Tokat Gaziosmanpaşa University
Discipline

Department of Occupational Health and Safety

Tokat Gaziosmanpaşa University

711

Archived Theses

8

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ebe ve hemşirelerin yaşadıkları iş stresi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki; Kocaeli ili bir kamu hastanesi örneği

Amaç: Bu araştırma, ebe ve hemşirelerin yaşadıkları iş stresi düzeyi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu değişkenlerin sosyodemografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte yürütülen araştırmanın örneklemini 304 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Veriler, Genel İş Stresi Ölçeği ve Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇYKÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve post-hoc testler kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların genel iş stresi düzeyi orta düzeyde bulunmuştur (24,28±7,64). Mesleki yaşam kalitesi alt boyutlarından mesleki tatmin puanı 37,34±8,73, tükenmişlik puanı 30,54±5,73 ve eş duyum yorgunluğu puanı 21,22±9,88 olarak belirlenmiştir. Genel iş stresi ile mesleki tatmin arasında anlamlı ve yüksek düzeyde negatif ilişki (r=-0,522; p<0,001), tükenmişlik (r=0,464; p<0,001) ve eş duyum yorgunluğu (r=0,566; p<0,001) arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Yaş ve meslek yılı arttıkça iş stresi düzeyinin azaldığı, buna karşılık mesleki tatminin arttığı belirlenmiştir. Eğitim durumu, görev türü ve birimde çalışma süresinin iş stresi ve mesleki yaşam kalitesi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Çalışma saatleri ile mesleki tatmin arasında anlamlı fark olduğu ve gece çalışanlarda tatmin düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Araştırma bulguları, ebe ve hemşirelerin yaşadıkları iş stresinin yaşam kalitesini belirleyen temel bir faktör olduğunu göstermektedir. İş stresinin artması, mesleki tatmini azaltırken tükenmişlik ve eş duyum yorgunluğunu artırmaktadır. Bu doğrultuda, sağlık kurumlarında iş stresini azaltmaya yönelik müdahalelerin geliştirilmesi ve çalışanların psikososyal iyi oluşunu destekleyici uygulamaların yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İş stresi, mesleki tatmin, tükenmişlik, eş duyum yorgunluğu, ebe, hemşire

HastalarHemşirelerHemşirelik araştırmaları+1
Gözde Bayraktar
Kocaeli Health and Technology University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde psikososyal tehlike ve riskler

Günümüzde iş sağlığı ve güvenliğinin psikososyal boyutu giderek önem kazanmaktadır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nunda psikososyal tehlike ve risklerin belirlenmesi ve önlenmesi konusuna yeterince önem verilmediği görülmektedir. Literatürde psikososyal tehlike ve risk ayrımı tam olarak yapılamamakla beraber kavramlar iç içe geçmiş durumdadır. Psikososyal faktörlerin iş sağlığı ve güvenliğindeki öneminin net olarak anlaşılamaması, çalışma ortamındaki sorunların gözlemlenmesi ve çözüm bulunması açısından, yetersiz kalınmasına neden olmaktadır. Bir iş yerinde sağlıklı bir çalışma ortamı oluşabilmesi için, bu tehlike ve risklerin, önlenmesi ve belirlenip ortadan kaldırılması zorunludur. Psikososyal tehlike ve psikososyal riskler; stres, depresyon, intihar ve ölüm gibi sonuçlara neden olabilmekte ve işletmenin örgütsel işleyişini bozabilmektedir. Bu çalışmada literatürde, iç içe geçmiş olarak görülen ve bazen birbirinin yerine kullanılan psikososyal tehlike ve risk kavramlarının ayrımının net bir biçimde yapılıp, iki kavram arasındaki farkların ortaya konması amaçlanmıştır. Uygulama kısmında ise, Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın şantiyesinde anket çalışması yapılarak, çalışanların psikososyal tehlike ve risk kavramları hakkındaki bilinç düzeylerini ölçmek ve farkındalık oluşturmak hedeflenmiştir. İstatistiksel analizlerin yapılmasında SPSS Paket programı kullanılmıştır.

MobbingPsikososyal etkilerPsikososyal sorunlar+7
Murat Yunusoğlu
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe çalışan iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu mühendislerin iş kazalarının önlenmesindeki etkileri

İş yaşamında çalışanların, sağlıklı ve güvenli olması oldukça önemlidir. İş sağlığı ve güvenliğinin öncelikli amacı; çalışanların sağlığını, iş yerinin olumsuz koşullarından iş kazalarından ve meslek hastalıklarından korumaktır. Alınacak önlemler sayesinde, hem çalışan sağlığı korunmuş olacak, hem de çalışanın kendi sağlığına değer verildiğini görmek, işyerine bağlılığını ve çalışma ortamındaki verimini arttırmış olacaktır. Bu araştırmanın amacı Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda alınan önlemlere ilişkin uygulamaları hangi düzeyde gerçekleştirdiğinin tespit edilmesidir. Bu amaçla 100 mühendis üzerinde bir anket araştırması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarından işletmeler daha çok acil durum planını uyguladıkları tespit edilmiştir. Ayrıca işletmelerdeki mühendislerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına bakış açısı medeni durum, yaş, kıdem, gelir durumuna göre değişmediği belirlenmiştir.

GüvenlikMühendislerİnşaat+6
Güver Gül Kurt
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektörü çalışanlarında ergonomik risk faktörlerinin değerlendirilmesi

İnşaat sektörü, Türkiye'de bulunan üretim sahalarını doğrudan ilgilendiren, ülkenin gelişmesine ve ülke ekonomisine kayda değer bir katkı sunan sektörlerden biridir. İnşaat sektörü, özellikle 20'nci yüzyıl boyunca ilerlemiş teknolojik gelişmelerden sonra ciddi manada değişikliğe uğramıştır. 100-150 yıl kadar önce yapılması mümkün görünmeyen veya yapımı çok zaman alan yüksek yapılar, havalimanları, pistler, barajlar, endüstriyel fabrikalar, tesisler yapılır hale gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte üretilen makinaların ve inşaat araç gereç ve malzemelerinin inşaat sektöründe kullanımı sonucunda bu seviyeye ulaşılmıştır. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca hayatın ve bilimin her yönünde yaşanan muazzam teknolojik gelişmeler, inşaat işkolunda ihtiyaç duyulan araç gereç ve malzemelerin farklılaşmasına ve gelişmesine, farklı şekillerde kullanılmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler kendileri ile beraber meslek hastalıklarını da ortaya çıkartmıştır. Gerek kimyasal gerek biyolojik gerekse fiziksel tehlikelerden kaynaklı birçok hastalık baş göstermiş ve insan sağlığını etkilemeye başlamıştır. Gelişen teknoloji ile beraber ülkemizdeki inşaat sektörü de ortaya çıkan ihtiyaçları giderecek derecede gelişmiş ve işkolu olarak inşaat ön plana çıkmaya başlamıştır. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli önemli projelere imza atılmasıyla beraber, inşaat sektörü, alt dallarıyla beraber ekonominin parlayan yıldızı haline gelmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, inşaat sektöründe meslek hastalıkları, iş ve işçi sağlığı ile iş ve işçi güvenliği hususları daha da önemli hale gelmiştir. Türkiye'nin, sosyal ekonomik ve kültürel olarak bütünleşme gayreti bulunan Avrupa Birliği, inşaat sektöründe meslek hastalıkları ve güvenlik konularında önemli kriterlere sahiptir. Özellikle yurt dışı inşaat faaliyetlerinde Türk inşaat firmaları çok fazla yer almaya başladığı için Avrupa standartlarına uymak zorunda kalmışlardır. Bunun yanında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme çabalarının doğal sonucu olan uyum çalışmaları kapsamında, inşaat sektörümüzdeki iş ve işçi güvenliği olumlu şekilde etkilenmektedir. Sektörde faaliyet gösteren birçok işçi ve çalışan, kimyasal, fiziksel ve biyolojik etkilerden dolayı meslek hastalığına yakalanmaktadır. Bunun yanında iş esnasında ortaya çıkan tehlikeli durumlar sonucunda oluşan kazalarda yaralanmalar veya ölümler meydana gelmektedir. Yetersiz mevzuat, yetersiz denetim ve kontrol ile eğitim eksikliği gibi sebeplerden dolayı işçi sağlığı, iş ve işçi güvenliği hususlarında tatmin edici seviyeye ulaşılamadığında, bu durumdan ülke ekonomileri de olumsuz etkilenmektedir. İş ve işçi kazaları ile meslek hastalıkları sonucu, yetişmiş ve kaliteli işgücü kaybı yaşanmasından dolayı, güvenli çalışma koşullarının oluşturulması bakımından toplumsal duyarlılık, farkındalık ve bilinç de önem arz etmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde inşaat sektöründe görülen meslek hastalıkları, işkolunun kendine has çalışma şartları, meydana gelen kaza ve olaylar araştırılmış, eksik olan hususlar tespit edilmiş ve alınması gereken önlemler ortaya konmuştur. Ayrıca inşaat sektöründe; kalıp işçiliği, duvar işçiliği, demir işçiliği gibi farklı aşamalarda, işe özgü belirlenen 21 farklı çalışma şekli üzerinde gözlemler gerçekleştirilmiş, REBA ve QEC yöntemleri ile değerlendirmeleri yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda, inşaat sektöründe bina inşaatında çalışılan her dal için risk düzeyi yüksek olarak saptanmıştır. Bu sonuçlara göre inşaat sektöründeki tüm alanlarda, çalışan işçilerin kas iskelet sistemine zarar verildiği, el, kol, bilek, omuz, boyun, diz, bel ve sırt bölgelerinde sağlık sorunları meydana geldiği, uzun süre çalışan işçilerin tedavi görmek zorunda kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle çalışma koşullarında belli değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması, kullanılan malzemelerin uygun hale getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

ErgonomiKaba inşaatKas-iskelet hastalıkları+7
Abdullah Oğuzhan Baştürk
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Acil durumlarda ekiplerin etkili hale getirilmesi ve olay komuta sistemi

Acil durumlar, her sene firmalarda hem hayati tehlikelere hem de büyük maddi zararlara neden olmaktadır. Yalnız bu durumlar en aza indirilebilir. Firmaların acil durumlar karşısında bilinçli ve hazır olduklarında zarar ve hayati riskler önlenebilir, etkileri minimuma indirilir ve firmalar olağan hayatlarına daha süratli dönebilir. Bu araştırıda aktif bir acil durum yönetim programı hazırlanması ve uygulanması için takip edilecek yollar içermektedir. 160 ülke tarafından onaylanmış bir standart olan ISO 22301 Toplumsal Güvenlik ve İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Standardı, daha önceden yayınlanan BS 25999 İş Sürekliliği Standardının, ISO standardı olarak çıkarılan, revize edilmiştir. ISO 22301 Standardı, iş sürekliliğini kontrolleri için gerekli programları oluşturmaları, uygulamaları, firmaları, gözlemlemeli, araştırmaları, korumaları ve riskleri azaltmak, yıkıcı olaylardan kurtarmak için belgelenmiş bir yönetim sistemini ilerletmek için gereklilikleri belirtir. Bu çalışmada hastanelerin acil durumlara hazırlıklı olması için acil durum planı gerçekleştirme süreçleri araştırılmıştır. Başka bir anlatımla hastaneler için bir acil durum planı hazırlama raporu sunulmuştur. Acil durum planının süreçleri ele alınmış, örneklemeler yapılarak ve uygulama yapılan hastane için acil durum planları sunulmuştur. Hastanelerde çalışan kişileri acil durum konusunda daha çok bilinçlendirmek için eğitimler verilmiştir.

Acil durum planlamasıAcil durum yönetimiAfet hazırlığı+5
Özlem Kutbay
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde ergonomik yaklaşım: Bankacılık sektörü örneği

İş kazaları ve meslek hastalıkları tüm çalışanları tehdit etmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle meydana gelen ekonomik ve sosyal kayıplar çalışanı, çalışanın ailesini, işletmeyi ve devleti etkilemektedir. Çalışma ortamının ergonomik koşullar açısından uygunluğu çalışanların işlerini etkin bir biçimde yapabilmesi açısından oldukça önemlidir. Ergonomi; çalışma ortamının, çalışanların işlerini etkin ve verimli bir şekilde yapmalarını sağlayacak şekilde düzenlenmesi olarak tanımlanabilir. Bu tezin temel amacı, bankacılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından ergonomik yaklaşımın önemini ortaya koymaktır. Çalışmanın teori kısmında konu ile ilgili ayrıntılı bir literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında ise bir bankanın çalışma ortamı ergonomik koşullar açısından incelenmiştir.

Ahmet Yiğit
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş ekipmanlarının emniyetli kullanımının iş sağlığı ve güvenliği açısından önemi

Güvenlik, insanlar için en temel ve sağlanması zorunlu bir olgudur, sağlığın korunması ve güvenliğin sağlanması iş yaşamında bir arada değerlendirilmesi zorunlu olan sorunlardır. İş kazalarının sebepleri, insan kaynaklı olabildiği gibi makine ve ekipman kaynaklı da olabilmektedir. Bu nedenle, makine ve ekipmanların uygun standartlarda üretilmesi gerekmektedir. Ayrıca iş ekipmanlarının düzenli bakım, onarım ve kontrollerinin de yapılması önem arz etmektedir. İş ekipmanlarının bakım ve onarım işine uygun kişisel koruyucu donanımın kullanılmasına da dikkat edilmelidir. Neticede iş ekipmanlarının, çalışanların sağlığı ve güvenliği yönünden tehlikesiz olması sağlanmalıdır. Bu çalışmanın amacı, iş ekipmanlarının güvenli kullanımının iş sağlığı ve güvenliği yönünden önemini göstererek konuya ilişkin farkındalık yaratmaya çalışmaktır. Bu amaca yönelik olarak çalışmada, iş ekipmanların güvenli kullanımının önemi konusunda çalışanların mevcut durumları, bakış açıları ve bu konuda bilgi düzeyleri ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmanın teorik kısmında, iş sağlığı ve güvenliği kavramları, iş ekipmanlarının emniyetli ve güvenli kullanımının iş sağlığı ve güvenliği açısından önemi ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında ise, bir işletmenin çalışanlarına iş ekipmanlarının emniyetli kullanımının"iş sağlığı ve güvenliği açısından önemini ortaya koyan sorulardan oluşan anket uygulanmıştır.

Buket Çolak Duman
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Risk analizinde kullanılan metotların etkinlik bakımından istatistiksel karşılaştırılması; Kimyasal maddelerle çalışma yapılan araştırma laboratuvarı uygulama örneği

Ülkemizde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu' nun yürürlüğe girmesiyle birlikte tehlike sınıfı gözetmeksizin kamu ve özel sektöre ait bütün işyerlerine belirli aralıklarla risk değerlendirmesi yapma zorunluluğu getirilmiştir. Bu yasal düzenlemede amaç; işyerlerindeki mevcut tehlikeler ile bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin tespiti ve bu riskleri ortadan kaldıracak çözüm önerileri geliştirilmesi ile işyerlerinde yaşanabilecek iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi, ayrıca alınacak tedbirlerin sürekliliğinin sağlanmasıdır. Bu nedenle işyerlerinde yapılacak risk değerlendirmelerinin amacına uygun, doğru analiz metotları kullanılarak yapılması büyük önem taşımaktadır. Hatalı yapılan bir risk analizi ile gerçekleştirilecek risk değerlendirmesinin iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlenmesi mümkün olmayacaktır. Risk değerlendirme çalışmalarının amacına ulaşabilmesi için dikkat edilmesi gereken adımlardan en önemlisi metot seçimidir. Risklerin önem derecesinin belirlenmesi ve alınacak tedbirlerin öncelik sıralamasının bu değere uygun yapılması gerekmektedir. Tez çalışması kapsamında kimyasal maddelerle çalışma yapılan bir araştırma laboratuvarında iki farklı risk analiz metodu kullanılarak aynı tehlike kaynağı için iki ayrı risk öncelik sayısı elde edilerek risk önem dereceleri belirlenmiştir. Sonuçlar istatistiksel metot uygulanarak analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda iki metodun birbirine alternatif olamayacağı, aralarında anlamlı bir uyum olmadığı tespit edilmiştir. İş kazalarının ve meslek hastalıkların önlenebilmesi için alınacak risk kontrol tedbirlerinin etkinliği bakımından tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için Fine-Kinney risk analiz metodu uygulamalarından daha etkin sonuçlar elde edileceği belirtilmiştir.

Derya Usanmaz
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sektördeki çalışanların maruz kaldığı gürültü seviyesinin iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine göre karşılaştırılması

Bu çalışmada, farklı sektörlerde çalışanların 'Çalışanların Gürültü Kirliliği ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik' açısından gürültü ölçüm düzeylerine dayalı koruyucu önlemlerin belirlenmesi için bir araştırma gerçekleştirilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği alanındaki çalışmaların genel amacı çalışanların iş kazalarından ve meslek hastalıklarından korunmasını sağlamaktır. İş sağlığı ve güvenliği denildiğinde ilk akla gelen her ne kadar sadece çalışan olsa da üretimin güvenliği ve verimi de iş sağlığı ve güvenliği kurallarını uygulamakla artar. İş kazaları ve meslek hastalıklarından kaynaklı kayıpları en az seviyeye indirgemek ve kaza ya da meslek hastalığı oluşumunu engellemek için çalışanların maruz kaldığı en önemli fiziksel etmenlerden biri olan kişisel gürültü maruziyetinin ölçüm yöntemleri araştırılmış ve farklı sektörlerde yapılan örnek uygulamalar ile maruziyet sonuçları elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde gürültü maruziyet ölçümü yapılan işletmelerin tümünde maruziyet sonuçlarının yönetmelikte belirtilen sınır değerleri aştığı görülmüştür.

Burak Gülbahar
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oto tamirhanelerinde çalışanların maruz kaldığı risklerin belirlenmesi, analiz çözüm önerileri

Oto tamirhanelerinde çalışanların aşırı iş yüklenmeleri, insan-makine-çevre uyumsuzluklarından dolayı birçok iş kazası meydana gelmektedir. Bu iş kazalarına sebep olan risklerin bilinmesi, bu risklerin nelere yol açabileceği ortaya çıkarılması, risklerin maruziyetinin azaltılması ve gerekli önlemlerin alınması, iş güvenliğine riayet edilmesi ve oto tamirhanelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından yeniden düzenlenmesiyle işçilerin güvenliği ve sağlığı güvence altına alınabilir, iş performansı arttırılabilir. Bu çalışmada Tarsus oto sanayi bölgesinde yirmiden fazla oto tamirhanesi gezilmiştir. Çalışanlarla görüşülmüş ve görüşme sonunda bir rapor hazırlanmıştır. Rapordan elde edilen verilere göre riskler ile risklerin olasılıkları ve şiddetleri tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Riskler 5x5 L matris yöntemiyle analiz edilerek önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca riskler, iş kazaları, alınması gereken önlemler Tarsus ve gelişmiş ülkelerdeki oto tamirhaneler ile mukayese edilmiştir.

Otomobil sektörüOtomotivRisk değerlendirmesi+1
Oğuz Can Taşyürek
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik personelde görülen psikososyal risk etmenleri ve iş sağlığı güvenliği eğitiminin önemi

Çalışma hayatı içerisinde çok sayıda risk unsuru bulunmaktadır. Bu risklerin her biri, emek faktörünün iş ve özel yaşam kalitesini tehdit etmektedir. Dolayısı ile bu risklerin tespit edilmesi ve bertaraf edilmesi oldukça önemlidir. Ancak çalışma hayatını tehdit eden risklerden psikososyal risklerin tespit edilmesi oldukça zordur. Pek çok psikososyal risk, çalışanlar açısından çalışma hayatının seyri içerisinde normal kabul edilmekte ve bir risk olarak değerlendirilmemektedir. Bu sebeple de risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik bir çabanın gösterilmesi mümkün olmamaktadır. Psikososyal risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak yapılması gereken ilk iş, risklerin tanımlanmasıdır. Risk tanımlaması yoluyla çalışanlar psikososyal risklerin farkına varır ve olası zararlarını keşfederler. Sonrasında da risklerin giderilmesi amacıyla gerekli çalışmaların yapılması mümkün olur. Bu çalışmada psikososyal risk faktörleri açısından en yüksek risk grubu içerisinde sayılabilecek bir meslek grubu olarak akademisyenler seçilmiştir. Akademisyenlik mesleği, başlangıcından itibaren oldukça meşakkatli bir meslektir. Fizyolojik riskler açısından çok düşük bir risk grubu içerisinde yer almasına karşılık, psikososyal riskler açısından yüksek bir oranda riski bünyesinde barındırmaktadır. Akademisyenlerde görülen psikososyal risk etmenlerini ölçmek amacıyla Mersin ilinde bulunan üniversitelerde görevli akademisyenlere anket uygulanmıştır. Anket olarak Kopenhag Psikososyal Risk Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanmış şekli kullanılmıştır. Böylelikle akademisyenlik mesleğine sahip olan kişiler arasında psikososyal risk faktörlerinin niteliksel ve niceliksel analizi gerçekleştirilmiştir.

Arda Söyler
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite araştırma hastanelerinde aktif yangın önlemleri

Ülkemizde sağlık hizmetleri kamu hastaneleri, özel hastaneler ve üniversite araştırma hastaneleri tarafından sunulmaktadır. Kamu hastanelerinden sonra sağlık hizmetlerinin sunumda ülkemizde ikinci sırada üniversite araştırma hastaneleri gelmektedir. Üniversite araştırma hastaneleri hastanın tanı ve tedavisinin yanı sıra tıp eğitimi ve araştırma gibi misyonları da uygulamaktadır. Bu sebeple üniversite araştırma hastaneleri diğer hastanelerden kullanıcı yükü ve yangın yükü bakımından daha tehlikelidir. Üniversite araştırma hastaneleri poliklinikler, sınıflar, patoloji ve mikrobiyoloji laboratuvarı, anestezi odaları, ameliyathane, medikal ve gaz vakum odaları, yüksek basınç odaları, kan ve sterilasyon merkezi, kazan dairesi, elektrik odaları, trafo merkezi, yemekhane, kantin, tıbbı atık odası gibi birçok tehlikeyi ve yangın riski yüksek mekânları tek çatı altında bünyesinde toplamaktadır. Bu faktörlerin yanı sıra refakatçi, hasta sayısı, sağlık personeli ve öğrenci sayısı diğer sağlık kurumlardan daha fazladır. Bu çalışmada hastaneler sektörlerine göre üniversite araştırma hastaneleri, devlet hastaneleri ve özel hastaneler olarak ayrılmış ve güvenliği açısından incelenmiştir. Bir üniversite araştırma hastanesinin aktif yangın güvenlik önlemleri incelenip, alınan önlemler hem ulusal hem uluslararası yangın güvenlik mevzuatlarına göre değerlendirilmiştir. Ulusal yangın güvenlik mevzuatı olarak Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik, uluslararası yangın güvenlik mevzuatı olarak da Amerika Bileşik Devletleri standardı kullanılmıştır. Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelikte hastaneler ve alt bölümlerine ait özel hükümler bulunmamaktadır. Bu eksiklikleri gidermek için Amerika Bileşik Devletleri standartlarından faydalanmalıdır.

Aktif güvenlikKamu hastaneleriÖzel hastaneler+1
Gülendam Çelik
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki iş kazalarının analizi ve Avrupa'daki durum ile karşılaştırılması

Türkiye'de iş kazalarının sebep olduğu maddi ve manevi kayıplar Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça fazladır. İş kazalarının oluşmasında birçok neden bulunmaktadır. Bunlardan biri de teknolojinin hızla ilerlemesiyle, makineleşmenin artarak devam etmesi ve bunun sonucunda çıkan iş kazalarıdır. Bu ve benzeri nedenler iyileştirildikleri ölçüde, iş kazalarının azalması beklenmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Avrupa İstatistik Ofisi (EUROSTAT)'nin yayınladığı istatistiksel veriler derlenerek, Avrupa Birliği (28 üye ülke ) ve Türkiye'ye ait 2008-2016 yılları arasındaki iş kazası sayısının cinsiyet, yaş grupları, ölümlü ve yaralanmalı iş kazası durumu ve çalışan sayısı gruplarına göre karşılaştırılmasında Ki-Kare testi uygulanmıştır. Ayrıca cinsiyet, ölümlü, yaralanmalı iş kazası durumu, iş yerinde çalışan sigortalı sayısı ve sigortalı çalışanların yaş gruplarına göre işletme büyüklüğü için Türkiye'nin Avrupa'ya kıyasla kaç kat daha fazla iş kazası oranına sahip olduğunun tespitinde Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Tüm gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık var olduğu görülmüştür (p<0.001). Avrupa'da en yüksek ölümlü ve yaralanmalı iş kazası 2008 yılına gerçekleşirken, Türkiye için 2011 yılında en çok ölümlü, 2016'da ise en çok yaralanmalı iş kazası olmuştur. Türkiye'de Avrupa'ya kıyasla erkekler kadınlara göre 2172 kat daha fazla iş kazası geçirmektedir. İş yerinde çalışan sigortalı sayısı artıkça yani çalışılan işletme büyüdükçe iş kazası oranlarının azaldığı görülmektedir. Yaşlara göre iş kazası oranları ise Avrupa'da en yüksek 35-44 yaşken Türkiye'de bu 25-34 yaş aralığındadır. Türkiye'de Avrupa'ya kıyasla 18-24 yaş arası çalışanlarda 18 yaşından küçük çalışanlara göre 1352 kat daha fazla iş kazası geçirmektedir. Türkiye'nin 81 ilinde meydana gelen iş kazası sonuçlarından, iş kazası sayısı en fazla olan beş il; İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Kocaeli'dir. İş kazaları saatlere göre oranlandığında 2008 yılında iş kazası en sık 08:00-08:59, 2009 ve 2010 yıllarında 15:00-15:59, 2011 yılında 10:00-10:59, 2012'den itibaren ise 11:00-11:59 saatleri arasında gerçekleşmiştir. 2008-2016 yılları arasında 28 Avrupa ülkesi kendi içinde iş kazası oranları karşılaştırılmış, en çok iş kazası Almanya'da görülürken, en az iş kazası ise Letonya'da gerçekleşmiştir. Bu çalışmada Türkiye ve AB (28 Üye Ülke) ülkelerindeki iş kazaları karşılaştırılmış ve Türkiye'de meydana gelen iş kazaları ve alınabilecek önlemler üzerinde durulmuştur.

