
1,628
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ortaokul öğrencilerinin sürdürülebilir şehir kavramına yönelik algılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ortaokul 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin "sürdürülebilir şehir" kavramına yönelik bilgileri hakkında tarama çalışmaları yapmaktır. Araştırmada seçilen konunun kavramları ve kavramlar arası ilişkileri öğrencilerin zihinlerinde nasıl şekillendirdiğini somutlaştırmayı sağlayan betimsel nitelikli tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışma; 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kastamonu ilindeki bir ortaokulda Fen Bilimleri dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamındaki bu okulda beşinci sınıf seviyesinde üç, altıncı sınıf seviyesinde iki, yedinci sınıf seviyesinde iki ve sekizinci sınıf seviyesinde iki şube olmak üzere dokuz şube belirlenmiştir. Çalışmaya beşinci sınıftan 85 öğrenci, altıncı sınıftan 61 öğrenci, yedinci sınıftan 56 öğrenci ve sekizinci sınıftan 42 öğrenci olarak toplamda 244 öğrenci ile uygulama gerçekleştirilmiştir. Seçilen bütün şubelerde çalışmanın yürütüldüğü süreçte hem araştırmacı hem de dersin öğretmeni sınıf ortamında bulunmuştur. Fakat öğretmenlerin sürece müdahale etmemeleri konusunda çalışma öncesinde öğretmenlerle toplantı yapılmıştır. Çalışma süresince sadece araştırmacı tarafından yönlendirilen belli sorular çerçevesinde öğrencilerin yöneltilen soruları düşünmeleri için süre verilmiştir. Uygulama esnasında öğrencilere "Sürdürülebilir Şehir" kavramı kapsamında zihinlerinde canlandırdıklarını resmetmeleri istenmiştir. Bu süreçte öğrencilerin "Sürdürülebilir Şehir" kavramına odaklanabilmeleri ve hayal edebilmeleri için araştırmacı tarafından öğrencilere sorular yöneltilmiştir. Bu sorular çerçevesinde düşündükleri ve akıllarına gelen her şeyi kendilerine verilen kâğıt ve boya kalemlerini kullanarak çizmeleri istenmiştir. Resim çalışmaları için tanınan 1 ders saati sürenin sonunda araştırmacı her öğrenciyle bireysel ilgilenerek resim kâğıdında çizdiği her şekilde neyi ifade etmek istediği sorulmuştur. Öğrenci ifadeleri üzerine excel tablosu oluşturulmuş ve bu tabloda öğrencilerin resimlerine dair bilgiler not edilmiştir. Uygulamanın sonunda öğrencilerin çizmiş oldukları resimler bu çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Resimler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Her bir resim ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Resimlerde var olan kavramlar sürdürülebilirliği yansıtma içeriğine göre sınıflandırılmış ve Çevre, Detaylı Çizim Ev, Teknolojik araç, Yaratıcı Fikir, Ulaşım, Tek Bir Materyal Çizimi olarak başlıklara ayrılmıştır. Resimlerden yola çıkılarak ayrı ayrı kriterler belirlenmiş ve resimler kodlanmıştır. Bu kodlamalar sonucunda her sınıf seviyesindeki öğrencilerin kavramları kullanma sıklığına göre frekanslar belirtilmiştir. Bu frekanslardan yola çıkılarak öğrencilerin sürdürülebilir şehir kavramına yönelik algıları belirlenmiştir.
Artırılmış gerçeklik uygulaması ile desteklenen öğretimin öğrencilerin ünite tabanlı başarılarına ve görüşlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı 5. sınıf canlılar dünyası ünitesinin, artırılmış gerçeklik (AG) uygulamaları ile öğretilmesinin öğrencilerin akademik başarıları üzerine etkisini ve yapılan AG uygulamaları ile ilgili öğrencilerin görüşlerini incelemektir. Bu amaçla fen bilimleri dersi 5.sınıf "Canlılar Dünyası" ünitesine yönelik AG uygulaması geliştirilmiştir. Araştırmada ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel model tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet okulunda öğrenim gören 62 öğrenci oluşturmuştur. Öntest-sontest kontrol gruplu model doğrultusunda çalışma grubu rastgele seçilen iki gruba ayrılmıştır. Bu iki gruptan deney grubundaki 32 öğrenciye "Canlılar Dünyası" ünitesi AG uygulaması içeren etkinlikler ile desteklenerek işlenmiştir. Bu ünite kontrol grubundaki 30 öğrenciye ise 2018 fen bilimleri dersi öğretim programına (FBDÖP) uygun yöntem ve teknikler kullanılarak işlenmiştir. Uygulamanın etkililiğinin araştırılabilmesi için hem kontrol hem de deney grubuna öntest-sontest olarak "Canlılar Dünyası Akademik Başarı Testi" (CDT) ve yalnızca deney grubuna ise uygulama sonrası "Görüşme Formu" uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizine tabi tutularak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, AG uygulaması ile dersi işleyen deney grubu öğrencileri ile kontrol grubu öğrencileri arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Nitel veriler analiz edildiğinde, öğrenciler AG uygulamalarını eğlenceli ve öğretici bulduklarını, ayrıca başka konu ve derslerde de söz konusu uygulamaları kullanmak istediklerini belirtmişlerdir.
Matematik öğretmen adaylarının grafik okuryazarlık düzeyleri ve çoklu zeka alanlarının incelenmesi
Grafikleri anlama ve yorumlamanın önemi göz önüne alındığında görsel ve matematik zekâ alanlarının yüksek olduğu matematik öğretmen ve öğretmen adaylarının grafik okuryazarlık düzeylerinin de yüksek olması beklenmektedir. Bu nedenle, bu çalışma öğretmen adaylarının grafik okuryazarlığı düzeyleri ile zekâ alanlarını belirlemeyi ve demografik özellikleriyle arasında bir ilişkinin olup olmadığını belirlemeyi hedeflemektedir. Araştırmanın amacına yönelik bu araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünde öğrenimine devam eden 1, 2, 3 ve 4. sınıf olmak üzere toplam 161 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçlarını araştırmacı tarafından oluşturulan grafik okuryazarlık testi ve çoklu zekâ ölçeği (Babacan, 2022) oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan grafik okuryazarlık testinin güvenirliğini test etmek amacıyla pilot çalışma uygulanmış ve güvenirliği düşüren sorular testten çıkarılarak grafik okuryazarlık testi son halini almıştır. Grafik okuryazarlığı ve çoklu zekâ ölçeğinden elde edilen veriler SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen analizler sonucunda öğretmen adaylarının grafik okuma düzeyinde veriler arası okuma düzeyi ve veri ötesi okuma düzeyine göre daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Matematik öğretmen adaylarının grafik okuma düzeyi ile sözel zeka alanları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kadın matematik öğretmen adaylarının grafik okuryazarlık düzeylerinin hepsinde erkek öğretmen adaylarına oranla daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 1. Sınıf matematik öğretmen adaylarının grafik okuryazarlık düzeylerinde 2, 3 ve 4. Sınıf matematik öğretmen adaylarına oranla daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Matematik öğretmen adaylarından en fazla kişide içsel zeka alanının ön plana çıktığı ve öğretmen adaylarından birden fazla zeka alanına sahip öğretmen adayları içerisinde mantıksal ve görsel zeka alanına aynı anda sahip öğretmen adayının bulunmadığı tespit edilmiştir
Matematik öğretiminin işlemsel ve kavramsal bilgi bağlamında değerlendirilmesine ilişkin bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışma, matematik öğretiminin işlemsel ve kavramsal bilgi bağlamında değerlendirilmesi amacıyla yapılmış bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Çalışmanın sonunda, İşlemsel Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği ve Kavramsal Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği olmak üzere iki ölçek geliştirilmiştir. Açımlayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi için ayrı veri grupları kullanılmıştır. İşlemsel Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği 11 ve Kavramsal Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği 15 maddeden oluşmaktadır. Ölçekte yer alan maddelerin yapı geçerliliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Veri yapısının faktör analizine uygun olup olmadığı KMO ve Bartlett testleri yapılarak kontrol edilmiştir. KMO, İşlemsel Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği için 0,675; Kavramsal Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği için 0,731; Barlett Testi İşlemsel Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği için 348,954 (p>0,01) ve Kavramsal Bilgi Boyutuna İlişkin Değerlendirme Ölçeği için 542,877 (p>0,01) olarak bulunmuştur. Her iki ölçeğin güvenilirlikleri için Cronbach's Alpha değerlerine bakılmıştır. Her iki ölçeğin de kabul edilebilir Cronbach's Alpha (0,782 ve 0,712) değerine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Faktör analizi sonucunda oluşan faktörlerin istenen yapıda çalışıp çalışmadığına bakmak için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçeklere ait uyum iyiliği indekslerinin önemli bir kısmının mükemmel uyum sergileyen ve kabul edilebilir değerler içinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonunda değerlendirme yapılarak önerilere yer verilmiştir.
Fen bilimleri öğretmen adaylarının karar verme beceri ve stillerinin belirlenmesi ve geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı; fen bilimleri öğretmen adaylarının karar verme beceri yeterliliklerini geliştirmek ve süreç içerisinde karar verme stillerindeki değişimi araştırmaktır. Çalışmada karma metot kullanılmıştır. Çalışma 2022-2023 eğitim öğretim yılının güz yarıyılında, Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği üçüncü sınıfta öğrenim gören ve Fen Öğretimi-1dersini alan öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, 9 kadın ve 4 erkek olmak üzere toplamda 13 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Katılımcı öğretmen adaylarına 8 haftalık bir eğitim verilerek bu eğitimin öğretmen adaylarına yansıması değerlendirilmiştir. Araştırmacı tarafından öğretmen adaylarına; karar verme becerisi, süreçleri, basamakları, stilleri ve fen eğitiminde önemi üzerine eğitim verilmiştir. Eğitim sürecinde çeşitli senaryolar üzerinden öğretmen adalarının rasyonel karar verme sürecini deneyimlemesine olanak tanınmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak; sürecin başlangıcında öğretmen adaylarının karar verme becerisine yönelik bilgilerini ve stillerini belirlemek için ve sonunda ise sürecin kendilerine yansımasını ve stillerinde gerçekleşen değişimi değerlendirmek için yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Bozkurt (2014) tarafından öğretmen adayları için uyarlanan Karar Verme Beceri Testi (KVBT) ve Taşdelen (2002) tarafından uyarlanan Karar Verme Stilleri Ölçeği (KVSÖ) süreç öncesi ön test ve süreç sonrası son test olmak üzere sürecin başında ve sonunda uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin KVBT için son test puanlarının ön test puanlarından yüksek ve bu farkın anlamlı olduğu görülmüştür. KVSÖ ön-son test puanları arasında ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular incelendiğinde araştırma sürecinin; öğretmen adaylarının karar verme becerisine katkı sağladığı, karar verme becerisine yönelik farkındalıklarının artmasını ve karar verme stillerinde rasyonel karar verme stiline yönelik bilinçli değişimler yaşadıkları belirlenmiştir.
Fen bilimleri dersinde uygulanan 5E öğrenme modelinin ortaokul öğrencilerinin sistematik düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışma, ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi "Madde ve Değişim" ünitesi kapsamında öğretilen "Isı ve Sıcaklık" konularının öğretiminde uygulanacak olan öğrenme halkası yaklaşımlarından 5E öğrenme modelinin, öğrencilerin sistematik düşünme becerileri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi Kastamonu ili Çatalzeytin ilçesinde öğrenim gören ortaokul 5. sınıf düzeyindeki 30 öğrenciden oluşmaktadır. Güncel öğretim yaklaşımlarından biri olan 5E öğrenme modelinin etkinlikleri ve deney-kontrol gruplu ön test-son test formatının uygulandığı yarı deneysel yöntem uygulanmıştır. Bu bağlamda araştırma verileri, çoktan seçmeli, kısa cevaplı ve doğru-yanlış sorularından oluşan akademik başarı testi, 5E modeli etkinliklerine ilişkin kontrol listesi ve sistematik düşünme becerilerine ilişkin kontrol listesinden oluşan beş farklı veri toplama aracı kullanılarak toplanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına yöneltilen testler, ön test ve son test şeklinde uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS yazılımı kullanılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek için ön ve son test verilerinin analizinde bağımsız t-testi kullanılmıştır. İkiden fazla kategoriye sahip değişkenler ANOVA testine tabi tutulmuştur. Ön test sonuçlarına göre hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerinin "Madde ve Değişim" ünitesinde yer alan "Isı ve Sıcaklık" konu alanına yönelik sistematik düşünme becerilerine yeterince sahip olmadıkları gözlenmiştir. Deney ve kontrol grubu son test sonuçlarına ilişkin bulgulara göre öğrencilerin sistematik düşünme becerilerinde olumlu bir artış olduğu gözlenmiştir. Ancak gruplar arası karşılaştırma yapıldığında istatistikî açıdan deney grubu lehine anlamlı bir fark elde edilmiştir. Öğrencilerin sistematik becerilerinin gelişmesinde 5E öğrenme modelinden olumlu yönde etkilendikleri görülmüştür.
Artırılmış gerçeklik uygulamaları ile desteklenen argümantasyon tabanlı bilim öğrenme yaklaşımının ortaokul öğrencilerinin ünite tabanlı başarılarına ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; artırılmış gerçeklik (AG) uygulamalarıyla desteklenmiş Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (ATBÖ) yaklaşımının altıncı sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisini araştırmaktır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Çalışma 2021-2022 eğitim öğretim yılının güz yarıyılında, Kastamonu ilinde yer alan bir ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Çalışmada biri kontrol, üçü deney grubu olmak üzere gruplar rastgele olarak seçilmiştir. Kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Kontrol grubunda müfredat temelli eğitim yürütülürken, Deney A grubunda AG uygulamaları ile desteklenen ATBÖ yaklaşımı ile Deney B grubunda ATBÖ yaklaşımı ile, Deney C grubunda ise AG uygulamaları ile konular işlenmiştir. Öğretim uygulamaları 'Vücudumuzdaki Sistemler' ünitesi kapsamında yürütülmüştür. Ünitenin de başlangıcında ve sonunda grupların fen bilimleri dersi akademik başarılarını belirlemek ve karşılaştırmak amacıyla Ünite Tabanlı Akademik Başarı Testleri (ÜTABT) ve yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek için Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği (BYÖ) ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Uygulamaların sonunda dört gruptan da farklı başarı seviyelerinde olan üç öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler analiz edilerek tema ve kodlar oluşturulmuştur. Nicel verilerin sonuçlarına göre AG uygulamalarıyla desteklenmiş ATBÖ yaklaşımının kullanıldığı Deney A grubunun diğer gruplara göre anlamlı farklılaştığı, daha başarılı olduğu ve yaratıcı düşünme beceri testi puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte Deney B ve Deney C gruplarının da ÜTBAT ve BYÖ sonuçları da deney grupları lehine anlamlı farklı çıkmıştır. Ayrıca, yapılan görüşmelerle hem ATBÖ hem de AG uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarını artırmanın yanında yaratıcı düşünme becerilerine pozitif etki ettiği belirlenmiştir.
Yenilikçi teknolojilerle desteklenmiş bağlam temelli öğrenme yaklaşımının öğrencilerin akademik başarılarına, eleştirel düşünme ve dijital okuryazarlık becerilerine etkisi
21. yüzyılda bireylerden beklenen becerilerde köklü değişimler yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Özellikle eleştirel düşünme ve dijital okuryazarlık becerileri günümüzde çok önem kazanan iki beceri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra öğrenilen bilginin gerçek hayattaki olaylarla ilişkilendirilerek öğrenciye sunulması kalıcı öğrenme için önem arz etmektedir. Bu önem 2024 yılında yayınlanan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nde de kapsamlı bir şekilde ifade edilmiştir. Bu araştırmada, yenilikçi teknolojiler ile desteklenmiş Bağlam Temelli Öğrenme (BTÖ) yaklaşımına dayalı tasarlanan etkinliklerin, öğrencilerin akademik başarılarına, eleştirel düşünme ve dijital okuryazarlık becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, 5. sınıf "İnsan ve Çevre" ünitesine yönelik etkinlikler geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Karma yöntem ile yürütülen araştırmanın nicel kısmında yarı deneysel desen, nitel kısmında ise olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Kastamonu merkez ilçede ortaokul 5. sınıf düzeyinde 50 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak; "Akademik Başarı Testi", "Eleştirel Düşünme Beceri Testi", "Dijital Okuryazarlık Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, deney grubunda yenilikçi eğitim teknolojileri ile desteklenen BTÖ yaklaşımına göre uygulanan etkinliklerin, kontrol grubunda mevcut öğretim programına göre uygulanan etkinliklere göre; öğrencilerin akademik başarılarını, eleştirel düşünme ve dijital okuryazarlık becerilerini, deney grubu lehine anlamlı düzeyde artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney grubunda yapılan görüşmelerde öğrenciler, yürütülen uygulamanın çok eğlenceli olduğunu, tüm derslerde yenilikçi teknolojileri kullanmak istediklerini ve derse yönelik ilgilerinin arttığını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrenciler tartışma ortamlarında kendilerini ifade etme imkânını bulduklarını ve bu sayede gerçek tartışma süreçlerini öğrendiklerini ifade etmişlerdir. Bu bulgular ışığında, fen bilimleri eğitiminde BTÖ yaklaşımına dayalı etkinliklerin yenilikçi teknolojiler ile desteklenerek yaygın ve etkili bir şekilde kullanılması önerilmektedir.
Astronomi atölyesi etkinlikleri ile ortaokul öğrencilerinin uzay araştırmalarına yönelik görüşlerinin ve argümantasyon düzeylerinin belirlenmesi
Teknolojinin her geçen gün daha da ilerlediği ve bilgiye ulaşmanın daha kolay olduğu günümüz dünyasında ortaya çıkan bilimdeki gelişmeler, temel bilimsel bilgilerin topluma sağlanmasının yanı sıra bireylerin etik ve ahlaki değerlerine ilişkin ikilemler içeren bir süreci de beraberinde getirmektedir. Uzay araştırmaları, evrenin keşfedilmesi ve anlaşılmasına yönelik bilimsel çalışmaların yanı sıra, bu çalışmaların toplumsal, kültürel, ekonomik ve politik etkilerini de inceleyen bir perspektifi ifade eder. Uzay araştırmaları, toplum ile uzay keşifleri ve teknolojileri arasındaki etkileşimi ve ilişkileri anlamayı amaçlar. Bu araştırmada, astronomi etkinlikleri ile uzay araştırmalarına yönelik ortaokul öğrencilerinin görüşlerinin ve argümantasyon düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasından yararlanılmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılında öğrenim görmekte olan 25 ortaokul öğrencisi ile 10 haftalık yapılan planlamaya göre yüz yüze astronomi atölyesinde gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecindeki etkinlikler araştırmacı tarafından hazırlanmış ve uygulanmıştır. Uygulama süreci geliştirilirken uzman görüşü alınmıştır. Yüz yüze yapılan uygulamalarda öğrenciler beşer kişilik gruplara bölünmüştür. Böylelikle tüm öğrencilerin etkinlikleri tam olarak yapması, tekrar etmesi, yapılan her uygulamada aktif rol alması ve etkileşimde olması sağlanmıştır. Uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Uzay Araştırmaları Görüş Formu" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Argümantasyon düzeylerinin belirlenmesinde Toulmin Argüman Modeli'ne uygun olarak hazırlanan argümantasyon tabloları analiz edilmiştir. Öğrencilerin argümantasyon düzeylerini belirlemek amacı ile Erduran vd., (2004) tarafından geliştirilen "Argümantasyon Değerlendirme Rubriği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, sosyobilimsel konu olarak ele alınan uzay araştırmalarına ilişkin öğrenci görüşlerinin çeşitliliğinin arttığı tespit edilmiştir. Uzay araştırmalarına yönelik hazırlanan astronomi atölyesi etkinliklerinin öğrencilerinin argümantasyon düzeylerine etki ettiği görülmüştür. Araştırma kapsamında alan yazın incelendiğinde sosyobilimsel bir konu olarak uzay araştırmalarının temel alındığı çalışmaya rastlanmamıştır. Bu konu alan yazında eksik olarak görüldüğü için araştırmacılara bu konu üzerine çalışmalar yapmaları önerilir. Anahtar Sözcükler: Sosyobilimsel konular, argümantasyon, argümantasyon düzeyleri, uzay araştırmaları
Tam sayılarla işlemler konusunda yapılan problem kurma temelli etkinliklerin öğrencilerin problem çözme başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Tam Sayılarla İşlemler" konusunun öğretiminde problem kurma etkinliklerinin öğrencilerin problem çözme başarılarına, öğrenmenin kalıcılığına etkisini ve öğrenme sürecine yönelik görüşlerini incelemektir. Araştırma, kontrol gruplu yarı deneysel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma grubu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde, Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde bir devlet okulunda öğrenim gören 36 yedinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Yansız atama yoluyla belirlenen iki sınıftan biri deney, diğeri ise kontrol grubu olarak seçilmiş deney grubunda 17, kontrol grubunda ise 19 öğrenci yer almıştır. Veri toplama sürecinde, öğrencilerin ön bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla tam sayılar konusunu kapsayan bir hazırbulunuşluk testi uygulanmıştır. Uygulama sürecinin tamamlanmasının ardından, her iki gruba da Tam Sayılarla İşlemler konusuna yönelik Problem Çözme Başarı Testi uygulanmış; ayrıca belirli bir süre sonra benzer sorulardan oluşan bir kalıcılık testiyle öğrenmenin sürekliliği değerlendirilmiştir. Öğrencilerin problem kurma etkinliklerine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu da veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bunlara ek olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen problem kurma etkinlikleri kapsamında öğrencilerin oluşturdukları problemler analiz edilerek, öğrencilerin problem kurma becerilerine ve kavramsal anlayış düzeylerine ilişkin nitel veriler elde edilmiştir. Bu araştırmada nicel veriler, SPSS 2022 yazılımı ile analiz edilmiş, nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, problem kurma etkinlikleriyle desteklenen öğretim sürecinin öğrencilerin problem çözme başarılarını anlamlı bir şekilde artırdığını ve öğrenmenin kalıcılığını olumlu yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Deney grubu ile kontrol grubu arasındaki anlamlı fark, problem kurma temelli yaklaşımların öğrencilerin öğrenme süreçlerine önemli katkılar sağladığını göstermektedir. Ayrıca, öğrencilerin büyük bir kısmı derslerin daha eğlenceli hale geldiğini, problem kurma etkinliklerinden keyif aldıklarını ve bu etkinliklerin diğer konularda da uygulanmasını talep ettiklerini ifade etmiştir.
Küresel iklim değişikliği konusunda istasyon tekniği destekli öğretimin motivasyon, akademik başarı ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırma, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi "Madde Döngüleri ve Çevre Sorunları" ünitesi kapsamındaki "Küresel İklim Değişikliği" konusunun öğretiminde uygulanacak olan "İstasyon Tekniği" öğrenme yaklaşımının, öğrencilerin akademik başarıları, motivasyonları ve kalıcı öğrenmeleri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma örneklemini 2024-2025 öğretim yılı bahar yarıyılında, Kastamonu ili Tosya ilçesinde öğrenim gören ortaokul 8. sınıf düzeyindeki 48 öğrenci oluşturmaktadır. Bu bağlamda literatürde mevcut olan ve daha önceden geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olan veri toplama araçları kullanılmıştır. İlk olarak öğrencilerin akademik başarını belirlemek amacıyla Arslan ve Görgülü-Arı (2023) tarafından ortaokul öğrencileri için geliştirilen "İklim ve İklim Değişikliği Başarı Testi" kullanılmıştır. Daha sonra ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik motivasyon düzeylerinin belirlenmesi amacıyla Kaplan, Bektaş ve Karaca (2021) tarafından geliştirilen "Fen Bilimleri Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. "İstasyon Tekniği" öğrenme yaklaşımı etkinlikleri ile yürütülen çalışmada deney-kontrol gruplu, ön test-son test şeklinde uygulanan yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Altı hafta süren çalışmadaki araştırma verileri, deney ve kontrol gruplarına ön test ve son test uygulanarak toplanmıştır. Ayrıca kalıcı öğrenmenin tespiti için dört hafta sonra deney grubuna son test tekrar uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar SPSS yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde bağımlı ve t testi kullanılmıştır. Ön test sonuçlarına göre tüm öğrencilerin küresel iklim değişikliği konusuna yönelik motivasyon ve akademik başarılarının yeterli seviyede olmadığı gözlenmiştir. Deney ve kontrol grubu son test sonuçlarına ilişkin bulgulara göre ise öğrencilerin akademik başarılarının pek değişmediği ancak motivasyon ve kalıcı öğrenmelerinde olumlu bir artış olduğu gözlenmiştir. Motivasyon ve kalıcı öğrenme sonuçlarına ilişkin gruplar arası karşılaştırma yapıldığında istatistikî açıdan deney grubu lehine anlamlı bir fark elde edilmiştir. Dolayısıyla öğrencilerin motivasyon ve kalıcı öğrenmelerinin gelişmesinde istasyon tekniğinden olumlu yönde etkilendikleri görülmüştür. Ancak öğrencilerin akademik başarıları üzerinde istasyon tekniğinin bir etkisinin olmadığı görülmüştür.
Matematik öğretmen adaylarının türev konusuna yönelik problem kurma becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı matematik öğretmen adaylarının türev konusuyla ilgili problem kurma becerilerini incelemek ve problem kurma ile ilgili görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 36 ilköğretim matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan 7 soruluk problem kurma testi kullanılmıştır. Problem kurma testi oluşturulurken Stoyanova ve Ellerton'un (1996) serbest, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmış problem kurma stratejilerinden yararlanılmıştır. Araştırmada oluşturulan problemlerin veri analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, öğretmen adaylarının serbest, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmış problem kurma stratejilerine yönelik türev ile ilgili oluşturdukları problemlerde genel olarak başarısız oldukları belirlenmiştir. Ancak yapılandırılmış problem kurma stratejisinde diğer iki stratejiye göre başarı düzeyinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Adayları problem oluştururken en çok serbest problem kurma stratejisinde zorlandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca adayların problem oluştururken en fazla problem metni kategorisinde hata yaptıkları belirlenmiştir.
2020-2024 LGS matematik sorularının matematik dersi öğretim programı kazanımlarına, ögrenme alanlarına ve MATH Taksonomiye göre incelenmesi
Bu araştırmada 2020-2024 yılları arasında uygulanan Liseye Geçiş Sınavı (LGS) matematik sorularını, Matematik Dersi Öğretim Programı'ndaki öğrenme alanları, kazanımlar ve MATH Taksonomi çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği kullanılarak 2020-2024 LGS matematik soruları taksonomik açıdan değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2020-2024 yılları LGS sorularından oluşmaktadır. Örneklemi oluşturan LGS matematik soruları Millî Eğitim Bakanlığı'nın web sitesinden edinilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. LGS matematik soruları ortaokul matematik dersi öğretim programında yer alan öğrenme alanlarına, alt öğrenme alanlarına, kazanımlara ve MATH Taksonomisine göre kodlanmıştır. Bir soru birden fazla öğrenme alanı ve kazanıma yönelik olduğunda ilişkili öğrenme alanları ve ilişkili kazanımlara yönelik kodlamalar da yapılmıştır. Soruların her yıl en fazla Sayılar ve İşlemler öğrenme alanına yönelik olduğu görülmüştür. Yıllara göre sayıları değişkenlik gösterse de her yıl kareköklü ifadeler, veri analizi, üslü ifadeler ve çarpanlar ve katlar alt öğrenme alanında soruların hazırlandığı görülmektedir. Alt öğrenme alanı çeşitliliği bakımından incelendiğinde soruların 2020 yılında 6, 2021 yılında 9, 2022 yılında 10, 2023 yılında 6 ve 2024 yılında 12 farklı alt öğrenme alanında hazırlandığı sonucuna ulaşılmıştır. İlişkilendirme içeren soruların çoğunlukla geometri ve ölçme öğrenme alanı ile ilişkilendirildiği, bunun yanında her yıl sayılar ve işlemler öğrenme alanı ile ilişkilendirme yapıldığı tespit edilmiştir. Kazanımlar açısından incelendiğinde ortaokul matematik dersi öğretim programında yer alan kazanımların 2020 yılında 12'ine, 2021 yılında 15'ine, 2022 yılında 20'sine, 2023 yılında 15'ine ve 2024 yılında ise 20'sine yönelik sorular hazırlandığı belirlenmiştir. İlişkili kazanımlar açısından bakıldığında ise her yıl ve en fazla ilişkilendirme yapılan kazanımın "Dikdörtgenin alanını hesaplar, santimetrekare ve metrekareyi kullanır." kazanımı olduğu görülmüştür. Soruların dağılımı MATH taksonomi açısından incelendiğinde soruların düzeyleri yıllara göre değişkenlik göstermekle birlikte her yıl B1, B2, C1 ve C2 kategorilerinde sorulara yer verildiği belirlenmiştir. En alt düzey olan A1 kategorisinde hiç soru yer almadığı, A2 kategorisinde çok az soru yer aldığı, en üst düzey olan C3 kategorisinden de az sayıda soru olduğu görüşmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Matematik Dersi, Öğretim Programı, LGS, öğrenme alanları, kazanım, MATH Taksonomi
Tasarım odaklı düşünme temelli STEM uygulamalarının öğrencilerin bilgi işlemsel ve yaratıcı düşünme becerileri ile STEM motivasyonuna etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, tasarım odaklı düşünme yaklaşımıyla yapılandırılan STEM uygulamalarının öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme, yaratıcı düşünme ve STEM motivasyonu üzerindeki etkileri, cinsiyet değişkeni bağlamında incelenmiştir. Araştırma, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Kastamonu ilinde yer alan bir ortaokulda, 7. sınıf düzeyindeki öğrencilerle yarı deneysel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma grubunun belirlenmesinde deneklere erişebilme kolaylığı, okulda 7. sınıf seviyesinde iki farklı şubesinin olması ve Matematik ve Bilim Uygulamaları dersi ya da benzeri disiplinlerarası uygulamaların bulunması göz önünde bulundurularak deney ve kontrol grupları 35'er kişiden oluşturulmuştur. Uygulama sürecinde deney ve kontrol gruplarına yönelik ön test ve son test ölçümleri yapılmış; ölçme aracı olarak Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği, Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği ve STEM Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, zaman (ön test–son test), grup (deney–kontrol) ve cinsiyet değişkenlerine dayalı Çok Faktörlü Varyans Analizi (Repeated Measures GLM) ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, bilgi işlemsel düşünme becerilerine ilişkin olarak deney grubundaki öğrencilerin puanlarında anlamlı düzeyde artış gözlemlenmiş, kontrol grubundaki öğrencilerde ise bu artışın daha sınırlı olduğu belirlenmiştir. Özellikle deney grubunda hem kız hem de erkek öğrencilerin gelişim gösterdiği, bu gelişimin grup genelinde tutarlı olduğu; kontrol grubunda ise bireyler arası farklılıkların daha belirgin olduğu tespit edilmiştir. Yaratıcılık değişkeni açısından deney grubunda anlamlı bir artış gözlemlenirken, bu artışın hem kız hem de erkek öğrencilerde meydana geldiği, ancak bazı alt gruplarda bu artışın daha yüksek düzeyde gerçekleştiği belirlenmiştir. Kontrol grubunda ise yaratıcılık puanlarında ya sınırlı bir artış ya da bazı gruplarda düşüş gözlenmiştir. Ayrıca, yaratıcılık değişkeninde grup ve cinsiyet değişkenlerinin etkileşiminin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. STEM motivasyonuna ilişkin olarak, deney grubundaki öğrencilerin motivasyon düzeylerinde anlamlı bir yükseliş olduğu; bu yükselişin her iki cinsiyet grubunda da görülmekle birlikte, bazı cinsiyet gruplarında daha belirgin olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubundaki öğrencilerde ise STEM motivasyonunda sınırlı düzeyde bir değişim yaşandığı; bazı alt gruplarda ise motivasyon düzeylerinin sabit kaldığı veya çok az arttığı tespit edilmiştir. STEM motivasyonunda da zaman, grup ve cinsiyet değişkenlerinin etkileşiminde bazı anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırma süreci sonunda deney grubundaki öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme, yaratıcılık ve STEM motivasyonu düzeylerinde anlamlı ve olumlu değişimler gözlemlenmiş, bu değişimlerin çoğunun cinsiyet gruplarını da kapsayan istatistiksel etkileşimlerle desteklendiği görülmüştür. Kontrol grubunda ise gelişim daha sınırlı kalmış ve bazı değişkenlerde anlamlı farklar oluşmamıştır. Elde edilen bulgular, disiplinler arası ve öğrenci merkezli tasarım odaklı STEM uygulamalarının, öğrencilerin yaratıcı ve bilgi işlemsel düşünme becerilerini geliştirmede ve STEM'e yönelik motivasyonlarını artırmada etkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, eğitim ortamlarında tasarım odaklı düşünme yaklaşımının yapılandırılmış STEM etkinlikleriyle bütünleştirilerek daha yaygın ve sistematik biçimde kullanılmasının öğrenciler açısından fayda sağlayabileceğine işaret etmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin diklik ve üçgende yükseklik kavramları ile ilgili çizim performansları
Bu araştırmanın amacı, 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin "diklik" ve "üçgende yükseklik" kavramlarına ilişkin çizim performanslarını incelemektir. Çalışma, tarama modellerinden kesitsel tarama deseniyle yürütülmüş olup, Batı Karadeniz Bölgesi'nde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı beş ortaokulda öğrenim gören toplam 612 öğrenciden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 321'i 7. sınıf, 291'i ise 8. sınıf düzeyindedir. Veri toplama aracı olarak çizim testleri kullanılmış; öğrencilere sırasıyla ön bilgi testi, diklik çizim testi ve üçgende yükseklik çizim testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, öğrencilerin diklik çizimlerinde noktanın konumu, doğrunun yönelimi ve doğrunun uzantısına ihtiyaç duyulup duyulmamasının belirleyici değişkenler olduğunu göstermiştir. Doğrunun uzantısına duyulan ihtiyaç, öğrencilerin hata yapmalarında en etkili faktör olarak öne çıkmıştır. Üçgen türüne, yönelimine ve yüksekliğin konumuna bağlı olarak öğrencilerin başarı düzeylerinde farklılıklar gözlemlenmiştir. Dar açılı üçgenlerde başarı oranı daha yüksekken, dik ve geniş açılı üçgenlerde öğrenciler daha fazla zorlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin yükseklik yerine kenarortay, orta dikme veya yanlış kenara dik çizim gibi kavramsal hatalar yaptıkları görülmüştür. Sekizinci sınıf öğrencilerinin her iki kavramda da yedinci sınıf öğrencilerine göre daha başarılı oldukları saptanmıştır. Prototip olmayan çizimlerde gözlemlenen yetersizlikler, öğrencilerin diklik ve üçgende yükseklik kavramına yönelik anlayışlarının daha sistematik biçimde geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
7. sınıf fen bilimleri dersi ışığın madde ile etkileşimi ünitesinde biyomimikri etkinlikleriyle destekli öğretimin etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, 7. sınıf fen bilimleri dersi ışığın madde ile etkileşimi ünitesinin biyomimikri ile tasarlanan etkinliklerle öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına, fen bilimleri dersine yönelik motivasyonlarına ve fen bilimleri dersine karşı tutumlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın diğer bir amacı ise, biyomimikri ile geliştirilen etkinliklere ve derse ilişkin görüşlerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçlar doğrultusunda, 2023-2024 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Kastamonu İli Seydiler İlçesinde bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 42 öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Rastgele olarak seçilen deney ve kontrol gruplarında 21'er öğrenci bulunmaktadır. Araştırmada, nicel ve nitel araştırmaların bir arada olduğu karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri; ışığın madde ile etkileşimi ünitesi akademik başarı testi, fen bilimleri dersine yönelik motivasyon ölçeği ve fen bilimleri dersi tutum ölçeği ile, nitel verileri ise; yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada biyomimikri ile tasarlanan etkinliklerle yapılan öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına, fen bilimleri dersine yönelik motivasyonlarına ve tutumlarına etkisini belirlemek için deneysel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desenden yararlanılmıştır. Ayrıca akademik başarı son-test puanlarına göre deney grubundan belirlenen dokuz öğrencinin ilgili ünite konularının öğretilmesinde kullanılan biyomimikri ile tasarlanan etkinliklere ve derse ilişkin görüşlerini almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu ile nitel veriler toplanmıştır. İlgili ünite konuları kontrol grubu öğrencilerine 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı ile öğretilirken, deney grubundaki öğrencilere ise mevcut öğretim programına ek olarak biyomimikri ile tasarlanan etkinlikler ile anlatılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarından elde edilen nicel veriler SPSS programı ile nitel verilerin analizinde ise içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney grubu öğrencilerinin akademik başarılarında ve derse yönelik motivasyonlarında kontrol grubundaki öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilirken, fen bilimleri dersine karşı tutumlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Deney grubundan seçilen dokuz öğrenciye uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen verilere göre ise, fen bilimleri dersinin öğrencilerin teknolojiye ve mühendisliğe bakış açılarını olumlu yönde geliştirdiği, çevrelerindeki canlıların hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını etkilediği yönünde görüşlerinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrenciler fen bilimleri dersinde ilgili ünite konularını öğrenirken yararlandıkları biyomimikri ile tasarlanan etkinliklerle konuları daha iyi öğrendiklerini ifade etmişlerdir. Bu sonuçlardan yola çıkarak, biyomimikri temelli uygulamaların fen bilimleri dersinde uygun ünite konularının öğretiminde daha fazla kullanılması önerilmektedir.
Ortaokul matematik uygulamaları dersinde finansal okuryazarlık uygulaması
Bu araştırma, 2018 yılı Matematik Öğretim programında yer alan 7. Sınıf matematik uygulamaları dersinde öğrencilerin finansal uygulamalara yönelik finansal tutumlarını ve matematik başarılarını anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Deneysel desen, özellikle değişkenler arasındaki neden-sonuç ilişkilerini belirlemek istendiğinde tercih edilen güçlü bir araştırma yöntemidir. Araştırmada tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Analiz sonuçlarının ilki; öğrencilerin finansal uygulamalara yönelik aldıkları eğitimde finansal tutum ölçeğinin: tutumlu alt boyutunda, bilinçli olma alt boyutunda, mutlu olma alt boyutunda anlamlı bir tutuma sahip olduklarını yönündedir. Aynı ölçeğin savurganlık ve sıkılganlık alt boyutlarında anlamlı bir değişim olmamıştır. Analiz sonuçlarının ikincisi; öğrencilerin finansal uygulamalara yönelik aldıkları eğitimde matematik kavramsal başarı testinde ve beceri temelli başarı testinde matematik başarılarında anlamlı bir değişim gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular, finansal konularda matematik öğretim programlarının geliştirilmesi ve öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin artırılması amacıyla ortaokul öğrencilerin finansal konulardaki bilgi düzeyini artırmaya yönelik ek içerik ve etkinliklerin matematik öğretim programına entegre edilmesi, öğrencilerin finansal okuryazarlık dünyasına girmeleri açısından önemlidir. Matematik derslerinde finansal uygulamalara yönelik etkinliklerin farklı değişkenler ilave edilerek yapılması ihtiyacı, öğretim programına bu konuların örneğin vergi, enflasyon, faiz vb. gibi değişkenlerin bağlamsal problemlerle ilave edilmesi önerilir.
8. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerileri ile matematiğe yönelik tutum ve başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, 8. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerileri ile matematiğe yönelik tutum ve matematik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Günümüzde bilgi işlemsel düşünme (BİD) becerisi; problem çözme, algoritma tasarlama, modelleme, soyutlama, örüntü tanıma, genelleme gibi zihinsel süreçleri içeren temel bir 21. yüzyıl becerisi olarak öne çıkmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kastamonu il merkezinde bulunan 12 farklı ortaokulda öğrenim gören 420 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde uygun örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Yáñez-Marquina ve Villardón-Gallego (2016) tarafından geliştirilen, Şen (2019) tarafından Türkçeye uyarlanan Ortaokul Öğrencileri için Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği, Tsai vd. (2021) tarafından geliştirilen, Karalar ve Alpaslan (2021) tarafından Türkçeye uyarlanan Alan Bağımsız Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği ve araştırmacılar tarafından bu çalışma için geliştirilen Matematik Bilgi İşlemsel Düşünme Başarı Testi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre 8. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerinin ve matematiğe yönelik tutumlarının orta düzeyde, matematik başarılarının ise düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerileri ile matematik başarı puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki (r = 0,413); bilgi işlemsel düşünme becerileri ile matematiğe yönelik tutum puanları arasında yine orta düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki (r = 0,380) olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin matematik başarıları ile matematiğe yönelik tutumları arasında ise zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki (r = 0,220) bulunmuştur. Sonuç olarak 8. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerileri ile hem matematik başarıları hem de matematik dersine yönelik tutumları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda eğitim ortamlarında bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik etkinliklere yer verilmesi ve bu becerilerin matematik öğretimiyle bütünleştirilmesine yönelik uygulamalara ağırlık verilmesi önerilmektedir. Araştırmada ayrıca öğretmenlere yönelik bilgi işlemsel düşünme temelli mesleki gelişim programlarının tasarlanması ve uygulanması da önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Bilgi İşlemsel Düşünme, Matematiğe Yönelik Tutum, Matematik Başarısı, Alan Bağımsız Bilgi İşlemsel Düşünme, Sekizinci Sınıf
6. sınıf öğrencilerinin sürdürülebilirlikfarkındalıklarının incelenmesi ve öğretmenleriningörüşleri
Bu çalışmanın amacı; fen bilimleri dersi kapsamında 6.sınıf öğrencilerinin sürdürülebilirlik farkındalıklarının incelenmesi ve öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Bu amaçla 2023- 2024 eğitim öğretim yılında Kastamonu ilinde görev yapmakta olan 6 Fen Bilimleri öğretmeni ve 277 altıncı sınıf öğrencisi çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma kapsamında veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme ve "Sürdürülebilir Yaşama Yönelik Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlerin sürdürülebilirliğe yönelik farkındalıkları ve öğrencilere hangi uygulamalar ile sürdürülebilirlik bilincini katmaya çalıştıkları yarı yapılandırılmış görüşme ile belirlenmeye çalışılmıştır. Aynı öğretmen ile eğitim gören altıncı sınıf öğrencilerine ise "Sürdürülebilirlik Yaşama Yönelik Farkındalık Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçek; 20 maddeden oluşan, çevre, sosyal ve ekonomik olarak üç alt boyutu içeren 3'lü Likert ölçektir. Görüşmeler ses kayıt cihazı kullanılarak kaydedilmiş ve devamında transkript edilerek yazılı doküman haline getirilmiştir. Yazılı dokümanlar araştırmacı tarafından kodlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; öğretmenlerin sürdürülebilirlik kavramını farklı şekilde tanımladıkları, fen bilimleri dersi öğretim programında sürdürülebilirlik konusunu çoğunlukla yetersiz buldukları, özellikle konunun son ünite olması, kazanım sayısının az olması, yeni bir kazanım olması ve uygulanan yöntem/tekniklerin eksikliğine vurgu yaptıkları görülmektedir. Öğretmenler, sürdürülebilir farkındalığı sağlamak adına derslerinde en fazla beyin fırtınası, düz anlatım ve video kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilere uygulanan anket sonucunda; öğrencilerin konuya dair bilgi sahibi oldukları, cinsiyete göre farkındalıklarının değişmediği fakat öğrencilerin başarı seviyesi ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Dahası başarılı öğrencilerin sürdürülebilirlik algılarının fen başarısı açısından diğer öğrencilere göre daha anlamlı farklar oluşturduğu belirlenmiştir.
Argümantasyon temelli öğretimin matematik öğretmen adaylarının normal dağılım konusunda problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırma, argümantasyon temelli öğretimin normal dağılım konusunda öğretmen adaylarının matematiksel problem çözme becerilerine ve akademik başarılarına olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca çalışmada matematik öğretmen adaylarının normal dağılım konusundaki kavramsal anlayışlarını tespit etmek de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda, araştırmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen benimsenmiş olup araştırmanın nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen; nitel boyutunda ise durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar dönemi Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programının ikinci sınıfında 22 öğrencinin katılım sağladığı 2/A sınıfı (kontrol grubu) ve 25 öğrencinin katılım sağladığı 2/B sınıfı (deney grubu) olmak üzere toplam 47 öğretmen adayından oluşmaktadır. Uygulama sürecinde deney grubunda argümantasyon temelli öğretim yaklaşımı kullanılırken, kontrol grubunda ise dersler mevcut öğretim yöntemi ile işlenmiştir. Toplam beş hafta süren çalışmanın nicel verileri Akademik Başarı Testi ve Normal Dağılım Problem Çözme Beceri Testi ile elde edilirken; nitel veriler ise görüş formu ve yarı yapılandırılmış görüşme ile elde edilmiştir. Nicel verilerin analizi için; bağımsız gruplar t-testi, Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Testlerin normallik kontrolleri için Shapiro-Wilks testi ve çarpıklık-basıklık değerleri dikkate alınmıştır. Nitel verilerin analizi ise içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, argümantasyon temelli öğretimin öğretmen adaylarının matematiksel problem çözme becerilerine ve akademik başarılarına istatistiksel olarak anlamlı katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca deney grubunda yer alan öğretmen adaylarının argümantasyon temelli öğretime ilişkin görüşlerinin genellikle olumlu yönde olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, öğrencilerin normal dağılım kavramını ve ilişkili kavramları öğrenmede birtakım sıkıntılar yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, argümantasyon temelli öğretimin, öğretmen adaylarının istatistiksel kavramları daha derinlemesine anlamalarına ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
2018 ve 2024 öğretim programlarına göre hazırlanan matematik ders kitaplarındaki etkinliklerin matematiksel potansiyel düzeylerinin karşılaştırılması
Yaşanan dönemin şartlarının değişmesiyle beraber, eğitim- öğretim ile kazandırılması gereken bilgi, beceri ve davranışlar da sürekli gözden geçirilip güncellenmelidir. Bu sebeple 2024'te Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yeni bir ortaokul matematik öğretim programı yürürlüğe girmiştir. Bu programa uygun olarak başlangıçta yalnızca ortaokul beşinci sınıf matematik ders kitabı hazırlanıp okutulmaya başlanmıştır. Bu ders kitabının okutulmaya başlanması ile birlikte kitabın etkinliğini araştırma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bu çalışmanın amacı, 2024 ve 2018 öğretim programlarına göre hazırlanan beşinci sınıf matematik kitaplarındaki etkinliklerin matematiksel potansiyellerini karşılaştırmaktır. Bu amaçla çalışmada, bir adet 2024 ve dört adet 2018 matematik öğretim programına uygun olarak hazırlanan kitapta yer alan toplam 349 etkinlik doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu beş kitaptaki etkinlikler Bozkurt vd. (2022) tarafından geliştirilen Etkinlik Değerlendirme ve Geribildirim Aracı (EDGA) matematiksel potansiyel analitik rubriğinden yararlanılarak matematiksel potansiyel bileşenlerine göre değerlendirilmiştir. Bu bileşenler derinlik, matematiksel odak ve kompleksliktir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ve Fisher-Freeman-Halton exact testi kullanılmıştır. Analizler sonucunda, 2018 programına göre hazırlanan dört kitaptaki etkinlikler arasında, yalnızca bir kitaptaki etkinliklerle 2024 programına uygun olan kitaptaki etkinliklerin matematiksel odak düzeyleri istatistiksel olarak benzer bulunmuştur. Bunun dışında tüm bileşenlerde 2024 programına göre hazırlanan kitaptaki etkinliklerin, 2018 programına uygun kitaplardaki etkinliklere göre daha yüksek matematiksel potansiyele sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda, yenilenen müfredata uygun olarak, diğer sınıf seviyeleri için hazırlanacak olan kitaplarda yer alacak etkinliklerin de matematiksel potansiyel düzeylerinin yüksek olmasına özen gösterilmelidir.
Web tabanlı matematik kavram yanılgısı teşhis aracının geliştirilmesi ve uygulanması
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin üslü ifadelere ilişkin kavram yanılgılarını teşhis etmek üzere web tabanlı bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu doğrultuda geliştirilen Web Tabanlı Matematik Kavram Yanılgısı Teşhis Aracı (WEBMKTA), tasarım tabanlı araştırma yöntemi çerçevesinde yapılandırılmış ve geliştirme, iyileştirme, uygulama süreçleri değerlendirilmiştir. İlk aşamada, üslü ifadeler konusundaki kavram yanılgılarını belirlemeye yönelik 30 maddelik çoktan seçmeli test hazırlanmış, 569 öğrenciye uygulanmış, KR-20 değeri 0,73 bulunmuş ve uzman görüşleri ile kapsam geçerliği sağlanmıştır. Test, WEBMKTA aracılığıyla çevrim içi olarak uygulanmış; sistem, yanıtları analiz ederek "kavram yanılgısı yok", "öğrenme eksikliği" ve "kavram yanılgısı" şeklinde tanılar üretmiş, yanılgıları kategorik olarak belirlemiştir. 79 öğrenci ile yapılan görüşmelerde, tanıların %88,6 oranında doğru olduğu saptanmıştır. Ayrıca kullanıcı arayüzleri, yönetici paneli ve sınav ekranlarıyla ilgili sistemsel düzenlemeler yapılmıştır. İkinci aşamada iyileştirilmiş sistem tekrar uygulanmış, öğrencilerden alınan görüşlerle erişilebilirlik ve kullanım kolaylığı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak WEBMKTA'nın, üslü ifadeler konusundaki kavram yanılgılarını yüksek doğrulukla tanılayabilen, kullanıcı dostu, esnek test atama ve kategori bazlı raporlama özelliklerine sahip işlevsel bir değerlendirme aracı olduğu belirlenmiştir. Sistemin tanılama bulgularına göre, öğrencilerin üslü ifadeler konusundaki kavramsal anlayışlarında ciddi zorluklar yaşadıklarını ortaya koymuştur. Özellikle "taban ile üssü çarpma", "pozitif/negatif tam sayı olarak ifade etme" türü kavram yanılgıları birçok kategoriye yayıldığı görülmüştür. Ayrıca sıfırıncı kuvvet ve negatif kuvvet gibi daha soyut kavramlar söz konusu olduğunda, öğrencilerin ezbere dayalı kuralları kavramsal çerçevede değerlendiremedikleri, bu nedenle "a⁰ = a" veya "(-a)ⁿ = -aⁿ" gibi yanlış genellemelere sıkça başvurdukları gözlemlenmiştir. Web tabanlı teşhis sistemlerinin farklı matematik konularına da uyarlanabileceği düşünülmektedir.
Çevre eğitimi ve iklim değişikliği dersinde REACT stratejisiyle yürütülen öğretimin 8. sınıf öğrencilerinin çevre bilinci düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği dersi Küresel İklim Değişikliği ünitesinde REACT stratejisi temelli yürütülen öğretimin 8. sınıf öğrencilerinin çevre bilinci düzeylerine etkisini incelemek ve uygulama sürecine dair öğrenci görüşlerini analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem türlerinden eş zamanlı iç içe geçmiş desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutu ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenle; nitel boyutu ise bütüncül tek durum deseniyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2023-2024 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde yürütülmüştür. Çalışma grubu ise Batı Karadeniz'de yer alan bir ilin ilçesinde bulunan devlet ortaokulunun 8. sınıflarından amaçlı örneklem ile belirlenen 35 öğrenciden oluşmaktadır. Altı hafta sürecinde toplam 12 ders saati süren uygulamada nicel veriler Çevre Bilinci Ölçeği (ÇBÖ) ile toplanırken; uygulamanın etkililiğini derinlemesine irdelemek amacıyla nitel veriler Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF) ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, REACT stratejisi temelli öğretimin uygulandığı deney grubu ile mevcut öğretim süreci uygulanan kontrol grubu arasında, ÇBÖ son test puanlarında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu farklılık ÇBÖ'nün çevre bilgisi, çevreye karşı tutum ve davranış boyutlarının tamamında gözlemlenmiştir. Elde edilen bu nicel bulgular, REACT stratejisinin mevcut öğretim programına kıyasla öğrencilerin çevre bilinci düzeylerini artırmada anlamlı derecede daha etkili olduğunu göstermektedir. Nitel bulgular ise, öğrencilerin çevresel algılarının ve küresel iklim değişikliği odaklı görüşlerinin daha kapsamlı hale geldiğini göstermiştir. Bu durum, REACT stratejisinin yalnızca bilişsel kazanımlarla kalmayıp, öğrencilere duyuşsal alanlarda da bütüncül ve etkili bir öğretim sunduğunu göstermiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlardan hareketle, öğretim programlarının REACT stratejisi gibi öğrenci merkezli yaklaşımları içerecek şekilde yeniden kurgulanması; REACT stratejisi temelli öğretimin farklı ders ve konulara uyarlanması; benzer araştırmaların daha geniş örneklem gruplarıyla ve farklı kurumlarda yapılması önerilerinde bulunulmuştur.
Ortaokul matematik ders kitap içeriklerinin matematiksel yaratıcılık bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 5. sınıf matematik ders kitaplarının içeriklerini Hadar ve Tirosh (2019) tarafından geliştirilen matematik müfredat materyallerinde yaratıcılık çerçevesi doğrultusunda; öğrenme alanları ve kitaplarda yer alan içerik türleri (etkinlik, ölçme–değerlendirme soruları ve örnekler) bağlamında değerlendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmış olup MEB tarafından yayımlanan iki adet 5. sınıf matematik ders kitabı incelenmiştir. Doküman analizi kapsamında kitaplarda yer alan toplam 303 adet etkinlik, 119 adet ölçme–değerlendirme sorusu ve 209 adet örnek yaratıcı düşünme temaları açısından analiz edilmiştir. Bulgular, incelenen içeriklerin yaratıcı düşünme boyutlarını sınırlı düzeyde desteklediğini göstermektedir. İçeriklerin büyük çoğunluğunun, yaratıcılığın en temel düzeyi olan yakınsak-bütünsel düşünme temasında toplandığı ve özellikle "matematiksel ilkeleri belirlemek ve uygulamak" alt kategorisinde yoğunlaştığı belirlenmiştir. Bu temayı daha düşük oranlarla ıraksak düşünme ve en sınırlı biçimde yanal düşünme temaları izlemiştir. Iraksak düşünme kapsamında en çok "matematiksel bilgiyi matematiğin dışında kullanmak", yanal düşünmede ise "matematiksel fikirleri keşfetmek" alt kategorilerine yer verilmiştir. İncelenen içerik türlerinin (etkinlik, ölçme değerlendirme soruları ve örnek) tamamında en geniş alanın yakınsak-bütünsel düşünme temasına ait olduğu görülmüştür. Yakınsak- bütünsel düşünme temasına ait içerikler incelendiğinde, bu içeriklerin büyük bir kısmının "matematiksel ilkeleri belirlemek ve uygulamak" alt kategorisinde toplandığı tespit edilmiştir Sonuç olarak, ders kitaplarının çoğunlukla tek doğruya yönlendiren kapalı uçlu görevler içerdiği; öğrencilerin problem kurma, alternatif çözüm üretme ve özgün düşünceler geliştirme fırsatlarının sınırlı kaldığı ortaya konmuştur. Bu bulgular, ders kitaplarının öğrencilerin matematiksel yaratıcılık gelişimini destekleme potansiyelinin artırılması gerektiğini göstermektedir.
Öğrencilere problem çözme ve üstbiliş becerilerinin kazandırılması için geliştirilen modele ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin deneyimleri
Bu araştırmanın amacı Polya'nın problem çözme yaklaşımı çerçevesinde öğrencilerin problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik ortaya konulan bir modelin öğretmenler tarafından matematik sınıflarında uygulanması sonrasında onların deneyimlerine dayalı görüşlerinin incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde matematik alanında yüksek lisans eğitimine devam eden 13 öğretmene problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerileri ile mesleki gelişim eğitimleri verilmiştir. 9 hafta süren eğitimlerde problem çözme, problem çözme becerisinin gelişiminin önemi, üstbilişsel düşünme becerisi, problem çözme ile üstbilişsel düşünme becerisi arasındaki ilişki konuları ele alınmıştır. Ardından model tanıtılmıştır. Model 4 aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar (1) problem çözme aşamalarının dikkate alınması ve üstbilişsel düşünme becerisinin başarılı bir şekilde problem çözme becerisine etkisine dair ihtiyaç hissettirme, (2) problem çözme aşamalarının tanıtımı ve her bir aşamadaki üstbilişsel düşünmeyi geliştirmeye yönelik sorulara dair bilgilendirme, (3) sürecin işletilmesine dair öğretmenin rol model olarak uygulamalar yapması son olarakta (4) öğrencilerin deneyim kazanmaları için uygulamalar yaptırmak şeklindedir. Eğitimlerden sonra öğretmenlerden 3 hafta boyunca sınıflarında bu modeli uygulamaları istenmiştir. Bu sürecin ardından öğretmenlere 5 tane açık uçlu sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Ankette yer alan her bir sorunun bulguları betimsel olarak analiz edilmiştir. Kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda geliştirilen modelin öğrencilere problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerileri kazandırmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Geometri öğretimi uygulamalarının matematiksel niteliği: Bir durum çalışması
Bu araştırmada, öğretme için matematik bilgi düzeyleri yüksek olan ortaokul matematik öğretmenlerinin geometri derslerindeki öğretim uygulamalarının matematiksel niteliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Öğretme için Matematik Bilgisi Geometri Testi'nin (MKT-G) Türkiye kültürüne uyarlaması yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu için, MKT-G testinin uygulandığı 253 öğretmen içinde en yüksek puanı alan ilk beş öğretmen ile iletişime geçilerek derslerinin gözlemlenmesine onay veren üç öğretmen belirlenmiştir. Araştırmanın veri toplama araçlarını; (i) Öğretme için Matematik Bilgisi Geometri Testi (MKT-G), (ii) yapılandırılmamış gözlem (kamera kayıtları), (iii) gözlem sonrası görüşme formu ve (iv) gözlem yapılan dersler için hazırlanan ders planları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan MKT-G testi sonuçları Madde Tepki Kuramı'na göre BILOG MG 3.0 aracı ile analiz edilmiştir. Elde edilen ders gözlem verilerinin analizinde betimsel analiz tekniği benimsenmiş, bunun için ise matematik alan bilgisi temelli Öğretimin Matematiksel Kalitesi (MQI) değerlendirme aracı kullanılmış, sonrasında öğretmenlerin söz konusu araca göre öğretim süreçlerindeki uygulamaların nitelikleri belirlenmiştir. Toplanan görüşme verileri ve ders planları ise içerik analizine tâbi tutularak, öğretim sürecinin değerlendirilmesi ile ulaşılan bulguları desteklemek için kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, öğretme için matematik bilgileri yüksek olan öğretmenlerin geometri öğretim süreçlerinde; açıklama, matematiksel anlam kazandırma ve matematiksel dil uygulamalarının ön plana çıktığını, buna karşın öğrencilerin hata ve zorluklarını giderme ve öğrenci fikirlerinin derse katma uygulamalarının düşük düzeyde gerçekleştiğini göstermiştir. Bunun yanında yüksek düzeydeki öğretme için matematik bilgisinin, öğretim uygulamalarında öğretmen kaynaklı hataların ortaya çıkmasına engel olabildiği bulgulanmıştır. Bunlara ek olarak, araştırmanın sonuçları öğretim sürecinin öğretmen merkezli yürütülmesinin öğretim uygulamalarının matematiksel niteliğinin zayıf olmasına neden olabileceğini göstermiştir.
Sistem düşüncesi yaklaşımının 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve sistem düşüncesi becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf fen bilimleri dersi "Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı" ünitesinin öğretiminde kullanılan sistem düşüncesi araçlarının, öğrencilerin akademik başarıları ve sistem düşüncesi becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada, iç içe geçmiş karma araştırma deseni benimsenmiştir. Nicel boyutta, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model; nitel boyutta ise durum çalışması modeli kullanılmıştır. Nicel veriler, "Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı Ünitesi Başarı Testi (VSSÜBT)" ile; nitel veriler ise "Ergenlik Dönemi Bağlamında Sistem Düşüncesi Becerileri Soruları" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Düzce Merkez ilçede bulanan bir okuldan, benzer özelliklere sahip 30'ar kişilik iki sınıf oluşturmaktadır. Deney grubunda dersler, sistem düşüncesi araçları entegre edilmiş 5E öğrenme modeliyle; kontrol grubunda ise yalnızca 5E öğrenme modeliyle işlenmiştir. Nicel veriler SPSS 25 programında ANOVA testiyle; nitel veriler ise geliştirilen bir rubrik doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, deney grubunun akademik başarı ortalamasının daha yüksek olduğu görülmüş; ancak gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ergenlik dönemi bağlamında, analiz düzeyine karşılık gelen "sistem içindeki bileşenleri ve süreçleri tanımlama" becerisinde hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerinin çoğu bedensel, duygusal ve sosyal bileşenleri belirleyerek en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Sentez ve uygulama düzeyindeki becerilere ilişkin değerlendirmelerde ise, sentez düzeyindeki üç beceri (bileşenler arası basit ilişkileri belirleme, dinamik etkileşimleri düzenleyebilme, döngüsel yapıyı kavrayabilme) ve uygulama düzeyindeki bir beceri (geçmişe bakarak tahmin yapabilme) açısından deney grubu öğrencilerin daha yüksek beceri seviyelerinde oldukları bulunmuştur. Öte yandan, dinamik etkileşimleri belirleme, genelleme yapabilme ve örtük boyutları fark edebilme becerilerinde iki gruptaki öğrencilerin beceri seviyeleri benzerdir. Sonuç olarak, sistem düşüncesi becerilerinin ergenlik gibi karmaşık süreçlerin anlaşılmasında etkili olduğu ve sistem düşüncesi araçlarının bu becerileri geliştirmede önemli rol oynadığı ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: 5E Öğrenme Modeli, Fen Eğitimi, Sistem Düşüncesi Araçları, Sistem Düşüncesi Yaklaşımı, Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı Ünitesi
Yapay zekâ destekli öğrenme ortamlarının madde ve endüstri ünitesindeki rolünün farklı değişkenlere etkisi
Günümüzde yapay zekâ teknolojileri, eğitim alanında giderek daha fazla benimsenmekte ve özellikle fen bilimleri gibi soyut kavramların yoğun olduğu derslerde öğrenme süreçlerini dönüştürme potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma, sekizinci sınıf fen bilimleri dersi kapsamında "Madde ve Endüstri" ünitesinde yapay zekâ destekli bir öğrenme aracının, öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik akademik başarıları, fen bilimleri dersine yönelik öz-yeterlikleri, fen bilimleri dersine yönelik eleştirel düşünme becerileri ve Yeni Nesil Fen Standartları (NGSS) becerileri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen benimsenerek yürütülmüştür. Çalışma grubunu, Düzce ili Merkez ilçesindeki bir ortaokulda öğrenim gören 34 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Kontrol grubunda öğretim mevcut müfredata uygun olarak sürdürülürken, deney grubunda dersler yapay zekâ destekli öğrenme ortamı ile zenginleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde, araştırmanın amacı doğrultusunda ilgili ölçekler kullanılmıştır. Bu araçlar, 28 ders saatinden oluşan uygulama sürecinin başında ve sonunda uygulanmıştır. Veriler SPSS 27.0 yazılımıyla analiz edilmiş ve sonuçlar, deney grubunda tüm ölçütlerde anlamlı artışlar olduğunu; kontrol grubunda ise yalnızca akademik başarıda sınırlı bir değişim gözlemlenirken diğer üç ölçekte anlamlı düşüşler yaşandığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, dört değişken arasında güçlü bir ilişkiye işaret etmektedir. Özellikle fen bilimleri dersine yönelik; öz-yeterlikteki gelişmelerin, öğrencilerin öğrenme süreçlerine daha aktif katılımlarını sağladığı, bunun da eleştirel düşünme becerilerinin gelişimine yansıdığı ve sonuç olarak NGSS becerilerinde belirgin iyileşmeler sağlanmış olabileceği düşünülmektedir. Deney grubundaki bu bütüncül gelişim, yapay zekâ destekli öğrenme ortamlarının sadece bilişsel değil, aynı zamanda duyuşsal ve bilimsel süreç becerilerini de desteklediğini göstermektedir. Buna karşılık kontrol grubunda gözlenen anlamlı düşüşler, literatürde vurgulanan mevcut öğretim yöntemlerinin sınırlılıklarının yanı sıra öğrencilerin motivasyon kaybı ve küskünlük (resentful demoralization) yaşamış olma ihtimaliyle açıklanabileceği düşünülmektedir. Bu durum, fen bilimleri dersine yönelik; öz-yeterlikleri, eleştirel düşünme becerileri ve NGSS standartlarına uyumun yalnızca mevcut öğretim programına değil, aynı zamanda çok sayıda değişkene bağlı olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, elde edilen bulgular, yapay zekâ destekli öğrenme ortamlarının doğru şekilde kullanıldığında öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişimlerini desteklemede önemli bir potansiyele sahip olduğunu ve fen eğitimi alanında pedagojik dönüşüm sağlayarak öğrencileri yalnızca bilgi tüketicileri değil, bilimsel süreçlerin aktif katılımcıları hâline getirebileceğini ortaya koymaktadır.
Sosyobilimsel temelli öğretimin 8. sınıf öğrencilerinin akademik başarı, analitik düşünme ve öğrenme çevikliği becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaokul sekizinci sınıf Fen Bilimleri dersi DNA ve Genetik Kod ünitesi kapsamında uygulanan sosyobilimsel temelli etkinliklerin öğrencilerin akademik başarılarına, analitik düşünme ve öğrenme çevikliği becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaca yönelik iç ve dış geçerliliği beraber sağlayan Solomon Dört Gruplu Model kullanılmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim öğretim yılının ilk dönemi Düzce ili Merkez ilçesine bağlı bir devlet okulunda uygulanmıştır. Var olan dört sekizinci sınıftan yansız atama ile iki deney iki kontrol grubu olacak şekilde toplamda 84 öğrenci örneklemi oluşturmaktadır. Bu gruplardan Deney1 ve Kontrol2 gruplarına veri toplama araçlarından olan ön test ve son test uygulanırken Deney2 ve Kontrol1 gruplarına sadece son test uygulanmıştır. Bu şekilde ön testin sonuçlardaki etkisi en aza indirilmeye çalışılmıştır. Yedi hafta boyunca yürütülen çalışmada deney gruplarına hazırlanan sosyobilimsel temelli etkinlikler uygulanmış, kontrol gruplarında ise 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı (FBÖP)'nda var olan etkinlikler kapsamında öğretime devam edilmiştir. Veri toplama aracı olarak uygulanan kazanımları içeren daha önce Milli Eğitim Bakanlığının gerçekleştirmiş olduğu sınavlarda sorulan sorulardan oluşan "Akademik Başarı Testi", "Analitik Düşünme Ölçeği" ve "Öğrenme Çevikliği Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analizinde ANOVA ve t-testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre Sosyobilimsel temelli etkinlikleri içeren öğretimin öğrencilerin akademik başarısını anlamlı düzeyde arttırdığını ancak öğrencilerin analitik düşünme ve öğrenme çevikliği becerilerinde anlamlı değişiklik olmadığını göstermiştir. Araştırma sonuçlarına dayanarak gelecekte yapılabilecek çalışmalara yönelik araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin sosyobilimsel konulara ilişkin görüşlerinin SEE-SEP modeli ile incelenmesi: Uzay araştırmaları örneği
Uzay araştırmaları, potansiyel faydaları ve olası riskleri ekseninde ele alınan sosyobilimsel konulardan biridir. Bilimsel ve teknolojik katkılarının yanı sıra toplumsal, çevresel, ekonomik, etik ve politik etkileriyle de gündemde yer almaktadır. Uzay araştırmalarının bu çok boyutlu yapısı, bireylerin konuyu farklı bakış açılarıyla değerlendirmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle, bireylerin uzay araştırmalarına ilişkin görüşlerini incelerken çok boyutlu bir bakış açısı sunan kuramsal çerçevelere ihtiyaç duyulmaktadır. Chang Rundgren ve Rundgren (2010) tarafından geliştirilen SEE-SEP modeli, bireylerin uzay araştırmalarına ilişkin görüşlerini çok boyutlu bir bakış açısı ile incelemeye imkân tanıyan bir yaklaşım olarak araştırmada tercih edilmiştir. Bu bağlamda, araştırmanın amacı, 7. sınıf öğrencilerinin uzay araştırmalarına ilişkin görüşlerinin SEE-SEP modeli temel alınarak incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesindeki bir ortaokulda iki farklı şubede öğrenim gören 44 7. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri öğretim süreci öncesi, öğretim uygulamaları sonrası ve film gösterimi sonrası olmak üzere üç farklı görüş formu ile toplanmıştır. Görüş formlarından elde edilen veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçları, sosyobilimsel konu temelli öğretimin öğrencilerin uzay araştırmalarına ilişkin görüşleri üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Öğretim süreci öncesinde öğrenciler uzay araştırmalarına ilişkin görüşlerini gerekçelendirirken bilimsel ve politik boyutları daha fazla kullanmış; bilimsel bilgi edinme ve uluslararası prestij elde etme gibi fayda odaklı gerekçeler sunarak uzay araştırmalarına bütçe ayrılmasını desteklemiştir. Öğretim süreci sonrasında ise öğrenciler uzay araştırmalarına ilişkin görüşlerini gerekçelendirirken bilimsel, toplumsal, ekonomik ve etik boyutları daha fazla kullanmış; uzay araştırmalarına bütçe ayrılmasını bilimsel katkılar, toplumsal faydalar, ekonomik getiriler ve etik riskler kapsamında fayda-risk ekseninde değerlendirmiştir. Sonuç olarak, sosyobilimsel konu temelli öğretim öğrencilerin uzay araştırmalarının potansiyel faydalarına ve olası risklerine ilişkin farkındalık kazanmalarına ve uzay araştırmalarını çok boyutlu bir bakış açısıyla daha kapsamlı bir biçimde değerlendirmelerine katkı sağlamıştır. Araştırmanın sonuçları, sosyobilimsel bir konu olarak uzay araştırmalarının öğrencilerin çok boyutlu düşünme becerilerinin geliştirilmesi açısından etkili bir kaynak olduğunu göstermektedir. Ayrıca, alan yazında uzay araştırmalarına ilişkin öğrenci görüşlerinin SEE-SEP modeli temel alınarak incelendiği herhangi bir çalışmanın olmaması da mevcut çalışmanın alan yazında önemli bir boşluğu dolduracağını ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: Görüş Formu, SEE-SEP Modeli, Sosyobilimsel Konular, Uzay Araştırmaları
Bağlam temelli yaklaşım ile desteklenen FeTeMM etkinliklerinin 6. sınıf öğrencilerinin mühendislik becerilerine ve kariyer seçimine etkisi
Bu araştırma, bağlam temelli öğrenme yaklaşımı ile desteklenen Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) etkinliklerinin, 6. sınıf öğrencilerinin mühendislik bilgi düzeyleri ve meslek seçimleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Batı Karadeniz Bölgesi'ndeki bir ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın katılımcı grubunu, amaçsal örnekleme yöntemlerinden gönüllülük esasına göre belirlenen 23 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden "açımlayıcı sıralı desen" kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda, nicel araştırma yöntemlerinden tek grup ön test-son test tasarımı ile; nitel boyutunda ise durum çalışması esas alınmıştır. Uygulama süreci, araştırmacı tarafından geliştirilen ve REACT stratejisi ile yapılandırılan ders planları doğrultusunda, haftada 4 ders saati olmak üzere toplam 10 hafta (40 ders saati) sürmüştür. Araştırmanın nicel verileri "Mühendislik Bilgi Düzeyi Ölçeği (MBDÖ)" ve "FeTeMM Kariyer İlgi Ölçeği" ile toplanmış; nitel veriler ise öğrenci görüşleri alınarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde ilişkili örneklemler için t-testi, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, bağlam temelli öğrenme ve REACT stratejisiyle desteklenen etkinliklerin, öğrencilerin mühendislik bilgi düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış sağladığını ve mühendislik mesleklerine yönelik ilgilerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Sonuç olarak, FeTeMM eğitiminin bağlam temelli yaklaşımlarla desteklenmesinin öğrencilerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkı sağladığı belirlenmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları ile öğrencilerinin fen başarıları arasındaki ilişkinin araştırılması (Sivas)
Fen ve teknoloji dersi; alanında uzmanlaşmış, bu alanda kendini sürekli yenileyen ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişimleri takip edip, bu değişime ayak uyduran öğretmenler tarafından okutulması gereken bir derstir. Bilindiği üzere bir öğretmenden eğitimin birçok alanında başarılı olmasını beklemek hatadır ve bu durum eğitim sisteminde birçok aksamaya sebep olmaktadır. Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları araştırılmış ve bu tutumların öğrencilerinin fen başarıları üzerine olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmada genel olarak tarama modeli kullanılmıştır. Ancak öğremenlerin tutumları ile öğrencilerin akademik başarıları arasındaki ilişki incelendiğinden araştırma ilişkisel bir tarama özelliğine de sahiptir. Bu çalışma kapsamında, Sivas merkezde bulunan ilköğretim okullarından 14' ünde görev yapan 30 tane 5. sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin 423 öğrencisi ile çalışılmıştır. Verilerin analizinde ıteman 3.00 ve SPSS 17 programları kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin fen öğretimine yönelik tutumları ile öğrencilerinin başarıları arasında orta düzeyde bir korelasyon tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen ve teknoloji, fen öğretimi, akademik başarı, sınıf öğretmeni
Fen bilgisi eğitimi öğretmen adaylarının argümantasyon tabanlı bilim öğrenme sürecinde büyük grup çalışmalarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, argümantasyon uygulamaları boyunca gerçekleşen büyük grup tartışmalarını öğretmen ve öğrenci perspektifinden analiz etmektir. Çalışma, 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Türkiye'nin kuzeybatısında bulunan orta ölçekli bir üniversitede Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören üçüncü sınıftaki öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Altı hafta süren uygulamalarda Fen Öğretimi Laboratuvar Uygulamaları-I dersi Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (ATBÖ) yaklaşımı ile işlenmiş ve bu kapsamda yapılan çalışmaya toplamda 25 öğrenci katılmıştır. ATBÖ uygulamalarının yapıldığı bu süreçte, küçük ve büyük grup tartışmaları gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler çalışmalarını kendi belirledikleri ve her grupta 3 ya da 4 öğrenci olmak üzere toplamda yedi farklı grupta gerçekleştirmişlerdir. Öğrenciler gruplarında, kendi sorularını hazırlamış, soruları için deneyler tasarlamış, iddialar ortaya atmış ve yaptıkları deneylerle delillerini belirleyerek bu iddialarını desteklemişlerdir. Büyük grup tartışmalarında ise yaptıklarını sınıf arkadaşları ile paylaşmış ve kendi iddialarını savunmuşlardır. Çalışma kapsamında, büyük grup tartışmalarında paylaşılan argümanların kalitesi değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra öğretmen ve öğrenci soruları analiz edilmiştir. Öğrencilere başlangıçta argümantasyon sürecini anlamalarına yardımcı bir aktivite gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise belirlenen mekanik konuları her hafta ATBÖ yaklaşımı ile işlenmiştir. Büyük grup tartışmaları esnasında grupların video kamera kaydı alınmış ve daha sonra bunlar araştırmacı tarafından transkript edilmiştir. Araştırma sonuçları, ATBÖ sürecini yaşayan öğrencilerin, ilerleyen haftalarda daha kaliteli argümanlar oluşturduğunu göstermiştir. Büyük grup tartışmalarında öğretmenin her hafta düşük ve yüksek seviyede sorulara yer verdiği ve sorularıyla müzakere sürecini öğrencilere daha fazla yaşattığı sonucuna ulaşılmıştır. Dahası yapılan bu uygulama ile öğrencilerde; iletişim becerileri, farkındalık, akran desteği, empati yapma eğilimi gibi özelliklerin de olumlu yönde geliştiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Argümantasyon, araştırma-sorgulama, fen eğitimi, söylem analizi
Eğitim bilişim ağı ( EBA ) destekli matematik öğretiminin 7. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı EBA destekli matematik öğretiminin 7. sınıf öğrencilerinin cisimlerin farklı yönlerden görünümleri konusundaki akademik başarılarına etkisini ve EBA'ya ilişkin öğrencilerin görüşlerini belirlemektir. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Cisimlerin farklı yönlerden görünümü konusu bir gruba sınıf ortamında ders kitabı ve somut materyallerle anlatılırken, diğer gruba bilgisayar laboratuvarında EBA ders içerikleri kullanılarak anlatılmıştır. Araştırma örneklemini Batı Karadeniz bölgesindeki bir ile bağlı bir ilçede bulunan bir ortaokuldaki 29'u deney, 24'ü kontrol grubu olmak üzere toplam 53 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından geçerlik güvenirliği yapılarak ve uzman görüşü alınarak 26 soruluk bir başarı testi geliştirilmiştir. Başarı testi her iki gruba uygulama öncesinde ön test, uygulama bitiminde son test ve bir ay sonra kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Bağımlı Gruplar İçin T Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise uygulama bitiminde öğrencilerden EBA kullanımı ile ilgili sorulardan oluşan görüş formunu doldurmaları istenmiş, öğrencilerin görüşleri alınmıştır. Nicel verilerin analiz sonuçlarına göre Cisimlerin Farklı Yönlerden Görünümleri konusunda her iki grupta da öğrenme gerçekleşmiş, deney grubu öğrencilerin kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Her iki grupta da öğrenmeler kalıcı olmuştur. Nitel verilere göre EBA hakkında öğrencilerin olumlu görüşe sahip oldukları gözlenmiştir.
Öğretmen ve öğretmen adaylarının beslenme okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi ve sağlıklı beslenme ile ilgili görüşleri
Bu araştırmanın birbiriyle bağıntılı iki amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin beslenme okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesidir. İkinci amacı da araştırmaya katılan öğretmenlerin sağlıklı beslenmeye ilişkin görüşlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaçlar doğrultusunda çalışma, karma yöntem desenlerinden eş zamanlı karma desen biçiminde yapılandırılmıştır. Bu desenin nitel boyutu için açık uçlu sorulardan oluşan anket, nicel boyutunda ise tarama modelinde sıklıkla kullanılan anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın öğretmen adayı kısmının evrenini 2017- 2018 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören toplam 3308 öğretmen adayı oluşturmakta iken örneklemini %95 güven düzeyi ve evrenin büyüklüğüne göre 894 öğretmen adayı oluşturmuştur. Öğretmen kısmını ise 2017- 2018 eğitim-öğretim yılında Kastamonu ilinin Merkez ilçesinde görev yapan 1225 öğretmen oluşturmakta iken % 95 güven düzeyi ve evrenin büyüklüğüne göre 125 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmanın nitel verileri için ise örneklemden oluşan 45 öğretmen çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının beslenme okuryazarlıkları cinsiyet, vücut kitle endeksi ve annenin eğitim durumuna göre değişkenlik gösterdiği saptanmıştır. Öğretmenlerin beslenme okuryazarlıkları sadece ebeveynlerinin eğitim durumuna göre değişmektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin sağlıklı beslenme ile ilgili görüşleri ağırlıklı olarak dengeli ve düzenli beslenme kavramları üzerine yoğunlaşmıştır.
48-60 aylık çocuklarda temel astronomi kavramlarından ay kavramının öğretim durumlarının incelenmesi
Bu çalışmada bireylerin 'uzay bilimleri' hususunda gelişimlerinin ilk adımı olarak okul öncesi eğitimi görülmüş ve bu düzeyde çalışma yürütülmüştür. Çalışmada okul öncesi eğitimi almakta olan 48-60 aylık çocuklarda astronomi biliminin temel kavramlarından biri olan ay kavramının (gece-gündüz görülme durumu ve şekilleri) öğretim durumları etkinlikler yardımıyla incelenmiştir. Çalışmada araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yaklaşımlarından birisi olan tek denekli deneysel desen kullanılmıştır. 8 hafta süresince yürütülen öğretim uygulamalarına dair veriler, öğrencilere çizdirilen resimler ve resimlere ilişkin açıklamaları yoluyla elde edilmiştir. Verilerin analizleri ise araştırmacı tarafından geliştirilen rubrikler aracılığıyla yapılmıştır. Çalışmada çocukların Ay kavramına dair kavramaların etkinlikler öncesinde yetersiz veya bilimsel olmadığı ve etkinlikler sonrasında bilimsel nitelikte olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak 48-60 aylık çocukların yaşlarına göre düzenlenmiş etkinliklerle Ay'ın bazı temel özelliklerinin öğrenilebileceği sonucuna varılmıştır. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda bazı önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin etkileşimli tahta kullanımına yönelik tutumlarının incelenmesi
Fatih projesi kapsamında 2012–2013 eğitim öğretim yılında Anadolu Liselerinde kullanılmaya başlanan etkileşimli tahta daha sonraki yıllarda ortaokullarda da kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin etkileşimli tahtaya yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısında incelenmiştir. Araştırmaya Düzce ilinde bulunan dört merkez ve üç taşra okulunda öğrenim gören 329 kız ve 324 erkek olmak üzere 653 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere Etkileşimli Tahta Tutum Ölçeği uygulanmıştır [1]. Ölçek, beşli likert tipinde 15 olumlu ve 9 olumsuz olmak üzere 24 madde içermektedir. Uygulama sonucu elde edilen veriler SPSS 24. Paket program kullanılarak analiz edilerek ortaokul öğrencilerinin etkileşimli tahtaya yönelik tutumlarının sınıf düzeyine, cinsiyete, kullanım sıklığına, şehir merkezi ya da taşrada ikamet etmelerine ve öğrenim gördükleri okullara göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma sonucunda cinsiyet ve kullanım sıklığı değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Sınıf düzeyi, şehir merkezi ya da taşrada ikamet etme ve öğrenim görülen okul değişkenleri açısından ise anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05).
Öğrencilerin matematiksel anlama seviyelerinin pirie ve kieren modeline göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin Pirie ve Kieren Modeli'ne göre matematiksel anlama seviyelerini belirlemektir. Ayrıca çalışmada öğrencilerin matematiksel anlama seviyelerindeki değişikliğin nelere (cinsiyet, matematik notu, bulundukları sınıf, okul çeşidi) bağlı olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Katılımcılar; ülkenin her bölgesini kapsayacak şekilde 11 ilin şehir merkezi, ilçe merkezi, köy/mahallelerinde bulunan devlet okullarının 7. ve 8. sınıflarından toplamda 373 öğrenciden oluşmaktadır. Örneklem altı bölgeden en az bir il olacak şekilde rastlantısal olarak seçilmiştir. Araştırmada, nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmış olup araştırma betimsel bir çalışmaya örnektir. Araştırmaya katılan öğrencilerden genel bir sonuç çıkarılmak istenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından oluşturulan Pirie ve Kieren Matematiksel Anlama Seviye Testi ile toplanmıştır. Öğrencilere alan konusu ile alakalı Pirie ve Kieren matematiksel anlama modelinin basamaklarına uyarlanmış sekiz açık uçlu soru yöneltilmiştir. Öğrencilerin matematiksel anlama seviyelerini belirlemek için "Pirie ve Kieren Matematiksel Anlamanın Gelişimi Modeli" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 19.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin matematiksel anlamalarının sınıf düzeylerine göre farklılık göstermediği, kız öğrencilerin matematiksel anlamalarının erkek öğrencilere göre daha iyi seviyede olduğu, öğrencilerin okul matematik notuyla matematiksel anlamaları arasında doğru bir orantı olduğu ve köylerden şehir merkezine doğru gidildikçe öğrencilerin matematiksel anlamaların daha yüksek seviyelerde olduğu elde edilen bulgular arasındadır. Elde edilen bulgular çerçevesinde, eğitimcilere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Examination of Science undergraduate and graduate students' ability to prepare question in terms of curriculum
Just about determine learning situations is done measurement and evulation. Measurement and evaluation applications are expected to reflect the target attainment. In this sense, in the research was aimed to examination candidates of science teachers and master degree students' preparation question sufficiencies. The research was carried out with survey method. In the study group of the research have taken place science teachers 4th class students and master degree students who study in science institute at field of science education of a university located in Western Black Sea Region. Data collection tool is an achievement test which requires writing question for total ten attainments from different class level and which is the same domain field. Achievement test requires to code the questions prepared at the same time according to TIMSS cognitive levels and to designate measuring technique to be used , for question prepared, too. Data analysis, have been performed according to TIMSS cognitive levels of the questions to be prepared, and the compatibility and accuracy situations of the measurement technique. It was determined that the participants were insufficient in classifying questions according to the cognitive level and preparing the questions for the attainments and attainment according to the cognitive dimension. Participants have also been determined to be recognition situation the measurement techniques that they partly sufficient benefit from. In consequence of research, it is concluded that the participants' ability to prepare questions has not improved. It is suggested that studies should be conducted within the scope of teacher training programs in order to investigate the reasons of this situation in more detail and to eliminate the deficiencies.
Öğretmen adaylarının çevre etiğine yönelik farkındalık durumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalık düzeylerini belirlemektir. Ayrıca araştırmada öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalık düzeyleri cinsiyet, sınıf, bölüm, çevre eğitimine yönelik ders alma durumu, çevre eğitimine yönelik seminer alma durumu, aile gelir durumu, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, üniversiteye gelmeden önceki yerleşim yeri ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Düzce Üniversitesinin Eğitim Fakültesinde mevcut bulunan altı adet bölümün 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde eğitim gören 871 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Ayrıca bu bölümlerin her bir sınıfından seçilen toplam 28 öğretmen adayı ile de açık uçlu sorular aracılığıyla görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalık düzeylerinin belirlemesi amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Özer (2015) tarafından geliştirilen 'Çevre Etiği Farkındalık Ölçeği' ve bu ölçeğin maddeleri esas alınarak hazırlanan çevre etiği farkındalığını daha fazla sorgulama işlevi göreceği düşünülen açık uçlu sorular kullanılarak öğretmen adaylarıyla görüşmeler yapılmıştır. Toplanan veriler bilgisayar ortamında problem durumlarına uygun olan istatistiki yöntemlerle (frekans, yüzde, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskall Wallis-H Testi) analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalık düzeylerinin cinsiyet, bölüm, çevre eğitimine yönelik ders alma, anne eğitim düzeyi, üniversiteye gelmeden önceki yerleşim yeri değişkenlerine göre farklılık gösterdiği, sınıf düzeyi, çevre eğitimine yönelik seminer alma, aile gelir durumu, baba eğitim düzeyi ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre farklılık göstermediği belirlenmiştir. Öğretmen adayları ile yapılan görüşmeler sonucunda ise altı adet tema ve bu temaların alt temaları belirlenmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin matematik tarihi bağlamında hazırladıkları dijital öyküler üzerine bir araştırma: Matematik nasıl doğmuştur?
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin dijital öyküleme sürecine girmesi ile bu öyküleme tekniği hakkındaki düşüncelerine nasıl yansıdığını ve bu öyküleme sürecinin öğrencilerin matematiğin doğasına ve matematiksel bilginin oluşumuna yönelik düşünceleri üzerine yansımalarını belirlemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması yaklaşımı kullanılarak yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu, Kastamonu İli 'ne ait bir devlet ortaokulunda öğrenim görmekte olan 7 kız ve 5 erkek öğrenci olmak üzere toplam 12 ortaokul 7.sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma grubu amaçsal örnekleme yöntemiyle oluşturulmuştur. Öğrencilerin dijital öyküleme süreçlerine dair görüşleri görüş formu ve yarı yapılandırılmış görüşmeler ile alınmış; öğrencilerin matematiğin doğasına ve matematiksel bilginin doğuşuna dair görüşleri ise görüş formu ile alınmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yapılarak, bulgular ortaya konuşmuştur. Çalışmanın sonucunda öğrencilerin dijital öyküleme sürecinden keyif aldıkları, dijital öyküleme programını kullanmanın çok rahat ve kolay olduğu, hazırladıkları dijital öyküleme etkinleri sayesinde matematikçilerin hayatlarından bir şeyler öğrendiklerini ifade etmişlerdir. Öğrencilerde ortak bir matematik tanımı olmadığı gözlenmiş, matematiği çoğunlukla sayılarla ilişkilendirdikleri ve matematiğin çıkış noktası olarak ticareti düşündükleri ortaya konulmuştur. Öğrenciler matematiğin en fazla günlük hayat problemlerini çözmeye ve sayıları daha kolay hesaplamaya yaradığını belirtmişlerdir.
EBA etkinlikleriyle yapılan matematik öğretiminin başarıya ve tutuma etkisi
Bu çalışma, EBA destekli ve sunuş yoluyla yapılan matematik öğretiminin ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarısına, matematiğe ve teknolojiye yönelik tutumlarına etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmaya, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir il merkezine bağlı ortaokulda 72 deney, 66 kontrol grubu olmak üzere toplam 138 beşinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Kontrol grubundaki öğrencilere sunuş yoluyla ders işlenirken, deney grubuna ise EBA destekli öğretim yapılmıştır. Çalışma 2018 – 2019 öğretim yılı güz döneminde "Doğal Sayılar ve Doğal Sayılarda İşlemler" ünitesi kapsamında yürütülmüştür. Uygulama öncesi ve sonrasında, üniteyle ilgili çoktan seçmeli başarı testi uygulanmıştır. Matematiğe ve teknolojiye ilişkin tutum ölçekleri uygulama öncesi ve sonrası her iki gruba da uygulanmıştır. Başarı testlerinden elde edilen veriler 3 X 2 tekrarlı ölçümler varyans analizi (ANOVA) kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 20.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov Z Testi, Levene Testi ve bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Araştırma sonunda deney grubu ile kontrol grubunun doğal sayılar ve doğal sayılarda işlemler ünitesindeki başarı sontest puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur (t = 6,437; p = 0,000 < 0,05). Ayrıca araştırma sonunda deney grubu ile kontrol grubunun matematiğe yönelik tutumlarında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur (t = 2,509; p = 0,013 < 0,05). Deney grubunun teknolojiye yönelik tutumunda ise öntest-sontest arasında anlamlı bir fark oluşmamıştır. Anahtar Kelimeler: EBA, matematik başarısı, matematiğe yönelik tutum, teknolojiye yönelik tutum.
Argümantasyon tabanlı bilim öğrenme yaklaşımının 6. sınıf öğrencilerinin "madde ve ısı" ünitesi başarılarına ve karar verme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (ATBÖ) yaklaşımının ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin ünite başarılarına ve karar verme becerilerine etkisini araştırmaktır. Çalışma; 2017-2018 eğitim öğretim yılında Van ili Özalp ilçesi Özalp Yatılı Bölge Ortaokulunda öğrenim görmekte olan 6. Sınıf öğrencileri ile Fen Bilimleri dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışma için üçü deney ve biri kontrol grubu olmak üzere dört sınıf belirlenmiştir. Deney gruplarında dersler argümantasyon yaklaşımı ile işlenmiştir. Seçilen üç farklı deney grupları arasındaki farklılıklar; ATBÖ süreci sonunda ürün talep edilmeyen deney grubu, süreç sonunda bireysel olarak hazırlanan afiş ödevlerinin istendiği deney grubu ve grup olarak hazırlanan afiş ödevlerinin istendiği deney grubudur. Kontrol grubunda müfredat temelli geleneksel yaklaşım ile öğretim süreci gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Ünite Tabanlı Kazanım Değerlendirme Testi (ÜTKDT) ve karar verme becerilerini belirlemek için Karar Verme Becerisi Değerlendirme Ölçeği (KVBDÖ) ölçme araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın gerçekleştirildiği tüm sınıflar aynı öğretmenle süreci tamamlamışlardır. Deney grubu öğrencilerine süreç öncesinde argümantasyonun doğası gereği; soru sorma, soruları test etme, veriler elde etme ve veriler doğrultusunda iddialar öne sürme, iddiaları deliller ile destekleme ve karşı iddiaları çürütme süreçleri hakkında deneyim kazanmaları sağlanmıştır. Çalışmada veriler, başarı ve karar verme becerisine yönelik ön ve son test uygulamaları ile elde edilmiştir. Elde edilen nicel verilere SPSS paket programında Tek Yönlü ANOVA ve ANCOVA analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulguların sonucunda ATBÖ yaklaşımının tercih edildiği gruplarda ünite tabanlı başarılarında ve karar verme becerilerinde daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Bireysel ve grup olarak ödev hazırlayan deney grupları arasındaki etki boyutu incelendiğinde ise, grup olarak ödev hazırlayan bireylerin ünite tabanlı başarı testinde ünite tabanlı başarılarında ve karar verme becerilerinde daha başarılı oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme, Karar Verme, Fen Eğitimi
İlkokul öğrencilerinin "gezegen" kavramına yönelik bilgilerini tarama çalışması
Bu çalışmanın amacı; ilkokul 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin "gezegen" kavramına yönelik bilgileri hakkında tarama çalışması yapmaktır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma 2017-2018 eğitim öğretim yılının, güz yarıyılında, İstanbul İli Sultanbeyli ilçesinde bulunan ve sosyoekonomik düzeyi düşük bir ilkokulda gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında ise 1., 2., 3. ve 4. sınıf düzeyinde 13'er şube ile uygulama yapılarak toplam 1656 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan sınıfların şubeleri rastgele belirlenmiştir. Seçilen bütün şubelerde çalışmanın yürütüldüğü süreçte hem araştırmacı hem de dersin öğretmeni sınıf ortamında bulunmuştur. Fakat öğretmelerin sürece müdahale etmemeleri hususunda çalışma öncesinde tüm öğretmenlerle toplantı yapılmıştır. Çalışma süresince sadece araştırmacı tarafından yönlendirilen belli sorular çerçevesinde öğrencilerin yöneltilen soruları düşünmeleri için süre verilmiştir. Süreçte yönlendirilen; Gezegen Nedir? Özellikleri Nelerdir? Sizce Bir Tane Mi Gezegen Vardır? Birden Fazla Mı Gezegen Vardır? Birden Fazla İse Birbirine Benzerler Mi? Gezegenler Nerededir? Neye Benzerler? sorular çerçevesinde düşündükleri ve akıllarına gelen her şeyi kendilerine verilen boyama kalemleri ile boş resim kağıtlarına çizmeleri istenmiştir. Resim çalışmaları için tanınan yaklaşık 25-30 dakika sürenin sonunda araştırmacı her öğrenciyle bireysel ilgilenerek resim kağıdında çizdiği her şekilde neyi ifade etmek istediği sorulmuştur. Resim kağıdı üzerine öğrenci ifadeleri doğrultusunda kısa notlar tutulmuştur. Uygulamanın sonunda öğrencilerin çizmiş oldukları çizimler bu çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Resimler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Çizilen her resim ayrı ayrı incelenmiştir. Çizimlerde var olan kavramlar Güneş sisteminde yer alan kavramlara yönelik çizimler, astronomi kavramlarına ilişkin çizimler ve astronomi kavramları dışında yapılan çizimler olarak başlıklara ayrılmıştır. Çizimlerden yola çıkılarak ayrı ayrı kriterler belirlenmiş ve çizimler bu kriterler altında kodlanmıştır. Bu kodlamalar sonucunda her seviyede Öğrencilerin kavramları kullanma sıklığına göre yüzde frekans belirlenmiştir. Bu bağlamda 1. ve 2. sınıf seviyesindeki öğrencilerin astronomi kavramları dışında yapılan belirlenen kriterlerde çizimler ve kodlamalar yaptığı, 3. ve 4. sınıf seviyesindeki öğrencilerin ise güneş sisteminde yer alan kavramlara yönelik, astronomi kavramlarına ilişkin çizimler ve kodlamalarda daha fazla yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilimsel Süreç Becerileri, Kavram Bilgisi, Fen Eğitimi 2019, 111 sayfa Bilim Kodu: 101
Soru çözümünde kullanılan bilişsel ve üstbilişsel stratejilerin üstbilişsel farkındalık ve kavramsal anlama açısından incelenmesi
Bu çalışmada lise öğrencilerinin Newton'un hareket yasalarına yönelik çoktan seçmeli soruları çözerken kullandıkları bilişsel ve üstbilişsel stratejileri öğrencilerin üstbilişsel farkındalıkları ve kavramsal anlama düzeylerini dikkate alarak incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma tekniklerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Yedi kişinin verisi çalışmada kullanılmıştır. Öğrenci seçiminde tabakalı bir örneklemeye gidilmiş olup öğrencilerin ilk olarak kavramsal anlama düzeyi Kuvvet Konuları Kavram Testi ve üstbilişsel farkındalık düzeyleri ise Problemleri Nasıl Çözersiniz Ölçeği ile ölçülmüştür. Elde edilen verilerle öğrenciler kavramsal anlama düzeyi ve üstbilişsel farkındalık seviyelerine göre gruplandırılmıştır. Sesli düşünme tekniği kullanılarak öğrencilere Temel Mekanik Test 'inden seçilen sorular çözdürülmüş ve çözüm sürecine yönelik yarı yapılandırılmış görüşme düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin üstbilişsel farkındalıkları ve kavramsal anlama düzeylerinin kullandıkları bilişsel ve üstbilişsel stratejileri etkilediği ve kavramsal anlama düzeyi düşük öğrencilerin soruyu okuma aşamasında daha fazla ve üst bilişsel düzeyde strateji kullanırken, üstbilişsel düzeyi yüksek öğrencilerin ise çözüm aşamasında daha fazla ve üstbilişsel düzeyde strateji kullandıkları bulunmuştur. Ayrıca araştırmaya katılan öğrencilerin çözümün değerlendirme aşamasında genellikle strateji kullanmadıkları dikkati çekmiştir. Bu bakımdan öğretmenlerin öğrencilere model olmaları ve çözüm süreçlerini sonuna kadar ilerletmelerine olanak sağlamaları gerektiği düşünülebilir.
Fen bilimleri eğitiminde, farklı öğrenme ortamları için bilimsel süreç becerilerine dayalı etkinliklerin tasarlanması ve uygulanması
Fen bilimleri dersinin anlaşılamaz bir yapıymış gibi algılanması ve öğrenci başarısının da oldukça düşük olması sebebiyle çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Fen eğitimine yönelik yapılan bazı araştırmalarda, farklı öğrenme alanları ortaya atılmış ve bu alanların başarıya etkileri incelenmiştir. Bu araştırma da farklı öğrenme ortamlarına uygun ve bilimsel süreç becerileri ile ilgili kazanımlar açısından geliştirilmiş etkinliklerin uygulanması ve geliştirilen bu etkinliklerin öğrenci başarısına etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma, Bilim Uygulamaları Dersi kapsamında, Kastamonu ili merkezindeki bulunan bir ortaokulda, 5.Sınıfta okuyan 28 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada ön test-son test tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Fen Bilimleri Başarı Testi aracılığıyla toplanmıştır. Hazırlanan test çalışma öncesi ve sonrası ön test – son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, etkinliklerin bilimsel süreç becerileri ile ilgili kazanımlar açısından geliştirildiği, bu etkinliklerin uygulanabilir olduğu ve akademik başarı açısından, ön test – son test sonuçları açısından anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bu çalışmada elde edilen verilerden hareketle, öğrencilerin okulda ve okul dışı öğrenme ortamlarında yaptıkları deneylerden yola çıkarak konu ile ilgili gerekli kazanımları rehber araştırmacı gözetiminde ve tasarlanan etkinliklerdeki yönlendirmeler çerçevesinde kendi bilişsel süreçlerini kullanarak kazanabilecekleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen eğitimi, okul içi ve okul dışı öğrenme ortamları, bilimsel süreç becerileri, bir etkinlik tasarlamak, öğrenci başarısı 2019, 104sayfa Bilim Kodu:101
Canlılar ve çevre eğitiminde yakın çevreye dayalı etkinliklerin ortaokul öğrencileri için geliştirilmesi ve uygulanması
Bu araştırmanın temel amacı Kastamonu ilinde yaşayan ve araştırmaya katılan ortaokul öğrencilerinin yakın çevrelerine yönelik farkındalıklarını ortaya koymaktır. Bu araştırmada ayrıca, yakın çevredeki olaylar ve varlıklar temel alınarak geliştirilen etkinliklerin uygulanması neticesinde öğrencilerin yakın çevreye yönelik farkındalıklarımdaki değişimler incelenmiştir. Ortaokul seviyesinde, ders kitapları ve kazanımlar incelendiğinde, öğrencilerin yaşadığı çevreye ait örneklerin yetersiz olduğu görülmektedir. Bu noktada görülen eksiklikler ve bu alanla ilgili eğitim-öğretim faaliyetlerinde verimliliği artırabileceği düşünüldüğü için, bu çalışmada uygulanan testler ve etkinlikler öğrencilerimizin yaşadığı yakın çevre temel alınarak tasarlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma türlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümüne Kastamonu il ve ilçelerinde yaşayan toplam 720 ortaokul öğrencisinin yakın çevreye yönelik farkındalıkları farklı değişkenler bakımından irdelenmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise, Kastamonu Merkez Ceritoğlu Ortaokulu 5. sınıf düzeyinde 30 öğrenci ile yakın çevreye yönelik geliştirilen etkinlikler tek gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Etkinlikler uygulandıktan sonra öğrencilerin yakın çevre farkındalıklarında değişim olup olmadığı SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular analiz edildiğinde öğrencilerin yakın çevre ve canlılara yönelik farkındalıklarının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Geliştirilen etkinliklerin uygulanması sonucunda elde edilen verilere göre öğrencilerin yakın çevreye yönelik farkındalıklarında olumlu yönde anlamlı farklılık ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin yakın çevresinden yola çıkılarak uygulanan bir çevre eğitimi yaklaşımı, öğrencilerde daha kalıcı öğrenmelere imkân sağlayabilir.
Yaşam temelli öğrenme yaklaşımının 6. sınıf öğrencilerinin maddenin tanecikli yapısı konusundaki başarılarına ve motivasyonlarına etkisi
Fen dersi, soyut ve zihinsel düşünmeyi gerektiren birçok kavramı içinde barındırmaktadır. Öğretim programında yer alan fen konularının kavramları, tüm derslerde olduğu gibi üst sınıf ve okullar için alt yapı oluşturmaktadır. Yaşam temelli öğrenme, öğrencilerin anlamlı öğrenmelerini sağlayan bir yaklaşımdır. Yaşam temelli öğrenme yaklaşımının amacı; öğrencilerin bilimsel kavramları günlük yaşamdan seçilmiş olaylar ile bağlam kurmasını sağlamaktır. Böylece öğrencilerin gerçek hayattaki konular ile fen bilimleri konuları arasındaki ilişkiden haberdar olmaları amaçlanmaktadır. Bütün bu bilgiler ışığında bu çalışmanın amacı; yaşam temelli öğrenme yaklaşımında kullanılan REACT modeliyle 6. sınıf öğrencilerinin "Maddenin tanecikli yapısı" konusundaki akademik başarılarına ve Fen bilimlerine yönelik motivasyonlarına etkisinin incelenmesidir. Araştırma, Düzce il merkezine bağlı bir okulda eğitim öğretim gören 6.sınıf öğrencileri ile 2015-2016 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yapılmıştır. Araştırmada yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmada ön test son test uygulanan deney ve kontrol grupları yer almaktadır. Deney grubunda 4 hafta süre ile yaşam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeline uygun ders planları uygulanırken; kontrol grubunda mevcut öğretim programına uygun ders planları uygulanmıştır. Yaşam temelli öğrenmenin öğrencilerin fen dersindeki akademik başarısına etkisinin belirlenmesi için her iki gruba da fen dersine yönelik ön test ve son test akademik başarı testi uygulanmıştır. Ayrıca, araştırmada yaşam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modelinin 6.sınıf öğrencilerinin fen öğrenimine yönelik motivasyonunu belirlemek için ön test ve son test motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerde gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığının belirlenmesi için istatistiksel analiz yapılmıştır. Öğrencilerin başarılarını ve fen öğrenimine yönelik motivasyonlarını belirlemek amacıyla ön test ve son testlerden elde edilen verilere bağımsız gruplar t-testi ve ANOVA uygulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin akademik başarı testlerinde anlamlı fark bulunmamıştır. Fen öğrenimine yönelik motivasyon ölçeği analiz edildiğinde ise; deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın olduğu bulunmuştur.
Sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Çalışmanın amaçlardan biri, sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri belirleyen bir ölçek geliştirmektir. Diğer amaç ise geliştirilen ölçek ile fen bilimleri öğretmen adaylarının sosyobilimsel konuların öğretimine ilişkin duyuşsal eğilimlerini ve bu eğilimler üzerinde etkili olabilecek değişkenleri araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde Türkiye'de bulunan 9 farklı üniversitenin eğitim fakültelerinde öğrenim gören 126 erkek, 622 kadın olmak üzere toplam 748 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Ölçek maddelerinin oluşturulmasında ilgili kavramsal çerçeve referans alınıp, alan uzmanları ve fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerinden de yararlanılmıştır. Taslak halinde hazırlanan ölçek öğretmen adaylarına uygulanmış, elde edilen veriler açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile analiz edilmiştir. Veri analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Analizler sonucunda 4 faktörlü 28 maddeden oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Ayrıca elde edilen verilerle öğretmen adaylarının sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri ile belirlenen değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre adayların sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri cinsiyet değişkenine göre kadınlar lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Sınıf düzeyi ve anne-baba gelir düzeyi değişkenlerine göre yalnızca öz yeterlilik alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Yapılan analizlere göre anne-baba eğitim düzeyi ve yerleşim yeri değişkenlerine göre herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Eğitim görülen üniversite değişkenine göre yapılan analizlerde anlamlı farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. İleride yapılacak olan çalışmalarda geliştirilen ölçek ile her eğitim düzeyinde görev yapan Biyoloji, Sınıf, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri araştırılabilir.
COVID-19 pandemi sürecinde ortaokul öğrencilerinin Eğitim Bilişim Ağı (EBA)'na ilişkin görüşleri
2019 yılı sonunda başlayan pandemi kısa süre içinde tüm ülkeleri tehdit etmeye başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, salgın sürecinden dolayı uzaktan eğitim platformu olan EBA' yı tüm kademelerde canlı dersler modülü ile öğretmen ve öğrencilerin kullanımına sunmuştur. Bu çalışma, salgın nedeniyle yüz yüze eğitime ara verilmesiyle Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan eğitim platformu EBA kullanımı hakkında öğrencilerin görüşlerinin analiz edilmesi ve pandemi dönemindeki uzaktan eğitimin verimliliğin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada veri toplamak için anket kullanılmıştır. Öğrencilerin pandemi sürecinde EBA hakkındaki görüşlerini belirlemek için "Öğrencilerin (EBA) Hakkındaki Görüşleri Üzerine araştırma anketi uygulanmıştır. Anketlere gönüllülük esasına göre katılım sağlanmıştır. Ankara ili Mamak ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bahtiyar Vahapzade Ortaokulu' ndaki 5.,6.,7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören 234 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Öğrencilerden elde edilen verilerin tümü SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel anlamlılıklarını ölçmek için bağımsız örneklem t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) ile araştırma sonuçları elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerden elde edilen bulguları özetlersek; öğrencilerin EBA' yı uzun süreden beri kullandıkları, öğrencilerin çoğunluğu EBA'yı bazen kullandıkları, EBA' ya giriş için en fazla telefon kullandıkları, EBA' daki bölümlerden en fazla "canlı ders" kullandıkları saptanmıştır. COVİD-19 pandemi sürecinde; EBA kullanımı hakkındaki görüşleri değerlendirildiğinde; öğrenciler " EBA kullanımı ile derslere aktif bir şekilde katılıyorum" ve " EBA geliştirilirse eğitime olumlu yönde katkısı olacağını düşünüyorum" maddelerine "Katılıyorum" aralığına denk gelen cevabı vermişlerdir. Öğrencilerin EBA hakkındaki görüşleri; cinsiyet, EBA'ya giriş için kullandıkları cihazlara göre, evlerinde internet imkanına göre, EBA'yı tanıma süresine göre, EBA'da kullandıkları bölümlere göre, EBA'da kullandıkları derslere göre karşılaştırıldığında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.