Theses supervised by Prof. Dr. Orhan Bilgin
20 theses · İstanbul 29 MayIs University
Avnî ve Muhibbî divanlarında savaş ve savaş unsurlarının kullanım alanları
Osmanlı'nın her döneminde sanatçı ve şairler himaye edilmiş, sanatsal faaliyetler saray ve devlet büyükleri tarafından desteklenmiştir. Saray ve devletin merkezi olan padişahlar da şiirle meşgul olmuştur ve bir kısmının divanı bulunmaktadır. Divan tertip eden ilk şair-padişah Avnî mahlasını kullanan Fatih Sultan Mehmed'tir. 15. yüzyılın önemli şairleri arasında kabul edilen padişahın hacimli olmayan bir divanı bulunmaktadır. 16. yüzyılda yaşamış ve hanedanın diğer mensuplarına göre daha uzun süre hükümdarlık yapmış olan Kanunî Sultan Süleyman ise Muhibbî mahlası ile şiirler yazmıştır. Muhibbî Divanı klasik Türk edebiyatında tertip edilmiş en hacimli divanlardan biridir. Bu çalışmada; hayatlarının ciddi bir bölümünü savaş ve seferlerle geçiren Avnî ve Muhibbî'nin divanlarında savaş ve savaş unsurlarının kullanım alanları belirlenerek şairlerin bu unsurları şiirlerine yansıtma biçimleri tartışılmıştır. Bu doğrultuda beyitler tespit ve tasnif edilmiştir. Tespit ve tasnif edilen beyitler sıralanırken 15. yüzyılda yaşamış olması sebebiyle öncelik Avnî'nin beyitlerine verilmiştir. Daha sonra benzer bir kullanım varsa Muhibbî'nin beyitleri hemen ardına yazılarak beyitler mukayese edilmiştir. Beyitler mukayese edilirken söz konusu kavramın beyitte ne anlama geldiği ifade edilmiş ve içerdiği gerçek ve mecaz anlam katmanları değerlendirilmiştir. Değerlendirme yapılırken farklı ve benzer kullanım alanları göz önünde bulundurulmuş, kavramların Türk kültür ve edebiyatında edindiği konumları ve tarihsel arka planları araştırılmıştır. Her kullanım alanı kendisiyle ilgili içerdiği mazmunlar çerçevesinde açıklanmış ve iki şairin bu unsurları hangi açılardan ele alarak işlediği karşılaştırılarak sonuca gidilmiştir. Böylelikle şairlerin şiirlerinin savaşla olan bağlantısı gün yüzüne çıkarılmış; tarihsel gerçekliği olan beyitlerin açıklanmasıyla da padişahların şairlik ve hükümdarlıklarını şiirlerine ne ölçüde ve nasıl yansıttığı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Avnî, Muhibbî, Divan, Klasik Türk Şiiri, Savaş.
Süleymaniye Kütüphanesi yazma bağışlar 1380 numaralı mecmua'da Burhâneddîn-i Belhî'ye ait mesnevi ve kasideler (İnceleme, transkripsiyon ve çeviri)
Bu çalışma, Muhammed Burhâneddîn-i Belhî'nin (1849-1930) hayatı, eserleri ve Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Bağışlar 1380 numaralı mecmuada bulunan mesnevi ve kasidelerinin transkripsiyon, çeviri ve incelemesinden oluşmaktadır. Belhî, Osmanlı'nın son yüzyılında yaşamış ve devrinin önde gelen şairleri arasında yer almıştır. Hayatı boyunca yalnızca şiirle meşgul olan Belhî, geçimini de şiir yazarak temin etmiştir. Şiiri ruhun gıdası sayan şair, bulunduğu her meclisi şiirleriyle şenlendirmiştir. Sokakta karşılaştığı dostlarına hâl hatır sormak yerine şiir okuması sebebiyle "şâir-i seyyâr" lakabıyla anılmıştır. Belhî'nin inceleme ve metin çalışmasını yaptığımız söz konusu mecmuası, daha önce bir bütün olarak çalışılmamış, ancak bir kısmı Türkçe divanının incelendiği bir yayında yer almıştır. Bu çalışmada, şairin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri ile mecmua içerisinde yer alan ve daha evvel herhangi bir akademik çalışmaya konu edilmemiş olan Farsça ve Türkçe mesnevi ve kasidelerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Burhâneddîn-i Belhî, mecmua, mesnevi, kaside
Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî divanlarında nebâtî unsurlar
Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî bugün yazılı olarak bulabildiğimiz ilk divanların sahipleridirler. Bir devrin başlangıcını temsil eden bu divanlar elimizde bulunan en eski divan örnekleri olmaları hasebiyle bu dönemin sanat anlayışını inceleyebilmek adına en büyük yardımcılarımızdır. Çeşitli temalar çevresinde divanların tahlillerini yapmak dönemin anlayışını anlamlandırabilmek için önemlidir. Tema olarak içinde yaşadıkları hayatın vazgeçilmez bir parçası olan bitkiler tercih edilmiştir. O devirde şairin tabiata bakışı ve onu anlamaya çalışma şekli beyitler yoluyla tetkik edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı elimizde bulunan ilk divanları inceleyerek klasik edebiyatın iptidai olarak adlandırabileceğimiz devresinde tabiata bakışın nasıl olduğunu anlamaya çalışmaktır. Bahsedilen üç divandaki nebâtî unsurlar karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Ahmedî divanında 130, Kadı Burhâneddîn divanında 100 ve Seyyid Nesîmî divanında 85 nebâtî unsura tesadüf olunmuştur. Belirlenen kelimeler çiçekler, ağaçlar, meyveler ve hubûbat olmak üzere dört bölümde ele alınmıştır. Şairlerimizi daha yakından tanıyabilmek için öncelikle hayatları incelenmiştir. Sonrasında nebâti unsurların toplumumuz için önemi aktarılmıştır. Dört ana başlık altında incelenen nebatlar kullanım sıklıklarına göre sıralanmıştır. Ele alınan bitkilerle ilgili önce sözlük bilgileri verilmiş daha sonra tasnife göre örnek beyitlerin gerekli durumlarda nesre çevirisi verilmiş yahut açıklama yoluna gidilmiştir. Son kısımda ise istatistiksel bilgi verilerek üç şairin nebâtî unsurları kullanım sıklığı arasında mukayese yapılarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmedî, Kadı Burhâneddîn, Seyyid Nesîmî, klâsik Türk şiiri, bitkiler.
Ümîdî Divanı'nda sevgilinin güzellik unsurları
Ümîdî (ö. 1571) on altıncı yüzyılda yaşamış Osmanlı divan şairidir. Günümüze ulaşan bir Divan'ı bulunmaktadır. Bu Divan'ın şu ana dek tespit edilebilen dört nüshası kayıtlarda yer almaktadır. Ümîdî Divanı, daha önceden ayrıntılı olarak incelenmemiş olmasıyla ilgi çekiciliğini korumaktadır. Bu çalışma, Ümîdî'nin Divanı'ndaki sevgilinin güzellik unsurlarını, deyimler ve tekrarlanan kelime gruplarının tespitini hedeflemektedir. Ümîdî şiirlerinde edebî sanatları ve deyimleri maharetle kullanarak eserini ortaya koymaya çalışmıştır. Şiirlerinde deyimlere sıklıkla yer vermesi ayırt edici özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Şairin Divanı'ndaki şiirleri, maharetini göstermesinin yanı sıra döneminin edebî anlayışına da ayna tutmaktadır. Tezin birinci bölümünde sevgilinin güzellik unsurları, ikinci bölümünde ise şairin şiirlerinde kullanmış olduğu deyimler ve tekrarlanan kelime grupları incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ümîdî, Divan, Güzellik unsurları, Deyimler, Tekrarlar.
Aşk mesnevilerinde bulunan farklı nazım şekilleri, kurgudaki yeri ve işlevleri
Bu çalışmada, Batı Türkçesiyle kaleme alınan aşk mesnevilerinde "gazel, kıta, murabba, terci-bend" gibi farklı nazım şekillerindeki manzumelerin hangi sıklıkta ve nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı aranmaktadır. Mesnevilerde bu gibi manzumelerin hangi ihtiyaca binaen ve ne ölçüde varlık gösterdiği, belirli bir hikâye anlatan bu tür eserlerde hikâyenin doğasına zarar vermeden kendisine nasıl yer bulabildiği, aynı konuyu anlatan birçok aşk mesnevisinin varlığı düşünüldüğünde bu manzumelerin eserin telif niteliğine ne ölçüde katkıda bulunduğu gibi sorular, mesnevilerde farklı nazım şekillerinin varlığı bahsinde akla gelen sorulardan bazılarıdır. Diğer yandan Türkçe aşk mesnevilerinde, İran edebiyatındaki seleflerinden farklı olarak bu tip manzumelerin oldukça sevildiği ve rağbet gördüğü bilinmektedir. Bu yüzden Türk mesnevi edebiyatının kendine özgü karakterini anlama yolunda, konunun ayrıntılarıyla ortaya konması ayrıca önemlidir. Dolayısıyla hem mesnevilerdeki bu gibi manzumelerin niteliklerini aşk mesnevileri örneğinde kapsamlı bir biçimde ele almak hem de klasik Türk edebiyatının bir ürünü olarak söz konusu manzumelerde tezahür eden edebî zevki tasvir edebilmek için bu çalışmada bahsi geçen manzumeler araştırma konusu edilmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde, Batı Türkçesiyle kaleme alındığı tespit edilen aşk mesnevileri bu tip manzumelerin varlığı veya yokluğu bakımından incelenmektedir. Farklı nazım şekillerinde manzumeler ihtiva eden mesneviler, ayrıca bu manzumelerdeki nazım biçimi, vezin, mahlas kullanımı gibi yönlerden de incelenmektedir. İkinci bölümde ise aşk mesnevileri arasından seçilen 41 mesnevi, farklı nazım şekillerinde manzumelerin kurgudaki yeri ve işlevleri başlıca odak noktası olmak üzere yakından incelenmektedir.
Nuruosmaniye Kütüphanesi 4923 numaralı şiir mecmuası: İnceleme-metin-sözlük (48a-120b)
Bu tezde, Nuruosmaniye Kütüphanesi 4923 numarada kayıtlı şiir mecmuasının 48a-120b varakları incelenmiştir. Bazı sayfaları eksik olan bu şiir mecmuası 125 varaktır. Söz konusu mecmuanın 48a'ya kadar olan kısmı tarafımızdan lisans bitirme tezi olarak çalışılmıştı. Bu çalışmada; mecmuadaki şiirlerin transkripsiyonu yapılıp, divanı bulunan şâirlerin şiirleri divandaki ile karşılaştırıldı. Neticede divanda yer almayan bazı şiirler ve mevcut şiirlerin farklı varyantları tespit edildi. Çalışmanın sonunda ise bir sözlük hazırlandı.
Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu: 06 Mil Yz A 4353/2 numaralı şiir mecmuası (İnceleme-metin)
Bu çalışmada Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu bölümünde bulunan 06 Mil Yz A 4353/2 numaralı mecmua incelenmiştir. Derleyeni ve derleme tarihi hakkında eserde herhangi bir bilgiye rastlanılmamakla beraber içerisinde bulunan şairler göz önüne alındığında 20. yüzyılda derlendiği tahmin edilmektedir. Çalışmanın giriş bölümünde üç başlık altında mecmualar hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölümde tezimize konu olan mecmuanın tavsif edilmesi ile beraber mecmuadaki şairi bilinen ve bilinmeyen şiirler, şairler, şairlerin bulunduğu yüzyıllar, şiir dışı unsurlar tablolar halinde verilmiştir. Ayrıca mecmuada karşılaşılan sorunlar ve izlenilen yol da bu bölümde bulunmaktadır. İkinci bölüm ise mecmuanın transkripsiyon harfleri kullanılarak latin alfabesine aktarımından ibarettir. Anahtar Kelimeler: Mecmua, Şiir mecmuası, Meşk Mecmuası.
Kadı-zâde İbrahim Vahdî Efendi'nin güfte mecmuası (İnceleme- transkripsiyonlu metin)
Bu yüksek lisans tezinde Harun Korkmaz'ın şahsî koleksiyonunda bulunan Vahdî Efendi'ye ait güfte mecmuası incelenmiştir. Vahdî Efendi, mûsıkîden ziyâde Arap dili ve belâgati alanında öne çıkmıştır. Bilinen bir mûsıkîşinas değildir. Mecmuası ise XVIII. yüzyılın başında 1711 (1123) tarihinde tertib edilmiştir. Mecmua 143 varaktan müteşekkil olup 966 adet güfteyi ihtivâ etmektedir. Bunlardan 925'i Türkçe 32'si Farsça, 9'u Arapça'dır. Mecmuayı diğer mecmualardan ayıran en önemli özellik mürettibi ve tertib edildiği tarihi kesin ve net bir şekilde ketebe kaydında yazılan ilk güfte mecmuası olmasıdır. Ayrıca içerisinde hatırı sayılır derecede ilâhi bulunmaktadır. Tez üç bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde mecmualar hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Vahdî Efendi'nin hayatı, kadılığı, hattatlığı, ilmî yönü hakkında yapılan araştırmalar aktarılmıştır. İkinci bölümde mecmua şekil ve muhteva açışından incelenmiş, mecmuada yer alan bestekârların, şâirlerin, güftelerin, vezinlerin, makamların, Arapça ve Farsça şiirlerin, güftelerin bestelenme şekillerinin, usullerin, listeleri yapılmış, mecmuada adı geçen şairlerin divanlarının bibliyografik kısaltmaları aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise transkripsiyonlu ve edisyon kritikli metne yer verilmiştir. Mecmuadaki tüm güftelerin bilgilerinin yer aldığı listeyle de dönemin repertuarına ışık tutulmuştur. Çalışmanın nihayetinde edebiyat ve müziğin şiir, güfte ve beste özelinde birbiriyle son derece ilişkili olduğu; şiirin müziği, müziğin de şiiri beslediği bir kere daha ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Şiir, güfte mecmuası, 18.yy, Vahdî Efendi.
Kadı-zâde İbrahim Vahdî Efendi'nin güfte mecmuası (İnceleme- transkripsiyonlu metin)
Bu yüksek lisans tezinde Harun Korkmaz'ın şahsî koleksiyonunda bulunan Vahdî Efendi'ye ait güfte mecmuası incelenmiştir. Vahdî Efendi, mûsıkîden ziyâde Arap dili ve belâgati alanında öne çıkmıştır. Bilinen bir mûsıkîşinas değildir. Mecmuası ise XVIII. yüzyılın başında 1711 (1123) tarihinde tertib edilmiştir. Mecmua 143 varaktan müteşekkil olup 966 adet güfteyi ihtivâ etmektedir. Bunlardan 925'i Türkçe 32'si Farsça, 9'u Arapça'dır. Mecmuayı diğer mecmualardan ayıran en önemli özellik mürettibi ve tertib edildiği tarihi kesin ve net bir şekilde ketebe kaydında yazılan ilk güfte mecmuası olmasıdır. Ayrıca içerisinde hatırı sayılır derecede ilâhi bulunmaktadır. Tez üç bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde mecmualar hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Vahdî Efendi'nin hayatı, kadılığı, hattatlığı, ilmî yönü hakkında yapılan araştırmalar aktarılmıştır. İkinci bölümde mecmua şekil ve muhteva açışından incelenmiş, mecmuada yer alan bestekârların, şâirlerin, güftelerin, vezinlerin, makamların, Arapça ve Farsça şiirlerin, güftelerin bestelenme şekillerinin, usullerin, listeleri yapılmış, mecmuada adı geçen şairlerin divanlarının bibliyografik kısaltmaları aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise transkripsiyonlu ve edisyon kritikli metne yer verilmiştir. Mecmuadaki tüm güftelerin bilgilerinin yer aldığı listeyle de dönemin repertuarına ışık tutulmuştur. Çalışmanın nihayetinde edebiyat ve müziğin şiir, güfte ve beste özelinde birbiriyle son derece ilişkili olduğu; şiirin müziği, müziğin de şiiri beslediği bir kere daha ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Şiir, güfte mecmuası, 18.yy, Vahdî Efendi.
Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu: 06 Mil Yz A 4353/2 numaralı şiir mecmuası (İnceleme-metin)
Bu çalışmada Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu bölümünde bulunan 06 Mil Yz A 4353/2 numaralı mecmua incelenmiştir. Derleyeni ve derleme tarihi hakkında eserde herhangi bir bilgiye rastlanılmamakla beraber içerisinde bulunan şairler göz önüne alındığında 20. yüzyılda derlendiği tahmin edilmektedir. Çalışmanın giriş bölümünde üç başlık altında mecmualar hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölümde tezimize konu olan mecmuanın tavsif edilmesi ile beraber mecmuadaki şairi bilinen ve bilinmeyen şiirler, şairler, şairlerin bulunduğu yüzyıllar, şiir dışı unsurlar tablolar halinde verilmiştir. Ayrıca mecmuada karşılaşılan sorunlar ve izlenilen yol da bu bölümde bulunmaktadır. İkinci bölüm ise mecmuanın transkripsiyon harfleri kullanılarak latin alfabesine aktarımından ibarettir. Anahtar Kelimeler: Mecmua, Şiir mecmuası, Meşk Mecmuası.
Nuruosmaniye Kütüphanesi 4923 numaralı şiir mecmuası: İnceleme-metin-sözlük (48a-120b)
Bu tezde, Nuruosmaniye Kütüphanesi 4923 numarada kayıtlı şiir mecmuasının 48a-120b varakları incelenmiştir. Bazı sayfaları eksik olan bu şiir mecmuası 125 varaktır. Söz konusu mecmuanın 48a'ya kadar olan kısmı tarafımızdan lisans bitirme tezi olarak çalışılmıştı. Bu çalışmada; mecmuadaki şiirlerin transkripsiyonu yapılıp, divanı bulunan şâirlerin şiirleri divandaki ile karşılaştırıldı. Neticede divanda yer almayan bazı şiirler ve mevcut şiirlerin farklı varyantları tespit edildi. Çalışmanın sonunda ise bir sözlük hazırlandı.
Aşk mesnevilerinde bulunan farklı nazım şekilleri, kurgudaki yeri ve işlevleri
Bu çalışmada, Batı Türkçesiyle kaleme alınan aşk mesnevilerinde "gazel, kıta, murabba, terci-bend" gibi farklı nazım şekillerindeki manzumelerin hangi sıklıkta ve nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı aranmaktadır. Mesnevilerde bu gibi manzumelerin hangi ihtiyaca binaen ve ne ölçüde varlık gösterdiği, belirli bir hikâye anlatan bu tür eserlerde hikâyenin doğasına zarar vermeden kendisine nasıl yer bulabildiği, aynı konuyu anlatan birçok aşk mesnevisinin varlığı düşünüldüğünde bu manzumelerin eserin telif niteliğine ne ölçüde katkıda bulunduğu gibi sorular, mesnevilerde farklı nazım şekillerinin varlığı bahsinde akla gelen sorulardan bazılarıdır. Diğer yandan Türkçe aşk mesnevilerinde, İran edebiyatındaki seleflerinden farklı olarak bu tip manzumelerin oldukça sevildiği ve rağbet gördüğü bilinmektedir. Bu yüzden Türk mesnevi edebiyatının kendine özgü karakterini anlama yolunda, konunun ayrıntılarıyla ortaya konması ayrıca önemlidir. Dolayısıyla hem mesnevilerdeki bu gibi manzumelerin niteliklerini aşk mesnevileri örneğinde kapsamlı bir biçimde ele almak hem de klasik Türk edebiyatının bir ürünü olarak söz konusu manzumelerde tezahür eden edebî zevki tasvir edebilmek için bu çalışmada bahsi geçen manzumeler araştırma konusu edilmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde, Batı Türkçesiyle kaleme alındığı tespit edilen aşk mesnevileri bu tip manzumelerin varlığı veya yokluğu bakımından incelenmektedir. Farklı nazım şekillerinde manzumeler ihtiva eden mesneviler, ayrıca bu manzumelerdeki nazım biçimi, vezin, mahlas kullanımı gibi yönlerden de incelenmektedir. İkinci bölümde ise aşk mesnevileri arasından seçilen 41 mesnevi, farklı nazım şekillerinde manzumelerin kurgudaki yeri ve işlevleri başlıca odak noktası olmak üzere yakından incelenmektedir.
Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî divanlarında nebâtî unsurlar
Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî bugün yazılı olarak bulabildiğimiz ilk divanların sahipleridirler. Bir devrin başlangıcını temsil eden bu divanlar elimizde bulunan en eski divan örnekleri olmaları hasebiyle bu dönemin sanat anlayışını inceleyebilmek adına en büyük yardımcılarımızdır. Çeşitli temalar çevresinde divanların tahlillerini yapmak dönemin anlayışını anlamlandırabilmek için önemlidir. Tema olarak içinde yaşadıkları hayatın vazgeçilmez bir parçası olan bitkiler tercih edilmiştir. O devirde şairin tabiata bakışı ve onu anlamaya çalışma şekli beyitler yoluyla tetkik edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı elimizde bulunan ilk divanları inceleyerek klasik edebiyatın iptidai olarak adlandırabileceğimiz devresinde tabiata bakışın nasıl olduğunu anlamaya çalışmaktır. Bahsedilen üç divandaki nebâtî unsurlar karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Ahmedî divanında 130, Kadı Burhâneddîn divanında 100 ve Seyyid Nesîmî divanında 85 nebâtî unsura tesadüf olunmuştur. Belirlenen kelimeler çiçekler, ağaçlar, meyveler ve hubûbat olmak üzere dört bölümde ele alınmıştır. Şairlerimizi daha yakından tanıyabilmek için öncelikle hayatları incelenmiştir. Sonrasında nebâti unsurların toplumumuz için önemi aktarılmıştır. Dört ana başlık altında incelenen nebatlar kullanım sıklıklarına göre sıralanmıştır. Ele alınan bitkilerle ilgili önce sözlük bilgileri verilmiş daha sonra tasnife göre örnek beyitlerin gerekli durumlarda nesre çevirisi verilmiş yahut açıklama yoluna gidilmiştir. Son kısımda ise istatistiksel bilgi verilerek üç şairin nebâtî unsurları kullanım sıklığı arasında mukayese yapılarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmedî, Kadı Burhâneddîn, Seyyid Nesîmî, klâsik Türk şiiri, bitkiler.
Ümîdî Divanı'nda sevgilinin güzellik unsurları
Ümîdî (ö. 1571) on altıncı yüzyılda yaşamış Osmanlı divan şairidir. Günümüze ulaşan bir Divan'ı bulunmaktadır. Bu Divan'ın şu ana dek tespit edilebilen dört nüshası kayıtlarda yer almaktadır. Ümîdî Divanı, daha önceden ayrıntılı olarak incelenmemiş olmasıyla ilgi çekiciliğini korumaktadır. Bu çalışma, Ümîdî'nin Divanı'ndaki sevgilinin güzellik unsurlarını, deyimler ve tekrarlanan kelime gruplarının tespitini hedeflemektedir. Ümîdî şiirlerinde edebî sanatları ve deyimleri maharetle kullanarak eserini ortaya koymaya çalışmıştır. Şiirlerinde deyimlere sıklıkla yer vermesi ayırt edici özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Şairin Divanı'ndaki şiirleri, maharetini göstermesinin yanı sıra döneminin edebî anlayışına da ayna tutmaktadır. Tezin birinci bölümünde sevgilinin güzellik unsurları, ikinci bölümünde ise şairin şiirlerinde kullanmış olduğu deyimler ve tekrarlanan kelime grupları incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ümîdî, Divan, Güzellik unsurları, Deyimler, Tekrarlar.
Karamanlı Sabûhî divanı (İnceleme, tenkitli metin ve dil içi çeviri)
Bu tezin amacı, 16. yüzyıl şâirlerinden Karamanlı Sabûhî'nin Divanı'nın tenkitli metnini transkripsiyon harfleriyle ve dil içi çevirisiyle beraber şekil ve muhtevâ özellikleri açısından inceleyip, şâirin hayatı ve edebî şahsiyeti hakkında bilgi vermektir. Bu doğrultuda, hazırlanan çalışmada tezkirelerden ve şâirin kendisi hakkında verdiği bilgilerden istifade ederek hayatı hakkında en güncel bilgi oluşturulmaya çalışılmıştır. Buna göre asıl adı Abdullah olan şâir Karamanlıdır ve Abdî-i Zarîf nâmıyla meşhurdur. Kaynaklardan edinilen bilgiye göre bilinen tek eseri Kanûnî Sultan Süleyman adına tertip ettiği divanıdır. Şâirin edebî şahsiyeti, kendi şiirleri hakkında yaptığı yorumlar göz önüne alınarak değerlendirilmiştir Divan, nazım şekli, vezin, kafiye, redif ve dil ve anlatım alt başlıklarıyla şekil ve üslup özellikleri yönünden değerlendirilmiştir. Muhtevâ özellikleri dinî unsurlar, tarihî, efsanevî ve mitolojik şahsiyetler, mekânlar, tabiat, sosyal hayat ve işlenen başlıca konular başlıkları altında ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Sonuç kısmında ise Sabûhî'nin hayatı, eserleri, edebî şahsiyeti ve divanı hakkında elde edilen çıkarımlar verilmiştir. Son bölümde tenkitli metni hazırlarken kullanılan Medine ve Fransa nüshaları hakkında bilgi verilmiş, tenkitli metnin nasıl oluşturulduğu açıklanmıştır. Ardından, transkripsiyon alfabesi ile Latin harflerine aktarılan metin, dil içi çevirisiyle karşılıklı gelecek şekilde verilmiştir. Nüshaların tıpkıbasımı da çalışmanın sonuna eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sabûhî-i Karamanî, Divan, şiir, 16.yüzyıl
Necâtî Bey Dîvânı'nın şahıslar kadrosu ve Ahmed Paşa Dîvânı'nın şahıslar kadrosuyla karşılaştırmalı incelenmesi
Necâtî Bey, klâsik Türk edebiyatının en meşhur şâirlerinden biridir. Ahmed Paşa ile 15. yüzyılın en büyük iki şâirinden biri olduğu konusunda gerek dönemin tezkire sâhibi müellifleri gerekse dîvân edebiyatı üzerine çalışmalar yapan günümüz araştırmacıları hemfikirdirler. Bu çalışmanın amacı Ahmed Paşa Dîvânı'yla karşılaştırmalı olarak Necâtî Bey'in, dîvânında yer verdiği şahısları, hangi münâsebetlerle ve ne sıklıkla andığını tespit ve örnek beyitlerle tahlil etmektir. Çalışmada, Necâtî Bey'in dîvânında andığı şahıslar, Ahmed Paşa Dîvânı'yla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Necâtî Bey'in, dîvânında 125 (yüz yirmi beş) şahsa ve dîvân şâirlerince bir şahıs gibi tasavvur edilen varlığa yer verdiği tespit edilmiştir. Bu sayı Ahmed Paşa için 97 (doksan yedi)'dir. Tespit edilen şahıs ve varlıklar; dinî şahsiyetler ve varlıklar, târihî şahsiyetler, edebî eser kahramanları, târihî-efsânevî şahsiyetler ve mitolojik varlıklar olmak üzere dört bölümde incelenmiştir. Çalışma boyunca ele alınan şahıslar hakkında evvela bibliyografik bilgiler verilmiş, akabinde şahıslara dair Necâtî Bey ve Ahmed Paşa dîvânlarında yer alan örnek beyitler açıklanmış, her bölümün sonunda tablolar oluşturulmuş ve elde edilen bilgiler mukayese edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Necâtî Bey, Ahmed Paşa, dîvân edebiyatı, şiir, şahıslar
Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Manzum 593 numaralı şiir mecmuası: İnceleme, metin, dil içi çeviri, mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi
Bu çalışmada Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Manzum bölümünde yer alan 593 numaralı şiir mecmuası incelenmiştir. Îdî Çelebi tarafından tertip edilen söz konusu mecmua 73 varaktan ibaret olup 17. yüzyılda derlendiği tahmin edilmektedir. Çalışmanın giriş bölümünde mecmualar ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm inceleme konusu şiir mecmuası hakkında genel bilgilere, ikinci bölüm mecmuanın muhtevasının incelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü bölüm ise mecmua metninin çeviri yazıyla tespiti ve dil içi çevirisini ihtiva etmektedir. Mecmuanın Mestap'a göre tasnifi ve tıpkıbasımı çalışmanın sonundaki ekler bölümünde yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: mecmua, şiir, dil içi çeviri, Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi, Mestap
Süleymaniye kütüphanesi Ali Nihad Tarlan koleksiyonu 68 numarada kayıtlı Cemʿüˈn-nezâir isimli şiir mecmuası (1b-47b) (İnceleme, transkripsiyon, dil içi çeviri, sözlük)
Bu çalışmada Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Ali Nihad Tarlan Koleksiyonu 68 numarada kayıtlı şiir mecmuasının 1b-47b sayfaları incelenmiştir. Mecmuanın sonunda yer alan "Tarihü'l-Kitâb" başlığı altındaki kayda göre mecmuanın müstensihi Dağıstanlı Seyyid Mehmed Said oğlu Seyyid Mehmed'dir. Mecmua Cemʿüˈn-nezâir adıyla 7 Ramazan 1151/1738 yılında yazılmıştır. Bu mecmuanın çalıştığımız kısmında, çoğunluğu XVI. yüzyılda yaşamış 55 şaire ait 209 şiir bulunmaktadır. Bu çalışma, 1b-47b sayfalarının transkripsiyonlu metni, dil içi çevirileri, fiziksel incelemelerinden oluşmaktadır. Mecmuanın ilgili kısmının transkripsiyonu ve dil içi çevirisi yapıldıktan sonra, ortaya çıkan metin içerik açısından da incelenmiştir. Çalışmanın sonuna çalışmamızda geçen kelimelerden oluşan seçme bir sözlük eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mecmua, şiir, divan, şair
Varnalı Süleyman Vehbî Efendi'nin Risâle-i Fezâʾilü'l-Gâzî ve'ş-Şühedâ Fî-Tafsîl-i Beyân-i Hasâʾisi'l-Gazâʾsı (İnceleme, çeviri yazı, sözlük)
Bu tezin amacı, on dokuzuncu yüzyılda yaşayan; fakat yaşadığı dönemin kaynaklarında adına rastlanmayan Varnalı Süleyman Vehbî Efendi'nin "Risâle-i Fezâʾilü'l-Gâzî ve'ş-Şühedâ Fî-Tafsîl-i Beyân-i Hasâʾisi'l-Gazâ" adlı eserini gün ışığına çıkarmaktır. Eser; gazânın, gâzîliğin ve şehitliğin önemini vurgulayarak anlatan, nesir olarak kaleme alınan, didaktik bir risâledir. On dokuzuncu yüzyılda istinsâh edildiğini düşündüğümüz bu eser, İstanbul Üniversitesi Nâdir Eserler Kütüphânesi'nde olup T 4655 numaralı bölümde bulunmaktadır. Çalışmamızda eserin transkripsiyonlu metni ortaya konmuş ve çeşitli yönlerden incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: gazâ, gâzî, cihâd, şehitlik, şehit, risale
Mollacıkzâde Mehmed Râ'if'in Ziyâ'u'l-Fu'âd fî Şerhi Bânet Su'âd isimli Kasîde-i Bürde şerhi (İnceleme-metin-sözlük-indeks)
Türkçe şerh edebiyatı kapsamında ortaya konan literatür, Anadolu sahasında şekillenen edebî gelenek içerisinde ciddi bir yekun teşkil etmektedir. Bu literatür daha ziyade, Osmanlı Türklerinin beslendiği Arap ve Fars edebî gelenekleri içerisinde ön plana çıkan klasik metinler merkezinde şekillenmiştir. Bu hâliyle klasik Türk edebiyatı içerisinde kendisine hususi bir yer edinen şerh literatürü, İslâm medeniyet tarihi içerisinde ortaya konan edebî muhtevanın, Türk edebî geleneği tarafından tevarüs edilmesi olgusunun somut örneklerini göstererek ilmî ve içtimaî sahalarda olduğu gibi edebî sahada da geleneğin farklı dillerle bir süreklilik oluşturduğu hususuna işaret etmektedir. Ka'b b. Züheyr tarafından Hz. Peygamber'e sunulan ve sonrasında Kasîde-i Bürde ismiyle iştihar eden şiir de bu gelenek içerisinde çokça şerh edilen eserlerden biridir. Bu tez çalışmasında Kasîde-i Bürde'ye XIX. yüzyılda Mollacıkzâde Mehmed Râ'if Efendi tarafından yazılan Ziyâ'u'l-Fu'âd fî Şerhi Bânet Su'âd isimli şerh metni incelenmiş ve eserin tam transkripsiyonlu metin neşri yapılmıştır. Çalışmanın amacı, İslâm tarihinin ilk edebî ürünlerinden biri olan Kasîde-i Bürde üzerine yazılan ve henüz üzerinde durulmamış bir metnin inceleme ve neşrini üstlenerek son yıllarda mahiyet ve gayesine daha ciddi araştırmalarla vurgu yapılan Türk şerh edebiyatı sahasında devam eden çalışmalara katkıda bulunmaktır. Anahtar Sözcükler: Kasîde-i Bürde, Ka'b b. Züheyr, Mollacıkzâde Mehmed Râ'if, Ziyâ'u'l-Fu'âd fî Şerhi Bânet Su'âd, edebî şerh geleneği