Theses supervised by Doç. Dr. Tarık Gedik
11 theses · Düzce University
Orman ürünleri sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi (TR42 düzey 2 bölgesi örneği)
Orman ürünleri sektöründe iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sağlık ve güvenlik sorunudur. Bu bakımdan orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışanların risk alma davranışlarını anlamak, bu tür sorunların giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada amaç, orman ürünleri sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörleri Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanarak ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında mavi yakalı (işçi) ve beyaz yakalı (yönetici) çalışanların risk alma davranışları, çalışanlara ait bireysel faktörler (riske yönelik tutum, bilişsel önyargı ve risk algısı), organizasyonel faktörler (güvenlik iklimi, iş stresi ve güvenlik eğitimi) ve işyeri faktörleri (çalışma koşulları ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı) başlıklarında ele alınmıştır. Çalışanların risk alma davranışlarının analizinde araştırmacı tarafından geliştirilen anketten yararlanılmış ve TR42 Düzey 2 Bölgesinde (Düzce, Bolu, Sakarya, Kocaeli ve Yalova) orman ürünleri sanayisinde faaliyet gösteren 64 işletmede 687 çalışana uygulanmıştır. Çalışanlara ait bireysel, organizasyonel ve işyeri faktörleri ile risk alma davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemek için 10 hipotez oluşturulmuştur. Oluşturulan bu 10 hipotezi tanımlayan bir araştırma modeli geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, oluşturulan bu 10 hipotezden 7'sinin kabul edildiği; organizasyonel ve işyeri faktörlerinin çalışanların risk alma davranışları üzerinde önemli bir negatif etkiye sahip olduğu ve bu faktörlerin iyileştirilmesiyle risk alma eğiliminin azalacağı bulunmuştur. Bireysel faktörlerin ise, çalışanların risk alma davranışları üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma, sektör yöneticilerine ve karar vericilere işletmelerde iş güvenliği performanslarının iyileştirilmesi için ne tür bir yol izlenmesi gerektiği noktasında yardımcı olabilir.
Orman ürünleri endüstrisinde faaliyet gösteren firmalara ait risk analizlerinin karşılaştırılması: Düzce ili örneği
İş sağlığı ve güvenliği her geçen gün gerek kanunlarla gerekse de artan çalışan bilinci ile daha da önem kazanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği konusunda çıkarılan her kanun ve uygulama çalışanların daha güvende çalışması adına yapılmaktadır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hem kamu hem de özel sektörde faaliyette bulunan tüm işletmelerin risk değerlendirmesi ve iş sağlığı ve güvenliği konularında çalışmalar yapmasını zorunlu hale getirmektedir. Yapılan bu çalışma ile Düzce ilinde 4 farklı sektörde faaliyette bulunan 4 farklı işletmede L Tipi Matris Metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılması amaçlanmış ve elde edilen sonuçların karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışma kapsamında ulaşılan işletmeler mobilya, ahşap oyuncak, kaplama ve orman ürünleri-kereste alanlarında faaliyet göstermektedirler. Çalışma kapsamında irdelenen 4 işletmede Covid-19 ile alakalı olarak belirlenen riskler çıkarıldıktan sonra 10 risk başlığı belirlenmiştir. Bu risk kategorilerinde toplam 2014 risk tespit edilmiştir. Belirlenen bu risklerin 43 tanesinin önemsiz risk, 54 tanesinin olası risk, 655 tanesinin önemli risk, 1232 tanesinin esaslı risk ve 30 tanesinin de tolerans gösterilemez risk oldukları saptanmıştır. Çalışma kapsamında risk değerlendirmesi sonucunda yapılan iyileştirmeler sonucunda 2014 riskin 1666 riske indirildiği görülmüştür. Çalışma başında belirlenen 30 adet tolerans gösterilemez riskin ve 1232 adet esaslı riskin tamamen ortadan kaldırıldığı ya da daha az risk içeren duruma indirildiği belirlenmiştir. Çalışma kapsamında belirlenen 655 önemli riskin gerekli düzenlemeler sonucunda 52 önemli risk sayısına indirildiği belirlenmiştir.
Kaizen yaklaşımıyla bir orman ürünleri işletmesinde süreç iyileştirme
Ülkemizde her geçen gün artan rekabet koşulları ve ihracat gereksinimi sebebiyle işletmelerde kalite ve maliyet ön plana çıkmaktadır. Orman ürünleri işletmelerinde kalite iyileştirme ve maliyeti düşürmenin yolu sürekli iyileştirme çalışmaları ile büyük ölçüde sağlanabilmektedir. Orman ürünleri sektöründe sürekli artan rekabet koşullarında; daha sağlam, daha katma değerli ve özellikle formaldehit salınımının düşük tutulduğu, insan sağlığına daha az zarar veren ihracat ürünlerinin satışı artarak devam etmektedir. Bu artışın karşılanabilmesi için işletmelerde sürekli iyileştirme çalışmaları yapmak en büyük ihtiyaçlar arasındadır. İşletmelerde kalite çemberleri, beyin fırtınası, 5S çalışmaları gibi çalışmalarla sürekli iyileştirmeler sağlanabilmektedir. Yapılan bu çalışma ile İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayınlanan ilk 500 işletme içerisinde ilk 50 sanayi işletmeleri içerisinde yer alan bir orman ürünleri sanayi işletmesinde Kaizen yaklaşımı ile süreç iyileştirme çalışması yapılmıştır. İşletme bünyesinde yonga levha tesisinde gerçekleştirilen bu çalışmada ihracat üretimlerinde kullanılan melamin üre formaldehit tutkalı sonrasında tutkal hatlarının tıkanması sorunu araştırılmıştır. Çalışma kapsamında kalite çemberlerinden beyin fırtınası tekniği ile çözümler geliştirilmiştir. Tutkallama bölgesinde yapılan bazı kimyasal hatların revizyonu yapılmış ve kullanılan ekipmanların da yedeklenmesi sağlanmıştır. Çalışmanın hayata geçirilmesiyle birlikte üretimde aylık ortalama 360 dakika olan duruş süresi 10-15 dakikalara kadar düşürülmüştür. Üretim de aylık ortalama 441 m³ kapasite kazancı sağlanmıştır. Tutkallama bölgesinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ergonomik risk analizinde de %50 den fazla kazanç elde edilerek özellikle iş kazası ve stres faktörleri azaltılmış, iş temposu ise arttırılmıştır.
Mobilya eğitiminde karşılaşılan sorunların üç farklı eğitim programında irdelenmesi (Düzce ili örneği)
Mesleki ve teknik eğitim, ülkelerin ekonomik kalkınmasına ve istihdam politikalarına doğrudan etkileri nedeniyle üzerinde yoğun tartışmaların yaşandığı bir eğitim türüdür. Özellikle ülkemiz gibi genç işgücü potansiyeline sahip ülkelerde mesleki eğitimin önemi çok daha ön plana çıkmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Düzce ili için oldukça önemli bir sektör olan ve çok sayıda kişiye istihdam sağlayan mobilya sektörü üzerine eğitim veren farklı düzeyde (ortaöğretim, önlisans ve lisans) eğitim kurumlarındaki öğrencilerin eğitsel sorunlarının belirlenmesi, gelecek beklentilerinin ve meslek algılarının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışmada, 3 farklı eğitim düzeyinden yani ortaöğretim düzeyinde meslek liselerindeki mobilya ve dekorasyon bölümlerinde okuyan öğrencilerden, önlisans düzeyinde yüksekokullarda yer alan mobilya ve dekorasyon bölümü öğrencilerinden ve lisans düzeyinde de orman endüstri mühendisliği ile ağaç işleri endüstri mühendisliği bölümleri öğrencilerinden veri elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada veri elde etme aracı olarak araştırmacılar tarafından literatüre bağlı kalınarak hazırlanan anketten yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında üç farklı eğitim düzeyinden toplam 247 öğrenciye ulaşılmıştır. Elde edilen veriler irdelendiğinde ilgili bölümlerde ağırlıklı olarak (%89,1) erkek öğrencilerin olduğu belirlenmiştir. Katılımcı öğrencilere göre ilgili bölümleri seçmelerinde en etkili faktör ailelerinin yönlendirmesidir. Eğitim kademesi yükseldikçe öğrencilerin bilgisayar destekli tasarım yapma becerilerinin arttığı ancak üretim becerilerinin azaldığı belirlenmiş ve bu durumlar istatistiksel olarak da ilişkili tespit edilmiştir. Katılımcı öğrencilere göre eğitim kademesi yükseldikçe ders materyallerinde de iyileşmelerin olduğu ancak fiziki alan yetersizliğinin arttığı görülmüştür ve bu durumlarında istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmelerde teorik-pratik uyumun iyi olmamasında eğitim kademesi arttıkça sorunların arttığı belirlenmiştir. Eğitim kademelerine göre mesleki öğrenme noktasında en istekli olan grup önlisans öğrencileri olurken, lise düzeyinde mesleği öğrenme isteği diğer eğitim kademelerine göre en düşüktür. Ancak, lisans ve önlisans düzeyindeki öğrencilere göre mezun oldukları bölümle ilgili bir işte çalışmayı daha yüksek oranda isteyenlerin lisans mezunu oldukları tespit edilmiştir.
Kurumsallaşmanın işletme performansı ve verimliliği üzerine etkileri (Türkiye levha ve mobilya işletmeleri örneği)
Kurumsallaşma; şirketlerde iktisadi, mali, hukuki, idari ve teknik kargaşayı önlemek ve belirsizlikleri gidermek, kalıcı bir şirket kültürü oluşturmak, dolayısıyla da performans geliştirmek için gereklidir. Kurumsallaşma sürecinde şirketlerde yeni bir organizasyon yapısı oluşturulur. Bu yapı içinde yer alan herkesin görevi, yetkileri ve sorumlulukları yazılı olarak belirlenir. Amaçlanmış ve planlanmış bir etkinlik sonucunda elde edilen çıktının nitel ya da nicel olarak belirlenmesi şeklinde tanımlanabilen performans kavramının ölçülmesi, işletme yönetimi için kontrol işlevini yerine getirmede en önemli yardımcı araçtır. İşletmelerin kaynaklarını ne ölçüde etkin kullandığının bir göstergesi olan verimlilik kavramı işletmelerce dikkate alınması gereken en önemli kavramlardandır. İşletmelerde kurumsallaşmanın işletme performansı ve verimliliğine etkilerinin araştırıldığı bu çalışma mobilya ve levha üretimi yapan işletmelerde yapılmıştır. Çalışmada 10 ve daha fazla çalışanı olan 2585 mobilya ve 37 levha toplam 2622 işletmeden 35 farklı şehirde 462'si mobilya, 31'i levha işletmesi olmak üzere toplam 493 işletmeye ulaşılmıştır. Veri elde etme aracı olarak anketten yararlanılmıştır. Literatürde yer alan çalışmalardan yararlanılarak geliştirilen anket formu üç farklı bölüm ve 86 yargıdan oluşturulmuştur. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucunda kurumsallaşmanın işletmelerin performansları ve verimlilikleri üzerinde pozitif yönde katkı yaptığı belirlenmiştir. Performans ve verimlilik noktasında daha iyi olmayı hedefleyen işletmelerin kurumsallaşma alt boyutlarından "şeffaflık ve sorumluluk", "tutarlılık" ve "formalleşme" alt boyutlarına önem vermesi gerektiği tespit edilmiştir. Elde edilen temel sonuçlara göre kurumsallaşmak isteyen işletmelere benzer durumlarda benzer tepkileri verecek şekilde tutarlı olmaları önerilmektedir. İşletmelerde tüm görev, yetki ve sorumlulukların belirlenmesi ve çalışanlar tarafından bilinmesinin kurumsallaşma için gerekli olduğu unutulmamalıdır. Kurumsallaşmak ve bu yolla daha yüksek performans ve verimlilik elde etmek isteyen işletmelerde iyi bir "yönetim-organizasyon" sistemi kurulmalıdır.
Çalışma ofislerinin ergonomik açıdan değerlendirilmesi ve çalışma performansı üzerine etkileri (DÜ akademik ve idari personel örneği)
Günün büyük bir kısmını çalışarak geçirmek zorunda kalan insanoğlu için ergonomi kavramı, hem çalışanın sağlığını korumak hem de daha verimli çalışması için yol ve yöntemler aramaktadır. Yapılan bu çalışma ile Düzce Üniversitesi (DÜ) merkez kampüsünde çalışan akademik ve idari personelin çalışma ofisleri ergonomik açıdan irdelenerek çalışma performanslarına etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, DÜ merkez kampüste çalışan akademik ve idari personelin çalışma ofisleri ve ofis mobilyaları ergonomik açıdan araştırılmış ve gerek fiziksel çevre koşulları gerekse de kullanılan donanımın çalışanlar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında veri elde etme aracı olarak çalışma ofisleri, ofis mobilyaları ve fiziksel çevre koşullarının ergonomik olarak irdelendiği ve literatürde yer alan çalışmalardan yararlanılarak hazırlanmış 25 soru 81 yargıdan oluşan bir anket kullanılmıştır. Nisan 2017-Eylül 2017 dönemleri arasında 316 adet değerlendirilebilir anket elde edilmiş ve bu anketler yardımıyla istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda 14 farklı birimden veri alındığı, %70 oranında erkek katılımcıların olduğu, %85 oranında en az lisans mezunu katılımcıların olduğu, %70 oranında 6 yıl ve daha fazla süredir çalışıldığı, %90 oranında günde 4 saat ve daha fazla sürede bilgisayar kullanıldığı ve %95 oranında her oturumda aralıksız 1 saat ve daha fazla süre bilgisayarda çalışıldığı belirlenmiştir. Katılımcıların %15'inin görev süresince bilgisayar kullanımına bağlı rahatsızlık yaşadıkları tespit edilmiştir. Rahatsızlık geçirenlerin ağırlıklı olarak kas-iskelet sistemi rahatsızlığı geçirdiği görülmüştür. Katılımcıların çalışma ofislerinin ergonomik analizleri sonucunda rahatsız edici faktörlerin olmadığı belirlenmiştir. Ofis ergonomisi hakkında katılımcılar eğitim ve seminerlerle desteklenebilir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği analizleri (İstanbul Avrupa Yakası örneği)
Yapılan işin ağırlığına göre çalışılan ortamlar çalışanların sağlıklarını olumsuz yönde etkileyen faktörlerle doludur. Bu faktörler zaman zaman iş kazalarına veya meslek hastalıklarına neden olmakta, bunun sonucunda da çalışan bireyde bedensel, ruhsal ve sosyal sağlık sorunları ortaya çıkmaktadır. Yapılan bu çalışma ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Avrupa Yakası park bahçe ve yeşil alanlarda çalışanların çalışma koşulları analiz edilmeye çalışılmıştır. Park, bahçe ve yeşil alanlarda yapılan imalat, bakım ve onarım çalışmalarında iş güvenliği açısından ortaya çıkabilecek tehlike ve riskler ile çalışma koşullarına bağlı ortaya çıkan rahatsızlıklar ve bu rahatsızlıklara dönük çözüm önerileri ile çalışma koşularının iyileştirilmesi çalışma kapsamında araştırılmıştır. Çalışma kapsamında veri elde etmek için anketten yararlanılmış ve toplam 207 çalışana ulaşılarak anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların %39'unun 5 yıldan daha fazla iş deneyimine sahip oldukları belirlenmiştir. Katılımcıların %93,2'sinin işe başlarken sağlık muayenesi olduğu %51,7'sinin de bir eğitime tabi tutuldukları saptanmıştır. Katılımcılar en çok bir sağlık sorunu yaşadıklarında işyeri hekimine gittiklerini belirtmişlerdir. Katılımcıların %8,2'sinin iş kazası geçirdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların en çok akşamları ağrı çektikleri ve en çok da bel ağrısı, sırt ağrısı ve ayak ağrısından rahatsızlık yaşadıkları belirlenmiştir. Bu ağrıların oluşmasında etkili olan en önemli faktörün, işle ilgili olarak yapılan zorunlu hareketlerin olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar bu tür ağrılardan kurtulmak için stressiz bir çalışma ortamının oluşturulmasını ve bu ağrıya neden olan faktörlerle ilgili eğitim verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünün kurumsal itibarının odun hammaddesi satın alan müşterilerce algılanmasının analizi
Bu araştırma ile İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nün kurumsal itibarının bazı dış paydaşlarca nasıl değerlendirildiği araştırılmıştır. Çalışma kapsamında belirlenen dış paydaşları odun hammaddesi satın alan müşteriler, izin/irtifak işlemleri ile orman idaresiyle ilişkide olan işletmeler, özel ormancılık büroları, rekreasyon amaçlı kafe, piknik alanı gibi yerleri işleten işletmeler ve belirlenen bazı kamu kurumları ile orman köyleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü ve bağlı 10 devlet orman işletmesi ile ilişkide olan dış paydaşlara yüz yüze anket çalışması yapılarak ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında 512 dış paydaşa ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların %71,5'inin İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü hakkında olumlu düşüncelere sahip oldukları belirlenmiştir. Katılımcıların yaşları ve eğitim seviyeleri arttıkça İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nü daha iyi tanıdıkları, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü ile ilgili daha yüksek oranda olumlu düşüncelere sahip oldukları ve İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü ile ilgili beklentilerinin arttığı belirlenmiştir. İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü tarafından sunulan ürün ve hizmet kalitesinin kurum itibarı üzerinde %80,7 oranında etkili olduğu belirlenmiştir. İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü için oluşturulan kurumsal itibar boyutlarından "Kurumun saygınlığı", "Yapılan sözleşme ve anlaşmalara bağlı olması", "Alanında uzmanlaşmış bir kurum olması", "Hizmet verilen yerlerin temiz ve düzenli olması" ve "Doğal yaşamı korumaya önem vermesi" en fazla tercih edilen yargılardır. "Halkın önemsediği bir kurum olması, "Sektör olanaklarını tanıması ve değerlendirebilmesi", "Yeni iş olanakları yaratması" ve "Kurumda halkla ilişkilerin önemli olması" en az tercih edilen yargılardır.
İş yerlerinde yeniden düzenlemenin verimliliğe etkisi: Bir parke işletmesinde 5S uygulaması
Belirli bir üretim sürecine sahip işletmelerde yarı mamul ya da ürün verimini, kalitesini ve elde edilen karı arttırmak, günümüz koşullarında küçük yatırımlarla ulaşılamayacak kadar zordur. Pazarda rekabet edenlerin ve pazarda pay sahibi olanların arasına girmek için işletmeler, talep edene minimum fiyatla, istediği zamanda, yüksek kalitede, en az yatırımla hizmet ya da ürün sunma çabası içerisine girmişlerdir. Bu nedenlerle işletmelerde daha verimli çalışmak için yalın üretim teknikleri üzerinde çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Yalın üretimin felsefesi ile minimum maliyet ve minimum stok ortaya çıkmakta, yüksek kalitede ve hızlı üretim ile israflar önlenebilmektedir. Yalın üretim tekniklerinden olan 5S uygulaması, orman ürünleri sanayisinin bir alt dalı olan lamine parke işletmesinde gerçekleşmiştir. Bu çalışma ile 5S tekniği uygulanarak, işletmenin yeniden düzenlenmesi sağlanarak verimliliğe olumlu ya da olumsuz sonuçlarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında parke üretiminde önemli bir yer alan tasnif bölümünde uygulamalar yapılmıştır. Çalışmada öncelikle 5S tekniği uygulamasının öncesi kayıt edilmiş, uygulamada 5S uygulamasının nasıl yapıldığı adım adım açıklanmış ve 5S tekniği sonrasında elde edilen sonuçlar ilk sonuçlarla kıyaslanmıştır. Çalışma sonucunda 5S tekniği ile %20 oranında iş gücü kazanımı elde edilmiştir. Yine çalışma sonucunda 5S tekniği uygulanması ile 17 dakika olan temizlik işleminin 10 dakikaya düşürüldüğü belirlenmiştir. Uygulama sonucu son 2 yılda ortalama ürün metrajında 5S tekniği sonucunda %38,4 oranında artış gözlenmiştir. Anahtar sözcükler: Orman ürünleri sanayi, parke, yalın üretim, 5S.
Orman ürünleri endüstrisinde örgütsel çatışmanın öncülleri ve sonuçları (Bolu, Düzce ve Bartın ili örneği)
Hem iş hayatında hem de sosyal hayatta varlığını önemli derecede hissettiğimiz bir kavram olarak tanımlanan çatışma, özelliklerde örgütlerde üzerinde durulması ve irdelenmesi gereken bir konudur. Çalışma kapsamında Bolu, Düzce ve Bartın illerinde faaliyette bulunan orman ürünleri sanayi işletmelerinde çalışanların yaşadıkları örgütsel çatışmanın performans ve verimliliği üzerine etkileri araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma esnasında Bolu, Düzce ve Bartın illeri Ticaret ve Sanayi Odalarına üye ve çalışan sayısı 10 ve daha fazla olan 173 işletme ve toplam 4345 çalışan, çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Çalışma kapsamında da toplam değerlendirilebilir 280 anket üzerinden istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma kapsamında veri elde etmek için 5 kısım, 13 farklı soru ve 61 yargıdan oluşan anket formundan yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda işletmede çalışanların pozisyonları ile tutum ölçekleri arasında istatistiksel olarak farklılıklar tespit edilmiştir. Yönetici konumunda olanların daha yüksek oranda ölçeklere olumlu katıldıkları belirlenmiştir. Mesleki deneyim açısından da 5 yıl ve daha az çalışanların tutum ölçeği 2'ye daha düşük oranda katılım gösterdikleri belirlenmiştir.
Kurumsallaşma yolundaki küçük ve orta ölçekli işletmelerin modern yönetim tekniklerine yaklaşımları (İç Anadolu Bölgesi Orman Ürünleri Sanayi İşletmeleri örneği)
Bu araştırmanın amacı; küreselleşme sonucunda daha da artan rekabet ortamında orman ürünleri sanayi işletmelerinin rekabet üstünlüğü sağlayabilmeleri için modern yönetim tekniklerine ve kurumsallaşma kavramına ne kadar önem verdiklerini belirlenmeye çalışmaktır. Bunun için de işletmelerde uygulanan modern yönetim tekniklerinin işletmelerce uygulanmasında karşılaşılan sorunların neler olduğu, modern yönetim tekniklerinin uygulanmasının işletmelere sağladığı fayda ve sakıncaların neler olduğu ve kurumsallaşma ve modern yönetim teknikleri uygulamasında karşılaşılan engellerin neler olduğu çalışma kapsamında irdelenmiştir. Çalışma İç Anadolu Bölgesinde yer alan orman ürünleri sanayi işletmeleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 10 ve daha fazla çalışanı olan 657 orman ürünleri ve mobilya işletmeleri çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmada veri elde etme aracı olarak anketten yararlanılmış olup, çalışma kapsamında 395 işletmede anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda ankete katılan küçük ve orta ölçekli işletmelerde modern yönetim tekniklerini uygulama konusunda yetersiz kaldıkları, süreç iyileştirme metotlarının uygulanması konusunda da ortalama düzeyde oldukları tespit edilmiştir. Bu sonuca ulaşılmasında personele karşı güven eksikliğinin etkili olduğu belirlenmiştir.