Patient care

408 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastalara bakım veren hasta yakınlarının bakıma hazır oluşluk ve stres durumlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı, inmeli hastalara bakım veren hasta yakınlarının bakıma hazır oluşluk ve stres durumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, nöroloji kliniğinde inme tanısı almış 118 hastanın primer bakım verici olan hasta yakınları ile yürütüldü. Veriler 'Bakıma Hazır Oluşluk Ölçeği', 'Bakım Verenin Stres Ölçeği' ve 'Hasta Yakını Tanıtım Formu' kullanılarak toplandı. Çalışmada elde edilen veriler, tanımlayıcı istatiksel yöntemler (ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, maksimum, minimum) ve Student t testi, Oneway Anova testi, Kruskall Wallis testi ve korelasyon analizi kullanılarak değerlendirildi. p< 0,05 değeri istatiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Bakım vericilerin yaş ortalamasının 52.00±14,00 yıl, %70,3'ünün kadın, %80,5'inin evli, %66,9'unun ilköğretim mezunu olduğu saptandı. Bakım vericilerin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çocuk sayısı, çalışma durumu, gelir düzeyi, kronik hastalığa sahip olma durumu, hastaya yakınlık derecesi gibi özelliklerinin bakım vermeye hazır oluşluk ve stres durumlarını etkilemediği saptandı. Köyde yaşayanların bakım vermeye hazır oluşluk düzeylerinin düşük, stres düzeylerinin ise yüksek olduğu bulundu. Sonuç: Bakım vericilerin stres düzeyi arttıkça bakım vermeye hazır oluşluk düzeylerinin azaldığı saptandı. İnme geçiren hastaların yakınlarının bakıma hazır oluşluk ve stres durumlarının hemşireler tarafından değerlendirilmesi ve gerekli girişimlerin uygulanması önerilmektedir.

Bakım verenlerHasta bakımıHemşirelik bakımı+2
Emine Pektaş
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Açık prostat cerrahisi sonrası hastaların mobilizasyonlarında motive edici kart kullanımının ağrı düzeyi ve adım sayısı üzerine etkisi

Açık prostat cerrahisi sonrası dönemde mobilizasyonun hastalara birçok faydası bulunmaktadır. Hastalar insizyon yerlerinin zarar göreceği düşüncesi ve yeterli motivasyonlarının olmayışından kaynaklı mobilize olmaktan kaçınmaktadırlar. Bu dönemde mobilizasyona yönelik hastaları teşvik etmek ve mobilizasyonun faydalarını hastalar ile paylaşmak önemli hemşirelik bakım girişimleri arasında yer almaktadır. Randomize kontrollü, tek kör olarak yürütülen bu çalışma, açık prostat cerrahisi sonrası hastaların mobilizasyonlarında motive edici kart kullanımının, hastaların ağrı düzeyi ve adım sayısı üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. 29.01.2024-30.05.2025 tarihleri arasında Tekirdağ İsmail Cumalıoğlu Şehir Hastanesi KBB-Üroloji Servisinde açık prostat cerrahisi geçiren 90 hasta ile (çalışma grubu: 45, kontrol grubu: 45) yürütülen çalışmada tüm hastalar cerrahi girişim sonrası birer saat ara ile üç defa mobilize edildi. Hastaların mobilizasyon sırasında attıkları adım sayısı pedometre aracılığıyla ölçülüp kayıt edildi. Çalışma grubu hastalarına kontrol grubu hastalarından farklı olarak mobilizasyon motivasyon kartı tanıtıldı ve yatak ayak uçlarına asıldı. Çalışma grubu hastaların adım sayısı bu karta kayıt edildi. Verilerin toplanmasında Hasta Tanıtım Formu, Visual (Görsel) Ağrı Skalası (VAS), Pedometre ve Mobilizasyon Motivasyon Kartı kullanıldı. Çalışma ve kontrol grubunda yer alan hastaların mobilizasyon sonrası VAS ağrı puan ortalamaları karşılaştırıldığında, mobilizasyon motivasyon kartı kullanan hastaların ikinci ve üçüncü mobilizasyon zamanındaki VAS ağrı puan ortalamalarının, kart kullanmayan kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışma ve kontrol grubu hastalarının adım sayısı ortalamaları karşılaştırıldığında, mobilizasyon motivasyon kartı kullanan hastaların ikinci ve üçüncü mobilizasyon zamanında kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha fazla adım attıkları belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak açık prostat cerrahisi sonrası hastaların mobilizasyonlarında motive edici kart kullanımının, cerrahi girişim sonrası hastaların ağrı düzeylerinin azalmasına ve mobilizasyon boyunca atılan adım sayısının artmasına katkı sağladığı görüldü. Bu sonuçlara göre açık prostat cerrahisi sonrası hastaların ağrı düzeylerinin azaltılması ve mobilizasyona katılımlarının artırılması amacıyla motivasyon kartlarının kullanımını önermekteyiz.

AğrıCerrahi hemşirelikCerrahi-ürolojik+2
Cansu Bayrak
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetik bireylerde bakım gereksinimlerinin yaşam kalitesi ve kronik hastalık bakımına etkisi

Bu çalışmayla; diyabetik bireylerde bakım gereksinimlerinin yaşam kalitesi ve kronik hastalık bakımına etkisinin incelenmesi amaçlandı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniği'nde Ocak- Haziran 2017 tarihleri arasında tip 2 diyabet tanısıyla takip edilen hastalar arasından, çalışmaya katılmaya gönüllü olanlar araştırmanın örneklemini (n=150) oluşturdu. Verilerin toplanmasında "Hasta Tanıtım ve Bakım Yönetimi Değerlendirme Formu", "Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği (EQ-5D-5L)" ve "Kronik Hastalık Bakımını Değerlendirme Ölçeği-Hasta Formu (PACIC)" kullanıldı. Formlar araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile dolduruldu. Verilerin değerlendirilmesinde Oneway Anova test ve Tukey HDS test, bağımsız iki grup t testi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Çalışmaya katılan diyabetlilerin kronik hastalık yönetiminin iyi olduğu, PACIC skoru toplam puan ortalamasının 3,78±0,79 ve EQ-5D-5L genel sağlık skoru ortalama puanının ise 0,84±0,17 değeriyle kusursuz sağlığa yakın olduğu saptandı. Diyabetlilerin EQ-5D-5L indeks puanları ile PACIC skoru karar verme desteği ve amaç belirleme/rehberlik alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, beden kitle indeksi ve HbA1c değerleri ile EQ-5D-5L genel sağlık skoru arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki saptandı. Diyabetlilerin şu anki diyabet tedavi uyumu ile EQ-5D-5L genel sağlık skoru ve PACIC skoru toplam puanı arasında anlamlı ilişki olduğu saptandı. Diyabetlilerin diyabet eğitimi alma durumuna göre PACIC skoru karar verme desteği ve amaç belirleme/rehberlik alt boyut puanları bakımından anlamlı fark olduğu görüldü. Araştırma sonucunda, diyabetlilerin kronik hastalık bakım yönetiminde; genel tedaviye uyumu için sağlık eğitimi ve danışmanlık programları planlanması önerilebilir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hasta bakımı+3
Şenay Zuhur
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zor hasta kavramı ve sağlık alanında eğitim gören öğrencilerin zor hasta algısı: Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu örneği

Bu çalışma fizyoterapi, hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, yaşlı bakımı öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma evrenini Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik bölümü 2, 3, 4. Sınıf öğrencileri toplam 347 kişi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Fizyoterapi bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Yaşlı bakımı bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü 2. Sınıf öğrencileri olmak üzere NKÜ SHMYO öğrencileri toplam 116 kişi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına toplam 493 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmada örneklem seçilmemiş, NKÜ Sağlık Yüksekokulu ve Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören öğrencilerinin %80'ine ulaşılması hedeflenmiş, 347 öğrenciye ulaşılmıştır. Evreni oluşturan 493 öğrencinin %70'ine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri, "Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Form" ve "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" olmak üzere iki form aracılığı ile elde edilmiştir. Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Formda, birinci bölümde, "Zor hasta" algısı ile ilgili sorular, zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölümde, zor hasta algısına bağlı olarak öğrencilerin verdiği hasta demografik bilgileri yer almaktadır. Üçüncü bölümde, araştırmaya katılan katılımcıların demografik bilgileri yer almaktadır. "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" formunda 34 ifade dört boyut altında sınıflandırılmıştır. Her bir ifade 5'li Likert ölçeği ile ölçülmüştür. Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi 4 boyuttan oluşmaktadır. Bunları hastanın zorluğu, personelin duyduğu rahatsızlık, uyum ve iletişim problemi ve sedaktif davranış boyutları oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Statistics 21.0 bilgisayar programında; ortalama, ortanca, standart sapma, yüzdelik sayılar, T testi, Oneway Anova testi, Scheffe testi, Tamhane's T2 ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Fizyoretapi bölümü öğrencilerinin yaş ortalaması 20,04, hemşirelik bölümü öğrencilerinin 21,54, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencilerinin 20,41, yaşlı bakımı öğrencilerinin 20,05'tir. Fizyoterapi, hemşirelik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencilerinin karşılaştıkları zor hastaların mesleğe bakışlarını etkilemediği belirlenmiştir. Fizyoterapi bölümü öğrencileri zor hastayı "Tedaviyi reddeden-işbirliği yapamayan hasta", hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencileri ise "İletişim kuramayan hasta" olarak tanımlamıştır. Fizyoterapi ve hemşirelik bölümü öğrencileri zor hastaların özelliklerini "İletişime kapalı hasta" ve "İşbirliği kuramayan hasta" olarak nitelendirmiştir. Yaşlı bakımı ve tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencileri zor hastayı "İletişime kapalı hasta" olarak nitelendirmiştir. Araştırmaya katılan öğrenciler zor hasta ile yüksek yüzdelerde karşılaştıkları belirlenmiştir. Zor hasta ile karşılaşılan klinikler genellikle; Fizik tedavi ve rehabilitasyon, iç hastalıkları polikliniği, kardiyoloji polikliniği, ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği ve nöroloji poliklinikleridir. Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde kısmen güçlük yaşadıkları ve kendilerinin orta düzeyde başarılı hissettikleri saptanmıştır. Zor hasta davranışı ile baş etme yöntemlerinden en çok sakince iletişim kurmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin iletişimle ilgili uygulamalı derslerin de olması gerektiği belirlenmiştir. Zor hastaların genellikle kadın, evli, yetişkin (40-65 yaş) grubunda, ilköğretim mezunu, işçi, ev hanımı ve emekli oldukları tespit edilmiştir.

Hasta bakımıHastalarHemşirelik eğitimi+7
Ayça Doğru Tunca
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnme geçiren hastalarda fonksiyonel bağımlılık durumunun depresyon ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma, inme geçiren hastaların fonksiyonel bağımlılık durumlarının, depresyon ve yaşam kalitesine etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı nitelikte planlandı. Nisan 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Servisi, Ayaktan Tedavi Ünitesi ve Polikliniği'nde yapıldı. Araştırmanın örneklemini, 18 yaş ve üzerinde inme tanısı almış çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 125 hasta oluşturdu. Veriler; araştırmacı tarafından, 'Hasta Veri Toplama Formu', 'Beck Depresyon Envanteri', 'Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği', 'Barthel İndeksi' ve 'İnme Etki Ölçeği 3.0', formları kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edildi. Verilerin değerlendirilmesinde, ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, Pearson korelasyon testi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. Sonuçlar %95'lik güven aralığında ve p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Hastaların yaş ortalamaları 57,14±14,05 olup, %61,6'sı erkek, %56'sı ilköğretim mezunudur. Hastaların, %51,2'si 2-5 yıldır inme hastası olup, çoğunluğunun (%74,4) inme tipi iskemik inmedir. Hastaların; Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği toplam ortalama puanı 77,04±19,44 olup, %80,8'inin yarı bağımlı olduğu, Barthel İndeks toplam ortalama puanı 46,36±23,4 olup, %59,2'sinin ileri derecede bağımlı olduğu belirlenmiştir. Beck Depresyon Ölçeği ortalama puanı 21,2±10 olup, %55,2'sinde depresif belirti bulunduğu ve İnme Etki Ölçeği 3,0 toplam ortalama puanı 169,21±27,28 olduğu ve yaşam kalitelerinin olumsuz yönde etkilendiği saptanmıştır. Çalışma sonucunda; hastaların fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri arttıkça yaşam kalitelerininde arttığı saptanmıştır (p<0,001). Fonksiyonel bağımlılık durumunun artmasının ise depresif belirti düzeylerinin artmasına yol açtığı belirlenmiştir (p<0,001). Hastaların depresif belirti durumları ile yaşam kaliteleri arasında ise negatif yönlü istatistiksel açıdan ileri derecede anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,001). İnmeli hastaların fonksiyonel bağımlılık durumlarının yaşam kalitesini ve depresif belirtileri etkilediği belirlenmiştir.

Bakıma muhtaç kişilerDepresyonFonksiyonel yetkinlik+4
Yasemin Turan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinde etik iklim algısı ve bakım kalitesi ilişkisi

Yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) bakım kalitesini etkileyeceği düşünülen tüm faktörlerin bakım kalitesi iyileştirme çalışmaları kapsamında ele alınması gerekmektedir.Bu çalışma YBÜ'de hemşirelerin etik iklim algılarının bakım kalitesine yansımasının ortaya konması amacıyla planlanmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma Sakarya'da bulunan devlet hastanelerinin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 197 yoğun bakım hemşiresi ile gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülmüştür. Veriler sosyodemografik bilgi formu, Hastane Etik İklim Ölçeği (HEİÖ), Karşılanamayan Hemşirelik Bakımı Ölçeği (KHBÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmada yer alan hemşirelerin yaş ortalaması 29.53±5.52 olup, %71.1'i kadındır. HEİÖ toplam puan ortalaması 3.60±0.61 olup, en yüksek ortalama puan 'Hasta Faktörü' (4.04±0.62), en düşük ortalama puan 'Hastane Faktörü' (3.06±0.90) alt boyutlarında elde edilmiştir. HEİÖ'ye göre hemşirelerin yaklaşık yarısı (%48.7) genellikle birimlerinde güvenli hasta bakımı verildiğini düşünmekte; yarıya yakını (%45.2) hastaneleri tarafından hiç desteklenmedikleri ya da nadiren desteklendikleri ve saygı duyulduklarını ifade etmektedir. YBÜ'de etik iklim algısının hemşirelerin çalışma yılına, haftalık çalışma saatine, çalışma şekline, bakım verilen hasta sayısına göre değiştiği saptanmıştır (p<0,05). Araştırmanın yürütüldüğü YBÜ'de en fazla karşılanmayan bakım gereksinimi hasta mobilizasyonu, en az ihmal edilen uygulama ise el yıkama olmuştur. Çalışan hemşirelerin %35.0'i hastaların mobilizasyonunu hiçbir zaman sağlayamadığını belirtirken, %76.6'sı ise el yıkamanın nadiren ihmal edildiğini ifade etmiştir. Hemşireler hasta bakım gereksinimlerinin karşılanamamasının nedeni olarak ilk sırada hasta durumundaki ani değişimler (%76.1), takiben personel sayısının yetersizliğini (%75.1) göstermiştir. Bakım kalitesi ve etik iklim birbiri ile zayıf da olsa ilişkili olup; KHB gereksinimleri boyutu ile HEİÖ "Hasta Faktörü" (p<0,05), ve "Meslektaş Faktörü" (p<0,01) alt boyutları arasında pozitif; "Hekim Faktörü" boyutu arasında negatif ilişki saptanmıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Yoğun bakım ünitesi, hemşire, bakım kalitesi, etik iklim algısı

EtikEtik kültürHasta bakımı+7
Filiz Kılınç
Tekirdağ Namık Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya'da ve ülkemizde kanser hastalarının palyatif bakım hizmetlerinin incelenmesi

Gözlemsel nitelikli bu çalışmada; dünyada ve ülkemizde kanser hastalarının ve ailelerinin "tedavi sırasında ve sonrasında" hastanın yaşamını zorlaştıran fiziksel psikolojik ve manevi problemlerinin değerlendirilmesi ve hastaların yaşam kalitelerini yükseltmek için palyatif bakımın öneminin anlatılması amaçlamaktadır. Araştırma için NKÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Yönetimi Ana Bilim Dalı'nda ve NKÜ Kütüphanesi'nde bulunan araç ve gereçler kullanılmıştır. Araştırma esnasında Literatür taraması yapılmış, palyatif bakım ihtiyacı olan kanser hastaları, aileleri ve hizmet veren sağlık personeli ile yüz yüze görüşülerek bulgular değerlendirilmiştir. DSÖ; 2040 yılında 28.4 milyon yeni kanser vakasının meydana geleceğini tahmin etmektedir. 2020 yılı için tespit edilen küresel kanser prevelansına göre günümüzde palyatif bakım hizmetlerine ihtiyaç duyan toplam 19.3 milyon kanser hastası sayısının önümüzdeki 30 yılda %47 oranında artması beklenmektedir. Palyatif bakımın alanı sadece kanser hastaları değildir. Dünyada kanser hastaları dışında yaşamı tehdit eden; kardiyovasküler hastalıklar, son dönem organ yetmezlikleri, progresif nörolojik hastalıklar ve AIDS gibi hastalıklarda palyatif bakımın hizmet alanındadır. Bu çerçeveden bakıldığında dünyada her yıl yaklaşık 100 milyon insan palyatif bakım hizmetlerine ihtiyaç duymaktadır. Dünyada ve ülkemizde kanser hastalarının palyatif bakım hizmetlerine erişimindeki eksikliklerin tespiti ile bunların çözümlenerek giderilmesi önümüzdeki yıllarda hem ülkemizin sağlık giderlerinin azaltılmasını hem de hastaların yaşam kalitelerinin artmasını sağlayacaktır.

Bakım hizmetleriHasta bakımıHospisler+2
Nermin Tuna
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan hastaların bakımdan sorumlu yakınlarının ve hemşirelerinin eğitim gereksinimleri ile ilişkili görüşlerinin q metodu ile incelenmesi

Bu çalışma hemodiyaliz tedavisi alan hastaların, bakımlarından sorumlu yakınlarının ve hemşirelerinin eğitim gereksinimleri ile ilişkili görüşlerinin Q Metodu yoluyla incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Konya merkezde bulunan Özel Ölmez Diyaliz Merkezi ve Özel Nefrotrans Karatay Diyaliz Merkezlerinde, Aralık 2017-Mart 2018 tarihleri arasında, hemodiyaliz tedavisi alan 30 hasta, hastaların bakımından sorumlu 30 hasta yakını ve hastalara bakım ve tedavi veren 30 hemşire ile yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak hasta, hasta yakınları ve hemşireler için tanıtıcı özellikler soru formları, hemodiyaliz eğitim konularından oluşan 22 soru kartı ve sormak istedikleri soruyu yazmak istemeleri durumunda kullanılmak üzere 2 boş soru kartı kullanılmıştır. Veriler, Q metodundan (kartların önem sırasına göre sıralanması) yararlanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler yüzdelik ve frekans yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmada hemodiyaliz tedavisi alan hastaların eğitim gereksinimleri ile ilgili hasta, bakımlarından sorumlu hasta yakınları ve hemşirelerin konulara göre bazı düşüncelerinin aynı bazı düşüncelerinin ise farklı olduğu bulunmuştur. Hasta, hastanın bakımından sorumlu yakını ve hemşirelerin eğitim konularının önem sıralamasına baktığımızda; Hastaların, ihtiyaçları olduğunda psikolojik destek alma, sosyal yaşama uyum sorunlarıyla baş etme gibi psiko-sosyal sorunları içeren eğitim konularını, Hastaların bakımlarından sorumlu yakınlarının, fistül/kateter bakımı, komayı önlemeye yönelik tedbirleri almak gibi komplikasyonları önlemeye yönelik eğitim konularını, Hemşirelerin ise böbreklerin yapısı ve fonksiyonları, hemodiyalizin mekanizması gibi teknik ve teorik bilgi içeren eğitim konularına daha çok ilgi gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Hemşirelerin Q metodunu öğrenerek, yapacakları eğitim öncesinde hastaların ve hastaların bakımından sorumlu bakım vericilerinin önem sıralamasını belirlemesi ve eğitimin hasta ve hasta bakım vericilerinin ihtiyaçları doğrultusunda planlanarak yürütülmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz, KBY, Hasta Yakını, Hemşire, Q Metodu.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikHasta bakımı+5
Canan Güngör
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner arter bypass greft ameliyatı geçiren hastaların taburculuk sonrası telefon ile izlenmesinin bakım sonuçlarına etkisi

Günümüzde toplumsal alışkanlıklar, yoğun sigara kullanımı ve stres gibi nedenlerle kalp hastalıkları, en sık yaşanan sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Koroner Arter Bypas Greft (KABG) cerrahisi yapılan en yaygın ve maliyetli tıbbi prosedürlerden biridir. KABG sonrası yaşamı veya yaşam kalitesini tehdit edecek önemli komplikasyonlar görülebilir. Bu komplikasyonları önlemek veya erken dönemde tanılamak iyi bir hemşirelik bakımıyla mümkündür. Planlı bir hemşirelik bakımı iyi bir taburculuk eğitimini de kapsar. Hastaların taburculuk sonrası evde gereksinimlerinin belirlenmesi telefon hemşireliği ile yapılabilir. Bu çalışma; koroner arter bypass greft ameliyatı geçiren hastaların taburculuk sonrası telefon ile izlenmesinin bakım sonuçlarına etkisini belirlemek, öğrenme gereksinimlerini belirlemek, komplikasyonları belirlemek ve önlemek amacıyla SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Kalp Damar Cerrahisi Servisi'nde yatan ve taburcu olan 60 hasta üzerinde tek gruplu yarı deneysel olarak yapıldı. Hastalara taburcu olmadan önce klinik rutinde verilen taburculuk eğitimi sırasında araştırmacı tarafından hazırlanan Hasta Tanılama Formu dolduruldu. Taburculuk sonrası hastalar telefonla aranarak yine araştırmacı tarafından hazırlanan Telefonla Hasta Gereksinimleri Saptanması Anketi dolduruldu. Çalışmaya katılan hastaların %11,7'si (7 hasta) 50 yaş ve altında, %73,3'ü (43 hasta) 51-70 yaş arasında, %15'i (10 hasta) ise 71 yaş ve üzerinde, %63,3'ü (38 hasta) erkek, %36,7'si (22 hasta) kadındı. Hastaların %96,7'sinin (58 hasta) taburculuk sonrası evde bakım verecek yakını bulunurken, %3,3'ünün (2 hasta) bulunmamaktaydı. Taburculuk sonrası hastaların telefonla izleminde 41,2±5,4 dk görüşme sağlandı. Görüşmeler sonucunda; hastaların %75'i yara yeriyle ilgili, %56,7'si ağrı ile ilgili, %41,7'si solunumla ilgili sorunları olduğunu bildirdi. Araştırmacı tarafından sorun bildiren hastalara telefonla danışmanlık yapıldı. Hastaların görüşmelerden memnun olduğu gözlemlendi. Sonuç olarak telefonla hasta gereksinimlerinin saptanmasının hasta bakım sonuçlarına olumlu etkileri olduğu gözlemlendi.

Hasta bakımıHasta takibiHemşirelik+7
Ömer Emre
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın doğum servisinde yatan hastaların hemşirelik bakımından memnuniyet durumlarının belirlenmesi

Bu çalışma Kadın Doğum Servisinde yatan hastaların hemşirelik bakımından memnuniyet durumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma, Gaziantep ilinde bulunan SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Servisinde yatan hastalar üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın verileri Kasım 2020-Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın evrenini ilgili hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisinde yatan hastalar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini verilerin toplandığı tarihlerde ilgili serviste yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden hastalar oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçeği Türkçe' ye uyarlayan kişiden ölçek kullanım izni alınmıştır. Araştırmanın yapılması için ilgili etik kuruldan onay ve araştırmanın yapılacağı kurumdan izin alınmıştır. Araştırmanın verileri "Hasta Bilgi Formu" ve "Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik değerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Çalışma kapsamındaki hastaların memnuniyet durumlarının yüksek bulunduğu ve olumlu olduğu belirlenmiştir. Hastaların yaşının, eğitim düzeyinin, evlilik süresinin, gelir düzeyinin, yaşamının çoğunu geçirdiği yerin, çocuk sayısının, hastanede kalış süresinin, bu serviste daha önce yatma durumunun hemşirelik bakımından memnuniyetlerini etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

Genital hastalıklar-kadınHasta bakımıHasta memnuniyeti+3
Betül Aslan
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli hastaların ve diyabetik hastalara bakım veren hemşirelerin hastalığa karşı tutumları

Çalışma Tip 2 diyabetli hastaların ve bu hastalara bakım veren hemşirelerin diyabete karşı tutumlarını değerlendirmek amacıyla, Aralık 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında bir kamu hastanesinin dahiliye ve endokrinoloji polikliniği ve servislerinde, tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Örneklem sayısının belirlenmesi için güç analizi yapıldı ve 105 hasta ve 105 hemşire olmak üzere toplam 210 gönüllü çalışmaya dahil edildi. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Çalışmanın verileri; hasta ve hemşireler için oluşturulan Soru Formu ve Diyabet Tutum Ölçeği ile toplandı. Ölçek maddeleri 1'den 5'e kadar değişen likert tipi puanlama ile puanlandırıldı. Puan >3 ise pozitif tutumu, puan ≤3 ise negatif tutumu ifade etmektedir. Elde edilen veriler t testi, tek yönlü ANOVA, Kruskal Wallis, Ki kare, Mann Whitney U testi, Pearson Spearman sıra korelasyon katsayıları ile değerlendirildi. Araştırmaya katılan hastaların %56,2'sının erkek, yaş ortalamalarının 55,40±9,52 ve diyabet süresi ortalamalarının 10,27±6,68 yıl olduğu, %31,4'ünün okuryazar olmadığı, %34,3'ünün oral antidiyabetik ilaç kullandığı belirlendi. Kadınların Diyabet Tutum Ölçeği toplam puanlarının, erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek ve hastaların tutumlarının negatif yönde olduğu tespit edildi. Diyabet tutum ölçeği alt gruplarından en yüksek tutumun diyabetin ciddiyeti alt grubu, en düşük tutumun özel eğitim gereksinimi alt grubu olduğu saptandı. Araştırmaya katılan hemşirelerin ise %81'inin kadın olduğu, %87,6'sının Lisans/Lisansüstü eğitim aldığı, %23,8'inin gündüz, %76,2'sinin vardiyalı çalıştığı ve diyabet tutumlarının negatif yönde olduğu tespit edildi. Diyabet tutum ölçeği alt gruplarından en yüksek tutumun hastanın yaşamına diyabetin etkisi alt grubu, en düşük tutumun ise özel eğitim gereksinimi alt grubu olduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda, hastaların ve hemşirelerin negatif tutumlarının iyileştirilmesi, pozitif tutumlarının desteklenmesi ile başarılı diyabet yönetimine katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hasta; Hemşire; Tutum; Tip 2 diyabet.

Bakım verenlerBakım verme yüküDiabetes mellitus+4
Fatma Dinç
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kapsamlı palyatif bakım servisine yatışı yapılan hastaların analizi- 1 yıllık deneyimimiz

Amaç: Palyatif Bakım Servisleri (PBS) hızlı bir gelişim sürecindedir. Palyatif bakım (PB) her ne kadar yatağa bakımlı kalmış veya kendi kendine yetemeyen her hastaya hitap etse de esas ilgi alanı kanser hastaları ve yakınlarıdır. Bu çalışmada, aile hekimliği kliniğince yürütülmeye başlandığı zamandan itibaren Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH), Kapsamlı PBS'ne yatan hastaları değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel, retrospektif dizayndaki çalışmanın evrenini SEAH Kapsamlı PBS'ne 01 Aralık 2019 - 01 Aralık 2020 tarihlerinde yatışı yapılan tüm PB hastaları oluşturmuştur. Hastaların özel bilgileri paylaşılmadan, cinsiyet, yaş, meslek, kan grubu, tanı, tarafımıza nereden konsulte edildiği, kaç gün servis hizmeti aldığı, kaç kez yatış yapıldığı, vefat eden sayısı, yatış nedeni, görüntüleme yöntemleri istemleri, özellikli girişimsel işlemler, hangi şehirden, ilçelerden yattığı bilgileri otomasyon sistemi yardımı ile toplanıp, SPSS paket programında analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya alınanların yaşları ortalaması 76,3±12,9 yıl olup kadın cinsiyet oranı %51,3'tür. Kişilerin kan gruplarının büyük çoğunluğu %36,9 ile A Rh+ olduğu saptanmıştır. Kişilerin ortalama yatış süreleri 12,0±10,4 gün olup % 46.7 ile en çok kış aylarında yatış yapıldığı saptanmıştır. Kişilerin %62,8'i hastaneden taburcu olmuşken, %21,7'sinin vefat ettiği saptanmıştır. Kişilerin büyük çoğunluğunun Samsun ilinde ikamet ettiği (%93,1), Samsun ilinde ikamet edenlerin %72,4'ünün de merkez ilçelerde yaşadığı saptanmıştır. Kişilerin yarısına yakının yatış sebebi beslenme eksikliği yer aldığı saptanmıştır. Kişilerin ilk 3 sıradaki primer tanı dağılımları sırayla Akciğer kanseri (%15,8), SVO (%14,8) ve Alzheimer (%14,1) olduğu saptandı. Sonuç: Aile hekimliği kliniğince yürütülmeye başlanan servisin yatan hastalar özelinde ilk düzenli sonuçları çıkarılmış olmuş, primer tanılar, yatış tanıları, kabul şekilleri, yatış yapılan klinikler, özellikli girimsel işlemler yapılıp yapılmadığı, konsultasyon alma-isteme oranları değerlendirip aile hekimliği bakış açısıyla yürütülen serviste gerçek palyatif bakım hastalarına hizmet verilmiştir. Samsun ilinden ve merkez ilçelerden daha fazla yatış yapıldığı, acil departmanı ve yoğun bakım departmanlarından daha fazla konsultasyon istendiği, görüntüleme ihtiyacı olarak direkt grafi istenen hastaların daha fazla vefat ettiği saptanmıştır.

Aile hekimliğiHasta bakımıKanser hastaları+1
Muhammed Emin Göktepe
Samsun Üniversity
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Evde bakım alan, enteral tüple beslenen hastaların bakım verenlerinde bakım yükü ve yaşam kalitesi

Amaç: Günümüzde yaşlı nüfusun artışı ve teknolojinin hızla gelişmesi sonucunda enteral tüple beslenme, hastaların kendi ev ortamlarında aileleriyle birlikte yaşamını sürdürmesine imkân sağlayan bir yöntem haline gelmiştir. Bu yöntem yaşlı, kronik hastalığı olan, bakıma gereksinim duyan kişilerde beslenmenin sürdürülebilmesi açısından hayati öneme sahip olsa da hem hasta hem de bakım verenler için beraberinde birçok fiziksel, psikolojik ve sosyal problem getirebilmektedir. Bu problemler bakım verenlerin bakım yükünde artış ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilmektedir. Çalışmamızın amacı Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri (ESH) birimine kayıtlı, evde enteral tüple beslenen hastaların ve bakım verenlerin özelliklerini, beslenmeye ilişkin yaşadıkları sorunları, bakım verenlerin bakım yükü ve yaşam kalitelerini değerlendirmektir. Gereç Yöntem: Araştırma kesitsel, analitik, anket tabanlı tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 23.03.2022-23.05.2022 tarihlerinde Evde Sağlık Hizmetlerine kayıtlı 152 enteral tüp yoluyla beslenen hastanın bakım verenleri oluşturmuştur. Araştırma kabul ölçütlerine uygun ve araştırmaya katılmayı kabul eden 140 hastanın bakım verenleri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Katılımcılara sosyodemografik verileri içeren anket formu, Zarit Bakım Yükü Ölçeği (ZBYÖ) ve Kısa Form-36 (Short Form-36, SF-36) ölçeği uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. p<0.05 istatistikçe anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 140 bakım verenin %75,6'sı (n=106) 35-64 yaş grubunda idi. Bakım verenlerin %74,3'ü (n=104) kadındı. Bakım verenlerin %54,3'ü (n=76) hastanın çocuğu idi. Bakım verenlerin %57,9 (n=81)'u hastaya 0-4 yıldır bakım vermekte idi. Hastaların %82,1'i (n=115) perkütan endoskopik gastrostomi (PEG), %17,9'u (n=25) nazogastrik tüp (NGT) yöntemi ile beslenmekteydi. Bakım verenlerin ZBY ölçek ortalama puanı 49,00±12,36 idi. Bakım verenlerin ZBYÖ grupları incelendiğinde %20,7'sinin (n=29) orta dereceli bakım verme yükü olduğu, %61,4'ünün (n=86) ileri dereceli bakım verme yükü olduğu, %17,1'inin (n=24) aşırı derecede bakım verme yükü olduğu belirlenmiştir. Bakım verenlerin ZBYÖ toplam puanları ile sosyal güvence arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,109 p=0.035). Sosyal güvencesi olmayanların bakım yükü daha fazla bulunmuştur. Katılımcıların ZBYÖ toplam puanları ile hastaların diabetes mellitus tanısı olması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,523 p=0.012). Bakım verenlerin SF-36 ölçeği tüm alt boyutlarında puan ortalaması düşük saptanmıştır. ZBYÖ toplam puanları ile tüm SF-36 ölçeği alt boyut puanları arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin bakım yükü fazla, yaşam kalitesi kötüydü. Evde sağlık hizmetleri profesyonelleri tarafından enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin sağlık ve bakım alanındaki bilgi gereksinimleri göz ardı edilmemeli ve yapılan ev ziyaretlerinde hastanın tedavi ihtiyacı yanında bakım verenlerin eğitimlerine de zaman ayırılmalıdır.

Bakım verenlerBakım verme yüküBeslenme+5
Cansu Petek İnan
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Palyatif bakım servisinde tedavi gören geriatrik hastalarda polifarmasinin; ''Türkiye yaşlıda uygunsuz ilaç kullanım kriterleri'' ile değerlendirilmesi

Amaç: Dünya nüfusu yaşlanmaktadır. Yaşlanmayla beraber kronik hastalıklar ve kanser oranında artış görülmektedir. Yaşam sonu bakımı için de palyatif bakım ihtiyacı doğmaktadır. Palyatif bakım tedavisi alan yaşlı bireyler multiple komorbiteye ve beraberinde çoklu ilaç kullanımına sahiptir. Farmakokinetik ve farmakodinamik süreçler yaşa bağlı değişiklik göstermektedir. Yaşlı bireyler ilaç yan etkilerine karşı daha hassastır. Bazı ilaç yan etkileri, yeni bir klinik durum olarak algılanıp reçete kaskadına neden olabilmektedir. Bunun sonucunda ciddi sağlık problemleri görülebilmektedir. Birçok ilaç yan etkisinin altında uygunsuz ilaç kullanımı yer almaktadır. Bu çalışmada Samsun'daki kamu hastanelerinde palyatif bakım servislerinde tedavi gören geriatrik bireylerin kullandığı ilaçları ''Türkiye Yaşlıda Uygunsuz İlaç Kullanım Kriterleri (TIME)'' ile incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve analitik türdeki çalışmamızın evrenini 1 Nisan-15 Ekim 2022 tarihleri arasında Samsun ili merkez ve ilçelerindeki palyatif bakım servislerinde yatarak tedavi görmüş hastalar oluşturmaktadır. Çalışmaya 65 yaş ve üstü, en az bir ilaç kullanan hastalar dahil edilmiştir. Hastaların sosyodemografik özellikleri, primer tanıları, komorbiditeleri, kullandığı ilaçlar ve laboratuvar değerleri kaydedilmiştir. Hastaların MNA-SF, Katz GYA ve Charlson komorbite indeksi skorları hesaplanmıştır. 5 ve üzeri ilaç kullanmak polifarmasi olarak kabul edilmiştir. Hastaların kullandığı ilaçlar TIME kriterleri ile analiz edilmiştir. Çalışmada veri analizi için SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 78,00±9,08 yıldır. Hastaların %54,0'ü kadındır. Hasta başına 5,28±2,72 ilaç kullanımı vardır. En sık görülen kronik hastalık %52,6 oranında hipertansiyondur. Hastaların %59,2'sinde polifarmasi, %10,8'inde hiperpolifarması mevcuttur. Polifarmasi ile üst kol çevresi (p=0,010), baldır çevresi (p=0,003) baş dönmesine bağlı düşme (p=0,022) ve medeni durum (p=0,017) ile aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Hastaların %56,3'ünde en az bir uygunsuz ilaç kullanımı mevcuttur. TIME to START kriterlerine göre %18,3 ve TIME to STOP kriterlerine göre %48,4 potansiyel uygunsuz ilaç (PUİ) kullanımı vardır. TIME to START kriterlerinden en sık ihmal edilenler; aşılar, gastrointestinel sistem ve supleman bölümüdür. TIME to STOP kriterlerinden en sık ihmal edilenler; kas iskelet sistemi kriterleri ve analjezik ilaçlar, kardiyovasküler sistem kriterleridir. PUİ kullanımı ile PLT (p=0,040), kreatin (p=0,010) ve GFR (p=0,034) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardır. Ayrıca çalışmamızda polifarmasi olan grupta daha yüksek oranda TIME to STOP kriterlerince uygunsuz ilaç kullanımı mevcuttur (p<0,001). Sonuç: Çalışmaya katılan hastaların yarısından fazlasında polifarmasi ve en az bir uygunsuz ilaç kullanımı vardır. Yaşlanmayla beraber ilaç yan etkilerine hassas hale gelen yaşlı bireylerde polifarmasi sorgulanmalıdır. Polifarmasi uygunsuz ilaç kullanımı için uyarıcı bir işaret olabilir. Yaşlı bireylerde uygunsuz ilaç kullanımı belirlemek için; ülkemiz şartlarına uygun TIME kriterleri iyi bir tarama aracı olarak klinik pratikte daha sık kullanılabilir. Bu açıdan elde ettiğimiz sonuçlarla çalışmamızın, diğer çalışmalara yol gösterici olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Sözcükler: palyatif, yaşlı, polifarmasi, uygunsuz ilaç, TIME kriterleri

GeriatriHasta bakımıHemşirelik bakımı+4
Özlem Kırcı
Samsun Üniversity
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik karaciğer hastalığı tanısı ile hastaneye yatırılan bireylerde uluslararası ortak hemşirelik terminolojisine dayalı standart hemşirelik bakım planının geliştirilmesi ve kullanışlılığının değerlendirilmesi

Kronik karaciğer hastalığı tanısı ile hastaneye yatırılan bireylerde uluslararası ortak hemşirelik terminolojisine dayalı standart hemşirelik bakım planının geliştirilmesi ve kullanışlılığının değerlendirilmesi için katılımcı eylem araştırması tasarımı ile üç fazda uygulanmıştır. Araştırmanın birinci fazında, kronik karaciğer hastalığına sahip sekiz hasta ve yarı yapılandırılmış soru formu ile nitel olarak 1-31 Aralık 2017 tarihleri arasında tamamlanmıştır. İkinci fazında; Gastroenteroloji servislerinde görev yapan 18 hemşirenin hemşirelik süreci yaklaşımı ile yapılandırılmış hemşirelik bakım planına ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Bu fazda ayrıca, kronik karaciğer hastalığı tanısı ile hastaneye yatırılan bireylerde kullanılmak üzere uluslararası ortak hemşirelik terminolojisine dayalı standart hemşirelik bakım planının geliştirilmiş ve kapsam geçerliliği Ekim 2022- Eylül 2023 tarihleri arasında tamamlanmıştır. Araştırmanın üçüncü fazında kronik karaciğer hastalığı tanısı ile hastaneye yatırılan bireylerde uluslararası ortak hemşirelik terminolojisine dayalı geliştirilen standart hemşirelik bakım planının kullanışlılığı (etkililik, kalite ve memnuniyet) Gastroenteroloji servislerinde görev yapan 18 hemşire ve yatarak tedavi gören 10 hasta ile Ekim 2023-Aralık 2023 tarihleri arasında tamamlanmıştır. Bu fazda standart bakım planı kullanarak hasta bakımını tamamlayan yedi hemşire ile memnuniyet değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırmanın birinci fazında; kronik karaciğer hastalarının hastalık ilişkili deneyimleri hastalığa ilişkin semptomlar ve hastalık ilişkili yaşam sorunları olarak iki tema altında toplanmıştır. İkinci fazında; hemşirelerin çoğunluğunun lisans mezunu olduğu, hemşirelik süreci yaklaşımı ile çalıştıkları ve en çok NANDA hemşirelik tanı terminolojisini bildikleri belirlenmiştir. Bu fazda geliştirilen standart bakım planı 22 NANDA hemşirelik tanısı, tanılarla ilişkili NOC sonuçları ve NIC girişimlerini içermiş ve kapsam olarak %95-%100 arasında geçerli olduğu bulunmuştur. Üçüncü fazında; kronik karaciğer vakası için hemşirelerin ön test bakım planından aldıkları toplam puan (5.44±2.81), ile son test bakım planından aldıkları toplam puan (16.50±4.98) arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.001). Geliştirilen standart bakım planının kullanıldığı hasta dosyaları ile mevcutta kullanılan bakım planının yer aldığı hasta dosyalarının kalite puan ortalaması arasındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). Hemşireler standart bakım planının; hasta hakkında hızlı bilgi almayı sağladığını, kronik karaciğer hastalığına sahip hastaların rahatlıkla takip edilmesini ve kanıta dayalı uygulamaları desteklediğini, hastaların daha iyi bakım almalarını sağladığını, bireysellikten uzaklaştırmadığı için bu bakım planı ile çalışmaktan memnun olduklarını ifade etmişlerdir. Çalışmada sonuç olarak; uluslararası ortak hemşirelik terminolojisine dayalı geliştirilen standart hemşirelik bakım planı, kapsam açısından geçerli, etkili, kaliteli ve memnuniyet verici olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda geliştirilmiş standart hemşirelik bakım planın kronik karaciğer hastalarının bakımın kullanımının yaygınlaştırılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: katılımcı eylem araştırması, standart hemşirelik bakım planı, kronik karaciğer hastalığı, uluslararası hemşirelik terminolojisi, bakım

Hasta bakımıHospis bakımı
Gülfigar Gülkaya
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İmplante edilebilen kardiyoverter defibrilatör takılan hastalara kanıta dayalı rehber ile verilen bakımın kabullenme, memnuniyet, özetkililik ve sonuç beklentilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, ilk defa implante edilebilen kardiyoverter defibrilatör takılacak hastaların implantasyon işlemi öncesi ve sonrası hemşirelik bakım uygulamalarını içeren kanıta dayalı rehber ile verilen hemşirelik bakımının implante edilebilen kardiyoverter defibrilatörü kabullenme, hasta memnuniyeti, öz etkililik ve sonuç beklentileri düzeyine etkisini değerlendirmektir. Yarı deneysel müdahale çalışması olarak yürütülen araştırma, 16 Ağustos 2021- 17 Kasım 2022 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp-Damar Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Pre-op/Post-op koroner anjiyografi ünitesine ilk defa implante edilebilen kardiyoverter defibrilatör takılmak üzere başvuran ve araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 60 hasta (30 kontrol ve 30 müdahale grubu) ile tamamlanmıştır. Araştırmanın hazırlık aşamasında, kanıta dayalı rehber adaptasyonu yapılmıştır. Adapte edilen rehber doğrultusunda bakımın klinikte uygulanması ve kanıtların kliniğe aktarılması Johns Hopkins Kanıta Dayalı Uygulama Modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın uygulaması öncelikle klinikte uygulanan rutin hemşirelik bakımını alan kontrol grubu ile yapılmıştır. Müdahale grubuna araştırmacı rehberliğinde hemşireler tarafından implante edilebilen kardiyoverter defibrilatör implantasyon işlem öncesi ve sonrası dönemde kanıta dayalı rehber ile bakım verilmiştir. Araştırma verileri Hasta Tanıtım Formu, Taburculuk Formu, Florida Hasta Kabullenme Ölçeği, İmplante Edilebilen Kardiyoverter Defibrilatör İKD İmplantasyonundan Sonra Öz Etkililik ve Sonuç Beklentileri Ölçeği ile taburculuktan sonra 7. ve 30. günde ve taburculukta Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda; kanıta dayalı rehber ile verilen bakımın implante edilebilen kardiyoverter defibrilatör implantasyon sonrası implante edilebilen kardiyoverter defibrilatörü kabullenmeyi sağladığı, öz etkililik, sonuç beklentileri ve hemşirelik bakımından memnuniyeti arttırdığı saptanmıştır (p<0,05). Bu sonuçlara göre; ilk defa implante edilebilen kardiyoverter defibrilatör takılacak hastaların hemşirelik bakımı için geliştirilen rehberin klinikte kullanılması ve bakımın işlem öncesi dönemde başlaması önerilmektedir.

Defibrilatörler-implante edilebilirHasta bakımıHemşireler+3
Arnel Böke Kılıçlı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişiselleştirilmiş hasta katılım planı'nın tip 2 diyabetli hastalarda diyabet yönetimine etkisinin incelenmesi

Bu randomize kontrollü çalışmada, Kişiselleştirilmiş Hasta Katılım Planı'nın (KHKP) tip 2 diyabetli bireylerde, diyabet yönetiminde tedaviye uyum, öz etkililik ve hasta katılımına etkisi incelenmiştir. İlk olarak KHKP'nin dil ve kapsam geçerliğini içeren Türkçe adaptasyonu ve ön uygulaması yapılmıştır. Ardından KHKP'nin diyabet yönetimine etkisi 26 Ocak - 29 Kasım 2021 tarihleri arasında, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Endokrin Polikliniği'nde 51 katılımcı ile ön test-son test düzende paralel gruplu randomize kontrollü olarak incelenmiştir. Veriler Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, Tip 2 Diabetes Mellitus Tedavisinde Hasta Uyum Ölçeği, Tip 2 Diyabet Hastalarında Diyabet Yönetimine İlişkin Öz Etkililik Ölçeği ve Hasta Katılımı Ölçeği ile toplanmıştır. Dahil edilme ölçütlerini karşılayan katılımcılar, random atama ile müdahale (n: 24) ve kontrol (n: 27) gruplarına atanmıştır. KHKP, dört hafta aralıklarla iki yüz yüze görüşme oturumunu, ilk görüşmeden iki hafta sonra gerçekleştirilen bir telefon görüşmesini ve katılımcıların yüz yüze görüşmeler arasındaki dört hafta boyunca kendi kendilerine uyguladığı ev tabanlı yazılı egzersizleri içermektedir. Müdahale grubuyla yapılan birinci yüz yüze görüşmede katılımcıların diyabet öyküsü alınmış, hasta katılımı kavramı açıklanarak bireye özgü bakım hedefleri belirlenmiş ve ev tabanlı alıştırmalar tanıtılmıştır. İkinci yüz yüze görüşmede bireylerin dört haftalık süreçteki yeni deneyimleri ile ev tabanlı alıştırmalar tartışılmış, kaydedilen gelişmelere ilişkin olumlu geribildirimler verilerek bakım hedefleri gözden geçirilmiş ve bireyler katılım planını sürdürmeye teşvik edilmiştir. İlk görüşmeden iki hafta sonra gerçekleştirilen on dakikalık telefon görüşmesinde ise, katılımcıların ev tabanlı alıştırmaları uygulama sürecindeki ilerlemeleri/yaşadıkları güçlüklere ilişkin geribildirimler alınmış ve motivasyonları desteklenmiştir. Ön test-son-testler müdahale grubuna birinci yüz yüze görüşmeden önce ve ikinci yüz yüze görüşmeden sonra uygulanmıştır. Kontrol grubundaki katılımcılara poliklinikte uygulanan rutin kontrollerin dışında herhangi girişim uygulanmamış olup, birinci ve dördüncü haftalarda ön test-son-test uygulanmıştır. Araştırma sonucunda müdahale grubundaki katılımcıların tedaviye uyum, öz etkililik ve hasta katılımı düzeyleri anlamlı ölçüde artmıştır. Bu sonuçlara göre, Kişiselleştirilmiş Hasta Katılım Planı'nın diyabet öz yönetim eğitimine ek bir yöntem olarak kullanılması ve polikliniklerde hasta takibine entegre edilmesi önerilmektedir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hasta bakımı+6
Dilara Cengiz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kafa içi basınç artışına sendromuna yönelik hemşirelik bakım paketinin geliştirilmesi ve pilot uygulama

Kafa İçi Basınç Artışı Sendromuna Yönelik Hemşirelik Bakım Paketinin Geliştirilmesi ve Pilot Uygulaması. Bu araştırma, kafa içi basınç artışı sendromuna yönelik hemşirelik bakım paketinin geliştirilmesi ve bakım paketinin pilot uygulamasının gerçekleştirilmesi amacıyla eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bakım paketinin geliştirilmesi ve pilot uygulaması olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Bakım paketi, Sağlık Hizmetlerinde Kalite İyileştirme Enstitüsünün önerileri doğrultusunda geliştirilmiştir. Kapsamlı bir literatür taraması ve analiziyle taslak bakım paketi oluşturulmuştur. Taslak bakım paketinin oluşturulmasında 19 makaleden elde edilen kanıtlardan yararlanılmıştır. Taslak bakım paketine ilişkin Delfi yöntemiyle uzman görüşleri alınmıştır. Kanıtlar ve uzman görüşleri doğrultusunda 5 parametreden oluşan bakım paketi oluşturulmuştur. Araştırmanın pilot uygulaması, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesinde Ocak-Nisan 2022 tarihleri arasında 16 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında, "Hemşire tanıtıcı bilgi formu", "KİBAS hemşirelik bakım paketi kontrol listesi", "KİBAS hemşirelik bakım paketi uyum değerlendirme formu", "Hemşirelerin KİBAS hemşirelik bakım paketi kullanımına yönelik düşüncelerini değerlendiren soru formu" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çalışmaya katılan hemşirelerin %75'i kadın cinsiyette olup, yaş ortalaması 25,18±1,55, beyin ve sinir cerrahi yoğun bakım ünitesinde çalışma süresi 1,71±0,65 yıldır. Bakım paketi kullanılarak bakım verilen hastaların yaş ortalaması 50,90±18,3, %51,4'ü kadın ve yoğun bakım ünitesinde kalış süresi 3,09±4,17 gün olarak bulunmuştur. Araştırmada, hemşirelerin bakım paketine uyum oranı %100 olarak bulunmuştur. Hemşireler, kafa içi basınç artışı sendromuna yönelik geliştirilen hemşirelik bakım paketinin kanıta dayalı, bütüncül ve sistematik bakım sağladığını ifade etmiştir. Ayrıca, hemşireler, bakım paketinin bakım uygulamalarında standardizasyon sağladığını belirtmiştir. Kafa içi basınç artışı sendromuna yönelik geliştirilen hemşirelik bakım paketinin, kafa içi basınç artışı sendromu gelişen ya da gelişme riski olan hastaların bakımında kullanımı önerilir.

Bakım paketiCerrahi hemşirelikHasta bakımı+6
Melek Sarı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Transisyonel bakım modeli: Açık kalp cerrahisi geçiren yaşlı hastalarda fonksiyonel bağımsızlık düzeyi ve yaşam kalitesi üzerine etkileri

Çalışma açık kalp cerrahisi geçiren yaşlı hastalarda Transisyonel Bakım Modeli doğrultusunda verilen hemşirelik bakımının; hastaların fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri, yaşam kalitesi ile hastaneye tekrarlı başvuru ve yatış oranları üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla randomize, kontrollü müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Sağlık Bakanlığı- Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fakülte Ünitesi Kalp-Damar Cerrahisi Kliniği'ne açık kalp ameliyatı olmak için yatan 60 ve üzeri yaş grubundaki hastalar ile Kasım 2017- Aralık 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma örneklemini bilgisayar destekli randomizasyonla seçilmiş 32 müdahale ve 32 kontrol olmak üzere toplam 64 hasta oluşturmuştur. Müdahale grubunda yer alan hastalara, kliniğe yatışlarından taburculuk sonrası dokuz haftaya kadar Transisyonel Bakım Modeli temel alınarak bakım verilmiştir. Model kapsamında müdahale grubunda yer alan hastaların aldığı hizmetler, multidisipliner iş birliği ile bakımını, taburculuk sonrası dört ev ziyaretini ve hasta/yakınının gereksinimleri doğrultusunda verilen telefonla danışmanlık hizmetlerini içermiştir. Kontrol grubunda yer alan hastalar standart bakım hizmetlerini almışlardır. Verilerin toplanmasında tanıtıcı bilgiler formları, Otonomi Değerlendirme Ölçeği, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Taburculuk Sonrası Hastaların Hastaneye Tekrarlı Başvuru İzlem Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri, hastanın kliniğe kabulünün ilk günü ile hastanın hastaneden taburculuğundan sonra 9. hafta ve 6. aylarında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Ki-Kare kullanılmıştır. Çalışmada müdahale grubunda yer alan hastaların taburculuk sonrası 9. hafta izlemlerindeki Otonomi Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarının ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği alt boyutları puan ortalamalarının kontrol grubunda yer alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca kontrol grubunda yer alan hastaların taburculuk sonrası izlem sürecinde (6 ay) hastaneye tekrarlı başvuru ve yatış oranlarının müdahale grubunda yer alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışmada Transisyonel Bakım Modeli kapsamında sunulan bakım hizmeti uygulamalarının hastaların fonsiyonel bağımsızlık düzeylerini ve yaşam kalitesi düzeylerini arttırdığı; hastaların taburculuk sonrası hastaneye başvuru ve tekrarlı yatış oranlarını azaltmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, Transisyonel Bakım Modeli'nin cerrahi işlem geçirecek olan yaşlı hasta grubunun hemşirelik bakım uygulamalarında kullanılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Transisyonel Bakım Modeli, kalp cerrahisi, hemşirelik bakımı, otonomi, yaşam kalitesi, yaşlı birey.

Cerrahi-kardiyovaskülerFonksiyonel analizFonksiyonel özellikler+6
Simge Çoşkun
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yatalak hastalara bakım veren kişilerin depresyon, yaşam projeleri, temel psikolojik İhtiyaçlar düzeyinin bakım yüklerine göre incelenmesi

Bakım verme eylemi kişiler için zorlu bir süreç olabilmekte ve kişilerin olumlu ruh sağlığını etkileyebilmektedir. Bu süreç içerisinde kişiler psikolojik ve fiziksel olarak etkilenebilmektedir. Yapılan çalışmalar göz önüne alındığında duygudurum bozukluklarına yönelik çalışmalar mevcut iken, kişilerin özerklik, yeterlilik ve ilişkili olmadan oluşan temel psikolojik ihtiyaçlarının, ontolojik iyi oluşlarının ve depresyon düzeylerinin olumlu ruh sağlığı ile olan ilişkileri göz önüne alınarak yapılan bu araştırmanın amacı, yatalak hastalara bakım veren kişilerin bakım yüklerinin depresyon düzeyleri, yaşam projeleri ve temel psikolojik ihtiyaçları üzerinde etkili olup, olmayacağının araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemi 303(201 kadın, 102 erkek) kişi olmak suretiyle 16-78 yaş aralığında bakım veren kişilerden oluşmaktadır. Bakım veren kişilerin, bakım verme yüklerinin belirlenmesi için " Bakım Veren Yükü Envanteri", depresyon düzeylerini belirlemek amacıyla, "Beck Depresyon Envanteri", ontolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için "Ontolojik İyi Oluş Envanteri" ve son olarak temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeyini ölçümlemek için "Temel Psikolojik İhtiyaçlar Envanteri" uygulanmıştır. Analiz sonuçları, bakım veren yükünün depresyon ve ontolojik iyi oluş üzerindeki etkisinin temel psikolojik ihtiyaçlar tarafından aracılık edildiğine dair bulgulara işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler ; Bakım Veren Yükü, Temel Psikolojik İhtiyaçlar, Ontolojik İyi oluş, Depresyon, Olumlu Ruh Sağlığı

BakıcılıkBakım verenlerDepresyon+4
Yağmur Duman
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı hastalara bakım veren kadınların bakım yüklerinin ve yaşam kalitelerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı yaşlı hasta yakınlarına bakım veren kadınların bakım yükünü, yaşam kalitelerini ve durumluk sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.Araştırmanın evrenini İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde yaşayan, Zeytinburnu Belediyesi Aile Kadın Destekleme ve Engelliler Merkezi evde bakım biriminde kayıtlı olan 155 aileden gönüllü olarak araştırmaya katılan 140 aile oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan yaşlı hastalara bakım işi yapan kadınların 60'ının (% 42.9) yaşlı hastalara bakım veren bakıcılardan, 80'inin (% 57.1) yaşlı hastalara bakım veren hasta yakınlarından oluşmaktadır.Araştırmanın amaçlarını incelemek için, örneklemin demografik özelliklerini belirlemek için Sosyodemografik Özellikleri Anket Formu, bakım verenlerin yükünü belirlemek için Bakım Verenlerin Yükü Envanteri, bakım verenlerin yaşam kalitelerini belirlemek için Yaşam Kalitesi Kısa Form-36 (SF-36) ve bakım verenlerin kaygı düzeylerini belirlemek için Durumluk Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI TX-1, STAI TX-2) kullanılmıştır.Yaşlı hasta yakınlarına bakım veren kadınların bakım verme yük düzeyleri ile yaşam kalitesi ve durumluk-sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişkileri test etmek için non-paremetrik testlerden Kruskal Wallis H-testi ve Mann Whitney U Testi uygulanmıştır. Yaşlı hastalara bakım veren kadınların bakım verme yükünün, yaşam kalitesi ve durumluk-sürekli kaygı düzeylerinin aralarındaki ilişkinin anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığı regresyon analizi ile hesaplanmıştır.Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlar, konu ile ilgili kuramsal yaklaşımlar, yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalar temelinde tartışılmıştır.1. Bakım veren kişinin özelliklerinin bakım verme yük düzeyinde doğrudan etkili olduğu görülmüştür.2. Bakım yük düzeyi arttıkça yaşam kalitesinin düştüğü görülmüştür.3. Bakım yükü ile durumluk sürekli kaygı arasında doğrudan bir ilişki olduğu görülmüştür.4. Yaşlı hastalara bakım veren bakıcı kadınların bakım verme yükü düzeylerinin işlerinden memnun olma durumu ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür.5. Ücretli bakım veren bakıcı kadınların, yakınlarına bakım veren kadınlara karşılaştırıldığında, benzer şekilde yaşam kalitelerinde düşüş olduğu görülmüştür.6. Hastaya olan yakınlık derecesi ile bakım yükü arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüşmüştür.7. Bakım yükü ve yaşam kalitesi ile bakım verme işine harcanan süre karşılaştırıldığında, fiziksel ve sosyal yük düzeyinde farklılık olduğu görülmüştür.8. Bakım yükü ile bakım verilen hastanın hastalığı karşılaştırıldığında, özellikle fiziksel yük düzeyinde farklılık olduğu görülmüştür.

BakımBakım verenlerHasta bakımı+3
Aslin Oluk Baltayan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tükenmişlik ve örgüte bağlılık arasındaki ilişki: İstanbul'da özel bir hastanede sağlık bakım hizmetleri çalışanları üzerine bir araştırma

Bu çalışma özel sağlık kuruluşlarında görevli olan sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyleriyle örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi için gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilindeki özel sağlık kuruluşlarından 156 kişiyle görüşülmüştür. Veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler neticesinde tükenmişlik düzeyi altboyutlarıyla örgütsel bağlılık altboyutları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışma neticesinde aynı zamanda tükenmişlik ve altboyutlarının örgütsel bağlılık ve altboyutları üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, Sağlık Çalışanı, Tükenmişlik

Hasta bakımıHastane yönetimiSağlık hizmetleri+6
Yonca Yavuz Akçay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Spinal kord yaralanması olan hastalarda bakım verenlerde bakım yükünün depresyon, anksiyete ve yaşam doyumuna etkisi

Bakım yükü; bakım veren bireylerin yaşamlarını etkileyebilmektedir. Bakım veren bireylerde bakım yüküne bağlı depresyon, anksiyete oluşabilmekte ve bakım veren bireylerin yaşam doyumları azalabilmektedir. Bu çalışmada, spinal kord yaralanması olan hastalara bakım veren bireylerde bakım yükünün depresyon, anksiyete ve yaşam doyumuna etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma farklı kliniklerden 28'i erkek 55'si kadın olmak üzere toplamda 83 spinal kord yaralanması olan hastaya bakım veren birey ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada sosyodemografik form ile birlikte, Zarit Bakım Yükü Ölçeği, Yaygın Anksiyete Ölçeği, Psikolojik Sağlık Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, spinal kord yaralanması olan hastalara bakım veren bireylerin depresyon ve anksiyete düzeyleri ile bakım yükünün ilişkili olduğu ancak yaşam doyumu ile ilişki olmadığı saptanmıştır. Yan amaçlar olarak demografik değişkenlerle bakım yükü, anksiyete, depresyon ve yaşam doyumu ilişkileri incelenmiş ve birtakım bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında cinsiyetin bakım yükü, depresyon ve kaygı ile ilişkili olduğu gelir düzeyinin ise kaygı, bakım yükü ve yaşam doyumu ile ilişkili olduğu gözlenmektedir. Bunun yanı sıra bakım veren bireylerin bakım yükü, anksiyete, yaşam doyumu ve depresyonunun yaş, eğitim düzeyi, medeni hal ve hastanın yaralanma düzeyi ile ilişkili olmadığı gözlenmektedir.

AnksiyeteBakım verenlerBakım verme yükü+6
Çağla Tuna
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni tanılı hastalara birincil bakım veren bireylerin duygu dışavurumu açısından değerlendirilmesi

Problemin Tanımı: Şizofreni hasta bireyi etkilediği gibi hastaya bakım veren ve birlikte yaşamakta olduğu bireyleri de etkileyen bir hastalıktır. Bu araştırmanın amacı, şizofreni tanılı hastalara birincil bakım veren bireylerin duygu dışavurumlarının incelenmesi ve hastaların hangi klinik özellikleri ile ilişkili olduğunun araştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmada, şizofreni tanısı almış olan hastaların ve bu hastalara birincil bakım vermekte olan kişilerin özellikleri araştırılarak bakım verenlerin duygu dışavurumları açısından incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yatarak ve ayaktan tedavi görmekte olan 53 şizofreni tanılı hasta ve bu hastalara birincil olarak bakım veren 53 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler, Hastaya Ait Özellikler Bilgi Formu, Bakım Verene Ait Özellikler Bilgi Formu, Duygu Dışavurumu Ölçeği (DDÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Bulgular: Hasta grubunun 28'i kadın ve 25'i erkektir ve yaş ortalaması 40,98±12,82'dir. Bakım veren grubunun ise 35'i kadın 18'i erkek olup yaş ortalaması 49,34±15,15'tir ve 23'ü hastanın ebeveynidir. Ebeveyn bakım verenlerde DDÖ'nün düşmancıl/eleştirel oluş (EDO) puanlarının diğer bakım verenlere oranla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bakım verenler arasında, kadın, çalışma hayatı olmayan ve hastanın ebeveyni olan bireylerde BDÖ ve BAÖ puanlarının erkek ve çalışma hayatı olan bakım verenlere oranla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Şizofreni başlangıç yaşı daha küçük olan hastaların bakım verenlerinin, başlangıç yaşı daha yüksek olanlara oranla DDÖ toplam puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Hastaneye yatışı olan şizofreni hastalarına bakım verenlerin DDÖ puanlarının, hastaneye yatışı olmayan hastaların bakım verenlerine oranla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bakım veren grupta DDÖ toplam ve alt ölçek puanları ile BDÖ ve BAÖ arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Şizofreni hastalarının yaşları ile bakım veren bireylerin BDÖ ve BAÖ puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Şizofreni hastalarının hastalık başlangıç yaşı ile bakım veren bireylerin DDÖ toplam, BDÖ ve BAÖ puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Hastaneye yatış sayıları ile hastalara bakım verenlerin DDÖ toplam puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Özetle çalışmamızda, şizofreni tanılı hastalara bakım veren bireylerin duygu dışavurumlarının, hastaların hastalık başlangıç yaşı, hastaneye yatış sıklığı ve bakım verenin hastanın kendi ebeveyni olması ilişkili bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, bakım veren, duygu dışavurumu, depresyon, anksiyete.

AnksiyeteBakım verenlerDepresyon+5
Özde Algönül
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects