Arabs

85 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hatay'ın Samandağ ilçesinde konuşulan Arapça üzerine bir derleme çalışması

Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğini kullandığımız bu çalışmada Hatay'ın Samandağ ilçesinde konuşulan Arap diyalekti ele alınmıştır. Samandağ Arap diyalektinin ses, biçim ve cümle bilgisi yönünden temel özellikleri betimlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; Samandağ ve Samandağ'da yaşayan Arap asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tarihi hakkında kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; Samandağ Arap diyalektinin incelemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, metin örnekleri ve sözlüğe yer verilmiştir. Günümüzde Samandağ Arapları tarafından temelde Suriye-Lazkiye bölgesi lehçesinin konuşulduğu görülmüştür. Dil etkileşimi sonucunda zamanla ses ve biçim açısından yeni Türkçeye özgü unsurlar barındıran bir alt kolu olarak değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Samandağ Arap lehçesi, Anadolu Arap lehçeleri, lehçe, fusha, Araplar.

AraplarArapçaCümle yapısı+5
Melike Yiğit
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arap milliyetçiliğinin düşünsel temelleri

Bu çalışmada Arap Milliyetçiliği düşüncesinin hangi koşullarda nasıl şekillendiği ve temelinde neleri barındırdığı incelenecektir. Arap milliyetçiliği üç döneme ayrılarak değerlendirmek mümkündür. İlk dönem I. Dünya Savaşının sonuna kadar olan kısmı kapsamaktadır. Çalışmanın kapsamı ilk dönemdir. Arap dünyasında millet inşa süreci bazı tarihi olaylar ve sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Hayali bir cemaat ve modern dönemin ürünü olan Arap milletinin kökenleri dini ve kültürel bağlara da dayandırılmaktadır. Kültürel milliyetçilik türüyle benzerlik göstermektedir. Arap milliyetçiliğinin Müslüman ve Hristiyan tebaa içerisinde ortaya çıkışının dayanakları ve yeni bir devlet isteği farklıdır. Dönemin Müslüman düşünürleri Osmanlı'nın son dönemde girdiği sürece bir çözüm aramaya girmiştir. Müslümanlar arasında hilafet makamının Araplara geçmesi ve âdem-i merkeziyet düşüncesi 19.yüzyılın sonlarına doğru ağırlık kazanırken, Hıristiyan Araplar arasında müstakil devlet ve millet olma eğilimi veya Avrupalı devletlerden hami tayin etme gibi düşünceler gelişmiştir. Osmanlı İmparatorluğu, asırlar boyunca başta Anadolu toprakları olmak üzere, bugün Ortadoğu, Balkanlar ve Afrika olarak tanımlanan alanlarda hâkim bir güç olmuştur. Geniş alanda hakimiyet sağlaması, Osmanlı toplumunun çeşitli etnik, dini gruplardan oluşmasını sağlamıştır. "Millet Sistemi" şeklinde bilinen bu toplumsal yapıda Osmanlı üst kimliğinin yanında etnik kimlikten ziyade dini cemaatlerinin kimliği önemlidir. 1798-1801 yılları arasında Fransa'nın Mısır'ı işgal etmesiyle Arap vilayetlerinde milliyetçilik ideolojisi yayılmaya başlamıştır. Mehmet Ali Paşa'nın reformları, Arap vilayetlerin Batılı devletlerle ticari ilişkilerinin gelişimi ve misyonerlik faaliyetleri, Arap kültürel uyanışının başlangıcıdır.19.yüzyılda giderek gücünü kaybeden Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan modernleşme süreci millet sisteminin çözülmesine zemin hazırlamıştır. Bu dönemde yaşanan ağır toprak kayıpları ve Balkanlar'da başlayan milliyetçi hareketler, zamanla Arap vilayetlerinde de kendini göstermiştir. 19.yüzyılın sonuna gelindiğinde elde kalan topraklarda yoğun olarak Türkler ve Araplar bulunmaktaydı. Dönemin Osmanlı yönetiminin elde kalan sınırlı toprak parçasını muhafaza etmek adına aldığı kararlar, merkezileştirme politikaları, Arap vilayetlerinde daha önceden de var olan huzursuzlukların artmasına sebep olmuştur. Son olarak I. Dünya Savaşının başlaması ikili ilişkileri çıkmaza sürüklemiştir. Bu bağlamda kültürel bir milliyetçilik türü olarak ortaya çıkan Arap milliyetçiliğinin ortaya çıkışı ve pan-Arapçılık düşüncesinin gelişimi incelenecektir.

Arap kültürüArap milliyetçiliğiAraplar+4
Ece Hanım Sarıkaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

VI. ve VII. yüzyıllarda Arabistan'da putperestlik

Biz bu tezimizde VI. ve VII. Yüzyıllarda Arabistan'da putperestlik ve putların varlığını irdeledik. İslâmiyet gelmeden önce ve gelişi sırasında Arabistan'daki putlar ile putperestliğin kökenlerini, durumlarını gösterip İslâmiyet'le birlikte putların kaldırılması olayını inceledik. Bu kapsamda bu konuda yazılan siyer ve tarih kitapları ve konu ile ilgili makale ve ansiklopedi maddelerine başvurduk. Temel olarak ilk elden kaynaklarını sonra da günümüzde yazılan eser ve makaleleri esas alacağız. Buna konuyu işleyip bir sonuca vardık. Tarih boyunca insanlar görünmeyen ilaha karşı görünen ve el sürülen bir maddeye yani tasvirlere tapmayı ve inanmayı yeğlemişlerdi. Bu genelde soyutun somutlaştırılmış halidir denilebilir. Görünmeyen ilahın yanında görünen, el değinilen cansız ilahların heykellerine/timsallerine inanmak, onlardan medet ummak insanların en büyük sapma noktaları olmuştu. Arap anlayış ve inancının getirdiği somut tanrılara tapınma arzusu, kadim islam tarihçilerine göre Kâbe sevgisi kaynaklı olarak, ondan uzaklaşınca Kâbe'yi timsalen etrafında dönmeleri ile somut tanrı anlayışı ve dış etkenlerle birlikte yaygınlık kazandı. Arapların daha çok şekilsiz veya insan şekli olmayan put/heykellere taptıklarını, söyleyebiliriz. Bunlar Kur'ân'da geçtiği gibi sanem, ensâb ve vesen olarak nitelenip isimlendirilmişti. İnsan suretindeki putlar ise Suriye, Roma, İran ve Mısır bölgelerindeki putperestlik inancından etkilendiğini gözlemleyebiliriz. Yine Hz. Nuh döneminden kalma Vedd, Süvâ', Yegūs, Yeûk ve Nesr gibi putlar Arabistan'ın çeşitli yerlerinde tapınılan putlardı. İslâm tarihçileri ve Kur'ân-ı Kerîm'e göre Hz. İdris ve Hz. Nuh peygamberler zamanından beri insanlar putlara tapar hale gelmişlerdi. O dönemlerde sadece Araplar değil başka medeniyetlerde de putlar ve putperestlik yaygındı. Mezopotamya, Mısır, Hindistan, Çin ve diğer medeniyetlerde de durum böyleydi. İslâm'ın doğduğu ve yayıldığı yer olan Arabistan'da da put edinme ve tapma yaygındı. Nuh tufanı, Arim seli veya çeşitli sebeplerle Arabistan'ın ortalarına ve kuzey, güney yönlerine Arap kabile göçleri olmuştu. Gerek bu göçler gerekse ticaret ve çeşitli nedenlerle diğer kavim ve dinlerden etkilenen Arap kabileleri kendilerine birtakım putlar edinmişlerdi. Dolayısyla tüm Arabistan'da putperestlik çok yaygınlaşmıştı. İslâm tarihçilerinin çoğunun görüşüne göre, Amr b. Lühay'ın başlattığı Mekke'deki putperestlik ise Kâbe içi ve dışında Hübel, Lât, Menât ve Uzzâ gibi büyük putlar ile birlikte 360 putun yer almasına kadar devam etmişti. İlk devirlerdeki Arapların animist, doğa ve ruh tapıcılığı inançları zamanla Arabistan çevresindeki din ve inanışlardan etkilenerek putperestliğin yaygınlaşması şeklinde devam etmiştir. Putperestlik, İslâm'ın gelişi ile ilk ciddi eleştirisini almıştı. Mekke'nin Fethi (630) ile birlikte putların yıkılmıştı. Ancak Hz. Ebû Bekir döneminde putperestlikten kalma yaşamı devam ettirmek isteyenler olmuştu. İlk halifenin isyanları kararlılıkla bastırılmasıyla putperestler bu ümitlerini yitirmişlerdi. Hz. Ömer döneminin fetihleri ile de putperestlik böylece tamamen Arabistan'da ortadan kaldırılmış oldu. Anahtar Kavramlar: Put, Putperestlik, Sanem, Vesen, Ensâb. Bilim Kodu: 60303

6. yüzyıl7. yüzyılAraplar+4
Bekir Özbal
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cahiliye ve İslam dönemi (833 yılına kadar) Araplarda yazı ve kâğıt

Günümüzde de çok kullanılan galatı meşhur bir ifade ile acaba Arapların tümü bedevi ve medeniyetten gerçekten bihaber mi yaşıyorlardı. Dünyadaki gelişmelerden hiç haberleri yok muydu? İslam öncesi ve sonrası insanlığa herhangi bir katkısı olmayan bir Cahiliye Dönemi olarak adlandırabileceğimiz çok uzun bir karanlık dönem mi yaşadılar? Tüccar olan Arap halkı dünyayı takip edemiyor muydu? Araplar tarafından kurulan büyük medeniyetler neden bilim insanlarının ve araştırmacıların gözünde bir değeri yoktu? İşte bu soruların cevabını bu çalışmamızda cevaplandırmaya çalışacağız. Tarihte yazı ilk kez Güney Irak'ta kurulmuş olan Sümerler tarafında bulunup insanlığın hizmetine sunulmuştur. Öte yandan çivi yazısından sonra ikinci yazı olarak kullanılan yazı sistemi Mısır'da bulunan Hiyeroglif yazısıdır. Yine Batı dünyasının günümüzde kullandığı Latin harfleri bir Ortadoğu toplumu olan Lübnan'da kurulmuş Fenikeliler icat etmiştir. Fenikeliler gibi deniz ticaretinde çok mahir olan Yunanlılar bu ticari ilişki sırasında yazıyı öğrenip daha da geliştirmiştir. Yunanlılardan kültürel olarak oldukça etkilenen Romalılar bu alfabeyi öğrenip günümüzde kullanılan Latin Alfabesi oluşturmuştur. Bugün yine kullandığımız sayı sisteminin ilk halinin Hintliler tarafından bulunup Müslümanlar tarafından da geliştirilmesi sonucunda Avrupa'ya taşınıp hala kullanabilmekteyiz. Hakeza kâğıt konusunda bir uzak doğu medeniyeti olan Çinlilerin insanlığa armağanıdır. Uygur Türklerinin ve Müslüman Arapların çalışmaları sayesinde kâğıt, matbaa, pusula ve barut gibi birçok yenilik Avrupa'ya taşınmıştır. Batıya gelen bu yenilikler daha sonra da oradan bu teknoloji tüm dünyaya yayılmıştır. Bu gelişmeleri sadece bir topluma mal etmek diğer dünya medeniyetlerine bir anlamda büyük haksızlıktır. Dünya'ya Çin, Hint, Mezopotamya, Mısır ve Amerika gibi antik medeniyetlerin katkıları yadsınamayacak kadar büyüktür. İşte bu çalışmamızda günümüzde de sadece Batı merkezli olarak devam eden bu sorunlu düşünce üzerinde yine durmaya çalıştık.

AraplarCahiliye DönemiKağıt+1
Ahmet Peker
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessFR

Moyen-orient entre Islamisme, democratie et nationalisme Arabe

Le Moyen-Orient est une région qui contient de la diversité ethnique, religieuse, culturelle et qui a une histoire importante. Il s'agit d'un conflit permanent entre le nationalisme Arabe, l'islam et la démocratie sur la région. Le Moyen-Orient est une région qui est formée par l'Islam. Les idéologies islamiques dans le Moyen-Orient sont les plus dominantes et les plus efficaces que le nationalisme Arabe et la démocratie ; d'où le fait d'avoir les relations entre ces facteurs au Moyen-Orient.

Seher Gözde Aşan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Menderes Dönemi Türkiye'nin Arap Ortadoğu politikası

Bu çalışmamda Menderes'in iktidara gelmesinden sonra Türkiye'nin Arap Ortadoğusuyla olan ilişkilerini incelemeye çalıştım. Menderes Hükümeti, Türkiye'nin kuruluşunun ilk yıllarından beri uzak kaldığı Ortadoğu bölgesine 1950'lerin başından itibaren aktif bir politika izlemeye çalışmıştır. Türkiye NATO'ya girmesinden sonra bölgede İngiltere ve ABD ile aynı çizgide siyaset izlemiştir. Menderes'in amacı bölgede Sovyetler Birliğine ve Komünizme karşı güvenlik elde etmek amacıyla ABD'nin askeri, siyasi ve ekonomik desteğini garanti altına alabilmekti. Bu amaçları taşıyan Menderes Hükümeti önce İngiltere'nin dış politika ürünü olan Ortadoğu Kalkınma Projesine hizmet etmeye çalışmıştır. ODK projesinde aktif bir rol üstlense de Arap devletleri tarafından desteklenmemiştir. Daha sonra İngiltere bu projede isim değişikliğine giderek Ortadoğu Savunma Organizasyonunu kurmuş ancak bu projede Türkiye'nin desteklemesine rağmen Arap Ortadoğusunda ilgi görmemiştir. İngiltere'nin hazırladığı projeler başarısızlıkla sonuçlanınca Türkiye Ortadoğu'da ABD'nin ürettiği stratejilere yönelmeye başladı. ABD'nin planladığı Bağdat Paktı projesinde etkin bir siyaset izlemesi bunun bir örneğidir. Türkiye bu dönemde bölgede aktif bir politika izlemişse de Arap devletleriyle olan ilişkilerinde bir iyileşme yaşanmamıştır. Bunun birinci sebebi Arapların gözünde emperyalist olan batıyla Türkiye'nin beraber politika izlemeleri ikinci sebep de Türkiye'nin İsrail'i tanımasıdır. Menderes Hükümeti 1956 Süveyş Kanalı krizi, 1957 Suriye Krizi, 1957-58 Lübnan ve Ürdün olayları, 1958 Irak Devrimi gibi tüm krizlerde batı ülkeleriyle birlikte hareket etmiş onların görüşlerini ve operasyonlarını desteklemiştir.Anahtar Kelimeler: Arap Ortadoğusu, Bağdat Paktı, CENTO, Kuzey Kuşağı, Menderes Hükümeti, Ortadoğu Savunması.

AraplarDemokrat PartiMenderes, Adnan+4
Kürşat Nusret Erden
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu'da Türk imajı: Arap basınında Türkiye'nin Ortadoğu'daki yeni rolü (2002-2009)

Türk-Arap ilişkileri Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Birbirlerini bağlayan din unsuruna rağmen Türkler ve Araplar birbirinden hep uzak durmuşlardır. 1990'lı yıllarda bölgede oluşan politik ve ekonomik değişimler Türkiye- Arap ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Daha sonra Türkiye-Suriye arasındaki kriz, Türk-Arap ilişkilerinin en gergin noktası olmuştur. Türkiye ve Ortadoğu ilişkileri olumsuz havada ilerlerken 2002 yılında Türk-Arap ilişkileri hızla olumlu yönde gelişmiştir. Türkiye, Türk-Arap ilişkilerini geliştirmekle kalmamış aynı zamanda Ortadoğu'daki önemli konularda çözüm yolu bulmak için girişimlerde bulunmuştur. Bu anlamda Türkiye, Ortadoğu'da önemli bir role sahip olmuştur. Türkiye'nin Ortadoğu'daki hızlı yükselişi Araplar tarafından nasıl karşılandığı merak konusu olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'de son 18 yıl içinde oluşan dış politikadaki değişimi ele aldık. Bu çerçevede 2002 yılından itibaren bölgede yükselen Türkiye'nin rolünün Arap basınında nasıl yorumlandığını incelemeye çalıştık. Bu yönde Arap dünyasının önemli dört gazetesi göz önünde bulundurarak, gazetelerdeki yazarların köşe yazıları ele alarak Türkiye hakkındaki yorumlarını derledik.Çalışmamız Türkiye'nin Ortadoğu'daki hızlı yükselişi karşısında Arapların düşüncelerini ele almıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'nin doksanlı yıllarda izlediği politikaların neden Türkiye'yi Ortadoğu'dan uzaklaştırdığını, ikinci bölümde ise Türkiye'de yaşanan iktidar değişikliği sonrası Türkiye'nin Ortadoğu ülkeleriyle yakınlaşması ve bunun Arap basınına nasıl yansıdığını incelemeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Arap Basını, Türkiye'nin Yeni Rolü, Dış Politika, Ortadoğu.

Adalet ve Kalkınma PartisiAraplarBasın+7
Merva Doğru
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Arap medyasında 15 Temmuz Darbe Girişimi

Medya, çağımızda kalabalık kitleleri yönlendirilebilen önemli bir güçtür. Medya, yeri geldiğinde devletlerinin ideolojik aygıtı olarak da görev yapmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde de yaşanan olaylar farklı medya kuruluşlarında farklı yaklaşımlarla sunulmuştur. Arap dünyası çok geniş bir coğrafya olduğu için Arap ülkelerindeki yüzlerce medya kuruluşlarında tek bir bakış açısı görmek doğal olarak mümkün değildir. Biz tezimizde internetten Arapça yayın yapan bazı internet haber sitelerinin 15 Temmuz darbe girişimine yaklaşım tarzlarını ele aldık. Bu kapsamda BBC Arabic, el-Ehrâm, Arabic 21, el-Cezire, el-Âlem, el-Arabiyye gazeteleri taranarak oluşturduğumuz bu çalışma bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde FETÖ yapılanmasının tarihsel sürecine değinilmiş, birinci bölümde başarısız darbe girişiminin ilk 24 saati ve beraberindeki ilk birkaç haftasında yaşananların söz konusu haber sitelerindeki yansımaları ele alınmıştır. İkinci bölümde, darbe sonrası bir aylık süreç irdelenmiş, bu bağlamda OHAL, kamu kurumlarının terörle bağlantılı unsurlardan temizlenmesi, işkence iddiaları ve darbe girişimi ile doğrudan ya da dolaylı olanların yargılanması, üçüncü bölümde Arap ülkelerindeki belli başlı medya mensuplarının ve yöneticilerin darbe girişimine dair yorumları ve değerlendirmeleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde konu ile alakalı farklı değerlendirmeler içeren 30'a yakın köşe yazısı yer almıştır. Sonuç bölümünde ise çalışma sonucunda elde edilen veriler maddeler halinde sıralanmıştır.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAraplarAskeri müdahale+3
Ayla Sunar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlk İslam fetihleri ve Moğol fütühatı üzerine karşılaştırmalı bir tarih denemesi

Araplar İslamiyet öncesinde Arap yarımadasının kuzey ve güneyinde siyasi teşekküller meydana getirmiş olsalar da onların seslerini dünya çapında duyurmalarına asıl vesile olan, 622 yılında gerçekleşen Hicret ile birlikte kurulan ilk İslam Devleti'dir. Hz. Peygamberin Mekke yıllarında henüz Kur'an savaşa müsaade vermediğinden, kişiler ve gruplar arasında türlü çatışmalar yaşansa da müşrikler ile Müslümanlar arasında karşılıklı bir savaş hali söz konusu olmamıştır. Hicret ile beraber ise artık Müslümanların kendi kararlarını uygulayabildikleri bir toprakları olmuştur. İlk İslam Devleti'nin kurucusu olan son peygamber ölmeden önce, yarımadanın önemli bir kısmında İslam'ın yayıldığına şahitlik etmiştir. Kısa süre sonra ise Sasanilere son verilmiş, Bizans'ın önemli memleketleri ellerinden alınmıştır. Benzer bir siyasi ve askeri başarıyı Araplardan altı yüz sene kadar sonra, Araplara çok uzak bir sahada devletlerini kuran Moğollar da göstermiştir. Onların maceraları ilk Müslümanların deneyim ettiği şartlardan oldukça farklılık arz etmiştir. Bu bakımdan Orta Çağ'ın sonları gelirken yaşanan Moğol deneyimi, öncesinde Orta Asya'da kurulan diğer devletlerde olduğu gibi, dini motivasyon olmadan da askeri başarının sağlanabileceğinin belki de en etkili örneğini bizlere sunmuştur. Hz. Muhammed'in Moğollardaki karşılığı ise Cengiz Han'dan başkası değildir. Bu çalışmada, Orta Çağ'da tecrübe edinilen söz konusu iki genişleme hareketi mümkün olduğu kadar karşılaştırmalı bir metot ile ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Arap, Moğol, Savaş, Fetih, Din

AraplarFetihlerMoğollar+6
Büşra Taşar
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adana Kozan ilçesinde yaşayan Arap kökenli vatandaşların dil yapılarının incelenmesi

Bu çalışma, dört bölümden oluşmakta olup günümüz Türkiye'sinde Adana ili Kozan ilçesinde yaşayan Arap kökenli vatandaşlarımızın dil yapılarını incelenmesini amaçlamaktadır. Birinci bölümde araştırmanın amacı ve konusu, önemi, sınırlılıklar, yöntemler ve benzer çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümde Kozan ilçesinde yaşayan Arapların bölgeye yerleşmele süreçleri incelemiştir. Söz konusu Arap kökenli vatandaşların Kozan'a yerleşmeleri 1900'lü yılların başına denk gelmektedir. İlk grup Mortianya'dan yola çıkmış, ayrıca geliş güzergâhı üzerinde bulunan Cezayir, Libya, Ürdün ve Suriye gibi ülkelerden katılımlar olmuştur. Üçüncü bölümde, Kozan'da yaşayan Arap asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının lehçeleri üzerinde durulmuştur. Bunlar, bir taraftan içinde yaşadıkları toplumun kültür ve diline uyum sağlarken diğer taraftan geldikleri yerin lehçelerini de unutmamışlar hatta geliş güzergâhlarındaki farklı lehçelerden de etkilenerek adeta Kozan'da kendi lehçelerini oluşturmuşlardır. Önceden belirlenen sorular ve yüz yüze yapılan görüşmeler neticesine göre değerlenrirmeye gidilmiştir. Kozan'da yaşayan Arapların dil yapılarındaki mevcut özellikler, yöre halkının diline etkileri ve yazı dili olan Arapça arasındaki yapısal farklılıklar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise tipik örenklerle çalışma özetlenerek sonuca varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arap, dil yapısı, fusha, avamca, fonetik.

Adana-KozanAraplarDil özellikleri+1
Mehmet Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dil hakları: Çukurova Bölgesi Arapça lehçesi örneği

19. yüzyılda meydana gelen ulus-devletleşme hareketine bağlı olarak uygulanan politikalar ve küreselleşmeyle birlikte dil ve lehçe çeşitliliği tüm dünyada aşınmaya maruz kalmıştır. Fakat aynı zamanda Ulus-devletleşme hareketi neticesinde dil ve lehçelerin aşınmasına karşı bilinç gelişmiş ve dil hakları ortaya çıkmıştır. Son on yıllarda ise dil hakları birçok dil ve lehçe topluluğunun mücadelesini verdikleri bir hak kategorisi haline gelmiştir. Dil hakları dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de sıkça gündeme gelir olmuştur. Bu araştırmanın amacı Türkiye'de dil haklarının Çukurova Bölgesi Arapça lehçesi örneği üzerinden incelenmesidir. Türkiye'de dil haklarının araştırılabilmesi için ikinci bölümde dile ilişkin kavramlar ve üçüncü bölümde de dil haklarının insan hakları içindeki yeriyle dünyadaki gelişimi literatürde yer alan farklı görüşler ışığında incelenmiştir. Dördüncü bölümde Türkiye'de dil hakları tarihsel gelişim içerisinde ele alınmıştır. Beşinci bölümdeyse Türkiye'de dil hakları Çukurova Bölgesi Arapça lehçesi ve lehçeyi konuşan topluluklardan Arap Aleviler örneğinde incelenmiştir. Lehçe hakların mücadele sonucunda elde edildikleri gerçeğinden yola çıkılarak mevcut hakların yanında hak taleplerinin de incelenmesi maksadıyla Arap Alevi topluluğunun önde gelen temsilcileriyle görüşmeler yapılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, topluluğa bahşedilen hakların lehçenin korunması ve canlandırılması için yeterli olmadığı ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, lehçeyi kullanan toplulukta mevcut hakların verimli kullanımı ve dil hakları talebi geliştirme yönünde yeterli bilinç oluşmadığı ancak bilincin gelişmekte olduğu tespit edilmiştir.

AlevilerAraplarArapça+7
Bengisu Görgün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikasının Arap İsrail sorunlarına uzanımı: Tutarlılık trendi

Bu çalışma Orta Doğu'ya damga vurmuş Arap-İsrail sorununu merkeze alarak; sorunun zaman içinde gelişimini ve Türkiye'nin Arap-İsrail sorununa yönelik dış politikasının tutarlılığını incelemeyi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda İsrail ile Filistin tarafları arasında çatışmanın esasını oluşturan Kudüs'ün paylaşılamayan statüsü, İsrail ve Körfez ülkeleriyle su sorunu temalarına öncelik verilmiştir. Çalışma ile beraber Türkiye'nin 1948 sonrası Arap İsrail sorununa yönelik politik tercihleri ele alınmıştır. Orta Doğu günümüz itibariyle tam bir kaosa sürüklenmiş, bölgenin Osmanlı hâkimiyetinden çıkması ile başlayan yapılanma 20. yüzyılın başından itibaren geri dönüşü mümkün olmayan bir kördüğüme dönüşmüş ve bu düğüm günümüze kadar çözülememiştir. Türkiye İsrail Devleti'nin 1948 yılında ilan edilmesiyle birlikte İsrail'e sempati duyan ABD ve bir kısım Avrupalı ülkelerle, Müslüman kimliğe sahip devletleri dengelemeye çalışmış ve orta yol politikası izlemiştir. Bölgesel gelişmelere paralel politika üreten Türkiye, Arap-İsrail sorunlarında denge politikası güderken 2009 yılında Davos Zirvesi'nde yaşanan kırılmaya kadar bu yaklaşımını sürdürmüştür. Anahtar Kelimeler: Filistin, Arap, İsrail, Türkiye, Dış Politika

Arap-İsrail anlaşmazlığıAraplarFilistin+6
Ömer Faruk Kol
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki etnik grupların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının karşılaştırılması

Bu çalışmada Türkiye'de yaşayan Türk, Kürt, Arap ve Çerkezlerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bunun yanında, bu araştırma toplumsal cinsiyet rollerine karşı tutumların yaş, cinsiyet, eğitim süresi, anne-baba eğitim durumu ve birliktelik durumu, aile tipi ve yaşanılan yer değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini sınamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan 18-60 yaş aralığındaki 1829 kişi oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Çerkez, Kürt ve Türk katılımcıların eşitlikçi cinsiyet rolüne, kadın cinsiyet rolüne, evlilikte cinsiyet rolüne, geleneksel cinsiyet rolüne, erkek cinsiyet rolüne ve genel olarak toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları Arap katılımcılara göre daha eşitlikçidir. Eşitlikçi cinsiyet rolüne, kadın cinsiyet rolüne, evlilikte cinsiyet rolüne, geleneksel cinsiyet rolüne, erkek cinsiyet rolüne ve genel olarak toplumsal cinsiyet rolüne ilişkin eşitlikçi tutum yaşın artması ile azalmış, toplam eğitim süresinin artması ile artmıştır. Çalışmanın bulguları literatür ışığında tartışılmıştır.

AraplarCinsel kimlikCinsiyet rolleri+5
Esra Kaçan Yalçın
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarsus araplarının sözlü edebiyatı

"Tarsus Araplarının Sözlü Edebiyatı" adlı bu araştırmada Tarsus Arap Alevilerinin Arapça sözlü edebiyat geleneği ve bu geleneği oluşturan mensur, manzum ve manzum-mensur türlerin derlenip incelenmesi ve tespit edilen Arapça sözlü edebiyat ürünlerinin genel Arap halk edebiyatı geleneği içerisindeki yerinin benzerlik ve farklılıklar bakımından karşılaştırmalı değerlendirilmesi konu edilmiştir. Bu sayede halk kültürü içerisinde nesiller boyu varlığını koruyan Arapça sözlü edebiyat ürünlerini araştırma alanından derlemek, tasnif etmek, incelemek, değerlendirmek ve kayıt altına almak suretiyle bu ürünlerin yaşatılması amaçlanmıştır. Araştırma malzemesinin derlenmesi sırasında alan araştırma metodu ve bu metot dâhilinde gözlem ve görüşme teknikleri kullanılmıştır. Yapı itibariyle Suriye-Lazkiye bölgesinin Arapçasını kullanan Tarsus Arap Alevilerinde Arapça, çeşitli nedenlerle gündelik hayatta etkisini yitirmiş, adeta elli yaş üzeri kişilerin kullandığı bir dil haline gelmiştir. Böyle devam ettiği sürece yakın gelecekte dil ölümünün gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Bununla birlikte Tarsus Arap Alevileri nesilden nesile sözlü olarak aktardıkları Arapça sözlü edebiyat ürünlerinin -çoğu unutulsa da- bir kısmını muhafaza edebilmişlerdir. Özellikle ölüm ve evlilik gibi toplumun sıkça karşılaştığı durumlara dair ürettiği sözlü edebiyatın diğer sözlü edebiyat türlerine göre daha yaygın ve varyantlarıyla birlikte sayılarının daha fazla olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca Arapça sözlü edebiyat ürünlerinde kullanılan dilin, günlük hayatta kullanılan dilin aksine daha az Türkçe sözvarlığı unsuru barındırdığı ve sözlü edebiyat ürünlerinin genel olarak Arap halk edebiyatının kendine özgü yapısını muhafaza ettiği görülmüştür.

AlevilerAraplarArapça+5
Yusuf Özcan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân-ı Kerîm bağlamında cahiliye döneminde Allah tasavvuru

İslam inanç sisteminin en önemli öğesi olan Allah, Kur'an'ın en temel konusudur. Allah tasavvuru, fertlerin Allah inancını doğrudan etkileyen ve Allah-İnsan ilişkisinin niteliğini belirleyen en temel olgudur. Bu bağlamda çalışmamızda vahyin inşa etmeye çalıştığı Kur'an-ı Kerim bağlamında cahiliye dönemi Allah tasavvurunu konu etmeye çalıştık. Allah hakkında yapılan söz konusu çalışmalar genellikle Allah'ın varlığının delilleri, isimleri, sıfatları gibi konulara odaklanmakta Kur'an'ın Allah tasavvurunu bütüncül bir yaklaşımla ele alan bir çalışmadan bahsetmek neredeyse mümkün görünmemektedir. Böyle bir ihtiyaçtan yola çıkan bu tez çalışması Kur'an'ın penceresinden Allah tasavvuruna bakmayı hedeflemektedir. Cahiliye dönemi Allah tasavvuru boyutunun daha önce araştırılmamış olması konunun diğer araştırmalardan farkını da ortaya koymaktadır. Çalışmamızda Kur'an-ı Kerim'de Mekke ve civarında zikredilen inanç sistemleri ve müşriklerin Allah tasavvurunu ayetler bağlamında ele almak hedeflenmiştir. Müşrik Arapların putlara ibadet etme gerekçeleri ayetlerle açıklanmış Kur'an'ın daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve müşrik Arapların daha iyi tanınması amaçlanmıştır. Araştırmamızda konulu tefsir metodu izlendiği için temel referans başta Kur'an-ı Kerim olmuştur. Konuyla ilgili kavramlar izah edilirken lügatlere ve ilk dönem tefsirlerine, rivayet, dirayet ve modern tefsir kitaplarına başvurulmuştur. Konuyla ilgili yazılmış olan kitap, dergi, makale, tez ve şiir metinlerinden faydalanılmıştır. Tüm inanç sistemlerinde bir "Yüce Varlık" ya da "Tanrı" inancı söz konusudur. Son ilâhî vahye dayalı din olan İslâm'ın itikat sisteminin temel noktası da Allah inancıdır.

AllahAraplarCahiliye Dönemi+5
Ayça Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cuha el-Arabi ve fıkraları üzerine bir inceleme

Cuha karakterinin Arap ülkelerinde mühim ve Arap halk edebiyatında etkili olması dolayısıyla yaşamış olduğu siyasi, sosyal ve tarihi çevrede fıkralarıyla dönemin siyasi gerçeğini nasıl yansıttığını ve fıkraları halkın siyasi taleplerini eleştirel ve alayıcı bir üslupla ifade etmek için kullanmasına nazaran fıkralarının tesir etmiş olduğu sosyal ve siyasi yönleri değerlendilmiştir. Fıkralarında toplumsal reform amacıyla o zamanda yaygın olan olumsuz toplumsal özellikleri dile getirmesi Cuha fıkralarının en önemli yönlerinden biridir. Araştırma, doküman incelemesine dayalı nitel bir yaklaşma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çok sayıda Cuha EL Arabi fıkrası incelenmiştir.

Arap edebiyatıAraplarCuha el-Arabi+6
Obada Jubraeıl
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suretü'l Etrak Lede'l Arab "Arapların Gözüyle Türkler" kitabının tercüme ve değerlendirilmesi

Türk-Arap İlişkileri Türklerin İslamiyet'i benimsemelerinden çok daha öncelere dayanmaktadır. Özellikle Türklerin Müslüman olmalarıyla birlikte bu ilişkiler zirveye çıkmıştır. Selçuklular döneminde bu ilişkiler daha çok İslam dünyasını koruma temelli olmuş ve o dönem Abbasi-Selçuklu ilişkileri dikkat çekmiştir. Nihayi olarak Osmanlı Devletinin Mısır Seferinden sonra Arap Dünyası 1918 yılına kadar sürecek olan Türk egemenliği altında kalmıştır. Osmanlı Devletinin çöküşünden sonra Arap coğrafyası İngiliz kaynaklı yalancı özgürlük furyasına kendini kaptırsa da, esasında yeni kurulan Türk Devleti ve Mustafa Kemal Atatürk'ü kendisine özgürlük mihenk taşı olarak benimsemiştir. Zikredilen bu ilişki ağı tarihin her döneminde özellikle Arap bilginlerinin dikkatini çekmiş ve bu konu üzerine çok sayıda eser kaleme almışlardır. Burada tercümesi yapılan eser de bunlardan birisidir. Iraklı tarihçi, hukukçu ve siyaset bilimci İbrahim DAKUKİ, bu eserinde Türk-Arap ilişkilerini başlangıcından 1999 yılına kadar her yönüyle ele almıştır. Eser özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinden 1999 yılına kadar olan süreçteki Türk-Arap İlişkilerine olabildiğince tarafsız bir bakış açısıyla sergilemeye çalışmıştır. Anahtar kelimeler: Türk-Arap İlişkileri, Türkler, Araplar, Ortadoğu, İbrahim Dakuki

AraplarDakuki, İbrahimOrta Doğu+6
Shukri Amir Haj
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu turizm destinasyonun pazarlanması: Arap turizm pazarı örneği

Arap turizm pazarı son dönemlerde Dünya'da ve Türkiye'de hızla yükselişe geçmiştir. Türkiye'de birçok bölgenin Arap turizm pazarındaki payı oldukça fazladır. Arap turistlerin tercih ve taleplerini karşılayacak düzeyde olan Kastamonu destinasyon bölgesi ise, Arap turizm pazarından istediği ölçüde yararlanamamaktadır. Türkiye genelinde Arap turistlerin hareketleri incelendiğinde, Kastamonu, kültür ve inanç turizminin yanında, doğası, havası ve olanakları ile de Arap turistlerin dikkatini çekebilmektedir. Bu noktada bu çalışmanın amacı, Kastamonu destinasyonun Arap turizm pazarına girmesine yönelik pazarlama faaliyetlerini belirlemek ve uygulama noktasında öneriler geliştirmektir. Bölgesel olarak benzerlik gösterdiği üzere çalışmaya, Arap turistlere uzun yıllardır hizmet veren Doğu Karadeniz bölgesi örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada detaylı ve gerçek sonuçlara ulaşmak üzere nitel araştırma yöntemlerinden gözlem, görüşme ve belge incelenmesi teknikleri kullanılmıştır. Yapılan belge incelemelerinde Türkiye genelinde Arap turist hareketleri ve Arap turizm olanakları öğrenilmiştir. Gözlem ve görüşme tekniği ile, Doğu Karadeniz bölgesinde gerçekleşen faaliyetlerin Kastamonu destinasyon alanına uyarlana bilirliği saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Kastamonu destinasyon bölgesi, doğru strateji ve planlama ile Arap turizm pazarından fazlaca payını alabilecektir

AraplarDestinasyonKastamonu+3
Hasret Poyraz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Beyond the Arab Uprisings: The emergence and development of the Sudanese social movement (2018-2021)

This thesis aims to conduct a case study of 2018 Sudanese Uprising and investigate why and how it emerged, how it developed and how it can be characterized in terms of various empirical and theoretical concepts in the literature on social movements. We will ask whether the 2018 Sudanese Uprising can be considered a part of New Social Movements, Arab Spring (Arab Uprisings) or City Square Movements? Can it be characterized as a revolution or social movement? In the thesis, it is argued that the literature on the 2018 Sudanese Uprising cannot be considered as a part of the Arab Uprisings process Sudan for long has been in a cycle where the power has constantly changed hands between the governments and military regimes through social movement and revolution since its independence. This thesis explains the 2018 Sudanese Uprising by combining both domestic and international political opportunities structures, mobilized resources and framing processes.

ArabsSocial movementsSudan+3
İrfan Tatlı
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between Egypt and Hamas after the Arab uprisings: From ideological discrepancies to reconciliation

The bilateral relations between Egypt and Hamas have been very complex and multifaceted, and characterized by ups and downs. The Hamas takeover of Gaza in 2007, the Arab uprisings, and the military takeover in Egypt in 2013 were among the most important turning points in this relationship. Relations followed the expected course, except for the rapprochement that took place in the post-Arab uprisings period since 2017. To unravel the mystery of this rapprochement between the two sides, this study traced the history of bilateral relations through empirical comprehensive analysis and explanation. It argued that this rapprochement can be explained by realpolitik. It argued that the rapprochement was achieved by both sides embracing their own and common interests. However, to build trust, Hamas had to make some changes in its stance and political vision. Hamas desired the rapprochement with Egypt because it is the only way out of the geopolitical deadlock and humanitarian crisis in Gaza, and the most viable negotiation channel with its rivals. On the other hand, Egypt embraced it to restore its leadership position in the region and consolidate its national security with coordination with Hamas. Keywords: Egypt, Hamas, Middle East, Muslim Brotherhood, Realpolitik

ArabsHamas organizationMuslim Brotherhood+4
Yazan M.k. Qunis
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmet kalitesi ile hasta memnuniyeti ilişkisi: Kastamonu'da yaşayan Libyalı aileler üzerinde bir araştırma

Herhangi bir hizmetten memnun kalmak izafidir. Memnuniyet, yaş, cinsiyet, kişi gibi birçok faktöre bağlı olarak değişmektedir. Memnuniyetteki en yüksek puan kalitedir ve hatta memnuniyet de kalitedeki en yüksek puandır. Bu çalışmanın amacı, sağlık hizmet kalitesi ile hasta memnuniyeti arasında ilişkiyi araştırmaktır. Bu çalışmada, Kastamonu şehrinde yaşayan Libyalı ailelerden tesadüfi örnekleme ile belirlenenler üzerinde yatay kesit araştırma yapıldı. Veri toplama yöntemi anket, anket için kullanılan ölçek likert ölçeği ve anket uygulanan denek sayısı seksen beştir. Çalışmanın sonucunda, hizmet kalitesi ile hasta memnuniyeti arasında güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Deneklerin, doktor muayenehanesindeki bekleme süresinden memnun kalmadıkları tespit edildi. Kişisel görüşme tekniği kullanarak daha ayrıntılı çalışmaların yapılması ve doktor muayenehanesindeki bekleme süresinin azaltılması için gereken iyileştirmenin yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlık sektörü, hizmet kalitesi, hasta memnuniyeti, yatay kesit araştırma, 2019, 77 Sayfa Bilim Kodu:

AraplarHasta memnuniyetiHizmet kalitesi+3
Eman M. Youssif Emsemeır
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu gelişmelerinin Arap milliyetçiliğine etkileri

Ortadoğu Bölgesi, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının orta noktası olma özelliğine sahip olması dolayısıyla çok stratejik bir konumdadır. Arap Yarımadası'nı da içine alan bölge özellikle enerji kaynakları açısından zengin olan birçok devleti bünyesinde barındırmaktadır. Napolyon'un Mısır'ı işgali ile bölgedeki ticari faaliyetler hız kazanmış, Batılı devletler de pazar olarak gördükleri bu topraklara nüfuz etmeye başlamışlardır. Daha sonra edebi ve kültürel faaliyetlerle ve daha çok misyonerlik faaliyetleri ile Arap milliyetçiliği düşüncesini ateşlemeye çalışmış ve başarılı olmuşlardır. Bölgede artan bağımsızlık düşüncelerini bastırmak için Osmanlı tarafından uygulanan politikalar başarılı sonuçlar vermemiş ve siyasi kimliğe kavuşan Arap milliyetçiliği hareketi Arapların Osmanlı Devleti'ne isyan etmesine ve yeni bir Ortadoğu-Arap düzeninin oluşmasına neden olmuştur. Arap milliyetçiliğinin bundan sonraki izlediği yol, Ortadoğu Bölgesi'nde meydana gelen neredeyse bütün gelişmelerden etkilenmiştir.

Arap milliyetçiliğiAraplarMilliyetçilik+1
Kübra Karasakal
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hind Bint Utbe'nin hayatı ve kişiliği

İnsanoğlunun varlık serüveninde erkek; ilk insandan bu yana her dönemde kadına göre daha üstün sayılmıştır. Bu üstünlük, Allah Teâlâ'nın hidayet kaynağı olarak gönderdiği İslâm'la ortadan kaldırılmıştır. İslâm'ın, kadın konusundaki bu değişimini en çarpıcı şekilde örneklendiren Hind bint Utbe'yi tez çalışmamızda işlemenin uygun olacağını düşündük. Tezimizin giriş bölümünde; Arap toplumunun özelliklerinden, kadının genel durumundan, câhiliyye döneminden ve bu dönemde kadın, aile, evlilik müessesesi ve çocuklara toplumun bakış açısından, Kur'ân-ı Kerim'in câhiliyye değerlendirmelerinden bahsettik. Birinci bölümünde; Hind bint Utbe'nin Nesebi, Kabilesi, Emevi ve Haşimi çekişmelerine yer verdik. İkinci bölümde; Hind bint Utbe'nin doğumu, ailesi, evlilikleri ve çocukları hakkında bilgi vermeye çalıştık. Ayrıca son bölüm olan üçüncü bölümde ise; Hind bint Utbe'nin İslâm'la şereflenmesiyle, Hz. Peygamber'in vefatından önce ve sonraki dönemlerdeki durumundan, ayrıca şahsiyetinden de bahsederek tezimizi sonlandırdık.

AileAraplarBiyografi+4
Zeynep Süslü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessAR

Şuubiye ve İslam fırkalarının inançlarına etkisi

In this research we talked about the definition of cosmopolitanism and the way they have developed and the stages they have asked for the equality between the Arabs and the other nations ,especially the Persians and the we pointed out the reasons for the development of the cosmopolitanism politically and economically and religiously and the roles of politics and the leaders in one hand and the other cosmopolitanism on the other hand for the establishment of schools belonging to those authorities, groups and Islamic sects and the impact extension of the cosmopolitanism on the beliefs of those teams in Theology and Prophecies by questioning the Koran by their Tafseers esoteric meanings of the verses and the hadith, and their interpretation of many of the texts without any measure and the laws of the interpretation adopted by the scientists. And they said that there is esoteric for every apparent. So in this research I talked about the cosmopolitanism in this era and how to deal with this phenomenon and how to deal with others without any excessive racism which hurt the dignity and honor of the others and their beliefs, whether they are Muslims or not Keywords: Populism, proletariat, heresy, creed, Abbasid, Umayyad,Shi'a.

Saleem Jalal Qader
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects