Yrd. Doç. Dr. Fethi Gürün danışmanlığındaki tezler

12 tez · İstanbul Aydın University, Hasan Kalyoncu University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şehirleşme süreci ve odak şehirler : Lüleburgaz örneği

Şehirlerin ortaya çıkışından günümüze kadar uzanan sürece baktığımızda her dönemin kendine özgü bir yapısının olduğu görülmektedir. Ancak son yıllardaki kadar birbirine benzeyen değerlerin döngüsünde deveran eden, birbirinin kopyası olan şehir havasına şahit olmadık. Dolayısı ile kentlerin kaderi gün geçtikçe birbirine yakınlaşmakta ve yeknesak bir hal almaktadır. Böyle bir dünya sahnesinde farklılaştıran, nitelikli insan gücünü, sermayeyi ve teknolojiyi kentin bünyesine çeken, sürdürülebilir planlamalar yaparak yaşam kalitesini yükselten kentsel politikalar önem kazanmaktadır. Artık Donald Haider'in "mekânların savaşı" olarak nitelendirdiği kentler arası rekabet sona ermiş, rekabetin yapılamayacağı alanlar yaratan kentlerin dönemi başlamıştır. Bugün global ekonomi, şehirlerin kendini ifade edebilme ve yerel değerler ile evrensel eğilimler arasında köprü kurabilme kabiliyetini ödüllendirmektedir. Bu nedenle şehirler, kültürel zenginlikler başta olmak üzere her türlü değerlerini tespit etmek, onları sunmak ve modern dünyaya entegrasyonunu sağlamak durumundadır. Bunun yanında yatırımlar için cazibe merkezi haline gelmek, yerel ekonomik kalkınmanın ana hedeflerinden biridir. Bugün şehirler ve ülkeler sayılan nedenlere bağlı olarak fiziksel, ekonomik, sosyal ve kültürel planlar yoluyla farklı tipte kullanıcıların (şehirliler, yatırımcılar ve ziyaretçiler) beklentilerini karşılama çabası içindedirler. Bu çalışma kapsamında öncelikle kavramlar analiz edilerek şehirlerin ortaya çıkışından günümüz dünyasındaki rolü ve küresel gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan yeni kentsel politikalar ve kent modelleri incelenmiştir. Bu doğrultuda yeni bir anlayış olan "Odak Şehir" modeli irdelenerek, çalışmanın teorik esasları perspektifinde model olarak Lüleburgaz ele alınmış, küresel ölçekte yaşanan bu hızlı değişim ve dönüşüm karşısında kentin durumu, geleceğe bakışı ve kentsel politikaları incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Şehir, Odak Şehir, Çağdaş Kent Politikaları, Lüleburgaz

KentleşmeKentleşme süreciKentsel politika+2
Ahmet Cem Sain
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden engellilere yönelik hizmetler: İBB Engelliler Müdürlüğü örneği

19. yüzyılda başlayan ekonomik ve sosyal yapıdaki değişiklikler, 1929 ekonomik buhranı ve özellikle de II. Dünya savaşı neticesinde ortaya çıkan toplumsal ihtiyaçların devletler tarafından karşılanması beklentisine cevap olarak 1945-1970 yılları arasında uygulanan sosyal politikalar, devletlerin 1970'li yıllarda ekonomik ve sosyal açıdan krizler yaşamasına ve sosyal devlet fonksiyonlarının işlevsiz hale gelmesine neden olmuş ve bu durum siyasal ve ekonomik açıdan dönüşümü gerekli hale getirmiştir. 1980'li yıllar itibariyle uygulanan neoliberal politikalar, küreselleşme ve bilgi ve iletişim olanakların gelişmesiyle birlikte merkezi yönetimlerin sosyal politikalar alanında hizmet sunma yönetmelerinde değişiklik yaşanmasına neden olmuş ve merkezi yönetimlerin yetki ve sorumluluklarının bir kısmı yerel yönetimlere devredilmiştir. Bu bağlamda günümüzde merkezi yönetimler savunma, sosyal güvenlik, adalet, eğitim gibi ülke genelindeki hizmetlere yönelik politikalar üretirken, halka en yakın yerel yönetim birimi olan belediyeler de imar, şehircilik, altyapı, çevre düzenleme gibi görevlerinin yanında sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde sunduğu, bilgilendirme, bilinçlendirme, sosyal ve kültürel faaliyetler, sosyal hizmetler ve yardımlar ile aktif bir rol oynamakta ve hizmeti en etkin, hızlı ve sürdürülebilir şekilde yerine getirmektedir. Bu çalışmada örnek olay yönetimi kullanılarak belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden engellilere yönelik sunulan hizmetler değerlendirilecektir. Çalışmanın giriş bölümü ile birlikte ikinci bölümünde engelli ve engellilik kavramları, Dünya, Türkiye ve İstanbul'da yaşayan engellilerin niceliksel değerleri ve yasal haklarının tarihsel gelişimi; üçüncü bölümünde yerel yönetim ve sosyal belediyecilik kavramları ile sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde hizmet veren belediyelerin tarihsel gelişimi, fonksiyonları ve faaliyet alanları; dördüncü bölümünde engellilere yönelik hizmetleri değerlendirmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Engelliler Müdürlüğü tarafından verilen hizmetler üzerinde çalışılmıştır. Sonuç bölümünde İBB Engelliler Müdürlüğü tarafından verilen hizmetlerin ve istatistiklerin değerlendirilmesi yapılmış ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Sonuç olarak İBB Engelliler Müdürlüğü'nün; mali bütçesinin, yetki ve sorumluluklarının, hizmet alanları ve çeşitliliğinin artış gösterdiği, engellilere en yakın ve hızlı hizmet vermek amacıyla İstanbul genelinde merkezler kurduğu ve sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde engellilere yönelik sunulan hizmetleri ile Türkiye ve Dünya'ya örnek model olduğu gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Engelli, Engellilik, Yerel Yönetimler, Belediye, Sosyal Belediyecilik.

BelediyelerEngelli kişilerSosyal başarı+6
Şükran Karaağaç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mahalli idarelerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve yerinden yönetim

Günlük hayatımızda büyük önem ifade eden alım, satım, yapım, hizmet, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri yönünden yerel yönetimlerde diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu kanunlara göre çıkarılmış bulunan yönetmelikler hükümlerine tabi kılınmışlardır. Türkiye'de ihale sistemini düzenleyen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu 01.01.1984 tarihinden bu yana uygulanmakta olup, günümüzde yaşanan küresel ve teknik gelişmeler açısından belli bir ölçüde yetersiz kaldığı, değişen ve gelişen ihtiyaçlara cevap vermediği, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermede yetersiz kaldığı, bütün kamu kurumlarını kapsamadığı ve AB ile bütünleşme çabaları, Kamu İhale uygulamalarını yönlendirerek denetimini gerçekleştirecek bağımsız bir kuruma ihtiyaç duyulması, yeni bir ihale kanununun ortaya konulmasına zemin hazırlamış ve bu doğrultuda 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu hazırlanarak 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Çıkarılan bu yeni ihale kanunuyla, ihtiyaçların zamanında, kaliteli ve en uygun fiyatla karşılanmasıyla kamu yararı hedeflenmektedir. Rekabet unsuruyla daha uygun fiyatla daha kaliteli alım yapmak, saydamlık kavramıyla da rüşvet, hile v.b. istismarların önlenmesi sağlanacaktır.

KaliteKamu HukukuKamu İhale Kanunu+5
Emel Özcan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de genel ve yerel seçimler arasındaki ilişki (2002-2015 dönemi)

Bu çalışmada ilk olarak Türkiye'deki idari teşkilatın nasıl örgütlendiği üzerinde durulmuş sonrasında, merkezi ve yerel idare yapıları kısaca açıklanmaya çalışılmış ve bu idari yapıların seçimle oluşturulan organları, tarihsel bir süreç izlenerek anlatılmıştır. Ayrıca bu idari teşkilat içinde kamu hizmetini sunacak kişilerin ve yönetim organlarının belirlenmesinde son derece etkili olan seçimlerin dünyadaki ve ülkemizdeki, tarihi arka planına değinilmiş ve seçimlerin demokrasi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye'de 2002-2015 yılları arasında yapılan genel ve yerel seçimler, siyasal partilerin propaganda faaliyetleri, 2002, 2007, 2011, 2015 milletvekili genel seçimleri ile 2004, 2009, 2014 yerel seçimleri incelenerek araştırılmıştır. Bu araştırmada 2002-2015 döneminde yaşanan gelişmeler özetlenmiş; ve bu dönemde yapılan genel ve yerel seçimler, sırasıyla seçim öncesi ve sonrası siyasal durum, partilerin kampanya dönemlerinde yapılan propaganda çalışmaları ve seçim sonuçları incelenerek ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada genel ve yerel seçimler arasındaki etkileşim, seçmenin oy tercihi üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Genel Seçimler, Yerel Seçimler, Seçmenler, Siyasal Partiler

Genel seçimlerPropagandaSeçimler+3
Zeynep Şen
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kent yönetiminde şeffaflık

Kent yönetiminin tarihsel gelişimi tanzimat öncesi dönemin öncesi ve sonrası, Cumhuriyet dönemi ve günümüze kadar ulaşan bir süreçtir. Bu dönemlerde kent yönetiniminde merkezi ve yerel ölçekte birçok düzenlemeler yapılmış ve yeni kamu yönetimi anlayışı oluşturulmuştur. Bu çerçevede inceleyecek olursak kamu yönetimi anlayışı birçok değişikliğe uğrayarak günümüze kadar gelmektedir. Kamu yönetiminin geleneksel anlayıştan yeni kamu yönetimi anlayışına geçiş süreçleri elbetteki şeffaflığın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bu süreç şefaflığın bir diğer adıyla kamu yönetiminde gün ışığında yönetimin sağlanmasının gereği ve önemi vurgulanmaktadır. Yerel yönetimlerde halka en yakın birimler belediyelerdir. Halk ilk önce demokratik ve şeffaf katılım sağlamak amaçlı bu birimden yararlanmalıdır. Hemşehri bilinci bu sayede sağlanır ve gerekleri yerine getirilir. Halk tarafından elde edilen haklar yasalar ilede güvence altına alınmalı temeli sağlamlaştırılmalıdır. Yerel yönetimlerde kaynakların sürekli, etkin, verimli, nitelikli kullanımı sağlama koşullarının oluşturulması yeni kamu yönetimi anlayışının mihenk taşıdır. Çalışmamızda kent yönetiminde şeffaflık konusunda yeni kamu yönetimi anlayışına uygun yönetişim kavramı üzerinde durmaktayız.Yerel yönetimlerde katılımcı demokrasi bilincinin oluşturulması ve uygulanmasının gerekliliğine vurgu yapmaktayız. Katılımcı demokrasinin uygulanabilmesi için hemşehrilerin yerel yönetimde şeffaflığı sağlaması, etkin ve verimli katılımda bulunabilmesi şartı karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler:şeffaflık, gün ışığında yönetim,hemşehri, yerel yönetim,katılımcı demokrasi

Kent yönetimiKentlerYerel yönetimler+3
Zelal Gezici
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel dönüşüm: 6306 sayılı Kanun kapsamında İstanbul'dan örnekler

Gelecek yüzyıla bakışta kentlerimizi yenilemek, dönüştürmek ve yeniden ele alarak kentlere kimlik kazandırmanın toplumda aidiyet duygusunun sağlanmasının, çevresel, kentsel, tarihi korunmanın sağlanmasının ve bir vizyonu olan tasarımlarla kentsel estetiğe yer verilmesinin kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple ve küreselleşen dünyada artık kentlerin sürdürülebilir bir şekilde değişim ve dönüşümü gerçekleştirerek kent kimliklerini kazanmaları gereği, "kentsel dönüşüm'' olgusunu gündeme getirmiştir. Türkiye üzerinde bulunduğu jeolojik konumu gereği tektonik, sismik, topoğrafik ve iklimsel olaylar sonucu meydana gelen afetlerle sıklıkla yüz yüze kalan bir ülkedir. Bu afetler kimi zaman su baskını, sel, çığ, heyelan olduğu gibi en yaygın ve hasar verici etkisi bakımından en önemlisi depremdir. Ülkemizde 1999'da yaşanan Marmara Depremi ve 2011'de yaşanan Van Depremi ile kentlerimizin acil bir şekilde riskli yapılardan güvenli yaşam alanlarına dönüşmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu yaklaşımlarla Ülkemizde; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 2012 yılında 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" yürürlüğe girmiştir. Kentsel dönüşüm olgusu; Ülkemizde ağırlıklı olarak bu kanun çerçevesinde, mevzuat ve uygulamalar irdelenerek, kamunun ve özel sektörün sürece olan katkıları dâhilinde, İstanbul'dan bir kısmı kendi kavramlarında ilklerden olan örneklere yer verilerek analiz edilmiştir. Kavramlar ve deneyimler doğrultusunda kentsel dönüşümün, Ülkemizde çoğunlukla "riskli bina'' ölçeğinde ele alındığı, örneklerin de bu yaklaşımlarla mekânsal dönüşümlerde başarılı olduğu, buna rağmen dönüşümün "kentsel ölçekte'' bir etkileşim ağı ile birlikte ele alınması gerekliliği görülmüş ve çözüme yönelik stratejiler geliştirmek adına önerilere yer verilmiştir.

AfetlerDepremDeprem riski+4
Makbule Kaymak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kurumlarında inovasyon ve PTT örneği

İnovasyon, günümüzün en önemli kavramlarından biridir. Küreselleşmenin getirdiği baş döndürücü değişim ve bilginin dolaşım hızı yerinde sayan işletmelerin yok olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle geleneksel anlayışın yanında yeniliğe açık olmak ve dünya ile entegre bir şekilde modernizasyon yöntemleri ile sürekli gelişmek bir elzemdir. Bu açıdan sadece özel işletmelerin değil, Kamusal alanda faaliyet gösteren kuruluşlarında kendilerini yenilemeleri gerekmektedir. Çalışmamızda PTT'nin özellikle 2004 yılından itibaren yaşadığı dönüşüm ile inovasyon kavramı arasındaki ilişki anlatılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda işletme ve kurumlar için yeniliğin gerekçeleri PTT'nin yaşadığı dönüşümle beraber elde ettiği verimlilik ve karlılık ile karşılık bulduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Kamu Kurumları, PTT' de İnovasyon

Sait Baştürk
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2002 - 2012 yıllarında uygulanan SGK prim teşvikleri ve teşviklerin istihdam üzerine etkileri

İşçilik maliyetlerinin çok yüksek olduğu ve gelir pastasından şirketler sahip olduğu dilim farklılıklarının fazla olduğu ülkemizde yıkıcı ve tahrip edici rekabeti engellemek ve daha az maliyetle üretim yapılması için değişik alan ve konularda çeşitli teşvikler çıkartılmıştır. Konusunu incelediğimiz tezimin muhtevasını Sosyal Güvenlik Kurumu sigorta prim teşvikleri ve bu teşviklerin istihdam üzerine etkileri oluşturmaktadır. Uygulamada çok özel çalışan gruplarına dar alanlar için çıkartılan teşvikler hariç tutulmak üzere tüm sigorta prim teşviklerine geniş olarak yer verilmiştir. Teşvik uygulanan tüm sigorta kollarına girizgah olarak değinilmek sureti ile teşvik konusunun ve kapsamının daha iyi anlaşılması sağlanmıştır. Teşviklerin bir anlam ifade etmesi ve faydalı olması hiç şüphesiz işverenlerin kayıtdışı istihdam etmemesi ile mümkündür. Kayıtdışı istihdama da yer verilerek istihdam odaklı yaptığımız çalışmada istihdama engel unsurlar ve kayıtdışılığın sosyal ve ekonomik nedenlerine yer verilmiştir. Sigorta prim teşvikleri mevzuatın karmaşıklığı ve yeni çıkarılan yasa, karar ve tebliğlerle sürekli değişmiş olmakla birlikte 4447, 4857, 5084, 5510 ve 5921 sayılı kanun başlıkları altında izah edilmiştir. Sigorta prim teşviklerinin istihdam üzerine etkileri için dayanak olan rasyolar, çıkarılan teşvik yasalarında teşvik edilen cinsiyet, yaş, statü ve teşvik edilen bölgeler ele alınarak bu alanlarda yıllara sari istihdam edilen kişi sayıları TÜİK ve İş –KUR raporlarından istifade edilerek hazırlanmıştır. İstihdam üzerine etkileri genç, emekli, kadın istihdamı ile birlikte coğrafi bölgeler, teşvik bölgeleri ve sektörler üzerindeki etkileri bu rasyolarla prim teşviklerine değinilmek sureti ile açıklanmıştır. İnsan kaynakları ve yatırım uzmanlarına çok istifade edeceğine inandığım bu tezimi sunmaktan gurur duyarım.

Yakup Yazıcı
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni kamu yönetimi anlayışının yerel yönetimlerde sosyal devlet ve sosyal hizmete etkisi

Yeni kamu yönetimi anlayışının ortaya çıkmasında birbiriyle ilişkili birçok faktörün rol oynadığı söylenebilir. Kısmen ifade edilmeye çalışılan kamu yönetimi sisteminin yaşamış olduğu yetersizlikler üretimdeki ilişkileri, globalleşme, sosyal, ekonomik ve kültürel yapıdaki değişiklikler 1980 sonrasında kamu yönetimi üzerindeki bulunan baskıların çoğalmasına yol açmıştır. Artık sıradanlaşan hiyerarşik, bürokratik ve katı merkeziyetçi devlet anlayışı, yerini piyasa ekonomisine daha yatkın esnek bir sisteme bırakmaya başlamıştır. Bu durumdan dolayı devlet, piyasa ve yurttaş ilişkilerinde önemli anlayış farklılıklarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yeni anlayışa göre, görünürde devleti küçültmekle birlikte aynı zamanda hizmetlerde etkinlik ve verimliliği sağlayarak devleti daha fonksiyonel kılmayı amaçlamaktadır. Yerel yönetimler, yerel geleneksel yaşamı, yerel kültürü, yerel sosyal aktiviteleri çağdaş yaşama özelliklerinin öncülüğünde geliştiren ve o kentte doğanların, o kente yerleşenlerin, o kent de görev yapanların sosyal, ekonomik ve yerel hizmetlerini yetkisi oranında gerçekleştiren yerel kamu tüzel kişilikleridir. Yönetim biliminde en etkin ve üst yönetim biçimi olan devletin toplumsal yapısına uygun yönetim sistemi ne olursa olsun ister demokratik isterse demokratik olmayan devlet modeli sistemi olsun devlet yapısını oluşturan iki yönetim sistemi vardır. Bunlardan ilki merkezi yönetim, ikincisi ise devlet yönetimini tamamlayan her tür yetki, görev, hizmet ve sorumlulukları merkezi yönetim tarafından belirlenen yerel yönetimlerdir.

Kamu yönetimiSosyal devletSosyal hizmetler+2
Zeynep Beldağlı Velioğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İŞKUR'da çalışanların motivasyonu (İstanbul örneği)

Kamu personel sistemindeki verimlilik arayışı son dönemde yeni kamu yönetimi anlayışı doğrultusunda kamu kesiminde yaşanan dönüşüm sürecinin önemli bir bileşeni olmuştur. Daha düşük maliyetle etkin ve kaliteli bir kamu hizmeti sunumu ile vatandaş memnuniyetinin aynı anda sağlanmasına yönelik sürecin kilit noktası olarak, sonuçlarına etkili kararlar bağlanmış bir performans değerlendirme sistemi düşüncesi ön plana çıkmıştır.

MotivasyonPerformans değerlendirmeÇalışanlar+1
Muhammed Sabır Elhaznevi
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediyelere AB üye ülkeleri ile ikili işbirliğinden sağlanan fonlar

Yerel yönetimlerin yapabileceği hizmetlerin, üstlenecekleri sorumlulukların nitelikleri ve sınırları merkezi yönetim tarafından yasalarla belirlenmektedir. Benzer biçimde bu hizmetleri yaparlarken yararlanabilecekleri kaynaklar da yine merkezi idare tarafından tayin edilmektedir. Kendilerinin yapmaları gereken görevlerini belirlemede gerekse masraf kaynaklarını oluşturmada başvuru yapacakları kanun yapma ve vergi koyma erkleri yoktur. Avrupa Birliği'ne giriş safhasında olan ülkemizde kentleşme anlamında büyük bir role sahip olan belediyeler, kıt ve yetersiz kaynaklarıyla şehirleşmenin gerektirdiği gereksinimleri yerine getirmekle sorumludurlar. Ancak kaynaklarının yetersiz olmasından dolayı kentsel projeleri finanse edebilecek fonu yaratamamaktadırlar. Yüksek enflasyon nedeniyle iç pazardan uzun vadeli fon temini güçlüğü ve belediyelerin çok daha büyük ölçekli kentsel yatırımlara girişmeleri sonucu ortaya çıkan ek finansman gereği, uluslararası firmalardan alınabilecek fonları cazip hale getirdiği görülmektedir. Son zamanlarda özellikle büyükşehir belediyeleri bu amaçla Uluslararası Fonlarını kullanmakta olup, bu tür fonlara olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Finansman, Avrupa Birliği, Para Fonu

Avrupa BirliğiBelediyelerFinansman+4
Medine Gürsoy
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Transformation process of cities in Turkey and Tarlabaşı example

Urban area and settlements are the entire spatial systems having change and transformation enforcedly because of lots of factors in the course of time. When cities realize their improvements within the frame of its original architecture in historical process, urban renovation becomes unavoidable because of becoming old, immigration and natural disasters which are the common problems of the world cities. Parts of the city have been started to be transformed within the scope of regulations and several city plans since Tanzimat Reform, and has been continued until today. In recent years Marmara and Van earthquakes reveal the necessity and urgency clearly in respect to urban transformation. Urban transformation implementations on project basis, show differences before and after industrial revolution, otherwise we can observe renovation, revitalization, regeneration, gentrification, preservation and rehabilitation. Several strategies of the urban transformation can be implemented simultaneously because of project area, historical and cultural texture, infrastructure and physical deficiencies, regional economic efficiency need. Accordingly, a lot of strategies have been implemented in Tarlabaşı Urban Transformation project area. Tarlabaşı region has been transformed into settlement area and has been reconstruction from 1800s to the present time. The ultimate urban renovation project has come under criticism. Historical and cultural texture is not handed down the next generations and hirer and host are forced migration. The project does not solve the physical problems of the region. Social problems of the region and urbanite have transferred to the other regions and it does not realize the sustainable criteria. Key words: urban transformation, revitalization, conservation, strategy, sustainability

Urban transformationUrban conservationSustainability+1
Mehmet Yoğurtçu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00

Diğer danışmanlar