Theses supervised by Doç. Dr. Abdulkadir Develi

34 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş OECD ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi: 2002-2012 arası ekonometrik analizi

Ekonomik Büyüme, her üke için önemli bir ekonomi politikası hedefidir. Günümüze kadar tüm iktisatçılar ekonomik büyümenin belirleyicileri ve ülkeler arası farklılıkların nedenini açıklamada birçok çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar arasında ekonomik büyümeyi ilgilendiren en önemli konulardan birisi de insan sermayesi olmuştur. İnsan sermayesi, bireyin bilgi, beceri ve hüner kazanabilmek için yaptığı eğitim harcaması olarak tanımlanır. Yapılan bu harcamalar diğer yanda da insan sermayesine yapılan yatırım olarak değerlendirilir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün misyonu hükümetlerin finansal istikrarını korurken ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdam ve yaşam standartlarını her geçen gün artırmayı hedeflemişlerdir. OECD ülkeleri sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma için özellikle insan sermayesine dolayısıyla da eğitime oldukça önem vermektedirler. OECD ülkeleri geleceği için yükseköğretimde ihtiyaç duydukları gereksinimleri giderme yolunda ilerlemektedirler Bu tezin amacı 2002-2012 yılları için OECD kurucu ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkisini incelemektir. Çalışmada OECD kurucu üye ülkelerinin eğitim harcamalarındaki yıllık değişim oranı ve yükseköğrenim okullaşmada değişim oranı ele alınarak analiz yapılmıştır. Yöntem ise panel veri analizini kullanarak En Küçük Kareler Yöntemi, Sabit Etkiler Modeli ve Rassal Etkiler Modeli kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak OECD kurucu üye ülkeleri için eğitim harcamaları ve yüksek okullaşma oranının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi görülmüştür. Fakat ilk ve ortaöğretimde herhangi bir sonuca varılmamıştır. Diğer taraftan yine 2002-2012 yılları için yükseköğretimdeki okullaşma oranı kişi başı gelirde pozitif etki gösterirken, eğitim harcamalarının kişi başı gelir üzerinde daha fazla etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak OECD ülkeleri gibi diğer tüm ülkeler de sürdürülebilir ekonomik büyüme için insan sermayesine dolayısıyla da eğitim faktörüne önem vermelilerdir.

BüyümeEkonometriEkonometrik analiz+5
Şeyma Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İstihdam teşviklerinin istihdam üzerindeki etkisinin ölçülmesi: Ankara örneği

Dünyanın farklı ülkelerindeki siyasi otoriteler ekonomik ve toplumsal anlamda önemli bir risk unsuru olan işsizliği azaltmak veya istihdamı artırmak için çaba sarf etmekte ve farklı politikaları uygulamaya koymaktadırlar. İstihdam teşvikleri de birçok ülke tarafından yoğun bir şekilde kullanılan aktif işgücü politikaları arasındadır. Bu politikalar genellikle işverenlere sağlanan sosyal sigorta prim destekleri, vergi indirimleri ve doğrudan ücret sübvansiyonu gibi destekleri içermektedir. Prim sübvansiyonları, işverenlerin maliyetlerini düşürdüğü için istihdamı artırmakta, hem de firma verimliliğini yükselttiği için ülke ekonomisini güçlendirmektedir. Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren uygulanmaya başlanan istihdam teşvikleri, bugün yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde aktif olarak uygulanmakta olan 22 adet teşvik türü bulunmaktadır. Bu teşviklerin her birinin uygulanma şartları birbirinden faklı olmakla beraber bazı teşvik türleri ilave istihdam sağlanması yönüyle daha işlevsel konumda yer almaktadır. Tez çalışmasında; ilave istihdam sağlayan teşviklerin istihdamı ne ölçüde etkilediği ve ne kadar fayda sağladığı ölçülmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede, ilave istihdam sağlanması ve istihdamın artırılması için uygulanan 6111, 687 ve 7103 sayılı prim teşviklerinin istihdama olan etkileri nicel araştırma yoluyla incelenmiştir. Çalışmada, araştırma evreni olarak Ankara İlinde bulunan firmalar belirlenmiştir. Örneklem seçimindeyse, araştırma evreninde Nace kodu imalat sektörü olan ve 6111, 687 ve 7103 sayılı prim teşviklerinden yararlanan 1586 firma ele alınmıştır. Bu kapsamda, 2016–2019 yılları için SGK'dan temin edilerek süzülen ve düzenlenen veriler üzerinde SPSS yardımıyla kovaryans analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve varyans analizi uygulanmıştır. Bu doğrultuda Kovaryans analizi bulguları göstermektedir ki, Nace kodu dağılımlarına göre iş kollarının veya sektörlerin istihdam teşviklerinden yararlanmada birbirinden farklı şekilde etki gösterdiği, bununla beraber teşviklerden yararlanmanın ana faaliyet kolları bazında yıllar itibarıyla artış eğilimi içerisinde olduğu ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizi bulgularına göre, 6111 sayılı prim teşvikinin teşvikli istihdam üzerindeki etkisinin istatistiki bakımdan anlamlı, pozitif yönde ve yüksek düzeyde olduğu, ancak 687 sayılı ve 7103 sayılı prim teşviklerinin ise istatistiki bakımdan anlamlı, pozitif yönde ve orta düzeyde etkisinin olduğu bulunmuştur. Prim teşviklerinin, teşvikli istihdam ve istihdam üzerindeki etkisini ortaya koymaya çalışan çoklu doğrusal regresyon analizinde ise, ilave istihdam sağlayan prim sübvansiyonlarının, teşvikli istihdamı pozitif yönde ve istatistiki bakımdan anlamlı etkilediği, aynı zamanda istihdamı da artırdığı bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca, 6111 sayılı prim teşviki kapsamında alınan prim sübvansiyonunun, teşvikli istihdamı diğer iki düzenleme kapsamında alınan sübvansiyonlardan daha fazla etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Tek yönlü varyans analizi kapsamında, firmaların faaliyet yıllarına göre aldıkları teşvik tutarlarının istatistiki bakımdan anlamlı farklılaştığı, bu yönüyle firmaların mali yüklerinin azaldığı ve dolayısıyla istihdam artışının sağlandığı ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda, istihdam artışı sağlamak için uygulanan istihdam teşviklerinin, teşvikli istihdamı ve istihdamı pozitif yönde etkilediği anlaşılmıştır. İşsizliğin azaltılması ve istihdamın artırılması için uygulanan istihdam politikalarında iyileştirmelerin yapılması, işgücü piyasasının yapısal dönüşümüne katkı sunacaktır.

PrimTeşviklerİstihdam+3
Eyüp Gültekin Çevik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ilinde ambalaj atıklarının geri dönüşümünün incelenmesi ve sosyoekonomik düzeyin çevresel hassasiyete etkisi: Batıkent ve Bağlar Mahallesi örnekleri

Katı atıkların evrene verdiği zarardan ötürü, devletler bu soruna çözüm bulmaya çalışmaktadır. Dünya nüfusunun artması, ülkelerin hızla gelişmesi, yaşam koşullarının değişmesi, dünyanın kentsel geleceğe doğru hızla ilerlemesine neden olmaktadır. Kent yaşamının en önemli ürünlerinden biri olan katı atık miktarı, kentleşme hızından daha hızlı büyümektedir. Katı atık sorunu Türkiye de' de önemli bir problem haline gelmiştir. En yaygın olduğu yerler ise nüfus yoğunluğunun fazla olduğu büyük kentlerdir. Bu çalışmanın amacı Eskişehir il sınırları içerisinde bulunan Batıkent ve Bağlar Mahallesinde yaşayan halkın çevre bilinci konusundaki hassasiyetini ölçmektir. İki bölge arasında; cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, eğitim durumu, çevre konusunda ders alma ve ambalaj atıkları konusunda bilgi edinme kaynağı bağımsız değişkenlerinin, çevre bilinciyle aralarında anlamlı bir ilişkinin olup almadığını tespit etmektir. Araştırma Batıkent ve Bağlar Mahallesinde yaşayan 18-40 yaş grubundaki bireyler ile sınırlıdır. Araştırmanın Batıkent ve Bağlar Mahallesiyle sınırlı olmasının nedeni, Batıkent ve Bağlar Mahallesinin sosyoekonomik yönden birbirlerinden farklılık göstermeleridir. Çalışmanın 18-40 yaş aralığında tutulmasının sebebi ise, hem örnekleme ulaşmanın daha kolay olması, hem de anketin dijital kanalla yapılmasından dolayı, bu yaş grubunun geri dönütünün daha elverişli olmasından kaynaklanmaktadır. Araştırma Batıkent Mahallesinden 403, Bağlar Mahallesinden 403 bireyin olduğu, 18-40 yaş grubundaki 806 bireyle, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan survey (tarama) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda Batıkent Mahallesi ve Bağlar Mahallesi için sosyoekonomik bağımsız değişkenler ile çevre bilinci arasında istatistiksel olarak ilişki kurulmaya çalışılmıştır. Batıkent Mahallesinde çevre bilinciyle; cinsiyet, yaş, aylık gelir bağısız değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlar Mahallesinde çevre bilinciyle; cinsiyet, aylık gelir, çevre konusunda ders alma bağımsız değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna rağmen hipotezler arasında bir bütünlük sağlanamamasından dolayı, "sosyoekonomik durumu yüksek olanların çevre bilinci de yüksektir" hipotezi alt hipotezler tarafından desteklenmediği için reddedilmiştir.

Ambalaj atıklarıAtıklarEskişehir+4
Asil Arabacı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Afrika Boynuzu bölgesel ekonomik entegrasyon

In the last 30 years, the Horn of African region has gone through a far reaching economic transformation. This achievement was made possible partly because of the ongoing regional economic integration process. However, despite the achievements, many aspects of the regional economic integration processes are not thoroughly assessed both by the policy makers and the academia. In this doctoral research assessment of the level of economic integration in the Horn of Africa region is made using the composite index model. The index creates values from 0 to 1, where 0 implies poor performance while 1 represents best performance. The model used 6 dimensions and 20 indicators. The dimensions include trade, infrastructure, production integration, free movement of labor, macroeconomic convergence, and institutional integration. Data was analyzed to estimate the level of integration at the sectoral and country level. Country wise Kenya came to be the most integrated country in the region with 0.884 average index. It is followed by Uganda with 0.748 index and Djibouti having 0.514. Ethiopia (0.491), Sudan (0.399) and Eritrea (0.335) found to be the 4th, 5th and 6th integrated countries. The data analysis also showed that Somalia to be the lowest performing country in the regional integration effort with 0.212 average index. The overall regional economic integration is found to be 0.512. The result of the data analysis showed that institutional integration to be the most integrated sector with 0.609 average index. The second and third best performing dimensions were found to be macroeconomic convergence with 0.571 average index and trade with 0.531 average index. Productive integration (average index 0.476), infrastructure (average index 0.463), and free movement of people (average index 0.420) found to be the 4th, 5th and 6th integrated sectors. The assessment of economic integration in the Horn of Africa region has showed that the region lags far behind the acclaimed objectives that are stated in different treaties and protocols of the regional economic communities (RECs) & individual member countries. Some of the policy recommendations made to make the regional economic integration process more successful and sustainable includes; developing compensation mechanism for potential losers of the integration process, completing the free trade area in the region, strengthen the regional infrastructure base, empowering the Regional economic communities (RECs), involving the private sector and other non-state actors, policy harmonization and structural reform. Key terms Regional Economic Integration (REI), composite index, Dimensions and Indicators, Horn of Africa (HoA), Regional Economic Communities (RECs)

Horn of AfricaAfrican countriesRegional integrations+1
Abdulqadır Adem Mohammed
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

NEET grubunda yer alan genç işsizlerin işsizlik nedenlerine ilişkin nitel bir araştırma: Kastamonu Üniversitesi örneği

Çalışma, genç işsizlikte en büyük paya sahip olan NEET (Ne eğitimde, ne istihdamda ne de yetiştirmede) grubunu içermektedir. Yürütülen araştırmanın amacı genç üniversite mezunlarına yönelik onların işsizlik algılarını, beklentilerini karşılaştıkları engeller anlaşılmaya çalışılmaktadır. Genç işsizliği bütün dünyayı etkileyen bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde görülmekle birlikte gelişmiş ülkelerde bile bu durum söz konusudur. Kişisel bir problem gibi gözükürken aslında üniversite mezunlarının veya eğitimde, istihdamda veya mesleki yetiştirmede olmayan kişilerin sayısının çoğunluğu Türkiye için sorun teşkil etmektedir. Ekonomik olarak bu kişilerin geçimlerini sağlaması, yüksekeğitim gördükleri için kazandıkları yetkinlikler ve çeşitli beceriler kullanılamamaktadır. Beşeri ve sosyal sermaye olarak kayıp olmaktadır. Ekonomik olarak ise bir maliyet oluşturmaktadır. Kişilerin işgücüne dahil olamaması sosyal olarak izolasyona sebep olmaktadır. Kişileri ekonomik olarak etkilediği kadar psikolojik olarak da etkilemektedir. Araştırma Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi kapsamında mezun olan kişiler temel alınarak yazılmıştır. Kartopu yöntemi kullanılarak kişilere ulaşılmıştır. Yapılan görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yürütülmüştür. Elde edilen veriler nitel analiz yöntemi sayılan MAXQDA paket programı kullanılarak içerik analizi ve frekans analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler sık kullanılan kelimelere göre temalaştırılarak katılımcıların söylemleri eklenmiştir.

Rumeysa Yıldırım
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Analık sigortasından haksız yararlanma, kişilerin sosyal güvenlik sistemini aldatmaya yönelik tutumları: Ankara ili örneği

Sosyal güvenlik bireyin varoluşundan bu yana gereksinim duyulan sosyal politika aracıdır. Bütün sosyal politika araçları gibi sosyal güvenlik uygulamalarının etkin olarak hayata geçirilmesinin şartı finansal olarak desteklenmesine bağlıdır. Ödeneği olmayan bir politika hayata geçirilemez. Ödeneğin dağıtımı da temini kadar önemlidir. Sistemden faydalanan kişilerin haksız kazanç elde etmeleri gerçekten ihtiyaç sahibi olan kimselere hiç ya da daha az faydalanmalarına neden olacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de yürürlükte olan 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu' nda düzenlenen analık sigortası kapsamında kişilerin aldığı yardımlar açıklanmış, hak sahibi olan kişilerin yersiz olarak aldıkları ödenekler incelenmiştir. Soruşturma konusu olan kişiler hakkında, Ankara ilinde SGK bünyesinde çalışan denetmenlerin tanzim ettikleri raporların nitel veri analizi yöntemiyle içerik analizleri yapılmıştır. Soruşturmanın çıkışı, yürütümü, bireylerin beyanları ele alınmış olup, kişilerin eğilimlerinin öğrenilmesi karşısında süreç için alınabilecek önlemler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Haksız Kazanç, Analık Sigortası.

Damla Doğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Sustainable development goals in lower-middle income economy: Relevancy and outlook in Cameroon

Since 2000 the United Nations had adopted two major global agendas namely the Millennium Development Goals and the Sustainable Development Goals. The latter is expected to entail the covering of larger landscape involving 17 goals that enclose economic, environmental and social dimensions of sustainability. However in realizing these goals, nations do not start at equal line given their delay or advancement in term of development making therefore some of them closer or much farer away of achievement's point. Hence this research aims at analysing if lower-middle income country like Cameroon is on right pathway to achieve the 2030 agenda relatively to poverty ending and shared prosperity within short prescribed deadline and considering the huge institutional, political, economic, sociocultural and environmental challenges it has to address purposely. In this regards, a documentary research concerning the topic have been carried out, drawn mostly from official policy documents, reports as well as articles and an interview guide was applied to respondents working in various sectors of civil society across the country allowing to gather their inherent expert's insights. Collected data have been analysed systematically and thematically using the qualitative method of content analysis over several aspects of research namely extreme poverty, social poverty, social protection (social safety nets), basic services as well as shared prosperity. The findings and interpretations have put into evidence that the country is unlikely to achieve targets on poverty ending and social inequality reduction by 2030 notwithstanding expected relative positive trend concerning social poverty and social protection (social safety nets). Likewise they have shown that the concerned UN global targets are worthy to get implemented in Cameroon considering their higher ambition comparing to existing national targets. They outline also issue of relevancy regarding adopted thresholds (extreme poverty's international threshold and minimum wage) which are set to measure extreme poverty and social poverty proposing instead multidimensional approach. Throughout the conclusion, recommendations have been made in order to improve the pace of mentioned targets' achievement, especially concerning the funding strategies of sustainable development undermined heavily by neo-colonialist system while integrating also Cameroon's historical background.

Haman Adama Mohamadou
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşlılık ve uygulanan sosyal politikalar

Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler, sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması ve yaşam süresi artmış, doğum oranlarının azalması ile dünya hızlı şekilde yaşlanmaya başlamıştır. Doğum ve ölüm oranlarındaki farkla birlikte demografik yapı da değişmeye başlamıştır. Dünya genelinde insanlar uzun yaşamaktadırlar. Yaşlılık hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler açısından önemli olmakla birlikte sağlık, sosyal güvenlik, eğitim, istihdam alanlarını ve özellikle de aile hayatını etkilemektedir. Son yıllardaki araştırmalar dünyada ve Türkiye'de demografik yapının değiştiğini ve yaşlı birey nüfusunun arttığını göstermektedir. Sosyal politika, devletlerin sosyal refahını ve toplumun bir arada olmasını sağlayan ve sosyal barışın, adaletin ve gelişmenin sağlanması için uygulanacak çalışmaların ve politikaların tamamını kapsamaktadır. Bu nedenle devletlerin uyguladıkları bu politikaların toplum ihtiyaçlarına uygunluğu ve devamlılığı önem arz etmektedir. Yaşlı birey nüfusunun Türkiye'de de artmasıyla yaşlılık kavramının önem kazanması ile birlikte, büyüyen yaşlı nüfus için de bir takım sosyal politikaların uygulanması ve mevcut politikaların geliştirilmesi önem arz etmektedir. Sosyal politika kapsamında yaşlılık önemli bir konu olmakla birlikte, ülkeleri sosyal, ekonomik, sağlık, kültürel vb. alanlarda etkilemektedir. Bu tez çalışmasında yaşlılık ve yaşlılık ile ilgili sosyal politika uygulamaları öncelikle literatür taraması yöntemiyle incelenmiş ve yaşlılık kapsamında Türkiye'de uygulanan sosyal politika uygulama örnekleri incelenmiştir. İkinci aşamada Ankara ili Çankaya ilçesinde yaşayan 65 yaş ve üzeri bireylerin seçilerek hazırlanan görüşme formunda yer alan sorular iletilmiştir. Çalışma kapsamında soruları yanıtlayan gönüllüler ile yapılan görüşme sonucunda elde edilen veriler veri toplama aracına göre ayarlandı ve 65 yaş ve üzeri bireylerin yaşlılık ile ilgili sosyal politika uygulamalarına yönelik görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Türkiye'deki yaşlılıkla ilgili sosyal politika uygulamaları ve bu uygulamalardan faydalanma ve memnuniyet durumları hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Görüşmeler sonucunda 65 yaş ve üzeri bireylerin Türkiye'de uygulanan sosyal politika uygulamalarından haberleri olduğu kadar memnun oldukları ve yaşlılık sürecinde sahip oldukları uygulamaların geliştirilmesini talep ettikleri tespit edilmiştir.

Muhammed Baran Karaduman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fırat Kalkanı bölgesinde yeniden yapılanma süreci: Sosyal politika uygulamaları

Suriye'de ortaya çıkan iç savaş, bölge ülkelerini özellikle de Suriye ile sınırı olan Türkiye gibi ülkeleri önemli ölçüde etkilemiştir. İç savaşla birlikte başlayan olaylar sonrasında bölgede birçok terör örgütü ortaya çıkmıştır. Bu süreçte terör örgütlerinin bölgedeki faaliyetlerini engellemek ve ulusal güvenliğini sağlamak amacıyla Türkiye tarafından askeri operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen askerî operasyonlardan birisi de Fırat Kalkanı Harekâtıdır. Bu çalışmada, Fırat Kalkanı Harekâtı sonucunda terörden temizlenerek güvenli hale getirilen bölgede yaşanan yeniden yapılanma süreci değerlendirilmiştir. İç savaş süresince, zorunlu göçe maruz kalan ve çeşitli problemlerle karşılaşan bölgede yaşayan insanların, Fırat Kalkanı Bölgesinde harekât sonrası temel kamu hizmetlerine erişiminde yaşanan değişim ve dönüşümler ele alınmıştır. Suriye'den gelen milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye, aynı zamanda gerçekleştirmiş olduğu Fırat Kalkanı Harekâtıyla, Suriyelilere kendi ülkelerinde hayatlarına devam edebilecekleri bir yaşam alanı oluşturmuştur. Çalışma kapsamında Suriye'de yaşanan gelişmelerin tarihsel akışı, iç savaşın başlamasıyla gelişen olaylar ve harekâta giden süreç de değerlendirilmiştir. Gerçekleşen harekât sonrası Fırat Kalkanı Bölgesi olarak adlandırılan bölgede ticari hayat, din hizmetleri, sosyal yardımlar, eğitim ve adalet sistemi gibi birçok alanda yaşanan gelişmeler ışığında yaşanan değişim ve dönüşüm sosyal politika uygulamaları çerçevesinden ele alınmıştır. Bu çalışma, hem politika ve proje yöneticileri ile yüz yüze gerçekleştirilen mülakatlar, hem de mülakatlara ek olarak sahaya (Fırat Kalkanı Bölgesi) yapılan seyahatler sonrası gözlemler ve bölge halkı ile görüşmelerden elde edilen bulguların akademik perspektifle incelenmesini ve sosyal politika açısından değerlendirilmesini kapsamaktadır.

Fırat Kalkanı HarekatıSosyal politikaSuriye+1
Abdülkadir Sarıbay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın konukevinde kalan eşinden şiddet görmüş kadınların boşanma sonrası beklentileri

Kadına yönelik şiddet olgusu insanlık tarihi kadar eskidir. Geçmişte aile içerisinde gizli kalan, çok fazla bir yaptırım uygulanmayan, hatta kadın tarafından bile normalleştirilen kadına yönelik şiddet olgusu özellikle 1970'li yıllardan itibaren farklı bir boyut kazanmıştır. Bu dönemde kadın hareketleri, kadının eğitim seviyesinin yükselmesi, kadının toplumsal yaşam içerisinde yer almaya başlaması, demokratik ve teknolojik gelişmeler gibi birçok unsur toplumun özellikle de kadının bilinç düzeyinin gelişmesini sağlamıştır. Ulusal ve uluslararası ölçekte olumlu birçok gelişmeye rağmen kadına yönelik şiddet günümüzün önemli sorunlarından biridir. Aile içi şiddetin en önemli mağdurlarından biri kadındır. Aile içerisinde kadına yönelik şiddetin varlığı veya eşler açısından evlilik birlikteliğinin sürdürülemeyecek bir noktaya gelmesi sonucunda boşanma kaçınılmaz olmaktadır. Boşanma olgusu aile bireylerinin tamamını olumsuz yönde etkilemektedir. Boşanma sürecinde kadın psikolojik, sosyal, ekonomik birçok sorunla karşılaşmakta ve bu sorunlara çözüm üretmek zorunda kalmaktadır. Bu araştırmanın amacı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Ankara'da bulunan 4 kadın konukevinden birinde kalan eşlerinden şiddet görmüş kadınların; eşinden görmüş olduğu şiddet, boşanmaya nasıl karar verdiği, boşanma sonrasındaki beklentilerinin neler olduğunu belirlemeye yönelik yapılmıştır. Bu bağlamda araştırmacı tarafında geliştirilen ölçüm aracı 18.03.2019 – 21.05.2019 tarihleri arasında araştırma yapılmak istenen kurumlarda araştırmacı tarafından yüz yüze görüşmelerle doldurulmuştur. Toplam 35 kadınla görüşme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Boşanma, Şiddet, Kadın Konukevi, Toplumsal Cinsiyet,

Aile içi şiddetBoşanmaKadın konuk evleri+1
Ayça Gözüm
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative evaluation on the concept of property in Islamic economic thought and modern economic thought

The concept of property has been influential on many areas ranging from the organization of production, distribution and consumption to social structure and the role and organization of the state in different periods of human history. Property is not only a legal right, but also a social and economic institution. It can be argued that the concept of property is decisive on a number of economic and social dynamics from the organization of production to the forms of social stratification through the hierarchy that determines the dominance of control over the means of production. This study describes the modern capitalist understanding of property based on the changes that have occurred in the concept of property in different periods of human history. The Islamic understanding of property has been delineated based on the primary resources of the Islamic economic thought, and a comparative analysis has been conducted based on the differences with the modern capital understanding of property as well as social, legal and economic effects created by these differences.

Distributive justiceReligion-economy relationshipEconomic thought+7
Yunus Emre Aydınbaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel iklim değişikliği ve göç

Küreselleşen dünya ile birlikte göç olgusunun hızlanması ve farklılaşması, uluslararası sosyal politika disiplininde yeni tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu tartışmalar, günümüzün en çok konuşulan küresel krizi olan iklim değişikliği ve beraberinde getirdiği çevresel bozulmaların sebep olduğu göç hareketlerini ve bu sebeple göç etmek zorunda kalan insanları da kapsamaya başlamaktadır. İklim değişikliği kaynaklı göç hareketlerinin, küresel ölçekte etkilediği insan sayısı düşünülecek olursa, hayati önem taşıdığı ortadadır. Bu kadar önemli bir fenomen ile ilgili ise küresel ölçekte son yıllarda çok sayıda rapor, makale vs. yazılmasına rağmen, yaygın olarak bu konuda veri eksikliği olduğu kabul edilmektedir. Özellikle ulusal literatürümüzde ve sosyal politika kapsamında yeterli araştırmanın bulunmadığının keşfedilmesi bu çalışmanın yapılması fikrini ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmanın, literatürdeki söz konusu eksikliğin giderilmesi, gelecekte yapılacak çalışmalara kaynaklık etmesi ve iklim değişikliği ele alınırken artık insan hareketliliğinden de söz edilmesi gerekliliğine vurgu noktasında oldukça önem taşıdığı düşünülmektedir. Küresel iklim değişikliği ve buna bağlı olarak yaşanan göç hareketleri arasındaki ilişkiyi doğru anlayabilmek, gelecekti göç akışlarını tahmin etmek ve buna göre düzenlemeler yapıp, politikalar üretebilmek bağlamında politika yapıcılar için elzemdir. Anahtar Kelimeler: Çevresel bozulma kaynaklı göç, çevresel göçmenler, göç, küresel iklim değişikliği, yerinden edilme

Göç politikalarıGöçlerGöçmenler+5
Esma Seda Kavalalı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tek Parti Dönemi hükümet programlarında iktisat politikaları bağlamında sosyal politikaların incelenmesi

Türkiye Cumhuriyeti'nin 27 yıllık tek parti dönemi sosyal politikaların gelişimi ve belirleyiciliği bakımından önemli bir dönemdir. Bu çalışmada, tek parti döneminde kurulan hükümetlerin sosyal politikalara ilişkin programları liberal dönem (1923-1930 yılları arası) ve devletçi dönem (1931-1946 yılları arası) olmak üzere iki ayrı dönem itibariyle incelenmiştir. Tek parti döneminde kurulan hükümet programlarında uygulanan liberal iktisat politikaları ve devletçi iktisat politikaları çerçevesinde sosyal politikaları nasıl ve hangi şekilde değiştirip şekillendirdiği karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu çerçevede liberal dönemde yer alan hükümet programlarında sosyal politika alanında nüfusun arttırılması amacına yönelik sağlık politikaları kapsamında hedefler ağırlıklı olarak yer almıştır. Devletçi iktisat politikaları döneminde yer alan hükümetlerin programlarında ise sosyal politikalara daha fazla yer verilmiştir. Çalışma ilişkilerinin düzenlenmesi, sosyal güvenlik ve sosyal yardım bu dönem hükümetlerinin programlarında öne çıkan unsurlardır.

Cumhuriyet Halk PartisiDevletçilikEkonomi politikaları+5
Fatma Özdoğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tek Parti Dönemi hükümet programlarında iktisat politikaları bağlamında sosyal politikaların incelenmesi

Türkiye Cumhuriyeti'nin 27 yıllık tek parti dönemi sosyal politikaların gelişimi ve belirleyiciliği bakımından önemli bir dönemdir. Bu çalışmada, tek parti döneminde kurulan hükümetlerin sosyal politikalara ilişkin programları liberal dönem (1923-1930 yılları arası) ve devletçi dönem (1931-1946 yılları arası) olmak üzere iki ayrı dönem itibariyle incelenmiştir. Tek parti döneminde kurulan hükümet programlarında uygulanan liberal iktisat politikaları ve devletçi iktisat politikaları çerçevesinde sosyal politikaları nasıl ve hangi şekilde değiştirip şekillendirdiği karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu çerçevede liberal dönemde yer alan hükümet programlarında sosyal politika alanında nüfusun arttırılması amacına yönelik sağlık politikaları kapsamında hedefler ağırlıklı olarak yer almıştır. Devletçi iktisat politikaları döneminde yer alan hükümetlerin programlarında ise sosyal politikalara daha fazla yer verilmiştir. Çalışma ilişkilerinin düzenlenmesi, sosyal güvenlik ve sosyal yardım bu dönem hükümetlerinin programlarında öne çıkan unsurlardır.

Cumhuriyet Halk PartisiDevletçilikEkonomi politikaları+5
Fatma Özdoğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Petrol endüstrisinde karar alma sürecindeki aktörler: İran ve Suudi Arabistan üzerine karşılaştırmalı bir çalışma

Energy is the basic building block of sustainable economic development. However, the majority of global energy consumption is composed of non-renewable energy sources, and non-renewable energy sources do not have a balanced distribution in the world. For this reason, global energy markets are shaped by countries that have fossil energy reserves. Therefore the energy policies of energy exporting countries have had importance for both energy exporting and energy importing countries. This study contributes to the understanding and explanation of the reasons and consequences of the countries' oil policies by examining the formal and informal actors that affect the decision-making process in the oil sector of Iran and Saudi Arabia, which have the largest oil reserves in the world. In the study, firstly, the 'Policy Process Model' has been examined, and a theoretical framework has been drawn. Secondly, the countries' political history has been briefly mentioned, and the two countries' political structures and the formal and informal actors in the decision-making process have been examined in detail. Then, the economic indicators and energy outlook of the two countries and the global energy market changes have been examined. Lastly, the contracts of the two countries with oil companies have been examined within the framework of the policy process model, and the effects of political system differences, clerics, and social structures on the decision-making process in the oil industry have been determined and compared.

