Art history

92 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Shin Yun-Bok'un sanatında mizah ve gerçekçilik

"Shin Yun-Bok'un Sanatında Mizah ve Gerçekçilik" adlı bu tez, Kore resim sanatında önemli bir yere sahip olan ve Hyewon takma adı ile de bilinen ressam Shin Yun-bok hakkındadır. Yüksek lisans tezi, ana konusu itibariyle Shin'in hayatı, resim anlayışı ve eserlerini, Geç Joseon döneminin gerçekliğiyle bağdaştırarak anlatma amacı taşımaktadır. Ayrıca ressamın yaşadığı döneme, tarihine, kültürüne, sanat tarihine, resim tarihine ve Shin ile aynı dönemde yaşamış olan bazı ressamların çalışma stillerine de kısaca yer verilerek yapılan çalışma desteklenmiştir. Ülkemizde, resim sanatı dahil, çeşitli bilim dalları içerisinde yapılmış çalışmalar göz önüne bulundurulduğunda Kore'nin hak ettiği değeri görmediğini söylemek mümkündür. Söz konusu eksiklik, bu yüksek lisans tezinin hazırlanmasındaki en büyük neden olmuştur. Yenilikçi, sakin ama coşku ve merak duygularını da ustaca uyandıran ressam, halkın gerçek yaşamını tanıtma amacıyla geleneklerine uymayan konularda eserler ortaya koymuştur. Meyhane tasvirleri, dans, bahar gezileri, aşıklar gibi konuların yanı sıra Shin'i öne çıkaran asıl konu kadın yaşamı olmuştur. Özellikle kisaeng kadınlarının resmedilmesi Kore'nin hiçbir alanında kullanılmayan bir konu iken Shin eserlerinde çoğunlukla bu kadınlara yer vermektedir. Kendine has tarzıyla Shin Yun-bok sadece döneminin resim sanatı içerisinde değil tüm Kore Resim Sanatının en önemli yapı taşlarından bir tanesi haline gelmiştir.

Görsel sanatlarGüney KoreGüney Kore-Seul+4
Hazal Solmaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat ve teknoloji ilişkisi bağlamında dijital sanatın irdelenmesi

Teknolojinin yaşamın tüm alanlarında dönüştürücü bir güç haline gelmesi, sanat pratiğini de derinden etkilemiş; bu bağlamda dijital sanat, çağın estetik, kavramsal ve toplumsal dönüşümünü yansıtan bir ifade alanı olarak öne çıkmıştır. Sanat-teknoloji ilişkisini yeniden tanımlayan dijital sistemler, geleneksel sanat anlayışlarının ötesine geçen süreçsel, çok katmanlı ve etkileşimli üretim biçimlerinin gelişmesini sağlamıştır. Bu tez, dijital sanatın tarihsel gelişimini Sanayi Devrimi'nden itibaren ortaya çıkan teknolojik kırılmalar üzerinden incelemekte; 20. yüzyıl başındaki deneysel sanat pratiklerinden bilgisayar teknolojileriyle kurulan ilk etkileşimlere kadar olan süreci analiz etmektedir. AR, VR ve AI gibi güncel teknolojilerin etkisiyle sanat eserlerinin kullanıcı katılımına açık, dinamik yapılara dönüştüğü ve sanatçı-izleyici ilişkisinin yeniden şekillendiği vurgulanmaktadır. Nitel yöntemle yürütülen çalışmada literatür taraması yapılmış ve seçili dijital sanat projeleri değerlendirilmiştir. Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan dijital sanat ortamı, sınırlı altyapı ve kurumsal desteklere rağmen bireysel ve kolektif çabalarla önemli bir ivme kazanmıştır. Elde edilen bulgular, dijital sanatın yalnızca teknik bir ifade değil, aynı zamanda kültürel üretim, toplumsal eleştiri ve katılımcı sanat anlayışları için yeni olanaklar sunduğunu göstermektedir. Ayrıca dijital sanatın etkileşimli yapısıyla geleneksel sanat tanımlarını dönüştürdüğü ve sürdürülebilir biçimde arşivlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Elektronik sanatEtkileşimli sanatGüncel sanat+4
Barie Ellez
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta bir ifade aracı olarak kolaj

''Güncel Sanatta Bir İfade Aracı Olarak Kolaj'' isimli bu çalışmada, 20. yüzyıldan itibaren gelişim gösteren kolaj, farklı birikimlere ait sanatçılar üzerinden incelenmiştir. Bu bağlamda, kolajı sanat hayatının önemli bir olgusu haline getiren sanatçıların özgün çalışmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kolajın sanat tarihindeki ilk kullanımı ve tarihsel gelişimi, farklı sanatçı örnekleri üzerinden ele alınmıştır. İlk kullanımları 15. yüzyıla kadar uzansa da sanat tarihine en belirgin şekilde Kübizm akımıyla girdiği görülmüştür. Daha sonrasında Fovizm akımının öncülerinden Henri Matisse'le ivme kazandığı, Sürrealizm, Dadaizm ve Pop Art akımlarıyla altın çağını yaşadığı vurgulanmıştır. İkinci bölümde, soyut sanatın tüm dünyayı etkisi altına almaya başlamasıyla kolajın soyut sanat içinde kendine özgü bir dil oluşturduğuna ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğuna yer verilmiştir. 1940 sonrasında üretilen kolajların genellikle dışavurumcu bir etkiye sahip olduğu ve savaş sonrasında tamamen değişen dünyanın travmatik izlerini taşıdığı ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde, kolajın Türk resim sanatıyla ilişkisi, Burhan Doğançay, Özdemir Altan ve Bahar Kocaman gibi birbirinden farklı üsluptaki sanatçıların 2000 sonrası üretimlerine dayanarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde, kolajın günümüz sanatında kendi başına bir ifade biçimine dönüştüğü ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğu, Sergei Sviatchenko, Jazoo Yang, İrfan Önürmen, Daniel Otero Torres ve Karin Olah gibi farklı kökenlere sahip güncel sanatçılar üzerinden açıklanmıştır. Kolajın, günümüze dair problemleri konu aldığı ve sanatçının hayatına, kimliğine, cinsiyetine, deneyimlerine ve savunduğu düşünce biçimlerine göre şekillendiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kolaj, Güncel Sanat, Soyut, Kâğıt

Güncel sanatKağıtKolaj+5
Furkan Öztekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu Selçuklu Dönemi kervansaraylarında taşçı işaretleri (1200-1250)

