Theses supervised by Doç. Dr. Abdulkadir Develi

33 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessEN

An empirical analysis of dollarization on financial development in the developing economies

One of the important issues in developing countries is currency substitution, which can also be called dollarization. The concept of dollarization has evolved over the years with many changes in the financial world such as the growing international trade, the removing of legal restrictions on foreign currency deposits, and the integration of economy's domestic financial system with the global financial markets. The existing literature concerning dollarization issues has tried to concentrate on economies with high inflation in which the use of strong foreign currencies have gained significance for nearly three decades. In this vein, the existing studies on currency substitution have focused on the link between dollarization and the dynamics of money demand, institutional quality, inflation, and exchange rate. However, little research has been done on assessing directly the effects of dollarization on financial development. For this reason, the purpose of this study is to empirically investigate the impacts of dollarization on financial deepening using panel data analysis of 60 selected transition and developing economies over the period 2004-2012. The results of study revealed that dollarization has the positive impacts of dollarization on financial development in countries with high inflationary environments.

DolarizationFinancial deepeningFinancial development+3
Ayşe Nur Şahinler
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın yoksulluğu ve sosyal dışlanma ilişkisi: Mamak örneği

Çalışma; yoksulluğun en görünür biçimlerinden olan kadın yoksulluğunun, sosyal dışlanma bağlamında incelenmesi, yoksulluğun kadınlaşması diye tabir edilen durumun sosyal dışlanmaya sebep olup olmadığı, oluyorsa hangi açılardan etkide bulunduğunu açıklamayı amaçlamaktadır. Yoksulluk, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler için iktisadi, toplumsal ve siyasal açılardan en büyük ve baş edilmesi en zor olan sorunlarından biridir. Müstakil olarak bile sorun oluşturan yoksulluk, başka sorunları da beraberinde getirerek yoksulluğun yenilenerek dönüşümüne, kısırdöngüye girmesine, çevresine başka sorunları da katarak sorunun çözülmesinin zorlaşmasına sebep olmaktadır. Bu bağlamda yoksulluğun sebeplerinin, söz konusu ekonomi ve toplumsal yapı bağlamında araştırılması, tespit edilen sorunların çözümü için projeler geliştirilmesi yoksullukla mücadelenin bir yönünü oluşturmaktadır. Kadın yoksulluğu, özel bir sorun olması dolayısıyla özel politikalar gerektirmektedir. Kadının çalışma hayatına kazandırılması, onun sosyal statüsünü de hak ettiği düzeye çıkaracak, sosyal dışlanma denilen durumu etkisiz bırakacaktır. Sosyal dışlanma, yoksulluk ve dezavantajlılık durumuyla beraber anılmakta olup sosyal, politik, iktisadi ve kültürel etkilerle beslenmektedir. Bir taraftan sosyal dışlanma yoksulluğun bir nedeni olarak görülürken, diğer taraftan yoksulluk sosyal dışlanmanın bir unsuru olarak görülmektedir. Sosyal politika araçlarının sosyal dışlanmayı minimize edecek hatta yok edecek yollar izlemesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, sosyal dışlanma kavramının tanımlanmasından başlayıp, ortaya çıkış nedenleri ve türlerini tespit edip, yoksullukla çakıştığı noktanın belirlenmesini ve buna yönelik mücadele yollarının izlenmesini amaçlamaktadır. Dışlanma ile yoksulluk arasında ne tür bir ilişkinin olduğunu belirlemek de çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Sosyal dışlanma ve kadın yoksulluğu arasındaki ilişkiyi Ankara'nın Mamak ilçesinde yaşayan kadınlar dâhilinde inceleyen bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Mamak Belediyesi'nden sosyal yardım alan, Gülveren ve Bahçeleriçi Mahalleleri'nde yaşayan kadınlarla görüşmeler (mülakat) yapılmıştır. Çalışmada kartopu örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri, derinlemesine mülakat yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmada, katılımcılara açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Katılımcıların bilgi, duygu ve görüş düzeyleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Kadınlara toplumsal yaşamda kendilerini nasıl gördükleri, günlük yaşamlarında ve toplumsal hayata katılımlarında yaşadıkları zorluklar, ekonomik durumlarının yeterlilik düzeyleri, hayatlarından memnun olma durumlarını anlamaya yönelik düşünceleri sorulmuştur.

Ankara-MamakKadınlarSosyal dışlanma+2
Sümeyye Gülşen Soylu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The influence of Ghana's social welfare system on the vulnerabilities

Despite the numerous welfare interventions in Ghana, there are still many vulnerabilities including poverty, streetism, unemployment, and domestic violence. This calls for the scrutiny of the welfare agencies, interventions, and their effects on the vulnerabilities they target. Despite studies on vulnerabilities and welfare interventions in Ghana, limited research has established the association between the two. This study, therefore, sought to interrogate the influence of the welfare system's interventions on vulnerabilities in the Accra metropolis. In-depth interviews (N=37), surveys (N=152), and observations (in seven welfare agencies) were conducted with 189 participants. The quantitative data were organized using SPSS version 27, while the qualitative data were analyzed using Creswell's data analysis spiral. Key causes of vulnerabilities identified include poverty, unemployment, domestic violence, and lack of information. Key roles played by welfare agencies in the country include preventing the emergence of vulnerabilities, remediating problems, and educating people on social issues and interventions. The welfare interventions have had various positive effects, such as enhanced employment, increased school enrollment, and attitudinal change in communities. However, there were non-insignificant associations between welfare interventions and employment performance, family functioning, and building relations according to the beneficiaries. This finding hints at a difference in the expectations of welfare officials and beneficiaries concerning the import of welfare interventions in people's lives and raises questions about the evaluative approach adopted by the welfare agencies. Some negative effects of the interventions are people's exposure to violence and inhibition of social development. At the same time, key challenges faced in welfare delivery include limited government commitment to social development, resource constraints, and political interference in welfare delivery. The study, therefore, recommends the implementation of more comprehensive evaluative mechanisms and increased government commitment to social development. Keywords: Effects of interventions, interventions, poverty, roles of interventions, social development, social welfare, vulnerability.

COVID 19Economic growthGhana+3
Jamal Appıah-kubı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal politika uygulaması olarak Türkiye'de koruyucu aile sistemi: karşılaştırmalı bir analiz

Çalışmanın amacı: Türkiye'de uygulanan koruyucu aile modelinde çeşitli nedenlerle devlet koruması altına alınan çocukların ve aynı şekilde ailenin de yaşadığı süreçlerin tespitidir. Bu tespitler esnasında doğrudan veya dolaylı yönden uygulanan politikaların, aksayan yönlerinin dünyadaki uygulanan örneklerle karşılaştırılması, etkilerinin incelenerek yeni sosyal politikalar üretilmesi yönünde tavsiyelerde bulunarak, çözüm yolları için literatüre katkıda bulunmak temel amaçtır. Çalışma yöntemi: Bu çalışma aileler ve çocukların uyum sürecine, yönelik uygulamalı bir araştırmadır. Çalışmanın genel bakış açısı ve merkezinde koruyucu aile politikasının uygulanması esnasındaki edinilen tecrübelerin gündeme getirilmesidir. Uygulanan politikalara istinaden yapılan derinlemesine mülakatlarda elde edilen bulguların, mevcut durumun iyileştirilmesine yönelik bir sosyal politika uygulaması için referans verilmiştir. Çalışmanın sonuçları: Bu çalışmada kullanılan karşılaştırmalı etki analizi yönteminin yapılması için saha çalışması yapılmış, koruyucu aileler ve koruyucu aile dernekleri ile görüşülmüştür. Türkiye karşılaştırması için sistemin en fazla hareket gördüğü dört büyük şehir, Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizli şehirleri seçilmiştir. Koruyucu aile dernekleri ve aileler ile temasa geçilmiş, (20) yirmi aile ile yüz yüze mülakat, (3) üç aile ile de internet üzerinden anket formu ile görüşülmüştür. Ankara ve İzmir'de görüşülen ailelerin haricinde, 10 (on) aile iletişim kurulmuş ancak çekincelerinden dolayı görüşmeyi kabul etmemişlerdir. Aileler ile kurum arasında iletişim eksikliğinin olması en dikkat çekici konulardan biridir. Devletin kendi kurumları arasında koordinasyon eksikliği, okulların çocuklara bakış açıları, biyolojik ailelerin koruyucu ailelerin sosyal ve aile çevrelerinin tutumları incelenmiştir. Türkiye ve Dünyadaki uygulamaların karşılaştırılmasında farklılıklar vardır. Sosyal ve kültürel yapıların ve uygulama yöntemlerinin, ülkelere göre değişiklik gösterdiği yapılan literatür taramalarında incelenmiştir. Dünyadaki koruyucu aile sisteminin işleyişinin farklı bir yönü özellikle Avrupa ülkelerinde sivil toplum kuruluşları, dernekler, ajanslar yerel yönetimlerin denetiminde daha aktif çalışmaları göze çarpmaktadır. Türkiye'de ise bu yönde sadece koruyucu aile dernekleri aktif bir pozisyon almaktadırlar. Bu şekliyle izlenen sosyal politikalarda, sivil toplum kuruluşlarına, vakıflara vb. gönüllü organizasyonlara yönelik çalışmalara daha çok ağırlık verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Koruyucu Aile, Çocuk Koruma Politikaları, Türkiye ve Dünyada uygulamaların karşılatılması, Sosyal Politika Önerileri

Grup odaklı sosyal hizmetKoruma politikalarıKoruma tedbirleri+6
İbrahim Ataç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sağlık çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyi ve iş doyumu ilişkisi: "Ankara ili acil sağlık hizmetleri örneği"

Sağlık insanoğlu için en önemli nimetlerden biridir. Her birey farklı koşullarda yaşamasına rağmen sağlık aynı düzeyde öneme sahiptir. Sağlık hizmeti bu noktada kaynakları etkin ve doğru yöntemlerle hayata geçirmeyi gerektirir. Ülkelerin sunmuş oldukları sağlık hizmetleri ise vatandaşına sağladığı bir sosyal politika aracıdır. Bu bağlamda Sağlık hizmetlerinin etkinliği ve bütünlüğü sosyal devlet anlayışı çerçevesinde değerlendirmeyi gerektirir. Mesleki Tükenmişlik kavramı özellikle insan odaklı çalışılan meslek gruplarının başında yer alan sağlık çalışanlarının hizmet bütünlüğünü aksatmaktadır. Yaşanılan tükenmişlik durumu ise iş doyumunu azaltmaktadır. Bu çalışmanın amacı, başarılı bir sağlık hizmeti sunumunda çalışanların bilgi ve tecrübesinin yanı sıra memnuniyet ve fedakârlık düzeylerinin önemli bir role sahip olduğu bu doğrultuda yaşamış oldukları mesleki tükenme durumu ve iş doyumunu birlikte değerlendirebilmektir. Bu değerlendirme sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda literatüre katkı sağlayıcı önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada artan mesleki tükenmişlik sorunsalı ele alınmış olup, iş doyumu ile etkileşim içerisinde olduğu sos yo demografik değişkenler; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, aylık hane geliri, meslekte geçirilen süre bağımsız değişkenleri ile değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak nicel yöntem kullanılmıştır. Tüm çalışma popülasyonlarında demografik özelliklere göre kategorize edilmiş gruplarda, Maslach Tükenmişlik Ölçeğinde yer alan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt kategorilerinde alınan puanlar ile Minnesota İş Doyum Ölçeğinde alınan puanlar arasındaki ilişki Regrasyon Analizi ile karşılaştırılmış, Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Çalışmanın bulgularında tüm gruplarda İş doyumu ile tükenmişliğin alt grupları arasında anlamlı düzeyde negatif yönde ve güçlü düzeyde ilişki saptanmıştır. İş doyumu ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt kategorileri arasında negatif yönde güçlü düzeyde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Kişisel başarı alt kategorisi ile de iş doyumu arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, iş doyumu, çalışanların tükenmişlikleri ile ilişkilidir. Sosyal politika belirleyicileri için bu ilişkinin göz önünde bulundurulması fayda sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Devlet, Sosyal Politika, Sağlık Hizmetleri, Mesleki Tükenmişlik, İş Doyumu

Acil servisAcil tıp servisleriAnkara+7
Özlem Bağlar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nden Türk Kızılay'ına sosyal yardımlar(1868-2000)

Bu tez Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin kuruluşu ile Cumhuriyet döneminde Kızılay ismiyle faaliyetine devam eden Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin günümüze kadar gelen sosyal yardımlarını analitik bir perspektifle ele almaktadır. Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Trablusgarp, Balkan, Çanakkale savaşlarında cephe gerisinde sahra hastaneleri açarak yaralıları tedavi maksadıyla mühim bir görev ifa etmiştir. Cemiyeti Cumhuriyet döneminde Türkiye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti ismin alarak daha çok deprem, sel ve salgın hastalıklar gönüllü sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde etkili olmuştur. Bunların yanı sıra 1923-25 yıllarında Türkiye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Yunan ve Türk nüfusunun mübadelesinde vapurlar ve aşevleri ile büyük gayret sarf etmiştir. Yunanistan'dan ülkemize gelen Türk nüfusu Türkiye'nin çeşitli vilayetlerine iskân edilerek müstahsil hale getirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'na gelindiğinde Yunanistan'da meydana gelen açlık ve kıtlık yüzünden Kurtuluş ve Dumlupınar isimli erzak taşıyan yardım gemileri gönderen Kızılay Yunanistan'dan gelen savaş mağduru 1000 çocuğun da Türkiye'de bir süre bakımını üstlenmiştir. 1950 yılına gelindiğinde Bulgaristan'da zorunlu göçe tabi tutulan Türk'ler için Kızılay Çorlu'da göçmen hastanesi açarak onların tedavilerini üstlenmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Cumhurbaşkanı düzeyinde yardımlarla göçmenlerin iskanı için faaliyetlerde bulunmuştur. Gelen muhacirlerin Kızılay tarafından iaşe ve ibatesi sağlamış ve daha sonra onları inşa edilen göçmen evlerinde iskân edilmiştir. Bulgaristan Muhacirleri çeşitli mesleklere sahip olduğundan ülkenin kalkınmasında önemli rol oynamışlardır. Kıbrıs Barış Harekatı'nda adaya huzur ve barışın gelmesi için din, dil, ırk ayırt etmeksizin adaya çeşitli yardımlarda bulunmuştur. 1963-65 yıllarında kurulan Kıbrıs Kızılay Hastanesi adada uzun yıllar faaliyette bulunmuştur. Kıbrıs Barış Harekatı'nda adaya huzur ve barışın gelmesi için din, dil, ırk ayırt etmeksizin adaya çeşitli yardımlarda bulunmuştur Kızılay 1980-90'lı yıllara gelindiğinde yurt dışındaki yoksul ülkelere sosyal yardımlara ağırlık vererek birçok ülke için dünya çapında bir sembol olmaya başlamıştır. Sırpların katliam gerçekleştirdiği Bosna Hersek'e Kızılay aracılığıyla önemli miktarda sosyal yardım gönderilmiştir. 2000'li yıllara doğru kurumsallaşma yoluna giden Kızılay 1999 yılına gelindiğinde Marmara Depremi için ve Düzce Depremi'nde çadırkentler kurulmasında Kızılay önemli rol oynamıştır.

Hilal-i AhmerHilal-i Ahmer CemiyetiKızılay+4
Cüneyt Uğurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijitalleşmenin iş performansı, iş tatmini ve örgütsel bağlılık üzerine etkileri

Dijitalleşme, işletmelerin sadece mekanik süreçlerinde değil örgütsel dinamiklerinde de değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Üretim süreçlerinde yaşanan dijital dönüşüm, çalışma ortamını etkilemekte ve farklı fırsatları ve riskleri içinde barındırmaktadır. Buradan hareketle çalışmanın temel amacı, çalışanların dijitalleşme algıları ile iş tatmini, iş performansı ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma için nicel bir alan çalışması yapılmış ve gerekli veriler, Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren firmaların çalışanlarından anket yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada, dijitalleşme algısı ile iş tatmini, iş performansı ve örgütsel bağlılık değişkenleri arasında ilişkileri inceleyen bütüncül bir model geliştirilmiştir. Araştırmada kurulan modelin ve bu modele dayalı hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modellemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre dijitalleşme algısının, iş performansını ve iş tatminini anlamlı ve pozitif olarak etkilediği görülmektedir. Diğer yandan, analiz sonuçlarına göre dijitalleşme algısının örgütsel bağlılığa olan etkilerinin pozitif ancak istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Sonuçların hem literatür hem de uygulamacılar için önemli ipuçları sunduğu değerlendirilmektedir.

PerformansSayısallaştırmaÖrgütsel bağlılık+2
Büşra Koru Uzkurt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) çalışanlarının asgari gelir desteği uygulamasına yönelik görüşleri

Sosyal yardımlar, özellikle nakdi yardımlar yoksullukla mücadelede çözüme en hızlı ulaştıran sosyal politika araçlarından biridir. 2022 yılı itibariyle Türkiye'de 49 farklı sosyal yardım programı uygulanmaktadır ve son yirmi yılda sosyal yardımlara bütçeden ayrılan pay tam dört katına çıkmıştır. Yoksullukla mücadelede tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kaynakların en etkin kullanılabileceği ve ülkemize en uygun yöntemler belirlenmeye çalışılmakta ve ona göre yeni politikalar oluşturulmaktadır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV), Türkiye genelinde tüm il ve ilçelerde örgütlenmiş kurumsal yapıları ve sahada deneyimli çalışanları ile kamusal sosyal yardımların dağıtımında en etkili kurumdur. Bu çalışmada Türkiye genelindeki SYDV çalışanlarına yönelik anket uygulanarak Asgari Gelir Desteği (AGD) Uygulamasına yönelik görüşleri araştırılmıştır. Çalışmada kartopu anket yöntemi kullanılmış ve 379 sosyal yardım ve inceleme görevlisine ulaşılarak mevcut sosyal yardımlara yönelik algıları, sosyal yardım istihdam ilişkisi ve asgari gelir desteği uygulaması ile AGD'nin ülkemizde nasıl uygulanabileceği konusundaki düşünceleri araştırılmaya çalışılmıştır. Bir sosyal yardım türü olarak AGD konusunda SYDV inceleme ve araştırma görevlileriyle yapılan alanında ilk çalışma olması ve sonuçları itibariyle politika yapıcılara önemli çıktılar vermesi bakımından önem arzetmektedir. Özellikle sosyal yardım artı dönem olarak nitelenen önümüzdeki süreçte Türkiye'de sosyal yardımların nereye evrilebileceği konusunda sahadaki uygulayıcıların görüşleri bundan sonra yapılacak çalışmalara da yol gösterecektir.

Asgari gelir desteğiSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal politika+3
Ayşe Hilal Sayan Koytak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşlılık ve uygulanan sosyal politikalar

Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler, sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması ve yaşam süresi artmış, doğum oranlarının azalması ile dünya hızlı şekilde yaşlanmaya başlamıştır. Doğum ve ölüm oranlarındaki farkla birlikte demografik yapı da değişmeye başlamıştır. Dünya genelinde insanlar uzun yaşamaktadırlar. Yaşlılık hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler açısından önemli olmakla birlikte sağlık, sosyal güvenlik, eğitim, istihdam alanlarını ve özellikle de aile hayatını etkilemektedir. Son yıllardaki araştırmalar dünyada ve Türkiye'de demografik yapının değiştiğini ve yaşlı birey nüfusunun arttığını göstermektedir. Sosyal politika, devletlerin sosyal refahını ve toplumun bir arada olmasını sağlayan ve sosyal barışın, adaletin ve gelişmenin sağlanması için uygulanacak çalışmaların ve politikaların tamamını kapsamaktadır. Bu nedenle devletlerin uyguladıkları bu politikaların toplum ihtiyaçlarına uygunluğu ve devamlılığı önem arz etmektedir. Yaşlı birey nüfusunun Türkiye'de de artmasıyla yaşlılık kavramının önem kazanması ile birlikte, büyüyen yaşlı nüfus için de bir takım sosyal politikaların uygulanması ve mevcut politikaların geliştirilmesi önem arz etmektedir. Sosyal politika kapsamında yaşlılık önemli bir konu olmakla birlikte, ülkeleri sosyal, ekonomik, sağlık, kültürel vb. alanlarda etkilemektedir. Bu tez çalışmasında yaşlılık ve yaşlılık ile ilgili sosyal politika uygulamaları öncelikle literatür taraması yöntemiyle incelenmiş ve yaşlılık kapsamında Türkiye'de uygulanan sosyal politika uygulama örnekleri incelenmiştir. İkinci aşamada Ankara ili Çankaya ilçesinde yaşayan 65 yaş ve üzeri bireylerin seçilerek hazırlanan görüşme formunda yer alan sorular iletilmiştir. Çalışma kapsamında soruları yanıtlayan gönüllüler ile yapılan görüşme sonucunda elde edilen veriler veri toplama aracına göre ayarlandı ve 65 yaş ve üzeri bireylerin yaşlılık ile ilgili sosyal politika uygulamalarına yönelik görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Türkiye'deki yaşlılıkla ilgili sosyal politika uygulamaları ve bu uygulamalardan faydalanma ve memnuniyet durumları hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Görüşmeler sonucunda 65 yaş ve üzeri bireylerin Türkiye'de uygulanan sosyal politika uygulamalarından haberleri olduğu kadar memnun oldukları ve yaşlılık sürecinde sahip oldukları uygulamaların geliştirilmesini talep ettikleri tespit edilmiştir.

Muhammed Baran Karaduman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Sustainable development goals in lower-middle income economy: Relevancy and outlook in Cameroon

Since 2000 the United Nations had adopted two major global agendas namely the Millennium Development Goals and the Sustainable Development Goals. The latter is expected to entail the covering of larger landscape involving 17 goals that enclose economic, environmental and social dimensions of sustainability. However in realizing these goals, nations do not start at equal line given their delay or advancement in term of development making therefore some of them closer or much farer away of achievement's point. Hence this research aims at analysing if lower-middle income country like Cameroon is on right pathway to achieve the 2030 agenda relatively to poverty ending and shared prosperity within short prescribed deadline and considering the huge institutional, political, economic, sociocultural and environmental challenges it has to address purposely. In this regards, a documentary research concerning the topic have been carried out, drawn mostly from official policy documents, reports as well as articles and an interview guide was applied to respondents working in various sectors of civil society across the country allowing to gather their inherent expert's insights. Collected data have been analysed systematically and thematically using the qualitative method of content analysis over several aspects of research namely extreme poverty, social poverty, social protection (social safety nets), basic services as well as shared prosperity. The findings and interpretations have put into evidence that the country is unlikely to achieve targets on poverty ending and social inequality reduction by 2030 notwithstanding expected relative positive trend concerning social poverty and social protection (social safety nets). Likewise they have shown that the concerned UN global targets are worthy to get implemented in Cameroon considering their higher ambition comparing to existing national targets. They outline also issue of relevancy regarding adopted thresholds (extreme poverty's international threshold and minimum wage) which are set to measure extreme poverty and social poverty proposing instead multidimensional approach. Throughout the conclusion, recommendations have been made in order to improve the pace of mentioned targets' achievement, especially concerning the funding strategies of sustainable development undermined heavily by neo-colonialist system while integrating also Cameroon's historical background.

Haman Adama Mohamadou
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Analık sigortasından haksız yararlanma, kişilerin sosyal güvenlik sistemini aldatmaya yönelik tutumları: Ankara ili örneği

Sosyal güvenlik bireyin varoluşundan bu yana gereksinim duyulan sosyal politika aracıdır. Bütün sosyal politika araçları gibi sosyal güvenlik uygulamalarının etkin olarak hayata geçirilmesinin şartı finansal olarak desteklenmesine bağlıdır. Ödeneği olmayan bir politika hayata geçirilemez. Ödeneğin dağıtımı da temini kadar önemlidir. Sistemden faydalanan kişilerin haksız kazanç elde etmeleri gerçekten ihtiyaç sahibi olan kimselere hiç ya da daha az faydalanmalarına neden olacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de yürürlükte olan 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu' nda düzenlenen analık sigortası kapsamında kişilerin aldığı yardımlar açıklanmış, hak sahibi olan kişilerin yersiz olarak aldıkları ödenekler incelenmiştir. Soruşturma konusu olan kişiler hakkında, Ankara ilinde SGK bünyesinde çalışan denetmenlerin tanzim ettikleri raporların nitel veri analizi yöntemiyle içerik analizleri yapılmıştır. Soruşturmanın çıkışı, yürütümü, bireylerin beyanları ele alınmış olup, kişilerin eğilimlerinin öğrenilmesi karşısında süreç için alınabilecek önlemler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Haksız Kazanç, Analık Sigortası.

Damla Doğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

NEET grubunda yer alan genç işsizlerin işsizlik nedenlerine ilişkin nitel bir araştırma: Kastamonu Üniversitesi örneği

Çalışma, genç işsizlikte en büyük paya sahip olan NEET (Ne eğitimde, ne istihdamda ne de yetiştirmede) grubunu içermektedir. Yürütülen araştırmanın amacı genç üniversite mezunlarına yönelik onların işsizlik algılarını, beklentilerini karşılaştıkları engeller anlaşılmaya çalışılmaktadır. Genç işsizliği bütün dünyayı etkileyen bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde görülmekle birlikte gelişmiş ülkelerde bile bu durum söz konusudur. Kişisel bir problem gibi gözükürken aslında üniversite mezunlarının veya eğitimde, istihdamda veya mesleki yetiştirmede olmayan kişilerin sayısının çoğunluğu Türkiye için sorun teşkil etmektedir. Ekonomik olarak bu kişilerin geçimlerini sağlaması, yüksekeğitim gördükleri için kazandıkları yetkinlikler ve çeşitli beceriler kullanılamamaktadır. Beşeri ve sosyal sermaye olarak kayıp olmaktadır. Ekonomik olarak ise bir maliyet oluşturmaktadır. Kişilerin işgücüne dahil olamaması sosyal olarak izolasyona sebep olmaktadır. Kişileri ekonomik olarak etkilediği kadar psikolojik olarak da etkilemektedir. Araştırma Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi kapsamında mezun olan kişiler temel alınarak yazılmıştır. Kartopu yöntemi kullanılarak kişilere ulaşılmıştır. Yapılan görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yürütülmüştür. Elde edilen veriler nitel analiz yöntemi sayılan MAXQDA paket programı kullanılarak içerik analizi ve frekans analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler sık kullanılan kelimelere göre temalaştırılarak katılımcıların söylemleri eklenmiştir.

Rumeysa Yıldırım
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Afrika Boynuzu bölgesel ekonomik entegrasyon

In the last 30 years, the Horn of African region has gone through a far reaching economic transformation. This achievement was made possible partly because of the ongoing regional economic integration process. However, despite the achievements, many aspects of the regional economic integration processes are not thoroughly assessed both by the policy makers and the academia. In this doctoral research assessment of the level of economic integration in the Horn of Africa region is made using the composite index model. The index creates values from 0 to 1, where 0 implies poor performance while 1 represents best performance. The model used 6 dimensions and 20 indicators. The dimensions include trade, infrastructure, production integration, free movement of labor, macroeconomic convergence, and institutional integration. Data was analyzed to estimate the level of integration at the sectoral and country level. Country wise Kenya came to be the most integrated country in the region with 0.884 average index. It is followed by Uganda with 0.748 index and Djibouti having 0.514. Ethiopia (0.491), Sudan (0.399) and Eritrea (0.335) found to be the 4th, 5th and 6th integrated countries. The data analysis also showed that Somalia to be the lowest performing country in the regional integration effort with 0.212 average index. The overall regional economic integration is found to be 0.512. The result of the data analysis showed that institutional integration to be the most integrated sector with 0.609 average index. The second and third best performing dimensions were found to be macroeconomic convergence with 0.571 average index and trade with 0.531 average index. Productive integration (average index 0.476), infrastructure (average index 0.463), and free movement of people (average index 0.420) found to be the 4th, 5th and 6th integrated sectors. The assessment of economic integration in the Horn of Africa region has showed that the region lags far behind the acclaimed objectives that are stated in different treaties and protocols of the regional economic communities (RECs) & individual member countries. Some of the policy recommendations made to make the regional economic integration process more successful and sustainable includes; developing compensation mechanism for potential losers of the integration process, completing the free trade area in the region, strengthen the regional infrastructure base, empowering the Regional economic communities (RECs), involving the private sector and other non-state actors, policy harmonization and structural reform. Key terms Regional Economic Integration (REI), composite index, Dimensions and Indicators, Horn of Africa (HoA), Regional Economic Communities (RECs)

Horn of AfricaAfrican countriesRegional integrations+1
Abdulqadır Adem Mohammed
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative evaluation on the concept of property in Islamic economic thought and modern economic thought

The concept of property has been influential on many areas ranging from the organization of production, distribution and consumption to social structure and the role and organization of the state in different periods of human history. Property is not only a legal right, but also a social and economic institution. It can be argued that the concept of property is decisive on a number of economic and social dynamics from the organization of production to the forms of social stratification through the hierarchy that determines the dominance of control over the means of production. This study describes the modern capitalist understanding of property based on the changes that have occurred in the concept of property in different periods of human history. The Islamic understanding of property has been delineated based on the primary resources of the Islamic economic thought, and a comparative analysis has been conducted based on the differences with the modern capital understanding of property as well as social, legal and economic effects created by these differences.

Distributive justiceReligion-economy relationshipEconomic thought+7
Yunus Emre Aydınbaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş OECD ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi: 2002-2012 arası ekonometrik analizi

Ekonomik Büyüme, her üke için önemli bir ekonomi politikası hedefidir. Günümüze kadar tüm iktisatçılar ekonomik büyümenin belirleyicileri ve ülkeler arası farklılıkların nedenini açıklamada birçok çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar arasında ekonomik büyümeyi ilgilendiren en önemli konulardan birisi de insan sermayesi olmuştur. İnsan sermayesi, bireyin bilgi, beceri ve hüner kazanabilmek için yaptığı eğitim harcaması olarak tanımlanır. Yapılan bu harcamalar diğer yanda da insan sermayesine yapılan yatırım olarak değerlendirilir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün misyonu hükümetlerin finansal istikrarını korurken ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdam ve yaşam standartlarını her geçen gün artırmayı hedeflemişlerdir. OECD ülkeleri sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma için özellikle insan sermayesine dolayısıyla da eğitime oldukça önem vermektedirler. OECD ülkeleri geleceği için yükseköğretimde ihtiyaç duydukları gereksinimleri giderme yolunda ilerlemektedirler Bu tezin amacı 2002-2012 yılları için OECD kurucu ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkisini incelemektir. Çalışmada OECD kurucu üye ülkelerinin eğitim harcamalarındaki yıllık değişim oranı ve yükseköğrenim okullaşmada değişim oranı ele alınarak analiz yapılmıştır. Yöntem ise panel veri analizini kullanarak En Küçük Kareler Yöntemi, Sabit Etkiler Modeli ve Rassal Etkiler Modeli kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak OECD kurucu üye ülkeleri için eğitim harcamaları ve yüksek okullaşma oranının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi görülmüştür. Fakat ilk ve ortaöğretimde herhangi bir sonuca varılmamıştır. Diğer taraftan yine 2002-2012 yılları için yükseköğretimdeki okullaşma oranı kişi başı gelirde pozitif etki gösterirken, eğitim harcamalarının kişi başı gelir üzerinde daha fazla etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak OECD ülkeleri gibi diğer tüm ülkeler de sürdürülebilir ekonomik büyüme için insan sermayesine dolayısıyla da eğitim faktörüne önem vermelilerdir.

BüyümeEkonometriEkonometrik analiz+5
Şeyma Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın konukevinde kalan eşinden şiddet görmüş kadınların boşanma sonrası beklentileri

Kadına yönelik şiddet olgusu insanlık tarihi kadar eskidir. Geçmişte aile içerisinde gizli kalan, çok fazla bir yaptırım uygulanmayan, hatta kadın tarafından bile normalleştirilen kadına yönelik şiddet olgusu özellikle 1970'li yıllardan itibaren farklı bir boyut kazanmıştır. Bu dönemde kadın hareketleri, kadının eğitim seviyesinin yükselmesi, kadının toplumsal yaşam içerisinde yer almaya başlaması, demokratik ve teknolojik gelişmeler gibi birçok unsur toplumun özellikle de kadının bilinç düzeyinin gelişmesini sağlamıştır. Ulusal ve uluslararası ölçekte olumlu birçok gelişmeye rağmen kadına yönelik şiddet günümüzün önemli sorunlarından biridir. Aile içi şiddetin en önemli mağdurlarından biri kadındır. Aile içerisinde kadına yönelik şiddetin varlığı veya eşler açısından evlilik birlikteliğinin sürdürülemeyecek bir noktaya gelmesi sonucunda boşanma kaçınılmaz olmaktadır. Boşanma olgusu aile bireylerinin tamamını olumsuz yönde etkilemektedir. Boşanma sürecinde kadın psikolojik, sosyal, ekonomik birçok sorunla karşılaşmakta ve bu sorunlara çözüm üretmek zorunda kalmaktadır. Bu araştırmanın amacı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Ankara'da bulunan 4 kadın konukevinden birinde kalan eşlerinden şiddet görmüş kadınların; eşinden görmüş olduğu şiddet, boşanmaya nasıl karar verdiği, boşanma sonrasındaki beklentilerinin neler olduğunu belirlemeye yönelik yapılmıştır. Bu bağlamda araştırmacı tarafında geliştirilen ölçüm aracı 18.03.2019 – 21.05.2019 tarihleri arasında araştırma yapılmak istenen kurumlarda araştırmacı tarafından yüz yüze görüşmelerle doldurulmuştur. Toplam 35 kadınla görüşme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Boşanma, Şiddet, Kadın Konukevi, Toplumsal Cinsiyet,

Aile içi şiddetBoşanmaKadın konuk evleri+1
Ayça Gözüm
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fırat Kalkanı bölgesinde yeniden yapılanma süreci: Sosyal politika uygulamaları

Suriye'de ortaya çıkan iç savaş, bölge ülkelerini özellikle de Suriye ile sınırı olan Türkiye gibi ülkeleri önemli ölçüde etkilemiştir. İç savaşla birlikte başlayan olaylar sonrasında bölgede birçok terör örgütü ortaya çıkmıştır. Bu süreçte terör örgütlerinin bölgedeki faaliyetlerini engellemek ve ulusal güvenliğini sağlamak amacıyla Türkiye tarafından askeri operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen askerî operasyonlardan birisi de Fırat Kalkanı Harekâtıdır. Bu çalışmada, Fırat Kalkanı Harekâtı sonucunda terörden temizlenerek güvenli hale getirilen bölgede yaşanan yeniden yapılanma süreci değerlendirilmiştir. İç savaş süresince, zorunlu göçe maruz kalan ve çeşitli problemlerle karşılaşan bölgede yaşayan insanların, Fırat Kalkanı Bölgesinde harekât sonrası temel kamu hizmetlerine erişiminde yaşanan değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. Suriye'den gelen milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye, aynı zamanda gerçekleştirmiş olduğu Fırat Kalkanı Harekâtıyla, Suriyelilere kendi ülkelerinde hayatlarına devam edebilecekleri bir yaşam alanı oluşturmuştur. Çalışma kapsamında Suriye'de yaşanan gelişmelerin tarihsel akışı, iç savaşın başlamasıyla gelişen olaylar ve harekâta giden süreç de değerlendirilmiştir. Gerçekleşen harekât sonrası Fırat Kalkanı Bölgesi olarak adlandırılan bölgede ticari hayat, din hizmetleri, sosyal yardımlar, eğitim ve adalet sistemi gibi birçok alanda yaşanan gelişmeler ışığında yaşanan değişim ve dönüşüm sosyal politika uygulamaları çerçevesinden ele alınmıştır. Bu çalışma, hem politika ve proje yöneticileri ile yüz yüze gerçekleştirilen mülakatlar, hem de mülakatlara ek olarak sahaya (Fırat Kalkanı Bölgesi) yapılan seyahatler sonrası gözlemler ve bölge halkı ile görüşmelerden elde edilen bulguların akademik perspektifle incelenmesini ve sosyal politika açısından değerlendirilmesini kapsamaktadır.

Fırat Kalkanı HarekatıSosyal politikaSuriye+1
Abdülkadir Sarıbay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölüşüm sorunu ve kooperatifler

Bölüşüm sorunu ve gelir eşitsizliği tüm dünyada önemli bir sorun teşkil etmektedir. Refah devletinin krize girmesi, küreselleşmenin yaşanması gelir eşitsizliğinin artmasına ve bölüşüm sorununun yaşanmasına neden olmuştur. Tüm dünyadaki ülkelerin ortak sorunu haline gelen gelir eşitsizliği ve bölüşüm sorununa çözüm olarak temel gelir, asgari gelir desteği, paydaş gelir transferleri, vergi politikaları ve kooperatifler görülmektedir. Bu çalışmada refah devletinin krize girmesi ve küreselleşmenin sonucunda ortaya çıkan bölüşüm sorununu kooperatifler aracılığıyla çözüm bulmak istenilmektedir. Bu çalışmada dünyada başarılı olmuş kooperatifler olan Mondragon Kooperatifi, SEWA Kooperatifi'nden Türkiye'de ise PANKOBİRLİK, MARMARABİRLİK, Simurg Kadın Kooperatifinden yararlanılmıştır. Bu kooperatiflerin ülke ekonomisine yapmış oldukları katkılara bakılmıştır. Refah devletinin üç temel özelliği bulunmaktadır. Bunlar müdahaleci, düzenleyici ve gelirin yeniden dağılımıdır. Müdahaleci özelliği piyasaları düzenleme yönelik olan, düzenleyici özelliği sosyal yardım, sosyal hizmet ve sosyal sigorta gibi sosyal güvenlik hizmetlerini sağlamak ve son özelliği de gelirin yeniden dağılımını sağlamak için vergi, transfer harcamaları gibi politikalar üretmesidir. Refah devletinin krize girmesi bu temel özelliklerinde bozulmaların yaşanmasına neden olmuş ve bölüşüm sorunu devletlere yük olmuştur. Kooperatifler incelendiğinde, yeni iş sahaları yaratarak istihdam, sosyal güvenlik, eğitim gibi alanlarda ülke ekonomisine katkı sağlamaktadırlar. Bölüşüm sorununun neden olduğu sosyal güvenlik, istihdam, eğitim gibi sorunlara kooperatifler alternatif çözüm olmaktadır.

Bölüşüm teorisiBölüşümsel adaletGelir dağılımı+4
Buşra İlgün
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Dynamics of sectoral credit demand and effectiveness of credit distribution across the sectors

This dissertation focuses on demand side factors to explain sectoral credit growth in Turkey with a structural and holistic approach, and analyses the results of sectoral credit allocation. Moreover, allocative and productive efficiency of sectoral credit distribution is examined. The sectoral credit demand is explained by using the relative prices based on the economy model or TNT model and other variables obtained from credit tendency survey and former empirical studies. In addition, credit demand is examined in the distinction of tradable and non-tradable sector and different periods. In this context, panel analysis is used for subsectors of corporate, covering the period 2005:12-2018:12 with monthly data. The study is unique because dynamics of sectoral credit demand, by employing subsectors of corporate sector, is examined for the first time. It is also the first in terms of addressing sectoral credit demand by associating it with resource allocation within the framework of TNT model. It is found that there is strong positive link between relative prices and credit demand, and non-tradable sectors react more to relative price changes. Cost of credit affects credit demand negatively and its impact on non-tradable sectors is higher. Moreover, the positive role of maturity on credit demand is confirmed empirically. The rise in credit card spending has a negative impact on sectoral credit demand. Export influences credit demand of tradable sectors positively. Turnover index and employment, have positive impact on sectoral credit demand. In addition, effect of turnover index on credit demand is higher in tradable sectors, indicating that credit demand is more related with production in tradable sectors. The weight of non-tradable sectors in credit, employment and GDP has increased in Turkey with support of relative prices and economy policies. Promoting non-tradable sectors such as construction and services have caused to limited technological development and less productivity increase; thus, it affects long-run growth rate adversely, increases volatility in growth, worsens current account deficit and leads to an unsustainable economic model. Besides, indebtedness of economy has risen with inefficient use of credits. Allocative and productive efficiency of credit is high in tradable sectors, especially in manufacturing and mining sectors. Stimulating productive tradable sectors and information-communication sector can accelerate rebalancing of economy and can provide long-run sustainable growth. Keywords: credit demand, dependent economy model, relative prices, tradable and non-tradable sectors, productive and allocative efficiency

Bank creditsCredit demandsCredits+2
Bekir Eren
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği sürecinin Türkiye'deki kadın politikalarına yansıması

1951 yılında ev sahibi Fransa ile beraber Lüksemburg, Belçika, Almanya, Hollanda ve İtalya'nın bir araya gelmesiyle Avrupa Birliği'nin temellerini oluşturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur. Birlik ekonomik temeller üzerine kurulmuş olsa da geçen süreç de Avrupa devletlerinin ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda kaynaşmasını öngören uluslarüstü bir yapı haline gelmiştir. En önemli dış politika aracı Genişleme Politikası olmuştur ve 28 üyeden oluşan Birlik haline gelmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği serüveni ise 1959 yılında ortaklık başvurusu yapmasıyla başlamıştır. Bu kapsamda Türkiye, Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumu sağlamak adına ekonomik, siyasi ve sosyal politikalar alanında düzenlemeler yapmıştır. Yapılan bu düzenlemeler Avrupa Birliği tarafından İlerleme Raporlarında değerlendirilmiştir. Bütün toplumların ortak sorunu haline gelen toplumsal cinsiyet eşitliği raporun önemli konularından olmuştur. Bu kapsamda Birlik eşitliği sağlamak adına belirli çözüm önerileri üretmiş, aday ülkelerin uyması için çeşitli rapor ve anlaşmalar hazırlamıştır. Türkiye'de Avrupa Birliği sürecinin başlamasıyla birlikte oluşturulan bu şartları kendi mevzuatında ve uygulamasında hayata geçirmek için düzenlemeler yapmıştır. Çalışmada ise sürecin getirdiği değişimle birlikte, Türkiye'nin ilerleme raporları çerçevesinde kadın erkek eşitliğini sağlamak adına gerçekleştirdiği düzenlemelerin uygulama ve kurumsal açıdan ne kadar yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, İlerleme Raporu, Kadın, Toplumsal Cinsiyet

Avrupa BirliğiKadın politikalarıKadınlar+2
Fatma Bolat
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Impact of foreign direct investment on poverty reduction in Afghanistan

This empirical and analytical study for the period of 2003-2018 estimates and considers the impact of foreign direct investment on poverty reduction of Afghanistan by applying the VAR model (1980). The model is run by having the dependent (pre-dicted) variable of economic growth and independent (predictors) variable of foreign direct investment and employment. Finally, this empirical result shows that foreign direct investment does not have any significant effects on the poverty reduction of Afghanistan for the 15 years term from 2003-2018. Although the impulse response shows that if GDP increases the Employment will be also increasing for the first coming year but still, we cannot conclude any comment because of insignificance result. Because of existence of internal war in Afghanistan there are no more data available so taking 15 years observation is compulsory order so as a result the VAR model cannot shows the completed result. Keyword: Poverty reduction, FDI, VAR model, Unemployment, GDP

AfghanistanForeign direct investmentsEconomic effect+6
Shah Walı Dost
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tek Parti Dönemi hükümet programlarında iktisat politikaları bağlamında sosyal politikaların incelenmesi

Türkiye Cumhuriyeti'nin 27 yıllık tek parti dönemi sosyal politikaların gelişimi ve belirleyiciliği bakımından önemli bir dönemdir. Bu çalışmada, tek parti döneminde kurulan hükümetlerin sosyal politikalara ilişkin programları liberal dönem (1923-1930 yılları arası) ve devletçi dönem (1931-1946 yılları arası) olmak üzere iki ayrı dönem itibariyle incelenmiştir. Tek parti döneminde kurulan hükümet programlarında uygulanan liberal iktisat politikaları ve devletçi iktisat politikaları çerçevesinde sosyal politikaları nasıl ve hangi şekilde değiştirip şekillendirdiği karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu çerçevede liberal dönemde yer alan hükümet programlarında sosyal politika alanında nüfusun arttırılması amacına yönelik sağlık politikaları kapsamında hedefler ağırlıklı olarak yer almıştır. Devletçi iktisat politikaları döneminde yer alan hükümetlerin programlarında ise sosyal politikalara daha fazla yer verilmiştir. Çalışma ilişkilerinin düzenlenmesi, sosyal güvenlik ve sosyal yardım bu dönem hükümetlerinin programlarında öne çıkan unsurlardır.

Cumhuriyet Halk PartisiDevletçilikEkonomi politikaları+5
Fatma Özdoğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Long term natural gas contracts and economic performance: A historical decomposition analysis for Turkey

In the thesis, it was intended to capture a better relationship between the determined macroeconomic variables and natural gas prices via the long-term natural gas contracts of Turkey, due to the upcoming expiry dates for some of the long-term natural gas contracts that Turkey signed before. Especially, the long-term contracts between Turkey and Russia are taken as a basis and examined because Turkey mostly imports natural gas as well as crude oil and products from Russia, and the nearest long-term natural gas contract expiry date is the one with them. The main underlying cause of such a thesis study is based on Turkey's need of ensuring energy supply security for its ever-growing population and economy as well as accessing clean and cheaper energy sources like natural gas, as a net energy importer country via alternative long-term natural gas contracts more suitable for both sides. Solely with the help of the Historical Decomposition Method by benefitting the Near-VAR Model, the missing part about the quantitative examination of long-term natural gas contracts and economic performance of Turkey was attempted to be executed by applying econometric techniques explained in the methodology part of the thesis. These econometric techniques implemented in three different scenarios and, besides, five different natural gas price formulas are offered for Turkey's long-term natural gas contracts to be discussed in detail. The scenarios are based on concerning different energy commodities and different regional benchmarks by considering the effects on many macroeconomic variables or vice versa. Consequently, as an empirical finding, it has been obtained that a better performance can be demonstrated in terms of industrial production with one of the formulas produced as an alternative. In a nutshell, this thesis is constructed upon four chapters beyond the introduction and organized as follows: General information and literature review; methodology; empirical results and discussion; conclusion and recommendations.

Natural gasEconomic performanceEnergy economy+2
Göktuğ Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki yabancıların Türkiye'de kayıt dışı istihdam üzerindeki etkileri üzerine bir değerlendirme

Kayıt dışı ekonomi ve bunun emek piyasasındaki karşılığı olan kayıt dışı istihdamın, bir ülkenin ekonomik büyümesi ve kalkınması ile toplumsal refah düzeyinin artması üzerindeki etkisi büyük önem taşımaktadır. Ekonomi ve istihdamda kayıt dışılığın mali, idari, sosyal, demografik, psikolojik nedenleri ile hukuk ve vergi sisteminden, sosyal güvenlik mevzuatından, işletmelerden ve kamudan kaynaklanan birçok nedeni, bu nedenlere paralel olarak devlet gelirlerinde azalışa yol açan, kayıtsız çalışanların sosyal güvenceden mahrum kalmalarına dayalı olarak birçok olumsuzluğu doğuran, işletmeler arasında haksız rekabeti artıran, vatandaşların devlete karşı güvenlerinin sarsılmasına neden olan ve toplumsal ahlakı zayıflatan birtakım mali, ekonomik, sosyal ve psikolojik sonuçları bulunmaktadır. Suriye topraklarında yaşanan iç savaş ve krizler sonucunda yaklaşık son on yıllık süreç boyunca Türkiye'ye yoğun bir biçimde Suriye vatandaşı göç etmiştir. Bugün sayıları yaklaşık 3.6 milyonu bulan geçici koruma statüsündeki Suriye uyruklu yabancıların kitleler halinde Türkiye'ye göç etmesi, Türkiye'de zaten mevcut bulunan ekonomide ve istihdamda kayıt dışılık sorununun daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Bu çalışmada kayıt dışı ekonominin ve kayıt dışı istihdamın nedenleri, sonuçları, güncel veriler çerçevesinde boyutları ile konuyla ilgili hukuki ve idari düzenlemeler göz önünde bulundurularak, Türkiye'de yaşayan yabancılardan 'Geçici Koruma Statüsü' adı verilen koruma tedbirine dahil edilen Suriye uyruklu kişilerin iş gücü piyasalarında kayıt dışı yer almalarına bağlı olarak ortaya çıkan etkiler incelenecektir. Bu bağlamda kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı istihdam ve Türkiye'deki Suriyelilerin söz konusu kayıt dışılık üzerindeki yansımalarının incelenmesi bu çalışmanın temel araştırma problemini oluşturmaktadır. Piyasada farklı sektörlerde faaliyet gösteren işverenlerle ekonomide ve istihdamda kayıt dışılığın nedenleri ve sonuçları göz önünde bulundurarak mülakatlar yapılmış, bu işverenlerin yabancı uyruklu işçi istihdam etmek suretiyle kayıt dışılığı tercih etme nedenleri tespit edilmiş, kayıt dışılığın azaltılması hususunda uygulanabilecek politika önerileri çerçevesinde bu çalışmayla bilimsel bilgiye katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerKayıt dışı istihdam+4
Çağlar Kavas
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Other supervisors