Energy policiesPetroleumPetroleum industry+5
Meryem Aytaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet koruması altında kalarak yetişkinliğe erişmiş bireylerin yurt sonrası sosyal adaptasyonları üzerine bir inceleme: Erzincan ili örneği

Çeşitli sebeplerle 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında devlet koruması altına alınan korunmaya muhtaç çocuklar aileye dönüşleri uygun görülmedikçe reşit oluncaya kadar ki süreçte Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Bakanlığı'na bağlı kurum ve kuruluşlarda misafir edilmektedir. Reşit olarak kuruluştan ayrıldıktan sonraki zaman dilimi bireyler için başka bir hayat döngüsüne başlangıç olmakta ve yaşamlarına dair çoğu şey eskisi gibi olmaktan çıkmaktadır. Bu araştırmada reşit olarak kurum bakımından ayrılan bireylerin yeni yaşamlarına ve farklı durumlarına sosyal uyumları üzerine odaklanılmıştır. Çalışmada nitel araştırma modellerinden fenomenoloji kullanılmıştır. Çalışma grubu olarak; geçmişte farklı yetiştirme yurtlarında kalmış şuan Erzincan İli' nde görev yapan yetişkinler seçilmiştir. Katılımcılar geçmişte yetiştirme yurdunda kalmış yetişkinlerdir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan anket kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde, devlet koruması altında kalan kişilerle yapılan birebir mülakatlarda yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların yurt yaşamına ilişkin, işe girinceye kadar ki döneme ilişkin ve işe yerleştikten sonra yeni yaşamlarına ilişkin sosyal uyum durumları şeklinde üç grupta toparlamak mümkündür. Katılımcıların kurum bakımı sonrası yaşamlarında farklı yaşam alanlarıyla ilgili çeşitli uyum sorunları yaşadıkları belirlenmiş ve yardım aldıkları sosyal destek alanları belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar alan yazın çerçevesinde tartışılarak bazı öneriler de bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erzincan, kurum bakımı, sosyal adaptasyon, yetiştirme yurdu

ErzincanKoruma altındaki çocuklarKurum bakımı+5
Sultan Melek Oktay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Impact of foreign direct investment on poverty reduction in Afghanistan

This empirical and analytical study for the period of 2003-2018 estimates and considers the impact of foreign direct investment on poverty reduction of Afghanistan by applying the VAR model (1980). The model is run by having the dependent (pre-dicted) variable of economic growth and independent (predictors) variable of foreign direct investment and employment. Finally, this empirical result shows that foreign direct investment does not have any significant effects on the poverty reduction of Afghanistan for the 15 years term from 2003-2018. Although the impulse response shows that if GDP increases the Employment will be also increasing for the first coming year but still, we cannot conclude any comment because of insignificance result. Because of existence of internal war in Afghanistan there are no more data available so taking 15 years observation is compulsory order so as a result the VAR model cannot shows the completed result. Keyword: Poverty reduction, FDI, VAR model, Unemployment, GDP

AfghanistanForeign direct investmentsEconomic effect+6
Shah Walı Dost
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği sürecinin Türkiye'deki kadın politikalarına yansıması

1951 yılında ev sahibi Fransa ile beraber Lüksemburg, Belçika, Almanya, Hollanda ve İtalya'nın bir araya gelmesiyle Avrupa Birliği'nin temellerini oluşturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur. Birlik ekonomik temeller üzerine kurulmuş olsa da geçen süreç de Avrupa devletlerinin ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda kaynaşmasını öngören uluslarüstü bir yapı haline gelmiştir. En önemli dış politika aracı Genişleme Politikası olmuştur ve 28 üyeden oluşan Birlik haline gelmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği serüveni ise 1959 yılında ortaklık başvurusu yapmasıyla başlamıştır. Bu kapsamda Türkiye, Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumu sağlamak adına ekonomik, siyasi ve sosyal politikalar alanında düzenlemeler yapmıştır. Yapılan bu düzenlemeler Avrupa Birliği tarafından İlerleme Raporlarında değerlendirilmiştir. Bütün toplumların ortak sorunu haline gelen toplumsal cinsiyet eşitliği raporun önemli konularından olmuştur. Bu kapsamda Birlik eşitliği sağlamak adına belirli çözüm önerileri üretmiş, aday ülkelerin uyması için çeşitli rapor ve anlaşmalar hazırlamıştır. Türkiye'de Avrupa Birliği sürecinin başlamasıyla birlikte oluşturulan bu şartları kendi mevzuatında ve uygulamasında hayata geçirmek için düzenlemeler yapmıştır. Çalışmada ise sürecin getirdiği değişimle birlikte, Türkiye'nin ilerleme raporları çerçevesinde kadın erkek eşitliğini sağlamak adına gerçekleştirdiği düzenlemelerin uygulama ve kurumsal açıdan ne kadar yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, İlerleme Raporu, Kadın, Toplumsal Cinsiyet

Avrupa BirliğiKadın politikalarıKadınlar+2
Fatma Bolat
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe kadın istihdamı ve çalışma hayatı sorunları

Bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri, hatta bunun da ötesinde sosyolojik ve psikolojik olarak toplumsal hayatta kendilerine yer edinebilmeleri noktasında çalışma hayatında istihdama katılabiliyor olmanın önemi büyüktür. İstihdam, günümüzde toplumların en önemli sosyo-ekonomik sorunlarından birini oluşturmaktadır. Söz konusu bu istihdam sorunundan kadınlar büyük ölçüde etkilenmektedir. Kadınların iş gücü piyasalarına katılması, toplumsal hayatta sosyalleşme, kültürel olarak toplumdaki diğer bireylerle etkileşime girebilme, kendilerini psikolojik olarak daha iyi ve mutlu hissetme, saygınlık kazanma, tatmin duygularının gelişmesi ve ekonomik özgürlüğe sahip olabilme gibi getiriler sağlamakta, bunun yanı sıra ülkenin kalkınma düzeyinin ve toplumsal refahının artışı üzerinde de önemli oranda bir etki yaratmaktadır. Toplum nezdinde 'güçsüz cinsiyet' olduğu algısına bağlı olarak kadınların istihdama dahil olabilmeleri başlı başına bir sorun iken, istihdamda bulunan kadınların iş yaşamında karşılaştığı sorunlar da ayrı bir inceleme konusu olmaktadır. Bu bağlamda düşük ücretlerle çalıştırılma, iş yaşamındaki karar organlarının dışında yer alma (Cam Tavan Sendromu), niteliksiz ve verimsiz sektörlerde ve işlerde istihdam edilme, iş hayatı ile aile yaşamı arasında bir denge kurmak durumunda kalma, fazla mesai, hafta sonu ve tatil günlerinde çalıştırılma gibi ağır şartlarda iş hayatında bulunma, sözlü ve fiziksel taciz vakalarına maruz kalma, kayıt dışı ve sosyal güvencesiz çalıştırılma, iş yaşamında kabul görebilmek için erkeklere nispeten daha çok çaba sarf etmek zorunda kalma gibi sorunlar kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları cinsiyet temelli sorunları olarak görülmektedir. Bu çalışmada; Türkiye'de kadın istihdamının mevcut durumu, kadınların istihdamının tarihsel gelişim süreci ve istihdamdaki kadınların iş hayatında yaşamış olduğu sorunlar çerçevesinde sağlık sektöründe çalışan kadınların sorunlarını araştırmak, bu sorunlara karşı kadınları temel alan sosyal politikalarla çözüm geliştirerek bilimsel bilgiye katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu kapsamda Ankara ili içerisindeki sağlık sunucularında istihdam edilen kadın çalışanlar ile yapılandırılmış mülakatlar yapılarak, sağlık çalışanı kadınların iş hayatına ilişkin yaşadığı zorluklar ile bu zorlukların iş ve aile hayatına yansıması araştırılmıştır.

Cinsiyet temelli önyargılarKadın sorunlarıKadınlar+4
Burçak Nakışci Kavas
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerinde mobbing üzerine nitel bir araştırma

Mobbing, iş hayatında son yıllarda her sektör de (özel sektör, eğitim, sağlık, kamu vb.) görülmeye ve gittikçe dikkat çeken bir konu haline gelmeye başlamıştır. Mobbing, çalışma hayatında sıklıkla rastlanan, sosyal, psikolojik, iktisadi olumsuz sonuçlar üreten çok yönlü rahatsız edici davranışları içermektedir. Mobbing kurbanları, psikolojik olarak mutlu olmadıkları bir atmosferde işlerine devam etmektedirler. Mobbing, çalışanların konsantrasyonlarını düşürmekte ve çalışanların sağlığını tehdit etmektedir. Dahası çalışma ortamında iletişimsizlik ve toplu olarak olumsuz davranışlar sergilenmesi, zamanla iş performansını da negatif yönde etkilemektedir. Kişisel ve toplumsal seviyede önemli hasarlar bırakan mobbing olgusunun önemsenmesi, sebeplerinin tespit edilmesi ve tedbirlerin alınması ulusal meselelerden biridir. Bu tezde, mobingin çalışanlar üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Veriler mülakat tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda çalışma yaşamının bir bölümünde mobbinge maruz kalmış 26 çalışan yer almıştır. Datalar çözümlenirken betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Datalar daha önceden oluşturulmuş temalara uygun şekilde düzene konulmuş, ardından tematik çerçeveye uygun olacak şekilde tablolara işlenmiştir. Tablolar sayesinde kategoriler daha anlaşılır kılınmış, kategoriler arasında mukayese yapılması ve yorumlanması daha kolay olmuştur. Veriler, mobbingin iş yaşamında yaygın bir olgu olduğunu, bireysel, ailevi ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğini, bunun yanında beden ve ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek iş veriminde kayıplara yol açtığını açık şekilde ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Mobbing, mobbing türleri, işyerinde mobbing.

MobbingMotivasyonPerformans+3
Derya Özalp Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli bireylerin erişilebilirlik problemine yönelik nitel bir araştırma: Ankara merkez örneği

Bu araştırmada, Ankara merkezde ikamet eden engelli bireylerin erişilebilirlik konusunda bir sorun yaşayıp yaşamadıkları bilimsel yöntem ve teknikler kullanılarak anlaşılmaya çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleşen bu araştırmada görüşme tekniği ile veriler elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda 18 engelli birey yer almıştır. Katılımcılardan 6 kişi ortopedik, 6 kişi işitme, 6 kişi görme engelli bireydir. Katılımcılar ile yapılan görüşme sonucunda elde edilen ham datalar fiziksel çevre, kamu binaları, sosyal yardım, karar alma merkezleri, istihdam, eğitim, sağlık konularındaki erişilebilirliği anlamaya çalışan yedi farklı kategori altında değerlendirilmiş ve analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırma bulguları, "fiziksel çevre"nin erişilebilirliği, "kamu binaları"nın erişilebilirliği, "sosyal yardımlar"a erişim, "karar alma merkezleri"nin erişilebilirliği, "sağlık", "istihdam" ve "eğitim" alanındaki erişilebilirlik kategorilerinde 2005 yılında yürürlüğe konulan 5378 sayılı kanundan sonra iyileşmeler olduğunu açık şekilde ortaya koysa da kimi sorunların sürdüğünü de göstermiştir. Ankara'da yaşayan engelli bireylerin hatalı ve eksik fiziksel çevre tasarımından ötürü engellerle karşılaştıkları, kamu binalarının dış ve iç alanlarında sorun yaşadıkları, karar alma merkezlerine erişemedikleri gibi kendilerinin görüş ve bilgisine de yeterince başvurulmadığı, önyargılar nedeniyle istihdam dışına itildikleri, eğitim ve sağlık konularında da erişilebilirlik engeline takıldıkları tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle erişilebilirlik sorunu engellilerin engeli haline gelmiş, yaşam standartlarının daralmasına yol açmıştır. Sonuç olarak engelli popülasyonu için erişilebilirlik sorunu çözüme kavuşturulmadan onların toplumsal yaşama katılmaları, eğitim, sağlık ve istihdam gibi pek çok alanda doyum sağlamaları, temel hizmetlerden yeterli fayda görmelerinin pek de mümkün görünmediği anlaşılmıştır. Çünkü söze konu hizmetlere engellenmeden ulaşmak ve bunlardan yararlanmak mümkün olmadığı sürece, yapılan reform ve düzenlemelerin kâğıt üzerinde kalmaktan öteye geçmesi pek de mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla günümüzde engelliler için çözüm bekleyen başat konu erişilebilirlik ve bunun yol açtığı kısıtlılıklardır.

Engelli haklarıEngelli kişilerEngellilik+3
Burhan Bektaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki yabancıların Türkiye'de kayıt dışı istihdam üzerindeki etkileri üzerine bir değerlendirme

Kayıt dışı ekonomi ve bunun emek piyasasındaki karşılığı olan kayıt dışı istihdamın, bir ülkenin ekonomik büyümesi ve kalkınması ile toplumsal refah düzeyinin artması üzerindeki etkisi büyük önem taşımaktadır. Ekonomi ve istihdamda kayıt dışılığın mali, idari, sosyal, demografik, psikolojik nedenleri ile hukuk ve vergi sisteminden, sosyal güvenlik mevzuatından, işletmelerden ve kamudan kaynaklanan birçok nedeni, bu nedenlere paralel olarak devlet gelirlerinde azalışa yol açan, kayıtsız çalışanların sosyal güvenceden mahrum kalmalarına dayalı olarak birçok olumsuzluğu doğuran, işletmeler arasında haksız rekabeti artıran, vatandaşların devlete karşı güvenlerinin sarsılmasına neden olan ve toplumsal ahlakı zayıflatan birtakım mali, ekonomik, sosyal ve psikolojik sonuçları bulunmaktadır. Suriye topraklarında yaşanan iç savaş ve krizler sonucunda yaklaşık son on yıllık süreç boyunca Türkiye'ye yoğun bir biçimde Suriye vatandaşı göç etmiştir. Bugün sayıları yaklaşık 3.6 milyonu bulan geçici koruma statüsündeki Suriye uyruklu yabancıların kitleler halinde Türkiye'ye göç etmesi, Türkiye'de zaten mevcut bulunan ekonomide ve istihdamda kayıt dışılık sorununun daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Bu çalışmada kayıt dışı ekonominin ve kayıt dışı istihdamın nedenleri, sonuçları, güncel veriler çerçevesinde boyutları ile konuyla ilgili hukuki ve idari düzenlemeler göz önünde bulundurularak, Türkiye'de yaşayan yabancılardan 'Geçici Koruma Statüsü' adı verilen koruma tedbirine dahil edilen Suriye uyruklu kişilerin iş gücü piyasalarında kayıt dışı yer almalarına bağlı olarak ortaya çıkan etkiler incelenecektir. Bu bağlamda kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı istihdam ve Türkiye'deki Suriyelilerin söz konusu kayıt dışılık üzerindeki yansımalarının incelenmesi bu çalışmanın temel araştırma problemini oluşturmaktadır. Piyasada farklı sektörlerde faaliyet gösteren işverenlerle ekonomide ve istihdamda kayıt dışılığın nedenleri ve sonuçları göz önünde bulundurarak mülakatlar yapılmış, bu işverenlerin yabancı uyruklu işçi istihdam etmek suretiyle kayıt dışılığı tercih etme nedenleri tespit edilmiş, kayıt dışılığın azaltılması hususunda uygulanabilecek politika önerileri çerçevesinde bu çalışmayla bilimsel bilgiye katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerKayıt dışı istihdam+4
Çağlar Kavas
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının sosyal yardımlar üzerindeki etkileri: İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı örneği

Günümüzde gelişmişlikle illiyet bağlantısı kopmuş olan yoksulluk konusu; yaş, bölge, cinsiyet, eğitim durumu gibi değişkenlerin etkilerini de aşmış, her yaştan her statüden bireylere dokunabilir bir hale gelmiştir. Yaygınlığı ve derinliği giderek artan yoksulluk, bir az gelişmişlik sorunu da değildir. Bilakis gelişmiş olarak adlandırılan bazı ülkelerde gelir dağılımındaki sorunlar ile birlikte yoksulluk sorununu bilfiil yaşar hale gelmiştir. Bununla birlikte, dünya üzerinde süren zulüm ve savaşlar, bazı bölgelerin insanlarını hiç yoktan, diğer bir ifade ile daha önce böyle bir ihtiyaç yokken yardıma muhtaç hale getirmiştir. Dolayısıyla yoksulluğa bakış açıları ve yoksullukla mücadelede izlenebilecek stratejilerde gerçekleşecek bir hareketlilik ve dönüşüm zorunlu hale gelmiştir. Bu değişim ve dönüşüm içerisinde yeri ve önemi yadsınamayacak en temel kuruluşlar ise kuşkusuz ki sivil toplum kuruluşlarıdır. STK'lar, toplumsal sorunlara çözüm bulunması yönünde, uzun-dönemli ve etkin bir biçimde aktif katılım gösteren oluşumlar olarak, özellikle temel bir toplumsal sorun olan yoksullukla mücadelede yada yoksulluğun hissedilen etkilerinin azaltılmasında önemli birer aktör haline gelmişlerdir. Bu minvalde tez çalışması kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılarak bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Saha araştırmasında; sosyal yardımlar etkisi çerçevesinde, İHH İnsani Yardım Vakfı'nın sosyal yardımlar üzerindeki etkileri keşfedilmiştir ve bu kapsamda Ankara'daki İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından yardım alan 20 kişi ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen mülakatlar neticesinde elde edilen bulgular ışığında vakfın yardımlarını yeterli bulmayanların oranı ise %40 tır. Bununla birlikte, vakıftan yardımları almaya başladıktan sonra eğitim, sağlık, koruma konularında herhangi bir değişiklik olmadığına dair cevap verenlerin oranının %70 olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum Kuruluşları, Sosyal Yardımlar, İHH İnsani Yardım Vakfı

Sivil toplumSivil toplum örgütleriSosyal yardım+2
Ahmed Hameed
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Long term natural gas contracts and economic performance: A historical decomposition analysis for Turkey

In the thesis, it was intended to capture a better relationship between the determined macroeconomic variables and natural gas prices via the long-term natural gas contracts of Turkey, due to the upcoming expiry dates for some of the long-term natural gas contracts that Turkey signed before. Especially, the long-term contracts between Turkey and Russia are taken as a basis and examined because Turkey mostly imports natural gas as well as crude oil and products from Russia, and the nearest long-term natural gas contract expiry date is the one with them. The main underlying cause of such a thesis study is based on Turkey's need of ensuring energy supply security for its ever-growing population and economy as well as accessing clean and cheaper energy sources like natural gas, as a net energy importer country via alternative long-term natural gas contracts more suitable for both sides. Solely with the help of the Historical Decomposition Method by benefitting the Near-VAR Model, the missing part about the quantitative examination of long-term natural gas contracts and economic performance of Turkey was attempted to be executed by applying econometric techniques explained in the methodology part of the thesis. These econometric techniques implemented in three different scenarios and, besides, five different natural gas price formulas are offered for Turkey's long-term natural gas contracts to be discussed in detail. The scenarios are based on concerning different energy commodities and different regional benchmarks by considering the effects on many macroeconomic variables or vice versa. Consequently, as an empirical finding, it has been obtained that a better performance can be demonstrated in terms of industrial production with one of the formulas produced as an alternative. In a nutshell, this thesis is constructed upon four chapters beyond the introduction and organized as follows: General information and literature review; methodology; empirical results and discussion; conclusion and recommendations.

Natural gasEconomic performanceEnergy economy+2
Göktuğ Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors