
1,169
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bitki gelişimini teşvik eden bakteri uygulamalarının bakla (Vicia faba L.) bitkisinin ilk gelişim dönemindeki etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma bitki gelişimini teşvik eden bakteri uygulamalarının bakla bitkisinin ilk gelişim dönemindeki etkilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Deneme Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü laboratuvarında bitki yetiştirme kabininde yürütülmüştür. Deneme kurulan laboratuvarın sıcaklığı 25±3 °C de sabit tutulmuştur. Deneme sonuçlanana kadar bitkiler 16 saat karanlık, 8 saat aydınlık ortama maruz bırakılmıştır. Çalışmada Salkım, Kıtık, Tugay ve Filiz çeşitleri kullanılmıştır. Bitki gelişimini teşvik eden bakteri olarak 3 farklı asimbiyotik bakteri suşu ve bunların 3'lü kombinasyonu; simbiyotik bakteri olarak Rhizobium leguminosarum bakterisi kullanılmıştır. Deneme tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Denemede çıkış oranı, çıkış indeksi, ortalama çıkış süresi, çıkış uniformitesi, gövde kalınlığı, gövde uzunluğu, kök kalınlığı, kök uzunluğu, gövde yaş ağırlığı, gövde kuru ağırlığı, kök yaş ağırlığı, kök kuru ağırlığı, gövde yaş/kök yaş oranı, gövde kuru/kök kuru oranı ve klorofil içeriği gibi özellikler incelenmiştir. Çalışmanın sonucuna göre bakteri uygulamalarında Rhizobium leguminosarum bakterisi, çeşitlerde ise Tugay çeşidi öne çıkmıştır.
F4 generasyonundaki bezelye hatlarının tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Dünyada en çok üretilen dördüncü baklagil olan bezelyede hastalıklar verim kaybına neden olan faktörlerdendir. Hastalıklara toleranslı çeşit geliştirilmesi suretiyle bezelye protein ihtiyacının karşılanmasında sürdürülebilir tarıma imkan sunmaktadır. Bu sebeple, melezlenmiş ve teksel seleksiyonla F4 generasyonuna getirilmiş olan 24 bezelye hattı ve 6 kontrol varyetesi 2016 yılında Konya'da tarla şartlarında Augmented deneme desenine göre 3 tekerrürlü olup, her tekerrürde 6 kontrol olacak şekilde planlanması yapılmıştır. Genotipler içerisinde ise bitki başına en fazla bakla sayısı 11.35 adet ile G1 kodlu 10-1 hattından elde edilmiştir. G11 kodlu 12-1 hat ise tohum verimi (229,93 kg da-1) açısından en yüksek değerlere sahip olduğu ifade edilebilir. Ayrıca çalışmamızda, tarla şartlarında doğal olarak gelişen virüs ve külleme semptom varlığı gösterenler skor 1 hasta olarak, göstermeyenler ise skor 3 sağlıklı olarak belirlenmiş ve bu etmenlerin varlığında genotiplerin gösterdikleri toleransı belirlemek amacıyla path analizi yapılmıştır. Path analizi sonucunda bitki boyu, bakla genişliği ve bakla yüksekliğinin virüs ve külleme etmeni varlığı ile ilişkili olduğu ifade edilebilir. Ayrıca bu beş özellik kullanılarak yapılan kümeleme analizi sonucunda 24 hat ve 6 kontrol varyete dört gruba ayrılmıştır. Birinci grup olan hassas içindeki en toleranslı genotipler G11 (12-1) ve G9(4) hatları ön plana çıkmıştır. İkinci grup olan iki patojen etmenine karşı toleranslı olan ise G10 (208) genotipidir. Üçüncü grupta külleme hastalığına toleranslı tipler yer almakta olup G1 (10-1), G2 (15) ve G18 (10-1 Özel S) genotipleri ön plana çıkmaktadır. En toleranslı genotiplerden oluşan son grupta ise G12 kodlu 10-1 Özel genotipi en verimli tip olarak belirlenmiştir. Çalışmamızın sonucunda ön plana çıkan bu yedi genotip ile hastalıklara yüksek tolerans gösteren ve tane verimi yüksek olan çeşitlerin geliştirilmesinde gen kaynağı olarak kullanabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Augmented deneme deseni, bitki ıslahı, Pisum sativum ssp. arvense, seleksiyon, verim
Tescile aday ayçiçeği ıslah genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma; 2022 yılında sitoplazmik erkek kısır ve restorer hatlar ile elde edilen ayçiçeği genotiplerinin morfolojik özelliklerin belirlenmesi, bölge açısında üstün verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla Edirne koşullarında 2023 yılında yürütülmüştür. Deneme; tohum miktarının az olması sebebiyle augmented deneme desenine göre 4 blok ve her blok 15 sıra olacak şekilde kurulmuştur. Araştırmada, Türkiye'nin ilk tohumculuk şirketlerinden biri olan Beta Ziraat ve Tic. A.Ş'nin TÜBİTAK ve TAGEM Ar-Ge projelerinden elde ettiği yarı yol materyalleri kullanılmıştır. 2022 yılında yapılan melezlemelerde elde edilen farklı kademelerdeki 17 sitoplazmik erkek kısır hat (cms) ve 38 baba (restorer) hat kullanılarak 40 adet test hibriti elde edilmiştir. Ayrıca bölge ekolojik koşullarına uygun 5 kontrol çeşidi (P64LP130, TR2242, P63MM54, LG5485 ve LG50521) kullanılmıştır. Denemede %50 çiçeklenme gün sayısı, tabla merkezinde tohum bağlama, bitki boyu (cm), tabla çapı (cm), sap kalınlığı (cm), bin tane ağırlığı (g), tohum verimi (kg/da), yağ oranı (%) ve yağ verimi (kg/da) özellikleri incelenmiştir. Ayrıca melez bitkilerin (F1) heterosis ve heterobeltiosis değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre melezlerin %50 çiçeklenme gün sayısı 56-63 gün, tabla merkezinde tohum bağlama değeri 2-4, bitki boyu 128,67-184,33 cm, tabla çapı 10,67-22 cm, sap kalınlığı 15,33-32 cm, 1000 tohum ağırlığı 35,02-79,15 g, tohum verimi 89,90-459,26 kg/da, yağ oranı %34,69-45,31 ve yağ verimi 37,31-189,90 kg/da arasında bulunmuştur. Elde edilen heterosis değerleri bitki boyu %2,96 ile %59,87, tabla çapı %-28,89 ile %100, sap kalınlığı %-40,26 ile %42,61, 1000 tohum ağırlığı %-24,40 ile %77,13, tohum verimi %-14,23 ile %595,26, yağ oranı %-7,69 ile %13,42, yağ verimi %-18,85 ile %567,96 arasında ve heterobeltiosis değerleri bitki boyu%-8,96 ile %51,27, tabla çapı%-31,91 ile %93,94, sap kalınlığı%-43,21 ile 34,43, 1000 tohum ağırlığı %-42,2 ile %53,93, tohum verimi %-34,19 ile %463,85, yağ oranı %-16,02 ile %9,71 ve yağ verimi %-32,69 ile %314,87 arasında hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, yapılan gözlemler, analizler ve hesaplamalara dayanarak kontrol çeşitlerinden üstün verim ve kalite özelliklerine sahip melez bitkiler makro verim denemeleri için seçilmiştir. Ek olarak heterosis ve heterobeltiosis hesaplamaları ile üstün ana ve baba hatlar seçilmiş yeni kombinasyonlar oluşturmak için belirlenmiştir.
Atdişi mısır (zea mays indentata sturt.) hatlarından elde edilen bazı melez genotiplerin tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Mısır ülkemizde ve dünyada üretimi ve tüketimi her geçen gün artan kültür bitkilerinden biridir. Türkiye'de üretilen miktar, bazı yıllar ihtiyacı karşılamadığından dışarıdan mısır ithal edilmektedir. Bu nedenle ülkemizde mısır üretiminin artırılması gerekmektedir. Bu çalışma, kendilenmiş atdişi mısır hatlarından elde edilen bazı F1 tek melez genotiplerin verim, verim unsurları ile bazı morfolojik ve fenolojik özelliklerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Konya ekolojik koşullarında 2024 vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Araştırmada 25 melez genotip (F1) ve beş ticari çeşit olmak üzere toplam 30 melez atdişi mısır genotipi kullanılmıştır. Deneme, Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Ekim, 26 Nisan 2024 tarihinde yapılmıştır. Araştırmada tepe püskülü çıkış süresi, bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, bitkide koçan sayısı, koçan uzunluğu, koçan çapı, koçanda tane sayısı, bin tane ağırlığı, tek koçan verimi ve tane verimi özellikleri incelenmiştir. Çalışmada bitki başına koçan sayısı hariç incelenen tüm özellikler bakımından genotipler arasında, istatistiki olarak önemli farklar bulunmuştur. Çalışmada en yüksek tane verimine 1560.0 kg/da ile P0937 standart çeşidi sahip olurken, en düşük tane verimi 861.5 kg/da ile 1046 kodlu genotipten elde edilmiştir. Standart çeşitlerin ortalama verimi 1381.5 kg/da olarak belirlenirken, genotiplerin ortalama verimi ise 1175.9 kg/da olarak tespit edilmiştir. Bununla birlikte, bazı genotipler standart çeşitlerin ortalama veriminin üzerinde performans göstermişlerdir. 1498.6 ve 1474.6 kg/da tane verimi veren 1075 ve 1074 nolu genotipler, P0937 çeşidi hariç diğer dört ticari çeşitten daha yüksek verim vermişlerdir. Elde edilen sonuçlara göre, 1075 ve 1074 kodlu genotiplerin Konya ekolojik koşullarında ümit verici genotipler olduğu söylenebilir. Daha güvenilir sonuçlar elde etmek ve sağlıklı önerilerde bulunabilmek için çalışmanın birkaç yıl veya aynı yıl farklı lokasyonlarda yürütülmesi gerekmektedir.
Fasulyede biostimulantların tane verimi ve bazı tarımsal özellikler üzerine etkileri
Bu çalışma, 2023 ve 2024 yetiştirme sezonlarında Konya koşullarında yürütülmüş olup, Tytanit ve Optymus biostimülantlarının tekli ve kombine uygulamalarının fasulye (Phaseolus vulgaris L.) genotiplerinin tane verimi ve bazı tarımsal özellikleri üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Çalışmanın temel hedefi, biostimülantlara en iyi yanıt veren genotipleri belirleyerek ve bu uygulamaların sürdürülebilir üretimdeki potansiyelini ortaya koymaktır. Araştırma, tesadüf bloklarında bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Üç genotip, PV4GYK, PV12ALB ve PV12AKM ve ile Tytanit® ve Optymus® biostimülantları kullanılmıştır. Çalışmada, 2023 ve 2024 yıllarında üç fasulye genotipinde Tytanit ve Optymus biostimülantlarının etkilerini değerlendirmiştir. Dal sayısı üzerinde uygulamaların istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Bitki boyu, PV4GYK ve PV12AKM genotiplerinde özellikle kombine dozlara karşı yüksek duyarlılık göstermiş, PV12AKM genotipi 2024 yılında 92.66 cm ile en yüksek değere ulaşmıştır. Bakla sayısında en yüksek değer 2023'te PV12AKM genotipinde (45.74 adet) gözlenmiş, baklada tohum sayısı ise 2023'te PV4GYK, 2024'te PV12ALB genotipinde öne çıkmıştır. Yüz tane ağırlığında PV4GYK genotipi her iki yılda da yaklaşık 42 g düzeyiyle en iri taneli materyal olmuştur. Tane veriminde 2023 yılında PV12AKM genotipi 75 ml/da Tytanit +75 ml/da Optymus doz kombinasyonuyla 339.41 kg/da verime ulaşmış, PV4GYK ise aynı yıl 25 ml/da Tytanit dozuyla 277.30 kg/da verim elde etmiştir. 2024 yılında ise PV4GYK genotipi ortalama 262.80 kg/da ile en yüksek verimi sağlamıştır. En yüksek protein verimi 2024'te PV12AKM genotipinde 95.68 kg/da olarak kaydedilmiştir. Genotip × doz etkileşimleri, biostimülantlara verilen yanıtın genotipe özgü olduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar, uygun doz ve genotip kombinasyonlarının verim ve kaliteyi artırmada etkili olabileceğini göstermiştir.
Yeni geliştirilen ayçiçeği hibritlerinde farklı sıra üzeri mesafelerinin verim ve kalite üzerine etkileri
Bu çalışmada; Üniversite-Sanayi İşbirliği Projeleri kapsamında, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Pankobirlik tarafından geliştirilen ve Pankobirlik adına üretim izinleri alınan hibrit ayçiçeği (Helianthus annuus L.) çeşitlerinde farklı sıra üzeri mesafelerin verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Deneme, Konya-Ilgın koşullarında tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme materyali olarak üretim izinli PB ADA N, PB 105 N, PB 250 N ile yeni geliştirilen tescile aday H1024 hibridi ve GİBRALTAR ticari çeşidi yer almıştır. Denemede sabit sıra arası 70 cm ve 15, 20, 25 cm sıra üzeri mesafeler kullanılmıştır. Araştırmada, ana parselleri çeşit, alt parselleri sıra üzeri mesafeler oluşturmuştur. Denemede bitki boyu (cm), gövde çapı (cm), tabla çapı (cm), bin tane ağırlığı (g), tohum verimi (kg/da), yağ oranı (%) ve yağ verimi (kg/da) incelenmiştir. Araştırmada kullanılan çeşitlerin bitki boyları 123.6 cm (PB ADA N) ile 140.6 cm (PB 250 N), gövde çapları 7.7 cm (PB ADA N) ile 8.4 cm (PB 250 N), tabla çapları 18.1 cm (PB ADA N) ile 20.8 cm (PB 105 N), bin dane ağırlığı 83.3 g (PB 205 N-H 1024) ile 102.5 (Gibraltar), tohum verimi 424 kg/da (Gibraltar) ile 454 kg/da (PB ADA N), yağ oranı %37.9 (Gibraltar) ile %46.7 (PB2025 N), yağ verimi 106.7 kg/da (Gibraltar) ile 193.9 kg/da (PB ADA N) arasında değişim göstermiştir. Araştırma sonucuna göre, tohum verimi bakımından çeşitler ve sıra üzeri mesafeler arasında istatistiksel olarak önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Çeşitlerin ortalamasına baktığımızda en yüksek tohum verimi 443 kg/da ile 25 cm sıra üzeri mesafede elde edilmiştir. Sıra üzeri mesafenin ortalamasına baktığımızda en yüksek verim 454 kg ile PB ADA N çeşidinden elde edilmiştir. Sonuç olarak Konya Ilgın koşullarında en uygun ayçiçeği çeşidi PB ADA N ve bitki sıklığı sıra arası 70, sıra üzeri mesafe 25 cm olarak belirlenmiştir.
