Büyüme

314 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ramsey modeli özelinde etkin büyüme ve tasarruf ilişkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmada normatif büyüme modellerinden Ramsey Büyüme Modeli incelenmiştir. Etkin büyümeyi optimum tüketime dayandıran Ramsey, modelini kurarken dinamik optimizasyon metotlarından faydalanmıştır. Dolayısı ile çalışma dinamik optimizasyon metotlarının teorisini ve iktisadi uygulamasını da içermektedir. Ayrıca Ramsey Büyüme Modeli'ne göre Türkiye etkin iktisadi büyümeye veya denk bir soru olan optimum tüketime ulaşabilmiş midir soruları cevaplanmaktadır. Bu bakımdan kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla serisi ile kişi başı özel tüketim nihai harcamaları serisine ait uzun dönemli ilişki zaman serisi analizi teknikleri ile araştırılmıştır. Ayrıca serilerin gelir grubu yüksek ülkeler için standart sapma değerleri ile Türkiye'nin ve aynı gelir grubunda bulunan Malezya'nın standart sapma değerleri karşılaştırılarak optimum tasarruf (tüketim) hakkında bilgi elde edilmiştir.

BüyümeBüyüme modelleriDinamik optimizasyon+7
Rabia Öcal
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Measuring pro-poor growth in Turkey

This study aims to answer to the question of whether the growth process in Turkey has been pro-poor for the 2003-2014 period. Towards this end, we first introduce the concept of pro-poor growth and then, we present four ways of measuring pro-poor growth, namely pro-poor growth index (Kakwani and Pernia, 2000), rate of pro-poor growth (Ravallion and Chen, 2003), poverty growth curve (Son, 2004), and poverty equivalent growth rate (Kakwani and Son, 2008). We apply these measures to Turkey by utilizing household budget surveys conducted by Turkish Statistical Institution. We found that growth has been pro-poor in absolute sense for most of the yearly periods. In terms of relative approach, we made varied conclusions even for the same year based on the usage of different poverty measures. However, there is one striking finding that ultra-poor people has gained less from growth when compared to less poor people. Lastly, we decomposed the change in poverty into growth and redistribution components and we found that the main factor of the change in poverty has been derived by the growth component and the effect of growth gets higher if we use PGI and SPGI to measure poverty. Besides, in terms of redistribution, the results suggest that redistribution has hurt the ultra-poor people most compared to less poor people.

GrowthEconomic policiesEconomic growth+2
Hikmet Kaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi – üretimi ilişkisi; Türkiye örneği

Gelişmiş ekonomiler, büyümeye devam ederken doğaya verilen zararı en aza indirmeye çalışmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı da bu çabanın temelini oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin de hede-fi istikrarlı büyümedir. Literatürde özellikle CO2 salınımının tehlikeli boyutla-ra ulaştığı 21.yy'ın başlarından sonra bu konuda yapılmış olan çalışmalar hız kazanmıştır. Konu üzerinde yapılan çalışmalara göre dört ana hipotez mevcut-tur. Bunlardan birincisi ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi ara-sında ilişki yoktur. İkinci hipotez ise yenilenebilir enerji tüketiminden ekono-mik büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisinin bulunmasıdır. Üçüncü hipo-tez, ekonomik büyümeden yenilenebilir enerji tüketimine doğru bir nedensel-lik ilişkisinin bulunmasıdır. Dördüncü ve son hipotez ise feedback (geribildi-rim) hipotezi olarak adlandırılır. Feedback hipotezi; yenilenebilir enerji tüke-timi ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir nedensellik bulunmasını ifa-de eder. Bu çalışmanın amacı Türkiye nezdinde yenilenebilir enerji tüketimi ile ekono-mik büyüme arsındaki nedensellik ilişkisinin incelenmesidir. Granger Neden-sellik Testi; 1980 – 2013 yılları arasındaki 2005 yılı sabit dolar ile ölçülmüş GSYH verileri ve 1980 – 2013 yılları arasındaki yakılabilir yenilenebilir enerji kaynakları ve atık enerjisi tüketimi verileri ile yapılmıştır. Test sonucunda teo-rik beklentilerden birisi olan ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketi-mi arasında, yenilenebilir enerjiden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Yenilenebilir enerji, Ekonomik büyüme, Granger Nedensellik Testi, Yeşil ekonomi, Çevre.

BüyümeEkonomik büyümeEnerji+5
Özgür Akçiçek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma harcamaları ve iktisadi büyüme arasındaki ilişkinin analizi:Türkiye örneğinde uygulamalı bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de savunma harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin analizini yapmaktır. Çalışmada; savunma hizmeti ve savunma harcamalarına ilişkin genel bilgilere, dünyadaki diğer ülkelerdeki savunma harcamalarına, Türkiye'de savunma harcamalarının genel durumuna ve finansman kaynaklarına, savunma harcamalarının ekonomik etkilerine, savunma harcamaları- büyüme ilişkisi üzerine ileri sürülen farklı görüşlere yer verilmiştir. Tezin araştırma kısmında Türkiye'nin 1987 - 2012 Yılları arasındaki büyüme oranları ve savunma harcamalarına ilişkin veriler baz alınarak Granger nedensellik testlerine yer verilmiştir. Granger nedensellik testi sonuçlarında savunma harcamalarının ekonomik büyümenin nedenlerinden biri olduğu ve ekonomik büyümeyi desteklediği ortaya çıkmıştır

Askeri harcamalarAskeri savunmaBüyüme+3
Ayla Özerdem
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birlik ülkeleri örneği

