Dr. Öğr. Üyesi Mucahit Oruç danışmanlığındaki tezler
11 tez · İnönü University
Çalışma birimlerinin, yoğun bakım ve acil ünitelerinde çalışan hemşirelerin sosyal yaşamları üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı yoğun bakım ve acil servisi gibi özellikli birimlerde çalışmanın hemşirelerin sosyal yaşamlarına olan etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişkisel tipte olan bu çalışma Ocak 2020-Mart 2020 tarihleri arasında Bingöl Devlet Hastanesi'nde riskli birimler olarak tanımlanan yoğun bakım üniteleri (sayı=48) ve acil servislerinde (sayı=35) çalışan toplam 83 sağlık çalışanı üzerinde yapıldı. Çalışmaya dahil edilen tüm sağlık çalışanlarına Jefferson empati ölçeği (madde sayısı=20), Somatizasyon ölçeği (madde sayısı=33) ve Sağlık çalışanlarına uyarlanmış sosyal iyi olma hali ölçeği (madde sayısı=32) uygulandı. Sağlık çalışanları cinsiyet (erkek-kadın), çalışma birimi (acil servis-yoğun bakım) ve çalışma yılı (≤5 yıl, 5-10 yıl, ≥10 yıl) baz alınarak gruplara ayrıldı. Gruplar hem demografik hem de yukarıda bahsedilen ölçeklerden elde edilen puanlar baz alınarak karşılaştırılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin %54.2'i kadın, %45.8'i çalıştığı birimden memnun ve %78.3'ü ekonomik koşulları iyi olması halinde mesleği bırakabileceğini belirtmişlerdir. Kadın ve erkek hemşireler arasında çalışma birimi (p=0.046), çalışma biriminden memnuniyet (p=0.030), empati (şefkatle bakış, p=0.02) ve somatizasyon toplam puanı (p=0.002) açısından istatistiksel farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışma yıllarına göre oluşturulan gruplar arasında medeni durum (p<0.001), çocuk sayısı (p<0.001), kadro tipi (p<0.001), yaş (p<0.001) ve empati (hastanın yerine kendini koyma, p=0.032) açısından istatistiksel farklılıklar tespit edilmiştir. Acil servis ve yoğun bakım grupları arasında haftalık çalışma saati (p=0.028) ve empati (şefkatle bakış açısı, p=0.002) açısından istatistiksel farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuç: Bu araştırmada elde edilen sonuçlar kadın cinsiyeti, yoğun bakımda çalışma, şefkatle bakış ve somatizasyon değişkenleri arasında bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Empati, Hemşirelik, Somatizasyon, Sosyal İyi Olma Hali, Yoğun Bakım
Suça sürüklenen çocuk ve suça sürüklenmeyen çocuğun benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Amaç: Araştırmanın amacı suça sürüklenen çocuk ve suça sürüklenmeyen çocuğun benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılmasını incelemek ve suça sürüklenen çocuk ile suça sürüklenmeyen çocuğun benlik saygısı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla oluşturulmuştur. Çocukların suça sürüklenme durumu ile benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişki değerlendirilerek çocukların benlik saygıları düzelerinin suça yönelme davranışlarına etkisi saptanıp çocuk suçluluğunun nedenlerinin engellenmesine yönelik bakış açılarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Materyal ve Metot: Çalışmanın örneklem grubu olarak; Elazığ Adliyesi'ne bağlı Çocuk Mahkemesi ve Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanan veya yargılanmakta olan 12 ile 18 yaş arasında suça sürüklenmiş 82 çocuk ve Elazığ ilinde yaşamakta olan hiç 58 suça karışmamış 12-18 yaş aralığında bulunan çocuklardan oluşmaktadır. Verilerin oluşturulması amacıyla 'Kişisel Bilgi Formu' ve 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği' kullanılmıştır. Suça sürüklenen 56 erkek ve 26 kız, suça sürüklenmeyen 21 erkek ve 37 kız olarak rastgele seçilerek araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni 'benlik saygısı düzeyi' bağımsız değişkeni ise 'suça sürüklenmiş olmak' olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin incelenmesi amacıyla, SPSS 23 Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Her iki örneklem grubunun demografik bilgileri ve RBSÖ puanları karşılaştırılarak incelenirken Bağımsız Değişkenler T Testi ve Tek Yönlü Anova uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma örnekleminin %58.6 sı SSÇ %41.4 ünü suça sürüklenmeyen çocuklardan oluşmaktadır. Suça sürüklenen çocukların benlik saygısı düzeyleri suça sürüklenmeyen çocukların benlik saygısı düzeylerinden daha düşük bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada elde edilen sonuca göre suça sürüklenen çocuk ile suça sürüklenmeyen çocuğun benlik saygısı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Benlik Kavramı, Benlik Saygısı, Çocukluk Dönemi, Ergenlik Dönemi, Suç
Elazığ ilinde adli makamlara yansıyan çocuk cinsel istismarı olgularının mağdur çocuk yönünden değerlendirilmesi
Amaç: Çocuk istismarı sorunu sadece ülkemizde değil tüm dünyada farklı ülkelerde görülen evrensel bir sorundur. Öncelikle sorun ayrıntılı bir şekilde tespit edilmeli sonrasında sorunun çözümleri araştırılmalı ve farkındalığın sağlanması için disiplinler arası iletişim kurulmalıdır. Materyal ve Metot: 2015-2020 tarihleri arasında mahkemeye yansımış dosyalar arasından, karara çıkmış olan, UYAP veritabanından dosya içeriğine eksiksiz ulaşılabilen ve fiziki dosya üzerinden ise üst mahkemede olmayan ve eksiksiz olarak incelenebilen, Ağır Ceza Mahkemelerinde sonuçlanan, çocukların cinsel istismarı suçunu içeren, otuz adet ceza dava dosyası incelenmiş ve mahkeme kararlarının verilme kriterleri irdelenmiştir. Bulgular: Çalışma neticesinde, istismara maruz kalan çocukların %83.4'ünün kadın, %40'ının 12-15 yaş aralığında olduğu ve %73.4 oranında yetişkin faillerin çocuklara yönelik istismarı belirlenmiştir. Mağdur çocukların %76.7'sinin faili daha önceden tanıdığı tespit edilmiştir. Verilerin literatürdeki diğer çalışmalarla ve istatistiklerle benzerlik gösterdikleri tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda, kız çocuklarının erkekler tarafından daha fazla istismara uğradığı belirlenmiştir. Yine çocukların yaş aralığının ağırlıkla 12 yaş altı ve 12-15 yaş aralığında olmasının, çocuğun istismarını kolaylaştırabilen bir etken olduğu düşünülmektedir. Cinsel istismara uğramış mağdur çocukların topluma kazandırılması açısından yargılama süreci sonrasında sağlık tedbiri ve eğitim tedbiri uygulanması ve çocuktaki travmanın etkilerinin azaltılması için bütün tedbirlerin alınması gerekmektedir. Yine cinsel istismar faillerinin ıslahı için üst düzey denetim ve eğitim tedbirinin uygulanması düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuğun Cinsel İstismarı, Cinsel İstismar Suçu, Mağdur Çocuk
COVİD-19 pandemisi sürecinde aktif çalışan sağlık personellerinin iş yaşam kalitesinin tükenmişlik sendromuna etkisinin adli bilimler açısından değerlendirilmesi
Amaç: Temel yapı taşı insan emeğinden oluşan sağlık kurumlarında; çalışanların iş yaşam kalitelerinin yüksek olması, memnuniyetlerini dolayısı ile motivasyonlarını ve kuruma bağlılıklarını artırırken, tükenmişlik düzeylerinin de düşük seyretmesine katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, COVİD-19 pandemisi sürecinde aktif çalışan sağlık personellerinin iş yaşam kalitesi algılarının, tükenmişlik düzeylerine etkisinin adli bilimler açısından değerlendirilmesidir. Materyal ve metot: Araştırma keşifsel ve tanımlayıcı araştırma niteliğindedir. Araştırmada Aba 'dan uyarlanan "İş Yaşam Kalitesi "Ölçeği" (70) ile Maslach ve Jackson tarafından geliştirilen, Ergin tarafından 1992 Türkçe geçerlilik güvenilirliği yapılan; "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma pandemi sebebi ile, süreçte aktif çalışan sağlık personellerine online anket yöntemi kullanılarak, 01.02.2022-01.03.2022 tarihleri arasında kolayda örnekleme yöntemi ile yapılmış olup, neticede 324 sağlık çalışanına ulaşılmıştır. Sonuçlar yapısal eşitlik modellemesi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre, çalışanların iş yaşam kalitesi algıları ortalamaları 39.45; tükenmişlik düzeyleri 61.40 olarak bulunmuştur. Çalışanların, iş yaşam kalitesinin medikal malpraktise etkisine katılma puan ortalamaları 3.78; tükenmişlik düzeyinin medikal malpraktise etkisine katılma puan ortalamaları 4.9'dur. Sonuç: Çalışmada; sağlık çalışanlarının pandemi sürecinde ki iş yaşam kalitelerinin düşük olduğu ve bunun tükenmişlik düzeylerini artırdığı; aynı zamanda bu faktörlerin tıbbi hatalar üzerinde etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığı'nda 2015-2020 tarihleri arasında otopsisi yapılan 15 yaş üzeri zorlamalı kadın ölümlerinin incelenmesi
Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığı'nda 2015-2020 Tarihleri Arasında Otopsisi Yapılan 15 Yaş Üzeri Zorlamalı Kadın Ölümlerinin İncelenmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı zorlamalı kadın ölümü olgularının otopsi raporları, ölü muayene tutanakları, tanık ifadeleri, olay yeri inceleme raporları incelenerek, elde edilen verileri bu konuyla ilgili yapılmış çalışmalara ait literatür bilgileri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirmek ve ayrıca yerleşim yerinin, olay türleri ve orijinler üzerinde etkisini incelemek yapılacak çalışmalara ışık tutmaktır. Gereç ve Yöntem: T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Malatya Grup Başkanlığı'nda 2015-2020 yılları arasında otopsisi yapılmış 15 yaş üzeri zorlamalı ölümler çalışma kapsamına alındı. Malatya Grup Başkanlığı arşivinden temin edilen otopsi dosyalarının ve UYAP'tan temin edilen belgeler ve incelenmesi sonrasında; 15 yaş altı olgular, kimliklendirmesi hiçbir aşamada yapılamayan olgular (cinsiyet ve yaşın ölü muayenesi ile tefrik edilemeyenler dahil), ölümün Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında gerçekleşmiş fakat otopsisi merkezimizde yapılan vakalar dışlandı. Toplam 336 vakanın 15 yaş üzeri zorlamalı ölüm dahilinde olduğu belirlendi. Bulgular: Çalışmamızda 336 olgunun yaş ortalaması 43,23±21,94, yaş ortancası 36'dır. Olgularımızın %66,1 kırsal, %33,9'u kentsel yerleşim bölgesinde meydana gelmiştir. Zorlamalı ölümler en çok (%62,2) 18-49 yaş aralığında gerçekleştiği görülmüştür. En çok (%30,9) ateşli silah yaralanmasına bağlı ölümler meydana gelmiştir. Karşılaşılan en sık ölüm orijini (%36,6) kazadır. Kaza orijinli olgularda en sık (%36,5) sebep trafik kazasıdır. İntihar orijinli olgularda en sık (%46,6) kullanılan yöntem ası yöntemidir. Cinayet orijinli olgularda en sık kullanılan (%74,3) yöntem ateşli silah kullanımıydı. Fail en sık (%25,64) ölenin eşiydi. Sonuç: Zorlamalı kadın ölümleri toplumsal bir sorundur. Çoğunluğu kazalardan oluşan zorlamalı ölümler önlenebilir niteliktedir. Kaza orijinli olgular en sık 65 yaş üzeri yaş grubunda görülmektedir. En sık trafik kazası ikinci sıklıkta yanıklar görülmüştür. İntihar olguları diğer tüm zorlamalı ölüm orijinlerinde olduğu gibi 18-49 yaş grubundaki kadınlarda daha sık gözlenmiştir. İntihar orijinli olgularda psikiyatrik hastalık-mental kısıtlılığı mevcut olan olguların daha sık olduğu görülmüştür.18-49 yaş grubundaki psikiyatrik hastalık veya mental kısıtlılığı mevcut kişilerin rehabilitasyonunun kadın intiharlarını azaltacağını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kadın ölümleri, otopsi, zorlamalı ölüm
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne 2017-2020 tarihleri arasında başvuran trafik kazası olgularının adli tıp açısından değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; trafik kazalarında meydana gelen yaralanmaların derecelerini, yaralanma lokalizasyonlarını, organ hasarlarını tespit etmek, ölüm gerçekleşen olgularda ölüm sebeplerini irdelemek, yaralanmanın ağırlığı ve ölümü etkileyen faktörleri tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne 01.01.2017-31.12.2020 tarihleri arasındaki 4 yıllık süre içerisinde başvuran trafik kazası olguları çalışma kapsamına alındı. Çalışmada kazaya karışmış kişilerin; yaşı, cinsiyeti, yaralanmaları, yaralanma bölgeleri, yüz sınırları içerisinde yaralanması olup olmadığı, kaza saati, günü, mevsimi, ölüm sebebi, taburculuk şekilleri, yattığı bölüm, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olup olmadığı, yaşamsal tehlikesi olup olmadığı, alkol pozitif olup olmadığı, trafikte bulunma şekilleri açısından değerlendirildi. Veriler SPSS 26.00 programında analiz edildi. Bulgular: Çalışmamızdaki 3039 vakanın %68,08'i (n=2069) erkek, %31,92'si (n=970) kadındır. Hastane başvurularının %95,79'u (n=2911) taburcu edilmiş, %4,11'i (n=125) ölmüş ve %0,1'i (n=3) sevk edilmiştir. Vakaların yaş ortalaması 33.806 ± 19.447'dir, yaş ortancası 31'dir. Kazaya en fazla karışan yaş grubu 20-29 (%22,34), ikinci yaş grubu ise 30-39'dur (%16,91). Hastaneye en fazla başvuru saat 16.00-23.59 (%45,90) arasında olmuştur. Hastaneye en fazla başvurunun olduğu gün Pazar (%15,99), en fazla başvurunun olduğu ay Ağustos (%15,47), en fazla başvurunun olduğu mevsim (%40,57) yaz mevsimidir. En fazla görülen kaza çeşidi %67,42 ile araç içi trafik kazalarıdır. Trafik kazalarında %22,18 ile göğüs-sırt bölgesi en fazla yaralanan bölgedir. Sonuç: Trafik kazalarını sıfıra indirmek mümkün olmasa da en aza indirmek tedbirlerle mümkündür. Trafik kazalarını azaltmak için trafik eğitimine önem verilmeli, pratik sınavlar zorlaştırılmalı, pratik sınav süreleri uzun tutulmalı ve kişinin sürüş kabiliyeti yeterince gözlemlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Trafik kazaları, yaralanma, ölüm
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne başvuran 65 yaş ve üzeri adli olguların adli tıp açısından değerlendirilmesi
Amaç: Tıp ve teknoloji alanındaki gelişmeler neticesinde insanoğlunun beklenen yaşam süresi artmaya başladı. Nüfus içindeki yaşlı oranı artıkça yaşlı nüfusun karıştığı adli nitelikteki olaylar her geçen gün artma eğilimindedir. Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının adli olayları bildirme zorunluğu bulunması ve oluşacak mortalite ve morbidite sorunlarını en aza indirmeye yönelik bilgi ve tutum değişimini sağlamaktır. Gereç ve Yöntem: Hastanemize 01.01.2016-31.12.2020 tarihleri arası 5 yıllık süreçte başvuran 65 yaş ve üstü olan olgular dahil edilmiştir. Çalışmada adli başvurusu olan kişiler; yaş, cinsiyet, yaralanma şekli, yaralanma bölgesi, kaza saati, günü, mevsimi, konsültasyon istemi, taburculuk şekli, yattığı bölüm, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği, yaşamsal tehlikeye neden olup olmadığı, kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarına etkisi açısından değerlendirildi. Veriler SPSS 26.00 programında analiz edildi. Bulgular: Çalışmamızdaki olgularda, erkeklerin kadınlara göre daha fazla travmaya maruz kaldığı, yaralanmaların en sık düşmeye bağlı meydana geldiği, genç yaşlı grubunda daha sık görüldüğü, yaz mevsiminde daha sık olduğu, vücutta en sık yaralanan bölgenin baş boyun bölgesi olduğu görülmüştür. En sık kırık görülen bölgenin üst ekstremite olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Geriatrik yaralanmaların önemli bir kısmı önlenebilir etkenler nedeniyle meydana gelmektedir. Geriatrik yaş grubunun yaşam ortamlarında yapılacak düzenlemeler ve alınacak tedbirler geriatrik yaş grubu yaralanmalarını minimuma indirecektir. Anahtar Kelimeler: Geriatri, adli tıp, düşme
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne başvuran iş kazası olgularının adli tıp açısından değerlendirilmesi
Amaç: İş kazaları sonucu meydana yaralanmalarda, kaza türü, iş kolu, yaralanma bölgesi, kemik kırıkları, organ hasarlarını, yaralanmalar sonucu yapılan adli değerlendirme sonucu, ölüm gerçekleşen olgularda ölüm sebebi faktörleri tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Hastanemize 01.01.2016-31.12.2020 tarihleri arası 5 yıllık sürede başvuran iş kazası olguları çalışmaya dahil edildi. Çalışmada kazaya karışmış kişilerin; yaşı, cinsiyeti, yaralanmaları, yaralanma bölgeleri, kaza saati, günü, mevsimi, ölüm halinde ölüm sebebi, taburculuk şekilleri, yattığı bölüm, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği, yaşamsal tehlikeye neden olup olmadığı, kan alkol testi yapılıp yapılmadığı, sigortasının olup olmadığı, kazanın oluş şekli ve meslek kolu açısından değerlendirildi. Veriler SPSS 26.00 programında analiz edildi. Bulgular: Çalışmamızdaki olgularda erkeklerin kadınlara göre daha fazla iş kazası geçirdiğini ve bu kazalar sonucu daha fazla yaşamlarını kaybettikleri görülmüştür. İş kazalarının genç yaş gurubunda daha sık görüldüğü tespite edilmiştir. İş kazalarının en sık sonbahar mevsiminde ve nisan ayında görüldüğü saptanmıştır. İş kazalarının gün içinde en sık görüldüğü zaman dilimi öğleden önce, en sık görüldüğü günlerin çarşamba ve cuma günü olduğu görülmüştür. Vücutta en sık yaralanan bölge üst ekstremite en sık görülen lezyon tipi kemik kırığı olarak tespit edilmiştir. Sonuç: İş kazalarının hemen hepsi önlenebilecek sebeplerden ötürü meydana gelmektedir. Çalışanlara rutin aralıklara eğitim verilmesi, sağlık kontrollerinin sağlanması, kişisel koruyucu ekipmanların bakımlarının yapılması, işyerindeki risklerin minimuma indirilmesi iş kazalarının önlenmesi açısından önemli olacaktır. Anahtar Kelimeler: İş kazaları, adli tıp, acil servis
Acil servise başvuran ve tetkiklerinde etil alkol saptanan olguların retrospektif olarak değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmada Malatya'da acil servise başvuran olgular arasında tetkiklerinde etil alkol saptanan olgular üzrerinden alkol kullanımına bağlı oluşan sağlık sorunları adli toksikoloji açısından değerlendirilerek literatüre katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmamıza İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Acil Servisi'ne 01.01.2016-31.12.2020 tarihleri arasında başvuran hastalar içerisinde etil alkol ölçüm sonucu 10 mg/dl ve üzerinde çıkan olgular yaş, cinsiyet, başvuru tarihi, geliş nedeni, alkol değerleri, hayati tehlikesi olup olmaması ve saatlik alkol değişim miktarları değerlendirildi. Elde edilen veriler IBM SPSS 26.00 ile analiz edildi. Bulgular: 712 adet olgu incelendi. Olguların %88.9'unun erkek, %11.1'inin kadın olduğu ve ortalama yaş 36.3483 (ss: 13.28819; min: 11 - maks: 79) olduğu, başvuruların %31.7'sinin yaz mevsiminde, en sık Ağustos ayında meydana geldiği, %21.5'inin trafik kazası olduğu, %35.4'ünde 10-49 mg/dl arasında etil alkol tespit edildiği, %15'inin hayati tehlikesi olduğu, 217.6 mg'dl ile en yüksek alkol ortalaması psikiyatrik bozukluklar tanılı olgularda olduğu, saatlik etil alkol düşük miktarı ortalaması erkeklerde 23.3 kadınlarda 23.2 mg/dl olarak bulundu. Sonuçlar: Alkol kullanımı sonucu acil servise başvuru gerçekleştiren olgular üzerinden oluşan sağlık sorunları, adli olaylar ve yaralanmalar ortaya konmuş olup, tespit edilen etil alkol miktarı ile ilişkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adli Tıp, Adli Toksikoloji, Etil alkol.
Malatya ilinde çalışan sağlık personelinin çocuk istismarı ve ihmali konusundaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin belirlenmesi
Amaç: Çocuk istismarı ve ihmali insanlık tarihi kadar eski olan bir halk sağlığı sorunudur. Tarihi bu kadar eski olmasına rağmen bu konuya olan ilgi 19. yy başlarında başlamıştır. İlk defa "Hırpalanmış çocuk" terimi ile karşımıza çıkan bu kavram daha sonra "çocuk istismarı" terimi ile günümüzde de kullanılmaktadır. Materyal ve Metot: Bu çalışmada çocuk istismar ve ihmalinin önlenmesinde tanılanmasında önemli bir yere sahip olan sağlık çalışanlarının konu ile ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerinin belirlenmesi için yapılmıştır. Çalışma Malatya İli Battalgazi ilçesinde görev yapan Aile sağlığı merkezi çalışanları ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beydağı kampüsü Çocuk acil ve kadın doğum acil servislerinde çalışan ebe hemşire ve hekimler ile yapıldı. Çalışma gerekli izinler alındıktan sonra 25.02.2019-15.06.2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Uysal (1998) tarafından geliştirilen "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek" formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 22 de değerlendirilmiş olup, değerlendirmede betimleyici istatistiklerden yararlanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların, %34.3 ebe, %48.6 Hemşire ve %17.1 doktorlardan oluşmaktadır. Katılımcıların %98.1'i ÇİVİ ile karşılaştıklarında bildirim yapacaklarını söylemişlerdir. ÇİİBRTYÖ genel ölçek puanı ortalaması 3.69±,34 tür. Tüm alt ölçeklerde puan ortalaması 3 puanın üstündedir. Sonuç: Sağlık çalışanlarının ÇİVİ ile ilgili bilgilerinin yeter düzeyde olmadığı, okul eğitimi sırasında ve sonrasında verilen eğitimlerin yetersiz olduğu görülmektedir. Mesleki eğitim verilen okullarda ÇİVİ ile ilgili derslerin içerik ve süre açısından arttırılması ve hizmet içi eğitimlerin standart hale getirilmesi ve sıklığının arttırılmasının bilgi ve farkındalık düzeylerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Çocuk İhmali ve İstismarı, Sağlık Çalışanları, Bilgi Düzeyi, Tutum, Davranış
Suça sürüklenen çocuklarda şiddet eğilimi ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada, suça sürüklenen çocuklardaki benlik saygısı ve şiddet eğilimi arasındaki ilişki incelenmekte ve benlik saygısı ile şiddet eğiliminin suça sürüklenmedeki etkisi ölçülerek sorunların nedenlerine ve engellenmesine yönelik bakış açılarının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Materyal ve Metot: Araştırmada ilişkisel (korelasyonel) tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 20 Kasım 2018 - 20 Temmuz 2019 tarihleri arasında Adalet Bakanlığı Diyarbakır Adliyesi'ne bağlı Çocuk ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanan 12-18 yaş aralığında suça sürüklenmiş 144 çocuktan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesi amacıyla 'Kişisel Bilgi Formu' 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği' ve 'Şiddet Eğilimi Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin incelenmesinde SPSS 22.00 programından yararlanılmıştır. Suça sürüklenen çocukların demografik özellikleri incelenirken yüzde ve frekans testleri yapılmış, çocukların demografik durumları ile RBSÖ ve ŞEÖ puanları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde standart sapma, Independent-Sample T Test, Tek yönlü Anova analizi uygulanmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi p< 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Elde edilen verilere göre katılımcıların %89.6'sı erkek %10.4'ü ise kızdır. Çocukların %64.6'sının yüksek benlik saygısı düzeyine %84.7'sinin ise orta ve yüksek şiddet eğilimi düzeyine sahip olduğu saptanmıştır. Sonuç: Araştırmada suça sürüklenmiş çocukların akademik durumları, madde kullanım durumları, anne-baba eğitim durumları, aile içinde fiziksel şiddete maruz kalma durumları, aile türleri, ebeveyn tutumları, aile geliri ve suçta mükerrerlik durumları ile şiddet eğilimi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca çocukların benlik saygısı düzeyleri ile aile içinde fiziksel ve sözel şiddete maruz kalma durumları ve ailede madde kullanım öyküsü arasında istatistiksel bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu veriler ışığında çocukların suça sürüklenmesini önlemeye yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk, suç, benlik saygısı, şiddet