Theses supervised by Prof. Dr. Muammer Mete Taşlıova

14 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

DoctorateOpen AccessTR

Anadolu âşıklığında kültürel bellek: Doğu Anadolu sahası

Âşıklık; toplumsal değerlerin, ahlaki kodların ve kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan bellek alanıdır. Araştırmanın temel amacı, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yaşamış Doğu Anadulu âşıklığının temsilcilerinin eserlerinden hareketle, halk hikâyelerinin, serencamların ve şiirlerin kültürel belleğin oluşumundaki işlevini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda âşıklık "metinlerarasılık" ve "yazınsal göstergebilim" yöntemleriyle incelenmiş; halk hikâyelerinde yer alan anlatısal yapılar, değer nesneleri, eyleyenler ve bellek aktarım biçimleri irdelenmiştir. Âşıkların tasnifi olan halk hikâyeleri, Paris Göstergebilim Ekolü'nün günümüz temsilcilerinden Denis Bertrand'ın "Anlatı İzlencesi" modeline göre ele alınmıştır. Metinlerarasılığın alt başlıklarıyla, âşıkların eserlerinde bulunan ortaklıklar belirlenerek bunların Türk kültür belleğine ne yönde hizmet ettiği açıklanmıştır. Çalışmada ayrıca, bireysel ve toplumsal bellek ilişkisinin âşıklığa yansımaları değerlendirilmiş, otobiyografik belleği şekillendiren etmenler "eksiklik" duygusu ve "çekmece" imgesi kapsamında ele alınmıştır. Sonuç olarak âşıklarının eserlerinin kültürel belleği canlı tutan, toplumsal kimliği pekiştiren ve kültür aktarımında rol üstlenen değer olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Anlam arayışıAnlam evreniAnlambilimsel konu rolleri modeli+3
Fatma Pınar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Amasya yöresi geçiş dönemi, takvim ve bereket ritüelleri

Bu araştırmada, Amasya yöresindeki geçiş, takvim ve bereket ritüellerinin süreç ve anlam yapısı incelenmiştir. Çalışma, öncelikle toplumsal ve bireysel yaşamın her aşamasında önemli işlevlere sahip geçiş, takvim ve bereket ritüellerini, Amasya merkez ve altı ilçesini kapsayacak şekilde, sahadan derleme yöntemleriyle tespit etmeyi, ikinci aşama olarak verileri, ritüellerin ardışık zincirleme akışını takip ederek yapısal bir bütünlük oluşturmayı amaçlayan ritüel süreç yöntemiyle tasnif edip aktarmayı; son olarak da ritüellerin yapısını oluşturan kurucu unsurlarını ayrıştırmak suretiyle inceleyen "elemental analiz" yöntemiyle; ritüellerin, sembolik dilini, kodlarını ve derin anlam yapısını çözümlemeyi amaçlamıştır. Çalışma, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'ün ilk basamağında ritüel kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda ritüel tanımlarına, ritüelin temel özelliklerine, ritüel ile ilişkili kavramlara, tasnif çalışmalarına yer verilmiştir. Bu bölümün ikinci basamağında, batı merkezli ritüel kuram ve teorik yaklaşımlar ele alınmış, aynı zamanda ritüel çalışmaları tarihi özetlenmiştir. "Ritüelin Yapısı ve Yapıyı Oluşturan Unsurlar" başlığını taşıyan Birinci Bölüm'ün üçüncü basamağında inceleme yöntemimiz olan elemental analiz yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölüm'ün son basamağında, çalışmanın örneklem sahası olan Amasya yöresi, tarihî ve coğrafî açılardan tanıtılmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümü'nde; doğum, evlenme ve ölüm ritüellerinden oluşan geçiş dönemi uygulamaları ele alınmıştır. Ardışık bir dizilimle verilen ritüellerin aşamaları geçişlerin evrelerine göre yapılandırılmıştır. Buna göre, pre-liminal, liminal ve post-liminal şeklinde bir süreç izleği takip edilmiştir. Üçüncü Bölümde takvim ritüellerine yer verilmiştir. Takvim ritüelleri mevsimsel döngüye dayalı ve anma esasına dayanan ritüeller olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmış, her bir kategoriye ait ritüel türleri alt başlıklar hâlinde incelenmiştir. Bu kategoride yer alan ritüeller de belirli bir süreç izleği takip edilmek suretiyle evrelere ayrılarak verilmiştir. Dördüncü Bölümü bereket ritüelleri oluşturmuştur. Bereket ritüelleri; birincisi tarımsal, ikincisi hayvansal bereket ritüelleri olmak üzere iki ana başlık altında incelenmiştir. Tarımsal bereket ritüeli olarak Yağmur Yağdırma ritüelleri; hayvansal berekete dayalı olarak da Koç Katımı, Saya Gezme ritüelleri ele alınmıştır. "Ritüellerin Yapısal Unsurları" adını taşıyan Beşinci Bölümü'nde zaman, mekân, ritüel kişileri ve rolleri, ritüel nesneleri gibi ritüel unsurları birer gösterge olarak ele alınarak ritüelin işleyişine ve genel olarak anlamın oluşumuna yaptıkları katkılar merkeze alınarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak birinci adımda ritüellerin bir süreç izleğine, bir sisteme sahip olduğu ortaya konulmuştur. İkinci adımda ise ritüellerin çoklu anlam ve yoğunlaştırılmış mesajları incelediğimiz kurucu unsurları üzerinden aktardıkları görülmüştür.

AmasyaDini törenGelenekler+3
Rahime Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu sahası âşıklığında sözel mizah

Bu çalışmada, Anadolu kültürel belleğinin taşıyıcıları konumunda bulunan âşık geleneği sözel mizah açısından incelenmiştir. Mizah ve kültür, genel hatlarıyla ele alınmış kavramsal incelemelerde bulunulmuştur. Mizah ve mizahın bulunduğu kültür ortamları detaylı olarak incelenmiştir. Mizah kavramı üzerinde durulmuş mizah üzerine yapılan çalışmalar paylaşılmış, bu araştırmalarda tespit edilen ve mizahın modern-geleneksel kuramları üzerinden açıklamalar yapılmıştır. Mizahın alt kavramlarıyla beraber sözlü kültürde yer alan mizahı belirleyici unsurlar irdelenmiştir. Âşık geleneğinde ve bu geleneğin temsilcileri olan âşıkların sanatlarında mizah; performans ve metin merkezli kuram odağında incelenmiştir. Âşıkların mizahı kullanma alışkanlıklarına, mizah öğrenme şekillerine, aktarımlarına ve özellikle mizahı kullandıkları sözlü sanat ürünlerine dair inceleme yapılmıştır. Anadolu Sahası âşıklığında tespit edilen mizahi kullanımlar; göstergebilim ve metinlerarasılık boyutunda analiz edilmiş şiirlerde, hikâyelerde, serencamlarda ve performans sırasında tespit edilen mizah, felsefi açıdan yorumlanmıştır.

Talha Çiçek
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık Şenlik kolu halk hikâyeciliğinde renk ve sayı sembolizmi

Türk kültürünün önemli merkezi olan Anadolu sahası maddi ve manevi değerleri bünyesinde barındırmaktadır. Anadolu sahası âşıklığı, bu değerlerin yaratılması ve yaşatılmasında önemli görevler üstlenmiştir. Kendisine has uygulama ve kuralları olan âşıklık geleneğinin aktarımı Anadolu sahasında oluşturulan âşık kolları ile sağlanmaktadır. Anadolu sahası âşıklığında usta-çırak geleneğiyle peşi sıra yetişen çıraklar, usta kabul ettikleri âşığın dilini, üslubunu, şiirlerindeki ayak kullanımını, tasnif ettiği hikâyelerini esas alarak gelenek içerisinde ustalarına bağlı davranırlar. Usta âşığın bu özellikleri yaşatılarak kültür ve bilgi aktarımı sağlanmış, aynı gelenekte çalıp söyleyen âşıklar tarafından Anadolu sahasında âşık kolları oluşmuştur. Âşık kolları geleneğin parçası olurken geleneğin yaşatılması ve aktarılmasında önemli unsurlardan biri olmuş, usta âşıkların hâlen yaşatılmasında da etkisini göstermiştir. Anadolu sahasında pek çok âşığı etkileyen Âşık Şenlik, farklı icra ortamlarında sanatını icra ederek geleneğin devamlılığının sağlanmasında önemli görevler üstlenmiştir. Âşık Şenlik, üç hikâye tasnif ederek bu hikâyeleri Anadolu sahasında anlatmıştır. Âşık Şenlik'ten sonra bu hikâyeler Anadolu sahasında icra edilmeye devam etmiş ve Âşık Şenlik kolunda yetişen diğer âşıklar tarafından da hikâyeler tasnif edilerek geleneğe hizmet etmiş, Âşık Şenlik kolunun yaşatılmasına katkı sağlamışlardır. Âşıklar, tasnif ettikleri hikâyelerde bulunduğu toplumu yansıtmışlardır. Hikâyelerde yer alan renk ve sayılar, oluşturulduğu toplumda farklı anlamlar barındıran göstergelerdir. Âşık Şenlik'in hikâyelerinde yer alan renk ve sayılar, Âşık Şenlik kolunda yetişen âşıkların tasnif ettiği hikâyelerde de kullanılmaya devam etmiştir. Çalışmada yer alan Âşık Şevki Halıcı, Âşık Şeref Taşlıova ve Âşık Murat Çobanoğlu'nun tasnif ettiği hikâyeler incelendiğinde renk ve sayıların benzer şekilde kullanımlarının yanı sıra farklı şekilde kullanımları da görülmektedir. İnceleme sonucunda âşık kolları içerisinde kültür ve bilgi aktarımının olduğu tespit edilmiştir.

Eray Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi âşıklık geleneği içerisinde yetişen baba - oğul âşıklar ve bir örnek: Aşık Sebahattin İkan - Aşık Korkmaz İkan

Âşıklık geleneğinin varlığını devam ettirmesindeki en büyük etkenlerden birini, çırak yetiştirme hususu oluşturmaktadır. Geleneği bir ustadan öğrenmek için seyahatler yapan aday (çırak) âşıklar, türlü meşakkatler çekmekte hatta kimi zaman maddi imkânsızlıklar nedeniyle bu eğitime ara vermek zorunda kalmaktadırlar. Fakat ailesinde bulunan bir âşık sayesinde geleneğe adım atan bireyler, doğduğu andan itibaren çeşitli fırsatlara sahip olmakta ve usta–çırak ilişkisi içerisinde yetişen kişilerden avantajlı konumda olmaktadırlar. Bu fırsata sahip olanlardan biri de "baba-oğul âşıklar"dır. Bu çalışmada Âşık Sebahattin İkan ve oğlu Âşık Korkmaz İkan üzerinde durularak baba-oğul âşıklara örnek teşkil eden bireyler incelenecektir. Geleneğin aktarılması noktasında değişen ve dönüşen unsurlar tespit edilerek zamana ve icraya bağlı olarak görülen birtakım ortaklıklar ve farklılıklar üzerinde durulacaktır. Ayrıca Sebahattin İkan ve Korkmaz İkan'ın hayatına, derlenen şiirlerine, hikâyelerine ve karşılaşmalarına ek olarak sanatlarına yönelik bilgiler verilecektir. Bu çalışma; giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Âşıklık geleneğinin Türk Dünyası ve Anadolu sahasındaki yansımalarına değinilmiştir. Ayrıca, Kars Yöresinde yetişen âşıklar hakkında bilgiler verilerek geleneğin mevcut konumu üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Sebahattin İkan ve Korkmaz İkan'ın hayatı hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde baba âşıktan oğul âşığa aktarılan unsurlar üzerinde durulmuştur. Bunlara ek olarak gelenek içerisinde yetişen diğer baba-oğul âşıklar hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde Âşık Sebahattin İkan ve oğlu Âşık Korkmaz İkan'ın şiirleri tür ve şekil yönünden incelenerek mukayese edilmiştir. Metinler bölümünde derlenen şiirlere, karşılaşmalara ve hikâyelere yer verilmiştir.

Aşıklar(Aşıklık geleneği)Cumhuriyet DönemiKars+2
Metehan Korkmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Babadan oğula aşıklık: Âşık Laçin Aladağlı ve Âşık İsmail Aladağlı

Gelenek, sanat ve edebiyat yönleriyle âşıklık üzerine yapılan çalışmalarda, âşıklığa yönelme sebepleri arasında babadan oğula âşıklığa da yer verilmektedir. Araştırmacılar bu hususu "aile büyüklerinden tevarüs etmeyle âşıklığa yönelme", "irsiyet" ve "soyaçekim" şeklinde açıklamaktadır. Babadan oğula âşıklık modelinde "baba-oğul" veya "dede-baba-oğul" olmak üzere en az iki kuşak boyunca âşıklık yapan gelenek mensupları ele alınmaktadır. Babadan oğula âşıklık, geleneğin daha verimli şartlar altında yaşatılması, gelenek unsurlarının korunması, âşık kollarının/mekteplerinin devamlılığını sağlaması bakımından ehemmiyet taşımaktadır. Baba âşığın oğul âşığın geleneğe yönelmesinde birinci etken olduğu, geleneğin kurallarını ve inceliklerini oğul âşığa ilk elden öğrettiği görülmektedir. Oğul âşığın çıraklık eğitimi, baba âşığa nazaran daha verimli şartlarda gerçekleşmektedir. İstisnaları bulunmakla beraber, genellikle oğul âşığa "mahlas" ve "berat" baba âşık tarafından verilmektedir. Oğul âşık, baba âşığın şöhretinden ve saygınlığından da istifade ederek kendisini gelenek içinde daha kolay kabul ettirmektedir. Çalışma kapsamında; Kars'ın Kağızman ilçesinin Camuşlu köyünde doğan baba-oğul âşıklar Laçin Aladağlı (1922-1980) ve İsmail Aladağlı'nın (1956-…) geleneği temsil durumu ve babadan oğula aktarılan gelenek unsurları incelenmiştir. "Mahlas alma/kullanma", "doğaçlama/irticalen söyleme", "âşık havaları/ezgileri", "saz çalma", "etkilenme/örnek alma", "karşılaşma tekniği", "hikâyecilik", "erkân ve meclis adabı" gibi unsurlar, baba âşıktan oğul âşığa aktarılan gelenek unsurlarıdır.

Aladağlı, LaçinAladağlı, İsmailAşık havaları+3
Ramazan Saç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hacettepe Türk halkbilimi tarihçesi

Türk edebiyatı tarihçiliğinin ilmî kurucusu Ord. Prof. M. Fuad Köprülü'nün "İlmi nesiller tamamlar" sözüyle de vurguladığı üzere sosyal bilimlerde yapılagelen akademik çalışmalar, birbiri üzerine inşa edilen bilgiler neticesinde ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla, 1969 yılında Prof. Dr. Şükrü Elçin'in kurup yapılandırdığı Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, tezimizin konusunu oluşturan Türk Halkbilimi Anabilim Dalı/Bölümü için zemin olmuştur. 1982 yılında Prof. Dr. Dursun Yıldırım yönetiminde Ana Bilim Dalı, 2013 yılında ise Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu ile Bölüm olan Hacettepe Türk Halkbilimi tarihçesinin işlendiği bu tez, Türkiye'de halkbilimi çalışmalarına akademik ortamda yeni bir boyut kazandırmış olmasından ötürü yarım asırlık tarihinin alana katkısı ve yetiştirdiği bilim insanları çerçevesinde irdeleneceği bir amaç ve mahiyet taşımaktadır. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de çalışmanın kavramsal çerçevesi, konusu, amacı, kapsamı ve yöntemi ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci Bölüm'de halkbiliminin Türkiye'de bilim dalı olarak ortaya çıkmasında etkili olan düşünsel çizgi açıklanmış; öncülük etmiş şahsiyet, dergi ve kurumların süreçteki işlevi izah edilmiştir. Üçüncü Bölüm'de H. Ü. Türk Halkbilimi Anabilim Dalı/Bölümünün tarihçesi verilmiş; kuruluş amacı, müfredatı, bölüm faaliyetleri anlatılmıştır. Dördüncü Bölüm'de kurucu kadro ile mevcut akademik kadronun biyografisi yanı sıra halkbilimine dair yaklaşımları ve akademik çalışmaları ile Kurum bünyesinde bir süre görev yapmış akademisyenler hakkında bilgi ve mülahaza sunulmuştur. Beşinci Bölüm'de Hacettepe Türk Halkbiliminin temel eğilimlerini ortaya koyduğu gerekçesinden hareketle tamamlanmış lisansüstü çalışmaların açıklamalı bibliyografyası verilmiştir. Altıncı Bölüm'de ise araştırmanın tamamına dayanan genel neticeler, yapılan tespitler, elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hacettepe Üniversitesi, Tarihçe, Türk Halkbilimi Tarihi

Eğitim tarihiHacettepe ÜniversitesiHalk bilimi+2
Tunahan Eren Arslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beypazarı'nda kadın folkloru: El sanatları geleneği

Türk el sanatları geleneği günümüze kadar; sanayileşme, usta-çırak yapısı, ihtiyaçlar gibi çeşitli etkenlerle güncellenerek varlığını devam ettirmiştir. El sanatları eğitimi daha çok usta olarak tanınan erkek profesyonel öğreticiler tarafından verilirken kadın temsilciler de kendilerini geliştirerek geleneğin aktarılmasında rol almıştır. Bazı örneklerinde tek kişinin, bir kısmındaysa iş birliğine bağlı olarak kadınlar tarafından üretilen el sanatları ürünler yoğun olarak çeyiz hazırlama düşüncesiyle şekillenmiştir. Çalışma alanımız olan Ankara'nın Beypazarı ilçesi hem el sanatları geleneğinin hem de çeyiz kültürünün nitelikli örneklerinin hem ihtiyaçların giderilmesi hem de ticari faaliyet olarak yaygınlık taşıması nedeniyle örnek alan olarak seçilmiştir. Genel yapısıyla Türk el sanatları hakkındaki kaynakların incelenmesi öncelikli aşama olmuştur. İkinci aşamada, saha çalışması kapsamında genç, orta yaşlı ve yaşlı olmak üzere farklı yaş gruplarıyla el sanatları ve çeyiz geleneği hakkında mülakat yapılmıştır. Kaynak kişilerin, yönlendirilen sorulara verdikleri cevaplarla el sanatları ve çeyiz geleneği hakkındaki bilgileri, geleneği hangi seviyede öğrendikleri ve aktardıkları, gelenek aktarımındaki rolleri ve geleneğin değişim, dönüşüm ve yenileşme yapısına dair ilgi veya farkındalık düzeyleri tespit edilmiştir. Tez çalışmamızda kadın üreticiler öncelikli başlığımız olmuştur. Bu amaçla bir üretim alanı olarak somut olmayan kültürel mirasın aktarımında kadının rolü ve kadın folklorunun bir ürünü olan el sanatları geleneği değerlendirilmiştir. Yazılı, sözlü ve görsel kaynaklardan hareketle elde edilen veriler sembolik açıdan incelenmiştir. Kültür aktarımı, geleneğin güncellenmesi, değişen ihtiyaçlar ve uygulamalar üzerinde durulmuştur.

Halk kültürüTürk el sanatlarıTürk folkloru+1
Ayşe Buluç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Coronavirüs salgın döneminde toplumsal mizah

Türkiye'de 2020 yılının mart ayından itibaren görülmeye başlanan Covıd-19 salgını önemli bir sorun hâlini almıştır. Salgın ile ilgili haberler kitle iletişim araçları ve dijital medyada geniş yer bulmuştur. İnternet teknolojileri ve dijital boyutta yaşam, toplum içerisinde dijitalleşen dünyada yeni bir boyuta Covid-19 salgını ile ulaşmıştır. Salgın sonrası, gündelik yaşam dijitalleşmeyi zorunlu kılmıştır. Bu dijitalleşmeyle birlikte günlük hayattaki sosyal etkileşim azalırken, dijital ortamda oluşan sosyal etkileşim artmıştır. Dijitalleşmeyle oluşan bu dönüşüm dijital kültür/elektronik kültür ortamını oluşturmaktadır. Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal alanlar dijital kültür ortamı içerisinde geleneksel kültür unsurlarını dönüştürerek sunmaktadır. Covıd-19 salgınında dijital ortamlarda çeşitli içeriklerle paylaşımlar sunulmuştur. Bu süreçte ortaya çıkan önemli bir içerik de mizah olmuştur. Sosyal medyada mizah çoğunlukla güncel olaylardan yola çıkarak ele alınmaktadır. Salgın sürecinin yansımaları dijital ortamda mizahla karşılık bulmuştur. Yaşanılan sıkıntılar ironik bir tavırla çeşitli mizah içerikleri üzerinden paylaşıma sokulmuştur. Uzaktan eğitimden sokağa çıkma kısıtlamalarına, maske, mesafe, tedbirin öneminden sağlık iletişimine kadar salgın sürecinde yaşanılan her şey mizah öğesi olmuş, salgının toplumsal hayata etkisi çeşitli içerikler üzerinden mizahi biçimde anlatılmıştır. Sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemde sanal ortamın getirmiş olduğu yeni bağlam mizahın üretildiği zemin olmuştur. Tez çalışmamızda Covıd-19 küresel salgınının Türk halk mizahı üzerinde etkisi incelenmiştir. Dönemsel şartlar içerisinde halk mizahının hafızada ne şekilde ifade edildiği ve hangi işlevlerde kullanıldığı koronavirüs konulu mizah ögeleri üzerinden incelenmiştir. İncelenen örneklerde ilk amaç eğlendirme gibi görünse de mevcut durumun yergisi ve salgında dikkat edilmesi gereken unsurlar ele alınmıştır. Toplum hem sosyalleşme ihtiyacını gidermiş hem de üzüntüsünü, sevincini ve korkusunu dile getirmiştir. Çalışmanın örnekleri sosyal medya ve çeşitli internet siteleri üzerinden elde edilmiştir. Örnekler üstünlük, uyumsuzluk ve rahatlama kuramları üzerinden değerlendirilmiştir.

Halk bilimiTürk mizah edebiyatı
Tuğba Yildız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Halk edebiyatı nesir ürünlerinin elektronik kültür ortamına aktarılması ve halk hikâyelerinin senaryolaştırılması

Bu çalışmada halk edebiyatı nesir ürünlerinden özellikle halk hikâyelerinin elektronik kültür ortamına aktarılması ve senaryolaştırılması yoluyla sürdürülebilirliğinin sağlanması incelenmiştir. Bu kapsamda Giriş başlıklı Birinci Bölüm'de halk edebiyatı nesir türlerinden mit, masal, efsane, destan ve halk hikâyelerinin tanım ve özellikleri üzerinde durulmuştur. Bahsi geçen nesir ürünleri üzerinde yapılan çalışmalar özetlenmiş ve halk hikâyelerinin senaryolaştırılma çalışmaları için değerlendirilmesi gerekliliği ele alınmıştır. Bu bölümde ayrıca senaryo ve senaryo çalışmaları hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın İkinci Bölümü'nde senaryo metinlerinin uygulanma alanı olan sinemanın bir teknik alan ve sanat olarak ortaya çıkışı üzerinde durulmuştur. Ardından Türkiye'de sinemanın tarihi gelişimi ilk yıllardan günümüze kadar olan süreçte değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede Türk sinemasının ilk yıllarından itibaren farklı biçim ve içeriğe sahip edebiyat eserlerine yer verdiği tespit edilmiştir. Edebiyat ve Sinema başlıklı Üçüncü Bölüm'de Türkiye'de edebiyat uyarlamalarının kısa tarihçesi verilmiş, ardından edebiyat ile sinema sanatları arasında yer alan benzer ve farklı yönler ortaya koyulmuştur. Ardından uyarlama kavramının tanımları ve yöntemleri, uyarlamaya başvurma sebepleri ile bir edebiyat eserinden senaryoya aktarımın nasıl yapıldığı ve bunun sonuçları üzerinde durulmuştur. Dördüncü Bölüm'de öncelikle senaryo yazım aşamaları ve karakter oluşturma, çatışmayı kurma, dramatizasyonu sağlama ve diyalog yazma gibi hususlar ele alınmıştır. Sözlü, yazılı ve elektronik kültür ortamlarının tanımı yapılıp halk edebiyatı nesir türlerinin bu kültür ortamlarındaki işlevsel yapısı ele alınmıştır. Çalışmamızın asıl konusunu teşkil eden halk hikâyelerinin özellikleri, sınıflandırılması, hikâyelerde anlatıcı unsuru, hikâyelerin icra mekânları, yazılı ve elektronik kültür ortamına aktarılma çalışmaları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Daha sonra senaryo yazımı ve hikâyecilik geleneği karşılaştırılmış, halk hikâyelerinin senaryolaştırılmaya uygun olduğu tespit edilerek gerekçeleri sunulmuştur. Çalışmamızın Beşinci Bölüm'ünde halk hikâyelerinin senaryolaştırılması sırasında mekân, zaman, tarihsel gerçeklik, şiir ve müzik kullanımının aktarılması sırasında ortaya çıkacak sorunlar üzerinde durulmuş ve çözüm önerileri getirilmiştir. Halk hikâyelerinin sözlü, yazılı ve elektronik kültür ortamlarında yer bulabildiği ve senaryolaştırılmaya uygun metinler olduğu değerlendirilmiştir.

Elektronik edebiyatElektronik ortamHalk edebiyatı+7
Latife Özcan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Âşık Murat Çobanoğlu'nun hikâyeciliği ve hikâye repertuvarı

Çalışmada, Âşık Murat Çobanoğlu, bildiği ve anlattığı hikâyeler ile tasnif ettiği hikâyelerden oluşan repertuvar zenginliği kapsamında "usta âşık anlatıcı" vasfıyla incelenmiştir. Çalışma, altı bölüm ve metinlerden oluşmaktadır. Giriş başlıklı Birinci Bölüm'de halk hikâyeleri; kaynakları, tasnifler, hikâye ve hikâyecilik konulu yapılmış çalışmalar kapsamında ele alınmıştır. Kars hakkında genel bilgiler verildikten sonra, Kars'ta hikâyecilik geleneği ve etkileşim içinde olduğu kültür muhitleri üzerinde durulmuştur. İkinci Bölüm'de, Anadolu sahası hikâyecilik geleneği, icra merkezli kuramlar çerçevesinde anlatıcı, dinleyici, metin, mekân ve icra açısından bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Ayrıca halk hikâyeciliğinin günümüzdeki durumu değerlendirilmiştir. Üçüncü Bölüm, Âşık Murat Çobanoğlu'nun hayatı ve sanatı üzerine kuruludur. Hayatı hakkında bilgi verildikten sonra âşıklık sanatıyla ilgili faaliyetleri sıralanmıştır. Yapılmış ve yayımlanmış çalışmalar doğrultusunda "Âşık Murat Çobanoğlu Bibliyografyası" oluşturulmuştur. Dördüncü Bölüm'de Âşık Murat Çobanoğlu'nun hikâyeciliği; anlatıcılığı ve musannifliği yönüyle değerlendirilmiştir. Bildiği ve anlattığı hikâyeler ile tasnif ettiği hikâyeler listelendikten sonra anlattığı hikâyelerin epizot ve özetleri verilmiştir. Hikâyelerde görülen benzerlikler ve farklılıklar "benzer metin"ler kapsamında mukayese edilmiştir. Beşinci Bölüm, metinlerin incelenmesine yöneliktir. Metinlerin olay örgüleri, motifleri ile dil ve anlatım özelikleri incelenmiştir. Anlatım sırasında ortaya çıkan unutma, hatırlama, tekrar ve şaşırmaya bağlı değişikliklerle ilgili tespitler yapılmıştır. Altıncı Bölüm'de hikâyelerdeki şiirler, söylendiği yere, duruma ve söyleyene göre tasnif edilmiş; biçim özellikleri açısından incelenmiştir. Manzum parçaların müzikal özellikleri üzerinde durulmuştur. Yazılı kaynaklardan tespit ettiğimiz metinlerle birlikte, teyp kasetlerindeki ve Türk Dil Kurumu Projesi kapsamında gerçekleştirilen derleme kayıtlarındaki hikâyelerin tarafımızca yazıya aktarılmış metinleri çalışmanın sonuna eklenmiştir.

Aşık edebiyatıAşıklar(Aşıklık geleneği)Halk hikayeleri+4
Gülsüm Sadıç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kars'ta mizah kültürü

Çalışmamızda halk edebiyatının anlatmaya dayalı ürünlerinden fıkra ve serencamlar vasıtasıyla Kars mizah kültürü incelenmiştir. Araştırma alanının coğrafi, tarihî ve sosyo-kültürel yapısı, mizah kültürü, Kars'ta halk mizahı konulu çalışmalar ele alınmıştır. Mizah ve gülme merkezinde kuramsal inceleme yapılarak bu kapsamda mizahın tanımı, gelişimi, tarzları ve kuramlar ile ilgili bilgi verilmiştir. İşlevsel halkbilimi kuramı esasına bağlı olarak fıkra ve serencamların işlevleri değerlendirilmiştir. Kars mizah metinleri konularına göre on dört başlığa ayrılarak kuramlara göre incelenmiştir. Yapı, kompozisyon, metinlerin dili, üslubu, şahıs kadrosu, mekân ve zaman konuları tartışılmıştır. Fıkra ve serencamlardaki tipler alt başlıklar hâlinde incelenmiştir. Hakkında yaşanmış veya yaşandığı kabul edilen gerçek kişilere bağlanarak anlatılan serencam tipleri hakkında biyografik bilgiler tespit edilmiştir. Fıkra ve serencamlar üstünlük, uyumsuzluk ve rahatlama kuramlarına göre irdelenmiştir. Bu üç çalışma modelinin yanı sıra kültürel bellek ve göstergebilim yaklaşımları da tespit ettiğimiz metinlerin konularına dayanarak inceleme başlıkları arasında değerlendirilmiştir. Tez çalışmamızda tarafımızca yüz yüz görüşme tekniğiyle derlenen metinler kullanılmıştır. Bölümlerde incelenen metinlerin dışında kalan fıkra ve serencamlar, çalışmanın sonunda EK başlığında seçilerek verilmiştir.

FıkralarHalk bilimiKars+4
Tolga Dursun
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sazsız âşıklar üzerine mukayeseli bir çalışma

Âşık tarzı şiir geleneğinin Türk dünyasında, Türk kültür ve tarihinde hatırı sayılır bir yeri vardır. Türk tarihinin başlangıcından bu yana sanatkârlar, kendi tecrübelerini ve sanattaki becerilerini nasilden nesile aktarmıştır. Asırların tecrübeleri ile yoğrulmuş bu geleneğin ürünleri, belirli birtakım kurallara sahip, şiirin etkileyici ve kalıcı özelliğinden beslenerek günümüze kadar gelmeyi başarmış değerler bütünüdür. Âşık halk kültüründen beslenen, şiirlerini sazı eşliğinde dile getiren ve sözlü kültürün nesiler boyunca taşınmasını sağlayan sanatçıdır. Anadolu sahası âşıklığında sazı çalma-kullanma seviyesi, doğaçlama şiir söyleme, atışma yapma ve hikâye tasnif etme gibi önemli unsurlar bir arada bulunmaktadır. Günümüzde saz çalarak şiirlerini dile getiren icracılarımızın yanı sıra "sazsız" sanatkârlarımız da bulunmaktadır. "Sazsız âşık" dediğimiz bu sanatkârlar, âşıklık geleneğinin sürekli-sistemli icra yapısında yetişmiş değildir. Fakat geleneğin bazı kıstaslarına göre kendini geliştirmiş, bir gelenek temsilcisi gibi şiir yazmakta ve âşıklarla irticali olarak karşılaşmalar yapmaktadır. Behçet Kemal Çağlar, Turgut Günay, Feyzi Halıcı, Bekir Sami Özsoy ve Nazım İrfan Tanrıkulu saz çalmadığı hâlde halk şiiri yapısında eser üretmekte ve çeşitli ortamlarda âşıklarla karşılaşma yapmışlardır. Çalışma kapsamında; gelenek icracısı olarak sazsız âşık kimdir? Edebiyatımızdaki yeri nedir? Geleneğin sürekliliği alanında nasıl işlevler üstlenmişlerdir gibi sorular üzerinde durulmuş ve sazsız âşıkların gelenekle olan bağlantısı ve sanatları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Âşıklık, atışma-karşılaşma, sazsız âşık, sözlü gelenek, Anadolu âşıklığı

AtışmalarAşıklar(Aşıklık geleneği)Halk bilimi+4
Sevgi Aydın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu âşıklığında kültürel bellek: Doğu Anadolu sahası

Âşıklık; toplumsal değerlerin, ahlaki kodların ve kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan bellek alanıdır. Araştırmanın temel amacı, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yaşamış Doğu Anadulu âşıklığının temsilcilerinin eserlerinden hareketle, halk hikâyelerinin, serencamların ve şiirlerin kültürel belleğin oluşumundaki işlevini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda âşıklık "metinlerarasılık" ve "yazınsal göstergebilim" yöntemleriyle incelenmiş; halk hikâyelerinde yer alan anlatısal yapılar, değer nesneleri, eyleyenler ve bellek aktarım biçimleri irdelenmiştir. Âşıkların tasnifi olan halk hikâyeleri, Paris Göstergebilim Ekolü'nün günümüz temsilcilerinden Denis Bertrand'ın "Anlatı İzlencesi" modeline göre ele alınmıştır. Metinlerarasılığın alt başlıklarıyla, âşıkların eserlerinde bulunan ortaklıklar belirlenerek bunların Türk kültür belleğine ne yönde hizmet ettiği açıklanmıştır. Çalışmada ayrıca, bireysel ve toplumsal bellek ilişkisinin âşıklığa yansımaları değerlendirilmiş, otobiyografik belleği şekillendiren etmenler "eksiklik" duygusu ve "çekmece" imgesi kapsamında ele alınmıştır. Sonuç olarak âşıklarının eserlerinin kültürel belleği canlı tutan, toplumsal kimliği pekiştiren ve kültür aktarımında rol üstlenen değer olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Anlam arayışıAnlam evreniAnlambilimsel konu rolleri modeli+3
Fatma Pınar
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2025
00

Other supervisors