Küreselleşme son on yıllarda büyüyen bir olgudur. Bu küreselleşmenin, özellikle gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesine etkisi, çeşitli ampirik analizlerde ortaya çıkmıştır. Dünya ticareti ve doğrudan yabancı yatırımın %2'sinden azı ile Afrika küreselleşmenin dışında görünmektedir. Bu gözlemler, Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (BAEPB) ülkelerinde ekonomik küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisine bakmamıza neden oldu. Bu çalışma, 2000-2014 dönemini kapsayan bir panel seri çerçevesi kullanarak, küreselleşmenin BAEPB ülkelerinde kısa ve uzun dönemde ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ekonomik küreselleşmenin etkilerini yakalamak için iki tahmin yöntemi kullanılır: kısa vadeli etkileri incelemek için sabit etkiler modeli ve uzun vadeli etkileri yakalamak için dinamik bir panel modeli. Elde edilen sonuçlar küreselleşmenin ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini ve kısa vadede de %10'luk bir anlamlı sahip olduğunu göstermektedir. Uzun vadede, ekonomik küreselleşme ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir ve %5 anlamlıdır. Aslında, uzun vadede, ekonomik küreselleşmede %1'lik bir artış, ortalama olarak, %0.032 ile ekonomik büyümeyi artıracaktır. Bu sonuçlara dayanarak, yerel ekonominin uluslararası pazara açılmasının, BAEPB ülkeleri için uzun vadede daha üretken olduğuna karar verebilmektedir. Anahtar Sözcuükler: Küreselleşme, Ekonomik Büyüme, Sabit etkiler, GMM Sistem,BAEPB, Panel Veri.

Batı AfrikaBatı Afrika Devletleri Ekonomik TopluluğuBüyüme+4
Aymar Berenger Ismael Nana
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelir eşitsizliği ve ekonomik büyüme ilişkisi

Bu çalışmanın temel amacı gelir eşitsizliğinin ekonomik büyüme üzerinde bir etkisinin olup olmadığını tespit etmektir. Teorik çalışmalarda gelir eşitsizliği ve ekonomik büyüme arasında negatif ya da pozitif ilişki olabileceği veya herhangi anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı ileri sürülürken; ampirik çalışmalarda da teorik literatürle uyumlu olacak şekilde oldukça farklı sonuçların elde edildiği görülmektedir. Buna bağlı olarak bu çalışmada da gelir eşitsizliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi farklı gelir seviyelerinde bulunan ülkeler temel alınarak araştırılmaktadır. Eşitsizliğin ekonomik büyüme üzerindeki etkisini daha net bir şekilde ortaya koymak için 154 ülkeye ait 1980-2014 dönemini kapsayan veri seti ile düşük ve düşük-orta gelirli ile üst orta gelirli ve yüksek gelirli ülkeler için tahminler yapılmaktadır. Gelir eşitsizliğinde yaşanan değişimin ekonomik büyümeyi nasıl etkilediğine dair yapılan bu tahminlerde temel Solow büyüme modeli (1956) ve bu modele beşeri sermayenin de dahil edildiği Mankiw, Romer ve Weil (1992) modeli diğer bir ifadeyle genişletilmiş Solow büyüme modeli kullanılmaktadır. Çalışmanın genel bulguları, gelir eşitsizliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin ülkelerin gelir seviyelerine göre değişebileceğini göstermektedir. Düşük ve düşük-orta gelirli ülkelerde gelir eşitsizliğindeki artış ekonomik büyümeyi arttırırken üst-orta gelirli ve yüksek gelirli ülkelerde ise ekonomik büyümeyi azalttığını destekleyen kanıtlar elde edilmektedir. Anahtar Sözcükler: Gelir Eşitsizliği, Ekonomik Büyüme, Solow Büyüme Modeli, Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu.

BüyümeBüyüme politikalarıEkonomi politikaları+3
Seher Gülşah Topuz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Regülasyon ve büyüme

Devlet tarafından ekonomik faaliyetleri etkilemek için kullanılan regülasyonlar önemli politik araçlarıdır ve bu yolla ekonominin toplam çıktı kapasitesi etkilenebilir. Bu çalışmanın temel dayanağını regülasyonların ülkelerin büyüme performansı üzerindeki etkilerinin araştırılması oluşturmaktadır. Çalışmada ampirik olarak tutarlı sonuçlar ortaya koyan temel Solow model büyümenin önemli bir belirleyicisi olan beşeri sermayeyi içermediğinden, onun yerine hem bu değişkeni içeren hem de tutarlı sonuçlar üreten Mankiw, Romer ve Weil model kullanılmıştır. Bu model çerçevesinde regülasyonların büyüme üzerindeki etkisinin ölçülmesi için 27 OECD ülkesine ait 1975-2010 dönemini kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. Regülasyonlar, doğrudan ekonomik birimlerin kararlarını kısıtlayan kredi, emek ve reel piyasa regülasyonları endeksi ve piyasa yanlısı olan mülkiyet haklarının korunması ve hukuki yapı endeksi ile ifade edilmiştir. Statik ve dinamik panel veri modelleri yardımıyla yapılan analiz sonucu elde edilen bulgular, piyasaya doğrudan müdahalede bulunan yani piyasa oyuncularının kararlarını kısıtlayan regülasyonların büyüme üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Diğer yandan piyasanın etkin çalışması için gerekli ortamın tesis edilmesine yönelik olan piyasa yanlısı regülasyon uygulamalarının büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Regülasyon, Büyüme.

BüyümeEkonomik büyümeRegülasyon
Sultan Fatih Kostakoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

2008 kriz döneminde sanayi sektöründe yaşanan daralmanın büyüme üzerine etkisinin ekonometrik analizi:Türkiye uygulaması (2005-2016)

Sanayi sektörünün diğer sektörlerin gelişiminde lokomotif olması, ekonomik büyüme ile sanayi sektörü arasındaki ilişkinin bilinmesini önemli kılmaktadır. Sanayi sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içinde payının arttırılması ekonomik büyümeyi hızlandırırken, tersi durumun yaşanması ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve hatta geriletecektir. Özellikle kriz dönemlerinde sanayi sektörünün ne yönde etkilendiğini belirlemek geleceğe dönük politikaların oluşturulması ve gelecekte yaşanacak olası krizlerin etkilerini azaltabilmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2008 küresel ekonomik krizle birlikte Türk sanayi sektöründe yaşanan daralmanın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de ekonomik büyüme ile sanayi sektörünü temsilen sanayi üretim endeksi (SÜE), sanayide çalışılan saat endeksi (CSE), sanayide kişi başına üretim (KBU) ve sanayi ciro endeksi (SCE) arasındaki ilişki; 2005:Q1-2016:Q1 dönemi için üç aylık veriler kullanılarak VECM ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kısa dönemde tüm değişkenlerin büyüme üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönemde ise SUE, CSE ve KBU değişkenlerinin büyümenin nedenini oluşturduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre sanayi sektöründe yapılacak iyileştirmeler büyümenin üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Anahtar Sözcükler: Türk sanayi sektörü, Ekonomik büyüme, 2008 Küresel kriz,Granger Nedensellik, VECM analizi.

BüyümeBüyüme faktörleriEkonometrik analiz+6
Sevim Özkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide stresle başa çıkmanın aracılık rolü

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlki travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem, sosyal destek ve kaçınma odaklı başa çıkmanın aracılık rolünü test etmektir. İkinci amacı ise travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkma yollarını ve travma sonrası büyümeyi yaşamlarının hangi alanlarında deneyimlediklerini ortaya koymaktır. Karma modelde desenlenen bu araştırmada açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verileri Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla travma sonrası büyüme düzeyi yüksek öğrencilerden toplanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda 763, nitel boyutunda ise 12 öğrenciden veri toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri IBM SPSS ve AMOS Graphics programları aracılığıyla ve yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Ayrıca dolaylı etkinin anlamlılığını test etmek için bootstrapping işlemi kullanılmıştır. Nitel veriler ise NVIVO 11 programı aracılığıyla içerik analiziyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem ve kaçınma odaklı başa çıkmanın kısmi aracılık ettiği sonucu elde edilmiştir. Sosyal destek odaklı başa çıkmanın ise benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkiye aracılık etmediği gözlenmiştir. Bootstrapping işlemi sonrasında ise dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucu gözlenmiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkmada kullandıkları yollar problem, sosyal destek, kaçınma odaklı ve dine sığınarak başa çıkma olarak ortaya çıkmıştır. Travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma sonrası büyüme yaşadıkları alanlar inanç sistemi, insan ilişkileri ve kendilik algısında değişim olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Travma sonrası büyüme, Stresle başa çıkma yolları, Benlik saygısı, Karma Yöntem, Yapısal Eşitlik, Bootsrapping, Üniversite Öğrencileri

Başa çıkmaBenlik saygısıBüyüme+7
Fatma Dilek Tel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşmenin ekonomik büyümeye etkileri: Afrika ülkeleri örneği

Bu çalışma küreselleşmenin Sahraaltı Afrika ülkelerinin ekonomik büyüme oranları üzerinde arttırıcı ya da azaltıcı bir etkisinin olup olmadığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmada Sahraaltı ülkelerinin 1990-2014 yılları veri seti kullanılarak ekonomik büyüme modeli oluşturulmuş ve bu ekonomik büyüme modellerine küreselleşme değişkeni olan KOF küreselleşme endeks değeri, ekonomik küreselleşme endeks değeri, politik küreselleşme endeks değeri ve sosyal küreselleşme endeks değeri değişkeni eklenerek bu değişkenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi sınanmıştır. Dinamik panel veri analizi yöntemi ile yapılan ekonometrik analizde, modellerin tahmininde Arellano–Bover/Blundell–Bond dinamik panel veri tahmincisi kullanılmıştır. Bu tahminci GMM (Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi) tahmincisi olarak da bilinmektedir. Verilerin 36 Sahraaltı ülkesine ait olduğu çalışmada ekonometrik analize konu olan Afrika ülkeleri tüm Sahraaltı Afrika ülkeleri, düşük gelir seviyesine sahip ülkeler, alt orta gelir seviyesine sahip ülkeler ve üst orta gelir seviyesine sahip ülkeler olarak dörde ayrılmıştır. Elde edilen sonuçlar ise tüm Sahraaltı ülkelerinin sınandığı modelde ve düşük gelirli Sahraaltı ülkelerinin sınandığı modelde küreselleşmenin ekonomik büyümeye bir etkisinin olmadığı, alt orta gelir seviyesine sahip olan Sahraaltı Afrika ülkelerinde politik küreselleşmenin ekonomik büyümeyi arttırıcı yönde bir etkisi olduğu, üst orta gelir seviyesine sahip olan Sahraaltı Afrika ülkelerinde ise KOF küreselleşme endeksinin ve ekonomik küreselleşmenin ekonomik büyümeyi arttırıcı yönde etkisi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Denilebilir ki ülkelerin gelir seviyeleri yükseldikçe küreselleşme ekonomik büyüme üzerinde etkili olmaktadır.

Afrika ülkeleriBüyümeEkonomik büyüme+2
Eylül Kabakçı Günay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Crude oil, natural gas, politics, and economic growth: Impact and causality analysis in Caspian Sea region

The main objective of this study is to investigate the impact and causality of crude oil and natural gas with economic growth in Caspian Sea region. Alongside, analyzing the impact and causality of regional politics with crude oil and natural gas, and investigating the internal strengths and weaknesses as well as external opportunities and threats of the region are also the significant purposes of the study. Here, the study uses ordinary least square method and Granger causality test by considering time-series data from 1997-2015 to ascertain the impact and causality of crude oil, natural gas, politics, and economic growth. The results show that crude oil and natural gas has a significant impact on economic growth of the region. However, no significant regression model has been found considering the political variables which jointly has a significant impact on crude oil and natural gas. Now, considering Granger causality, from the economic perspective, GDP does granger cause crude oil price and export. It denotes that there is a unidirectional causal relationship between GDP and crude oil price, and GDP and crude oil export. Surprisingly, this direction is unlike for GDP and natural gas. Here, GDP and natural gas have opposite but unidirectional causal relationship—i.e., natural gas price and export do Granger cause GDP. On the other hand, considering political perspective, the findings of the Granger causality test show seven pairs which have a unilateral significant causal relationship between them.

GrowthNatural gasEconomic policies+7
S M Rashed Jahangır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstihdam yaratmayan büyüme: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı; 2000'li yıllarda Türkiye ekonomisinin sergilemiş olduğu ekonomik büyüme ile birlikte gerçekleşen işsizlik oranındaki artışın incelenmesidir. Dünya ve Türkiye ekonomisinde gerçekleşen ekonomik büyüme, işsizlik ve istihdam oranları grafik ve tablolar yardımıyla analitik olarak değerlendirildi. Çalışmada Türkiye ekonomisinde istihdam yaratmayan büyümenin varlığı 2006:Q1-2018:Q4 dönemleri için RGSYİH ve işsizlik oranları kullanılarak analiz edildi. Çalışmanın birinci bölümünde ekonomik büyüme, istihdam, istihdam türleri, işsizlik ve işsizlik çeşitleri incelendi. İkinci bölümünde büyüme modelleri, istidam teorileri ve Okun Yasası anlatıldı. Daha sonra Türkiye'de ve dünya ekonomisinde gerçekleşen ekonomik büyüme ve işsizlik oranları grafik ve tablolar yardımıyla açıklandı. Ayrıca konuyla ilgili geçmişte yapılan ampirik çalışmalara da yer verildi. Üçüncü bölüme uygulamada kullanılan serilerin birim kökleri incelenerek başlandı. Durağanlığın incelenmesi amacıyla ADF ve PP testleri yapıldı. Testlerin sonucunda serilerin birinci dereceden durağan I(1) olduğu görüldü. Daha sonra Johansen Yöntemi kullanılarak eşbütünleşme analizi yapıldı ve serilerin eşbütünleşik olduğu tespit edildi. Bu seriler arasında uzun dönemli denge ilişkisi olduğunu gösterdi. Son olarak Etki Tepki ve Varyans Ayrıştırması Analizleri yapıldı. Etki tepki analizi sonucunda; işsizliğin işsizliğe tepkisi azalan oranlarda pozitiftir. LRGDP'nin işsizliğe etkisi ise, 9.döneme kadar negatif sonra ise sıfır düzeyine gelerek pozitif olmaktadır. İşsizliğin LRGDP'ye etkisinde, ilk 2 dönem negatif etki artarken daha sonra git gide azalmaktadır ve 10 dönem boyunca etkisi negatiftir. LRGDP'nin LRGDP'ye etkisi 10 dönem boyunca pozitiftir. Varyans Ayrıştıması sonucunda; işsizlikteki bir değişim büyük oranlar en fazla kendisine gelen şoklardan kaynaklanmaktadır. LRGSYİH ise, değişimde ilk dönem işsizliğin etkisi yüzde 18 iken gecikmeli olarak bu etki 3. döneme kadar artmakta ve yüzde 30'a kadar yükselmektedir.

BüyümeEkonomi politikalarıEkonomik büyüme+7
Fatma Şahin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi ve anksiyete düzeyleri

Sıfır-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişim dönemlerine ilişkin doğru bilgi sahibi olması; çocuklarının sağlıklı büyüme ve gelişmesini takip edebilmesi, var olan veya gelişebilecek sorunları erken belirleyebilmesi, annelik rolüne uyumu daha kolay sağlaması ve çocuk sahibi olmanın sebep olduğu anksiyeteyi kontrol edilebilmesi açısından önemlidir. Yapılan bu çalışmada 0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olan bu çalışma, Şubat 2021-Ekim 2022 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesi'nde bir ilde bulunan eğitim araştırma hastanesinin çocuk polikliniklerine başvuran, çalışmaya katılmayı kabul eden ve yaşları 0-36 ay arasında çocuğu olan 139 anne ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Anne ve çocuk bilgi formu", "Ailelerin Gelişim Bilgisi Ölçeği (AGBÖ)" ve "Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)" ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS paket programı ile yapılmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki ölçek puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t-testi ve Mann-Whitney U testi, bağımsız üç ve daha fazla grup arasındaki ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Tek yönlü ANOVA testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Toplam puanlar arasındaki korelasyon analizi Spearman Korelasyon analizi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamındaki annelerin çocuklarının %60,4'ü erkek, yaş ortalaması 22,41±10,13 ay idi. Annelerin AGBÖ puan ortalamasının 20,07±6,37, çocuk gelişimiyle ilgili bilgilerinin orta düzeyde olduğu, BAÖ puan ortalamasının 11,31±9,46 ve anksiyetelerinin hafif düzeyde olduğu saptanmıştır. Annelerin; yaş, gelir durumu, aile tipi, planlı gebelik durumuna göre AGBÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı (p>0,05), öğrenim durumları, çalışma durumları ve sahip oldukları çocuk sayılarına göre AGBÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Annelerin bazı tanımlayıcı özelliklerine göre BAÖ puan ortalamaları arasındaki fark ile çocukların bazı tanımlayıcı özelliklerine göre annelerin AGBÖ ve BAÖ puan ortalamaları arasındaki fark anlamlı değildir (p>0,05). Annelerin AGBÖ ile BAÖ toplam puanları arasında düşük düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir (r=-0,082, p>0,05). Sonuç olarak 0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgilerinin orta düzeyde olduğu ve hafif düzeyde anksiyetelerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesinin takibi ile primer olarak anneler ilgilendiğinden, annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin tam ya da tama yakın bir bilgi düzeyine sahip olması beklenmektedir. Bu çalışmada annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgileri beklenilen düzeyde olmadığından, annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi düzeylerinin artırılması ve anksiyetelerinin azaltılması için çocuk hemşireleri tarafından bireysel ve toplu eğitim programları ile bilgilendirme çalışmalarının yapılması önerilmektedir. Anahtar Kavramlar: Anksiyete, anne, bilgi düzeyi, büyüme-gelişme, çocuk hemşiresi

AnksiyeteAnnelerBilgi düzeyi+5
Esmanur Çınar Akbulut
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma sanayinin gelişimi ve savunma harcamalarının ekonomik büyüme ile ilişkisi

Dünya üzerinde devletler resmi olarak kurulduklarından bu zamana kadar birbirleri ile sürekli mücadele halinde olmuşlardır. İlk ateşli silahların kullanılmasından sonra ülkeler bu güce sahip olmayı hedeflemişler ve bu alanda çalışmaya başlamışlardır. Ülkelerin büyümeleri başka toprakları istila etmeleri ve kendilerine kaynak aramaları ülkeler arasında savaş durumlarının olmasına neden olmuştur. Dönem dönem farklı coğrafyalarda meydana gelen savaşlar 1. Dünya Savaşı ile tüm dünyada etkisini göstermiştir. 1. Dünya Savaşı'nda ülkelerin savunma sanayisine verdikleri önem, savaşın kazanan devletlerde açıkça görülmektedir. 1. Dünya Savaşından sonra ülkeler, kendilerini korumak ve gelecekte meydana gelecek olan bir savaşa hazırlıklı olma adına savunma sanayilerini arttırma çabasına girmişlerdir. Aradan çok uzun bir zaman geçmeden ortaya çıkan 2. Dünya Savaşı ise savunma teknolojisinin daha fazla arttığı bir dönem olarak görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin, 2. Dünya Savaşı sırasında Atom Bombası kullanması ise savunma sanayisinde meydana gelen ilerlemeyi tüm dünyaya göstermiştir. Yapılan bu tezde askeri harcamaların ekonomik boyutu ele alınarak ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelenecektir. Bunun için Almanya, İtalya, Güney Kore ve Türkiye'nin savunmaya yönelik gerçekleştirdiği harcamaların ekonomik büyüme üzerine etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonucunda savunma harcamalarının ekonomik gelişim üzerine pozitif yönlü bir etkisinin olmadığı görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Askeri Harcamalar, Ekonomik Büyüme

Askeri harcamalarBüyümeEkonomik büyüme+4
Ali Kayan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı koyun ırklarında GDF-8, GH ve FABP4 gen varyasyonlarının et verim ve kalitesine etkilerinin araştırılması

Bu tezde, GDF-8 (Büyüme Farklılaşma Faktörü-8), GH (Büyüme Homonu) ve FABP4 (Yağ Asidi Bağlayıcı Protein 4) genlerinin Kıvırcık, Karacabey Merinosu, Bandırma, Hampshire x Merinos ve Ramlıç koyunlarındaki varyasyonu ve kuzu büyüme özellikleri, karkas et verimi ile kalitesine etkileri araştırılmıştır. Araştırma materyali olarak 230 baş kuzu kullanılmıştır. GDF-8 geni 3'UTR bölgesinde 4 nükleotid değişimi; GH 4. Ekzonda 7 nükleotid ve 3 amino asit değişimi; GH 5. Ekzonda 2 delesyon, 12 nükleotid ve 3 amino asit değişimi, FABP4 2.Ekzon-2.İntron bölgesinde 13 nükleotid ve 4 amino asit değişimi; FABP4 3.Ekzon-3.İntron bölgesinde 8 nükleotid ve 2 amino asit değişimi belirlenmiştir. GH 4. ve 5. Ekzon ile FABP4 2. ve 3. Ekzon polimorfizmlerinin bazı vücut ölçülerine etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05). GDF-8, GH 4. ve 5. Ekzon ile FABP4 3. Ekzon polimorfizmlerinin bazı ultrasonografik MLD ölçülerine etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05). GDF-8, GH 4. Ekzon, FABP4 2. ve 3. Ekzon polimorfizmlerinin bazı karkas kesim özelliklerine etkisi önemli bulunmuştur. GH 4. ve 5. Ekzon polimorfizmlerinin bazı et rengi değerlerlerine önemli etkisi bulunmuştur. FABP4 3. Ekzon polimorfizminin tekstür özelliklerine (sertlik ve elastikiyet) olan etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05). Elde edilen veriler doğrultusunda bu gen bölgelerinin karkas ve et kalitesini geliştirmeye yönelik olarak yapılması planlanan çalışmalara önemli bir kaynak oluşturması beklenmektedir. Verim özelliklerine etki eden gen faktörlerinin daha ileri düzeyde yapılacak belirteç destekli seleksiyon uygulamalarında kullanılması önerilmektedir.

BüyümeDizi analizi-DNAKarkas özellikleri+2
Vasfiye Kader Esen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Banka kredilerinin ekonomik büyümeye etkisi: İller bazında yakınsama analizi

1900'lerin başından itibaren ekonomik büyüme ilgi konusu olmuştur. Ekonomik büyümenin nasıl sağlanacağına yönelik bilim adamları çeşitli görüşler belirtip, ekonomik büyüme ile ilgili teorilerin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Finansal piyasalar ve ekonomik büyüme ilişkisini açıklamaya yönelik birçok çalışma yapılmıştır. Finansal piyasalarla ekonomik büyüme arasında, kimi çalışmalar tek yönlü kimi çalışmalar ise çift yönlü ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca banka kredileri ve ekonomik büyüme ilişkisi üzerine çalışmalar da mevcuttur.Bu çalışmanın birinci bölümünde; modern büyüme modellerinden olan ve Neo-Klasik büyüme modeliyle özdeşleşen Solow modeli ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Solow büyüme modelinin en önemli çıktısı niteliğinde olan yakınsama hipotezi de detaylı olarak anlatılmıştır.İkinci bölüm; finansal piyasa türlerini ve finansal kredileri analiz etmektedir. Bu bölümde finansal piyasalar, finansal piyasa türleri, aracılar ve araçlar kısaca anlatılmıştır. Ayrıca finansal piyasalarla reel sektörü arasındaki ilişkiyi sağlayan kredilerin türleri anlatılmıştır. Banka kredileri ile ekonomik büyüme ilişkisi üzerine yapılan çalışmalara yer verilmiştir.Son bölümde ise yakınsama analizi yapılmıştır. Mutlak (ß) beta ve koşullu (ß) beta sınanmıştır. 1993?2001 dönemleri mevcut 76 il için yapılan regresyon analizinde mutlak (ß) beta yakınsamasına ulaşılmıştır. Ancak 76 il için koşullu (ß) Beta yakınsaması, söz konusu değildir. Kamu ve özel sektör banka kredileri için koşullu (ß) beta yakınsamasına etkileri bulunmamaktadır. Bu bölümde 76 il arasında sigma (?) yakınsamasına ulaşılmıştır. Mevcut 76 ilin gelir dağılımı düzelmiştir. Yedi coğrafi bölgeler arasında sigma (?) yakınsaması mevcut değildir. Bu bölgeler arasında ıraksama tespit edilmiştir. Ayrıca bölge içi sigma (?) yakınsaması analizinde sadece Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu illeri arasında yakınsamanın geçekleştiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Solow-Swan, Banka Kredileri, Yakınsama

Banka kredileriBankalarBüyüme+3
Kenan Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası sermaye hareketleri doğrudan yabancı sermaye yatırımları'nın ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye uygulaması

Küreselleşmenin hızla yaygınlaştığı 1990'lı yıllardan sonra, sermaye hareketleri dünya ekonomisinin en önemli olgularından biri haline gelmiştir. Birçok ülke de yaşanan liberalizasyon süreçleri, sermaye akımlarını mal ve hizmet ticaretinin çok ötesinde farklı bir boyuta taşımıştır.Bu gelişmeler sermaye akımlarının, ülke ekonomilerinde yarattığı hem olumlu katkılara hem de olumsuz etkilerine yönelik tartışmaların artmasına neden olmuştur. Özellikle de 1990'lı yıllarla beraber korumacı ekonomi politikaları izleyen gelişmekte olan ülkeler özelde ise Türkiye, dışa açılım sağlamış ve bu ülkelere giden sermaye akımları ağırlıklı olarak doğrudan yabancı sermaye yatırımları şeklinde olmuştur.Bu çalışmada, 1981?2007 yılları arasındaki veriler kullanılarak Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile Türkiye de ki ekonomik büyüme ve ekonomik büyümenin kaynakları arasındaki ilişki incelendi. Bu yapılırken uluslar arası sermaye hareketleri ve ekonomik büyümeye dair literatüre uygun teorik bir alt yapı oluşturuldu.Analiz kısmında; Başlangıçta parametrelerin yıllara göre değişim grafiklerine bakıldı daha sonra, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkilediği değişkenler olarak; ekonomik büyüme, tasarruf, yatırım, istihdam ve teknoloji ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişki incelendi. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ilgili değişkenler (tasarruf, istihdam) arasında uygulanan regresyon analizi sonucunda ortaya çıkan sonuçlar yorumlandı.Anahtar Kelimeler: Uluslararası Sermaye Hareketleri, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Ekonomik Büyüme.

BüyümeDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik büyüme+5
Serkan Kılığ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Verimlilik artışları ve büyümeye etkileri: Toplam faktör verimliliğiyle Türkiye analizi (1972-2007)

Bu çalışmada; verimlilik kavramına kısaca değinilmiş, devamında TFV kavramı üzerine odaklanılmıştır. TFV kavramının arkaplanında bulunan, sermaye stokunda içerilmiş teknoloji etkileri ile daha çok emek faktörüyle bütünleşmiş beşeri sermaye etkilerine (eğitim, ar-ge, yaparak öğrenme ve uzmanlaşma) değinilmiştir. Daha sonra bir ekonomi için genel olarak büyüme ile verimlilik artışları arasındaki bağlantılar ortaya konulmuştur. Uygulama bölümünde ise Neo-Klasik yaklaşım temel alınarak Türkiye için TFV hesaplanmasına dönük aritmetik ve ekonometrik bir hesaplama yöntemi oluşturulmuştur. Bu kapsamda Türkiye geneli ve ana sektörleri için TFV artışları ve büyüme arasındaki ilişkiler grafik, tablo, korelasyon analizi ve zaman serileri analizi ile değerlendirilmiştir. Son olarak genel büyümeyi etkileyen TFV etkilerinin hangi ana sektörde daha çok oluştuğu araştırılmıştır.

BüyümeBüyüme kaynaklarıBüyüme modelleri+6
Ahmet Ünlü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici kredilerinin kullanımı ve gayri safi yurtiçi hasıla oranları arasındaki ilişki

Günümüzde artan bankacılık hizmetleri ve bankalar arası rekabet, tüketici kredilerinin kullanımı alanında da bir dizi yeniliği beraberinde getirmiştir. Bankaların verdikleri önemli kredi türlerinden birisi olan tüketici kredileri, bankanın mudileri ile olan ilişkilerinde ve banka seçiminde de büyük önem arz etmektedir. Tüketici kredilerinin kullanımının kısa ve uzun vadedeki getirileri gerek bankalar, gerekse kredi kullanan mudiler için tüketici kredilerini ayrıcalıklı hale getirmiştir.İktisadi büyüme ve içsel büyüme oranları, bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin göstergesi olarak, ülkenin eğitimden ekonomiye, istihdamdan diğer tüm alanlara kadar güncel durumunu gösteren rasyolar olarak görülebilir. Büyüme oranlarının kredi kullanımı ile arasındaki ilişkinin belirlenmesi, bu oranlara bakılarak kredi kullanımının olası maliyet ve zarar analizine olanak vermesini sağlayabilir. Bu nedenle bu çalışmada, büyüme oranları ile tüketici kredileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada, TÜİK tarafından derlenen 2002?2008 yılları arasındaki bankacılık sektörü ve katılım bankaları tüketici kredileri verileri ile yine TÜİK tarafından derlenen 1999?2006 yılları arasındaki gelire ve harcamaya dayalı GSYH değerleri arasında Tekrarlı Ölçüm (Repeated Measure) ve Korelâsyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tüketici kredileri ile GSYH büyüme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.01).Anahtar Kelimeler: Tüketici Kredileri, GSYH, İçsel Büyüme, Büyüme.

Banka kredileriBüyümeGayri safi yurtiçi hasıla+3
Burak Arı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir dağılımının iyileştirilmesinde mikrokredilere kaynak oluşturabilecek finansal araçlar

Bilgi ve teknolojideki ilerlemeler ile birlikte enformasyon iletimindeki artış dünya gelir düzeyinde artış kaydedilmesini olanaklı kılmış ve geneli itibari ile refah seviyesine katkıda bulunmuştur. Ancak toplam gelirde elde edilen artış adaletli bir dağıtımın sağlanamaması nedeni ile zengin ? yoksul ayrımında gittikçe derinleşen bir uçurumun oluşmasına da engel olamamıştır.Bu çalışma, özünde dünya refah seviyesindeki artışın devamlılığını gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltarak sağlama olanağını konu edinmektedir. Bu sebeple yoksul kesimler için geliştirilen mikrokredilerin sermaye piyasalarının bir konusu haline getirilebilineceği düşünülmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde konu ile ilgili genel tanım ve kavramlara yer verilmektedir. İkinci bölümde mikrofinansman sektörünün gelişimine zemin hazırlayan etkenlere değinilmektedir. Son kısımda ise mikrofinans sektöründe finansman temininde finansal araçlardan yararlanılmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Gelir, Gelir Dağılımı, Gelir Eşitsizliği, Yoksulluk, Kalkınma, Büyüme, Mikrokredi, Mikrofinans, Yatırım, Refah

BüyümeBüyüme kaynaklarıBüyüme politikaları+10
Orhan Yaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de banka kredileri ve büyüme ilişkisi üzerine bir uygulama: 1995?2010

Bu çalışmada, Türkiye'de banka kredileri ve büyüme arasındaki ilişkinin yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca parasal aktarım mekanizması ve bu kanalın en önemli unsuru olan kredi kanalı üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş ve Türk bankacılık sistemi kısacaca değerlendirilmiştir. Çalışmada, 1995-2010 dönemi için, üçer aylık veriler kullanılarak analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerde kredi değişkenini, reel kredi hacmi değişim oranı temsil etmekte olup, büyümeyi ise kişi başına düşen GSYİH temsil etmektedir. Çalışmanın yönünü belirleyebilmek için, Birim Kök Testi, Koentegrasyon testi, Granger Nedensellik Analizi ve Regresyon Analizi gibi istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucu, Türkiye'de bankacılık sektörü yapısı itibariyle kredi kanalının etkinliğini azaltmaktadır bundan dolayı kredi hacminin büyümeye etki etme gücü azalmıştır. Kredi ve büyüme arasındaki ilişki tek yönlü bir nedensellik ilişkisine dayanmaktadır. İlişkinin yönünün büyümeden kredilere doğru olduğu, büyümenin kredileri etkilediği fakat kredilerin büyümeyi etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kredi, Kredi Kanalı, Kredilerin Sınıflandırılması, Parasal Aktarım Mekanizması, Büyüme, Granger Nedensellik Analizi, Regresyon Analizi.

Banka kredileriBankalarBüyüme+6
Arzu Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kamu inşaat harcamalarının belirleyicileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, kamu kesimi inşaat harcamalarının belirleyicileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada, inşaat harcamalarının belirleyicileri, bina ve bina dışı, bir diğer ifadeyle, bina ve altyapı inşaat harcamaları olmak üzere iki ana başlık altında sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, kamu inşaat harcamalarının belirleyicileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki, 1980-2007 dönemine ilişkin Türkiye'ye ait üçer aylık veriler kullanılarak incelenmiştir. Ampirik bulgular, kamu bina inşaat harcamaları, kamu altyapı inşaat harcamaları ve GSYH verilerinin kullanıldığı zaman serisi analizlerine dayanmaktadır.Koentegrasyon testi uygulanarak elde edilen araştırma bulguları, kamu bina dışı inşaat harcamalarının GSYH'ye oranı ile GSYH büyüme oranı arasında uzun dönemli bir ilişki olduğunu; kamu bina inşaat harcamalarının GSYH'ye oranı ile GSYH büyüme oranı arasında uzun dönemli bir ilişki olmadığını ortaya koymaktadır.

Alt yapıAlt yapı hizmetleriAlt yapı yatırımları+7
Erkan Demirbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Geçiş ekonomilerinde sektörel büyüme ve sektörel istihdamın yabancı banka girişlerine etkisini belirlemeye yönelik bir uygulama (1990-2010)

Dünya ekonomilerinde yabancı sahipliği bankacılık sisteminde de kendini göstermiştir. İstikrarlı bir ekonomi için güçlü ve rekabetçi bir bankacılık sistemi gereklidir. Geçiş ekonomilerinin bankacılık sektörünün gelişiminde yabancı bankalar önemli bir rol almıştır. Bu çalışma; geçiş ekonomilerinde sektörsel büyüme ve istihdam değişkenlerinin yabancı banka girişlerine etkisini araştırmaktadır. Bu çalışmanın farkı; yabancı banka girişlerinin belirleyicilerinden olan Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYİH) ve istihdam değişkenlerinin sektörsel biçimde incelenmesidir. Bu çerçevede yabancı banka girişlerinin belirleyicileri arasında; tarım, sanayi ve hizmetler sektörü GSYİH ve istihdam büyümeleri farklı iki modele dâhil edilmiştir.Çalışmada 27 geçiş ekonomisinin 1990-2010 döneminde Panel Veri Analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre kontrol değişkenleri; şehirleşme büyüme oranı, toplam nüfus büyüme oranı, kişi başına düşen kredi miktarı ve doğrudan yabancı yatırımın GSYİH içindeki payı pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar vermiştir. Bununla birlikte; toplam krediler içindeki yerine getirilmeyen kredilerin payı ve enflasyon oranları yabancı banka girişleri üzerinde negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar vermiştir. Sadece döviz kurları istatistiksel olarak anlamsız sonuçlar vermiştir. Sanayi sektörü GSYİH büyümesi, hizmetler sektörü GSYİH büyümesi, sanayi sektörü istihdam büyümesi ve hizmetler sektörü istihdam büyümesi değişkenlerinin yabancı banka girişleri üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Diğer taraftan; tarım sektörü GSYİH ve tarım sektörü istihdam değişkenlerinin yabancı banka girişleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: Yabancı Bankalar, Geçiş Ekonomileri, Yabancı Sahipliği, Sektörsel Büyüme, Sektörsel İstihdam

Bankacılık sektörüBankalarBüyüme+5
Mustafa Ünver
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetten günümüze Türk kamu bürokrasisinde örgütsel büyüme olgusu

Dünyada yaşanan hızlı ve çok yönlü değişim, klasik bürokratik örgütlerde köklü bir yeniden yapılanma ihtiyacı gündeme getirmiştir. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde özellikle küreselleşmenin etkisiyle kendini daha da hissettiren değişim dinamikleri, yeni dünya düzeninde temel dayanaklarını oluşturmuşlardır. Dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde gelişmişlik düzeyi, bürokratik örgütlenmede bulunulan düzey ile ölçülmeye başlanmıştır. Çalışmamızda da bu bağlamda Türk kamu bürokrasisinin dünyada yaşanan tüm bu gelişmeler karşısındaki seyri gözlemlenmeye çalışılmıştır.Çalışmamız makro düzeyde incelenmiş olup zaman bakımından Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar olan süreç ile işlevsel bakımdan ise örgütsel anlamda merkezi yönetimin başkent teşkilatı ile sınırlandırılmıştır.Çalışmanın oluşturulması sürecinde ilk olarak literatür taraması yapılmıştır. Kitap, dergi ve makaleler incelenmiş, konuyla ilgili tez çalışmaları da gözden geçirilmiştir. İnternet üzerinden ulaşılan kaynaklara da yer verilmiştir. Dumlupınar Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi kütüphanelerinden etkin bir biçimde yararlanılmıştır. Yapılan bu hazırlıklardan sonra çalışmamız bilimsel araştırma tekniklerine uygun biçimde hazırlanmıştır.Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, büyüme ve örgüt kuramlarının teorik çerçevesi ele alınmıştır. Bürokrasinin tanım ve kapsamına değinildikten sonra genel hatlarıyla kamu bürokrasisinden ve kamu bürokrasilerinde büyümeyi etkileyen faktörlerden söz edilmiştir. Son kısımda bürokrasi ve siyaset ilişkisine değinilerek ilk bölüm sonlandırılmıştır.İkinci bölümde, Türk kamu bürokrasisi üzerinde durulmuştur. İlk Türk devletlerinden başlamak üzere Türk kamu bürokrasisinin örgütlenme ve işleyiş sistemi incelenmiştir. Aynı zamanda Türk kamu bürokrasisinde personel sistemi de bu bölümde çalışılmıştır.Üçüncü bölümde çalışmamızın ana konusu olan Türk kamu bürokrasisinde büyüme olgusundan bahsedilmektedir. Bu amaçla cumhuriyetten başlamak üzere günümüze kadar olan bürokratik örgüt yapısı incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümü daha da detaylandırılarak Türk kamu bürokrasisinin seyri şu alt başlıklarda incelenmiştir; Cumhuriyetin ilanı ve tek parti dönemi, çok partili siyasal yaşam, soğuk savaş dönemi, liberalizme geçiş ve yeniden yapılanma süreci, küreselleşme süreci ve günümüz örgüt yapısı. Son olarak çalışmamızın genel değerlendirme ve sonuç kısmı yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Kamu Bürokrasisi, Örgüt, Örgütsel Büyüme, Siyaset.

BürokrasiBürokratik örgütBüyüme+4
Cansu Görgülü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects