Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Kovancı

14 theses · İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

ERP sistemleri ve SAP finansallar modülü incelemesi ve bir medya şirketinde uygulanması

ERP (Enterprise Resource Planning), Türkçe tabiriyle Kurumsal Kaynak Planlama, iş dünyasının hemen hemen tüm çalışanları arasında, her gün kullanılan sözcükler arasında yerini almıştır. Her ne kadar iş dünyası bu kavramla her gün karşılaşsa da akademik alanda ciddi bir boşluk olduğu, tatmin edici, yönlendirici bilgilerin yeterli olmadığı görülmektedir. Daha önce yapılan ERP tezleri incelendiğinde; genel kavramların güzel işlendiğini, firmalara kısmen yol gösterebileceğini, fakat gelişen yöntem ve karşılaşılan yeni problemler sebebiyle, bu hususların da ele alınması gerektiği gözlenmiştir. Bu çalışma dört başlık altında derlenmiştir. Birinci kısımda; ERP nedir, özellikleri, fonksiyonları, avantaj ve dezavantajları gibi sorular cevaplanmaya çalışılmıştır. İkinci kısımda; ERP uygulamaları ve ERP kurmaya götüren sebepler, bu süreçte dikkat edilecek hususlar, yapılan hatalar ve ülkemizde ki durum ele alınmıştır. Üçüncü kısımda; Türkiye de tercih edilen SAP, Dynamics AX, Logo yazılımları ve bunları kullanan şirketler incelenmiştir. Dördüncü kısımda; Bir medya şirketinde, SAP uygulama sürecinde yer alan Finansal Süreçlerin analizi ve kavramsal tasarımı ele alınmıştır. Günümüzde maliyeti milyon TL'lere ulaşan ve başarı oranı düşük olan, bu yazılımlarla alakalı daha birçok çalışmanın yapılması gerekmektedir. Çalışma esnasında; bu hassasiyeti göz önünde bulundurarak, sektörde tecrübe edinilen can alıcı noktalar, daha sistem arayış aşamasında dahi, firmalara kılavuzluk edecek şekilde hazırlanmaya çalışılmıştır. Bu yönüyle çalışmanın alanında özgün bir araştırma kaynağı olduğu düşünülmektedir. Firmalar ve Kurumlar bu çalışmadan istifade ederek, ERP'ye ihtiyaç duyup duymadıklarını analiz edebilecekler ve uygulama süreçlerinde olası karşılaşılacak hataların üstesinden gelebileceklerdir.

Kurumsal kaynak planlamasıMedya işletmeleriSAP
Mehmet Akif Ak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de GSM sektörü ve rekabet stratejileri

İletişim sektörünün en büyük alt sektörü olan telekomünikasyon sektöründeki teknolojik gelişmeler, yayılan bilginin miktarını ve hızını artırmıştır. Bu açıdan, sosyal bir yararı olan telekomünikasyon sektörü, ülke ekonomisinin en önemli altyapı bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Türkiye'de halihazırda faaliyet gösteren üç GSM operatörü vardır. Bunlar Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone'dur. Piyasa yapısından, operatörlerin uyguladığı yoğun talep ve stratejilerden kaynaklanan büyük bir rekabet kaçınılmaz olmuştur. Hizmet kalitesi kavramı, rekabetçi ve yoğun ekonomilerde faaliyetlerini sürdürmek isteyen ve pazarda kalarak rekabeti yönlendirmeye çalışan işletmeler için vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir. Yenilenen hizmet sektöründeki hizmetlere olan artan talep, şirketleri değişime ayak uydurmaya zorlamaktadır. Bugün itibari ile Türkiye'deki GSM Operatörü kullanıcı sayısı yaklaşık 65 milyona ulaştığından GSM sektöründe yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. GSM şirketlerinin mevcut müşterilerini ayakta tutabilmeleri, rekabette ayakta kalabilmeleri ve yeni müşteriler kazanabilmeleri hizmet kalitesini arttırmaktan geçmektedir.

GSM operatörleriGSM sektörüRekabet+3
Zafer Demir
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankacılığının Türkiye ekonomisine etkileri; 2015-2018 yılları arası

Günümüzde katılım bankacılığı, İslami kurallar dâhilinde bankacılık çalışmalarını faizsiz bir şekilde yürüten kuruluşlardır. İslami finans, muhtelif mali çalışmalarını İslam dini anlayışları dâhilinde yürüten bir sistem olarak açıklanmaktadır. İslam dininde faizin haram olarak görülmesi neticesinde seçenek olarak kabul edilen anlayıştır. Faize karşı parasını evde saklayan fertlerin, para piyasası dışına çıkarak kullanılmayan paralarını ekonomiye kazandırarak ülkenin gelişmesine katkı sağlamak katılım bankacılığının esas amacıdır. Katılım Bankaları gerçek ekonomiyi para veya kredi yoluyla destekleyerek, parasal kesimde çalışma yapan bankalardır. Türkiye'de faaliyetlerini sürdürmekte olan, kamu ve özel sermayeli olmak üzere 5 adet katılım bankası bulunmaktadır. Bu bankaların 2'si kamu sermayeli, 3'ü ise özel sermayeli bankadır. Bu çalışmada katılım bankacılığının 2015-2018 yılları arasında Türkiye ekonomisine etkileri incelenmiştir. Katılım bankacılığının, ortaya çıkmasından bu yana geçen sürede ekonomiye olan katkıları düşünüldüğünde gelişim göstermesinin devam edeceği görülmektedir. Kararlı bir şekilde büyümenin devam etmesi personel sayısının artırılması ve şubeleşmeyle gerçekleşecektir. Sonuç olarak; geleneksel bankalara göre oransal olarak daha hızlı bir büyüme trendi içinde olan katılım bankacılığı, kurulduğu günden bu yana hızlı bir şekilde yayılmakta ve finansal sistem içindeki payları Türkiye'de ve diğer dünya ülkelerinde gün geçtikçe artış göstermektedir.

BankacılıkBankacılık sistemiEkonomik etki+2
İsmail Yenice
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklara yönelik yürütülen sosyal sorumluluk projelerinin kurumsal itibara etkisi üzerine bir araştırma

Şirketler için olumlu itibarı, iş dünyasının toplum ve diğer paydaş grupları tarafından iyi ve saygın olarak algılanmasında çok önemlidir. Öte yandan, kurumsal sosyal sorumluluk, sadece işletmeler için yasal yükümlülükleri yerine getirmekle kalmamakta, aynı zamanda insan sermayesine, fiziksel çevreye ve diğer paydaşlara daha fazla yatırım yapmak için bunun ötesine geçmek anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Türkiye 'de "Çocuklara Yönelik Sosyal Sorumluluğun Kurumsal İtibar ve Etkisi" konulu bir çalışma gerçekleştirilmiştir."Çalışmamızın ana amacı; Bu çalışmanın amacı, benzer alanlarda bulunan sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin kurumsal itibarına katkısını göstermektir. Araştırmanın birinci bölümünde kurumsal itibar ve KSS üzerinde durulmuş, ikinci bölümde ise KSS Projeleri ve kapsamları bakımından incelenmiştir. Son bölümde çocuklara yönelik yürütülen sosyal sorumluluk projelerinin kurumsal itibara etkisi üzerine hazırlanan anket SPSS programında analiz edilmiştir.

Kurumsal itibarProjelerSorumluluk+3
Aslan Oğlakcı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşçi sağlığı ve güvenliği uygulamalarının inşaat sektörüne kazandırdıkları üzerine bir araştırma

İş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmanın yolu, kabul görmüş bilimsel araştırmalara dayalı, güvenlik önlemlerinin saptanması ve uygulanması doğrultusundaki çalışmalar, güncel ve en ileri iş güvenliği yönetim, uygulama ve takip sistemleridir. Bilindiği üzere ülkemizde en çok ölümle sonuçlanan iş kazası inşaat sektöründe olup, kaza ve meslek hastalığı sayılarında da inşaat sektörü ilk sıralarda yer almaktadır. İnşaat sektörü doğası itibari ile diğer sektörlerin çoğundan daha fazla risk taşımaktadır. Yakın zamana kadar iş güvenliği konusunda ciddi bir atılım yapılmayan ülkemizde de durum benzerdir. Böylesine önemli ve Türkiye ekonomisinin temel taşlarından olan inşaat sektöründe, iş kazalarının sayısını azaltmak için gelişmiş ülkelerde uygulanan işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetimi ve diğer tüm sektörlerde olduğu gibi inşaat sektöründe de uygulanması gerekmektedir.

GüvenlikMeslek hastalıklarıİnşaat+3
Nur Tuncer
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Katılımcı algılarının kongre turizminin geliştirilmesine etkileri; Antalya ilinde bir araştırma

Araştırmanın amacı kongre katılımcılarının tercihleri, beklenti ve tatminlerinin değerlendirilmesi ile kongre turizminin geliştirilmesine yönelik öneriler geliştirilmesidir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 21-24 Şubat 2019 tarihleri arasında Antalya ilinde düzenlenen Pediatrik Probiyotik Prebiyotik kongresinin katılımcılarıdır. Araştırmanın önemli sonuçları arasında Katılımcıları kongre Tercihleri ile Beklenti Tatmini arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Bunun yanı sıra kongre tercihleri katılımcıların kongreye yönelik beklenti tatminini pozitif yönde orta şiddette etkilediği görülmüştür. Kongre katılımcılarının unvan değişkeni bakımından maddi maliyet boyutunda anlamlı farklılık görülmüş olup profesör olan katılımcıların puanı araştırma görevlisi katılımcılara göre daha yüksektir.

AlgıAlgıAntalya+3
Ender Eminoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmetkar liderlik; Turizm sektöründe bir araştırma

Hizmetkar Liderlik modeli, Sosyal Bilimlerde, İşletme Bölümünün altında Yönetim ve Organizasyon 'un temelini oluşturan Lider ve liderlik kavramları, Liderlik çeşitleri, liderlik teorileri yaklaşımları, Modern yaklaşımlarının uzantısında incelenerek ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı Turizm sektörü çalışanlarında Hizmetkar Liderlik Modelinin bilinirliği ve düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırma Antalya Bölgesinde bulunan üç ayrı beş yıldızlı otellerde çalışan personelin gönüllü katılımı ile 319 kişiye yapılmıştır. Geçerli Anket sayısı 301 'dir. Araştırmada elde edilen verilerin toplanması için iki bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan anket formunun birinci bölümünde katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesi için 4 adet soruya ek olarak turizm sektöründeki çalışma süresi, çalıştığı departman, liderlik ile ilgili bir eğitim veya toplantıya katılma durumu, hizmetkar liderlik hakkında bilgisi olması soruları sorulmuştur. Anketin ikinci bölümünde katılımcıların Hizmetkâr Liderlik düzeylerini belirlemek için beşli likert tipli ölçek sunulmuştur. Araştırma sonucunda Hizmetkâr Liderlik Algıları ile İlgili İfadelere Bağlı Ortalama ve Standart Sapma Değerleri incelendiğinde, Hizmetkar Liderlik algılarının eğitime göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda Hizmetkar Liderliğin bilinirliği ve bunun geliştirilerek rol model Liderlik olmasına katkı sağlanmaya çalışılmıştır.

Hizmetkar liderlikKonaklama tesisleriLiderlik+3
Evrim Kaya
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları işe alım süreci: Bankacılık sektörü uygulamaları üzerine bir araştırma

Rekabet ve teknolojik gelişmelerinin artışları sonucunda ortaya çıkan günümüz dünyasında işletmeler politikalarının ve devamlılıklarının sürdürülebilirliği açısından mutlak surette değişimler göstermek zorundadır. Bu nedenledir ki, öncelikli değişim işletmelerin temel gücü olan çalışan unsuru üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla insan kaynakları yönetimi hususu bu yönüyle işletmelerin önemle planlaması ve uygulaması gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan kaynakları yönetim mantığının temel amacı, işe alım sürecinde işe uygun adayın sistematik olarak belirlenmesi ile işletmelerin devamlılığını sağlamaktır. Bu nedenle, işe alım süreçlerinin iyi analiz edilmesi ve kurumun hedeflerine uygun yöntemlerin uygulanabilmesi büyük önem arz etmektedir. Söz konusu uygulamaların etkinliğinin maksimum düzeyde sağlanabilmesi ancak ve ancak insan kaynakları yönetimindeki yenilik ve değişiklikleri takip etmekle mümkün olabilecektir. Bununla birlikte, işe alım sürecinin devamı niteliğinde olan ve şirketin verimliliği hususunda büyük önem arz eden bir başka konu ise seçilen personeli işe alıştırma sürecidir. Söz konusu alan işe alım süreci ile bir bütün olarak düşünülebilecek olsa da başlı başına önem arz eden bir unsurdur. Bu çalışma, insan kaynakları yönetimi özelinde işe alım süreçlerinin detaylarını araştırmak, söz konusu bulguların bankacılık sektöründeki uygulamalara yansımasını incelemek ve öneriler geliştirmek adına yapılmıştır

BankacılıkBankacılık sektörüBankalar+3
Hatice Akyol
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal ön yargılar ve finansın işletmelerin finansal kararlarına etkisi

Kurumsal firmaların devamlılığı sağlayabilmek, büyümek, gelişmek ve kar oranını en üst seviyeye çıkarabilmek amacıyla almış oldukları kararlar en önemli yönetim kalemlerinden biridir. Buna bağlı olarak bu çalışmada, işletmelerde finansal karar verme süreçlerinde davranışsal, psikolojik ön yargıların yani sezgi, hislerin ve geleneksel finans kavramının yatırımcılar üzerindeki etkisini ve bunun sonucunda firmaların vermiş oldukları kararları ne ölçüde etkilediği, yatırımcıların bu sonuçlar karşısındaki eğilimlerini, tutumlarını incelemeyi ve bununla birlikte firmaların finansal karar süreçlerini etkileyen psikolojik ve davranışsal eğilimleri meydana çıkarmak ve bu eğilimlerin alınan finansal kararları nasıl etkilediğini analiz etmeyi hedeflemektedir. Davranışsal ön yargılar ve finans kavramlarının, işletmelerin finansal kararlarına etkisini konu alan bu araştırmada deneysel uygulama anket yöntemidir.Araştırmanın birinci bölümünde, finans ve finansal yönetim kavramları,finansal yatırımlarda karar modelleri,yatırımcı davranışını temel alan modeller,yatırımcı kararına etki eden ön yargılar ,davranışsal ön yargıların işletmelerin finansal kararlarına etkileri kavramlarının literatür taraması yapılıp detaylı bir şekilde açıklanmıştır.Araştırmanın ikinci bölümünde, davranışsal ön yargılar ve finans kavramlarının, finansal kararları ne ölçüde etkilediği anket uygulama yöntemi ile analiz edilmiş, ilişki meydana çıkarılmıştır.

Davranışsal finansFinansal kararlarÖnyargı+1
Ayten Ok
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanları ile öğretmenlerin sağlık okuryazar düzeylerinin karşılaştırılması üzerine bir araştırma

Sağlık okuryazarlığı, toplumun sağlık hizmetinden yararlanabilmesi, yararlanırken uygulaması gereken adımları, tedavi olduktan sonra iyi halin korunabilmesi, günlük yaşantısını devam ettirirken veya özellikle salgın dönemlerinde sağlık tedbirleri için uyulması gereken kurallara riayet edilebilmesidir. Toplumda sağlık okuryazarlığı COVID döneminde yaşanan dalga dalga salgınlar nedeniyle izolasyon tedbirlerine uyulmaması, bulaşın kontrol altına alınamaması bize sağlık okuryazarlığının ne durumda olduğunu sorgulatmaktadır. Toplumun sağlık okuryazarlığını ölçmek tabi ki elimizdeki kısıtlar nedeniyle zor olmaktadır. Denek gruplar aracılığı ile genelleme yapılarak anket aracılığı ile iki grup belirlenmiştir. Denek gruplar belirlenirken ise, eğitim düzeyi yüksek ve birbirine yakın iki grup belirlenmiştir. Toplumun genel sağlık sorunu olduğunda ilk başvuracakları veya soru sorabilecekleri grup sağlık çalışanlarıdır. Diğer grup ise, ilkokuldan başlayan kariyer hayatında daima yanımızda olan ve yol gösteren öğretmenlerdir. Sağlık çalışanları sektörün içinde olması, hastalar ile direkt iletişim halinde olmaları, sağlık eğitimi almış olmaları gibi nedenlerle, Öğretmenlerin ise, sağlık dersleri ile güncel bilgileri takip etmeleri nedeniyle hem birbirleri hem de kendi branş, yaş, cinsiyet, gelir gider durumu ve sosyal güvencelerine göre sağlık okuryazar düzeyi farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitekim kamu kurumlarında sağlık çalışanları ve öğretmenler olarak görev yapmakta olan 807 kişinin katılım sağladığı 39 sorudan ve 2 bölümden oluşan beşli likert ölçeğinin kullanıldığı anket ile sorular yöneltilmiştir. SPSS programı kullanılarak güvenilirlik, faktör ve regresyon analizleri yapılarak sağlık okuryazar düzeyinin branşlara göre, cinsiyetlere göre, gelir düzeyine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşlara göre ise, öğretmenler genelinde yaşın artması ile negatif yönlü ve düşük kuvvetli ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır.

Esra Erdoğmuş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık yönetimi sürdürülebilirliğinin temel taşı sağlık profesyonellerinin COVID-19 pandemisi ve sektörde yükselen dijital dönüşümden etkilenme boyutları: Bir pandemi hastanesi örneği

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi son yüzyılın en büyük salgın hastalığıdır. Sosyal hayatı büyük ölçüde etkileyen salgının, insan sağlığının yanı sıra psikolojisi ile de yakından ilişkili olabileceği göz önüne alınarak, pandemi ile mücadelede ön saflarda yer alan sağlık profesyonellerinin etkilenme düzeyleri bu çerçevede analiz edilmiştir. Koronavirüs salgınının beraberinde getirdiği yenilenme rüzgarının kaçınılmaz bir sonucu olarak görülen ve bu süreçte ivme kazanan dijital dönüşüm kavramı ayrıca ele alınmış sürecin sağlık sistemi üzerinde oluşturduğu tüm değişikliklerin, sağlık profesyonelleri perspektifinden nasıl karşılandığı ve bu bakış açısının akılcı dönüşümün gelişimi üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın temel amacı COVID-19 pandemi dönemi ve dijital sağlık teknolojilerine geçişin sağlık personellerini ne derece ve ne yönde etkilediği ile sektörde yükselen akılcı uygulamaların nasıl benimsendiğini ve gelişimini araştırmaktır. Bu kapsamda, COVID-19 pandemisi ve sağlık sektöründeki dijitalleşme süreci bağımsız değişken olarak ele alınmış ve sağlık personelleri üzerindeki etkileri ve yeni teknolojileri karşılama biçimi deneysel olarak incelenmek istenmiştir. Araştırmada 2023 yılında Osmaniye İli Osmaniye Devlet Hastanesinde görev yapan 1000 kadar sağlık personelinden toplanan anketlerden, cevaplanan 284 anket değerlendirmeye alınmıştır. Toplanan veriler, SPSS programı kullanarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda COVID-19 Pandemisinin sağlık personellerinde fiziksel ve ruhsal olarak olumsuz yönde ve doğrudan etkili olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca Dijitalleşmeye olan direnç gözlenmeye çalışılmıştır. Pandemi sürecinde birçok sağlık personelinin enfekte olduğu ve hatta hayatını kaybettiği bir gerçektir. Yine salgının bir sonucu olarak depresyon, anksiyete, tükenmişlik ve yıpranma gibi davranış bozulmalarının sağlık personeli psikolojisinde öne çıkan kavramlar olarak göze çarpmaktadır. Salgın ve kriz dönemlerinde; sağlık hizmetlerinin yönetimi, sürdürülebilirliği ve toplumun temel sağlık hizmetlerine erişimi sağlık personellerinin korunması ile mümkündür. Sağlık personellerinin pandemi döneminde ne yaşadığını anlamak veya hangi zararlara uğrayabileceğini ortaya koymak, önemlidir ve bu gerçekleştiğinde sağlık yöneticilerine salgınla etkili mücadelede nasıl davranacağı, hangi önlemleri alması gerektiği ve olası risklere dair önemli bir rehberlik sunacağı düşünülmektedir. Ayrıca bu araştırmayla; COVID-19 pandemisi ile dijitalleşmenin sağlık sektöründe hız kazandığı sağlık profesyonellerinin sürece tepkileri ve etkilenmeleri incelenmiştir. Sağlık profesyonellerinin dijital dönüşümü değerlendirme biçimi, nasıl karşıladığı, faydalı mı yoksa hizmet sunumunda engel mi teşkil ettiği anlaşılmak istenmektedir. Sağlık sektöründe dijital dönüşüme entegrasyonun olabildiğince güçlü olması insan kaynağının tam uyumu ve yetkinliği ile gerçekleşebilir. Tüm personelin teknolojik gelişmelere açık ve istekli olması dönüşümün temelini oluşturduğu ve pozitif geri bildirimleri beraberinde getireceği varsayılmaktadır. Teknolojiye dair ön yargılar, bilgisizlik, yeniliğe direnme ve Türk toplumunun geleneksel yapısının, sosyo-politik tutumunun bilgi ve enformasyon sistemlerinin gelişiminde en büyük engel olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmanın kısıtı ise Türkiye'de sadece bir pandemi hastanesinde görev yapan sağlık personelleri örneğine dayanması ve ülkedeki bütün sağlık personellerini temsil etmek için 284 sayısının büyük ölçüde yetersiz kalmasıdır, daha geniş bir örneklem üzerinde araştırma gerçekleştirilmesi önerilir. Muhtemel bir siber saldırı ile karşı karşıya kalındığında dijital ortamda saklanan verilerin hangi düzeyde güvende olabileceği endişe yaratmaktadır.

Semiha Kara
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının liderlik ve otorite algısı: Bingöl kamu sağlık kurumlarında bir araştırma

Araştırmanın amacı sağlık çalışanlarının liderlik ve otorite algısının Bingöl kamu sağlık kurumları örneğinde incelenmesidir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modeli kapsamında anket formu ile veriler toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Bingöl Devlet Hastanesi ve Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde görev alan sağlık personeli oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örneklem kapsamında 300 sağlık personeline ulaşılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan 7 soruluk sosyo-demografik özellikler formu, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği ve Otorite Tercih Ölçeği Kullanılmıştır. Araştırmada veri analizi SPSS 21 paket programında yapılmıştır. Liderlik ve otorite ilişkisine yönelik bulgular incelenmiştir. Buna göre dönüşümcü liderlik ve serbest bırakıcı liderlik ile otorite arasında anlamlı ilişki mevcut değildir. Bununla beraber geleneksel liderlik ile otorite algısı arasında anlamlı ilişki mevcuttur. İlişkinin yönü negatif yönlüdür. Geleneksel liderlik ve otorite arasında anlamlı ve negatif yönlü ilişki vardır.

Aygül Güncegörü
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında personel devir hızını artıran temel nedenler: Hemşireler üzerine bir araştırma

Hemşireler sağlık çalışanlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadırlar. Yaşlanan nüfus, yaşam sürelerinin artması, bulaşıcı olan ve olmayan hastalıkların artması, hastane ve sağlık kuruluşlarının sayılarının giderek artması ile hemşireye olan ihtiyaç da doğru orantılı olarak artış göstermektedir. Fakat Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 15 milyon sağlık çalışanının eksikliğini öngörmesiyle birlikte hemşirelerin bazı nedenlerden dolayı işten ayrıldıkları görülmektedir. Bu çalışmada hemşirelerin işten ayrılma niyetlerini etkileyen nedenleri belirlemek ve hemşirelerin iş doyumu, iş yükü, iş stresi ve iş ortamının işten ayrılma niyetlerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. İstanbul' un Anadolu Yakası'ndaki iş gücü çok ve yoğun olan dört sağlık grubu özel hastanede çalışan, gönül esasına bağlı olarak ve araştırmaya onam veren 310 hemşire ile çalışma yapılmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyumu Ölçeği, Revize Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği ve Genel İş Stres Ölçeği ile veriler toplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik dağılım, ortalama, standart sapma, Cronbach's Alpha, Pearson Korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılmıştır. Çalışmada iş doyumu, iş yükü, iş stresi düzeylerinin orta düzeyde, personel devir oranlarının orta düzeyde ve iş stresi düzeylerinin ise düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. İş yükünün ve stresin, devir oranını istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilediği, iş doyumunun ve çalışma şartları ve koşullarının ise devir oranını istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Hemşirelerin işten ayrılma oranlarını azaltmak için; personel sayısının artırılmasının kaçınılmaz bir gerçek olması ile birlikte, hasta bakımı için kişi başına düşen hasta sayısının azaltılması ve hemşirelerin hastaya bakım verme süreci dışındaki işlerinin azaltılması gerektiği düşünülmektedir. Çalışma şartları ve olanaklarının iyileştirilmesinin, ücretlerin yükseltilmesinin, adaletli bir ücret politikasının izlenmesinin ve motive edici faaliyetlerin artırılmasının hemşirelerin işten ayrılma niyetleri üzerinde önemli bir etkisinin olacağı öngörülmektedir.

Dilek Kayıkcı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Expatların kültürel zekalarının örgüt performansı üzerindeki etkisi

Artan küreselleşme ve hızla gelişen teknoloji sayesinde kuruluşlarda çok kültürlü ortamlar oldukça yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Küresel duvarların yıkılması ile çok kültürlü ortamların birçok kuruluş için oldukça faydası varken bazılarında ise büyük zorluklara sebebiyet verebilmektedir. Bu büyük şirketlerin karşılaştığı zorluklardan birisi de çok kültürlü ortamları etkin bir şekilde yönetmektir. Kuruluşlar için oldukça zor olan bu çok kültürlü ortamı yönetme konusunda kültürel zekâ kavramı dikkat çekmektedir. Kuruluşlar için oldukça önemli kavramlardan birisi olan kültürel zekâ kavramı, kültürler arası bağlamlarda çalışan kuruluşların liderlerinin bu tür ortamlarda etkili iletişim kurabilmeleri için gerekli olan önemli bir sosyal beceridir. Bu kapsamda örgütsel yapı, bir kuruluşta bu tür becerilerin geliştirilmesinde ve teşvik edilmesinde etkin bir rol oynadığı görülmektedir. Dolayısıyla bu kuruluşlarda çalışan expatlar, kültürel bilgi eksikliği ve yabancı kültüre uyum sağlamadaki güçlükler nedeniyle zorlayıcı bir görev olan farklı kültürlerden oluşan bir ortamda çalışmaktadırlar. Bu durum ise onların örgütsel performanslarını etkileyebilmektedir. Özellikle ülkemizde faaliyet gösteren Türk Hava Yolları ve Unilever gibi büyük firmalarda expatlar daha fazla olabilmektedir. Bu nedenle, bu çalışma expatların kültürel zekâlarının örgütsel performans üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Yapılan çalışma sonucunda expatların kültürel zekalarının örgütsel performans üzerindeki etkisi incelenmiştir. Analiz sonucuna göre ana hipotez kabul edilirken bazı alt hipotezler ise reddedilmiştir.

Sefa Karakelle
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors