
203
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin akademik motivasyonlarını yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin, akademik motivasyonlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyon düzeylerini etkileyen özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri Türkçeye adaptasyonu, geçerliği ve güvenirliği Karagüven (2012) tarafından yapılan Akademik Motivasyon Ölçeği (AMÖ-Ü 28) Üniversite Formu, Ersanlı ve Koçyiğit (2013) tarafından geliştirilen Ait Olma Ölçeği, Şahin (2003) tarafından geliştirilen Öğretim Elemanları Mesleki Yeterlik Envanteri ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "Akademik Motivasyon" ile araştırmanın bağımsız değişkenleri olan "Ait Olma", "Öğretim Elemanlarının Mesleki Yeterlilikleri" ve demografik değişkenler arasındaki ilişkiler, t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgular cinsiyete göre değerlendirildiğinde; ait olma değişkeninde, "Aileye ait olma" ve "Mesleğe ait olma" alt boyutlarında, kadın öğrencilerin ait olma düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde," Motivasyonsuzluk" alt boyutunda, erkek öğrencilerin, kadınlardan daha düşük bir motivasyona sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutunda, kadın öğrenciler öğretim elemanlarının yeterliklerini, erkeklere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Sınıf düzeyi değişkenine göre ise "Mesleğe ait olma" alt boyutunda dördüncü sınıf öğrencilerinin ait olma düzeyi diğer sınıflardaki öğrencilerden daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde, "Dışsal motivasyon düzenleme" alt boyutunda birinci sınıf öğrencilerinin lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde, "Program ve içerik", "Sınıf yönetimi", "Öğretim süreci etkinlikleri" ile "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutlarında, birinci sınıf öğrencileri öğretim elemanlarının yeterliklerini diğer sınıftakilere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Regresyon analizleri sonucunda "Akademik Motivasyon" değişkeninin alt boyutlara göre en önemli yordayıcılarının; "İçsel Motivasyon" da, mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "İçsel Motivasyon Başarma" da, mesleğe ait olma ile program ve içerik; "İçsel Motivasyon Hareket" de, mesleğe ait olma ile öğretim ilke ve yöntemleri; "Dışsal Motivasyon Tanıma" da mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "Dışsal Motivasyon Kendini İspat" ile "Dışsal Motivasyon Düzenleme" de, program ve içerik; "Motivasyonsuzluk "da, mesleğe ait olma, arkadaş grubuna ait olma değişkenlerinin olduğu anlaşılmıştır. Sonuçlar, "mesleğe ait olma" değişkeninin sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyonlarını etkileyen en önemli değişken olduğunu göstermiştir. Bu nedenle bu bölüme gelen öğrencilerin mesleği sevmeleri ve mesleki bağlılıklarını arttırmak için yapılacak etkinliklere daha fazla yer verilmesi önem kazanmaktadır. Ayrıca sonuçlar erkeklerin ait olma düzeylerinin kadınlara göre daha düşük olduğunu göstermiştir. Bu da sınıf öğretmenliğinin geçmişten beri gelen "kadın" mesleği olduğu algısının hala sürdüğüne işaret etmektedir. Erkek öğrencilerin de bu alanda başarılı olabileceklerine ilişkin algılarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara öncelik verilmelidir. Son sınıf öğrencileri, birinci sınıf öğrencilerine göre öğretim elemanlarını daha yetersiz algılamaktadır. Bunun nedeni son sınıfta KPSS'ye (Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlanmaları nedeniyle tüm derslerin sınav sistemine göre anlatılmasına ilişkin beklentileri olabilir. Bu beklentilerin belirlenip ders içeriklerinde değişiklikler yapılması yararlı olabilir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, akademik motivasyon, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, ait olma, öğretim elemanları mesleki yeterlikleri
Okul yöneticilerinin okul şiddetine ve güvenliğine ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı; okulların güvenlik durumu ve ihtiyaçlarını değerlendirmek ile okul yöneticilerinin; okul güvenliğine ve okul şiddetine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini; 2011-2013 eğitim- öğretim yıllarında Adana il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul yöneticileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise belirlenen evrenden seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile seçilen 155 yöneticiden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Anket formu ilgili literatür incelenerek hazırlanmıştır. Anket dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmaya katılan okul yöneticileri ve çalıştıkları okullara ait özellikleri belirlemeye yönelik sorular bulunmaktadır. İkinci bölümde okul güvenliğini tehdit eden risk faktörlerini belirlemeye yönelik 12 madde, üçüncü bölümde okul güvenliğini etkileyen koruyucu faktörleri belirlemeye yönelik 17 madde ve dördüncü bölümde ise okulda alınan güvenlik önlemlerini belirlemeye yönelik 8 maddeden oluşmuştur. Verilerin analizi; elde edilen bulguların frekans ve yüzde değerleri hesaplanarak yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirmekte ise ki–kare (chi-square) testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda okullarda en sık rastlanan risk faktörleri; maddi yetersizlik yaşayan öğrenciler, sürekli devamsızlık yapan öğrenciler, nakil yolu ile kayıt değiştiren öğrenciler; en az rastlanan risk faktörleri ise; çete olayları, okulda hırsızlık, gasp, taciz gibi suçların işlenmesi ile güvenlik endişeleriyle ebeveynlerin çocuklarını okuldan almalarıdır. Okullarda en sık rastlanan koruyucu faktörler; öğrencilerin sınıf ortamı dışında da gözlemlenmesi, okul-aile işbirliği; en az görülen koruyucu faktörler ise; bilgilendirici el kitapları ve broşürlerin bastırılıp dağıtılması, şiddeti önleme planı yapılırken öğrencilerin sürece dahil edilmesi, öğrencilerin ilgisini çeken ders dışı etkinlikler sunulmasıdır. Okullarda en sık alınan güvenlik önlemleri; öğrenci devamsızlıklarının velilere bildirilmesi ve kamera sisteminin kullanılması; en az alınan güvenlik önlemleri ise; özel güvenlik personeli çalıştırılması ile okulların giriş-çıkış saatlerinde polis veya jandarmanın görev yapmasıdır. Ayrıca okul yöneticilerinin görev yaptıkları okulların bulunduğu ilçeler, okulların öğretim şekli, büyüklüğü ve sosyo- ekonomik çevresi ile şiddetin varlığı arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Okul yöneticilerinin görev yaptıkları okullarda alınan fiziksel güvenlik önlemleri ile okulların öğretim şekli, ve bulundukları sosyo-ekonomik çevre arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okulda şiddet, okul yöneticileri, okul güvenliği
İlkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi dersi kılavuz kitabındaki okul heyecanım temasında yer alan etkinliklerin ara disiplin kazanımları açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin ilkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi kılavuz kitabındaki okul heyecanım temasında yer alan etkinliklerin ara disiplin kazanımı açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, "ilkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi dersi kılavuz kitabındaki okul heyecanım temasındaki etkinliklerin ara disiplin kazanımları açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi" olarak ifade edilen belli bir durumun bağlamından koparılmadan incelenmesine yönelik durum çalışması deseni ve nitel yöntem kullanılmıştır. Bu amaçla, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Adana ili İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı, merkez ilçelerde (Seyhan, Yüreğir, Çukurova, Sarıçam) bulanan ilkokullarda görevli ve 3. sınıfı okutan 14 sınıf öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeden elde edilen veriler tümdengelimsel içerik analizi yöntemi kullanılarak MaxQda 12 programı ile gerçekleştirilmiştir. Analiz süreci ara disiplin bağlamı merkeze alınarak yürütülmüştür. Bu noktadan hareketle, kodlar oluşturulmuş, uyumlu kodlardan yararlanılarak temalar belirlenmiştir. Analiz sonuçlarının geçerliğini sağlamak amacıyla; ayrıntılı betimlemelere yer verilmiş, doğrudan alıntılar gösterilmiş, uzman incelemesi yaklaşımı işe koşulmuştur. Diğer yandan, güvenirliğin belirlenmesinde Miles ve Huberman (1994) tarafından önerilen kodlayıcı güvenirliği uyum yüzdesi hesaplanmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde; öğretmenlerin, ara disiplin kavramının hayat bilgisi dersinde yer almasını yaşamsallık açısından önemli ve gerekli gördükleri, ayrıca ara disiplin kazanımlarının günlük yaşamla ilişkili, hayata hazırlamada etkili kazanımlar olduğunu ve dersin temellerinden birini oluşturduğunu düşünmektedirler. Bununla birlikte öğretmenler, ara disiplinlere programda yeterince önem verilmediğini ve kılavuz kitapta ara disiplinlerin konuyla yeterince ilişkilendirilmediğini düşünmektedirler. Öğretmenler ara disiplin kazanımlarını içeren etkinliklerin öğrencinin aktif katılımını sağlama açısından yetersiz olduğunu, etkinliklerin öğrencilerileri derste daha aktif kılacak ve ilgilerini çekecek şekilde çeşitliliğin arttırılarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Öğretmenler, etkinliklerin içerdiği ara disiplin kazanımlarının davranışa dönüşmediğini, bunun nedeninin de öğrencilerin okulda öğrendikleri ile aile içinde ve çevresindeki yaşantının uyuşmaması olduğunu, bu sebeple ara disiplin kazanımlarını içeren etkinliklerin verimliliğinin artması için etkin öğrenci ve aile katılımının sağlanması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenler, kazanımların kazanılma durumunu değerlendirmek için en fazla gözlem yöntemine başvurduklarını söylemişlerdir. Öğretmenler, aynı sınıfta bulunan öğrencilerin yaş aralıklarının geniş olmasından dolayı öğrenci seviyelerinin farklı olduğunu ayrıca somut işlemler döneminde bulunan çocukların soyut kavramları anlamada zorluk çektiklerini vurgulamışlardır. Programda beşten üçe indirilen ders saati öğretmenler açısından yetersiz görülmekte, saatlerin tekrar arttırılmasını talep etmektedirler. Sınıfların kalabalık olması ara disiplin kazanımlarını içeren etkinliklerin uygulanmasını ve kazanımların etkili olmasını güçleştirmektedir. Bu yüzden sınıf mevcutları makul bir seviyeye getirilmelidir. Öğretmenler, sistemin köklü bir değişimden geçerek yeniden düzenlenmesi ve öğretmenlerin yaşadıkları sorunların giderilmesi yönünde çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulamışlardır. Elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılmış, bu konuda çalışma yapacak olan araştırmalara ve uygulamaya yönelik öneriler getirilmiştir.
İlkokul üçüncü sınıf fen bilimleri dersinde analoji kullanımının öğrencilerin kavramsal anlam oluşturma becerisine etkisinin farklı açılardan incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilkokul üçüncü sınıf fen bilimleri dersinde analoji kullanımının öğrencilerin kavramsal anlam oluşturma becerilerine etkisinin farklı açılardan incelenmesidir. Araştırma Adana ilinde 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında iki haftalık sürede, ilkokul üçüncü sınıf düzeyinde bir okuldan rastgele seçilen iki sınıfta yer alan öğrencilerle yürütülmüştür. Araştırma modeli olarak ön-test, son-test kontrol gruplu yarı-deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. İlkokul üçüncü sınıf fen bilimleri dersi kapsamında bir sınıfta (deney, n=20) analoji temelli öğretim etkinlikleri kullanılmış, farklı bir sınıfta (kontrol, n=21) dersler geleneksel öğretim etkinlikleri kullanılarak toplam 41 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin kavramsal anlamı oluşturma düzeylerini belirlemek için iki aşamalı teşhis testi (İATT) temelli akademik başarı testi (ABT), öğrencilerin kavramlara ilişkin zihinsel yapılarını ortaya çıkarmak ve öğretim sürecine ilişkin görüşlerini belirlemek için yarı yapılandırılmış görüşme formu (YYGF) kullanılmıştır. Hem deney hem de kontrol gruplarında gerçekleştirilen fen öğretimi uygulamalarında öğrencilerin akademik başarıları ile kavramsal anlama ilişkin bilişsel yapılarına yönelik öğrenci görüşleri alınmıştır. Ayrıca deney grubundaki öğrencilere uygulama bittikten üç hafta sonra kalıcılık testi uygulanmış, grubun son test ve kalıcılık akademik başarı puanları karşılaştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizi SPSS 20 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizi için bağımsız ve eşli gruplar t-testi ile kovaryans (ANCOVA) analizinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizi MaXQda programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçları, deney grubunda kullanılan analoji temelli öğretim etkinliklerinin, kontrol grubunda kullanılan geleneksel öğretim etkinliklerine kıyasla akademik başarıyı arttırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca, deney grubuna uygulanan ABT son-test ve kalıcılık puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Ancak, deney grubunda yer alan öğrencilerin ABT kalıcılık ortalama puanlarının ABT son-test ortalama puanlarına kıyasla daha yüksek olduğu bulgusu, uygulamanın üzerinden üç hafta geçmesine rağmen öğrencilerin kalıcılık ABT puanlarının yükseldiğini göstermiştir. Bu bağlamda, bu durum analoji temelli öğretimin kalıcılık üzerindeki etkisinin zaman geçtikçe daha olumlu olduğunu göstermektedir. Deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerle yapılan görüşmelerde yer alan ilk iki soru öğrencilerin yapılan etkinliklere yönelik düşüncelerini ortaya koymayı, üçüncü sorudan sekizinci soruya kadar olanlar ise öğrencilere kazandırılmaya çalışılan kavramlara yönelik bilişsel yapılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Derslerde yapılan etkinliklerle ilgili ilk iki soruyla ilgili öğrenci görüşmelerinin sonucunda deney gruplarında yapılan analoji temelli öğretimin öğrenci ilgisini arttırdığı, bütün öğrencilerin yapılan uygulamalardan hoşlandığı ve dersi eğlenceli buldukları belirlenmiştir. Benzer şekilde, kontrol grubundaki öğrencilerin geleneksel yöntemle işlenen dersleri eğlenceli buldukları ve uygulamalara yönelik olumlu görüşlere sahip oldukları da belirlenmiştir. Öğrencilerin, araştırma kapsamındaki kavramlara yönelik öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla sorulan diğer sorularla ilgili yapılan öğrenci görüşmelerinin sonucunda; deney grubunda yapılan analoji temelli uygulamaların, kontrol grubunda yapılan geleneksel yönteme kıyasla kavramların anlamlarını daha iyi öğrendiklerini göstermektedir. Bu sonuç gruplar arasındaki ABT son-test puanları karşılaştırılması sonucunda yapılan nicel verilerin bulgularıyla örtüşmektedir. Anahtar kelimeler: İlkokul, fen öğretimi, analoji, akademik başarı, öğrenci görüşleri, kalıcılık
İlkokul birinci sınıfa çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının incelenmesi
Bu araştırmada ilkokul birinci sınıfta çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma betimsel ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ili merkez ilçelerinde (Eyyübiye, Karaköprü, Haliliye) bulunan devlet ilkokulları birinci sınıf öğrencilerinin ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 588 birinci sınıf öğrencisinin ebeveyni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Ebeveyn Okuma İnancı Ölçeği, Ev Ortamında Okuma Faaliyetleri Ölçeği, Çocuğun Okuma Faaliyetlerini Gözlem Ölçeği ve Kişisel Bilgiler Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma), bağımsız gruplar t-testi, Pearson Korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Grupların normal dağılım göstermediği durumlarda Kruskall-Wallis testinden yararlanılmıştır. Analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Ebeveyn Okuma İnancı Ölçeği'nden elde edilen bulgulara göre ebeveynlerin genel olarak olumlu okuma inancına sahip olduğu görülmüştür. Ebeveyn okuma inançlarının çocuk cinsiyetine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Anne eğitim durumuna göre ebeveyn okuma inancının genelinin daha eğitimli anneler lehine farklılaştığı belirlenmiştir. Baba eğitim durumuna göre ebeveyn okuma inancının genelinin daha eğitimli babalar lehine farklılaştığı tespit edilmiştir. Çocuk sayısına göre ebeveyn okuma inançları incelendiğinde ebeveyn okuma inancının genelinin daha az çocuklu ebeveynler lehine farklılaştığı görülmüştür. Aylık gelire göre ebeveyn okuma inancının genelinin yüksek gelirli ebeveynler lehine farklılaştığı görülmüştür. Ev Ortamında Okuma Faaliyetleri Ölçeği toplam puanlarına göre ebeveynlerin evde haftada bir-iki kez okuma faaliyetlerine yer verdikleri saptanmıştır. Cinsiyete göre ev ortamında okuma faaliyetleri genelinin farklılaşmadığı görülmüştür. Anne eğitim düzeyine göre ev ortamında okuma faaliyetlerinin genelinin daha eğitimli anneler lehine farklılaştığı saptanmıştır. Baba eğitim düzeyine göre ev ortamında okuma faaliyetlerinin genelinin daha eğitimli babalar lehine farklılaştığı tespit edilmiştir. Ev ortamında okuma faaliyetleri çocuk sayısı açısından karşılaştırıldığında ev ortamında okuma faaliyetlerinin genelinin bir iki çocuğa sahip ebeveynler lehine farklılaştığı görülmüştür. Aylık gelire göre ev ortamında okuma faaliyetleri incelendiğinde ev ortamında okuma faaliyetleri geneli ailelerin aylık gelirine göre farklılaşmamıştır. Çocuğun Okuma Faaliyetleri Gözlem Ölçeği toplam puanlarına göre çocukların genel olarak haftada bir-iki kez okuma faaliyetlerinde bulundukları görülmüştür. Cinsiyete göre çocuğun okuma faaliyetleri incelendiğinde çocuğun okuma faaliyetleri genelinin kız çocuklar lehine farklılaştığı görülmüştür. Çocuğun okuma faaliyetleri geneli anne eğitim durumuna ve baba eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılaşma göstermemiştir. Çocuğun okuma faaliyetleri çocuk sayısı açısından karşılaştırıldığında çocuğun okuma faaliyetlerinin genelinin çocuk sayısına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Çocuğun okuma faaliyetleri geneli aylık gelire göre farklılaşmamıştır. Ebeveyn okuma inancı ile ev ortamında okuma faaliyetleri ve çocuğun okuma faaliyetleri gözlem toplam puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ev ortamında okuma faaliyetleri ve çocuğun okuma faaliyetleri gözlem toplam puanları arasında da orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, öğretmenlerin ebeveynlere evde gerçekleştirdikleri etkinliklerin okuma sürecindeki rolü konusunda bilgi vermeleri, ebeveynlere olumsuz olan okuma inançlarını değiştirmelerini sağlayacak bilgiler sunmaları gibi önerilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Okuma inancı, ebeveyn okuma inancı, ev ortamında okuma faaliyeti, çocuk okuma faaliyeti
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinde aile işlevselliğinin ve algılanan ödev başarılarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin aile işlevselliklerinin belirlenmesi ve başta algılanan ödev başarısı olmak üzere çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma betimsel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 yılında Osmaniye ili merkez ilçesindeki 6 ilkokulda öğrenim gören 1000 4.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Bulut (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Aile Değerlendirme Ölçeği" (ADÖ), Hong ve Milgram (1996, 1998, 2001) tarafından geliştirilen ve İflazoğlu (2005) tarafından uyarlanan "Algılanan Ödev Başarı Ölçeği" ve demografik özellikleri Bacanlı tarafından (1997) geliştirilen ve araştırmacı tarafından düzenlenen ''Kişisel Bilgiler Formu'' ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler araştırmanın genel ve alt amaçları doğrultusunda SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan öğrencilerin gereken ilgiyi gösterme alt boyutunda aile işlevlerini sağlıksız olarak algıladıklarını; problem çözme, iletişim, roller, davranış kontrolü, duygusal tepki verebilme ve genel işlevler boyutlarında sağlıklı olarak algıladıklarını göstermiştir. Algılanan ödev başarı ölçeğinde ise araştırmaya katılan öğrencilerin kendi algıları doğrultusunda belirlenen ödev başarılarının yüksek olduğu görülmüştür. Aile işlevsellik puanları ile algılanan ödev başarı puanları arasında pozitif yönde düşük bir korelasyon olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyete göre aile işlevselliği puanları incelendiğinde kız öğrenciler lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile toplam çocuk sayısı arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın toplam çocuk sayısının artışı lehine olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile baba eğitim durumu arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme boyutlarında ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul, ortaokul mezunu olan babalar lehine olduğu görülmektedir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamalarının anne eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için yapılan inceleme de bulunan anlamlı farkın tüm alt boyutlarda ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul/ortaokul mezunu olan anneler lehine olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puanları sosyo-ekonomik düzeylerine göre incelendiğinde problem çözme boyutu dışındaki alt boyutlarda anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Buna göre problem çözme boyutu hariç diğer tüm boyutlarda alt sosyo-ekonomik düzeye sahip olan ailelerde aile işlevselliği daha yüksek görülmüştür. Öğrencilerin algılanan ödev başarı ölçeği puanlarının cinsiyet değişkeni ile arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede kızların lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin kardeş sayıları, anne baba eğitim durumları ve sahip oldukları sosyo-ekonomik düzeyleri ile algılanan ödev başarı ölçeğinden alınan puanlar arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırma sonuçları öğrencilerin öğretmen ve velileri ile paylaşılabilir. Böylece velilerde aile işlevselliği konusunda farkındalık oluşturulabilir. Aile işlevselliği konusunda çeşitli seminer ve programlar düzenlenebilir. Anahtar kelimeler: Aile, aile işlevselliği, algılanmış ödev başarısı, ödev.
İlkokul çocuklarında akran zorbalığı ve arkadaşlık niteliği arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Akran zorbalığı ve arkadaşlık niteliği ilgili araştırmalar olumlu arkadaşlık ilişkilerinin bireyin yüksek prososyal davranışlar, sosyal uyum ve benlik saygısı sağladığını, düşük çatışma, saldırgan davranışlarda azalma ve küresel bir tehdit olan akran zorbalığına karşı koruyucu bir set görevi gördüğü bildirilmiştir. Her geçen gün artan zorbalık davranışları karşısında bireylerin arkadaşlıkları ve zorbalıkları arasındaki ilişkiyi anlamak olumlu eğitim ortamları oluşturumaya katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede araştırmada ilkokul 3.ve 4. sınıf öğrencilerinin sahip oldukları zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumları ile arkadaşlık nitelikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Şanlıurfa ili Siverek ilçesinde resmi ilkokullarda bulunan 298' i kız 292' si erkek toplam 590 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma örnekleminin zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumları "Akran zorbalığı Belirleme Ölçeği-Çocuk Formu", sahip oldukları arkadaşlık nitelikleri "Arkadaşlık Niteliği Ölçeği" ile belirlenmiştir. Araştırmada ölçeklerden elde edilen veriler üzerinde zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumlarının arkadaşlık niteliği ile ilişkisini belirlemek üzere Basit Doğrusal Regresyon Analizi, değişkenlerle ilgili analizler için Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek yönlü ANOVA testi yapılmıştır. Yapılan tüm analizlerde anlamlılık değeri p<,05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin % 1,9' u zorba, %27,8' inin kurban, % 45,9' unun zorba-kurban ve % 24,4' ünün katılmayanlar statüsünde yer aldığı görülmüştür. Öğrencilerin en fazla karşılaştıkları zorbalık türünün fiziksel zorbalık olduğu, en az karşılaştıkları zorbalık türünün eşyalara zarar verme olduğu bulunmuştur. Zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumunda cinsiyet, sınıf düzeyi ve baba eğitim düzeyin değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunurken, sosyo-ekonomik düzey ve anne eğitim düzeyiyle bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin arkadaşlık niteliklerinde sadece baba eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Ayrıca arkadaşlık niteliğinin zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma değişkenleriyle anlamlı bir ilişki içinde olduğu gözlenmiştir. Arkadaşlık niteliği, zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumlarını negatif bir şekilde yordadığını göstermektedir. Özetle arkadaşlık niteliği ve akran zorbalığının birbirlerini etkileyen durumlar olduğu görülmüş bulguların ilgili yazına katkıları ortaya konulan sonuçlar çerçevesinde tartışılmıştır.
İlkokul 4. sınıf insan hakları yurttaşlık ve demokrasi ders kitabının farklılıklara saygı değeri bakımından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf insan hakları yurttaşlık ve demokrasi ders kitabında farklılıklara saygı değerinin incelenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, doküman incelemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı, alan yazın taraması sonucu oluşturulan ve uzman görüşü doğrultusunda geliştirilen Farklılıklara Saygı Değeri Ders Kitabı İnceleme Ölçütleridir. Araştırmanın verileri; toplumsal cinsiyet, engellilik, aile ve sosyal yapı ve kültürel yapı boyutu betimsel analiz yoluyla elde edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda toplumsal cinsiyet boyutunda; cinsiyetlerin dağılımı, meslekler temsillerinin cinsiyet dağılımı, oyunlarda cinsiyet dağılımı, öznelerin cinsiyet dağılımı doğrultusunda erkeklere kadınlardan daha fazla yer verildiği görülmüştür. Engellilik boyutunda; engellilik temsilinin dağılımı, sosyal yaşam içindeki engellilerin dağılımı ve farklı engel durumlarının dağılımı doğrultusunda yalnızca ortopedik engelli bireylere yer verildiği, temsillerde engelli bireylerin yaşama katılmalarının vurgusunun yer aldığı görülmüştür. Aile ve sosyal yapı boyutunda; farklı aile tiplerinin dağılımı ve kırsal-kentsel yaşam alanına göre dağılımına ilişkin çekirdek aile temsiline yer verildiği, yaşam alanı olarak da kentli temsillere yer verildiği görülmüştür. Kültürel yapı boyutunda; farklı kültürel yapıların temsili ve farklı kültürlerin işleniş bağlamına ilişkin farklı kültürlere ilişkin örneklerin sınırlı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Farklıklara saygı, toplumsal cinsiyet, engellilik, kültürel yapı, sosyal yapı
Gülmece unsurlar içeren çocuk öykülerinin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma motivasyonu ve tutumuna etkisi
Bu araştırmanın amacı, gülmece içerikli çocuk öykülerinin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma motivasyonu ve tutumuna etkisini belirlemektir. Araştırma, nitel veri setlerinin nicel verilere ulaşmada basamak oluşturduğu karma araştırma yöntemlerinden sıralı dönüşümsel tasarım modeli temele alınarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda araştırma kapsamına alınan çocuk öyküleri Mizah Teorileri ve Mizah Yaratma Yöntemleri'ne göre üç okur tarafından tahlil edilmiş ve gülmece unsurlar açısından analizi yapılmıştır. Nicel verileri desteklemek amacıyla analiz edilen mizahi öyküler deneysel uygulama sürecinde kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öntest sontest karşılaştırma gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Mersin ili Erdemli ilçesindeki bir ilkokulda yapılmıştır. Deney grubunda 18, karşılaştırma grubunda 18 öğrenci olmak üzere toplam 36 dördüncü sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilen çalışma sekiz hafta sürmüştür. Araştırma kapsamında deney grubu öğrencilerine mizah içerikli öyküler, karşılaştırma grubu öğrencilerine ise mizah içermeyen öyküler araştırmacı tarafından okunmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda "Hikaye Değerlendirme Formu", nicel boyutunda ise öğrencilerin kitap okumaya ilişkin motivasyon ve tutumlarını belirlenmek için "Okuma Motivasyon Ölçeği" ile "Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak veriler toplanmıştır. Nitel analiz bölümünde mizah içerikli öykülerde yer alan mizah unsurları, okurlar tarafından kuramsal temel dikkate alınarak betimsel olarak analiz edilmiştir. Nicel analiz bölümünde deney grubu ve karşılaştırma gruplarının deneysel işlem öncesi öntest ve sontest puanları parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ile analiz edilmiştir. Nitel verilerden elde edilen bulgulara göre, mizah içerikli öyküler, Mizah Teorileri'ne ve Mizah Yaratma Yöntemleri'ne göre detaylı olarak tahlil edilmiş ve çok sayıda gülmece unsur belirlenmiştir. Çocuk öykülerinde yazarların üstünlük, uyumsuzluk ve rahatlama teorilerinin her üçünü de kullandıkları tespit edilmiş ancak Üstünlük Teorisi ve Uyumsuzluk Teori'sinin Rahatlama Teorisi'ne göre daha sıklıkla kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Öykülerde mizah yaratma yöntemlerinden komik unsurlar, alay içerikli söylemler, abartılı söz ve anlatımlar ve benzetme yapma gibi yöntemlerin oldukça fazla yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Nicel verilerden elde edilen bulgulara göre, araştırmanın deney grubu ve karşılaştırma grubu öntest sontest puanları karşılaştırılmış; mizah içerikli öykü okuma uygulaması ile öğrencilerin okuma motivasyonlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülürken okumaya yönelik tutumlarında herhangi bir farklılığın gerçekleşmediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mizah, Mizah Teorileri, Mizah Yaratma Yöntemleri, Okuma Motivasyonu, Okuma Tutumu.
Sınıf öğretmenlerinin öğretme motivasyonları ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile öğretme motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Adana ilinde görev yapan 318'i kadın 181'i erkek 499 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kauffman, Yılmaz-Soylu ve Duke (2011) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Ayık, Ataş Akdemir ve Seçer (2015) tarafından gerçekleştirilen Öğretme Motivasyonu Ölçeği ile Kışla (2016) tarafından geliştirilen Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Sınıf öğretmenlerinden toplanan veriler SPSS 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sorularına yanıt oluşturabilmek amacıyla t-testi, Pearson korelasyon analizi ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin öğretme motivasyonu puanları ile uzaktan eğitime yönelik tutum puanlarının orta düzeyin üstünde olduğu tespit edilmiştir. Öğretme motivasyon puanları en yüksek grup 1-5 yıl arası kıdeme sahip olan öğretmenlerdir, öğretme motivasyon puanları en düşük olan grup ise 11-20 yıl arası kıdeme sahip olan öğretmenler olmuştur. Uzaktan eğitime yönelik tutumlarda ise en yüksek tutum puanı ortalamasına sahip grup 11-20 yıl arası kıdeme sahip olan öğretmenler iken en düşük tutum puanı ortalamasına sahip grup 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerdir.Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile içsel öğretme motivasyonları ve dışsal öğretme motivasyonları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Ayrıca, öğretmenlerin öğretme motivasyonları ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Son olarak, sınıf öğretmenlerinin öğretme motivasyonları ile uzaktan eğitime yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar kelimeler:Sınıf öğretmenleri, uzaktan eğitim, tutum, öğretme motivasyonu.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarının yordanmasında değerlerin etkisi
Bu araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyo-demografik değişkenlerle duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumları ve portre değerler arasındaki ilişkiyi belirlemek, aynı zamanda portre değerlerin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarının yordanmasında değerlerin etkisini belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Hatay iline bağlı İskenderun ilçesinde yer alan devlet ve özel ilkokullarda öğrenimlerine devam etmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmanın yapıldığı yıl içerisinde aynı ilçedeki devlet okulları ve özel ilkokullarda öğrenimlerine devam etmekte olan öğrenciler arasından tabakalı örneklem seçimi yöntemi ile gönüllülük esasına göre seçilen 287'si kız, 248'i erkek olmak üzere toplam 535 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Çelik (2016) tarafından geliştirilen "Duygu ve Düşüncelere Saygı ile Hoşgörü Tutum Ölçeği", Türkçe'ye uyarlaması geçerliliği ve güvenirliği Kapıkıran ve Gündoğan (2016) tarafından yapılan "Çocuk Portre Değerler Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-22 paket programında çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olan "Duygu ve Düşüncelere Saygı ile Hoşgörü Tutumları" ve "Portre Değerler" ile araştırmanın bağımsız değişkeni olan "cinsiyet, anne-baba birliktelik durumu, annenin çalışma durumu, okulun sosyo-ekonomik düzeyi ve akademik başarı" arasındaki ilişkiler tek yönlü MANOVA, korelasyon, çoklu doğrusal regresyon analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgulara göre öğrencilerin "duygulara saygı", "düşüncelere saygı" ve "hoşgörü" alt boyutlarına katılım düzeyleri yüksek bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre, "duygulara saygı" ve "düşüncelere saygı" alt boyutunda kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla duygu ve düşüncelere saygılarının olduğu belirlenmiştir. Anne ve babanın birlikte yaşama durumu değişkeni, annenin çalışma durumu değişkeni ve okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyi değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Akademik başarı değişkenine göre "duygulara saygı" alt boyutunda başarı puanı pekiyi olanların duygulara daha saygılı olduklarını ve "hoşgörü" alt boyutunda başarı puanı pekiyi olanların daha fazla hoşgörülü oldukları saptanmıştır. Bulgular ayrıca, "duygulara saygı" alt boyutunda yüksek puan alanların, düşük puan alanlara göre duygulara daha saygılı olduklarını göstermektedir. Öğrencilerin Portre değerlerin, "öz-aşkın" ve "korumacı" alt boyutlarında "düşük", "öz-genişletim" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutlarında "orta" düzeyde bir ortalamaya sahip oldukları belirlenmiştir. Portre değerlerin alt boyutlarında cinsiyet değişkeni ve anne babanın birlikte yaşama durumu değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Annenin çalışma durumu değişkenine göre, "öz-aşkın" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutlarında çalışanlar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Okulun sosyo-ekonomik durumu ile "öz-aşkın", "korumacı" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutları arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Akademik başarı değişkenin göre, "öz-aşkın" alt boyutunda başarı puanı iyi ve orta olanların lehine ve "yeniliklere açıklık" alt boyutunda başarı puanı iyi olanların lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Regresyon analizleri sonucunda, çalışma "düşüncelere saygı" yordayıcılarının "öz-aşkın" ve "öz-genişletim" olduğu, "duygulara saygı" yordayıcılarının "öz-aşkın" ve "korumacı" olduğu ve "hoşgörü" yordayıcılarının "öz-aşkın", "özgenişletim" ve "korumacı" olduğunu açığa çıkarmıştır. Anahtar kelimeler: Portre değerler, hoşgörü, duygu ve düşüncelere saygı, ilkokul öğrencileri.
Okuma çemberlerinin okuduğunu anlama stratejilerini geliştirme ve kitap okumaya ilişkin tutum üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, okuma çemberi yönteminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama stratejilerini geliştirme ve kitap okumaya ilişkin tutumları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmada ayrıca okuma çemberi yöntemi temelli öğretim sürecinde, öğretmen ve öğrencilerin rolleri gereği yaptıkları çalışmalar ve ortaya çıkan ürünler analitik bir bakış açısı ile incelenmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılının birinci döneminde, Adana ili merkez Yüreğir ilçesine bağlı bir devlet ilköğretim okulunun iki dördüncü sınıfında öğrenim gören toplam 57 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma rastgele seçim ile belirlenen ve biri deney diğeri kontrol grubu olarak atanan iki sınıfta gerçekleştirilmiştir. Deneysel işlem 14 hafta sürmüştür. Öğretim, deney grubunda okuma çemberi yöntemiyle, kontrol grubunda ise mevcut Türkçe Öğretim Programına göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümü öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak tasarlanmış, nicel veriler okuduğunu anlama stratejileri ölçeği ve kitap okumaya ilişkin tutum ölçeği ile toplanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler kovaryans analizi ile çözümlenmiştir. Nitel bölümde öğretmen ve öğrencilerin süreçteki rolleri gereği yaptıkları çalışmalar ve ortaya çıkan ürünler analitik bir bakış açısı ile ele alınmış, nitel veriler araştırmacı günlüğü, öz, akran ve grup değerlendirme formları, öğretmen gözlem formu, proje değerlendirme formu ve öğrenci rol sayfaları/okuma günlüklerinden elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinden elde edilen bulgular, okuma çemberi yönteminin öğrencilerin okuduğunu anlama stratejileri ile kitap okumaya ilişkin tutumları üzerinde olumlu yönde etki ettiğini göstermiş ve yöntem, mevcut program dahilinde yapılan kitap okuma etkinliklerine göre anlamlı bir fark sağlamıştır. Nitel verilerden elde edilen bulgulara göre, öğretimin okuma çemberi yöntemine göre planlanmasında okutulacak kitaplar, öğrencilerin okuyacakları kitapları kendilerinin seçmesi, uygulamadan önce örnek uygulamalar yapılması; uygulama aşamasında oturma düzeni, konu dışını çıkılan tartışmalar, tartışmalar sırasında yükselen sesler, sorumluluğunu yerine getirmeyen grup üyeleri; değerlendirme aşamasında öğrencileri birbirleri ile yarıştıracak yazılı sınav, test gibi sonuç odaklı değerlendirme araçları yerine tüm süreci kapsayacak şekilde öz, akran ve grup değerlendirme formlarının kullanılması dikkat edilecek önemli hususlar olarak görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Okuma çemberleri, okuduğunu anlama stratejileri, kitap okumaya ilişkin tutum.
Okuma çemberi yönteminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ve eleştirel okuma becerileri üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı okuma çemberi yönteminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin, okuduğunu anlama ve eleştirel okuma becerilerine olan etkisini ortaya koymaktır. Bu araştırma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak tasarlanmış, çalışmanın sonunda öğrencilerle yapılan görüşme ve araştırmacının süreçte yaptığı gözlemleri içeren araştırmacı güncesinden yararlanılmıştır. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Hatay ili Dörtyol ilçesindeki bir devlet ilkokulunda gerçekleştirilmiştir. Bu okulda bulunan dördüncü sınıflardan iki şube deney ve kontrol grubu olarak seçilmiştir. Araştırma, deney grubunda 28 ve kontrol grubunda 23 öğrenci ile yürütülmüş olup bu öğrencilerin 28'i kız 23'ü erkek öğrencidir. Toplamda 11 haftalık çalışmanın yedi hafta süren uygulama kısmında deney grubunda okuma çemberi etkinlikleri yürütülürken kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmada okuduğunu anlama becerisini ölçmek amacıyla Karabay ve Kuşdemir (2009) tarafından geliştirilen "Okuduğunu Anlama Başarı Testi", ve eleştirel okuma becerisini ölçmek amacıyla Okur (2019) tarafından geliştirilen "Eleştirel Okuma Değerlendirme Paketi" kullanılmıştır. Aynı zamanda "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Araştırmacı Güncesi" ile elde edilen veriler, nicel verilerin yorumlanmasında kullanılmıştır. Araştırmada okuduğunu anlama başarı testi ve eleştirel okuma değerlendirme paketinden elde edilen veriler üzerinde kovaryans analizi yapılmış ve analizin anlamlılık düzeyi p<.05 olarak bulunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme formu üzerinde içerik analizi ve araştırmacı güncesinden üzerinde betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmada okuduğunu anlama başarı testi ve eleştirel okuma değerlendirme paketinden elde edilen ön test toplam puanları kontrol altına alındığında son test toplam puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları ve araştırma güncelerinin analizi sonucunda öğrencilerin uygulamaya yönelik olumlu değerlendirmeler yaptıkları, okuma çemberi rollerinden ressam rolünü en fazla tercih ederken, sorgulayıcı, özetleyici ve haritacıda zorlandıkları görülmüştür. Okuma çemberi yönteminin öğrencilerin okuduğunu anlama ve eleştirel okuma becerileri üzerine olumlu etkisinin olduğu yapılan nitel analizlerle de desteklenmiştir. Okuma çemberinin uzun vadedeki etkilerini saptayabilmek adına boylamsal çalışmalar yapılabileceği önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Okuma çemberi, eleştirel okuma becerisi, okuduğunu anlama becerisi.
İlkokul öğrencilerinin çeşitli değişkenler açısından yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık niteliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çeşitli değişkenler açısından yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık nitelikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık nitelikleri puanlarının, sosyo-demografik değişkenlere (cinsiyet, akademik başarı, anne-baba eğitim durumu, anne-babanın mesleği, anne- babanın kronik hastalığı, anne-baba birliktelik durumu, kardeş sayısı ve gelir düzeyi) göre farklılık gösterip göstermediği ve yalnızlık düzeyini yordamada arkadaşlık niteliklerinin alt boyutlarının etkililiği incelenmiştir. Araştırma, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çeşitli değişkenler açısından yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık nitelikleri arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Adana ilindeki ilkokullarda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmanın yapıldığı yıl içinde Adana merkez ilçelerindeki (Yüreğir, Seyhan, Sarıçam, Çukurova) ve Karataş ilçesindeki ilkokullarda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri arasından basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen ve gönüllü olan toplam 889 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", yalnızlık düzeylerini belirlemek amacıyla Kaya (2005) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan "Çocuklar İçin Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği" ve öğrencilerin arkadaşlık niteliklerini ölçmek amacıyla Öztürk (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan "Arkadaşlık Niteliği Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS-22 programına girilerek analiz edilmiştir. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin, araştırmanın iki bağımlı değişkeni olan yalnızlık düzeyi ve arkadaşlık niteliğinin, cinsiyet, anne-baba birliktelik durumu, anne-baba eğitim durumu, anne-babanın mesleği, anne- babanın kronik hastalığı, kardeş sayısı, gelir düzeyi ve akademik başarı bağımsız değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi için tek yönlü MANOVA tercih edilmiştir. İlkokul 4. Sınıf öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile arkadaşlık nitelikleri algıları arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi, öğrencilerin arkadaşlık nitelikleri algılarının, yalnızlık düzeylerini yordayıp yordamadığını belirlemek için ise Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin düşük düzeyde yalnızlık yaşadığı, arkadaşlık niteliğinin güven boyutunda daha çok arkadaşlık niteliği algıladığı, arkadaşlık niteliğinin yalnızlık düzeyini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin cinsiyet, babanın eğitim düzeyi, babanın kronik hastalığı, kardeş sayısına göre yalnızlık düzeylerinin farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak annenin eğitim düzeyi, annenin mesleği, babanın mesleği, anne-babanın birlikteliği, annenin kronik hastalığı, gelir düzeyi, akademik başarısına göre yalnızlık düzeylerinin farklılaştığı belirlenmiştir. Annesi okur-yazar olmayan öğrencilerin, anne eğitim düzeyi farklı olan diğer öğrencilere göre; annesi ev kadını olan öğrencilerin, annesi memur olan öğrencilere göre; babası serbest meslek çalışanı olan öğrencilerin, babası memur olanlara göre; anne-babası ayrı olan öğrencilerin, anne-babası birlikte olanlara göre; annesinde kronik bir hastalık bulunan öğrencilerin, annesi kronik bir hasta olmayanlara göre; kardeş sayısı 2 olan öğrencilerin, kardeş sayısı farklı olan diğer öğrencilere göre; aile gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin, gelir düzeyi iyi olanlara göre; akademik başarısı orta olanların, akademik başarısı iyi olanlara göre yalnızlık düzeylerinin anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne-babanın birlikteliği, annenin kronik hastalığı, babanın kronik hastalığına göre arkadaşlık niteliğinin farklılaşmadığı görülmüştür. Annesi üniversite mezunu olan öğrencilerin, anne eğitim düzeyi farklı olan diğer öğrencilere göre; annesi memur olan öğrencilerin, annesi ev kadını olan öğrencilere göre; babası üniversite mezunu olan öğrencilerin diğer öğrencilere göre, babası memur olan öğrencilerin, baba mesleği farklı olan diğer öğrencilere göre; kardeş sayısı 2 olan öğrencilerin, kardeş sayısı farklı olan diğer öğrencilere göre; aile gelir düzeyi iyi olan öğrencilerin, diğer gelir düzeylerine sahip öğrencilere göre; akademik başarısı iyi olanların, akademik başarısı orta olanlara göre arkadaşlık niteliği toplam puanlarının daha yüksek olduğu ve anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Yalnızlık, arkadaşlık, arkadaşlık niteliği, ilkokul öğrencileri.
İlk okuma yazma öğreten sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları, karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri
Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitim modeli ile ilk okuma ve yazma öğreten sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarını, yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini ortaya çıkarmaktır. Karma araştırma modellerinden açıklayıcı desenle hazırlanan çalışmanın nicel boyutunda veri toplama aracı olarak 21 maddeden oluşan Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği; nitel boyutunda ise yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. 2019–2020 ve 2020–2021 eğitim öğretim yıllarında uzaktan eğitim modeli ile ilk okuma ve yazma öğretimi yapan 322 öğretmene ölçek uygulanmış ve 34 öğretmenle de görüşme yapılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t testi, anova ve betimsel analiz yapılmıştır. Ölçekten elde edien veriler incelendiğinde ilk okuma ve yazma öğreten sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları orta düzeyin altında olumsuz yönde olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet, mesleki kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerinin öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarında anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Görüşmelerin analizi sonucuna göre ise öğretmenlerin uzaktan eğitimde en fazla karşılaştığı sorunlar; internet ve bağlantı sorunları, uzaktan eğitime hazırlıksız yakalanmak ve deneyimsiz olmak olmuştur. Uzaktan eğitimi iyileştirmeye yönelik çözüm önerileri ise hızlı ve ücretsiz internet sağlanması, öğrencilere teknolojik araçlar sağlanması ve uzaktan eğitim uygulamaları ilk okuma yazma öğretimine uygun geliştirilmesi olarak olarak ifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Uzaktan eğitim, ilk okuma ve yazma, tutum, sınıf öğretmeni
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin öz yeterlik inançları ile yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma; ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin öz yeterlik inançları ile yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmsi ve öğrencilerin öz yeterlik inançlarının ve yaratıcılık düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılı süresinde Adana ilindeki ilkokullarda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırmanın yapıldığı yıl içerisinde Adana ili merkez ilçelerdeki (Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam) ilkokullarda öğrenime devam etmekte olan öğrenciler arasından tabakalı örneklem seçimi yöntemi ile seçilen 149' u kız ve 140'ı erkek öğrenci olmak üzere toplam 289 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma verileri "Çocuklar İçin Öz Yeterlik Ölçeği" , "Ne Kadar Yaratıcsınız?" ölçekleri ve kişisel bilgi formları ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t testi, ANOVA'da farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek içinse Tukey testinden yararlanılmıştır. Normal dağılım göstermeyen verilerin analizi Kruskal Wallis H testi ile yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişikiyi ortaya çıkarma için Pearson Korelâsyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin öz yeterlik inançları ile cinsiyet, anne – baba eğitim düzeyi, anne-baba mesleği, kardeş sayısı, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin öz yeterlik inançları ile okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin toplam yaratıcılık düzeyleri ortalamanın altında oldu tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaratıcılık düzeyleri sadece anne mesleği değişkenine göre farklılaştığı, diğer değişkenler açısından ise anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin toplam öz yeterlik puanları ile toplam yaratıcılık puanları arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Öz yeterlilik, yaratıcılık, ilkokul
Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ve uzaktan eğitime bakış açılarının incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ve uzaktan eğitime bakış açılarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden olan tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 Eğitim Öğretim yılında Osmaniye ilinde görev yapmakta olan 194 kadın, 166 erkek olmak üzere toplam 360 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Altıntaş-Yüksel ve Gelişli (2018) tarafından geliştirilen "Sınıf Öğretmenlerinin Mesleki Yenilikçilik Eğilimleri Ölçeği"; Ağır vd. (2007) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitime Karşı Tutum Ölçeği" ve demografik bilgiler için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket istatistik programı kullanılarak frekans ve yüzdelik hesaplamaları yapılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen verilere göre sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilim düzeyleri "ortanın üstünde iyi"; uzaktan eğitime yönelik tutumları ise "orta" düzey olarak tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ölçek toplam puanına göre kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere oranla, özel okulda çalışan öğretmenlerin devlet okulunda çalışan öğretmenlere oranla daha yenilikçi oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlik mesleğini gönüllü seçen öğretmenlerin ve son bir yılda mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin mesleki yenilikçilik eğilimlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilim puanları ile yaş, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, görev yapılan yerleşim birimi ve son bir yılda katıldıkları mesleki gelişim eğitimi sayısı arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermezken; ölçek alt puanlarına göre erkek öğretmenlerin uzaktan eğitimin sınırlılıklarını daha fazla hissetmekte olduğu, öğretmenlik mesleğini gönüllü olarak seçen öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre yaş, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, görev yapılan okul türü, görev yapılan yerleşim yeri, uzaktan eğitime yönelik eğitim alma durumları, uzaktan eğitime yönelik uygulama yeterliliği değişkenleri ile uzaktan eğitime yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişki incelendiğinde sınıf öğretmenlerinin toplam mesleki yenilikçilik eğilim puanları ile toplam uzaktan eğitime yönelik tutum puanları arasında bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmenleri, mesleki yenilikçilik, uzaktan eğitim.
İlkokullarda akran zorbalığının yordayıcısı olarak hoşgörü değerinin incelenmesi
Bu araştırmada ilkokul çocuklarında akran zorbalığı ile hoşgörü eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. İlişkisel tarama modeli ile yürütülen araştırmanın örneklemi, belirlenen evrende basit tesadüfî örnekleme yolu ile seçilen 401 ilkokul 4. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışmaya katılan öğrencilerin hoşgörü eğilimlerini belirlemek için "Hoşgörü Eğilimi Ölçeği" ve zorbalık düzeylerini belirlemek için de "Akran Zorbalığını Belirleme Ölçeği: Çocuk Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 20 istatiksel analiz paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve basit regresyon analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin zorbalık yapma durumları ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı farklılıklar bulunurken, sosyoekonomik düzey, anne-baba eğitim düzeyiyle ilgili anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Zorbalığa maruz kalma durumları ile anne eğitim durumu arasında anlamlı farklılıklar saptanmış olup cinsiyet, sosyoekonomik düzey ve baba eğitim durumu değişkenleri ile anlamlı farklılıklar saptanmamıştır. Öğrencilerin hoşgörü eğilimleri cinsiyetlerine, sosyoekonomik düzeylerine ve anne eğitim durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken baba eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı saptanmıştır. Ayrıca hoşgörü eğilimlerinin zorbalık yapma durumu ile istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki içinde olduğu ancak zorbalığa maruz kalma durumu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olmadığı gözlenmiştir. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin hoşgörü eğilimlerinin, zorbalık yapma durumlarını negatif yönde yordadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Zorbalık, akran zorbalığı, değer, değer eğitimi, hoşgörü.
İlkokul öğrencilerinin açık alanda oyun oynama tutumu ile akran zorbalığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin açık alanda oyun oynamaya yönelik tutumları ile akran zorbalığı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu özelliklerin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Adana ili Seyhan ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı düşük, orta ve yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki ilkokullarda öğrenim gören 149'u kız, 147'si erkek olmak üzere toplam 296 öğrenci katılmıştır. Öğrenciler basit tesadüfü örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırmada, öğrencilerin zorba ve kurban olma durumlarının belirlenmesi için "Akran zorbalığı Belirleme Ölçeği-Çocuk Formu", açık alanda oyun davranışları için "Çocuklar İçin Açık Alanda Oyuna Yönelik Tutum Ölçeği", kişisel özelliklerin belirlenmesi için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, açık alanda oyun oynama tutumları ile zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma ilişkisini belirlemek üzere korelasyon analizi, değişkenlerle ilgili analizler için Kruskal Wallis-H testi, Mann Whitney-U testi, Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek yönlü ANOVA testi yapılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık değeri p<.05 olarak alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular; zorbalık yapma durumunda cinsiyete göre, sosyo-ekonomik düzeye göre, anne eğitim düzeyine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak baba eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Zorbalığa maruz kalma durumunda cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, anne eğitim durumuna göre anlamlı farklılık bulunmuş, baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin açık alanda oyun oynama tutumu cinsiyet ve sosyo-ekonomik durumuna göre anlamlı bir farklılık bulunmuş, anne ve baba eğitim düzeyine göre ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Açık alanda oyun oynama tutumu ile zorbalığa maruz kalma puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Açık alanda oyun oynama tutumu ile zorbalık yapma puanları arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Açık alanda oyun oynama tutumu ile zorbalık yapma arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu, açık alanda oyun oynama tutumu puanları arttıkça zorbalık yapma puanlarının azaldığı söylenebilmektedir. Anahtar kelimeler: Akran zorbalığı, zorbalık yapma, zorbalığa maruz kalma, açık alanda oyun
Dijital akıcılığın geliştirilmesi için hazırlanan programın sınıf öğretmenlerinin dijital akıcılıklarına etkisi
Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin dijital akıcılık düzeylerini geliştirmek için hazırlanan programın öğretmenlerin dijital akıcılık düzeylerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin dijital akıcılık düzeylerini belirlemede kullanabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmiştir. Çalışma nicel araştırma desenlerinden öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende yürütülmüştür. Bu araştırmanın bağımsız değişkeni deney grubuna ön-test ile son-test arasında verilen Dijital Akıcılık Öğretmen Eğitimi olup, bağımlı değişkeni katılımcıların dijital akıcılık düzeyleridir. Ölçek geliştirme kısmında çalışmanın örneklemini, 2020-2021 eğitim öğretim yılı güz döneminde Adana'daki devlet okullarında görev yapan 1068 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Dijital Akıcılık Ölçeğinin yapı geçerliğini belirlemek için Açımlayıcı Faktör Analizi ve ortaya çıkan modelin yapı geçerliğini değerlendirmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Bu süreçler sonucunda 29 madde ve "dijital vatandaşlık, araştırma ve geliştirme, iletişim ve iş birliği, akıcılık ve yenilik ile eleştirel düşünme ve yeniden tasarlama" olmak üzere beş alt boyutlu ölçek elde edilmiştir. Araştırmanın temel amacı kapsamında 26 öğretmen deney grubunda ve 26 öğretmen kontrol grubunda olmak üzere iki farklı grupta 52 sınıf öğretmeni ile çalışılmıştır. Araştırmada veriler Dijital Akıcılık Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma kapsamında deney grubundaki öğretmenlere 30 saatlik Dijital Akıcılık Öğretmen Eğitimi uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Bu süreçler tamamlandıktan sonra etik ilke olarak kontrol grubundaki öğretmenlere Dijital Akıcılık Öğretmen Eğitimi verilmiştir. Araştırma sürecinde deney ve kontrol gruplarına deneysel işlemden önce ön-test, deneysel işlemden sonra son-test ölçümleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda toplanan veriler, SPSS 26 ve AMOS programlarıyla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre deney grubu ile kontrol grubundaki öğretmenler arasında deney grubu lehine yüksek düzeyde anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma sonucunda, uygulanan Dijital Akıcılık Öğretmen Eğitim Programının deney grubundaki öğretmenlerin dijital akıcılık düzeylerinde artış sağladığı bulguları elde edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda Dijital Akıcılık Öğretmen Eğitim Programının öğretmenlerin dijital akıcılık düzeylerini geliştirmede etkili bir program olduğu söylenebilir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular alan yazın temelli tartışılarak yorumlanmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Dijital akıcılık, öğretmen eğitimi, deneysel desen, ölçek geliştirme.
Gerçekçi matematik eğitimine göre hazırlanmış dijital öykülerin 4. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına, kaygılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma, Gerçekçi Matematik Eğitimine (GME) göre hazırlanmış dijital öykülerin 4. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına, kaygılarına ve tutumlarına etkisinin incelemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada pragmatik bir araştırma yaklaşımı olan karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma Mersin ili Tarsus ilçesindeki bir devlet ilkokulunda gerçekleştirilmiştir. Uygulama öncesinde araştırmanın yapılacağı ilkokuldaki dördüncü sınıf şubelerine "Matematik Başarı Testi" uygulanarak istatistiksel analiz sonucunda gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüş, yansız atama yöntemiyle bir deney (23 kişi) ve iki kontrol grubu (23+23) belirlenmiştir. Belirlenen deney grubunda öğretim, GME'ne göre hazırlanmış dijital öyküler kullanılarak araştırmacı tarafından, kontrol grubunun birinde öğretim mevcut öğretim programına göre araştırmacı tarafından ve diğer kontrol grubunda öğretim ise mevcut programa göre, sınıf öğretmeni tarafından 7 hafta boyunca yürütülmüştür. Hem deney grubuna hem de kontrol gruplarına, deneysel işlem uygulanmadan önce ve deneysel işlem uygulandıktan sonra "matematik başarı testi", "matematik kaygı ölçeği" ve "matematik tutum ölçeği" uygulanmıştır. Uygulama bittikten 4 hafta sonra tüm gruplara "matematik başarı testi", "matematik kaygı ölçeği" ve "matematik tutum ölçeği" kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen nicel verilerin desteklenmesi amacıyla öğrencilerle görüşmeler yapılarak nitel veriler toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizinde karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA (mixed ANOVA) ve ilişkili ölçümler için t-Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerin öğrencilerin akademik başarılarının artmasında ve öğrencilerin matematik tutumuna olumlu etkisinin olduğu, matematik kaygıları üzerinde ise etkisinin olmadığı bulunmuştur. Ayrıca yapılan istatistiksel analizler GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerin kalıcılığa etkisinin olmadığını göstermiştir. Araştırmaya ait nitel bulgular deney grubunda yer alan öğrencilerin tümünün verilen etkinlikleri GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerle daha iyi anladıklarını, yapılan etkinliklerin günlük hayatta karşılaştıkları problemlere çözüm üretmede katkısının olduğunu, GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerle gerçekleştirilen dersleri beğendiklerini, etkinliklerin uygulanması esnasında sınıf ortamı ile ilgili olumlu görüşlere sahip olduklarını ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, dijital öykü, matematik başarısı, kaygı, tutum
Matematik eğitiminde argümantasyon çalışmalarının ilkokul öğrencilerinin problem çözme başarısına, üstbilişsel becerilerine ve motivasyonlarına etkisi
Araştırmanın genel amacı, matematik eğitiminde argümantasyon çalışmalarının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin problem çözme başarısına, üstbilişsel becerilerine ve matematik dersine yönelik motivasyonlarına etkisini ve argümantasyon çalışmaları ile uygulama sürecine yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma desenlerinden gömülü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Adana ili Pozantı ilçesinde orta sosyo-ekonomik düzeyde bir çevreye sahip bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan 63 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Problem Çözme Başarı Testi", "Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği" ve "Matematik Dersi Motivasyon Ölçeği" öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Ayrıca deneysel işlem bitiminde deney grubunda yer alan öğrencilerden farklı düzeyde başarı göstermiş öğrencilerin uygulamaya ve yaklaşıma ilişkin görüş ve düşüncelerini almak için araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Uygulama öncesinde araştırmanın yapılacağı ilkokuldaki dördüncü sınıf şubelerine "Problem Çözme Başarı Testi" uygulanarak istatistiksel analiz sonucunda gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüş, yansız atama yöntemiyle bir deney (21 öğrenci) ve iki kontrol grubu (21+21) belirlenmiştir. Belirlenen deney grubunda öğretim, argümantasyon yaklaşımına göre hazırlanmış etkinlikler kullanılarak araştırmacı tarafından, kontrol gruplarında ise mevcut öğretim programına göre birinde araştırmacı tarafından, diğerinde dersin sınıf öğretmeni tarafından 6 hafta boyunca yürütülmüştür. Öğrencilerin argümantasyon çalışmalarına ve uygulama sürecine yönelik görüşlerinin belirlenmesi amacıyla deney grubu öğrencileri arasında "Problem Çözme Başarı Testi"nden elde edilen verilere göre oluşturulan yedişer kişiden oluşan gruplarla odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca uygulama bittikten 4 hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizinde kovaryans analizi (ANCOVA), nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonucunda, argümantasyon çalışmalarının öğrencilerin problem çözme başarılarında anlamlı farka yol açtığı, öğrencilerin üstbilişsel becerileri ve matematik dersine yönelik motivasyonlarında anlamlı farkın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan istatistiksel analizler argümantasyon çalışmalarının problem çözme başarılarında kalıcılığa etkisinin olmadığını göstermiştir. Araştırmaya ait nitel bulgular ile deney grubunda yer alan öğrencilerin çoğunun argümantasyon yaklaşımına dayalı etkinliklerle gerçekleştirilen dersleri daha iyi anladıkları ve beğendikleri, etkinliklerin uygulanması esnasında sınıf ortamı ile ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları ortaya koyulmuştur. Anahtar kelimeler: Argümantasyon, problem çözme, üstbiliş, motivasyon, matematik.
Sınıf öğretmenlerinin eleştirel okuma öz yeterlik algı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin eleştirel okuma öz yeterlik algı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Betimsel tarama modeli ile çalışılan bu araştırmanın örneklem grubunu; 2021-2022 eğitim öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki (Çukurova, Sarıçam, Seyhan,Yüreğir) ilkokullardan basit seçkisiz yöntem kullanılarak belirlenen 25 ilkokuldaki 356 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak sınıf öğretmenlerinin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve eleştirel okuma öz yeterlik algı düzeylerini belirlemek için Karabay (2013) tarafından geliştirilen beşli likert tipinde, 41 maddeden oluşan "Eleştirel Okuma Öz Yeterlik Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20 programından yararlanılarak normal dağılım göstermeyen gruplarda Kruskal Wallis H-testi; normal dağılım gösteren gruplarda ise Bağımsız Gruplar T-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Analiz sonucunda gruplar arasında çıkan anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla çoklu karşılaştırma testleri uygulanmış; anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre sınıf öğretmenlerinin eleştirel okuma öz yeterlik algıları "genellikle" düzeyinde olup cinsiyet değişkeninde "toplam puan" ile "değerlendirme" ve "görsel" alt boyutlarında kadınlar lehine anlamlı bir şekilde farklılık göstermektedir. Bir yılda okunan kitap sayısına göre "toplam puan" ile "değerlendirme" ve "araştırma-inceleme" alt boyutlarında diğer öğretmenlere kıyasla daha fazla kitap okuduğunu belirten öğretmenler lehine anlamlı bir şekilde farklılık tespit edilmiştir. Bir yılda katıldıkları sosyal faaliyet sayısına göre diğer öğretmenlere nazaran daha fazla sosyal faaliyete katıldıklarını belirten öğretmenler lehine "toplam puan" ile "değerlendirme" ve "araştırma-inceleme" alt boyutlarında anlamlı bir şekilde farklılık bulunmuştur. Öte yandan sınıf öğretmenlerinin eleştirel okuma öz yeterlik algıları ile yaş, mesleki kıdem, mezun olunan okul türü ve öğrenim durumu değişkenlerinde herhangi bir anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmeni, eleştirel okuma, öz yeterlik
Sınıf öğretmenlerinin algıladıkları okul kültürü ve uyumsal performanslarının incelenmesi
Bu araştırma; sınıf öğretmenlerin okul kültürü ve uyumsal performans algılarının hangi düzeyde olduğu; demografik özelliklere göre sınıf öğretmenlerinin okul kültürü algıları ile uyumsal performans algılarının değişip değişmediği ve okul kültürü ile uyumsal performans arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2021-2022 yılı eğitim-öğretim süresince Kayseri ilinde görev yapan sınıf öğretmenleri çalışma evreni olarak belirlenmiş ve örneklemi ise Kayseri 3 merkez ilçe ve Pınarbaşı'nda resmi ilkokullarda görev yapan 391 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri toplama araçları olarak "Okul Kültürü Ölçeği (OKÖ") ve "Öğretmenlerin Algıladıkları Uyumsal Performans Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programına girilerek analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t testi, Kruskal-Wallis testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Okul kültürü ve uyumsal performans arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amacıyla da Pearson Momentler Çarpımı korelâsyon analizi ile çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Anlamlı farklılıkların çıktığı gruplarda farkın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek için LSD testinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında sınıf öğretmenlerinin okul kültürü algılarının cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çalışma yılı, okul türü ve okulun bulunduğu yer değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda sınıf öğretmenlerinin uyumsal performans algılarında da cinsiyet ve okul türü değişkeni açısından anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşın sınıf öğretmenlerinin algıladıkları uyumsal performansın kişiler arası ve kültürel uyum gösterme alt boyutunda yaş değişkenine göre sırasıyla 20-25, 26-30, 31-35, 46-50 lehine, eğitim durumuna göre yüksek lisans mezunları lehine, okulun bulunduğu yere göre köyde çalışan öğretmenler lehine, çalışma yılı değişkenine göre çalışma yılı fazla olan öğretmenler lehine anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgüt kültürü, okul kültürü, uyumsal performans, sınıf öğretmenleri.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile öğrenme ve çalışma sorumluluğu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile öğrenme sorumlulukları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ayrıca dijital oyun bağımlılığı ile öğrenme ve çalışma sorumluluğu puanlarının cinsiyet, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve dijital oyun bağımlılığı puanlarının öğrenme ve çalışma sorumluluğu puanlarını anlamlı şekilde yordayıp yordamadığına bakılmıştır. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmanın örneklemini Gaziantep ili, Nizip ilçesinde bulunan ilkokulların 4. sınıfında öğrenim gören 676 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Çocuklar için Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği", "Öğrenme ve Çalışma Sorumluluğu Ölçeği" ve "Kişisel Bilgiler Formu", kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon testi, doğrusal regresyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin dijital oyun bağımlılıkları "az riskli" düzeyde bulunurken, öğrenme ve çalışma sorumlulukları "iyi" düzeyde bulunmuştur. Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda yapılan analizler sonucunda öğrencilerin dijital oyun bağımlılıkları ile öğrenme ve çalışma sorumluluğu puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin dijital oyun bağımlılıkları ile öğrenme ve çalışma sorumluluklarının anne eğitim durumu açısından anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, baba eğitim durumunun ise sadece dijital oyun bağımlılığı alt boyutlarından "oyun süresinde tolerans gelişimi ve oyuna yüklenen değer" alt boyutu için babası ilkokul mezunu olan öğrenciler ile üniversite mezunu olan öğrenciler arasında ilkokul mezunu olanlar lehine anlamlı bir farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı puanları ile öğrenme ve çalışma sorumluluğu puanları arasında orta düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu; dijital oyun bağımlılığı puanlarının öğrenme ve çalışma sorumluluğu puanlarını anlamlı bir şekilde yordadığı; öğrencilerin öğrenme ve çalışma sorumluluğu puanlarının %19,8'inin dijital oyun bağımlılığı puanları ile açıklanabildiği görülmüştür. Sonuç olarak elde edilen bulgular doğrultusunda öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı arttıkça öğrenme ve çalışma sorumluluklarının azalacağı söylenebilir. Sonuç olarak, bu araştırmadan elde edilen bulgular dijital oyun bağımlılığının öğrenme ve çalışma sorumluluğu üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bu bağlamda çocuk ve ergenlerin dijital oyun bağımlılığının olumsuz etkilerinden korunmasının gerekli olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijital oyun bağımlılığı, öğrenme ve çalışma sorumluluğu, öğrenmeye yönelik sorumluluk, dijital oyun, öğrenme, ilkokul 4.sınıf.
Dönüştürücü öğrenme kuramına göre hazırlanmış öğrenme etkinlikleri ile sınıf öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik bakış açısı dönüşümü: Hayat bilgisi dersi örneği
Bu araştırmanın amacı, dönüştürücü öğrenme kuramına göre hazırlanmış öğrenme etkinlikleri ile sınıf öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik bakış açısı dönüşümlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle öğretmenlik uygulaması dersi ve ilkokul Hayat Bilgisi dersi kapsamında öğretmen adaylarının alan bilgisi, pedagoji bilgisi, pedagojik alan bilgisi, öğretimi planlama, değerlendirme ve uygulamaya yönelik yeterlikleri dönüştürücü öğrenme kuramının ilkeleri bağlamında sorgulanmıştır. Devamında öğretmen adaylarında dönüştürücü öğrenme kapsamında zenginleştirilmiş sürekli sorgulama ve eleştirel yansıtma etkinlikleriyle öğretmenlik mesleğine yönelik bakış açılarındaki dönüşüm değerlendirilmiştir. Bu amaç ve perspektifle öğretmen adaylarında belirlenen ihtiyaç durumları doğrultusunda mesleki yeterlik ve mesleki bakış açısı kazandırmaya çalışılmıştır. Dönüştürücü öğrenme kuramının aşamalarına uygun olarak tasarlanan araştırma, katılımcı eylem araştırması deseniyle yürütülmüştür. Mesleki bakış açısı belirleme çalışmaları sonucunda, sınıf öğretmenliği mesleğini hafife alan ve mesleki yeterlikleri önemsemeyen 4. sınıfa devam eden 15'i kadın, biri erkek olmak üzere 16 sınıf öğretmeni adayı belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinden sonra öğretmen adaylarının mesleki yeterliklerine yönelik ihtiyaç analizi yapılmıştır. İhtiyaç analizi sonucunda, mesleki yeterlik gelişimini sağlamaya yönelik taslak eylem planı hazırlanmıştır. Eylem planlı tasarlanırken dönüştürücü öğrenme kuramının ilkeleri dikkate alınarak öğretmen adaylarının mesleki yeterlikleri fark etmelerine ve geliştirmelerine yönelik uygulamalara yer verilmiş, devamında ise mesleki yeterlik bağlamındaki bakış açılarındaki değişim/dönüşüm anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu süreçte, mesleki yeterlik geliştirmeye yönelik bireysel ve grup uygulamaları, ders planları, öz değerlendirme, akran değerlendirme, rubrik, e-portfolyo, gözlemlere yer verilmiştir Mesleki bakış açısı dönüşümünü anlamak amacıyla ise eleştirel düşünme ve yansıtmaya dayalı olarak eğitim günlükleri, araştırmacı günlüğü, SWOT analizi ve sınıf içi tartışmalara yer verilmiştir. Eğitim sürecinde yer verilen bu araçlar aynı zamanda birer veri kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Bu çoklu veri toplama araçlarından elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenerek anlamsal yapılar çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırma, haftada iki saat olmak üzere toplamda 14 haftada gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğretmen adaylarının ihtiyaç analizleri sonucunda; alan bilgisi, pedagoji bilgisi, pedagojik alan bilgisi, öğretimi planlama, değerlendirme ve uygulama mesleki yeterlik alanlarında ihtiyaç durumları belirlenmiştir. Bu doğrultuda bu altı mesleki yeterlik alanı kendi içerisinde bir döngü oluşturacak şekilde planlanmış ve uygulanmıştır. Her bir mesleki yeterlik alanı alt bir döngü olarak kabul edilmiş olup bu alt döngülerin tamamı kapsamında belirlenen kazanımlar tamamlanana kadar o alt döngü sürdürülmüştür. Döngünün kazanımlarına ulaşılınca diğer mesleki yeterlik alanına geçilmiştir. Araştırmada mesleki yeterlikleri geliştirmeye yönelik bir genel döngü olmasının yanı sıra ihtiyaç analizi ile belirlenen gelişim alanları mesleki yeterlik alanları altında toplanması bakımında altı alt eylem döngüsünden oluşmaktadır. Araştırmadaki eylem planlarının genel amacı mesleki yeterlik kazandırmaktır. Mesleki yeterlik geliştirmeye yönelik oluşturulan bu eylem planları ile aynı zamanda geliştirilmeye çalışılan mesleki yeterlik alanına yönelik anlam şemalarındaki dönüşüm incelenmiştir. Eylem döngülerinin tamamlanması sonucunda ise sınıf öğretmenliği mesleğine yönelik geliştirdikleri anlam perspektiflerinde dönüşüm olup olmama durumu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Anlam perspektifindeki dönüşümü deneyimleme durumuna yönelik üç farklı veri toplama aracından faydalanılmıştır. Bunlar; Sınıf öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik bakış açısı anketi, öğrenme etkinlikleri anketi (ÖEA) ile mesleki bakış açısı ve öğretmenlik uygulaması eğitimini değerlendirmeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırma sonucunda, 16 öğretmen adayının 15'inin anlam perspektifinde dönüşüm gerçekleştiği, birinde ise dönüşüme dair veriler olmasına rağmen veriler arası tutarsızlığın olması açısından bu öğretmen adayında dönüşümün gerçekleştiği ifade edilememiştir. Araştırma sürecinde mesleki yeterlikler ile mesleki bakış açısı arasında bir etkileşim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının mesleki yeterlik kazandıkça bakış açılarında değişimler meydana geldiği; değişen bakış açısına bağlı olarak mesleki yeterliklerini geliştirmeye yöneldikleri sonucuna ulaşılmıştır. Dönüştürücü öğrenme kuramına göre tasarlanan araştırmanın bu etkileşime yol açtığı ve bu etkileşim sonucunda öğretmen adaylarının yeni yollar, roller ve ilişkiler keşfetmeye yöneldikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan bu sonuç eleştirel yansıtmanın dönüşüm için kritik bir öneme sahip bir beceri olduğunu ve bu becerinin ortaya çıkabilmesi için uygun öğrenme ortamının oluşturulması, bu öğrenme ortamında eleştirme ve yansıtma becerilerinin işe koşulacağı ve bireyler arası etkileşimin yüksek düzeyde tutulacağı etkinliklere yer vermenin bir gereklilik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bakış açısı dönüşümü, dönüştürücü öğrenme, hayat bilgisi, öğretmen adayları, öğretmen yeterlikleri
İlkokul yöneticilerinin işle bütünleşme, tükenmişlik ve girişimcilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokul yöneticilerinin işle bütünleşme, tükenmişlik ve girişimcilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma evreni Adana'daki ilkokulda görev yapmakta olan tüm okul yöneticileridir. Araştırmanın örneklemi ise Adana'nın merkez ilçelerinden Seyhan, Yüreğir, Çukurova ve Sarıçam'da görev yapan 201 okul yöneticisinden oluşmaktadır. Örneklemde yer alan okul yöneticilerin 144'ü erkek, 57'si kadındır. Çalışmada "ilişkisel tarama modeli" kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Okul müdürleri işle bütünleşme ölçeği, Okul müdürlerinin tükenmişlik ölçeği ve Okul yöneticileri girişimcilik ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "İlkokul yöneticilerinin girişimciliği" ile bağımsız değişkenleri olan "ilkokul yöneticilerinin işle bütünleşmesi", "ilkokul yöneticilerinin tükenmişliği" ve "demografik değişkenler" arasındaki ilişkiler t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon ve regresyon analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda erkek ilkokul yöneticilerinin işle bütünleşme düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu; 36-56 ve üstü yaş aralığında bulunan ilkokul yöneticilerin diğerlerine göre kendilerini daha fazla işle bütünleşmiş algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. İlkokullarda görev yapan okul yöneticilerin tükenmişlik ölçeğinin tükenme ve duyarsızlaşma alt boyut puanlarında cinsiyete göre anlamlılık bir farklılık olmadığı anlaşılmaktadır. İlkokulda görev yapan okul yöneticilerinin girişimcilik düzeylerinin mesleğinde 5-10 yıl arasında olanların diğerlerine göre (11-31 yıl) daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun nedeni yöneticilerin maddi ve manevi birikimlerinin yaş ile birlikte artması olarak açıklanabilir. Göreli araştırma soncundan 56 yaş ve sonrasında girişimciliğin azalma eğilimi göstermesi ise yöneticinin fiziksel kondisyonun azalmasından veya çeşitli sağlık sorunlarının daha belirgin hale gelmesinden kaynaklanabileceği söylenebilir. Yapılan regresyon analizi; zindelik, adanma ve yoğunlaşma, tükenme, duyarsızlaşma, mesleki başarı değişkenleri birlikte ilkokulda görev yapan okul yöneticilerinin girişimcilikleri ile güçlü düzeyde ve anlamlı bir ilişki vermektedir (R=0,691, R2=0,477 P<0,05). Adı geçen beş değişken birlikte girişimciliğin toplam varyansının yaklaşık % 48'ni açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: İlkokul yöneticileri, işle bütünleşme, tükenmişlik, girişimcilik.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilişsel matematiksel modelleme yeterliklerinin geliştirilmesi
Bu araştırmada, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilişsel matematiksel modelleme yeterliklerinin gelişimsel süreci incelenmiştir. Bu kapsamda bu araştırma ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin model oluşturma etkinlikleri süresince Borromeo Ferri (2006) tarafından geliştirilen matematiksel modelleme yeterliklerinin gelişimsel sürecinin incelenmesine dayalı bir yapılandırmacı öğretim deneyidir. Araştırmanın çalışma grubu düşük, orta ve yüksek matematiksel modelleme yeterliğine sahip olan sekiz öğrenciden oluşmaktadır. Bu sekiz öğrenci içinden üç öğrenci de odağa alınan öğrenciler olarak belirlenmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı, matematik eğitimi nitel araştırmalarında kullanılan göreve dayalı mülakat yöntemidir. Bu doğrultuda bu çalışmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri için 11 (on bir) farklı model oluşturma etkinliği tasarlanmıştır. Bu 11 farklı model oluşturma etkinliğinin bir tanesi, çalışma grubu ve odağa alınan öğrencileri belirleme; dört tanesi, ön, ara ve son klinik görüşmeler sürecinde kullanılmıştır. Geriye kalan altı model oluşturma etkinliği ise öğretim bölümleri sürecinde uygulanmıştır. Bu doğrultuda öğrencilere model oluşturma etkinlikleri verilerek bir görev üzerinde çalışmaları sağlanmış, öğrencilerin modelleme yeterlikleri ve gelişimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri ile altı öğretim bölümü ve dört klinik görüşmeyi içeren, araştırmacının araştırmacı/öğretmen rolünü üstlendiği, model oluşturma etkinliklerinin işbirlikli öğrenme teknikleri (düşün-konuş-yaz, düşün-eşleş-paylaş, zamanla sınırlandırılmış eşleş-tartış) doğrultusunda uygulandığı bir süreç gerçekleştirilmiştir. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme süreçleri ve yeterlikleri, Borromeo Ferri'nin (2006) modelleme yeterlikleri doğrultusunda Tekin Dede ve Bukova Güzel (2018) tarafından oluşturulan Modelleme Yeterlikleri Değerlendirme Rubriği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sürecinin ilk klinik görüşme ve öğretim bölümlerinde, öğrencilerin problemi anlamadan ve sadeleştirmeden doğrudan problem çözme eylemine geçtikleri görülmüştür. Ayrıca öğrenciler sonuç odaklı bir anlayışa sahip oldukları için elde ettikleri matematiksel sonucu yorumalamadıkları ve doğrulamadıkları görülmüştür. Ancak kullanılan işbirlikli öğrenme teknikleri (düşün-konuş-yaz, düşün-eşleş-paylaş, zamanla sınırlandırılmış eşleş-tartış) sayesinde öğrencilerin bilişsel matematiksel modelleme yeterliklerini (problemi anlama, problemi sadeleştirme, matematikselleştirme, matematiksel olarak çalışma, yorumlama, doğrulama) ortaya koyabilmesine imkân sağladığı ve geliştirdiği belirlenmiştir. Bir başka deyişle tasarlanan öğrenme ortamlarının temelini oluşturan işbirlikli öğrenme tekniklerinin (düşün-konuş-yaz, düşün-eşleş-paylaş, zamanla sınırlandırılmış eşleş-tartış) öğrencilerin bilişsel matematiksel modelleme yeterliklerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca matematiksel modelleme problemleri çözmenin bir başka deyişle problem çözerek matematiksel modellemeye dair deneyim kazanmanın öğrencilerin bilişsel matematiksel modelleme yeterliklerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak kullanılan işbirlikli öğrenme teknikleri ve model oluşturma etkinlikleri ile çalışarak matematiksel modelleme süreci yaşayan öğrencilerin eleştirel düşünme, problem çözme, işbirliği, matematiksel iletişim becerilerinin (21. yüzyıl becerileri) geliştiği tespit edilmiştir.
Mizahla zenginleştirilmiş fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin başarı motivasyon ve eleştirel düşünme eğilimlerine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı fen bilimleri eğitiminde mizah ve karikatür kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, motivasyonlarına ve eleştirel düşünme eğilimlerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan deneysel desenlerden, öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Malatya il merkezindeki orta sosyo-ekonomik düzeyde çevreye sahip bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan 64 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Akademik Başarı Testi", "Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği" ve "Fen Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği" öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Araştırmada mizah destekli eğitimin 5E öğretim modeliyle uygulandığı I. deney grubu, sadece 5E öğretim modelinin uygulandığı II. deney grubu ve mevcut öğretim programına göre uygulamaların yapıldığı kontrol grubu oluşturulmuştur. Uygulama öncesinde araştırmanın yapılacağı ilkokuldaki dördüncü sınıf şubelerine "Akademik Başarı Testi", "Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği" ve "Fen Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği" uygulanarak istatistiksel analiz sonucunda gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüş, yansız atama yöntemiyle gruplar belirlenmiştir. Belirlenen üç grupta da dersler altı hafta boyunca araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Ayrıca uygulama bittikten beş hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonucunda, mizah destekli öğretimin öğrencilerin akademik başarılarında anlamlı farka yol açtığı, öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimleri ve fen bilimleri dersine yönelik motivasyonlarında ise anlamlı farkın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan istatistiksel analizler, mizah destekli öğretimin öğrencilerin akademik başarılarında kalıcılığa etkisinin olmadığını göstermiştir. Anahtar kelimeler: Mizah ve karikatür, akademik başarı, eleştirel düşünme, motivasyon, fen bilimleri
İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji dersi, maddenin değişimi ve tanınması ünitesinde öğrencilerde oluşan kavram yanılgılarının tespitinde iki aşamalı soruların kullanılabilirliği üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin ısı ve sıcaklık konusundaki kavram yanılgılarının belirlenmesine yönelik iki aşamalı test geliştirmektir.Test geliştirme sürecinde soruların hazırlanması iki aşamalı test geliştirme sürecine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan sorular alan uzmanı iki öğretim üyesi tarafından incelenmiş, önerilen değişiklikler yapılarak 32 sorudan oluşan ön form pilot uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Pilot uygulamalar 258 ilköğretim 5. sınıf öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulamalardan elde edilen veriler KR 20 metodu uyarınca analiz edilmiş ve güvenirlikleri 0.65'ın altında olan 13 soru testten çıkarılmıştır. Böylece 19 sorudan oluşan son form elde edilmiştir. Son form 125 ilköğretim 5. sınıf öğrencisine uygulanmış ve KR 20 analizi sonucunda güvenirlikleri 0.70'in altında olan 7 soru ölçekten çıkarılarak asıl ölçek elde edilmiştir. Ölçekteki soruların KR 20 değerleri 0.70 ile 0.74 arasında değişmektedir. Soruların güçlük düzeyleri ise 0.42 ile 0.96 arasındadır. Ölçeğin kapsam geçerlilik çalışması ilköğretim okullarında görev yapan sınıf ve fen bilgisi öğretmenlerinin görüşlerine dayanarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla öğretmenlere her bir soru için 1-10 arasında puan vermeleri istenmiştir. İstatistiksel analizler sonucunda öğretmenlerin büyük çoğunluğunun 12 soruyu 8 ile 10 puan arasında değerlendirdikleri tespit edilmiştir.Analiz sonuçları geliştirilen iki aşamalı testin, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin ısı ve sıcaklık konusundaki kavram yanılgılarının belirlenmesinde güvenilir bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.Anahtar Sözcükler: Kavram yanılgısı, ısı ve sıcaklık, iki aşamalı test, ilköğretim, fen eğitimi
2005 yılı ilköğretim 6. sınıf matematik dersi programının değerlendirilmesi üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın temel amacı, 2006?2007 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konan ilköğretim 6. sınıf matematik dersi öğretim programının öğrenci ve öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirmesini yapmaktır. Bu amaçla nitel ve nicel ölçme araçları kullanılmış ve bu araçlardan elde edilen bulgular incelenmiştir.Araştırma kapsamında Manisa ili Demirci ilçesinde bulunan ilköğretim okullarında görev yapan 14 matematik öğretmeninin ve 560 ilköğretim 6. sınıf öğrencisinin görüşü alınmıştır.Sonuç olarak, öğrenciler programı =3,94/5 ortalama ile yeterli kabul edilebilecek bir düzeyde değerlendirmişlerdir. Öğretmenler ise program ile ilgili görüşlerini belirtmişlerdir. Bu tezde, öğretmenlerin görüşleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
İlköğretim programlarında yer alan vatandaşlık ve insan hakları eğitimi dersine ilişkin öğretmen algısına yönelik manisa örneği
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi dersi öğretmenlerinin derse ilişkin görüşlerini belirlemek ve değerlendirmektir.Çalışmada, Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi dersine ilişkin amaçlarının gerçekleşme düzeyi, konuların amaçlara, öğrencilerin gelişim düzeylerine, bilgi ve gereksinimlerini karşılamaya ve sosyal tutumlarını geliştirmeye uygunluğu, kullanılan öğretim yöntem-teknikleri, ders kitabının özellikleri, kullanılan sınav türleri ve öğretmen davranışları üzerinde durulmuştur.VİHE programının öğretmen algıları doğrultusunda değerlendirildiği bu çalışmada veri toplama aracı olarak Koca (1998) tarafından geliştirilen, Arıkan (2002) tarafından değiştirilip uygulanan anketten yararlanılmıştır. Anket, Manisa il merkezi ve merkeze bağlı ilköğretim okullarında görev yapan Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi dersi öğretmenlerine uygulanmıştır. Ankete verilen cevaplar, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Görüşleri alınan öğretmenlerin vermiş oldukları cevapların yüzde dağılımı alınmıştır.Araştırma sonucunda, öğretmenler, programda yer alan amaçların tam olarak gerçekleşmediğini, VİHE dersinde yer alan konuların programdaki amaçlara uygun olduğunu ayrıca konuların birbirleriyle bağlantılı olduğunu düşünmektedirler. Öğretmenler, VİHE dersini işlerken, düz anlatım ve soru-cevap yöntemini daha fazla kullandıklarını, ders kitabının gereken özelliklere sahip olmadığını belirtmişlerdir. Öğretmenler, klasik ve çoktan seçmeli sınav türünü daha fazla kullanmaktadırlar. Dersin daha verimli olarak işlenmesinde öğretmen davranışlarının büyük ölçüde etkili olduğunu vurgulamaktadırlar.
Yeni program 6. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerin kelime serveti ve güçlük seviyesi
Ders kitapları, Türkçe öğretiminde en önemli ders araçlarıdır. Öğrencilerin çoğu, birçok kelimeyi özellikle yeni kelimeleri ilk defa ders kitapları yoluyla öğrenirler. Bu yüzden, ders kitaplarındaki metinlerin, öğrencilerin kelime servetinin gelişmesindeki rolü çoktur. Buna göre, metinler önemlidir ve seçimine önem verilmelidir.Yaptığımız çalışmada 6. sınıf Türkçe ders kitabının kelime serveti incelenmiştir. ?2006 yılında hazırlanan yeni Türkçe Öğretimi Programına göre ilköğretim 6. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan metinler, kelime serveti açısından ne gibi özellikler göstermektedir?? sorusu çalışmanın problem cümlesini oluşturmaktadır.Birinci bölümde, dilin tanımı, dil öğretiminde ders kitapları ve metinlerin önemi, kelime servetinin tanımı, kelime servetinin önemi, kelime serveti açısından Türkçe öğretim programı, kelime servetini geliştirmeye yönelik etkinlikler, problem durumu, araştırmanın amacı ve önemi, problem cümlesi, sınırlılıklar, evren, örneklem, varsayımlar yer almaktadır.İkinci bölümde, kelime serveti alanında yapılan çalışmalara değinilmiştir.Üçüncü bölümde, araştırmada kullanılan yöntemler, elde edilen bulgular ve bunların değerlendirilmeleri yer almıştır.Dördüncü bölümde ise araştırma sonuçları ortaya konulmuş ve öneriler sunulmuştur.Araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı yeni program (2006 basım) 6. sınıf Türkçe ders kitabı esas alınmıştır.
Geçmişten günümüze toplumsal cinsiyet algısının Ömer Seyfettin, Aziz Nesin ve Yalvaç Ural'ın çocuk edebiyatı eserleri üzerinden incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; Cumhuriyetin kuruluş yılları yazarı Ömer SEYFETTİN, 1950 sonrası Türkiye yazarlarından Aziz NESİN ve 2000 yılları ve sonrasında yaşadığımız döneme yakın yazarlardan Yalvaç URAL'ın çocuk edebiyatına yönelik eserlerinin toplumsal cinsiyet bakımından incelenerek, geçmişten günümüze çocuk edebiyatı eserlerinde toplumsal cinsiyet algısının farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi açısından incelenmesidir. Araştırmanın alt amaçlarına uygun olarak ilgili 3 yazarın 8'er kitabı rastgele seçilerek incelenmiş ve alt amaçlardaki sorulara cevap aranmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde problem durumuna bağlı olarak alt problemler, tezin önemi ve amacı, sınırlılıklar ve sayılar belirtilmiş, konuyla ilgili araştırmalara kısaca yer verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde çocuk edebiyatının ne olduğu türleri, toplumsal cinsiyetin ne olduğu, önemi ve ilgili araştırmalarla kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak tasarlanmıştır. Nitel araştırma kapsamında yapılan bu çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada yapılan incelemelerden elde edilen veriler, araştırmanın ana amacı ve alt amaçları göz önünde bulundurularak analiz edilmiştir. İncelemeye alınan eserler tek tek taranmıştır. Yapılan taramadan elde edilen veriler bulgu olarak kayıt altına alınmıştır. Her kitap toplumsal cinsiyet algısına yönelik oluşturulan sorular üzerinden incelenmiş ve her soru ile ilgili sayı bazında tablolar oluşturulmuştur. Oluşturulan tablolardan yola çıkarak elde edilen veriler alıntılarla ifade edilmiş, toplumsal cinsiyet algısı ile ilgili sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda; incelenen kitaplarda her yazarın kendi eserleri üzerinden değerlendirilmesinin yanında yazarların yaşadığı ya da eser verdiği zaman diliminin eserleri üzerinde toplumsal cinsiyet algısı açısından etkide bulunmakta olduğunu görmekteyiz. Bununla birlikte Yalvaç URAL eserlerinde kullanılan dilin toplumsal cinsiyet algısından çok uzak bir görünüm gösterdiğini, yazarın toplumsal değerleri işlerken kadın ve erkek karakterlerin rollerinden çok az yararlandığını, Ömer SEYFETTİN hikâyelerinde bulunulan zamanında etkisiyle kadın karakterin neredeyse olmadığını veya pasif karakter olarak evde tasvir edildiğini, Aziz NESİN hikâyelerinde Cumhuriyetin ilk yıllarında kadın karakterin varlığının çok az olduğunu fakat Cumhuriyet dönemi ile birlikte yaşamın her alanında kadın karaktere yer verildiğini görmekteyiz. Temel amaç çocuklara değerleri vermek olup onlara toplumsal cinsiyet statüsü yüklememektir. Kadın da erkek gibi sorumluluk alabilmekte, aile geçimine katkı sağlayabilmekte, ayakları üzerinde durmak zorunda olabilmektedir. Üç yazarın yaşadığı zaman diliminin toplumsal cinsiyet algısının değişerek, kadın karakterin toplumun daha fazla parçasının olduğu bir duruma geldiği görülmektedir. Bununla birlikte çocuklara okutulacak kitapların toplumsal cinsiyet algısı açısından ne kadar önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular tartışılmış ve sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Toplumsal cinsiyet algısı, Ömer SEYFETTİN, Aziz NESİN, Yalvaç URAL
İlkokul türkçe, hayat bilgisi, sosyal bilgiler, fen bilimleri ve matematik ders kitaplarının sorumluluk değeri bakımından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokul Türkçe, hayat bilgisi, sosyal bilgiler, fen bilimleri ve matematik ders kitaplarında yer alan konu ve metinlerin sorumluluk değeri bakımından incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 11 ilkokul ders kitabı incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak tasarlanan bu çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. İncelemeler sonucunda elde edilen veriler araştırmanın ana amacı ve alt amaçları göz önünde bulundurularak analiz edilmiştir. Araştırma için literatürde kabul edilen sorumluluk türleri incelenip konuyla ilgili uzman görüşüne de başvurularak sorumluluk değeri; kişisel sorumluluk, ailevi sorumluluk, okul sorumluluğu, toplumsal sorumluluk, mesleki sorumluluk ve çevresel sorumluluk olarak altı kategoriye ayrılmış ve incelenen ders kitapları ilgili sorumluluk türlerinde tek tek taranmıştır. Her bir sorumluluk türü için ayrı başlık açılıp kitaplarda hangi ünitelerde hangi sorumluluk türüne kaç kez yer verildiği tablolarda gösterilmiştir. Ardından sorumluluk değerinin hangi yönüyle işlendiği incelenen ders kitaplarından yapılan alıntılarla ifade edilmiş, sorumluluk değeri ile ilgili sonuçlara ulaşılmıştır. İncelenen ders kitaplarında sorumluluk türlerinin tamamına yer verildiği fakat ilgili kitaplarda tüm sorumluluk türlerine eşit oranda yer verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Sorumluluk türlerine yer verilme sıklığı, incelenen ders kitaplarında en fazla yer verilenden en az yer verilene doğru sıralaması; bireysel sorumluluk, toplumsal sorumluluk, çevresel sorumluluk, ailevi sorumluluk, mesleki sorumluluk ve okul sorumluluğu şeklindedir. Sorumluluk değerine ortalama olarak sosyal bilgiler dersinde 104, hayat bilgisi dersinde 99, Türkçe dersinde 73, fen bilimleri dersinde 46 ve matematik dersinde 40 yerde rastlanmıştır. Sorumluluk değerinin, incelenen derslerin kitaplarına ve bu kitapların ünitelerine dengeli bir dağılım göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca farklı ünitelerde farklı sorumluluk alt türlerine ağırlık verildiği ulaşılan sonuçlardandır. Araştırmadan elde edilen bulgular tartışılmış ve sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Değerler eğitimi, sorumluluk, ilkokul ders kitabı
İlköğretim 1. sınıf matematik dersindeki işlem becerilerinin kazandırılmasında oyunla öğretimin başarıya etkisi
Bu çalışmanın amacı ?ilköğretim 1. sınıf Matematik dersindeki işlem becerilerinin kazandırılmasında oyunla öğretimin başarıya etkisini? araştırmaktır. Çalışma, İzmir ili, Çiğli ilçesi, Büyük Çiğli İlköğretim Okulu 1. sınıf öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.Çalışma, deneysel bir çalışma olup, kontrol gruplu ön test-son test deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 46 öğrenci oluşturmaktadır. 23 öğrenci deney grubunu, 23 öğrenci kontrol grubunu oluşturmaktadır. Ünite süresince deney grubu öğrencilerine oyunla öğretim uygulanırken, kontrol grubuna geleneksel öğretim yaklaşımı uygulanmıştır.Çalışmada elde edilen verilere dayanılarak su sonuçlara ulaşılmıştır: Oyunla öğretimin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretim yaklaşımının uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin başarı testi puanları arasında anlamlı farklılık vardır. Oyunla öğretimin uygulandığı deney grubu öğrencilerinin başarı düzeylerinde geleneksel yaklaşımın kullanıldığı kontrol grubu öğrencilerine göre artma gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Eğitimsel oyun temelli öğrenme, İşlem becerileri, Erişi.
Sınıf öğretmenlerinin iş yaşamındaki yalnızlık ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin iş yaşamındaki yalnızlık ve tükenmişlik düzeylerini incelemeyi amaçlamaktadır. Öğretmenlerin meslek hayatlarında yaşadıkları yalnızlık duygusu, mesleki tatminlerini, motivasyonlarını ve genel psikolojik sağlıklarını doğrudan etkileyebilmektedir. Aynı zamanda, yalnızlığın tükenmişlikle olan ilişkisi, öğretmenlerin eğitim süreçlerine olan bağlılıklarını ve öğrencilerle olan etkileşimlerini de belirleyici bir faktör olarak öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda, çalışmada sınıf öğretmenlerinin yalnızlık ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin yalnızlık ve tükenmişlik düzeyleri sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiş ve bu değişkenlerin bireyler üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, medeni durum, öğrenim düzeyi, gelir seviyesi, okulun sosyoekonomik durumu ve çalışma ortamı gibi faktörlerin öğretmenlerin yalnızlık ve tükenmişlik düzeyleriyle nasıl ilişkili olduğu analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin yaşadığı yalnızlık hissinin, meslektaşlarıyla olan sosyal bağları, okul ortamının fiziksel ve psikolojik koşulları, yönetici desteği ve iş yükü gibi unsurlarla şekillendiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, yalnızlık hissi yüksek olan öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin de anlamlı şekilde arttığı belirlenmiştir. Duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve kişisel başarı algısı gibi tükenmişliğin temel boyutlarının, öğretmenlerin yalnızlık düzeyleri ile doğrudan bağlantılı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, mesleki dayanışmanın artırılması ve çalışma ortamının iyileştirilmesi gibi stratejilerin, öğretmenlerin yalnızlık ve tükenmişlik hissini azaltmada önemli rol oynayabileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak, bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin iş yaşamındaki yalnızlık ve tükenmişlik düzeylerinin birbirleriyle nasıl etkileşim içinde olduğunu ortaya koyarak, eğitim politikalarına ve öğretmen destek programlarına yönelik somut öneriler geliştirmeyi amaçlamıştır. Öğretmenlerin mesleki yaşamlarını daha sürdürülebilir ve verimli hale getirebilmek için sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi ve psikolojik dayanıklılığı artıran uygulamaların yaygınlaştırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenleri, iş yaşamında yalnızlık, tükenmişlik.
İlkokul öğrencilerinin dinleme becerilerinin geliştirilmesine yönelik öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ilkokul öğrencilerinin dinleme becerisinin geliştirilmesine yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemine uygun olarak tasarlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ilinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın alt amacına uygun olarak belirlenen niteliklere sahip olan ve devlete bağlı ilkokullarda görev yapan 20 sınıf öğretmeniyle görüşme yapılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan ölçüt örnekleme ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemleri nitel verilerin elde edilmesinde kullanılmıştır Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırmada yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi tekniğine uygun bir biçimde araştırmanın ana amacı ve alt amaçları göz önünde bulundurularak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre dinleme süreçlerinde sınıfın fiziksel yapısının; öğrencilerin etkin dinleme davranışlarının aktif katılım olduğu; öğrencilerin öğretmenleri dinleme süreçlerinde katılımcı olarak gördükleri, dinleme sürecinde arkadaşlarının davrnışlarını değişken şeklinde gördükleri; dinleme konusunda zorluk yaşayan öğrencilerin tepkilerinde değişikliklerde bulundukları; öğretmenler tarafından dinlemenin sağlanması noktasında çeşitli yöntemlere başvurulduğu, iyi bir dinleme ortamının sağlanması noktasında iyi bir sınıf ortamının oluşturulmasının sağlanması; öğretmenlerin kendilerini dinleme ortamı oluşturma noktasında yeterli olarak gördükleri şeklinde sonuçlara ulaşılmış ve araştırmadan elde edilen sonuçlara yönelik olarak çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: İlkokul, dinleme, dinleme becerisi, öğretmen görüşleri.
İlkokul yöneticilerinin yönetici kaygı düzeyleri ile anlamlı iş algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokul yöneticilerinin yönetici kaygı düzeyleri ile anlamlı iş algısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma evreni Hatay'da görev yapmakta olan ilkokul yöneticileridir. Araştırmanın örneklemi 2023 – 2024 eğitim öğretim yılı içinde Hatay ili ve ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokullarda görevli 180 ilkokul yöneticisinden oluşmaktadır. Veriler Şahin C. (2011) tarafından geliştirilen "Yönetici Kaygı Ölçeği", Göçen ve Terzi (2019) tarafından geliştirilen "Anlamlı İş Ölçeği" ve katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans ve yüzde değerleri, t-testi, ANOVA ve korelasyon analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre ilkokulda görev yapan; kadın yöneticilerin, evli yöneticilerin, müdür yardımcısı olan yöneticilerin ve başöğretmen olan yöneticilerin kaygı düzeylerinin diğerlerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul yöneticilerinin yaş, mesleki kıdem ve yöneticilikteki görev süreleri arttıkça kaygılarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul yöneticilerinin kaygı düzeyinin; eğitim düzeyi, mezun olunan fakülte, görev yaptıkları yerleşim yeri, halen çalıştıkları okuldaki görev süresi, okulun eğitim şekli ile okulun öğrenci ve personel sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Katılımcıların yönetici kaygı düzeylerinin genel olarak yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul yöneticilerinin anlamlı iş algısının cinsiyete, yaşa, mezun olunan fakülteye, unvana, mesleki kıdeme, okulun öğrenci ve personel sayısına göre anlamlı farklılık oluşturmadığı bulunmuştur. Ölçeğin işte anlam alt boyutunda evli olan yöneticilerin, iş ilişkileri ve işte aşkınlık alt boyutları ile ölçek toplamında lisansüstü eğitim alan yöneticilerin ve il merkezinde görev yapan yöneticilerin anlamlı iş algısı anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Ölçeğin iş ilişkileri alt boyutunda müdür yardımcısı olan yöneticilerin, işte aşkınlık alt boyutunda 5-8 yıl arası yöneticilik görevi olan yöneticilere göre 13 yıl ve üzeri yöneticilik görevi olan yöneticilerin anlamlı iş algısı anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. İlkokul yöneticilerinin görev yaptıkları okulda ilk 4 yılını çalışan yöneticilerin işte anlam, işte aşkınlık ve işte tevazu alt boyutları ile ölçek toplamında anlamlı iş algısının anlamlı olarak yüksek olduğu bulunmuştur. İkili eğitim yapılan okullarda görev yapan ilkokul yöneticilerinin iş ilişkileri ve işte anlam liderliği ile ölçek toplamında anlamlı iş algısının yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların anlamlı iş algısı genel olarak yüksek düzeyde tespit edilmiştir. İlkokullarda görev yapan okul yöneticilerinin yönetici kaygı düzeyleri ile anlamlı iş algısı arasında bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: İlkokul yöneticileri, yönetici kaygısı, anlamlı iş algısı
Çocuklarla felsefe uygulamalarının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme ve demokratik tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın genel amacı çocuklarla felsefe uygulamalarının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme ve demokratik tutumlarına etkisini belirlemektir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak 'Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği' ve 'Demokratik Tutum Ölçeği'nden yararlanılmış; bu ölçekler ön test, son test ve kalıcılık testi biçiminde uygulanmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu olarak, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerinden Yenişehir'de bulunan bir devlet okulu belirlenmiştir. Çalışma grubu iki aşamada oluşturulmuştur. Birinci aşamada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. İkinci aşamada ise seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme kullanılmıştır. Deney ve kontrol grupları, ilkokula devam eden ve yansız bir şekilde oluşmuş olan mevcut 3. sınıflardan oluşmaktadır. Deney grubunda 24, kontrol grubunda 27 olmak üzere çalışma grubunda toplam 51 öğrenci bulunmaktadır. Uygulamalar, haftalık iki oturum halinde, her oturumu 40 dakikalık iki ders saatinden oluşacak şekilde dokuz hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda elde edilen verilerin analizinde kovaryans analizi (ANCOVA) uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise veri analizi programı kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. Araştırmada ulaşılan nicel sonuçlara göre, ön test puanları kontrol altına alındığında, deney grubundaki öğrencilerin Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği ve Demokratik Tutum Ölçeği son test puanlarının, kontrol grubuna kıyasla deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Bu anlamlı fark, her iki ölçeğin tüm alt boyutlarında da gözlenmiştir. Yapılan uygulamada, deney ve kontrol gruplarının son test puanları kontrol altına alındığında, kalıcılık puanlarının korunduğu ancak kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Araştırmanın nitel sonuçlarına göre ise, deney grubundaki öğrencilerin neredeyse tamamı, çocuklarla felsefe uygulamalarını sevdiklerini, uygulamanın devam etmesini istediklerini ifade etmişlerdir. Araştırmada öğrencilerin ifadelerinden elde edilen diğer nitel sonuçlarda eleştirel düşünme eğilimleri ve demokratik tutuma ait alt boyutları destekleyen kod ve temalara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına dayanarak ilkokul düzeyindeki programlara çocuklarla felsefe etkinliklerinin dahil edilmesi gerektiği önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuklarla felsefe, eleştirel düşünme, demokratik tutum
Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlilik algılarının incelenmesi
Bu araştırmada; sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Şanlıurfa ilinde resmi ilkokullarda görev yapan 507 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gür-Erdoğan ve Arsal (2016) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği (YBÖEÖ)" ile Şad ve Demir'in (2015) geliştirdiği "Sınıf Öğretmenleri İçin Bilgisayar ve İnternet Özyeterlilik Algısı Ölçeği" ve öğretmenlerin demografik özelliklerinin belirlenmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için elde edilen puanların çarpıklık (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) değerlerine bakılmıştır. Araştırma sonucu ile elde edilen veriler, SPSS 22.0 programına girilerek istatistik analizleri yapılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t–testi, ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri alt boyutlar ve ölçek toplamından elde edilen aritmetik ortalamalar incelendiğinde, sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin bilgisayar ve internet kullanımı özyeterliklerini kısmen yapabilirim ile yapabileceğimden kesinlikle eminim düzeyleri arasında algıladıkları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinde cinsiyet, mesleki kıdem ve öğrenim düzeyi değişkenkerine göre bir farklılık olmadığı görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlik algısı cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenler lehine anlamlı farklılık gösterdiği, öğrenim düzeyi değişkenine göre lisansüstü mezunu öğretmenler lehine anlamlı farklılık gösterdiği, mesleki kıdem değişkenine göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlik algısı arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmeni, Yaşam boyu öğrenme eğilimi, Bilgisayar özyeterlik algısı, İnternet özyeterlik algısı.
Çocuk hakları perspektifinden ilkokullarda akran zorbalığı
Bu araştırmada, çocukların haklarına yönelik olarak bilinç düzeyleri ile akran zorbalığında zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Adana ili Sarıçam ilçesinde 2023-2024 eğitim öğretim yılı 2. döneminde ilkokul 4. sınıfta öğrenime devam eden 210'u kız ve 213'ü erkek olmak üzere 423 öğrenci katılmıştır. Aşamalı örnekleme yönteminin kullanıldığı araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Akran Zorbalığı-Çocuk Formu" ve "Çocuk Hakları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans analizi Mann-Whitney-U ve Kruskall Wallis-H testleri kullanılmış, çocuk hakları ve akran zorbalığı ilişkisi için "Spearman Sıra Farkları Korealasyonu" hesaplanmıştır. Tüm testlerde p<.05 anlamlılık düzeyi aranmış, sadece çocuk hakları ve akran zorbalığı ilişkisinde p<.01 anlamlılık düzeyi ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin zorbalığa maruz kalma davranışlarında cinsiyete göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Çocukların haklarına yönelik bilinç düzeylerinde ise anne öğrenim durumu ve baba çalışma durumu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Öğrencilerin çocuk haklarına yönelik bilinç düzeylerinin tüm alt boyutlarıyla birlikte akran zorbalığına maruz kalma ve zorbalık yapma durumları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Zorba ve mağdurların, çocuk haklarına yönelik bilinç düzeylerinde farklılık görülmemiştir. Anahtar kelimeler: Akran zorbalığı, çocuk hakları, ilkokul.
Mobil oyunlaştırma destekli matematik öğretiminin ilkokul öğrencilerinin akademik başarıları, başarı duyguları ve motivasyonlarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, mobil oyunlaştırma destekli matematik öğretiminin ilkokul öğrencilerinin akademik başarıları, başarı duyguları ve motivasyonlarına etkisinin incelenmesidir. Çalışma, karma yöntem desenlerinden içe içe karma desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın nicel kısmında öntest-sontest eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada bir deney grubu, iki kontrol grubu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Karaköprü ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan ilkokul ikinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında deney grubunda 34, kontrol grubu 1'de 28, kontrol grubu 2'de 34 öğrenci yer almıştır. Araştırmada nicel verileri toplamak amacıyla "Akademik Başarı Testi", "Ergenlik Öncesi Öğrencilerin Matematiğe Yönelik Başarı Duyguları Ölçeği" ve "İlkokul Öğrencileri Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesinde tüm gruplara bu veri toplama araçları uygulanmıştır. Yedi haftalık deneysel uygulama sürecinde, deney grubuna mobil oyunlaştırma destekli öğretim uygulanırken kontrol gruplarında mevcut öğretim programına bağlı kalınmıştır. Deney grubu ve kontrol grubu 1'deki çalışmalar araştırmacı tarafından, kontrol grubu 2'deki çalışmalar ise kendi sınıf öğretmenleri tarafından yürütülmüştür. Deneysel süreç tamamlandıktan hemen sonra aynı veri toplama araçları sontest olarak deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Deneysel sürecin tamamlanmasından dört hafta sonra ise aynı veri toplama araçları kalıcılık testi olarak gruplara uygulanmıştır. Araştırmada nitel verileri toplamak amacıyla deneysel sürecin bitiminde deney grubu öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Nicel veriler, SPSS yazılımı aracılığıyla ANOVA ve Kruskal-Wallis testi ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada mobil oyunlaştırma destekli matematik öğretiminin, öğrencilerin akademik başarıları üzerinde mevcut programın öngördüğü öğretime göre daha etkili olduğu ancak akademik başarılarının kalıcılığı açısından mevcut programın öngördüğü öğretim kadar etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mobil oyunlaştırma destekli matematik öğretiminin öğrencilerin başarı duyguları, başarı duygularının kalıcılığı, motivasyonları ve motivasyonlarının kalıcılığı üzerinde mevcut programın öngördüğü öğretime göre daha etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenciler, mobil oyunlaştırma destekli öğretiminin öğrenmeyi kolaylaştırdığını, konuyu daha iyi anlamalarını sağladığını, öğrenmeyi pekiştirdiğini ve öğrenme kaygılarını azalttığını belirtmiştir. Ayrıca bu yaklaşımın konuyu anlayabileceklerine ve başarılı olabileceklerine ilişkin inançlarını geliştirdiğini, kendilerini heyecanlandırdığını, kendilerinde çalışma isteği oluşturduğunu ve matematik dersini sevdirdiğini belirtmiştir.
Rıfat Ilgaz'ın çocuk romanlarındaki söz varlığının Türkçe dersi kazanımlarına uygunluğunun değerlendirilmesi
Rıfat Ilgaz, Türk Edebiyatı'nda önemli bir yere sahiptir. Çocuklara yönelik kaleme aldığı eserlerle de dikkat çekmektedir. Kitaplarının baskı sayısı dikkate alındığında hatırı sayılır bir okuyucu kitlesine ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmada, Rıfat Ilgaz'ın çocuk romanlarındaki söz varlığının Türkçe dersi kazanımlarına uygunluğunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak tasarlanmıştır. Nitel araştırma kapsamında yapılan bu çalışmada doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Bu çerçevede yazarın "Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Macera Peşinde (Sigara Kaçakçısı), Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet, Bacaksız Tatil Köyünde, Kumdan Betona, Küçükçekmece Okyanusu, Cankurtaran Yılmaz, Öksüz Civciv, Halime Kaptan" isimli eserleri söz varlığı unsurları açısından incelenmiştir. Söz varlığı unsurları kapsamında; atasözleri, deyimler, ikilemeler, özdeyişler, kalıp sözler, yansıma ve yöresel sözcükler ele alınmıştır. Bu söz varlıkları sıklıklarıyla birlikte tablolar halinde bulgular kısmında gösterilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda eserlerde en çok tespit edilen söz varlığı unsurlarının ikileme ve deyimler olduğu görülmüştür. Atasözleri ise bazı eserlerde tespit edilmiş, bazı eserlerde hiç yer almamıştır. Bunların yanı sıra eserlerde en az tespit edilen söz varlığı unsuru ise özdeyişlerdir. Yazarın romanları Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda ilkokul sınıf düzeylerinde yer alan öğrenme çıktılarından sadece atasözü ve deyimler kazanımlarına göre 3 ve 4. Sınıflar için uygundur. İncelenen eserler deyimlerin kullanım ve çeşitliliği bakımından ilgili kazanımı karşılamaktadır. Fakat atasözleri açısından yetersiz kalmaktadır. Eserlerde tespit edilen diğer söz varlığı unsurlarından çocukların dil hazinesinin gelişimi amacıyla Türkçe derslerinde faydalanılabilir. Ayrıca bu söz varlığı ögeleri, zenginleştirilmiş öğretim yöntemleri aracılığıyla I. Kademe öğrencilerinin Türkçe eğitimine katkı sağlayabilir. Anahtar kelimeler: Rıfat Ilgaz, çocuk edebiyatı, çocuk romanları, türkçe söz varlığı, kazanımlar.
İlkokulda öğrenim gören Suriyeli öğrencilerin okuma yazma becerileri üzerine bir hata analizi
Bu araştırmada, ilkokulda öğrenim gören Suriyeli öğrencilerin yaptıkları okuma ve yazma hataları ile bu öğrencilerin okuma yazma hatalarına dair öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına örnek teşkil eden araştırmanın çalışma grubunu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla seçilen 2021-2022 eğitim öğretim yılında Adana ilindeki bir ilkokulda 1. sınıfta öğrenim gören Suriyeli 50 birinci sınıf öğrencisi ile 1. sınıf kademesinde görevli yedi öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada doküman incelemesi, görüşme ve kontrol listesi aracılığıyla toplanan veriler, nitel içerik analizi ile çözümlenmiş ve "Yazma Hataları Formu" ile "Sesli Okuma Hataları Formu" doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Öğretmen görüşlerinin analizinde MaxQda 2020 programından yararlanılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda aşağıdaki bulgular elde edilmiştir: Çalışma grubundaki öğrenciler tarafından en fazla yapılan yazma hataları; harflerin uzantısını kısa/uzun yapma, kelimedeki harflerin bir veya birkaçını eksik yazma, kelimeye bir veya birkaç harf ekleyerek yazma, kelimedeki harfin yerine başka bir harf yazma, noktalama işaretlerini uygun yerde kullanmama, satıra yanlış yerden başlayarak yazma ve satır sonunda uygun boşluk bırakmama hataları olmuştur. Çalışma grubundaki öğrenciler tarafından en fazla yapılan sesli okuma hataları; vurguya dikkat etmeden okuma ve noktalama kurallarına dikkat etmeden okuma, heceyi tekrar okuma, sesleri yanlış telaffuz etme ve sesleri uzatarak okuma hataları olmuştur. Araştırmamızda "sesleri farklı okuma" hatasında en fazla hata yapılan sesler "u-ü", "o-ö", "p-b", "b-d", "ı-i", ve "ğ-g,h" sesleri olmuştur. Öğretmen görüşleri incelendiğinde, çalışma grubundaki öğretmenlerin en fazla ifade ettiği yazma hatası, kelimedeki harfleri eksik yazmadır. Öğretmenler, yazma hatalarının kaynağına ilişkin, en fazla öğrencilerin Türkçe bilmemesi görüşünü belirtmişlerdir. Öğretmenlerin en fazla ifade ettiği, sesli okuma hatası, sesleri telaffuz edememedir. Öğretmenler sesli okuma hatalarının kaynağına ilişkin sebeplerin en fazla okuduğunu anlamama ve evde Türkçe ile karşılaşmama olduğunu düşünmektedirler. Öğretmenler Suriyeli öğrencilerinin yaptıkları okuma ve yazma hatalarının eğitim öğretim sürecine etkisine ilişkin olarak derslerde yavaş ilerleme, öğrencilerin dikkatlerinin çabuk dağılması, Suriyeli öğrencilere daha çok vakit ayırma ve Türkçe dersine daha çok vakit ayırma olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenler hataları düzeltmek için en fazla birebir ilgi gösterme yoluna başvurduklarını söylemişlerdir. Öğretmenler hataların azalması için yapılması gerekenlere ilişkin olarak en fazla öğrencilere okula başlamadan dil eğitimi verilmesi, ailelerin eğitilmesi, aile katılımının arttırılması ve Türkçe öğrenme motivasyonlarının arttırılması gerektiğini vurgulamışlardır. Anahtar Kelimeler: İlkokuma yazma öğretimi, Suriyeli öğrenciler, hata analizi, yazma hataları, okuma hataları
Sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine ilişkin öz yeterlikleri ve yaratıcılığı destekleme düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine ilişkin öz yeterlikleri ve yaratıcılığı destekleme düzeylerinin incelenmesidir. Çalışma evreni Osmaniye'de görev yapmakta olan sınıf öğretmenleridir. Araştırmanın örneklemi 2023-2024 eğitim öğretim yılı içinde Osmaniye ili ve ilçelerinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî okullarda görevli basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiş 543 gönüllü sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler Tortop (2014) tarafından geliştirilen "Üstün Yetenekliler Eğitimine İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği", Dikici (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan "Yaratıcılığı Destekleyen İlköğretim Öğretmenleri İndeksi Ölçeği" ve araştırmaya katılanların demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans ve yüzde değerleri, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine ilişkin öz yeterliklerinin; eğitim düzeyi yüksek olan, resim veya müzik yeteneğine sahip olan, üstün yetenekli konusunda eğitim alan, BİLSEM öğrencisine sahip olan ve destek odasında eğitim veren öğretmenler lehine ölçeğin tüm boyutlarında anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öz yeterliklerinin görev yeri ve sınıfta bulunan öğrenci sayısı bakımından anlamlı düzeyde farklılık oluşturmadığı bulunmuştır. Öğretmenlerin öz yeterlikleri cinsiyet değişkenine göre mentörlük (rehberlik) ve uygun kişilik özellik alt boyutlarında erkek öğretmenler lehine, medeni durum değişkenine göre ise sorumluluk alt boyutunda bekâr öğretmenler lehine anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine ilişkin öz yeterlikleri 1. derece akrabalarından birinin üstün yetenek tanısı almış olanlar, okullarında destek eğitim odası kursu açılanlar, daha önce BİLSEM'e aday gösterenler lehine ölçeğin bazı boyutlarında anlamlı düzeyde farklılık oluşturmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilere ilişkin öz yeterlikleri ile yaş ve mesleki kıdem değişkenleri arasında sadece mentörlük alt boyutunda, BİLSEM'e aday gösterilen öğrenci sayısı değişkeni bakımından ölçeğin sorumluluk alt boyutu haricindeki tüm boyutlarda pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaratıcılığı destekleme düzeyleri ile cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, görev yeri, 1. derece akrabasının üstün yetenek tanısı alması, daha önce BİLSEM'e aday gösterme, sınıftaki öğrenci sayısı ve BİLSEM'e aday gösterilen öğrenci sayısı değişkenleri arasında anlamlı düzeyde herhangi bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin yaratıcılığı destekleme düzeylerinin BİLSEM öğrencisine sahip olma değişkenine göre sadece ölçeğin toplamında sınıfında BİLSEM öğrencisi bulunan öğretmenler lehine, destek odasında eğitim verme değişkenine göre ölçeğin bağımsızlık ve değerlendirme alt boyutlarında destek odasında eğitim veren öğretmenler lehine anlamlı düzeyde farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaratıcılığı destekleme düzeyleri ile yaş ve mesleki kıdem değişkenleri arasında bağımsızlık, bütünleştirme, yargılama, sorgulama ve ölçeğin toplamında negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin yaratıcılığı destekleme düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine ilişkin öz yeterlikleri ölçeklerinin alt boyutları arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda öğretmenlerin öz yeterliklerinin yaklaşık % 21'inin yaratıcılığı destekleme düzeyleri tarafından açıklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular tartışılmış ve sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Üstün yetenekli öğrenciler, sınıf öğretmenleri, öz yeterlik, yaratıcılık.
Eğitsel mobil oyunu ile desteklenmiş matematik öğretiminin 4. sınıf öğrencilerin matematik başarısı, tutumu ve motivasyonuna etkisi
Bu çalışma, mobil matematik oyunlarının öğrencilerin matematik başarısı, tutumu ve motivasyonu üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa Suruç ilçesindeki iki ayrı devlet okulundaki ilkokul 4. sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, 25 deney ve 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 öğrenci ile yürütülmüştür. Deney grubuna 6 hafta boyunca mobil oyun destekli matematik eğitimi verilmiştir, kontrol grubu ise mevcut yöntemle eğitime devam etmiştir. Araştırmanın verileri matematik tutum ölçeği, motivasyon ölçeği ve matematik başarı testi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 programı kullanılmış Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, mobil matematik oyunu kullanılan deney grubunda, matematik başarılarında artış, matematik tutumunda olumlu değişiklik ve içsel motivasyonda artış gözlemlenmiştir. Ayrıca, dışsal ve motivasyonsuzluk düzeylerinde azalma tespit edilmiştir. Kontrol grubunda ise mevcut yöntemle devam eden öğrencilerin matematik başarılarında azalma görülürken, matematik tutumunda değişiklik olmamış ve dışsal motivasyonlarında anlamlı bir artış tespit edilmiştir. Bu araştırma, eğitsel mobil matematik oyunlarının öğrencilerin matematik öğrenme süreçlerini ve motivasyonlarını olumlu yönde etkileyebileceğini vurgulamaktadır. Mobil teknoloji temelli eğitim yöntemlerinin matematik eğitimindeki potansiyelini anlamak için daha kapsamlı araştırmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Mobil öğrenme, ilkokul, matematik öğretimi, motivasyon, tutum
İlkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi dersinde öğrencilerin problem çözme ve karar verme becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması
Bu araştırmanın amacı ilkokul üçüncü sınıf Hayat Bilgisi dersinde öğrencilerin problem çözme (PÇ) ve karar verme (KV) becerilerini geliştirmek ve bu gelişim sürecini incelemektir. Araştırmada eylem araştırması modeli uygulanmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Örneklem ölçütleri, okul müdürünün, sınıf öğretmeninin ve öğrencilerin araştırmaya katılmaya istekli olmaları ve kamera, ses kaydı vb. cihazların kullanılmasına izin vermeleri ve öğrencilerin PÇ ve KV becerilerinde eksiklik bulunması olarak belirlenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Gaziantep ilinde bulunan bir ilkokulda, üçüncü sınıfta öğrenim gören 22 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma verilerine, nitel ve nicel veri toplama araçları aracılığı ile ulaşılmıştır. Nitel veri toplama araçları, video kayıtları, çalışma kağıtları, araştırmacı ve öğrenci günlükleri, yarı yapılandırılmış görüşme formlarıdır. Nicel veri toplama araçları, Aydoğan, Ömeroğlu, Büyüköztürk ve Özyürek (2012) tarafından geliştirilen Problem Çözme Becerileri Ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen Günlük Yaşam Durumlarında Karar Verme Becerileri (GYD-KVB) Formu ve Dereceli Puanlama Anahtarıdır. Eylem araştırmasının uygulama süreci, toplam sekiz hafta ve 23 ders saatini kapsayan dört eylem döngüsü ile tamamlanmıştır. Uygulama süreci başlamadan önce sınıf öğretmeni görüşleri, Problem Çözme Becerileri Ölçeği ve GYD-KVB Formu ve Dereceli Puanlama Anahtarı aracılığıyla öğrencilerin PÇ ve KV becerilerinin mevcut durumu incelenmiştir. Buna göre öğrencilerin çoğunun problem çözme becerilerinin ortalamanın altında olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin karar verme becerilerinin ise, karar verme durumunun belirlenmesi, seçeneklerle ilgili bilgilere ulaşmak için farklı kaynaklardan yararlanılması, kararın gerekçesinin belirtilmesi ve kararın uygulanması için plan yapılması boyutlarında orta ve düşük düzeyde oldukları belirlenmiştir. Uygulama sürecinde öğrencilerin PÇ ve KV becerilerindeki gelişimin ve eğitim öğretim sürecinde ortaya çıkan sorunların belirlenmesi amacıyla her dersin video kayıtları ve bazı derslerde kullanılan çalışma kağıtları incelenmiştir. Ayrıca her dersin sonunda Sınıf Öğretmeni Görüşme Formu (Yapılan Uygulamaların Değerlendirilmesi) uygulanmış ve araştırmacı günlüğü yazılmıştır. Uygulamalara yönelik öğrenci görüşlerinin belirlenmesi amacıyla her ders sonrasında öğrenci günlükleri yazılmış ve her eylem döngüsü sonunda Odak Grup Görüşme Formu uygulanmıştır. Araştırmanın uygulama süreci tamamlandıktan sonra öğrencilerin PÇ ve KV becerilerindeki değişimin belirlenmesi amacıyla nicel veri toplama araçları tekrar uygulanmıştır. Nitel veri toplama araçlarından elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Güvenirliği sağlamak amacıyla veriler araştırmacı ve bir uzman tarafından kodlanmış ve kodlar karşılaştırılarak fikir birliğine ulaşılmıştır. Nicel veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistik ve t-testi kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin Problem Çözme Becerileri Ölçeği'nden aldıkları puanlar yüzdelik norm değerlerine göre yorumlanmıştır. Geçerlik ve güvenirliğin sağlanması amacıyla GYD-KVB Formu'na yönelik verilen öğrenci cevapları, dereceli puanlama anahtarı aracılığıyla iki puanlayıcı tarafından puanlanmıştır. Puanlayıcılar arası uyumun belirlenmesi amacıyla korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonunda, öğrencilerin problem ve karar verme durumlarını tanımlamada, farklı çözüm yolları ve seçenekleri oluşturmada, önceden belirlenen ölçütlere uygun karar vermede ve bu kararlarının gerekçelerini açıklamada, problem ve karar verme durumlarına yönelik farklı kaynaklardan bilgi toplamada zorlandıkları belirlenmiştir. Bununla birlikte, öğrencilerin yazı yazma, resim yapma ve etkinlik günlüğünü doldurmada isteksiz olmaları, yönergelerin anlaşılmaması, ders saatinin yetersiz olması ve uzman daveti etkinliğinde öğrencilerin derse odaklanamaması gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunlara yönelik eğitsel oyun, sesli düşünme, beyin fırtınası ve drama yöntem ve tekniklerden; animasyon, görseller, kırmızı yeşil ifade kartları ve bulmaca gibi materyallerden ve mizahtan yararlanılabileceği belirlenmiştir. Gerçekleştirilen uygulamalar ile öğrencilerin PÇ ve KV becerilerinde gelişme olduğu gözlenmiştir. Nicel veri toplama araçlarından elde edilen bulgular da, öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrasında PÇ ve KV becerilerinde, uygulama sonrası lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte öğrencilerin, yapılan uygulamalara yönelik çoğunlukla olumlu yönde görüşe sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırma sonunda, elde edilen bulgular dikkate alınarak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Türkçe dersinde animasyon kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin hikayeyi anlama düzeylerine etkisi
Bu yarı deneysel araştırmanın genel amacı, İlkokul 4. Sınıf Türkçe Ders kitabında (MEB) bulunan metinler çerçevesinde seslendirmeli animasyon ve altyazılı animasyon temelli öğretim etkinliklerinin öğrencilerin hikayeyi anlama düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim 1. Yarıyılında Gaziantep İli Şahinbey İlçesinde bulunan bir devlet ilkokulunda İlkokulu'nda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney-1 grubunda dersler seslendirme ve animasyon temelli öğretim uygulamaları, deney-2 grubunda altyazılı animasyon temelli öğretim uygulamasıyla yürütülmüştür. Kontrol-1 ve kontrol-2 gruplarındaki öğretim uygulamaları aynı hikayelerin mevcut öğretim programındaki etkinlikler yoluyla öğretimi şeklinde yürütülmüştür. Deney gruplarında toplam 50, Kontrol gruplarında toplam 50 öğrenci yer almıştır. Tüm öğrenciler için deney süreci, kendi dersliklerinde yürütülmüştür. Dersler kontrol-2 grubunda sınıf öğretmeni tarafından yapılmış kontrol-1 grubunda araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Araştırma verilerinin analizlerinde, varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonunda deney grubu ile kontrol grubunun hikayeyi anlama düzeyleri başarı testi (HADbt) bakımından tüm metinler için deney grupları lehine anlamlı farklılık saptanmıştır. Gruplar arasında cinsiyete dayalı akademik hikayeyi anlama düzeyi başarı testi arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Araştırma neticesinde, öğrencilerin hikayeleri anlama düzeylerini artırmak için çoklu ortam animasyon temelli öğretim sürecinin yürütülmesinin olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Animasyon, hikaye, hikayeyi anlama.
Sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri öz yeterlik algıları ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri öz yeterlik algılarını, uzaktan eğitime karşı tutumlarını, bu değişkenlerin birbirleri arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkiyi yordama durumlarını incelemektir. Ayrıca bu araştırmada incelenen bu iki değişkenin cinsiyet, yaş, deneyim, okutulan sınıf, bilişim teknolojileri ile ilgili hizmet içi eğitim alma durumu ve uzaktan eğitim ile ilgili hizmet içi eğitim alma durumu değişkenlerine göre anlamlı ölçüde farklılık gösterip göstermediği incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma evreni, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Adana ilinde 4 merkez ilçe olan Seyhan, Çukurova, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerine bağlı devlet okullarında görev yapmakta olan sınıf öğretmenleridir. Araştırmanın örneklemi, seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yoluyla seçilen Adana ilinin belirtilen dört merkez ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinden, çalışmaya katılmaya gönüllü olan ve uzaktan eğitim-öğretim faaliyetlerinde bulunan 372 sınıf öğretmenidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Öğretmenlerin Bilişim Teknolojileri Öz Yeterlik Algıları Ölçeği" ve "Öğretmenlerin Uzaktan Eğitime Karşı Olan Tutumları Ölçeği" kullanılmıştır. SPSS 26 versiyonu kullanılarak tanımlayıcı istatistiksel analiz, normal dağılım gösteren gruplarda Bağımsız Gruplar T-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmış, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırmanın iki temel değişkeni olan bilişim teknolojileri öz yeterlik algısı ve uzaktan eğitime karşı tutumun yanı sıra birçok farklı alt değişkenler de incelenmiş elde edilen sonuçlar çalışmada sunulmuştur. Araştırmanın sonucuna göre sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri öz yeterlik algıları yüksek, uzaktan eğitime karşı tutumları ise düşük düzeyde belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri öz yeterlik algıları ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında olumlu yönde zayıf ve doğrusal bir ilişki tespit edilmiş ayrıca algılarının tutumları ile ilgili belirgin bir yordayıcılık rolü saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmeni, bilişim teknolojileri, uzaktan eğitim, öz yeterlik, tutum.