Beyaz yakalı
56 theses under this subject heading
Duygusal zekâ ve narsisizm arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Hızla değişen yaşam temposunda bireylerin hem özel hem de iş hayatlarında başarıya ulaşmaları ve sorunlara bir çözüm bulmaları sadece bilişsel zekâ ile mümkün olmamaktadır. Duygusal zekânın duyguları anlayabilme, kontrol edebilme ve empati yapabilme yetenekleri bireyler için bilişsel zekânın tamamlayıcı bir parçası niteliğindedir. Bireyselliğin artmasıyla beraber narsisist bireylerin de arttığı görülmektedir. Olumsuz yönleri kadar olumlu yönleri de bulunan narsisizmin, örgütlerde kontrol altında tutulmasının çalışanların ve örgütün yararına olacağı öngörülmektedir. Narsisizmin duyarsızlık ve empatiden yoksunluk özellikleri, narsisistlerin duygusal becerilerinin yetersiz olduğunu göstermektedir. Ancak büyüleyici bir retoriğe ve çekici liderlik özelliklerine sahip olan narsisistik bireylerin, başkalarını manipüle etme becerileri göz önüne alındığında duygusal bakımdan yüksek becerilere sahip oldukları görülmektedir. Dolayısıyla çalışmanın amacı bu iki önemli konunun birbiriyle olan ilişkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Denizli ilinde imalat sektöründeki 309 çalışana anket yöntemi uygulanmıştır. Bu bağlamda çıkan sonuçlar ışığında duygusal zekâ ile narsisizm arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki görülmüştür. Aynı zamanda duygusal zekânın ve narsisizmin demografik değişkenlerle olan ilişkisi incelenmiştir. Buna göre duygusal zekâ, cinsiyet ve eğitim durumuyla anlamlı bir ilişki gösterirken yaş ile herhangi bir ilişkisi saptanmamıştır. Narsisizmin demografik faktörlerle olan ilişkisinde yaş ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık görülürken, eğitim durumuyla herhangi bir ilişki görülmemiştir. Çalışmanın üçüncü amacı doğrultusunda beyaz yakalıların duygusal zekâları ve narsisizm özellikleri, yönetici olup olmamalarına göre incelenmiştir. Duygusal zekânın duyguları kullanma boyutu ile yöneticiler ve yönetici olmayanların arasında çıkan farklılığa göre yöneticiler, yönetici olmayanlara nazaran duygu kullanımı konusunda daha yeteneklidir. Narsisizmin otorite boyutu ile yöneticiler ve yönetici olmayanların arasında çıkan farklılığa göre ise yöneticiler, yönetici olmayanlara kıyasla daha otoriterdir.
Gaziantep'te beyaz yakalıların mobbing deneyimleri
Mobbing, çalışma hayatında bireylerin sıkça karşılaştıkları bir durumdur. Gaziantep'te beyaz yakalıların mobbing deneyimlerinin irdelendiği bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında, farklı mesleklere sahip olan on beş kadın ve yedi erkek ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışma genelinde, mobbing deneyimi toplumsal cinsiyet perspektifiyle ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Bu bağlamda beyaz yakalıların çalışma hayatındaki değişimlerine bağlı olarak konumları ele alınmıştır. Çalışma hayatındaki ast- üst ilişkilerinin keskinleşmesi, güvencesiz iş ilişkileri, aynı statüde çalışan bireylerin yükselme kaygısı, stresli, gergin ortam ve çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi mobbing deneyimini şekillendirmektedir. Bu çerçevede tezde mobbingin nedenleri, etkileri ve sonuçları çok yönlü olarak tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler:Mobbing, Cinsiyet, Beyaz Yakalılar, İş Hayatı, Gaziantep
Evaluation of healthy lifestyle behaviors among white-collar workers
Background/aim: To evaluate the level of healthy lifestyle and identify the relationship with socio-demographic charactertics among persons with high- class jobs. Because their susceptibility to diseases increases due to the responsibilities imposed on them, long-term professional pressures, and work stress that leads to an unhealthy lifestyle. The aim of this study is to evaluate the healthy lifestyle of people working in White-Collar Workers . Methods: The universe of this cross-sectional descriptive study consists of 2700 people working in White-Collar Workers in the institutions of the Iraq Diwaniya governorate. 384 people working in different fields were included in the sample of the study using the random sampling method. The data were collected by using a questionnaire form containing 9 questions prepared to determine the socio-demographic characteristics of the individuals and healthy lifestyle behavior scale II. Results: 37.8% of the research group is between the ages of 35-44, 58.2% are men, 47.4% have a doctorate degree, 44.3% work for 11 hours or more, 76.3% is overweight and 77.6% has a chronic disease. The mean total HPLP-II score was 2.42 ± 0.17. The lowest score of the scale belongs to the "stress management" subgroup (2.25 ± 0.11) and the highest score belongs to "spiritual growth" (2.73 ± 0.14). Conclusion: Employees have a low HPLP-II score. Research findings show that individuals working in White-Collar Workers are in the risky group in terms of healthy lifestyle behaviors. It is recommended that health care providers evaluate the risk group determined in terms of healthy lifestyle behaviors more carefully. Keywords: Healthy Lifestyle, Employees, Health Promoting Lifestyle Profile-II
Psikolojik sermaye bileşenlerinin sosyal kaytarma davranışına etkisinin incelenmesi: Beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
Bu çalışma ile çalışanların psikolojik sermaye bileşenlerinin, sosyal kaytarma davranışlarına ne şekilde etki ettiğini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Ege bölgesinde istihdam edilen 415 beyaz yakalıdan anket aracılığı ile veri toplanmıştır. Kullanılan anket formu katılımcıların demografik yapısını belirlemeye yönelik ifadeler ve araştırma değişkenlerini ölçmek için kullanılan iki ölçeğe ait ifadelerden oluşmaktadır. Araştırmada psikolojik sermaye ve bileşenleri ile sosyal kaytarma arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Katılımcıların psikolojik sermaye düzeylerini belirlemek için Luthans ve arkadaşları (2007) tarafından geliştirilen, Çetin ve Basım'ın (2012) dilimize uyarladığı psikolojik sermaye ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların sosyal kaytarma düzeylerini belirlemek için de Mulvey ve Klein (1998) tarafından geliştirilen Gök ve Koca (2016) tarafından dilimize uyarlanan kişinin kendi sosyal kaytarmasını ölçen ölçek kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda iki ölçeğin de geçerlilik ve güvenilirlik değerlerinin uygun olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik sermaye ve bileşenlerinin sosyal kaytarma ile negatif ve anlamlı ilişki içinde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca psikolojik sermaye ve bileşenlerinin sosyal kaytarmayı negatif yönde etkilediği de araştırmanın bir diğer bulgusudur.
