Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
ULUDAG

Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

bursa, Türkiye
Kuruluş: 1975
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

3.502

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

4

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
DoktoraAçık ErişimTR

Sa'lebî'nin el-Keşf ve'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân adlı eserinde Kur'ân'ı yorumlama yöntemi

Ebû İshâk Ahmed b. Muhammed b. İbrâhim es-Sa'lebî en-Neysâbûrî eş-Şâfiî, hicrî IV. asrın sonu ile V. asrın başında yaşamış meşhur müfessirlerden birisidir. Müfessir Sa'lebî'nin doğum tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmadığı, ancak kaynakların çoğunda İran'daki İslâm hilâfetinde önemli rol oynamış olan Horasan bölgesinin Nişâbûr şehrinde dünyaya geldiği zikredilmiştir. Müfessir, h. 427 (m. 1035) yılının Muharrem (Kasım/Aralık) ayında yine bu şehirde vefat etmiştir. Tefsirin mukaddime bölümünde de onlarca hocadan ilim tahsil ettiğini ifade eden müfessir; kendisinden sonra ün kazanmış ve aynı zamanda talebesi olan başta el-Vahidî olmak üzere birçok âlim de ondan ilim tahsilinde bulunmuşlardır. Zamanın önde geleni, mütedeyyin, sâdık, eşsiz sağlam nakli ile güvenilir gibi sıfatlarla tanımlanmış olan müfessir; başta tefsir, Kur'ân ilmi, lugat, kırâat, edebiyat, tarih vb. ilimlerde büyük şöhret kazanmıştır. Özellikle tefsir ilmine dair te'lif etmiş olduğu el-Keşf ve'l-Beyân fî (an) Tefsîri'l-Kur'ân adlı eseri, rivâyet tefsirleri arasında önemli bir konumda olup, daha sonraki dönemlerde tefsir kitapları yazanlar için müracaat kaynağı olmuştur. Bunun dışında birçok esere sahip olan yazarın bilinen en önemli eserlerinden biri de Kitâbul-Arâisi'l-Mecâlis fî Kısası'l-Enbiyâ'dır. Bu çalışmamızda Sa'lebî'nin tefsirindeki Kur'ân-ı yorumlama yöntemi esas alınmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde müfessirimizin yaşadığı asır, hayatı, ilmî kişiliği, hocaları, öğrencileri ve ilim dallarına göre yazmış olduğu eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde müfessirin tefsirinde rivayet ve dirayet yönünü her açıdan incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde ise "Ulûmu'l-Kur'ân" yönünden değerlendirdik. Bu bölümleri yazarken belirlemiş olduğumuz konulara göre âyetleri seçmiş ve hakkındaki müfessirin görüşlerini aktararak zaman zaman uygun gördüğümüz yerlerde ise kendi görüşümüzü de ortaya koymaya gayret gösterdik. Bununla beraber başka kaynaklardan da faydalanmayı ihmal etmedik.

El-Keşf ve`l-BeyanKur'an-ı KerimSalebi+3
Flamur Kasamı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yayılış gösteren Darevskia arribas, 1997 (Reptilia: Sauria: Lacertidae) cinsine ait bazı kertenkele türleri helmint faunasının morfolojik taksonomisi ve DNA sekans analizi

Türkiye' de Lacertidae familya üyesi 42 kertenkele türü yayılış göstermektedir. Tez çalışmasında Darevskia cinsine dahil bu familya üyesi 7 konak kertenkele türünün -D. armeniaca (Hemşin kertenkelesi), D. derjugini (Artvin kertenkelesi), D. parvula (Gürcü kertenkelesi), D. raddei (Radde kertenkelesi), D. rudis (Trabzon kertenkelesi), D. unisexualis (Ağrı kertenkelesi), D. valentini (Valentin kertenkelesi)- helmint faunasının belirlenmesi amaçlanmıştır. Faunanın belirlenmesinde önce morfolojik karakterlere göre klasik taksonomi ardından DNA sekans analizi uygulanmıştır. Tanımlanan türlerden 10 tanesi Nematoda şube üyesidir. Bu türler 2'si cins seviyesinde olmak üzere; Skrjabinodon medinae, S. alcaraziensis, Spauligodon sp., S. carbonelli, S. aloisei, Skrjabinelazia hoffmanni, Strongyloides darevsky, Oswaldocruzia filiformis, Thubunae sp., Acuaridae larva; 2 Sestod Oochoristica tuberculata ve Mesocestoides spp. ve 1 Akantosefal Sphaerirostris scanensis türü olmak üzere 13 helmint türü tanımlanmıştır. Helmintlerle ilgili hedef genomun belirlenmesi ile daha çok morfolojik, anatomik ve ekolojik özelliklerine göre teşhis edilen parazit türlerinin varlığı doğrulanmıştır. Morfolojik ve moleküler sonuçlar birbirini desteklemiştir. Tez çalışmasında tanımlanan 13 helmint türün biri larva olmak üzere 4 tanesi Türkiye helmint faunası için yeni kayıttır.

Dizi analizi-DNAKertenkelelerNematodlar+1
Sezen Birlik
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı yabani ayçiçeği türlerinin (Helianthus spp.) in vitro ve in vivo koşullarda türler arası melez performanslarının araştırılması

Bu çalışma Bursa koşullarında yabani ayçiçeği genotipleri (Helianthus spp.) ve CMS hatlarıyla yapılan tür içi ve türler arası melezleme programı sonucu gelişen olgunlaşmamış embriyoların embriyo oluşturma performanslarının in vitro ve in vivo koşullarda araştırılması amacıyla 2019 yılında Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü, doku kültürü laboratuvarı, sera ve arazi koşullarında yürütülmüştür. Çalışmada kullanılan bitki materyali USDA-Amerika'dan temin edilen 4 adet yabani ayçiçeği genotipi ve Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden 4 adet CMS hattan oluşmuştur. Araştırmada tür içi ve türler arası melezlemelerden elde edilen embriyolara 10-12 gün sonra embriyo kültürü uygulanmıştır. Melez bitkiler üzerinde yapılan morfolojik ölçümlerde (bitki boyu, tabla çapı, yaprak sayısı, yaprak eni, yaprak boyu, petiol uzunluğu, sap kalınlığı) önemli farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Arazi koşullarında F1 elde etmek amacıyla 4 adet CMS hat ile 4 adet yabani ayçiçeği genotipi kullanılmış ve toplamda 16 adet farklı kombinasyonda melezlemeler yapılmıştır. Tür içi ve türler arası melezlemeler sonucu 2517-A x H annuus (9), 2517-A x H argophylus (35), 6388-A x H argophylus (35), 9661-A x H annuus (17), 9661-A x H annuus (9) melez kombinasyonlarından tohum elde edilememiştir.

AyçiçeğiEmbriyo kültür teknikleriHelianthus annuus+2
Zehra Ölmez
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çalışan sağlığı ve güvenliği bağlamında COVID-19 pandemi yönetimi: Bir iş yerinde retrospektif bir çalışma

COVID-19 Pandemisinin yarattığı sağlık ve toplumsal sorunlar ile ekonomik kayıplar çalışan sağlığını, çalışma ortamı ve koşullarını, çalışma ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Bu çalışma olumsuz etkilerin iş yerinde en aza indirilebilmesi için alınan önlemleri ve bu önlemlerin çalışan sağlığı üzerine sonuçlarını inceleyen tanımlayıcı bir araştırmadır. 11 Mart 2020 ile 31 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Bursa'da bir otomobil fabrikasında çalışan 6437 kişi oluşturmaktadır. Çalışan sağlığı ve güvenliği bağlamında alınan salgın önlemleri; çalışma ortamı, çalışma koşulları ve çalışma ilişkileri olarak ayrıntılı değerlendirilmiştir. İş yerinde tespit edilen doğrulanmış olgu, teması olan çalışan ve şüpheli olguların sosyodemografik özellikleri üzerinden çalışan sağlığına pandeminin etkisi değerlendirilmiştir. İşyerinde çalışma süresince toplam olarak 1876 doğrulanmış olgu, 2026 temaslı ve 1160 şüpheli olgu tespit edilmiştir. Bildirimlerin çoğunluğu 2020 yılında yapılmış olup, zamana göre dağılımları Bursa ve Türkiye vaka dağılımı ile koreledir. İş yerinde çalışma süresince COVID-19 kaynaklı ölüm yaşanmamıştır. Teması olan çalışanların %10,8'i ile şüpheli olguların %28,0'i yapılan RT-PCR testlerinde doğrulanmış olguya dönmüştür. COVID-19 doğrulanmış olgu ile temas edenlerin %12,5'i iş yeri temaslı iken %61,6'sı kurum dışı temaslıdır. Kurum dışı bulaş en çok hane içi aile üyelerinden (%52,1) kaynaklanmıştır. İşyerinde ikincil bulaş saptanmamıştır. Şüpheli olgularda en sık şikâyet nedenleri halsizlik, öksürük ve boğaz ağrısı olmuştur. Şüpheli olgular RT-PCR testi ile değerlendirilmeleri için en çok Bursa Şehir Hastanesine (%79,1) sevk edilmiştir. Medeni durumu evli olanların temaslı olma durumunu 1,3 kat, 40 yaş altında olmanın şüpheli olgu olma durumunu 1,8 kat arttırdığı bulunmuştur. İzolasyon ve karantina nedeni ile 51.525 iş günü kaybı yaşanmış olup çalışma süresince toplam işgünün %1,8'i kaybedilmiştir. Araştırma süresince çalışanların %99,0'una iş yerinde yürütülen aşı kampanyaları ile en az iki doz COVID-19 aşısı yapılmıştır. Solunum yolu ile hızla bulaşan biyolojik etken kaynaklı bir salgında iş yerlerinde alınacak hızlı ve kapsamlı önlemler, çalışan sağlığının korunmasında ve ekonominin insan hayatı riske atılmadan sürdürülmesinde çok önemlidir.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+5
Neşe Yürekli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de eğitim istihdam ilişkisi ve genç işsizliği sorunu

Genç işsizliği özelde ise eğitimli genç işsizliği sorunu günümüzün önemli makro ekonomik problemlerinin başında gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte nitelikli işgücü ekonomik gelişmenin en önemli unsuru haline gelirken, eğitim sistemine ise talep edilen nitelikte işgücü yetiştirme sorumluluğu yüklenmiştir. Eğitim ve istihdam arasındaki ilişki 1960'lı yıllarda Beşerî Sermaye Teorisi çerçevesinde şekillenmiştir. Teoriye göre eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltması, istihdamı kolaylaştırması beklenmektedir. Fakat günümüzde bazı ülkelerde eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltamadığı görülmektedir. Bu durum eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi tartışmalı hale getirerek, durumun geçerliliğini ve varsa sorunun tespit edilmesini gerektirmiştir. Çalışmada Türkiye'de 1988-2020 döneminde genç işsizliğini etkilediği düşünülen temel makroekonomik göstergeler ve yükseköğretim ile genç işsizliği arasındaki ilişki ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmiştir. Yapılan ekonometrik analizler sonucunda yükseköğretim brüt okullaşma oranı, yükseköğretim harcamalarının GSYH içerisindeki payı ve reel ekonomik büyüme ile genç işsizliğini arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Genç işsizliği ile genç işgücüne katılım oranı ve dışa açıklık arasında negatif ilişki tespit edilirken, enflasyon ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizliği, Yükseköğretim, ARDL sınır testi

ARDL Sınır TestiEğitimEğitim politikaları+7
Elif Nur Yavaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anaokullarında çocukların mahremiyet gereksinimine yönelik oyun mekânlarının tasarımı üzerine bir inceleme

Fiziksel çevrede mahremiyet gereksinime yönelik kullanım olanakların sağlanması, günümüzde eğitim ortamlarının tasarımında önem verilmesi gereken kriterlerden biri olarak ifade edilmektedir. Çeşitli araştırmalarda, mahremiyet gereksinime yönelik çalışmalar ışığında farklı mekânların tasarımında, belirtilen eksikliğin söz konusu olduğu belirtilmekte ve bu yönde çözümlerin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Ancak bu yöndeki uygulamaların genel olarak ihmal edilmesi de eleştirilmektedir. Çocukların mahremiyet ihtiyaçlarını karşıladığı sessiz oyun aktivitelerini gerçekleştirdikleri kişisel mekânların varlığı benliklerinin oluşmasını destekleyerek özgüvenlerini artırmakta ve gelişimleri üzerinde pozitif yönde etkili olmaktadır. Bu bağlamda çalışmada anaokullarında mahremiyet gereksinimlerine yönelik sessiz oyun mekânlarının tasarım alternatiflerini tanımlayabilmek ve anaokulu mekânlarının kullanıcısı olan çocukların bu alternatiflere ilişkin düşüncelerini öğrenebilmek amaçlanmaktadır. Böylece çocukların gereksinimlerine cevap veren, mahremiyet olanağı sağlayan sessiz oyun mekânlarının tasarımına katkı sağlayan bir değerlendirme sunabilmek hedeflenmektedir. Çalışmada çocukların sessiz oyun aktivitelerini gerçekleştirdikleri kişisel alanları mekânı tanımlayan unsurlar ile ilişkilendirilerek iç ve dış olmak üzere iki ayrı grup şeklinde kategorize edilmektedir. Tezin alan çalışması çocukların bireysel gereksinimlerine verdiği önemle bilinen Montessori yaklaşımın uygulandığı Bursa'da yer alan Özel Tuna Çakır Uluslararası Montessori Anaokulu öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Çalışmada grup ve bireysel görüşmeler yapılarak, çocukların görüşme formunda belirtilen tasarımlara yönelik görüşleri incelenmektedir. Çocukların kendi gereksinimleriyle bağlantılı olarak tasarımları değerlendirebildikleri ve tercihlerini ifade edebildikleri görülmektedir. Bu kapsamda katılımcı bir yaklaşımın benimsendiği araştırmanın, okulöncesi eğitim mekânlarında, çocukların mahremiyet gereksinimine yönelik oyun alanlarının tasarım süreçlerine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Böylece okulöncesi eğitim mekânlarında bulunması önem taşıyan sessiz oyun mekânlarının çocuk gereksinimleri dikkate alınarak geliştirilmesi açısından tasarımcılara ışık tutan bir kaynak sunulacağına inanılmaktadır.

MahremiyetOkul öncesi eğitimOyun alanları
Nalan Sevinçli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00