Theses supervised by Doç. Dr. Cemile Akça Ataç

11 theses · Çankaya University

Master'sOpen AccessTR

Irak ve Türkiye Üzerinden Irak Türkmenlerine uygulanan ötekileştirme politikalarının referandum öncesi ve sonrası dönemde incelenmesi

Bu çalışma, Doğu ile Batı arasındaki ilişkiyi incelemek adına Edward Said tarafından 1978 yılında kaleme alınan "Şarkiyatçılık" kitabında ifade edilen oryantalist yaklaşımdan yola çıkarak, Doğu-Batı ayrımına vurgu yapmakta ve bu ayrımın arkasında yatan tarihsel emperyal çıkar ilişkilerini dile getirmeye çalışmaktadır. Doğu-Batı medeniyeti ayrımının sınırlar çizerek kendini en belirgin biçimde gösterdiği coğrafyaların başında hiç şüphesiz ki Ortadoğu gelir. On dokuzuncu yüzyıldan itibaren emperyal güçlerin çıkar çatışmalarının öznesi olmuştur. Bu çalışma 'ötekileştirilmiş coğrafyanın ötekisi' bakış açısı ile Irak Türkmenlerinin tarihsel ve söylemsel olarak ötekileştirilmesi sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. Oryantalizm pratikleri Batılıların Batı-Doğu ayrımı üzerinden Batılı olmayanlarla olan ilişkilerini düzenleyen kültürel, anayasal ve ekonomik tutumlardan oluşur. Bu çalışma oryantalizm pratiklerini iki yüz yıllık bir süreçte içselleştiren Ortadoğu coğrafyasının nasıl kendi ötekilerini yarattığını Iraklı Türkmenler özelinde ortaya koymaya çalışacaktır. Bu çerçevede Kuzey Irak referandumunun, öncesi ve sonrasındaki siyasi dinamiklerle birlikte, bu ötekileştirme pratiklerinin en belirgin biçimde kendini gösterdiği bir bağlam olarak üzerinde özellikle durulacaktır.

Canan Demirci
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Jean Baudrillard ve bir simulacrum olarak "Arap Baharı"

Fransız sosyolog ve düşünür Jean Baudrillard'a göre gerçeklik sona ermiş ve artık hipergerçeklik dönemine girilmiştir. Kamusal alanda üretilmiş gerçeklerle karşılaştığımızı dile getiren Baudrillard, Batı medeniyeti modeline ilişkin eleştirisini simulacrum kavramı ve simülasyon teorisi ile açıklar. Simulacrum, hakikat yerine algılanan görünümü anlatan bir terimdir. Baudrillard'a göre tarih adına söylenen birçok şey simulacrum ile açıklanabilir çünkü unutulmuş geçmiş içinden yeni bir gerçeklik üreterek kitlelerin algısını yönetmek, egemen ideolojinin iktidarını pekiştirmek için her zaman kullandığı yöntemlerden biridir. Soğuk Savaş sonrasında, başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere tüm dünyada güvenlik ve tehdit algıları değişmiş, buna egemen devletlerin yeni pazar ve kaynak arayışları da eklenince güç mücadelesinin odağına Ortadoğu yerleşmiştir. Bu coğrafyada 1. Körfez Krizi'yle başlayan mücadele süreci 11 Eylül saldırıları sonrasında, 'küresel terörizmle savaş' ve ahlaken 'özgürlük' söylemi üzerinden yapılan gerekçelendirme kullanılarak Irak'ın işgali ile devam etmiş ve "Arap Baharı"na kadar uzanmıştır. Bu çalışmanın amacı; Baudrillard'ın simülasyon teorisinden yola çıkarak Arap Baharı'nın hakikatle ilgisini tartışmak ve aslında kitlelerin algısını yönetmek üzere imal edilen bir gerçeklik üzerine kurulu yani bir simulacrum olduğunu ortaya koymaktır.

Arap BaharıBaudrillard, JeanGüvenlik+3
Özgür Sarıca
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pierre Bourdieu sosyolojisi temelinde Yeşil Yol Projesi ve neoliberal çevre politikalarının Rize özelinde yerel topluma etkisi

Neoliberalizm sosyal devlet gücünü zayıflatıp özel sektörü güçlendirmeyi ve emeğin gücünü yok etmeyi amaçlayan bir örgütlenme biçimidir. Bugün toplumları etkisi altına alan bu örgütlenme biçimi kullandığı argümanlarla kendini yegâne doğru olarak göstermektedir. Bu araştırmada neoliberal politikaların doğa üzerindeki etkisi Pierre Bourdieu sosyolojisi temelinde ele alınmıştır. Neoliberalizmin bir doxa olduğu varsayımından hareketle Rize'de yapılması planlanan Yeşil Yol Projesi'nin doğaya ve insanlığa etkisi araştırılmıştır. Bu çalışmanın nihai hedefi doğa ve doğa kaynaklı bilgi olarak karşımıza çıkan epistemeyi ortaya çıkarmaktır.

Bourdieu, PierreDoğaNeo-liberalizm+5
Deniz Şule Çalışkan
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni toplumsal hareketlerin kavramsal ve tarihsel çerçevede okunması

Bu çalışmada, 1960 sonrasında meydana gelen ve 'Yeni Toplumsal Hareketler' başlığı altında ele alınan toplumsal hareketlerin 1999 Seattle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) İşgalleri ile farklı bir yöne doğru kırılmaya başlayarak 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nde amaçları, mobilizasyon biçimleri, örgütlenmeleri, etkileşim taktikleri ve sonuçları bakımından nihai farklılaşma gösterdiği ortaya konulacaktır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi önceki hareketler, toplumun farklı kesimlerinin uğradığı ekonomik yoksulluğa, haksızlığa, adaletsizliğe ve sivil hakların ihlaline karşı tepkiler olarak gelişen hareketler olarak ele alınırken 2008 Küresel Ekonomik Krizi ile başlayıp halen devam eden toplumsal hareketler ise hükümetlerin oluşturdukları siyasi ve ekonomik baskılar sonucunda sistem karşıtı hareketler olarak incelenecektir. Bu inceleme yapılırken hareketler arasındaki belirgin farklılaşmalara ve aktivistlerin kendilerine özgü stratejilerinin dayanağı olan iletişim ağlarına ve sosyal medyaya vurgu yapılacaktır. Farklılaşmalar ve iletişim ağlarının yanı sıra, küreselleşmenin mağdurları tarafından küresel neoliberalizm karşıtı verilen tepkiler ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bütün bu ayrımlar detaylı bir biçimde ele alınırken, Fransız düşünür Alain Badiou'nun olaylara bakış açısı, toplumsal hareketlere yaklaşımı bu araştırmada merkezi teşkil edecektir. Badiou'nun toplumsal hareket anlayışı, bu çalışmada toplumsal hareketlere veya ayaklanmalara daha geniş siyasal ve ekonomik açıdan bakmamıza fırsat sağlayacaktır.

Arap BaharıBadiou, AlainNeo-liberalizm+5
İlknur Oğurtanı Yıldırım
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Karanlık zamanlarda Arendt okumak

Bu çalışmada, Hannah Arendt'in 'Karanlık Zamanlar' anlayışı ile birlikte insanların hem içinde bulundukları dönemdeki çağdaşlarına, hem de gelecek nesillere yönelik üstlenmesi gereken sorumluluğu, günümüz politik koşulları çerçevesinde değerlendirilmiş ve Trump yönetimi özelinde incelenmiştir. Bu bağlamda Arendt'in, tarihin herhangi bir döneminde ortaya çıkabileceğine yönelik bizi uyardığı karanlık bir zamanın içinde bulunduğumuz sonucuna varılmış ve bu zor zamanlardan kurtulabilmenin tek yolunun dünyaya karşı sorumluluklarını yerine getiren insanlardan geçtiği açıklanmıştır. Karanlık zamanlarda, kamusal alan ve siyasal olanla beraber kendi aralarındaki ortak dünyayı da kaybeden insanların, olayları gerçekleştiği açıklıkla anlayamadığından hakikat algıları bozulmakta ve yaşamlarının anlamlı hiçbir şey üretmediği bir boşlukta hem kendilerine hem de dünyaya yabancılaştıkları bir durum ortaya çıkmaktadır. Bugünün politik atmosferi, farklılıklara ve çeşitliliğe karşı gösterilen tahammülsüzlük, mülteci sorunu ile birlikte ulus-devlet anlayışının çöküşünü gözler önüne seren insan hakları krizi ve demokratik prensiplerin suistimal edilmesi ile birlikte şekillenmektedir. Bunlara ek olarak gerçeklerin, çeşitli yönetimler tarafından anlamsız akıldışılıklara indirgenmeye çalışılması da dikkate alındığında, Arendt düşüncesinin 21.yüzyıldaki geçerliliğinin ve tehlikelere karşı tetikte kalarak harekete geçilmesi gerekliliğinin hala devam ettiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hannah Arendt, Karanlık Zamanlar, Donald Trump

Arendt, HannahKaranlık zamanlarTrump, Donald
Şebnem Açelya Baştan
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2016 Amerikan başkanlık seçimlerinin Türk dış politikasında söylem ve tutumlara yansıması

1 Ağustos 2016 ve 8 Kasım 2016 tarihleri arasında Amerikan Birleşik Devletleri (ABD) Başkanlık Seçimlerini de kapsayan dönemde eleştirel söylem analizi üzerinden yapılan bu araştırmada Türkiye'de dış politikanın iç politikaya yansımaları medya aracılığı ile incelenmiştir. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından inişli çıkışlı politik olaylar tecrübe eden Türkiye, ABD Başkanlık seçimlerine kadar iç politikada her saat değişen gündem başlıklarıyla karşı karşıya kalmıştır. FETÖ'nün küresel bir tehdit olduğu ve Türkiye'ye iade edilmesi, Türkiye'nin Fırat Kalkanı operasyonuyla Suriye'de etkili hale gelmesi, mülteciler ve İnsani Yardım Zirvesi'ne ev sahipliği yapması konusunda ABD ile başlatılan karşılıklı temaslar, 8 Kasım 2016 tarihindeki ABD Başkanlık Seçimine kadar sürdürülmüştür. Bu çalışmada Türkiye ile ABD arasında bu süreçte yürütülen diyaloglar, talepler ve tavizler açısından ele alınmıştır. Bu talep ve tavizlerin müzakere edildiği diyalogların anlaşılması için Hürriyet Gazetesi ve Sabah Gazetesindeki haberler, "Eleştirel Söylem Analizi" yöntemiyle incelenmiştir. Gazetelerin incelenmesinde haberin yalınlığı, tutarlılığı ve politik sorunlara odaklanması konusundaki dönüşümleri ve yeniden yapılandırılarak uygulanması araştırılmıştır. Yürütülen "diyaloglar" konusunda Hürriyet ve Sabah Gazetelerinin kamuoyu oluştururken farklı söylemler kullandıkları hususu bu araştırmanın sonuçlarındandır. Anahtar Kelimeler: 2016 Amerikan Başkanlık Seçimleri, Hürriyet ve Sabah Gazetesi, Eleştirel Söylem Analizi, Türkiye'de İç ve Dış Politika, Türk Dış Politikasında Söylem ve Tutumlar

Amerika Birleşik DevletleriBaşkanlık sistemiSeçimler+4
Didem Erkan
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nde toplumsal cinsiyet analizi ve kadın liderler: Finlandiya örneği

Bu çalışma, feminist uluslararası ilişkiler kuramı çerçevesinde toplumsal cinsiyetin dış politikadaki yerini incelemeyi ve kadın liderlerin uluslararası politika süreçlerine olan etkilerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. İlk bölümde feminist uluslararası ilişkiler kuramının temel ilkeleri ele alınmıştır. Ardından ikinci bölümde kadın liderlere atfedilen davranışsal özellikler ve dış politika üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Feminist uluslararası ilişkiler perspektifinden yapılan değerlendirme çerçevesinde, üçüncü bölümde Avrupa Birliği ve İskandinavya ülkeleri toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmiş ve kadın liderlerin Avrupa Birliği politikalarına yön veren rolleri irdelenerek toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçek anlamda sağlanıp sağlanmadığı tartışılmıştır. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve 2014-2019 yılları arasında Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi olarak görev yapan Federica Mogherini üzerinden Avrupa Birliği'nde toplumsal cinsiyetin dış politikadaki yerini analiz eden örnekler sunulmuştur. Bununla birlikte İskandinavya ülkelerinin dış politikaları toplumsal cinsiyet bağlamında genel bir değerlendirme şeklinde analiz edilmiştir. Son bölümde ise Finlandiya'nın dış politikası feminist perspektif bağlamında toplumsal cinsiyet üzerinden değerlendirilmiştir. 2019-2023 yılları arasında Finlandiya Başbakanlığı görevini yürüten ve diğer kadın liderle kıyasla sıra dışı bir örnek olan Sanna Marin incelenerek liderlik özellikleri bağlamında ele alınacak ve döneminin dış politikası analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, kadın liderlerin uluslararası ve ülke politikalarına katkısını ortaya koymak ve toplumsal cinsiyetin dış politikadaki konumuna dikkat çekmektir. Bununla birlikte kadın liderlik özellikleri olarak adlandırılan ve kadınlara özgü olduğu iddia edilen toplumsal cinsiyet normlarının her kadın lider için geçerli olup olmadığı bu çalışma çerçevesinde tartışılmıştır. Çalışmanın temel bulguları toplumsal cinsiyet ve kadın liderliği üzerindeki genel algının sonuçlarını ortaya koymakla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda örnek gösterilen Avrupa Birliği ve bu alanda spesifik bir örnek teşkil eden Finlandiya'da dahi kadın liderliğine karşı var olan önyargıların sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Feminist uluslararası ilişkiler, Dış politikada toplumsal cinsiyet, Avrupa Birliği, Finlandiya, Sanna Marin.

Bilge Nisa Dirican
Çankaya University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında Ortadoğu: Afganistan yönetimindeki Taliban örneği

Bu çalışma, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir ülkenin gelişimine ve kalkınmasına etkisini açıklamak amacıyla ortaya konmuştur. Çalışmanın konusunu ise, kadınlara yönelik eğitim imkânlarının kısıtlanması ve istihdamın sağlanamaması sonucunda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin artması ve bu durumun Afganistan'ın ekonomisine etkisi oluşturmaktadır. Ekonomik etki, büyümenin bir göstergesi olan Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla oranı üzerinden açıklanmıştır. Ek olarak, çalışma kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla ve enflasyon oranlarıyla desteklenmiştir. Özellikle 2021 yılında yönetimi ele geçiren Taliban, kadınlara yönelik sosyal, ekonomik ve siyasi yönden birçok karar almış ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği artmıştır. Günümüzde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin fazla olduğu ülkelerden biri olan Afganistan'da, yıllar boyunca süren savaşlar, mücadeleler kalkınmayı etkilemiş, iş gücü bakımından önemli potansiyeli ola kadınlar geri planda kalmıştır. Bu durum kendisini ekonomik anlamda göstermiş ve istenilen büyüme gerçekleşememiştir.

AfganistanCinsiyetEkonomi+2
Olcay Polat
Çankaya University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çok partili siyasal hayata geçişin dinamikleri (1945-1950)

Türkiye, Osmanlı İmparatorluğunun bakiyesi bir devlet olarak çoğulcu demokratik siyasal ve toplumsal düzene Cumhuriyetin ilanından sonra uzun yıllar süren tek parti döneminin ardından geçmiştir. Birinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı sonuçları, Osmanlı yönetici elitinin yeni bir toplumsal ve siyasal düzen arayışlarına ilişkin çabalarına ivme kazandırmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nın sonucunda, Batı dünyasındaki gelişmeler, modernleşme, küresel ölçekte yayılma hamleleri yapan ABD, İngiltere ve S.S.C.B'nin güç mücadeleleri hiç kuşkusuz yeni ve modern Türkiye'nin temellerinin atılmasında önemli olgular olarak yer almaktadır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra patlak veren yeni kolonyalist paylaşım çabalarına koşut olarak gelişen iki kutuplu dünya konjonktüründe yeni Türk devleti, demokrasi ve liberal değerleri benimseyen Atlantik Bloğu içerisinde yerini almıştır. Böylesi bir yönelişte, yeni kurulan Türk devletinin kurucu rejiminin ve demokratik değer tercihlerinin Batı blokundan alınmış olmasının önemli bir katkısı bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tek partili dönemden sonra hem dış unsurların hem de ülke içi siyasal/iktisadi ve sosyal dinamiklerin de etkisiyle çok partili siyasal hayat denemelerine girişmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de çok partili siyasal hayata geçişin dinamikleri (1945-1950) incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Cumhuriyet, Tek Parti, Demokrat Parti, Seçim, İktidar

Tamer Bilir
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cicero'nun Cumhuriyet hakkındaki düşünceleri

Roma bir medeniyet olarak, hem siyasi hem de kültürel anlamda dünya mirasına büyük katkılar sağlamıştır. Yüzyıllarca Akdeniz havzasında ve kıta aşırı hüküm süren Roma, dünya siyasetine ve dünya siyaset kültürüne yapmış olduğu katkılar, günümüzde dahi devam etmektedir. Bunun yanı sıra Roma'nın yetiştirmiş olduğu tarihçiler, siyasi düşünürlerin yazmış olduğu eserlerin bir çoğu günümüze kadar gelemese de, ulaşabildiğimiz eserler, geçmişte olanları anlamamızı sağlarken, geleceğimize de ışık tutmaktadır. Bunlardan bazıları Roma'nın cumhuriyet döneminin önemli siyasi düşünürlerinden Marcus Tullius Cicero'nun (M.Ö. 106-43) eserleridir. Teorik bilgiler ve siyasi düşüncelerinin yanı sıra pratik siyasette edinmiş olduğu tecrübeler Cicero'yu tarihteki çok yönlü, en önemli siyasetçilerden biri haline getirmiştir. Bu araştırma, Cicero'nun Cumhuriyet hakkındaki görüş ve düşüncelerini ayrıntılı bir şekilde incelemektedir. Bunu yaparken de, ABD'deki 6 Ocak Olaylarını bu açıdan anlamaya çalışacaktır.

Ezgi Çekiç
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa göçmen krizinin Avrupa şüpheciliği düşüncesi üzerindeki etkileri

2015 yılında başlayan Avrupa Sığınmacı Krizi, Avrupa Şüpheciliği düşüncesi üzerinde doğrudan etkili olmuş ve olmaya devam eden bir olgu olarak, Avrupa Birliği (AB) üyesi ulus devletler arasında; AB'nin yapısı, işlevi ve geleceği hakkında derin tartışmalara sebebiyet veren, mevcut tartışmaları çatallandırıp derinleştiren bir konu olarak süregelmektedir. AB üyesi ülkeler arasında var olduğu kabul edilen sınır birliğinin korunması düşüncesiyle cephe hattındaki ülkelere, son düzenlemelerle daha fazla yük yüklediğine inanılan AB müktesebatı, özellikle bu coğrafi yapıdaki ülkeler ile diğer üye ülkeler arasında yoğun politik tartışmalar yaşanmasına yol açarak, birliğin demokratik yapısının bir kez daha sorgulanmasına sebebiyet vermiştir. Bununla beraber, yükselen Avrupa Şüpheci düşüncenin, AB' nin kültürel birliğine karşı ulus devlet hakimiyeti ve ulusal kimlikleri ön plana çıkardığı iddia edilebilir. Bu çalışmada, AB'nin meşruiyeti, demokratik yapısı ve kimlik tartışmalarının artarak gündeme gelmesinde Avrupa sığınmacı krizinin yukarıda bahsedilen nedenlerle, AB'nin geleceğini etkileyen bir olgu olduğu tezi test edilecektir. Halihazırda, Avrupa'nın kültürel birliğine karşı ulus devlet hakimiyeti ve ulusal kültür arasında süregelen tartışmaları ve fikir ayrılıklarını barındıran AB, aşırı sağcı ve popülist siyasi aktörlerin, göçmen krizinin getirdiği siyasi iklimi de arkasına alarak kimlik olgusunu, üzerinden yürüttüğü tartışmalarla daha fazla sorgulanır hale getirmiştir. Bu çalışmanın ana argümanı kimlik tartışmasının; Avrupa şüpheci düşünceyi besleyen siyasi söylemlerin ve Avrupa şüpheci doğrultuda oluşturulmaya çalışılan stratejilerin merkezine yerleştirildiğidir. Şöyle ki, 2019 yılında yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri; aşırı sağ, popülist ve milliyetçi partilere olan desteğin yüksek oranda arttığı gerçeğini gözlerimizin önüne sermiştir. İlaveten, yapılan çalışmalar, anketler ve incelemeler; mevcut iktidarlar ve siyasi aktörlerdeki gelişmelerde, 2015 sığınmacı krizinin büyük payı olduğunu göstermektedir. Çalışmada sonuçlarıyla birlikte sunulacak olan anketler, Avrupa genelinde siyasi liderlere hissedilen memnuniyetsizlik ve güvensizliğin, ilgili dönemde büyük oranda yükseldiğini ortaya koymuştur.

Aydan Eren
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Other supervisors