Aksaray ili aktarlarında satılan ticari tıbbi yağ örneklerinin içerik ve kalite yönünden araştırılması
Bu araştırmada, Aksaray ilindeki aktarlarda satışa sunulan bazı ticari uçucu ve sabit yağ örneklerinin kimyasal içerikleri ve kalite özellikleri belirlenmiştir. Çalışmanın amacı, piyasada bulunan tıbbi yağların bileşimsel çeşitliliğini ve farmakope standartlarına uygunluğunu değerlendirmek; olası tağşiş, kalite farkı ve tüketici güvenliği risklerini ortaya koymaktır. Uçucu yağ grubunda kekik (Origanum spp.), lavanta (Lavandula spp.) ve nane (Mentha spp.) örnekleri; sabit yağ grubunda ise gül (Rosa damascena Mill.), keten tohumu (Linum usitatissimum L.), susam (Sesamum indicum L.), çörekotu (Nigella sativa L.) ve sarı kantaron (Hypericum perforatum L.) yağları değerlendirilmiştir. Analizlerde GC-MS ve GC-FID sistemleri kullanılmış, uçucu yağ bileşenleri için karvakrol, timol, linalool, linalil asetat, mentol ve menton; sabit yağlarda ise oleik, linoleik ve α-linolenik asit gibi majör yağ asitleri tespit edilmiştir. Kekik yağlarında fenolik bileşenlerin (karvakrol, timol) yüksekliği, nane yağlarında mentol ve menton oranlarının farmakopik değerlere uygunluğu, lavanta yağlarında linalool–linalil asetat dengesinin ise kaliteyi belirleyen başlıca parametreler olduğu saptanmıştır. Sabit yağlarda keten tohumu yağının yüksek α-linolenik asit (%42–54) içeriği, susam yağının sesamin ve sesamol bakımından zenginliği, çörekotu yağının timokinon içeriği ve sarı kantaron yağının oleik–linoleik asit profili öne çıkan bulgulardır. Sonuçlar, ticari markalar arasında belirgin bileşim farklılıkları bulunduğunu, bu farklılıkların hammadde, ekolojik koşullar, hasat zamanı, ekstraksiyon tekniği ve depolama süresi gibi faktörlerin bileşkesiyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Bazı yağların farmakopik kriterleri tam olarak karşılamadığı, özellikle uçucu yağlarda menthofuran ve linalool gibi bileşenlerin standart dışı oranlarda bulunduğu belirlenmiştir. Araştırma, Aksaray ili örneğinde ticari tıbbi yağların çok boyutlu kimyasal analizinin yapıldığı ilk çalışmalardan biridir. Elde edilen veriler, hem halk sağlığı hem de sektörel kalite kontrol açısından önemli bilgiler sunmakta, tıbbi yağ ticaretinde standardizasyon ve izlenebilirlik gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu sonuçlar, ileride yürütülecek kalite güvence çalışmalarına ve mevzuat düzenlemelerine bilimsel temel oluşturacak niteliktedir.
Orta anadolu kuru koşullarında potasyum silikat uygulamalarının bazı ekmeklik buğday çeşitlerinin fizyolojik özellikleri ile verim ve verim verim unsurlarına etkisi
Deneme 2024 – 2025 yetiştirme sezonunda "Selçuk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü, Prof. Dr. Abdulkadir AKÇİN Araştırma ve Uygulama İstasyonu, Konya, Türkiye" kuru koşullarında yürütülmüştür. "Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Deseni" ne göre üç tekerrürlü olarak kurulmuş olan denemede, faktör olarak ana parsellerde ekmeklik buğday çeşitleri (Bozkır, İkonya ve Selçuklu 1), alt parsellerde ise uygulamalar [kontrol, %1 K2SiO3 (potasyum silikat), %2 K2SiO3 ve %3 K2SiO3] yer almıştır. Sezon boyunca deneme alanına düşen yağış izlenmiş ve yağışın uzun yıllar ortalamasının altında olduğu kritik dönemlerde toplamda 200 mm su verilmiştir. Denemeye konu her bir parselde morfolojik [başaklanma süresi (gün), bitki boyu (cm), üst boğum uzunluğu (cm)] ve fizyolojik özellikler [fotosentetik verim (Fv Fm-1), stoma iletkenliği (mmol m2s-1), klorofil miktarı (SPAD)] ile verim ve verim unsurları [başak uzunluğu (cm), başakta tane sayısı (adet), başakta tane ağırlığı (g), bin tane ağırlığı (g) ve tane verimi kg da-1] belirlenmiştir. En erken başaklanma süresi İkonya (159.66 gün) çeşidinde, en uzun bitki boyu (61.34 cm) ve üst boğum uzunluğu (11.38 cm) %2 K2SiO3 uygulamasında, en yüksek klorofil miktarı %1 K2SiO3 (54.06 SPAD) uygulamasında en yüksek stoma iletkenliği ise Selçuklu 1 çeşidinin %2 K2SiO3 (32.46 mmol m2s-1) uygulamasında belirlenmiştir. Denemede en yüksek tane verimi İkonya çeşidinin %2 K2SiO3 uygulamasından elde edilmiş (234.33 kg da-1), grubun en düşük değeri ile ise Bozkır çeşidinin %3 K2SiO3 uygulamasında (157.45 kg da-1) karşılaşılmıştır. Potasyum silikat uygulamalarının tane verimini önemli ölçüde arttırdığı görülmüştür (p < 0.05). En yüksek tane verimi değerine %2 K2SiO3 (212.58 kg da-1) uygulamasında ulaşılmıştır. Bitki boyu, ilk boğum uzunluğu, stoma iletkenliği ve tane verimi özelliklerinde %2 K2SiO3 uygulamasından elde edilen bulguların diğer uygulamaların önüne geçtiği görülmüş, K2SiO3 uygulamasının yağış toplamının düşük olduğu bölgelerde kuraklığa toleransı teşvik edecek alternatif yaklaşımlardan olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Yem bitkisi karışımlarına organik kükürtle gübrelemenin etkileri
Çayır ve meralar, çiftlik hayvanlarının temel kaba yem kaynağı olmalarının yanı sıra, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirliği, yaban hayatının vazgeçilmez unsuru olmaları, canlı çeşitliliği ve genetik kaynak oluşturmaları ile farklı kullanım alanlarına hizmet etmeleri gibi çok sayıda ekolojik işlevi üstlenmiş doğal bitki örtüleridir. Bu işlevlerin başında, en önemli özellikleri olan kaba yem kaynağı olma rolleri gelmiştir. Çayır ve meralar özellikle yeşil oldukları dönemde nitelikli yem üretmişlerdir. Tür çeşitliliğinin fazlalığı, hayvanların dengeli beslenmelerine katkı sağlamıştır. Bu kadar önemli olmalarına rağmen, Türkiye'de meraların "orta malı" statüsünde olmaları, onların gerekli bakım ve ıslah çalışmaları yapılmadan kullanılmalarına neden olmuştur. Meralardan yararlanan üreticiler, çoban masrafı dışında genellikle başka bir giderleri olmadan bu alanlardan sınırsız ve kontrolsüz biçimde faydalanmışlardır. Bu durum, doğal mera alanlarının verimlerinin düşmesine ve her geçen gün azalmasına yol açmıştır. Hayvansal üretim de buna paralel olarak olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu sebeple, hayvanların yem ihtiyacını karşılamak amacıyla yapay çayır ve meraların oluşturulması önem kazanmış ve gelecekte bu alanların kurulması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu alanların sürekliliğinin sağlanabilmesi için gübreleme çalışmaları yapılması gerekmiştir. Ancak yoğun kimyasal gübre kullanımı, zamanla toprağın verimliliğini düşürmüş ve ekolojik dengeyi bozmuştur. Bu nedenle, günümüz tarım anlayışında organik tarım kapsamında çalışmalar yürütülmüş ve çevre dostu uygulamalar geliştirilmiştir. Bu çalışmada, yapay olarak kurulan küçükbaş, kanatlı ve büyükbaş meralarında kullanılabilecek uygun bitki karışımlarının belirlenmesi ve bu karışımlara farklı dozlarda uygulanan organik kükürtlü gübrelerin etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, küçükbaş ve kanatlı hayvanlar için bir karışım örneği, büyükbaş hayvanlar için ise iki karışım örneği kullanılmıştır. Her karışım üzerine beş farklı kükürtlü gübre dozu ile birlikte kontrol amacıyla gübre uygulanmayan parseller de oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular sonucunda, organik kükürtlü gübre kullanımının bitki örtüsü ve toprak özellikleri üzerine etkileri ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışma sonunda organik hayvancılık yapmak isteyen çiftçilere, kullanılabilecek uygun karışım örnekleri ile uygulanması tavsiye edilen kükürtlü gübre dozları önerilmiştir.
Tarımı yapılan bazı yonca (Medicago sativa L.) çeşitlerinin bitkisel özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışması, tarımı yapılan bazı yonca (Medicago sativa L.) çeşitlerinin bitkisel ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Türkiye'de hayvan beslenmesinde temel kaynak olan çayır ve meralar, aşırı otlatma ve bakım eksiklikleri nedeniyle zamanla verim ve kalite açısından yetersiz hale gelmiştir. Bu durum, hayvancılıkta kaliteli kaba yem ihtiyacının karşılanabilmesi için tarla koşullarında yem bitkilerinin yetiştirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda yüksek verimli, kaliteli, hastalık ve zararlılara dayanıklı, kuraklığa ve soğuğa toleranslı genotiplerin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yonca, geniş adaptasyon yeteneği, yüksek protein ve karoten içeriği, düşük lif oranı, ayrıca silaj ve pelet üretiminde değerlendirilebilmesi nedeniyle "yem bitkilerinin kraliçesi" olarak anılmaktadır. Türkiye, 50'ye yakın yonca türü ile bu cinsin önemli gen merkezlerinden biridir. Ancak mevcut çeşitlerin birçoğu yurt dışı kökenlidir ve yerel ekolojik koşullara tam uyum sağlayamamaktadır. Bu nedenle, ülkemizin farklı ekolojik bölgelerinde yetiştirilen yonca genotiplerinin morfolojik ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi, yerli çeşit geliştirme çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Bu çalışma kapsamında, daha önce araziye ekilmiş 20 farklı yonca çeşidi üzerinde bitkisel ve tarımsal özellikler incelenmiştir. Gözlem ve ölçümler arasında ilk çiçeklenme ve meyve bağlama tarihleri, bitki habitusu, tüylülük ve antosiyan durumu gibi nitel özelliklerin yanı sıra; bitki boyu, ana sap kalınlığı, salkım uzunluğu, çiçek ve meyve sayısı, tek meyve ağırlığı, tohum verimi ve bin tane ağırlığı gibi nicel özellikler de değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilerek çeşiter arasındaki farklılıklar ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda, bölge koşullarına yüksek adaptasyon gösteren ve yem verimi ile kalitesi bakımından üstün özelliklere sahip çeşitlerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, ülkemiz koşullarına uygun, yüksek verimli yonca çeşitleri belirlenmiş olacaktır.
Potasyum dozlarının kışlık mercimek çeşitlerinin verim ve önemli tarımsal özellikler üzerine etkileri
Bu araştırma, 2024-2025 yetiştirme sezonunda İç Anadolu Bölgesinde Konya ili Selçuklu ilçesinde S.Ü. Alaaddin Keykubat Kampüsü Prof. Dr. Abdulkadir AKÇİN deneme alanında yürütülmüştür. Materyal olarak Türkiye'de yetiştirilen ve Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından tescil edilen 3 mercimek çeşidi (Ankara Yeşili, Ceren, Yusufhan) ve 5 potasyum dozu (kontrol, 15 kg/da, 20 kg/da, 25 kg/da ve 30 kg/da) kullanılmıştır. Deneme 15 Ekim 2024 yılında Faktöriyel Deneme Desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada ele alınan tarımsal özelliklerden çıkış gün sayısı üzerinde potasyum dozlarının etkisi istatistiksel olarak önemli, diğer özellikler bakımından önemsiz bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre çeşitlerin ortalaması olarak potasyum dozlarına göre en yüksek çıkış gün sayısı 53,22 gün ile 30kg/da, en yüksek %50 çiçeklenme 206,56 gün ile 25 kg/da, en uzun bitki boyu 17,31 cm ile 15 kg/da, en yüksek ilk bakla yüksekliği 7,09 cm ile kontrol grubu, en fazla anadal sayısı 2,20 adet/bitki ile 15 kg/da, en yüksek bakla sayısı 7,47 adet/bitki ile 15 kg/da, en fazla boş bakla sayısı 3,45 adet/bitki ile 30 kg/da, en yüksek biyolojik verim 1,94 g/bitki ile 30 kg/da, en yüksek hasat indeksi %23,14 ile 20 kg/da, en yüksek bin tane ağırlığı 23,14 g ile 20 kg/da ve en yüksek tane verimi 0,43 g/bitki ile 20 kg/da potasyum uygulanan parsellerden elde edilmiştir. Potasyum dozlarının ortalaması olarak en uzun çıkış gün sayısı 52,13 gün ile Yusufhan, en uzun %50 çiçeklenme günü 205,47 gün ile Ceren, en uzun bitki boyu 16,96 cm ile Ankara Yeşili, en fazla ilk bakla yüksekliği 7,04 cm ile Ceren, en fazla anadal sayısı 2,12 adet/bitki ile Yusufhan, en yüksek bakla sayısı 6,97 adet/bitki ile Ankara Yeşili, en fazla boş bakla sayısı 3,16 adet/bitki ile Yusufhan, en yüksek biyolojik verim 1,87g/bitki ile Ankara Yeşili, en yüksek hasat indeksi %23,87 ile Ankara Yeşili, en fazla bin tane ağırlığı 72,67 g ile Ankara Yeşili ve en yüksek tane verimi 0,44 g/bitki ile Ankara Yeşili çeşidinden elde edilmiştir.
Ekmeklik buğday çeşit ve çeşit adaylarının Konya ilinde sulu koşullarda verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı Konya ekolojik koşullarında agronomik özellikleri farklı 19 çeşit adayı ve 5 tescilli olmak üzere toplam 24 ekmeklik buğday genotipinin tane verimi, verim unsurları ve kalite özelliklerini belirleyerek, bölgemiz için en uygun buğday çeşit adaylarını tespit etmektir. Çalışma Konya Karatay ilçesi ekolojik koşullarında 2024-2025 yılı vejetasyon döneminde Tesadüf Blokları Deneme Deseninde 4 tekerürrlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada tane veriminin yanı sıra çok sayıda verim unsuru ve kalite özellikleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında bitki boyu dışında incelenen tüm özellikler için çeşitler arasındaki fark istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Araştırmada incelenen özelliklerden bitki boyu 74.7-83.5cm aralığında, başak uzunluğu 7.6– 9.6 cm aralığında , başakta tane sayısı 23– 37 adet aralığında, başakta başakçık sayısı 15 – 22 adet aralığında, başakta tane ağırlığı 0.65– 1.3 g aralığında, bin tane ağırlığı 23.4– 32.8 g aralığında, hektolitre ağırlığı 64.3– 72.4 kg/hl aralığında, protein oranı %13.6– %15.5 aralığında, yaş öz oranı %24.4 – %28.7aralığında, tanede sedimantasyon oranı 42-53 ml ve tane verimi ise 561 – 827 kg/da aralığında değişim göstermiştir. Araştırma sonucunda tane verimi bakımından çeşit adaylarından 1,2 ve 3 numaralı adaylar ile Halis ekmeklik buğday çeşidi ön plana çıkmıştır. Kalite özellikleri açısından (protein oranı, hektolitre ağırlığı, sedimantasyon değeri) Halis ve 5 numaralı aday ön plana çıkmıştır. Araştırmada incelenen çeşit ve çeşit adaylarının çoğunun bölgemiz için uygun olduğu gözlenmiştir. Fakat iklim koşullarının her yıl farklı değişkenlik gösterdiğini dikkate aldığımızda bölgemize uygun buğday çeşit adayları konusunda doğru tavsiyelerde bulunabilmek için bu tür çalışmaların farklı lokasyonlarda 2-3 yıl daha tekrarlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Trabzon ekolojik koşullarında bazı hibrit atdişi mısır çeşitlerinin performansları
Araştırma, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon (Of ilçesi) ili iklim koşullarında 10 adet hibrit atdişi mısır çeşidinin verim performanslarını incelemek amacıyla 2015 yılında, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, çeşitlerin verim ve verim özellikleri arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmuş, incelenen verim özelliklerinin en yüksek ve en düşük değerleri çeşitlere göre değişmiştir. Tane verimi 698.2.2-1113.3 kg/da arasında değişmiş, en yüksek tane verimi P1429 (1113.3 kg/da) ve P1547 (1019.7 kg/da) çeşitlerinde, en düşük tane verimi ise Bora (698.2 kg/da) çeşidinde belirlenmiştir. Korelasyon analiz sonuçlarına göre, mısırda tane verimi ile koçanda tane sayısı (r=0.832**), koçan ağırlığı (r=0.6789**) ve koçan boyu (r=0.555**) arasında önemli ve pozitif ilişkiler belirlenirken, tane verimi ile bitki boyu, koçan çapı, hektolitre ağırlığı ve bin tane ağırlığı arasında ilişkiler istatistiksel olarak önemli olmamıştır. Path analizine göre; mısırda tane verimine pozitif yönde direk etkisi en yüksek koçanda tane sayısı (p=0.970, %69.864) olurken, bunu sırasıyla 1000 tane ağırlığı (p=0.138, %45.274), koçan ağırlığı (p=0.132, %12.019) ve koçan boyu (p=0.068, %8.474) izlemiştir. Tane verimine bitki boyu (p=-0.022, %3.310), koçan çapı (p=-0.266, %25.571) ve hektolitre ağırlığı (p=-0.172, %17.500)'nın direk etkileri ise negatif olmuştur. Sonuç olarak; Trabzon (Of ilçesi) iklim koşullarında daha yüksek tane verimlerinden dolayı P1429 ve P1547 atdişi mısır çeşitleri önerilmektedir. Korelasyon ve path analizine göre; tane verimine birinci sırada koçanda tane sayısı önemli ve pozitif etki göstermiş, bunu koçan ağırlığı ve koçan boyu izlemiştir.
Comparison of grain yield with some quality characteristics of wheat at autumn and spring sowing in arid conditions
The research was conducted with aim to compare of yield and some quality characteristics of wheat that sown as autumn (timely and late sowing) and spring in Isparta conditions during 2017-18 growing season. The experiment was set up as randomized complete block design with a split-plot design with three replications where sowing dates were in the main plots while the wheat cultivars were in subplots. Koç-2015, Seki, Ziyabey, Meta and Tosunbey bread wheat cultivars with alternative characters were used. Differences among all the examined characteristics (except for grain yield) in autumn sowings (timely and late sowing) weren't statistically significant. Yield and yield characteristics obtained from autumn sowings were higher than spring sowing. However, protein and fresh gluten content from spring sowing were higher than spring autumn. The highest grain yield was determined in autumn timely sowing (300.1 kg da-1), it was followed by autumn late sowing (261.7 kg da-1) and the lowest grain yield was obtained from spring sowing (234.1 kg da-1). Compare to cultivars, grain yield varied between 246.7 kg da-1 (Tosunbey) and 286.5 kg da-1 (Meta). As a result, it was advised to autumn timely sowing and Meta and Ziyabey cultivar as autumn sowing, and Meta, Koç-2015 and Ziyabey as spring sowing because of their higher grain yield and in the Isparta conditions.
Isparta koşullarında yetiştirilen kırmızı mercimek çeşitlerinin verim ve verim öğelerinin belirlenmesi
Bu araştırma, Türkiye'de tescilli farklı kırmızı mercimek çeşitlerinin Isparta koşullarında verim ve verim öğelerinin belirlenmesi amacıyla 2016-2017 yetiştirme sezonunda yürütülmüştür. Bu amaçla, 11 adet tescilli kırmızı mercimek çeşidinde bitki boyu, ilk bakla bağlama yüksekliği, bitkide bakla ve tane sayısı, bitki verimi, biomas verimi, birim alan tane verimi, hasat indeksi, yüz tane ağırlığı, su alma kapasitesi ve tane protein oranı özellikleri incelenmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre, incelenen tüm özelliklerde çeşitler arasında önemli varyasyonlar gözlenmiş olup, bu farklılıklar istatistiki yönden önemli bulunmuştur. According to research results, plant height 27.50-32.80 cm, fruit height 9.23-20.20 cm, number of plant pods 30.13-50.73 pieces, number of seeds per plant 40.96-64.70, plant grain yield 0.49-2.07 g, biological yield 223.8-506.9 kg / , grain yield per unit area of 66.0-195.8 kg / ha, harvest index 24.91-41.45%, a hundred grain weight 2.91-3.64 g, water intake capacity of 0.027-0.033 g / grain and protein content ranged between 27.68-32.27%. Materyal olarak kullanılan kırmızı mercimek çeşitleri arasında en yüksek birim alan tane verimi ortalamasına Çiftçi çeşidi sahip olmuştur. Kafkas çeşidi ikinci sırada yer almakla birlikte; bu çeşidin ilk bakla bağlama yüksekliği ortalamasının makineli hasat için önerilen 12 cm sınırında olması önemli bir dezavantaj olarak görülmektedir. Sonuç olarak, elde edilen verilere göre Isparta ili ve benzer ekolojik koşullara sahip yörelerde kırmızı mercimek tarımının yapılabileceği, kırmızı mercimek tarımında tane ve protein verimini arttırmak için incelenen özellikler bakımından Çiftçi kırmızı mercimek çeşidinin önerilebileceği sonucuna varılmıştır.
Konvansiyonel ve organik tarımla elde edilen gül yağlarının uçucu yağ bileşenleri ve pestisit kalıntıları
Bu araştırmada, Göller yöresinde kültürü yapılan yağ gülü (Rosa damascena Mill.)'nden konvansiyonel ve organik üretim yöntemlerine göre elde edilen gül yağlarının uçucu yağ kompozisyonları ve pestisit kalıntıları karşılaştırılmıştır. 2018 yılının çiçeklenme sezonu boyunca haftalık olarak fabrika ve laboratuvar koşullarında damıtılan yağ gülü çiçeklerinden elde edilen uçucu yağlarda hem bileşen hem de pestisit analizleri GC/MS (Gas chromatography/Mass spectrometre) cihazında yapılmıştır. Organik yetiştirilen yağ güllerinin konvansiyonel yetiştirilen yağ güllerine göre daha düşük oranlarda uçucu yağ içerdikleri tespit edilmiştir. Hem konvansiyonel hem de organik yağ gülü çiçeklerinde en yüksek uçucu yağ oranları çiçeklenme sezonun ortasına denk gelen haftada (sezonun 3. haftası) elde edilmiştir. Genel olarak organik ve konvansiyonel gül yağları arasında uçucu yağ bileşenleri yönüyle önemli bir kompozisyon farklı olmadığı, ancak organik gül yağlarında citronellol+nerol ve methyl eugenol oranları daha yüksek bulunmuştur. 2. distilasyon ürünü olan kohobasyon gül yağlarının 1. distilasyon ürünü çiçek yağlarına göre 10 kattan daha fazla methyl eugonol içerdiği anlaşılmıştır. Konvansiyonel gül yağlarında ölçüm limiti (LOQ)'nin (0.005 ppm) üzerinde Fluopyram, Tebuconazole ve Penconazole gibi fungusit, Malathion, Thiacloprid, Cypermethrin, Dimethoate ve Deltamethrin gibi insektisit aktif maddelerine rastlanmıştır. Bu aktif maddeler organik gül yağlarında tespit edilmemiştir.
Nohut (Cicer arietinum l.) tarımında gül posası, ahır gübresi ve aşılamanın verim ve bazı verim öğelerine etkileri
Çalışma, nohut çeşitlerine organik (gül posası, ahır gübresi ve bakteri aşılama) ve kimyasal gübre uygulamalarının verim ve verim öğeleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2011 yılında Afyonkarahisar ilinin Dinar ilçesinde yürütülmüştür. Araştırmada nohut çeşitleri olarak Aydın 92, Azkan ve Gökçe kullanılmıştır. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme düzenine göre 3 tekerrülü olarak kurulmuştur. Araştırmada bitki uzunluğu, ilk meyve yüksekliği, bitkide dal, meyve ve tane sayısı, bitki tane ağırlığı, biomas verimi, birim alan tohum verimi, hasat indeksi, 100 tane ağırlığı ve protein oranı özellikleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda bitki boyu 38.87-44.23 cm, ilk meyvenin yüksekliği 17.37-21.43 cm, bitki sap sayısı 2.70-3.53 adet, bitki meyve sayısı 30.37-50.37 adet, bitki tohum sayısı 29.43-48.47 adet, bitki tane verimi 10.50-17.37 g, bitki ağırlığı 20.87-42.50 g, yüz tane ağırlığı 34.67-40.43 g, birim alan tohum verimi 128.10-188.57 kg/da, hasat indeksi %33.10-53.08 ve protein oranı %22.67-25.67 arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak organik (gül posası, ahır gübresi ve bakteri aşılama) ve kimyasal gübre uygulamalarının nohut çeşitleri üzerindeki etkisi verim özellikleri yönünden önemli olmuştur. Çeşitler içerisinde Gökçe çeşidi ve uygulamalar içerisinde ahır gübresi, kimyasal gübreleme ve gül posası ön plana çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Nohut, organik gübre, verim, kalite
Bazı siyez buğday (Triticum monococcum spp.) genotiplerinin Isparta koşullarında verim ve verim ögelerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Isparta ilinde buğday ıslahında daralan genetik çeşitliliğinin önüne geçmek ve modern buğdaylarda oluşan sorununun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla 2017-18 yılı vejetasyon döneminde yürütülmüştür Bu amaçla Seyidiler, İhsangazi, Devrekanı, Kayseri ve Bolu siyez genotipleri ile Yunus, Müfitbey ve Atay85 tescilli ekmeklik buğday çeşitleri materyal olarak kullanılmıştır. Denemede; bitki boyu, başak uzunluğu, başakta tohum sayısı, başakta tohum ağırlığı, dekara tohum verimi, 1000 tohum ağırlığı, protein oranı, hektolitre ağırlığı, m2'de bitki sayısı, biyolojik verim ve hasat indeksi özellikleri incelenmiştir. Deneme verilerine ait varyans analizlerine göre incelenen özelliklerin tamamında genotipler arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, çeşitlerin ve genotiplerin ortalaması olarak bitki boyu 73.3-97.1 cm, başak uzunluğu 5.43-10.03 cm, başakta tohum sayısı 17.5-38.8 adet, başakta tohum ağırlığı 0.41-1.80 g, tohum verimi 178.2-416.6 kg/da, 1000 tohum ağırlığı 31.7-42.1 g, protein oranı %12.8-13.7, hektolitre ağırlığı 42.8-73.2 kg/hl, m2'de bitki sayısı 358.8-553.3 adet, biyolojik verim 1246.5-1906.5 kg ve hasat indeksi %23.1-43.6 arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak,tescilli buğday çeşitlerinin birok özellik yönünden siyez buğday popülasyonlarından üstün olduğu, protein oranlarının ise genel olarak siyez genotiplerinde daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Siyez Buğdayı(Triticum monoccocum), Kalite , Verim
Farklı fungusit uygulamalarının nohut (Cicer arietinum l.)'ta verim ve bazı verim öğelerine etkileri
Bu araştırma, Azkan ve İspanyol nohut çeşitlerinde farklı fungusit uygulamalarının verim ve bazı verim öğelerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2018 yılında Isparta'da yürütülmüştür. Bu amaçla, nohutta yanıklık hastalığıyla mücadelede kullanılan, tohuma uygulanabilen (Thiram ve Chlorothalonil) ve yeşil aksam ilaçlamasına uygun (Azoxystrobin ve % 70 Propinep + % 6 Cymoxanil) 2'şer adet fungusit deneme materyali olarak kullanılmıştır. Araştırmada bitki ağırlığı, bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, bitkide bakla ve tane sayısı, tane verimi, bitkide tane verimi, yüz tane ağırlığı, hasat indeksi ve hastalık şideti özellikleri incelenmiştir. Denemeden elde edilen verilerle yapılan varyans analiz sonuçlarına göre, ilk bakla yüksekliği ve yüz tane ağırlığı özelliklerinde sadece çeşitler arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Bitki ağırlığı, bitki tane verimi, birim alan tane verimi ve hasat indeksi özelliklerinde fungusit uygulamaları arasındaki farklılıklar ile çeşit x fungusit uygulaması interaksiyonları; bitkide bakla ve tane sayısı ile hastalık şiddeti özelliklerinde ise çeşitler ve fungusit uygulamaları arasındaki farklılıklar ve çeşit x fungusit uygulaması interaksiyonları önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, çeşitlerin ortalaması olarak bitki ağırlığı 18.97-26.21 g, bitki boyu 40.01-44.15 cm, ilk bakla yüksekliği 21.60-24.03 cm, bitkide bakla sayısı 8.70-11.41 adet, bitkide tane sayısı 7.88-10.88 adet, bitki tane verimi 2.68-4.33 g, tane verimi 88.5-142.7 kg/da, hasat indeksi % 33.69-36.93, yüz tane ağırlığı 33.47-38.55 g ve hastalık şiddeti % 9.98-55.78 arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak, çeşitlere göre denemede kullanılan fungusitlerin etkileri değişmekle birlikte, nohutta hastalık şiddetinin azaltılması ve birim alan tane verimlerinin arttırılması amacıyla antraknoz yanıklığı hastalığında yeşil aksam ilaçlamalarının daha iyi sonuçları verdiğini, bu kapsamda Azoxystrobin ve % 70 Propinep + % 6 Cymoxanil ilaçlarının kullanılabileceği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nohut, Antraknoz, Yanıklık, Kalite, Verim
At dişi ve sert mısır'da yaprak sıyırma ve uç almanın tohum verimi ve tane özelliklerine etkisi
Çalışma; mısırda yaprak sıyırma, uç alma ve birlikte uygulamalarının tane verimi ve bazı tane özelliklerine etkisini araştırmak amacıyla 2019 yıllarında yürütülmüştür. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre, ana parsellere çeşitler (Bora-atdişi ve Karadeniz Yıldızı-sert mısır) ve alt parsellere uygulamalar gelecek şekilde 3 tekerrürlü kurulmuştur. Yaprak sıyırma (YS), uç alma (UA) ve yaprak sıyırma+uç alma (YS+UA) uygulamaları her iki çeşitte de kontrole göre verim ve tane boyutlarını pozitif etkilemiştir. En yüksek koçan boyu 22.03 cm, koçan çapı 53.89, tek koçan ağırlığı 352.31 g/koçan, tane genişliği 5.58 mm, tane boyu 10.21 mm, koçanda tane sayısı 659.6 adet, 1000 tane ağırlığı 416.6 g, hektolitre ağırlığı 75.2 kg ve tane verimi 1334.8 kg da/da atdişi mısırın YS+UA uygulamasında belirlenmiştir. Ancak YS+UA ve UA uygulamaları aynı istatistik grupta yer almıştır. Genel olarak, her iki mısır çeşidinde de en düşük verim ve tane özellikleri kontrol parselinde tespit edilmiştir. Uç alma uygulamasının verim ve tane boyutları üzerine pozitif etkilerinden dolayı önerilebilir olduğunu söyleyebiliriz.
Epıbrassınolıde ile tohum uygulamalarının tuzluluk stresi koşullarında nohutta bazı çimlenme ve fide gelişim özelliklerine etkileri
Bu çalışma, epibrassinolid (eBR) ile tohum uygulamalarının tuzluluk stresi koşullarında nohudun bazı çimlenme ve fide gelişim özelliklerine etkilerini belirlemek için yürütülmüştür. Çimlendirme denemeleri tarla bitkileri laboratuvarlarında, fide denemeleri ise saksıda sera koşullarında yapılmıştır. İki deneme de 2022 yılında kurulmuştur. Denemede bitki materyali olarak Azkan nohut çeşidi tohumları kullanılmıştır. Çalışmada saf su ve eBR'in farklı dozları (0.5, 1 ve 1.5 µM eBR) ile ekim öncesi tohumlar 6 saat muamele edilmişlerdir. Kontrol grubu tohumlar ile uygulama yapılan tohumlar 3 farklı tuz dozunda (0.0, 8.6 ve 16.3 dS/m NaCl) çimlendirme ve saksı denemelerine alınmıştır. Laboratuvar denemelerinde, ortalama çimlenme hızı ve fidenin kuru ağırlığında, saksı denemelerinde ise saksı çıkış oranı ve ortalama çıkış süresi özelliklerinde tuz dozları ve tohum uygulamaları arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Diğer özelliklerde ise tuz dozları x tohum uygulamaları interaksiyonu önemli olmuştur. Çimlenme hızı %66.11-93.33, çimlenme oranı %71.11-93.33, ortalama çimlenme hızı 3.81-4.36 gün, fide kök uzunluğu 6.24-7.08 cm, fide sürgün uzunluğu 3.49-4.42 cm, fide yaş ağırlığı 4.08-4.85 g, fide kuru ağırlığı 1.032-1.106 g, saksı çıkış oranı %50.22-68.44, ortalama çıkış süresi 10.48-11.86 gün, tuzluluk şiddeti %37.62-41.70, saksı fide uzunluğu 13.14-16.22 cm, saksı fide kök uzunluğu 15.68-18.69 cm, saksı fide yaş ağırlığı 9.36-19.75 g, saksı fide kuru ağırlığı 2.30-375 g ve tuzluluğa tolerans yüzdesi %71-85.9 arasında değişmiştir. Çalışma sonuçlarına göre nohutta artan tuz dozları çimlenme ve fide gelişim özelliklerini olumsuz yönde etkilemiştir. Tohum uygulamaları tuzluluk zararının azaltılmasında etkili olmuştur. Ele alınan özelliklerde genellikle 1.5 µM eBR dozu en yüksek ortalamalara sahip olmuştur.
Haşhaş (Papaver somniferum L.)'ın farklı gelişme dönemlerinde salisilik asit uygulamasının verim ve alkaloid içeriğine etkisi
Haşhaş (Papaver somniferum L.); tohum, yağ ve kapsüllerinden faydanılan önemli bir bitkidir. Haşhaşta tohum verimi ve alkaloid içeriği çevre faktörlerine, çeşide ve agronomik uygulamalara bağlı olarak değişmektedir. Bu araştırma, haşhaşın farklı gelişme dönemlerinde salisilik asit uygulamasının verim ve alkaloid içeriğine etkisini araştırmak amacıyla, Isparta koşullarında 2019-20 vejetasyon döneminde Tesadüf Blokları Deneme Deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, TMO2 haşhaş çeşidinde rozet, sapa kalkma, tomurcuklanma, rozet+sapa kalkma, rozet+sapa kalkma+tomurcuklanma ve sapa kalkma+tomurcuklanma dönemlerinde 100 ppm'lik salisilik asit uygulanmıştır. Haşhaşın farklı gelişme dönemlerinde salisilik asit uygulamaları arasında bitki boyu ve kapsül sayısı arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmazken, kapsül eni, kapsül boyu ve yağ oranı rozet yaprak+sapa kalkma döneminde, kapsül verimi, 1000 dane ağırlığı ve tohum verimi tomurcuklanma döneminde daha yüksek olmuştur. Alkaloid içeriği bakımından morfin, kodein, oripavin, tebain ve noskapin rozet, papaverin ise rozet+sapa kalkma+tomurcuklanma döneminde daha yüksek tespit edilmiştir. Araştırmada, bitki boyu 118.0-122.7 cm, kapsül eni 42.9-45.8 mm, kapsül boyu 38.2-41.0 mm, kapsül sayısı 4.2-6.0 adet/bitki, 1000 dane ağırlığı 0.37-0.44 g, kapsül verimi 90.57-118.0 kg/da, tohum verimi 117.0-144.7 kg/da, yağ oranı %38.20-40.51, morfin %0.450-0.535, kodein % 0.53-0.75, tebain %0.006-0.025, noskapin %0.059 -0.109, oripavin %0.003-0.01 ve papaverin %0.007-0.004 arasında değişmiştir.
Melezleme ve mutasyonla elde edilen iki sıralı arpa (Hordeum vulgare L.) genotiplerinde bazı tarımsal özelliklerin belirlenmesi
Bu çalışmada, 20 adet ileri generasyon melez arpa genotipi, 5 çeşit (İnce-04, Burakbey, Ünver, Larende ve Tarm-92) ve 5 adet mutant genotip (Tarm-92 çeşidine Cobalt–60 Gamma radyasyonu uygulamasından şeçilmiş) Isparta koşullarında bazı tarımsal özellikler ve kalite yönünden incelenmiştir. Araştırma Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri deneme alanlarında 2019-2020 yılları arasında, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve metrekareye 500 adet tohum atılmıştır. Ekimle birlikte dekara 6 kg fosfor (P2O5) ve 5 kg azot (N) uygulanmış, azotun geri kalan kısmı (5 kg/da) kardeşlenme döneminde verilmiştir. Farklı genotiplerde bitki boyu, başak boyu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, 1000 tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, kavuz oranı ve tanede protein oranı incelenmiş, bu özellikler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, tane verimini ve kaliteyi doğrudan veya dolaylı etkileyebilen özelliklerde (başak uzunluğunda M-4; başakçık sayısında M-14; başakta tane sayısında M-14 ve M-15; başakta tane ağırlığında M-4 ve M-10; bin tane ağırlığında M-20; hektolitre ağırlığında M-4, M-10, M-15 ve M-17; protein oranında G1, G2 ve M-5 genotipler) kontrol çeşitlerden daha üstün genotipler belirlenmiştir.
Isparta ekolojik koşullarında yetiştirilen farklı nane türlerine ait klon ve çeşitlerin verim ve kalite özelliklerinin biçim zamanına göre değişiminin araştırılması
Bu çalışmada, 2021 yılında Isparta ikliminde nanede biçim zamanlarının verim ve kalite özellikleri (uçucu yağ oranı ve renk değerleri) üzerine etkisi araştırılmıştır. Bitki materyali olarak bir çeşit (Basilicuminze) ile yerli ve yabancı orijinli klonlar (Dumetorum-1, Dumetorum-2, PI 557828, PI 557617) kullanılmıştır. Bitkiler tomurcuklanma (TO), çiçeklenme başlangıcı (ÇB) ve tam çiçeklenme (TÇ) dönemlerinde hasat edilmiştir. Hasat edilen bitkilerde agronomik özelikler ile, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimleri incelenmiştir. Ayrıca yapraklarda renk değişimleri karşılaştırılmıştır. Uçucu yağ oranı Clevenger aparatında distilasyon yöntemiyle, renk değerleri renk ölçerle belirlenmiştir. Çalışma sonucunda incelenen özelliklerde yeşil herba verimi ile uçucu yağ oranı biçim zamanlarına göre değişimi önemli olmuştur. Çeşit/klonlar arasındaki fark ise bitki boyu hariç diğer özelliklerde önemli bulunmuştur. Çalışma sonucunda en yüksek değerler yeşil herba veriminde 3820.6 kg/da, kuru herba veriminde 1038.2 kg/da, kuru yaprak veriminde 518.1 kg/da değerler ile PI 557828 nolu klondan alınmıştır. Çalışmada uçucu yağ oranları %1.5-2.3 arasında değişmiş, Dumetorum-1 klonunda en yüksek değer elde edilmiştir. Uçucu yağ verimleri ise 5.4-10.7 L/da arasında değişmiş en yüksek verim PI 557828 klonundan alınmıştır. Klonlarda biçim ortalamalarına göre ilk biçimden üçüncü biçime doğru renkte hafif açılmalar olduğu belirlenmiştir. Çeşit/klonlar arasında taze ve kuru yapraklarda a ve b değerleri bakımından önemli farklılıklar gözlenmiştir. Çalışma sonucunda PI 557828 nolu klonda verim, PI 557828 ve Dumetorum-1 klonlar ise uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi yüksek olmuştur. Ayrıca iki klonda birinci biçimde yağ verimi diğer biçimlerden yüksek olmuştur. Özellikle bu klonlar tomurcuklanma ve çiçeklenme başlangıcı dönemlerinin uçucu yağ hasadı için uygun olduğu belirtilmiştir.
Pedigri ve tek tohum nesli seleksiyon metotlarıyla geliştirilmiş ileri aspir (Carthamus tinctorius L.) hatlarının verim, verim unsurları ve yağ kalite özellikleri
Aspir (Carthamus tinctorius L.) çok değerli bir bitkisel yağ kaynağıdır. Bu araştırma "Dinçer 5-18-1 × Montola 2000" melez popülasyonlarından pedigri (PSM) ve tek tohum nesli (SSD) seleksiyon yöntemleri ile geliştirilmiş ileri generasyon aspir hatlarının performanslarını belirlemek üzere yapılmıştır. Bu amaçla her iki seleksiyon yöntemi ile geliştirilmiş toplam 30 hat (15 PSM hattı ve 15 SSD hattı) ebeveynleri ile birlikte 2016 ve 2017 yıllarında tesadüf blokları deneme deseninde 3 tekrarlı olarak denenmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre pedigri ve tek tohum nesli seleksiyon yöntemleri ile geliştirilen hatlar (genotipler) arasında bitki boyu, dal sayısı, tabla sayısı, tohum sayısı, 1000 tane ağırlığı, kabuk oranı hasat indeksi, yağ verimi ve yağ oranı özellikleri bakımından istatistiksel olarak önemli farklılıklar bulunmuştur. Pedigri seleksiyon yönteminde bitki boyu, dal sayısı ve tohum verimi dışında, tek tohum nesli seleksiyon yönteminde ise bitki boyu dışında incelenen özellikler için genotip × yıl interaksiyonu önemli çıkmıştır. Pedigri seleksiyon yöntemiyle her iki ebeveynden de daha yüksek tohum ve yağ verimi üreten 5 hat (PSM-23, PSM-159, PSM-196, PSM-208 ve PSM-225) elde edilmiştir. Pedigri seleksiyon yöntemiyle geliştirilen hatların tamamı linoleik asitçe zengin (%60.97-80.61) iken, tek tohum nesli seleksiyon yöntemiyle geliştirilen hatlar arasında özellikle 2 hattın yüksek oleik asit (SSD-13: %78.84 ve SSD-50: %64.92) içerdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak aspir çeşit ıslahında hem klasik pedigri seleksiyon yönteminin hem de alternatif olarak tek tohum nesli seleksiyon yönteminin uygulanabileceği anlaşılmıştır.
Isparta koşullarında altın otu (Helichrysum italicum) bitkisinin tarımsal ve endüstriyel değerinin belirlenmesi
Bu çalışma Isparta koşullarında altın otu (Helichrysum italicum) bitkisinin tarımsal ve endüstriyel değerinin belirlenmesi amacıyla 2020 yılında yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak tohumları Bosna-Hersek ve Fransa'dan temin edilen ve fideleri 2016 yılında dikilen 4 yaşındaki altınotu bitkileri kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülmüştür. Ayrıca uçucu yağ oranı, konkret ve absolüt verim ve randımanı için farklı hasat zamanlarında gözlem alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre; Bosna ekotipinde bitki boyu daha uzun ve kapitulum sayısı daha fazla, Fransa ekotipinde ise çiçek sayısı daha fazla olduğu gözlemiştir. Taze ve kuru herba verimi en yüksek Fransa ekotipinde sırasıyla 2.649 kg/da ve 1.086 kg/da olarak belirlenmiştir. Yine ortalama uçucu yağ oranı en yüksek Fransa ekotipinde %0.238 olarak tespit edilmiş ve çiçeklenme süresi boyunca en fazla çiçeklenme ortası ve sonunda %0.270 olarak ölçülmüştür. Uçucu yağ verimi Bosna ekotipinde 2.40 kg/da ve Fransa ekotipinde 7.13 kg/da olarak hesaplanmıştır. Çalışmamızda 1 kg konkret üretimi için Bosna ekotipinde ortalama 106.6 kg ve Fransa ekotipinde 85.4 kg taze çiçek kullanılması gerekmektedir. Bir kg absolüt üretimi için ise sırasıyla 1.71 kg ve 1.49 kg konkret ihtiyacı bulunmaktadır. Hasat zamanı ve ekotiplere göre uçucu yağ, konkret ve absolüt bileşenlerine göre, uçucu yağda Bosna ekotipinin ana bileşenleri ar-curcumene (%19.02-24.72), neryl acetate (%12.32-19.28) ve α-pinene (% 9.57-14.72) iken, Fransa ekotipinin ise neryl acetate (%64.05-69.83), geranyl isovalerate (%6.27-8.97) ve geranyl butyrate (%1.27-14.29) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Fransa ekotipinin taze herba verimi, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi bakımından daha iyi bir performans sergilediği ve yüksek oranda neryl acetate içermesi nedeniyle tarımında öncelik verilmesi gerekmektedir.
Isparta koşullarında bazı mürdümük (Lathyrus sativus L.) genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma, bazı mürdümük genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla, 2020-2021 yetiştirme sezonunda Isparta ekolojik koşullarında yürütülmüştür. Araştırmada, 120 adet mürdümük genotipi ve 4 adet çeşit (Corea, İptaş, Gürbüz ve Karadağ) bitki materyali olarak kullanılmıştır. Deneme, agumented deneme desenine göre yürütülmüştür. Araştırmada bitki boyu, ana dal sayısı, bitkide bakla sayısı, bakla boyu, bakla eni, baklada tane sayısı, 1000 tane ağırlığı, bitki başına tohum verimi, biyolojik verim, hasat indeksi, ham protein oranı, NDF ve ADF belirlenmiştir. Araştırmada incelenen tüm parametreler bakımından genotipler arasında istatistiki anlamda önemli farklılıklar belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; genotiplerin bitki boyu 14.48-76.80 cm, ana dal sayısı 1.00-9.00 adet/bitki, bitkide bakla sayısı 2.81-62.00 adet/bitki, bakla boyu 2.10-4.10 cm, bakla eni 0.71-1.40 cm, baklada tane sayısı 1.23-4.32 adet/bakla, 1000 tane ağırlığı 41.69-238.00 g, biyolojik verim 3.06-82.40 g/bitki, tohum verimi ise 0.34-33.00 g/bitki, hasat indeksi %3.07-55.27, ham protein oranları %13.52-24.64, ADF oranları %7.19-10.22, NDF oranları %11.52-24.23 arasında değişmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Isparta ili iklim ve toprak koşullarında verim bakımından "GP40, GP18, GP161, GP145" kalite bakımından "GP242, GP234, GP207, GP209, GP213 ve GP226" nolu mürdümük genotiplerinin diğer genotiplere göre daha üstün olduğu tespit edilmiştir. Bu genotiplerin ıslah materyali olarak diğer çalışmalarda da kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Yağ gülü (Rosa damascena Miller)'nde çoğaltım materyallerinin verim ve kalite özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada yağ gülünde çoğaltım materyallerinin (kesme dikim ve fidan dikim metodu) verim ve kalite özelliklerine üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bölünmüş parseller deneme desenine göre yürütülen çalışmada parsellerde çiçeklenme ile birlikte çiçeklenme başında (1-7. gün), ortasında (8-14. gün) ve sonunda (15-21. gün) olmak üzere üç dönemde çiçek hasadı yapılmıştır. Hasat zamanlarına göre çiçeklenme başlangıcından sonuna kadar çiçek çapı, petal yaprak oranı ve 100 çiçek ağırlığı azalırken, korimbustaki çiçek tomurcuğu sayısında önemli farklılık elde edilmemiştir. Çiçek verimi en yüksek çiçeklenme ortası dönemde daha yüksek alınırken, çoğaltım materyallerine göre çiçek veriminde farklılık gözlenmemiştir. Uçucu yağ oranı çiçeklenme periyodu boyunca azalmış ve çoğaltım materyaline göre en yüksek kesme dikim metodundan elde edilmiştir. Uçucu yağ verimi kesme dikim metodunda daha yüksek bulunmuştur. Uçucu yağ bileşenleri incelendiğinde β-sitronellol oranı çiçeklenme başından çiçeklenme sonuna her iki çoğaltım materyalinde artarken, geraniol oranı ise her iki çoğaltım materyalinde çiçeklenme başından ortasına kadar artış gösterirken, çiçeklenme sonuna doğru hızlı bir şekilde düşmüştür. Nerol oranı ise her iki çoğaltım materyalinde de çiçeklenme periyodu boyunca azalış göstermiştir. Sonuç olarak; yağ gülünde yüksek çiçek ve uçucu yağ verimi ve uluslararası standartlara uçucu yağ bileşenlerinin elde edilmesinde her ne kadar uçucu yağ verimi ve uçucu yağ oranı kesme dikim metodundan elde edilse de, özellikle hastalık ve zararlıların yoğun olarak bulunduğu bölgelerde veya organik olarak planlanan üretimlerde fidan dikim yöntemi önerilebilir.
Çörekotu (Nigella Sativa L.)'nda bazı tohum ön uygulamalarının verim ve kalite özelliklerine etkisi
Araştırma, Burdur ekolojik koşullarında çörekotu tohumlarına bazı ön uygulamaların çimlenme, verim ve kompenentlerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Deneme, Burdur İli Merkez İlçeye bağlı Çatağıl Köyünde, Çameli (Nigella sativa L.) çörekotu çeşidi kullanılarak Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre yazlık olarak 3 tekerrürlü kurulmuştur. Deneme; ekim öncesi tohumlara çimlenmeyi teşvik etmek amacıyla skarifikasyon, GA3, 4oC'de 15 gün bekletme, 4oC'de 30 gün bekletme, 4oC'de 15 gün bekletme + GA3, 4oC'de 30 gün bekletme + GA3, ıslatma, ıslatma + GA3 ve kontrol parsellerinden oluşmuştur. Araştırma sonucuna göre; tohum ön uygulamaları arasında çörekotunun bitki boyu, yan dal sayısı, kapsül sayısı, tohum verimi, 1000 tane ağırlığı, uçucu yağ oranı ve çimlenme oranı arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli, ana dal sayısı ve sabit yağ oranı arasındaki farklar önemli olmamıştır. Genel olarak incelenen özellikler bakımından GA3'ün içinde bulunduğu kombinasyonlar daha yüksek değerler göstermiştir. Sonuç olarak; çörekotunda daha yüksek tohum verimi ve sabit yağ oranından dolayı tohuma ıslatma + GA3 ön uygulaması önerilmektedir
Batı akdeniz nohut populasyonlarının karakterizasyonu, seleksiyonu ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma, Batı Akdeniz nohut populasyonlarının karakterizasyonu, seleksiyonu ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacı ile 2020 ile 2022 yılları arasında yürütülmüştür. Denemeler, Augmented deneme desenine göre kurulmuş, sahil ve geçit kuşağından örneklenmiş 236 nohut populasyonu için agro morfolojik karakterizasyon işlemi yapılarak teksel seleksiyon ile 177 saf hat seçimi yapılmıştır. Saf hatlar arasında çıkış gün sayısı (22.3 gün) ve 100 tane ağırlığı (39.7 g) bakımından %1 önemlilik seviyesinde, %50 bakla bağlamaya kadar geçen süre (84.7 gün), fizyolojik olum (104.0 gün), İlk bakla yüksekliği (19.7 cm), bitkide bakla sayısı (29.2 adet), bitkide tane sayısı (25.8 adet), baklada tane sayısı (0.9 adet), boş bakla sayısı (3.3 adet), dolu bakla sayısı (25.8 adet), biyolojik verim (279 kg/da) ve tane verimi (104 kg/da) özellikleri için %5 önemlilik seviyesinde farklılıklar belirlenmiştir. Çiçeklenme gün sayısı (70.8 gün), bitkide ana dal sayısı (2.5 adet), bitki boyu (37.6 cm), hasat indeksi (%37) ve tane nemi özellikleri açısından farklılık önemsiz olarak bulunmuştur. Üstün olarak belirlenen 60 hat için yapıllan teknolojik analizler sonucu protein oranı %19.8, kuru ağırlık 40.93 g, kuru hacim 83.32 ml, ıslak hacim 173 ml, yaş ağırlıkları 85.76 g, pişme süresi 45.7 d, su alma kapasitesi 0.45 g/tane, su alma indeksi ortalaması %1.10, şişme kapasitesi 0.40 ml/tane, şişme indeksi %2.21 olarak belirlenmiştir. Agronomik özelliklere göre nohut saf hatları için ilk 7 ana bileşen toplam değişkenliği tanımlamaya %78.6, teknolojik tane gözlemleri için ilk dört ana bileşen toplam değişkenliği tanımlamaya %89.5 oranında katkı sağlamıştır. Bu araştırma sonucunda 141 saf hatlık çekirdek koleksiyon elde edilmiştir.
Şeker pancarında tohum kaplamada kullanılan bazı uçucu yağ ve aktif maddelerin antifungal aktiviteleri ile verim ve kalite üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında, bazı uçucu yağ ve ana bileşenlerin tohum ilaçlaması yapılarak şeker pancarında kök çürüklüğüne neden olan Phoma betae, Pythium spp. ve Rhizoctonia solani patojenlerine karşı antifungal etkilerin, tohumlarda çimlenme ve fitotoksisite ile arazi şartlarında verim ve kalitenin araştırılması amaçlanmıştır. Laboratuvar çalışmalarında, yüksek antifungal etkinlik gösterirken, fitotoksik etkisi olmayan veya en az seviyede olan çucu yağ ve ana bileşenler belirlenerek oluşturulan 4 farklı formülasyon şeker pancarı tohumluklarına, kaplama ve ilaçlama işlemlerinde olmak üzere 2 farklı yöntem ile uygulanmıştır. Çimlendirme test sonuçlarında, formülasyon uygulamalarına bağlı olarak normal çimlenen tohum oranları, %37.7 ile %97.7, anormal çimlenen tohum oranları, %1.3 ile %62.0, çimlenmeyen tohum oranları, %0.01 ile %1.3 ve serin çimlendirme oranları %74.3 ile %94.3 arasında tespit edilmiştir. Formülasyonların uygulandığı tohumlukların saksı çalışmalarında dozlara ve uygulama şekillerine bağlı olarak enfeksiyonu engelleme oranlarının Phoma betae için %30.1 - %76.3, Rhizoctonia solani için %58.0 - %77.7, Phtyum spp. için ise %55.0 ile %78.7 arasında olduğu belirlenmiştir. Arazi çalışmalarında kontrol uygulamalarında 9.329 kg/da verimi alınırken, formülasyon uygulamalarına ait verimlerin 6.066 kg/da ile 10.297 kg/da arasında olduğu belirlenmiştir. Çalışmalarda polar şeker oranları %15.3 ile %17.6 arasında, ham şeker verimleri ise 927 ile 1.768 kg/da arasında değişiklik göstermiştir. Çalışma sonucunda, şeker pancarında verim, kalite ve fungal enfeksiyon kontrolü açısından F-II'ye ait 18 ml/ünite dozu ile F-III'e ait 12 ml/ünite dozlarının ilaçlama prosesinde uygulanması ve F-II'ye ait 12 ml/ünite dozu ile F-III'e ait 6 ml/ünite dozlarının kaplama prosesinde uygulanması standart ilaçlı tohumlar ile benzer etkiler göstermiştr. Bu çalışma ile uçucu yağ ve ana bileşenlerin kimyasal tohum ilaçlarına alternatif olabilecekleri sonucuna varılmıştır.
Aspir (Carthamus tinctorius L.) bitkisinin budanması ile oluşturulan tek sap ve tek tabla şeklindeki morfolojik tasarımın büyüme ve gelişme özellikleri ile tarımsal potansiyeli üzerine etkisi
Bu araştırma, tek bir ana sap üzerinde tek bir ana tabla kalacak şekilde yan dalları budanarak dizayn edilen aspir (Carthamus tinctorius L.) bitkisinin farklı ekim sıklığı koşullarında büyüme ve gelişme özellikleri ile tarımsal potansiyelinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulan çalışmada, 3 budama zamanı (tomurcuklanma başlangıcı, tomurcuklanma sonu ve çiçeklenme başlangıcı) ve 3 sıra arası mesafe (15 x 10, 30 x 10 ve 45 x 10 cm) uygulanmıştır. Budama ile birlikte klorofil içeriği, bitki boyu, tabla çapı, tablada tohum sayısı ve 1000 tane ağırlığı olumlu yönde, bitkide tohum ağırlığı, hasat indeksi, yağ oranı, tohum verimi ve yağ verimi olumsuz yönde etkilenmiştir. Sıra arası mesafe genişledikçe yaprak klorofil içeriği, bitki boyu, dal sayısı, ana sap çapı, tabla çapı, tabla sayısı, bitkide tohum sayısı, bitkide tohum ağırlığı ve 1000 tane ağırlığı artarken, hasat indeksi, tohum ve yağ verimi azalmış, yağ oranı önemli düzeyde etkilenmemiştir. Yağ asitleri kompozisyonu üzerine hem budama zamanının hem de ekim sıklığının önemli bir etkisi olmamıştır. Budanarak tek sap/tek tabla bırakılan bitkiler, budama işlemi yapılamayan dallanan bitkilere kıyasla daha düşük oleik asit ve daha yüksek linoleik asit içermiştir. Tek sap/tek tabla bırakılan bitkilerin tabla başına tohum sayıları ve 1000 tane ağırlıkları fazla da olsa, dallanan bitkiler kadar çok tabla sayısına sahip olmadıklarından tohum ve yağ verimleri düşük kalmıştır. Budama yapılarak tek sap/tek tabla bırakılan bitkilerden elde edilen araştırma bulgularının, genetik dallanmayan bitkiler için rol model olabilecek veriler sunması bakımından oldukça önemli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bahçe nanesi (Mentha spicata L.) klon ve çeşitlerinin morfolojik, tarımsal ve kimyasal karakterizasyonu
Bu araştırmada Isparta ekolojik koşullarında Bahçe nanesine (Mentha spicata) ait çeşit/klonların morfolojik, tarımsal ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarla çalışmaları 2021 ve 2022 yılları arasında tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülmüştür. Çalışmada morfolojik, tarımsal özellikler ile uçucu yağ oranı ve kompozisyonu araştırılmıştır. Uçucu yağ distilasyon (Clevenger) yöntemiyle çıkarılmış, uçucu yağ kompozisyonu GC-MS ile analiz edilmiştir Araştırma sonucunda, klonlarda yaprak sapları çok kısa ya da hiç yok, yaprak yüzeyleri düz, rugros (buruşuk), hafif rugros (hafif buruşuk), çiçeklenme durumlarının spica (başak) şeklinde olduğu (türün karakteristik özelikleri) belirlenmiştir. Çalışmada incelenen verimler ve uçucu yağ oranları her iki yılda yaz biçimleri sonbahar biçimlerinden yüksek olmuş, yıllara ait toplam verimler yeşil herbada ilk yıl 1974.0-5081.5kg/da, ikinci yıl 2206.0-5173.0 kg/da aralıklarında değişmiştir. Baharat kullanımı nedeniyle kuru yaprak verimleri yıllara göre 293.0-673.3 kg/da ile 314.0-566 kg/da aralıklarında bulunmuştur. Çalışma boyunca uçucu yağ oranları ise %0.4-%3.2 arasında değişmiştir. Yüksek verimler Casablance ve Spica-1'de (ikinci yıl) alınırken, çalışma boyunca en yüksek uçucu yağ oranı %2.4-%3.0 ile Casablance çeşidinden elde edilmiştir. Çeşitler ve klonların 17'sinde ana bileşen karvon olmuştur. Bunlardan 16'sında ikinci bileşen limonen birinde (Spica-3) 1.8 sineoldür. Karvon dışında klonların beşinde ana bileşen piperiton oksit diğer ikisinde sırasıyla trans-piperiton oksit veya menton/izomenton olmuştur. Çalışma sonucunda Casablance çeşidi ve Spica-1 klonu verim ve uçucu yağ içerikleri bakımından kodeks ve monogramlara uygunluğu nedeniyle yetiştiricilik için uygun olduğu belirlenmiştir. Ayrıca değişik sektörler için diğer kemotipler sonraki çalışmalar için seçilmiştir.
Soya fasulyesi (Glycine max L.)'nde epibrassinolide uygulamalarının verim ve bazı verim öğelerine etkileri
Bu çalışma, soya fasulyesi (Glycine max L.)'nde epibrassinolide (EBR) uygulamalarının verim ve bazı verim öğelerine etkilerini belirleyebilmek amacıyla 2022 yılında Isparta ilinde yapılmıştır. Araştırmada bitki materyali olarak PG Victoria soya fasulyesi çeşidi kullanılmıştır. Denemede faktör olarak epibrassinolide'in 3 farklı dozu (0.5, 1.0 ve 1.5 µM EBR) bitkiler çiçeklenmeden önce yapraklara uygulanmıştır. Tarla denemeleri 2 x 4 m ebatlarındaki parsellerde, her parsel 4 sıra olacak şekilde kurulmuştur. Denemede ilk çiçeklenme süresi, %50 çiçeklenme süresi, ilk bakla bağlama süresi, %50 bakla bağlama süresi, vejetasyon süresi, bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, bakla uzunluğu, bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı, bitkide tane sayısı, 100 tane ağırlığı, bitki ağırlığı, bitkide tohum verimi, hasat indeksi ile birim alan tohum verimi özellikleri ele alınmıştır. %50 çiçeklenme, ilk bakla bağlama, %50 bakla bağlama, baklada tohum sayısı ve 100 tane ağırlığı dışındaki özelliklerde uygulamalar arası farklılıklar önemli bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, ilk çiçeklenme süresi 54-56 gün, %50 çiçeklenme süresi 56.7-59.7 gün, ilk bakla bağlama süresi 69.3-70.3 gün, %50 bakla bağlama süresi 76-78 gün, vejetasyon süresi 133.7-136.7 gün, bitki boyu 85.4-102.4 cm, ilk bakla yüksekliği 10.2-12.6 cm, bakla uzunluğu 4.9-5.9 cm, bitkide bakla sayısı 48.8-80.3 adet, baklada tane sayısı 2.8-3.2 adet, bitkide tane sayısı 144.6-193.5 adet, 100 tane ağırlığı 11-12.3 g, bitki ağırlığı 64.3-84.1 g, bitkide tohum verimi 15.5-22.8 g, hasat indeksi %24.7-27.6 ile birim alan tohum verimi 378.3-566.7 kg/da arasında değişim göstermiştir. Denemede en yüksek birim alan tohum verimi ortalamaları 0.5 µM EBR dozu uygulanan parsellerde saptanmıştır.
Haşhaş (Papaver somniferum L.)'ta farklı gelişme dönemlerinde yapraktan azotlu gübrelemenin verim ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Araştırma, Isparta koşullarında haşhaşın farklı gelişme dönemlerinde yapraktan azotlu gübre uygulamasının tohum ve kapsül verimi ile bazı alkaloid içeriğine etkisini incelemek amacıyla 2021 yılında yürütülmüştür. Araştırmada TMO1 haşhaş çeşidine 1. gübresiz (kontrol), 2. geleneksel üretim (azotun yarısı ekimle birlikte ve kalan yarısı rozet döneminde), 3. sapa kalkma dönemi (azotun 1/3'ü ekimle, 1/3'ü rozet döneminde topraktan ve 1/3'ü sapa kalkma döneminde yapraktan), 4. tomurcuklanma (azotun 1/3'ü ekimle, 1/3'ü rozet döneminde topraktan, 1/3'ü tomurcuklanma döneminde yapraktan) ve 5. çiçeklenme sonrası dönemlerde (azotun 1/3'ü ekimle, 1/3'ü rozet döneminde ve 1/3'ü çiçeklenme sonrası yapraktan uygulama) azot uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; bitki boyu, kapsül sayısı, kapsül eni, kapsül boyu arasındaki farklar önemli olmazken, tohum verimi, kapsül verimi, azot kullanım etkinliği arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmuş ve genel olarak uygulama zamanı geciktikçe kapsül verimi, tohum verimi ve azot kullanım etkinliğinde artış olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, bitki boyu 58.82-59.86 cm, kapsül eni 27.13-32.00 mm, kapsül boyu 38.50-42.23 mm, kapsül sayısı 1.9-2.4 adet/bitki, kapsül verimi 20.54-43.07 kg/da, tohum verimi 22.31-39.01 kg/da, yağ oranı %40.43-41.00, morfin %0.964-1.071, kodein %0.186-0.279, oripavin %0.021-0.027, tebain %0.017-0.029, papaverin %0.007-0.012, noskapin %0.127-0.174 arasında değişmiştir. Sonuç olarak; azotlu gübre uygulama zamanı ve şeklinin verimi önemli derecede etkilediği, özellikle geç dönemde yapraktan uygulamaların etkili olduğu, yapraktan gübrelemede en ideal dönem olarak, kapsül verimi için tomurcuklanma, tohum verimi için çiçeklenme sonrası dönemde uygulanması önerilmektedir.
Farklı doz ve dönemlerde cycocel (CCC) uygulamalarının yer elması (Helianthus tuberosus L.) verimi ve kalitesine etkileri
Bu çalışmada, değişik gelişme dönemlerinde (30 cm ve 60 cm) ve farklı konsantrasyonlarda CCC uygulamalarının (0 (kontrol), 500, 1000, 1500 ve 2000 ppm) yer elmasının verim ve verim unsurlarına etkileri incelenmiştir. Araştırma 2020 yılında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği deneme arazisinde yürütülmüştür. Denemede materyal olarak yer elması tohumları ve CCC materyal olarak kullanılmıştır. Deneme, tesadüf blokları deneme planında faktöriyel düzenlemeye göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Birinci faktör olarak uygulama zamanları ikinci faktör olarak ise uygulama dozları ele alınmıştır. Çalışma sonucunda CCC uygulama zamanları ve dozları yer elmasının bitki boyu, yaprak uzunluğu ve eni dekara yumru verimi ve pazarlanabilir yumru verimi ile özgül ağırlık üzerine önemli seviyede etki etmiştir. CCC uygulanmayan bitkilerin bitki boyu 125.4 cm iken, CCC uygulama dozlarının artışına bağlı olarak bitki boyu %34 seviyesinde kısalmıştır. CCC uygulama dozu ve uygulama zamanı bitkinin gövde çapı üzerine önemli bir etkisi bulunmamıştır. CCC uygulamaları ile yaprak boyutları biraz küçülmüştür. Yumru veriminde ise CCC uygulanmayan bitkilerde dekara yumru verimi 2630.2 kg iken, 2000 ppm CCC uygulaması ile 3490.2 kg olmuştur. CCC uygulaması ile dekara yumru veriminde %32, pazarlanabilir yumru veriminde %29 oranında verim artış görülmüştür.
Bazı uygulamaların yer elması (Helianthus tuberosus L.) tohumunun çimlenmesi ve dormansi kırması üzerine etkisi
Bu araştırma yumru anormal itesine sahip olan yer elmasını gerçek tohumlarının çimlenme problemini çözmek için planlanmıştır. Bu amaçla tohumlara; farklı dozlarda GA3 (0, 250, 500, 750 ve 1000 ppm) uygulamaları yapılmıştır. Bunun yanında farklı sıcaklık (5ºC ve 20ºC) ve sürelerde katlama (15, 30, 45 gün) işlemi gerçekleştirilmiştir. Gerçek tohumlara fiziksel aşındırmanın (çizme ve çizmeme) çimlenme üzerine etkileri irdelenmiştir. Aynı zamanda farklı dönemlerde (Kasım, Ocak, Mart, Nisan ve Mayıs) ekim yapılarak çimlenme oranlarına bakılmıştır. Ayrıca tohumların morfolojik özellikleri ve bazı kimyasal özelliği irdelenmiştir. Yer elması tohumlarının çimlenmesi üzerine GA3 uygulamalarının etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Katlama uygulamaları ile tohum çimlenme oranının önemli seviyede artış gösterdiği belirlenmiştir. 30 günlük katlama ile %70 seviyesine, 45 günlük katlama ile ise %85 seviyesinde çimlenme olduğu tespit edilmiştir. Geç ekim yapıldığında yer elması tohumlarının çimlenmediği erken dönemlerde ekim yapıldığında tohumlar çimlenme gösterdiği kaydedilmiştir. GA3 + Katlama ve Katlama + GA3 uygulamalarının çimlenme üzerine çok ciddi bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, yer elması tohumlarının çimlenmesini sağlamak için soğuklama ihtiyacının karşılanması gerektiği gerek katlama gerek ise erken ekimle problemin çözüldüğü tespit edilmiştir.
Futbol sahalarında kullanılan farklı çim karışımları üzerine azot dozlarının etkisinin belirlenmesi
Bu araştırma 2020-2022 yıllarında, futbol sahalarında yaygın olarak kullanılan serin mevsim çim türlerinden oluşturulmuş bazı karışımlar üzerine farklı azot dozlarının etkilerinin belirlenmesi amacıyla Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde yürütülmüştür. Araştırmada Lolium perenne, Festuca arundinacea, Festuca rubra var. commutata ve Poa pratensis türleriyle oluşturulan 8 farklı çim karışımına beş farklı azot dozu (0, 2, 4, 6 ve 8 g/m2) uygulanmıştır. Araştırmada; çıkış hızı (gün), kaplama hızı (gün), kışa dayanıklılık (1-9), kaplama derecesi (1-9), yaprak dokusu (mm), yaprak rengi (1-9), yenilenme gücü (1-5), kardeş sayısı (adet/dm2), genel görünüm (1-9), kuru madde verimi (g/m2) ve azot oranı (%) belirlenmiştir.Varyans analiz sonuçlarına göre, çim karışımları ve azot dozları araştırmada incelenen tüm özellikler üzerine istatistiki olarak önemli etki yapmıştır. Karışımlara göre, çıkış hızı 12.33-16.73 gün, kaplama hızı 23.80-28.13 gün, kışa dayanıklılık 5.13-7.13 puan, kaplama derecesi 5.53-7.67 puan, yaprak dokusu 1.86-2.86 mm, yaprak rengi 2.20-7.23 puan, yenilenme gücü 2.00-3.73 puan, kardeş sayısı 185.40-268.93 adet, genel görünüm 3.17-7.67 puan, kuru madde verimi 595.19-925.87 g/m2, azot oranı %1.71-2.14 arasında değişmiştir. %50 L. perenne+%50 F. arundinacea, %25 L. perenne+%50 F. arundinacea+%25 F. rubra var. commutata ve %40 L. perenne +%30 F. arundinacea+%30 P. pratensis karışımları daha üstün özelliklere sahip olmuşlardır. Araştırmada azot dozlarının artmasıyla kışa dayanıklılık, kaplama derecesi, yaprak dokusu, yaprak rengi, yenilenme gücü, kardeş sayısı, genel görünüm, kuru madde verimi ve bitki dokularındaki azot içeriklerinde artışlar görülmüştür. Sonuçlara göre araştırmanın yürütüldüğü Burdur ili ve benzer ekolojik koşullarda oluşturulacak futbol sahalarında özellikle F. arundinacea ve L. perenne türlerinin fazla oranlarda bulunduğu çim karışımları tercih edilmeli ve aylık düzenli olarak 6 g/m2 azot uygulanmalıdır.
Nohut (Cicer arietinum L.)'ta farklı yapıştırıcılar ile bakteri aşılamasının nodülasyon ve bazı verim özelliklerine etkileri
Bu çalışma, nohutta tohuma bakteri aşılamada farklı yapıştırıcı maddelerin kullanılmasının nodülasyon ve verime etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tarla denemesi tesadüfi bloklarda bölünmüş parseller desenine göre 3 tekerrürlü olarak Isparta lokasyonunda kurulmuştur. Çalışmada bitki materyali olarak Azkan çeşidi ile İspanyol nohut genotipi kullanılmıştır. Rhizobium bakterilerini yapıştırmak için saf su, şekerli su, süt tozu, arap zamkı ve metil selüloz kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, vejetasyon süresi dışındaki tüm özelliklerde uygulamalar arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Elde edilen verilere göre çıkış süresi 13.67-16.33 gün, ilk çiçeklenme süresi 47.33-49.33 gün, ilk bakla bağlama süresi 58.83-61.0 gün, nodül sayısı 45.83-155.83 adet/bitki, nodül ağırlığı 0.82-2.72 g/bitki, bitki boyu 36.38-47.20 cm, ilk meyve yüksekliği 16.97-19.88 cm, yan dal sayısı 2.11-2.73, bitkide meyve sayısı 25.46-39.52, bitkide tane sayısı 25.19-38.30 adet, yüz tane ağırlığı 39.34-42.16 adet, bitki ağırlığı 12.56-17.71 g, bitki verimi 4.25-7.75 g, hasat indeksi %38.99-42.04 ve tane verimi 161.12-266.05 kg/da arasında değişim göstermiştir. Tane verimi bakımından değerlendirildiğinde bakteri yapıştırma amacıyla en iyi uygulamaların arap zamkı ve metilselüloz olduğu söylenebilir.
Destek bitki olarak farklı oranlarda tritikale kullanımının macar fiğinde tohum üretimi üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma, macar fiği tohum üretiminde, destek bitki olarak farklı oranlarda tritikale katkısının tohum üretimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nde 2021-2022 yetiştirme sezonunda yürütülmüştür. Denemede macar fiğinin Akçalar çeşidi ve tritikalenin Karma-2000 çeşidi kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada macar fiğine 7 farklı oranda (%0, 5, 10, 15, 20, 25, 30) tritikale karıştırılmıştır. Araştırmada bitki boyu, bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı, bin tane ağırlığı, biyolojik verim, tohum verimi ve kes verimi incelenmiştir. Farklı oranda tritikale uygulaması incelenen tüm özellikler üzerine istatistiki olarak önemli etki yapmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, tritikale oranlarına bağlı olarak, bitki boyu 44.10-57.50 cm, bitkide bakla sayısı 9.9-16.27 adet/bitki, baklada tane sayısı 4.33-5.67 adet/bakla, bin tane ağırlığı 44.83-47.93 g, biyolojik verim 165.17-555.27 kg/da, tohum verimi 18.92-73.05 kg/da, kes verimi 146.08-481.95 kg/da arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak, Eskişehir ekolojik koşullarında macar fiğ tohumluk üretiminde destek bitki olarak %10 tritikale ilavesinin en uygun sonuç olduğu tespit edilmiştir.
Konya koşullarında farklı azot ve fosfor uygulamalarının Macar fiği + arpa karışımının ot verimi ve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma farklı azotlu ve fosforlu gübre dozlarının Macar fiği + arpa karışımlarının ot verimi ve kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2022-2023 vejetasyon döneminde Konya'da yürütülmüştür. Çalışma, tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Denemede beş farklı azot dozu (0, 3, 6, 9 ve 12 kg/da) ve dört farklı fosfor dozu (0, 4, 8 ve 12 kg/da) uygulanmıştır. Araştırmada Macar fiği çeşidi olarak Anadolu Pembesi-2002, arpa çeşidi olarak Finola kullanılmıştır. Araştırmada bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, ham protein oranı, ham protein verimi, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF), nötr deterjanda çözünmeyen lif (NDF), toplam sindirilebilir besin maddesi ve nispi yem değerleri incelenmiştir. Çalışmada incelenen tüm özellikler üzerine azot, fosfor ve azot x fosfor interaksiyonlarının etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Gübre dozları arttıkça bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, ham protein oranı, ham protein verimi, toplam sindirilebilir besin maddesi ve nispi yem değeri önemli artışlar gösterirken, ADF ve NDF oranları azalmıştır. En yüksek kuru ot verimleri verim 887.4 ve 931.6 kg/da ile 12 kg/da azot x 8 kg/da fosfor ve 12 kg/da azot x 12 kg/da fosfor uygulanan parsellerden elde edilmiştir. Ham protein oranı ve verimi bakımından en yüksek değerler de 12 kg/da azot x 8 kg/da fosfor ve 12 kg/da azot x 12 kg/da fosfor uygulanan parsellerden elde edilmiştir. Sonuç olarak; Konya ve benzeri ekolojik koşullarda Macar fiği + arpa karışımında yüksek verimli ve kaliteli ot üretimi için 12 kg/da N + 8 kg/da P2O5 gübre dozları önerilebilir.
Farklı azotlu gübre uygulamalarında cin mısırının (Zea mays everta Sturt) tane verimi ve azot kullanım etkinliği ile bazı tarımsal özelliklerde genotipik varyasyonun belirlenmesi
Çalışmada, farklı azotlu gübre çeşidi [(Nitropower 33 ve Novatec 32 (yavaş salınımlı gübre)] ve azot dozunun [0, 8, 12, 16, 20 kg/da N], cin mısırı çeşitlerinde (PC912, SH3077) bazı tarımsal özellikler, azot kullanım etkinliği ve kalıtım derecesi (H) üzerine etkisi belirlenmiştir. Araştırma, Isparta Uygulama Bilimler Üniversitesinde Ziraat Fakültesine ait deneme alanında 2021 ve 2022 yıllarında Tesadüf Bloklarında Bölünen Bölünmüş deneme desenine göre yürütülmüştür. İncelenen verim ve kalite özellikleri üzerine çeşit, gübre ve doz uygulamalarının etkisi yıllara göre değişiklik göstermiş olmakla birlikte, istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir. Farklı gübre uygulamalarının tepe püskülü ve koçan püskülü çıkarma süresi, bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, bitkide koçan sayısı ve tane verimi üzerine etkisinin istatistiksel olarak önemli olduğu ve yavaş salınımlı gübresi uygulamasının tane verimine olumlu etki yaptığı tespit edilmiştir. Azot dozu uygulamalarının etkisinin ise tüm karakterlerde istatistiksel olarak önemli olduğu tespit edilmiştir. Doz arttıkça tepe püskülü, koçan püskülü çıkarma süreleri ve nişasta oranı azalırken, bitki boyu, koçan uzunluğu, koçan çapı, koçanda dane sayısı, bin tane ağırlığı, bitkide koçan sayısı, patlama hacmi, patlayan tane oranı, tane verimi, tanede protein oranı yükselmiştir. Yine azot dozu arttıkça, toprak üstü aksamınca kaldırılan azot miktarı artarken, azot alım ve kullanım etkinliği azalmıştır. Azottan yararlanma etkinliği ise azot dozlarında değişkenlik göstermiştir. Geniş anlamlı kalıtım derecesi tane veriminde etkili olan, koçandaki sıra sayısı, bin tane ağırlığı ve bitkide koçan sayısında yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, Isparta koşullarında her iki cin mısırı çeşidinin de yetiştirilebileceği, yavaş salınımlı gübresi uygulamasının cin mısırı çeşitlerinde verim ve kalite özellikleri üzerinde önemli artış sağladığı belirlenmiştir.
Linalol ve linalil asetat bakımından zengin nane (Mentha ssp.) kemotiplerinin ısparta ekolojik koşullarında verim ve uçucu yağ bileşenlerinin belirlenmesi
Çalışmada linalol ve linalil asetat bakımından zengin bazı nanelerin Isparta ekolojik koşullarında araştırılmıştır. Arazi çalışmaları 2021 ve 2023 yılları arasında tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülmüştür. Bu çalışmada klonların morfolojik, tarımsal ve kimyasal özelikler incelenmiştir. Distilasyon yöntemiyle çıkarılan uçucu yağlar GC-MS ile fenol kompozisyon HPLC ile belirlenmiştir. Morfolojik gözlemlerde Basilicuminze (Mentha piperita f. citrata) hariç diğerlerinin koyu renkli ve yaprakların daha etli olduğu belirlenmiştir. Farklı taksonlardan PI557591 (M. canadensis) klonu vertisillat çiçeklenme durumu ile diğer klonlardan en farklı özeliğe sahiptir. Çalışmada toplam yeşil herba verimi 2408.0-3698.9 kg/da arasında değişmiştir. Üç yıl sonucunda en yüksek verim PI 557591(M. canadensis) klonundan elde edilmiştir. Granada (M. piperita) çeşidinde, ilk yıl yüksek verim alınmasına rağmen sonraki yıllarda verimler düşmüştür. Çalışma boyunca uçucu yağ oranları %1.3 ile 3.5 arasında değişmiş, en yüksek değer %3.5 ile PI557591 (M. canadensis) klonundan elde edilmiştir. Çalışmada klonların beşinde (Basilicuminze, PI557591, Dume-1, Granada, PI557966) linalol, ikisinde (Lemon, Dume) linalil asetat en yüksek bulunmuştur. En yüksek linalol oranı %46.3 ile PI557966 (M. aquatica var. citrata) klonundan elde edilmiştir. En yüksek linalil asetat oranı ise %35.7 ile Basilicuminze ve Lemon (M. gentilis) çeşitlerinden elde edilmiştir. Çalışmada eriositrin ve rozmarinik asit en önemli bileşikler olup en yüksek eriositrin ve rozmarinik asit miktarları sırasıyla 155.7 µg/mg ve 82.0 µg/mg ile 2023 yılında Granada çeşidinden elde edilmiştir. Çalışma sonucunda PI557966 ve PI557591 klonlarının hızlı gelişmesi ve verimi nedeniyle linalol ve lianlil asetet, Dume-2 (M. dumetorum) klonunun eriositrin kaynağı olarak yetiştirilebileceği belirlenmiştir.
Bazı uçucu yağların ayçiçeğinde su stresi koşullarında morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal özellikler ile tane verimi ve kalitesine etkileri
Bu tez çalışmasında su stresi koşullarında ayçiçeği bitkisine kekik (Thymus vulgaris L.), karanfil (Syzygium aromaticum L.), biberiye (Rosmarinus officinalis L.), ardıç (Juniperus communis L.) uçucu yağları ve Messenger Gold uygulamalarının; morfolojik, fizyolojik ve biyokimsal karakterler üzerine etkileri ile arazi koşullarında bitki gelişimi ve tane verimine etkileri ile su stresine toleranstaki rollerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma arazi koşullarında 2020 ve 2021 yıllarında, bitki büyütme kabininde ise 2021 yılında yürütülmüştür. Granit ve Gibraltar ayçiçeği çeşitleri bitki büyütme kabininde üç kuraklık düzeyinde (S1, S2 ve S3 su konuları; tarla kapasitesinin %40-50, %60-70 ve %75-85'i tüketildiğinde), arazi koşullarında ise sulu ve kuru koşullarda yetiştirilmiştir. Ayçiçeği bitkileri üzerine uçucu yağlar 500 ve 1000 ppm dozlarında, bitki aktivatörü Messenger Gold ise 6g/da dozunda bitkilerin 6-8 yapraklı döneminde başlanarak 15'er gün aralıklarla bitki üst aksamına toplamda üç kez pülverizatör ile uygulanmıştır. Bitki büyütme kabininde su stresi seviyelerine göre değişiklik göstermekle birlikte uygulamalar bitki morfolojik ve fizyolojik özelliklerini arttırmıştır. Uygulamaların su stresinde oransal su içeriğini, klorofil ve karotenoid miktarlarını önemli oranda arttırdığı; membran zararını, prolin, MDA ve H2O2 miktarını azalttığı tespit edilmiştir. Arazi koşullarında yüksek verim artışı elde edilen Karanfil 1000 ppm, Ardıç 500 ppm ve Kekik 500 ppm uygulamaları başta olmak üzere, uygulamalar antioksidan enzim aktivitelerini (SOD, CAT, APX ve GR) stres koşullarında azaltıcı etki göstermiştir. Arazi koşullarında uçucu yağlar verimi etkileyen tabla çapı, bin tane ağırlığı ve dolu tane oranını arttırarak; sulu koşullarda kontrole göre %29, kuru koşullarda ise yaklaşık %20 verim artışı sağlamıştır. Bu çalışmayla uçucu yağların su stresine karşı tolerans sağlamada etkili bir şekilde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Isparta ekolojik koşullarında farklı hasat zamanlarında yer elmasının (Helianthus tuberosus L.) hasıl verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Isparta ekolojik koşullarında kırmızı ve beyaz renkli 2 farklı yer elması (Helianthus tuberosus L.) popülasyonunun farklı hasat zamanlarındaki (çiçeklenme başlangıcı, %50 çiçeklenme, tam çiçeklenme) yem verimi ve kalite özelliklerin belirlenmesi amacıyla 2023 yılı vejetasyon döneminde Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Tarımsal Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği deneme alanlarında yürütülmüştür. Deneme, tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırmada yer elması popülasyonlarının bitki boyu, bitki gövde çapı, bitkide yaprak sayısı, yaprak genişliği, yaprak uzunluğu, dekara yumru verimi, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, ham protein oranı ve ham protein verimi özellikleri incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, hasat zamanları bakımından en yüksek yaprak sayısı çiçeklenme başlangıcı (50.33) ve %50 çiçeklenme döneminde (45,63); en yüksek yaprak genişliği çiçeklenme başlangıcı (10.28 cm) ve %50 çiçeklenme döneminde (10.12 cm); en yüksek yaprak uzunluğu ise 20.80 cm ile çiçeklenme başlangıcında yapılan hasatlarda belirlenmiştir. Çalışmada en yüksek yumru verimi 2320.68 kg/da ile tam çiçeklenme döneminde; en yüksek yeşil ot verimi 1703.02 kg/da ile çiçeklenme başlangıcında; en yüksek kuru ot verimi 622.61 kg/da ile %50 çiçeklenme döneminde ve 591.53 kg/da ile çiçeklenme başlangıcında; en yüksek ham protein oranı %6.86 ile çiçeklenme başlangıcı ve %6.69 ile %50 çiçeklenme döneminde; en yüksek ham protein verimleri 40.43 kg/da ile çiçeklenme başlangıcında ve 41.65 kg/da ile %50 çiçeklenme döneminde tespit edilmiştir. Hasat zamanları bakımından değerlendirildiğinde; yem verimi ve kalitesi açısından yer elmalarının çiçeklenme başlangıcı ve %50 çiçeklenme döneminde; yumru verimi yönünden değerlendirildiğinde ise tam çiçeklenme döneminde hasat edilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Yumru renkleri bakımından en yüksek yaprak genişliği (9.91 cm) ve ham protein oranı (%6.62) değerleri kırmızı yumrulu popülasyonda; en yüksek kuru ot verimi (559.63 kg/da) ise beyaz yumrulu popülasyonda elde edilmiştir. Ayrıca yem verimi yönünden beyaz yumrulu popülasyonun, yem kalitesi açısından ise kırmızı yumrulu popülasyonun daha yüksek performansa sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yer elması, Verim ve kalite özellikleri, Yeşil ot verimi, Kuru ot verimi
Farklı azot dozları ve su kısıtı uygulamalarının silajlık sorgum (Sorgum bicolor L.)'un verim ve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma, su kısıtı ve azot uygulamalarının sorgum bitkisinin (Sorghum bicolor L.) silaj verimi ve kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2021-22 yıllarında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde yürütülmüştür. Çalışmada Greengo çeşidi kullanılmıştır. Yüzey altı damla sulama yöntemiyle sulanan sorgum bitkisi için 6 farklı su düzeyi (I0, I25, I50, I75, I100 ve I125) ve 5 farklı azot dozu (N0, N8, N16, N24 ve N32) uygulanmıştır. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada verim tepki etmeni (ky), bitki su tüketimi, WUE, IWUE, bitki boyu, yaprak sayısı, sap kalınlığı, yaprak sap oranı, yeşil ot verimi, kuru madde oranı, kuru ot verimi, ham protein oranı, ham protein verimi, NDF, ADF, ham kül, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, klorofil içeriği ve stoma iletkenliği incelenmiştir. Silaj örneklerinde ise pH, kuru madde oranı, ham protein oranı, NDF, ADF, ham kül, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum oranları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, su düzeyleri ve azot dozları araştırmada incelenen tüm özellikleri istatistiki olarak önemli düzeyde etkilemiştir. Verim tepki etmeni (ky) değerleri 0.805-1.479, bitki su tüketim 387.5-808.3 mm, bitki boyu 185.0-327.7 cm, yeşil ot verimi 2929-11476 kg/da, ham protein oranı %5.57-7.33, NDF %45.37-59.93, ADF %24.26-36.14 arasında değişmiştir. Silajlarda yapılan ölçümlerde ise pH değerleri 3.99-4.39, ham protein oranı %5.47-7.59, NDF oranı %41.29-54.06, ADF oranı %21.77-33.59 arasında belirlenmiştir. Sonuçlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Isparta ve benzeri koşullarda, silajlık sorgumda yüksek verim ve kalite için I100 sulama konusunda
Seleksiyon ıslahı ile uçucu yağ ve sitral verimi yüksek reyhan (Ocimum basilicum L.) hatlarının geliştirilmesi, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, saf hat seleksiyon yöntemiyle koku ve aroma endüstrisinin en önemli bileşenlerinden biri olan sitral bakımından zengin ve uçucu yağ verimi yüksek reyhan (Ocimum basilicum L.) hatlarının geliştirilmesi amacıyla 2021 ve 2022 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmanın ilk yılında açıkta tozlaşan reyhan popülasyonundan seçilen bitkilerden elde edilen A hatları döl sıralarında yetiştirilmiş ve tek hasat yapılmıştır. Yapılan seleksiyonlar sonucunda en yüksek sitral verimine sahip 10 bitki seçilmiş ve kendilenmiştir. Çalışmanın ikinci yılında ise seçilen bitkilerden elde edilen 10 B hattı, bunların ebeveynleri olan 9 A hattı ve 4 standart çeşit ile mikroverim denemesi yürütülmüştür. Tarımsal özellikler ve sitral oranları incelenerek en yüksek sitral verimine sahip hatlar belirlenmiştir. Uçucu yağlar su distilasyonuyla izole edilmiş ve sitral oranları GC-MS ile belirlenmiştir. İncelenen tüm özellikler için hatlar arasında oluşan farklar önemli (p<0.01) bulunmuştur. A ve B hatlarının toplam uçucu yağ verimleri ve toplam sitral verimleri sırasıyla, 7.97-10.42 L/da ve 4.99-8.03 L/da arasında değişim göstermiştir. Hatların uçucu yağ ve sitral verimleri bakımından standart çeşitlerden üstün oldukları tespit edilmiştir. Hatlarda en yüksek genetik ve fenotipik varyasyon katsayısı sitral veriminde kaydedilmiştir. Sitral verimi için geniş ve dar anlamda kalıtım derecesi %94.23 ve %67.94 oranında tahmin edilmiştir. En yüksek genetik ilerleme ise %33.39 oranında sitral veriminde kaydedilmiştir. Sonuçlara göre limonsu kokuya sahip reyhanlarda seleksiyon uygulamasının sitral verimine göre yapılmasının en uygun kıstas olduğu belirlenmiştir.
Farklı lokasyon ve kontrollü sera koşullarının Mentha arvensis L. ve Mentha piperita L. klon ve çeşitlerinin morfolojik, agronomik ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi
Çalışma, iki farklı lokasyonda (Isparta ve Salihli) ve kontrollü sera koşullarında Mentha arvensis ve Mentha piperita klon ve çeşitlerinin morfolojik, agronomik ve kimyasal özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, tarla denemeleri 2021-2022 yıllarında yürütülmüştür. Sera çalışmaları kontrolü koşullarda tam otomasyonlu CO2 takviyeli serada yürütülmüştür. Arazi çalışmalarında 6 adet genotip (Piper-1, Yakima, Multimentha, Swiss, Black Mitcham ve Arven-1), sera çalışmasında ise Arven-1 klonu ile Swiss çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada morfolojik ve tarımsal özellikler ile uçucu yağ oranı ve kompozisyonu araştırılmıştır. Uçucu yağlar distilasyon yöntemiyle elde edilmiş, uçucu yağ kompozisyonu GC-MS cihazıyla belirlenmiştir. Kontrollü sera çalışmasında fenolik bileşen değişimi de incelenmiştir. Araştırmada, Salihli lokasyonundaki verim değerleri Isparta lokasyonundan yüksek olmuştur. En yüksek yeşil herba ve kuru yaprak verimi Isparta'da sırasıyla 3400.2 kg/da ve 456.7 kg/da ile Swiss, Salihli'de ise 5530.5 kg/da ve 765.1 kg/da ile Yakima çeşidinden alınmıştır. Çalışma süresince en yüksek uçucu yağ oranı her iki lokasyonda da Arven-1 (Isparta %5.51, Salihli %6.33) klonunda belirlenmiştir. Arven-1 klonunun uçucu yağ ana bileşeni mentol, M. piperita genotiplerinin ise mentol ve menton olmuştur. Çalışmada en yüksek uçucu yağ ve mentol oranı Arven-1 klonundan, en yüksek menton oranı ise Multimentha çeşidinde tespit edilmiştir. Kontrollü koşullarda Arven-1 klonunda mentol oranı %82.45 ile 29/26°C sıcaklık ve 400 ppm CO2 uygulamasından elde edilmiştir. En yüksek rosmarinik asit miktarı Arven-1 klonunda 26/16°C'de (5.42 µg/mg), Swiss çeşidinde ise 29/26°C 1000 ppm (33.71 µg/mg) uygulamasından alınmıştır. Çalışma, mentol üretimi için Arven-1 klonunun ve Salihli ekolojisinin uygun olduğunu, iklim koşullarının bitki gelişimi ve uçucu yağ içeriği üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermiştir.
Uçucu yağ içeren kitosan bazlı film kaplama formülasyonlarının patatesin tohumluk performansı ile bazı fungal patojenler üzerine etkileri
Bu çalışma, uçucu yağ içeren kitosan bazlı nanoemülsüyon formülasyonlar ile yapılan film kaplama uygulamalarının patateste (Solanum tuberosum L.) bitki gelişimi, yumru verimi ve bazı fungal patojenlere etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2023 ve 2024 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmada, patates yumrularına kekik (Thymus vulgaris), çörtük (Echinophora tenuifolia subsp. sibthorpiana), karanfil (Syzygium aromaticum), tarçın (Cinnamomum zeylanicum), okaliptüs (Eucalyptus globulus), dereotu (Anethum graveolens), ardıç (Juniperus communis) ve zencefil (Zingiber officinale) uçucu yağlarının farklı doz ve kombinasyonları kullanılarak oluşturulan nanoemülsiyonlar ile film kaplama uygulaması yapılmıştır. Uçucu yağlar ile kitosan'ın patates yumrularında sürgün gelişimine etkileri sera koşullarında, Rhizoctonia solani ve Fusarium solani üzerine antifungal aktiviteleri ise in vitro koşullarda belirlenmiştir. Film kaplama formülasyonlarının patates yumrularının sürgün güçleri ile bitki gelişimine etkileri bitki büyütme kabininde, R. solani ve F. solani üzerine antifungal aktivitleri sera ve tarla koşullarında, yumru verimine etkileri ise arazi koşullarında yürütülen çalışmalarla belirlenmiştir. Uçucu yağ uygulamaları patates yumrularında sürgün gelişimini önemli derecede etkilemiş, en etkili uygulamalar kekik, karanfil, dereotu ve çörtük uçucu yağları olmuştur. In vitro çalışmalarda her iki fitopatojene karşı da en yüksek antifungal aktivite karanfil ve kekik uçucu yağlarından elde edilmiştir. In vivo koşullarda, nanoemülsiyon film formülasyonları F. solani ile enfekteli yumru oranını kontrole göre %88, R. solani ile enfekteli yumru oranını ise %80'e kadar azaltmıştır. Film kaplama uygulamaları ocakta yumru sayısı ve yumru verimini %40, toplam yumru verimini ise %45'in üzerinde artırmış, F. solani ve R. solani ile enfekteli yumru oranını önemli derecede azaltmıştır. Çalışmada, geliştirilen nanoemülsiyon formülasyonların patateste yumru veriminin arttırılması ve fitopatojenlerle doğal mücadele edilmesinde başarılı bir şekilde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Yerli ve yabancı orijinli rezene (foeniculum vulgare) genotiplerinde srap moleküler marker desteğiyle akrabalık dereceleri ve yüksek verim ile kaliteye sahip hatların belirlenmesi
Çalışmada yerli ve yabancı orijinli rezene genotiplerinin akrabalık dereceleri ile yüksek verim ve kaliteye sahip genotiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır. USDA koleksiyonundan temin edilen 26 adet yabancı orijinli, Burdur, Denizli ve Antalya bölgelerinden tek bitki seleksiyonu ile temin edilen 14 adet yerli genotip materyal olarak kullanılmıştır. Genotipler Isparta Uygulamalı Bilimler üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında 2021-2022 yıllarında tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yetiştirilmişlerdir. İki yıl ortalamasına göre genotiplerin çiçeklenme zamanı 58.5-76.2 gün, olgunlaşma zamanı 116.5-135.5 gün, bitki boyu 51.1-120.5 cm, sap kalınlığı 4.2-11.4 mm, dal sayısı 4.5-7.4 adet/bitki ve şemsiye sayısı 6.7-16.3 adet/bitki, hasat indeksi %28.9-59.1, 1000 meyve ağırlığı 6.1-104.6 g ve meyve verimi 55.2-368.6 kg/da, uçucu yağ oranı %1.70-3.44, uçucu yağ verimi 1.55-10.28 kg/da, sabit yağ oranı %19.28-23.58, sabit yağ verimi 12.18-79.03 kg/da arasında değişim göstermiştir. Çalışmada 17 genotipin trans-anethole içeriğinin Avrupa Farmakopesine uygun olduğu belirlenmiştir. Rezene genotiplerinin sabit yağ ana bileşeni petroselenik asit olarak tespit edilmiş, bunu linoleik, palmitik ve oleik asit takip etmiştir. Petroselenik asit içeriği 2021 yılında %64.76-81.31 (F10-F37) ve 2022 yılında %61.46-81.57 (F45-F13) arasında değişim göstermiştir. Yerli ve yabancı genotiplerin SRAP moleküler markör taramaları ile genetik akrabalıkları belirlenmiştir. US (F30), USA (F27) ve Sırbıstan&Karadağ (F14) nolu genotipler diğer genotiplerden tamamen farklı yer almışlardır. Diğer genotipler iki ana gruba ayrılmışlardır. Birinci grup üç alt gruba ayılmıştır. İkinci grup dört alt gruba ayrılmıştır. Sonuç olarak çalışmamızda F4, F5, F40, F45 ve F46 nolu genotipler verim tipi, F7, F8 ve F10 nolu genotipler uçucu yağ tipi ve F6, F11, F17, F28, F32 ve F36 nolu genotipler ise verim ve uçucu yağ tipi genotipler ümitvar olarak bir sonraki generasyona aktarılmıştır.