Theses supervised by Prof. Dr. Cengiz Duran
16 theses · Kütahya Dumlupınar University
Pazar rekabeti kapsamında yöneticilerin inovasyon algısı ile seçilen toplam kalite yönetimi uygulamalarının ürün kalitesine ve inovasyonuna etkisi
Rekabetin yoğun olduğu günümüzde işletmeler arası rekabetin sürdürülebilir olması bakımından teknolojik gelişmelerin takip edilmesi ve bulunmuş her bir yenilikten işletmelerin faydalanmasının önemi çok büyüktür. Günümüzde daha rekabetçi ve verimli bir yapıya bürünebilmek için farklı sektörlerdeki gelişmelerden faydalanarak daha inovatif yenilikçi hamlelerin yapılmasına fazlasıyla ihtiyaç vardır. İnovasyon günümüzde hem gelişmiş hemde gelişmekte olan ülkeler açısından çok önemlidir. Ülke ekonomisinin gelişmesinde ve refah düzeyinin artmasında da güvenli bir etkendir. Dolayısıyla bütün ülkeler inovasyona büyük önem vermek zorunda olup inovasyon yeteneklerinin gelişmesi için uluslararası stratejiler belirlemek durumundadırlar. Türkiye mobilya endüstrisinde faaliyette bulunan işletmelerin inovasyon konusunda başarı ya da başarısızlığın hangi faktörlere bağlı olduğunu; işletmelerin yaptıkları yapamadıkları inovasyonu hangi unsurların etkilediği etkilemediği, ne gibi yetersizliklerin olduğuna yönelik mevcut durumun saptanması ve tespit edilen yetersizliklerin çözümüne katkı sağlayacak modelin oluşturulması ve modele yönelik önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada çalışmanın problemi olarak işletmelerin seçilmiş Toplam Kalite Uygulamalarından (TKY) ne şekilde faydalandığını, bu faydalanılan uygulanılan yöntem veya yöntemlerin işletmelerde ürün kalitesi ve inovasyonu'na katkı sağlayıp sağlamadığı ile yöneticilerin pazar rekabeti kapsamında inovasyon algılarında olumlu bir etki oluşturup oluşturmadığı bilgisine ulaşılması planlanmaktadır. Bir başka ifadeyle işletmelerde çalışan yönetici vasfındaki kişilerin inovatif algılarının davranışlarının azlığı dikkat çekmiştir ve bu algıyı değiştirmede artırmada seçilen Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarından daha çok hangisinin etkisinin katkısının olduğu etraflıca araştırılıp analiz edilmiştir. Türkiye de faaliyette bulunan KOBİ düzeyindeki orta büyüklükte bulunan mobilya işletmelerinin inovasyon yapmadaki yetersizliklerini ortaya çıkarıp bu yetersizliklere çözüm önerileri geliştirip pazar rekabeti kapsamında inovasyon yeterliliği kazandıracak faydalı modelin oluşturulmasıdır. Bu model kapsamında söz konusu işletmelerin hangi yöntemi uygularlarsa daha kısa yoldan inovatif hamleleri gerçekleştirebileceğini görmesini sağlamak ve gelişen gelişmekte olan Türkiye mobilya sektör ekonomisine bilimsel nitelikte katkılar yapmaktır. Ayrıca işletmelerin daha pratik inovatif hamle yapmasına ve farkındalık kazanmasına yardımcı olarak zorlaşan pazar rekabeti koşullarında başarılı olarak ayakta kalmalarını sağlayacak uygun model belirlenmeye çalışılmıştır. Mobilya sektörünün gelişmiş olduğu illerdeki işletme orta kademe yöneticilerine yönelik olarak geliştirdiğimiz literatüre bağlı özgün model çerçevesinde 336 adet anket uygulaması yapılmış ve elde edilen veriler SPSS istatistik paket program aracılığıyla analiz edilip Yapısal Eşitlik Modeli (LISREL 8.54) programıyla da modelin geçerliliği değerlendirilmiştir. Ayrıca kurulan modele yönelik alternatif olası aracı değişken modelleri de geliştirilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre kurmuş olduğumuz modelin doğrulayıcı faktör analizi ile tüm uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aracı değişkenler ile kurulan model sonucuna göre; yöneticilerin inovasyon algısının teknoloji yönetimi / Ar-Ge değişkeni ile ürün kalitesi ve inovasyonuna etkisi; kıyaslama, müşteri odaklılık ve stratejik plan değişkenlerine göre daha anlamlı olduğu ve tam aracılık etkisi gösterdiği, diğer değişkenlerle kısmi aracılık etkisi gösterdiği saptanmıştır. Bu sonuçtan hareketle söz konusu mobilya sektöründe faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler (KOBİ); teknoloji yönetimi / Ar-Ge'ye yatırım yaptığı sürece pazarda rekabet edebilme ve orta kademe de çalışan mobilya yöneticilerinin inovasyon yapma yapabilme konusunda sıkıntı yaşamayacağı bulgu ve önerilerimiz arasındadır.
Hofstede'nin kültürel boyutlar bağlamında yönetsel ve örgütsel değer farklılıklarının iş performansı üzerindeki etkisi
Hofstede ülkelerin kültürel yapısını boyutlar şeklinde ortaya koyarak çalışanların günlük yaşamlarını ve çalışma şekillerini belirlemeye çalışmıştır. Araştırmacılar Hofstede'in ortaya koyduğu kültürel boyutları veya Hofstede'a dayandırarak geliştirmiş oldukları ölçekleri kullanarak ülkelerindeki çalışanların hangi kültürel boyutlar çerçevesinde iş performanslarının nasıl etkilendiğini bulmuştur. Hofstede'in 1980 yılından itibaren ortaya koyduğu değerlerden yola çıkarak, ülkelerin, kültürel boyutlar bağlamındaki değerlerde birtakım değişikliklerin olduğu görülmüş ve bu durum çalışanların iş performansına yansımıştır. Bu çalışmanın amacı günümüzde hangi kültürel değer boyutlarının hem örgütsel anlamda hem de yönetsel anlamda iş performansını etkilediğini bulmaya çalışmaktır. Bu amaçla örgütsel değer farklılıkları ve yönetsel değer farklılıkları ölçeği kültürel değişim algısı adlı yeni bir boyut eklenerek geliştirilmiştir. Buna ek olarak iş performansı ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, hizmet ve üretim alanında faaliyet gösteren 1210 çalışan oluşturmuştur. Veriler anket yönetimi ile toplanarak SPPS (18) ve Amos (24) programında analiz edilmiştir. Verilerin analiz aşamasında açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile birlikte t-testi, anova, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda örgütsel değerler ile yönetsel değerlerin iş performansı ile pozitif ve anlamlı ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Ayrıca yapılan regresyon analizi sonucu örgütsel değerlerin ve yönetsel değerlerin iş performansını pozitif etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Değerler, Hofstede'in Kültürel Boyut Farklılıkları, Kültür, Örgüt Kültürü, Örgütsel Değer Farklılıkları, Yönetsel Değer Farklılıkları
Tüketicilerin duygu durumlarının satın alma davranışları üzerine etkisi
Yaşamımızın ve benliğimizin temel yapıtaşı olan duygular, üretim, tüketim ve satın alma ilişkileri bağlamında da oldukça önemli bir yer edinmektedir. Bu çalışmanın amacı tüketicilerin duygu durumlarının satın alma davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmanın teorik arka planında tüketici davranışları, tüketici davranışlarını etkileyen temel etmenler, satın alma süreçleri, tüketici karar verme düzeyleri ve modelleri, tüketim kavramı ve tüketim ile alakalı kavramlara yer verilmiştir. 402 katılımcının görüşlerine başvurulmuştur. Çalışmanın sonucunda iyimserlik düzeylerinin kötümserlik düzeylerinden daha yüksek olduğu ve katılımcıların satın alma eğilimlerinin sırasıyla; hedonik, plansız, kompülsif satın alma eğiliminde olduğu ortaya çıkmıştır.
İşyeri ergonomisi ve iş-yaşam dengesinin işletme performansına etkisi
Endüstrinin hızla gelişmesi ve artan rekabet ortamının sonucu olarak sağlıksız çalışma ortamlarından kaynaklanan iş kazaları, çalışanlar üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Oluşan bu baskı, bireylerin iş-yaşam dengesini bozmakta ve verimliliğini etkileyerek işletme performansını olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışma ortamında yapılacak ergonomik düzenlemelerle meydana gelebilecek olumsuzlukları ortadan kaldırmak mümkün olabilmektedir. İşyeri ergonomisinin oldukça önemli olduğu çalışma hayatında, işletme performansına etki eden ergonomik faktörlerin etkisini ölçmek için daha önce kullanılan "İşyeri Ergonomisi" ölçeğinin günümüzde iş sağlığı ve güvenliği konularını da ele alarak geliştirme gereksinimine ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı, İşyeri Ergonomisi ve İş-Yaşam Dengesinin İşletme Performansına etkisini incelemektir. Araştırma için İşyeri Ergonomisi Ölçeği, İş-yaşam Dengesi Ölçeği ve İşletme Performansı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Bursa ilindeki Organize Sanayi Bölgelerinde üretim yapan işletmelerdeki beyaz ve mavi yaka 1093 çalışandan oluşmaktadır. Araştırmada istatistiksel analizler için SPSS (18.0) ve AMOS (16.0) kullanılmıştır. SPSS ile demografik verilerin dağılımı, faktör analizleri, geçerlilik ve güvenilirlik analizleri, t-testleri, ANOVA testleri, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırmada yapılan korelasyon analiz sonucu elde edilen bulgularla işyeri ergonomisi ile işletme performansı arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Ayrıca İş-Yaşam dengesi ile işletme performansı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi sonucu işyeri ergonomisinin işletme performansını pozitif yönde etkilediği aynı zamanda iş-yaşam dengesinin de işletme performansını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ergonomi, İşyeri Ergonomisi, İş-Yaşam Dengesi, Performans, İşletme Performansı, Verimlilik.
E-devlet hizmetlerinde kalite algısı: Sinop gençlik merkezinde bir uygulama
Bu çalışma Sinop Gençlik Merkezinde e-Devlet'i kullanan katılımcıların, hangi hizmetleri kullandığını ve memnuniyetlerini, bu bağlamda devam etme niyetlerini ölçerek, e-Devlet hizmet kalitesi algı düzeyini ortaya çıkarmak üzere gerçekleştirilmiştir. Çalışma 2022 yılı Eylül ve Aralık ayları içerisinde Sinop Gençlik Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma Sinop Gençlik Merkezinde bulunan bilgisayar üzerinden bir link ile online olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma için 231 adet yapılan anket, cevaplayıcılar tarafından internetten ve bilgisayar donmalarından kaynaklanan eksikliklerden dolayı geçersiz anketlerin çıkartılmasıyla 225 adet geçerli anket şeklinde kalmıştır. Araştırmanın Sinop Gençlik Merkezinde bulunan bireyler üzerinden online olarak yapılması, araştırmanın aynı zamanda büyük kısıtını oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda kullanıcıların e-Devlet hizmet kalitesi algıları e-memnuniyet düzeylerini etkilediği, kullanıcıların e-Devlet hizmet kalitesi algıları e-devam etme niyetlerini etkilediği ve kullanıcıların e-memnuniyetlerine yönelik algıları e-devam etme niyetlerini etkilediği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: e-Devlet, Kamu Kurum Hizmetleri, Kalite Algısı
Dijital hizmet kalite ve kullanımının Z Kuşağının şehir benzersizliği algısına etkisi: Bursa Büyükşehir Belediyesi uygulaması
Günümüzde dijitalleşme, belediyecilik hizmetlerinin sunumunda önemli bir dönüşüm sağlamış, e-hizmet kalitesi, şehirlerin imajı üzerinde belirleyici bir rol oynamaya başlamıştır. Özellikle Z kuşağı, dijital platformları yoğun bir şekilde kullanan bir nesil olarak, belediyecilik hizmetlerinin algılanması ve değerlendirilmesinde kritik bir hedef kitleyi oluşturmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmada e-hizmet kalitesi ve dijital belediyecilik uygulamalarının Z kuşağı üzerindeki şehir imajı algısına etkileri nicel olarak incelenmiştir. Araştırmada, performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki, kolaylaştırıcı koşullar gibi faktörlerin, e-hizmet kalitesine ilişkin alt boyutlar (verimlilik, sistem uygunluğu, yerine getirme ve gizlilik) aracılığıyla şehir imajına katkıları değerlendirilmiştir. Aynı zamanda, cinsiyet, yaş grupları ve kullanım sıklığı gibi demografik değişkenlerin bu algılar üzerindeki etkileri de analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, performans beklentisinin şehir imajı üzerindeki dolaylı etkisi yalnızca gizlilik boyutu aracılığıyla anlamlı bulunmuştur. Bu sonuç, kullanıcıların şehir imajını, gizlilik ve güvenlik gibi unsurlar üzerinden değerlendirdiğini ve performans algısının diğer e-hizmet kalitesi boyutları aracılığıyla şehir imajını doğrudan şekillendirmediğini göstermektedir. Sosyal etkinin dolaylı etkileri incelendiğinde, gizlilik boyutu aracılığıyla şehir imajını olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Kolaylaştırıcı şartlar ise gizlilik boyutu aracılığıyla şehir imajına pozitif ve anlamlı bir katkı sağlamıştır. Bu çalışma, dijital belediyecilik hizmetlerinin şehir imajı üzerindeki dolaylı etkilerini anlamaya yönelik önemli bir katkı sunmaktadır.
İç kontrol sisteminin örgüt performansına etkisinde örgüt kültürünün aracı etkisi: Ampirik bir inceleme
Etkin bir yönetim için gerekli kural ve düzenlemelerden oluşan iç kontrol sistemi, risk yönetimi ve performans başarısı açısından örgütlerde önemli bir otokontrol görevi görmektedir. Ancak sistem insanlar tarafından işletilmektedir ve insanların eylemlerine bağlı olarak sistemin olumlu ya da olumsuz yönde etkilenmesi mümkündür. Bu noktadan hareketle bu çalışma ile iç kontrol sisteminin örgüt performansına etkisinde örgüt kültürünün aracılık etkisinin araştırılması amaçlanmış ve yönetsel açıdan sistemin etkinliği ele alınmıştır. İşlerin nasıl yapılacağına dair örgüt bireyleri arasındaki ortak anlayışı temsil eden örgüt kültürü, davranış standartlarını belirleyerek kontrol ortamını destekler ve sistemin diğer bileşenleri ile karşılıklı etkileşim halindedir. Bu kapsamda, araştırma konusunu oluşturan iç kontrol, örgüt kültürü ve örgüt performansı kavramları literatür üzerinden incelenmiş, uygulama kısmında ise Türkiye'deki sigorta ve bireysel emeklilik şirketlerinin çalışanlarına yönelik bir anket çalışması yapılarak 819 adet geçerli anket verisi üzerinden yapısal eşitlik modeli kullanılarak istatistiki analiz yapılmıştır. Araştırma sonucunda; iç kontrolün örgüt kültürü ve örgüt performansı üzerindeki etkisi ile örgüt kültürünün örgüt performansı üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İç kontrol boyutları ile örgüt performansı arasındaki ilişkide, en yüksek ilişkinin bilgi-iletişim alt boyutu ile olduğu, örgüt kültürü açısından en yüksek ilişkinin kontrol ortamı ile klan kültürü arasında olduğu belirlenmiştir. İç kontrolün örgüt performansı üzerindeki etkisinde ise örgüt kültürünün kısmi aracı etkisi olduğu belirlenmiştir.
Yönetici davranışları ve çalışan yaratıcılığı arasındaki ilişki
Bu çalışma, yönetici davranışları ile çalışan yaratıcılığı arasındaki ilişkiyi temel almakta olup, bu amaçla yönetici davranışları ve çalışan yaratıcılığı boyutları arasında var olan ilişkileri araştırmayı amaçlamış ve bunlar nicel ve birincil temelde incelenmiştir. Araştırma örneklemini Kütahya ve Cibuti'de faaliyet gösteren farklı lojistik firmalarından 389 çalışan oluşturmaktadır. Analizde, transaksiyonel ve transformasyonel liderliğin çalışan yaratıcılığı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çalışan Yaratıcılığı, Liderlik, Yaratıcılık, Yönetici ve Yönetim
Çalışanların boş zaman becerikliliğinin bireysel yenilikçilik üzerindeki etkisi: Kütahya Belediyesinde bir uygulama
Boş zaman modern zamanın başlangıcı olarak kabul edilen Sanayi Devrimi sonrasında modernliğin simgelerinden biri olarak ortaya çıkmış olup, toplumsal ve kültürel kimliğin meydana gelmesine ve düşünüş ile yaşayış tarzına dokunmuştur. Sanayi Devrimi sonrasında insan gücüne duyulan ihtiyacın azalması neticesinde bireylerin kendilerine özel ayırdıkları zamanda pozitif artış meydana gelmiş ayrıca çalışma saatlerinin azalması ve belirginleşmesi sonucunda serbest zaman aktivitelerinin istenilen şekilde değerlendirilmesi sağlamıştır. Bireysel yenilikçilik ise; bireylerin yeni ürünler, süreçler, yöntemler, görevler ve teknolojileri deneyimleme istekliliğidir. Bu bağlamda çalışma Kütahya Belediyesi'nde çalışan 325 kişiyle boş zaman becerikliliğinin; bireysel yenilikçilik üzerindeki etkisinin tespiti amacıyla anket yöntemiyle yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde boş zaman becerikliliğinin bireysel inovasyon üzerindeki istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi (β=0,217; p<0,05) olduğu belirlenmiştir. Ayrıca boş zaman becerikliliğinin bireysel inovasyonun alt faktörleri fikir liderliği (β=0,275; p<0,05), deneyime açıklık (β=0,290; p<0,05), risk alma (β=0,237; p<0,05) üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, boş zaman becerilerinin bireysel inovasyonun bir parçası olarak değişime direnç üzerinde (β=0,086; p>0,05) bulunmuştur.Kütahya Belediyesi çalışanlarının demografik değişkenleriyle (Yaş, eğitim ve kurumda çalışma süresi) boş zaman becerikliliği arasında istatistiki olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Yine, Kütahya Belediyesi çalışanlarının demografik değişkenleriyle (Eğitim) bireysel inovasyon arasında istatistiki olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Bu sonuçlar yoğun rekabet ve küreselleşme sonucunda kamu sektöründe çalışanların boş zamanlarının iyi ve faydalı işlerde kullanmanın önemli bir kuvvet çarpanı olduğu anlaşılmıştır. Bu kuvvet çarpanına çalışanların bireysel yenilikçiliklerinin de destek vereceği bilinmelidir.
Dijitalizmin olumsuz yüzü dijital tehdit: Tekno stresin iş performansı üzerindeki etkisinde tükenmişliğin aracı rolü
Dijitalleşme, tarihsel olarak çeşitli faktörlerle şekillenmiş bir olgudur ve dijitalizm çağına evrilmiştir. Bu süreç, hayatı kolaylaştıran araçlar olarak insanlık için büyük avantajlar sunsa da insanları sanal bir yaşam biçimine yönelterek, bireylerin varlıklarından uzaklaşmasına, bilişsel yeteneklerinin zayıflamasına ve iş performanslarının düşmesine yol açabilmektedir. Japonya, Toplum 5.0 kavramıyla, bilgi toplumunun bir sonraki aşamasına bu minvalde şimdiden hazırlanmaktadır. Bu modelle, teknolojiyi insan odaklı bir yaşam tarzını benimseyerek insanlığın yararına kullanmayı amaçlar ve bu modeli "süper akıllı toplum" olarak adlandırır. Toplum 5.0, yapay zekâ ve dijitalleşmenin toplumsal etkilerini tüm yönleriyle değerlendirir ve bireylerin robotlarla ve makinelerle etkileşiminin verimli bir şekilde sağlanmasını, istikrarlı büyüme ve kalkınmayı insan odaklı bir toplum modeli ve yaşam tarzıyla hedefler. Bu araştırmanın amacı, özellikle dijital çağın yönetilemeyen karanlık yüzüne odaklanmaktır. Çalışanların maruz kaldığı teknoloji kaynaklı stresin, tükenmişlik durumu aracılığı ile çalışanın iş performansı üzerindeki etkilerini derinlemesine analiz ederek, bu etkileri absorbe edecek inhibitör mahiyetteki uygulama ve öneriler ile bu süreci anlamak ve etkili bir şekilde yönetmek, insanlığın geleceği için kritik önem taşıyan geleceği şekillendirmeye yönelik proaktif çıkarımlar sunmaktır. Bu amaçla ülke ekonomisinin lokomotif ve öncü şirketlerinin bulunduğu İzmir ilinde konuşlu olan, teknolojik yoğunluk, hızlı değişim ve rekabetin yoğun olduğu farklı sektörlerde yer alan işletmelerle sağlık ve finans kurumlarının farklı departmanlarında görev yapan üst, orta ve alt düzey yöneticiler ile işgörenler üzerinde bir anket çalışması gerçekleştirilmiş elde edilen veriler istatistiksel yöntemlerle analiz edilerek sonuçlar çıkarılmıştır. Tezin bulguları, işletmelerdeki dijitalleşmenin çalışanlar üzerinde bıraktığı psikososyal olumsuz bir etki olarak, tekno-stresin alt boyutları olan göreli önem düzeyine göre tekno-aşırı yük, tekno-karmaşıklık ve tekno-belirsizliğin, çalışan performansını olumsuz yönde etkilediği ve tükenmişliğin bu etkileşimde kısmi aracı rol oynadığını göstermektedir.
Dijital liderliğin örgütlerin yenilik gücü ve çevikliğine etkisi: Türkiye'deki dijital hastanelerde uygulama
Dijital liderliğin örgütlerin yenilik gücü ve çevikliğine etkisi araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında sağlık hizmetinin sunumunda çalışan bireylerin dijital liderlik algılarını ölçen dijital liderlik ölçeği geliştirilmiş ve geliştirilen ölçek test edilerek örgütlerin yenilik gücü ve çevikliği üzerinde etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın alan araştırması iki aşamada yapılmıştır. İlk aşama olan ölçek geliştirmede, karma yöntemden yararlanılmıştır. Ölçek geliştirmenin ilk basamağında 14 akademisyene mülakat tekniği kullanılarak nitel araştırma yapılmıştır. Ölçek geliştirmenin ikinci basamağında sağlık profesyonellerinden anket tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise, geliştirilen dijital liderlik ölçeği kullanılarak örgütlerin yenilik gücü ve çevikliği arasındaki ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın verileri Türkiye'de Sağlık Bakanlığına bağlı 2023 yılında Seviye 6 ve Seviye 7 dijital hastane belgesi almayı hak kazanmış hastanelerin yönetsel birimlerinde çalışmakta olan 391 çalışandan anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA 2022, IBM SPSS 23 ve SmartPLS 4.1.0.6 paket programları kullanılmıştır. Dijital liderliğin örgütsel yenilik ve örgütsel çevikliğine etkisi yapısal eşitlik modeliyle test edilmiştir. Araştırma sonucunda dijital liderliğin örgütlerin yenilik gücü ve çevikliği üzerinde pozitif ve güçlü yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte katılımcıların dijital liderlik algı seviyelerinin sağlık işletmelerinin dijital hastane seviyelerine ve katılımcıların dijital hastane olma sürecine katkı düzeyine göre anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkarak sağlık işletmeleri yöneticilerine ve araştırmacılara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
Duygusal zekâ ile stres yönetimi arasındaki ilişki: Kütahya ili kamu ve özel okullarda çalışan öğretmenler üzerine bir araştırma
Her insan, kendi hedefleri dâhilinde çalışsa bile hayatın olağan akışında olumsuz durumlarla karşılaşabilmektedir. Bu durum onlarda stres ve yetersizlik duygularını tetiklemektedir. İnsanların duygularını rahatça ifade edebilmesi ve günlük hayatlarında karşılaştıkları sorunların kaynağını anlayabilmesi, onları başarıya daha yakın hale getirmektedir. Bu bağlamda duygusal zekânın önemi şahsın kendisi kadar toplumu da ilgilendiren önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmanın amacı eğitimcilerin sosyal ve iş hayatlarında karşılaştıkları strese bağlı olarak duygusal zekâlarının ölçülmesi ve stres yönetimi yöntemlerini nasıl kullandıklarını ortaya koymaktır. Bu amaçla Kütahya ilinde görev yapan ilkokul öğretmenlerini kapsamaktadır. Araştırma kapsamında, Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğünün verilerine dayanarak 2023 yılı Ocak-Mayıs ayları arasında Kütahya il merkezinde görev yapan toplam 1320 ilkokul öğretmeninden 250 öğretmene ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin duygusal zekâ seviyesinin yüksek olduğu, kişilerarası boyut algılarının yüksek, stresle başa çıkma algılarının ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma kapsamında yer alan öğretmenlerin duygusal zekâsı arttıkça kaçınma yaklaşımlarının kullanımı azaldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Stres Yönetim
Girişimcilik perspektifinde Türkiye'nin Avrupa Birliğindeki gıda güvenliğinde yeri
Girişimcilik perspektifinde değerlendirilmek ve Türkiye'nin gıda güvenliğinde Avrupa Birliğindeki yerini araştırmak amacıyla Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan TÜİK verileri yıllar bazında elde edilerek Avrupa birliği ülkeleri ile karşılaştırılmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinin gıda güvenliği verileri uluslararası platformda yer alan Eurostat, Europages, OECD, Statista ve Worldmeters'ten elektronik ortamda elde edilmiştir. Elde edilen verilerle ülkelerin ithalat ve ihracat verileri karşılaştırılarak gıda harcaması ve gıda güvenliği verileri elde edilmiştir. Gıda ürünleri sektörlere ayrılarak gıda harcaması içindeki payı hesaplanmıştır. Kümeleme analizi yapılarak ülkelerin yer aldığı kümeler belirlenmiş ve aynı kümede yer alan ülkelerin gıda verileri karşılaştırılmıştır. Analizde kullanılan verilerin uygunluğunu test etmek için Anova testi yapılmıştır.
Tüketici temelli marka değerinin satın alma niyeti üzerine etkisi Eskişehir ili örneği
Marka işletmeler için önemli bir farklılaşma ve rekabet aracıdır. Bu açıdan işletmeler için markanın tüketici nezdinde nasıl değerlendirildiği bilmek önemlidir.Dolayısiyla tüketiciler açısından markayı değerli kılan faktörlerin belirlenmesine gereksinim vardır. Çalışmanın amacı tüketici temelli marka değerinin satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Eskişehir'de 321 kişiyle anket uygulaması yapılmış ve veriler SPSS Programı ile analiz edilmiştir. Analizler neticesinde Marka Değerinin Satın Alma Niyeti üzeride anlamlı pozitif yönlü bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Üstelik marka değerinin oluşturan alt faktörlerde satın alma niyeti ile pozitif yönlü anlamlı bir ilişki içerisindedir.
Aile işletmelerinde kültür, yapı ve personel güçlendirme ilişkisi: Bilgi asimetrisinin aracı değişken rolü
Türkiye'de aile şirketlerinin ortalama ömrü 25 yıldır. Bu aile şirketlerinin sadece yüzde 30'u ikinci kuşağa, yüzde 12'si üçüncü kuşağa geçebiliyor. Dördüncü kuşağa geçebilenlerin oranı ise yüzde 3'te kalıyor. Literatür araştırması sonucu elde edilen bulgular aile şirketlerinin ömürlerinin sonlanmasının 2 temel sebebi olduğunu ortaya koymaktadır. Birincisi aile içi ilişkiler, özellikle de çatışmalar, ikincisi ise inovasyon eksikiğidir. Tüm birimlerinde aile bireylerinin görevlendirildiği aile işletmeleri yönetsel sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Aile şirketinde görevlendirilen aile fertlerinin profesyonel yöneticiler ve yetkilendirilmiş çalışanlardan oluşmaması şirketi iş performansının düşmesi ve sürdürülebilirlik sorunu ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu çalışma aile işletmelerinin örgüt yapısı ve kültürü ile personel güçlendirme (yetkilendirme) ilişkisini araştırmaktadır. Personel güçlendirmeyi (yetkilendirmeyi) analiz eden iki modelden biri bilgi işleme odaklıdır. Firmalar, belirli bir kararla ilgili en iyi bilgiye sahip temsilciye karar vermeyi devrederek, çalışanların yetenek ve uzmanlıklarından faydalanabilirler. Yetkilendirilen yöneticinin işletme sahipleri ile aynı bilgi düzeyinde olduğu zaman işletmeye fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bilgi asimetrisi söz konusu olduğunda tam yetkilendirmenin olmayacağı, yetkilendirilen çalışanın etkili olamayacağı varsayımı araştırılmaktadır. TR33 bölgesinde faaliyet gösteren aile işletmeleri araştırmanın evreni olarak belirlenmiştir.
İçsel pazarlama uygulamalarının işgören tatmini üzerine etkisi: Kuşadası restoranları üzerine bir araştırma
Hizmet sektörünün önemli kısmında yer alan turizm sektörünün bir alt grubunu oluşturan yeme-içme sektöründe, hizmet kalitesinin elde edilebilmesi için önce doğru içsel pazarlama stratejilerinin uygulanması ve iş tatmini yüksek çalışanların olması restoran işletmeleri için önem arz etmektedir. İşletmeler çalışanlarını iç müşteri olarak görmeleri gerekmektedir. Hizmet kalitesini oluşturmak ve müşteri memnuniyeti sağlamak için çalışanların iş tatminini sağlamak gerekmektedir. İşletmelerin, çalışanlarını iç müşteri olarak görmeleri iş tatminlerini yükseltmek için önemli bir adımdır. İçsel pazarlama faaliyetlerinin çalışanların iş tatminini arttırmada oynadığı rol, literatürde daha önceden araştırılmış konular arasında yer almakta olup, içsel pazarlama uygulamalarının iş tatmini üzerine etkisini inceleyen çalışmaların sayısı sınırlıdır. Bu noktadan hareketle araştırmanın temel amacı, içsel pazarlama uygulamalarının çalışanların iş tatminine etkisini ortaya koymaktadır. Araştırmanın evrenini Kuşadası'nda faaliyet gösteren en az 25 çalışanı bulunan restoranlardaki çalışanlar oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmaya gönüllü olarak katılım gösteren restoran çalışanlarından 262 kişi oluşturmuştur. Araştırma nicel bir araştırma olup, verilerin toplanmasında Money ve Foreman'ın geliştirmiş olduğu ve Candan ve Çekmecelioğlu (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan içsel pazarlama ölçeği ve Baycan (1985) tarafından Türkçeye uyarlanan çalışan memnuniyeti ve işe uyumun temel göstergesi olması amacıyla geliştirilen Minnesota Tatmin Ölçeği (MSQ) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hizmet işletmelerinden olan restoran çalışanlarının iş tatmin düzeylerinin içsel pazarlama uygulamaları ile doğru orantılı olarak artış gösterdiği tespit edilmiştir.