İş kazaları
İlknur Simge Ünal
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde radyoloji birimi çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği algıları

İş sağlığı ve güvenli ği, son yıllarda tüm dünyada önem verilen bir konudur. Tüm sektörlerde çalışanların sağlığını ve güvenliğini koruyucu politikalar geliştirmek, yasalarla desteklemek ve uygulamak hem devletin, hem işverenin hem de çalışanların sorumluluğundadır. Tehlike düzeylerine göre sınıflandırılan işlerde uyulması gereken kurallar da farklılık göstermektedir. İş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmaması sonucu ortaya çıkabilecek sorunlar hem işletmenin hem de çalışanın iş yaşamının sonlanmasına neden olabilmektedir. Daha ileri düzeydeki ihmaller, çalışanların hayatlarına mal olabilmektedir. Bu çalışmada, hastanelerin radyoloji birimi çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği algıları ölçülmeye çalışılmıştır. Tehlikeli işler sınıfında yer alan hastanelerde, radyoloji bölümünde kullanılan makine ve ekipmanların yarattığı sağlığa zararlı etmenlerin çalışanlar tarafından ne kadar önemsendiği ve önlem alındığı çalışmada sorgulanan diğer bir konudur. Ayrıca bu bölümde çalışan personelin çalışma süreleri ile çalışma ortamındaki atmosfere ne kadar maruz kaldıkları incelenmiştir. Toplanan veriler, istatistiki analiz için SPSS programı yardımı ile analiz edilmiştir. Verilerin işlenmesinde, temel analiz teknikleri kullanılmış ve bulgular ortaya çıkarılmıştır. Çalışma sonunda elde edilen bulgulara göre radyoloji birimi çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği algı düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu sonucuna varılabilir. Kurum içi verilecek eğitimlerle personelin iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının sürekli taze kalması sağlanmalı, çalışanların öneri ve talepleri kurum tarafından asla göz ardı edilmemelidir.

Kadrolu çalışanlarSaçınım-radyasyonSağlık personeli
Turgay Çanakçı
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik okullarda iş sağlığı ve güvenliği bilinci

Mesleki ve Teknik Okulların amacı öğrencilerin mesleki bilgi ve becerileri kazanmalarını ve iş hayatına hazırlanmalarıdır. Meslek liselerin öğrencilere, eğitsel açıdan kazandırmak istediği bilgilerin yanı sıra psikomotor beceriler ve mesleki bilgiler de kazandırmaktadır. Ayrıca öğrenciler, iş sağlığı ve güvenliğini nasıl alacakları konusunda eğitilmektedirler. Yapılan uygulamada öğrencilerin işçi sağlığı ve güvenliği (İSG) konusunda Mesleki ve Teknik Okullardan beklentileri ve aldıkları eğitim ile sahip oldukları iş sağlığı ve güvenliği bilinçlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Türkiye genelinde internet ortamı üzerinden Mesleki ve Teknik Okulların temel öğeleri olan öğrenci, öğretmen ve okul idarecilerine uygulanmıştır. Soruşturma da 20 maddeden oluşan çalışma uygulanmış ve yapılan teknik analizlere göre değerlendirme yapılmıştır. Soruşturma sonuçlarına göre; Okullarda iş sağlığı ve güvenliği işinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzman düzeyde eğitim almış ellere bırakılması gerektiği ve mesleki ve teknik okulların eğitim öğretim programları düzeyinde yapılacak değişikliklerin mesleğe yeni adım atacak olan bireyler açısından ve işçi sağlığı ve güvenliği açısından daha başarılı olacağı kanısına varılmıştır.

Salih Soner Uzun
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de özel istihdam bürolarının sundukları hizmetlerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi

Özel İstihdam Büroları belirli bir ücret karşılığında iş arayan ve işçi arayanları bir araya getiren kurumlardır. 2004 yılına kadar faaliyetlerini gayri resmi olarak sürdüren bu bürolar, günümüzde yasal düzenlemeler çerçevesinde varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler. Özel İstihdam Bürolarını kamu istihdam kurumlarından ayıran en önemli özellik kar elde etmeleridir. Özel İstihdam Büroları ülkemizde aracılık faaliyetleri ve işgücünün eğitimi konusunda önemli bir boşluk doldurmaktadır. Özel İstihdam Büroları bu boşluğu doldurmak için gerekli olan süreyi minimum seviyeye indirmeye çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de Kamu ve Özel İstihdam Kurumlarının gelişimini ortaya koymak ve özel istihdam bürolarının istihdam hizmetlerini değerlendirmektedir. Çalışmada kullanılan veriler, Türkiye İş Kurumu'ndan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan ve Uluslararası Çalışma Örgütü'nden elde edilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında Antalya ilindeki özel istihdam bürolarının ve İŞKUR'un işe yerleştirme faaliyetleri değerlendirilmiş ve çalışma SWOT analizi ile desteklenmiştir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Seher Çıvak
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı işlerinde kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi

Dünyanın gelişmekte olan ülkeleri arasında yer alan ülkemizde başarılı olunan tekstil, ziraat ve madencilik gibi sektörlerin yanında son yıllarda yapı işlerinden olan inşaat sektöründe de gelişmeler yaşanmıştır. Birçok iş kalemini içerisinde barındıran inşaat sektörü ekonomiye yaptığı katkı açısından önemli bir sektördür. Yapı işlerinden olan inşaat sektörü madencilik ve metal sektörleri ile birlikte iş sağlığı ve güvenliği açısından en tehlikeli sektörleri oluşturmaktadır. İnşaat işlerinde meydana gelen iş kazalarının nedenleri arasında çalışanların yüksekten düşmesi önemli bir paya sahiptir. Yüksekten düşme şeklinde meydana gelen iş kazalarının önemli bir kısmı ise iskelelerden düşme şeklindedir. Bu araştırmanın amacı yapı işlerinde kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından eksikliklerinin neler olduğunu bulmak ve bu eksikliklerin nasıl giderileceği konusunda önerilerde bulunularak yüksekte yapılan çalışmalarda çalışanların karşılaştıkları tehlikeleri önlemektir. Bu çalışmada inşaat sektöründe kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi için yirmi maddeden oluşan kontrol listesi hazırlanmıştır. Hazırlanan kontrol listesi kapsamında Mersin, Yenişehir mevkiinde devam etmekte olan üç tane konut inşaatında saha araştırmaları yapılmıştır. Yüksekte yapılan çalışmalarda kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından kurulum ve kullanım aşamaları ile çalışanların sağlık ve güvenlikleri noktasında uygunlukları ve eksiklikleri tespit edilip asma iskelelerin kontrol listesi açısından uygunluk oranları belirlenmiştir. Ayrıca yapı işlerinde iskele kullanımı ile ilgili daha önceden yapılmış literatür araştırmalarından da yararlanılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda asma iskelelerde cephe tekerlekleri ile eğim algılayıcı mekanizmaların bulunmadığı belirlenmiştir. Bu eksikliklerin giderilmesi için asma iskele kullanımında yapı işlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği ve asma iskele kullanım talimatları doğrultusunda hareket edilip gerekli emniyet ve güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Böylece çalışanların ve işyerinin güvenliği sağlanabilmektedir.

İlker Gökçe
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gemi bakım ve onarım çalışanlarında duygu düzenleme stratejileri, stres ve etkileri üzerine bir araştırma

Bu tez araştırmasında gemi bakım ve onarım işlerinde çalışanlar için stres ve stresin oluşturduğu etkiler hakkında bir inceleme yapılmıştır. İnceleme yapılırken duygu düzenleme stratejileri ve iş talepleri-kaynakları (JD-R Model) modeli esas alınmıştır. Ayrıca iş kazası ve ramak kala olay konuları ile stres arasındaki ilişki irdelenmiştir. Araştırma için çalışanlar üzerinde anket yöntemi uygulanmış, katılımcıların verdiği cevaplar ile çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma anketi beş ana bölümden meydana gelmektedir. Bu bölümlerdeki ana başlıkları, birinci bölüm için sosyodemografik özellikler, ikinci bölüm için duygu düzenleme stratejilerine ilişkin bilişsel değerlendirme ve bastırma stratejileri, üçüncü bölüm için algılanan stres düzeyinin stresin sonuçları üzerinden tespiti, dördüncü bölüm için toplam beş adet stresör (iş koşulları, iş tatmini, iş arkadaşlarıyla iletişim, işyerinde adalet ve yönetimin tutumu), beşinci bölüm için stresin sonuçları oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda çalışanlar üzerinde tespit edilen stres düzeyi ile duygu düzenleme stratejisi arasında mevcut kolerasyon durumu gözden geçirilmiştir. Bunun yanında iş kazası ve ramak kala olaylar ile çalışanların stres durumu arasında mevcut ilişki gözlemlenmiştir.

Stres
Tuncay Özışık
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerde görülen psikososyal risk faktörleri ve meslek hastalıkları

En önemli üretim faktörlerinden biri olan işgücü, çalışma esnasında pek çok risk unsuru ile karşılaşır. Bu riskler bir yandan kişilerin yaşam kalitesini tehdit ederken diğer yandan da üretimin aksamasına neden olur. Böylelikle genellikle yegane gelir kaynağı ücret geliri olan bu kişiler tüm yaşamlarını olumsuz yönde etkileyebilecek olan büyük bir sorunla karşılaşmış olurlar. Bu sebeple de işgücünün maruz kaldığı risklerin ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan önemli sonuçlarının bulunduğu söylenebilecektir. Çalışma hayatı içerisinde yer alan risklerin farklı boyutları bulunmaktadır. Bu risklerin bir kısmı görünür nitelikte iken diğerlerinin fiziksel bir çıktısı olmadığından görünmesi ve tespit edilmesi zordur. Psikososyal riskler olarak da isimlendirilen bu riskler, kişileri psikolojik açıdan zorlamakta ve kişilerin yaşam kalitelerini düşürmektedir. Ayrıca bu riskler çalışanları demografik özelliklere, gelir durumuna, eğitim seviyesine ve buna benzer kişilik özelliklerine göre farklı seviyelerde etkilemektedir. Dolayısı ile fizyolojik risklerde olduğu gibi risk ve zarar tanımlamasının yapılması kolay olmamaktadır. Bu çalışmada Mersin ilinde özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin maruz kaldıkları psikososyal risk faktörleri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda tüm demografik özelliklere sahip olan çalışanların belirli bir oranda psikososyal risklere maruz kaldığı ve bu risklerin hem çalışma verimliliğini hem de özel yaşam kalitesini düşürdüğü sonucuna varılmıştır. Bu gibi olumsuzlukların önüne geçilmesi için alınabilecek çeşitli önlemler bulunmakta olup riskin fizyolojik çıktısının olmaması nedeniyle ikinci planda değerlendirilmemesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk, Psikososyal Riskler, Meslek Hastalığı, Öğretmen. Danışman: Prof. Dr. Funda KAHRAMAN

Meslek hastalıklarıPsikososyal özelliklerRisk faktörleri+3
Hacer Tüzel
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çimento fabrikalarında iş kazaları ve meslek hastalıklarının iş yeri güvenlik kültürü ile ilişkisi: Medcem Madencilik Çimento Fabrikası örneği

Yapılan bu alan uygulamasında Çimento sektöründe yürütülen iş sağlığı ve iş güvenliği faaliyetlerinde çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemede iş güvenliği boyutunu kültürel olarak işveren ve çalışan ile beraber yerleşik hale getirmenin temel adımları atılacaktır. Tarih boyunca olası kazaları önlemek ve çalışanlar için sağlıklı bir ortam yaratmak amacıyla birçok Kanun ve kurumsal kurallar düzenlenmiştir. Bu kurallar ve önlemler mevcut olmakla birlikte, işyerinde hala birçok kaza meydana gelmektedir. Bu, yalnızca teknik prosedürlere bağlı olmadığını, ancak burada önemli bir faktörün "kişi" olduğunu ve bu nedenle güvenlik kültürü kavramının önemini ortaya koyduğunu göstermektedir. Güvenlik kültürünü ifade eden ve çalışanların ortak olan değerleri, algıları, inançları ve tutumları, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamını yaratmak için önemlidir. Bu nedenle kazaların meydana gelmesini önleyen düzenlemeler ve faaliyetler yapılmalıdır. İşe başlarken verilen eğitimler, kişisel koruyucu ekipmanların bilinmesi, kullanılması, düzenli olarak gelişen sisteme adapte olmalarını sağlama ve işverenin faaliyetini yürütürken işletmeyi ve çalışanın güvenlik kültürünü sağlamak için atacağı adımlara kadar olan süreç mevcut İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanununda literatürde yer almasını sağlayacaktır. Çalışanların risk gurubunda A sınıfına giren çimento fabrikaların da Türkiye'de coğrafi bölgelere göre dağılımı dikkate alındığında Akdeniz bölgesi 2017 yılında 1270 kişi ile Türkiye'de 1. Sırada yer almaktadır. Medcem Çimento fabrikası entegre bir fabrika olması nedeniyle İş Sağlığı ve İş Güvenliğinde meslek hastalığı ve iş kazası faktörlerinin önlemede iş yerinde uygulanan güvenlik kültürü ilişkisi daha net bir şekilde görülecek işyerinden biridir. Bu kapsamda fabrikada uygulanan İSG Yönetim Sisteminin elde edilen veriler ışığında değerlendirilerek İSG alanında alışıla gelmiş nicel yöntemlerden ziyade sosyal bir araştırma temelli nitel yöntem kullanılmıştır. Yapılan çalışma ile mevcut veriler uygulamalar ile karşılaştırılıp önleyici politikalar geliştirilerek diğer işyerlerinde oluşabilecek iş kazası ve meslek hastalıklarında önleyici ve süreğen bir durum olarak yerleşmesine katkı sunacak katkılar sağlayacaktır.

Kurumsal kültürMeslek hastalıklarıÇimento endüstrisi+6
Ahmet Turan Yıldız
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kimyasallarla çalışmada iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yerleştirilmesine yönelik alınacak önlemler

Güvenli bir çalışma ortamı, yapılan çalışma ve kullanılan madde seçimlerinde insan sağlığı ve çevre için öncelik arz etmesi, verilen eğitimin ihtiyaç ve gereksinimleri karşılaması gelecekte bilinçli nesiller oluşturmak için çok önemlidir. Güvenli bir çalışma ortamı ancak sağlıklı çalışma standartlarının oluşturulmasıyla sağlanabilir. Sebep olan kaynaklar ve sonuçları incelenerek değerlendirilir, iyileştirmeler yapılır. Ülkemize baktığımızda kimyasal madde kullanımında meydana gelen kazalarin büyük çoğunluğu bilinçsiz kullanım ve yetersiz tedbirler sonucu ortaya çıkmaktadır. Çalışma ortamına dahil olan her birey ve materyal, kazalara sebep olan kaynaklar arasındadır. İyileştirmelerin verimli olabilmesi, etken faktör, bireylerin izlenmesi ve yapılan bu gözlemlerin değerlendirilmesiyle mümkündür. Yaşadığımız kazalara kalıcı çözümler getirebilmek, en aza indirmek ancak kazalara sebep veren faktörlere odaklanarak üstesinden gelinebilir. Hatalar bilinirse ve farkında olunursa doğru yöntemlere daha çabuk ulaşılır. Kimyasal maddeler giderek daha fazla güncel hayatımızın içinde yer almakta ve geleceğimizi tehdit etmektedir. Üstelik artan yan ürünleri ve çeşitleri farklı risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Hızla çeşitlilik gösteren bu maddeler gıda katkı maddeleri, temizlik ürünleri, böcek ilçaları, zirai ilaçlar ve insan sağlığı için kullanılan ilaçlarda koruyucu veya yan etki olarak kendini göstermektedir. Günümüzde organik yetiştirme ve beslenmeye verilen önem artsada, vazgeçemediğimiz bir çok ihtiyaç alanında yapay maddeler yerini korumaktadır. Doğal maddelerin kimyasal reaksiyona uğrayarak oluşturduğu bu yeni suni maddelere kimyasal madde adı verilmektedir. Kimyasal madde üretimi her alanda artmaktadır. Bir çoğu doğada kendiliğinden yok olamadığı gibi geri kazanımı da mümkün değildir. Bu sebeple üretimi kadar güvenli kullanımı da önem arz etmektedir. Kimyasallarla çalışma bilincinin yerleştirilmesi, eğitim seviyelerine ve çalışma ortamına göre detaylandırılması, kullanılan kimyasallara yönelik eğitimlerin verilmesi ve bu bilincin küçük yaşlardan itibaren aşılanması güvenli çalışma ortamına yapılacak en iyi yatırımdır. Gerekli tedbirlerin alınmasında, kullanılan kimyasalların içeriği ve geçmişte yaşanan kazalar büyük oranda yol gösterecektir. Geçmiş çalışmalarda edinilen kimyasal bilgi deneyimi ve geliştirilmiş koruyucu ekipmanlardan yararlanmak da çok fazla yarar sağlayacaktır. Ama en önemlisi ihtiyaç ve gereksinimlere cevap veren eğitimlerle ilerleme sağlanabilir. Tehlikeli kimyasallarla çalışmaya başlamadan önce alınan eğitimlerle daha bilinçli öğrenci, eğitimci ve çalışanlar sayesinde kimyasal kazalar ortadan kaldırılabilir veya daha az seviyeye indirgenebilir. Tehlikeli kimyasallarla çalışmada iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yerleştirilmesi eğitim sektöründe alınması gereken tedbir ve verilmesi gereken eğitimlerle mümkündür. Temelde aşılanan bilgi ve farkındalıkla daha bilinçli nesil ve kullanıcılar oluşturulabilir. Oluşturulan bu farkındalık ile ihtiyaç ve gereksinimlere yönelik koruyucu ve önleyici tedbirler daha hızlı geliştirilebilir ve iyileştirilebilir.

BilinçGüvenlikKimyasal maddeler+4
Funda Kırıntı
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kömür madenciliği sektöründe çalışanların karşılaşabilecekleri iş kazaları ve meslek hastalıklarının araştırılması

Kömür madenciliği çok tehlikeli sınıfında yer alan bir sektördür. Tüm ülkelerde bu sektörde yaşanan iş kazaları çok yüksektir. Türkiye'de de kömür madenciliği sektöründe yaşanan iş kazaları oldukça fazladır. Madencilik sektörü sayısız risk unsurunu içinde bulunduran insan yaşamı açısından son derece tehlikeli bir sektördür. Özellikle kömür madenciliğinde çalışanların diğer meslek gruplarına göre iş kazası geçirme riski daha yüksektir. Madencilik sektöründe meydana gelen kazalar açısından dünyada ön sırada olmamız, ayrıca ülkemizde değişik iş kollarındaki iş kazaları istatistiklerinde kömür madenciliği sektörünün inşaat sektöründen sonra ikinci sırada yer alması konunun önemini, araştırılmasını, madenciliğin güvenlik ve sağlık açısından geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Kömür madenciliği sektöründe iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin sorunların belirlenmesi, değerlendirilmesi ve aksayan konuların iyileştirilmesi bu sektörde yaşanabilecek iş kazalarının azalmasına neden olacaktır. Bu çalışmada özel bir işletmede çalışan teknik personelin ve teknik personel yönetiminde çalışan işçilerin iş kazası geçirme nedenleri ve kazaların önlenmesine yönelik görüşlerin saptanması amaçlanıştır. Böylece sektörde yaşanan sorunlar değerlendirilerek hem maden işletmeleri hem de uygulamadaki madencilik mevzuatı için yapılmış ve modern madencilik uygulamalarından ve gelişmiş ülkelerde kullanılan mevzuatlardan yararlanılarak çözüm önerileri getirilmiştir.

KömürKömür endüstrisiKömür madenciliği+5
Numan Telli
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek lisesi öğrencilerinin antropometrik ölçülerinin mevcut oturma düzenlerine ve iş ekipmanlarına göre değerlendirilmesi ve öneriler: Mersin ili Atatürk Endüstri Meslek Lisesi tesisat teknolojisi ve iklimlendirme alanı örneği

Çalışma ortamlarında bulunan tehlikeler ile bu tehlikelere ait risk düzeylerinin tespiti ve gerekli olduğu durumlarda etkin önlemlerin alınması, iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının temel yaklaşımı olarak kabul edilmektedir. Tam olarak tespit edilemeyen tehlikelerin, seviyesi doğru bir şekilde belirlenemeyen risklerin, kısa, orta ve uzun vadede iş kazalarının ve meslek hastalıklarının oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Çalışanı, çalışılan ortamı ve makinaları inceleyerek, çalışma koşullarını çalışana göre tasarlamayı hedefleyen ergonomi biliminin temel parametreleri bu anlamda oldukça önemlidir. İdeal ergonomik tasarımlarla; sadece sağlık ve güvenlik konularında iyileşme sağlanmamakta aynı zamanda üretkenlikte de artış elde edilmektedir. Özellikle meslek eğitimi veren eğitim kurumlarında, gelişme çağındaki (adölesan çağ) bireylerin etkileşimde bulundukları ortamın ve makinaların insanı merkeze alarak değerlendirilmesi son derece önemlidir. Bu dönemde antropometrik ölçülerin dikkate alınarak ergonomik düzenlemelerin yapılması, ileride oluşacak sağlık sorunlarının önüne geçilmesi anlamına gelmektedir. Bu noktada, öğrencilerin kullandıkları okul mobilyalarının ve iş ekipmanlarının öğrencilerin antropometrik boyutlarının dikkate alınmadan tasarlanması ve kullanımı oldukça önemli bir sorundur. Bu bağlamda, her türlü okul mobilyasının, öğrenciler üzerinden belirli periyotlarla alınan antropometrik ölçümler neticesinde elde edilen verilere göre tasarlanmasının öğrenciler için faydalı olacağı açıktır. Bu çalışma kapsamında, Mersin ilinin Toroslar İlçesindeki Atatürk Endüstri Meslek Lisesi Tesisat Teknolojileri ve İklimlendirme alanında öğrenim gören öğrencilerin kullandığı sınıf mobilyalarının ve atölyelerdeki iş ekipmanlarının öğrencilerin antropometrik verilerine uygun olup olmadığının analizi yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda uygun bir antropometrik ölçüm seti kullanılarak somut ölçüm sonuçları elde edilmiştir. İlk aşamada Tesisat Teknolojileri bölümünde sık kullanılan araç-gereçler belirlenmiş ve bu araç gereçlerin ölçüleri alınarak kullanıcılar ile arasındaki uyum ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda atölyede ve dersliklerde bulunan araç gereçlerin, ergonomik değerlendirme kriterleri ile değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu ölçümler sonucunda yapılması gerekenler sonuçlar kısmında belirtilmiştir.

Eda Kılıç
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki kas iskelet sistemi sorunlarının çözümüne manuel terapi ve pilatesin etkisinin belirlenmesi

Bireyin çalışma ortamında uygun olmayan postüral duruşu, tekrarlı ve sürekli işler yapması, kas iskelet sistemi sorunlarına neden olmaktadır. İşle ilgili kas iskelet sistemi sorunlarının önlenmesinde veya tedavisinde manuel terapi ve pilates kullanılabilir. Manuel terapi ve pilates egzersizleri, kasların yeniden yapılanmasını sağlayarak, ağrısız bir fonksiyon sağlayıp, dokunun iyileşme kapasitesini artırır ve kişinin çalışma hayatına dönüşünü hızlandırır. Bu çalışma, mesleğe bağlı kas iskelet sistemi problemi gelişen kişilerde manuel terapi ve pilatesin, günlük yaşam aktivitesi, ağrı, kas gücü ve eklem hareket açıklığı üzerindeki etkisini görmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, hazırlanan anket çalışması ile mesleki kas iskelet problemi tespit edilen 21 olgu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Olgular tesadüfi olarak rastgele 3 gruba ayrılmış olup her grup 6 haftalık programlara alınmıştır. 1. gruba manuel terapi ve ev egzersizi, 2. gruba reformer pilates, 3. gruba ise manuel terapi ve reformer pilates egzersizleri birlikte yaptırılmıştır. Bunun sonucunda mesleğe bağlı oluşabilecek kas iskelet sistemi sorunlarında manuel terapi ve ev egzersizi, sadece pilates ve manuel terapi ile pilates yönteminin birlikte uygulandığı kişilerin; ağrılarında azalma, kas gücünde artma, eklem hareket açıklıklarında ve günlük yaşam aktivitelerinde iyileşme görülmüştür. Analizler sonucunda, çalışmaya katılan bireylerin boyun (%25), bel (%21,4), sırt (%19,0), el-el bileği (%14,3), diz (%9,5) ve ayak-ayak bileği (%7,1) bölgelerinde ağrıların oluştuğu gözlendi. Anket çalışmasında ise çalışanların genel durumu ortaya konularak işle ilgili kas iskelet sistemi rahatsızlıkları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede, ergonomik açıdan en riskli vücut bölgeleri boyun, bel ve sırt olarak belirlenmiştir.

Fizik tedavi yöntemleriKas-iskelet hastalıklarıKas-iskelet sistemi+3
Sidal Keçeci
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Karayollarında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusunda farkındalık düzeylerinin belirlenmesi: Diyarbakır örneği

Bu çalışma karayollarında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusunda farkındalık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veri toplama tekniği olarak anket yöntemi kullanılmış olup çalışmanın örneklemi Diyarbakır ilinde Karayolları'nda çalışan 248 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan anket soruları keşfedici faktör analizi, frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), korelasyon gibi testler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma 23 soru, 4 faktörde incelenmiştir. Çalışmada ortaya çıkan faktörler yönetime bağlılık, yazgıcılık, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetmedir. Bu faktörler, eğitim durumu, meslekte geçen süre, işten memnuniyet düzeyi gibi çeşitli değişkenler bağlamında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yönetime bağlılık faktörü ile yazgıcılık, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetme arasında pozitif yönlü korelasyon ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki deneyim ile yazgıcılık arasında negatif yönlü korelasyon ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmış olduğu iş yerinden memnun olanların aynı zamanda yönetime bağlılıkları, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetme düzeylerinin de yüksek olduğu bulgusu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte çalışma hayatında iş kazasına uğrayanlar, eğitim, bilgilendirilme, güvenlik konularında eksiklikten kaynaklandığını belirtmişlerdir.

AnketlerDiyarbakırFarkındalık+5
Fırat Aslan
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Türkiye'de engelli istihdamına yönelik iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık süreci ile birlikte birçok alanda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamaya dönük politikalar geliştirdiği ve ulusal mevzuatta çeşitli düzenlemeler yaptığı gözlenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin istihdam edilebilirliğinin arttırılması ve özel politika gerektiren engelli bireylerin işyerlerinde her açıdan korunması ile iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal politikaya ilişkin alanlar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için üzerinde durulan en önemli konular arasındadır. Bu bağlamda bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde engellilik ve engelli istihdamı ile ilgili kavramsal çerçeve, ikinci bölümde Avrupa Birliği bağlamında engelli istihdamı, üçüncü bölümde Türkiye'de engelli istihdamı ve dördüncü bölümde de engelli çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ele alınarak geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği ve Türkiye'ye ilişkin yapılan literatür incelemesi sonucunda, işyerlerindeki uygulamalarda engelli çalışanlara yönelik birçok yanlış uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle engelli bireylere yönelik yapılan düzenlemelerde görülen eksik noktalar vurgulanmış, yürürlükteki mevzuata ve işyerlerine uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın engelli bireylere, engelli bireylerle çalışan işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli; ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol gösterici olması ve bu alanda yapılacak akademik çalışmalara ışık tutması amaçlanmaktadır.

Avrupa BirliğiEngelli istihdamıEngelli kişiler+4
Aslıhan Toyoğlu
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kapalı alanlarda yüksek gürültü ve titreşime maruz kalan çalışanların kardiyovasküler parametrelerinin ölçülerek insan sağlığı üzerine etkilerinin incelenmesi

Araştırma Malatya İlinde bulunan bir döküm fabrikasında yapılan ölçümler ve çalışanlarda uygulanan testler ile gerçekleştirilmiştir. Kapalı alan olarak, yüksek gürültü ve titreşim maruziyetinin en fazla olduğu çalışma ortamlarından birisi olan döküm fabrikası seçilmiştir. Söz konusu bu döküm fabrikasında kişiler günlük 8 saat çalışmaktadır. Çalışanlar haftalık 6 gün 48 saat ağır çalışma koşulları altında gürültü ve titreşime maruz kalmaktadır. Bu tez çalışmasında iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerine göre, çalışanların gürültü ve titreşim maruziyetlerinin kardiyovasküler etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada döküm fabrikasının farklı bölümlerinde ses ve titreşim ölçümleri yapılmıştır. Bu ölçümlerin sayısal sonuçları analiz edilmek üzere bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Ayrıca tüm çalışanlara kapsayıcı bir anket uygulaması yapılmıştır. Bunlar ile birlikte gürültü ve titreşimin kardiyovasküler etkilerini görebilmek için maruziyetten en çok etkilenen 5 gönüllü çalışana kombine EKG ve tansiyon holteri 24 saat süre ile takılmıştır. Çalışma ve istirahat zamanlarındaki EKG ve tansiyon kayıtları alınmıştır. Daha sonra, kardiyolog doktor tarafından 5 gönüllü çalışanın ekolarına bakılmıştır. Daha önceki kayıtlarla birlikte eko sonuçları değerlendirilerek raporlandırılmıştır. Fabrikada elde edilen ölçüm sonuçları, anketlerden elde edilen veriler, holter verileri ve kardiyolog değerlendirme sonuçları incelenerek ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğide dikkate alınarak maruziyet düzeyleri belirlenmiştir. En sonunda ise, maruziyet önleyici ve düzeltici önlemler tespit edilmiştir.

FabrikalarGürültü kirliliğiGürültü-mesleki+7
Abdulvahap Sevgi
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortak sağlık güvenlik biriminde çalışan iş güvenliği uzmanlarının çalışma hayatında yaşadığı stres ve etkileri üzerine bir araştırma

Bu tez çalışmasında Ortak Sağlık Güvenlik Biriminde (OSGB) çalışan iş güvenliği uzmanlarının çalışma hayatında yaşadığı stres ile stresin sebep ve sonuçları arasındaki ilişki incelenmiştir. Stresin çalışan sağlığı üzerinde fiziksel ve psikolojik etkilerini saptamaya çalışarak stresi en aza indirmek için alınabilecek önlemler konusunda atılması gereken adımları belirlemeye yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma için iş güvenliği uzmanlarına yönelik dört bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Anketin birinci bölümü iş güvenliği uzmanlarının sosyodemografik özelliklerini, ikinci bölümü çalışma hayatında karşılaştıkları zorlukları, üçüncü bölümü psikolojik yönden olumsuz hissetikleri durumları, dördüncü ve son bölümü ise yaşadıkları sağlık problemlerini belirlemeye yöneliktir. Anket sonuçları SPSS programı ile analiz edilerek, değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın OSGB'de ve diğer sektörlerde çalışan iş güvenliği uzmanlarının stres yönetimi için oldukça yararlı olduğu sonucuna varılmıştır.

Mesleki stresRol stresiStres+7
Serap Girgin
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri üzerine örnek bir çalışma

Ülkemiz gelişen Dünya ile her alanda inovasyon çalışmaları içindedir. Oldukça genişleyen sanayileşme ve üretim, iş sağlığı ve güvenliğinin önemini ortaya koymuştur. Gün geçtikçe yaşanan iş kazaları ve can kayıplarının fazlalaşması, insanların bu alandaki yanlış, bilinçsiz davranışları konunun önemini arttırmıştır. İş sağlığı ve güvenliği konusu hem kamu hem de özel sektör tarafından dikkatle irdelenmeye başlanmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliğinde temel hedef, tüm çalışan ve işverenlerimizin bilinçli ve farkındalık düzeyini yüksek hale getirmektir. Belediyelerde yapılan hizmetlerin çeşitliliği iş sağılığı ve güvenliği çalışmalarını daha önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında, belediyelerde çalışanların maruz kaldıkları gürültü ve aydınlık değerleri araştırılmıştır. Buna ek olarak, işyerinde risklerin tespit edilmesi ve risk analizi çalışması yapılması amaçlanmıştır. Yayılan gürültünün olumsuz etkilerinden çalışanların etkilenmemesi için gürültünün azaltılması konusunda ne gibi önlemler alınabileceği tartışılmıştır. Bu çalışmaya göre belirli noktalarda ölçüm yapılmış, gürültü seviyelerinin durumuna göre saha çalışmasında renklendirme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre minimum ve maksimum değerler saptanmıştır. Fine Kinney metoduna göre risk değerlendirme tablosu oluşturulmuştur. Son olarak ise yapılan ölçüm sonuçları değerlendirilerek belirlenen maruziyetlerin mevzuatlara uygunluğu tartışılmıştır. Risk değerlendirme tablosunda mevcut tedbirlerden bahsedilmiştir. Bu tablo sonucunda riskleri önleyici veya en aza indirecek önleme faaliyetleri hakkında önerilerde bulunulmuştur.

BelediyelerGürültüGürültü analizi+7
Ayhan Can Doğruöz
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çimento üretim sektöründe toz seviyelerinin belirlenmesi ve çalışanlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında çimento üretim sektöründe çeşitli ünite ve proseslerde çalışan personelin İSG kapsamında maruz kaldığı toz düzeyleri, maruz kalınan tozun çalışan sağlığı üzerindeki etkileri ve maruziyetlerin yasal limitlerle karşılaştırılarak değerlendirmesinin yapılması konusunda çalışılmıştır. Bu kapsamda Mersin İlinde faaliyet gösteren bir çimento fabrikasında kişisel solunabilir toz konsantrasyonu ve ortamda toplam toz konsantrasyonu ölçümleri yapılmıştır. Ortam/kişisel toplam toz konsantrasyonu ölçümleri MDHS 14/3 (Solunabilir/Toplam Toz Ölçümü Metodu) standardına uygun olarak yapılmıştır. İşletmede, çeşitli ünitelerde çalışan 15 farklı kişide kişisel solunabilir toz konsantrasyonu, fabrika sahasında 31 farklı ortamda da solunabilir toz konsantrasyonu ölçülmüştür. Kişisel solunabilir toz konsantrasyonu ölçümü yapılan 15 çalışandan 2 tanesinde yasal mevzuat sınır değeri olan 5 mg/m3 değerinin, bir diğer 3 tanesinde İngiltere İş Sağlığı ve Güvenliği Kuruluşu (HSE) sınır değeri olan 4 mg/m3 değerinin, bir diğer 4 tanesinde ise Amerikan Ulusal İş Hijyenistleri Konferansı (ACGIH) sınır değeri olan 3 mg/m3 değerinin aşıldığı tespit edilmiştir. Kişisel solunabilir toz konsantrasyonları incelendiğinde en yüksek değerlerin kırıcı ünitesinde çalışan personellerde saptandığı, bu değerlerin yasal mevzuatın da üzerinde olduğu, ortamda toplam toz konsantrasyonu ölçüm sonuçları incelendiğinde genel olarak en yüksek değerlerin değirmen ünitelerinde saptandığı görülmekte olup, farin değirmeni ve çimento değirmeni gibi ünitelerde biriken tozların ortamdan uzaklaştırılmaması sebebiyle maruziyetin arttığı gözlemlenmiştir. Malzeme ocaklarından tüvenan olarak gelen malzemenin kırılarak daha küçük ebatlara indirgendiği kırıcı ünitelerinde pulverizasyon (su püskürtme) sistemleri kurularak, malzemenin daha nemli hale getirilmesi, bu yöntemle tozumanın azaltılması, ayrıca değirmen ünitelerinde düzenli olarak ortam temizliği yapılarak toz maruziyetinin minimize edilmesi önerilmiştir.

TozToz ölçümleriÇalışanlar+3
Temuçin Özkan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çimento fabrikasında gürültü düzeylerinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında analiz edilmesi

Endüstrileşme ve modern anlamda teknolojilerin gelişmesi sonucunda meydana gelen sorunlardan birisi de ses kirliliğidir. Gürültü olarak da bilinen ses kirliliği, dinleyiciye anlamsız, istenmeyen gürültü ve insanları rahatsız eden düzensiz, yüksek ses olarak tanımlanır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na göre; Meslek hastalıklarının% 10'u gürültüye bağlı işitme kaybı olarak tanımlanmaktadır. Yüksek gürültü seviyeleri canlıların yaşamına birçok yönden olumsuz etki etmektedir. İnsan sağlığı ile ilgili olumsuz sonuçların azaltılması veya yok edilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Çimento ve klinker üretimi yapan tesiste TS 2607 ISO 1999:2005 ve TS EN ISO 11204 standartları kullanılarak gürültü düzeylerinin belirlenmesi ve çalışanlardaki etkilerinin ortaya konulması ile ilgili yapılan bu çalışmada 6 bölümde bulunan 11 ünitede toplam 33 gürültü maruziyet ölçümü ve bölümlerin yer aldığı noktalardan 6 adet ortam gürültü ölçümü gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ölçüm sonuçlarına göre günlük gürültü maruziyet değerlerinin en çok kırıcı 1, kırıcı 2, kömür 1, kömür 2 ve döner fırın 1 ünitelerinde olduğu tespit edilmiştir. Ortam gürültü düzeylerinin ise özellikle kömür değirmenlerinin ve kırıcı ünitelerinin bulunduğu yerlerde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yüksek gürültü düzeylerinin ölçüldüğü yerler için teknik ve çalışanlara yönelik tedbirler önerilmiştir.

GürültüGürültü analiziÇimento+4
Özgür Kalelioğlu
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde toplam kalite yönetimi yaklaşımı: karayolu yol yapım inşaatı örneği

İş Sağlığı ve Güvenliği, yapısı itibariyle sürekli iyileştirmeye açık bir disiplindir. Günümüzde işletmeleri iş kazalarını önlemek ve minimum düzeylere indirmek açısından başarıya ulaştıran faktörler, Toplam Kalite Yönetimi prensipleri, İş Sağlığı ve Güvenliği kavramı ve kalite ile verimlilik ilkeleri üzerine kurulmuştur. Son yıllarda yol yapım inşaatı sektöründe meydana gelen iş kazaları, işin kapasitesine göre doğru orantılı bir şekilde artış göstermektedir. İş yerinde meydana gelen iş kazalarındaki artışın azaltılması için iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi ile toplam kalite yönetim sisteminin koordineli bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; yol yapım inşaatlarında meydana gelen iş kazalarını minimum düzeye indirmek için, İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürünün benimsenmesi ve sürekli iyileştirme yaklaşımının uygulanması ile iş kazalarını minimum düzeye indirmeyi sağlayacak farkındalık yaratmaya çalışmaktadır. Bu amaçla Ankara'da yürütülmekte olan bir yol yapım inşaatında, İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarına Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin uygulanması ile, projenin yürütülmesi sırasında meydana gelebilecek iş kazalarının önlenmesi ve minimum düzeye indirilmesini sağlamaktır. Araştırmada uygulanan anket üç kısımdan meydana gelmektedir. İlk kısımda çalışanları tanımak amacıyla 7 adet soru bulunmaktadır. İkinci kısımda çalışanların bilinç düzeyini ölçmek için 34 adet soru bulunmaktadır. Üçüncü kısımda ise çalışanların toplam kalite yönetimi hakkında bilgi düzeylerini ölçmek için 9 adet soru bulunmaktadır.

KaliteToplam kalite yönetimiYol inşaatı+4
Umut Can Çabuk
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığı birimlerinde istihdam edilen personellerin bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç düzeyleri ve tutumları: Tarsus örneği

Bu tez çalışması, Mersin İli Tarsus İlçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında çalışan öğretmen ve idarecilerin, oluşabilecek bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç düzeyleri ve tutumları ile ilgili mevcut durumu araştırmayı amaçlamıştır. Çalışmamızda tanımlayıcı tipte ve kesitsel olarak yapılan anketin örneklemini 3854 öğretmeni bulunan Tarsus ilçesindeki 353 personel oluşturmuştur. Anketin Bilinç Düzeyi ölçeğindeki 4 faktörden oluşan 22 sorusu için iç tutarlılık kat sayısı alpha=0.931; 1 faktörlü Tutum Ölçeği için ise alpha=0.734 olarak çok yüksek çıkmış, anket geçerli ve güvenilir bulunmuştur. 435 katılımcının verileri SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleriyle ilgili verilerini çözümlemek amacıyla frekans ve yüzde çıkarımları hesaplanmıştır. İki bağımsız grup için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup için tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okullarda en sık karşılaşılan hastalıklar üst solunum yolu hastalıkları olmuştur. OSYE varlığında, katılımcılarımızın 224'ünün(%51,5) okulunda varlığı, 47'sinin(%10,8) okulunda yokluğu, 164'ünün(%37,7) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Beyaz Bayrak varlığında, katılımcılarımızın 200'ünün(%46) okulunda varlığı, 121'inin(%27,8) okulunda yokluğu, 114'ünün(%26,2) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Okulum Temiz Belgesi varlığında, katılımcılarımızın 340'ının(%78,2) okulunda varlığı, 28'inin(%6,4) okulunda yokluğu, 67'sinin(%15,4) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Katılımcılarımızın 54'ü(%12,4) idareci 381'i(%87,6) öğretmendir. İdarecilerin fiziksel önlemler(4,78), eğitsel faaliyetler(3,07), gözlem(1,98) ve tutum(3,91) puanları öğretmenlerden yüksek bulunmuştur. Yaş ortalaması arttıkça bilinç düzeyi puanları artmaktadır. Çalışılan okul türüne göre ilkokullarda çalışanların farkındalık ve gözlem puanları ortaokul ve liselerde çalışanlara göre anlamlı farklılık göstermektedir. Cinsiyete göre erkeklerin genel bilinç düzeyi kadınlara göre anlamlı farklılık göstermektedir. Korelasyon analizlerine göre katılımcıların Genel bilinç düzeyi ile tutumları arasındaki ilişki(r=0.74) pozitif yönde yüksek çıkmıştır. Araştırma sonucunda geleceğimizi şekillendirdiğimiz okullarımızda görev yapan öğretmen ve idarecilerin bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç ve tutumlarını arttırmaya yönelik eğitimlerin arttırılması, sağlık ve eğitim personelinin yakın temas halinde çalışması ve okullarda sağlık personeli temini konusunda önerilerde bulunulmuştur.

BilinçBulaşıcı hastalıklarEpidemiyoloji+6
Kaan Aksun
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde biyosidal uygulamalarına katılan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından bilinç düzeyinin araştırılması ve risk değerlendirmesi: Mersin örneği

6331 sayılı İSG kanununun 2012 yılında yürürlüğe girmesiyle, kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın -bazı istisnai kurumlar- dışındaki bütün paydaşlar için yeni bir dönem başlamıştır. Bu bağlamda; iş yerlerinin tehlike yükü, tehlikelere ilişkin riskler, iş yerindeki uygunsuzluklar ile iş kazası ve meslek hastalıkları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi, temel yaklaşımlar olarak dikkat çekmektedir. Ana başlıklar altında sınıflandırılmış tehlike guruplarından olan "kimyasal risk etmenlerinin" işyerlerinde değerlendirilmesi, kimyasal maruziyetinin ciddi sonuçları nedeniyle oldukça önemlidir. Bu durumla ilişkili olarak, yerel yönetimlerin önemli sorumluluklarından olan farklı sahalardaki biyosidal (tarım dışı pestisit) uygulamaları ve sorumlu çalışanların sağlık ve güvenlik durumları ele alınması gereken önemli konu başlıklarından birisidir. Pestisit maruziyetine bağlı ve etken madde türü-maruziyet yoğunluğuyla ilişkili olarak, uygulayıcıların birçok sağlık sorunuyla karşılaştıkları konuyla ilgili araştırıcılar tarafından bilimsel birçok çalışmayla ortaya konmuştur. Biyosidal uygulamaları için hazırlanmış risk değerlendirme raporları incelendiğinde, özellikle tanımlı tehlikeler konusunda farklı değerlendirmeler olduğu gözlenmektedir. Biyosidal uygulamaları gibi tehlikeli durum ve davranışlara ait uygunsuzlukların fazla olabileceği alanlarda, kapsamlı ve eksiksiz bir tehlike kontrol listesinin hazırlanması kurum çalışanları ve toplumun sağlık koşullarının iyileştirilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda tezin temel amacı; biyosidal uygulama sürecinin, iş sağlığı ve güvenliği açısından sahaya aktarılabilir önerilerle yeniden değerlendirilip düzenlenmesidir. Bu amaçla mevcut durum Bilimsel Araştırma Etik Kurulu'ndan izin alınarak çalışanlara anket uygulanıp belirlenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle iş tanımı içerisinde biyosidal uygulamaları bulunan belediye çalışanlarının mesleki riskler konularındaki bilinç düzeyi ve davranış kalıpları belirlenmiş, derlenen bu verilerden hareketle, çalışanların sahip olmaları gereken bilgi birikimi için somut önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmayla elde edilen sonuçların, biyosidal ürünlerini kullanırken daha güvenli uygulamaların teşvik edilmesi, dolayısıyla sistematik bir sürecin işletilmesi amacıyla kullanılması amaçlanmıştır. Sonuçlara göre; 151 adet biyosidal uygulayıcı personelin %97,4'ü, günde en az 6 saat uygulama yapmıştır. Diğer yandan, en fazla 5 saat çalışan ve dolayısıyla maruziyet süresi en az olan çalışanların oranı, %2,6'dır. Çalışanların %24,1'i günlük olarak kesintisiz 1 saat ilaçlama yaptığını bildirirken, günde 3 saat aralıksız biyosidal uygulaması yaptığını ifade eden çalışanların oranı %34,5'tir. Biyosidal uygulamalarında görevli çalışanların çok büyük bir bölümünün (%97,4) her gün ilaçlama faaliyetinde bulunduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Biyosidal, biyosidal uygulaması, İSG, kimyasal risk, meslek hastalığı, belediye.

BelediyelerBilinçRisk değerlendirmesi+3
Ayşe İslamoğlu
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde motivasyonun rolü

Bu tez çalışmasında; risk etmenleri çeşitlerinden olan psikososyal risk etmenlerinin çalışanlarınmotivasyon ile iş sağlığı ve güvenliği algıları, iş kazaları arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. İşyerlerindeki eğitimlerin yanı sıra çalışan kişilerin motivasyonlarındaki düşüşlerin ve bunun sonucunda oluşacak stresin; iş kazası sayısını arttıracağı gibi motivasyon yükselmesi durumunda hem verimliliğin artması ve buna bağlı olarak iş kazalarının önleneceği vurgulanmıştır. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik risk etmenleri kadar psiko-sosyal risk etmenlerinde üzerinde durulması gereklidir. Çalışanları çalıştıkları işlerinde maddiyat değerlerinin önemi olsa da ruhen de çalışma şartlarında kendilerini daha güvenli bir iş ortamında hissetmeleri yöneticilerinin çalışanlarına değer verdiğini hissetmeleri ve yöneticilerinin çalışanların güvenliği ve sağlığı için motivasyonlarını da önemsediklerini hissetmeleri hem çalışanın başarısına etki eder hem de iş verimini arttırır. İş yerinde mutlu çalışanlar daha motive, daha başarılı, daha verimli ve aidiyet duyguları yüksek olur.

MotivasyonÇalışanlarİş güvenliği+2
Sümeyra Taşlı
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil işletmesinde meydana gelen iş kazalarında ergonomik faktörlerin etkisi

Ülkemizde inşaat, tekstil, maden gibi sektörler başta olmak üzere çok sayıda çalışan, engellenmesi mümkün ve yasalar ile engellenmesi şart olan kazalar ve meslek hastalıkları yüzünden ölmekte veya bu iş kazasının etkilerini hayatı boyunca yaşamaktadır. Bu çalışmada Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 2016 yılındaki iş kazaları istatistikleri toplanarak tekstil sektöründeki kaza oranları incelenmiştir. Buna göre sektörün alt dalları olan tekstil ürünleri imalatı, giyim eşyaları imalatı, deri ve ilgili ürünler imalatı ile ilgili kaza dağılımları değerlendirilmiştir. Bulgular incelendiğinde ise tekstil sektörünün ürün imalatı yapılan işletmelerinde tekstilin diğer alt dallarına oranla iş kazalarının daha fazla olduğu görülmüştür. Bunun üzerine tekstil ürün imalatı yapılan bir tekstil firmasında 2015-2019 yılları arasında meydana gelen iş kazaları incelenmiştir. Çalışmada aylara göre meydana gelen iş kazası sayıları, vardiyalara göre meydana gelen iş kazası sayıları, bölümlere göre meydana gelen iş kazası sayıları, kazazedelerin yaş grupları ve kıdem yıllarına göre meydana gelen iş kazası sayıları bunların yanında bu kazaların nedenleri ve yaralanma türleri farklı kombinasyonlarla incelenerek ergonomik yönden etkilenme durumları değerlendirilmiştir. Ayrıca 2019 yılında yapılan iş hijyeni ölçümleriyle bölümlerdeki iş kazaları incelenerek ergonominin etkisi irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Termal Konfor, Tekstil Sektörü, İş Kazaları, Yaş, Kıdem

ErgonomiTekstil işletmeleriTekstil sektörü+3
Ayça Kılıç
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İtfaiye sektöründe iş sağlığı ve güvenliğinin önemi

Sağlık ve güvenlik konusunda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde dayasalar ve yönetsel süreçler yürürlüğe girmiştir. Bu çalışmalar, çalışanların sağlığını korumaya yönelik ve özellikle işverenler tarafından uyulması gereken kuralları öngörmektedir. Özellikle 10 Haziran 2003 yılında resmi gazete de yayınlanan 4857 sayılı İş Kanunu gereği gerekli düzenlemelerin yapılarak, tedbirlerin alınması bu çalışmaların kilometre taşı olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmalar sayesinde iş kazalarının önlenmesi ile hem ekonomik hem de sosyal açıdan yoğun bir iyileştirme sürecine girilmiştir. Ancak gerçekleştirilen çalışmalar her ne kadar olumlu olsa da müstakil bir İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun gerekliliği gerçeğini ortadan kaldıramamıştır. 30 Ekim 2012'deResmi Gazetede yayınlanarak kabul gören ve 01 Ocak 2013 tarihi ile özel işletmelerde uygulamaya koyulan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince; 01 Temmuz 2014 tarihinden itibaren kamu işletmeleri dahil olmak üzere tüm işletmelerin yasa gereği İş Sağılığı ve Güvenliği tedbirlerini uygulaması ve denetlemesi zorunlu kılınmıştır. Bu çalışmada, Mersin ili Tarsus ilçesinde bulunan itfaiye istasyonundaki çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki bilinç düzeyini ölçmek, farkındalıklarını tespit etmek ve mevcut durum analizi yapmak amaçlanmıştır. Bu amaçla itfaiye çalışanları ile yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak anket çalışması yapılmıştır.

Kanunlar 6331 sayılıRisk analiziYangın güvenliği+6
Caner Şahin
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuaförlerde kozmetik ürün kullanımına bağlı rahatsızlıkların ve risk faktörlerinin kozmetovijilans sistemi açısından incelenmesi: Mersin örneği

Kuaförler kapalı ortamlarda, ayakta ve yoğun bir iş temposu ile çalışırlar. Mesleki olarak sağlık sorunları yaşadıkları bilinse de kuaförlerin bu sağlık sorunlarının kozmetik ürün kullanımına bağlı rahatsızlıklar olup olmadığını yönünde belirsizlikler mevcuttur. Bu rahatsızlıkların tanımı veya teşhisini koymak için nitel ve nicel destekleyici kanıtların sunulması gerekir. Bu tez çalışmasının amacı, Mersin'de faaliyetlerini sürdüren kadın-erkek kuaför meslek çalışanlarına yönelik yapılan anket çalışması verilerinin kozmetovijilans tanımının gereği olarak kuaförlerin çalışma koşulları ve kozmetik ürüne bağlı sağlık sorunları arasındaki ilişkilerin analizlerini gerçekleştirmektir. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini; Mersin Berberler ve Kuaförler Esnaf ve Sanatkarlar Odasına (MERBEK) kayıtlı kadın-erkek kuaför meslek çalışanları oluşturmuştur. Araştırmada veriler çevrimiçi anket tekniği yöntemi ile toplanarak 387 anket formu analiz edilmiştir. Elde edilen veriler bulgular bölümünde; değişkenlerin frekans ve yüzde dağılımları, örneklem gruplarının ortalamaları arasındaki farklılıkların test edilmesi için bağımsız örneklemler t-Testi, Ki Kare Testi ve ANOVA'dan yararlanılmış; değişkenler arasındaki ilişkiler Korelasyon analiziyle incelenmiş, bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini incelemek üzere Regresyon analizinden, birbiriyle ilişkili çok sayıdaki değişkenin anlamlı bir şekilde bir araya getirilerek daha az sayıda faktöre boyutlanmasını sağlamak amacıyla Faktör Analizinden yararlanılmıştır. Bu analizler sonucunda kuaför çalışanlarının; İş sağlığı ve Güvenliği (İSG) ve kozmetovijilans sistemi ile ilgili bilgi düzeylerine yönelik bulgular elde edilmiştir. Sonuç olarak, kadın-erkek kuaförlerin birçoğunun kozmetik ürün kullanımı hakkında bilgi sahibi oldukları, nadiren de olsa istenmeyen etkilerle karşılaştıklarında ise doktora başvurdukları, sağlık sorunlarında kalıcı bir etki olmadan iyileşme görüldüğü kanaatine varılmıştır. Çalışmada tespit edilen en önemli özellik, İSG eğitimi alma durumu ve kozmetovijilans sistemi hakkında bilgilenme düzeyleri arttıkça kozmetik ürünlerin zararlarından korunma eğiliminin arttığı yönündedir.Bu çalışma,kuaförlerin; periyodik sağlık muayenelerini düzenli olarak yapmalarını, risk değerlendirme çalışmalarının yapılması ve işyerleri için gerekli raporların hazırlanmasını sağlamayı, kuaför çalışanlarının kozmetik ürünlerin kullanımından dolayı maruz kaldıkları istenmeyen etki / ciddi istenmeyen etki vaka bildirimlerinin raporlanması ve kayıt altına alınması için yetkili kuruluşlara (TİTCK) başvurmaları teşvik etmeyi önermektedir.

Kozmetik sektörüKozmetiklerKozmetovijilans+6
Rifat Aytar
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kömür maden ocağında iş güvenliği için alınan önlemlerin değerlendirilmesi

Madencilik sektörü iş kazaları yönünden en tehlikeli işlerin başında gelmektedir. Maden kazalarını önleyebilmek için maden sahalarında tehlikelerin ve risklerin analizini yaparak bu doğrultuda tedbirler almak gerekmektedir. Bu çalışmada ülkemizdeki maden kazaları ele alınarak alınması gereken önlemler değerlendirilmiş ve maden işçilerine anket uygulanmıştır. Maden işçilerinin yaş, gelir durumu, eğitim durumu, madende kaç yıl çalıştığı, madenciliğe başlama yaşı sınıflandırılmış ve değerlendirilmiştir. Yapılan anketler sonucunda yeraltı kömür madenciliğine ilişkin iş kazası riskleri değerlendirilmiştir. Anket sonuçları değerlendirildiğinde maden işyerlerinde yeterli düzeyde iş güvenliği ikliminin oluşturulmadığı, çalışanların yaptıkları iş konusunda yeterli bilgi ve eğitime sahip olmadıkları, maden sahalarında grizu ölçüm ve sonuçlarının iş güvenliği mevzuatlarına uygun olmayan durumlar taşıdığı, iş ekipmanlarının yeterli düzeyde tedarik edilmediği sonuçları saptanmıştır.

Güvenlik önlemleriKömür endüstrisiKömür işletmeleri+7
Oğuzhan Alp Dizlek
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orman yangınlarında iş sağlığı ve güvenliği

Ülkemiz genelinde ormancılık uygulamaları fidanlık işlemleri, erozyon denetimi ve ağaçlandırma işlemleri, odunun hammaddesinin üretimiyle ilgili faaliyetler, yol yapımı faaliyetleri, ormanların korunması ve bakımına yönelik faaliyetlerden oluşmaktadır. Ormancılık faaliyetlerinde yer alan işçilerin iş verimlerinin arttırılabilmesi için bilimsel yöntemler kullanılarak mevcut durumun tespit edilmesi gerekmektedir. Orman yangınlarına karşı mücadele veren işçilerin çalışma şartları, sağlık sorunları ve iş güvenliği yönünden tehlike altındadır. Yangın ile mücadele faaliyetlerinde birçok iş kazası ve sağlık problemleri yaşanmasına rağmen ne yazık ki bu konu ile ilgili yeterli çalışmalar yapılamamaktadır. Orman yangınlarında canlı yaşamının korunabilmesi için teknik gelişmelerin takip edilmesi ve bunlara uyum sağlanması, karşılaşılabilecek risklerin önlenebilmesi açısından katkı sağlamaktadır. Bu tür durumlarda risklerin kaynağına inilerek mücadele etmek birinci öncelik olmalıdır. Gerçek bir koruma için önleme kültürü çözümü de beraberinde getirmektedir. Doğabilecek tehlikelerin sonuçlarını yok etmeye çalışmak yerine etkili bir önleme politikası belirlenmesi daha uygun olmaktadır. Orman yangınlarından kaynaklanan iş kazalarının önlenebilmesi için yıllardır uygulanan ilkel ormancılık faaliyetlerinin yerine artık gelişen modellemeler ve yenilenen uygulamaların kullanılması, yangında çalışan işçilerin çağın teknolojisine uygun olarak üretilen kişisel koruyucu donanımları kullanması, orman yangınları neticesinde meydana gelen kazaların azalmasına ve iş güvenliğinin ön plana çıkmasına yardımcı olmuştur.

Orman yangınlarıOrmanlarYangın+3
Özlem Başkar Doğan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği açısından mevsimlik tarım işçilerinde görülen iş kazaları ve meslek hastalıkları

Bu çalışmada, konuyla ilgili mevcut veriler incelenmiş, konu iş hukuku ile iş sağlığı ve güvenliği kanunları ve yönetmelikleri kapsamında değerlendirilmiş ve konuyla ilgili çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Tarım sektöründe, özellikle de mevsimlik tarım işçilerinin çalışmaları esnasında karşılaştıkları iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili veriler incelenmiş, nedenleri ve bu olumsuz durumların önlenmesine yönelik çözüm önerileri birçok kaynak araştırılarak aktarılmaya çalışılmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için önemli bir yere sahip olan tarımsal ürünlere nüfusun artmasıyla birlikte talep de artmıştır. Oluşan bu talebin karşılanması için diğer sektörlerden daha fazla işçiye gereksinim doğmuştur. Tarımda çalışan, çalışacak işçilerde tarım makinesi, pestisit ve diğer kimyasallara maruz kalma, tarımsal nedenli trafik kazaları, yılan ve akrep sokması, böcek ısırması, kirli sularla zehirlenme gibi başlıca risk faktörleri görülebilmektedir. Tarım işçilerinin karşılaşabilecekleri hastalık ve kazalar önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum da konunun iş sağlığı ve güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. İş kazası nedeniyle gerçekleşen ölümlerin yaklaşık yarısının tarım sektöründe meydana geldiği tahmin edilmektedir. Tarımda kullanılan makineler ile kimyasallar kaza ve hastalıkların iki temel nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarımda çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli bilince sahip olmamalarının nedenleri, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde benzerlikler göstermektedir. Eğitim seviyesinin düşüklüğü, çalışanların çoğunluğunun kadın ve çocuk işçilerden oluşması, mevsimlik çalışanların sayılarının yüksek olması gibi nedenler sayılabilir. Tabi bu durum tarımda özellikle de mevsimlik çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesini engellemektedir. Özellikle mevsimlik tarım işçilerinin sosyal güvenceye sahip olmamaları nedeniyle bu iş kazaları ilgili yerlere bildirilmemektedir. Bu durum da kesin ve sağlıklı istatistiki bilgilere erişimi sınırlı tutmaktadır. Özellikle mevsimlik (gezici) tarım işçilerinin dönemsel olarak yer değiştirmeleri de sağlıklı verilerin tutulmasını zorlaştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş kazası, meslek hastalığı, iş sağlığı ve güvenliği, işgücü, mevsimlik işçi.

KazalarMeslek hastalıklarıMevsimlik işçiler+5
Zeki Eldeş
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimlerin adli toksikoloji alanında yapılan çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği açısından risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi

Adli bilimlerin alt dallarından biri olan adli toksikoloji; toksikoloji biliminin ve esaslarının hukuki alanlarda kullanılmasıyla davaların aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Yargıya intikal etmiş çoğu vakada canlı veya ölü şahıslardan alınan biyolojik materyaller ile delil niteliğinde olan diğer materyallerin toksikolojik analizlerinin yapılması soruşturmanın seyri açısından oldukça önem arz etmektedir. Soruşturmanın başından sonuna kadarki süreçte, birçok çalışan delil niteliğinde olan materyallerden ve toksikolojik analizlerin gerçekleştirildiği çalışma ortamından kaynaklanan biyolojik, kimyasal, fiziksel, psikososyal ve ergonomik risk etmenleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Adli toksikoloji alanındaki risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirildiği bir çalışmanın literatürde yer almaması, çok tehlikeli sınıfta yer alan adli toksikoloji laboratuvarlarına kılavuzluk edecek, iş sağlığı ve güvenliğinin önemini belirten ve alınması gereken önlemleri içeren bir kaynak oluşturmak yapılan bu tez çalışması ile hedeflenmiştir. Bu çalışmanın amacı; adli toksikoloji laboratuvarlarında iş sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşılabilecek tehlikeleri belirlemek ve bu alanda çalışanların daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışabilmesi adına adli toksikoloji laboratuvarlarında yapılan çalışmalara özgü riskleri değerlendirmektir. Bu kapsamda Adana Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesinde yer alan adli toksikoloji laboratuvarlarının Fine-Kinney yöntemiyle risk değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca Adana ve Mersin illerinde adli toksikoloji alanındaki çalışmalara yaptığı iş ile katkı sağlayan otopsi teknikerleri, laborantlar, biyologlar, kimya teknikerleri, kimyagerler, kimya mühendisleri, doktorlar, evrak işleri sorumluları, temizlik personelleri gibi meslek gruplarından oluşan 60 kişi ile yarı yapılandırılmış soru formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle gönüllülük esasına uygun şekilde görüşülmüş, iş sağlığı ve güvenliği hakkındaki tutum, görüş ve önerileri alınmıştır. Anahtar kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, Adli toksikoloji, Risk değerlendirmesi

Adli bilimlerAdli toksikolojiAdli tıp+4
Feyza Ünel
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Termik santrallerde tehlikeler riskler ve alınması gereken önlemler

Termik santraller, kendilerine özgü yapılarının getirisi olarak çok sayıda tehlike ve risk içermektedir. Çalışan sağlığını korumak ve çevreye zarar verilmesini önlemek için termik santrallerdeki tehlike ve risklere karşı önlemler alınmalıdır. Bu çalışmanın temel amacı termik santrallerdeki risklere karşı alınması gereken önlemleri açıklamaktır. Çalışma kapsamında termik santralde risk analizi yapılmıştır. Ulaşılan sonuçlar termik santrallerde yangın, elektrik, aydınlatma, radyasyon, gürültü, titreşim, tehlikeli maddeler, patlamalar, çalışma koşulları gibi risk alanlarının olduğunu ve bu alanlara dair önlemler alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ulaşılan sonuçlar, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkili bir şekilde uygulanması halinde termik santrallerdeki tehlike ve risklerin büyük oranda önlenebileceğini göstermektedir. Ulaşılan sonuçlar eşliğinde çalışanlara, işverenlere ve yetkililere termik santrallerdeki tehlikeler ve riskler hakkında öneriler sunulmuştur.

KazalarRisk analiziTehlike+5
Namık Kemal Çağlar
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İyonlaştıran radyasyonun insan sağlığı üzerine etkilerinin İş Sağlığı ve Güvenliği temelinde analizi

Hastanelerde iyonlaştıran radyasyon ile çalışılan bölümlerde görev yapan sağlık personeli, riskli gruplar sınıfında bulunduklarından sağlık durumlarının periyodik olarak takip edilmesi gerekmektedir. Genelde, düşük dozda radyasyona maruz kalındığında, sağlık sorunları hemen çıkmasa da, uzun dönemde rahatsızlıklar görülebilmektedir. Hastanelerde vazgeçilmez olarak kullanılan ve vazgeçilmesi mümkün olmayan radyasyon ile çalışanların sağlık durumlarını, iş sağlığı ve güvenliği temelinde araştırmak, incelemek ve çalışanların çalıştıkları süre içerisinde maruz kaldıkları iyonlaştıran radyasyona bağlı olarak ortaya çıkabilecek rahatsızlıklarının olup olmadığı ve bu konuda alınan tedbirleri araştırmak; hastanelerde kullanılan radyoaktif maddelerle, radyasyon üreten veya yayan cihazlar ile çalışanların, tanı ya da tedavi amacı ile radyasyona maruz kalan kişilerin sağlığı, eğitimi ve bu cihazların daha güvenli ve etkili kullanımını sağlamaya katkıda bulunmak; ortaya çıkabilecek olumsuz etkilere karşı hastanelerde çalışanların, hastaların ve çevrenin radyasyon güvenliğini optimum seviyeye getirerek iş güvenliği temelinde incelemek ve araştırmalar yapmak gerekmektedir.Bu çalışmada, radyoloji bölümlerinde görev yapan ve iyonizan radyasyona maruz kalan sağlık personellerinin maruziyet düzeylerini belirlemek için, dört hastanenin beş farklı bölümünde tekrarlı ve beş saniye süreli X-ışınları ölçümleri yapılmıştır. Ölçümlerde İstanbul Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi'nden temin edilen Fluke 451 Ion Chamber Survey Meter iyonlaştıran radyasyon ölçüm cihazı kullanılmış ve hastanede X ve gama ışınlarının uygulandığı tüm birimlerde sağlık çalışanlarının, ışıma anındaki pozisyonlarına göre ölçümler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar tablolar halinde ayrıntılı olarak verilmiştir. Bu ölçüm sonuçlarının en küçük ve en yüksek değerleri, kurşun paravan arkasında 0,01 µSv; kurşun yelek giyerek ve kurşun boyunluk takarak çekimin yapıldığı odada 410 µSv olarak ölçülmüştür. Ölçülen bu değerler kabul edilen standart değerler içerisindedir. Radyoloji bölümünde çalışanlar, gün içerisinde yedi saatlik çalışmada ortalama 80-100 arası çekim yapmaktadırlar. Sağlık hizmetlerinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışan personelin, radyasyon doz limitleri ve çalışma esasları hakkındaki yönetmeliğe göre aylık 2 mSv etkin doz limitini geçmemesi gerekmektedir. Maruziyet düzeyi, aylık 2 mSv standart etkin doz düzeyinin aşılabildiği durumlar zaman zaman kaçınılmaz olmaktadır. Maruziyet düzeyinin aşılması sağlık çalışanlarının fertilite yani üreme yeteneğini azaltma, gözde katarakt, bazı kanser türleri gibi hastalıklara yakalanma olasılığını artırmaktadır. Söz konusu sağlık çalışanlarının İSG açısından, istenilen standartlardaki maruziyet düzeyini aşmamaları için, koruyucu donanımları sürekli kullanmalarını sağlamak, çekim sayısını sınırlandırmak uzun dönemde sağlık açısından yararlı olacaktır. İyonlaştıran radyasyonlu ortamlarda çalışanların mesai saatleri günde yedi saat olarak, haftada 35 saat ile sınırlandırılmıştır.

Abdulazim Yıldız
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektrik yapım işi sektörü için analitik hiyerarşi süreci, analitik ağ süreci ve bulanık mantık yaklaşımları ile risk değerlendirmesi: Bir firma örneği

Bu çalışmada elektrik yapım işi sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın; Analitik Hiyerarşi Süreci, Analitik Ağ Süreci ve Bulanık Fine-Kinney yöntemleri ile tehlike kategorileri önceliklendirilmeye çalışılmıştır. Analitik Hiyerarşi Süreci ve Analitik Ağ Süreci yöntemlerinde SuperDesicion paket programı kullanılmış, Bulanık Fine-Kinney metodu için ise Fuzzy Logic kullanılmıştır. Önce Analitik Hiyerarşi Süreci ve Analitik Ağ Süreci sonuçları birbirleriyle karşılaştırılmış, ardından klasik Fine-Kinney metodundan elde edilen verilerle bulanık Fine-Kinney metodundan elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Nihayetinde bu yöntemlerin tümü bir arada değerlendirilerek, karar vericiye mevcut tehliklerin hangilerine öncelik verilmesi konusunda öneride bulunulmuştur. Tüm yöntem sonuçları birbirleriyle karşılaştırıldığında bulanık Fine-Kinney yönteminin en uygun sonuç ürettiği kanısına varılmış ve Elektrik kategorisindeki tehlikelerin öncelikli olarak ele alınarak giderilmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Anahtar kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Analitik Hiyerarşi Süreci, Analitik Ağ Süreci, Bulanık Mantık, Bulanık Fine-Kinney, Risk Değerlendirmesi.

Analitik ağ süreciAnalitik hiyerarşi süreciBulanık mantık+7
Umut Ergün
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde çok kriterli karar verme ile risk analizi yöntemlerinin değerlendirilmesi ve yeni bir proaktif risk analizi yaklaşımı

İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların hayatını ve işletmelerin sürdürülebilirliğini koruma adına kritik bir unsurdur. İş sağlığı ve güvenliğinde çalışanları korumak ve üretim güvenliğini tam anlamıyla sağlamak için risk analiz yöntemleri kullanılmaktadır. Risk analizleri, potansiyel tehlikeleri önceden belirleyerek kazaların ve olumsuz durumların önüne geçmeyi amaçlayan en etkili yöntemlerden biridir. Risk analizi yaklaşımı, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda belirli faktörleri kontrol etmek için geliştirilmiş sistematik bir durumdur. Risk yönetimi ve uygulanmasının amacı, iş kazaları ve meslek hastalıklarına sebep olan olayları ve bunları tetikleyen faktörler hakkında belirlenen en geçerli ve kesinleşmiş bilgileri düzenleyerek görünmez tehlikelerin meydana çıkmasını önlemek için etkin bir güvenlik ağı oluşturmaktır. İşyerlerinde ortaya çıkan yüksek risk durumundaki olayların ortadan kaldırılabilmesi veya tehlikelerin en aza indirgenmesi için değerlendirmelerde risk analiz yöntemlerinin kullanılması şarttır. Bu bağlamda yapılan bu tez çalışmasında iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesinde uygulanan farklı risk analiz yöntemleri incelenerek yeni bir risk analiz yöntemi oluşturulmuş, çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak karşılaştırılmış, ardından makine öğrenmesi yapay sinir ağları ile korelasyonu yapılmıştır. Belirlenen örneklem grubuna farklı risk analiz yöntemleri ile yeni oluşturulan Proaktif risk analiz yöntemi ayrı ayrı uygulanarak karşılaştırılması ve değerlendirilmesi sağlanmıştır. Çok kriterli karar verme yöntemleri ve makine öğrenmesi vasıtasıyla tezde kullanılan risk analiz yöntemlerinin geçerliliği ve güvenilirliği tespit edilmeye çalışılmıştır.

Mustafa Hüseyin Keser
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda üretim sistemlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenerek önleyici tedbirlere yönelik risk analizlerinin yapılması

İş kazaları ve meslek hastalıkları ülkemizde ve dünyada büyük kayıplara neden olmaktadır. Yaşanan kazaların ve hastalıkların ölüm, sakatlanma, ağır yaralanma, iş göremezlik gibi sonuçları nedeniyle ülkemiz ağır bedeller ödemektedir. İş sağlığı ve güvenliği, bir işletmede insan, can ve mal kayıplarını ve hastalıkları önlemeyi, bunlarla ilgili karşılaşılabilecek riskleri minimuma indirmeyi hedeflemiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin temel amacı, önce çalışanı korumaktır. 'Önlemek ödemekten ucuz ve insancıldır' ilkesi ile hareket eden iş sağlığı ve güvenliği, yeni asrın en önemli ve en dinamik sistemlerinden biridir. 30.06.2012 tarihinde yayımlanan 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu ile tüm sektörler için büyük adımlar atılmaya başlanmıştır. Gıda ürünleri imalatı sektörü, dünya genelinde hızla büyüyen bir sektör olması sebebiyle bu alanda çalışma yapılmaya karar verilmiştir. Bu çalışmada, Gıda ürünleri imalatı sektörü, iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmiştir. Örnek bir etüt çalışması olması amacıyla Malatya' da bulunan endüstriyel pekmez üretimi yapan bir tesis seçilmiş ve tesis içerisindeki tüm alanlar gözlemlenerek bir risk değerlendirmesi yapılmıştır. İki farklı yöntem kullanılarak iki adet risk değerlendirmesi hazırlanmış ve bu iki yöntemin verimliliği birbiri ile kıyaslanmıştır. Sonuç bölümünde, daha verimli olduğuna karar verilen risk değerlendirmesi yöntemi baz alınarak, risk analizi tablosunda belirtilen tehlikelerin değerlendirmesi yapılmıştır. Belirlenen tehlike kaynaklarından, giderilmesi için verilen temin süresi içerisinde önlem alınmamış olanlar belirtilmiştir. Ayrıca, Önleyici tedbirlerden bu bölümde detaylı olarak bahsedilmiştir. Ek olarak, sektör genelinde karşılaşılan diğer problemlere de değinilmiştir. Değerlendirilen sonuçlar ile işletmede can güvenliğinin sağlanması, maddi kayıpların, iş kazalarının, meslek hastalıklarının önlenmesine ve hatta ortadan kaldırılmasına yönelik pro-aktif adımlar atılmasına imkân sağlanmıştır Anahtar kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, risk analizi, endüstriyel pekmez üretim tesisi, gıda ürünleri imalatı sektörü

Gıda üretimiİş güvenliğiİşçi sağlığı
Şeyda Kanat
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve dünyada iş sağlığı ve güvenliği

Dünya'da olduğu gibi ülkemizde de meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı hayli fazladır. Özellikle meslek hastalıkları ve kazalara yönelik sosyal korumanın yetersizliği ile birlikte alınacak önlemlerinde yetersiz oluşu nedeniyle ortaya çıkan durumun sonuçları hayli ağır olmaktadır. Meslek hastalığı ve iş kazasına yönelik önleyici programların geliştirilmesi ve denetiminin doğru ve yeterli şekilde yapılması gerekir. Bu çalışmada; Türkiye'de ve Dünya'da İş Sağlığı ve Güvenliği Kavramına ilişkin tanımlamalara yer verilerek, iş sağlığı ve Güvenliğinin ülkemizde ve dünya'daki tarihi gelişim süreçlerine ilişkin genellemelere gidilmiştir. Ayrıca çalışmamızda; Türkiye'de ve Dünya'da İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamalarına yönelik mevcut sosyal güvenlik sistemlerine ilişkin açımlamalara yer verilmiştir. Ayrıca ülkemizde uygulanmakta olan 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanununun getirmiş olduğu yeniliklerden bahsedilerek, sonuçlarına ilişkin önemi vurgulanmıştır. Ayrıca çalışmamızda; Türkiye'de ve Dünyada İş Sağlığı ve Güvenliği konularına ilişkin yazılmış olan tezler, internet kaynaklı sistemlerden alınmış bilgiler, konu ile alakalı kitaplar ve makalelerden yararlanılarak kaynak tarama tekniği kullanılmıştır.

Burcu Dönmez
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Rüzgar enerji santrali risk analizi ve değerlendirmesi

İnsan çalışma ve özel hayatı boyunca sayısız riske maruz kalır. Risksiz bir hayat mümkün olmayacağına göre risklerle en az zarara uğrayacak şekilde yaşamayı öğrenmeliyiz. Bilimsel araştırmalar iş kazalarının ve meslek hastalıklarının yüzde doksan sekiz oranında önlenebileceğini gösteriyor. Rüzgar enerji santrallerinin işletilmesi sürecinde karşılaştığımız riskleri analiz ettik ve uygun kontrol önlemleriyle kabul edilebilir seviyeye indirdik. Şalt sahası kaynaklı risklerin türbin kaynaklı risklerden daha fazla ve daha yüksek risk puanına sahip olduğunu , şalt sahasındaki çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin ve kişisel koruyucu donanım kullanımının hayati derecede önemli olduğunu gördük. İşveren ve yöneticiler iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek için işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerine yeterli desteği sağlar ve iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında örnek olurlarsa iş kazası ve meslek hastalılarını yüzde doksan sekiz oranında önlemek hayal olmaz.

Risk analiziRüzgar enerjisiRüzgar santralleri
Ömer Çelik
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

3 – 6 yaş grubu anaokullarında çocuk eksenli risk etmenleri

2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarına maruz kalmaması için önleme politikaları geliştirilmesi hedef olarak benimsenmiş, bu amaçla da birçok yönetmelik yayınlanarak uygulamaya alınmıştır. Çalışma ortamlarında bulunan ve çalışanlar dışında misafir, müşteri, kuruluş dışından hizmet alımı esnasında çalışma ortamında bulunan diğer kişiler, vb hedef kitle olarak değerlendirilmekte ve önleyici yaklaşım çerçevesinde risk değerlendirmeleri, acil durum planları, iş sağlığı güvenliği kültürünün yerleştirilmesine yönelik eğitimler, mesleki yeterlilik eğitimleri, vb. pek çok konu gündeme gelmiştir. Tüm bu uygulamalarda, yetişkin çalışma ortamları öngörülmektedir. Göz ardı edilen ancak, çok önemli olan çalışma ortamlarından biri de çocuk kreş ve anaokullarıdır. Tehlike sınıfları tebliğine bakıldığında anaokulları az tehlikeli olarak değerlendirilmektedir. Ancak, bu ortamlarda küçük çocukların olması sebebiyle yaşanabilecek ve çocukları etkileyecek önemli tehlike ve riskler söz konusu olabilmektedir. Yaşlarının küçük olması sebebiyle olası kazaları öngörebilmeleri, önlem alabilmeleri, acil durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleri mümkün değildir. Bu sebeplerle çalışanlar dışındaki çocuk eksenli risk faktörlerini belirlemek üzere İstanbul'da farklı bölgelerdeki birkaç anaokulunda risk değerlendirmesi, vaka incelemeleri, anaokulu öğretmenleri ile mesleki problemleri hakkında anket ve çocuklar hakkında check – list çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında; En sık rastlanan kaza durumları ve sebepleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Risk değerlendirmesi yapabilmek için check-list hazırlanarak olası tehlike ve riskler tespit edilmeye çalışılmıştır. Öğretmenlerle Mesleki problemler hakkında anketler yapılmıştır. Böylece problemlerin iki ayağı olarak öğrenci - öğretmen perspektifli problemlerin sentezi yapılabilmiştir. Sonuç olarak; anaokullarında 3-6 yaş arası çocuklar arasında en çok görülen kaza-yaralanma vakalarının sebepleri, şekilleri, görülme sıklıkları ve alınması gereken önlemler tespit edilmiş, evsel çocuk kazaları üzerine yapılan literatür çalışmaları anket, Check-list ve risk değerlendirmesi sonuçlarıyla karşılaştırılmış, iş güvenliği kültürünün anaokulu öğretmenleri üzerinde ne derece önem teşkil ettiği ve iş güvenliği kültürünün anaokullarında ne derece hakim olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Bebek ölümleriEv kazalarıMesleki risk+7
Mustafa Hakan Koç
İstanbul Aydın University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00