Theses supervised by Prof. Dr. Muammer Cengil

33 theses · Hitit University

Master'sOpen AccessTR

Mesnevi ve bibliyoterapi

Genel olarak Bibliyoterapi duygusal ve fiziksel problemlerin tedavisinde kitapların veya kitaplarda geçen hikayelerin birey tarafından okunarak; bireyin farkındalık kazanmasını amaçlayan ve diğer terapilere yardımcı bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Yazınsal ve anlam olarak üstün niteliklere sahip kitapların, insan psikolojisi üzerinde iyileştirici ve de kişinin var olan potansiyellerini harekete geçirici özelliklerinin bulunduğu bilinmektedir. Kitaplar, çocuklar ve gençler için yalnızca dil gelişimi ve düşünsel güçlerini geliştirmeyi amaçlamakla kalmayıp, onların kişiliklerini biçimlendirebilmelerini, daha olumlu değerler kazanabilmelerini ve içinde yaşadıkları çevreye uyumlarını kolaylaştırmaya çalışır. Ayrıca, öyküler yoluyla, toplumun ahlak kuralları, değerleri ve yaşam tarzları, genç kuşaklara aktarılabilir. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Mesnevi isimli eserinde geçen hikayelerinin evrensel özellik taşıması sebebiyle de bu hikayelerin psikiyatrik hastalık tanısı almış bireyler üzerinde kullanılması amaçlanmıştır. Hikayelerin, problemleri somutlaştırarak kişinin çözüm yollarına ulaşmasında etkili olduğu düşünülmüş ve bu yolla psikoterapinin yanında yardımcı olarak Mesnevide geçen hikayelerin bibliyoterapi yöntemiyle hastaya ulaştırılması sağlanmıştır. Sonraki aşamada hastayla görüşülmüş ve birebir bu hikaye ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Çalışmamda Eskişehir Devlet Hastanesi Psikolojik Danışma Biriminde 2015 ve 2016 yıllarında bizzat yaptığım bireysel görüşmeler ve Psikiyatri Servisinde yatan hastalarla yaptığım bireysel görüşmeler baz alınmıştır. Çalışma sırasında hastaların kimlik bilgileri ve belirgin olabilecek özellikleri çıkartılmıştır. Bu çalışmada Eskişehir'de psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler arasında yapmış olduğum Mesnevi ile Bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak daha çok manevi danışmanlık ve rehberlik alanına katkı sunmayı amaçladım. Psikolojik rahatsızlıkları ile başa çıkamayıp sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler ile yapmış olduğum Mesnevide geçen hikayeler ile bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak manevi danışmanlık ve rehberlik alanında kullanılmasına örneklik teşkil etmesi amaçlanılmıştır. Anahtar Kavramlar: mesnevide geçen hikayeler, bibliyoterapi, mevlana, kişilik gelişimi

BibliyoterapiHikayeKişilik+3
Ümmügülsüm Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarını imam-hatip ortaokuluna gönderen veliler üzerine betimsel bir araştırma Çorum örneği

Bu araştırmada çocuklarını İmam-Hatip Ortaokuluna gönderen veliler üzerine betimsel bir inceleme yapmak amaçlanmıştır. Günümüz şartlarında bünyesinde 700 binin üzerinde öğrenci barındıran İmam-Hatip Ortaokullarını velilerin tercih etme nedenleri, bu okullardan eklentileri, ailelerin sosyal profili belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmamız nitel bir araştırmadır. Araştırmamızın evreni Çorum ili Merkez ilçesinde dört ayrı mahallede bulunan dört İmam-Hatip Ortaokulunda öğrenim gören 40 öğrencinin velilerinden oluşmaktadır. Araştırmamıza katılan velilerimiz 20 anne ve 20 babadan oluşmaktadır. Araştırma yöntemi olarak yarı yapılandırılmış mülakat(görüşme) tekniği seçilmiştir. Yapılan mülakatlar esnasında velilerimizin kendilerini rahat ifade edebilmeleri için kimlik bilgilerinin alınmayacağı belirtilmiştir. Yapılan mülakatlar sonucunda edinilen veriler başlıklarına göre incelenmiş ve ihtiyaç görülen yerlerde alıntılar yapılarak kullanılmıştır. Araştırmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, araştırmamızın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları ve alanla ilgili yapılmış çalışmalardan oluşmaktadır. İkinci bölüm, yöntem, örneklem, veri toplama teknikleri, verilerin analizi başlıklarından oluşmaktadır. Üçüncü bölüm de araştırmamızın daha iyi anlaşılması için imam-hatip Okullarının tarihsel gelişimi ve günümüze kadar olan öğrenci haraketliliği ele alınmıştır. Dördüncü bölümde araştırma sonucunda elde edilen bulgular ortaya konmuş ve bu bulgular yorumlanmıştır. Beşinci bölümde ise araştırmamızın sonucuna yer verilmiş ve öneriler getirilmiştir. Araştırmamızın sonucunda elde etmiş olduğumuz bulgulara dayanılarak, ebeveynlerin öğrencilerini İmam-Hatip Ortaokuluna, Kur'an-ı Kerim'i öğrenmelerini, ibadetlerine dikkat eden terbiyeli ahlaklı bireyler olmalarını, iyi bir din eğitimi almalarını istedikleri için ve aynı zamanda akademik olarak da başarılı bireyler olmalarını istedikleri için gönderdikleri soncuna varılmıştır. Anahtar Kavramalar: Din, Din Eğitimi, İmam-Hatip Okulları, Tercih.

Din eğitimiDin eğitimi kurumlarıEbeveyn davranışı+7
İsmail Zurnacı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çizgi filmlerde değer yüklü mesajlarda içerik analizi: Şeker Hoca ve Yusuf'un Dünyası örneği

Genelde televizyonun özelde ise çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkileri pek çok farklı disiplin tarafından araştırılan önemli araştırma konularından birisidir. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla birlikte gerek youtube gerekse televizyon kanallarının internet siteleri üzerinden çizgi filmlerin hem canlı olarak hem de eski bölümlerinin izlenebiliyor olması görsel yayınların varlığının ve çocuklar üzerindeki etkisinin televizyondan bağımsız olarak ve daha güçlü bir şekilde etkisini göstermesine neden olmaktadır. Bu çalışmamız bir kültür yayıncılığı yapan Diyanet TV kanalında yer alan çizgi filmlerin değerler açısından içerik analizlerinin yapılması açısından önem arz etmektedir. Elde edilen sonuçlar ayrıca Diyanet TV yetkililerine ulaştırılarak yapılan çalışmanın teorik alandan uygulama sahasına aktarılması açısından da önem arz etmektedir. Biz bu çalışmada Diyanet TV kanalında yayınlanan çizgi filmlerin değerler açsından analizini yapacağız Çalışmamız teorik ve uygulama olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Teorik kısımda çalışmamızla ilgili literatür taraması yapılarak kavramsal ve teorik çerçeve oluşturulmaya çalışmıştır. Uygulama kısmında ise nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizini kullandık. Bu amaçla belirlediğimiz çizgi filmlerin ilk on bölümü izlenerek görsel veri analizi yapılmıştır. Bu yöntemi kullanmamızın nedeni araştırmanın doğasına en uygun yöntem olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yöntemle çizgi filmlerin ayrıntılı çözümlemesi ve elde ettiğimiz bulguların kategorileri kolaylıkla yapılabilmektedir. Anahtar Kavramlar: Çizgi Film, Değerler, Çocuk, Gelişim Dönemleri, Ahlak.

AhlakAhlakAhlaki değerler+5
Çiğdem Güney
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü

Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.

Aile içi şiddetDinDin psikolojisi+7
Selime Ergüven
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip ortaokulu öğrencilerinde tanrı tasavvuru

Din psikolojisi insanoğlunun yaşamının dini ve ruhsal yönünü ve bu ruhsal yönün insan davranışları üzerindeki etkilerini, olası neden ve sonuçlarını da göz önünde bulundurarak inceleyen bilimdir. İnsan hayatında din duygusunun oluşum nedenlerinin temelinde Tanrı kavramının önemli bir yeri vardır ve Tanrı tasavvuru konusu da din psikolojisi açısından büyük önem taşır. Piaget'in bilişsel gelişim dönemlerinden somut işlemler dönemi olarak adlandırmış olduğu dönemde çocuk yeterli zihni olgunluğa erişemediği için tasavvurları da daha çok var olan şeyler üzerinden yapmaktadır. Somut işlemler dönemi ile soyut işlemler döneminde bulunan çocuklar arasında Allah tasavvuru konusunda ne gibi farklılıkların olduğu, somut işlemler döneminde bulunan bir çocuğun Allah gibi soyut bir kavramı ne şekilde tasavvur ettiği, tasavvur konusunda gerekli zihni olgunluk dışında dış etmenlerinde etkili olup olmadığı gibi hususlar hep merak edilegelmiştir. Çalışmamızda somut işlemler döneminde bulunan çocukların Allah tasavvurunun nasıl olduğu ve bu tasavvur üzerinde alınan eğitim veya sosyal çevrenin etkilerinin olup olmadığı gibi konular incelenmiştir. Araştırmamızın örneklemini Çorumda bulunan Danişment Gazi İHO, Suheybi Rumi İHO, Yıldırım Beyazıt İHO ve Türkiyem İHO'da okuyan 10-11 ve 13-14 yaş grubunda bulunan 48 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmamızı oluştururken veri toplama amaçlı yarı yapılandırılmış mülakat metodu kullanılmıştır. Araştırmamızda elde ettiğimiz bulgular betimsel çözümleme yöntemiyle yorumlanarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. 10-11 yaş grubu öğrencilerimiz için genel bir değerlendirme yapacak olursak Allah'ı tasavvur ederken onun bazı sıfatlarını her ne kadar soyut özelliklerle tasavvur etmiş olsalar da öğrencilerin genelinde somut işlemler döneminin bilişsel özelliklerinin etkin olduğu görülmüştür. Kullanmış oldukları ifadelerinden de anlaşıldığı üzere soyut tasavvurlarının altında almış oldukları dini eğitimin ve sosyal çevrelerinden edinmiş oldukları hazır, ezberlenmiş bilgilerin yattığı görülmüştür. Bu dönem çocuklarının Piaget'in bilişsel gelişim kuramının somut işlemler döneminin genel özelliklerini taşıdığı görülmüştür. 13-14 yaş grubunda bulunan öğrencilerimizde ise Allah'ı insan biçiminde tasavvurlarının gitgide zayıfladığı, ancak bu yaş grubundaki çocukların soyut işlemler dönemine giriş yaptıkları söylenememekle birlikte zihinsel olarak bir geçiş dönemi içerisinde oldukları söylenebilir. Çocukların Allah'ı çoğunlukla soyut zaman zaman da somut olarak tasavvurlarının temelinde bu yatmaktadır. 14 yaşından sonra çocuk zihinsel olgunluk düzeyine erişecek ve Yaratıcıyı soyut özelliklerle tasavvur etme kabiliyetini tam olarak kazanacaktır denilebilir. Anahtar Kavramlar: Bilişsel Gelişim, Tanrı, Tasavvur

Din eğitimiDin psikolojisiDini iman+4
Şükran Öztürk Zurnacı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarında dindarlık ve öznel iyi oluş

Kronik hastalıklar tıbbi girişimlerin sonuçsuz kaldığı, hastanın öz bakım ve sorumluluk düzeyini yükseltmek ve işlevselliğini artırmak için periyodik takip ve destek bakım gerektiren durumlardır. Kronik hastalıklardan birisi olan kronik böbrek yetmezliği de toplumda önemli yer tutan ciddi bir sağlık sorunudur. Sağlık hizmeti, bakım ve tedavi masrafları yönünden kişileri hızla fakirlik sınırının altına düşürebilmektedir. Bu hastalarda beden imajı değişikliği, yaşam tarzında bozulma, öz-güvende azalma, üzüntü, öfke, çaresizlik, sürekli ağlama, ümitsizlik, endişe, içe kapanma, aile ve iş yaşantısında rol kaybı, bağımlı olma endişesi, sosyal izolasyon ve ölüm korkusu gibi psiko-sosyal problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle öznel iyi oluşun esasını oluşturan daha çok olumlu duygulanım, daha az olumsuz duygulanım ve yaşam doyumu hastalar için oldukça zor görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu olumsuzluklarla baş etmede ve hastanın öznel iyi oluşunu artırmada dinin etkili bir arabulucu olarak işlev görebileceği varsayılmıştır. Bir alan araştırması olan bu doktora tezinin genel amacı da betimsel bir yaklaşımla sosyo-psikolojik metotlardan faydalanarak, hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezlikli hastaların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemek ve dindarlık düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışmaktır. Dinî başa çıkma yaklaşımlarının katılımcıların öznel iyi oluşlarına etkisine ilişkin bulguların psikolojik perspektiften yorumlanması da bu incelemenin amaçları arasındadır. Buna göre, konuyla ilgili yirmi üç hipotez geliştirilmiş ve araştırma sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle söz konusu hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi T.C. Sağlık Bakanlığı, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çorum İlçe Diyaliz Ünitelerinde tedavi gören hastalardan tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 205 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan hastaların % 54,1'i (111 kişi) erkek, % 45,9'u (94 kişi) da kadındır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın kıstaslarına göre belirlediğimiz demografik özelliklerin bulunduğu "Kişisel Bilgi Formu", katılımcıların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemeye yönelik 5'li Likert tipi "Dindarlık Envanteri" ve "Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan örneklem dağılımına uygun olarak ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 20 kişilik grupla görüşmeler yapılmış, yapılan görüşmelerde katılımcılara önceden belirlenen sorular yöneltilerek cevapları kaydedilmiştir. Ses kayıtlarının deşifresinden elde edilen veriler veri setleri halinde tanzim ve tasnif edilmiş, daha sonra da NVivo 9.0 programı yardımıyla temalara ayrılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson momentler çarpımı korelâsyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi gibi istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farkların kaynağını saptayabilmek amacıyla varyansların homojen olduğu gruplarda Scheffe ve LSD testi, varyansların homojen olmadığı gruplarda da Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı en az 0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada nitel ölçüm yoluyla elde edilen bulgular yer yer nicel ölçüm araçlarıyla elde edilen verilerin yorumlanmasında kullanılmıştır. Araştırma sonucunda demografik değişkenler ile dindarlık, demografik değişkenler ile öznel iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, her iki yöntemle elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dindarlık düzeyi ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve dindarlığın öznel iyi oluştaki varyansın % 31,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Bulgular dindarlığın öznel iyi oluşun anlamlı ve önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Olumlu dinî başa çıkma yöntemlerinin örneklem tarafından sıklıkla kullanıldığı ve dinî motifli olumlu başa çıkma yaklaşımlarının hastanın öznel iyi oluşu üzerinde pozitif yönlü katkısının olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır. Anahtar Kavramlar: Hemodiyaliz, Dindarlık, Öznel İyi Oluş, Dinî Başa Çıkma, Mutluluk, Yaşam Doyumu.

Din psikolojisiDindarlıkHastalar+3
Nevzat Gencer
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşsizlik, stres ve dini başa çıkma

Bu çalışmanın amacı, işsiz bireylerin işsizlik sürecinde kullandıkları dini başa çıkma tarzları ile algıladıkları stres düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler de göz önüne alınarak incelenmesidir. Bu amaçla, 2019 yılı Ekim ayı içerisinde Çorum Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne iş aramak için başvuruda bulunan bireyler içerisinden seçilen 192 erkek ve 208 kadın olmak üzere toplam 400 kişiden oluşan örneklem grubuna, sözlü onayları alındıktan sonra, sosyo-demografik özellikleri, hissettikleri sosyal dışlanma ve stres durumlarının tespiti için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, algıladıkları stres düzeylerinin ölçülebilmesi için Algılanan Stres Ölçeği ve dini başa çıkma tarzlarını ve düzeylerini belirlemek için Dini Başa Çıkma Tarzları Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada, çeşitli değişkenlerin bireylerin dini başa çıkma düzeyleri ve algılanan stres düzeyleri üzerinde etkisinin olduğu, ayrıca dini başa çıkma tarzları ile algılanan stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Ulaşılan sonuçlar bulgular ve yorumlar bölümünde ayrıntılı olarak verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Çalışma, işsizlik, stres, başa çıkma, din, dini başa çıkma

Din psikolojisiDini başa çıkmaStres+3
Muharrem Bilal Çolak
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip lisesi öğrencilerinin benlik saygısı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri'nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencilerinin benlik saygısı düzeyleri bazı değişkenler açısından analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri' nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise 434 (dört yüz otuz dört) 12. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerin benlik saygısı düzeylerini belirlemek amacıyla Rosenberg (1965) tarafından oluşturulmuş ve Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçeye aktarılmış olan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların değişkenlerinin tespit edilmesi için ayrıca öğrencilerden kişisel bilgi formu doldurmaları talep edilmiştir. Bu bilgi formu öğrencilerin cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitimi, anne iş durumu, anne mesleği, baba eğitimi, baba iş durumu, baba mesleği, ailenin ekonomik durumu, bireylerin fiziki özellikleri, not ortalamaları, sağlık sorunu durumları, ebeveynlerin birliktelik durumu, anne ve baba tutumlarıyla katılımcıların yaşamlarını çoğunlukla geçirdikleri yer değişkenlerini belirlemeyi hedeflemiştir. Kişisel bilgi formundaki değişkenler genellikle kategorik verilerden oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS 26 versiyonu kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın analizlerinden önce elde edilen verilerin dağılımının normal olup olmadığına bakılmıştır. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ile elde edilen verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığını test etmek için veri normalliğini analiz etme amacıyla faydalanılan üç analiz sırasıyla Skewness-Kurtosis, Kolmogrov-Simirnov ve Histogram grafiği analizleridir. Veri dağılımının non-parametrik olarak saptanması sebebiyle değişkenler ile öğrencilerin benlik saygısı düzeyi arasında ilişkinin olup olmadığını ölçmek amacıyla Mann-Whitney-U ve Kruskal-Wallis Testi uygulanmıştır. Elde edilen bulguların ışığında uygulamalara ve araştırmaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur

Benlik saygısıErgenlerKruskal-Wallis testi+3
Emel Çimen
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik ve dini başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi – Çorum örneği

Hayatta karşılaştığımız tehlikeler bizi strese sokmakta ve stresten kurtulmak için Başa Çıkma Yöntemleri kullanmaktayız. Stresten kurtulmak için gösterdiğimiz bu çabanın Dini yönelimi ise bizim Dini Başa Çıkma Metodumuzu oluşturmaktadır. Kimi insanlar Allah'dan yardım isterken, kimi insanlar ise dinden uzaklaşmaktadır. Bizde bu çalışmamız ile Kişilik Özellikleri ve Dini Başa Çıkma arasındaki ilişkiyi bazı Demografik Özellikler ile birlikte incelemeyi hedeflemiş bulunmaktayız. Bu kapsamda 2019 yılı Eylül, Ekim aylarında Çorum ilinde ikamet eden 20 yaş üzeri toplam 400 kişiye ulaşılarak veri toplama araçları uygulanmıştır. Katılımcılara Kişilik Özelliklerini belirlemek için Somer, Korkmaz ve Tatar tarafından geliştirilen ve sonrasında Tatar tarafından kısaltılan Beş Faktör Kişilik Envanteri'nin kısa versiyonu (5FKE-KF) ile Dini Başa Çıkma çeşitlerini öğrenebilmek için Prof. Dr. Ali Ayten tarafından geliştirilen Dini Başa Çıkma Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim ve medeni durumları arasındaki fark değerlendirilmiştir. Anket sonuçları SPSS for Windows 23.0 kullanılarak; t testi, One Way Anova ve Korelasyon İstatistik analizlerine tabi tutulmuş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmamız sonucuna göre örneklemimizin Olumlu Dini Başa Çıkma ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Sorumluluk, Yumuşak Başlılık ve Gelişime Açıklık Kişilik Özelliği ile Olumlu Dini Başa Çıkma arasında zıt ve zayıf ilişki bulunmuştur. Olumsuz Dini Başa Çıkma ile Sorumluluk ve Gelişime Açıklık Kişilik Özelliği arasında doğrusal ve zayıf, Yumuşak Başlılık Kişilik Özelliği ile doğrusal ve orta düzey bir ilişki bulunduğu ancak Duygusal Tutarsızlık Kişilik Özelliği ile zıt ve zayıf bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Kişilik Özelliği ile Dini Başa Çıkma arasında ilişkinin olduğunu iddia eden hipotezimiz desteklenmiştir. Ancak; Duygusal Tutarsızlık Kişilik Özelliği ile Olumlu Dini Başa Çıkma, Dışa Dönüklük Kişilik Özelliği ile hem Olumlu hem Olumsuz Dini Başa Çıkma oranları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamış hipotezimiz reddedilmiştir. Anahtar Kavramlar: Dini Başa Çıkma, Kişilik, Beş Faktör Kişilik Envanteri.

Beş faktör kişilik modeliDini başa çıkmaKişilik+4
Yeliz Akkaya Türkol
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-demografik değişkenlere göre din görevlilerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada 2019 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı'nda çalışan imam hatip, müezzin kayyım ve Kur'an kursu öğreticilerinin örgütsel aidiyet düzeylerini çeşitli değişkenler ile aralarındaki anlamlılık düzeylerini belirlemek ve hangi durumlarda eksiklik olduğunu ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada Meyer ve Allen (2004) tarafından geliştirilmiş örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Nicel ölçüm aracı olan anket tekniği uygulanmıştır. Anketimiz 7 coğrafi bölgemizin nüfus bakımından en büyük illeri olan İstanbul, Ankara, Antalya, Gaziantep, Van, İzmir ve Samsun illerinde gerçekleştirilmiştir. Ankete İmam Hatip, Müezzin Kayyım ve Kur'an Kursu öğreticisi unvanlarında aktif olarak görev yapan 2434 personel ankete katılmış olup 98 anket çeşitli nedenlerle geçersiz sayılarak toplam 2336 anket duygusal, devam ve normatif bağlılık kategorilerinde değerlendirmeye alınmıştır. Örgütsel bağlılık düzeyi demografik özellikler bakımından cinsiyet, yaş, unvan, kurumda çalışma süresi, bulunduğu unvandaki hizmet süresi, gelir durumu, eğitim durumu açısından farklılık gösterip göstermediği de bu araştırma kapsamında incelenmiştir. Araştırma sonucunda örgütsel bağlılığın cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği, araştırmaya katılanların duygusal bağlılık düzeyleri yaş gruplarına göre incelendiğinde yaş arttıkça örgütsel bağlılığında arttığı ortaya çıkmıştır. Eğitim seviyesindeki artışla birlikte örgütsel bağlılık düzeyinde de azalma meydana geldiği, gelir düzeyi artan bireylerinde duygusal bağlılıklarının alt gelir gruplarında yer alanlardan yüksek olduğu görülmüştür. Hizmet süresi 21 yıl ve üzeri olan çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin ise arttığı gözlemlenmiştir. Genel olarak araştırmamızda örgütsel bağlılık kendi içinde üç ayrı kategoride analiz edilmiş olup duygusal ve normatif bağlılık düzeylerinin yüksek ancak devam bağlılığının ise orta düzeyde olduğu ortaya çıkmış, bireylerin örgütsel bağlılık düzeylerinin ise yüksek olduğu görülmüştür.

Din görevlileriKayyımKur'an kursu öğreticisi+5
Mehmet Berkay Kanderun
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sufilerde huzurlu yaşam ve ahlaki olgunluk

Bu çalışmanın amacı, önce, Ruhzârî tarikatına mensup olan bireylerin ahlaki olgunluk ve huzur düzeylerini etkileyen faktörleri incelemek ve bu faktörler ile ahlaki olgunluk ve huzur arasında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymaktır. Sonra, Ruhzârî tarikatı katılımcılarının ahlaki olgunluk ve huzur düzeyleri betimsel açıdan tespit edilerek, bu düzeyleri etkilediği varsayılan bazı demografik değişkenler ile bağımlı değişkenler arasındaki ilişki düzeylerini incelemektir. Buna göre, konuyla ilgili 40 hipotez geliştirilmiş ve araştırma sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle söz konusu hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 23 yaş ve üzeri Çorum, Kırıkkale, Ankara ve İstanbul illerinde yaşayan 5 yıl ve üzeri süredir Ruhzârî tarikatı katılımcısı olan 740 erkek katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan demografik özelliklerin bulunduğu "Kişisel Bilgi Formu", katılımcıların ahlaki olgunluk ve huzur düzeylerini belirlemeye yönelik 5'li Likert tipi "Ahlaki Olgunluk" ve "Huzur Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda demografik değişkenler ile ahlaki olgunluk, demografik değişkenler ile huzur arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, her iki yöntemle elde edilen bulgulara göre; katılımcıların ahlaki olgunluk düzeyi ile huzur düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve ahlaki olgunluk ile huzur arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkinin olduğu ve ahlaki olgunluğun huzurdaki varyansın % 9'unu açıkladığı saptanmıştır. Bulgular ahlaki olgunluğun huzurun anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Tarikat ritüellerini yerine getirmenin örneklem tarafından sıklıkla kullanıldığı ve bu ritüelleri yerine getirmenin katılımcıların ahlaki olgunluk ve huzur düzeyleri üzerinde pozitif yönlü katkısının olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır.

Ahlaki olgunlukDin felsefesiHalidi tarikatı+7
Eyyüp Kayacı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nuri Pakdil'in şiirlerinde dini unsurlar ve değerler

Nuri Pakdil, Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir. Başta deneme olmak üzere, oyun, çeviri, röportaj, söyleşi, anı, mektup ve şiir gibi pek çok edebi türde eserler vermiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli simalarından birisi olan Pakdil, devrimci duruşu ile dikkat çeken bir fikir adamıdır. İslami camianın önemli temsilcilerinden olan Pakdil, eserlerindeki özellikle de şiirlerindeki temaları ele alış biçimi ile kendi camiasında dahi farklılık göstermektedir. 1934-2019 yılları arasında yaşayan Pakdil, edebiyatçı kimliğinin yanı sıra, İslami hassasiyeti olan entelektüel bir kişiliğe de sahiptir. O, kendi ifadesi ile "Devrimci bir Müslüman" ve "Devrimci bir Yazar"dır. Yaşadığı dönemde, meydana gelen ulusal ve uluslararası pek çok değişikliğe tanıklık eden Pakdil, bu hadiselere tepkisiz kalmayarak, eserleri aracılığıyla sosyal, siyasi ve dini birçok konuda fikirleri ile kamuoyunu etkilemeyi başarmıştır. Bu çalışmada Pakdil'in şiirlerinin altyapısını oluşturan dini unsurlar ve değerler, tespit etmeye gayret edilmiştir. Dokümanter yöntem kullanarak hazırlanan bu çalışma Pakdil'i tanımak ve tanıtmak açısından elbette yeterli olmayacaktır. Sanatçı ve şair kişiliğinin yanı sıra eserlerinde tercih ettiği edebi dil ve üslubu Pakdil'i anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda "Nuri Pakdil'in Şiirlerinde Dini Unsurlar ve Değerler" isimli çalışmada; Pakdil'in şiirleri; kişiliği, ideolojisi ve muhafazakârlığı bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dini Unsur, Değer, Nuri Pakdil, Şiir

DeğerlerDin psikolojisiDini değerler+4
Semanur Haliloğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Rüya ile ilgili inanç ve tutumların davranış üzerine etkisi

Bu araştırmada rüyaların bireyin dinî ve dinden bağımsız davranışları üzerindeki etkisi ile rüyayla bağlantılı inanç, davranış ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışmanın amacı rüyaların bireyin günlük yaşamına, psikolojik durumuna ve dinî hayatına ne ölçüde ve nasıl etki ettiğini anlamak, rüya fenomeninin günümüzde nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını açıklamaya çalışmaktır. Çalışma hem teorik hem alan araştırmasından oluşan iki boyutlu nitel bir araştırmadır. Teorik bölümde dokümantasyon yöntemi ile elde edilmiş olan rüya ile ilgili veriler sistematik bir şekilde sunulmuştur. Uygulama kısmında ise veriler tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Rastlantısal örneklem, amaçlı örneklem ve kartopu örneklem yöntemleri ile Çorum'da ikamet eden 18 yaş ve üzeri farklı sosyo-kültürel ve dinî geçmişi olan, farklı meslek gruplarından, farklı gelir ve eğitim düzeyine sahip 59 katılımcı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların genelinin sık olarak rüya gördükleri, gördükleri rüyalar üzerine düşündükleri, rüyayı yorumlamaya çalıştıkları, bazen yorumlaması için güvendikleri kişilerle paylaştıkları ancak rüyaların etkisinin genel olarak kısa sürdüğü, katılımcıların günlük hayatını, rutinini, dinî hayatını ve hayatıyla ilgili aldığı basit ya da önemli herhangi bir kararı etkilemediği tespit edilmiştir. Rüyanın karara etkisi konusunda dindarlık ya da eğitim seviyesi değil kişinin rüyaya yaklaşımının şekillendirici olduğu saptanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun rüyadan sonra uyguladığı herhangi bir ritüelin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireyin sekülerleştikçe rüyaya verdiği önemin ve yüklediği anlamın azaldığı tespit edilmiştir. Bu katılımcıların, daha dindarken Tanrı'dan mesaj olarak nitelendirdikleri rüyalara artık daha rasyonel ya da bilimsel açıklamalar getirmeye çalıştıkları gözlenmiştir. Rüyaya yüzyıllardır atfedilen dinî değerin azaldığı görülmüştür. Rüyanın dinden ve doğaüstü güçlerden bağımsız, tamamen kişinin bilinçdışından kaynaklı olduğu inancı ve/veya bilgisi yaygın görüş hâline gelmektedir. Buna rağmen, konunun özündeki belirsizlik, gizem ve/veya bazı rüyaların açıklanamaması rüyaların kutsalla olan bağının kesin olarak reddedilmesini zorlaştıran bir unsur olarak ulaşılan sonuçlar arasındadır.

DavranışDin psikolojisiPsikoloji+5
Fatma Nur Bedir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yas danışmanlığı ve yas sürecinde manevi danışmanlık

Bu çalışma ile yakınını kaybetmiş çocuk ve yetişkin bireylere yas sürecinde danışmanlık yaparak süreçteki aşamaları gözlemlemek ve psikolojik olarak destek olmak amaçlanmıştır. Ayrıca ülkemizde gelişmekte olan manevi danışmanlık alanına katkı sağlamak amacıyla da çalışmada manevi danışmanlık teknikleri kullanılmıştır. Bu çalışmaya STK'lara başvuran, bir yakınını kaybetmiş ve danışmanlığa ihtiyaç duyan kişiler arasından kaybın üzerinden en fazla 1 yıl geçmiş olan10 kişi talep sırasına göre (5 yetişkin ve 5 çocuk olmak üzere) dâhil edilmiştir. Bu çalışmada karma desen modeli benimsenerek yetişkinlere görüşme öncesinde 'İki Boyutlu Yas Ölçeği' uygulanmış, 8 yaş üzerindeki çocuklara 'Beier Cümle Tamamlama Testi' ve ailelerine 'Çocukların Ölümle İlgili İletişimleri Formu' uygulanmıştır. 8 yaş altındaki çocuklardan ise yalnızca ebeveynlerinden alınan "Çocukların Ölümle İlgili İletişimleri Formu" uygulanmış ve aileden çocuk hakkında edinilen bilgiler çalışmaya dâhil edilmiştir. Süreç, her bir danışanla en az 12 seanslık derinlemesine yapılan görüşmeler sonucunda tamamlanmıştır. Yas danışmanlığı sürecinde birçok terapi tekniğinden faydalanılmış ve seçilen teknikler danışanın ihtiyacına göre belirlenmiştir. Danışma sürecinin dokümanlarının belirli bölümleri kesitsel olarak alıntılanmış ve çalışmaya dâhil edilmiştir. Manevi danışmanlık tekniklerinin nasıl uygulandığı ise vakalar üzerinden paylaşılmıştır. Süreç çocuklarda, oyun, resim ve etkinlikler yoluyla yürütülmüştür. Danışma sürecinde çocukların ölümü nasıl algıladıkları, yaş ve gelişim özelliklerine göre değerlendirilerek sunulmuştur. Ülkemizde çocuklarla ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde genellikle çocukların ölüm olayını nasıl kavradığı ve anlamlandırdığı, ölümü ifade ederken din ve Tanrı kavramlarını çocuğun nasıl anladığı ve ifade ettiği ile ilgili çalışmalara rastlanmıştır. Ancak Türkiye'de çocuklara manevi danışmanlığın nasıl uygulanacağı ve sınırlılıkları konusunda herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada çocuklarda manevi danışmanlıkla ilgili olarak diğer ülkelerde yapılan çalışmalar sunulmuş, ölüm ve yas gibi önemli konularda manevi danışmanlığın çocuklara uygulanması ve sınırlılıkları üzerinde durulmuştur.

DanışmanlarDin psikolojisiManevi destek+4
Fatma Zehra Uzun
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türbe ziyaretleri üzerine psikososyolojik bir inceleme: Çorum Hıdırlık örneği

Bu çalışma ile Çorum Hıdırlık örneğinde Türbe Ziyaretlerinin Psikososyolojik analizinin yapılması amaçlanmıştır. Türbe, yatır vb. yerler Allah'ın sevgili kullarının medfun bulunduğu kutsal mekânlar olarak kabul edilmektedir. Bu inanışa sadece İslam ülkelerinde değil hemen hemen tüm din ve kültürlerde rastlanılmaktadır. Kutsal olarak kabul edilen bu mekânlara yapılan ziyaretler esnasında birtakım ritüeller de uygulanmaktadır. Bizim çalışmamızı yaptığımız Çorum Hıdırlık bölgesindeki türbelerde sahabelerin medfun olduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle buraya yapılan ziyaretler hiçbir dilek amacı gütmeksizin sadece ziyaret maksadıylan yapıldığı gibi bir takım dua ve dileklerin gerçekleşmesi amacıyla da yapılmaktadır. Özellikle evlilik merasimi, sünnet merasimi, asker uğurlaması gibi toplu ziyaretlere sıkça rastlanılmaktadır. Bu tür ziyaretlerde amaç evlenen kişilerin hayırlı bir evlilik tesis etmesi, sünnet olan çocuğun hayırlı bir evlat olması ve askere giden gencin hayırlı bir şekilde geri gelmesi amacıyla yapılmaktadır. Aynı şekilde mübarek gün ve geceler olarak kabul edilen kandil gecelerinde, dini bayram günlerinde de bu bölge yoğun bir şekilde ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ayrıca inanç turizmi kapsamında da bölgenin ziyaret edildiği görülmektedir. Biz bu çalışmamızın Çorum Hıdırlık bölgesinde yer alan ve sahabeden Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi'nin türbelerine yapılan bu ziyaretlerin nedenlerini, ziyaret yapan kişilerin ziyaret öncesi, ziyaret anındaki ve ziyaretten sonraki dini ve psikolojik durumlarını Din Psikolojisi biliminin yöntem ve metodları doğrultusunda tespit etmektir. Çalışmamızın önemini ise şu şekilde ifade edebiliriz. Her şeyden önce bu çalışmanın en önemli yönü Çorum'da Hıdırlık bölgesinde bulunan Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi türbelerine yapılan ziyaretlerin din psikolojisi alanında çalışılan ilk lisansüstü tezi olmasıdır. Ayrıca çalışmamız kutsal mekân ziyaretleri üzerine yapılan çalışmalarla ilgili olarak alana katkı sunması açısıyla da önemlidir. Çalışmamız nicel araştırma yöntemi kullanılarak ve anket tekniğiyle yapılmıştır.

DinDin psikolojisiKutsal yerler+6
Azime Çiftçi
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Öznel dindarlık algısı, tevekkül ve stres ilişkisi

Stres günümüzün en yaygın sorunlarından birini oluşturmaktadır. Fizyolojik ve psikolojik sağlık üzerinde olumsuz etkisi olan stresle başa çıkabilmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiş, stres yönetiminde etkili olabilecek bazı unsurların önemine dikkat çekilmiştir. Bu çalışmada İslami bir değer olan tevekkülün bu unsurlardan biri olabileceği öngörülmüştür. Tevekkül bireyin bir taraftan işi konusunda üzerini düşeni yaparken diğer taraftan Allah'a güvenmesi, O'na dayanması anlamına gelmektedir. Kur'an-ı Kerim ve hadislerde müminlere emredildiği görülen tevekkülün dindar bireylerden beklenen bir yönelim olduğu anlaşılmaktadır. Tevekkül psikolojik açıdan ise hem içerdiği pozitif unsurlar hem de zorluklar karşısında sağladığı manevi güç ile bireylere psikolojik rahatlık ve huzur sağlayacak özellikler taşımaktadır. Öznel dindarlık algısının tevekkül ve stresle ilişkisi ile tevekkülün stresle başa çıkmada etkili olup olmadığının araştırılması çalışmamızın amacını oluşturmuştur. Bu doğrultuda Çorum merkez ilçede ikamet eden genç yetişkinlik, orta yetişkinlik ve yaşlılık olmak üzere üç farklı gelişim dönemine mensup 21-75 yaş aralığındaki bireyler araştırmanın örneklem grubu olarak belirlenmiş, katılımcıların algılanan stres düzeyleri ve tevekkül yönelimlerinin bağımsız değişkenlere göre nasıl farklılaştığı sınanmıştır. Stresle başa çıkmada bir araç olarak görülen tevekkülün stresi önlemedeki etkisinin nicel bir yöntemle incelenmesi bu tezin özgünlüğünü gösterdiği düşünülmektedir. Araştırmanın saha çalışmasının Covid-19 pandemisinin devam ettiği bir dönemde yapılması ve dolayısıyla pandemi sürecinin etkilerini taşıması da çalışmaya önem kazandırmaktadır. Araştırmamızın saha çalışmasında nicel araştırma yöntemi, nicel araştırma yöntemi desenlerinden tarama deseni, tarama desenlerinden ise ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca araştırmamızın geçerlilik düzeyini artırmak için tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Cinsiyet, yaş, medeni durum, öznel ekonomik durum algısı, sağlık, meslek, eğitim durumu ve öznel dindarlık algısı ise çalışmamızın bağımsız değişkenlerini oluşturmaktadır. Yapılan inceleme ve analizler neticesinde tevekkül ile cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim, meslek ve öznel dindarlık algısı değişkenleri arasında anlamlı farklılıkların olduğu, öznel ekonomik durum algısı ve sağlık değişkenleri arasında ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Algılanan stres ile cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim, öznel ekonomik durum algısı, meslek ve öznel dindarlık algısı değişkenleri arasında anlamlı farklılıkların olduğu, algılanan stres ile sağlık durumu değişkeni arasında anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı bulgulanmıştır. Tevekkül yönelimi ile algılanan stres arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiş, regresyon analizi sonucunda ise tevekkül yöneliminin algılanan stres üzerinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Özetle araştırma sonucunda öznel dindarlık seviyesi arttıkça tevekkül yöneliminin (duygu ve düşünce ile davranışa karşı olumlu tutum boyutlarında) arttığı, algılanan stres düzeyinin ise (ölçeğin hem stres algısı hem de yetersiz özerklik algısı boyutunda) azaldığı bulunmuş; örneklemin tevekkül yönelimi arttıkça algılanan stres düzeyinin azaldığı ortaya konulmuştur.

Gülden Doğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hedonik tüketim bencillik ve dindarlık ilişkisi

Bu çalışma hedonik tüketim, bencillik ve dindarlık arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Bu kapsamda hedonik tüketim ve bencillik, hedonik tüketim ve dindarlık, bencillik ve dindarlık arasındaki ilişki ve dindarlığın hedonik tüketim ve bencillik ilişkisi üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmektedir. Öncelikle hedonik tüketim ve bencilliğe ait teorik altyapı ele alınmış, bunun yanı sıra dindarlığın bu iki olgu üzerindeki etkisi de bu çerçevede ortaya konulmaya çalışılmıştır. Nicel bir araştırma olarak tasarlanan ve ilişkisel tarama yöntemini kullanan bu çalışma, farklı meslek gruplarından oluşan 18 yaş ve üzerindeki tüm yetişkinleri kapsamaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Hedonik Tüketim Ölçeği, Bencillik Ölçeği ve Dindarlık Ölçeği'nden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi, IBM SPSS Statistic 21.0 istatistik paket program aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları hedonik tüketim ile bencillik arasında olumlu, bencillik ile dindarlık arasında ise olumsuz ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca dindarlığın, hedonik tüketim ile bencillik ilişkisi üzerinde yordayıcı bir değişken olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra hedonik tüketim ve alt boyutları ile bencillik ve alt boyutları arasında olumlu ve olumsuz ilişkiler tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra hedonik tüketim ve alt boyutları ile bencillik ve alt boyutları arasında olumlu ve olumsuz ilişkiler tespit edilmiştir. Hedonik tüketimin sadece fikir alt boyutu ile dindarlık arasında negatif ilişki olduğu görülmüştür. Bencilliğin alt boyutları ile dindarlık arasında ise olumsuz ilişkiler olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların hedonik tüketim düzeyi arttıkça bencillik düzeyleri de artmaktadır. Bunun yanı sıra bireylerin dindarlık düzeyleri arttıkça bencillik düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Ancak tüm bunlara rağmen dindarlığın hedonik tüketim ile bencillik arasında yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları kapsamında, katılımcıların yüksek dindarlık seviyesine sahip olduğu, buna istinaden bencillik düzeylerinde azalma görüldüğü, ancak post modern yaşam tarzı, sosyal çevre ve sosyal medya kullanımı gibi sebeplere bağlı olarak hedonik tüketimden uzak kalmadıkları ifade edilebilir. Bu sonuçların yanı sıra araştırmanın konusu ve bulguları itibariyle hedonik tüketim, bencillik ve dindarlık arasındaki ilişkiyi ele alan ilk çalışma olması, literatüre katkısını da ortaya koymaktadır.

İbrahim Furkan Güven
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlânâ düşüncesinde mindfulness

Mindfulness yani bilinçli farkındalık, olaylar karşısında insanın kendini mutlu, huzurlu ve sağlıklı hissetmesi için gerekli olan tutumları edindiren ve yeni olduğu varsayılan bir öğretidir. Büyük tasavvuf âlimi Mevlânâ da yüzyıllar öncesi eserleri aracılığıyla insanlara aynı tutumları edindirmeye çalıştığından, mindfulnes'ın yeni öğreti olduğu düşülmemektedir. Bu çalışmanın amacı Mevlânâ düşüncesinde mindfulness ve tutumlarının varlığı, benzerlik ve farklılıklarını tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak doküman analizi ile veri toplama yoluna gidilmiştir. Mevlânâ eserleri, ulusal ve uluslararası literatür amaç kapsamında incelenmiştir. Araştırmamızın bulgularına göre Mevlânâ düşüncesindeki mindfulness'ın yeni öğreti ile genel olarak öğretilerin benzerlik gösterdiği gözlemlenmiştir. Mindfulness öğretisi tutumlarından yargılamama, başlangıç zihni, güven ve çabalamama (şükür, anda kalmak) tutumlarının genel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda Mevlânâ'nın öğretisinin insanın yaşadıkları ve yaşayacaklarının tesadüfi olmadığını, insanın düşünme yeteneğini kullanması gerektiğini, düşünürken de her şeyin Allah'ın tasarrufunda olduğunu kabul etmesi gerektiğini vurgulayan bir mindfulness öğretisi olduğu gözlenmiştir. Bunun yanı sıra, yargılamama, başlangıç zihni, güven ve çabalamama (şükür, anda kalmak) tutumlarının iki öğretide de genel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir ancak Mevlânâ bu tutumları edindirirken Allah inancını temel almıştır. Mevlânâ'nın kullandığı yöntemin mindfulness yöntemlerinden daha etkili olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla mindfulness öğretisinin Mevlânâ düşüncesinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tutumları edindirirken uyguladığı yöntemleri detaylandırmak adına multidisipliner ve geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç vardır.

