada, 2021 yılı itibariyle 46 ülkenin yer aldığı ülke grubundan 1991-2021 yılları arasında verileri eksiksiz olan 24 ülkede ihracat ve iş gücü verimliliğindeki değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelenmiş ve ihracata dayalı ekonomik büyüme modeli test edilmiştir. Verilerin analiz edilebilmesi için panel veri analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede öncelikle panelin yatay kesit bağımlılığı içerip içermediğinin belirlenebilmesi için Peseran (2004) LM, Peseran (2008) LMadj ve CDLM testleri yapılmıştır. Panelin yatay kesit bağımlığı içermesinin ardından Peseran ve Yamagato'nun (2008) Slope Homogenity testi uygulanmış ve panelin heterojen bir yapıda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Birim kök testi olarak Reese ve Westerlund'un (2016) geliştirmiş olduğu PANICCA birim kök testi uygulanarak durağan hale gelen panelin uzun zamanda beraber hareket edip etmediğinin öğrenilebilmesi adına Durbin Hausman (2008) eşbütünleşme testi yapılmıştır. Panelin uzun zamanda beraber hareket ettiğinin belirlenmesinin üzerine Dumitrescu ve Hurlin (2012) Granger Panel Nedensellik testi yapılmıştır. Bu test neticesinde, çalışmada kullanılan değişkenlerden yalnızda ekonomik büyümeden iş gücü verimliliğine doğru tek taraflı bir ilişki gözlemlenmiştir. Ancak ihracat ile ekonomik büyüme ve ihracat ile iş gücü verimliliği arasında nedensellik ilişkisine rastlanmamıştır. Bu sonuçlar altında incelenen 24 ülke için ihracata dayalı ekonomik büyüme modelini uygulamanın rasyonel olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

AzgelişmişlikEkonomik büyümeGelişmekte olan ülkeler+3
Emre Özsalman
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşletmelerin inovatif performanslarının ihracat performansına etkisi: Bir alan çalışması

İnovasyon kavramı son dönemlerde akademi ve iş çevrelerinde sıkça sözü edilen kavramlar arasında bulunmaktadır. Dünya ticaretinin gün geçtikçe küresel bir hal alması, yeni birçok pazarın ortaya çıkmasıyla birlikte ihracatçı işletmeler arasında da rekabetin artmasına neden olmaktadır. İhracatçı işletmelerin değişen dünya koşulları karşısında ayakta kalabilmeleri ancak kendilerini geliştirebilmeleriyle mümkündür. Bu nedenle ihracatçı işletmeler performanslarını arttırabilmek adına inovasyon uygulamalarına yönelmeye ve işletmelerini inovatif hale getirebilmek için çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Bu kapsamda mevcut çalışmanın amacı işletmelerin ürün, süreç, pazarlama, organizasyonel, yönetim ve stratejik inovasyonlarının ihracat performansı üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Bu amaca yönelik de Kayseri ilindeki sanayi işletmeleri üzerinde ihracatçı işletmelerin inovatif yönlerini ele alan bir alan araştırması yapılmıştır. Sonuçlar pazarlama inovasyonu dışında bütün inovasyon türlerinin ihracat performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisini ortaya koymuştur.

Performansİhracatİnovasyon+2
Meliha Elif Güven
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00