Örgütsel demokrasi ve örgütsel muhalefet ilişkisi: Beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
Araştırmanın amacı, Ege ve Marmara Bölgelerinde, sanayi ve hizmet sektörlerinde istihdam edilmekte olan beyaz yakalı çalışanların örgütsel demokrasi algıları ile örgütsel muhalefet davranışları arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Araştırma sorunsalını çözümlemek amacıyla nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Öncelikle, ilgili bilimsel literatürün kapsamlı bir incelemesi yapılarak kuramsal temeller ortaya konmuş; bunu, oluşturulan hipotezlerin test edilmesi amacıyla yürütülen saha araştırması izlemiştir. Araştırmada veri toplamak için anket tekniğinden faydalanılmıştır. Kullanılan anket formu, iki ölçek ile örneklemin demografik yapısını belirlemeye yönelik soru formu olmak üzere üç temel bölümü içermektedir. Anketler, Mayıs 2014 ile Mayıs 2015 tarihleri arasındaki bir yıllık süreçte uygulanmış ve 387 kişilik bir örnekleme ulaşılmıştır. Örneklemin örgütsel demokrasiye ilişkin algısını ölçmek amacıyla, bir ölçek uyarlama çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçek, örgütsel demokrasiyi; yapısal faktörler, inisiyatif, bilgi paylaşımı, iletişim ve eğitim olmak üzere beş alt boyutta ölçmektedir. Örgütsel muhalefet olgusunun ölçümü için ise Kassing (1998) tarafından geliştirilmiş olan örgütsel muhalefet ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin orijinali; açık, örtük ve dışsal muhalefet olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Araştırma verileri, bundan bir miktar farklı olarak, dört boyutlu bir yapı ortaya koymuştur. Buna göre açık muhalefet boyutuna ilişkin maddeler, sorgulayıcı açık muhalefet ve yapıcı açık muhalefet olmak üzere iki boyut altında toplanmıştır. Her iki ölçeğin de geçerlilik ve güvenilirlik analizlerinden elde edilen sonuçlar olumludur. Araştırma sonucunda, örgütsel demokrasinin alt boyutları arasında en yüksek ortalamaya sahip olanın yapısal faktörler olduğu; bununla birlikte tüm boyutların ortanın üzerinde ve yüksek skorlara sahip olduğu görülmüştür. Buradan, demokrasiyi oluşturan unsurların, örgütlerde iyi seviyede varlık gösterdikleri anlaşılmaktadır. Araştırmaya katılanların en fazla tercih ettikleri muhalefet stratejisinin ise yapıcı açık muhalefet olduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, örgütsel demokrasi ile örgütsel muhalefet olguları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bir diğer önemli bulgu ise örgütsel muhalefetin örgütsel demokrasiyi açıklamada anlamlı bir değişken olduğudur. Buna göre, araştırma sonuçları, bir örgütte muhalefet düzeyinin artmasının, demokrasi algısının artmasına neden olduğunu istatistiksel olarak ispatlamaktadır.
Türk savunma sanayi firmalarında görev yapan beyaz yakalı ve mavi yakalı çalışan grupları arasında değişen iş algısı – Ankara ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Ankara ilinde bulunan Türk savunma sanayi şirketlerinde görev yapan beyaz yakalı ve mavi yakalı çalışan gruplarının iş algısına ilişkin deneyimleri, duyguları, düşüncelerini tanımlamak ve günümüzde değişen toplum özelliklerinin ilgili grupların iş algısına ne derece etki ettiğini belirlemektir. Bu kapsamda, nitel araştırma yöntemi ile çalışılmış, 53 kişi ile yüz yüze görüşme ve açık uçlu soru formları aracılığıyla veri toplama süreci gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi ise sonuçların hem temalara hem de alt temalara haritalanması ve kodlama yoluyla gerçekleştirilmiştir. İlgili grupların iş algısı, 8 temel tema (i. Bir Sektör Olarak Savunma Sanayi, ii. Bağlılık, iii. Kariyer, iv. İşin anlamı, v. Güven, vi. Kişisel Gelişim, vii. Aile, viii. Kendine Ayrılan Sürede Yapılan Aktiviteler) üzerinden ele alınmıştır. İlgili grupların genel iş algısı ve birbirlerine kıyasla iş algısına ilişkin ayrışan deneyimleri analiz edilmiştir. Bulgular, belirtilen teoriler çerçevesinde tartışılmıştır. İşin algısı konusunda, günümüz toplumuna ilişkin post- modern teorilerde öne çıkan iş hayatının anlamını yitirmesi, gerçekliğin bölünmüş doğrular etrafında örülmesi nedeniyle yaşanılan belirsizlik, kariyer anlamında hedefsizlik, esnek çalışma koşullarının oluşturduğu güvensizlik ortamına göre incelendiğinde Türk savunma sanayi firmalarının post-modern teorilerin öngördüğü koşulları çoğunlukla sağlamadığı görülmüştür. Hem beyaz yakalı çalışan grubu hem mavi yakalı çalışan grubu için iş algısı "anlam" ifade etmektedir. Bununla birlikte, ilgili iki grup ayrı ayrı analiz edildiğinde iş algısına ilişkin yaklaşım farklılıkları görülmüştür. Özetle, eski geleneksel kariyer modelleri ve yeni çok yönlü kariyer modelleri üzerinden iş algısı incelendiğinde Türk savunma sanayi çalışan gruplarında geleneksel kariyer anlayışının yaygın olarak hakim olduğu görülmüştür. Bu araştırma ile savunma sanayinde çalışan kişilerin iş algısını anlayarak bu konuda yapılacak çalışmalara öncü olabileceği düşünülmektedir. Ülkemiz için kritik öneme sahip savunma sanayi şirketlerinin çalışanlarının iş algısı dinamiklerini anlayarak ileride yapılacak politikalara teorik bir altyapı sunabileceği öngörülmektedir. Küresel, yüksek teknolojili, yeniden yapılandırılmış bir iş dünyasında, günümüzde birçok insan güvenlik, kariyer hayatında ilerleme ve emeklilik gibi geleneksel başarının ölçütlerini yeniden gözden geçirmektedir. Savunma sanayi firmalarında bu durum yaygın olarak görülmese bile günümüzde insanların değişen beklentilerine ayak uyduracak insan kaynakları politikaları incelenmelidir.
Liderlik tarzının yönetsel patoloji algılarına etkisi: Karaman ili gıda sektöründeki beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
Liderlik, örgütlerin gelişimlerine, öğrenmelerine yol açan, örgütlerin başarılarına ciddi katkılar sunan bir süreç, bir olgudur. Bu bağlamda çevresel değişimlerin hızlı yaşandığı, teknolojinin gelişim hızının bu denli arttığı, küresel dünyada ancak iyi liderlerin öncülük ettikleri örgütlerin başarıya ulaşması mümkündür. Yönetsel patolojilerin günümüz örgütlerinde sıklıkla baş göstermesi yönetsel patolojileri yönetim ve organizasyon alanında önemli ve güncel kılmaktadır. Yönetsel patolojilerle baş edemeyen örgütlerin başarılı olma ihtimalleri zayıftır. Bu nedenle, bu olası patolojilerin iyi bir liderlik tarzıyla doğru yönetilmesi önem arzetmektedir. Bu çalışmanın amacı, liderlik tarzının yönetsel patolojiler üzerindeki etkisini saptamaktır. Bunun yapılabilmesi için Karaman ilinde faaliyet gösteren yedi gıda işletmesi beyaz yaka çalışanları örneklem olarak seçilmiş, ilgili örneklemde yüz yüze anket tekniği kullanılmış, elde edilen veriler SPSS 22.0 ve Smart PLS programları vasıtasıyla analiz edilmiştir. Demografik değişkenler SPSS 22.0 programına girilerek yüzde ve frekans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın amacı çerçevesinde, liderlik tarzının yönetsel patolojiler üzerinde etkisinin olup olmadığının ortaya koyulabilmesi maksadıyla veriler Smart PLS 3.8 (Kısmi En Küçük Kareler) yapısal eşitlik modellemesi ile analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler neticesinde liderlik tarzının yönetsel patolojiler üzerinde etkili olduğu sonucu elde edilmiş, kurulan 10 hipotez ilgili örneklemde kabul görmüştür. Bu bağlamda, araştırmanın amacının gerçekleştiği sonucuna varmak mümkündür.
An overlooked connection: Work design quality and leadership intention
The present study investigated whether there is a connection between employees' perceived work design quality and their intention for a particular leadership position at their current organization. Mediator role of worries about leadership (WAL) and the moderator role of motivation to lead (MTL) were also examined. 350 white-collar employees (58% male, 41.4% female, and 0.6% other) in the US participated in the survey study through the Amazon MTurk. The results showed that there is a positive relationship between work design and leadership intention: as employees' work design quality increases, their intention to be a leader at the current organization increases. However, the mediation effect of WAL and the moderation effect of MTL were not significant. Post-hoc analyses were run to see if the mediation and moderation effects can be observed at the subdimensions of these two multidimensional constructs (i.e., WAL and MTL). The results of post-hoc analyses showed that none of WAL's subdimensions (failure, work-life balance, and harm) had a significant mediation effect and none of MTL's subdimensions (affective, normative, and non-calculative) had a significant moderation effect. Theoretical and practical implications, and future directions are discussed.
Beyaz yakalı Y kuşağı çalışanlarında iş motivasyonunun örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Şişecam çalışanları üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, beyaz yakalı y kuşağı çalışanlarında iş motivasyonunun örgütsel bağlılık üzerine olan etkisinin tespit edilerek, kişisel özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Tarama modeli niteliğinde olan bu araştırmanın örneklemi 260 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, çalışanların motivasyon düzeylerini ölçmek için Mottaz (1985) tarafından geliştirilen ve 2012 yılında Ersarı ve Naktiyok tarafından Türkçe'ye uyarlanan İş Motivasyonu Ölçeği ve çalışanların Örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek için Allen ve Meyer (1990) tarafından geliştirilen ve Wasti (2000) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Anket uygulaması sonucunda, iş motivasyonu ve alt boyutları ile örgütsel bağlılık ve alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca, iş motivasyonunun örgütsel bağlılık ve duygusal, devam ve normatif bağlılık anlamlı düzeyde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim düzeyi, yaş ve kurumdaki çalışma süresi arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, erkeklerin iş motivasyonu düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Beyaz yakalı çalışanlarda duygudurum, depresyon ve sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
'Sosyal medya bağımlılığı' ve 'depresyon'; günümüzde özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların temel sosyal problemlerinden biri haline gelmiştir. Akademik çalışmalardan iş dünyasına kadar birçok kesimin ilgi alanı olan sosyal medya bağımlılığı ile depresyon ilişkisi hala üzerinde tartışılması gerekn birçok konuyu barındırmaktadır. Bu çalışmanın amacı ise beyaz yakalılarda duygudurum depresyon ve sosyal medya bağımlılık düzeylerinin arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışma; 24 - 42 yaşları arasında ki özel şirketlerde çalışan 210 gönüllü il yapımıştır. Araştırmada Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Beck Depresyo Ölçeği ve Duygu Durum Ölçeği kullanılmıştır. Sanal tolerans düzeyi, sanal iletişim düzeyi, Sosyal medya bağımlılığı puanının ve Beck depresyon puanlarının kadınların erkeklerden yüksek olduğu saptanmıştır. Negatif duygu durum hariç diğer ölçek puanları ile yaş ve gelir durumu arasında negatif korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ölçeklerin birbirleri ile olan ilişkilerine bakıldığında Sanal tolerans puanı sırası ile sanal iletişim puanı, sosyal medya bağımlılığı puanı, Beck depresyon puanı ve negatif duygu durum puanı ile pozitif korelasyon gösterirken pozitif duygu durum puanı ile negatif korelasyon gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak; depresyon arttıkça sosyal medya kullanımı artmaktadır. Bu konuda geniş kohort çalışmaların yapılması gerektiği ve bu konuda ulusal önlemler alınması gerektiğini düşümekteyiz.
Mavi ve beyaz yakalı çalışan erişkinlerde algılanan yıldırma davranışı ve tükenmişlik düzeyi ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma mavi ve beyaz yakalı çalışan bireylerde algılanan yıldırma ile tükenmişlik düzeyi ilişkisinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Hazırlanan çalışmada yöntem olarak literatür taraması ve nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini Türkiye'nin Tekirdağ ve İstanbul ilinde yaşayan 20-40 yaşları arasındaki sanayi, fabrika ve özel sektörde faaliyet gösteren işletmelerde çalışan mavi ve beyaz yakalı olarak nitelendirilen bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu bireyler arasından seçilen 400 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın kavramsal bilgiler bölümünde literatürde yıldırma ve tükenmişlik kavramlarına ilişkin kitap, dergi, makale, yüksek lisans ve doktora tezleri incelenmiş ve oluşturulan başlıklar doğrultusunda çalışmaya aktarılmıştır. Araştırmanın uygulama bölümünde sosyo-demografik bilgi formu, İşyeri Zorbalığı Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak veriler toplanmış ve sonrasında toplanan veriler SPSS 22 programında analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre beden gücü ve zihin gücüyle çalışanlar arasında işyeri zorbalığı açısından anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Ancak sonuçlar zihin gücüyle çalışan erişkinlerin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeylerinin beden gücüyle çalışan erişkinlere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte sonuçlar beden gücüyle çalışanlarda kişisel başarıda düşme hissinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatürde ortaya koyulmuş araştırmaların sonuçları ile karşılaştırılarak tartışılmıştır.
Örgütsel sinizm ve örgütsel adalet algısının çalışanların örgütsel bağlılıklarına etkisi
Araştırmanın amacı, örgütsel sinizmin ve örgütsel adaletin çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerine olan etkilerini incelemektir. Tez çalışması dahilinde yapılan anket çalışmasında çalışılan sektör ve mevki ayrımı yapılmamış olup, araştırma katılımcılarının beyaz yakalı ve ücretli çalışan grubundan olması tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında toplam 49 soruluk bir anket oluşturulmuştur. Yapılan anket sonucunda toplam 382 katılımcıdan geçerli cevap sağlanabilmiştir. Sonuçlar SPSS istatistik programı kullanılarak güvenilirlik, geçerlilik, korelasyon ve regresyon yöntemleriyle analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarında bağımsız değişkenlerden birisi olan Örgütsel Sinizm'in Örgütsel Bağlılık üzerindeki bire bir ilişkilerde negatif yönlü etkisi bulunduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırmanın diğer bağımsız değişkeni olan örgütsel adaletin ise tüm alt boyutları ile örgütsel bağlılığı pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. İki bağımsız değişkenin birbirleri üzerine ilişkisi incelendiğinde ise sinizmin adalet algısını olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuç kısmında yöneticilere ve araştırmacılara bazı tavsiyelerde bulunulmuş ve araştırmanın sonuçları ile ilgili değerlendirme yapılmıştır.
Neoliberalizm ve küreselleşme sürecinde zihin emeği ve kol emeği
Emek kavramı tarihten bu yana toplumları sosyal, ekonomik ve siyasi yönden etkilemiştir ve etkilemeye de devam etmektedir. Emek konusunun uluslararası ilişkiler alanında ele alınması önemlidir. Özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda küreselleşmenin etkisiyle emek kavramının anlayışında ve uygulanmasında yaşanan dönüşümlerle ülkeler arasındaki işbölümü, rekabet anlayışı, üretim, tüketim ve ihtiyaç duyulan işçilerdeki aranan vasıflar konusunda değişimler yaşanmıştır. Özellikle küreselleşmenin neo liberalizmle birlikte emeğin dönüşümünde en etkili olduğu nokta kol emeği ve zihin emeği alanında olmuştur. İçinde yaşadığımız neo liberal küresel süreçte teknolojinin ve bilgi ekonomisinin etkisiyle yaşanan işçilerde aranan niteliklerin değişmesi ve kol emeğinden çok zihin emeğine ihtiyaç duyulması iki emek türü arasındaki ayrımı ortaya çıkartmıştır. Ancak, zihin emeği sarf eden ve bilgiyi işleyerek kol emeğinden ayrılan zihin emekçileri hiçbir zaman kol emekçilerinden daha ayrıcalıklı ve güvenceli bir konuma gelememiştir. Neo liberal küresel süreçte fabrikadaki kol emekçilerinden üniversitelerdeki zihin emekçisi akademisyenlere kadar önemli olan tek şey serbest piyasa mantığına uygun çalıştırılmaları ve kapitalist sistem tarafından sömürülmeleridir.
İş doyumu ve örgütsel bağlılık açısından beyaz yakalı personelde farklılaşma: Seramik sektöründe bir uygulama
Bu çalışmanın amacı seramik sektöründe çalışan beyaz yakalı personel arasında örgütsel bağlılık ve iş doyumu açısından farklılıklar olup olmadığını, örgütsel bağlılık ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Bu araştırma kuramsal bölüm ve uygulama bölümü olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Kuramsal bölümde iş doyumu kavramı çeşitli boyutlarıyla ele alındı. Yine aynı bölümde örgütsel bağlılık kavramı nedenleri, süreçleri ve sonuçları açısından ele alındı. Uygulama bölümünde ise seramik sektörü ele alındı ve Bilecik'te 302 beyaz yakalı çalışana sahip bir seramik firmasında 106 beyaz yakalı çalışan ile yapılan anketin sonuçlarına yer verildi. Demografik özellikler, örgütsel bağlılık ve iş doyumu değişkenleri arasındaki ilişkileri inceleyen analizler yapıldı. Çalışmada belirtilen temel sayıltı çerçevesinde ondört hipotez test edildi ve dokuzu kabul edilirken beşi ise reddedildi. Unvan ile iş doyumu, sektördeki kıdem ile iş doyumu ve firmadaki kıdem ile içsel iş doyumu arasında istatistik olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşıldı. Ayrıca fırmadaki kıdem ile örgütsel bağlılık, yaş ile örgütsel bağlılık, yaş ile normatif bağlılık, yaş ile devam bağlılığı, unvan ile normatif bağlılık, sektördeki kıdem ile normatif bağlılık arasında istatistik olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi. Ayrıca normatif bağlılık, devam bağlılığı, duygusal bağlılık bileşenleri ile içsel iş doyumu ve dışsal iş doyumu bileşenleri arasındaki istatistik olarak anlamlı ilişkiler olup olmadığı test edildi. Son olarak normatif bağlılık ve içsel iş doyumu arasındaki ilişkiyi daha ayrıntılı analiz etmek için regresyon analizi yapıldı. Bu analiz sonucunda normatif bağlılığın iş doyumunu % 18,9 oranında açıkladığı ortaya konuldu. Anahtar Kelimeler : İş Doyumu, Örgütsel Bağlılık, Seramik Sektörü, Beyaz Yakalı Personel
Beyaz yakalı kadın çalışanların işyerlerindeki mobbing (yıldırma) deneyimleri: Ankara'da beyaz yakalı kadın çalışanların maruz kaldıkları mobbing biçimleri, tecrübe ettikleri etkiler ve mobbing algıları üzerine bir nitel araştırma
Bu çalışmanın amacı, beyaz yakalı olarak tabir edilen ofis çalışanları arasında yer alan kadınların maruz kaldığı mobbing (yıldırma, bezdiri) olaylarının gerçekleşme biçimlerinin, mobbingin kimler tarafından gerçekleştirildiğinin ve olayın mobbing mağduru üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi; aynı zamanda mobbing mağduru olan beyaz yakalı kadın çalışanların işyerinde mobbing algılarının incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırmalar çerçevesinde istatistiğe dökülmesinin nispeten daha zor olacağı düşünülen mobbing olaylarına dair detayların da yakalanabilmesi ve mobbing mağdurlarının deneyimlerini kendi ifadeleriyle aktarmalarının sağlanarak mobbing algılarının tespit edilebilmesi amacıyla, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bu çerçevede Ankara ilinde çeşitli sektörlerde farklı görev ve kıdemlere sahip olan ve işyerinde mobbing mağduru olduklarını ifade eden 15 beyaz yakalı kadın çalışan, kartopu örneklem yöntemiyle seçilmiş ve bu kadın çalışanlarla yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Daha sonra mülakat kayıtları detaylı bir şekilde analiz edilerek kod, kategori ve temaları tespit edilmiş; buna göre araştırmaya katılan beyaz yakalı kadın çalışanların mobbing deneyimlerinin, tecrübe ettikleri etkilerin ve mobbing algılarının benzeşen ve ayrışan yönleri ortaya koyularak yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, beyaz yakalı tabir edilen ofis çalışanları için mobbing ciddi olumsuz sonuçlara yol açabilen oldukça yaygın bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Kişiyi işyerinde etkisizleştirmek veya işten ayrılmaya zorlamak amacıyla sistematik biçimde ve aylarca - hatta kimi vakalarda yıllarca - gerçekleştirilen bir psikolojik şiddet ya da zorbalık türü olan mobbing; çalışan motivasyonunu ve sağlığını tahrip ederek çalışanların performansını düşürebilmekte, işyerinin verimlilik ve kaynak kaybı yaşamasına yol açabilmekte, örgüt içerisinde toksik bir atmosfer oluşturabilmekte, örgütün ve/veya örgüt yöneticilerinin itibar kaybetmesine sebep olabilmekte ve nitelikli çalışanların işten ayrılmalarına yol açabilmektedir. Araştırmada, mobbinge karşı koruyucu, önleyici ve caydırıcı mekanizmaların çoğu zaman mobbing failleri tarafından göz ardı edildiklerine ilişkin bulgular da dikkat çekmiştir. Öte yandan görüşülen katılımcılara mobbing uygulayan faillerin konumları çeşitlilik arz etse ve failler her zaman yöneticiler olmasa da, mağdurların tamamı çalışılan işyerinin yöneticilerinin mobbingi önlemede sorumlu olduğunu düşündüklerini net bir şekilde ifade etmişlerdir. Buna göre bulguların üst kademeler teorisi ile örtüşen yönleri de yorumlanmaya çalışılmıştır.
Erken dönem uyum bozucu şemalar ve tükenmişlik arasındaki ilişkide mükemmeliyetçilik ve algılanan iş yeri sosyal desteğinin aracı rolü
Bu çalışmada, beyaz yaka çalışanların erken dönem uyum bozucu şemaları ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkide algılanan iş yeri sosyal desteği ve mükemmeliyetçiliğin aracı rolünün sınanması amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini çeşitli illerde yaşayan 22-61 yaş arası 170 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Algılanan Örgütsel, Yönetici ve Çalışma Arkadaşları Desteği Ölçekleri ve COVID-19 Pandemisi Kaygı Ölçekleri kullanılmıştır. Önerilen model Aracı Değişken Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonuçlarında çalışmaya dâhil edilen kopukluk, zedelenmiş otonomi ve yüksek standart şema alanları ile tükenmişlik arasında; mükemmeliyetçilik ve algılanan iş yeri sosyal desteğinin aracı rol oynadığı tespit edilmiştir. Diğer yandan diğerleri yönelimlilik şema alanı ve tükenmişlik arasında yalnızca mükemmeliyetçiliğin aracı rolünün anlamlı olduğu bulunmuştur. Ek olarak kopukluk, zedelenmiş otonomi ve yüksek standart şema alanlarından alınan puanlar yükseldikçe katılımcıların algıladıkları sosyal desteğin azaldığı ve tükenmişlik düzeylerinin arttığı görülmüştür. Son olarak, kopukluk ve zedelenmiş otonomi şema alanlarından alınan puanlar yükseldikçe katılımcıların mükemmeliyetçilik düzeylerinin arttığı ve bu yolla tükenmişlik düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulguların ilgili alanyazınla tutarlı olduğu bulunmuştur. Sınanan modelin sonuçları, mesleki tükenmişlik düzeyinin belirlenmesinde rol oynayan koruyucu önlemlerin niteliklerine işaret edebilir. Bu doğrultuda, bireyin deneyimlediği tükenmişlik ve beraberinde getirebileceği farklı belirtilerin sıklığı ve yaygınlığı azaltılması amaçlanmıştır.
Duygusal zekânın örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Savunma sanayi sektöründe beyaz yakalı çalışanlar üzerine bir araştırma
Değişimlerin ve yeniliklerin hızla gerçekleştiği günümüz rekabet çağında, örgütlerin kendilerini etkin bir yerde konumlandırmaları, rakiplerine göre avantajlı durumda olabilmeleri ve hedeflere ulaşabilmeleri için değişimlere ve yeniliklere aynı hızda ayak uydurmaları gerekmektedir. Artık profesyonel iş hayatı çok sayıda çalışanın yerinde veya uzaktan, yüksek etkileşim düzeyinde çalışmalarını gerektirmektedir. Böyle bir iş dünyasında verimli, huzurlu ve rekabete ayak uydurabilen, çevik, çalışan bağlılığı yüksek bir örgüt yapısının oluşturulması için kişinin kendisi ve başkalarının duyguları yönetebilen, çevresiyle uyumlu bir şekilde çalışabilen kısaca duygusal zekâsı yüksek çalışanların örgütte varlığının sağlanması gerekmektedir. Birçok araştırmaya göre duygusal zekâ çalışmasının yaklaşık 2000 yıl önce Platon'un "Bütün öğrenmelerin duygusal bir temeli vardır" vurgusuyla başladığı ileri sürülse de son dönemki çalışmalar duygusal zekânın gündelik ve iş hayatındaki etkinliğinin anlaşılmasıyla kavramın anlam örüntüsüne yeni boyutlar katmıştır. Eski çağlardan beri bilim insanları, filozoflar, araştırmacılar ve eğitimciler duyguların önemi veya önemsizliğini ispat etmek üzere çalışmalar yürütmüş, sosyolojik ve psikolojik açıdan incelemiştir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde, duyguların hayatımızın birçok alanını kontrol ettiğini ve duygusal zekâsı yüksek bireylerin sosyal hayatı ile birlikte iş hayatında da başka insanlarla iyi iletişim kurabildiklerini ve liderlik etme becerisine sahip olduklarını göstermektedir. Söz konusu çalışmada, son dönemde ülkemizde de yaygınlaşan duygusal zekâ kavramı ve duygusal zekânın örgütsel bağlılığa etkisi üzerinde durulmuştur. Araştırmanın amacı, savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların beyaz yaka çalışanlarının duygusal zekâ seviyelerinin örgütsel bağlılığa etkisini araştırmaktır. Araştırma, ilişkisel tarama çalışması niteliğinde olup, gerekli verileri toplamak amacıyla 107 beyaz yaka çalışanının demografik bilgilerinin yanı sıra duygusal zekâ seviyelerinin ölçülmesi için "Schutte Duygusal Zekâ Soru Ölçeği" ile "Allen ve Meyer Örgütsel Bağlılık Ölçeği" veri toplama aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 28 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, duygusal zekânın örgütsel bağlılık üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Böylece duygusal zekâ seviyesi yüksek çalışanların örgüte bağlılığının daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygu, Duygusal Zekâ, Örgütsel Bağlılık
Yiyecek hizmeti alan mavi ve beyaz yakalı çalışanların iş tatmini düzeylerinin beslenme durumuna etkisi
Bu çalışma yiyecek hizmeti alan mavi ve beyaz yakalı erkek çalışanlarda iş tatmini düzeyinin beslenme durumuna etkisinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Aralık – Nisan 2022 tarihleri arasında Ankara ilinde özel bir firmada çalışmakta olan 22-64 yaş arası yetişkin 138 erkek çalışan (69 mavi yaka-69 beyaz yaka) ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacıyla hazırlanan anket formu araştırmaya katılan bireylerin genel bilgileri ve antropometrik ölçümlerini saptamaya yönelik bir form ile İş Tatmini Ölçeği, beslenme kalitesini ölçmek ve beslenme durumlarını saptamak için Sağlıklı Yeme İndeksi-2010 ve Besin Tüketim Sıklığı Formu sorularını içermektedir. Yaş ortalaması beyaz yakalı çalışanlarda 36.6±10.23 yıl, mavi yakalı çalışanlarda 36.8±9.73 yıl olarak bulunmuştur. Beyaz ve mavi yakalı çalışanların beden kütle indeksleri (BKİ) sırasıyla; 26.4±2.98 ve 27.4±3.89 kg/m² olarak belirlenmiştir (p>0.05). Bel/kalça oranı ortalaması beyaz yakalı çalışanlarda 0.9±0.06, mavi yakalı çalışanlarda bu ortalama 1.0±0.06 olarak saptanmış ve bu fark istatiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Mavi yakalı çalışanların günlük enerji alımı ortalaması 2332.1±673.63 kkal ve beyaz yakalı çalışanların 2042.7±558.02 kkal olarak bulunmuştur ve bu fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Beyaz yakalı çalışanların günlük enerjinin karbonhidrat, protein ve yağdan gelen yüzdeleri sırayla; %40, %17.5 ve %42.5 iken bu oranlar mavi yakalı çalışanlarda sırayla; %46, %15.7 ve %38.4 olarak saptanmıştır. Günlük karbonhidrat, protein ve yağ tüketim ortalaması ile kadro durumu arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki (p<0.05) bulunmuştur. İş memnuniyetsizliği olan beyaz ve mavi yakalı bireylerin SYİ-2010 puan ortalamaları sırayla; 60.9±6.76 ve 62.9±3.32 olarak saptanmıştır. İş tatmini ölçeği puan sınıflaması ile SYİ-2010 puan ortalaması arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Bu araştırma, ülkemizde iş tatmini düzeylerinin beslenme durumuna etkisini inceleyen öncü çalışmalardan biridir. İş tatmini ve beslenme durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Bireysel kariyer planlamanın aşamalarından biri olarak hedef belirleme ve kariyer başarısı ilişkisi
Bu çalışmanın amacı bireysel kariyer planlamanın aşamalarından biri olarak hedef belirleme ile kariyer başarısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu kapsamda öncelikle yapılan literatür taraması doğrultusunda kariyer ve kariyer planlama kavramları tanımlanmış, bireysel kariyer planlama ve hedef belirleme süreçlerine değinilmiştir. Daha sonra hedef kavramı ele alınmış, hedeflerin birey ve çalışma yaşamına etkileri ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Son olarak da kariyer başarısı kavramı tanımlanmış ve kariyer başarısına etki eden unsurlara değinilmiştir.Çalışmanın araştırma boyutunda, merkezi İstanbul'da bulunan bir özel şirketin beyaz yaka çalışanlarına anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların bireysel kariyer planlama ve hedef belirleme düzeylerini ölçmek amacı ile Gould'un Kariyer Planlama Ölçeği, kariyer başarılarının nesnel boyutunu ölçmeye yönelik olarak aylık brüt maaş, terfi sayısı, pozisyon, kıdem gibi sorular, öznel boyutunu ölçmeye yönelik olarak da Kariyer Tatmini Ölçeği kullanılmıştır. Son olarak da katılımcılara, kariyer hedeflerini belirlemelerinde içsel faktörlerin ne ölçüde etkili olduğunu ölçmeye yönelik sorular sorulmuştur. Analiz sonuçları incelendiğinde cinsiyet, yaş, eğitim gibi sosyodemografik verilerin nesnel kariyer başarısını etkilerken, öznel kariyer başarısına anlamlı bir etkisinin olmadığı, diğer yandan bireysel kariyer planlama ve hedef belirlemenin nesnel kariyer başarısını olumlu yönde ancak düşük düzeyde etkilerken öznel kariyer başarısını yüksek düzeyde etkilediği belirlenmiştir. Ek olarak kariyer hedeflerini belirlerken içsel faktörlerin etkili olduğunu belirten çalışanların, içsel faktörlerin etkili olmadığını belirtenlere oranla kariyerlerinden daha fazla memnun oldukları saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Kariyer planlama, hedef belirleme, kariyer başarısı.
Neoliberalizm ve küreselleşme ekseninde beyaz yakalı emeğin dönüşümü: Nazilli'de özel dershanelerde çalışan öğretmenler üzerine bir araştırma
Bu tezin amacı, neoliberalizm ve küreselleşme ekseninde beyaz yakalı emeğin dönüşümünün, eğitim sisteminin piyasalaştırılması süreci ile birlikte özel dershanelerde çalışan öğretmenlerin sosyo- ekonomik koşulları üzerinden analiz edilmesidir. Araştırmada, Nazilli'de özel dershanelerde üniversiteye hazırlık grubunda çalışan ve mesleki kıdemi en az 3 yıl olan dershane öğretmenleri ile birebir görüşülmüştür. Verilerin toplanması, dershane öğretmenlerine anket ve görüşme formu biçiminde düzenlenmiş soru formu uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde, yüzde ve frekans tekniği kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise, katılımcıların konuyla ilgili söylemlerinde ortak olan ve farklılaşan noktalar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, dershane öğretmenlerinin çalışma koşullarından dolayı pek çok sorun yaşadıklarını göstermektedir. Özellikle iş güvencesinin olmaması, yoğun mesai ve ders saatleri, düşük maaş, sosyal güvenlik ve özlük haklarının göz ardı edilmesi dershane öğretmenlerini sosyo-ekonomik yönden olumsuz etkilediği gibi, geleceğe yönelik düşüncelerinde de karamsarlığa neden olmaktadır. Elde edilen verilerin çeşitli değişkenlere, katılımcıların söylemlerine, çeşitli kaynaklara dayanarak çözümlenmesi ile dershane öğretmenlerinin çalışma koşullarını etkileyen süreçler ortaya konmaya çalışılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Özel Dershane, Beyaz Yakalı Emek, Neoliberalizm, Küreselleşme
İyi oluş odaklı insan kaynakları yönetiminin çalışan dayanıklılığına etkisinde algılanan örgütsel desteğin rolü
Bu çalışmanın temel amacı, iyi oluş odaklı insan kaynakları yönetimi ile çalışan dayanıklılığı ilişkisini ve bu ilişkide algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolünü ortaya koymaktır. Üç bölüm olarak tasarlanan bu çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın temel kavramları olan iyi oluş odaklı insan kaynakları yönetimi, çalışan dayanıklılığı ve algılanan örgütsel desteğin kavramsal açıklamaları, öncül ve sonuçları belirtilmiştir. İkinci bölüm çalışmanın araştırma kısmına yönelik olarak hazırlanmış ve araştırmanın teorik arka planı, geliştirilen araştırma modeli, araştırma soruları ve o sorulara istinaden hazırlanan araştırma hipotezleri kuramsal gerekçeleri ile birlikte sunulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise araştırmanın yöntemi ve araştırmada kullanılan ölçekler, araştırmanın örneklemi, yürütülen analizler ve bulgular paylaşılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinin benimsendiği bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Analizlere geçmeden önce hali hazırda Türkçe uyarlaması mevcut olmayan iyi oluş odaklı insan kaynakları yönetimi ölçeğinin Türkçe uyarlama çalışması yapılmıştır. Çalışmada kullanılan tüm istatistiki analizler Jamovi programı yardımı ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Marmara Bölgesi'nde farklı sektörlerde çalışan 512 beyaz yakalı çalışandan oluşmaktadır. Verilerin analiz sürecinde tanımlayıcı istatistiki analizler, geçerlilik, güvenilirlik, korelasyon testi, düzenleyici (moderatör) etki ve basit eğim analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre iyi oluş odaklı insan kaynakları yönetiminin iş güvencesi, eğitim ve geliştirme, bilgi paylaşımı, iş kalitesi ve ilk amirle ilişki boyutları ile çalışan dayanıklılığı arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Düzenleyici etki analizi sonuçlarına göre de bahsi geçen beş boyutun çalışan dayanıklılığı ile ilişkisinde algılanan örgütsel desteğin pozitif yönlü, zayıf ve istatistiki açıdan anlamlı düzenleyici etkisi tespit edilmiştir. Belirsiz ve zorlu koşullar altında emeklerini ortaya koyan çalışanların iyi oluşlarının önemsendiği bir yaklaşım olan iyi oluş odaklı insan kaynakları yönetimi diğer insan kaynakları yaklaşımlarından ayrışmaktadır. Karşılıklı kazanç yaklaşımı çerçevesinde hem işletmelerin hem de çalışanların kazanımlar elde edeceği bir çerçeve sunmaktadır. Çalışan dayanıklılığı ise zorlu koşullar altında çalışmayı, mücadele etmeyi ve tekrar yeniden başlayabilmeyi ifade etmektedir. Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, bölgesel savaş, salgın hastalıklar gibi pek çok gelişme çalışanları ve işletmeleri oldukça zorlamaktadır. Dolayısı ile Türkçe kaleme alınmış olan bu ilk eserde, iyi oluş odaklı insan kaynakları yönetimi ile çalışan dayanıklılığı ilişkisinin ve bu ilişkide düzenleyici bir değişken olarak algılanan örgütsel desteğin incelenmesi literatüre yapılmış oldukça önemli bir katkı olarak düşünülebilir.
The moderating role of change efficacy on the relationship between change readiness and employee engagement for Arab employees in SMEs
The ongoing crisis of COVID-19 is considered as a rehearsal for the future of work. Indeed, working from home has become the new normal for many Arab employees across the Middle East for the first time. This study is attempting to investigate the moderating effect of change efficacy on the relationship between change readiness and employee engagement in an unplanned shift of work settings to working from home. Change readiness is a critical facilitator element for conducting any organizational change. Whereas, employee engagement, is a predictor of a variety of positive work outcomes such as performance thus it is key for organizations to maintain employee engagement during times of change. Change readiness and employee engagement are both essential aspects of managing a crisis. Moreover, change efficacy is the capacity of employees to enact changes, is a pragmatic variable for predicting behavioral change and performance, and it affects all types of change readiness. Consequently, these three factors are paramount to traversing such a sudden adjustment in work settings. Hence, studying them will provide valuable insights to bridge the existing research gap on the matter. A questionnaire of three measuring instruments was used to collect data for this study and was sent electronically to 425 Arab, white-collar, full-time, private-sector employees of SMEs for Arab employees. The findings of this study suggested the existence of a moderate relationship between change readiness and employee engagement and that change efficacy moderates the relationship in the context of unplanned change in SMEs for Arab employees.
Örgütsel bağlılığın çalışanların performansına etkisi: Özel sektörde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, örgütsel bağlılığın çalışanların performansına etkisini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, İzmir ilinde faaliyet gösteren özel bir işletmenin merkez binasındaki 167 beyaz yakalı çalışan oluşturmaktadır. Araştırma verileri, survey yöntemi ve anket tekniğiyle elde edilmiştir. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen analiz sonuçlarına göre, örgütsel bağlılık ile çalışan performansı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Demografik değişkenler ile örgütsel bağlılık ve çalışan performansı arasında ise çoğunlukla anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.
Tedavül, Taşı Beni, Herkes Esir Düşmüş: 2008 sonrası resesyonel filmlere dair bir analiz
As the impact of The Great Recession of 2008 has been felt severely by millions of people, "why" and "how" of the crisis became the topic of debate in almost every field. Number of films revolving around the crisis, whether explicitly focusing on The Great Recession or taking the scene designated by the crisis as a background for similar stories about white collar workers, have been made. The argument of this thesis is that, these narratives focusing on the crisis is a new cycle of films revealing a capitalist realist attitude, and can be named as "recessionary films." Under three main headings -ideology, structural columns, and crime/justice dichotomy- I analyze the narratives to explore their common thematic elements.