Theses supervised by Doç. Dr. Adnan Memduhoğlu
13 theses · Siirt University
Abdullah bin Abbas ve fıkhi görüşleri
Araştırmamızda, fıkıh alanında önemli bir yere sahip olan ve ilim geleneğinde öncü bir rolü bulunan Abdullah bin Abbas'ın ictihad anlayışı özelinde durulmuştur. Abdullah bin Abbas'ın Tercüman'ül-Kur'ân olarak meşhur olması ve bu yönüne vurgu yapılması kendisi hakkında tefsir alanında çok sayıda çalışmaların yapılmasına sebep olmuştur. Fakat her ne kadar tefsir ve hadis alanında meşhur olsa da bu eşsiz sahabi kendi döneminde "Abâdile" olarak bilinen dört fakih sahabe arasında anılmaktaydı. Ayrıca O, dönemin halifeleri tarafından hac emiri olarak seçilmesi ve Hz. Ömer zamanında hadlerin uygulanması için görevlendirilmesi yanında ibadet, muâmelât ve ukubât alanında ortaya koyduğu içtihatlarıyla fıkıh alanında ne kadar önemli ilmi bir şahsiyet olduğunu ortaya koymaktadır. Biz de bu çerçevede Abdullah bin Abbas (r.a) ve Fıkhi Görüşleri adlı tez çalışmamızı yaparak Abdullah bin Abbas'ın ictihad anlayışını, kendine has görüşlerini ve cumhurdan ayrıldığı ve ittifak ettiği bazı konuları ortaya koyarak bu fakih sahabinin fıkıh alanındaki otoritesine bir nebze de olsa değinmeye çalışacağız. Ele aldığımız konularda İbni Abbas'ın görüşlerine yer verilecektir. Konuların genişliği tezin çok uzun olmasına neden olacağından bir konu ele alındığında bilhassa İbni Abbas'ın görüşleri ortaya konularak gerekli yerlerde diğer görüşlerle karşılaştırmalı bir biçimde ihtilaf edilen noktalar ve ittifak edilen hususlar ortaya konulmaya çalışılacaktır.
Türk Ceza Kanunuyla mukayeseli olarak İslam ceza hukukunda öldürme suçları ve cezaları
Bu çalışma ile öncelikle İslam ceza hukukunda öldürme suçları ve cezaları anlatılmış, Türk ceza hukuku ile benzer ve farklı yönleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca her iki hukuk sisteminde suçlara ne şekilde cezalar verildiğine ilişkin örnek kararlar eklenmiştir. Bununla birlikte, önemine binaen kasten öldürme suçunun cezası olarak kısas cezası ayrı bir başlık altında detaylı olarak ele alınmıştır. Tezin yazılması ile amaçlanan, her iki hukuk sisteminin mukayeseli olarak gösterilmesidir. Altı yüz yıldan beri hüküm süren Osmanlı Devletinde İslam ceza hukukunun uygulanmasının da etkisiyle İslam ceza hukukunda öldürme suçları ve cezaları hep merak konusu olmuştur. Çalışmada görüleceği üzere her iki hukuk sisteminin birçok ortak yönü olduğu kadar farklı yönleri de bulunmaktadır. Ancak her iki sistemde de cezanın belirlenmesinde failin kastı önem taşımaktadır. Çalışma ile dört mezhep imamının görüşleri temel alınmış, farklılıklar var olduğunda gösterilmeye çalışılmıştır.
İbn Hacer El-Heytemî, Şemseddin Er-Remlî ve Hatîb eş-Şirbînî'nin borçlar hukukuyla ilgili ihtilafları ve Şâfiî fıkhına etkileri
"İbn Hacer el-Heytemî, Şemseddin er-Remlî ve Hatîb eş-Şirbînî'nin Borçlar Hukukuyla İlgili İhtilafları ve Şâfiî fıkhına Etkileri" isimli bu çalışmada Şâfiî mezhebinin önde gelen âlimlerinden İbn Hacer el-Heytemî'nin Tuhfetu'-muhtâc, Şemseddin er-Remlî'nin Nihâyetü'l-muhtâc ve Hatîb eş-Şirbînî'nin Muğni'l-muhtâc adlı eserleri bağlamında borçlar hukukuyla ilgili ihtilafları konu edinilmiştir. Giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşan tezin; giriş kısmında araştırmanın konusu ve amacı, araştırmanın yöntemi ve araştırmanın kaynakları verilmiştir. Birinci bölümde dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve ilmî durumu, İbn Hacer el-Heytemî, Şemseddin er-Remlî ve Hatîb eş-Şirbînî'nin hayatları, ilmî kişilikleri ve Şâfiî fıkhına katkıları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise borçlar hukukuyla ilgili genel bilgiler ile Heytemî, Remlî ve Şirbînî'nin borçlar hukukuyla ilgili ihtilafları, ihtilaf sebepleri ve Şâfiî fıkhına etkileri incelenmiştir. Sonuç kısmında da ulaşılan sonuçlar sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Şâfiî fıkhı, Borçlar hukuku, Heytemî, Remlî, Şirbînî
Şâfiî mezhebinde fetva usûlü
Fıkhî bir meselenin dinî-hukukî hükmünü açıklayan cevap olarak bilinen fetvanın belirli bir disiplin içinde verilmesi gerekmektedir. Klasik fıkıh literatüründe müftünün fetva verirken takip edeceği usul ve esaslar daha ziyade edebül-fetva, âdâbü'l-müftî, resmi'l-müfti gibi kavramlarla ifade edilmiştir. Mezheplerin İslam toplumunda kök salmalarıyla birlikte her mezhebin kendine göre bir fetva usulü oluşmuş, tercih edilecek görüşler veya başvurulacak kaynaklarla ilgili hiyerarşik bir yapı oluşmuştur. Şâfiî fakîhler de fetva usulünde kendi mezheplerinin hiyerarşisini oluşturmuşlardır. Buna göre Şâfiî fıkhında "şeyhayn" olarak bilinen ve İmam Gazzâlî'den sonra gelen Râfi'î ve Nevevî, Şafii fetva usulünün iki kilit ismi olarak ön plana çıkmıştır. Müteahhirin dönemi Şâfiî mezhebinin fetva usulünde İbn Hacer el-Heytemî ile Şemseddin er-Remlî ve ikisi kadar olmasa da Hatîb eş-Şirbînî dikkati çekmektedir. İbn Hacer el-Heytemî'nin Tuhfetü'l-Muhtâc ile Şemseddin er-Remlî'nin Nihâyetü'l-Muhtâc şerhleri Şâfiî fakîhlerin mezhep görüşlerinde temel referans kaynağı hâline gelmişlerdir. Fetva usulü bir anlamda mezhep içi tutarlılığı (legal harmony) da ifade etmektedir. Dolayısıyla konu, tezde Şafii müftülerin fetva birliğini sağlayarak hukuk güvenliğine halel getirmemeleri, verilen fetvaların toplumsal kabulünün sağlanması, fetvaya ehil olmayan kişilerin fetva vermelerinin engellenmesi gibi hususlar çerçevesinde de ele alınmıştır. Buna göre; Tez bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte, tezin amacı ve önemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde, fetva ve fetva usulü ile ilgili kavramsal çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümde, Şafii Mezhebi'nin gelişim seyri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, Şafii Mezhebi'nin fetva usulü işlenmiştir. Çalışmanın sonunda varılan bulgular sonuç kısmında ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şâfiî Mezhebi, müftî, fetva, tercih, furu' fıkıh
Türk Ceza Kanunuyla mukayeseli olarak İslam hukukunda suç ve suçun unsurları
İnsanların yaşamını devam ettirebilmesi için temel gereksinimleri bulunmaktadır. Güvenlik ihtiyacı da bu gereksinimlerin içerisinde yer almaktadır. Tarih boyunca insanlar güvenliklerini korumak için çeşitli önlemler almıştır. Zamanın ilerlemesi ve teknolojinin gelişmesi ile suçlara karşı alınan güvenlik önlemleri de farklılıklar göstermiştir. Ayrıca coğrafya ve kültürlere göre suç sayılabilecek ögelerde farklılık göstermektedir. Bu yüzden suça karşı alınan önlemlerde farklı olabilmektedir. İslam hukukunun temelini Kur'an-ı Kerim ve Sünnet oluşturmaktadır. İslam hukukunda Müslümanlar, Kur'an-ı Kerim'i bildiği için işledikleri suçların farkındadır. Hemen her Müslüman birey suç ve suç unsurları hakkında temel seviyede bir bilgiye sahiptir. Bir suç işlenirken, bunun sorumluluğunu ve sonuçlarına katlanmayı göze almaktadır. İslam Hukuku'na göre suç ve suç unsurları İslamiyet'e göre belirlenmiştir. Suç faktörleri Allah'ın günah kıldığı, dünyevi hareket ve eylemlere denilmektedir. Türk Ceza Kanunu ile mukayese edildiğinde İslam Hukuku'nda suç ve suçun unsurları konusunda birçok noktada benzerliklerin bulunduğu, bazı noktalarda ise farklılıkların olduğu görülmektedir Bu çalışmada kavramsal ögelerle birlikte İslam hukuku ve Türk Ceza Kanunu mukayeseli olarak, araştırmalar doğrultusunda açıklanmaya çalışılmıştır.
Türk Ceza Kanunu ile mukayeseli olarak İslam Ceza Hukukunda hırsızlık suçu
Bu çalışmanın konusu, hırsızlık suçunun İslam ve Mer'i Ceza Hukuku kaynaklarındaki yeri ve muhtevasıdır. İslam Ceza Hukukunda örnekleme yönteminin, mer'i ceza hukukunda ise ilkesel yöntemin kullanılması sebebiyle her iki hukuk sistemi karşılaştırılmak suretiyle hırsızlık suçunun yer ve muhtevası tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezin amacı ise kısmen ilkesel olmakla birlikte daha çok örneksel bir yöntemle zenginleştirilmiş/geliştirilmiş İslam ceza hukukunda hadd suçları kategorisinde yer alan ve kural olarak hadd cezasına tabi olan hırsızlık suçunun mer'i hukuk sistematiği ile ifade edilmeye çalışılmasıdır. Bu çalışma sırasında İslam hukukunun klasik dönem eserleri ile birlikte son dönem eserleri de, mer'i hukuk eserleri ile birlikte taranmış ve karşılaştırma mer'i hukuk sistematiği içerisinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hırsızlık, Hadd, Örnekleme Yöntemi, İlkesellik, Mer'i Hukuk Sistematiği
İslam hukukunda alışverişte vekâlet
Çalışmaya mevzu edilen vekâlet konusu geçmişte olduğu gibi günümüzde de Müslümanlar açısından önemini korumaya devam etmektedir. Fıkıhçılar, bu konudaki nassları ve İslam'ın genel prensiplerini göz önünde bulundurarak değişik yaklaşımlar sergilemişlerdir. İslam hukukunda bu değişik yaklaşımlarının tespit edilmesi ve Fukahanın bu meseleyi ele alış tarzının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu doğrultuda "İslam Hukukunda Alışverişte Vekâlet" konusu ilmi bir disiplin içerisinde ele alınıp incelenecektir. Bu çalışma: Giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı, önemi, konusu, tezin yöntemi, sınırları ve kaynaklarına değindik. Birinci bölümde İslam hukukunda alışveriş ana başlığı altında İslam hukukunda akit, alışveriş, alışverişin rükünleri, alışverişin meşruiyeti, alışverişin şartları, alışverişin çeşitleri başlıklar halinde incelendi. İkinci bölümde İslam hukukunda vekâlet başlığı altında genel olarak vekâletin; sözlük, terim, anlamı verildi ve sonrasında mezheplere göre tanımı yapılarak vekâletin mahiyeti ve hukuki dayanağı olan kitap, sünnet, icmaya dayanan meşruiyeti ve hukuku ile ilgi mezhep görüşleri ele alındı. Ardından vekâletin; hükmü, rükünleri, şartları, konusuyla ilgili şartları, çeşitleri, ücret karşılığı vekâlet ve vekâletin sona erme halleri üzerinde duruldu. Üçüncü bölümde ise İslam hukukunda alışverişte vekâlet, vekâlet vermede cehalet, satın almada vekâlet, satın alma hususunda müvekkil ile vekilin tasarrufları, vekâlet veren ile vekil arasındaki ihtilafları, satın almada vekillerin birden çok olması ve satış yapmada vekâlet bahisleri incelendi. Sonuç kısmında ise çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapıldı. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Vekâlet, Müvekkil, Akit, Alışveriş
Molla Muhyiddîn Hâvelî ve Risâletu'l-esâs fi Ahkâmi'l-Haydi Ve'n-Nifas adlı eserinin tahkik, tahlil ve tercümesi
Molla Muhyiddîn Hâvelî 20. yüzyılda, Siirt'te yaşamış Şafiî mezhebine mensup bir ilim adamıdır. Bu çalışma Molla Muhyiddîn Hâvelî'nin (1909/1987) hayatı veRisâletu'l-Esâs fi Ahkâmi'l-Haydi ve'n-Nifâs adlı eserinin tahkik, tahlil ve tercümesinden oluşmaktadır. Molla Muhyiddîn Hâvelî bu eserinde kadınların ibâdet ve sosyal hayatlarını etkileyen hayız, nifas ve istihâze meselelerini Şafiî mezhebi ağırlıklı olarak ele almıştır. Hâveli'nin eseri kaleme almasındaki amacı konu ile ilgili olarak kendisine soru soranlar için başvuracakları temel bir kaynak oluşturmaktır. Tezin birinci bölümünde Hâvelî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Risâletu'l-Esas fi Ahkâmi'l-Haydi ve'n-Nifas adlı eserin nüshaları, eserin ismi ve müellife aidiyeti, eserin kaynakları ve içeriği, eserde kullanılan yöntem ve eserde geçen temel kavramlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise eserin tercümesi yapıldıktan sonra tahkikli metnine yer verilmiştir.
İmâm-ı Rabbânî Mektûbâtı'nda şerîat-tarîkat ilişkisi
Bu çalışmada İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî'nin, şerîat ve tarîkata dair görüşleri, en önemli eseri olan Mektûbât çerçevesinde incelenmeye çalışılmıştır. Şerîatı temel almış bir tasavvuf anlayışını benimseyen İmâm-ı Rabbânî'nin din, tarîkat ve hakikati bir bütünün parçaları olarak ele aldığı görülmektedir. İmâm, her fırsatta şerîat, tarîkat ve hakikatin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu dile getirmiştir. İmâm-ı Rabbânî, şerîat mı-tarîkat mı tartışmalarından arınmış, kitap ve sünnet ile temellendirilmiş bir tasavvuf anlayışını insanlar arasında hâkim kılmaya çalışmıştır. İçinde bulunduğu coğrafyada meydana gelen çalkantılar neticesinde İslâm esaslarının yerini bid'at ve hurafelerin aldığını gören İmâm, buna sebep olan fırkalara karşı büyük mücadeleler vermiş ve tecdid hareketini yaymaya çalışmıştır. İmâm, aklın ön plana çıkarılıp vahyi ve nübüvveti itibarsızlaştırmaya çalışanlar, Şîa propagandası yapanlar, tasavvufa şerîat esaslarına uymayan bazı inanç ve uygulamaları yerleştirerek meşru göstermeye çalışanlara karşı büyük mücadeleler vermiştir. İmâm-ı Rabbânî'nin Mektûbât'ı, her bakımdan büyük önem arz etmektedir. Mektuplarında Hz. Peygamber'e (s.a.v) tâzim, sünnete ittibâ, ashâb-ı kirâmın fazileti gibi birçok konuda eksik ve yanlış inanışları ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Müslümanları bid'atlardan sakındırmaya ve sünnet-i seniyyeyi uygulamaya teşvik etmiştir. Çalışmamızda bu konularla alakalı mektuplar da İmâm'ın şer'î ve tasavvufî hassasiyetleri çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmamızdaki esas gayemiz, İmâm-ı Rabbânî'nin Kur'ân ve sünnet çerçevesinde yapılandırdığı tasavvuf ile şerîatın irtibatını incelemektir. Şerîat- tarîkat arasındaki ayrılığı ortadan kaldırmayı amaçlayan İmâm, şerîata riayet konusunda dönemin bazı sûfîlerinin, şerîatı yok sayan bir tasavvuf anlayışını benimsemelerine ve meşrulaştırmalarına izin vermemiştir. Şerîatın şekilden ibaret olduğunu savunup, hakikatten uzaklaştırdığını iddia edenlere karşı, tasavvufun mahiyeti konusunda mektuplar yazmış ve hatalı olan sûfîleri eleştirmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, Şerîat, Tarîkat
Şeyh Fethullah Verkânisî ve Menasikü'l Hacc ve'l-Umre adlı eserinin tahkik ve tahlili
Bu çalışma, günümüzde halen ilim ve irfan yuvası olarak bölgeye hizmetlerde bulunmaya devam eden Ohin Medrese ve dergâhının kurucusu Şeyh Fethullah elVerkânisî'nin (v.1317/1899) ilmi hayatı ve Menasiku'l-Hacc ve'l-Umre adlı eserinin tahkik ve tahlili'nden ibaret bir çalışmadır. Şeyh Fethullah el-Verkânisî, Osmanlı devletinin son yüzyılında şark bölgesinde hayatını idame ettirmiş ilmi bir şahsiyet, kalemi güçlü meşhur bir âlimdir. ElVerkânisî, fıkıh alanındaki yetkinliğinin yanında yaşadığı bölge itibariyle muasırlarının pek yapmadığı, günümüze ulaşan ve ulaşmayan bir sürü eser kaleme almış, bu konuda sonraki nesillere ilham kaynağı olmuş ve eser yazma geleneği kendisinden sonra da devam etmiştir. Ohin Kütüphanesini el yazma eser zengini ilmi bir mekân haline getirmiştir. Adı geçen Kütüphanedeki nadide eserlerden biri de, Şeyh Fethullah'ın fıkıh ilminin önemli bahislerinden Hac ve Umre menasik'i konusundaki telifidir. Eser, kendisine has üslubu, kısa net ve öz oluşu bakımından önemlidir. Çalışmamızın birinci bölümünde Şeyh Fethullah el-Verkânisî'nin ilmi hayatına, üstat, talebeve eserlerine değinilmiştir. İkinci bölümünde eserin tahkikinde esas alınan nüshalar ve özellikleri, eserin ismi, müellife aidiyeti ve kaynakları, eserin içeriği ve yöntemi, eserde geçen kavramlar gibi başlıklar altında eserin tahlili yapılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise Menasiku'l-Hacc ve'l-Umre adlı eserin tahkiki yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şeyh Fethullah el-Verkânisî, Menasik, Hac, Umre
İslam hukukuna göre halifenin azli meselesi
Hz. Peygamberin vefatından sonra İslâm devletinin başkanlığını ifade etmek için hilâfet- imâmet gibi isimler kullanılmıştır. Hilâfetten maksat şeriatin tatbiki ve adaletin sağlanmasıdır. Devlet başkanlığı görevini üstlenen ve yürüten kimse için ise halife, halifetü Resulillah, emirü'l- mü'minin vesaire ünvanlar kullanılagelmiştir. Bu görevi üstlenecek kimsede bir takım vasıfların bulunması gerekmektedir. Bu vasıflardan bazıları; Müslüman ve akıl – bâliğ olmak, İslam ahkâmını uygulamaya ve devlet işlerini yapmaya muktedir olmak, âdil olmaktır. Halife, ehlü'l hal ve'l-akd tarafından seçilmesinin ardından bir takım mesuliyet ve görevleriüzerine almış bulunmaktadır. İslâm âlimleri nasslar ışığında bu görevlerin bazılarını zikretmiş, halifenin ilk ve en önemli görevinin âdil olmak ve halkı İslâm ahkâmına göre yönetmek olduğunu ifade etmişlerdir. Halife kendisinde bulunması gereken vasıflara sahip olduğu ve görevlerini hakkıyla yerine getirdiği müddetçe kendisine itaat edilmesi gereklidir. Ancak görevlerini yerine getirmeyip, halka zulmetmeye ve adâlet çizgisinden ayrılmaya başlarsa azli söz konusu olmaktadır. İslam âlimleri azil konusunu tartışmışlar hangi hususların azle sebep olduğu hususunda görüşlerini belirtmişlerdir. Azle sebep olan hususlar arasında üzerinde ittifak edilenlerden bazıları; âdil olmayıp halka zulmetmek, halifelik görevini hakkıyla yapmaya engel olacak bedenî noksanlıkların ortaya çıkması, İslâm dininden çıkmak, namazı ve ona daveti terk etmektir. Azli gerektiren hususlar arasında halifenin adâlet vasfını kaybetmesi hususu uzun uzadıya tartışılmış, bu durumun azil sebebi olup- olmadığı İslâm âlimleri arasında ihtilafa yol açmıştır. Anahtar kelimeler: İslam Hukuku, Hilâfet, halife, azil, devlet başkanı
شرح المعفوات الخليلية للشيخ محمود الزوقيديدراسةً و تحقيقاً
Islamic scholars give the most importance to the Islamic Fıqh among blessed Sharia Laws. In Islamic Fıqh, a great importance is given to propretary rights, law of domestic relation, legacy, halal-haram, and issues related to different parts of life. Some Scholars have written individual Works that elaborate on these issues in detail. Lustration and Purity come to the first among the topics of worship. Leading Scholars have explained these issues blow-by-blow. As it known, Molla Halil es-Si'irdi (death 1843), the last great scholar of Shafii Fiqh in Anatolia, has wrote respectable work about ''Ma'füvv'' (exceptional, forgiven). Many scholars have wrote glosses about that important work. Among these glosses, I'd like to choose Sheikh Mahmut ez-Zukaydi's gloss as basis to my thesis because it's the most valuable and far-reaching one. We divided the thesis into two parts. This part includes a detailed review of the life of Molla Halil and the author. The second part is about the investigation. In this part we examined the author's method and explained the unknown words, and gave informations about men who mentioned in the text. Also we gave proofs from tradition to the issues that kMolla Halil committed. We gave contexts that we used and Molla Halil used in his work. And we explained Shafii Scholars' names and symbols that expressed the books.
Ali el-Gari, verification and analysis of his work named "Tashii Alfukaha le Teshnii Sufaha"
Al-Munla Ali Al-Qari died in 1014 AH. He excelled, in many sciences such as fiqh, hadith, readings, tafsir, aqidah, tasawwuf, history and language, He began his education in his city of Herat, then moved to Mecca and settled there, and because of his mastery in the science of readings, he was called the Qari, and he has authored many books, and most of these books have reached us. And this treatise that we have before us by Imam Ali Al-Qari, called "Tashee Al-Fuqaha letashnee Al-Sufaha" in which he dealt with the jurisprudential differences between the sects,In it he responded to a book by Imam al- Juwayni, which he started by saying that this book was a fabrication of the fabricators of the Rawafid and the Kharijites, The author, deliberately responded to the sayings of al-Juwayni, which he attributed to the school of thought.