Industry businesses
90 theses under this subject heading
Analysis of non-auditory effects of industrial noise on worker productivity – Case study of Erbil Steel Company
Sound is among the significant environmental factors for people's health, it has an important role in both physical and psychological injuries, and it affects individuals' performance and productivity. The aim of this study was to determine the effect of exposure to high noise levels on the performance and rate of error in manual activities. The industrial noise in Erbil Steel Company in Erbil city-Iraq is a concern for workers, possibly due to the negative effects of industrial noise, and industrial noise affects the decision-making process in producing companies. Furthermore, the effects on worker productivity are one of the significant external costs. The productivity is subjected to decrease in the workplace due to machines' noise in addition to the costs to prevent or reduce industrial noise caused by machines. The increased number of machines made workers' life painful and worrisome especially in the nearby machines, and hence it is accompanied by health and economic risks on the worker. Non-auditory effects of noise were studied among 120 workers from Erbil Steel Company. Statistical analyses of the responses gathered were analysed and reported. Descriptive statistics was carried out using SPSS version 20 and graphs were plotted using Microsoft Excel 2016. The statistical analysis showed that that there is so much noise at Erbil Steel Company and that company workers are at a higher risk of being disturbed by noise at work. The effect of noise on the productivity of workers at Erbil Steel Company was quite high based on responses from the selected workers.
Hisse senedi fiyatlarının açıklanmasında finansal oranların rolü; BİST sanayi endeksindeki firmalar örneği
Bu çalışmada hisse senedi fiyatlarının açıklanmasında finansal oranların rolü incelenmiştir. Çalışmanın amacı BİST sanayi endeksinde 2004-2014 yılları arasında işlem gören sanayi işletmelerine ait mali tablolardan elde edilen oranları kullanarak hisse senedi fiyatını açıklamada finansal oran veya oran gruplarının etkisini araştırmaktır. Elde edilen veri panel veri olduğu için panel veri analizi yapılması uygun görülmüştür. Çok sayıda oran olması sebebiyle hisse senedi fiyatını açıklayacak önemli değişkenlerin belirlenmesi için Stepwise Regresyon Yöntemi kullanılmıştır. Düzeltilmiş R2 lere göre en iyi performans gösteren M4 modelinde PD/DD, F/K, KVB/Aktif, Net Çalışma Sermayesi Devir Hızı, TB/ÖZS, Net Satışlar Büyüme, Stok Devir Süresi ve KVB/TB oranları hisse senedi fiyatlarını açıklamakta kullanılabilecek istatistiki olarak anlamlı açıklama sağlamış oranlardır.Çalışmanın yatırımcılara, yatırım analistlerine ve bu alanda çalışma yapacaklara katkı sağlayacağı düşülmektedir.
Oran analizi sınıflandırmalarının geçerliliği ve BİST sanayi firmaları üzerinde bir uygulama
Dünyada finansal oranların öğretimi için yazılmış kitaplar ile akademik çalışmalar incelendiğinde çok sayıda sınıflandırma denemesinin yapıldığı görülmektedir. Ülkemizdeki çalışmalar da dikkate alındığında ise, yaygın olarak dörtlü, beşli ve altılı sınıflandırmanın öğretim amacıyla tercih edildiği izlenmektedir. Bununla birlikte bu tercihlerdeki mantığın, istatistiki olarak da desteklenmesi gerekliliği ortadadır. Yani çok sayıda oran ortaya konulabileceğine göre acaba bu oran sınıflarının hangisinin geçerliliği daha yüksektir? Ayrıca bir tercih yapılabilse bile, acaba sınıflandırma sayısı ve isimleri de uygun mudur? Bu tez çalışmasında da tam da bu noktadan hareket edilerek sınıflandırma (sınıf sayısı ve isimlendirme) konusunda istatistiki bir bulgu ortaya konulması amaçlanmıştır. Veriler Borsa İstanbul (BIST)'da 2005-2015 yılları arasında sürekli olarak işlem gören 122 adet şirketin 52 adet oranını kapsamaktadır. KMO, Bartlett ve faktör analizleri yapılarak elde edilen sonuçlar; altılı sınıflandırmanın en yüksek varyans açıklama oranına sahip olduğu, ancak kitaplarda tercih edilen "karşılama oran" grubunun bir faktör olarak ortaya çıkmadığı, onun yerine "piyasa değerleme oranlarının" istatistiki bakımdan bir faktör olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İşletme yöneticilerinin karar alma tarzlarının kriz yönetimine etkileri: Sanayi işletmelerinde bir araştırma
Bu çalışma, özel sektörde faaliyet gösteren sanayi işletmelerinde görevli yöneticilerin karar alma tarzlarının kriz yönetimine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Örgütler, çoğu zaman biri bitmeden diğeri başlayan krizlerle karşı karşıya kalabilmekte ve iyi yönetilemeyen krizler örgütlere büyük zararlar verebilmektedir. Çalışmamızda kriz yönetimi kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrası süreçleri ele alınmış ve bu süreçlerdeki yönetim faaliyetleri üzerine yöneticilerin karar alma tarzlarının etkileri incelenmiştir. Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda çalışmanın literatürde bir eksikliğe katkı sağlayacağı ve bu açıdan önem arz edebileceği söylenebilir. Ayrıca araştırma sonuçları, yöneticilerin kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrasındaki karar alma tarzlarının krizi yönetme aşamasındaki önemininin altını çizecek ve bu bağlamda sanayi işletmelerindeki yöneticilere ve çalışanlara konunun duyarlılığını hatırlatacaktır. Yapılan analizler sonucunda, yöneticilerin karar alma tarzlarının kriz yönetimine etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, kriz yönetiminin çıktılarının da (kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrası) yöneticilerin karar alma tarzlarına göre değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, örgütsel çıktıları olumlu ve olumsuz yönde etkileyen karar alma tarzları belirlenmiştir. Etkin bir yöneticinin karar alma tarzlarını nelerin oluşturduğu, kriz yönetimi konusunda yürütülen kriz öncesi ve kriz anı faaliyetleri incelenmiş, kriz sonrası sonuçları ve öğrenimler konusunda saptamalar yapılmıştır. Bu çalışma literatüre kuramsal ve uygulama bağlamında katkı sunmaktadır. Çalışmanın teorik katkısı, yönetici karar alma tarzlarının kriz yönetimine olan etkilerinin bir modelde incelenmesi, sözkonusu ilişkilere yeni aracı değişkenlerin önerilmesi ve bu alandaki boşluğun doldurmasıdır. Çalışmanın uygulamaya getirdiği katkı ise, karar alma tarzlarının kriz yönetimi süreçlerine olan etkisinin geniş bir kapsamla ve birarada Türkiye'de ilk kez test edilmiş olmasıdır.
Yönetime katılma yönetimi ve Uşak sanayi işletmelerinde bir uygulama
Günümüzde işletmeler yaşanan hızlı değişimin getirdiği sorunları aşmak, rekabet avantajı kazanmak, iş gücü kaynağını iyi yönetmek, elindeki mevcut kaynakları çok daha verimli ve etkin kullanmak zorundadırlar. İşgörenler, kendilerini ilgilendiren her türlü kararların görüşülmesinde ve sonuçlandırılmasında aktif olarak katılıp, fikirlerini ifade etmek istemektedirler. Bu noktadan hareket ederek, yönetime katılma yönetimi konusunun yöneticiler ve işgörenler açısından ne anlama geldiği ve yönetime katılma konusunun günümüz değişen koşullarındaki anlam farklılıkları ve önemi açıklanarak, yönetime katılmanın başka bir boyutu olan yönetime katılma yönetimi vurgulanmaktadır.Konuyla ilgili literatür taraması sonucunda; teorik bilgi verilip, uygulama bölümünde ise, işletmelerde yöneticilerin işgörenlerini yönetime katmaya yönelik tutumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, Uşak Sanayi İşletmelerinde faaliyet gösteren işletmeler araştırma kapsamına alınmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği performans değerlendirme uygulamalarının iş tatmini üzerine etkisi: Endüstri işletmesi örneği
Endüstri alanında teknolojik gelişmelerin ivme kazanması çalışanların sağlığına yönelik tehlikeleri günden güne artırmaktadır. Bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliğine yönelik çalışmalarda önem kazanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının gerçekleştirilmesinde çalışanların performans değerlendirmelerinin ölçülmesi uygulanabilir stratejilerin oluşması için önem taşımaktadır. Son zamanda tekstil sektöründe üretim taleplerinin artması çalışanların performansı ve iş tatminlerine yönelik çalışmaların artmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada tekstil sektöründe iş sağlığı ve güvenliği performans değerlendirme uygulamalarının iş tatmini üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle iş sağlığı güvenliği ve iş tatmini konularında bilgiler verilmiştir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılarak genel tarama modeli ile desenlenmiştir. Uşak İli Tekstil Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir tekstil firmasında çalışanlara (n=425); Üngüren (2015) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış "İş Sağlığı ve Güvenliği Performans Değerlendirme Ölçeği" ve Baycan (1985) tarafından Türkçe 'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış "Minnesota İş Tatmin Ölçeği" uygulanarak çeşitli bulgulara ulaşılmış ve istatistiksel analizler doğrultusunda; çeşitli demografik değişkenlere göre (yaş ve gelir) iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının çalışanların iş tatmini düzeylerini olumsuz yönde etkilediğini söylemek mümkündür.
Bir sanayi kentinde 2016-2020 yılları hava kirliliği düzeylerinin solunum yolları hastalıkları nedenli hastane başvurularına etkisinin çapraz vaka kontrol çalışma dizaynı ile incelenmesi
Bu çalışmada bir sanayi kentinde solunum sistemi hastalıkları nedenli 2016-2020 yılları arasında hastane başvuruları, hava kirliliği ve meteorolojik verilerinin bazı özellikleri ile hastane başvurularına hava kirletici (PM₁₀) düzeylerinin etkisi incelenmiştir. Araştırma gözlemsel ekolojik bir çalışmadır ve çalışmada case crossover tasarımı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler ilgili birimlerden izin alınarak alınmıştır. İlde ölçüm yapan 3 istasyona ait PM₁₀ ve SO₂ düzeylerinin yıllık ortalamaları büyük çoğunlukta limit değerlerin üzerinde bulunmuştur. İle ait meteorolojik ve hava kirliliği parametreleri arasında yapılan korelasyon analizinde parametreler arasında çeşitli düzeylerde istatistiksel anlamlı ilişki bulunmuştur. Araştırmanın ilk bölümünde 8224 hastane başvurusu, ikinci bölüm case crossover yöntem analizinde koşullu lojistik regresyon modeline 7065 başvuru dahil edilmiştir. 5 yıllık toplam 8224 başvurunun %73,8'i Astım, %26,2'si KOAH nedenlidir. Astım nedeniyle toplam başvuranların %68,8'i kadın, KOAH nedeniyle başvuranların %74,8'i erkektir. Hastalıklara göre başvurular ile yaş ve cinsiyet arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Koşullu lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre; 2 günlük lag periyodunda PM₁₀'da 10 µg/m³ artışa maruz kalma ile 5 yıllık toplam Astım ve KOAH başvuruları arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Sıcak sezonda 2 günlük lag periyodunda PM₁₀ seviyelerinde 10µg/m³'lük artış KOAH nedenli başvuruları 0,66 kat azalttığı bulunmuştur. 2020 pandemi yılı modelden çıkarıldığında, tüm yıllarda başvuru ve kontrol günleri öncesi 2 günlük dönemde PM₁₀ düzeyinde 10 µg/m³'lük artış ile KOAH tanılı başvurular arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptanmıştır. PM₁₀ düzeyinde 10 µg/m³'lük artışa maruz kalmanın KOAH başvurularını 1,22 kat arttırdığı bulunmuştur. 4 yıllık analizde Astım başvuruları ile 2 günlük dönemde PM₁₀ düzeyinde 10 µg/m³'lük artışa maruz kalım arasında ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Hava kirliliği, Astım, KOAH, Case-crossover, Hastane başvuruları
Investment management and difficulties facing in the industrial project: An empirical analysis on small and medium-sized enterprises
In the industrial investments of SMEs, the effective management of the project has a great role and importance in both developed and developing countries. It is known that these enterprises face some problems in obtaining and managing financial resources in industrial projects. SMEs face many challenges, both financial and marketing, R&D, logistics, legal framework, in acquiring financial resources and in the procurement of land and other capital assets necessary for the realization of the investment. In this context, in the research, factors such as technology, machinery, equipment, legal framework and supports required for SMEs to implement industrial projects were examined. In the context of the investigation, a field study was conducted in order to determine in more detail what needs to be done to overcome the problems. The field research has been illuminating in identifying the difficulties faced by SMEs in financing industrial projects. Drawing on the findings from the field research, the study reveals the main issues that include many things such as the bureaucracy that exists in government offices, as well as the difficulty of financing medium and small projects, including the problem of obtaining land. The lack of suitable land to establish a project on it, the long time required to obtain official approvals and the associated marketing difficulties and the financial problems of close connection with imported goods come to the fore. The main purpose of the research is to shed light on the problems and obstacles faced by small and medium-sized enterprises and how they can be overcome. The study assumes that there are legal and marketing hurdles and develops recommendations for overcoming them. In the light of the findings obtained in the context of the field research conducted in Mosul (Iraq), suggestions have been developed to overcome the financial and non-financial problems of SMEs.
Holdingleşme sürecinin endüstriyel pazarlarda marka konumlandırma üzerine etkisi: Norm markası üzerine bir uygulama
Çalışanların örgütsel adalet algıları ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki: Denizli ilinde görgül bir araştırma
Bu çalışmada çalışanların içerisinde bulundukları örgütle ilgili sahip oldukları adalet algıları ile yaşadıkları tükenmişlik arasındaki ilişkinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, öncelikle detaylı bir literatür taraması yapılmış ve ulaşılan bilgiler ışığında örgütsel adalet ile tükenmişlik arasındaki ilişkiye yönelik bir araştırma modeli oluşturulmuştur. Bu modelin test edilebilmesi için uygulama kısmında örneklem olarak Denizli ilinde faaliyet gösteren sanayi işletmelerinde anket tekniğiyle 506 çalışandan veri toplanmıştır. Katılımcıların örgütsel adalet algılarını ölçmek için Niehoff ve Moorman'ın (1993) Örgütsel Adalet Ölçeği kullanılırken; tükenmişlik düzeylerini tespit etmek için özellikle Türkçe literatürde pek kullanılmayan Demerouti ve arkadaşlarının (1998) Oldenburg Tükenmişlik Ölçeği (OLBI) tercih edilmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli yöntemiyle SPSS ve LISREL programlarında yapılan analizler neticesinde model desteklenmiş, örgütsel adalet algısının tükenmişlik üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür.
Örgütsel alt kültürlerin bireysel ve örgütsel temelleri: Bir sanayi firmasında araştırma
Örgütsel alt kültürler, belirli değer ve normların ya da anlayışların örgüt çalışanları arasında sadece belirli bir grup tarafından paylaşılması ve kendi aralarında benimsenmesi ve savunulması ile tanımlanmaktadır. Alt kültürler, çalışanların tecrübelerini, sezgilerini, beklentilerini, tutum ve davranışlarını örgütün bütününe ilişkin kültürel unsurlara nazaran daha derinden etkilemektedir. Örgütsel alt kültürler doğru yönetilemezlerse örgüt içinde ciddi sorunlara yol açabilecek potansiyel taşırlar. Örgütsel alt kültürlerin doğru yönetilebilmesi için onları anlamaya, anlamak içinde örgüt içerisinde hangi faktörler etrafında şekillendiğini belirlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle çalışmada Türkiye'de bir firmada oluşan örgütsel alt kültürlerin hangi faktörler etrafında şekillendiğini belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmada, bir sanayi firmasında oluşabilecek alt kültürlerin bireysel, örgütsel ve toplumsal temeller bakımından nasıl farklılaştıkları incelenmiştir. Bu amaçla, Osmaniye ilinde büyük bir sanayi firması genelinde, mavi ve beyaz yakalı toplam 469 çalışandan anket yolu ile veriler elde edilmiştir. Analizler sonucunda, rasyonellik eğilimi, hiyerarşi eğilimi, klan eğilimi ve destek eğilimi olmak üzere 4 kültürel boyut belirlenmiştir. Bu boyutlar kümeleme analizine tabi tutularak, örgüt içerisinde rasyonellik, hiyerarşi ve pasif olmak üzere üç farklı alt kültürün bulunduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, bulgular Türkiye'nin toplumsal düzeydeki kültürel farklılaşmalarının, iş ile ilgili değer ve anlayışlara yansımak suretiyle firmada oluşan alt kültürlerin oluşumda etkili olabileceği görüşünü destekler niteliktedir. Analiz sonuçlarında belirlenen alt kültürlerin, genel olarak yöneticinin liderlik tarzı etrafında şekillendiği anlaşılmaktadır. Örgütsel alt kültürlerin bireyler etrafında şekillendiğini ve yayıldığını işaret etmektedir. Anahtar kelimeler: Örgütsel alt kültürler, alt kültürler, liderlik, kültürel farklılaşma, Türkiye
Endüstride görülen iş tatmini ve bunun çalışma ortamına uyumla olan ilişkisi (Özel sektör ve KİT üzerinde yapılan karşılaştırmalı bir saha araştırması)
Organizasyonlarda işgörenlerin iş tatmin düzeylerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunların arasında işgörenlerin çalışma ortamına uyumları ve diğer bireysel ve örgütsel faktörler sayılabilir. Organizasyon içinde insan faktörünün güngeçtikçe önem kazanması bizi işgörenlerin iş tatmin düzeylerini etkileyen nedenlerin araştırılmasına yönelik böyle bir çalışma yapmaya itmiştir. Birinci bölümde; iş tatmini kavramı, iş tatmini araştırmalarının gelişim süreci ve iş tatmini araştırma ekolleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca yine bu bölümde iş tatminini etkileyen, değişkenler, tutumlar, inançlar ve değerler anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde; genel uyum kavramı, çalışma ortamına uyum kavramı ve çalışma ortamına uyumun fonksiyonları üzerinde durulmuş, çalışma ortamına uyumun iş tatmini üzerindeki etkileri anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; iş tatmini ve çalışma ortamına uyumun boyutları, iş tatminsizliği göstergeleri ayrıca iş tatminsizliği ve çalışma ortamına uyumsuzluğun sonuçları incelenmeye çalışılmıştır.Dördüncü bölümde, iş tatminini etkileyen, iş odaklı ve çalışma yaşamının kalitesi ile ilgili yaklaşımlar incelenmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise teorik bilgilerden yararlanarak konunun incelenmesi ve bu konuda özel ve kamu sektörleri arasındaki farkların ortaya konulması için karşılaştırmalı bir saha araştırması yer almaktadır.
Bilgi ve kayıt yönetimi (Bir sanayi işletmesinde bilgi ve kayıt sisteminin geliştirilmesine ilişkin model önerisi)
DOKTORA TEZ OZU BİLGİ VE KAYIT YÖNETİMİ (Bir Sanayi İşletmesinde Bilgi ve Kayıt Sisteminin Geliştirilmesine İlişkin Model Önerisi) Nuran Öztürk BAŞPINAR İşletme Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Nisan 1999 Değişen koşullar, yaşayabilmeleri için tüm örgütleri ellerindeki tüm kaynaklan etkin ve verimli kullanmaya zorlamaktadır. Bunlardan biri de bilgidir. Bu nedenle, günümüzde örgütlerin bilgi ve kayıt sistemine olan ihtiyacı giderek büyümektedir. Çünkü örgüt etkinliği ve verimliliği için doğru ve kullanılabilir bilgiye sahip olmanın önemi artmıştır. Son yıllarda bilgi teknolojisinde meydana gelen değişmeler bilgi ve kayıt sistemleri üzerinde çok olumlu sonuçların doğmasına yol açmıştır. Ancak bilgi ve kayıt sisteminden etkin bir şekilde yararlanabilmek için örgüt amaçları doğrultusunda doğru tasarlanmış bir bilgi ve kayıt sistemine ihtiyaç vardır. Bu çalışmada yukarıda sözü edilen koşullarda bir sanayi işletmesi incelenmiş, örgütün yapısında ve bilgi teknolojisinde meydana gelen değişmelerin, iş yükünde, özellikle bilgi ve kayıt hacminde meydana gelen artışın, mevcut bilgi ve kayıt sistemi üzerinde oluşturduğu etkiler belirlenmiş ve bu etkiler sonucu ortaya çıkan eksiklikler ve/veya aksaklıklar tesbit edilerek uygulanabilir tedbirlerin alınmasına yardımcı olacak öneriler bir model yardımıyla ortaya konmuştur. Araştırmada kaynak tarama, görüşme ve gözlem teknikleri bir arada kullanılmıştır. Çalışma bilgi ve kayıt sistemlerini tasarlayacak veya geliştirecek işletmeler açısından önem taşımaktadır.
Türk savunma sanayii tarihine mikro yaklaşım: Savunma sanayii işletmelerine dair bir envanter ve dönemselleştirme çalışması (1836-2018)
Çalışma, Türk Savunma Sanayii'nin 1836-2018 yılları arasında işletme tarihi disiplini çerçevesinde mikro yaklaşım düzeyinde incelenmesini ele almaktadır. Çalışmada nitel yöntem kullanılmış olup, ikincil verilerden faydalanılmıştır. Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde işletme tarihi hakkında bilgiler verilmiş olup mikro ve makro yaklaşım ele alınmıştır. Daha sonra çalışmanın amacı, kapsamı ve önemi tartışılmış son olarak savunma sanayiine dair genel bilgiler açıklanmıştır. İkinci bölümde, 1836 yılı itibariyle var olan ve bu tarihten 2018 yılına kadar kurulan savunma sanayii işletmeleri hakkında çalışma kapsamı dahilinde bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, çalışmanın yöntemine dair açıklamalar yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise çalışma kapsamı içerisinde bir dönemlendirme yapılarak nedenleri ile beraber değerlendirilerek açıklanmıştır. Beşinci bölümde ise, Türk Savunma Sanayii'ne dair ulaşılan bulgular doğrultusunda değişim ve dönüşüm olup olmadığı tartışılmıştır.
Sanayi işletmelerinde işçilik maliyetlerinin verimlilik açısından kontrolü ve dokuma sanayiinde bir uygulama
Girişimci ve yönetici ilişkilerinin yönetim fonksiyonlarına etkisi (GAP bölgesi sanayi işletmelerinde bir uygulama)
Kaynak tüketim muhasebesi ve endüstri 4.0'ın üretim işletmeleri üzerindeki etkisi
Günümüzde işletmelerin kârlarını en yüksek seviyeye çıkarmalarında maliyetlerin düşürülmesi önemli bir etkendir. Maliyetlerin belirlenmesinde ise, verilerinin doğru ve zamanında hesaplanmasının yanında güncel olması da önemlidir. Bu nedenle zaman içerisinde birçok yeni yaklaşım ortaya çıkarılmış ve yeni öneriler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yaklaşımların yine de bazı konularda yetersiz kaldıkları düşünülmektedir. Zaman içerisinde Alman Maliyetleme Modeli ile faaliyet tabanlı maliyetleme modelinin birleşmesiyle ortaya çıkan kaynak tüketim muhasebesi modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmada kaynak tüketim muhasebesi modelinin temel varsayımları araştırılmış ve Bir Üretim İşletmesi'nde uygulanarak sonuçları değerlendirilmiştir. Geleneksel maliyetleme modeli kullanan bu işletmenin kaynak tüketim muhasebesi modeline geçmesi halinde maliyet kalemlerinde yaratacağı azalışlar ile maliyet unsurlarında oluşan değişimler ortaya konulmuştur. Yaşanan değişimlerle birlikte teknolojinin hayatımızın her aşamasında yer alması Endüstri 4.0 devrinin başlamasını sağlamıştır. Artık nesneler birbiri ile iletişime geçebilmekte, robotlar üretimin her aşamasında yer alabilmektedir. Bu nedenle Endüstri 4.0 muhasebe açısından yenilikler getirmekte ve bu durum maliyetlere de yansımaktadır. Özellikle güncel konuların izlenmesi ve yorumlanması amacı ile yapılan bu çalışmada; güncel maliyetleme yaklaşımları, kaynak tüketim muhasebesi modeli ve Endüstri 4.0 ele alınmıştır. Endüstri 4.0'ı 2011 yılından beri uygulayan Siemens A.G. şirketi verilerinden yararlanılarak finansal tabloları analiz edilmiştir. Analiz sonucunda şirketin Endüstri 4.0 ile olumlu sonuçlar elde ettiği tespit edildiği için, "Bir Üretim İşletmesi'nde de uygulanmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde, öncelikle Bir Üretim İşletmesi'nde kaynak tüketim muhasebesi modeli uygulanarak analizler yapılmıştır. Daha sonra aynı üretim işletmesinde Kaynak tüketim muhasebesi modelinin teknoloji ile ilişkilendirilmesinin maliyetlerde yaratacağı sonuçlar merak edildiğinden Endüstri 4.0 ile ilişkilendirilerek yeniden maliyetleme yapılıp analiz edilmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde kaynak tüketim muhasebesi modeli ile Endüstri 4.0 yaklaşımının birlikte uygulanması sadece kaynak tüketim muhasebesi modelinin uygulanmasına göre atıl maliyetlerin % 6,8 oranında azalmasına neden olmaktadır. Yapılan literatür taramasında kaynak tüketim muhasebesi modeli ile Endüstri 4.0 yaklaşımını birlikte ele alan bir çalışma tespit edilmemiştir. Bu da çalışmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Anahtar Kavramlar: Kaynak Tüketim Muhasebesi, Endüstri 4.0, Güncel Maliyetleme Yaklaşımları
Örgütsel iklimin pazarlama kültürü üzerindeki etkisi ve Kütahya ilindeki endüstriyel firmalar üzerinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, örgütlerin sahip oldukları iklim tiplerinin pazarlama kültürleri üzerinde etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu sebeple örgütlerin sahip oldukları iklimlerin (Bürokratik iklim, Destekleyici İklim, Yenilikçi İklim) pazarlama kültürü boyutları (Kişilerarası ilişkiler, organizasyon, Satış Görevi, Yenilikçilik, İç iletişim) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Türkiye içerisindeki endüstriyel üretim yapan tüm firmalar araştırmanın evreninin oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden birisi olan kararsal örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Kütahya ilindeki endüstriyel firmaların pazarlama ve satış departmanı çalışanları örneklem olarak seçilmiştir. Bu örneklem üzerinden 155 çalışan ile yüz yüze görüşme tekniği ile anket toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde Spss ve Amos programları yardımıyla doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modeline başvurulmuştur. Yapılan analiz sonucunda, bürokratik iklim tipinin pazarlama kültürü boyutlarından satış görevi, organizasyon ve yenilikçilik üzerinde etkisinin olduğu ancak bu etkinin negatif yönde olduğu saptanmıştır. Diğer bir iklim tipi olan destekleyici iklim tipinin pazarlama kültürü boyutlarının tamamı üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu ortaya koyulmuştur. Son iklim tipi olan yenilikçi iklim tipi ile pazarlama kültürü arasında bir ilişki saptanamamıştır. Aynı zamanda yapılan analiz ile bürokratik iklim tipinin kişiler arası ilişkiler boyutu ile ilişkisinin olduğu ancak bu iklim tipinin kişiler arası ilişkiler boyutuna bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda pazarlama kültürü boyutları üzerinde olumlu etkiye sahip olan ve pazarlama kültürünün gelişmesine katkı sağlayan en uygun iklim tipinin destekleyici iklim tipi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Endüstriyel Firmalar, Kütahya, Örgütsel iklim, Pazarlama Kültürü
Kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarının algılanması: Bir sanayi işletmesinde araştırma
Sürdürülebilirlik özellikle son yirmi yılda birçok farklı bilim dalında ele alınıp incelenmeye başlanmıştır. Bunun temel nedeni, kavramın içeriğinin birçok farklı bilim alanını içermesi ve gelecekteki yaşam koşullarını etkilemesidir. Bu çalışmada ise sürdürülebilirlik kavramı işletme bilimi çerçevesinde ele alınmakta ve uluslararası bir işletmenin kurumsal sürdürülebilirlik uygulaması incelenmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, uluslararası bir işletmenin çalışanlarının kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarına ilişkin algılarının ortaya konmasıdır. Ayrıca çalışmada çalışanların kurumsal sürdürülebilirliğe ilişkin algılarının demografik değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışma Kütahya Organize Sanayi bölgesinde faaliyet gösteren uluslararası bir işletmede çalışan 274 kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalışmada çalışanların işletmenin kurumsal sürdürülebilirlik ve alt boyutlarına ilişkin uygulamalarını algılamalarına yönelik olarak betimleyici istatistikler belirlenmiştir. Ayrıca çalışanların demografik özellikleri ile algıları arasında farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla da Mann Whithney U ve Kruskal Wallis testleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çalışanların işletmenin kurumsal sürdürülebilirlik boyutlarına ilişkin algılarında ortalamaların birbirine göre yakın ve yüksek düzeyde olduğu görülürken sosyal sürdürülebilirlik boyutun diğer boyutlara göre daha yüksek ortalamaya sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal sürdürülebilirlik uygulamalarında izinlerin, ekonomik sürdürülebilirlikte finansal performansın ve çevresel sürdürülebilirlikte atıkların azaltmanın ön plana çıktığı belirlenmiştir. Çalışanların demografik özellikleriyle yapılan karşılaştırmalarda ise kurumsal sürdürülebilirlik boyutlarının algılanmasının gelir seviyesine göre ve sürdürülebilirlik uygulamalarının algılanmasının departmanlara göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çalışan, Kalkınma, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik
İşletmelerin kurumsal itibarının özel ve kamu kesiminde yer alan endüstriyel müşterilerin algıladığı değer üzerindeki etkisi
Kurumların stratejik kaynaklarından birisi olarak kabul edilen kurumsal itibar, işletmelere değer katan ve uzun vadeli getirileri olan bir işletme varlığıdır. İtibar, artan bu öneminden dolayı, son yıllarda akademisyenlerin ilgisini çeken bir konu haline gelmiştir. Müşteri değeri, kurumların müşterileri ile karşılıklı değer paylaşımına dayanmakta ve her bir müşterinin, kurumun diğer varlıkları gibi yönetilmesi gerekliliğine odaklanmaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen araştırmanın amacı, işletmelerin itibar faaliyetlerinin müşterinin algıladığı değer üzerindeki etkisini incelemektir.
Sanayi işletmelerinde üretim kayıplarının (fire, artık, kusurlu mamul ve bozuk mamul) verimlilik açısından kontrolü ve bir uygulama: Çanakkale Seramik Fabrikaları A.Ş.`de uygulama
ÖZET Günümüzde tüm ülkeler verimliliklerini artırmak ve ülke ekonomilerini en üst seviyeye çıkarmak için büyük bir çaba sarf etmektedirler. Sanayi işletmelerinde karşilaşilan en önemli problemlerden birisi de fire. artık, kusurlu mamul ve bozuk mamul şeklinde ortaya çikan üretim kalıplarıdır. Sanaji işletmeleri açisindan, üretim işlemi sirasinda veya sonunda ortaya çikan üretim kayiplari tüm ülke ekonomilerini ve işletme verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Üretim kaybı sonucu verimlilik düşmekte ve maliyetler olumsuz yönde etkilenmektedir. Ancak işletme yönetiminin alacağı bazı tedbirler sonucu, üretim kayıplarının neden olduğu özellikle normal (beklenen) üretim kayıpları dışmda ortaya çıkan anormal (beklenmeyen) üretim kayıplarını ortadan kaldırmak veya en alt seviyeye indirmek suretiyle verimliliğin arttırılması ve mamul maliyetlerinin gereken düzeyde olması sağlanabilir.
BİST sanayi işletmelerinde maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisi
Geleneksel maliyet sistemlerinin yetersiz kalmasından dolayı, maliyetlerin yönetimi ve kontrolü, maliyetleri düşürme çabaları, işletmeleri yeni maliyet yaklaşım sistemlerine yönlendirmiştir. İşletmelerin maliyet yönetimini gerçekleştirememesi durumunda karlılığını dolayısıyla da varlığını sürdürmesi mümkün olmayacaktır. Bu tez çalışmasının amacı, Borsa İstanbul (BİST) İmalat Sanayi Sektöründe yer alan işletmelerin, maliyet yönetim sistemlerinin tespit edilmesi ve tercih ettikleri maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, maliyet kavramı, maliyet sistemleri ve maliyet yönetimi kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde maliyet yönetim sistemlerinden; Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Hedef Maliyetleme, Kaizen Maliyetleme, Kalite Maliyetleme, Mamul Yaşam Dönemince Maliyetleme ve Tam Zamanında Üretim ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, BİST sanayi işletmelerinde tercih edilen maliyet yönetim sistemleri ve bu sistemlerin işletme karlılığı üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada, veriler, BİST'te yer alan sanayi işletmelerine uygulanan anket yöntemi ile elde edilmiştir. Hem mail hem de telefonla ulaşılan işletmelerden 44'ü anket sorularını yanıtlamayı kabul etmiştir. Dolayısıyla örneklem sayısı 44 olarak gerçekleşmiştir. Anket çalışması, SPSS 15 programında parametrik olmayan testlerden Kruskall Wallis Yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda örneklemde yer alan işletmelerden, 18'i Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemini ve 14'ü de Tam Zamanında Maliyetleme Sistemini kullandığı belirlenmiştir. Hedef Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4, Kaizen Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4 ve Kalite Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısının 1olduğu tespit edilmiştir. Herhangi bir sistem kullanmayan işletme sayısı ise 3'tür. Kruskal Wallis Test Yöntemi ile yapılan analiz sonucunda işletmelerdeki maliyet yönetim sistemleri ile sektörleri, net satışları ve net karları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Pazar rekabeti kapsamında yöneticilerin inovasyon algısı ile seçilen toplam kalite yönetimi uygulamalarının ürün kalitesine ve inovasyonuna etkisi
Rekabetin yoğun olduğu günümüzde işletmeler arası rekabetin sürdürülebilir olması bakımından teknolojik gelişmelerin takip edilmesi ve bulunmuş her bir yenilikten işletmelerin faydalanmasının önemi çok büyüktür. Günümüzde daha rekabetçi ve verimli bir yapıya bürünebilmek için farklı sektörlerdeki gelişmelerden faydalanarak daha inovatif yenilikçi hamlelerin yapılmasına fazlasıyla ihtiyaç vardır. İnovasyon günümüzde hem gelişmiş hemde gelişmekte olan ülkeler açısından çok önemlidir. Ülke ekonomisinin gelişmesinde ve refah düzeyinin artmasında da güvenli bir etkendir. Dolayısıyla bütün ülkeler inovasyona büyük önem vermek zorunda olup inovasyon yeteneklerinin gelişmesi için uluslararası stratejiler belirlemek durumundadırlar. Türkiye mobilya endüstrisinde faaliyette bulunan işletmelerin inovasyon konusunda başarı ya da başarısızlığın hangi faktörlere bağlı olduğunu; işletmelerin yaptıkları yapamadıkları inovasyonu hangi unsurların etkilediği etkilemediği, ne gibi yetersizliklerin olduğuna yönelik mevcut durumun saptanması ve tespit edilen yetersizliklerin çözümüne katkı sağlayacak modelin oluşturulması ve modele yönelik önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada çalışmanın problemi olarak işletmelerin seçilmiş Toplam Kalite Uygulamalarından (TKY) ne şekilde faydalandığını, bu faydalanılan uygulanılan yöntem veya yöntemlerin işletmelerde ürün kalitesi ve inovasyonu'na katkı sağlayıp sağlamadığı ile yöneticilerin pazar rekabeti kapsamında inovasyon algılarında olumlu bir etki oluşturup oluşturmadığı bilgisine ulaşılması planlanmaktadır. Bir başka ifadeyle işletmelerde çalışan yönetici vasfındaki kişilerin inovatif algılarının davranışlarının azlığı dikkat çekmiştir ve bu algıyı değiştirmede artırmada seçilen Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarından daha çok hangisinin etkisinin katkısının olduğu etraflıca araştırılıp analiz edilmiştir. Türkiye de faaliyette bulunan KOBİ düzeyindeki orta büyüklükte bulunan mobilya işletmelerinin inovasyon yapmadaki yetersizliklerini ortaya çıkarıp bu yetersizliklere çözüm önerileri geliştirip pazar rekabeti kapsamında inovasyon yeterliliği kazandıracak faydalı modelin oluşturulmasıdır. Bu model kapsamında söz konusu işletmelerin hangi yöntemi uygularlarsa daha kısa yoldan inovatif hamleleri gerçekleştirebileceğini görmesini sağlamak ve gelişen gelişmekte olan Türkiye mobilya sektör ekonomisine bilimsel nitelikte katkılar yapmaktır. Ayrıca işletmelerin daha pratik inovatif hamle yapmasına ve farkındalık kazanmasına yardımcı olarak zorlaşan pazar rekabeti koşullarında başarılı olarak ayakta kalmalarını sağlayacak uygun model belirlenmeye çalışılmıştır. Mobilya sektörünün gelişmiş olduğu illerdeki işletme orta kademe yöneticilerine yönelik olarak geliştirdiğimiz literatüre bağlı özgün model çerçevesinde 336 adet anket uygulaması yapılmış ve elde edilen veriler SPSS istatistik paket program aracılığıyla analiz edilip Yapısal Eşitlik Modeli (LISREL 8.54) programıyla da modelin geçerliliği değerlendirilmiştir. Ayrıca kurulan modele yönelik alternatif olası aracı değişken modelleri de geliştirilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre kurmuş olduğumuz modelin doğrulayıcı faktör analizi ile tüm uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aracı değişkenler ile kurulan model sonucuna göre; yöneticilerin inovasyon algısının teknoloji yönetimi / Ar-Ge değişkeni ile ürün kalitesi ve inovasyonuna etkisi; kıyaslama, müşteri odaklılık ve stratejik plan değişkenlerine göre daha anlamlı olduğu ve tam aracılık etkisi gösterdiği, diğer değişkenlerle kısmi aracılık etkisi gösterdiği saptanmıştır. Bu sonuçtan hareketle söz konusu mobilya sektöründe faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler (KOBİ); teknoloji yönetimi / Ar-Ge'ye yatırım yaptığı sürece pazarda rekabet edebilme ve orta kademe de çalışan mobilya yöneticilerinin inovasyon yapma yapabilme konusunda sıkıntı yaşamayacağı bulgu ve önerilerimiz arasındadır.
Sanayi işletmelerinde toplam kalite yönetimi ve ISO 9000 uygulamalarının performans üzerine etkisi
Kalite kavramı ile müşterinin sosyo-ekonomik durumu ve kişisel özelliklerine bağlı olarak değişebilen, farklı ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda şekillenebilen bir anlayış kastedilmektedir. Kalite'nin iyileştirilmesi ve sürekli gelişiminin sağlanabilmesi için yapılacak her faaliyet Toplam Kalite Yönetimi'nin ilgi alanına girmektedir.Kalite Yönetim Sistemleri, kaliteyi iyileştirmek ve sürekli gelişimi sağlayabilmek için isletmelerin neleri yapmaları gerektiğini söylerken, Toplam Kalite Yönetimi anlayışı da isletmelerin bu hedeflere nasıl ulaşabileceğine dair ip uçları vermektedir. Bahsedilen bu kalite hedeflerine ulaşmak, isletmelerin, bu hedeflerin bireysel hedeflere indirgenerek tüm çalışanların katılımının sağlandığı bir Performans Değerlendirme modeli geliştirmeleri ile mümkün olabilir.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, toplam kalite yönetimi konusu işlenmiştir. Kalite tanımı ile beraber, kalitenin tarihi gelişimi ve boyutları verildikten sonra toplam kalite yönetimi genel bir çerçevede anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ISO 9000 kalite standardının gelişimi ve içeriği hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde performans kavramı üzerinde durulmuş ve işletmelerin performans değerlendirmede hangi yöntemleri kullanacakları, bu değerlendirmelerin işletmelere ne tür fayda sağlayacağı hususu değerlendirilmiştir.Dördüncü bölümde konu ile ilgili anket uygulamalarına dayalı veriler analiz edilip yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Toplam Kalite Yönetimi, ISO 9000 Kalite Standardı, Performans, Kalite.