Bilinçli farkındalıkMevlana Celaleddin-i Rumi
Duygu Genç
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin özgüven düzeylerinin ve tanrı algılarının dini başa çıkma tarzlarına etkisi

Hayatta karşılaşılan herhangi bir koşul birey için tehdit edici algılanmasından itibaren fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak kişiye stres yaşatabilir. Stres unsuru karşısında kişinin gergin ruh halinden kurtulmak için girişmiş olduğu uğraşa "Başa Çıkma" ismi verilmektedir. Stres anında ve başa çıkarken bireyin duruma ilişkin duygu ve düşünceleri tetiklenir. Birey stresi anlamlandırmaya ve yorumlamaya çalışırken sürece kişisel özellikleri etki eder. Kişisel özelliklerle beraber dini ve manevi inancı da stres faktörünü anlamaya ve stres ile başa çıkmaya etki etmektedir. Bireyin stres faktörü karşısında dine olumlu veya olumsuz yönelimi "Dini Başa Çıkma" olarak isimlendirilmektedir. Aynı stres unsuru bir kişide "Allah'ın kendisini sınaması" olarak nitelendirilip kişiyi Allah'a dua etmeye, sabretmeye, ibadet etmeye, dini temsil eden kişiler ile görüşmeye yönlendirirken diğer bir kişinin stres unsurunu "Allah'ın kendisini cezalandırması" olarak yorumlaması bireyi Allah'tan, dini uygulamalardan, dini kişi ve kurumlardan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Böylelikle dini başa çıkma olumlu ve olumsuz olarak ikiye ayrılmaktadır. Bireysel özellikler herhangi bir durumun stres verici olarak algılanıp algılanmamasına etki ettiği gibi stres ile başa çıkma sürecine de etki eder. Bireysel özellikler kişiyi olumlu dini başa çıkmaya veya olumsuz dini başa çıkmaya yönlendirebilmektedir. Dini başa çıkma sürecinde bireyin başa çıkma becerisine dair kendine güveni ile dini olarak güç aldığı Tanrı'ya karşı algısı etki eden faktörlerdendir. Bu çalışmada da stres faktörü görece sabit tutulduğu durumda bireylerin Tanrı Algılarının ve özgüven düzeylerinin kişinin dini başa çıkma tarzlarına etkisi incelenmiştir. Çalışmada stres faktörünü görece sabit tutabilmek için Hitit Üniversitesi'nin Çorum merkez yerleşkesinde bulunan fakülte ve yüksekokullarında eğitim gören 363 son sınıf öğrencileri örneklem olarak belirlenmiştir. Katılımcılara; Pargament tarafından geliştirilen ve Ekşi ve Sayın tarafından Türkçeye uyarlanan "Dini Başa Çıkma Ölçeği", Akın Tarafından geliştirilen "Öz-Güven Ölçeği" ile Güler tarafından geliştirilen "Tanrı Algısı Ölçeği" uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılara; cinsiyet, eğitim düzeyi, eğitim görülen birim, ekonomik düzey, algılanan ekonomik düzey ve yaşamın çoğunluğunun geçtiği yerin büyüklük bilgilerinin alındığı "Kişisel Bilgiler Formu" uygulanmıştır. Elde edilen verilere uygun istatistik analizlerle beraber Yapısal Eşitlik Modellemesi (Structural Equation Modeling), Yol Analizi (Path Analysis) ve Aracılık Testi uygulamaları yapılmış ve yorumlanmıştır. Yapılan demografik bilgiler ve ölçek analizleri neticesinde; kadınların olumlu dini başa çıkma oranları, korku ve sevgi yönelimli Tanrı algı sonuçları erkeklerden yüksek olup erkeklerin ise olumsuz dini başa çıkma oranları kadınlardan yüksek bulunmuştur. Yüksekokul öğrencilerinin olumlu dini başa çıkma oranları ile korku ve sevgi yönelimli Tanrı Algı sonuçları, fakülte öğrencilerinden anlamlı düzeyde yüksektir. İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin diğer eğitim birimleri öğrencilerine nazaran olumlu ve olumsuz dini başa çıkma tarzları ile sevgi ve korku yönelimli Tanrı Algıları düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmamaktadır. Asgari ücretin 5.500TL olduğu süreçte uygulanan ankette; 15.001TL ve üzeri gelir belirten grubun olumlu dini başa çıkma oranı 0-5.000TL ile 5.001-10.000TL gelire sahip olduğunu belirten gruplara nazaran anlamlı düzeyde düşüktür. Ayrıca bu grubun sevgi yönelimli Tanrı Algısı sonuçları da 5.001-10.000TL ile 10.001-15.000TL gelir belirten gruba kıyasla anlamlı düzeyde düşüktür. Algılanan ekonomik düzeye bakıldığında ise gelirini yüksek algılayan bireylerin, gelirini alt düzey ve orta düzey algılayan gruplara nazaran olumlu dini başa çıkma oranı anlamlı düzeyde yüksektir. Gelirini yüksek düzey algılayan bireylerin gelir durumunu alt düzey algılan bireylere nazaran sevgi yönelimli Tanrı Algısı ile özgüven düzeyleri yüksek bulunmuştur. Yaşamın çoğunluğunu köy ve kasabada geçiren bireylerin olumlu dini başa çıkma oranı ile sevgi yönelimli Tanrı Algısı oranları yaşamın çoğunluğunu büyükşehirde geçirenlere nazaran yüksek olduğu tespit edilmiştir. Algılanan ekonomik düzey haricinde özgüven değişkeninin hiçbir demografik değişkene göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmada dini başa çıkma, Tanrı Algısı ve özgüven ölçekleri verilerinin analizleri neticesinde çeşitli sonuçlar elde edilmiştir. Yapılan Yapısal Eşitlik Modellemesi analizi neticesinde; Tanrı Algısının olumlu dini başa çıkmaya pozitif ve olumsuz dini başa çıkmaya ise negatif yönde anlamlı düzeyde etki ettiği görülmüştür. Özgüvenin ise olumlu dini başa çıkmaya pozitif etkisi anlamlı iken olumsuz dini başa çıkmaya anlamlı etkide bulunmadığı görülmüştür. Yapısal Eşitlik Modellemesiyle bağlantılı olarak yapılan Yol Analizi sonucunda ise; korku yönelimli Tanrı Algısının olumlu ve olumsuz dini başa çıkmaya negatif yönde etki ettiği bulunmuştur. Sevgi yönelimli Tanrı Algısının ise olumlu dini başa çıkmaya pozitif etkisi görülürken, olumsuz dini başa çıkmaya anlamlı bir etkisi söz konusu değildir. Özgüvenin olumlu dini başa çıkmaya pozitif etkisi mevcutken olumsuz dini başa çıkma ile aralarında anlamlı bir etkileşim yolunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Yapısal Eşitlik Modellemesi ve Yol Analizi kullanılarak Tanrı Algısı ile dini başa çıkma arasındaki ilişkiye özgüvenin aracılık edip etmediği araştırılmıştır. Sonuçlar, Tanrı Algısının olumlu dini başa çıkma üzerindeki etkisinde özgüvenin aracı rol oynadığını göstermiştir. Ancak Tanrı Algısının olumsuz dini başa çıkmaya uyguladığı etkide özgüven ile olumsuz dini başa çıkma arasında anlamlı bir etkileşim bulunmadığı görülmüştür. Dolayısıyla özgüvenin Tanrı Algısı ile olumsuz dini başa çıkma arasında aracı rolünün olmadığı bulunmuştur. Sonuçlar yorumlandığında; sevgi yönelimli Tanrı Algısına sahip bireylerin, Tanrı'ya karşı daha sevecen yaklaştığı, başlarına gelen stresli olayları "Tanrı'nı sınavı" olarak nitelendirmeleri nedeni ile olumlu dini başa çıkmaya yöneldikleri görülmüştür. Tanrı'ya karşı sevgi yönelimli bireylerin stresi "Tanrı'nı cezalandırması" olarak nitelendirmelerini anlamlı oran da etkilemediği tespit edilmiştir. Korku yönelimli Tanrı Algısına sahip olan bireylerin olumlu dini başa çıkmaya yöneldikleri bulunmuştur. Korku yönelimli Tanrı Algısına sahip bireylerin stresli olayları "Tanrı'nın cezalandırması" şeklinde yorumlamadıkları düşünülse de aksine olumsuz dini başa çıkma yaklaşımlarıyla negatif etkileşimde oldukları görülmüştür. Özgüveni yüksek bireylerin stresli olay karşısında "Tanrı'nın sınavı" nitelendirmesine daha çok başvurdukları ancak özgüven düzeyine göre bireylerin olumsuz dini başa çıkma oranlarının farklılaşmadığı bulunmuştur. Buradan yola çıkarak hem sevgi yönelimi ile hem de korku yönelimi ile Tanrı'ya karşı bağları yüksek bireylerin ve özgüven düzeyleri yüksek bireylerin olumlu dini başa çıkma stratejisini daha sık kullandıkları bilgisi elde edilmiştir. Çalışmada stres ile başa çıkarken katılımcı üniversite öğrencilerinin olumlu dini başa çıkma stratejilerinden güç aldıkları görülmüştür. Ayrıca özgüven düzeyinin yükselmesi ile Tanrı Algısının ve olumlu dini başa çıkma oranının arttığı tespit edilmiştir. Bu sebeple üniversite öğrencisi çocuğu olan ebeveynlerin ve üniversite öğrencilerine danışmanlık hizmeti veren uzmanların, gençleri stresi anlamlandırırken ve stresle başa çıkarken olumlu dini başa çıkmaya yönlendirmelerinin ve özgüven artırıcı çalışmaların gençlerin başa çıkma süreçlerine olumlu etki edeceği önerilmektedir.

Yeliz Akkaya Türkol
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Barış Manço'nun şarkılarında yer alan dinî unsurların ve manevi değerlerin din psikolojisi perspektifinden incelenmesi

Bu çalışmada Barış Manço'nun yaşadığı dönemde ortaya koyduğu, ölümü sonrasında da miras bıraktığı eserlerinde yer alan dinî unsurlar ve manevi değerler din psikolojisi perspektifinden incelenmiştir. Çalışmanın amacı Manço'nun özgün sanat ve müzik formunda informal eğitim aracı olarak başarıyla kullandığı eserlerini analiz ederek, dinî unsur ve manevi değer içeren şarkılarının formal eğitim aracı olarak kullanılmasına katkı sağlamaktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Manço'nun şarkılarında analiz edilecek dinî unsurlar ve manevî değerlerin kavramsal çerçevesi kuramsal tartışmalara girilmeden bütüncül bir yaklaşımla ortaya konulmaya çalışıldı. İkinci bölümde Barış Manço'nun hayatına ve sanatçı kişiliğine, müzik ve değer anlayışına yer verildi. Manço'nun felsefesinde benimsediği değerleri şarkı sözlerine de taşıyarak teori ve pratikte oluşturduğu bütünlük gösterilmeye çalışıldı. Üçüncü bölümde dinî unsurlar ve manevî değerlerle ilişkilendirilen şarkılarındaki dinî unsurlar ve manevi değerler şarkı tablosunda listelendi. Bu çalışmada literatür taraması ve doküman tarama yöntemiyle Manço'nun sözlerini kendi yazdığı ve seslendirdiği 256 eser üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda Manço'nun 23'ü yetişkin 7'si çocuk şarkısı olmak üzere 30 şarkısında dinî unsurlara ve manevi değerlere yer verdiği tespit edilmiştir. Manço'nun şarkılarında; Allah, ahiret, ölüm, ecel, vade, sur, kıyamet, mahşer, hesap, peygamberlik, kutsal kitap, dünyanın faniliği, dua, kulluk bilinci, kaliteli yaşam, sıratı müstakim, itidal/denge, şükür, nasip, bayram ve bayramlaşma, selam ve selamlaşma, pişmanlık ve tövbe, sevap, günah, haram, helal, tevekkül, dünya malına meyletmeme, kanaatkarlık, helal kazanç, yetim ve yoksulun hakkını koruma, kul hakkına riayet etme, kabir ziyareti, nasihat, kader, teslimiyet, takdir etme, razı olma, helalleşme, tarikat, şeriat, marifet, hakikat, nefs, insanı kamil, ilim, ilim, hikmet, rızık, ilahi aşk, canın kutsallığı, Allah'ın güzel isimleri, rahmet, bereket, fıtrat, yaratılış, cüzi irade, kurban, dört kapı, kırk makam, sema, semah gibi dinî unsurlar tespit edilmiştir. Manço'nun şarkılarında yer verdiği manevi değerler ise; sorumluluk, sevgi, saygı, dürüstlük, yardımseverlik, özdenetim, vatanseverlik, sabır ve dostluk temel değerleri ile bilgelik, hikmet, olgunluk, güven, sadakat, ahde vefa, özgürlük, çalışkanlık, yiğitlik ve cesaret, mertlik, iffet, cömertlik, paylaşma, birlik ve beraberlik, müsamahakârlık, mütevazılık, şükür, affedicilik, merhamet, fedakârlık, misafirperverlik, temizlik, hüsnü-zan, sadelik ve samimiyet, denklik, nezaket gibi değerleri tema olarak işleyerek değer aktarımına katkıda bulunmuştur. Barış Manço "Allah'ım Güç Ver Bana", "Yol", "Eğri Eğri Doğru Doğru", "Benden Öte Benden Ziyade", "Dört Kapı" isimli eserlerinde dinî unsurları daha çok işlemektedir. Bu şarkılarda ön plana çıkan ortak dinî unsur Allah'a bağlılık, ölüm, dua iken ortak değer sabır olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer on yedi şarkısında dinî unsurlar ve manevi değerler dengeli bir dağılım gösterirken, bu şarkıların merkezinde sevgi, saygı, kardeşlik, birlik beraberlik ve hoşgörü değerlerinin ön plana çıktığı tespit edilmiştir. "Hemşerim Memleket Nire" isimli şarkısında ise dinî unsurlar hiç yer almamakta tamamen değerler konu edinilmektedir. Çocuklara seslendiği yedi şarkısından altısında manevi değerler ağırlıklı olarak yer alırken, "Bugün Bayram" isimli şarkısında dinî unsurlara daha çok yer verdiği görülmektedir. Bu çalışma değerler eğitiminde belirlenen değer temasına uygun Manço'nun şarkısının belirlenmesine rehberlik etme niteliği taşımaktadır. Ülkemizde değerler eğitiminde Barış Manço'nun spontane eğitim aracı olarak kullandığı müzik ve sanat formunun formal eğitim materyali olarak kullanılmasına kılavuzluk ve kaynaklık etmesi yönüyle bu çalışma önem arz etmektedir.

Değerler eğitimiDin psikolojisiDini unsurlar+1
Nazife Dukan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hadisler ışığında iletişim ve kişiler arası ilişkiler

İletişim, insanlar arasında bilgi, duygu ve düşünce alışverişini sağlayan temel bir süreçtir. Bu süreç; sözlü, sözsüz, yazılı, görsel ve örgütsel iletişim olarak farklı yöntemlerle gerçekleştirilir. Bu çalışmanın amacı, hadisler ışığında Hz. Muhammed'in kişiler arası ilişkilerinde benimsediği iletişim yaklaşımını incelemek, bu yaklaşımın etkili sosyal ilişkilere ve iletişim engellerinin çözümüne örneklik teşkil etmesidir. Çalışmanın varsayımı, Hz. Muhammed'in iletişim yöntemlerinin evrensel olduğu ve günümüzdeki iletişim sorunlarına çözüm sunabileceği yönündedir. Çalışmanın kapsamını, Hz. Muhammed'in iletişim tarzı ve bu iletişim tarzının toplum üzerindeki etkilerine dair yapılan incelemeler oluşturmaktadır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde iletişim kavramının tanımı ve kavramsal çerçevesi çizilerek; iletişimin şekli ve iletişimi meydana getiren unsurlar; ikinci bölümde ise, Hz. Muhammed'in iletişimsel özellikleri ve kişiler arası ilişkilerinde öne çıkan hususlar ele alınmıştır. Çalışmada, hadisler temel alınarak, nitel araştırma yöntemlerinden literatür incelemesi, örnek olay yöntemi ve doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama sürecinde öncelikle Kütüb-i Sitte'yi oluşturan temel hadis kitapları (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce) detaylı şekilde taranmıştır. Bu tarama sonucunda iletişim ve kişiler arası ilişkilere ışık tutan hadisler belirlenmiştir. Hz. Muhammed'in belirli iletişim durumlarına odaklanan ve farklı sosyal bağlamları yansıtan hadislerin incelenmesi amacıyla örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Kitap, ansiklopedi, makale, tez ve internet kaynaklarından yararlanırken doküman analizi kullanılmıştır. Bu çalışmada, Hz. Muhammed'in iletişim yaklaşımlarının modern iletişim teorileriyle örtüşen çok boyutlu bir karakter taşıdığı sonucuna varılmıştır. Öncelikle, Hz. Peygamber'in iletişim yaklaşımı, tek yönlü bir bilgi aktarımından ziyade, alıcı ve verici arasında karşılıklı anlam inşasına dayalı bir süreç olduğu görülmektedir. Hz. Muhammed'in, kişiler arası ilişkilerde iletişimi başlatma, sürdürme ve iletişim engellerini çözme konusunda başarılı olduğu tespit edilmiştir.

Din psikolojisiİletişim
Fatma Güneş
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ali'nin kişiliği ve dindarlığı

Hz. Ali'nin İslam mezheplerinin oluşumu ve tarihsel gelişimi açısından önemli bir yeri vardır. Gerçekleştirilen bu çalışmada Hz. Ali'nin kişiliği ve dindarlığının incelemeye alınması amaçlanmıştır. Din psikolojisi dini yaşantıyı incelemekte olan bir bilim dalıdır. Dini yaşamış olan kişilerle ilgili çalışmalar yaparak insanın karakter ve kişiliklerini açıklamaya çalışmaktadır. Hz. Ali, dindarlığı ve dini yaşantısı ile hem döneminde hem de günümüzde örnek teşkil eden bir şahsiyet olduğundan dolayı bu incelemenin önemli olduğu öngörülmektedir. Hz. Muhammed'in yanında büyümüş ve yaşamış olması, Peygamberi kendisine örnek alması gibi durumlar onun kişiliğinin düzgün biçimlenmesine olanak tanımıştır. Bu yüzden Hz. Ali'nin kişiliğinin oluşmasına etki eden durumları incelemek gerekmektedir. Hz. Ali çok küçük yaşlardan itibaren Hz. Muhammed'in yanında bulunmuş, ona ilk inanan kişi olmuş, kutsal kitabı ondan öğrenerek onun katipliğini yapmış bir şahsiyettir. Hz. Muhammed hayatını kaybedene dek onun yanından hiç ayrılmamıştır. Resulullah'ın hadis ve vahiy kültürü ile yetişmiştir. Söz konusu tüm özellikler ona dini konularda hüküm verebilme olanağı tanımıştır. Hz. Ali oldukça alim bir şahsiyetti. Hz. Ali aynı zamanda çok yönlü bir kişiliği olan ender kişilerden biri olarak tanınmaktadır. Hz. Muhammed'in Hz. Ali'yi diğer sahabelerden ayırması, kendisinin kutsal kitap ve sünnet ikliminde büyümesi onun kişilik açısından incelemeye alınmasına yol açmıştır.

Ünal Yıldırım
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda ve ergenlerde algılanan manevi doyum ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki

Araştırmada çocuklarda ve ergenlerde algılanan manevi doyum ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki ele alınmaktadır. Manevi doyum ve psikolojik sağlamlık, risk oluşturan olumlu veya olumsuz her durumda bireyin sağlıklı gelişimi, sosyalleşmesi, ilişkileri ve iyi hissetme hali için gereklidir. Manevi doyumun ve psikolojik sağlamlığın iyi anlaşılabilmesi, geç olmadan geliştirilebilmesi ve güçlendirilebilmesi için araştırmaların, çocukluk ve ergenlik dönemi ön planda tutularak yapılması gerekmektedir. Bu sebeple araştırmanın amacı, çocuklarda ve ergenlerde algılanan manevi doyum ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini Çorum il merkezinde ikamet eden 11-16 yaş aralığındaki 487 kız, 303 erkek olmak üzere toplam 790 çocuk ve ergen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Ailede Çocuklarda ve Ergenlerde Algılanan Manevi Doyum Ölçeği (AÇAMDÖ), Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-28) kullanılmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS 27 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Demografik değişkenler dikkate alınarak, ölçeklerin ortalama puanlarındaki farklılıkları incelemek amacıyla Bağımsız Gruplar t-testi ve ANOVA testi uygulanmıştır. ANOVA testinin varsayımlarının karşılanmadığı durumda Kruskal Wallis-H testi tercih edilmiştir. Yordayıcı değişkenleri test etmek için ise Çoklu Doğrusal Regresyon analiz yöntemleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin yönünü ve gücünü belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Tüm istatistiksel analizler %95 güven aralığıyla gerçekleştirilmiş ve anlamlılık düzeyi p < .05 olarak kabul edilmiştir. Verilerin analizi, 11-16 yaş aralığındaki çocuklarda ve ergenlerde algılanan manevi doyum ile psikolojik sağlamlık arasında yüksek düzeyde pozitif bir ilişki olduğunu, manevi doyumun psikolojik sağlamlığı pozitif yönde yordadığını göstermektedir. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuçlar, cinsiyete, kardeşe sahip olma ve hastalık, kaza, ekonomik kayıp gibi olumsuz bir olay yaşama durumlarına göre manevi doyum ve psikolojik sağlamlık puanlarında ölçeklerin bazı alt boyutlarında gruplar arasında anlamlı fark olduğunu göstermektedir. Anne babayla yaşama, ailede anne, baba ve kardeş dışında yaşayan birinin olması, ailede psikolojik/ruhsal hastalığı olan birinin bulunması, kendisinde psikolojik/ruhsal hastalık olma, arkadaşları tarafından fiziksel ve/veya psikolojik şiddete maruz kalma, aile ekonomik durumlarına, yaşa ve kardeş sayısına göre manevi doyum ve psikolojik sağlamlık puanlarında ölçeklerin bütün alt boyutlarında gruplar arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. Ailede kronik hastalığı olan birinin bulunma ve kendisinde kronik hastalık olma durumlarına göre ise manevi doyum ve psikolojik sağlamlık puanlarında gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmektedir.

Şule Sadal
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Dinden uzaklaşmanın psiko-sosyal sebepleri

Bu tez, bireylerin dinden uzaklaşma süreçlerinde etkili olan psiko-sosyal faktörleri incelemeyi amaçlamaktadır. Toplumsal ve bireysel düzeyde yaşanan değişimlerin ve bireylerin dinî inançlarından uzaklaşmalarına yol açan sebeplerin anlaşılması, bu çalışmanın temel hedefidir. Araştırma, dinin ve dinî inançların bireylerin hayatındaki rolünü inceleyerek, dinden uzaklaşmanın kişisel, sosyal ve psikolojik boyutlarını kapsamlı bir şekilde değerlendirmektedir. Bu bağlamda çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, dinden uzaklaşma deneyimi yaşamış toplam yirmi katılımcıyla yapılan derinlemesine görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen bulgular, tematik analiz yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu yöntem sayesinde, bireylerin dinî inançlarından uzaklaşmalarında etkili olan kişisel, psikolojik ve sosyal faktörler belirlenmiş ve bu faktörler detaylı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, dinden uzaklaşmanın çok boyutlu bir süreç olduğu ve bu süreci etkileyen çeşitli psiko-sosyal faktörlerin bulunduğu görülmüştür. Çocukluk ve gençlik döneminde maruz kalınan yüzeysel veya ezberci din eğitimi, dinî liderlerin tutarsız davranışları, toplumsal modernleşme ve bireyselleşme süreçleri, ailevi baskılar, duygusal travmalar ve anlam arayışına çözüm sunabilecek dinî çözümler bulunamaması gibi unsurlar bu faktörlerden bazılarıdır. Ayrıca, dinî pratiklerin dayatmacı bir şekilde sunulması, dinî toplulukların kapalı ve yargılayıcı yapıları, bilimsel ve felsefi sorgulamalar, bireylerin dine olan bağlılıklarını zayıflatan diğer önemli faktörler olarak öne çıkmıştır. Tüm bu bulgular, dinden uzaklaşmanın bireysel ve çevresel faktörlerle yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, araştırma bulguları, dinden uzaklaşma sürecinin çoğunlukla ani bir kopuş değil, aile temelli kırılmalar, bireysel sorgulama, sosyal dışlanma ve kimlik inşası gibi çok katmanlı aşamalardan oluştuğunu göstermektedir. Çalışma, bu yönüyle literatürde sıkça yer alan doğrusal kopuş modellerinin ötesine geçerek, dinden uzaklaşmanın dinamik yapısını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemlerinde etkili olan sebeplerin farklılaştığı gözlemlenmiş; bu da dinden uzaklaşma sebeplerinin yaşa bağlı değişkenlik gösterdiğini ortaya koyarak literatüre yeni bir katkı sunmuştur. Ayrıca, dinî liderlerin entelektüel yetersizlik algısı ile duygusal psikodinamik kopuş gibi sebeplerin de süreçte belirgin etkisi tespit edilmiştir. Bu yönüyle çalışma, literatüre özgün katkılar sunmaktadır.

Ahmet Rifat Sağlam
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors