Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Başak Varli Bingöl
17 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi
Nano silikanın çimentonun kısmi ikamesi olarak betonun özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Beton, günümüzde farklı alanlarda, binalarda taşıyıcı ve dekoratif amaçlı kullanılan çok önemli bir yapı malzemesidir. Malzeme teknolojisindeki gelişmeler, binaların yapımında şekil, boyut ve tamamlanma hızı açısından uygun malzemelerin seçilmesine yansıyan geniş bir kullanım alanı sağlamaktadır. Beton, dünyada sudan sonra en çok kullanılan malzemedir. Faydaları ne kadar çok ise gezegenimize ve insan sağlığına zararları da o nispette büyüktür. Bu nedenle betona eklenen katkı maddeleri sayesinde binaların ve diğer yapıların ihtiyaç duyduğu amaçlara, gereksinimlere uygun yeni özellikler kazanmakta, çevreye ve doğaya daha az CO2 salınımı yapmaktadır. Taze betona veya sertleşmiş betona belirli özellikler kazandırmak için çok küçük miktarlarda maddeler eklenmektedir. Bu çalışmada betona nano silikayı eklenerek betonun kazandığı özellikler ve betona etkisi incelenmiştir. Çalışmada, betonda çimentonun kısmi ikamesi (%0,5, %1,5 ve %2,5) üç farklı oranda nano silika kullanılmış ve ortaya çıkardığı etki hakkında araştırmalar yapılmıştır. Farklı oranlardaki nano silika içeren beton üzerinde çökme, hava boşluğu, Schmidt hammer çekici, basınç dayanımı, yarma dayanımı, eğilme dayanımı ve su emme ile ilgili deneyler uygulanmıştır. Bütün deneylerin sonuçlarına göre farklı oranlarda kullanılan nano silika karışımları betonun özelliğini açıkça etkilemiştir ve betonu en çok etkileyen oran ise %2,5 ortalama ile numune yaşının 28 günlük olduğu durumdur.
Raylı sistemlerde servis gecikme analizi
Demiryolu altyapısı, üstyapısı, tasarımı ve yapımı demiryolu sektörünün en önemli konuları arasındadır. Hız artışıyla beraber, altyapıya iletilen dinamik yükler de arttığından, yolda meydana gelen kalıcı yer ve şekil değiştirmeler, yolun düşey ve yatay geometrisinde bozulmalara, dolayısıyla yol ve araçlara gelen etkilerin daha da artarak, konfor ve güvenlik değerlerinin düşmesine neden olmuştur. Bundan dolayı, demiryollarının yapılacağı alanlarda gerekli altyapı ve üstyapı özelliklerinin duyarlılıkla saptanması ve ekonomik olarak uzun süre hizmet verebilecek bir yapı ortaya konması gerekir. Bu çalışmada, Ankara M1-M2-M3-M4 metro hatlarının 1998-2021 yıllarının sonuna kadar yıllar ve aylar bazında taşınan yolcu sayıları, toplam sefer sayıları ve şekilleri çıkarılarak karşılaştırma yapılmış olup, 2020-2021 M1-M2-M3-M4 metro hatları aylar bazında elde edilen veriler sonucu 2020 ile 2021 yıllarında toplam biniş tipi yolcu sayısı ve toplam kazanç hesaplanmıştır. Bu tez çalışmasında demiryolu üstyapısı ve altyapısı için yapılması gereken çalışmalar ve alınması gereken önlemler yer almıştır. Çalışma sunulurken, üstyapıya gelen etkiler ve üstyapıyı oluşturan bileşenler, altyapının üzerine inşa edileceği taban zemini ve günümüzde demiryollarının ülkemizde kullanımı hakkında bilgi verilmiştir. Tüm bu çalışmalar neticesinde raylı sistemlerde servis gecikme analizini yapmak için İki Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yöntemi kullanılmıştır. Bu tezde excel ve word yazılımlarından yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler şekil ve çizelgelerle aktarılmaya çalışılmıştır. Elde edilen verilerin karşılaştırılması yapılmıştır.
Precipitation impact assessment on fill staibility
This thesis centers on investigating the intricate interplay among rainfall intensity, soil types, and embankment slopes, and how these factors collectively influence the stability of embankments. A physical model served as the primary tool for quantifying and visually depicting the failure mechanisms associated with embankment destabilization. A comprehensive series of twenty-seven laboratory experiments were meticulously conducted, categorized into nine distinct models, each representing a unique experimental group. The initial three experimental groups corresponded to embankment models characterized by varying slope ratios: 1:3, 1:2.25, and 1:1.5. Within each of these groups, a triad of distinct rainfall intensities (34 mm/hr, 42 mm/hr, and 53 mm/hr) were considered. Simultaneously, three different soil types—namely, poorly graded sand, clayey sand, and poorly graded sand with silt—were incorporated in a sequential manner, aligning with the nine experimental configurations. To corroborate the empirical findings, a numerical simulation was crafted utilizing the finite element method. The SEEP/W and SLOPE/W programs were employed to validate and compare the experimental outcomes against the simulated results. Impressively, the laboratory findings and the simulation data exhibited a commendable degree of concurrence, affirming the robustness of the experimental approach and its compatibility with numerical modeling techniques. The discerned patterns from the amalgamation of experimental and numerical results underscore the pivotal role of rainfall intensity. Specifically, the outcomes underscore that lower rainfall intensities yield diminished seepage across various slopes. Moreover, such conditions are conducive to the attainment of higher factors of safety across diverse soil types and embankment slopes. Detailed insights from the results highlight intriguing trends within the specific slope ratios of 1:3 and 1:2.25. It is evident that the poorly graded sand soil type exhibits the most substantial variance in factor of safety values when compared with the other soil types. The discrepancies are particularly pronounced, with a divergence of 7.57% and 32.52% for section one, and 2.94% and 29.12% for section two, respectively. Moving forward to the 1:1.5 slope ratio, the soil type characterized as poorly graded sand with silt manifests the most significant variation when juxtaposed with the remaining soil types, demonstrating differences of 26.46% and 1.03%, correspondingly. The zenith of stability, as expressed through the factor of safety, was conspicuously observed in the context of the 1:1.5 slope ratio. Within this configuration, the soil type designated as "sp" yielded the maximal factor of safety value, reaching an appreciable value of 0.449. This research delves deeply into the intricate factors governing embankment stability, effectively illustrating the interdependence of rainfall intensity, soil types, and embankment slopes. The synergy of empirical experimentation and numerical simulation lends robustness to the findings, offering valuable insights into designing embankments for optimal stability under various conditions.
Uçucu kül kullanımının geleneksel beton ve silindirle sıkıştırılan beton numunelerinde basınç dayanımı üzerine etkisi
Çalışma kapsamında, silindirle sıkıştırılmış beton (SSB) performansı incelenmiştir. Bu çalışma, silindirle sıkıştırılmış betonun çeşitli yönlerini tartışırken, geleneksel betonun kullanılması arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktadır. Ayrıca beton üretimini ve her iki beton türünün de kalite kontrolü için kapsamlı laboratuvar çalışmaları içermektedir. SSB'nin gerçekte ne olduğuna dair genel bir bakış, ardından karışım tasarımı teknikleri, performans (dayanım ve dayanıklılık), ve her iki beton türü için kürleme kılavuzları çalışma kapsamında detaylıca açıklanmıştır. Sırasıyla çimento ve katkı malzemelerinin kısmi ikamesi olarak yüksek hacimli uçucu kül kullanılarak çevresel olarak sürdürülebilir bir silindirle sıkıştırılmış betonun (SSB) geliştirilmesini ele almaktadır. Her iki beton kullanımı için laboratuvar ortamında dörder kombinasyon hazırlanarak, bu deney numunelerinin basınç dayanımları belirlenmiş ve bu sonuçlar üzerinde belirleyici olan değişkenler belirlenmeye çalışılmıştır.
Çankırı ili Korgun-Kurşunlu ilçeleri arası andezit ve kalker ortak kullanımı ile bitümlü sıcak karışım dizaynı
Ulaşımla ilgili mühendislik yapıları genellikle büyük maliyetler gerektirir ve bu sebeple ihtiyaçlar titizlikle incelenmelidir. Yol ağlarının yapımı, projelerin ekonomik ve karlı olmasını sağlamak için günümüz ihtiyaçları ve gelecekteki talepler doğrultusunda tasarlanmalıdır. Ayrıca, sürdürülebilirlik ve çevresel duyarlılık da göz önünde bulundurularak inşa edilmelidir. Bu yaklaşım, maliyetlerin kontrol altında tutulmasını sağlarken aynı zamanda ulaşım altyapısının uzun vadede etkili ve verimli bir şekilde kullanılmasını hedefler. Bu, maliyet-dayanım ve sürdürülebilirlik ilkelerini birleştirerek, ulaşım projelerinin toplumun ihtiyaçlarına cevap vermesini ve çevreyi korumasını sağlar. Yol yapımı sürecinde, Korgun-Kurşunlu Yolu örneğinde görüldüğü gibi, farklı yol katmanları için farklı özelliklere sahip agregaların seçimi büyük önem taşımaktadır. Burada, Andezit ve Kalker agregalarının bir arada kullanımı, temin maliyetleri ve teknik gereksinimlerin dengelemesi açısından önemli olmuştur. Bu karar, hem teknik standartlara uygunluğu sağlayarak hem de ekonomik açıdan etkin bir çözümü temsil etmektedir. Dizayn sürecinde kullanılan malzemelerin kalitesi ve uygunluğu, bir dizi deney ve analizlerle belirlenir. Bu çalışmada, andezit ve kalker agregalarının uygunluğunu belirlemek için elek analizi, özgül ağırlıkları ve su emme deneyleri uygulanmıştır. Ayrıca, malzemenin dayanıklılığını ölçmek için Los Angeles, metilen mavisi soyulma ve penetrasyon deneyleri gerçekleştirilmiştir. Bitümün özgül ağırlığı da incelenmiş ve Marshall deneyiyle malzemenin kararlılık ve dayanıklılığı belirlenmiştir. Bu kapsamlı testler ve deneyler, andezit ve kalker agregalarının yolda kullanımının uygunluğunu ve performansını değerlendirmek için yapılmıştır. Bu veriler, yol yapımı sürecinde kullanılacak malzemelerin kalitesini ve uygunluğunu belirlemede önemli bir rol oynamaktadır.
Cibuti yolundaki deformasyonların analizi
Yol kaplaması dayanıklılığını kaybeder ve bir miktar hasar başlarsa da, bu alanda bir mühendis olarak, ömrü uzatmak için kaplamanın kapasitesi ile arabalardan etkilenme yük arasında iyi bir denge kurmalıyız. yumurta sarısı Üstyapı kapasitesiyle ilgili birçok çalışma çok dağınıktır ve Cibuti'deki kaplamalara özel olarak yayınlanmış herhangi bir üstyapı denetim protokolü mevcut değildir. Bu sağlama amacı, kullanım stresleri, hava durumu, malzeme yol ömrü üzerindeki etkisi ve mevcut yolların nasıl rehabilite bakımı veya uzun ömürlü yolların nasıl inşa edilme özelliği mevcut bilgileri özetlemek ve pekiştirmektir. Bu kapsamın kapsamlı literatür araştırmasını, Cibuti'deki çeşitli yolların mevcut yollarını kullanarak testin düzenlenmesi ve Cibuti hükümeti tarafından yayınlanan çeşitli raporlar içermektedir. Literatür taramaları, yayınlanmış standartların, teknik raporların ve bilimsel makalelerin incelemelerini içerir. İncelemede ele alınan konular, Cibuti'deki yolların gerçek, beton ve bitümlü kaplamaların kalan mekanik özellikleri ve bunların iklim ve yüklere göre koşulları ve çeşitli hasar onarım talimatları yer almaktadır. Jeoteknik test sonuçları, Alizee LCPC yazılımı ile bir yol tasarlamak için kullanılacaktır. Son olarak, araştırmalara dayalı olarak birbirinden ayrı testlere dayalı olarak, gelişmeler için öneriler sunulmaktadır.
Esnek kaplamalı yollarda üç boyutlu gerilme ve deformasyon modellemesi
Esnek bir kaplama, alt temel üzerine inşa edilmiş çok katmanlı bir yapıyı içerir ve her katmanın belirli bir rolü vardır. Yapının üst kısmında, bitümlü veya çimento beton kaplama, yükü dağıtma ve yolun su geçirmezliğini sağlama gibi yapısal bir rol üstlenir. Bir yol yapısı, sıcaklık değişimlerinden kaynaklanan gerilimler ve tekerlek yüklerinden kaynaklanan gerilimler olmak üzere iki ana gerilime maruz kalır. Bu çalışmada, yol kaplamasının katmanlarında meydana gelen gerilimlerin tespiti için ANSYS programı, sonlu elemanlar yazılımı kullanılmıştır. ANSYS yazılımı ile esnek üst yapının gerilme analizi, farklı değişkenler göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmiştir. İlk değişken, elastik modülündeki değişikliklere dayalı kaplama gerilmelerinin analizidir. Bu analizde 3000 MPa, 2500 MPa ve 60 MPa gibi değerler kullanılmıştır. Yöntemin uygulanması sırasında, farklı eksen yükleri (700 kPa) ve sıcaklıklar (30 ve 0°C) altında deforme olmuş yol kesiti incelenmiş, ayrıca bu değişkenler altında yol kaplamasının deformasyon değişiklikleri zaman içinde incelenmiştir. Sonuçlar, bitümlü karışım ve temel katmanının elastik modülünün, yol çukurlaşma performansı üzerinde çok hafif bir etkisi olduğunu göstermiştir. Ancak sıcaklık 30°C'nin üzerine çıktığında, katman kaplamasında belirgin bir deformasyon ve dikey kayma meydana gelmiştir.
Farklı koşullar altında deforme olmuş esnek kaplamalı yollarda nümerik yaklaşım analizi
Bir üstyapı yapısını tasarlamak için mühendisin, üstyapı yapısını doğru bir şekilde boyutlandırmak için kullanacağı tasarım türü gibi belirli kriterlere uyması gerekmektedir. Esnek, kompozit ve rijit kaplamalar gibi farklı kaplama yapısı türleri vardır. Her üstyapı, katmanlar ve malzemeler açısından kendi şekline sahiptir ve her üstyapı, yükleri en üstten son katmana iletmek için farklı katmanlardaki yükleri dağıtmanın kendi yoluna sahiptir. Bir üstyapı yapısı, çatlaklar (boyuna ve enine), tekerlek izi, çatlama vb. gibi farklı deformasyonlara sahip olabilmektedir. Bu tez çalışmasında dikkate alınan yöntem sonlu elemanlar yöntemidir, ANSYS yazılımı kullanılmıştır ve günümüz yollarının çoğunlukla esnek kaplamalar olması nedeniyle esnek bir kaplama yapısı dikkate alınmıştır. Üstyapı 5000x5000x5000 mm boyutlarında olup, farklı katmanlara (Binder, bitümlü temel, temel, ve Alt temel) sahiptir ve her katman kendi mekanik özelliklerine ve kalınlığına sahiptir. Esnek üstyapının deformasyon karşısındaki davranışını incelemek için aşınma tabakasında bir deformasyon göz önünde bulundurulmuştur (tabaka boyunca 25 mm). Kaplamaya farklı sıcaklıklar (-10 ve 15°C) ve tek bir basınç (0,700 MPa) uygulanmıştır. Çalışma, sıcaklık ve trafik yüklerinin kaplama deformasyonunda çok önemli bir rol oynadığını göstermiştir.
Modle analysis of water storage tank subjected to lateral forces
The ground surface shifts in all directions during an earthquake. for that, water storage tanks should be properly designed to withstand dynamic loadings of earthquick effect. Through the earthquake, the tanks proceeds in all directions and the vibration effect on there structure. this phenomenon causes unexpected deformation in the tank walls. For that, considering the disastrous consequences of the water tank failure, this study investigated the dynamic response of two types of water tanks, elevated tanks and cylindrical earth tank under seismic condition to investigate the differences of seismic effect on their structures. This goal was achieved by using the ANSYS software program. The test results observed the frequencies with mode analysis and specimen responses such as accelerations and the deformation of the tested models. The simulation results validated with the previous studies based on the surface response and present the numerical results of seismic effect including deformation shape of tanks. Keywords: Frequency, Modal, Specimen responses
Improving new method to manage geotechnical risks of infrastructure projects
The infrastructure project risks represent an essential areas in engineering field due to the importance of this types of project to the comunity. For that, the present research developed an approach to assess the geotechnical project risks in Iraq. The thesis specify the north of Iraq as a case study and the risks were specified and evaluated through previous studies, questionnaires, and interviews with experts to built a geotechnical risks database for infrastructure projects. The geotechnical hazards were established using the Delphi technique, based on relevant research and expert views, in the first stage of this chapter, which was to designate the study region, which was the north of Iraq. In the second step, the researcher calculated the RII of dangers based on the region regions. In the third phase, the AHP was created which evaluates the collected data to discover and assess dangers as well as determine the risk rating. The RII and the AHP findings can be compared. The system performance was tested and the results were significant, and the risk prognosis was excellent, according to expert opinion. Keywords: Geotechnical risk assessment, AHP, RII, Infrastructure projects
Kurtboğazı barajı havzasının hidrolojik Weap modeli analiz uygulaması
Bu çalışmada, Kurtboğazı Havzasına dair su bütçesinin hesaplanması ve entegre su kaynakları yönetimi için WEAP ("Water Evaluation and Planning" System) programından yararlanılmıştır. WEAP Modelinde, akım gözlem istasyonlarından elde edilen uzun yıllar (1930-2015) yağış, akış, buharlaşma vb. gibi hidrolojik verileri ile nüfus, sulama arazileri ve endüstriyel su kullanımlarına ait istatistiki veriler kullanılmıştır. Söz konusu veriler dikkate alınarak WEAP programında model oluşturulmuştur. Oluşturulan model ile geleceğe yönelik (2010-2020) iyimser ve kötümser senaryolar türetilerek havzanın su bilançosu hesaplanmıştır.
Havaalanı pistlerinde taş mastik asfalt karışımlarının dayanıma etkisi
Bu çalışmada; havaalanı pistlerinde aşınma tabakası olarak kullanılan taş mastik asfaltın dayanıma etkisi Marshall Yöntemi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan gradasyonlar, Karayolları Teknik Şartnamesinde belirtilen limitler dahilinde belirlenmiştir. Yapılan çalışmada şartname alt limiti, üst limiti, limitlerin ortalamaları, aynı gradasyonda farklı kayaç türleri, farklı kayaç türlerinin karışım gardasyonları hazırlanarak Marshall yöntemi ile stabilite, akma, hava boşluğu, agregalar arası boşluk, bitümle dolu boşluk oranı, briket yoğunlukları hesaplanarak karşılaştırmalar yapılmıştır. Ayrıca agrega ve bitüm temel deneyleri yapılarak özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada ana malzeme olarak bazalt kullanılmış, karışım gradasyonlarında filler malzemesi olarak kalker kullanılmıştır. Yapılan deneylerde, bitümlü sıcak karışım aşınma tabakası için belirlenen stabilite değerlerine bazı karışımlarda ulaşıldığı, bazalt malzemenin kalker malzemesine göre daha iyi sonuç verdiği, dane büyüklüğü dağılımında iri malzemenin ince malzemeye nazaran daha düşük sonuçlar verdiği, Marshall tokmağı ile hazırlanan briketlerde kalker malzemesinin bazalt malzemesine göre daha fazla kırılmaların olduğu bu durumun gradasyonu değiştirdiği görülmüştür. Maksimum dane boyutu ve nominal maksimum dane boyutu aynı olan ve şartname limitleri ortalaması alınarak hazırlanan yoğun dereceli asfalt karışımı, taş mastik asfalta göre stabilite ve akma değerleri olarak daha iyi performans göstermiştir.
Uçucu kül kullanılarak hazırlanan beton karışımların basınç dayanımının incelenmesi
Uçucu kül, doğru kullanıldığında ve betonun bileşen malzemesi olarak kullanıldığında değerli ve kullanışlı bir ürüne dönüşebilir. Uçucu kül, puzolanik özelliklerinden dolayı beton yapılarda kullanıldığında betona önemli faydalar sağlar.Bu çalışmanın amacı, uçucu külün kimyasal bileşiminin betonun basınç dayanımı üzerindeki etkisini incelemektir. Uçucu kül ile kısmi çimento ikamesi kullanılan 12 beton numunesinin basınç dayanımı testlerinden elde edilen sonuçlar verilmiştir. Bu modeller, uçucu külün görünen bileşiminin bir fonksiyonu olarak betonun basınç dayanımını tahmin etmek için 6 numunesi saf betondan oluşan bir referans modelle karşılaştırıldı. bu çalışmada aynı oranlarda çimento, kum ve su kullanılarak beton numuneleri oluşturulmuştur. Uçucu kül içeren beton numuneleri, 1m3 betona farklı oranlarda %10, %20 uçucu kül eklenerek oluşturulmuştur, Uçucu kül içermeyen beton numunesi ile uçucu kül içeren beton numunelerine 3, 7 gün ve 28 gün kürleme işlemi uygulandı. Deney sonuçlarına göre, uçucu kül miktarının artışı ile birlikte beton numunelerinin basınç dayanımı artmış.
Cüruf kullanımının beton basınç dayanımı etkisinin deneysel incelenmesi
Sürdürülebilir bir çimento endüstrisi için endüstriyel yan ürünler de dahil olmak üzere alternatif hammaddeler gereklidir. Klinker endüstriyel yan ürünlerle değiştirildiğinde doğal kaynakların ve enerjinin kullanımı azalır. Sonuç olarak hem uygun maliyetli hem de çevre dostu çimentolar yaratılmaktadır. Standart harmanlanmış çimentolar, en yaygın olarak kullanılan endüstriyel yan ürünlerden biri olan uçucu kül, silika dumanı ve cüruf gibi çeşitli endüstriyel yan ürünlerden yapılabilir. Günümüzde Portland çimentosu birçok binanın yapımında en yaygın olarak kullanılan malzemedir. Bu çalışmanın amacı, yüksek fırın cürufunun betonun basınç dayanımı üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bir bina konstrüksiyonunda aranan en önemli özellik basınç dayanımıdır. Bu tezin amacı, basınç dayanımının belirlenmesinde karşılaşılabilecek değişkenlikleri göstermektir. Bu amaçla yüksek fırın cürufu (YFC) ve doğal puzolan Portland çimentoları kullanılmıştır. Bu deneysel çalışmada, farklı yüzdelerde cüruf ile üç deney yapılmış, karışımda %0, %10, %15 cüruf kullanılmıştır. 3 gün, 7 gün, 28 gün betonun basınç dayanımı TS 12390-3'e göre belirlenir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre, TS 12390-3 standardı uygulanarak elde edilen beton basınç dayanımı sonuçlarının sapmaları, %10 cüruf sonucu %0 cüruftan daha yüksek ve %15 cüruf sonucu elde edilmiştir %10'tan fazla cüruf. Bu nedenle betonun mukavemetini arttırdığı için cürufun betonda kullanılmasının uygun olduğu önerilmektedir.
The effect of climate changes on water resources management in Iraq (Case study: Haditha reservoir)
ABSTRACT THE EFFECT OF CLIMATE CHANGES ON WATER RESOURCES MANAGEMENT IN IRAQ (CASE STUDY: HADITHA RESERVOIR) Sundus Salah Fayyadh FAYYADH Master of Science in Civil Engineering Advisor: Assoc. Prof. Dr. Başak VARLİ BİNGÖL June 2022 Without water life is not possible on this earth, to progress economically and socially water is imperative. Iraq is one of the MENA (the Middle East and North African) countries, currently suffering from serious water scarcity. There are various factors that have contributed to Iraq's water shortage crisis, including shared countries' water policies. Climate change has accelerated in recent years, leading to water shortages due to changing weather patterns, such as droughts, rising pollution, and increasing human demand and usage of water. When the amount of potable and unpolluted water available in river reserves in an area falls below demand, ignoring sanitation systems and pouring rainwater directly into rivers causes pollution and deterioration of river quality, resulting in a water crisis. To address the current water scarcity, the current government should take action and develop a strategic water vision that includes regional cooperation and coordination, research and development, improving agriculture and sanitation, and a variety of public awareness programs to educate the general public. This study looks at the concept of vulnerability and its three characteristics (exposure and adaptive capacity) in the context of climate change and discusses adaptation and mitigation measures that should be considered to respond to climate change. 2022, 45 pages Keywords: Climate changes, Reservoir management, Water resources, Hydrologic modeling, Haditha dam,
Comparison between empirical methods to define low-temperature cracking in asphalt concrete
This thesis consists of five sections. In section one, the background of asphalt concrete serving pavements and the motivation of the thesis is presented. In section two, detailed literature review. In section three, details on the choice of materials and specimen proportioning for mixture design are covered in this section. The superpave mix design methodology is used to discuss the compression of Asphalt mixture specimens and the determination of volumetric attributes. Results of tests conducted to characterize Bitumen and mixtures in accordance with pertinent standards are described. In section four, Results and analysis and Data, and the consequences are compared to the analysis of the experiment design. In section five, a comparison between the results of the studies that we relied on in this research is presented. The comparison was based on data obtained in studies, charts, and results.
Esnek kaplamalı karayollarında meydana gelen deformasyonların değerlendirilmesi: Kırıkkale Keskin yolu örneği
Ulaşım, ülkenin sosyo-ekonomik yapısının en önemli temellerinden biridir. Otoyollar ülkemizdeki en aktif ulaşım sistemidir. Ülkemizin hemen hemen tamamı esnek asfalt yollarla çevrili olup, toplam yol ağı 68.526 km'dir ve bunları hepsi asfalttır. Ülkemizde artan nüfus ve gelişen teknoloji ile beraber ağır taşıt trafiği git gide artmakta bu unsurlarda yol yapısında birtakım bozulmaların meydana gelmesine sebep olmaktadır. Bununla birlikte ülkemizin dağlık ve engebeli coğrafik bir yapıya sahip olması bununla birlikte farklı iklim özelliklerinin var olması nedeniyle, artan dingil yükleri pek çok yol problemlerini meydana getirmektedir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda günümüzde aktif olarak hizmet vermekte olan karayolu ağının bakım ve onarımlarının tam zamanında en kaliteli biçimde yapılması zorunlu olmaktadır. Bir ülkenin ekonomisinin negatif yönde etkilenmesine meydan vermemek adına halihazırda bulunan karayolu ağının sık sık yenilenmesi yerine faal olan yol güzergahlarının bozulma sebeplerini tespit ederek yahut öngörerek yeniden tasarlamak mühimdir. Çalışma içerisinde esnek kaplamalı yollarda ortaya çıkan deformasyonların nedenleri, çözüm yolları Kırıkkale örneği baz alınarak sunulmuştur.