
1,946
Archived Theses
64
DOIs Assigned
3%
DOI Rate
Discipline
Kadın sporcuların sportmenlik yönelimlerinin etik duruşa etkisi
Bu araştırma ile aktif olarak spor yapan kadın sporcuların kişisel etik duruşları ile sportmenlik davranışları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli olup, veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Sporcuların sportmenlik yönelimleri ve etik eğilimlerinin incelendiği çalışmanın örneklem grubu 2017/2018 sezonu Futbol, Voleybol, Basketbol, Hentbol branşlarında kadın Sporcular oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak birinci bölümde kişisel bilgileri sorgulayan ifadelere verilirken ikinci bölümde "Etik Duruş Ölçeği", üçüncü bölümde ise "Çok Yönlü Sportmenlik Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Etik Duruş Ölçeği'nin idealizim ve görecelilik alt boyutlarında inceleme yapılırken, Çok Yönlü Sportmenlik Eğilimleri ölçeğinde sosyal değerlere saygı, spora adanma, kurallara ve görevliye saygı ve rakibe saygı alt boyutları incelenmiştir. Anket formundan elde edilen verilerin analizleri, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır.Demografik bilgilerin belirlenmesinde frekans ve yüzdelik hesaplamalar yapılmıştır. Verilerin analizine geçilmeden önce uygulanacak testi belirlemek için Kolmogorov- Simirnov testi ile verilerin normal bir dağılım gösterip göstermediğine bakılmış ve bu dağılımların normal bir dağılım göstermediği belirlenmiştir. Bu yüzden ikili grup karşılaştırmalar için Non-parametrik test grubunda yer alan Mann-Whitney U testi, çoklu karşılaştırmalar için Kruskal Wallis testi ile verilerin analizi yapılmıştır. Ayrıca, ÇYSÖ ve EDÖ ölçeklerinin alt boyutlarında herhangi bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmamız sonucunda elde ettiğimiz verilere göre; Kadın sporcuların branş değişkeni için yapılan ikili ve üçlü grup karşılaştırmalarında ÇYSÖ ve EDÖ'nin alt boyutlarında anlamlı düzeyde bir fark bulunmuşken, kadın sporcuların öğrenim durumu değişkeni için yapılan ikili ve üçlü grup karşılaştırmalarında ise ÇYSÖ ve EDÖ envanterlerinde anlamlı düzeyde bir fark bulunmamıştır. Spor yılı değişkeni açısından kadın sporcuların ÇYSÖ envanterinde anlamlı bir fark varken, EDÖ envanterinde anlamlı düzeyde bir fark yoktur. Yaş değişkeni açısından kadın sporcuların, ÇYSÖ envanterinde anlamlı düzeyde bir fark varken EDÖ envanterinde anlamlı düzeyde bir fark yoktur. Son olarak, kadın sporcuların ÇYSÖ ile EDÖ ölçeklerinin alt boyutlarında korelasyon analizi sonucunda önemli düzeyde ve pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sportmenlik,Etik DuruĢ,Kadın ,Spor.
Spor eğitimi kurumlarında görev yapan akademik personel ve spor eğitimi gören öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, karma yöntem (nicel ve nitel yöntem) uygulanarak, yükseköğretim düzeyinde spor eğitimi alan öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve bu kurumlarda görev yapan akademik personelin uzaktan eğitime yönelik görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Nicel yöntemde araştırma deseni olarak ilişkisel tarama türü tercih edilmiştir. Nitel yöntemde ise olgubilim (fenomenoloji) araştırmasıyla desenlenmiş ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Spor eğitimi alan öğrencilere (N=1198), Wilkinson ve ark. (2010) tarafından geliştirilen ve Haznedar (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanan, geçerlilik/güvenirlik çalışması yapılmış "E-Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği (EÖYT)" uygulanmıştır. Elde edilen verilerle SPSS 22.0 paket programı kullanılarak, ilk olarak EÖYT ölçeğinin ve alt boyutlarda elde edilen verilerin normallik varsayımını gerçekleştirip gerçekleştirmediğini görmek için normallik testi yapılmış ve sonucunda parametrik ve non-parametrik analizler yapılmıştır. Spor eğitimi kurumlarında görev yapan akademik personelle (N=20) ise yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesi nitel içerik analiz süreçleriyle yürütülmüş ve çıkan durumun modellenmesi ise QSR NVIVO-10 programıyla yapılmıştır. Spor eğitimi alan öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarında; EÖYT ölçeğinde ve e-öğrenmeye Yatkınlık (EÖY) alt boyutunda cinsiyet değişkeninde, E-öğrenmeye Yatkınlık (EÖY) alt boyutunda medeni durum ve öğrencilerin eğitim aldıkları bölüm değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Akademik personelin görüşleri doğrultusunda ise akademik personele e-öğrenmeyle ilgili detaylı bir eğitim verilmesi gerçeği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, akademik personelin ve öğrencilerin e-öğrenmeye yönelik görüşlerine göre spor eğitim kurumların gerekli donanım ve alt yapının yanında, uzaktan eğitimle ilgili detaylı bir eğitim verilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler : Uzaktan Eğitim, Spor Eğitimi, Yükseköğretim, eden Eğitimi ve Spor, Akademik Persone l, Öğrenciler.
Gençlik hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan personelin sporda sürdürülebilirliğe ilişkin tutumlarının belirlenmesi: Ege Bölgesi örneği
Bu araştırmada, Spor Genel Müdürlüğüne bağlı Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlüklerinde görev yapan personelin sporda sürdürülebilirliğe ilişkin tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada "betimsel tarama modeli" kullanılmıştır. Araştırma evrenini Ege Bölgesi Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlüklerinde yönetici, spor uzmanı, antrenör ve sportif eğitim uzmanı olarak görev yapan 400 personel oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu kurumlarda görevli rasgele örnekleme yöntemiyle seçilmiş (Müdür, Şube Müdürü, İlçe Müdürü, Araştırmacı, Spor Uzmanı, Antrenör (Kadrolu, Sözleşmeli, Hizmet Alımı) ve Sportif Eğitim Uzmanı (Kadrolu, Sözleşmeli) 281 çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Koçak (2013) tarafından geliştirilen Sporda Sürdürülebilirlik Ölçeği (SSÖ) kullanılmıştır. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Kolmogorov-Simirnov testi ile analiz edilmiştir. Tüm değişkenlere göre veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testlerle analiz işlemi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 21.00 istatistik paket programı ile değerlendirilmiş ve elde edilen veriler tanımlayıcı (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, minimum ve maksimum değerler) istatistikler ile Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak; çalışmaya katılan personelin SSÖ'nün tamamında ve alt boyutlarında olumlu sürdürülebilirlik tutumuna sahip oldukları tespit edilmiştir. Netice itibari ile yapılan bu araştırmada; taşra teşkilatında kamusal hizmet sunan Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlüklerinde çalışan personelin sporda sürdürülebilirliğe ilişkin farkındalıklarının artması ile ülke genelinde sporun gelişimi, ve bu gelişimin sürdürülebilirliğinin sağlanarak gelecek nesillere sağlam temelli bir yapının bırakılması açısından bir kazanım oluşturacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Spor, Sürdürülebilirlik, Personel, Tutum
Elit masa tenisçilerin ve antrenörlerinin beslenme bilgisi ve alışkanlıklarının belirlenmesi
Bu çalışma beslenmenin, sporcuların hem genel sağlığı üzerindeki etkisinden hem de sportif performansını artıran önemli bir unsur olmasından hareketle, elit masa tenisi sporcularının ve antrenörlerinin, beslenme bilgilerini ölçmek, beslenme alışkanlıklarını tespit etmek ve çeşitli değişkenlere göre farklılaşmasını belirlemek amacıyla yapılmıştır.Tarama modelindeki araştırmada, veri toplama aracı olarak 3 bölümden oluşan beslenme alışkanlıkları ve beslenme bilgilerini ölçmeye yönelik anket, 94 sporcu ve 44 antrenöre uygulanmıştır. Elde edilen verilerden katılımcıların demografik özelliklerine ve beslenme bilgisi ile beslenme alışkanlıkları bölümünde yer alan soruların frekans ve yüzde dağılımlarına bakılmıştır. Ayrıca beslenme bilgisi, beslenme alışkanlıklarına yönelik olarak, sporcu ve antrenör arasında fark olup olmadığını anlamak amacıyla ?iki örnek için bağımsız t testi? uygulanmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerinden belirlenen alt problemler incelendiğinde; Cinsiyet, öğrenim durumu, millik durumu ve düzenli spor yapma özelliklerine göre, anket sorularında yer alan beslenme bilgileri ve beslenme alışkanlıkları arasındaki farklılıkları tespit etmek için Independent Samples Test, Kruskal Wallis Testi ve Anova uygulanmıştır.Sonuç olarak; katılımcıların cinsiyet ve öğrenim değişkenine göre beslenme bilgi ve alışkanlılıklarında anlamlı bir farklılığın olmadığı, ancak antrenör ve sporcuların millilik durumunun beslenme bilgilerini etkilediği görülmektedir. Katılımcıların haftada birden fazla kuru baklagillerle beslenmeyi tercih ederken, sportif aktivite öncesi proteinle karbonhidrat içeren besinleri tercih ettikleri, yağ ve şeker içeren ürünlerden uzak durdukları ve vitamin-mineral ya da protein takviyesine gerek görmedikleri tespit edilmiştir. Araştırma grubunun ayrıca, toparlanma döneminde karbonhidrat açısından zengin yiyeceklerin tüketilmesinin gerekli olduğu ve son öğünün sportif aktivitelerden en az 3 saat önce yenmesi gerektiğini belirttikleri ve beslenmenin sportif başarı üzerinde etkisi olduğuna inandıkları tespit edilmiştir.
Kırsal kesim ile şehir merkezinde yaşayan ortaöğretim öğrencilerinin fiziksel aktivite ve fiziksel uygunluk durumlarının incelenemesi
Bu çalışmada, lise düzeyindeki kırsalda ve şehirde yaşan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi ve düzenli spor yapmayanlar arasında yaşadıkları çevreye göre fiziksel uygunluk seviyelerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. ''Yaşanılan çevrenin fiziksel uygunluk üzerine etkisinin olup olmadığı'' sorusuna yanıt aramak hedeflenmiştir. Çalışmada, Bingöl İlinde 4 lisede toplamda 403 öğrenciye düzenli spor yapıp yapmadıklarıyla ilgili bilgi formu doldurtulup; günlük aktivite düzeylerini belirlemek için FAÖ (Fiziksel Aktivite Ölçeğ); katılımcı bilgi formu neticesinde ikamet ettiği yerde en az 5 yıl ikamet edip de sedanter olan toplamda 64 katılımcıya ETB (Eurofit Test Bataryası) uygulanmıştır. FAÖ değişkenleri ve ETB test verileri, yapılan normallik analiz sonucunda parametrik özellikler taşıyanlara Independent-Samples T Testi; nonparametrik olanlara ise Mann-Whitney U veya Kruskal- Wallis Testleri kullanılmıştır. FAÖ, MET (Metabolik Eşdeğer) skorları yaşa, okula ulaşım şekli, yaşanılan yere, baba-anne eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermezken; cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedir. ETB testlerinde cinsiyete göre anlamlı farklılaşma görülmüşken; yaşanılan yere göre Bükülü Kol Asılma ve Otur Eriş Testlerinde kırsalda yaşayan öğrenciler daha iyi elde ederken diğer testlerde ve VKİ (Vücut Kitle İndeksi) oranları Sonuç olarak araştırmada kırsalda yaşayan öğrencilerin, şehir merkezinde yaşayan öğrencilere göre üst ekstremite kasları dayanıklılığı ve esneklik gibi fiziksel uygunluk unsurları bakımından daha iyi durumda oldukları; Fiziksel aktivite düzeyi olarak aynı oldukları gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Fiziksel Uygunluk, Ortaöğretim, Spor, Öğrenciler
Farklı egzersiz uygulamalarının irisin, ısı şok protein 70 ve bazı biyokimyasal parametrelere etkisinin incelenmesi
Araştırmada sekiz hafta boyunca düzenli olarak uygulanan farklı egzersiz programlarının vücut kompozisyonu, irisin, ısı şok protein 70 ve bazı biyokimyasal parametreler üzerinde ki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya düzenli olarak spor yapmayan, aynı yaş grubunda yer alan 120 erkek üniversite öğrencisi gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar, kontrol (K), direnç egzersiz grubu (DE), yüksek yoğunluklu interval (İE) ve aerobik egzersiz grubu (AE) olmak üzere 4 eşit gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu herhangi bir egzersiz yapmazken, diğer gruplara önceden belirlenmiş olan egzersiz programları 8 hafta boyunca, haftada 3 gün uygulanmıştır. Tüm katılımcılardan egzersiz programları başlamadan önce ve tamamlandıktan sonra dinlenik durumda kan örnekleri alınmış ve vücut kompozisyon (Yağsız vücut ağırlığı (YVA), Vücut kütle indeksi (VKİ), Total vücut sıvısı (TVS) ve Vücut yağ yüzdesi (VYY) analizleri yapılmıştır. Alınan kan örneklerinde, kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliserit, kreatin kinaz (CK), laktat dehidrogenaz (LDH), İrisin ve Isı şok protein 70 (HSP70) sevileri analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizde SPSS paket program kullanılmıştır. Dağılımın normalliği test edildikten sonra, grup içi farklılaşmayı belirlemek için Paired Samples t testi, gruplar arası farklılığı belirlemek için de One Way Anova testi kullanılmış olup, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonucunda; Aerobik egzersiz grubunun ön-son test değerleri arasında vücut ağırlığı, YVA, LDH, kolesterol, HDL, Trigliserit ve HSP 70 seviyelerinde, Yüksek yoğunluklu interval grubunun VYY, YVA, VKİ, CK, LDH, Kolesterol, HDL, Trigliserit, İrisin ve HSP70 seviyelerinde, Direnç egzersiz grubunun ise VYY, YVA, TVS, CK, LDH, Kolesterol, LDL, Trigliserit ve İrisin sevilerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmaların olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda ise VYY, YVA, LDL, Trigliserit, CK, LDH, İrisin ve HSP70 değerleri arasında anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Elde edilen sonuçlara göre; Egzersizin Vücut kompozisyonu ve lipit profilindeki anormaliteleri düzeltebileceği, HSP 70 seviyelerindeki değişikliklerin kas hasarına bağlı olarak değişiklik gösterebileceği, İrisinin egzersize bağlı olarak yükselmesinin yağ metabolizmasını aktive ederek yağsız kütle açısından egzersizin olumlu sonuçlarını destekler nitelikte olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, İrisin, HSP70, Biyokimya, Kas hasarı
Seçili branşlarda faaliyet gösteren lise düzeyi sporcuların sakatlanma nedenlerinin incelenmesi (Diyarbakır örneği)
Bu çalışma Diyarbakır ilinde seçili branşlarda faaliyet gösteren, en az 1 yıl sporcu lisansı bulunan lise düzeyi öğrencilerin tanıtıcı ve spor ile ilgili özelliklerinin sakatlanma sıklıklarıyla ilişkisi ve branşlar arasındaki sakatlanma nedenlerinin belirlenmesini tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ili lise düzeyinde öğrenim gören, en az 1 yıllık sporcu lisansına sahip futsal, basketbol veya voleybol branşlarında spor yapan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise tesadüfi yöntemle seçilmiş okulların basketbol, voleybol veya futsal takımlarından 416 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup, veri toplama işlemi anketle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına ulaşılması için birinci bölümde Tanıtıcı ve Spor Yaşamı ile ilgili Bilgiler Anketi kapsamında yer alan 8 adet soru araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. İkinci bölümde yapılan spor branşlarına göre spor sakatlanmalarının nedenlerinin araştırılması amacıyla Sporda Sakatlanma Nedenleri Anketi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan anket ifadeleri Alkaabi (2015) tarafından hazırlanan yayınlanmış yüksek lisans tez çalışmasından alınmıştır. Ankette yer alan ifadeler 5'li likert tipi ifadelerden oluşmaktadır. Ankette toplamda 27 ifade yer almakta olup, ölçeğin ifadeleri tek tek değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda toplanan veriler IBM SPSS 20 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda toplanan veriler; frekans analizi ile dağılımları gösterilmiştir. Öğrencilerin sakatlanma sayısı ile onların tanıtıcı ve spor ile ilgili özellikleri arasındaki ilişki Kay-kare testi ile incelenmiştir. Öğrencilerin spor branşlarına göre anket ifadelerini değerlendirmeleri sonucunda elde edilen ortalama değerlerinin birbiri ile karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizi uygulamasında gruplar arasındaki varyansın homojenliğine Levene-test istatistiği ile bakılmış homojenliğin sağlandığı durumlarda gruplar arası farklılığın tespiti için post-hoc testlerinden Scheffe testi, homojenliğin sağlanmadığı durumlarda post-hoc testlerinden Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; öğrencilerin sporda sakatlanma oranları cinsiyete, yaşa, boya, kiloya, spor branşına, sporcu olma süresine ve antrenman sıklığına bağlı olarak değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre erkek öğrenciler kız öğrencilerden; yaşça büyük olanların küçük olanlardan; boyu 171 cm den büyük olanların 170 cm'den küçük olanlardan; 66 kg'dan fazla olanların az olanlardan; spor branşı futsal ve basketbol olanların voleybol olanlardan; sporcu olma süresi fazla olanların az olanlardan; antrenman sıklığı haftada 0-4 saat olanların diğerlerinden daha az sakatlanma oranlarına sahip olduğu tespit edilmiştir.
Ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi (Elazığ Mustafa Kemal Ortaokulu örneği)
Araştırmanın örneklemini 2018/2019 öğretim yılında Elazığ ilinde Mustafa Kemal Ortaokulu'nda ki 5.6.7 ve 8. sınıflardan oluşan toplam 449 kişi oluşturmaktadır. Öğrencilere kişisel bilgi formu ve Beden Eğitimi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen bulguların istatistiksel olarak çözümlenmesinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Kişisel bilgilerin homojen dağılıp dağılmadığının tespiti için yapılan normallik analizleri sonucunda Skewness (çarpıklık) ve Kurtosis (basıklık) değerleri -1,500 ve +1,500 arasında olanların normal dağıldığı kabul edilmiş ve bu verilere parametrik analizler uygulanmıştır. İki gruplu değişkenlerin analizlerinde Student Samples t Test uygulanırken, üç ve daha fazla gruplu değişkenler için ANOVA analizleri uygulanmış ve istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmanın olduğu analizlerde farklılaşmanın hangi gruptan kaynaklandığının anlaşılması için Post-Hoc analizlerinden Tukey testi uygulanmıştır. Non-parametrik olan verilerin çözümlenmesinde üç ve daha fazla gruplar için Kruskal-Wallis analizleri uygulanmıştır. Analizlerde istatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Verilerin incelenmesi, ankete katılan deneklerin derse ilişkin tutum ve davranışlarının şekillenmesinde ebeveynlerinin eğitim durumları, meslekleri ve spor alışkanlıklarıyla birlikte kardeş sayısı ve ailenin gelir düzeyi gibi değişkenler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte cinsiyet, sınıflar arası ve yaşlar arası gibi değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunduğu gözlemlenmiştir.
Spor bilimleri alanındaki lisansüstü eğitimde kalite yönetiminin akademik personel ve öğrencilerin görüşlerine göre incelenmesi
Kalite, farklı ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda şekillendirilebilen, bireyin eğitim düzeyine, sosyal statüsüne, kültürel değerlerine ve ekonomik koşullarına bağlı olarak değişebilen öznel bir kavramdır. Hizmet veren kurum ve kuruluşların en büyük amacı, müşteri memnuniyetini sağlamaktır. Bir eğitim kurumunun ürün ve hizmetlerinden yararlanan öğrenciler için kalite çok önemlidir. Türkiye'de yükseköğretim sayısının hızla artmasıyla beraber akademik personel, öğrenci ve çalışma olanaklarıyla ilgili olarak pek çok problemlerin olduğu görülmektedir. Diğer alanlarda olduğu gibi Türkiye'de lisansüstü spor eğitiminde de problemler yaşanmaktadır. Bu problemler, yapısal problemler, nicel olarak yetersizlikler, spor bilimleri eğitiminin farklı enstitülerde verilmesi gibi problemler sayılabilir. Türkiye'de lisansüstü spor eğitiminde tanımlama tam olarak yapılamamış olmasının yanında, bir akademik kalite probleminin olduğu da ortadadır. Bu araştırmada, karma yöntem (nicel ve nitel yöntem) uygulanarak, Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dallarında görev yapan akademik personel ve öğrenim gören lisansüstü öğrencilerin görüşleri doğrultusunda, spor bilimleri alanında enstitülerdeki anabilim dallarında toplam kaliteyi artırmaya yönelik görüşler ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, nicel yöntemde araştırma deseni olarak ilişkisel tarama türü tercih edilmiştir. Nitel yöntemde ise olgu bilim araştırmasıyla desenlenmiş ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma grubunun görüşlerini belirlemek amacıyla, istatistiki verileri elde etmek için Tosun (2012) tarafından geliştirilen, geçerlilik ve güvenirlilik çalışmaları yapılmış olan ölçme aracı kullanılmıştır. Anket formundan elde edilen verilerin analizleri, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma grubunun, kişisel ve mesleki değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak amacıyla frekans ve yüzdelik hesaplamalar yapılmıştır. Bağımsız değişkenlere bağlı farklılaşma düzeyini değerlendirmek için parametrik verilerde "independent sample t-testi" ve "tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" kullanılmıştır. Non-parametrik verilerde ise "Kruscal Wallis Testi" kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık derecesi (alfa (α) yanılma düzeyi) ise p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Lisansüstü eğitimde görev yapan akademik personele ise "görüşme formu" kullanılmıştır. Gerekli dönütler sağlandıktan sonra elde edilen verilerin çözümlenmesi nitel içerik analiz süreçleriyle yürütülmüştür. Verilerin analizi ve çıkan durumun modellenmesi ise QSR NVIVO-10 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, lisansüstü öğrencilerin "yönetim ve idari personel kalitesine" yönelik ifadelere, erkekler, evliler, ders aşamasındaki öğrenciler, yüksek lisans eğitimi alan öğrencilerin enstitüye yönelik memnuniyetlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. "Lisansüstü eğitim kalitesine" yönelik ifadelere erkekler , evliler ve ders aşamasındaki yüksek lisans öğrencilerin memnuniyetlerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. "Akademik personel ve danışmanlık kalitesine" yönelik ifadelere erkekler, evliler, ders aşamasındaki erkekler ve yüksek lisans öğrencilerinin memnuniyetlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. "Lisansüstü Öğrenci Kalitesine" yönelik ifadelere erkekler, bekarlar ve ders aşamasında yüksek lisans yapan öğrenciler memnun olduklarını ifade etmişlerdir. "Fiziksel koşulların kalitesine" yönelik ifadelerde ise bekar öğrenciler, yüksek lisans öğrencileri, ders aşamasındaki lisansüstü öğrenciler enstitüye yönelik memnuniyetleri yüksek düzeyde tespit edilmiştir. Akademik personelin görüşlerine göre enstitü memnuniyetlerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, lisansüstü eğitimin kalitesi ve performansının artırılması için tespit edilen problemler üniversite kurullarında çözümlenmeye çalışılmalıdır. Anahtar Kelimler: Lisansüstü Eğitim, Fakülte, Eğitim, Spor Bilimleri, Kalite.
Taekwondo sporcularının zihinsel dayanıklıklarının incelenmesi
Bu araştırma da kapsamında 2017/2018 sezonu Büyükler kategorisinde Büyükler Türkiye Şampiyonasına katılan taekwondocuların zihinsel dayanıklılık durumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli olup, veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Sporcuların zihinsel dayanıklılık durumlarının incelendiği çalışmanın örneklem grubunu 2017 / 2018 sezonu Büyükler kategorisinde taekwondo branşında müsabakalara katılan sporcular oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak birinci bölümde kişisel bilgileri sorgulayan ifadelere verilirken ikinci bölümde "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri " kullanılmıştır. SZDE' nin ' Güven, Kontrol ve Devamlılık' alt boyutları incelenmiştir. Anket formundan elde edilen verilerin analizleri, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Demografik bilgilerin belirlenmesinde frekans ve yüzdelik hesaplamalar yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak kabul edilmiştir. Araştırmamız sonucunda elde ettiğimiz verilere göre; Yaş, cinsiyet, antrenörle çalışma yılı değişkeni açısından sporcuların SZDE' nin 'Güven, Kontrol, Devamlılık' alt boyutlarında anlamlı bir fark bulunamamışken, katılımcıların öğrenim durumu değişkeni açısından SZDE'nin alt boyutlarından olan "Kontrol" alt boyutunda ve katılımcıların lisans yılı değişkeni açısından SZDE' nin alt boyutlarından olan "Devamlılık" alt boyutunda anlamlı bir fark gözlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak taekwondo sporcularının zihinsel dayanıklılık puan ortalamalarının istenilen düzeyde yüksek bulunmuştur. Sporcuların performansı' nın arttırımında psikolojik düzeyinde önemli olduğunu gösteren çalışmamız, benzer çalışmalarda literatür bilgi olarak yardımcı olacak bir araştırma olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sporcu, Taekwondo, Zihinsel Dayanıklılık.
Düzenli yüzme egzersizlerinin ortaokul öğrencileri üzerinde fiziksel ve algı düzeyindeki etkileri
Bu çalışmada düzenli yüzme egzersizi yapan ortaokul öğrencilerinin fiziksel ve algı düzeylerindeki gelişim farklılıklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 12-13 yaş aralığındaki çocuklarda düzenli yüzme egzersizlerinin bazı fiziksel ve bilişsel parametreler üzerine etkisinin saptanması hedeflenmiştir. Araştırmaya Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokullarda okuyan ve yıldızlar kategorisinde lisanslı yüzücü olan yaş ortalaması 12,46±0,50 (yıl) olan 30 deney grubu, düzenli yüzme veya herhangi bir spor branşı olmayan ve yaş ortalaması 12,40±0,49 (yıl) olan 30 kontrol grubu olmak üzere toplam 60 kişi rastgele metot ile seçilmiştir. Deney grubuna günde iki saat haftada 3 gün toplam on iki hafta boyunca düzenli yüzme egzersizleri yapılmıştır. Antrenmanlar Şanlıurfa Belediyesine ait kapalı yüzme havuzunda gerçekleşmiştir. Her antrenman günü, genel ısınma evresi, özel ısınma evresi ve stil yüzme antrenmanları olmak üzere üç bölümden oluşturulmuştur. Bütün katılımcıların Boy, Vücut Ağırlığı (VA), Vücut Kitle İndeksi (VKİ), Vücut Yağ Yüzdesi (VYY), Dikey Sıçrama (DS), Esneklik, Algı Düzeyi (AD) parametreleri ön test ve son test olarak günün aynı saatinde aynı kişi tarafından ölçülmüştür. Araştırmamızda ölçümlerden elde edilen ham verilerin değerlendirilmesinde SPSS-22 paket programı kullanılmıştır. Deney ve Kontrol grubunun ölçüm ortalamalarının karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T-testi (Independent Sumple T-test) kullanılırken, gruplar içinde ön test ve son test ölçüm ortalamaları arasındaki karşılaştırma için Eşleştirilmiş Örneklem T-testi (Paired Sumple T-test) kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 ve p<0,01 olarak alındı. Çalışma sonucunda deney grubunun Boy, VKİ, Esneklik, DS, AD ön test-son test ölçüm ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar tespit edildi (P<0,05; P<0.001). VA, VYY ölçüm ortalamaları arasında istatistiksel bir farklılık tespit edilmedi (P>0,05). Sonuç olarak, düzenli yüzme egzersizlerinin bazı fiziksel ve bilişsel parametreler üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir. Özellikle gelişim çağındaki çocuklara yüzme egzersizleri yaptırmak bedensel ve zihinsel gelişimlerine destek olabilir. Anahtar Kelimeler; Yüzme, Fiziksel, Motorik, Algı Düzeyi, Ortaokul
Egzersiz uygulanan ratlarda l-karnitin takviyesinin kaslarda bazı anabolik ve katabolik sinyal yolakları üzerine etkisi
Egzersiz uygulanan ratlarda, L-karnitinin kasda bazı anabolik ve katabolik sinyal yolakları üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma materyalini, 6 grupta (Kontrol, L-karnitin, Egzersiz, Egzersiz + L-karnitin, Akut Egzersiz ve Akut Egzersiz + L-karnitin) 7 adet olmak üzere toplam 42 adet 8 haftalık yaşta erkek Wistar albino ırkı rat kullanıldı. Ratlar başlangıçta 10 m/dk hızla koşmaya başlatıldı ve kontrollü artışlarla 2 haftalık alışma süresinin sonunda 30 m/dk, %0 eğim, 30 dakika koşu protokolü uygulandı. Ratlar, diyetle L-karnitin uygulanmaya başladıktan sonra 6 hafta boyunca haftada 5 gün olmak üzere koşu testine tabi tutuldu ve son gün akut egzersiz (ratlar yoruluncaya kadar koşu bandında koşması) protokolü uygulandı. Veriler gruplar arasındaki farklılıkları ortaya koymak için SAS paket programında bulunan PROC GLM prosedürü kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel anlamlılık P<0.05 olarak kabul edildi. Sonuç olarak, egzersiz uygulanan ratlarda, L-karnitin tüketimi, kas anabolik (mTOR ve MyoD) ve katabolik (FOXO1, MuRF1 ve Myostatin) sinyal yolaklarını regüle ederek olumlu etki göstermiştir. Bu yolakların pozitif etkilenmesi sonucu, hayvanlarda egzersiz performansının ve kas gelişiminin iyileşbileceği düşünülmektedir. Bunun için de daha detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Türkiye Tenis Federasyonunun 12. bölge sporcularının tenise başlama nedenleri ve beklentilerinin araştırılması
Bu çalışmada, Türkiye Tenis federasyonunun 12. Bölgesinde bulunan 11 ilde tenis sporu ile uğraşanların tenis sporunu seçme sebeplerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada Türkiye Tenis federasyonunun 12. Bölgesinde bulunan 11 ilde 2015-2017 yılları arasında, bu illerde tenis sporunu yapan 350 sporcuya anket çalışması uygulanmıştır. Ölçeklerde elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 17 istatistiksel paket programından yararlanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler kullanılarak frekans, yüzde ve aritmetik ortalama dağılımları hesaplanmıştır. Farklılık tespitinde, Anova ve t testi kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda tenis sporuna yönelmenin en önemli nedenleri arasında; öğrencileri ailenin teşvik etmesi, kitle iletişim araçlarının etkisi, arkadaş grubunun etkisi, yaşanılan çevredeki sportif etkinlikler ve tenis sporuna olan ilgi, hareket etme ihtiyacı ve sağlık sayılmaktadır. Tenis sporundan beklentiler; iyi bir fiziki görünüme sahip olmak, stres atmak, rahatlamak, serbest zaman aktivitesi, oyun oynamak, eğlenmek, performansı arttırmak, öğrencilerde yeni bir çevre edinmek ve statü kazanmak olarak sıralanmıştır. Ayrıca tenis sporu ile uğraşanların gelir düzeyinin orta ve üst gelir grubu olduğu görülmüştür Tenis sporuna başlamadaki tesislerin fiziksel yeterliliği, uzman eğiticinin olması, basın ve yayın organlarında insanların daha fazla izleme imkânının sağlama, başarılı sporcuların sponsorluklar ile desteklenmesi, ebeveynlerden bir kişinin tenis sporu ile ilgilenmelerinin ve gelir durumlarının da artırılmasının olumlu etkisi olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tenis, Spor, Federasyon, Beklenti
2012 Londra Olimpiyat Oyunları Bayanlar Voleybol Avrupa Kıta Elemeleri final etabı müsabaklarında bazı fiziksel ve teknik değişkenlerin başarı ile ilişkisi
2012 LONDRA OLİMPİYAT OYUNLARI BAYANLAR VOLEYBOL AVRUPA KITA ELEMELERİ FİNAL ETABI MÜSABAKALARINDA BAZI FİZİKSEL VE TEKNİK DEĞİŞKENLERİN BAŞARI İLE İLİŞKİSİBu çalışmada, 2012 Londra Olimpiyat Oyunları Bayanlar Voleybol Avrupa Kıta Elemeleri Final Etabı Müsabakaları'nda mücadele eden 8 takımın (Türkiye, Polonya, Almanya, Rusya, Bulgaristan, Hollanda, Sırbistan Hırvatistan) başarısına etki eden fiziksel ve teknik değişkenlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır.Takımların Londra Olimpiyat Oyunları Bayanlar Voleybol Avrupa Kıta Elemeleri Final Etabı Müsabakaları'nda oynadıkları 15 karşılaşmanın müsabaka analizi raporları, Türkiye Voleybol Federasyonu'ndan (T.V.F.) alınmıştır. Takımların yaş, boy, vücut ağırlığı, hücum yüksekliği ve blok yüksekliği gibi değerleri Avrupa Voleybol Konfederasyonu'nun (C.E.V.) resmi internet sitesinden elde edilmiştir. Yaş, boy, vücut ağırlığı, hücum ve blok yüksekliği değerleri `'Microsoft Excel'' programında ortalamaları alınarak grafik haline getirilmiştir. `'Data Volley 2007 Professional 3.4.0'' programında, müsabaka anında elde edilen değerlerle oluşturulan müsabaka analiz raporlarındaki veriler kullanılarak her değişken için takımlara ait ortalamalar bulunmuştur. Bulunan bu ortalamaların `'SPSS 16`' programında `'Spearman's rho'' testi uygulanarak başarı ve birbirleri ile olan ilişkilerine bakılmıştır. Araştırmada hata payı p<0,05 ve p<0,01 olarak kabul edilmiştir.Başarı ile ilişkisine bakılan 25 değişkenden; takımların break-point ortalamaları (r=-,929**) ile başarı arasında negatif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bunun yanında, takımların servis sayı ortalamaları (r= ,810*), savunmadan çıkan topları sayıya çevirme (transation) oranları (r= ,810*) ve mükemmel servis karşılama oranları (r= ,881*) ile başarı arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir.Sonuç olarak takımların fiziksel özellikleri ile başarı arasında anlamlı herhangi bir ilişki olmadığı görülmüştür. Ayrıca mükemmel servis karşılamanın, break-pointin, servisten sayı kazanmanın ve savunmadan çıkan topları sayıya çevirmenin (transation) voleybolda müsabaka kazanmada doğrudan etkili olduğu saptanmıştır. Değişkenlerin birbirleriyle olan anlamlı ilişkilerinin de müsabaka kazanmada doğrudan olmasa bile dolaylı olarak etkili diğer bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.Anahtar Kelimeler: Voleybol, olimpiyat elemeleri, müsabaka analizi.
Ortaokullarda görev yapan yöneticilerin pozitif yönetim yaklaşımlarının öğrenci başarısına etkisi
1. ÖZET Pozitif psikoloji, insan yaşamını güzelleştirmeyi ve ona anlam kazandırmayı, yeteneklerini geliştirmeyi, insanların güçlü ve olumlu özelliklerini vurgulamayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Kişisel olarak, insanların olumlu özellikleri incelenir. Bunlar; beğenme, cesaret, toplumsal ilişkiler, estetik duyarlılık, sebat, affetme, özgünlük, ileri görüşlü, maneviyat ve doğal yetenek gibi konulardır. Pozitif yönetim dikkatimizi olumsuzluktan olumluya, olumludan daha olumluya ve yapıcılığa yönlendirmektir. Olumlu yönetim yaklaşımını benimseyen bir yönetici, gereksiz gelgitlerle uğraşmak yerine sorunun çözümüyle ilgilenir. Pozitif Yönetim, bir insanın her durumunda olayların olumlu tarafına bakmalıdır. Sorunları değil nedenleri çözebileceğimizi anlamalıdır. Bu araştırmada, öğretmenlerin algı ve kanaatlerinden yola çıkarak, ortaokullarındaki pozitif yönetim anlayışının okul başarısı üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla yapılan ilişki arayıcı betimsel tarama modelidir. Bu araştırmanın evrenini, 2017 – 2018 eğitim – öğretim yılında Diyarbakır, Elazığ, Siirt, Adıyaman, Van ili sınırları içerisinde bulunan ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise aynı bölge ve eğitim döneminde görev yapan toplam 327 öğretmen oluşturmaktadır. Anketin uygulanması neticesinde elde edilen veriler SPSS 22.0 for Windows paket programında analiz edilmiştir. Pozitif yönetim yaklaşımı anlayışı ile okul başarısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, basit regresyon Analizi uygulanmıştır. Deneklerin ifadelere verdikleri yanıtlar 0.05 anlamlılık düzeylerine göre değerlendirilmiştir. Araştırma grubunun, kişisel ve mesleki değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak amacıyla frekans ve yüzdelik hesaplamalar yapılmıştır. Pozitif yönetim puanı ile başarı puanları arasına regresyon ve boyutlar arası istatistikler korelasyon analizi yapılmıştır ve p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin; yeteneklilik, pozitif düşünmelerin, sabırlı olmaları, özgüvenli olmaları, problem çözme. Öğrencilerin bireysel özelliklerinin bilinmesi, öğrencileri güvenmesi, Okuldaki adil yönetim anlayışı öğrencilere karşı affedici ve hoşgörülü, öğrencilerin başarılarını takdir etmeleri, gelecekten umutlu, üretken, gelişime açık, sosyal sorumluluk bilincine sahip olmaları okulun başarısı artırmada anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, pozitif yönetim anlayışını benimseyerek okulu yöneten okul yöneticilerinin bulunduğu okullardaki okul kazandırma oranının daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimler: Pozitif Düşünce, Pozitif Yönetim, Pozitif İklim, Okul Başarısı, Yönetici
Beden eğitimi öğretmenlerinin bağımlılık yapıcı maddeleri kullanım yaygınlığı v bağımlılık yapıcı maddelere yönelik tutumlarının incelenmesi (Mardin il örneği)
Bu araştırmanın amacı; beden eğitimi öğretmenlerinin bağımlılık yapıcı maddeleri kullanım yaygınlığını, bağımlılık yapıcı maddelere ve bağımlılık yapıcı maddeleri kullanan bireylere yönelik tutumlarını, cinsiyet, yaş, ekonomik durumları, anne-baba eğitim durumu, bağımlılık yapıcı maddeleri bilme ve deneme gibi değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 yılı eğitim/öğretim döneminde Mardin ilinde aktif olarak görev yapan 412 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden rastgele seçim yapılarak survey (tarama) modelinden betimsel araştırma yöntemi kullanılarak belirlenen 218 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek için 'Kişisel Bilgi Formu', bağımlılık yapıcı maddelere yönelik tutumlarını belirlemek için ise Tansel (2006) tarafından geçerliliği ve güvenirliliği sağlanan likert tipi 'Bağımlılık Yapıcı Maddelere Yönelik Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 21.0 paket programı kullanılarak bilgisayara aktarılmıştır. Sonuçlara aritmetik ortalama, sıra ortalaması frekans ve yüzde olarak bulunmuş ve parametrik verilerin analizde student t, Anova, farklılık kaynağı analizinde (HSD-Tukey), parametrik olmayan Kruskal Wallis testi kullanılarak sonuçlara gidilmiştir. Örneklem gurubunun öğretmen oluşundan dolayı birçok bağımlı değişkenden anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Araştırmanın bulgularına göre, öğretmenlerin bağımlılık yapıcı madde kullanan bireylere yönelik tutumlarında, bağımlılık yapıcı maddelerin kullanıldığı ortamlarında bulunma, ailede bağımlılık yapıcı madde kullanan bireyin olması durumu ve anne eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklara rastlanılmıştır. Yaş, cinsiyet, gelir durumu, çalışma yılı değişkenleri anlamlı bir farklığa rastlanılmamıştır. Yapılan bu araştırma eğitim ve öğretimin en önemli unsurlarından biri olan beden eğitimi öğretmenlerinin bağımlılık yapıcı madde kullanımının tespiti, bu maddelere ve bu maddeleri kullanan bireylere karşı tutumlarının belirlenmesi önemli bir kazanım oluşturacağı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi Öğretmeni, Madde Bağımlılık, Tutum.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait spor tesislerinin yeterlilik düzeyinin araştırılması (Güneydoğu Anadolu bölgesi örneği)
Araştırmanın konusu " Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne Ait Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeyinin Araştırılması" dır. Araştırmanın amacı; Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait spor tesislerinin nicelik ve nitelik açısından mevcut durumu tespit edilerek, sportif faaliyetlerin uygulandığı birimlerde yer alan spor tesislerinin kullanım alanları ile yeterlilik ve kapasite düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini; Türkiye' deki Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerine ait spor tesisleri olup örneklemini ise; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait spor tesisleri olarak belirlenmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki spor tesislerinin nitelik ve nicelik açısından yeterlilik düzeyinin belirlenmek istendiği bu araştırmada 2 bölümden oluşan veri toplama aracı kullanılmıştır. Birinci bölümde Spor Tesislerinin nitelik ve nicelik olarak mevcut durumları ile ilgili bilgi toplamak amacıyla oluşturulan "Veri Toplama Formu"nun yanı sıra ikinci bölümde 2011 yılında Nacar E. tarafından Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeylerinin Belirlenmesine yönelik geliştirilen 25 sorudan oluşan anketin 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Sonuç olarak; Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerine ait spor tesislerinin nitelik ve nicelik açısından yetersiz olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca müdür ve müdür yardımcıları "spor tesislerinin yetersizliğinin, siyasi iktidarların spor tesislerine gereken önemi vermediğinden" kaynaklanmadığını düşünürken, antrenör ve sporcular ise; siyasi iktidarların gereken önemi vermediğinden kaynaklandığını görüşlerine yer vermiştir.
Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin empatik eğilimlerinin sporda tercih ettikleri liderlik davranışlarıyla karşılaştırılmasıa
Uzun yıllardan beridir toplumları belirli hedefler etrafında toplayan ve başarıya götüren kişiler olarak ortaya çıkan kişilere "Lider" denilmeye başlanmıştır. Başarının elde edilmesinde "Liderlik" kavramı toplumların odak noktası haline gelmiştir. Liderlik kavramını etkileyen özellikler üzerinde durulmuş, bu özelliklerin kuramlar haline getirilmesi ile farklı görüşler ve lider tiplerinin çeşitleri ortaya konmuştur. Empati kavramı ise günümüzde, psikiyatri ve psikolojide, sık bir şekilde adı geçen önemli bir olgudur. Liderlik için empati çok önemli bir kavramdır. Empatinin liderliğin önemli bir bileşeni olmasında, takım çalışmalarının yaygınlaşması, hızla gelişen globalleşme akımı, yetenekli bireylere duyulan ihtiyacın artışı gibi nedenleri bulunmaktadır. Çalışmamızın konusu Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin empatik eğilimleri ile sporda tercih edilen liderlik davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Çalışmamızın örneklemini Antrenörlük bölümünden 100, Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümünden 100, Yöneticilik bölümünden 100 ve Rekreasyon bölümünden 100 olmak üzere toplamda 400 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmamızda veri toplama aracı olarak Dökmen 'in 1988 yılında hazırladığı, Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ve Chelladurai ve Saleh'in 1980'de hazırladığı, Tiryaki'nin 2000 yılında güvenirlilik çalışması yapıp uyarladığı, Spor için Liderlik Ölçeğinin (SLÖ) tercih edilen lider davranışı formu kullanılmıştır. Araştırmamızda, var olan durumun ortaya çıkarılmasını amaçlayan betimsel ve ilişkisel taramaya dönük bir yöntem uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizinde, değişkenlerin durumuna bağlı olarak bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpım korelasyon tekniği kullanılmıştır. Varyans analizinin sonucuna göre farkın anlamlı çıktığı değişkenlerde farklılığın kaynağının belirlenmesi amacıyla Tukey testi yapılmıştır. Empatik eğilim puanları ile tercih edilen liderlik davranışlarının alt boyutları arasındaki ilişkinin cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf, branş, spor geçmişi ve kaptanlık yapmış olma değişkenlerine göre değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonucunda; öğrencilerin empatik eğilim puanları ile tercih edilen lider davranışı alt boyutlarından olan demokratik davranış, eğitim öğretim ve otokratik davranış alt boyutları arasında anlamlı düzeyde bir ilişkiye rastlanmıştır. Pozitif geribildirim ve sosyal destek alt boyutları ile empatik eğilim puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Spor, Eğitim, Liderlik, Empati
Beden eğitimi öğretmenlerinin beden eğitimi öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının ölçülmesi/Muş ili örneği
Bu çalışmanın amacı Muş Milli Eğitim Müdürlüğünde görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin, beden eğitimi öğretmenliği (BEÖ) mesleği hakkındaki görüşlerini ve öğretmenlik tutumlarının ne düzeyde olduğunu belirleyerek bu olgular arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın evrenini 2017-2018 yılı içerisinde Muş ilinde görev yapan beden eğitimi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise; gönüllülük esas alınarak tesadüfü yolla seçilen Muş Milli Eğitim Müdürlüğü'nde görev yapan 181 beden eğitimi öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada ortaya konulan ve öngörülen modelin analiz ve testi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın Parametrik olması nedeniyle Anova Analizi ve T-Testi uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; özellikle öğretmenliğin ilk ve son yıllarında mesleki kaygıların çok olduğu görüldü. Öğretmenliği 7-10 yıllık döneminde öğretmenlerin sevgi düzeyinin en yüksek kaygı düzeylerinin en düşük seviyede olduğu görüldü. Öğretmenlerin gelir düzeyinin öğretmen tutumlarında etkili olduğu hem sevgi hem de kaygı boyutunu etkilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Öğretmenlik, Öğretim, Beden Eğitimi, Tutum, Mesleki Sevgi, Mesleki Kaygı.
Türkiye'de spor kulüplerinin taraftarlar üzerinde oluşturdukları imajın değerlendirilmesi
Bu araştırma 2018-2019 sezonu Türkiye Spor Toto Süper Ligde mücadele eden spor kulüplerinin taraftarları üzerinde oluşturdukları kulüp imajının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda spor kulüplerinin kurumsal imaj kavramının revize edilmesi, kulüp taraftarlarının bilincini arttırmak ve kulüp imajının getireceği yararları veya oluşması muhtemel olumsuzlukları incelemek ve problemleri tespit ederek çözüm önerileri geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini; Türkiye Spor Toto Süper Lig'de 2018/2019 sezonu mücadele eden 18 takımın taraftar grubu üyeliği, paso Lig üyeliği ve TV maç üyeliği bulunan 12.354.781taraftarları oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini belirlemek amacıyla P=0.3, Q= 0.7 ve örnekleme hatası olarak d=0.05 kabulü altında gerekli hesaplamalar tarafımızdan yapılmış ve örnekleme sayısı 323 olarak tespit edilmiştir. Çalışmaya çevrim içi olarak 350 kişi katılmış ve gerekli incelemeler sonucunda 325 kişinin yaptığı anket dikkate alınmıştır. Araştırmada "Çevrimiçi Anket Tekniği" uygulanmıştır. Kulüp İmajı Ölçeği (KİMJÖ) kullanılmıştır. Araştırmada ortaya konulan ve öngörülen modelin analiz ve testi için SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi p <0.05 olarak kabul edilmiştir. Cinsiyet değişkenine bağlı olarak yapılan çalışmada (KİMJÖ) anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Fakat Erkekler kadınlara göre taraftarı oldukları takıma daha fazla duygusal hisler beslemektedirler. Yaş değişkenine bağlı olarak yapılan çalışmada (KİMJÖ) anlamlı farklılaşma görülmemiştir. Yıllar geçtikçe takımının daha iyi oynadığına inancın arttığı görülmüştür. İkametgâh yeri değişkenine bağlı olarak köyde yaşayan taraftarların, Büyükşehirde yaşayan taraflara göre takım imajlarının yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim durumu değişkenine bağlı olarak Yüksek lisans mezunu taraftarların takım imajlarının düşük olduğu görülmüştür. Taraftar grubu üyeliği, Passolig üyeliği veya Tv Maç üyeliği olan taraftarların yapılan çalışmada (KİMJÖ) ortalamaları yükselttiği görülmüştür. Sonuç olarak; Taraftarların taraftarı oldukları kulüplerle özdeşleştikleri görülmüştür. Yönetimsel sorunların yaşandığını düşündükleri görülmüştür. Anahtar sözcükler: Kulüp, Taraftar, İmaj, Kurumsal İmaj.
Orta öğretim okullarında öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları ile çoklu zekâ alanlarının incelenmesi
ORTA ÖĞRETİM OKULLARINDA ÖĞRENİM GÖREN ÖĞRENCİLERİN BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSİNE YÖNELİK TUTUMLARI İLE ÇOKLU ZEKA ALANLARININ İNCELENMESİERASLAN, MeriçDoktora, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Anabilim DalıTez Danışmanı: Prof. Dr. A. Azmi YETİMHaziran?2012Bu çalışmanın amacı; ortaöğretim okullarında öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları ile çoklu zeka alanlarının incelenmesidir.Araştırma grubunu; Ankara il merkezine bağlı 9 ilçe ve her ilçeden 2 orta öğretim okulu alınmış olup toplam 18 orta öğretim okulunun 9. 10. 11 ve 12. sınıflarında okuyan 4393'ü erkek, 2711'i kız, toplam 7104 öğrenci oluşturmaktadır.İlk olarak araştırmanın amacına ilişkin mevcut bilgiler, literatürün taranmasıyla sistematik bir şekilde verilmiştir. Böylece konu hakkında teorik bir çerçeve oluşturulmuştur. İkinci olarak araştırmanın amacına ulaşmak için, Demirhan ve Altay (2001) tarafından geliştirilmiş Beden Eğitimi ve Spor Tutum Ölçeği, Saban (2001) tarafından geliştirilen ?Çoklu Zekâ Alanları Envanteri? kullanılmıştır.Verilerin çözüm ve Yorumlanmasında, araştırma verilerinin normal dağılım özelliği taşıyıp taşımadıkları tek örneklem Kolmogorov-Smirnov Testi ile tespit edilmiş dağılımların normal dağılıma uygun olmadığı saptanmış ve daha sonra Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi, Regresyon Analizi kullanılarak anlamlılık P<0,05 alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında SPSS (Statistical package for social sciences) paket programı kullanılmıştır.Bu çalışmanın sonucunda; cinsiyet, sınıf, anne ve baba eğitim düzeyi, ve anne ve baba meslek düzeyi değişkenine göre ortaöğretim öğrencilerinin Beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum düzeyleri ve çoklu zeka alanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur ayrıca ortaöğretim öğrencilerinin tutum düzeyleri yükseldikçe çoklu zeka alanları yükselmektedir.Anahtar kelimeler: Ortaöğretim, Öğrenci, Beden Eğitimi, Tutum, Çoklu Zekâ
Denge antrenmanlarının kara pentatloncularda fırlatmada isabetlilik oranına ve denge ve koordinasyona üzerine etkisi
Çalışmamızda Askeri Pentatlon sporu ile uğraşan 20 sporcu deney grubu ile düzenli spor yapan ve Eğitim Öğretim yılı Beden Eğitimi ve Spor dersi sınav konularından olan bomba atma branşından sorumlu olan 20 öğrenci kontrol grubu katılmıştır. Deney grubunun yaş ortalaması 22,50 ± 3,81; kontrol grubunun yaş ortalaması ise 20,10 ± 1,71'dir. Deney grubuna haftalık antrenman programlarının yanı sıra haftada 3 gün, 8 haftalık denge ve haftada 2 defa bomba isabet atış antrenmanı uygulanmıştır. Kontrol grubu ise sadece haftada 2 defa bomba atma eğitimi almışlardır.Grupların çalışmalar öncesi, Biyoelektriksel Empedans Yöntemi ile vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, vücut yağ yüzdeleri kayıt edilmiştir. Ayrıca uygulanan çalışmalar öncesi ve sonrası deneklerin sağ-sol pençe kuvveti, bel kuvveti, bacak kuvveti, Olimpik bomba ile 20 ve 25 metrelik hedeflere isabet skorları ve analizi, Biodeks Balance System SD ile Dinamik denge ölçüm ve testlerine tabi tutulmuşlardır.Yapılan ölçümlerde elde edilen verilerin tüm istatistiksel analizleri Windows altında çalışan SPSS 16,0 istatistiksel paket programında yapılmıştır. Her iki grubun verilerinin birbirinden anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediğini ve ilgilenilen değişken bakımından evrende benzer dağılımlara sahip olup olmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi ve İlişkili iki ölçüm setine ait fark puanlar arasındaki farkın anlamlılığını test etmek amacıyla Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılır.İstatistiksel analizler sonucu, Mann Whitney U testine göre deney ve kontrol gruplarının sağ pençe, bel ve bacak kuvvetleri, 20 ve 25 metre isabet atış puanları değerleri (p<0,01) düzeyinde, çift ayak dinamik denge OSI değerlerinde (p<0,05) anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Wilcoxon işaretli sıralar testine göre ise; sağ pençe, sol pençe, bel ve bacak kuvvetleri ölçümleri, Çift Bacak, Dominant ve Nondominant Bacak ve İsabet Atışı Pozisyonu Overall Stability İndeks (OSI) denge değerleri 20 ve 25 metre isabet puanları arasında (p<0,01) düzeyinde anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştirDeney ve kontrol gruplarında çalışma sonucu elde edilen gelişim yüzdeleri değerlendirildiğinde ise özellikle deney grubu çift ayak dinamik denge değerlerinin gelişimi % 38,08; kontrol grubununki % 7,50; deney grubu nondominant bacak dinamik denge değerlerinin gelişimi % 42,99; kontrol grubununki % 7,61; deney grubu dominant bacak dinamik denge değerlerinin gelişimi 41,07; kontrol grubununki % 10,26; deney grubu isabet atışı pozisyonu dinamik denge değerlerinin gelişimi % 34,04; kontrol grubununki % 12,10; deney grubu 20 metre hedef atışları değerlerinin gelişimi % 38,77; kontrol grubununki % 29,82; deney grubu 25 metre hedef atışları değerlerinin gelişimi % 32,40; kontrol grubununki % 13,25 olarak tespit edilmiştir.Çalışmanın sonucunda denge antrenmanlarının Kara (Askeri) Pentatloncularda denge yetisinin üzerine, bomba atma isabet skorları üzerine ve özellikle atış gruplarındaki dağılımın istikrarlı ve düzenli olmasına olumlu katkılar sağladığı bulunmuştur.
Fiziksel aktivite için park ve rekreasyon alanlarına gelen kullanıcıların mekân seçimini ve aktiviteye katılımını etkileyen faktörler
Bu araştırmanın amacı, fiziksel aktivite amaçlı park ve rekreasyon alanlarına gelen kullanıcıların mekân seçimini ve aktiviteye katılımlarını etkileyen faktörleri incelemektir.Araştırmanın evrenini Ankara ilinde yaşayan 16 yaş üzerindeki park ve rekreasyon alanı kullanıcıları oluşturmuştur. Evren seçimi ve dolayısı ile örneklem seçim yöntemi, amaca yönelik (purposive sampling) yöntemdir. Bu evrenden, araştırmaya gönüllü olarak 603 kişi katılmıştır. 603 kişiden elde edilen veriler incelendiğinde, bazı katılımcıların cevaplarının `'geçersiz'' olduğu saptanmış ve araştırmanın örneklemi 412 katılımcıdan oluşmuştur (16-63 yaş (x= 26.80, ss= 7.609), % 59.5 (245)'i erkek, % 40.5 (167)'si kadın).Veri toplama aracı olarak; Türkiye'ye uyarlamaları bu araştırma kapsamında yapılan ve geçerliği güvenirliği ispatlanmış olan FAMDÖ kullanılmıştır. 2 alt boyut (fiziksel aktivite mekânı seçimi, fiziksel aktiviteye katılımı engelleyen unsurlar) ve 33 maddeden oluşan FAMDÖ, 5'li Likert tipinde olup, katılımcıların park ve rekreasyon alanlarını fiziksel aktivite mekânı olarak seçmeye iten unsurları ve bu mekânlarda fiziksel aktiviteye katılımı engelleyen unsurları ölçmektedir. Verilerin analizi için betimleyici istatistik ve tek değişkenli varyans analizi (ANOVA) ve ilişkisiz örneklemler T-Tesi (Independent Samples T-Test) yöntemi kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre, park ve rekreasyon alanlarında fiziksel aktivitelere katılmama nedenleri kullanıcıların cinsiyet, eğitim düzeyi ve sigara kullanım durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ancak, fiziksel aktivite amaçlı park ve rekreasyon alanlarına gelen kişilerin mekân seçimlerinde cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, beden kitle indeksi ve sigara kullanımı bir farklılık yaratmamaktadır. Araştırma kapsamında ele alınan bağımsız değişkenler bağlamında, park ve rekreasyon alanlarını fiziksel aktivite mekânı olarak seçmeye iten unsurlar belirlenip bu mekânda fiziksel aktiviteye katılımı engelleyen unsurları en aza indirgeyebilecek uygulamalar yerel yöneticilere önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Mekân seçimi, Park, Rekreasyon, Fiziksel aktivite
Amatör liglerde oynayan 14-17 yaş futbolcuların özgüven düzeylerinin incelenmesi (Hatay ili örneği)
Araştırmanın amacı, amatör liglerde oynayan 14-17 yaş futbolcuların özgüven düzeylerini farklı değişkenler bazında incelemektir. Bu doğrultuda tarama modelindeki araştırmada veri toplama aracı olarak Akın (2007) tarafından geliştirilen 33 maddelik öz-güven ölçeği gönüllü katılımcılara uygulanmıştır. Ölçek; içsel özgüven ve dışsal özgüven olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde istatistikî yöntem olarak frekans, yüzde dağılımları, ikili gruplar için Independent Samples t testi, çoklu gruplar için (Pearson Correlation testi) OneWay-ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; iç ve dış özgüven, toplam özgüven açısından lisanslı sporcu olanlar ile olmayanlar arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Lisanlı sporcu olanların tüm boyutlarda daha yüksek değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. Spor yaşı ile dış özgüven arasında anlamlı ilişki bulunurken (r=.133, p<0.05), spor yaşı ile iç özgüven ve toplam özgüven arasında anlamlı ilişki bulanamamıştır (p<0.05). Sonuç olarak, amatör liglerde oynayan 14-17 yaş futbolcuların özgüven düzeyleri, pek çok değişkenden etkilenebilmektedir. Araştırmada, futbol oynayan bireylerin, futbol oynamayan bireylere göre özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin öğretmeye yönelik hedef yönelimleriyle öğretim yaklaşımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin, öğretmeye yönelik hedef yönelimleri ve öğretim yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, betimsel araştırma (tarama) yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem grup ise Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan 279 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Elde edilen veriler, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, standart sapma, ortalama, independent t-testi, one-way ANOVA, ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerin anlamlılık seviyesi ise p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmeye yönelik hedef yönelimleri ile öğretim yaklaşımlarına göre erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre yönelim ve yaklaşımlarının daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. Hedef yönelimi ölçeği ve alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda, ölçekle alt boyutları arasında orta düzeyde ve pozitif ilişki tespit edilmiştir. Öğretim yaklaşımları envanteri ve alt boyutları arasında, yüksek düzeyde ve pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmeye yönelik hedef yönelimi ölçeği ile öğretim yaklaşımları envanteri arasındaki korelasyon analizi sonucunda ise orta düzeyde ve pozitif bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Dersleri, Öğretmenler, Öğretim YaklaĢımları, Öğretmeye Yönelik Hedef Yönelimi.
Amatör ve profesyonel futbolcuların siber mağduriyetleri ve farkındalıklarının incelenmesi
İnsanların büyük ilgi duyduğu spor alanlarından biri olan futbolu oynayan amatör veya profesyonel futbolcular da siber zorbalığa maruz kalan mağdurlar arasındadır. Buradan hareketle çalışmamızda çeşitli değişkenlere göre, amatör ve profesyonel futbolcuların siber mağduriyetleri ve farkındalıklarına ilişkin tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında amatör ve profesyonel futbolcuların siber mağduriyetleri ve farkındalıklarına ilişkin tutumlar incelenip detaylı olarak araştırılmıştır. Çalışmanın evreni Elazığ ili'ndeki amatör ve profesyonel futbol kulüplerinde oynayan futbolculardan (n:450) oluşmaktadır. Bu futbolculardan rasgele yöntemle seçilen 334 futbolcu araştırma kapsamına alınmıştır ve örneklem oluşturulmuştur. Anket formları 10 sorudan oluşan kişisel bilgi formu ve 14 maddelik "Siber Duyarlılık Ölçeği" ile "24 maddelik "Siber Mağduriyet Ölçeği" formlarıdır. Tanrıkulu ve arkadaşlarının geliştirdikleri 14 maddelik "Siber Duyarlılık Ölçeği" ile yine Tanrıkulu ve arkadaşları tarafından geliştirilen 24 maddelik "Siber Mağduriyet Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. İlk olarak toplanan verilerin güvenirliliği tespit edilmek amacıyla Cronbach alpha testi uygulanmıştır. Analiz kapsamında frekans ve yüzde dağılımları ve futbolculara ilişkin bazı bağımsız değişkenlere göre (cinsiyetiniz, yaşınız, medeni durumunuz vb.) farklılığının tespitinde tek yönlü varyans analizi (Anova) ile t- testi uygulanmıştır. Sonuç olarak; Medeni durum, meslek, klasman grubunun futbola başlama yaşının, internet kullanma amaçlarının, Siber (Sanal) Zorbalığa İlişkin Duyarlılıklarında bir etkisi görülmemiştir. 21-25 yaş aralığındaki futbolcuların Siber (Sanal) Zorbalığa İlişkin Duyarlılıklarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Futbolcuların Sanal mağduriyetlerinde ise; Bekar, öğrenci, 16-20 yaş, orta öğretim, 7-9 saat internet kullanan ve amatör ligde futbol oynayan futbolcuların sanal mağduriyetlerin daha fazla olduğu görülmüştür. Sonuç olarak değişkenler incelendiğinde bu grubun internete girme olanakların daha fazla olduğu ve daha fazla internet kullandıklarından dolayı sanal mağduriyet yaşadıkları düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Futbol, siber zorbalık, siber zorbalık mağduriyet
Öğretim ilke ve yöntemi dersini alan beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının öz yeterliliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği eğitimi alan öğrencilerin Öğretim İlke ve Yöntemleri dersine yönelik öz yeterlilikleri ve bu derse yönelik planlama uygulama, açıklama, öğrenim-öğretim bilgisi ilişkisinde bu dersin etkisini tespit etmektir. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 yıllarında belirlenen illerdeki üniversitelerde (Fırat Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi) Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencileri ile formasyon eğitimi almış antrenörlük, yöneticilik ve rekreasyon bölümü okuyan 730 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemini ise kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemiyle belirlenmiş 630 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Öğretim İlke Ve Yöntemleri (ÖİY) Dersi Öz Yeterlilikleri Ölçeği" ile kişisel bilgi formundan oluşan anket formu kullanılmıştır. İkili gruplarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi, gruplar arasındaki farklılıklarda ve çoklu karşılaştırmalarda "ANOVA" testi kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizinde ortaya çıkan anlamlı farklılığın hangi gruplar lehine olduğunu anlamak için Tukey Testi uygulanmıştır. Yorumlar tablolar ile desteklenmiştir. Yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma kapsamında, cinsiyet değişkenin bütün alt boyutlarda anlamlı bir etkisi olmadığı sonucu çıkmıştır. Öğretim İlke Ve Yöntemleri (ÖİY) dersini alanların, Öğretim İlke Ve Yöntemleri (ÖİY) dersi almayan öğrencilere göre temel kavramlar bilgisi alt boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmasa da Problem geliştirme süreci, Öğrenme öğretme yaklaşımı bilgisi, ÖİY uygulama ve açıklama bilgisi ve planlama bilgisi alt boyutlarında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Buda seçilmiş üniversitelerde ÖİY dersini alan öğretmen adaylarının bu dersi almayanlara göre pratik ve teorik anlamda daha üst seviyede oldukları ve öz yeterlilikleri yeterli bir seviyede olduğunu, beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencilerin Öğretim İlke Ve Yöntemi dersi öğretimi anlamında yeterli olarak algılamaktadırlar. 24 yaş ve üzeri olan öğrencilerin, problem geliştirme süreci bilgisi, öğrenme öğretme yaklaşımı bilgisi 18-23 yaş arası olan öğrencilerden yüksek çıksa da, açıklama ve uygulama bilgisi alt boyutlarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Okuduğu bölüm değişkenine göre bütün alt boyutlarda Öğretmenlik ve Yöneticilik bölümleri arasında pozitif anlamda bir anlamlı farklılık görülmüştür. Bu ortalamanın yüksek çıkmasındaki sebep olarak öğretmenlik bölümü öğrencilere verilen eğitim programlarında daha çok öğretim programının yer alması olabilir. Anahtar Kelimler: Beden Eğitimi, Öğretim İlke ve Yöntemleri, Öz Yeterlilik
Ampute futbol ve tekerlekli sandalye basketbol sporcularının kişilik özellikleri ve karar verme stillerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada; Şanlıurfa, Malatya ve Gaziantep illerindeki ampute futbol ve tekerlekli sandalye basketbol sporuyla ilgilenen sporcuların kişilik özellikleri ve karar verme stillerinin bazı değişkenlere (Engel sebepleri, engel yaşı, kişinin; konuşkan olması, karamsar hüzünlü olması, içine kapanık olması, dikkatli karar vermesi, kaçıngan karar vermesi, erteleyici karar vermesi, panik karar vermesi) göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 40 ampute futbol, 40 tekerlekli sandalye basketbol ve 30 spor yapmayan sedanter (110) bireye ulaşıldı. Araştırma grubunu 2018-2019 sezonunda Şanlıurfa, Malatya ve Gaziantep illerinde bulunan 5 ampute futbol ve 7 tekerlekli sandalye basketbol takımlarında (Süper lig, 1.lig, 2.lig ve bölgesel lig) oynayan ve bu takımlardaki toplam sporcu sayısının % 70'ine tekabül eden ortalama 80 erkek sporcu ve 30 bedensel engelli sedanter erkek bireye anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında bireylere geçerlilik ve güvenirliği onaylanmış olan Melborne Karar Verme ve Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler kapsamında verilerin normallik dağılımı için Shapiro – Wilk ve Kolmogorow-Smirnov normallik testleri kullanılırken bağımsız gruplar arası farklılıklar da tek yönlü varyans analizi (One- Way- ANOVA- LSD, Bonferroni, Post Hoc Tests) ve bağımsız örneklem t-testi (Independent Samples T- Test) yapıldı. Sonuç olarak; ampute futbol, tekerlekli sandalye basketbol ve sedanter bedensel engelli bireylerin kişilik özelliklerinin ve karar verme stillerinin çeşitli demografik değişkenlere ve spor yapma durumu ile birlikte ilgili spor branşının lig seviyesine göre anlamlı bir şekilde farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimler: Ampute Futbol, Tekerlekli Sandalye Basketbol,
Beden eğitim ve spor öğretmenleri ile farklı branşlarda görev yapan öğretmenlerin teknolojik kullanım tutumlarının araştırılması
Bu araştırma hayatımızın her alanında bizi etkileyen ve giderek hayatımızda kapladığı alanı artan bilgi ve iletişim teknolojilerinin, farklı yeterlilik alanlarına sahip branş öğretmenlerinin bu teknolojilere yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma grubunu Muş ilinde görev yapan beden eğitimi, sınıf, matematik, coğrafya ve bilişim teknolojileri ve yazılım branş öğretmenlerinden çalışmaya gönüllü olarak katılan 938 öğretmenden oluşturmaktadır. İlgili branş öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanma düzeylerini belirlemek amacıyla Günbatar (2014) tarafından geliştirilen, "Bilgi ve İletişim Teknolojileri Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistiksel uygulamalar ile independent t-testi, one-way Anova, kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmelerin anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin tutumlarının pozitif olduğu ve bilgi ve iletişim teknolojilerinin tüm boyutlarında bir eğiliminin olduğu tespit edilmiştir. Bilişim ve teknoloji öğretmenliği branşının alan gereği yüksek değerlere sahip çıktığı analiz sonuçlarında beden eğitimi öğretmenliğinin sınıf ve coğrafya öğretmenliği branşından sanal ortam boyutunda daha düşük ortalamaya sahipken bilgisayar donanımı boyutunda bilişim teknolojileri branşından sonra ikinci branş olmuştur. Beden eğitimi bölümü alt boyutların tamamında matematik boyutundan daha fazla eğilim göstermiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi ve iletişim alt boyutlarından genel bit eğilimi ve bilgisayar donanımı boyutlarında diğer branşlara göre en iyi ortalama değeri aldığı görülmüştür. Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik tutumlarının olduğu ve bilgisayar donanım ve parçaları ile ilgili anlamlı ilişkinin olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularına göre beden eğitimi öğretmenlerinin BİT ile ilgili tutumlarının olumlu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca beden eğitimi branşının okul içindeki serbest zaman faaliyetlerinin fazla olmasının ve ders yükünün fazla olmaması BİT ile ilgili olumlu tutum geliştirmesinde etkili olduğu düşünülmektedir.
Kadın sporcularda imgelemenin sportif güven üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Elazığ ilinde elit seviyede spor yapan kadın sporcularda imgelemenin sportif güven üzerine etkisinin incelenmesi, imgelemenin etki düzeyinin ve çeşitli değişkenlerde farklılaşmanın olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın evreni; Elazığ ilinde elit seviyede spor faaliyetlerini yürüten 280 kadın sporcudan oluşmaktadır. Örneklemi Elazığ ilinde elit seviyede faaliyet gösteren bazı kulüpler ile gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü kulübüne bağlı çeşitli branşlardaki kadın sporculardan oluşmaktadır. Çalışma 2017-2018 eğitim öğretim yılında 198 kadın sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgileri kapsayan sorular, Sporda İmgeleme Envanteri Ölçeği ve Sürekli Sportif Kendine Güven Ölçeği (SSKGÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Araştırma bulgularımızda kadın sporcuların imgeleme ve sportif kendine güven düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. İmgeleme alt boyutlarında, kadın sporcuların hem yaş ve eğitim düzeylerinde hem de sportif güven ile yaş faktörü arasında anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Ayrıca imgelemenin sportif güven ile orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişkisinin olduğu ve imgelemede oluşacak herhangi bir değişikliğin sportif güven puan ortalamalarını %46,0 oranında etkileyeceği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak kadın sporcuların yaş ve eğitim düzeyleri yükseldikçe imgeleme ve sportif güvenlerinin azaldığı yaş ve eğitim faktöründe imgeleme ve sportif güven üzerinde ters orantının olduğu görülmüştür. Literatürde imgelemenin sportif güven üzerindeki etkisi yönüyle ilgili çalışmaların olmaması ve incelediğimiz demografik bilgiler yönüyle de farklı çalışmalara rastlanılmaması çalışmamızın önem arz eden bir çalışma olmasını sağlamaktadır.
Kronik egzersiz uygulanan ratlarda krom pikolinatın karaciğer metabolizması üzerine etkisi
Bu çalışmada, kronik egzersiz uygulanan ratlarda, krom pikolinatın (CrPik) serum glukoz, AST, ALT ve bilirubin seviyeleri ile karaciğer glikojen, laktat, glukoz-6-fosfat dehidrojenaz, IRS-1, PPAR-γ ve SIRT-1 ekspresyon düzeyleri üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırma materyalini, 28 erkek Wistar albino rat (8 haftalık) oluşturdu ve ratlar dört gruba ayrıldı: 1) Kontrol, 2) Krom Pikolinat, 3) Kronik Egzersiz, 4)Kronik Egzersiz+Krom pikolinat. Ratlar, 6 hafta boyunca 400 μg elemental Cr/kg diyet ile beslendirilmiştir. Ratlara, 6 hafta boyunca haftada 5 gün günde 30 dakikadan oluşan koşu bandı egzersiz programı yaptırılmıştır. Veriler, gruplar arasındaki farklılıkları ortaya koymak için SAS paket programında bulunan PROC GLM prosedür'ü kullanılarak analiz edildi. P <0.05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Kronik egzersiz uygulanan ve krom pikolinat verilen ratlarda, serum glukoz ve karaciğer glikojen düzeylerinin düştüğü tespit edildi (P<0.05). Ancak, serum alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST) ve bilurubin düzeyleri üzerine etkilerinin olmadığı belirlendi (P>0.05), Karaciğer laktat düzeyleri kronik egzersizde artarken, krom pikolinat takviyesiyle düştü (P<0.05). Kronik egzersiz ve krom pikolinat verilen ratlarda karaciğer G6PD, IRS-1, PPAR-γ ve SIRT-1 düzeylerinde artış görüldü (P<0.05). Bu proteinlerin en yüksek düzeyleri, kronik egzersiz ve krom pikolinatın birlikte uygulandığı grupta tespit edildi. Sonuç olarak, kronik egzersiz ve krom pikolinat sinerjik bir etki göstererek G6PD, IRS-1, PPAR-γ ve SIRT-1 karaciğer ekspresyon düzeylerini artırabilmektedir. Bu da karaciğer metabolizması üzerine olumlu etkilerle ilişkilendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, Krom Pikolinat, SIRT-1, Glukoz-6-fosfat dehidrojenaz, Glukokinaz
Belediyelere ait gençlik merkezlerinde etkinliklere katılan bireylerin serbest zaman doyum düzeyleri, memnuniyet ve beklenti düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye de Yerel Yönetimlere bağlı Gençlik Merkezlerinde Etkinliklere Katılan Üyelerin serbest zaman doyum düzeyleri ile memnuniyet ve beklenti düzeyleri arasındaki ilişkinin farklı değişkenler tarafından incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Çalışmada araştırmacı tarafından geliştirilen, geçerlilik ve güvenirlilik sınaması yapılan Gençlik Merkezi Memnuniyet Ölçeği "GMMÖ" ,Gençlik Merkezi Beklenti Ölçeği "GMBÖ" ölçeği ve Beard ve Raghed (1980) tarafından geliştirilen Gökçe ve Orhan (2011) tarafından Türkçe' ye uyarlanarak, geçerlilik ve güvenirliliği yapılan Serbest Zaman Doyum Ölçeği "SZDÖ" ölçeği kullanılmıştır. Ölçek, 2017-2018 yılları arasında 7 büyükşehir, 5 şehir ve 8 merkez ilçe belediyelerine ait toplam 78 Gençlik Merkezlerinde 898'i erkek,1155'i kadın olmak üzere 2053 kişiye uygulanmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizi SPSS 25 ve AMOS 18 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bir nicel ve bir kategorik değişken arasında yapılacak ikili karşılaştırmalarda verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile sınanmış olup Mann-Whitney U testi ile Kruskal-Wallis-H testi kullanılmıştır. Ayrıca anlamlı farklara ait grup içi ikili karşılaştırmalar yine Mann-Whitney U testi ile yapılmıştır. İki nicel değişken arasında yapılan karşılaştırmalarda ise veriler normal dağılıma uygunluk göstermediği için Spearman korelasyonu kullanılmıştır. Sonuç olarak, etkinliklerin eğitim durumundan erkeklerin kadınlara göre (2,11) etkinliklerin yeterliliği bakımından ise kadınların erkeklere oranla daha fazla memnun oldukları (2,01) erkeklerin kadın katılımcılara göre kendilerini fizyolojik olarak daha iyi hissettikleri (3,50) ve estetik yönünden daha iyi durumda oldukları (3,75) belirlenmiştir. 25 yaş ve üzerinde olan ve etkinliklere katılanların bu etkinliklerin yeterliliği konusunda daha memnun durumda oldukları (2,01) yaşları 21-28 yaş arasında olan katılımcıların serbest zaman doyum düzeyleri diğer yaş gruplarına oranla daha yüksektir(3,87-3,83). Ayrıca gelir durumu arttıkça etkinliklerin yeterliliğinden memnun olma düzeylerinde artış olduğu, gelir durumu yüksek olan bireylerin psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettikleri (3,52) görülmüştür. Anahtar kelimeler; Gençlik Merkezleri, Serbest Zaman, Beklenti, Memnuniyet, Belediye
Üniversite öğrencilerinin duygu düzenleme güçlüğü ile spor ilişkisinin araştırılması
Bu araştırmada Üniversite Öğrencilerinin Duygu Düzenleme Güçlüğü ile Spor İlişkisinin Araştırılmasının çeşitli değişkenler açısından farklılaşacağı (yaş, cinsiyet, fakülte, spor yapma durumu, gelir düzeyi ) temel hipotezi ve spor yapan öğrencilerin duygu düzenleme güçlüğü daha azdır alt hipotezinden yola çıkarak üniversite öğrencilerinin duygu düzenleme güçlüğünün spor ile ilişkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Üniversite Öğrencilerinin Duygu Düzenleme Güçlüğü ile Spor İlişkisinin Araştırılması' na yönelik veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyo demografik Bilgi Formu; yaş, cinsiyet, fakülte, spor yapma durumu, aile gelir düzeyi gibi değişkenlerden oluşturulmuştur. Daha önceden geçerlilik-güvenilirliği yapılmış Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeğinde toplam 36 madde bulunmaktadır ve puanlaması 1 ile 5 arasında yapılmaktadır. Ölçeğin "Farkındalık, Açıklık, Kabul Etmeme, Strateji, Dürtü ve Amaç" olmak üzere 6 alt boyutu bulunmaktadır. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı ise , 94 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini Fırat Üniversitesi öğrencilerinden oluşan 41224 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise; kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiş (n=(n=(N.𝑡𝑠𝑑,𝛼2.p.q)/((𝛼2.(𝑁−1)+(𝑡𝑠𝑑,𝛼2.𝑝.𝑞))) ve en yüksek güç için yeterli denek sayısının en az 381 olduğu tespit edilmiştir (d=0,05, α=0,05, p=0,5). Sonuç olarak; Fırat Üniversitesi'ndeki öğrencilerin duygu düzenleme güçlüğü ile spor arasındaki ilişki araştırıldığında yaş ve aile gelir durumlarında farklılaşma istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmemiştir. Cinsiyet, fakülte ve haftada kaç gün spor yapıyorsunuz durumlarında farklılaşma istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin spor yaptıkça duygu düzenleme güçlüğü çekmediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Duygu, Duygu Düzenleme, Üniversite, Üniversite Öğrencileri, Spor
Bireysel ve takım sporcularının tepkisellik ve sportmenlik davranışlarının incelenmesi (Elazığ ili örneği)
Bu araştırmada bireysel ve Takım Sporcularının Tepkisellik ve Sportmenlik Davranışlarının İncelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2018–2019 sezonu Elazığ İlinde yer alan bireysel ve takım sporları ile ilgilenen sporcular yer alırken örneklemini ise bireysel ve takım sporları ile ilgilenen lisanslı sporcular arasından tesadüfi yöntemle seçilmiş 381 sporcu birey oluşturmuştur. Araştırmada bireysel ve takım sporcularının empati düzeyleri Davis tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Engeler tarafından yapılan Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ve Fair Play anlayışları ise Vallerand ve ark.tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Balçıkanlı tarafından yapılan Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında SPSS 24 paket programı kullanılıp elde edilen verilerin yorumlanmasında demografik bilgiler için frekans ve yüzde, normallik analizi sonuçlarına göre parametrik olan testlerden, ikili karşılaştırmalar için t-testi ve çoklu karşılaştırmalar için ise anova testi uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin % 52.2 sinin erkek, % 74.5 inin lisans düzeyinde bir eğitim seviyesine sahip olduğu, % 45.4 ünün 18-22 yaş aralığında, % 48.0 inin 1-5 yıllık bir spor geçmişinde ve % 52.0 sinin ise takım sporlarıyla uğraştığı görülmüştür. Sonuç olarak çalışmaya katılan bireylerin cinsiyet değişkenine göre bayanların sosyal normlara uyum noktasında daha baskın oldukları, bireysel sporlar ile uğraşan bireylerin daha çok empati yaptıkları, yüksek lisans eğitim seviyesine sahip sporcuların rakibe saygı noktasında daha dikkatli oldukları tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Bireysel Sporlar, Takım Sporları, Empati, Sportmenlik
Bireyleri doğa yürüyüşlerine katılıma motive eden nedenlerin belirlenmesi: Ankara örneği
Bu çalışmanın amacı, bireylerin doğa yürüyüşlerine katılımını motive eden nedenlerin belirlenmesidir. Çalışmaya, Ankara ilinde bulunan, gönüllü spor birlikleri bünyesinde doğa yürüyüşlerine katılan 164 erkek ve 138 kadın olmak üzere toplam 302 doğa yürüyüşçüsü gönüllü olarak katılmıştır.DYKMÖ'nin bireyleri doğa yürüyüşlerine katılımı motive edecek nedenleri içeren 46 maddeden (1) sosyal, (2) sağlık, (3) eğitim, (4) zaman ve (5) gözlem olmak üzere 5 alt boyuttan oluşmaktadır. DYKMÖ'nde katılımcılardan doğa yürüyüşlerine katılmalarında etken olabileceği düşünülen nedenlerin önem derecesini ?Kesinlikle Katılıyorum (1)? ve ?Kesinlikle Katılmıyorum (5)? şeklinde 5'li Likert tipi ölçek üzerinde değerlendirmeleri istenmiştir.DYKMÖ'nin geçerliliğini test etmek için Temel Bileşenler (Principle Component) faktör analizi yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğini test etmek için hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı ,70 ?gözlem? ile ,87 eğitim arasındadır. Araştırmada kullanılan anketin 5 alt boyutunda doğa yürüyüşlerine katılan bireylerin cinsiyetlerine ve medeni hallerine göre farklılığı test etmek için yapılan t-test analizi sonuçlarına göre, anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.ANOVA sonuçlarına göre, yaş, ekonomik durum, sahip olduğu boş zaman süresi ve doğa yürüyüşlerine katılım sıklığı değişkenlerinde anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Yine ANOVA sonuçlarına göre, yetiştiği çevre değişkeninde anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir.Sonuç olarak, bireyleri doğa yürüyüşlerine katılıma motive ettiği kabul edilen sosyal, eğitim, zaman ve gözlem alt boyutlarının, bireyleri doğa yürüyüşlerine katılıma motive eden faktörler olarak yer aldıkları söylenebilir.
Fırat Üniversitesindeki kadın akademisyenlerin spora yönelik tutumlarının araştırılması
Elazığ Fırat Üniversitesinde görev yapan Kadın Akademisyenlerin Spora Yönelik Tutumlarının çeşitli değişkenler açısından (yaş, medeni durum, unvan, gelir durumu, aktif olarak spor yapma durumu) farklılık göstereceği temel hipotezinden yola çıkılarak yapılan çalışma Fırat Üniversitesinde görev yapan 620 kadın akademisyenden 343'ünü kapsamaktadır. Araştırma ile ilgili veriler literatür taraması ve amaca yönelik spora yönelik tutum ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; 25 maddelik beşli likert tipi ve geçerlilik güvenirliği yapılan "spora yönelik tutum ölçeği" ile araştırmacılar tarafından oluşturulan altı maddelik "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Kadın akademisyenlerin spora yönelik tutum ölçeğinde spora ilgi duyma boyutunda 12 madde, sporla yaşama boyutunda 7 madde ve aktif spor yapma boyutunda 6 madde olmak üzere 3 boyut altında 25 madde yer almıştır. Araştırmaya katılan deneklerin verdiği cevaplar doğrultusunda öncelikle güvenirlilik çalışması yapılmıştır. Güvenlik hesaplama aşaması faktör analizi yapılarak son halini alan tutum ölçeğinin Cronbach-alfa iç tutarlılık kat sayısı hesaplanmıştır. Bu çalışmanın güvenirlilik değeri 0,90 olduğundan verilerin güvenirliliği oldukça yüksektir. Araştırmada yüzde, frekans dağılım tablolarıyla birlikte, normallik dağılım sınaması sonucuna göre; ikili karşılaştırmalar için t-testi, çoklu gruplar için tek yönlü varyans analizi (Anova), gruplar arası farklılıkların belirlenmesinde ise TUKEY testi uygulanan tablolar ışığında genellemeler yapılarak çalışma önerileri ile sonuçlandırılmıştır. Araştırma verileri SPSS 22.00 istatistik programı ile yapılmış ve sonuçlar p<0,05 önem düzeyinde anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Fırat Üniversitesindeki kadın akademisyenlerin spora yönelik tutumları araştırıldığında yaş, medeni durum, unvan ve aktif spor yapma durumlarındaki farklılaşma istatistiki açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Gelir durumu değişkeni açısından bakıldığında ise spora ilgi duyma ve sporla yaşama alt boyutunda farklılaşmanın olduğu ancak aktif spor yapma alt boyutunda bir farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan kadın akademisyenlerin spor yaptıkça spora yönelik tutumlarının da arttığı görülmektedir.
On iki haftalık pliometrik antrenman programının 14-16 yaş grubu bayan futbolcuların bazı fiziksel ve fizyolojik parametreleri üzerine etkisi
ÖZETOn iki haftalık pliometrik antrenman programının 14-16 yaş grubu bayan futbolcuların bazı fiziksel ve fizyolojik parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Çalışmaya 15 deney, 20 kontrol grubu olmak üzere toplam 35 futbolcu gönüllü olarak katılmıştır.Deney grubuna on iki hafta haftada iki gün pliometrik egzersiz ve teknik antrenman, kontrol grubuna ise haftada iki gün sadece teknik antrenman uygulanmıştır. Deneklerin egzersiz programı öncesi ve sonrası boy, vücut ağırlığı, istirahat kalp atım sayısı, vücut kompozisyonu, aerobik güç, anaerobik güç, esneklik, 30 m sürat, yatay sıçrama, bacakkuvveti, sırt kuvveti, durarak sağlık topunu çift elle öne atma, durarak sağlık topunu tek elle (sağ ve sol) itme, mekik, şınav, altıgen engel ve zig-zag testi ölçümleri yapıldı.Deneklerin ön ve son test değerlerinin karşılaştırılmasında PairedSamples t - testi ile yapılmış, gruplararası karşılaştırmada ise İndependentSamples t testi uygulanmıştır. Sonuçların 0.05 0.01 önem seviyesinde olup olmadığına bakılmıştır.Çalışma sonucunda deney grubunun ön ve son testleri karşılaştırıldığında İ.K.A.S. vücut yoğunluğu, vücut yağ yüzdesi, vücut yağ ağırlığı, bacak ve sırt kuvveti, mekik koşu (max VO2), yatay ve dikey sıçrama, anaerobik güç, mekik ve şınav testi, 30 m sürat, altıgen, zigzag, durarak sağlık topunu çift ve tek elle atma, esneklik değerlerinde anlamlı düzeyde gelişme görülmüştür (p0,01, p0,05).Gruplararası değerlendirme deney ve kontrol grubu son test değerlerinde İ.K.A.S. mekik testi, sırt kuvveti, yatay sıçrama, durarak sağlık topunu çift ve tek elle atma, anaerobik güç değerlerinde anlamlı artış elde edilmiştir (p?0,01, p0,05).Sonuç olarak, on iki hafta süre ile uygulanan pliometrik antrenmanın, vücut kompozisyonu, sürat, kuvvet, sıçrama yeteneği ve anaerobik güç üzerine performans açısından olumlu etkisi olduğu söylenebilir.Anahtar kelimeler; pliometrik, futbol, antrenman.
Obez sıçanlarda konjuge linoleik asit desteği ile birlikte uzun dönem egzersizin serum irisin ve glukoz metabolizması üzerine etkisi
Bu çalışma; yüksek yağlı diyet ile obezite oluşturulan sıçanlarda konjuge linoleik asit desteği ile birlikte uzun dönem egzersizin serum irisin ve glukoz homostazı üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla; sekiz haftalık -Sprague-Dawley cinsi, toplam 28 adet erkek sıçan çalışmaya dâhil edilerek rastgele dört gruba ayrılmıştır. Bütün gruplar diyetle obez yapılmıştır. Günlük diyet ile beslenmeye devam eden ve herhangi bir takviye yapılmadan sekiz hafta boyunca bekleyen kontrol grubu grubu (n=7); sekiz hafta boyunca beş gün koşu bandında 20 m/dk/ hız ile treadmill egzersizi yaptırılan egzersiz grubu (n=7); günlük diyet beslenmeye ek olarak sekiz hafta boyunca günde tek doz gavaj yöntemiyle (1 ml/gün) konjuge linoleik asit verilen takviye grubu (n=7); diyet beslenmeye ek olarak sekiz hafta boyunca gavaj yolu ile tek doz (1 ml/gün) konjuge linoleik asit verilen ve sekiz hafta süresince 20 dk/gün treadmill egzersizi yaptırılan takviye+egzersiz grubu (n=7) olarak ayrılmıştır. iki hafta boyunca uyum egzersizleri ile birlikte toplam 10 hafta süren çalışmaların sonunda sıçanların dekapitasyonları ile kan örnekleri alınmıştır. Alınan kan örneklerinde, İrisin analizi ELISA yöntemi ile kit prosedürüne göre hazırlanarak çalışılmıştır. Kan lipitlerinden Trigliserid, Kolesterol, HDL, LDL, İnsülin, Glukoz ve HOMA-IR seviyeleri ise otoanalizörde spektrofotometrik yöntemle çalışılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdikleri için parametrik testlerden olan one way anova testi kullanılmış gruplar arası farklılığı ölçmek için Tukey testi yapılmıştır. Sonuç olarak sekiz hafta boyunca haftada 5 gün 20 dk uygulanan treadmill egzersizinin, glukoz metabolizmasında ve düzenlenmesinde etkin rolü olduğu; konjuge linoleik asit tek başına egzersiz olmadan kullanılmasının rakamsal olarak olumlu yönde etkilediği ama istatistiksel olarak anlamlılık olmadığı tespit edilmiş olup egzersiz ile birlikte konjuge linoleik takviyesinin İrisin ve glukoz metabolizması üzerinde olumlu farklılıklar tespit edilmiştir.
Sıçanlarda enerji içeceği uygulaması ile treadmill egzersizinin angptl8, elabela, serbest radikaller, antioksidanlar ve lipit metabolizması üzerine etkisi
Çalışmamızda; sıçanlarda enerji içeceği takviyesi ile treadmill egzersizinin, serbest radikaller, antioksidanlar, Angtpl8, Elabela ve lipit metabolizması üzerine olan etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla; dört haftalık ortalama 101,96±9,75 gram ağırlığında Wistar-Albino cinsi, toplam 28 adet erkek sıçan çalışmaya dâhil edilmiştir. Çalışma öncesinde sıçanlar; hiçbir uygulamanın yapılmadığı kontrol grubu (n=7); dört hafta boyunca beş gün koşu bandında 30 dakika 45 cm/sn ile treadmill egzersizi yaptırılan egzersiz grubu (n=7); dört hafta boyunca günde tek doz gavaj yöntemiyle (3,57 ml/kg/gün) enerji içeceği verilen takviye grubu (n=7); dört hafta boyunca gavaj yolu ile tek doz (3,57 ml/kg/gün) enerji içeceği verilen ve dört hafta süresince 30 dk/gün treadmill egzersizi yaptırılan takviye+egzersiz grubu (n=7) olarak rastgele dört gruba ayrılmıştır. Çalışmanın sonunda sıçanlar dekapite edilerek kan örnekleri alındı. Alınan kan örneklerinde Angptl8, Ghrelin, Leptin, İrisin, Sod, Cat, Tbars, Tos, Taos analizleri ELISA yöntemi ile çalışılmıştır. Kan lipitlerinden Trigliserit, Kolesterol, HDL ve LDL seviyeleri ise otoanalizörde spektrofotometrik yöntemle çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Veriler normal dağılım göstermedikleri için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda; Tbars (pg/mL), LDL (mg/dL), İrisin (pg/ml), Angptl8 (pg/ml) ve Elabela (ng/L) değerlerinde egzersiz grubu lehine; SOD (ng/L) ve HDL (mg/dL), değerlerinde takviye+egzersiz grubu lehine; Kolesterol (mg/dL) seviyelerinde ise takviye grubu lehine istatsitiksel açıdan anlamlılık bulunmuştur (p<0,05). Leptin, Ghrelin ve Cat seviyelerinde gruplar arasında değişimler olmasına rağmen istatistiksel açıdan anlamlılık (p>0,05) tespit edilmemiştir. Sonuç olarak uygulanan treadmill egzersizinin, lipit metabolizmasında ve düzenlenmesinde, peptit hormon ve reseptörlerinin uyarılmasında önemli olduğu; enerji içeceklerinin tek başına egzersiz veya fiziksel aktivite olmadan kullanılmasının yağ depolarını artırdığı, önemli organ ve dokularda ki yağlanmanın artarak vücutta tehdit oluşturduğu söylenebilir.
Yeni kamu yönetimi anlayışının spor yönetimine uygulanabilirliğinin spor yöneticileri açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; spor yöneticilerinin Yeni Kamu Yönetimi anlayışının spor yönetimine uygulanabilirliği hakkındaki düşüncelerini belirlemektir.Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini GSGM `den zincir örnekleme yöntemiyle seçilen 4 genel sekreter, 3 federasyon başkanı, 1 daire başkanı ve 1 genel müdür yardımcısı olmak üzere toplam 9 kişi oluşturmuştur.Görüşmeciler ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda yüz yüze görüşmeler yapılmış ve görüşmelerden elde edilen veriler ses kayıt cihazı ile kaydedilip elektronik ortama aktarılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır.Araştırmanın veri toplama aracı olarak personelin demografik bilgilerini ve Yeni Kamu Yönetimi anlayışının spor yönetimine uygulanabilirliğine ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik 5 sorudan oluşan bir görüşme formu kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre görüşmecilerin genel olarak, yeni kamu yönetimi anlayışının spor yönetimine uyulanabilirliği konusunda olumlu düşünmedikleri ortaya çıkmıştır. Çoğunluğun aksine yeni kamu yönetimi anlayışının spor yönetimine uygulanabilirliği konusunda olumlu düşünen görüşmeciler de bulunmaktadır.Sonuç olarak; görüşmecilerin çoğunluğu Yeni Kamu Yönetimi düşüncesinin spor yönetimine uygulanamayacağını düşündükleri belirlenmiştir. Fakat bazı görüşmecilerin ise, var olan sistemin elverdiği ölçüde ve spor yönetimimize katkı sağlayacaksa yeni kamu yönetimi anlayışının spor yönetimine uygulanması gerektiğini düşündükleri belirlenmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersinde karşılaştıkları problemlere yönelik ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışma, sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi derslerinde karşılaştıkları problemleri değişkenlerine göre belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Tokat ilindeki ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersi uygulamalarında karşılaştıkları problemlere yönelik 6'sı demografik maddeler olmak üzere toplam 44 maddelik taslak bir ölçek oluşturulmuştur.Uzmanlara verilen 44 maddelik ölçeğin her bir maddesi için kapsam geçerlilik oranları bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamsız bulunan maddeler elimine edildikten sonra geriye kalan 22 maddenin kapsam geçerlilik oranlarının ortalaması alınarak kapsam geçerlilik indeksi 0.78 olarak bulunmuştur. Ölçeği oluşturan maddeler için 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Tokat İl Milli Eğitim Müdürlüğünden alınan izinle ölçekler uygulanıp, toplanmış ve çözümleme aşamasında SPSS programından yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için 0.05 anlamlılık düzeyi seçilmiştir.Sonuç olarak bu araştırmada; sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi dersleri ile ilgili uygulama, fiziksel şartlar, formasyon boyutları ve önemseme açısından bazı mesleki problemlerinin olduğu tespit edilmiştir. Okullardaki beden eğitimi dersi ile ilgili tesis, araç ve gereçlerin yetersiz ve eksik olması, sınıf öğretmenlerin beden eğitimi dersi ile ilgili bilgi ve formasyon yeterliliklerinin dersin işlenmesi ve verimliliği açısından sorun yaratması, bu durumlardan kaynaklanan uygulama ve önemseme problemleri tespit edilen bazı sorunlar arasında olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenliği, ilköğretim, beden eğitimi, Faktör Analizi, öğretmen
Metabolik sendrom oluşturulan ratlarda aerobik ve anaerobik egzersizlerin betatrofin ve kartonektin düzeylerine etkisi
Çalışmanın amacı; fruktoz içerikli bir diyetle beslenerek metabolik sendrom oluşturulan ratlara uygulanan aerobik ve anaerobik egzersizin yağ dokudan salgılanan betatrofin ve kartonektin düzeyleri üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmada toplamda 28 Wistar Albino cinsi erkek rat kullanıldı. Ratlar her kafeste 7 hayvan olacak şekilde 4 gruba ayrıldı. Egzersiz grubunda olan ratlara aerobik ve anaerobik egzersizler 6 hafta boyunca haftada 3 gün olacak şekilde Treadmill egzersiz cihazı ile uygulandı. Egzersiz uygulamasının bitiminde hayvanların tamamından kan örnekleri dekapitasyonla sabah 09:00-10:00 saatleri arasında gerekli analizlerde kullanılmak üzere aprotininli tüplere alındı. Kan örnekleri 3500 d'de 10 dk. santrifüj edildikten sonra elde edilen serum örnekleri çalışma gününe kadar -80 C, muhafaza edildi. Serum örneklerinde, betatrofin (ANGPTL-8) ve kartonektin (CTRP-3) ELISA metodu ile ölçüldü. Bunula birlikte serum örneklerinde total Kolesterol, Glukoz, Trigliserit, HDL, LDL, VLDL ve ürik asit tayinleri Fırat Üniversitesi Hastanesi Merkezi Laboratuvarında çalışıldı. Sonuç olarak; metabolik sendromlu ratlara uygulanan aerobik ve anaerobik egzersiz tiplerinin ikisinin de metabolik sendrom bileşenlerine olumlu etkilerinin olduğunu ve anaerobik egzersizlerin vücut ağırlığı, bozulmuş açlık glukozu, kan lipid profili ve betatrofin ile kartonektin düzeyleri açısından aerobik egzersizlere oranla daha etkili olduğu için metabolik sendromlu bireylere önerilebileceğini söyleyebiliriz.
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulundaki öğrencilerin kinestetik ve duygusal zekalarının, iç-dış kontrol odaklarının akademik başarılarına etkisi
Bu araştırma kinestetik- bedensel zekâ, duygusal zekâ ve kontrol odağı inancı ile akademik başarı ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2011?2012, eğitim-öğretim yılında, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda; öğretmenlik, antrenörlük, yöneticilik, rekreasyon bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler, Kırıkkale Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulunda öğretmenlik, antrenörlük, yöneticilik bölümünde öğrenim gören öğrenciler; Bartın üniversitesi öğretmenlik bölümü ve Muğla üniversitesi rekreasyon bölümü öğrencilerinden toplam 447 kişiden oluşmaktadır. Araştırma iki bölümden oluşturmaktadır. Birinci bölümde, kavramsal çerçeve kapsamında kinestetik-bedensel zekâ, duygusal zekâ ve kontrol odağı konusu genel olarak ele alınmaktadır. Zekâ, çoğul zekâ, duygu, duygusal zekâ, kontrol odağı inancıkavramları ayrıntılı olarak incelenmiş, akademik başarı, duygu ve zekâ ilişkisi, duygusal zekâ kavramının tarihsel gelişimi, duygusal zekâ modelleri, çoğul zekâ alanları, zekâ kuramları, kontrol odağı çeşitleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca konu hakkında ülkemizde ve yurtdışında yapılan çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümde, öğrencilerin kinestetik-bedensel zekâları, duygusal zekâları ve kontrol odakları ile akademik başarıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca öğrencilerin çeşitli demografik özelliklerinin kinestetik-bedensel zekâları, duygusal zekâları ve kontrol odağı inançları arasındaki ilişkiler incelenmiş, duygusal zekânın alt boyutlarının, akademik başarı üzerindeki etkisi de ortaya koyulmuştur. Bu aşamada zekâ düzeylerini belirleme ve kontrol odağı inancını tespit için çeşitli veri toplama araçları kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel bilgi formu, çoklu zekâ alanlarından, kinestetikbedensel zekâ alanında kendini değerlendirme ölçeği, Bar-On duygusal zeka ölçeği, Rotter? in iç-dış kontrol odağı ölçeği (RİDKO). Anket çalışması ile elde edilen veriler analiz edilmiş ve araştırma hipotezleri test edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin akademik başarısı ile duygusal zeka ve kinestetik zeka arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak öğrencilerin akademik başarıları ile kontrol odağı ölçeği arasında bir ilişki olmadığı anlaşılmıştır. Duygusal zekâ, kinestetik zekâ ve kontrol odağı ölçekleri arasındaki ilişki incelendiğinde ise duygusal zekâ ölçeği ile kinestetik zekâ ölçeği arasında bir ilişki olduğu görülmektedir. Bu bağlamda akademik başarının duygusal zekâ ve kinestetik zekâyı etkilediği ancak kontrol odağı ile ölçeğinden alınan toplam puanlarla ilişkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır
Futbolcularda musklin ve insülin ilişkisinin araştırılması
Bu çalışmada, 6-haftalık kamp süresi uygulanan futbolcularda insülin ve musklin ilişkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu, 17 erkek futbolcu oluşturdu. Futbolculara, 6 hafta boyunca haftada 5 gün olmak üzere 90 dakika futbol antrenmanı yaptırıldı. Veriler antrenman öncesi ve sonrası farklılıkları ortaya koymak için SPSS paket programı yardımı ile bağımlı gruplar arası ortalamaların karşılaştırılması için kullanılan testler ile analiz edildi. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile incelendi. Verilerden normal dağılım gösterenler Bağımlı t-testi ile normal dağılım göstermeyenler ise Wilcoxon testi ile analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık P<0.05 olarak kabul edildi. Futbolcularda 6 haftalık kamp dönemi öncesi ve sonrasının serum AST, ALT ve glikoz düzeyleri üzerine etkisinin olmadığı (P>0.05), ancak üre ve kolesterol düzeylerini düşürdüğü tespit edildi (P<0.0001). Öte yandan, aynı programın serum kreatin ve musclin düzeylerinde artışa neden olduğu (P<0.0001) belirlendi. Serum insülin düzeyinde ise bir değişiklik olmadığı tespit edildi (P>0.05). Sonuç olarak, bu çalışmada futbolcularda kamp öncesi ve sonrası antrenman uygulamasının musclin düzeyini artırdığı, insülin düzeyini ise etkilemediği tespit edilmiştir. Bu bilgiler ışığında farklı egzersiz metotları ve diğer spor dallarının katılımcılarına yönelik araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Futbol, Antrenman, Musklin, İnsülin
Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin spor tüketici profillerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı; spor tüketicilerinin profilini belirlemek ve spor tüketicisinin özelliklerini incelemek, spor pazarlaması uygulama konularında hizmet eden spor yöneticileri, spor uzmanları, spor kulüpleri, spor iletişim uzmanları gibi kişilere ve örgütlere spor tüketimi ile alakalı strateji geliştirme ve spor tüketici davranışlarını incelemektir. Bu amaç çerçevesinde öğrencilere ölçek uygulanmış olup akademisyenlerle de görüşmeler yapılmıştır Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Dicle Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Mustafa Kemal Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise bu üniversitelerde okuyan 654 öğrenci oluşturmuştur. Daha sonra araştırmanın nitel bölümü için 10 akademisyen ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırma verileri üniversite öğrencileri için "Kişisel Bilgi Formu" ve "Spor Tüketici Ölçeği", akademisyenler için yarı yapılandırılmış "Spor Tüketicisi Akademisyen Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde, nicel araştırma yöntemlerinden tarama (survey) araştırma yöntemi kullanılmış olup nitel bölümünde ise nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması (case study) kullanılmıştır. Veriler içerik analizi, tanımlayıcı istatistikler, t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile elde edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin ve akademisyenlerin görüşleri doğrultusunda erkeklerin spor tüketimlerinin kadınların spor tüketiminden fazla olduğu saptanmıştır. Aile gelirleri ve geliri fazla olan öğrencilerin spor tüketimlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Spor yapan öğrencilerin spor yapmayan öğrencilere göre spor ürün tüketimlerinin daha çok olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaşı, yaşadıkları yer, hane birey sayısının öğrencilerin spor tüketimlerini etkilemediği saptanmıştır. Su sporları, raket sporları ve kış sporları değişkenlerinde öğrencilerin spor tüketimlerinin benzer olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda ayakkabı, günlük spor kıyafetleri ile moda ve markaya dayalı spor ürün tüketimin fazla olduğu ancak branşa özel ürünlerin tüketimin az olduğu saptanmıştır. Araştırmada öğrencilerin spor tüketiminde öğrenci ve akademisyen görüşlerinin benzerlik taşıdığı, öğrencilerin spor tüketimlerini etkileyen unsurların akademisyenler tarafından da desteklendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor, tüketici profili, tüketim, spor ürünü, üniversite öğrencileri.
Türkiye olimpik hazırlık merkezi, sporcu eğitim merkezi ve bireysel lisanslı faal sporcuların sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Gaziantep ilinde elit seviyede spor yapan Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezi (TOHM) ve Sporcu Eğitim Merkezi (SEM) sporcuları ile bireysel lisansa sahip faal sporcuların sosyal beceri düzeylerinde, çeşitli değişkenlere göre farklılaşmanın olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın evreni; 2018-2019 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde elit seviyede spor faaliyetlerini yürüten atletizm, taekwondo, güreş, halter ve diğer branşlarda kayıtlı toplam 3478 sporcudan oluşmaktadır. Örneklemi Gaziantep ilinde elit seviyede faaliyet gösteren TOHM ve SEM'de kayıtlı 114 sporcu ile bireysel olarak spor yapan 130 faal sporcudan oluşmaktadır. Bu sporcuların 32 si halter, 38'i atletizm, 15'i Taekwondo, 52'si Güreş ve 107 'si de diğer branşlardan olmak üzere toplamda 244 kişiden oluşmaktadır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak bazı değişkenleri kapsayan kişisel bilgi formu (cinsiyet, yaş, spor branşı, TOHM veya SEM sporcusu olup olmama durumu, spor yılı ve aylık maddi gelir) ve sosyal becerileri ölçmek için Riggio (1989) tarafından geliştirilen "Sosyal Beceri Envanteri (SBE)" kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Anlamlılık seviyesi olarak 'p<0.05' belirlenmiştir. Gruplar arası ikili karşılaştırmalarda t- testi, ikiden fazla karşılaştırmalarda Anova Testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularımızda sporcuların sosyal beceri envanteri alt boyutları incelendiğinde ölçeğin genelinde cinsiyet değişkenine göre (71 kız - 173 erkek) kızların lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Spor branşı değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu tespit edilmiştir. 'TOHM veya SEM Sporcusu musun?' Sorusuna göre farklılığın sonuçları incelendiğinde, 114 kişinin 'evet', 130 kişinin 'hayır' yanıtını verdiği tespit edilmiştir. 'Hayır' yanıtı veren sporcuların lehine sosyal becerilerinde anlamlı düzeyde bir fark olduğu tespit edilmiştir. Sosyal beceri düzeyi alt boyutlarından yaş, spor yapma yılı, aylık maddi gelir değişkenine göre ise anlamlı düzeyde bir farklılaşma olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak kız sporcuların sosyal becerilerinin erkek sporculara göre daha gelişmiş olduğu; branş değişkenine göre güreş ve atletizm branşındaki sporcuların sosyal becerilerinin diğer branşlara oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Bireysel lisanslı aktif sporcuların ise sosyal becerilerinin, TOHM ve SEM sporcularına göre daha yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Literatürde sosyal beceri düzeyi ile ilgili çalışmaların olup da TOHM ve SEM sporcularının, bireysel lisanslı faal sporcularla karşılaştırıldığı çalışmaların olmaması, çalışmamızın önem arz eden bir tarafını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Beceri, Olimpik Merkez, Bireysel Lisanlı Faal Sporcular, Spor
Spor alanında çalışan akademisyenlerin iletişim becerileri ile kültürel zekâ düzeylerinin incelenmesi
Spor; fiziksel aktiviteye dayalı oyun, yarışma ve kazanma etkinliklerini belirli kurallar eşliğinde gerçekleştirme çabasını içermektedir. Sporla ilgilenen bireyler sıklıkla farklı kültürlerle karşılaşırken, iletişim süreçlerini de yaşamaktadırlar. İletişimin etkili ve güçlü olmasını sağlayan faktörlerden biri de kültürel zekâdır. Kültürel zekâ; çok kültürlü ortamlarda bireylerin başarılı ve uyumlu olmasını kolaylaştıran yetenekleri içermektedir. İleri düzeyde Kültürel zekâya sahip insanlar farklı kültürlerdeki bireylerle hoşgörü ve anlayış içerisinde iletişim kurabilmektedir. Spor eğitimi veren akademisyenlerin kendilerini ifade ederken ve alanlarında etkin olabilmeleri açısından iletişim becerilerinin ve kültürel zekâlarının gelişmiş olması kendilerini ve eğittikleri insanlar açısından önem taşımaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen çalışma, spor alanında çalışan akademisyenlerin iletişim becerileri ile kültürel zekâ düzeylerini ortaya koymayı hedeflemektedir. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen araştırma, Türkiye'de farklı Üniversitelerde görev yapan 340 akademisyeni kapsamaktadır. Araştırmada "İletişim Becerileri Düzeyi Değerlendirme Ölçeği" ile "Kültürel Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov, Shapiro-Wilk Mann-Whitney U, Kruskal Wallis H testleri ile tanımlayıcı istatistiklerden (frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma) yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda Türkiyede görev yapan akademisyenlerin iletişim becerilerinin (x̄=4,19) "çok yüksek" düzeyde olduğu, kültürel zekâ düzeylerinin ise (x̄=3,67) "yüksek" olduğu belirlenmiştir. Ayrıca iletişim becerileri düzeyleri ile kültürel zekâ düzeyleri arasında doğrusal bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin (x̄=3,57) "yüksek" düzeyde anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Akademisyenlerin iletişim düzeyi artıkça kültürel zekâ düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Çalışmanın sonunda, spor alanında çalışan akademisyenlerin meslekî verimlilikleri açısından önemli olduğu varsayılan iletişim ve kültürel zekâ yeterliklerini artırmak için yapılabilecek bir takım çalışmalar önerilmiştir.
Gençlik ve Spor İl müdürlürlüklerinde çalışan antrenörlerin iş doyumu ve örgütsel bağlılıklarının incelenmesi (Doğu Anadolu bölgesi örneği)
Bilim ve teknolojide yaşanan değişimlerle birlikte daha kolay ve hızlı bir şekilde bilgiye ulaşılabilmektedir. Bu durum hayatın her alanını etkilediği gibi ekonomik alanı da önemli ölçüde etkilemiştir. Teknolojik gelişmelerle birlikte küresel boyuta ulaşan rekabet koşulları daha da zorlaşmıştır. Örgütlerin zorlu rekabet koşullarına uyum sağlamaları ve varlıklarını sürdürebilmeleri açısından insan kaynakları önem arz etmektedir. Örgütler, varlıklarını devam ettirebilmek ve zorlu rekabet koşullarında etkili bir konuma gelebilmek için sahip oldukları insan kaynaklarına önem vermelidirler. Bu çalışmanın amacı gençlik ve spor il müdürlüklerinde görev yapan antrenörlerin iş doyumu ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla 2019-2020 yıllarında Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Elazığ, Bingöl, Muş, Erzurum, Malatya, Van, Erzincan, Kars, Iğdır, Ardahan, Hakkari, Ağrı, Bitlis, Tunceli olmak üzere toplam 14 ilde görev yapan antrenörlerin iş doyumu ve örgütsel bağlılık düzeyleri belirlenerek, antrenörlerin iş doyumu ile örgütsel ölçekleri alt boyutları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden olan tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Antrenörlerin sosyo-demografik özelliklerini belirleyebilmek amacıyla kişisel bilgi formu; iş doyum düzeylerini belirleyebilmek amacıyla "Minnesota İş Doyum Ölçeği" ve bağlılık düzeylerini belirleyebilmek amacıyla da "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Anket formlarından elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda antrenörlerin örgütsel bağlılık ve iş doyumlarının yüksek düzeyde olduğu, antrenörlerin sosyo-demografik özellikleri ile iş doyumları ve örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, örgütsel bağlılık, iş doyumu, antrenör, spor
Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarına yönelik görüşleri ile öğretmen adaylarının epistemolojik inançları ve öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde görev yapan öğretim elemanlarının görüşleri doğrultusunda kullandıkları öğretme yaklaşımlarının belirlenmesi ve aynı bölümde öğrenim gören öğretmen adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inançlarıyla öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının kişisel bilgilerinden elde edilen bağımsız değişkenlere göre epistemolojik inançları ile öz-yeterlik inançları arasındaki ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma karma yöntemle (nicel ve nitel) yapılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında ilişkisel tarama tipi araştırma yöntemi, nitel aşamasında ise olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasındaki katılımcı grubu basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Buna göre Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde yer alan yedi farklı üniversitesinden 1135 beden eğitimi ve spor öğretmeni adayına ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasındaki katılımcı grubu ise yine aynı üniversitelerden tesadüfi yöntemle seçilmiş gönüllü 50 öğretim elemanından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel aşamasındaki katılımcı grubun görüşlerini belirlemek için kişisel bilgi formu, öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç ölçeği ve öğretmen öz-yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasındaki katılımcı grubun görüşlerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu ve 7 adet açık uçlu sorunun yer aldığı form kullanılmıştır. Ölçek formlarından elde edilen nicel verilerin analizleri lisanslı SPSS 22.0 paket programı, nitel verilerin analizleri ise lisanslı QSR NVIVO-8 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç ölçeğinde öğretmen adaylarının yaş ve anne eğitim durumlarına göre toplam ölçek puanında, cinsiyet, okul türü, sınıf, baba eğitim durumu ve spor eğitimi aldıkları üniversitelere göre ise alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak gelir durumlarına göre herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Öğretmen öz-yeterlik ölçeğinde ise yaş, sınıf, gelir durumu değişkenlerine göre genel ölçek puanlarında, okul türleri ve spor eğitimi aldıkları üniversitelere göre alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak cinsiyet ve anne-baba eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarıyla ilgili sorulara bildirdikleri görüşlerden; derslere en çok kaynak ve literatür taraması yaparak hazırlandıkları (f=71), öğrencilerin derse katılımlarını dikkatleri toparlayıcı (f=22) ve soru-cevap (f=18) etkinlikleriyle sağladıkları, öğrencilerden en çok aktif olmalarını bekledikleri (f=41), derslerde en çok öğretmen merkezli yöntemleri tercih ettikleri (f=71), ders dışı zamanlarda öğrencilerden araştırma yapmalarını ve ödev hazırlamalarına yönelik beklentilerinin olduğu (f=51) ve son olarak en çok geleneksel ölçme değerlendirme teknikleri kullandıklarını ifade ettikleri belirlenmiştir (f=60). Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inançları (=76.851) ile öğretmen öz-yeterlik inançlarının (=92.048) orta düzeyde olduğu ve bu inançların aralarındaki ilişkinin ise pozitif yönde ve zayıf düzeyde olduğu tespit edilmiştir (r=0.240). Öğretim elemanlarının ağırlıklı olarak öğretmen merkezli yaklaşımları benimsedikleri belirlenmiştir (f=71). Ancak bir ders süresince sadece bir yaklaşıma uygun yöntem ve teknikleri kullanmadıkları; dersin, öğrencinin, zamanın ve sınıfın durumuna göre ağırlıklı olarak (f=71) öğretmen merkezli, daha az bir oranda (f=46) ise öğrenci merkezli yaklaşımla öğretim etkinliklerini yaptıkları tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren programlarda öğretim süreçlerinde ağırlıklı olarak öğrenci merkezli yaklaşımların kullanılmasının öğretmen adaylarının gerek öğrenmeye yönelik epistemolojik inançlarını gerekse öğretmen öz-yeterlik inançlarını olumlu anlamda etkileyeceği düşünüldüğünden öğretmen adaylarının mesleki eğitimlerini aldıkları tüm süreç boyunca kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu almaları desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Öğretme Yaklaşımı, Epistemoloji, Öz-yeterlik, Beden Eğitimi, Öğretmen Adayları, Öğretim Elemanları
Fırat üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim gören öğrencilerin spor turizmine yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu araştırma Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin hayatımızda giderek popüler hale gelen spor turizmine yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma betimsel tarama modeli niteliğindedir. Spor Bilimleri eğitimi gören öğrencilerin spor turizmine yönelik tutumlarını incelemek amacıyla Kardaş ve Sadık (2018) tarafından geliştirilen Spor Turizmine Yönelik Tutum Ölçeği (STYTÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Elazığ İli Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise basit tesadüfi örneklem seçimi kullanılarak seçilen 1091 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma iki bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde spor turizmiyle ilgili literatür taraması yapılmış. İkinci bölümde ise tutum ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, one-way Anova, independent t-testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiklerin anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan bu araştırmanın sonucuna göre Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim gören öğrencilerin spor turizmine yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğu tespit edilmiştir (p<.05). İş olanağı ve ekonomik katkı boyutlarında 21-24 yaş aralığındaki öğrencilerin diğer yaş aralığındaki öğrencilere göre tutumlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Bölüm değişkeninde organizasyon boyutunda spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin diğer bölüm öğrencilere göre tutumlarının daha yüksek olduğu (p<.05), iş olanağı ve ekonomik katkı boyutlarında ise beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencilerinin diğer bölüm öğrencilerine göre tutumlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Sınıf düzeyi değişkenine göre spor turizmine yönelik tutumlarında ise kişisel katkı, iş olanağı, ekonomik katkı boyutlarının 4.sınıf'ta eğitim gören öğrencilerin diğer sınıflardaki öğrencilere göre tutumlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<.05) Çalışma sonucunda öğrencilerin spor turizmine yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğu ve ölçeğe ilişkin alt boyutlara göre yaş, sınıf ve bölüm değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu araştırmanın spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin spor turizmine yönelik tutumlarının belirlenmesi ve konunun sektörel alanda değerlendirilmesi bakımından bir kazanım sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Spor, Turizm, Fırat Üniversitesi, Spor Turizmi Tutum Ölçeği