
543
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kıvırcık koyunlarında anöstrus döneminde farklı senkronizasyon yöntemlerinin döl verimi üzerine etkisi
Bu çalışmada, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği Koyunculuk İşletmesi'nde üreme mevsimi dışında farklı senkronizasyon yöntemlerinin döl verim parametreleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırmada 120 baş Kıvırcık koyun ve 8 baş ergin damızlık koç kullanılmıştır. 120 baş koyun rastgele 4 uygulama ve 1 kontrol grubu olmak üzere 5 gruba ayrılmıştır. Ӏ. gruptaki (n=25) koyunlara 18 mg melatonin içeren Regülin implantı özel aplikatörü ile kulak arkası deri altına uygulanmıştır. ӀӀ. (n=20) gruptaki koyunlara CIDR aparatı (0.33 g silikona emdirilmiş progesteron) intravajinal olarak 12 süreyle yerleştirilmiş ve çıkarıldığı gün koyun başına 500 I.U. GKSH kas içi olarak uygulanmıştır. ӀӀӀ. gruptaki (n=25) koyunlara 20 mg flugeston asetat emdirilmiş süngerler (Chronogest CR) 14 gün süreyle intravajinal olarak yerleştirilmiş ve çıkarıldığı gün koyun başına 500 IU GKSH kas içi olarak uygulanmıştır. IV. gruptaki (n=25) koyunlara 11 gün ara ile iki doz halinde deri altına prostaglandin F2α (3cc) enjeksiyonu uygulanmıştır. V. gruptaki (n=25) koyunlara ise herhangi bir hormon uygulaması yapılmamış kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. Tez çalışmasında, I., II., III., IV. ve V grupta sırasıyla kuzulama oranı; %80, %95, %88, %92 ve %76; çoğuz doğum oranı; %15, %26,3, %13,6, %4,3 ve %5,3; KKBDKS; 0,8, 1,2, 0,96, 0,96 ve 0,80 DKBDKS; 1,0, 1,3, 1,2, 1,0 ve 1,0, yaşama gücü; 0,88, 0,96, 0,96, 0,96 ve 0,90 olarak tespit edilmiştir. Kuzulama oranı, çoğuz doğum oranı, yaşama gücü oranı bakımından uygulama gruplarından elde edilen sonuçlar kontrol grubuna göre oransal olarak yüksek çıkmasına rağmen, farklı senkronizasyon grupları arasındaki fark istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur (p>0,05). Gebelik üretkenliği, gebelik etkinliği, toplam üretkenlik ve toplam etkinlik değerleri senkronizasyon grupları bakımından CIDR grubundan sayısal olarak en yüksek, sürü genelinde sırasıyla; 453 kg, 7,9 kg, 2279 kg ve 40 kg olarak bulunmuştur. Kuzuların ortalama doğum ağırlıkları, sütten kesim ağırlıkları ve günlük canlı ağırlık artışları sırasıyla; 4,24, 23,61 kg ve 250 g olarak bulunmuştur. Uygulamalar arasında oransal olarak yüksek olan CIDR aygıtı ve 500 IU GKSH enjeksiyonu ile çiftleşme mevsimi dışında verimli bir senkronizasyon elde edilebileceği görülmüştür.
Kızgınlığın toplulaştırıldığı kıvırcık koyunlarında yaş, canlı ağırlık ve vücut kondisyon skorunun döl verimine etkisi
Bu çalışmada Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği Koyunculuk İşletmesindeki üreme mevsimi dışında olan Kıvırcık koyunlar kullanılmıştır. Kızgınlığı senkronize edilen Kıvırcık koyunlarında yaş, canlı ağırlık ve vücut kondisyon skorunun koyunların üreme parametreleri ve kuzuların gelişimi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla farklı yaş (2,3,4), vücut kondisyonu (2,0, 2,5, 3,0, 3,5, 4,0) ve canlı ağırlığa sahip (hafif-ağır) olarak gruplanan toplam 85 baş Kıvırcık koyun kullanılmıştır. Ana yaşı, canlı ağırlık (koç katım-doğum) ve vücut kondisyon skoru (koç katım-doğum) değeri ortalamaları sırasıyla 2,98, (57,05-62,99) ve (3,04-3,22) bulunmuştur. Döl verimi parametreleri içinde kuzulama oranı, çoğuz doğum oranı ve yaşama gücü değerleri üzerine ana yaşı ve vücut kondisyon skorunun (koç katım-doğum) önemli etkisi bulunmaktadır (P<0,05). Canlı ağırlığın (koç katım-doğum) sadece çoğuz doğum oranı üzerine etkisi önemli bulunurken, doğum dönemindeki canlı ağırlık değerinin yaşama gücü üzerine etkisi önemlidir (P<0,05). Kuzuların canlı ağırlık gelişimi üzerine ana yaşının etkisi doğum ağırlığı üzerine önemsiz, sütten kesim ağırlığı ve günlük canlı ağırlık artışı üzerine etkisi önemli olduğu belirlenmiştir (P<0,05). Doğum dönemindeki canlı ağırlığın, kuzuların sütten kesim ve günlük canlı ağırlık artışı üzerindeki regresyon katsayısı önemlidir (P<0,05). Koyunların yaş, farklı dönemlerdeki canlı ağırlık ve vücut kondisyon değerlerinin kend aralarındaki korelasyon katsayısı değerlerinin hepsi önemli olup, 0,220-0,874 arasında saptanmıştır (P<0,05; P>0,01). Anahtar Kelimeler: Kıvırcık, yaş, canlı ağırlık, vücut kondisyonu skoru, döl verimi, kuzu gelişimi.
Analı kuzu büyütmede iki farklı yemleme sisteminin assaf kuzularının büyüme performansına etkileri
Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği Koyunculuk İşletmesinde yürütülmüştür. Deneme materyali olarak Assaf koyunlardan (5/8 İvesi ve 3/8 Ost-Friz) 1996 yılında doğan 28 baş kuzu kullanılmıştır. Çalışmada deneme gurubu kuzulara, 2'nci haftadan itibaren kuzu büyütme yemi ve kuru yonca otu, deneme süresince serbest olarak verilmiştir. Kontrol grubu kuzularda ise işletmenin uyguladığı büyütme sistemi uygulanmıştır. Deneme grubu kuzular sütten kesimde 18.931 ±1.080 kg ve kontrol grubu kuzular ise 15.1 50± 1.1 18 kg toplam canlı ağırlık kazanmışlardır (PO.05). Deneme ve kontrol grubu kuzularda büyütme periyodu boyunca (9 hafta) ortalama canlı ağırlık kazancı sırasıyla 222±0.19 g/gün ve 166±0.18 g/gün olarak bulunmuştur (P<0.05). Deneme grubu kuzular, kontrol grubu kuzulara vücut ölçüleri bakımından istatistiki olarak bir üstünlük sağlamıştır (P<0.05). Deneme grubu kuzular büyütme periyodu boyunca 158.8 g/gün ve 9'ncu haftada 373.6 g/gün yem tüketebilecek duruma gelmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Kuzu, Büyütme, Yemleme, Performans
Bıldırcınlarda değişik yaşlardaki canlı ağırlığa göre seleksiyonun verimliliği
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ BILDIRCINLARDA DEĞİŞİK YAŞLARDAKİ CANLI AĞIRLIĞA GÖRE SELEKSİYONUN VERİMLİLİĞİ Mikail BAYLAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof Dr. A Nazım ULUOC AK Yıl: 1998, Sayfa:74 Jüri : Prof Dr. Ahmet TESTİK : Doç. Dr. Zeynel CEBECİ Bu çalışma, Japon bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) değişik yaşlardaki canlı ağırlıklara göre uygulanacak kitle seleksiyonun döl ve anaç generasyonlardaki etkilerini irdelemek amacı ile yürütülmüştür. 3., 4. ve S. hafta yaşlarda yüksek canlı ağırlığa göre 2 generasyon kitle seleksiyonu uygulanmıştır. Her generasyon anaçlarda yumurta verimi ve ağırlığındaki değişim, birinci generasyon döllerinde ise besi ve karkas özellikleri incelenmiştir. Çalışmada, 3., 4. ve 5. hafta yaşa göre seçilen hatlarda sırasıyla birinci generasyonda -2.72, 5.89 ve 8.78 g, ikinci generasyonda ise 1.03, 0.7 ve 5.8 g canlı ağırlık artışı sağlanmıştır. Kalıtım dereceleri ise aynı sırayla birinci generasyonda -0.28, 0.33 ve 0.37, ikinci generasyonda ise 0.06, 0.03 ve 0.27 olarak bulunmuştur. Her iki generasyondada seleksiyon grupları arasında önemli farklılık olmamasına karşın ikinci generasyonda tüm gruplarda yumurta ağırlığı azalmıştır. Yumurta veriminde ise ikinci generasyonda tüm gruplarda artış gözlenmiştir. Her iki generasyondada 5. hafta yaşta seçilen grupta yumurta verimi daha yüksek bulunmuştur. Birinci generasyon döllerinde 6 haftalık beside yemden yararlanma oranı sıra ile 3.36, 3.05 ve 2.95 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak 5. hafta canlı ağırlığa göre seleksiyon, 3. ve 4. hafta canlı ağırlığa göre yürütülen seleksiyondan daha iyi sonuçlar vermiştir. Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, Kitle seleksiyonu, Yaş, Canlı Ağırlık, Yumurta Verimi
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen Şam (damascus) keçilerinde döl ve süt verimi özellikleri üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen Damascus (Şam) süt keçilerinde yürütülmüştür. Deneme materyali keçilerde, doğumda oğlak verimi ortalaması, doğan oğlak teke altı keçiye göre % 111. 1, doğan oğlak doğuran keçiye göre % 135.1 olarak bulunmuştur. Farklı yaş grupları, doğumda oğlak verimini, Z testine göre önemli oranda etkilemiştir (P<0.05). Sütten kesimde oğlak verimi ortalaması, sütten kesilen oğlak teke altı keçiye göre % 102.2, sütten kesilen oğlak doğuran keçiye göre % 124.3 olarak bulunmuştur. Tüm sürüde kısırlık oram ise %15.5 olarak saptanmıştır. En düşük kısırlık oranına 6< yaşlılar (% 7.6), en yüksek kısırlık oranına ise 2 yaşlı (% 28.5) analar sahip olmuştur. Ortalama doğum oranı, doğuran keçi gebe keçiye göre % 97.3 olarak bulunmuştur. En yüksek çoğuzluk oranına 5 yaşlılarda (% 57.2) rastlanırken, en düşük çoğuzluğa 2 yaşlılarda (% 20) rastlanmıştır. Tüm sürünün genel çoğuzluk oranı ise % 32.4 olarak bulunmuştur. Farklı yaş gruplarında doğumda yaşama gücüne % 100 oranında rastlanırken, sütten kesimde yaşama gücü ortalaması % 92.0'a düşmüştür. Laktasyon suresi üzerine yaşın etkisi, yapılan varyans analizine göre önemsiz çıkarken (P>0.05), laktasyon süt verimi (ortalama 282.21 kg) ve günlük ortalama süt verimi (ortalama 1.06 kg) üzerine yaşın önemli etki yaptığı saptanmıştır (P<0.05). Doğum ağırlığı üzerine sadece doğum tipi ve ana yaşı önemli etki yaparken (P<0.05), sütten kesim ağırlığı üzerine ise sadece cinsiyet (P<0.01), doğum tipi (P<0.05) ve yaş (P<0.01 ) önemli etki yapmıştır. Anahtar Kelimeler: Damascus, Döl, Süt, Canlı Ağırlık.
Etlik piliç karma yemlerinde enzim kullanımı ve kullanım koşulları
öz DOKTORA TEZİ ETLİK PİLİÇ KARMA YEMLERİNDE ENZİM KULLANIMI VE KULLANİM KOŞULLARI Sibel CANOĞULLARI ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr.Ferda OKAN Yıl: 1999, Sayfa Sayısı: 136 Jüri : Prof.Dr.Metin YELDAN Prof.Dr.Orhan ÖZTÜRKCAN Mısır ve soya fasulyesi küspesine dayalı etlik piliç karma yemlerinde a-amilaz enziminin en uygun kullanılma şeklini belirlemek için iki araştırma planlanmış ve araştırma in vitro ve in vivo olarak yürütülmüştür. Araştırmanın 1. aşamasında karma yemde %0, 0.1, 0.2 ve 0.3 enzim katkı düzeyinin kuru, yarı doymuş ve tam doymuş olarak üç sulandırma düzeyindeki etkisi araştırılmıştır. In vitro koşullarda enzim aktivitesinin tam doymuş karma yemlerde enzim katkı düzeyinin artmasıyla yükseldiği görülmüştür. In vivo koşullarda en yüksek kuru madde tüketimi ve canlı ağırlık kazancı %0. 1 enzim katkılı tam doymuş karma yem grubundan elde edilmiştir. Kuru madde dönüşüm düzeyinin ilk haftalarda ıslatma ve enzim katkısıyla iyileştiği daha sonra ise kötüleştiği belirlenmiştir. Karkas özellikleri bakımından en belirgin farklılık abdominal yağ, but ve göğüs ana parçasındaki yağ oranlarında görülmüş, enzim katkısı ve ıslatma ile yağlanmanın arttığı belirlenmiştir. Araştırmanın II. aşamasında karma yem %0, 0.1 ve 0.2 enzim katkı düzeyinde kuru ve tam doymuş (hemen, 1 saat sonra, 2 saat sonra) olarak verilmiş ve ıslatma- bekletme süresinin etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın in vitro koşullarında en yüksek enzim aktiviteleri tüm enzim katkı düzeylerinde ıslatıldıktan sonra 1 saat bekletilen karma yemlerden sağlanmıştır. Kuru madde tüketimi, canlı ağırlık kazancı, but ve göğüsteki deri ve yağ oranları bakımından en iyi değerler %0.1 enzim katkılı karma yemin ıslatıldıktan sonra 1 saat bekletilenlerinden elde edilmiştir. Kuru madde dönüşüm düzeyinin ilk haftalarda enzim katkısı ve ıslatma ile iyileştiği üçüncü haftadan sonra kötüleştiği bulunmuştur. Sonuç olarak mısır ve soya fasulyesi küspesine dayalı etlik piliç karma yemlerinde a-amilaz enziminin %0.1 düzeyinde tam doymuş olarak verilmesi ve bunun da ıslatıldıktan sonra 1 saat bekletilmesinin yararlı olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: a-Amilaz, Islak Yem, Etlik Piliç, Performans
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yem üretimi ve ruminant besleme açısından optimizasyonu
Hayvansal üretimde masrafların yaklaşık % 70 'ini yem oluşturmaktadır. Bilindiği gibi hayvanların yaşamlarını sürdürebilmeleri ve çeşitli ürünleri verebilmeleri için çeşitli besin maddelerine gereksinimleri vardır. Hayvanlar bu besin maddelerini yedikleri yemler ile içtikleri sudan sağlarlar. Özellikle ruminant hayvanların beslenmesinde kaba yemler çok büyük bir öneme sahiptir. Ekonomik bir hayvansal üretim için bitkisel üretimden elde edilen kaba yemlerin etkin bir şekilde kullanılması şarllır. Bu çalışma ile K.K.T.C. yem rezervinin saptanması ve makro düzeyde ruminant hayvan varlığı ve yem üretiminin optimizasyonu amaçlanmıştır. Çalışmada iki optimizasyon modeli üzerinde durulmuştur. Birinci modelde mevcut yem üretiminin ülkede yetiştiriciliği yapılan ruminant hayvanların gereksinimlerini karşılamadaki payı saptanmıştır. İkinci model ise ülkedeki mevcut ruminant hayvan varlığının rasyonel beslenmesi için gerekli yem miktarları saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmada ayrıca KK.T.C.'nde yem üretiminin çeşitlendirilmesi kantite ve kalitesinin artırılmasına yönelik somut öneriler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: K.K.T.C, kaba yem, yem, ruminant, optimizasyon
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurak iklim koşullarında yetiştirilen damascus keçilerinin adaptasyon mekanizmaları üzerinde bir araştırma
Bu çalışmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ercan Devlet Üretme Çiftliği Süt Keçiciliği Ünitesinde yetiştirilen Damascus keçilerinin adaptasyon mekanizmaları üzerinde durulmuştur. Çalışmada ayrıca Damascus keçilerinin anılan koşullarda anatomik, morfolojik ve fizyolojik adaptasyon mekanizmaları, oğlakların büyüme, keçilerin ise laktasyon performansları ele alınmıştır.Elde edilen verilerin değerlendirilmesinden, yüksek atmosfer sıcaklıklarının Damascus keçileri üzerinde kısmi olarak termal zorlanım yarattığı, ancak genelde Damascus keçilerinin sıcak iklim koşullarındaki uyum yeteneklerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca verim yönünden doyurucu sonuçlar elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Damascus keçisi, sıcaklık stresi, adaptasyon mekanizması, Kıbrıs
Maya ve Lactobacillus kültürüne dayalı probiyotiklerin süt sığırlarında süt verimi ve kompozisyonuna etkileri
Mevcut çalışmada; rasyona katılan Lactobacillus sp. ve maya+Lactobacilhıs sp. kültürlerine dayalı probiyotiklerin laktasyonun başındaki yüksek verimli süt sığırlarında süt verimi ve kompozisyonuna etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma 3x3 latin kare deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak 21 günlük periyotlarda yürütülmüştür. Denemedeki muameleler kontrol (probiyotik içermeyen), Lactobacillus sp. kültürü ve maya+Lactobacillus sp. kültürüne dayalı probiyotik içeren rasyonlardan oluşmuştur. Rasyonlar %60 kesif yem ve %40 öğütülmüş yonca kuru otundan izokalorik (2.4 Meal ME/kg KM) ve izonitrojenik (168 g HP/kg KM) olarak hazırlanmıştır. Probiyotikler toplam rasyonda 450 g/ton düzeyinde kullanılmıştır. Deneme sonuçlan, laktasyonun başındaki yüksek verimli süt sığırlarında %60 kesif yem ve %40 yonca kuru otundan oluşan rasyonlara Lactobacillus sp. ve maya+Lactobacilhıs sp. kültürüne dayalı probiyotik verilmesinin süt verimi ve kompozisyonu üzerinde istatistiki olarak önemli bir etkisinin olmadığını (P>0.05). göstermiştir. Ancak Lactobacilus sp. kültürüne dayalı probiyotik alan ineklerde süt üretim etkinliği (süt verimi/kuru madde tüketimi) daha yüksek olma eğiliminde olmuştur (P=0.08).Anahtar kelimeler: probiyotik, Lactobacillus sp., maya, Sacchromyces cerevisiae, süt sığırı
K.K.T.C. Çömlekçi D.Ü.Ç. Süt Sığırcılığı İşletmesi'nin geliştirme olanakları
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ K.K.T.C. ÇÖMLEKÇİ D.Ü.Ç. SÜT SIĞIRCILIĞI İŞLETMESİNİN GELİŞTİRME OLANAKLARI AkayİNCE ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ZOOTEKNİ ANADİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Kemal ÖZKÜTÜK Yıl:2004, Sayfa: 99 Jüri : Prof. Dr. Kemal ÖZKÜTÜK Prof. Dr. Faruk ÖZGÜVEN Yrd.Dr. Serap GÖNCÜ KARAKÖK Bu çalışma ile, KKTC Çömlekçi ve Margo İşletmelerinde yürütülen Siyah Alaca süt sığırcılığı, bu günkü durumunun ortaya konulması ve geliştirilmesi için önerlerde bulunulması amacıyla, geniş kapsamlı incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Düvelerde ilkine tohumlama yaşının gecikmesi, kızgınlıkların belirlenmesinde eksiklikler ve en önemlisi, aşım ve tohumlama da başarı oranlarının çok düşük olduğu saptanmıştır. İlkine çiftleşme yaşı ve ilkine buzağılama yaşları sırasıyla ortalama 19.9 ve 29.5 ay bulunmuştur. Yapay tohumlamalarda başarı oranları yıllara göre % 19 ile % 41 arasında olup, bu işletmede başarılı bir üreme performansı sağlanamadığı anlaşılmıştır. İşletmenin yapısal iyileştirilmesi için yeni ahırda tadilat yapılması önerilmiştir. Böylece bu ahırın kapasitesi iki katına çıkabilecektir. Verim seviyesinin arttırılması amacıyla çevrenin iyileştirilmesine ilişkin öneriler yanında genotipin iyileştirilmesi ve işletmenin gerçek bir damızlık işletmesi olabilmesi amacıyla Hiyerarşik MOET programının gerekli olduğu vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sürü idaresi, besleme, yapay tohumlama, ilkine doğurma yaşı, barınaklar.
Etlik piliç karma yemlerine farklı adsorban madde katkısının aflatoksikozisi önleme derecesi, besi performansı, karkas ve histopatolojik özellikler üzerine olan etkisi
Bu çalışma, etlik piliç karma yemlerine hydrated sodium calcium aluminosilicate (HSCAS), diatomit, aktif kömür, Saccharomyces cerevisiae ve konjuge linoleik asit (CLA)'in adsorban olarak ilavelerinin aflatoksin Bı (AFBı)'in toksisitesini gidermedeki etkinliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmalar, her biri 42 gün süreli dört ayrı deneme halinde günlük Ross 308 erkek civcivler ile yürütülmüştür. AFBı düzeyleri 0, 40 ve 80 ppb olan karma yemlere 3, 6 g/kg CLA, 2.5 ve 5 g/kg Saccharomyces cerevisiae ve ayrıca her AFBı düzeyine ayrı ayrı olmak üzere 2.5 g/kg HSCAS, diatomit ve aktif kömür katkılarının aflatoksikozisi gidermede adsorban olarak kullanılabilirlikleri irdelenmiştir. AFBı tüm denemelerde canlı ağırlık kazancını, yem tüketimini ve yemden yararlanma oranını olumsuz etkilemiş, serum parametrelerinin değişimine neden olmuştur. AFBı 'in her iki düzeyinde de karaciğer ağırlığı artmış, 80 ppb de ayrıca histopatolojik dejenerasyonlar görülmüştür. AFBı bulaşık karma yemlere HSCAS ilavesinin sadece AFBı verilen gruplarla karşılaştırıldığında, canlı ağırlık kazancı ve yem tüketimini artırdığı, yemden yararlanma oranım iyileştirdiği belirlenmiştir. Benzer şekilde AFBı bulaşık CLA katkılı yemleri alan grubun piliçlerinde karaciğer dejenerasyonlarının önemli düzeylerde azaldığı tespit edilmiştir. Saccharomyces cerevisiae katkısının AFBı 'in 40 ppb düzeyindeki besi performansı kayıplarım belirli düzeylerde önlediği ve karaciğerde histopatolojik değişimlerin olmadığı belirlenmiş, fakat 80 ppb düzeyindeki bulaşıkhkta Saccharomyces cerevisiae 'nin bu yöndeki etkisi bulunmamıştır. Adsorban olarak diatomit ve aktif kömür kullanımın AFBı'in olumsuz etkilerini gidermede etkili olmadığı saptanmıştır. Etlik piliçlerde aflatoksinin olumsuz etkilerini gidermede karma yemlere HSCAS ilavesinin en etkili adsorban olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Aflatoksin Bı, Aflatoksikozis, Adsorban, Performans, Etlik piliç
Melez sütçü keçilerde vücut kondüsyon puanı ile canlı ağırlık ve döl verimi arasındaki ilişkilerin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, Alman Alaca x Kıl melezi hayvanlarda (%75 Alman Alaca Asil + %25 Kıl Keçi) vücut kondüsyon puanlaması yapılarak bunun bazı karakterlerle ilişkileri araştırılmıştır. Dört fizyolojik dönem için canlı ağırlık ortalama değerleri sırasıyla 50.20, 55.5 1, 52. 10 ve 53.91 kg olarak bulunmuştur. Birinci ve ikinci gözlemci bakımından kondüsyon puanı ortalamaları 4 fizyolojik dönemde sırasıyla 2.65, 2.83, 2.06 ve 2.63; 2.72, 2.92, 2.11 ve 2.63 olarak gerçekleşmiştir. Teke katımı ve gebelik döneminde CA ve kondüsyon puanı arasındaki ilişki her iki gözlemci bakımından önemli (p<0.01), doğum için; birinci gözlemci bakımından önemli (p<0.05), İkinci gözlemci bakımından önemsiz (p>0.05), sütten kesimde ise her iki gözlemci bakımından önemli (p<0.01) bulunmuştur. Döl verimi ve KP arasındaki ilişki incelendiğinde Birinci gözlemci bakımından sadece Doğumdaki ilişki istatistiki açıdan önemli (p<0.05), ikinci gözlemci bakımından ise doğum ve sütten kesimde önemli (p<0.05) bulunmuştur. Yaş grupları bazında oğlak sayılan ve keçi canlı ağırlıkları arasındaki ilişki incelendiğinde en yüksek oğlaklama oranı 3 ve 5 yaşlı keçilerde (1.75), en düşük oğlaklama oranı ise 2 yaşlı keçilerde (1.10), kondüsyon puanı grupları bazında ise her iki gözlemci bakımından 3.5 kondüsyona sahip keçilerde döl verimi en yüksek düzeyde bulunmuştur (1.80 ve 2.0). Anahtar Kelimeler: Vücut Kondüsyon Puanı, Canlı Ağırlık, Döl Verimi, Alman Alaca Asil Keçi, Kıl keçi.
Sıcaklık stresinin döl verim kriterleri üzerine etkisi ve süt verimi ile ilişkileri açısından sürü kayıtlarının değerlendirilmesi üzerine bir çalışma
Sıcaklık stresi süt sığırcılığı işletmelerinde önemli bir problemdir. Sıcaklık stresi, süt veriminde düşme, üreme ile sağlık problemlerinde artış ve ekonomik kayıplarla sonuçlanır. Süt verimi hayvanın genetik ve çevre interaksijonunun bir sonucudur. Belirli bir ırkın süt verimi, özellikle tropikal çevre şartlarında ya da ekosistemlerde iklim ile bu iklimin etki ettiği yem kalite ve miktarı, hastalık ve parazitlerin varlığı ve de besleme, sıcaklık ve sağlık kısıtlamalarım iyileştiren teknolojinin kullanılması ile etkileşir. Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği'nde yetiştirilen Siyah Alaca (SA), İsrail Siyah Alaca (İSA) ve Kilis tipi GSK sığır ırkları ve bunların melezlerine ait 30 yıllık periyottaki (1973-2003) kayıtlar kullanılmıştır. Çalışmada, 3683 doğum, 7813 çiftleşme ve 2321 de süt verim kaydı değerlendirilerek, Çukurova Bölgesi için yaz aylarında artan çevre sıcaklığı ve yüksek oransal nem olması durumunda strese giren hayvanların döl ve süt verimlerindeki değişim analiz edilerek sonuçlar tartışılmıştır. SA'ların ilkine çiftleştirme yaşı, ilkine buzağılama yaşı ve servis periyodu sırasıyla 594±6, 895±6 ve 135±3 gün olduğu hesaplanmıştır. Buzağılama aralığı, gebelik süresi, damızlıkta kullanma süresi sırasıyla 404±3 gün, 277±0 gün, 1003±41 gün olarak saptanmıştır. Laktasyon süresi, laktasyon süt verimi, düzeltilmiş 305 gün süt verimi ve kuruda kalma süresi ortalama değerleri sırasıyla 299±2 gün, 4917±50 kg, 4885±46 kg ve 77±2 gün olarak tespit edilmiştir. Çukurova Bölgesi'ndeki Siyah Alaca'larda servis periyodu, buzağılama aralığı, laktasyon süresi, laktasyon süt verimi, düzeltilmiş 305 gün süt verimi ve kuruda kalma süresi için buzağılama ayına göre aralarındaki farkın istatistiki olarak önemli (P<0.01) olduğu tespit edilmiştir. İlkine çiftleşme yaşı için de istatistiki farkın önemli (PO.05) olduğu belirlenmiştir. Fakat diğer özellikler için gruplar arası fark istatistiki olarak önemsizdir. Anahtar Kelimeler: Sıcaklık stresi, süt sığırcılığı, döl verimi, süt verimi.
Gen dizilerinde temel bileşenler analizinin uygulanması
Bu çalışmada, farelerin karaciğerleri üzerine belirli zaman periyotlarında uygulanmış olan, toksikolojik çalışmalardan alınan ve cDNA mikrodizi teknolojisi kullanılarak elde edilen 6675 gen ve 20 dizi içeren verilere temel bileşenler analizi uygulanmıştır. cDNA mikrodizi analizi, birden çok deneme ya da örnekten alınan binlerce geni aynı anda analiz etmede kullanılan bir teknolojidir. Temel bileşenler analizi ise orijinal değişkenlere ait varyans-kovaryans yapısının açıklanmasını ve bağımlılık yapısının ortadan kaldırılmasını ve tüm veri yapısını ifade edebilecek ve daha az sayıda bileşen için boyut indirgenmesi amacıyla kullanılan çok değişkenli istatistik tekniğidir. cDNA teknolojisi kullanılarak, birbirine benzer ifade profilleri ile gen gruplarının oluşturulması ve gruplar içerisindeki benzer bileşen (component) yükleri vasıtasıyla birbirleriyle ilişkili genlerin tanımlanması açıklanmıştır. Bunun yanı sıra aynı veri kümesine ait korelasyon matrisinden faktörlerin ayrıştırılması ve yorumu izah edilmiştir. Kullanılan veri seti içinde, bütün veri yapısın izah edebilecek daha az sayıda bileşene indirgemek için temel bileşen sayısına karar verme yöntemlerinden bir kaçı burada değerlendirilmiştir. Bunlardan biri olan Scree grafiğe göre, eğrinin bileşen ekseninde düzleştiği bölgeye kadar olan bileşenler kabul edilmektedir. Yani eğrinin düz bir doğru halini almaya başladığı noktadan itibaren ana bileşenler red edilebilmektedir bu yönteme göre de 9 veya 10 temel bileşenin yeterli olacağı sonucu çıkmaktadır. Bunun yam sıra Kaiser' in ve Bartlett' önerdiği yöntemlerde göz önünde bulundurulmuştur. İlk 10 temel bileşenin bütün yapımn varyansını izah etmeye yeterli olduğu düşünülürse bu durumda %17.372'lik bir varyans kaybı ile 20 temel bileşen yerine 10 temel bileşen ile açıklamanın yeterli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: cDNA mikrodizileri, Genetik analizler, Gen ifadesi, Temel bileşenler analizi
Kanonik korelasyon analizi ve hayvancılıkta kullanımı
ÖZDOKTORA TEZİKANONİK KORELASYON ANALİZİ VE HAYVANCILIKTA KULLANIMISoner ÇANKAYAÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. G. Tamer KAYAALPYıl: 2005, Sayfa: 135Jüri : Prof. Dr. G. Tamer KAYAALPProf. Dr. Yüksel BEKProf. Dr. Mustafa AKARProf. Dr. Zeynel CEBECİDoç. Dr. Suat ŞAHİNLERZootekni çalışmalarında, bir hayvandan, genellikle, birden fazla özelliğe ait ölçümleralınmaktadır. Elde edilen bu ölçüm değerlerine ait doğrusal ilişkilerin derecesinin ve yönününbelirlenmesinde, araştırmacılar tarafından genellikle basit korelasyon analizi tercih edilmektedir.Ancak, bir araştırmada ele alınan değişkeni ve/veya değişkenleri, çok sayıda değişken etkilemekteolup, değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkileri fazla olmaktadır. Günümüzde karşılaşılan sorunlarınbirçoğu iki yada daha fazla değişken arasında bir ilişkinin olup olmadığının araştırılması ile ilgilidir.Bu çalışmanın amacı; kanonik korelasyon analizini, temel kavramları (basit korelasyon,çoklu korelasyon, kanonik korelasyon, kısmi kanonik korelasyon, kanonik değişken vb. terimler) dadikkate alarak açıklamak; kanonik korelasyon katsayılarının önem kontrollerinde kullanılan testistatistiklerini tanıtmak; analiz uygulanırken ve sonuçları yorumlanırken dikkat edilmesi gerekenhususları ortaya koymaktır. Kullanım yerine örnek olması açısından, 86 baş Alman Alaca x Kıl melezioğlaklarından ölçülen 8 farklı morfolojik özellik (X değişken kümesi) ile 3 farklı dönemde tespitedilen canlı ağırlıklar (Y değişken kümesi) arasındaki ilişki kanonik korelasyon analizi ileincelenmiştir. Buna ilaveten, kanonik korelasyon katsayısının yüksek olması durumunda, bazıdeğişkenleri elemine ederek oluşturulan anlamlı kümeler (L ve Y değişken kümeleri) arasında hemkanonik korelasyon, hem de kısmı kanonik korelasyon katsayısı tahmin edilmiş ve sonuçlarıkarşılaştırılmıştır.X ve Y değişken kümeleri için oluşturulan U ve V kanonik değişkenleri arasında tahminedilen kanonik korelasyon katsayısı (0.931) bu değişkenler arasında hesaplanan en büyük Pearsonkorelasyon katsayısından (0.871) daha yüksek bulunmuştur. Vücut uzunluğu, cidago yüksekliği,göğüs derinliğine ait özelliklerin elimine edilmesi sonucu oluşturulan anlamlı kümeler arasındakanonik korelasyon katsayısı 0.901 olarak hesaplanmıştır. Aynı değişkenlerin elimine edilmesi yerinediğer değişken kümeleri üzerinde etkisi sabit tutulması durumunda kısmi kanonik korelasyon katsayısı0.572 olarak tahmin edilmiştir. Bu sonuçlara göre aynı değişken kümeleri arasında hesaplanankorelasyon katsayıları arasında yaklaşık olarak % 33' lük bir fark olduğu belirlenmiştir. Buna ilaveten,U ve V kanonik değişkenlerin açıklayıcı gücüne en fazla katkı sağlayan orijinal değişkenin göğüsderinliği olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kanonik korelasyon katsayısı, kısmi kanonik korelasyon katsayısı, kanonikdeğişken
Sıcaklığa dirençli amilaz genlerinin klonlanması üzerine çalışmalar
ÖZDOKTORA TEZİSICAKLIĞA DİRENÇLİ AMİLAZ GENLERİNİNKLONLANMASI ÜZERİNE ÇALIŞMALARBahri Devrim ÖZCANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof.Dr. Numan ÖZCANYıl: 2005, Sayfa: 122Jüri : Prof.Dr. Numan ÖZCANProf.Dr. Hasan Rüştü KUTLUProf.Dr. Halil KASAPProf.Dr. Mehmet TOPAKTAŞDoç.Dr. Mehmet Sait EKİNCİYapılan bu çalışma ile Bacillus stearothermophilus'a ait sıcaklığa dirençli α-amilaz genini taşıyanpC194α rekombinant vektörü, Bacillus subtilis YB886 ve Bacillus subtilis BR151 suşlarına elektroporasyontekniği ile aktarılmıştır. α-amilaz enziminin konakçıda hücre dışına salındığı gerek nişasta içeren LB/Agarbesiyerlerinde, gerekse SDS-Nişasta-PAGE'de zymogram analizleri ile gösterilmiştir. Ayrıca rekombinantbakterilerden izole edilen rekombinant plazmidlerin Hind III enzimi ile kesimi sonucu agaroz jelde 5.25 kbç'liksıcaklığa dirençli α-amilaz genini taşıyan DNA bandı ile 2.9 kbç'lik pC194 bandı gözlenmiştir. Rekombinant B.subtilis suşlarına ait hücre dışı sıvılarının 80 ºC'de 15 dakika inkübasyonu ile B. subtilis kökenli mezofilikproteinler denatüre edilirken, sıcaklığa dirençli α-amilaz enziminden sorumlu bant SDS-PAGE ve SDS-Nişasta-PAGE'de gösterilmiştir.Diğer taraftan sıcaklığa dirençli β-amilaz geni Thermoanaerobacterium thermosulfurogenesDNA'sından PCR tekniği ile izole edilerek pBluescript II KS/SK, pL2 ve pNW33N klonlama vektörleri ileEscherichia coli'de, pUB110 klonlama vektörü ile de Bacillus subtilis BR151 ve Bacillus amyloliquefaciensbakterilerinde klonlanmıştır. Rekombinant bakterilerden izole edilen plazmidlerin Bam HI enzimi ile kesilip β-amilaz genine ait 1.935 kbç'lik DNA parçasının agaroz jelde gösterilmesiyle gen entegrasyonunun tamamlandığıanlaşılmıştır. LB/Nişasta/Agar plaklarına ekilen rekombinant Escherichia coli kolonilerinin I2 boyaması sonucupozitif zon vermesi ile üretilen proteinin aktif olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca rekombinant vektörler kalıp olarakkullanılmış ve sıcaklığa dirençli β-amilaz geni PCR ile çoğaltılarak elde edilen ürün agaroz jelde gösterilmiştir.Buna ilaveten, elde edilen PCR ürününün Hind III enzimi ile kesilmesi sonucu elde edilen yaklaşık 1.5 ve 0.5kbç'lik fragmentlerin agaroz jel elektroforezde gösterilmesi genin klonlanmasına yönelik bulguları dadesteklemiştir. Fakat sıcaklığa dirençli β-amilaz geni B. subtilis BR151 ve B. amyloliquefaciens'deklonlanmasına karşın LB/Nişasta/Agar plaklarında enzim aktivitesi görülmemiştir. Buna karşılık hücre dışıenzimlerin denatüre edilerek SDS-Nişasta-PAGE'de elektroforezi ve arkasından tekrar renatüre edilerekortamdaki substratı parçalaması sonucu zymogram analizinde enzimatik aktivite görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Bacillus stearothermophilus, Thermoanaerobacterium thermosulfurogenes, α-amilaz, β-amilaz, KlonlamaI
Kekik ve çörekotu esansiyel yağı ile propolisin yonca kuru otu ve buğday samanının in vitro gerçek kuru madde organik madde ve NDF sindirilebilirliğine etkileri
Bıldırcınlarda büyütme dönemi sınırlı yemleme uygulamasının yumurtlama dönemi verim özelliklerine etkileri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBILDIRCINLARDA BÜYÜTME DÖNEMİ SINIRLI YEMLEMEUYGULAMASININ YUMURTLAMA DÖNEMİ VERİM ÖZELLİKLERİNEETKİLERİHacı Murat KILIÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAKYıl : 2005, Sayfa: 69Jüri : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAKProf. Dr. Ahmet TESTİKProf. Dr. Abdurrahman POLATÇalışmada Japon bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) büyütmedönemi sınırlı yemleme uygulamalarının, yumurtlama dönemi verim özellikleriüzerine olan etkileri incelenmiştir.Büyütme döneminde, 105 adet dişi ve 106 adet erkek olmak üzere toplam 211adet bıldırcın kullanılmıştır. İlk 3 hafta bıldırcınlar bir arada besiye alınmışlar 21.günden sonra, bıldırcınlar 7 gruba ayrılmıştır; Birinci gruba 21- 28 günleri arasıgünaşırı yem (G.A.Y), ikinci gruba 21- 28 günleri arasında seyreltilmiş yem (S.Y)(% 5 meşe talaşı + % 95 etlik civciv yemi), üçüncü gruba 21- 35 günleri arası GAY,dördüncü gruba 21- 35 günleri arası SY, beşinci gruba 28- 35 günleri arası G.A.Y,altıncı gruba ise 28- 35 günleri arasında S.Y, yedinci grup kontrol grubu olarakbelirlenmiş ve serbest yemleme uygulanmıştır. Besi sonunda, bireysel yumurtlamakafeslerine aktarılan bıldırcınlarda, cinsel olgunluk yaşı ve ağırlığı, yumurta verimözellikleri, döllülük oranları saptanmış ve bu özelliklere sınırlı yemlemeuygulamalarının etki düzeyleri belirlenmiştir. Canlı ağırlık (C.A) bakımından 10.haftada gruplar arası fark önemli bulunmuş (P<0.05); en yüksek canlı ağırlık değeri334.72 ± 8.32 g ile altıncı grupta, en düşük değer ise 293.83 ± 5.52 g ile ikinci gruptasaptanmıştır. Yumurta verimi bakımından gruplar arasındaki farklılık önemlibulunmuş (P<0.01); en yüksek değer dördüncü grupta (% 72.43 ± 4.01), en düşükdeğer ise (% 62.15 ± 4.60) altıncı grupta belirlenmiştir. Ortalama yumurta ağırlıklarıkarşılaştırıldığında sınırlı yemlemenin etkisi önemsiz çıkmıştır (P>0.05). Gruplararasında yumurtaya göre belirlenen yemden yararlanma oranı, farklılıkgöstermemiştir (P>0.05). Cinsel olgunluk yaşı ve ağırlığı bakımından gruplararasında önemli farklılıklar saptanmıştır (P<0.05). Sınırlı yemleme uygulamasınındöllülükte etkisi istatistiki olarak önemsiz olmuştur.Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, Sınırlı yemleme, Yumurta verimi, Döllülük.I
Çukurova yöresindeki (Adana ve İçel illerindeki) broiler ve yumurta tavuğu işletmelerinin yetiştiricilik, teknik ve yapısal özellikleri üzerine bir araştırma
ÖZDOKTORA TEZİÇUKUROVA YÖRESİ'NDEKİ (ADANA VE İÇEL İLLERİNDEKİ)BROİLER VE YUMURTA TAVUĞU İŞLETMELERİNİN YETİŞTİRİCİLİK,TEKNİK VE YAPISAL ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAFatma YENİLMEZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Ahmet TESTİKYıl: 2005,Sayfa 114Jüri Prof. Dr. Ahmet TESTİKProf. Dr. Nazım ULUOCAKProf. Dr. Taner ALAGÖZProf. Dr. Tamer KAYAALPProf. Dr. Ömer CAMCIBu araştırma, Çukurova Yöresi'ndeki (Adana ve İçel illerindeki) broiler veyumurtacı tavuk işletmelerinin yetiştiricilik, teknik ve yapısal özelliklerini, kümes içisıcaklık ve oransal nem gibi önemli çevre koşulları ile yetiştiricilerin sorunlarını belirlemekamacıyla yapılmıştır.Araştırma bölgesinde incelenen broiler kümeslerinde kapasite genelde(%67,3)10.000'in altında, yumurtacılarda ise 5.000-10.000 (%33,3) arası veya 25.000'denfazladır (%22,2). Kümeslerin uzun eksen konumu yüksek yerlerde kuzey-güney, alçakyerlerde doğu-batıdır.İncelenen bütün kümeslerde kullanılan canlı materyal dış kaynaklı hibritler olup, birdönemdeki ölüm oranları genelde %4-5 civarındadır. Kümeste m²'ye konulan hayvan sayısıçoğunlukla (%39) 15-16 adet ve 13-14 adet (%31,4), hayvan başına tüketilen yem genelde3,6-4,0 kg ve 42 günlük canlı ağırlık ortalaması 1,9-2 kg'dır.Bölgede incelenen yumurtacı kümeslerde genelde 3 katlı apartman tipi kafeslerkullanılmakta olup, her kafes gözüne 4-5 adet tavuk konulmaktadır ve kullanılan genotipbroilerde kümeslerinde olduğu gibi dış kaynaklı hibritlerdir. Yumurtlama döneminde ölümoranı yine broilerde kümeslerinde olduğu gibi genelde (%70,4) %4-5, tavuk başına ortalamayumurta verimi (yıllık) 300 adetten fazladır.Kümes içerisinde yapılan sıcaklık ve oransal nem ölçümlerinde ortalama en yüksekAğustos ayında gözlenmiş olup, sıcaklık; broilerlerde 30,2ºC ve yumurtacılarda 29,6ºC,oransal nem; broilerlerde %66,9 ve yumurtacılarda %68,9 olarak saptanmıştır.Bölgemiz yetiştiricilerinin temel sorunları hayvan materyali, yem, hastalıklar,pazarlama, eğitim ve yüksek sıcaklık sorunlarıdır. Üretimi artırmak ve bölge yetiştiricilerininsorunlarının çözümü için yetiştiriciler, damızlık işletmeleri, yem üreticileri, pazarlamaorganizasyonları ve konuyla ilgili devlet kuruluşları düzeyinde teknik ve ekonomik olarak iyibir organizasyona ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Broiler, Yumurtacı, İşletme, Yetiştiricilik, KümeslerI
Türkiye yerli sığır ırklarının büyüme hormon geni polimorfizmi
Bu çalışmada PCR-RFLP yöntemi kullanılarak beş Anadolu yerli sığır ırkı ve bir kültür sığırırkının, büyüme hormon geni polimorfizmi bakımından gen ve genotipik frekansları belirlendi. Yerliırklardan Boz Irk (BI), Yerli Kara (YK), Yerli Sarı (YS), Doğu Anadolu Kırmızısı (DAK) ve Kilis(Ki) sığırları ile egzotik bir ırk olan Siyah Alaca (SA) sığırlarından olmak üzere toplam 125 genomikDNA örneği alındı ve büyüme hormon geni polimorfizmi bakımından incelendi. Analizde Msp Ienzimi kullanıldı. RFLP işlemi sonucunda üç genotip elde edildi. Alleller birbirlerine kodominantolduklarından elde edilen genotipler AA, AB ve BB olarak harflendirildi. Tüm popülasyonlargenelinde AA genotipinin 0.31, AB genotipinin 0.63 ve BB genotipinin 0.06 frekanslarına sahipolduğu bulundu. Irklar düzeyinde ise AB genotipinin frekansının SA'da 0.95, Ki'de 0.85 ve DAK'da0.72'da görüldü. Beş Anadolu yerli ırkında BB genotipinin varlığına rastlandığı halde SA egzotikırkında hiç BB genotipine rastlanmadı. Tüm popülasyonlar genelinde A allelinin gen frekansı 0.628, Ballelinin gen frekansı 0.372 bulundu. Polimorfik allel (B) bakımından en yüksek frekansa (q) sırasıylaKi (0.525), SA (0.475) ve DAK(0.417) ırklarının sahip olduğu görüldü. Tüm ırklar için hesaplanangözlenen heterozigotluk (Ho), beklenen heterozigotluk (He) değerlerinden yüksek bulundu.Popülasyonların ortalama Ho değerinin (% 63) He (%47) değerinden yüksek oluşu popülasyonlarınyüksek genetik çeşitliliğini göstermesi bakımından önemli bulundu. Hardy-Weinberg dengesine göreKi ve SA popülasyonları dışındaki diğer popülasyonlar dengede bulundu (p<0.01 ve p<0.05). Yapılanistatistiksel analizde polimorfik allelin görülme sıklığının tesadüfi değil ırklara göre değiştiği bulundu(p=0.0209). Irkların polimorfik allel dağılımı bakımından birbirleri ile karşılaştırılması sonucunda Ki-YS, Ki-BI, SA-YS, SA-BI (p<0.01 ve p<0.05) ve DAK-BI (p<0.05) ırklarının birbirlerinden farklıoldukları görüldü. Ki ve SA ırkları q allel frekansı bakımından yüksek grupta yer aldı.Daha önce yapılan çalışmalarda q allelinin B. indicus'dan köken aldığı ve yüksek sütveriminden sorumlu olduğu bildirilmiştir. SA'nın ve yerli ırklarımızdan Ki ve DAK'ın diğer ırklaragöre daha yüksek oranda B. indicus genine sahip oldukları söylenebilir. Ki ve SA'nın diğer Anadoluırklarına göre yüksek süt verimine sahip olduğu bilinmektedir. Bu çalışma bireysel verim kayıtları ilebGH (sığır büyüme hormonu) genindeki polimorfizmler arasındaki ilişkinin incelenebilir olduğunugösteren bir ön çalışma niteliğindedir.Bu çalışma Anadolu yerli sığır ırklarının ve egzotik bir ırk olan SA ırkının bGH gen lokusubakımından genetik çeşitliliğini ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Büyüme hormon gen polimorfizmi, Anadolu yerli sığır ırkları, PCR-RFLP.I
Serbest duraklı ahırlarda sağmal inekler için kullanılan çeşitli yatma yeri materyalinin karşılaştırılması
Süt sığırlarının barındırılmasında yatma yeri zemininde kullanılan altlık materyali,inek gönencesi için büyük önemi haizdir. Bu çalışmada, 8 farklı yatma yeri altlık materyaliher biri 5 tekerrürlü olmak üzere toplam 40 durakta uygulanmıştır. Sekiz farklı altlıkmateryali olarak 2 çeşit mat(paspas), 2 farklı mattress(yatak), kum, hızar talaşı, buğday sapıve ayrıca halen mevcut beton zemin herhangi bir işlem yapılmadan aynen bir deneme konusuolarak uygulanmıştır. Bu çalışmada; 1.Deneme birbirini takip eden zamanlarda iki tekerrürlüolarak 40 inek, 40 yatma yeri, 2.Deneme 20 inek, 40 yatma yeri ve 3.deneme ise 40 inek, 40yatma yeri ve yatma yeri materyallerinin üzerlerine buğday kesi serilerek hayvandavranışları gözlenmiştir. İneklerin yatma yeri tercihleri; kirlilik, ayak ve diz lezyonları,topallık, duruş, yürüyüş davranışları gözlemlenmiş ve süt verimleri kayıtları tutulmuştur.Elde edilen sonuçlara göre; denemenin ilerleyişi ile birlikte kirlilik, ayak ve dizlezyonları, topallık, duruş, yürüyüş puanlamalarında olumlu gelişmeler gözlenmiştir. Yatmayeri materyali tercihleri bakımından Deneme 1'in 1.tekerrüründe 2.tip yatak(%3), Deneme1'in 2.tekerrüründe buğday sapı serili olan durakları(%4), Deneme 2'de 1.tip paspas(%6) veDeneme 3'de 1.tip yatak(%4) yanlarında belirtilmiş oranda bu tip yatakların en yüksekoranda tercih edildiği gözlemlenmiştir (ahır içi oranına göre). İneklerin yatma yerlerindendaha çok açık alanlarda yattıkları gözlenmiş bunun nedeni olarak da durak boyutlarınınstandartlara uygun olmayışı ve daha önce uygulanan açık alana sap serilmesi ile alışkanlıkkazanmaları ve bu alanda daha çok esinti aldıkları kanaatine varılmıştır.Anahtar Kelimeler:Yataklık materyali, yatma davranışı, hareket, süt sığırcılığı.I
Adana entansif süt sığırcılığı işletmelerinde yetiştirilen saf ve melez siyah alaca inek sütlerinde somatik hücre sayısına etki eden faktörler ve mastitis ile ilişkisi
Bu çalışma, Adana'da entansif süt sığırcılığı işletmelerinde yetiştirilen Siyah Alaca inek sütlerinde Somatik Hücre Sayısı (SHS) üzerine işletme, laktasyon sırası, lob ve tezi kan parametrelerinin etkisinin belirlenmesi amacıyla kurulmuştur. Bu amaçla sürü büyüklüğü göz önüne alınarak 3 işletme seçilmiştir. Haziran 1996 ile Temmuz 1997 arasında işletmelerin akşam sağımlarında meme lobu süt örnekleri alınmıştır. İnekler laktasyon sıralarına göre 3 gruba dağıtılmışlardır. Birinci grup birinci ve ikinci laktasyonunda olan ineklerden, ikinci grup üç ve dördüncü laktasyonunda olan ineklerden ve üçüncü grup da beşinci ve daha sonraki laktasyonlarında olan ineklerden oluşmaktadır. Somatik hücre sayımı Fossomatic 90 adlı sayım cihazı ile yapılmıştır. Aylık SHS, bağımsız tesadüfi hatadan kaynaklanan heterojenliği minimize etmek için logaritnük transformasyon yapılmıştır. SHS ve süt verimi tekrarlanan deneme planı modelinde, ANOVA ile analiz edilmiş, transferrin genotipleri dağılımı ise Khi-kare testi ile analiz edilmiştir. Meme loblan SHS sonuçlan arası farklar önemsiz (PX).05), ancak işletme, laktasyon sırası ve periyot etkileri istatistiki olarak önemli (P<0.01) bulunmuştur. Meme loblan genel ortalama SHS'ı 1,287,680 ± 88,850 (36,820 -10,479,890) SHS/ml olarak belirlenmiştir, laktasyon sırasının artması ile SHS 'da artış göstermiştir. Birinci ve ikinci laktasyon sırası gruplarına göre, ortalama SHS değerleri sırasıyla 856,830±96,140 ve 2,295, 150± 25,846 SCC/ml olarak gerçekleşmiştir. SHS bakımından işletmeler arası farklar istatistiki olarak önemli (P<0.01), yılın aylan SHS üzerinde etkili (P<0.01), ve en yüksek SHS değerlerinin Temmuz ve Ekim aylarında olduğu belirlenmiştir. Populasyonda hemoglobin genotipleri bakımından varyasyon, tespit edilmemiş olması Siyah Alaca sığırlarda hemoglobin genotipleri bakımından monomorfizm olması ile açıklanmaktadır. Altı farklı transferrin genotipi olduğu belirlenmiş ve transferrin genotiplerinin SHS üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0.Q1). Anahtar Kelimeler: Somatik Hücre Sayısı, Transferin, Polimorfizm
Etlik piliçlerde probiyotik (Saccharomyces cerevisiae) kullanımının kronik dozlardaki T-2 toksininin olumsuz etkilerini gidermedeki rolü ve besi performansına etkileri
Bu çalışma, etlik piliç yemlerine yem katkı maddesi olarak probiyotik (Saccharomyces cerevisiae) ilavesinin etlik piliçlerde, T-2 toksininin farklı besi dönemlerindeki farklı dozlarının olumsuz etkisini gidermedeki rolünü, canlı ağırlık kazancı, yem dönüşüm oram, yem tüketimi gibi besi performansına etkilerini ve, ölüm oranı ile patolojik değişiklikleri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Günlük 88 Ross 308 erkek etlik civcivler biri kontrol, yedisi deneme grubu olmak üzere 8 gruba ayrılmışlardır. Deneme grubu yemlerine, 3 gr/ kg probiyotik, 2 mg/kg ve 4 mg/kg düzeyinde T-2 toksini besinin 1. günü ve 21. günlerinden itibaren sürekli katılmıştır. Civcivler 1-24. günler arası %22.5 hamprotein, 3120 kcal ME/kg, 25-42. günler arası % 21 hamprotein, 3250 kcal ME/kg besin maddesi içerikli yemlerle ad libitum olarak yenilenmişlerdir. Çalışmada, T-2 toksini verilen hayvanların bazı dokularında oluşan patolojik değişimlerin yemlere probiyotik ilavesi ile azaltılabileceği gözlemlenmiştir. İlave probiyotik+ 2 mg/kg T-2 toksini verilen grupların besi performansına ait değerler probiyotik eklenmemiş T-2 toksini gruplarına göre istatistiki olarak farklı bulunmuştur (PO.05). Çalışmanın sonunda ilave probiyotiğin etlik piliçlerde mikotoksikozis olgularım azalttığı ve besi performansına ait değerleri olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Probiyotik (Saccharomyces cerevisiae), T-2 toksin, etlik piliç, besi performansı, patoloji
Hatay ili kentiçi ve varoşları hayvan yetiştiriciliğinin (küçükbaş ve büyükbaş) yapısı ve çevresel etkileşimi
Bu çalışma da, Hatay ili Antakya ve İskenderun ilçelerinde kent içi ve çevresi, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı teknik, sosyal, ekonomik ve çevre sağlığı yönünden incelenmiştir. Araştırmada kent içi hayvancılığının teknik yönden çok yetersiz olduğu, sosyal anlamda kent içi hayvancılığından dolayı çevre insanlarının koku, sinek ve gürültü gibi olumsuz faktörlerden son derece rahatsızlık duydukları, ayrıca hayvan barınaklarının insan, toplum ve çevre sağlığının korunması açısından pek uygun olmadıkları, yapılan işin ekonomik olmadığı,üretimin düşük olduğu belirlenmiştir. Kent İçi hayvancılığın genellikle insanların evsel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığı düşünülürse, bu durumun ileriki dönemler için teşvik edici olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antakya, İskenderun, Büyükbaş, Küçükbaş, Kent İçi ve Çevresi Hayvancılığı
İçel bölgesi küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yapısal durumu, ekonomik verimliliği, sorunları ve çözüm önerileri
Bu çalışmanın amacı, İçel ve çevresinde koyun ve keçicilik konusunda uğraş veren işletmelerin teknik açıdan varolan yapısal durumları ve ekonomik yönden verimlilik düzeylerini incelemek ve bu konuda çözüm önerileri getirmektir. Gayeli örnekleme metodu kullanılarak, 250 işletmeden anket yolu ile toplanan veriler araştırmanın esas materyalini oluşturmuştur. İşletmeler üç büyüklük grubuna ayrılarak incelenmiştir. 1. grup işletmeler 30-60 anaç keçi veya koyuna, 2. grup işletmeler 61-160 anaç keçi veya koyuna, 3. grup işletmeler ise 161 ve daha yukarı anaç keçi veya koyuna sahip işletmelerdir. Yapılan analizler sonucuna göre keçicilik işletmelerinde ortalama nüfus 5.22, koyunculuk işletmelerinde 5.02 kişidir. Keçicilik işletmelerinde nüfusun %48.85'i erkek, %51.15'i kadınlardan, koyunculuk işletmelerinde ise %51.11'i erkek, %48.49'u kadınlardan oluşmaktadır. Keçicilik işletmelerinde aile reislerinin %5.60'ı, koyunculuk işletmelerinde %4'ü okuma-yazma bilmemektedir. Aile işgücü varlığı keçicilik işletmelerinde 3.47 ve koyunculuk işletmelerinde 3.37 erkek işgücü birimi olarak hesaplanmıştır. İşletme ortalamasına göre bir üretim birimi için yapılan masrafların toplamı, keçicilik işletmelerinde 55.693.594 ve koyunculuk işletmelerinde 57.992.186 TL, elde edilen GSÜD ise keçicilik işletmelerinde 51.579.120 TL ve koyunculuk işletmelerinde 58.858.025 TL'dir. Ayrıca bu araştırmada 1 kg sütün maliyeti, keçicilik işletmelerinde 151.351 TL, koyunculuk işletmelerinde 164.923 TL ve 1 kg canlı ağırlık maliyeti ise keçicilik işletmelerinde 1.970.760 TL; koyunculukta 1.505.889 TL olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Koyunculuk, keçicilik, ekonomik analiz
Ceylanpınar Tarım İşletmesi siyah alaca sığır popülasyonunda süt verimi ile ilgili genetik parametrelerin bayesian ve REML yöntemleriyle tahmini
Bu çalışmada, Ceylanpınar Tarım İşletmesi Siyah Alaca sığır populasyonundan 1990-1997 (8 yıl) yılları arasında elde edilen toplam 4807 süt verim kaydı kullanılmış ve süt verimleri ile ilgili varyans unsurları, kalıtım derecesi ve hayvanların damızlık değerleri Bayesian ve Kısıtlanmış Maksimum Olabilirlik (REML) yöntemleri kullanılarak tahmin edilmiştir. REML tahminleri hem boğa modeli altında (SAS Institute 1987, Sürüm 6.03), hem de hayvan modeli altında (DFREML Ver. 3.0 J3) yapılmıştır. Analizlerde, sabit etki olarak yıl-mevsim etkisi, kovaryetler olarak ise buzağılama yaşı ve laktasyon sırası alınmıştır. Süt veriminin kalıtım derecesi tahminleri boğa modeli altında REML yöntemi ile 0.28, hayvan modeli altında DFREML yöntemi ile 0.43 olarak bulunmuştur. Bayesian tahminleri için Gibbs örneklemesi yöntemi kullanılmış ve kalıtım derecesi 0.27 olarak hesaplanmıştır. Analizler, 305 gün süt verimleri üzerinde yıl-mevsim, laktasyon sırası ve buzağılama yaşının istatistiksel olarak önemli faktörler olduğunu göstermiştir (sırasıyla p<0.01, p<0.05 ve p<0.01). Tahmin edilen damızlık değerlerine göre boğalar sıralandığında, boğa modeli altında REML ve Bayesian tahminlerinin benzer sonuç verdiği (Kendall'ın tau korelasyon katsayısı 0.997), ancak hayvan modeli altında yapılan REML tahminleri ile diğer iki yöntemden elde edilen boğa sıralanışların farklı (Kendall' in tau korelasyon katsayıları 0.744 ile 0.745) olduğu görülmüştür. Ayrıca, ineklerin damızlık değer tahminleri ile ortalama verimleri arasındaki sıra korelasyonunun da oldukça düşük (Kendall' ın tau korelasyon katsayısı 0.377) olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: REML, Bayesian, Siyah Alaca, Genetik Parametre, Süt Verimi
Genetik mühendisliği teknikleri ile yem katkısı kanatlı probiyotiklerinin oluşturulması
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ GENETİK MÜHENDİSLİĞİ TEKNİKLERİ İLE YEM KATKISI KANATLI PROBİYOTİKLERİNİN OLUŞTURULMASI MELTEM AŞAN Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Numan ÖZCAN Yıl: 2002, Sayfa: 77 Jüri: Doç. Dr. Numan ÖZCAN Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLU Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sait EKÎNCÎ Lactobacillus acidophilus A-161 bakterisine ait içerisinde karışık bağlı p(l,3- l,4>glukanaz geni de taşıyan bir entegrasyon vektörü (pLAİL) geliştirilmiştir: Lactobacillus acidophilus A-161 genomuna ait 3 kb büyüklüğünde rastgele bir EcoRI-EcoRI fragmenti bir Escherichia coli replikatif vektörü olan pBR325 plazmidinin Kloramfenikol direnç geni içerisine takılarak pLAl entegratif plazmidi oluşturulmuştur. Buna ilave olarak, pL1Hc plazmidi üzerinde bulunan bir rumen bakterisi olan Streptococcus bovis JBl'e ait P(l,3-l,4)-glukanaz enzimim* kodlayan 1,8 kb büyüklüğündeki HindlH-BamHI DNA parçası pLAl vektörünün Tetrasiklin direnç geni bölgesine transfer edilerek pLAİL vektörü oluşturulmuştur. Bu vektör, muhtemelen tam olarak optimize edilememiş elektrotransformasyon koşullan nedeniyle Lactobacillus acidophilus A-161'in kromozomuna entegre edilememiştir. Escherichia coli I Streptococcus mekik vektörü pTRWIO ve karışık bağlı P(l,3-l,4>glukanaz geninden oluşan TLIR vektörü Streptococcus thermophilus FI8976 ve Lactococcus lactis IL1403 suşlanna elektrotransformasyonla aktarılarak bu enzimin üretimi başarıyla gerçekleştirilmiştir. SDS-Likenan-PAGE jellerin incelenmesi sonucu 26 kDa'luk enzim proteinine ait herhangi bir proteazla parçalanma belirtisi göstermediği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Laktik Asit Bakterileri, Probiyotik, Beta-glukanaz, Sub- klonlama
Saf ivesi ve değişik kan dereceli ost friz x ivesi melezi koyunların, Çukurova subtropik iklim koşullarındaki fizyolojik tepkileri ve performansları üzerine bir araştırma
Bu araştırma Saf İvesi ve değişik kan dereceli İvesi x Ostfriz melezi koyunların, Çukurova iklim koşullarındaki fizyolojik özellikleri ve performanslarını ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Araştırma materyali hayvan grupları, bölgenin iklim koşullarına adapte olmuş saf İvesi koyunu ile bunun Ostfriz'lerle melezleri olan F1 (%50 İvesi, %50 Ostfriz), F2 ( F1 x F1) ve G1 (%75 İvesi, %25 Ostfriz) koyunlarından oluşturulmuştur. Deneme boyunca, koyunların rektal sıcaklık, solunum sayısı ve nabız sayısı gibi fizyolojik parametreleri, sabah 07.00-08.00, öğle 11.00-12.00 ve öğleden sonra 14.00-15.00 saatleri arasında alınmıştır. Bunlara ek olarak döl verimi ve süt verimi ile ilgili, kuzu verimi, laktasyon süt verimi, laktasyon süresi gibi performanslar belirlenmiştir. Deneme sonunda elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir. Denemeye alınan koyunların genetik yapısının, fizyolojik özellikler üzerinde önemli farklılıklara neden olduğu ortaya konulmuştur. Yaş faktörlerine göre düzeltilmiş nabız sayısı, solunum sayısı ve rektal sıcaklık bakımından deneme grupları arasındaki farklılık p<0.01 ve p<0.05'te önemli olarak bulunmuştur. Aynı parametreler yönünden haftalar ve saatler arası farklılık önemli düzeyde bulunmuştur (p<0.01 ve p<0.05). Ayrıca hafta x saat interaksiyonu da P<0.01'de önemli olarak saptanmıştır. Fizyolojik özellikler bakımından elde edilen düzeltilmiş ortalamalar ise İvesi, G1, F1 ve F2 koyun grupları için sırası ile rektal sıcaklık (°C) bakımından, 38.8±.0.19, 39.1+0.32, 39.3±0.28, 39.1±0.35 ; solunum sayısı (adet/dak.) bakımından 55.2+23, 57.6±23, 61.0±13, 58.9+20, nabız sayısı (adet/dak.) bakımından ise 56.5+11, 63.5+15, 63.5+15, 69.5+10 olarak bulunmuştur. Ölçümlerin yapıldığı 7.00-8.00, 11.00-12.00 ve 14.00-15.00 saatlerindeki fizyolojik özellikler bakımından, grupların düzeltilmiş ortalamaları sırası ile, rektal sıcaklık için 39.0+0.39, 39.2+0.38, 39.1+0.36, solunum sayısı için 55.6+17, 65.2+22, 69.0+20 ve nabız sayısı için 73.0+12, 74.0+10, 70+10 olarak3 3 saptanmıştır. Denemeye alınan koyunlarının süt veriminin belirlenmesi için, yaş faktörü elemine edilerek düzeltilmiş, laktasyon süt verimi ve laktasyon süreleri hesaplanmıştır. Elde edilen düzeltilmiş ortalamalar aşağıda verilmiştir. Laktasyon süt verimi İvesi, F1, F2 ve G1 için sırası ile; 134±24, 157±5, 136+2, 148+28 olarak saptanmıştır. Laktasyon süresi de aynı şekilde düzeltilmiş ve İvesi, F1, F2 ve Gl'ler için sırası ile, 163±23, 152+22, 137+16, 174+9 olarak bulunmuştur. Grupların döl verim özelliklerine bakıldığında G1 grubunun kuzu veriminin yüksek olduğunu, bunların kuzularının doğum ağırlığının düşük olduğunu ancak sütten kesim ağırlıklarının diğer gruplara eşit hatta daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deneme sonuçlarından, İvesi grubu koyunların bölge koşullarına en iyi adapte olmuş genotip olduğunu söyleyebiliriz. Bunların melezleri içinde GVlerin bölgeye adaptasyonunun yüksek, buna bağlı olarak performanslarınında denemeye alınan tüm gruplardan daha iyi olduğu söylenebilir.
Ceylanpınar tarım işletmesinde yetiştirilen akkeçi x kilis melezlerinde besi karkas performansı üzerine bir araştırma
Bu araştırma, "Ceylanpınar Tarım İşletmesinde Damızlık Süt Keçisi üretimi" isimli genel projenin (Fi) melezi erkek oğlaklarında, besi ve karkas performansını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini, Ak keçi X Kilis ve Saanen Kilis melezi (Fi) 5 aylık 20 şer adet tek doğan erkek oğlak oluşturmuştur. Besi denemesi, 85 gün sürmüştür. Beside ele alman özellikler ve elde edilen bulgular, aşağıda özetlenmiştir : 1. Toplam Canlı Ağırlık Artışı Akkeçi X Kilis ve Saanen X Kilis melezi (Fi) oğlaklar, 85 gün süren beside toplam canlı ağırlık kazancı bakımından istatistiki olarak önemli bir üstünlük göstermemişlerdir (Çizelge S). Birinci grup, 11. Sİ kg ağırlık artışı kazanırken, ikinci grup 1S.S5 kg kazanmıştır. S. Günlük Canlı Ağırlık Artışı 4 Aynı genotip sırasına göre besi boyunca ortalama günlük canlı ağırlık artışı, 1. grup için 131. BB g iken, ikinci grup için 14A.SS g bulunmuştur (çizelge 3). 3. Kesif ve Kaba Yem Tüketimi Besi boyunca (B5 gün) günlük kesif yem tüketimi, 1. grup için ortalama olarak 986. BA g/gün ve ikinci grup için58 1064.76 g/gün bulunmuştur. Aynı şekilde bir kg canlı ağırlık artışı için, besi boyunca gruplarda ortalama tüketilen kesif yem miktarı sırasıyla 7.394 ve 7-301 kg dır. Buna ek olarak gruplar, sırasıyla 1.962 ve 1.827 kg kuru yonca otu da tüketmişlerdir. 4. Kesimde Sakatat özellikleri Gruplar arasında, kan ağırlığı, kelle ağırlığı ve deri ağırlığı vb. özellikler bakımından istatistiki olarak önemli farklar saptanamamıştır (Çizelge 7). 5. Soğuk Karkas ölçü ve Tartıları Gruplar arasında, sıcak ve soğuk karkas ağırlığı ve göz kası alanı ve vb. özellikler bakımından da, istatistiki olarak önemli farklar saptanamamıştır. Sıcak karkas ağırlığı 1. grup için 15.25 kg ve ikinci grup için 16.14 kg bulunurken, soğuk karkas ağırlığı 1. grup için 15.16 kg ve ikinci grup için 15.83 kg bulunmuştur. Göz kas alanı da aynı sıraya göre 13.30 ve 14.09 cm2 dir. Diğer karkas ölçü ve tartıları, anılan özellikler gibi birbirlerine benzer bulunmuştur (çizelge 8). 6. Karkas da Et, kemik ve Yağ Oranları Akkeçi X Kilis ve Saanen X Kilis melezi oğlaklar, kas, yağ ve kemik oranları bakımından birbirlerine benzer bulunmuştur (Çizelge İO). Birinci grupta, kas oranı X61.30, yağ oranı '/.12.79 ve kemik oranı V.24.23 bulunurken, ikinci53 grupta aynı özellikler, sırasıyla y.60.55, %12.13 ve %24.56 dır. öte yandan birinci grubun et/kemik ve et/yağ oranı sırasıyla 2.474 ve 4.82 iken» ikinci grubun ise 2.46 ve 4.99 dur. Bu özellikler bakımından da gruplar birbirine benzer bulunmuştur. 7. Karkas Randımanı Gruplar arasında sıcak ve soğuk karkas randımanı ile buharlaşma kaybı bakımından, önemli fark tesbit edilememiştir (Çizelge 10). Birinci grup da sıcak ve soğuk karkas randımanı, y.49.76 ve '/.48.5 bulunurken, ikinci grupta aynı özellikler sırasıyla y.49.47 ve 5448.5 bulunmuştur. Ele alınan besi ve karkas performansı bakımından genotip grupları, birbirlerine büyük oranda benzer bulunmuştur. Bu nedenle Ceylanpınar Tarım İşletmesinde uygulanacak melezleme programında, baba olarak kullanılacak Saanen genotipi yerine, Türkiye'de daha ucuz ve daha kolay bulunabilen Akkeçi genotipinin seçimi, başarıyı daha fazla arttırabilir.
Regresyonda kalıntı (residual) analizi
Regresyon analizi, sebep-sonuç ilişkisi bulunan iki veya daha fasla değişken arasındaki ilişkiyi saptamada uygulanan istatistik yöntemlerden birisidir. Gözlem çiftlerini en iyi temsil eden regresyon doğrusunun aşağıdaki gibi olduğunu varsayalım. yi = a+p3q (1) Burada a ve B sırasıyla a ve B parametrelerinin tahminlerini^ bağımsız değişkeni ve y'de bağımlı değişkeni göstermekte olup x'iri değeri verildiğinde y'nın ortalama olarak değeri bulunabilmektedir. Regresyon analizinde amaç tahmin yapmanın yanısıra gözlem çiftlerini en iyi temsil eden regresyon eşitliğini bulmaktır. Bu da kalıntı analizinin konusunu oluşturur. Çünkü bir kalıntı analizi, tahmin edilen eşitlik ile veri arasındaki uyumu veya uyumsuzluğu ortaya kovan bir analiz şeklidir. Aynı zamanda kalıntı analizi, tahmin eşitliğinin verilere uygunluğunun istatistik olarak belirlenmesinden sonra tahmini değer ile gözlemler arasındaki farklılıkların dikkatli bir şekilde incelenmesini ve verilerdeki zayıf parametre tahminlere neden olan herhangi bir anormalliğin tespit -edilmesini de sağlar (Cook ve Weisberg, 1982). Kalıntı analizi doğrusal regresyon modelleri yanında doğrusal olmayan regresyon modelleri ve varyans analizinde de kullanılabilmektedir. Gerçekte uydurulmuş herhangi bir modelin uygulanması ve tir grup veri için açıklanamayan-67- varyasyonun ölçülmesi konularının incelenmesi için de yararlıdır (Draper ye Smith, 1981). Uydurulan bir modelin doğru olup olmadığım kontrol için bazı kalıntı test metotları uygulanır. Bu metotlar içinde çoğunlukla tahminler doğru olmadığında bunu genelde açığa çıkaran ve yapılması kolay olan grafik metotlar kullanılır. Bu nedenle bizde bu çalışmada grafik metotları incelenmiştir. Regresyon analizinde kalıntıyı oluşturan önemli ayrılış tipleri şunlardır. 1) Anormal gözlemlerin varlığı 2} İlgisiz faktörlerin bulunması; model (1.1)' den çıkarılır ve bu faktörlerin seviyelerine karşı kalıntı grafikleri oluşturularak incelenebilir. 3) Model (1.1) "e dahil edilen bir faktörle doğrusal olmayan bir ilişkinin bulunması; Yamy'=a+|3x gibi bir,A #\.A. ilişki yerine y= o: +ps2 gibi bir ilişkinin olması; Bu ilişki, faktörün seviyelerine karşı çizilen.kalıntı. grafiği ve. elde edilen ilişki eğrisi ile incelenebilir. 4) Farklı ej '1er arasında ilişki (korelasyon) bulunması; Bu faktör kısmi kalıntı analizi veya kalıntı peryod grafiklerinde incelenebilir. 5) Varyansın sabit olmaması; Bu durum kalıntıların veya karelerinin uydurulmuş değerlere veya varyansı etkileyen faktörlere karşı grafikleri çizilerek incelenebilir. 6) ej'lerin normal dağılım göstermemesi ; bu durum sıralı kalıntıların standart normal dağılımdan beklenen sıralı istatistiklere karşı grafikleri oluşturularak incelenebilir. Bu çalışmanın amacı, kalıntı analizinde uygulanan özellikle grafiksel metotlar kullanılarak, verileri temsil edebilecek en uygun modeli, daha gerçekçi bir yaklaşımla grafiksel analizler kullanılarak kalıntı analizleri ile birlikte-68- regresyon uygulamalarım yapmanın sağladığı faydalan karşılaştırmalı olarak göstermektir. Bu çalışmada materyal olarak Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Döner Sermaye İşletmesindeki Ost-Frizsîvesi ırkı 36 koyuna ait birer hafta ara ile 9 hafta süreyle alınan solunum sayısı(dk), nabız Sayısı (dk) delerlerinin ortalamaları ve laktasyon süt verimleri (kg/koyun) kullanılmıştır. Analizlerde aşağıda verilen hesaplama şekillerine göre farklı üç tip kalıntı incelenmiştir. Bunlar; 1. Basit (ordinary) kalıntılar ; ej = yi - yi, (2) 2. Standart kalıntılar ; rj = ei/Sei, (3) A 3. Kısmi (partial) kalıntılar ; ej*= e + xjSj (4) Materyalde verilen solunum sayısı sj, nabız sayısı Sg, süt verimleri ise bağımlı değişken y olarak alınır ve en küçük kareler regression doğrusu tahmin edilirse, A yi = 226-1.22 xj - 0. 034 x2 (5) olur ve yi = 226 - 1.22 xt - 0.034 x2 + ei (6) eşitliği elde edilir. Regresyon katsayısının önem kontrolü için yapılan varyans analiz sonuçlarına göre, koyunların süt verimleri ile solunum sayısı veya nabız sayısı arasındaki azalış istatistik bakımdan önemlidir(p < 0.01). Fakat örneğe ait R2 = % 55.69 olup yüksek bâr değer sayılmaz. Yani koyunların dakikadaki solunum sayılan ve nabız sayılan laktasyon süt verimlerindeki-69- varyasyonun ancak % 55.6'sını açıklayabilmektedir. Regresyon önemli olduğu halde R2'nin yüksek çıkmaması, gözlemler içerisinde anormal gözlemlerin olabileceğini gösterir. Eğer gözlemler içerisinde anormal gözlemler varsa bunu ortaya çıkarmanın bir yolu kalıntı analizi yapmaktır. Yapılan değişken eleme testi sonucu koyunlarda dakikadaki nabız sayısının süt verimine önemli bir etkisi olmadığı yani süt verimlerindeki varyasyonun önemsiz bir kısmım oluşturduğu görülmüştür. Diğer bir deyişle sadece dakikadaki solunum sayısı Y'deki açıklanabilen varyasyonun büyük bir kısmını açıklayabilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada dakikadaki solunum sayısı (x) ile laktasyon süt verimleri (y) arasındaki ilişkiyi gösteren regresyon- modeli üzerinde çalışılmıştır. Uydurulan bu yeni model ise, yi = 225- 1.22 xt (?) dir ve yapılan varyans analizi sonucuna göre yine solunum sayısı ile laktasyon süt verimleri arasındaki regresyon katsayısı önemli bulunmuştur (p<0.01). Uydurulan bu eşitlik yardımıyla, 1) (2) nolu eşitlik kullanılarak basit, kalıntı değerleri hesaplanmıştır. Hesaplanan bu değerler daha sonra, - Kalıntıların tümünün grafiği, - Eğer sıralama biliniyorsa kalıntıları zaman serisinde gösterme, - Uydurulan yj değerlerine karşı grafik çizme, - j=l,2,...J,k için bağımsız %$ değişkenlerine karsı grafik çizilerek incelenmiştir. Sonuçta, örneğe ait var yansın sabit olmadığı, bu nedenle- en küçük kareler yöntemi yerine. tartılı en küçük kareler yöntemi uygulanması veya gözlemlerde analizden önce bir transformasyon yapılması gerektiği görülmüştür.2) (7) nolu eşitlikten elde edilen tahmini delerlerden (3) sayılı formül yardımıyla standart kalıntı değerleri hesaplanmış ve bu değerlerin önce serpme grafiği daha sonra da normal grafikleri oluşturarak kalıntılaran normalik varsayımının mevcut. olup olmadıkının kontrolünde kullanılmıştır. Örneğimizde bu grafiker incelendiğinde normalliği bozan bir gözlemin olduğu görülmüştür. 3) (5) nolu eşitlikten elde edilen tahmini değerlerden (4) sayılı formül yardımıyla kısmi kalıntı değerleri hesaplanmış ve grafikleri incelenmiştir. Grafikler dikkatli, bir şekilde incelendiğinde varyansın xj ile birlikte önce artıp sonra azaldığı,. X2 ^8 birlikte sürekli arttığı görüşmüştür Dolayısıyla varyans sabit olmayıp bu varsayım bu örnek için mevcut değildir. Bu durumda ise tartılı en küçük kareler yöntemi uygulanmalıdır Ayrıca xg için düzeltilen bağımlı değişken y, xj ile kuvvetli bir negatif korelasyon içerisinde olduğu, Xı için düzeltilen y ise X2 ile sadece zayıf bir negatif korelasyona sahip olduğu görülmüştür. Diğer bir ifade ile xi'in y üzerinde oldukça yüksek bir azalış, x^.'nin ise oldukça düşük bir azalışa neden olduğunu göstermektedirler.
Çeşitli kimyasal maddelerin kireç hastalığı (Ascosphaera apis) gelişmesi üzerine etkileri ve kontrol yöntemleri
45 ÖZET: Bu çalışmada son yıllarda ülkemizde arıcılık sektörünün en büyük sorunlarından birisi haline gelmiş olan kireç hastalığının etmeni Ascosphaera apis'ç, karşı perizin, formik asit, fluvalinate, nystatine, asetik asit ve fenol'ün 10.000, 5.000, 1.000, 500, 100, 50, 10, 5 ve 1 pprn'hl konsantrasyonlanmn bioetkinlilderi araştırılmış ve ortalama etkinliklerinin sırası ile % 88.25, % 47.00, % 46.07, % 44.40, % 3 1.35 ve % 13.5 1 olduğu görülmüştür. Bal arılarının paraziti Varroa jacobsoni mücadelesinde kullanılan formik asit, perizin ve fluvalinatın kültür ortamında kireç hastalığının etmeni Ascosphaera apıs'e karşı da etkili oldukları gözlenmiştir. Formik asitin kuvvetli bir antimikotik (antifungal) olan nystatine eşdeğer oranda etkili olması ve bu asitin Ascosphaera apis' t karşı yüksek dozlarının fungisidal, düşük dozlarının fungustatik etkili olması, balda kalıntı bırakmaması ve balm yapısında doğal olarak bulunması kireç hastalığına karşı da kullanım şansını arturmaktadır. Kültür ortamında Ascosphaera apis'e karşı ortalama % 88.25 oranında etkili bulunan perizin'in aktif maddesi cumaphos, sisîemik etkili organofosforlu bir pestisittir. Pestisitlerin çoğunluğunun lipofılik karakterde olması nedeniyle balmumuna geçmektedirler. Hakimizin petekli bal tüketme eğilimi göz önüne alındığında perizin ve fluvalinatın balmumunda kalıntı bırakmaları sonucu kireç hastalığının kontrolünde kullanılması sakıncalı görülmektedir. Besi ortamına ilave edilen nystatinin Ascosphaera apis'e karşı etkisinin filitre kağıdına emdirilene oranla daha fazla olduğu görülmüştür. Ancak nystatinin koloni koşullarında kireç hastalığına karşı olan etkinliğinin araştırılması ve balda kalıntı bırakıp bırakmadığının incelenmesi gerekmektedir. Fenol ve asetik asitin Ascosphaera apis gelişmesine karşı ortalama etkinliklerinin düşük olması nedeni ile bu maddelerin hastalığın kontrolünde kullanımı uygun görülmemektedir. Bu güne kadar yapılan çalışmalarda Ascosphaera apis gelişmesini durduran ve hastalığı kontrol altına alabilecek tam bir kimyasal mücadele yöntemi henüz geliştirilemediğinden genetik kontrol yöntemleri ve kültürel mücadele yöntemlerine ağırlık verilmelidir.
Etlik piliç karma yemlerinde enzim katkısıyla en uygun arpa kullanım onarımının araştırılması
VI ÖZ Bu araştırım, etlik piliç karma yemlerinde kullanılması halinde sindirilebilirliğinin düşük olması ve performansta negatif etkilere sahip olan arpanın karma yemlerde %l% 20 ve 30 düzeyinde %0.1, 0.2 ve 0.3 enzim katkısı ile kullanımını araştırmak ve kullanılan bu düzeylerde en uygun arpa kullanımı ve bu düzeyde etkili olan enzim katkı düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre etlik piliç karma yemlerinde arpanın %30 düzeyinde %0. 1-0.3 enzim katkısı ile kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği Keçicilik İşletmesindeki keçilerin doğrudan güncelleme yöntemi ile damızlık değerlerinin tahmini üzerine bir çalışma
Günümüz modern hayvan ıslahında, hayvanlarla ilgili mevcut tüm bilgileri kullanalarak ve bilgi işlem araçlarından yararlanarak damızlık değerlerin hızlı ve güvenilir bir şekilde yenilenebilmesi (güncellenmesi) büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, damızlık değeri tahmininde kullanılmak üzere 1980 yılında Danimarka'da Lars Gjol Christensen tarafından geliştirilen Doğrudan Güncelleme yöntemi esaslarına dayanan ve Visual dBASE programlama dili kullanılarak geliştirilen programlar kullanılmıştır. Bu programlar ile Ç.Ü.Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği Süt Keçiciliği İşletmesinde yetiştirilen keçilerin (1989-1996 yıllan arasında doğan 3092 hayvanın) damızlık değerleri, indeks seleksiyonu esaslarına göre hesaplanmıştır. İndeks değerleri, Doğrudan Güncelleme yöntemine uygun olarak pedigri indeksi, test indeksi ve bu iki indeksi kombine eden birleşik indeksler şeklinde hesaplanmıştır. Bu indeksler 5 yıla (1991,1992,1993,1994,1995) ait laktasyon verimleri kullanılarak güncellenmiştir. Elde edilen birleşik indeks değerlerine göre hayvanlar büyükten küçüğe doğru sıralanmıştır. Sonuçlar göstermiştir ki, her yeni gelen laktasyon verimi ve pedigri bilgisi ile güncellenen test, pedigri ve birleşik indeks değerleri ve bu indekslerin doğruluk dereceleri önemli oranlarda değişmiştir. Bu da her yıl için elde edilen sıralamada önemli farklılıklara neden olmuştur.
Protein ve DNA polimorfizminin saptanmasında kullanılan istatistiki yöntemler ve elektroforesiz tekniği
Doğal populasyonlarda genetik varyasyonun büyük kısmı generasyonlar boyunca korunur. DNA düzeyindeki genetik varyasyonun veya DNA polimorfizminin mekanizmasını anlayabilmek için öncellikle genetik varyasyonun ne düzeyde olduğunu belirlemek gerekmektedir. DNA polimorfizminin miktarı bir çok faktör ile belirlenebilmektedir. Bu faktörleri; mutasyon, doğal seleksiyon, populasyon büyüklüğü, populasyon yapısı ve göç şeklinde sıralamak mümkündür. Bunlar aynı zamanda populasyonlardaki genetik varasyonun kaynağıdır. Bu çalışmada, DNA polimorfizminin miktarını tahmin etmek için iki ölçüm üzerinde durulmuştur. Bu ölçümler, nükleotid çiftlerinin ortalama sayısı ve DNA dizilerinin bir örneğindeki ayrılma konumlarının sayısıdır. Nötral mutasyon random-drift hipotezi (nötral teori), bu ölçümler kullanılarak test edilir. Nötral mutasyon hipotezi, bir DNA dizisinin herhangi bir konumunda bir mutasyon meydana geliyorsa, başka bir mutasyonun, başka bir konumda tarafsız olarak meydana gelebileceğini ifade etmekte olup, mutasyonlarında bu şekilde tarafsız olduğunu varsaymaktadır. DNA polimorfizminin miktarının beklenen değeri; populasyon büyüklüğündeki değişim, populasyonun alt bölümleri içermesi ve doğal seleksiyon gibi farklı koşullar altında çalışılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Polimorfism, DNA Polimorfism, Nötral mutasyon
Bıldırcınlarda bireysel ve grup düzeyinde erkek katımında erkek/dişi oranlarının döllülüğe etkisi
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBILDIRCINLARDA BİREYSEL VE GRUP DÜZEYİNDE ERKEKKATIMINDA ERKEK/DİŞİ ORANLARININ DÖLLÜLÜĞE ETKİSİFizen YURDAKULÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAKYıl : 2006, Sayfa: 59Jüri : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAKProf. Dr. Ahmet TESTİKProf. Dr. Abdulrahman POLATBu çalışmada; Japon bıldırcınlarının anaç sürülerindeki çiftleştirilmelerinde,farklı erkek/dişi oranlarının döllü yumurta verimi üzerine nasıl etkiler yaratacağınınaraştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma, tesadüf parselleri deneme planında 5tekerrürlü olarak 1'er haftalık periyotlarda yürütülmüştür. Denemedeki muamelelerfarklı erkek/dişi oranlarında çiftleştirmelerden oluşmuştur.Deneme sonuçları, 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarında bireyselolarak yapılan çiftleştirmeler arasında döllülük açısından istatistiki olarak farkolduğunu (P<0.05) göstermiş olup, en yüksek döllülük oranının 1/1 erkek/dişioranlarında ve daha sonra 1/4, 1/5 ve 1/2'de, en düşük döllülüğün ise 1/3 oranındakiçiftleştirmelerde olduğu gözlenmiştir.Yine aynı oranlarda grup düzeyinde uygulanan çiftleştirmelerde de istatistikiolarak fark olduğu (P<0.05) tespit edilmiş olup, en yüksek 1/2 ve 1/1, daha sonrasırasıyla azalarak 1/3, 1/4 ve 1/5 oranındaki çiftleştirmelerde daha düşük döllülükoranı elde edildiği gözlenmiştir.Ayrıca, bireysel ve grup halinde yapılan çiftleştirmeler arasında döllülükaçısından fark olup olmadığı test edilmiş olup, yapılan çiftleştirmelerde istatistikiolarak fark olmadığı tespit edilmiştir (P>0.05).Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, Döllülük, Erkek/Dişi Oranları.I
Etlik piliç karma yemlerinde nişasta kaynağının yem tercihi ve besi performansına etkisi
Mevcut çalışmada; etlik civcivlerin beslenmesinde karma yemde farklı nişasta kaynaklarıarasında varsa hayvanın tercihini belirlemek, bu belirlenirken yem seçimi tekniğinden yararlanma veklasik tek yemle besleme ile mukayeseli olarak etlik piliçlerin performansı ve sindirim sistemi üzerineetkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. 80 adet bir günlük yaştaki erkek etlik civcivler her biri16 hayvandan oluşan benzer canlı ağırlık ortalamasına sahip (38.1g), beş gruba ayrılmıştır.Denemenin 1-10. günler civcivler standart başlatma yemi (%25 Hpr, 3202 Kcal/kg ME), 11. gündensonra deneme yemleriyle beslenmişlerdir. 1. kontrol grubunda (KB) 50:50 öğütülmüş buğday: buğdayiçeren buğday konsantresi (ME 3365 kcal/kg, Hpr %37) ve tona 750 gr buğday enzimi katılarakhazırlanmış yem karışımı kullanılmıştır. 2. kontrol grubuna (KM ) 50:50 oranında mısır: mısır içerenmısır konsantresi (ME 3172 kcal/kg, Hpr %40) hazırlanan yem karışımı verilmiştir. Seçmeli yemlemeuygulanan 3. gruba buğday ve buğday konsantresi, 4. gruba mısır ve mısır konsantresi iki ayrıyemlikte serbest olarak sunulurken, 5. gruba ise buğday ve mısır ile buğday konsantresi ve mısırkonsantresi 4 ayrı yemlikte serbest olarak verilmiştir.Mevcut çalışmada elde edilen bulgular, etlik piliçlerin yaşları ilerledikçe tahıl tüketiminiarttırdığı, bu artışın buğdayda mısıra nazaran daha yüksek olduğu görülmüştür. Buğdaya dayalıkontrol grubunda diğer gruplara göre, canlı ağırlık kazancı, yem, enerji ve proteinden yararlanmaoranı istatistiksel olarak daha yüksek; ancak, toplam yem tüketimi, enerji alımı ve protein tüketimiserbest seçmeli yemlenen 5. grupta istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır (P<0.05).Deneme sonunda yapılan tespitlerde, gruplar arasında sıcak ve soğuk karkas randımanları,sıcak ve soğuk karkas ağırlıkları, toplam sindirim sistemi, duedenum, körbağırsak, bezel mide, taşlıkağırlıkları ve yemek borusu+kursak ağırlık ve uzunlukları bakımından istatistiksel olarak önemlifarklılıklar bulunmamıştır ( P>0.05). Serbest seçmeli yemlenen 3. grup (B/BK) diğer gruplara göre,karaciğer ağırlığı, jejenum ağırlığı ve uzunluğu, ileum ağırlığı ve duodenum uzunluğu bakımındanistatistiki olarak (P<0.05) daha yüksek iken, serbest seçmeli yemlenen 4. grup (M/MK) kalınbağırsakağırlığı bakımından 1, 2, 3, ve 5, gruplardan istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır(P<0.05). Toplam sindirim sistemi uzunluğu ve taşlık uzunluğu her iki tahıl ve her iki konsantresinibir arada alan seçmeli muamele grubunda istatistiki olarak daha yüksek bulunmuştur.Sonuç olarak, tahıl kaynağı ve yemleme yöntemlerinin etlik piliçlerin yem seçimi üzerineetkili olduğu, rasyonda enzim destekli buğday kullanımının mısıra oranla daha yüksek performanssağladığı saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Etlik piliç, Tercihli yemleme, Farklı nişasta kaynakları, Performans, karkas
Yüksek sıcaklık altında barındırılan etlik piliçlerin rasyonlarına farklı düzeylerde ilave edilen organik krom'un performans, kan ve karkas parametreleri üzerine etkileri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİYÜKSEK SICAKLIK ALTINDA BARINDIRILAN ETLİK PİLİÇLERİNRASYONLARINA FARKLI DÜZEYLERDE İLAVE EDİLEN ORGANİKKROM'UN PERFORMANS, KAN VE KARKAS PARAMETRELERİÜZERİNE ETKİLERİMurat AKILLIÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLUYıl: 2006, Sayfa 43Jüri: Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLUProf. Dr. Murat GÖRGÜLÜDoç. Dr. Ahmet ŞAHİNBu çalışmada, yüksek sıcaklık altında barındırılan etlik piliç rasyonlarına farklı düzeyde ilaveedilen organik formdaki kromun performans, karkas ve kan parametreleri üzerine etkileriaraştırılmıştır. 80 adet bir günlük yaştaki erkek civcivler, her biri 16 hayvandan benzer canlı ağırlıkortalamasına sahip (44.86) beş gruba ayrılmıştır. Her grubun yemine 0, 50, 100, 200, 400 ppb organikformdaki krom ilave edilmiştir. Deneme süresince sıcaklık stresi oluşturmak amacıyla sabah saat9.00'dan saat 17.00'a kadar deneme odası sıcaklığı 35-37ºC'e olarak ayarlanmıştır. Yem ve sudevamlı olarak hayvanların önlerinde bulundurulmuş ve 24 saat ışıklandırılma yapılmıştır.Performans, karkas ağırlığı ve randımanı, abdominal yağ ağırlığı, karaciğer, kalp ve taşlık ağırlığı vekarkas besin kompozisyonu rasyona eklenen organik formdaki krom tarafından etkilenmemiş, fakatplazma kolesterol (P<0.05, linear), trigliserid (P<0,06, linear), VLDL (P<0.05, linear) ve glikoz(P<0.05, linear) miktarı önemli olarak yeme organik formdaki krom katkısı tarafından etkilenmiştir.Sonuç olarak, yüksek sıcaklık altında barındırılan etlik piliç rasyonlarına mevcut çalışmadüzeyinde organik formdaki kromun eklenmesi, performans ve karkas özelliklerine etki etmediğiancak ölçümlenen kan parametrelerinden kolesterol, trigliserit, VLDL ve glikoz düzeylerinidüşürmüştür.Anahtar kelimeler: Etlik piliç, yüksek sıcaklık, organik formdaki krom, performans, karkas
Broylerlerde karın ve karaciğer yağlanmasında organik kromun etkisi üzerine bir araştırma
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBROYLERLERDE KARIN VE KARACİĞER YAĞLANMASINDAORGANİK KROMUN ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAMehmet Cengiz SEÇKİNÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof.Dr. Orhan ÖZTÜRKCANYıl: 2006, Sayfa: 24Jüri: Prof.Dr. Orhan ÖZTÜRKCANDoç. Dr. Mehmet ÇELİKProf. Dr. A. Nazım ULUOCAKBu çalışma broylerlerin rasyonlarına eklenen organik kromun besi performansı,abdominal yağ, karaciğer ağırlığı, yem tüketimi, canlı ağırlık kazancı, yem dönüşümoranı ve mortalite gibi parametrelerin araştırılması amacıyla yürütülmüştür.Kırkbeş gün süreyle yürütülen denemede 60 Cobb erkek etlik civcivkullanılmıştır. Denemede kullanılan standart etlik civciv yemi (Başlangıç yemi % 23Hpr, 3100 kcal/kg ME), (Büyütme yemi % 22 Hpr, 3100 kcal/kg ME), (Bitirme yemi% 20 Hpr, 3100 kcal/kg ME) ve 1 Kg yeme 0, 2, 4, ve 8 gram düzeylerinde organikkrom içerecek şekilde hazırlanmıştır.Denemenin ilk haftasında yem tüketimleri bakımından elde edilen sonuçlaristatistiki olarak önemli olduğu halde (P < 0.05 ) diğer haftalarda elde edilen sonuçlaristatistiki olarak önemli olmamıştır (P > 0.05 ).Canlı ağırlık kazancı bakımından gruplararası farklılık incelendiğinde 5. haftasonuçları dışında ( P < 0.05 ) diğer haftalarda elde edilen sonuçlar istatistiki olarakönemli bulunmamıştr ( P > 0.05 ).İncelenen diğer bütün parametreler istatistiki olarak önemli bulunmamıştır ( P> 0.05 ).Anahtar Kelimeler: Broyler, Organik Krom, Abdominal Yağ, Performans, Karaciğer.
Adana bölgesinde yetiştirilmekte olan kıl keçilerinde alt kıl üretim potansiyeli, alt kılların fiziksel özellikleri ve tekstil sektöründe kullanılmaları
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİADANA BÖLGESİNDE YETİŞTİRİLEN KIL KEÇİLERİNDE ALT KIL (KAŞMİR)ÜRETİM POTANSİYELİ , ALT KILLARIN FİZİKSEL KARAKTERİSTİKLERİ VETEKSTİL SEKTÖRÜNDEKİ KULLANIM ALANLARIÜlkü BOLATÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Okan GÜNEYYıl : 2006 Sayfa : 41Jüri : Prof.Dr. Okan GÜNEYProf.Dr. Osman TORUNProf.Dr. Osman BİÇERBu çalışmada Adana bölgesinde yetiştirilen kıl keçilerinde alt kıl (kaşmir )üretim potansiyeli, alt kılların fiziksel karakteristikleri ve tekstil sektöründekikullanım alanlarını belirlemek amacıyla üç farklı bölgedeki kıl keçileri ele alınarakkaşmir özellikleri incelenmiştir. Çalışmada kaşmir inceliği, miktarı, deri kalınlığı,alt ve üst kıl rengi, kıvrım sayısı, lif gerçek ve doğal uzunluğu incelenmiş ve buözellikller üzerine cinsiyet, yaş, oğlak sayısı ve canlı ağırlığın etkisi araştırılmıştır.Araştırma materyali hayvanların alt kıllları döküm zamanı olan nisan, mayıs,haziran ve temmuz aylarında özel çelik tarakla taranarak toplanmıştır. İlçelerortalaması 14.3 µ olmakla beraber en düşük incelik ortalaması 13.8 µ ile denizseviyesi en düşük olan Adana Merkez'indeki hayvanlardan elde edilmiştir. Bunudeniz seviyesi Merkez'den daha yüksek olan Karaisalı bölgesi 14.1 µ lif inceliği ileizlemiş en kalın lif ortalaması 15. 0 µ ile deniz seviyesinden yüksekliği 1400 m olanTufanbeyli ilçesinde saptanmıştır.Anahtar kelimeler : Kaşmir, alt kıl, fiziksel karekteristikler
Karkas yapısı,kıl morfolojik özellikleri ve yağ asitleri kompozisyonlarına göre et hayvan türlerinin ayırt edilmesi üzerine bir araştırma
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİKARKAS YAPISI,KIL MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ VE YAĞ ASİTLERİKOMPOZİSYONLARINA GÖRE ET HAYVAN TÜRLERİNİN TANINMASIÜZERİNE BİR ARAŞTIRMASavaş Fuat TURANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Oktay GÜRSOYYıl : 2006, Sayfa: 175Jüri : Prof. Dr. Oktay GÜRSOYProf. Dr. Okan GÜNEYDoç. Dr. Zerrin ERGİNKAYABu araştırma yaygın olarak tüketilen koyun, keçi ve sığır etlerini domuz, at ve eşek etleriylekarkas yapısı, kıl morfolojisi ve yağ asit bileşimleri bakımından karşılaştırarak, aralarındaki farklarıbelirleyip kolay tanıma amacıyla yapılmıştır. Araştırma materyali olarak her türe ait üçer hayvanın belbölgesinden 100 g derialtı yağ alınmış ve metil esterleri oluşturularak 35 farklı doymuş ve doymamışyağ asidi değerleri gaz kromatografisiyle belirlenmiştir. Doymuş yağ asitlerin palmitik ve stearik asit,doymamış yağ asitleri bakımından da oleik, linoleik ve palmitoleik asit yüksek oranlarda tespitedilmiştir.Türlere ait kıllar incelik, uzunluk ve morfolojik bakımdan mikroskop altında incelenmiş vetürlere ait farklılıklar ortaya konmuştur. Kıl inceliği bakımından koyun en ince kıla sahip iken domuzkılı en kalın kıl olarak belirlenmiştir.Karkas yapısı bakımından türlerin farklılıkları ağırlık(cüsse), dış görünüş, yağ örtüsü, et rengive kemik anatomisi bakımından karşılaştırılmışlardır. Koyun ve keçi karkasları tüm diğer türlerdendaha küçük ve farklı ancak birbirine benzer bulunmuştur. Sığır karkası ve parça etleri ise at, eşek vedomuz etleriyle karıştırılabilecek yapıda bulunmuştur.Yağ asitleri bakımından bileşimlerin güvenilir bir tanıma yöntemi olarak kullanılabileceğisonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Karkas tanıma, kıl morfolojisi, yağ asidi bileşimi, karkas yapısı.I
Çukurova bölgesine ve gezginci arıcılığa uygun bir kovan tipinin geliştirilmesi, kovan tipi ile koloni gücünün kışlatma, koloni gelişimi ve bal verimi üzerine etkileri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİÇUKUROVA BÖLGESİNE VE GEZGİNCİ ARICILIĞA UYGUN BİRKOVAN TİPİNİN GELİŞTİRİLMESİ, KOVAN TİPİ İLE KOLONİGÜCÜNÜN KIŞLAMA VE KOLONİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİAykut BURĞUTÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Ulviye KUMOVAYıl: 2006, Sayfa 58Jüri: Prof. Dr. Ulviye KUMOVAProf. Dr. Tamer KAYAALPYrd.Doç. Dr. Nuray ŞAHİNLERBu çalışmada; arı kolonilerinin kışlatılması ve taşınması sırasında meydanagelen koloni kayıplarını önlemek, kolonilerin gelişimini arttırmak ve arıcılığa dahaçok faydalı olabilecek bir kovan tipinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçlaçalışma, tekerrürlü tesadüf blokları faktöriyel deneme planına göre yürütülmüştür.Denemede birinci faktör olarak kontrol ve deneme kovanları kullanılmıştır. İkincifaktör olarak üç farklı koloni gücü (3, 4 ve 5 çerçeve arılı) kullanılarak deneme 7tekerrürlü (2x3x7) olarak yürütülmüştür. Araştırmaya giren tüm kolonilerde aynıkoloniden yetiştirilen, aynı yaşlı kız kardeşler İtalyan melezi (Apis melliferaligustica) ana arılar kullanılmıştır.Deneme sonuçlarına göre, deneme kovanları ile kışlatmaya alınan kolonilerdekışlatma kaybının düşük olduğu ve arıların taşınması sırasında kolonilerde hiçbirkayıbın olmadığı belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Apis mellifera, kovan, kışlatma, koloni gelişimi, gezgin arıcılık.I
Etlik civcivlerde koksidiyoz kontrolünde bitkisel ekstraktların kullanım olanakları
ÖZDOKTORA TEZİETLİK CİVCİVLERDE KOKSİDİYOZ KONTROLÜNDE BİTKİSELEKSTRAKTLARIN KULLANIM OLANAKLARIİbrahim Serhan SERİNÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLUYıl :2006, Sayfa: 92Jüri : Prof.Dr. Hasan Rüştü KutluProf.Dr. Ferda OkanDoç.Dr. Mehmet ÇelikProf.Dr. Murat GörgülüYrd.Doç.Dr. Ahmet ŞahinBu çalışmada etlik piliç rasyonlarında yem katkı maddesi olarak bitkiselekstrakt kullanımının koksidiyoz kontrolündeki etkinliği araştırılmıştır. Bitkiselekstraktların oosit saçımı, bağırsak lezyon skoru, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi veyemden yararlanma oranına etkisi incelenmiştir. Denemede, %32 E. tenella, %32 E.acervulina, %18 E.burunetti ve %18 E. maxima sporlu oositleri içeren inokülant,47,000 adet sporlu oosit/civciv dozunda kullanılmıştır. Birinci ve ikinci denemelerdeher biri 16 adet, üçüncü ve dördüncü denemelerde ise her biri 17 adet Ross 308 erkekcivcivlerden oluşan muamele grupları kullanılmıştır. Tüm denemelerde, denemeleregöre dozu ve çeşidi değişen bitkisel ekstrakt(lar) yanında 120 ppm düzeyinde Yuccaschidigera da kullanılmıştır. Birinci denemede, Thymus vulgaris ve Zingiberofficinale ikinci denemede, Origanum vulgare ve Syzygium aromaticumekstraktlarından herbiri 400 ppm düzeyinde kullanılmıştır. Üçüncü denemede, ilk ikidenemeden en iyi cevabı veren ekstraktlar olan; O. vulgare ve Z. officinale'nin 1:1(g/g) karışımının, 200 ve 300 ppm dozları denenmiştir. Dördüncü denemede ise, ilküç denemede koksidiyoza karşı etkinliği açısından en iyi sonucu veren 400 ppm O.vulgare ekstraktlarının, kuluçka çıkışı takiben ve 12. gün yaştan itibarenkullanımının; antikoksidiyalle (robenidin) mukayeseli olarak etkinliği araştırılmıştır.Kuluçka çıkışını takiben 400 ppm O. vulgare ve 120 ppm Y. schidigera ekstraktıkullanımının antikoksidiyal kullanımına benzer etkiye sahip olduğu, inoküle edilentüm grupların istatistiki olarak benzer olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, buçalışmada kullanılan bitkisel ekstraktların koksidiyoz kontrolünde antikoksidiyallerealternatif olabilecekleri saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Etlik piliç, koksidiyoz, oosit saçımı, performans, bitkiekstraktlarıI
Süt sığırlarının beslenmesinde rasyon enerji ve protein kaynağı ile duş uygulamasının yüksek sıcaklık altında süt verim ve kompozisyonuna etkileri
Jüri : Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLU: Prof. Dr. Murat GÖRGÜLÜ: Prof. Dr. Kemal ÖZKÜTÜK: Prof. Dr. Behiç ÇOŞKUN: Yrd. Doç. Dr. A. Galip ÖNALBu çalışmada, süt sığırlarında sıcaklık stresine karşı yönetsel ve beslemeye dayalıtedbirlerin süt verim ve kompozisyonu ile bazı fizyolojik parametreler üzerine etkisiincelenmiş ve bu amaçla 2002 ve 2003 yıllarında 4x4 Latin Kare deneme deseninde, 2x2faktöriyel düzende 3 deneme yürütülmüştür. 2002 yılında yürütülen Deneme 1 ve Deneme2'de sırasıyla duş+fan uygulaması ve rasyonda korunmuş yağ kullanılması (kuru maddebazında %2.54) ile duş+fan uygulaması ve rasyonda balık unu kullanılması (kuru maddebazında %3.67) incelenmiştir. 2003 yılında yürütülen Deneme 3'de ise yalnızca beslemeyedayalı tedbirler göz önünde bulundurularak rasyonda soya yağı (kuru madde bazında %3.81)ve balık unu kullanılmasının (kuru madde bazında %3.67) etkileri araştırılmıştır.Deneme 1 ve Deneme 2'de hayvan materyalinin 9 saat hafif düzeyde, 7 saat ise ortadüzeyde sıcaklık stresine maruz kaldıkları saptanmıştır. Duş+Fan uygulaması her ikidenemede de rektal sıcaklık, deri sıcaklığı ve solunum sayısını azaltmıştır (P<0.05).Duş+Fan uygulaması Deneme 1'de süt veriminde 1.22 kg (P=0.17), Deneme 2'de ise 2.21kg (P=0.07) artış sağlamıştır. Rasyonda korunmuş yağ kullanılması yağa göre düzeltilmiş sütverimi ve yağ verimini (P<0.05) artırırken, süt verimi (P=0.15) ve yağ oranı (P=0.07)üzerinde artış eğilimine neden olmuştur. Rasyonda balık unu kullanılması süt veriminietkilemezken süt protein düzeyi ve toplam N içeriği (P=0.12) üzerinde artış eğilimine nedenolmuştur.Deneme 3'de hayvanların günün 14 saatini hafif düzeyde, 10 saatini ise orta düzeydesıcaklık stresine maruz kalarak geçirdikleri saptanmıştır. Rasyonda soya yağı kullanılmasırektal sıcaklık, solunum ve nabız sayısında sırasıyla 0.14ºC, 8.94 sayı/dakika ve 2.13sayı/dakika artışa neden olmuştur. Süt verimi bu muamele ile 1.04 kg (P<0.01) artarken, sütyağ oranı %18.27 oranında azalmıştır (P<0.05). Rasyonda balık unu kullanılması sütverimini etkilemezken canlı ağırlık kazancında (P=0.09) artış eğilimine neden olmuştur.Sonuç olarak, bu çalışmadan elde edilen bulgular, süt sığırlarında sıcaklık stresininolumsuz etkisini azaltmak için duş+fan uygulaması gibi yönetsel tedbirlerin beslemeyedayalı tedbirlere; beslemeye dayalı tedbirler arasında ise rasyonda yağ kullanımının balıkunu kullanımına nazaran daha etkili olabileceğini göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Sıcaklık stresi, yağ, balık unu, duş+fan, serinletmeI
Adana ili Tufanbeyli ilçesi köylerinde koyun yetiştiriciliğinin karakterizasyonu
Bu araştırma Adana ili Tufanbeyli ilçesi köylerinde koyun yetiştiriciliğini karakterize etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada morfolojik özelliklerin belirlenmesi için 3 köyden 446 baş koyun ve 10 baş koç, döl verimi özelliklerinin tespiti amacıyla 488 baş koç altı koyun, süt verimi özelliklerinin tahmini amacıyla Hanyeri köyünde 2 işletmede144 baş koyun, büyüme özelliklerinin tespiti için Hanyeri köyünde 2 işletmede 83 baş dişi kuzu ve 63 baş erkek kuzu kullanılmıştır. Koyunların %97.3'ü ve koçların %100'ü beyaz vücut rengine sahiptir. Koyun ve koçların tamamı boynuzsuz bulunmuştur. Koyunlarda canlı ağırlık ve cidago yüksekliği sırayla 69.0±0.4 kg, 73.4±0.2 cm, koçlarda ise aynı ölçüler 89.2±3.3 kg 85.0±1.2 cm olarak tespit edilmiştir. Vücut ölçüleri bakımından köyler ve yaş grupları arasındaki farklar koyunlarda önemli, koçlarda önemsiz bulunmuştur. Döl verimi kriterlerinden kısırlık oranı ve ikizlik oranı sırayla %7.2 ve %9.1 dır. Koyunlarda günlük ortalama süt verimi, laktasyon süresi, laktasyon süt verimi ve sağılan süt verimi sırayla 888.3±26.6 g, 166.9±1.5 gün, 151.2±5.3 kg ve 72.1±3.1 kg olarak saptanmış olup yaş grupları arasında gözlenen farklar çok önemli bulunmuştur. Süt verim özelliklerinde en yüksek değerleri 5 yaşlı koyun grubu sergilemiştir. Süt verimi bakımından geniş bir varyasyon (47-360 kg) bulunmuştur. Laktasyon özellikleri şimdiye kadar saptanan değerlerden istisnai olarak yüksek bulunmuştur. Kuzuların doğum ağırlığı 4.3±0.1 kg, sütten kesim ağırlığı(90 günlük) 22.0±0.2 kg ve 0-90 gün arası günlük ortalama canlı ağırlık artışları 199.7±2.3 g olarak belirlenmiş ve özellikler üzerinde cinsiyetin ve doğum tipinin etkisinin çok önemli olduğu saptanmıştır. Süt verim özellikleri bakımından oldukça yüksek bir varyasyon gözlenmiş, ancak büyüme özellikleri bakımından aynı genişlikte bir varyasyon gözlenememiştir. Tufanbeyli ilçesi köylerinde yetiştirilen koyunların genellikle Kangal tipi Akkaraman olduğu belirlenmiştir.
Rasyon likopen içeriğinin yumurtacı tavuklarda yumurta verimi, yumurta kalite özellikleri ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri
Mevcut çalışma yemlik lycopenin kahverengi yumurtacılarda yumurtlama performansı ve yumurta kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yirmi sekiz haftalık yaştaki yumurtacı tavuklar, benzer canlı ağırlıkta her birinde 18 hayvan bulunan 4 gruba ayrılmıştır. Hayvanlar 8 haftalık süre boyunca 0, 100, 200 ve 400 ppm likopen (% 0.8 likopen içeren Lyc-O-Mato®) içeren standart yumurtacı tavuk yemleriyle beslenmişlerdir. Hayvanlar tamamen tesadüfen belirlenmiş, bireysel kafeslerde yetiştirilmişlerdir. 16: 8 saatlik aydınlık : karanlık aydınlatma periyodu kullanılmıştır. Yem ve su ad libitum verilmiştir. Yumurtlama performansı olarak belirlenen yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta üretimi günlük olarak, yumurta kalitesi haftalık olarak ölçülmüştür. Sonuçlar lycopen katkısının yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı, kırık yumurta sayısı ve canlı ağırlığı önemli düzeyde etkilemediğini (P>0.05) göstermiştir. Fakat, yeme likopen katkısı yumurta sarısı skorunu, kabuk kalınlığı ve ağırlığını arttırmıştır (P<0.05). Sonuçlar, yeme eklenen likopenin özellikle 100 ppm düzeyinin yumurta sarısı pigmentasyonu ve kabuk kalitesini arttırıcı bir potansiyele sahip olabilir. Anahtar Kelimeler: Yumurtacı tavuk, likopen, yumurta verimi ve kalitesi, kan parametreleri
Atak-s yumurtacı tavuk hibritinin Çukurova (Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği) koşullarında performansının saptanması
Bu çalışma, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Atak-S yumurtacı hibritinin Çukurova Bölgesi'nde (Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği koşullarında) performansını saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma materyali hayvanların 18 haftalık yaşa kadarki canlı ağırlıkları, ölüm oranları, yem tüketimleri belirlenmiştir. Canlı ağırlık ortalama değeri, 18. hafta sonunda 1413.6±13.35 g olarak saptanmıştır. Onsekizinci haftada yem tüketimleri ortalaması 5.715 g, yemden yararlanma oranı 4.04 olarak bulunmuştur. Cinsel olgunluk yaşı 150 gün, cinsel olgunluk ağırlığı 1664.1±8.53 g olarak saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler dikkate alındığında sonuçların sahaya uygulanabilmesi için benzer çalışmaların yapılıp daha kesin sonuçlara ulaşılması yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Atak-S, kahverengi yumurtacı, hibrit, performans
Yem değerini artırıcı enzim genlerinin probiyotik etkili laktik asit bakterilerinde klonlanarak üretimi
Fitazlar, bitkilerdeki fosforun ana depo formu olan fitatdan inorganik fosfatın serbest kalmasını sağlayarak gıda ve yemlerin besleyici değerini artıran enzimlerdir. Bu çalışmada, Bacillus subtilis VTT E-68013'den fitaz geni (phyC) PCR tekniği ile çoğaltılmış ve pMK3F'yi oluşturmak için Escherichia coli-Bacillus sp. mekik vektörü pMK3'e yerleştirilmiştir. pMK3F rekombinant vektörü ilk önce sıcaklık şoku yöntemi ile E. coli'ye aktarılmıştır. E. coli'den izole edilen pMK3F plazmidi kullanılarak elektrotransformasyon yöntemi ile Bacillus coagulans'a aktarılmıştır. E. coli ve B. coagulans'dan elde edilen bu rekombinant plazmidlerin HindIII ve BamHI enzimleri ile kesilmesi sonucu agaroz jel'de, phyC'yi kodlayan 1300 bç büyüklüğündeki DNA fragmenti ile 7200 bç büyüklüğündeki pMK3 vektörü gözlenmiştir. pMK3F rekombinant vektörünün fitaz geni PCR ile çoğaltılmış ve agaroz jelde gözlenerek sonuçlar desteklenmiştir. Fitaz geni, B. coagulans'da klonlanmasına rağmen Buğday Kepeği Ekstraktı/Sodyum-fitat/LB/Agar besi yerinde ve Buğday Kepeği Ekstraktı/Na-fitat substratları içeren SDS-PAGE'de fitaz aktivitesi tespit edilememiştir. ß-(1,3-1,4)-glukanazlar (likenazlar), ß-glukanlar ve likenanlar gibi ß-1,3 ve ß-1,4 bağları içeren düz ß-glukanları hidrolize eden enzimlerdir. Streptococcus bovis kökenli likenaz geni pMK3Lik plazmidini oluşturmak için E. coli-Bacillus sp. mekik vektörü pMK3'e yerleştirilmiştir. pMK3Lik rekombinant vektörü ilk önce E. coli'ye daha sonra da B. coagulans'a aktarılmıştır. E. coli ve B. coagulans'dan elde edilen bu rekombinant plazmidlerin SmaI enzimiyle kesilmesi sonucu agaroz jel'de 1800 bç'lik likenaz genine ait bant gözlenmiştir. pMK3Lik plazmidini taşıyan E. coli hücrelerinde hem LB/Likenan/Agar besi yerinde hem de SDS-Likenan-PAGE'de likenaz aktivitesi gözlenirken rekombinant B. coagulans'da enzim aktivitesi tespit edilememiştir. Anahtar kelimeler: Fitaz, likenaz, Bacillus coagulans, probiotik, klonlama
Etlik civciv rasyonlarında doğal büyüme uyarıcı olarak bitkisel ekstraktların ve propolisin kullanım olanakları
Bu çalışma, etlik piliç yemlerinde kullanımı yasaklanan antibiyotiklere alternatif doğal bitkisel ekstrakların ve propolisin büyütme faktörü olarak kullanım olanaklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, her biri 42 gün süreli bir birini takip eden dört ayrı deneme halinde Ross 308 erkek civcivler ile yürütülmüştür. Birinci denemede Yucca schidigera, Oreganum vulgare, Thymus vulgaris, Syzygium aromaticum, Zingiber officinale isimli bitkisel ekstraktlar 120 ppm düzeyinde kullanılmıştır. 120 ppm Z.officinale katkısı etlik piliçlerin canlı ağırlık kazancı ve yemden yararlanma oranını iyileştirmiş ve bağırsak laktik asit bakteri populasyonunu arttırmıştır. İkinci denemede, Deneme I'de en üstün sonucu veren S.aromaticum ve Z.officinale isimli bitkisel ekstraktlar test edilmiştir. Z.officinale ekstraktının dozunun artması (240 ppm) etlik piliçlerin performansını ve bağırsak villi uzunluğunu artırmıştır. Üçüncü denemede yem katkısı olarak propolisin farklı düzeyleri (0, 500, 1000, 2000 ppm) kullanılmıştır. Propolis katkısı antibiyotiklere alternatif olma açısından büyük önem taşıdığı gözlenmiştir. Özellikle yeme ilave edilen 1000 ppm propolis etlik piliçlerin yem tüketimini teşvik etmiş, canlı ağırlık kazancı ve yemden yararlanma oranını iyileştirmiş, bağırsak villi uzunluğunu arttırmıştır. Dördüncü denemede, büyüme uyarıcı olarak Z.officinale ve propolisin farklı dozları ayrı ayrı ve kombine olarak denenmiştir. 240 ppm Z.officinale ve 1000 ppm propolis katkısı etlik piliçlerin canlı ağırlık kazancı, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı bakımından antibiyotiklere benzer performans değerleri göstermişlerdir. Çalışamadan elde edilen bulgular, bitkisel ekstrakt olarak 240 ppm Z.officinale esans yağı ve/veya 1000 ppm propolis katkısı antibiyotiklere alternatif olma açısından büyük avantaj sağlamıştır.
Etlik piliçlerin beslenmesinde büyüme uyarıcı olarak kullanımı önerilen farklı timol ve karvakrol kaynaklarının biyoetkinliklerinin karşılaştırlması
Bu çalışma, etlik piliçlerin beslenmesinde büyüme uyarıcı olarak kullanılan farklı (doğal ve sentetik) timol/karvakrol kaynaklarının biyoetkinliklerinin karşılaştırılması amacıyla yürütülmüştür. Denemede hayvan materyali olarak, 1 günlük yaşta Ross-308 erkek etlik civcivler kullanılmıştır. Deneme başı canlı ağırlıkları benzer, her bir grupta 20 hayvan olacak şekilde 6 muamele grubu (pozitif kontrol (antibiyotik büyüme uyarıcı içeren), negatif kontrol (büyüme uyarıcı içermeyen), sentetik timol/karvakrol (1:1), sentetik korunmuş timol/karvakrol (1:1), doğal ticari kekik ekstraktı ve kekik yağı ) oluşturulmuştur. Her bir gruba ad-libitum yemleme uygulanmış olup, deneme süresi 42 gündür.Deneme sonu itibariyle gruplar arasında yem tüketimi, canlı ağırlık kazancı, bazı kan plazma değerleri bakımından istatistiki bir farklılık saptanmamıştır (P>0.05). Yemden yararlanma oranında ilk 3 haftada farklılık bulunmasına rağmen (P<0.05) deneme sonunda bu farklılık ortadan kalmıştır (P>0.05). Sindirim sistemi ağırlık ve uzunluklarının muameleden etkilendiği özellikle, doğal ticari kekik ekstratı ve kekik yağı kullanımının sindirim sistemi uzunluğunu kısaltıcı yönde etki yaptığı saptanmıştır (P<0.05). Duedenum ağırlığı ise kekik yağı grubunda önemli düzeyde artmıştır (P<0.05). İnce bağırsak jejunum bölgesi villi uzunluğunun muameleden etkilendiği, özellikle bu etkinin sırasıyla sentetik timolkarvakrol, doğal ticari kekik ekstratı ve kekik yağı grubu şeklinde sıralandığı saptanmıştır (P<0.05).Sonuç olarak, etlik piliçlerin beslenmesinde büyüme uyarıcı olarak kullanılan farklı timol/karvakrol kaynaklarının biyoetkinliklerinin birbirine benzer olduğu saptanmıştır. Ancak, doğal ticari kekik ekstraktıyla birlikte, korunmuş timol/karvakrol kaynaklarının performans parametrelerini iyileştirme eğiliminde olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Etlik piliç, timol, karvakrol, performans, sindirim sistemi
Etlik piliç rasyonlarına likopen ve organik krom ilavesinin performans ve bazı kan metabolitleri üzerine etkileri
Bu çalışma, etlik piliç rasyonlarına likopen ve organik krom ilavesinin performans ve bazı kan metabolitleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Altı hafta süreyle yürütülen denemede, yeni kuluçkadan çıkan 80 adet erkek etlik civciv (Hubbard), benzer canlı ağırlıkta (47.62 g) her birinde 20 hayvan bulunan dört yemleme grubuna ayrılmışlardır. Hayvanlar altı hafta boyunca bazal rasyon (kontrol grubu), bazal rasyona 100 ppm Likopen (%0.8 likopen içeren Lyc-O-Mato®), 400 ppb Krom (Co-Factor III Chromium Yeast, Alltech, 0.1% Cr3+) ve 100 ppm Likopen+400 ppb Krom ilaveli rasyonlarla beslenmişlerdir.Yem ve su serbest olarak verilmiştir. Piliçlerin günlük yem tüketimleri, haftalık canlı ağırlık kazançları, deneme sonunda karkas ve abdominal yağ ağırlıkları saptanmıştır. Deneme sonunda her grubu temsilen 8 hayvandan kan örnekleri alınmış ve plazmalarında glukoz, kolesterol ve trigliserid düzeyleri belirlenmiştir.Deneme sonunda elde edilen veriler incelendiğinde; denemenin ilk haftasında yemden yararlanma oranı üzerine krom katkısının etkisi istatistiki olarak önemli (p<0.05) bulunmuştur. Denemenin son haftasında ise yem tüketimi ve canlı ağırlık kazancı bakımından Likopen ve Krom arasında interaksiyon saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca kan metabolitlerinden plazma glukoz düzeyi üzerine krom ilavesinin etkisi istatistiki olarak önemli (p<0.01) bulunmuştur.Araştırma sonucunda etlik piliç rasyonlarına likopen ve krom ilavesinin performans üzerine etkili olmadığı, likopen ve kromun birlikte verilmesi durumunda ise yem tüketimi ve canlı ağırlık kazancında düşmeye neden olduğu gözlenmiştir. Ayrıca rasyona krom ilavesiyle plazma glukoz düzeyinin düşürülebileceği belirlenmiştir.