İlk Çağ'dan itibaren birçok medeniyette, taş mimarinin bir parçası olarak taşçı işaretlerinin kullanıldığı bilinmektedir. Taşçı işaretleri; taş kesen/şekillendiren ustalar tarafından, kimliklerini belirtmek, ödeme alabilmek amacıyla yapılan işi göstermek ya da kestikleri taşın boyutlarını veya taşın kullanılacağı yeri belirtmek maksadıyla kazınarak ya da boyanarak taş üzerine işlenen işaretler şeklinde tanımlanabilir. Antik Dönem ve Orta Çağ Avrupası'ndaki kullanımlarına ilişkin çeşitli araştırmalar bulunmakla birlikte Anadolu Türk mimarisinde taşçı işaretleri konusu derinlemesine ele alınmamıştır. Özellikle Anadolu Selçuklu dönemi mimarisinde birçok yapıda karşılaşılan taşçı işaretleri, yapıların birbirleriyle olan üslup benzerlikleri ve dönemin inşa faaliyetleri ile bina etme süreci hakkında mevcut sorunların çözülmesine önemli katkılar sağlayabilir. Bu tez çalışmasında, Anadolu Selçuklu döneminde 1200-1250 yılları arasında inşa edilmiş 44 kervansaray incelenmiş bunlar arasında 28'nin taşçı işareti barındırdığı tespit edilmiştir. Bu 28 yapıdaki taşçı işaretleri saha çalışmalarıyla belgelenmiş, bir araya getirilerek tasnif edilmiştir. Ayrıca bu tasnife, konu kapsamına alınmayan yapılarda, diğer araştırmacılar tarafından tespit edilen işaretler de dahil edilmiştir. Bir araya getirilen bu veriler üzerinden taşçı işaretlerinin mahiyeti çözümlenmeye çalışılmış, Anadolu Selçuklu mimarisine yapacağı katkılar somut bilgiler üzerinden değerlendirilmiştir.

Anadolu SelçuklularıAnadolu mimarisiKervansaraylar+3
Ali Riza Bilgin
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Konya'daki geç Osmanlı dönemi ahşap minberleri

Bu çalışma Konya'da Geç Osmanlı dönemine tarihlenen ahşap minberlerin tespit edilip, form, teknik ve süsleme özelliklerinin tanımlanarak, Türk-İslam sanatı içerisindeki öneminin belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Buna bağlı olarak Konya'ya bağlı Ahırlı, Akören, Akşehir, Altınekin, Beyşehir, Bozkır, Çumra, Derebucak, Doğanhisar, Güneysınır, Hadim, Hüyük, Ilgın, Kadınhanı, Karatay, Meram, Sarayönü, Selçuklu, Seydişehir, Taşkent, Tuzlukçu ve Yunak olmak üzere 22 ilçede bulunan camiler incelenmiş ve özgün durumda 100 ahşap minber tespit edilmiştir. Minber, camilerde cuma ve bayram günlerinde hatibin hutbe okuduğu kürsüye verilen isimdir. İslam sanatında ihtiyaç doğrultusunda gelişim gösteren minberler, işlevsel olmalarının yanı sıra saltanat alameti olarak kabul edilmeleri nedeniyle dönemlerinin estetik anlayışına uygun olarak yapılmıştır. Bu bağlamda dönemlerinin birer temsilcisi konumundadır. Ancak zaman içerisinde doğal afet veya insan faktörü gibi çeşitli sebeplerle günümüze ulaşamaması, dönemin kültür ve sanat anlayışının yok olmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çalışmamız ilk olarak ahşap minberlerin belgelenmesi daha sonra detaylı bir şekilde tanımlanmasını amaçlamaktadır. Çalışmamız, "Konya'daki Geç Osmanlı Dönemi Ahşap Minberleri" ve "Değerlendirme" olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Ancak ilk olarak giriş başlığı altında, konunun tanımı, önemi ve sınırları belirlenmiş, kullanılan yöntem ve konuyla ilgili yapılan yayınlara değinilmiştir. Daha sonra minberin tanımı, gelişimi ve işlevi hakkında bilgi verilip minber elemanları tanımlanmıştır. "Konya'daki Geç Osmanlı Dönemi Ahşap Minberleri" adlı birinci bölüm, 18. ve 20. yüzyıl aralığında geniş yelpazede üretilen ahşap minberleri konu almaktadır. Burada ilk olarak minberin bünyesinde bulunduğu caminin tarihçesi, mimarisi hakkında bilgi verilmiş ve daha sonra minber oluşturulan bir şablon çerçevesinde detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde katalogda elde edilen veriler beş başlık altında değerlendirilmiştir. Değerlendirme "Minberlerin Yapı İçindeki Yeri", "Minber Elamanları", "Tarihlendirme", "Uygulanan Teknik" ve "Süsleme" olmak üzere beş başlıktan oluşmaktadır. Son olarak yaptığımız çalışma sonucunda elde edilen veriler ortaya konulmuş ve çalışmamız tamamlanmıştır.

AhşapAhşap eserlerCamiler+4
Ayşe Nur Taşdelen
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

1880-1980 yılları arasında Türk resim sanatında aşk teması

Bu çalışmada, 1880-1980 yılları arasında Türk resim sanatında üretilmiş aşk temalı eserler incelenmiştir. Yüz yıllık uzun bir dönemi kapsayan bu süreçte birçok ressamın eserleri taranmış ve konuya uygun olanlar tespit edilerek çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma; "Giriş", "1880-1980 Yılları Arasında Sanat Ortamı", "1880-1980 Yılları Arasında Aşk Teması", "Değerlendirme ve Karşılaştırma" ve "Sonuç" olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. "1880-1980 Yılları Arasında Sanat Ortamı" başlıklı bölümde, yüz yıllık süreç içerisinde sanat ortamında yaşanan gelişmeler ve değişimler ele alınmıştır. Çalışmanın ana bölümü olan "1880-1980 Yılları Arasında Aşk Teması" bölümünde ise tespit edilen eserlerin biçimsel ve konusal olarak açıklamaları yapılmıştır. "Değerlendirme ve Karşılaştırma" bölümünde, eserler Konu, Malzeme ve Teknik, Figür Kullanımı ve Ressamlar başlıkları altında değerlendirilmiş; böylece eserlerin farklı tarz ve kaynaklara dayalı çeşitliliği ortaya konulmuştur. Karşılaştırma kısmında ise, Türk resim sanatı dışında üretilmiş aşk temalı eserlerden çalışma içerisinde yer alan eserlere benzer olan resimlerin çalışma kapsamındaki eserlerle karşılaştırılarak benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır. Sonuç bölümünde ise, incelenen eserlerin dönemsel değişimleri, Türk resim sanatında aşk temasının yeri ve bu temanın yaygınlığı değerlendirilerek genel bir çerçeve sunulmuştur.

Sanat tarihiTürk resim sanatı
Samet Kenar
Selçuk University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hayali düzen

İnsanoğlu, kalabalık toplumlar oluşturdukça bu toplumları oluşturan bireyleri birbirine ve topluma bağlamak ve mevcut toplumsal yapının etkin bir şekilde devam edebilmesini sağlamak için, Hayali Düzen adı verilen üst anlatılar icat etmişlerdir. Hayali Düzen, tarih boyunca, imgeleri kullanarak insanın topluma ve kendisine bakışındaki pek çok şeyi belirlemiştir. Toplumun imgeler üzerine etkin bir şekilde düşünen bir üyesi olan sanatçı da Hayali Düzen anlatılarından bağımsız değildir. Ancak kendi dünyasını bununla sınırlandırmak zorunda değildir. Hayali düzen(ler) tarih boyunca etkin oldukları toplumlarda gerçeğin nasıl algılandığını belirlemişlerdir. Kabul edilmiş gerçekliğin sınırları hayali düzen çerçevesi içinde kalmıştır genel olarak. Bunu tarihsel süreç içindeki sanatsal çalışmaların kısa bir değerlendirilmesiyle göstermek mümkündür. Günümüze kalan sanatsal çalışmalar, yapıldıkları dönemin ruhunu ve elbette hayali düzenini yansıtırlar. Sanat eserlerinin anlattıkları "hikâyeler" buna göre şekillenmiştir. Oysa özellikle çağdaş döneme yaklaştıkça insanoğlu bu üst anlatının varlığını daha çok fark etmeye başlamışlardır. Özellikle aklın egemenliği artmaya başladıkça toplum ve sanatçılar üst anlatıların işlevlerini bazen bilinçsiz bir şekilde olsa da, ama mutlaka, sorgulamaya başlamışlar ve bu sorgulamalardan büyük değişimler devşirmişlerdir. Amacım, gerçeklik ve hayali düzen kavramlarına kısa, ama toparlayıcı bir bakış attıktan sonra, özellikle günümüz sanatçılarının işlerinde ve elbette kendi çalışmalarımda hayali düzen'in etkisini sorgulamak, en azından görmeye çalışmaktır.

GerçeklikHayali düzenSanat+5
Perihan Akay Söğütlü
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Wassily Kandinsky'nin sanat tanımı

Wassily Kandinsky'nin Sanat Tanımı bu tezin özünü oluşturmaktadır. Sanatçının yaşamından kesitler, yapıtları ile yaşadığı dönemin kültürel, sosyal ve siyasal çerçevesi içinde değerlendirilmesi, sanat kuramına bakışı, yapıtlarından ve yazılarından yola çıkarak sanatı tematik, spiritüel, soyut ve renk olarak tanımlama şekli incelenecektir. Modern sanatın gelişmesinde üstlendiği öncü rolün daha net kavranması sağlanmaya çalışılarak, ortaya konan veriler ışığında, Kandinsky'nin kuramsal yazı ve yapıtlarında sanatı nasıl tanımladığının aydınlığa kavuşması amaçlanmaktadır

Kandinsky, VassilySanatSanat akımları+4
İznur Bayramin
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İngiltere ve Osmanlı Devleti'nde sanayi devrimi ve form algısı

Bu tezin temel amacı, Sanayi Devrimi'nin sonucunda değişen sanat algısını İngiltere ve Osmanlı Devleti örneği üzerinden değerlendirmektir. Bu tezde öncelikle Sanayi Devrimi öncesi sanat ve zanaat algısı ve ilişkileri sunulmuştur. Sanayi Devriminin kısaca tanımlanmasından sonra İngiltere'de Kraliçe Victoria Dönemi'nde Sanayi Devrimi sürecindeki yaşanan toplumsal değişimler ele alınmıştır. Sonraki bölümde İngiltere örneği üzerinden Sanayi Devrimi sonrasında sanat/zanaat alanlarında sanayileşmeden kaynaklanan problemler hakkında bilgi verilmektedir. Tezin devamında ortaya çıkan sorunlar ve değişimlere karşı çözüm getirmeye çalışan kişiler ve akımlar hakkında bilgi sunulmuştur. Ayrıca, tasarım/sanat/zanaat alanlarını sanayi ile yakınlaştırma çabalarına değinilmiştir. Daha sonraki bölümde Osmanlı Devleti'nin sanayileşme çabaları incelenmiş, Batılılaşma öncesi Osmanlı Devleti hakkında bilgi sunulmuş; ve 19. yüzyıldaki değişimler tartışılmıştır. Son olarak bir değerlendirme sunulmuştur.

El sanatlarıEndüstri DevrimiEndüstrileşme+5
Birrin Pakman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Beden kullanımı ve performans sanatı

Bu çalışma İlkel Kabilelerin ayinlerinde yapılan danslar temelinde ele alınarak modern zamanlara gelinen süreçte Performans ve Beden Sanatı bağlamında eylemselliğin sanat olduğu görüşünü ileri sürmektedir. Çalışma, geleneksel sanat estetiğine karşı gelerek sanatın avangard önermesiyle hayat sanat sınırını ortadan kaldıran yaklaşımlar ışığında sanatsal pratiklerde bedenin doğrudan malzeme olarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen eylemsel odaklı oluşumlara dayanmaktadır. Çalışma sürecince bedenin sahibi kim sorunsalının cevabı aranarak bedenin bir başkaldırı aracı olarak kullanılması yoluyla gerçekleştirilen Performans Sanatının nitelikleri incelenmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesini Michel Foucault ve Pierre Bourdieu düşünürlerinin biyo-iktidar, panoptikon ve habitus gibi kavramları oluşturmaktadır

BedenBiyoiktidarEstetik+7
Eda Şenkan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten günümüze Diyarbakır İçkale ve yapıları

Mezopotamya'nın Bereketli Hilali içerisinde yer alan kadim Diyarbakır kenti, ilk yerleşik hayatın başlangıç noktasından günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği ve başkentlik yapmıştır. Diyarbakır suriçi tarihinin başlangıç noktası Hurri-Mitani medeniyetinin yerleştiği, yaşam sürdüğü Amida höyük'tür. Surun ilk kara bazalt taşları bu noktada birbiriyle buluşup, Diyarbakır kentini oluşturmuştur. İmparatorluklara ev sahipliği yapan Diyarbakır kentinin yöneticilerini ağırladıkları kısım geçmişten günümüze Amida Hüyük'ün de içinde bulunduğu Diyarbakır Surlarının kuzeydoğusunda bulununan İçkaledir. Bu çalışmada Diyarbakır İçkale içerisinde Diyarbakır'a gelip geçmiş medeniyetlere ait mimari izler ortaya çıkarılıp, değerlendirildikten sonra kronolojik şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Diyarbakır kentinin çekirdeğini oluşturan İçkale'nin geçirmiş olduğu tüm evreler ve İçkale 'de mevcut tüm yapılar: kale, burç ve Artuklu Sarayı ayrıca günümüzde mevcut olan 5 kale kapısı, 2 ibadethane, 4 türbe, 10 kamu yapısı, 4 su yapısı ve kaynaklarda yer alıp günümüze ulaşamayan saray, dökümhane, hamam, cami, hastane vb. yapıların izleri sürülmüştür.

ArkeolojiArtuklularDini mimari+7
Adnan İş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kars Müzesi'nde bulunan Osmanlı Dönemi sikkeleri(18.yy-20.yy)

Devletlerin ayakta durmasını, varoluşlarını devam ettirmesini sağlayan en önemli unsur ekonomilerinin ne derece güçlü olduğudur. Ekonomik faaliyetlerin temeli de parayla kuruludur. Ekonomik faaliyetlere yön veren gücün para olduğu düşünülürse tezimizin konusunu oluşturan sikkelerin önemi ortaya çıkmış olacaktır. Sikkeler icat edilmeleriyle birlikte; devletlerin ekonomik durumlarını, sanatsal anlayışlarını, sosyal ve kültürel yapısını üzerinde taşımakla beraber ait olduğu hükümdarın gücünü de temsil etmiştir. Dayanıklılığı sebebiyle yüzyıllar öncesinin devletleri ile ilgili bilgilerin bozulmadan günümüze ulaşması bakımından tarihe en güvenilir kanıtlar sunan yazılı ve görsel kaynaklar arasındadır. Çalışmamızda Kars Müzesi'nde Bulunan Osmanlı Sikkelerinin incelenmesiyle Osmanlının 18.yy ile 20.yy arasındaki sanat anlayışını, kültürel zenginliğini ve sikkelerin malzemesi, ağırlığı gibi özelliklerinden yola çıkarak ekonomik durumunu incelenmesi bakımından önem arz etmektedir. Söz konusu tarihler arasını kapsayan Osmanlı sikkeleri incelenirken; Kars ili, Kars Müzesi ve Osmanlı sikkeleri konu edinilmiştir. Ayrıca tarihsel gelişimini incelemeye aldığımız sikkelerin form, bezeme, malzeme, darphane gibi özellikleri kendi dönemi içinde değerlendirilmiştir. Çalışmamıza konu olan sikkeler son olarak elde edilen bilgiler ışığında; Anadolu Selçukluları, İlhanlılar ve Germiyanoğulları sikkeleriyle benzer ve farklı yönlerden değerlendirilmeye tabi tutulmuş ve ortaya çıkan sonuçlar belirtilmiştir. Tezimize konu olan Osmanlı Dönemi sikkelerinin ait oldukları dönem itibariyle Devletin en karışık, çalkantılı ve zor dönemini temsil etmesi düşüncesinden yola çıkarak, bu çalışmamızın dönemi aydınlatma bağlamında yararlı olabilmesi amacıyla sayısının beş bini bulduğu zengin bir sikke yelpazesine sahip Kars Müzesiyle çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeoloji müzeleriArkeolojik eserler+4
Ayşe Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İznik Müzesi'nde bulunan Osmanlı dönemi sikkeleri

Sikkeler darbedildikleri ilk yıllardan itibaren alışveriş için kullanılan en önemli ödeme aracıdır. Sikkelerin üzerinde yer alan bilgiler ışığında, bastıran devletlerin sultanlarının tahta çıktığı yıllar, fethettikleri topraklar, ekonomik ve sosyal durumlarını gözler önüne sermektedir. Günümüzde gerek müzelerde bulunan gerekse yapılan kazılarda ortaya çıkarılan sikkelerin incelenmesiyle tarihte var olan sikke darp ettiren devletler hakkında daha çok bilgi edinilecektir. Osmanlı devletinin kurulduğu Marmara Bölgesi'nde yer alan İznik Osmanlı ve Osmanlı öncesinde de coğrafi konumu nedeniyle tarihte önemli bir yere sahiptir. Osmanlı döneminde I. Murad tarafından annesi Nilüfer Hatun adına yaptırılan Nilüfer Hatun İmareti günümüzde İznik müzesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda Osmanlı öncesi devletler tarafından basılan sikkeler kısaca anlatılmış, Osmanlı sikkelerinde kullanılan terimler, malzeme, darp tekniği, para birimleri ve darphaneleri hakkında bilgi verilmiştir. İznik Müzesi'ndeki 4200 Osmanlı sikkesi arasından seçilen sikkeler XIV-XX. yy. tarihleri arasında darbedilmiş 151 adet sikkenin dönemi, darp tarihi, yazı ve süsleme kompozisyonları farklı dönemde basılan sikkelerle karşılaştırılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanat Tarihi, Nümismatik, Sikke, Osmanlı, Para, İznik Müzesi

Sanat tarihiSikke
Aliye Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Portre sanatı ve seramik malzeme ile uygulamalar

Sanatta portre ele alınan önemli konular arasında yer almaktadır. Portreler sanat tarihinin başlangıcından günümüze kadar çeşitli amaçlara hizmet etmiştir. Tarih öncesi zamanlarda mağara resimleri ile başlayan betimlemeler zamanla varlıklı ailelerin portrelerine, sonra da halktan insanların portrelerine yer verilerek kullanılmaya başlanmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde sanat tarihinde portrenin kullanımı, portrenin ve otoportrenin tanımları, eser ve sanatçı örneklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde araştırmalar sonucunda yapmış olduğum tasarımların uygulama aşamalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölüm de seramik sanatında portre eserleri üreten Türk ve Yabancı sanatçılara yer verilmiştir. Bu sanatçıların seramik eserlerindeki portreleri incelenmiştir. Son bölümde ise araştırmalar neticesinde yapılan kişisel uygulamalara yer verilmiştir.

OtoportrePortreSanat tarihi+3
Oğuzhan Erdoğan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Terk edilmiş mekanın kalıcı burukluğu

Tarih sahnesinde gerçekleşen değişimler, mekân kavramını derinden etkilemiştir. Özellikle endüstrileşmenin etkisiyle dönüşen ev mekânı, bireyin mesken tutma arzusu gözetilmeksizin inşa edilmiştir. Modern dönemde rasyonel örgütlenme biçimlerinin tahakkümü ile inşa edilmiş yapılar, varlığın bölünen zamanının bir kısmında bulunduğu yerler olarak tanımlanabilir. Ancak öznenin sığındığı bir kabuk olan mekân, bulunmaktan çok ait olmak içgüdüsüne hizmet etmelidir. Çünkü bireyin aidiyeti mekân ile sürekli ilişki içerisindedir ve bu ilişki yapıyı kişileştirir. Bu nedenle terk edilmenin etkisiyle tıpkı birey gibi, mekanlar da yıkıma uğrar. Dolayısıyla rasyonellik yerini her zaman duyusallığa bırakmak zorunda kalır. Bu çalışma ile batının ve doğunun etkisiyle gelişen mekân tanımları üzerinden bir okuma yaparken, atıl mekanları sanat-mimarlık ilişkisi kapsamında incelemeyi amaçlıyorum. Sanat-mimarlık ilişkisi bağlamında sanat tarihinde önemli bir yere sahip olan Anarşist Mimari İnisiyatifi'nin (The Anarchitecture Group) çalışmalarını incelerken, terk edilmiş mekanların sanatçılar için önemini ele almayı amaçlıyorum. Bergson'a göre belleğin içerisine depolanmış ve madde ile benzerlik gösteren imgeler bulunmaktadır. Bu nedenle terk edilmiş mekanlar aracılığıyla anımsadıklarımız, belleğimizde imge-anı bağlamında yeniden inşa edilmektedir. Araştırma kapsamında ürettiğim çalışmalarda dijital üretim teknikleriyle bir anlatım dili oluşturmayı amaçlıyorum. Çalışmalarımı dijital üretimlerimin, teknik olarak çoğaltılabilir yapılarını mekanların geçiciliği ile ilişkilendirerek gerçekleştirmeyi hedefliyorum.

BellekGeçicilikMimari değişim+5
Songül Dalgakıran
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

1940-1950 arasında Türkiye'de kültür ve sanat

Bu çalışmada 1940'lı yıllar Türkiye'sinin kültür ve sanat ortamı, siyasi, sosyo-ekonomik gelişmeler ışığında mercek altına alınarak on yıllık bir dönemin dökümü yapılmıştır. 1940-1950 arasına denk gelen 10 yıllık dönem, İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığına ve CHP'nin iktidarda olduğu bir sürece karşılık gelmektedir. 1939-1945 yılları arasında yaşanan II. Dünya Savaşı, her ne kadar son ana dek savaş dışı tutumunu sürdürse de Türkiye'yi derinden etkilemiştir. Savaş ekonomisinin uygulandığı bu yıllarda toplumun eğitilmesi, kültür seviyesinin yükseltilmesi temel meselelerden sayılarak eğitim ve kültür alanında atılımlar yapılmıştır. Sanat, devlet tarafından desteklenmiş, büyük bir ilgiyle takip edilmiştir. Bilim, edebiyat ve sanat alanında koyduğu ödüllerle başarılı olan çalışmalar ödüllendirilmiştir. Devlet destekli sergilerinin yanı sıra sanatçı grup/birlik/cemiyetlerin sergileri, sanat eğitimi veren kurumların sergileri gibi pek çok sergi düzenlenmiştir. Sanat koruyuculuğunu üstlenen devleti yöneten erk, sergi açılışlarına katılarak halkın sanatla buluşmasına özendirici olmuştur. Özellikle 1932'den beri faaliyet gösteren Halkevleri ile Anadolu'nun pek çok yerinde sanat zevkinin aşılanması, yeni yeteneklerin keşfedilmesi, sanatçıların teşviki sağlanmıştır. Dönemin sanatçı yetiştiren tek kurumu olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi başta olmak üzere Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-iş Şubesi, Kız Sanat Okulları, Köy Enstitüleri ve Halkevleri ile toplumun geniş bir kısmında sanat bilgisinin çoğalması ve sanatın halk arasında yayılması için uğraş verilmiştir. II. Dünya Savaşı'nın da etkisiyle içe kapanmanın ve ulusal sanata dönüşün yaşandığı bu yıllarda milli/ulusal sanat tartışmaları hız kazanmış, sanat ortamında sanatın temsil sorunu, sanatçının devlet ve özel sermayedeler tarafından desteklenmesi, sergi mekânlarına duyulan ihtiyaç, sanat eleştirisi ve eleştirmen sorunu, eski-yeni sanat tartışmaları gibi konu ve tartışmalar gündemi belirlemiştir. Sanatçı grup/dernek/birliklerinin etkin olduğu bu süreçte süsleme sanatları ve el sanatları önem kazanarak millî motifler resmin içine sokulmuş; sanatçılar İstanbul temelli konu repertuvarından uzaklaşarak Anadolu gerçeğine ve insanına odaklanmıştır. Anahtar Sözcükler: 1940'lı Yıllar Türkiye'si, II. Dünya Savaşı, CHP, Milli/Ulusal Sanat, Sanat Kurumları ve Etkinlikleri

Cumhuriyet Halk PartisiDünya Savaşı IIKültür+4
Esra Özkan Koç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat tarihinin yeniden yorumlanması yöntemiyle gerçeküstü bir oyun kavram tasarımı

Oyunlar, bilgisayar teknolojisinin son elli yıldaki gelişimi nedeniyle sadece eğlence nesneleri olmaktan uzaklaşarak eğitim, bilim, sanat ve felsefe yönleri güçlenmiş etkileşimli deneyim ürünlerine dönüşmüştür. Yeni teknolojik olanaklar oyunların görsel tasarımının, bu deneyimi üst düzeyde destekleyebilecek yaklaşımlarla üretilmesinin gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu nedenle oyun geliştiriciler kavram tasarımı ve kavram sanat üretimi süreçlerine önceki zamanlardan çok daha fazla özen göstermektedir. Geliştirici firmalar arasındaki özgün üretim merkezli rekabet nedeniyle pek çok mimari, coğrafya, çağ, kültür, siyasi ve dini felsefe yorumlanarak çeşitli oyunların görsel sermayesi haline getirilmektedir. Sanat tarihi ve akımları da bu çabanın yürütüldüğü araştırma alanlarındandır. Çalışmanın amacı, bilgisayar oyunu kavram tasarımında sanat akımlarının nasıl yeniden yorumlandığını açıklayarak, özgün bir oyun kavram tasarımı örneği geliştirmektir. Tez çalışmasının birinci bölümünde oyunların tarihçesi, grafik yapısı, görsel üretim süreçleri, ikinci bölümünde oyun kavram sanatının tarihçesi ve üretim teknikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde oyun kavram tasarımında sanat akımlarının nasıl yorumlandığı, sanat akımlarının özelliklerine değinilerek, akımlara ait eserler ile oyun kavram tasarımı öğeleri karşılaştırılarak, çeşitli oyun türlerine ait örneklerle incelenmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde, Gerçeküstücülük akımının görsel dili ve düşünsel temaları yorumlanarak özgün bir üç boyutlu açık dünya rol yapma oyununun kavram tasarımı üretilmiştir.

Bilgisayar oyunlarıGrafik sanatlarKavramsal sanat+6
Oğuz Tunç
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Modern/çağdaş seramik sanatı: Türkiye'de seramiğin öyküsü

Güzel Sanatlar Akademi'sinde bir seramik atölyesinin kuruluşu (1929), modern Türk seramik sanatının başlangıcını işaretler. Tarz olarak Art Déco'nun öne çıktığı erken Cumhuriyet dönemi seramik sanatı işlevselliğe dayalı ve endüstri-odaklıdır. Uzak Doğu ilhamlı kap temeline dayanan modern stüdyo seramikçiliği anlayışının ilk kuşak seramikçiler üzerinde hemen hiçbir etkisi yoktur. 1950'lerde "yüzey-yönelimli" bir karaktere bürünen Türk seramik sanatı, heykel ve resim disiplinlerinin oluşturduğu bağlamın bir parçasına dönüşmeye başlar ve dönemin sanat ortamıyla aynı paralelde geleneksel kaynaklardan beslenen soyut bir biçim dilini benimser. 1960'lı yıllar, Türk seramik sanatının açık bir atılım içine girdiği, coşkun bir dönemdir. "Ulusallık/milli kültür" söylemleri, Türk çiniciliğine değerli bir miras olarak yaklaşan anlayışı pekiştirir. Bu doğrultuda dönemin seramik çalışmaları, övünülecek bir geçmişin modern uyarlamaları olarak görülür ve seramiğin Türk'ün öz malı olan bir sanat olduğu vurgulanır. Bu dönemin seramiklerinde Anadolu kültüründen beslenen süslemeci bir anlayış çok belirgindir. Türk seramik sanatının olgunluk dönemi olan 1970'li yılların seramikçileri, sanat-zanaat ayrımını belirsizleştiren, seramiği bir heykel malzemesi olarak gören anlayışı kendi tarzlarıyla çeşitlendirerek sürdürür. Yerel kaynaklardan beslenme anlayışı ağırlığını korumakla beraber, biçim dili açısından bir yalınlaşma da gözlemlenir. Toplumsal/insanî içerikli konuların da ele alınmaya başlandığı 70'li yıllarda, ayrıca, Türk seramikçilerin yurt dışı başarıları da artarak sürer. 1980'li yıllar Türk seramik sanatının endüstriyel ve geleneksel kayıtlardan neredeyse tamamen arındığı, seramiğin heykel yapılan bir malzeme olarak değerlendirildiği dönemdir. Geleneksel çini sanatına İslam sanatlarının bir kolu olarak yaklaşmaya başlanırken, Türk seramik sanatına/tasarımına/endüstrisine ilişkin kolektif amaçlar geride kalır. Bu dönemde seramik sanatçılarının temel meselesi, genel olarak, soyut/soyutlamacı bir anlayış içinde kalarak özgün bir form ortaya koymak çabasıdır. Seramik/heykel sorunsalına ve seramiğin statüsüne ilişkin söylem ve tartışmalar ortaya çıkar. Küreselleşme olgusun belirleyici olduğu 90'lı yıllarda Türk seramik sanatı belirgin bir dönüşüm geçirir. Kavramsalcı seramik pratiklerinin yaygın ve olağan hale gelişine, işlevselliğin olumlanması, figürasyonun kuvvetlenmesi ve bu dalın bir durgunluk evresine girdiğine dair söylemler eşlik eder. 20.yüzyıl Türk seramik sanatı, Batıdaki durumdan farklı olarak, "seramik-kap" olgusunun hiç de merkezi olmadığı, yüzey-yönelimli yaklaşım temelinde doğup gelişen kendine özgü bir seyre sahiptir.

Artistik seramikModern sanatSanat tarihi+1
Ersoy Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vasily Vereshchagin'in Rus resim sanatındaki yeri ve eserlerinde izlenen oryantalist etkiler

Bu araştırma XIX. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olan Vasily Vasilyevich Vereshchagin'in Rus resim sanatındaki yeri ve Türk-İslam sanatı etkili oryantalist eserlerini konu almaktadır. İlgili eserlerden 66 tanesi örneklem olarak çalışılmıştır. XIX. yüzyılda Avrupa'da Doğu ülkelerine ve kültürüne karşı özel bir ilgi söz konusu olmuştur. Bu ilgi bir akıma dönüşerek aynı yüzyılda pek çok sanatçıyı etkileyen oryantalizmi ortaya çıkarmıştır. Oryantalizm akımı zamanla yayılarak yalnızca Batılı değil, Doğulu sanatçıları da etkisi altına almıştır. Böylece Doğulu sanatçılar da kendi kültürlerine Batı gözü ile bakmaya başlamışlardır. Eserlerinde gezdiği Doğu ülkelerini tema olarak kullanan sanatçılardan biri de araştırmanın konusu olan Vasily Vereshchagin'dir. Sanatçı çocukluğundan itibaren aldığı askeri eğitim katkısıyla ilk eserlerini doğa ve savaş teması altında üretmiştir. Varlıklı bir ailede doğmasına rağmen özellikle toplumsal sorunlara eğilerek ürettiği eserleriyle dönemine damgasını vurmuştur. Adalet ve eşitliğe olan inancını eserlerinde her daim vurgulaması da sanatçıyı özgün kılan diğer özellikler arasındadır. Sanatçının St. Petersburg'ta Güzel Sanatlar Akademisi'nde klasisizm ve Paris'te ünlü Fransız ressam Jean-Léon Gérôme'dan oryantalizm ağırlıklı eğitim alması üslubunun aynı dönemde yaşayan diğer sanatçılardan farklı bir noktaya gelmesinde oldukça etkili olmuştur. Burada edindiği bilgiler vasıtasıyla gerçekçi tutumunu oryantalizmle ortak paydada birleştirerek Türk-İslam sanatı bağlamında da incelenecek değerli eserler ortaya koymuştur. Zira sanatçı eserlerini üretirken Doğu'dan; özellikle Türk-İslam mimarisinden, Türk insanından ve Türk kültüründen yoğun olarak beslenmiştir. Araştırmada literatür taraması yönteminden yararlanılmıştır. Rusça, İngilizce ve Türkçe kaynaklardan faydalanılarak sanatçının eserleri analiz edilmiştir. Bu araştırma vesilesiyle Vasily Vereshchagin'in duyarlı, adaletli ve gerçekçi bir sanatçı olarak Rus resminde ulaştığı konumun ve eserlerindeki Türk-İslam sanatını dünyaya tanıtmasının önemi ortaya çıkarılmıştır. Sanatçı 1904 yılında hayatını kaybetmesine rağmen eserleri izleyici üzerinde aynı çarpıcı etkiyi yaratmayı başarmaktadır.

Figüratif resimOryantalistOryantalizm+7
Damla Engin
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbrahim Balaban'ın Türk Resim Sanatındaki yeri ve resimlerindeki Anadolu betimlemeleri

Bu araştırma, 1921 doğumlu sanatçı İbrahim Balaban'ın Türk resim sanatındaki yerinin ve resmindeki Anadolu betimlemelerinin bütünsel olarak değerlendirilmesini amaçlamıştır. 1948 yılında Bursa Hapishanesi'nde tanıştığı usta şair Nazım Hikmet ile sanat eğitimine başlayan Balaban'ın sanat dönemleri ve resimlerinin konuları da araştırmanın alt problemlerini oluşturmuştur. Türkiye'nin siyasal ve toplumsal durumunun Balaban'ın sanatına olan yansımaları, araştırmanın çatısını oluşturan bir diğer unsurdur. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca Balaban'ın ailesiyle birebir görüşmeler yapılmış, oğlu Hasan Nazım Balaban'a, Balaban'ın hayatı ve sanatı hakkında çeşitli sorular yöneltilmiştir. Nazım Hikmet ile usta-çırak ilişkisi kendisine büyük değer katmış olmakla birlikte, Balaban'ın sanatsal başarısının önüne geçmiştir. Bu durum siyasi karalamaya maruz bırakılmasına, usta şairin gölgesinde anılmasına neden olmuştur. Bugüne kadar İbrahim Balaban'ın eserleriyle kapsamlı bir bilimsel araştırmaya konu edilmemiş olması bu araştırmayı adeta zorunlu hale getirmiştir. Köy kültüründen gelen Balaban'ın, Anadolu'yu ve Anadolu halkını anlatan resimlerinde, çeşitli sanat akımlarından izlere rastlanmaktadır. Dolayısıyla Balaban'ın sadece Naif Sanat anlayışıyla resim yapan bir ressam olduğu algısı doğru değildir. İbrahim Balaban'ın sanatında görünen özgünlük, yöresellik ve üslup çeşitliliği, sanatçının sanatın pek çok dalına hâkim olmasının başlıca sonucudur. Avrupa'da da tanınan, sergiler açan ve sayısız ödüle layık görülen Balaban, Anadolu'yu ve Anadolu halkını günümüzde en iyi şekilde temsil eden sanatçıların başında gelmektedir. Bu araştırma ile Balaban'ın kişilerden ve mekânlardan bağımsız olarak kendi kendini var eden ve yenileyen büyük bir sanatçı olduğu ve Türk sanatındaki haklı yeri ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın yapıldığı yıl 96 yaşında olan İbrahim Balaban, ileri yaşına rağmen atölyesinde sanatsal çalışmalarına devam etmektedir.

AnadoluBalaban, İbrahimHalk resim sanatı+6
Zeliha Sevda Yavuz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta dijital dönüşüm ve kripto sanat

Dijital teknolojilerin hızla gelişmesi ve sanat dünyasının dijital alanlara doğru genişlemesi, sanatın nasıl üretildiği, sunulduğu ve tüketildiği konusunda köklü değişiklikler getirmiştir. Bu değişim beraberinde sınıflandırılması güç, yeni sanat alanlarının doğmasına, yeni kavramların ortaya çıkmasına ve tartışılmasına neden olmaktadır. Özellikle, dijital sanat alanında yenilikçi bir teknolojiye sahip altyapısı ve sunduğu olanaklar ile son zamanlarda dikkatleri üzerine çeken kavramlardan birisi de kripto sanattır. Henüz çok yeni ve gelişmekte olan bir kavram olarak, kripto sanatın, tanımı, kapsamı, amacı, fikirsel altyapısı, özellikleri ve sanat dünyasına etkileri konusunda devam eden tartışmalar, araştırmanın nedenini oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı; dijital sanatın, sanat tarihindeki yerini, günümüzde gerçekleşen hızlı yükselişiyle birlikte ortaya çıkan yeni sanatsal ifade biçimlerini, sanatsal değerler, özgünlük, mülkiyet ve erişim gibi temel konularla birlikte sanat kurumları, sanat piyasası ve sanatçılar üzerindeki etkilerini, sahip olduğu potansiyeli, sanatçı ve izleyici arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini araştırarak, dijital sanatta yeni bir kavram olan kripto sanatın, yenilikçi teknolojik altyapısını, yaratıcı süreçler, estetik değerler, kültürel etkiler ve piyasa dinamikleri bağlamında sanat dünyasına etkisinin araştırılmasıdır. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan bu çalışmada; teknoloji ve sanatın etkileşiminin daha da artarak devam etmesi nedeniyle, kapsamı sürekli genişleyen dijital sanatın, sadece teknolojik bir fenomen olmanın ötesinde, günümüzün en güçlü sanatsal ifade biçimlerinden biri haline geldiği, dijital sanat eserini yaratmanın, sergilemenin ve alıp satmanın yeni bir yöntemi olan kripto sanatın, henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen sanatçı, sanat eseri ve sanat piyasaları üzerinde yaptığı etki ve dönüşüm ile gelecekte dijital sanatın gelişimi açısından çok daha önemli bir unsur olacağı öngörülmektedir.

Kripto sanatıSanatSanat tarihi+3
Ömer Genç
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans Kapadokyası'nda keşişler, mekânlar ve bağlamlar

Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda yayılım göstermesiyle birlikte imparatorlukta Hıristiyanlara karşı baskılar artmıştır. Bu baskılar sonucunda, dinlerini daha özgürce yaşamak isteyen insanlarla birlikte keşişlik ve inziva yaşantısı başlamıştır. Filistin, Mısır topraklarında yayılım gösteren keşişlik, zamanla Mezopotamya, Suriye ve Anadolu topraklarına yayılım göstermiştir. Aziz Basileus ve beraberindeki Kapadokya Babaları ile Kapadokya'ya da uzanan inziva yaşantısı kayaya oyma mekânlarda karşımıza çıkmaktadır. Dünyadan el etek çekme, yaşamsal ihtiyaçlarını asgari düzeye indirgeyen keşişler bazen ayrı bazen birlikte inzivalarını yaşadıkları hücrelerde hem bireysel hem de birlikte ibadet etmişlerdir. Bazı örneklerde bir kilise içerisine oyulmuş ayrı bir mekânda, bazı örneklerde kilise yakınlarında kayaya oyma mekânlarda inzivalarını sürdürmüşlerdir. Kenobitik yaşama daha yakın olan bu inziva yaşantısı ile keşişler ilahi olan ile dünyevi algı arasında bir aracı olarak da görülmüşlerdir. Keşişin inzivasını yaşadığı mekân, keşişin inzivayı yaşama durumuna ve algısına göre biçimlenmiştir. Tez kapsamında Kapadokya'da Bizans Dönemi'ne ait keşiş hücrelerinden Zelve Ören Yeri'nde bulunan Paşabağları'nda Aziz Simeon Şapeli'nin üst katında ve Aziz Simeon Şapeli'nin doğusunda yer alan bir şapelin karşısında keşiş hücreleri bulunur, Ürgüp'e bağlı Cemil köyünde yer alan Keşlik Manastırı'nda 9 keşiş hücresi, Kızılçukur Vadisi'nde yer alan Üzümlü Kilise üzerinde keşiş Niketas'a ait olan bir hücre, Soğanlı Vadisi'nde yer alan Karabaş Kilise'nin dördüncü nefindeki oda, Güllüdere Vadisi'nde bulunan Ayvalı Kilise'nin üst bölümü keşiş hücresi ve Mavrucandere'deki Başköy yerleşimindeki keşiş hücresi incelenmiştir.

ArkeolojiBizans DönemiBizanslılar+7
Handan Çetin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İklim ve sanat bağlamında iklimin rönesans resim sanatına etkisi

Hava olaylarına bu denli kafa yormuş bilim insanları, mühendis ve filozofların yaşadığı Antik Çağ'a ışık tutan Rönesans aydınlarının ve sanatçılarının doğa, iklim, insan ilişkilerine ilgi duyduğunu düşünmek yanlış olmaz. Bu tez kapsamında öncelikle doğa, kültür, insan ilişkileri incelenecektir. Bu ilişki sonucunda iklimden Rönesans aydın ve sanatçılarının ne şekilde etkilenmiş olabileceği araştırılacaktır. İncelemede Rönesans'taki iklimsel koşullar irdelenecektir. Rönesans coğrafyası ve dönemleri temelinde resim sanatının aldığı iklimsel etkiler ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır. Dört ayrı Rönesans ressamı ve örnek yapıtları incelenmek suretiyle iklimsel bağlamda etkilenmeler açıklanacaktır.

Resim sanatıRönesans DönemiSanat+4
Nilüfer Şen
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupamerkezcı̇ bı̇r ı̇nşa olarak "İslamı̂ ı̇konoklazma tezı̇"nı̇n eleştı̇rel analı̇zı̇

Bu tez Müslümanların imge ile ilişkisini ikonoklazma kavramıyla açıklamaya çalışan yaklaşımların eleştirisidir. Müslümanların imgeye ile ilişkisini başka etnik, siyasi ya da dini grupların heykel, resim ya da sanat eserlerine verdiği tepkiden ayrıştıran yaklaşımlar bu tezde İslami İkonoklazma Tezi şeklinde kavramsallaştırılmıştır. Bu yaklaşımlar, çağdaş dönemdeki iki provokatif eylem üzerinden tartışılmıştır: Taliban'ın Bamyan Budalarını yok etmesi ve Danimarka Karikatürleri. Bu tezde, Avrupamerkezci bir iktidar söylemi olarak İslami İkonoklazma Tezi'nin soykütüğü sunulmuş, bu söylemin İslam ya da İslam'ın imgeye yaklaşımı ile değil, Avrupa'nın kimliğinin kuruluşu ile ilişkili olduğu savunulmuştur. Bu nedenle İslami İkonoklazma Tezi, Leibniz'den Kant'a, Hegel'den Riegl'e kadar Avrupa fikrinin kurucu figürlerinin Batılı Özne'nin teşekkül sürecini çevreleyen tartışmalarında sürekli karşımızda çıkan bir temadır. Bu söylem, İslam'ı Batı'nın radikal dışsallığı şeklinde konumlandırarak, İslam'ı zamansal ve mekânsal olarak ötelemektedir. Bu yüzden İslamî olan, Batılı varoluşun ikili karşıtlıklarındaki imtiyazsız ortak olarak temayüz eder: Sanat-İkonoklazma; Demokrasi-Fundemantalizm, Din-Sekülarizm. Bu nedenle, İslami İkonoklazma Tezi Sanat Tarihinin ve Estetiğin ortaya çıkışından, sanat normativitesinin oluşumuna, İslam Sanatı Tarihi'nden Müslümanların Avrupa'daki yerine kadar Avrupa'nın Avrupalılığını sorgulayan tüm tartışmalarda karşımıza çıkar. İslami İkonoklazma Tezi'nin Müslümanlar tarafından öz- oryantalistleştirme süreciyle içselleştirilmesi, bu söylemi kullanışlı bir alet haline getirmiştir. Bu tez, Müslümanların imge ile ilişkisini İslamî İkonoklazma Tezi çerçevesinde okumayı reddetmektedir. Bunun yerine, Müslümanlar açısından imgenin ontolojisini daha iyi takdir etmek için imgenin Avrupamerkezci kurulumu ile eleştirel bir angajmana girmeyi teklif etmektedir. Anahtar Kelimeler: İkonoklazma, Avrupamerkezcilik, Diskur

AvrupamerkezcilikEleştirel kuramOryantalizm+7
Nuh Yılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects