Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Ferda Şule Kaya

23 theses · İstanbul Arel University, Demiroğlu Bilim University, İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 69 1. sınıf öğrencisi ve öğrencilerin anneleri olmak üzere 138 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin 25'i (13'ü kız, 12'si erkek öğrenci) üstün zekâlı çocuklara eğitim veren özel bir okulda okuyan, yapılan WISC-R testi raporuna göre üstün zekâ tanısı almış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırya katılan diğer öğrencilerin, 44'ü (22'si kız, 22'si erkek öğrenci) üstün zekâ tanısı almamış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Marmara Sosyal ve Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin sosyal duygusal uyum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde iki grubun uyum düzeyleri, sosyal çevreye pozitif yaklaşım hariç, tüm alt boyutlar ve genel olarak farklı bulunmuştur ve bu fark üstün zekâ tanısı almış öğrencilerin lehine olduğu bulunmuştur. Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin, ebeveyn tutum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde ebeveynlerin sadece aşırı koruyucu tutumları arasında anlamlı fark olduğu ve bu farkın tanı almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerin ebeveynleri lehine olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin diğer tutumları arasında ise öğrencilerin üstün zekâ tanısı almış veya almamış olmasına göre anlamlı fark yoktur (tutumları benzerdir).

Ana-baba tutumuDuygusal uyumPsikososyal uyum+7
Duygu Güneş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kendini gerçekleştirme düzeyi ile benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Alan araştırması olarak tasarlanan çalışmanın ana konusunu kendini gerçekleştirme ve benlik saygısı kavramları oluşturmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı benlik saygısı ile kendini gerçekleştirme değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmanın örneklemi 2016-2017 öğretim döneminde İstanbul'da bir vakıf meslek yüksek okulunda, 1. ve 2. Sınıfın birinci ve ikinci öğretimine devam eden, 18-26 yaş arasındaki, 76 kız ve 59 erkek olmak üzere toplam 135 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrenciler araştırmaya gönüllülük esasına göre seçilmiştir. Araştırmada kendini gerçekleştirme düzeyini ölçmek üzere Everett Storm (1968) tarafından geliştirilen "Kişisel Yönelim Envanteri " , benlik saygısı düzeyini ölçmek için Stanley Coopersmith (1986) tarafından oluşturulan "Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri" kullanılmıştır. Öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde SPSS24 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde ANOVA testi, t testi, pearson korelasyon analizi, çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kendini gerçekleştirme ve benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Orta gelirli ailesi olan öğrencilerde ve kız öğrencilerde "kendini gerçekleştirme düzeyi" yüksek bulunmuştur. Orta gelirli ailesi olan öğrencilerde ve kız öğrencilerde "kendini gerçekleştirme düzeyi" yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kendini Gerçekleştirme, Benlik Saygısı

Benlik saygısıKendini gerçekleştirmeÖğrenciler+1
Dilek Erzenli
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin değer yönelimlerinin öz-yeterlik algıları üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı; öğretmenlerinin öz-yeterlik algılarını tespit etmek ve öğretmenlerin değer yönelimlerinin, öz-yeterlik algıları üzerine etkisini belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama desende tasarlanmıştır. Araştırma evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Sarıyer ilçesinde görev yapan ortaokul ve ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 64 okulda görev yapan 493 öğretmenden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında, Brouwers ve Tomic (2002) tarafından geliştirilen, Çapri ve Kan (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Kişilerarası Öz-Yeterlik Ölçeği"; Schwartz ve arkadaşları (2001) tarafından geliştirilen, Demirutku (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Portre Değerler Ölçeği" ile araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, bağımsız grup t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testi, Spearman korelasyon analizi, Pearson Ki Kare testi, Linear regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonunda, öğretmenlerin öz-yeterlik algıları üzerine, evrenselcilik, güvenlik ve özyönelim değerlerinin etkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Değer, Değer Yönelimi, Öz-Yeterlik, Öğretmen Öz-Yeterliği

Değer orientasyonuEğitim psikolojisiMesleki yeterlilik+3
Seda Türkan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet kurumunda çalışan memurların benliksaygıları ile iletişim becerileri düzeylerininincelenmesi

Toplumda bireylerin düzenli ve mutlu bir yaşam sürdürebilmesi sağlıklı bir kişilik gelişimiyle mümkündür. Birçok araştırma göre; kişilerarası etkili iletişim kurabilen, benlik saygısı ve empati yeteneği yüksek kişilerle düzenli ve sağlıklı bir toplum oluşturulabilir. Bundan dolayı; toplumda yaşayan insanların davranışları ve kullandıkları beceriler; toplum içerisinde pozitif yönde ilişkiler kurmasında kısacası sağlıklı bir birey olarak toplumda yer almasında etkilidir. Bu araştırmada, bir devlet kurumunda çalışan memurların benlik saygıları ile iletişim becerileri düzeylerinin arasında ilişki incelenmiştir. Çalışmada; benlik saygısı ve iletişim becerileri düzeylerinin bazı bağımsız değişkenler (cinsiyet, doğum yeri, yaş, mesleki kıdem, öğrenim durumu, medeni durum, kardeş durumu, kaçıncı çocuk oluşu, aylık gelir, anne ve babanın öğrenim durumu) açısından da ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'nin çeşitli kurumlarda hizmet veren 158 (75 erkek; 83 kadın) devlet memuru oluşturmaktadır. Araştırmamızda; Ersanlı ve Balcı tarafınadan (1998) geliştirilen "İletişim Becerileri Derecelendirme Ölçeği", Rosenberg tarafından geliştirilen (1965) "Benlik Saygısı Ölçeği" ve katılımcı hakkında bilgi almak için 12 soruluk "Demografik Kişi Formu" kullanılmıştır. Veri analizleri için SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler non parametrik testler kullanılmıştır. Analizlerde Mann-Whithney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. i Araştırmanın bulgularına bakıldığında, benlik saygısı ile iletişim becerileri arasında (p>0.05) anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Diğer taraftan; erkeklerin iletişim becerileri ölçeğinin alt boyutu olan davranışsal iletişim becerileri açısından kadınların puanlarına oranla (p>0.05) daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, bireylerin gelir düzeylerine göre gruplar arasında zihinsel iletişim becerileri, duygusal iletişim becerileri ve iletişim becerileri (toplam skor) ölçekleri puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Fakat, bireylerin iletişim becerileri ve benlik saygıları; yaş, medeni durumları, mesleki kıdem süreleri, eğitim düzeyleri, kaç kardeş oldukları, kaçıncı çocuk oldukları, anne ve babalarının eğitim düzeyleri bakımından anlamlı bir farklılık görülememiştir.

BenlikBenlik saygısıKamu kuruluşları+5
Güldeniz Bakkal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliklerinin yaşam doyumları ve benlik kurgusu algıları açısından incelenmesi

Bu çalışma, ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliklerinin yaşam doyumları ve benlik kurguları açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Esenyurt ilçesindeki 3 devlet okulu ve 1 özel okulda öğrenimlerine 6.7 ve 8. sınıfta devam eden (12-15 yaşları arasındaki) 230 kız (%45,5) ve 276 erkek (%54,5) olmak üzere 506 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma da Aypay (2011) tarafından ilköğretim 2. Kademe öğrencileri için geliştirilen okul tükenmişliği ölçeği, Huebner (1994) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Çivitçi (2007) tarafından yapılan çok boyutlu öğrenci yaşam doyumu ölçeği ve Kağıtçıbaşı (2007) tarafından geliştirilen Özdemir ve Çok ( 2011) tarafından lise öğrencilerine uyarlanan ailede özerk ilişkisel benlik ölçeği kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde, anova, t testi, sheffe testi, faktör analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Analizlerde SPSS (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) 20.0 kullanılmıştır. Öğrencilerin tükenmişlikleri ile yaşam doyumları ve yakın ilişkisellik benlik kurgusu arasında negatif bir ilişki olduğu aynı zamanda yakın ilişkisel benlik kurgusu ile genel yaşam doyumu arasında pozitif bir ilişki olduğu yapılan regresyon analizi sonucunda bulunmuştur. Öğrencilerin okul tükenmişlikleri, yaşam doyumları ve benlik kurgularının bazı demografik değişkenlere (cinsiyet,sınıf düzeyleri, okul türleri,dershaneye gitmeleri, cep telefonu ve internete sahip olmaları) göre farklılaştığı da bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul Tükenmişliği, Yaşam Doyumu, Benlik kurgusu, Özerk Benlik, İlişkisel Benlik,Özerk İlişkisel Benlik

Benlik kavramıBenlik kurgularıOrtaokul öğrencileri+4
Sevil Öztan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin algılanan ebeveyn tutumları ile sosyal duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin algılanan anne baba tutumları ile sosyal duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Esenyurt ilçesindeki 1 devlet okulu ve Büyükçekmece'de 1 özel okulda öğrenimlerine 6,7 ve 8. sınıfta devam eden (12-15 yaşları arasındaki) 130(%47,1) kız ve 146 erkek(%52,9) olmak üzere 276 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Kabakçı (2006) tarafından İlköğretim 2. Kademe Öğrencileri için geliştirilen Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖB), Seher A. Sevim tarafından Türk kültürüne uyarlanan Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği (LAAÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler; SPSS 20.0 paket programından analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak, ANOVA, bağımsız t testi, tukey testi ve Spearman korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin Anne-Baba tutumlarına ilişkin algıları ile Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri arasında pozitif yönde ve istatistik bakımdan anlamlılık düzeyine ulaşan ilişkiler tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerden cinsiyete göre; sosyal ve duygusal öğrenme becerileri alt boyutlarından iletişim becerisi ve problem çözme becerileri açısından; yine cinsiyete göre anne/baba tutumlarından anne/baba davranışsal denetim açısından farklılık bulunmuştur. Anne eğitim durumuna göre, sosyal duygusal öğrenme becerileri dört alt boyutundan sadece iletişim becerileri alt boyutunda bir farklılık bulunmuştur. Yaşa göre sosyal duygusal öğrenme becerileri karşılaştırıldığında sadece stresle başa çıkma becerileri alt boyutunda anlamlı bir farklılık görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguların ayrıntıları ele alınmış ve yorumu yapılmıştır. Bu doğrultuda ilerideki uygulama ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Sosyal duygusal beceriler, Anne-baba tutumu

Ana-baba tutumuDuygusal öğrenmeOrtaokul öğrencileri+2
Figen Yılmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik doğum sırasının bireyci – toplulukçu - ilişkisel benlik tipi üzerine etkisi

Bu araştırmada psikolojik doğum sırasının (büyük çocuk, ortanca çocuk, küçük çocuk, tek çocuk) bireyci – toplulukçu - ilişkisel benlik tipi üzerine etkisi incelenmek istenmiştir. Araştırma 2014 - 2015 yılında İstanbul' da çalışmakta olan 200 birey ile gerçekleştirilmiştir. Bireylerin psikolojik doğum sıralarını belirlemek amacıyla uyarlaması Kalkan (2005: 170) tarafından yapılan "White - Campbell Psikolojik Doğum Sırası Envanteri", ağırlıklı olarak hangi benlik yapısına ait olduklarını belirlemek amacıyla "Toplulukçu - İlişkisel - Bireyci Benlik Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "Korelasyon, Mann Whitney U,Kruskall Wallis H, Kolmogorov Smirnov ve Anova" testlerinden yararlanılmıştır. Psikolojik doğum sırasına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; bireycilik benlik ölçeği düzeyinde en büyük yüzde 39.60 ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk), ilişkisellik benlik ölçeği düzeyinde en büyük yüzde 37.21 ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk), toplulukçuluk benlik ölçeği düzeyinde en büyük yüzde 40.95 ile sevimli/ikna edici(küçük çocuk) olarak bulunmuştur. Erkeklerde psikolojik doğum sırasına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; ilişkisellik benlik tipi ile memnun edici/düzenleyici (büyük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde, toplulukçuluk benlik tipi ile sevimli/ikna edici (küçük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde, toplulukçuluk benlik tipi ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Kadınlarda psikolojik doğum sırasına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; bireycilik benlik tipi ile memnun edici/düzenleyici (büyük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İlişkisellik benlik tipi ile dışlanmış/ihmal edilmiş (ortanca çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İlişkisellik benlik tipi ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk) doğum sırası arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Toplulukçuluk benlik tipi ile dışlanmış/ihmal edilmiş (ortanca çocuk) ve sevimli/ikna edici (küçük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Erkeklerde yaşadıkları aile tipine göre psikolojik doğum sırası incelendiğinde; anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır. Kadınlar yaşadıkları aile tipine göre psikolojik doğum sırası incelemesine alınamamıştır. Bunun nedeni kadın örneklemin hepsinin çekirdek aile içinde yaşamış/yaşıyor olmasıdır. Geniş aile içinde yaşayan kadın örneklem sayısı yoktur. Psikolojik ve gerçek doğum sıralarına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; büyük çocuk - ortanca çocuk – küçük çocuk - tek çocuk ile bireycilik – ilişkisellik - toplulukçuluk benlik ölçeği düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Doğum Sırası, Gerçek Doğum Sırası, Benlik, Toplulukçu Benlik, İlişkisel Benlik, Bireyci Benlik.

Benlik gelişimiBenlik kavramıBenlik tipleri+7
Ezgi Dede
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan ikinci kademe öğrencilerinin saldırganlık eğilimlerinin ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların saldırganlık eğilimleri ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki Özel Bahçelievler İhlas Koleji'ne 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında devam etmekte olan 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisi 273 çocuk oluşturmaktadır. Geçersiz olan ölçeklerin elenmesiyle araştırma 265 kişi üzerinden yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, katılımcıların bazı kişisel özelliklerini (kardeş sayısı, anne ve babanın beraber olup olmama durumu, aylık gelirleri, herhangi bir oyun konsoluna sahip olup olmadıkları) belirleyebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'', saldırganlık düzeyini belirlemek amacıyla ''Buss Perry Agresyon Ölçeği'' ve öz-kavramına ilişkin bilgilere ulaşmak için de'' Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'' kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen veriler SPSS22 istatistik programında değerlendirilmiştir. İki gruplu değişkenlerde Bağımsız Örneklem T testi, Mann Whitney U testi ikiden fazla gruplu değişkenlerde Kruskal Wallis testi, Anova testi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer oyun türleriyle oynayan çocuklara göre saldırganlık eğilimlerinin fazla olduğu görülmüştür. Bunun yanında şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer çocuklara oranla benlik saygılarının daha düşük olduğu saptanmıştır.

Benlik saygısıBilgisayar oyunlarıOyunlar+4
Gökhan Ergür
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile bağlanma biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönemde çeşitli nedenlerden dolayı okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile bağlanma biçimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini; 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan 5 farklı anaokuluna devam eden, öğrenime başlama dönemi olan Eylül ayından itibaren en az 1 ay okula gelmiş olup; anneden ayrılma güçlüğü yaşama, sınıfa girmek istememe, sınıfa girse bile sürekli ağlama sorunlarını yaşayan, 2-6 yaş aralığında bulunan çocuklar gözlemlenip anneleri ile çalışma yapılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler nicel araştırma yöntemlerinden biri olan, '' görüşme tekniği '' ile toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak; ''Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu '', '' Spielberger Sürekli Kaygı Envanteri '' ve '' İlişki Ölçekleri Anketi '' uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, okul öncesi dönemde okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile güvensiz bağlanma stili ( korkulu, kayıtsız ve saplantılı bağlanma ) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

AnnelerAyrılıkBağlanma+6
Ayça Can
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlar ile ilişki doyumu ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar arasındaki ilişkiler

Bu araştırmanın amacı toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlar, romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve ilişki doyumu arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca belirtilen değişkenlerle ilişkili olabileceği düşünülen cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi, yerleşim yeri, ilişki durumu ve ilişki süresi gibi demografik özellikler de analizlere dahil edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Hacettepe Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Gazi Üniversitesine devam etmekte olan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem, 127'si kadın (%56.4), 98'i erkek (%43.6) olmak üzere toplam 225 kişiden oluşmaktadır. Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi'nden 74 (%32.9), Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden 85 (%37.8), Gazi Üniversitesi'nden 66 (29.3) kişi katılmıştır. Veri toplama araçları Kişisel Bilgi Formu, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği ve İlişki Doyumu Ölçeği'dir. Araştırmanın temel değişkenleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Analizlerin sonucuna göre Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği alt boyutları (eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü, geleneksel cinsiyet rolü, erkek cinsiyet rolü) ile Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği alt boyutları (aşırı beklentiler, sosyal zaman kullanımı, zihin okuma, farklı düşünmek, fiziksel yakınlık, cinsiyet farklılıkları) arasında ilişkiler bulunmuştur. Buna göre toplumsal cinsiyet rolleri eşitlikçi oldukça romantik ilişkilere yönelik akılcı olmayan inançlar azalmaktadır. İlişki doyumunu yordayan değişkenleri belirlemek amacıyla yapılan regresyon analizi sonucunda Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği alt boyutlarından erkek cinsiyet rolü ve geleneksel cinsiyet rolünün, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar ölçeği alt ölçeklerinden farklı düşünmek, fiziksel yakınlık, aşırı beklentiler ve cinsiyet farklılıkları boyutlarının ilişki doyumunu yordayıcı etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan ölçeklerin iç tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Buna göre Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği için .92, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği için .87, İlişki Doyumu Ölçeği için .86 olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet rolü tutumları, romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar, ilişki doyumu

Akılcı olmayan inançlarCinsel kimlikDuygusal ilişki+1
Saadet Ecem Öcal Yüceol
Demiroğlu Bilim University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sözel bellek süreçleri testi'nin 6,7,8,9 yaş grubu çocuklarda normatif verilerin toplanması

Bu araştırmanın temel amacı, 15 yaş üstü standizardasyonu var olan Sözel Bellek Süreçleri Testi'nin 6-9 yaş arası çocuklarda normatif verilerinin toplanmasıdır. Araştırma konusu ve amacının altında yatan temel neden ise, bugüne kadar literatürde çocuklarda bellek performansları ve kapasitelerinin normatif veriler dahilinde ölçülmemesi ve sözel bellek becerilerine bakılmamasıdır. Bu sayede hem literatüre data anlamında önemli bir katkı yapılmış olacak hem de testte daha az başarı gösteren çocuklarda yapılacak yeni uygulamaların gelişmesine ışık tutacaktır. Araştırma özel bir okulda 6, 7, 8 ve 9 yaş grubundaki çocuklara Öktem Sözel Bellek Süreçleri Testi uygulanarak yapılmıştır. 53 erkek, 48 kız olmak üzere 101 öğrenciye uygulanmıştır. Öğrencilerin Kısa Süreli Bellek, Uzun Süreli Bellek ve Tanıma aşamalarına bakılmış ve verileri toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; bu yaş grubu çocukların sözel bellek düzeylerinin sınıflara göre ortalamaları incelendiğinde; 8 yaş grubu olanların anlık bellek, toplam öğrenme ve kendiliğinden hatırlama puanları diğer tüm yaş grubu öğrencilerin anlık bellek, toplam öğrenme ve kendiliğinden hatırlama puanlarından yüksek bulunmuştur.

Sözel Bellek Süreçleri TestiSözel bellek
Aşkın Öykü Usta
Demiroğlu Bilim University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde aşka ilişkin tutumlar, kişilik özellikleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkilerin cinsiyet ve mevcut ilişki durumu bağlamında incelenmesi

Aşk insanlığın varoluşundan bu yana, kişilerin hayatlarının en önemli parçalarından biridir. Romantik ilişkilerde yaşanan zorluk ve problemlerin kişinin hayatındaki işlevselliğini etkilediği düşünüldüğünde incelenmesi gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kişilerin romantik ilişkileri yaşayış biçimleri ile kişilik özellikleri ve yetişkin bağlanma türlerini inceleyerek aralarındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışmaya, 119'u kadın, 116'sı erkek olmak üzere toplamda 235 üniversite öğrencisi katılmıştır. Veri toplamak amacıyla katılımcılara, Kişisel Bilgi Formu, Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği (LAS), Beş Faktör Kişilik Envateri (NEO-PI-R) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE) uygulanmıştır. Hipotezlerin test edilmesi ve araştırma sorularının yanıtlanması amacıyla t test analizi ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular; kadın katılımcıların duygusal dengesizlik (nevrotizm) kişilik ve kayıtsız bağlanma alt boyutlarında erkeklere göre daha yüksek puan aldıkları yönündedir. Erkek katılımcılar ise oyun gibi aşk ve özgeci aşkta kadın katılımcılara kıyasla anlamlı ölçüde daha yüksek puan elde etmişlerdir. İlişkisi olan katılımcıların, ilişkisi olmayan katılımcılara kıyasla tutkulu aşk, arkadaşça aşk ve özgeci aşk boyutlarında anlamlı ölçüde daha yüksek puanlar elde ettikleri görülmüştür. Korelasyon sonuçlarına göre; tutkulu aşkın duygusal dengesizlik ve kayıtsız bağlanma ile arasında negatif ilişki bulunurken; sahiplenici aşk ile duygusal dengesizlik ve saplantılı bağlanma arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Uyumluluk kişilik alt boyutunun oyun gibi aşk ile arasında negatif bir ilişki görülürken; mantıklı aşk ve arkadaşça aşk arasında pozitif bir ilişki vardır. Ancak arkadaşça aşkın duygusal dengesizlik ve kayıtsız bağlanma ile arasındaki ilişki negatiftir. Mantıklı aşkın sorumluluk alt boyutuyla arasındaki ilişki pozitif olurken, duygusal dengesizlik ile arasındaki ilişki negatiftir. Özgeci aşkın hiçbir kişilik ve bağlanma boyutlarıyla anlamlı bir ilişkisi bulunmamıştır. Ayrıca, kayıtsız bağlanmanın dışa dönüklük ile negatif bir ilişkisi bulunurken; duygusal dengesizlik ile arasında pozitif bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Saplantılı bağlanmanın hiçbir kişilik boyutuyla ilişkisi yoktur. Çalışmanın sonuçları literatürdeki ilgili bulgular bağlamında tartışılmıştır.

AşkBağlanmaBağlanma stilleri+7
Gizem Karahasanoğlu
Demiroğlu Bilim University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıftaki öğrenci sayısının ilköğretim birinci kademe öğretmenlerinin stres ve kaygısı üzerine etkisinin K. Çekmece ilköğretim okulları örneğinde incelenmesi

Bu tez çalışmasının amacı, ilköğretim okullarında sınıftaki öğrenci sayısının birinci kademe sınıf öğretmenlerinin stresine ve kaygısına etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2007-2008 eğitim ? öğretim yılında İstanbul ili K. Çekmece ilçesi devlet okullarında çalışan ilköğretim birinci kademe öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise değişik okullardan 123 ilköğretim birinci kademe öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlerdeki durumluk ve sürekli kaygıyı belirlemek için Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri (State ? Trait Anixiety Inventery), öğretmenlerdeki stres durumu belirlemek amacıyla da İş Stresi Ölçeği araştırmacı tarafından çalışmaya katılan öğretmenlere okullarında uygulanmıştır.İlköğretim birinci kademe öğretmenlerinde, sınıftaki öğrenci sayısı değişkenine bağlı olarak durumluk, sürekli kaygı ve stresin farklılık gösterip göstermediğinin araştırılması için varyans analizi testi kullanılmıştır. Ölçeği oluşturan soruları ayrı ayrı incelemek amacıyla sınıftaki öğrenci sayısına göre farklılığın olup olmadığının belirlenmesi için ise kruskal vallis testi kullanılmıştır. Bunun yanında öğretmenlerin cinsiyetine, yaşına, hizmet sürelerine, kaçıncı sınıf okuttuğuna göre de varyans analizi, t- testi ve kruskal vallis testi kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre çalışma kapsamına alınan öğretmenlerin okuttukları sınıf sayılarının durumluk, sürekli kaygı ve stres üzerinde belirgin bir farklılık olmadığı görülmüştür. Ölçekteki soruların tek tek incelenmesi sonucunda bazı sorularda sınıf sayılarının etkisinin olduğu belirlenmiştir.Ölçeği oluşturan soruların tek tek incelenmesi sonucu bazı sorularda öğretmenlerin yaşına, cinsiyetine, hizmet sürelerine, kaçıncı sınıf okuttuklarına göre de bazı farklılıklar vardır.Anahtar Kelimeler: Stres, Kaygı, Sınıf Sayısı, Öğretmen Stresi

Musa Tekkoyun
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okulları ı. kademe 4. ve 5. sınıf öğretmenlerinin öğrencileriyle karşılaştıkları iletişim sorunları

Bu Tez Çalışmasında; İlköğretim okulları I. kademe 4. ve 5. sınıf öğretmenlerinin öğrencileriyle karşılaştıkları iletişim sorunları ele alınmaktadır. Buna göre, öğretmen ile öğrenci arasındaki iletişim sorunlarına neden olan etkenlerin belirlenmesi gerekmektedir. Öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimde sorun olan etkenlerin belirlenmesi ve giderilmesi ile öğretmen özellikle sınıf içinde öğrencileriyle etkili bir iletişim kurabilmektedir. Öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişim sorunlarının giderilmesi ile öğretmenlerin sınıf içinde öğrencileriyle arasındaki iletişimin de etkili olması sağlanmaktadır. Öğretmelerin sınıfta öğrencileriyle kurabildiği etkili iletişim sayesinde sınıfın içindeki öğrenme ortamları da olumlu yönde olmaktadır. Böylece öğretmen ile öğrenci arasında sınıfta kurulan etkili iletişim sayesinde öğrencilerin derslerindeki başarıları da artabilmektedir. Bu çalışmada öğretmen ile öğrenci arasındaki iletişim sorunlarının belirlenmesi için tek yönlü varyans analizine başvurulmaktadır. Böylece çalışmanın sonucunda öğretmen ile öğrenci arasındaki iletişim sorunlarının nedenleri açıklanmaktadır.

Hatice Coşkun
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin çoklu zekâ alanları ile akademik başarılarının karşılaştırılması

Bu araştırmada, ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin çoklu zekâ alanları ile akademik başarıları arasındaki ilişki araştırılmıştır.Araştırma, 2006 ? 2007 Eğitim ? Öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesindeki üç farklı sosyoekonomik seviyedeki ilköğretim okulunun 4. ve 5. sınıflarında öğrenim gören toplam 270 öğrenci ve 16 öğretmen üzerinde yapılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrenci ve öğretmen tanıma formları ayrıca öğrencilerin çoklu zekâ alanlarını belirlemek amacıyla Sue Teele tarafından geliştirilen TIMI (Teele Inventory of Multiple Intelligences) testi ile Ahmet Saban tarafından geliştirilen Öğrencilere Yönelik Çoklu Zekâ Alanları Gözlem Formu kullanılmıştır. Bu testlerin sonuçlarından elde edilen bulgular, öğrencilerin yılsonu karne notlarının aritmetik ortalamalarıyla karşılaştırılarak yorumlanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Packet for The Social Sciences) 13.0 paket programında analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda; öğrencilerin, öğretmenler tarafından doldurulan Öğrencilere Yönelik Çoklu Zekâ Alanları Gözlem Formu'na göre sahip oldukları zekâ alanları ile öğrenciler tarafından cevaplandırılan TIMI testine göre sahip oldukları zekâ alanları farklılık göstermiştir. Çoklu Zekâ Alanları Gözlem Formu'na göre; tüm öğrencilerin çoklu zekâ alanları ile akademik başarıları arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunduğu, tüm öğrencilerin çoklu zekâ alanlarındaki puanları arttıkça akademik başarılarının da arttığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra TIMI Testi'ne göre ise; tüm öğrencilerin zekâ alanları ile akademik başarıları arasında anlamlı ilişki bulunmadığı sonucu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Zekâ, Çoklu Zekâ Kuramı, Akademik Başarı.

Akademik başarıZeka
Sevda Namlı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademede disiplin sorunlarının farklı branş derslerinde görülme sıklığı ve baş etme yolları ile ilgili öğretmen ve öğrenci görüşleri

Bu araştırmada; İlköğretim 2. Kademede Matematik, Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi ve Türkçe branşlarında disiplin sorunlarının hangi durumlarda ve ne sıklıkta meydana geldiğini ve baş etme yollarının neler olduğu birbiriyle karşılaştırılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.Araştırma anketleri İstanbul İli Bakırköy ilçesine bağlı, hepsi devlet okulu olmak üzere 20 İlköğretim okulundaki 160 öğretmen ve 240 öğrenci denek üzerinde uygulanmıştır. Okullar tesadüfi örneklem yoluyla seçilmiştir.Biri öğretmenlere, biri öğrencilere olmak üzere iki anket uygulanmıştır. Öğretmen anket formu dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler; ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümde bağımlı sorular yer almaktadır. Öğrenci anketi ise üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci ve üçüncü bölümde bağımlı sorular yer almaktadır.Bu araştırma altı bölümden oluşmaktadır. Bunlar; giriş, ilgili yayınlar, yöntem, bulgular, sonuçlar ve önerilerdir.Yapılan değerlendirmeler sonucunda; Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri alanlarında disiplin sorunlarının görülme sıklığı ve baş etme yolları açısından belirgin farklılıklar görülmemiştir.Araştırmanın bazı önemli sonuçları şunlardır: özellikle sosyal bilimlerde fen bilimlerine oranla belirin bir fark olmamakla birlikte biraz daha fazla problem yaşanmaktadır. Öğrenciler genelde derslerde sıkıldıkları için uygunsuz davranışlarda bulunmaktadırlar. Özellikle disiplin sorunlarının kaynakları konusunda öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında farklılık çıkmıştır.Araştırmanın bazı önerileri şunlardır; öğretmenler dersi planlı, programlı ve ilgi çekici hale getirerek işlemeli; öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarından yola çıkarak öğretim sürecini düzenlemelidirler. Branş öğretmenleri diğer branşlarla özellikle öğrenciler konusunda sürekli iletişim halinde bulunmalıdırlar. Öğrencilerin demokratik bir ortamda kendilerini rahatça ifade etmeleri sağlanmalı; demokratik disiplin yöntemleri uygulanmalıdır.Anahtar Kelimeler: Disiplin, sınıf yönetimi, öğrenci, ceza, davranış

Sinem Vatansever
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili ilköğretim okulu müdürlerinin yönetim biçimleri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişki

Bu tez çalışmasında; ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin uyguladıkları yönetim biçimleri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir.Araştırmanın birinci bölümünde yönetim, eğitim yönetimi, yönetim biçimleri kavramıyla ilgili kuramsal çerçeve oluşturulmuş olup bu kavramlardan yola çıkılarak yönetsel davranış kuramları ve yönetim biçimlerinin niteliği ele alınmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde kişilik ve kişilik kuramları üzerinde durularak kişiliğin tespitinde günümüze kadar gelişen kuramsal çerçeve oluşturulmuştur.Araştırma tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada 45 okul müdürüne, Yönetim Biçimleri ve 16 PF Kişilik Envanteri olmak üzere iki anket uygulanmıştır. Yönetim Biçimleri Anketinde kişisel bilgileri sorgulayan sorular da yer almaktadır. Toplanan verilerin çözümünde frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( ), t-testi ve korelasyon teknikleri kullanılmıştır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda; okul müdürlerinin uyguladıkları yönetim biçimleri görülme sıklığı sırasıyla destekçi, koruyucu, birlikçi, yetkeci ve başıboş yönetim biçimidir. Yönetim biçimleriyle demografik özellikler açısından belirgin bir farklılık görülmemiştir. Okul yöneticilerinin gerginlik, baskınlık, sosyal girişkenlik, mükemmelliyetçilik, duyarlılık ve kendini sorgulama kişilik özelliklerinde yoğunlaştıkları görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetim Biçimi, Okul Yöneticisi, Kişilik, Kişiliği Oluşturan Faktörler

EğitimEğitim yönetim sistemleriEğitim yönetimi+2
Şerife Ertuğrul
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yapılandırmacı yaklaşıma göre tasarlanmış sosyal bilgiler sınıfına ilişkin öğrenci görüşlerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı; tasarlanan sosyal bilgiler sınıfı hakkında öğrenci görüşlerinin belirlenmesi olarak ifade edilebilir. Araştırma kapsamında tasarlanan sosyal bilgiler sınıfının, öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik akademik başarıları ve sosyal bilgiler dersine karşı bakış açılarını, öğrencilerin düşüncelerinden hareketle saptamaktır.Tezin birinci bölümünde yapılandırmacı sosyal bilgiler öğretimi üzerinde durularak genel bir değerlendirme yapılmıştır. Yapılandırmacı sosyal bilgiler öğretiminin olmazsa olmazları arasında olan materyal kullanımı üzerinde durulmuştur. Ayrıca tezde öğretmen/branş dersliği uygulaması, klasik sistem ile derslik sisteminin karşılaştırılması ve branş dersliklerinin düzenlenmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde durulmuştur.Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır, araştırmanın deseni eylem araştırması olarak ifade edilebilir, araştırmanın örneklemini; İstanbul Sefaköy ilçesindeki İnönü İlköğretim Okulunda öğrenim gören 18 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgular kodlanarak araştırmanın temaları belirlenmiştir.

Mecan Erdoğan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Atılganlık düzeyleri farklı ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinde stres yaratan yönetici davranışları ve öğrencilerin başaçıkma davranışlarının belirlenmesi

Bu araştırma, ilköğretim okullarında görev yapan yöneticilerin, öğrencilerde stres yaratan davranışlarına ve öğrencilerin bu stres karşısında baş vurdukları başaçıkma davranışlarına yönelik öğrenci görüşleri ile atılganlıkları arasındaki ilişkiyi incelemektedir.Araştırmaya İstanbul ili Esenyurt ilçesinde bulunan 12 İlköğretim okulunda öğrenim gören 448 8. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin doldurmuş oldukları anketlerin geçerli 436 tanesi değerlendirmeye alınmıştır.Anketler aracılığıyla toplanan verilerin çözümlenmesinde SPSS 15.0 programından yararlanılmıştır. Çözümlemelerde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma gibi betimsel istatistiklerle birlikte t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson-Momentler çarpımı ve LSD testi gibi anlamlandırıcı istatistiksel teknikler kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, ölçekteki tüm yönetici davranışlarının öğrencilerde stres yarattığı, öğrencilerin atılganlıkları arttıkça stresle başaçıkma davranışlarını gösterme sıklıklarının azaldığı yönündedir.

AtılganlıkBaşa çıkmaStres+6
Özer Balkancı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okulları yöneticilerinin yönetim tarzlarına ilişkin tutumları ile sınıf öğretmenlerinin kuruma bağlılıkları arasındaki ilişki (Bağcılar örneği)

Bu tez çalışmasında; ilköğretim okulları yöneticilerinin yönetim tarzlarına ilişkin tutumları ile sınıf öğretmenlerinin kuruma bağlılıkları arasındaki ilişki ele alınmaktadır.Araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kuruma bağlılık düzeylerinin, hangi yönetim biçiminde daha yüksek, hangisinde daha düşük olduğunu belirlemek ve sınıf öğretmenlerinin yaş, kıdem, eğitim düzeyi gibi demografik özelliklerinin alt grupları arasında, kuruma bağlılıkları açısından fark olup olmadığını ortaya çıkarmaktır.Araştırmanın birinci bölümünde öncelikle iletişim ve öğeleri tanımlanmıştır. Daha sonra örgüsel iletişim ve iletişimin örgüt ve yönetimdeki yeri irdelenmiştir. Birinci bölümün sonunda ise okul yöneticisinin görev, rol ve sorumlulukları, davranış biçimleri ve iletişimcilik yönü incelenmiştir. İkinci bölümde yönetim biçimleri ve kurumsal bağlılık kavramları irdelenmiş, kurumsal bağlılığın özellikleri, öğretmenlerde kurumsal bağlılığı oluşturan etmenler üzerinde durulmuş ve farklı yönetim anlayışları kuruma bağlılık üzerindeki etkileri açısından karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölüm ise uygulama bölümüdür.Araştırma sonunda; okul yöneticilerinin yönetim tarzları ile sınıf öğretmenlerinin kuruma bağlılıkları arasında anlamlı ama çok güçlü bir ilişkinin olmadığı, demografik özelliklerden cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyinin kuruma bağlılığı etkilemediği sonucuna varılmıştır. Ancak yönetim tarzları, kuruma bağlılığa etkileri açısından karşılaştırıldığında; demokratik ve danışmacı yönetim anlayışında kuruma bağlılık düzeyinin daha fazla olduğu görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Okul yöneticiliği, sınıf öğretmeni, kuruma bağlılık, iletişim.

BağlılıkSınıf öğretmenleriYöneticiler+6
Nuran Aldan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Roman öğrencilerin eğitime erişimleri (Fatih İlçesi Örneği)

Bu tez çalışmasında, ilköğretimde öğrenim gören Roman öğrencilerin eğitime erişimleri, onlara eğitim veren öğretmenlerin görüşlerinden hareket edilerek incelenmiştir. Öğretmenlerin, aynı okulda eğitim gören Roman olmayan öğrencilerle ilgili görüşleri de alınarak karşılaştırma yapılmıştır. Araştırmanın deney grubunu Roman öğrenciler, kontrol grubunu ise aynı okulda eğitim gören Roman olmayan öğrenciler oluşturmaktadır.Araştırma da derinlemesine niteliksel görüşme tekniği uygulanmıştır ve içerik analizi yapılmıştır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda; Roman öğrencilerin; sosyal faaliyetlere katılım, iletişim becerileri ve kendini tanıma konuları en olumlu oldukları özelliklerdir. Çözüm odaklı olma, çevreye duyarlılık ve verimli ders çalışma konuları ise en olumsuz oldukları özelliklerdir.Roman olmayan öğrencilerin; okul kültürü, takım çalışması, verimli ders çalışma konuları en olumlu özellikler iken sosyal faaliyetlere katılım, çevreye duyarlılık ve iletişim becerileri konuları en olumsuz oldukları özellikleri oluşturmaktadır.Roman öğrencilerin en olumlu olduğu özellikler, Roman olmayan öğrencilerin en olumsuz oldukları özellikleri oluşturmakta iken. Her iki grup için de çevreye duyarlılık özelliği olumsuz olarak benzerlik göstermektedir.Anahtar kelimeler: Eğitim, eğitim hakkı, etnisite, Romanlar.

Etnik azınlıkEtnik gruplarEtnisite+6
Esin Yavuzak Taban
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim kurumlarında çalışan kadın öğretmenlerin yönetici olmalarını etkileyen faktörlerin araştırılmasına ilişkin bir uygulama: Bağcılar örneği

Bu araştırma, ilköğretim okullarında çalışan kadın öğretmenlerin yönetici olmaları önünde engel olan etkenlerin belirlenmesine yöneliktir ve alan araştırması kullanılmıştır.Söz konusu alan araştırmada veriler, Lokman Usluer (2000)'in geliştirdiği ?Kadın Öğretmenlerin Yönetim Kadrolarına Atanmasını Engelleyen Etmenler? ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ölçek; kişisel bilgiler ve ilgili anket soruları olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.Araştırmanın evrenini İstanbul'un Bağcılar ilçesinde görev yapan 200 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma yansız olarak seçilen örneklem üzerinde, rastgele seçimle yapılmıştır.Verilerin analizinde t- testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırmada kadın ve erkek öğretmenlerin ataerkil değerler doğrultusunda, toplumsal cinsiyet rollerini benimsedikleri, buna bağlı olarak yönetim kadrolarında kadın öğretmenlerin fazla yer alamadıkları belirlenmiştir. Araştırmada erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere oranla ?cinsiyetçi kalıp yargıları daha fazla benimsedikleri bulgusu ortaya çıkmıştır.Gerek kadın gerekse erkek öğretmenlerin büyük çoğunluğu, kadın öğretmenlerin yönetim kadrolarında yer almamalarını, kadınlarda ev ve çocuklara yeterli zaman ayıramama endişesinin hakim olmasına, yönetici maaşlarının, öğretmen maaşlarından çok faklı olmamasına, kadınların bu konudaki isteksizliklerine ve cinsiyetçi rollerle küçük yaşlarda itibaren kuşatılmış, buna göre eğitim almış kadınların kendilerine güven duymamalarına bağlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Kadın öğretmenler, yöneticilik, ataerkil yapı, toplumsal cinsiyet, şeffaf tavanlar

Cinsel kimlikEğitim yönetimiKadınlar+9
Hülya Sırma Keleş
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Herzberg'in çift faktör kuramı açısından ilköğretim I. kademe öğretmenlerinin motivasyon düzeylerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma dışsal motivasyon faktörlerinin, çalışan motivasyonu üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Teori olarak Herzberg'in Çift Faktör Kuramı ele alınmış ve çalışan olarak öğretmenler üzerinde uygulanmıştır. Öğretmenlerin anakarada (Güngören) ve adada (Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada) çalışma dış faktör olgusunun, motivasyon düzeyi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. İçsel ve dışsal motivasyon faktörleri olmak üzere iki temel başlık altında toplanan motivasyon faktörleri hakkında elde edilen veriler gösteriyor ki, öğretmenler her iki motivasyon faktörüyle de motive olmaktadır. Öğretmenlerin en çok önem verdikleri motivasyon faktörü, içsel motivasyon faktörlerinde bulunan işteki yeterlilik, başarı, tanınma ve takdir alt boyutuna ait olan öğretmenlik mesleğinin anlamlı ve değerli olması, en az memnun oldukları motivasyon faktörü ise dışsal motivasyon faktörlerinde bulunan çalışma koşulları alt boyutuna ait ekonomik motivasyon araçlarına yönelik olmuştur. Öğretmenlerin memnuniyet düzeylerinin ekonomik araçlarda en düşük olmasının sebebi olarak ücret, prim ve ödüllerin az olması tespit edilmiştir.Sonuç olarak araştırma içsel motivasyon faktörlerinin, çalışan motivasyonunda birinci derecede etkili olduğunu göstererek Herzberg'in Çift Faktör Kuramını doğrulamıştır. Ancak, Herzberg'in kuramından farklı olarak bu çalışmada dışsal motivasyon faktörlerinin kuramda belirtildiği gibi önemsiz ve nötr olmadığı, dışsal motivasyon faktörlerinin de içsel motivasyon faktörlerine yakın bir derecede öneme sahip olduğu gözlenmiştir.

Eğitim yönetimiHerzbergMotivasyon+4
Bora Yıldız
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00

Other supervisors