Hasta bakımı
319 theses under this subject heading
Evde bakılan bireylerin roy adaptasyon modeline temellenen hemşirelik bakımının bakıcıların bakım yüküne etkisi
Bu çalışma, evde bakılan bireylerin Roy Adaptasyon Modeline temellenen hemşirelik bakımının bakıcıların bakım yüküne etkisini belirlemek amacıyla kesitsel ve yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma, Ağustos 2020 - Ağustos 2021 tarihleri arasında Muğla Büyükşehir Belediyesi Menteşe Evde Bakım Birimden hizmet alan gönüllü yaşlı ve bakım veren bireyler ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 20 müdahale, 20 kontrol grubu yaşlı birey ile 40 bakım veren bireyden oluşmuştur. Her iki grubun yaş, cinsiyet ve algı durumları eşitlenmiştir. Veriler, sosyo-demografik özelliklerini içeren anket formu, Standadize Mini Mental Test, Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği, Roy Adaptasyon Modeli Tanılama ve Hemşirelik Bakım Planı Formu ve Bakım Veren Yükü Envanteri ile toplanmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizi Statistical Package For The Social Sciences 24.0 versiyonu ile değerlendirilmiştir. Anlamlılık p < 0.05 olarak kabul edilmiştir. Normal dağılım göstermeyen değişkenlerimiz, Mann Whitney U Testi, Wilcoxan İşaretli Sıralar Testi ve Ki-kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Kontrol ve müdahale grubundaki yaşlı ve bakım veren bireylerin bireysel özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Müdahale grubu yaşlı bireylerin uygulama öncesi ve sonrasında Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarında ve Standadize Mini Mental Test puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0.05), kontrol grubunda fark olmadığı (p>0.05) saptanmıştır. Müdahale grubu bakım verenlerin uygulama öncesi ve sonrasında Bakım Veren Yükü Envanteri puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0.05); kontrol grubunda fark olmadığı (p>0.05) bulunmuştur. Evde bakılan yaşlı bireylerin yaşlılarda bilişsel değişikliğe uyumunu sağlamada RAM'nin etkin olduğu ve bakım vericilerin bakım yükünün azaltılması amaçlı kullanılabilir olduğu saptanmıştır. Daha geniş örneklem gruplarında modelin test edilmesi etkinliğin arttırılması önemli bir gösterge olacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, bakım veren, RAM, hemşire, hemşirelik bakımı
Hemşirelik öğrencilerinin terapötik iletişim becerilerinin manevi bakım yeterliliklerine etkisi
Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin terapötik iletişim becerilerinin manevi bakım yeterliliklerine etkisini incelemek amacıyla yapılan kesitsel, tanımlayıcı/ilişkisel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Döneminde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde öğrenim gören, araştırmaya katılmayı kabul eden, veri toplama formlarını eksiksiz dolduran toplam 468 öğrenci (n=468) oluşturmuştur. Veriler, "Sosyodemografik Veri Formu", "Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği" ve "Hemşirelik Öğrencileri için Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği" ile toplanmış, aritmetik ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Kolmogrow Smirnov testleri, Spearman Korelasyon ve parametrik olmayan Benforrini analizleriyle değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21.29±2.45, %62.18'i kadın ve %26.92'si dördüncü sınıf öğrencisidir. Hemşirelik öğrencilerinin %55.13'ü iletişim becerilerini iyi olduğunu, %62'si terapötik/nonterapötik iletişim kavramlarıyla ilgili herhangi bir ders almadıklarını, %50.25'i terapötik/nonterapötik iletişim becerilerini kullanırken zorlanma yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Hemşirelik öğrencilerinin %82.48'i manevi bakım ile ilgili bir eğitim/ders almadığını, %68.2'si manevi bakım vermede kendini yeterli hissetmediğini, öğrencilerin %96.79'u hemşire olarak hastaya/bireye manevi bakım vermenin gerekli olduğunu belirtmiştir. Hemşirelik Öğrencileri İçin Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği alt boyutlarına göre, öğrencilerin ortalama düzey nonterapötik iletişim becerilerine ve yüksek düzey terapötik iletişim becerilerine sahip oldukları, Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puan ve alt boyutlarına göre, öğrencilerin manevi bakım yeterliliklerinin ortalamanın üstünde olduğu ortaya çıkmıştır. Hemşirelik Öğrencileri için Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği ile Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği arasındaki ilişkinin incelenmesinde, Nonterapötik İletişim Becerileri Alt Boyutu ile Manevi Bakımın Değerlendirilmesi ve Uygulanması Alt Alanı, Manevi Bakımda Profesyonellik ve Hasta Danışmanlığı Alt Alanı, Hastanın Maneviyatına Karşı Tutumu ve İletişimi Alt Alanı ve Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Terapötik İletişim Becerileri Alt Boyut I ve Terapötik İletişim Becerileri Alt Boyut II ile Manevi Bakımın Değerlendirilmesi ve Uygulanması Alt Alanı, Manevi Bakımda Profesyonellik ve Hasta Danışmanlığı Alt Alanı, Hastanın Maneviyatına Karşı Tutumu ve İletişimi Alt Alanı ve Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirlenen bu ilişkiler istatistiksel olarak da anlamlıdır. Hemşirelik bölümü müfredatına manevi bakım ve terapötik iletişim becerileri ile ilgili ders konulması, öğrencilerin uygulamalı derslerinde manevi bakıma ve terapötik iletişime yönelik örnek vaka çalışmalarının yapılması, önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, İletişim, Terapötik kullanım Hemşirelik bakımı, Maneviyat.
Palyatif bakım hastalarına uygulanan abdominal masajın konstipasyon ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi
Başlık: Palyatif bakım hastalarına uygulanan abdominal masajın konstipasyon ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi Amaç: Araştırma palyatif bakım hastalarına uygulanan abdominal masajın konstipasyon ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacı ile ön test-son test kontrol grup tasarımlı randomize deneysel bir çalışma olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma Ekim 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında Eskişehir Şehir Hastanesi Palyatif Bakım Kliniğinde yatarak tedavi ve bakım alan hastalar ile örneklem seçim kriterlerine uyan 26 deney 26 kontrol olmak üzere toplam 52 gönüllü hasta ile gerçekleştirildi. Araştırma verilerinin toplanmasında Bireysel Tanıtıcı Özellikler Formu, Roma IV Konstipasyon Tanılama Kriterleri, Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği, Konstipasyon Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Ki Kare, Friedman, Mann Whitney U, Bonferroni Testi ile analiz edildi. Bulgular: Deney grubuna uygulanan abdominal masaj sonrası konstipasyon şiddetinde 5. gün ve 7. gün deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olduğu bulgulandı. Deney grubuna uygulanan abdominal masaj sonrası yaşam kalitesinde 3. gün ve 7. gün deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu da bulgulandı. Sonuç: Bu araştırmada deney grubuna yedi gün boyunca uygulanan abdominal masaj sonucunda, abdominal masajın konstipasyonu azaltmada ve yaşam kalitesini arttırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Palyatif bakım, abdominal masaj, konstipasyon, yaşam kalitesi, hemşirelik bakımı
Hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyetleri
Ebeveynlere, çocuklarının hastanede yatışı sırasında sağlanan hemşirelik desteği, hemşirelik uygulamasının hayati bir bileşenidir. Hemşireler hastanede çocuğu yatan ebeveynlere destek olduklarında, ebeveynlerin hastanede kalma sürecini daha iyi yönettiği, sağlık bakım memnuniyet düzeylerinde artış olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyinin ebeveyn memnuniyeti ile ilişkisinin ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu araştırma, Aralık 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında, bir eğitim ve araştırma hastanesi genel çocuk servislerinde çocuğu yatan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ebeveynler (f=143) ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşire Ebeveyn Destek Ölçeği (HEDÖ)" ve "PedsQL Sağlık Bakımı Memnuniyet Ölçeği (PedsQL-SBMÖ)" ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, Cronbach's Alpha, bağımsız gruplarda t-testi (student t-test); tek yönlü varyans analizi (ANOVA) Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan ebeveynlerin yaş ortalamaları 32,30∓6,16 olup, ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamalarının sırasıyla; 64,16±20,75; 55,22±24,22 olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin yaşlarına göre HEDÖ kaliteli bakım verme desteği alt boyutundan aldıkları puan ortancaları ve ebeveynlerin öğrenim durumuna göre PedsQL-SBMÖ teknik beceri alt boyutundan aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Araştırmaya katılan çocukların akut ya da kronik hastalığa sahip olma durumuna göre HEDÖ toplam puan ortancaları ile alt boyutlarından aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamaları arasındaki ilişki yüksek düzeydedir (r=0,755; p<0,001). Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin hemşire ebeveyn destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyet düzeyleri orta düzeydedir. Ebeveynlerin hemşirelerden aldıkları destek düzeylerinin ve ebeveyn sağlık bakım memnuniyetinin istendik düzeyde olması için konu ile ilgili hizmet içi eğitimlerin verilmesi gereklidir.
Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin manevi destek algısını etkileyen etmenlerin belirlenmesi
Çalışma Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin manevi destek algılarını etkileyen etmenlerin belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılmıştır. Çalışmanın evrenini 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 802 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 4 Şubat-4 Nisan 2019 tarihleri arasında araştırmaya gönüllü olarak katılan ve araştırma koşullarına uyan öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma verileri toplanırken 'Sosyodemografik Veri Toplama Formu' ve 'Manevi Destek Algısı Tespit Ölçeği' kullanılmıştır ve araştırmadan elde edilen veriler SPSS-23.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Shapiro-Wilk Testi iki grup karşılaştırmasında Mann-Whitney U Testi ve ikiden fazla grup karşılaştırmasında Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin Manevi Destek Algı puan ortalaması 51.36±8.96'dır. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda öğrencilerin yaşı, cinsiyeti ve hangi liseden mezun oldukları ile manevi destek algı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerinin Manevi Destek Algısı toplam puan ortalaması düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ulaştığımız bu sonuç bize hemşirelik öğrencilerinin belirli oranda olumlu maneviyat ve manevi bakım algısına sahip olduklarını göstermektedir.
Hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesine etkisinde yansıtıcılığın aracılık rolü
Günümüzde sağlık kuruluşlarının hizmet verdiği çevresel koşullar, teknoloji, hastalıkların türleri, yayılma hızları ile beşerî, sosyal ve ekonomik etkileri, baş döndürücü bir hızla değişerek daha karmaşık ve daha belirsiz bir hal almaktadır. Bu değişim ve belirsizlik hali, geçmiştekilerden daha hızlı ve etkileri daha yıkıcı olabilmektedir. Bu durum, sağlık kuruluşlarını çalışma koşullarını ve sistemlerini gözden geçirmeye, değişime ve yeniliğe zorlamaktadır. Sağlık kuruluşlarının gelişim ve adaptasyon çabaları arasında hasta güvenliği kültürü ve hasta bakım kalitesini sürekli geliştirmek, artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu araştırmada genel olarak hasta güvenliği kültürünün değişkenleri olan; takım iklimi, güvenlik iklimi, iş tatmini, stres algısı, yönetim algıları ve çalışma koşullarının hasta bakım kalitesi değişkenleri; bireylerarası kalite, teknik kalite, yönetsel kalite ve çevresel kalite düzeylerine etkisinde yansıtıcılık boyutunun aracılık rolünün olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesine ve yansıtıcılığa etkisi ile sağlık çalışanlarının demografik özelliklere göre hasta güvenliği kültürü, hasta bakım kalitesi ve yansıtıcılığa yönelik algılarının farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Türkiye genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarında görev yapan 718 sağlık çalışanı katılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla Hayes tarafından geliştirilen model 4 aracılık yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesini ve yansıtıcılığı olumlu düzeyde etkilediği görülmüştür. Yansıtıcılık hasta bakım kalitesini etkilemektedir. Hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesine etkisinde yansıtıcılığın aracılık rolü tespit edilmiştir. Ayrıca sağlık çalışanlarının hasta güvenliği kültürü, hasta bakım kalitesi ve yansıtıcılık algı düzeylerinde cinsiyet, coğrafi bölge, çalışma sektörü, meslek, çalışılan pozisyon ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür.
Pandemi sürecinde hemşirelerin COVID-19 korkusu ve tükenmişliğinin bakım davranışlarına etkisi
Çalışma, pandemi sürecinde hemşirelerin COVID-19 korkusu ve tükenmişliğinin bakım davranışlarına etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi (n=112) ve Beytepe Murat Erdi Eker Devlet Hastanesi'nde (n=43) çalışan toplam 155 hemşire oluşturdu. Örneklemini ise; araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 131 hemşire oluşturdu. Çalışmanın verileri, hemşirelerin sosyodemografik özelliklerini ve pandemi sürecine ilişkin verileri içeren "Hemşire Bilgi Formu", "COVID-19 Korkusu Ölçeği", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve "Bakım Davranışları Ölçeği-24" ile toplandı. Verilerin analizi, SPSS sürüm 23 kullanılarak yapıldı. Tanımlayıcı istatistiklerde normal dağılıma sahip sürekli değişkenlerde ortalama ve standart sapma, normal dağılıma sahip olmayan sürekli değişkenler için ise ortanca, minimum-maksimum değerleri incelendi. Kategorik değişkenlerde sıklıklar ve yüzde kullanıldı. Çalışmamızın bulgularında; COVID-19 korkusu ile bakım davranışları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edildi (p<0,05). Aynı zamanda tükenmişlik ile bakım davranışları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki saptandı (p<0,05). COVID-19 korkusu ve tükenmişlik arttıkça hemşirelerin bakım davranışlarının azaldığı tespit edildi. Ayrıca, COVID-19 geçiren ve hastalığı ağır atlatan, aile üyelerinden COVID-19 tanısı alan, pandemi sürecinde normal mesai süresinden fazla çalışan, bakım davranışlarının olumsuz etkilendiğini düşünen, çalışma arkadaşlarıyla ilişkisinde değişiklik olan, aile ilişkileri olumsuz etkilenen ve çocuklarından ayrı kalmakta zorlanan hemşirelerin bakım davranışları anlamlı şekilde diğerlerinden düşük bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, hemşireler pandemi sürecinde COVID-19 korkusu, tükenmişlik ve pandemiye ilişkin zorluklar yaşamaktadır. Bu durumda hemşirelerin bakım davranışlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Anahtar Sözcük: Pandemi, COVID-19 Korkusu, Tükenmişlik, Bakım Davranışı, Hemşire
Bir vakıf üniversitesi hastanesinde yatan yaşlılara bakım verenlerin bakım yükü ve bakım yükünü etkileyen faktörler
Bu araştırma, bir vakıf üniversitesi hastanesinde yatan yaşlılara bakım verenlerin bakım yükü ve bakım yükünü etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla kesitsel bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma Şubat 2020 – Kasım 2020 tarihleri arasında İstanbul'da Avrupa Yakasında bir Vakıf Üniversitesi Hastanesi Dahiliye, Endokrinoloji, Nefroloji, Gastroenteroloji, Onkoloji, Hematoloji ve Kardiyoloji Servislerinde yapıldı. Araştırmada örneklemin belirlenmesi için evreni bilinmeyen örneklem hesabı formülü kullanılarak yapılan hesaplama sonucunda örneklemin 65 yaş ve üzeri minimum 138 kişi olması gerektiği belirlendi. Bu araştırma 65 yaş ve üzeri 140 kişi ve bakım vericileri ile gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri yaşlı hastalara bakım veren bireylerden ve yaşlı hastalardan yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Bakım vericilerden veri toplarken; Bakım Veren Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü (BVY) Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Genel Sağlık Anketi-12 kullanıldı. Hastalardan veri toplanırken; Hasta Bilgi Formu ve KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA) Ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, frekans), Student-t testi, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Bakım veren bireylerin yaş ortalaması 49,20±10,75 olup, %72,9'u kadın, %30,7'si lise mezunu, %75'i evli, %47,1'inin geliri giderinden az ve %39,3'ü ev hanımıdır. Yaşlı bireylerin yaş ortalaması 73,50±6,47 olup, %68,6'sı kadın, %38,6'sının eğitim durumu okur yazardır. Bakım Verme Yükü Ölçeği puan ortalaması 30,65±9,31, GSA-12 Ölçeği puan ortalaması 4,02 ±2,43, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puan ortalaması 52,61±14,00 bulundu. Araştırmaya katılan hastaların KATZ GYA Ölçeği puan ortalaması 13,65±3,15 olup, %5,7'sinin günlük yaşam aktivitelerinin bağımsız, %26,4'ünün yarı bağımlı, %67,9'unun bağımlıdır. Kadınların, 29-45 yaş grubunda olanların, ortaokul mezunlarının, çalışmayanların, bakım vermek için işini bırakanların, kendisine ait geliri olmayanların ve geliri giderinden az olanların BVY Ölçeği puan ortalaması yüksek bulundu. Sağlığını kötü değerlendirenlerin, düzenli olarak sağlık kontrolü yaptırmayanların, kendi sağlığıyla ilgilenmeyenlerin, bakım verdiği hastanın kendisine ait odası olmayanların BVY Ölçeği puan ortalaması yüksek bulundu. Kadın hastalara bakım verenlerin, ilkokul ve ortaokul mezunu yaşlı hastalara bakım verenlerin, geliri giderinden az olan yaşlılara bakım verenlerin BVY Ölçeği puan ortalaması diğerlerine göre yüksek bulundu. Kanser hastalarına bakım verenlerin BVY Ölçeği puan ortalaması kalp hastalarına bakım verenlere göre yüksek bulundu. Yarı bağımlı olan yaşlı hastalara bakım verenlerin BVY Ölçeği puan ortalaması, bağımlı hastalara bakım verenlere göre yüksek bulundu. BVY Ölçeği ile hastalık süresi arasında pozitif yönde çok zayıf ilişki bulundu. BVY Ölçeği ile Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği arasında negatif yönde zayıf ilişki, GSA-12 ile pozitif yönde zayıf ilişki, KATZ GYA Ölçeği ile negatif yönde zayıf ilişki bulundu. Bakım verme yükü ile sırasıyla KATZ GYA Ölçeği, hastanın yaşı, bakım verenin cinsiyeti, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, bakım verenin düzenli sağlık kontrolüne gitme durumu ve GSA-12 Ölçeği arasında anlamlı ilişki bulundu. Bu değişkenler Bakım Verme Yükü için toplam varyansın %56,3'ünü açıklamaktadır. Bakım verenin kadın olması, ruh sağlığının kötü olması, bakım yükünü olumsuz olarak etkilemektedir. Bakım verenin düzenli sağlık kontrolüne gitmesi, sosyal desteğinin yüksek olması, bakım verdiği hastanın yaşının ve bağımlılık durumunun artması bakım yükünü azaltmaktadır. Bu doğrultuda bakım veren bireylerin hem kendi sağlığını geliştirmeye yönelik hem de bakım yükünü azaltmak için eğitim programları düzenlenip bilgi eksiklikleri giderilerek bakım yükünün azaltılması sağlanabilir. Bakım veren bireye hissedilen bakım yükünü hafifletmeye yönelik kişisel veya sosyal alan oluşturabilecek kaynaklar edinebilmesi, sosyal destek alabileceği aile, arkadaş ve diğer sosyal destekleri değerlendirerek, kendileri için uygun sosyal destek sağlamaları için desteklenebilir. Ayrıca bakım veren bireylerin ruh sağlığını iyileştirmek için erken tanı çalışmaları yapılarak ruhsal sorunlarının erken dönemde belirlenerek ilgili kuruluşlara sevk edilmesi sağlanabilir. Uzun vadede bakım süreci devam eden yaşlı hastalara için birinci ve ikinci basamak düzeyinde evde bakım hizmetleri arttırılarak, bakım verenlerin desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Bakım Vermek, Bakım Yükü, Bakım Yükünü Etkileyen Faktörler,
Assessment of nurses' skills regarding the care of eclamptic women in Babylon city/Iraq
Eclampsia is the development of convulsions in a pregnant or postpartum woman diagnosed with preeclampsia. The study aims to assess nurses' skills in the care of an eclamptic woman and find out the relationship between nurses' skills regarding the care of eclamptic women and demographic data such as age, resident, education level, place of work, and year of experience. A descriptive study was conducted in Babylon city among 200 nurses working in (Babel Maternity and Children Hospital and Imam Al-Sadiq Hospital in Babylon city/Iraq), and they were selected using G Power Analysis. Introductory Information Form and 'Evaluation of Nurses' Skills regarding Eclampsia Scale' were used to collect data. The mean score of immediate management of eclampsia was 47.81±5.51, monitoring women with eclampsia – Hourly score was 25.84±3.54, and the overall skills score was 73.65±8.12. A statistically significant relationship was found between nurses' skills and education levels (p<0.005). It was determined that nurses with higher education levels had higher scores. The study finding concluded that nurses have average practice in immediate management of eclampsia and monitor women with eclampsia hourly. In this context, nurses should be given educational lessons about high pressure during pregnancy, signs and symptoms, and how to deal with high pressure. Women should be educated about the complications of high blood pressure and epilepsy. Practices related to the care of women with eclampsia should be carried out for nurses.
Al-Nasiriya şehri / Irak hastanelerinde verilen hemşirelik bakımının kalitesinden hastaların memnuniyetinin değerlendirilmesi
Background: A high level of patient satisfaction makes it possible for service providers to offer enough counseling as well as services that are both effective and continuous. The mindsets and actions of healthcare professionals are critically important to ensure patient happiness and the successful achievement of the service's objectives. Objectives: To assess the patient's satisfaction with the quality of nursing care provided in the hospitals of Al-Nasiriya city and to identify differences in patients' satisfaction with the quality of nursing care provided related to selected demographic characteristics and hospital related data. Methodology: The research is descriptive and cross-sectional. The research was conducted between 15.3.2022 and 15.9.2022 (AL-Nasiriya City / Al-Haboubi Teaching Hospital in Iraq, AL-Nasiriya Teaching Hospital and Al-Hussein Teaching Hospital). The population of the study was (800) people. With the calculation made, the minimum number of people to be taken was calculated as 260. Simple random sampling method, which is accepted as one of the probability-based sampling methods. A quality questionnaire was used to measure the satisfaction and sociodemographic data of patients. The satisfaction survey is a 5 likert type scale and is valid and reliable for the Arabic language. The relationship between the satisfaction status of the patients with other data was examined. The data were analyzed in SPSS software using frequency, percentage, mean, standard deviation, hierarchical regression, one-way analysis of variance (ANOVA) and independent sample t-test. The significance level to be determined in the evaluation of the data is p<0.05. Results: In this study, the data of 122 female and 138 male patients between the ages of 23-85 were analyzed. This research showed that most patients were satisfied with the quality of nursing care provided. The result showed mean of patient satisfaction with the quality of nursing care was 61.5% which mean good. According to result there are no difference between age, education level, marital status, work field and patient satisfaction with the quality of nursing care provided (p≥0.05). However, it was determined that the satisfaction scores of the male patients were statistically higher than the females (p<0.05). It was determined that the satisfaction scores of the patients treated in the surgical unit were statistically higher than those treated in the medical units (p<0.05). According to result there are no difference between previous hospitalization, length of hospital stay, hospital accommodation and patient satisfaction score (p≥0.05). Conclusion: Patients gender and type of hospital wards play an essential role in the degree of patients satisfaction. Recommendations: the researcher recommends that patients should be examined and new strategies should be developed. The factors that create the difference in satisfaction between hospital units should be examined. 2023, 55 pages Keywords:Inpatients, Patient satisfaction, Nursing care.
Nurses' knowledge toward care of unconscious adult patients at teaching hospitals in Nasiriyah city
The study was conducted to evaluate the knowledge level of nurses who care for unconscious adult patients. The research is a descriptive cross-sectional study. It was conducted between December 2022 and April 2023 in teaching hospitals in Nasiriyah. The research population consisted of nurses working in these hospitals. The sample of the study consisted of 150 male and female nurses who agreed to participate in the study at the time the data were collected. "Socio-demographic information form" was used to collect data. In addition, "Nurses' caregiving knowledge scale for unconscious adult patients" was used. The largest number of the study group was between the ages of 28% 25-34 age, 80.70% females, 56.00% a graduate of associate diploma degree. 67.3% had a good knowledge of the "Nurses' knowledge of caring for unconscious adult patients" scale. There is a statistically significant effect between age, gender, education level, experience in nursing, ICU experience period and working shift and nursing knowledge towards caring for unconscious adult patients (p<0.05). Nurses with 21 years or more of experience and night shift nurses were found to have higher levels of knowledge about unconscious adult patient care (p≤0.05). The results of the study showed that nurses in teaching hospitals in Nasiriyah city have a good level of knowledge towards caring for unconscious adult patients. The study is limited to only two hospitals in the city of Nasriyah. Therefore, a more comprehensive study is recommended.
Koroner anjiyografi uygulanan hastaların kaygı düzeyleri ile hemşirelik bakımını algılayış durumlarının değerlendirilmesi
Bu araştırma, koroner anjiyografi işlemi uygulanacak hastaların işlem öncesi ve sonrası dönemlerde kaygıları ile hemşirelik bakımını algılayış durumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir şehir hastanesinin kalp damar hastanesi anjiyografi ünitesinde Nisan-Temmuz 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini araştırmaya katılmayı kabul eden, 18 yaşından büyük, Türkçe okuma yazma bilen, herhangi bir psikiyatrik veya mental hastalığı olmayan, herhangi bir iletişim sorunu olmayan, ilk defa koroner anjiyografi yapılan ve sağlık profesyoneli olmayan 58 hasta oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Hasta Tanıtım Formu", "Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri" ve "Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılayışı Ölçeği" kullanılmıştır. Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılayışı Ölçeği hem işlem öncesi hem de sonrası tekrarlanarak uygulanmıştır. Veriler SPSS 21 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların %62,1'i erkek, %43,1'i 60 yaş ve üzeri, %55,2'si ilköğretim mezunu, %34,5'i emekli, %84,5'i evlidir. Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçek puan ortalamaları sırasıyla işlem öncesi 42,26±5,38, 49,16±6,78; işlem sonrası 41,69±5,15, 48,03±7,24'tür. İşlem öncesi Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılayışı Ölçeği puan ortalaması 71,22±6,11, işlem sonrası puan ortalaması ise 71,97±4,76'dır. Sonuç olarak hastaların işlem öncesi ve sonrası durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamaları açısından orta düzey kaygı yaşadıkları görülmektedir. Araştırmada hastaların hemşirelik bakımını algılamalarının hem işlem öncesi hem de işlem sonrası dönemde yüksek olduğu söylenebilir. Bu sonuçlar doğrultusunda bireylere hemşirelik süreci yaklaşımıyla bakım verilerek sağlık durumlarının sürekli izlenmesi ve değişen ihtiyaçlarına göre bakımlarının yeniden planlanması, bu konuda kanıta dayalı çalışmaların arttırılması, hastaların kaygı düzeylerinin ve memnuniyetlerinin uygun ölçeklerle değerlendirilmesi, sonuçlara göre uygun planlamalar yapılması önerilir.
Kırım Savaşı'nda hasta bakımı ve hemşirelik
Bu çalışmada, Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı arasında Ekim 1853'te başlayan İngiltere'nin, Fransa'nın ve Piyemonte (Sardunya) Krallığı'nın Osmanlı Devleti ile ittifak yaparak katıldığı Kırım Savaşı'nın (1853?1856), hasta bakım hizmetlerine dolayısıyla hemşireliğin meslekleşmesine olan katkıları incelenmiştir. Bu çerçevede Osmanlı askeri belgelerini de içeren kapsamlı bir literatür taraması yapılmış ve konu ile ilgili mekanlar ziyaret edilerek incelenmiştir.Konuya genel bir çerçeve oluşturma bağlamında, hem savaşın ortaya çıkış nedenleri ve savaş süreci hem de XIX. yüzyılda ortaya çıkan bilimsel-teknolojik-endüstriyel gelişmelerin genelde tıbbın özelde Osmanlı tıbbının modernleşmesine katkıları değerlendirilmiştir. Modern hemşireliği temellendirme açısından, ele alınan dönemin öncesine gidilerek kadının hasta bakımındaki konumu üzerinde durulmuştur. Kırım Savaşı boyunca tüm orduların ortak düşmanı olmuş ve silah yaralanmalarından daha fazla can kaybına yol açmış olan epidemik ve endemik hastalıklar ile özellikle Osmanlı hekimlerinin koruyucu tıp uygulamaları üzerinde de geniş olarak durulmuştur. Savaşın tıbbi boyutu hakkında, tüm tarafları göz önüne alan genel ve karşılaştırmalı bir değerlendirmeye gidilmiştir.Daha önceki savaşlarda olduğu gibi Kırım'da da, tüm ordularda, sağlık memuru, tımarcı veya cerrah olarak adlandırılan erkek hasta bakım elemanları görev yapmıştır. Önemli bir yenilik olarak Osmanlı ordusu dışında hasta bakımında kadınlar da rol almış, bir başka deyişle müttefik ordularda hasta bakımında kadının aktivite göstermesi söz konusu olmuştur. Rus saflarında askeri hemşireliğin temelleri atılmış, cephe gerisinde Fransız rahibe hemşireler başarılı çalışmalar yürütmüş, Seacole adlı bir İngiliz kadın halk hekimliğini cephe koşullarına uyarlama yönünde bir arayışa girmiş ve nihayet İstanbul'da gelişerek günümüze kadar gelecek olan Nightingale hemşireliği ortaya çıkmıştır.
Determining the level of mental distress among caregivers of patients withepileps
Background / objective: Caregivers play an important role in the management of epilepsy in the community. Caring for patients with epilepsy can cause emotional distress in caregivers. This study investigated the effect of demographic characteristics and dimensions of mental distress among family caregivers of epilepsy patients. The purpose of this study was to determine the level of mental distress in those who care for patients with epilepsy. Method: A total of 100 caregivers of patients with epilepsy in the Specialist Center for Neurodegenerative Diseases at Diwaniyah Teaching Hospital were included. Non-probability sampling was performed. Data were collected from 10/5/2020 to 10/11/2020. Data in the study were collected with an information form and the General Health Questionnaire (GSQ). The data were analyzed using Microsoft Excel version 2010 and SPSS version 20. Statistical significance was set at 5% level of probability. Results: The caregivers consisted of 100 people comprising 48.0% females and 52.0% males. Patient caregivers had mean total GSQ-28 points of 11.36 ±2.505. The mean scale points were high by a statistically significant degree for patient caregivers with young age, high educational level, inadequate income level, those living in rural areas and who were parents of the patient (p<0.05). Conclusion: Emotional distress was present among caregivers for patients with epilepsy and the need for attention to improve the psychological care factors of the caregivers is noted. Key words: Caregivers, epilepsy, general health, mental distress
Açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisi
Araştırma, açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini; Haziran 2020 – Aralık 2020 tarihleri arasında açık kalp ameliyatı olan hastalar ile hastaların bakım verenleri; örneklemi ise dahil edilme kritirlerine uyan hasta (n=100) ve bakım verenler (n=100) oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Connor Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CDPSÖ), Zarit Bakım Yükü Ölçeği (BYÖ) ve Hastalığa Psikososyal Uyum Öz Bildirim Ölçeği (HPUÖÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde, aritmetik ortalama standart sapma Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; hastaların uyumlarının kötü olduğu, bakım verenlerin bakım yüklerinin düşük ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Açık kalp ameliyatı olan hastalarda; düzenli ilaç kullanımı olanların (p<0.05), bakım verenleri ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.05), hastalığa psikososyal uyumlarının kötü düzeyde olduğu saptanmıştır. Bakım verenlerde ise; hasta ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.01), bakım verme sorumluluğuna katılan başka birinin olmaması (p<0.01), bakım verme konusunda yetersiz olanların (p<0.01) bakım yüklerinin daha yüksek düzeyde ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, hastaların HPUÖÖ ve bakım verenlerin CDPSÖ ve BYÖ puanları arasındaki korelasyon analizinde önemli ilişkiler olduğu, bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeyi attıkça ve bakım yükü puanları azaldıkça, hastaların psikososyal uyum düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, çalışma açık kalp ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası uyumları üzerinde bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin ve bakım yüklerinin önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan açık kalp ameliyatı olan hastaların psikososyal uyumlarını arttırmaya yönelik koruyucu ve geliştirici sağlık uygulamalarına öncelik verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Açık Kalp Ameliyatı, Bakım Yükü, Psikososyal Uyum, Psikolojik Sağlamlık.
Assessment of the effect of psychological factors on adult patients at risk of cardiovascular disease in tikrit city
Objective: To evaluate the effect of psychological factors on adult patients at risk of cardiovascular disease in the city of Tikrit. Methods: A descriptive study was conducted between December 2020 and December 2021 at Tikrit Research and Application Hospital (Tikrit Emergency Hospital) and Salah Al-Din General Hospital. 245 patients who met the sample criteria were included in the study. The data were collected face-to-face in the hospital, and the personal information form and the Psychological Factors Scale-Patient version were used to collect the data. SPSS package program was used in the analysis of the data. Skewness and kurtosis testing were used to determine the normal distribution of data. In the analysis of the data, number, percentage, arithmetic mean, t-test and ANOVA test were used. In the study, p< 0.05 confidence interval was used. Results: GHQ-28 total score is 54.66 ± 28.8. In this study, it was revealed that there was a statistically significant relationship between age, education level, body mass index, family history, presence of advanced malignant disease, patient's suffering from neurological diseases, alcohol use, smoking and psychological factors, and that there was a statistically significant relationship between gender and the sub-dimensions of anxiety, social dysfunction and depression in favor of women (p<0,05). Conclusion: Psychological factors have a high impact on the development of diseases with high mortality rates such as cardiovascular diseases. Nurses who are responsible for the protection and development of health can increase the knowledge level of the society with their trainings. The protection of community mental health is also very important in terms of preventing chronic diseases.
Assessment of depression in breast cancer patients
Objective: To examine the level of depression and influencing factors in women with breast cancer. Method: A descriptive study was conducted in Al-Diwaniyah Hospital in Iraq from September 20, 2021 to December 20, 2021. The sample number was 300 breast canser patients. Data were collected face-to-face through interviews. The Sociodemographic Form and the Beck Depression Scale-Arabic was used to collect the data. SPSS package program was used in the analysis of the data. The skewness and kurtosis test were used to determine the normal distribution of the data. Number, percentage, arithmetic mean, t-test and ANOVA test were used in the analysis of the data. Results: It was determined that 31% of the study group was 40 years or older and 60% were married, 24.3% had middle school, 50% were housewives. A moderate level of depression was determined (22.45±12). There is a statistically significant relationship between age, education, work and depression (p< 0.05), but there is no statistically significant relationship between marital status and depression (p > 0.05). Conclusion: As soon as breast cancer is diagnosed, the psycho-social aspect of the patient should be examined by nurses and risk factors should be determined. A preventive mental health aroach should be provided to protect against possible risk factors such as depression.
Yaşlılarda hemodiyalizin yaşam kalitesine etkisi
Kronik böbrek yetmezliği tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmektedir. Tüm popülasyona kıyasla hastalarda kalıcı morbidite ve mortalite ile birlikte daha düşük yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Çalışma, diyalize giren kronik böbrek yetmezliği olan hastaların yaşam kalitesini değerlendirmeyi ve hastaların yaşam kalitesi ile demografik ve klinik verileri arasındaki ilişkiyi bilmeyi amaçlamaktadır. 26 Mart - 7 Eylül tarihleri arasında AlSadr Medical City / Hemodiyaliz Ünitesinde (200) CRF hastasının olasılık dışı. (objektif) örneklemesi ile kesitsel tanımlayıcı bir tasarım çalışması yapılmıştır. , 2022. Araştırmanın görünür geçerliliğini belirlemek için, Anketin geliştirilip, görüşme tekniği ile Arapçaya çevrilmesinin ardından verilerin toplanması. Araştırmacı, tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistiksel analiz prosedürleri kullanarak verileri analiz etti. Çalışmanın sonuçları, kamusal alanın ortalama bir yaşam kalitesi olduğunu, fiziksel alanda yaşam kalitesinin düşük olduğunu ve bağımsızlık düzeyinin düşük olduğunu, ancak çevresel, psikolojik ve ruhsal alanlarda orta düzeyde bir yaşam kalitesinin olduğunu, buna karşın yaşam kalitesinin orta düzeyde olduğunu göstermiştir. sosyal alan yüksekti. yaşam kalitesi. Çalışma, diyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezliği hastalarının çoğunun sosyal alanda yüksek bir yaşam kalitesine sahip olduğu sonucuna varmıştır. Kronik böbrek yetmezliği vakalarının çoğu, diyalize yanıt veren hastaların düşük düzeyde bağımsızlığa ve fiziksel kapsama sahip olduğunu göstermektedir. Diyalize giren kronik böbrek yetmezliği olan hastaların yaşam kalitesi (cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve hastalık öncesi meslek durumu) arasında da güçlü bir ilişki vardır. Çalışma, diyaliz ünitesine yeni atanan hemşirelerin, diyaliz prosedürleri ve ilaçları, KBY hastaları ve aileleri ile kapsamlı bir şekilde nasıl başa çıkılacağı ile ilgili eğitim kurslarına katılmalarını ve HD geçiren KBY hastalarına gerekli broşürleri, posterleri ve broşürleri içeren talimatları içeren broşürleri sağlamalarını önermektedir. bilgi. Diyaliz tedavisi, beslenme programı, ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri vb. hakkında.
Doğum sonu dönemde bakım gereksinimleri hakkında annelerin bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Doğum sonu dönem doğumdan sonraki altı haftalık süreyi kapsar. Bu altı haftalık süre anne, bebek ve aile açısından uyum sağlanması gereken yeni ve karmaşık dönemdir. Bu dönemde birçok kadın ve bebeği yaşamını yitirmektedir. Pospartum periyotta meydana gelen anne ölümlerinin çoğu uygun pospartum bakım ile önlenebilir.Araştırma, Kasım 2009 - Ocak 2010 tarihleri arasında; Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisinde pospartum dönemde olan annelerin bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu (Ek-1) kullanılarak veriler elde edilmiştir.Bulgular, araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 29,1± 5,8, ilk gebelik yaş ortalaması 22,8±5,1, toplam gebelik sayısı 2,76±1,7 dır. Kadınların %22,9 `u geçirdikleri gebelik yaşı açısından riskli grupta yer almaktadır (18 yaş ?-35 yaş ? ). Kadınların geçirdikleri gebelik sayısı açısından %24,5' i riskli grupta yer almaktadır (4 ? gebelik sayısı). Kadınların %23,9'u gebeliği istememektedir ve gebeliği istemeyen kadınların %30,3' ü geleneksel bir aile planlama yöntemi kullanmaktadır. Kadınların postpartum dönemde kendilerine yönelik bakım gerektiren konularda doğru bilme yüzde ortalamaları; doğum sonu dönemde cinsel ilişkiye girme zamanını bilme yüzde ortalaması %85,4, meme bakımını bilme yüzde ortalaması %75,69 ve kanama/enfeksiyon ile ilgili soruları bilme ortalaması %65,20' dir. Kadınların postpartum dönemde bebeklerine yönelik konularda doğru bilme sıralamasına bakıldığında doğum sonu dönemde ek gıdaya geçme zamanını bilme yüzde ortalaması %82,8, emzirme/sarılık bilme yüzde ortalaması %63,2 ve dışkılama/idrar ile ilgili soruları bilme yüzde ortalama %28,3'dir. Araştırmaya katılan kadınların bilgiyi kimden aldıkları ve ``doğru anne ve doğru bebek'' ile ilgili bulgular dağılımına bakıldığında; sağlık personellerinden, ailem, yakınlarım/çevrem ve kitle iletişim araçlarından bilgi alan kadınların, bebekleri ile ilgili sorulan sorulara kendileri ile ilgili sorulan sorulardan daha fazla doğru cevap vermişlerdir. Araştırmaya katılan kadınların verdikleri cevaplar aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Kadınların kendileri ile ilgili sorulan sorulara verdikleri cevaplar ile bilgiyi kimden aldıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Kadınların bilgiyi kimden aldıklarına bakıldığında %37,5'i (n=36) ailem, %34,4'ü (n=33) sağlık personelleri, %13,5'i (n=13) yakınlarım, %9,4'ü (n=9) kitle iletişim araçları ve %5,2'si (n=5) geleneksel uygulamalardan almıştır. Araştırmaya katılan kadınların postpartum dönemde bebeklerine yönelik yaptıkları uygulamalara bakıldığında kadınların %27,1'i göz, %26,0'sı pamukçuk, %26,2'si pişik, %27,7'si konak, %31,4'ünün göbek bakımı ile ilgili duymadıkları herhangi bir uygulamayı yapacakların ifade etmişlerdir.Bu çalışmada araştırmaya katılan kadınların kendilerinden çok eşlerine ve çocuklarına önem verdiklerini aynı zamanda kadınların yaptıkları uygulamalarda daha çok ailelerinden bilgi aldıkları gözlenmiştir ve yaptıkları uygulamalarda doğruluğunu bilmeseler de benzer bir durum ile karşılaşırlarsa bu yöntemlere başvuracaklarını ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler; pospartum dönem, geleneksel uygulamalar, anne ölüm nedenleri
Müziğin yoğun bakım ünitesinde serebro vasküler olay tanısıyla yatan hastalarda konfor, anksiyete ve ağrıya etkisinin incelenmesi
Yoğun bakım üniteleri, fiziki durumu ağır olan hastaların monitörize edilerek, yaşam fonksiyonlarının desteklendiği özel dikkat gerektiren bölümlerdir. Bu ünitelerde hastalar sıklıkla ağrı, anksiyete yaşamakta ve bu durum konforlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışma, yoğun bakımda Serebro Vasküler Olay (SVO) tanısıyla yatan hastalarda müziğin ağrı, anksiyete ve konfor üzerine olan etkisini araştırmak amacıyla kendinden kontrollü deneysel bir çalışma olarak yapılmıştır.Araştırma Adana Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde az iki gün yatan bilinci açık, işitme sorunu olmayan, Türkçe konuşabilen, 24 saat içerisinde analjezik, sedatize edici ilaç almamış, araştırmaya katılmayı kabul eden, erişkin, serebro vasküler hastalığı olan hastalarda yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, yedi ayrı form kullanılmıştır. Hastaların tanıtıcı özellikleri ve yaşam bulguları ile ilgili olan birinci ve ikinci form literatürden yararlanılarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Üçüncü form, ağrı şiddetini ölçmede kullanılan Visual Analogue Scale (VAS); dördüncü, beşinci ve altıncı form, anksiyete düzeyini ölçmede kullanılan yüz skalası ile durumluk (STAI-1) ve sürekli (STAI-2) kaygı envanteri; yedinci form, hastaların genel rahatlığını belirlemede kullanılan genel konfor ölçeğidir. Elde edilen veriler SPSS for Windows 11.5 (Statistical Package for Social Sciences) bilgisayar programında değerlendirilmiş ve t-testi yapılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, müziğin hastaların sistolik tansiyon arteriyel değerini, ağrı ve anksiyeteyi azaltarak pO2 ile konfor düzeyini arttırdığı saptanmış olup sonuçlar istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, müziğin ağrı, anksiyete ve konfora olumlu etkisi nedeniyle, uygulama alanında kullanılmasının hasta yararına katkı sağlayacağı ve bağımsız hemşirelik uygulamaları arasına dahil edilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Ağrı, anksiyete, konfor, müzikle tedavi, yoğun bakım.
Burden and depression levels of parents of children with tracheostomy and home mechanical ventilator
As a reflection of healthcare technology on patient care through its development today, the number of children, who continue to live as dependent on technological devices at home environment and who need special care, is increasing. This study was carried out descriptively to determine care burden and depression levels of the parents of children with tracheostomy who are on mechanical ventilation at home. Data were collected by a sociodemographic data form including 38 questions which were generated by reviewing literature, and by using "Caregiving Burden Scale" to determine care burden of the parents and "Beck Depression Scale" to determine depression levels. The study was conducted with 70 parents of children with tracheostomy who were on mechanical ventilation at home, who were aged between 1-18 and registered to Domestic Health Services Unit of Ankara Dr. Sami Ulus Obstetric and Pediatric Health Training and Research Hospital between September 2017 and September 2018. Most of the children of the parents included in our study were males (62.9%), 32.9% were 3 years old and younger and 47.1% had a neuromuscular disease. The ratio of children who have been on mechanical ventilation for 25 months and more was 51.4%. All of the parents who were interviewed were mothers; 55.7% of them were between 31-40 years old and 35.7% had an education level of elementary school and lower. At the end of the study, it was determined that sex and age of the children, disease group, nutrition type and the duration of staying connected to ventilator did not have an effect on the mean scores of care burden and depression of the mothers (p>0.05). Significant relationships were found between mean caregiving burden and depression scores and variables such as age of the mother and her state of having a disease, economic status of the family, mother's state of experiencing a problem during social isolation and care, and state of thinking that family bonds and privary were affected (p<0.05). Besides, a positive and weak correlation was detected between caregiving burden and depression scales; and it was determined that depression scale scores increased as caregiving burden scores increased. In conclusion, it was observed that care of technology-dependent children at home was met especially by the mothers; and they had difficulties physically and psychologically. It is important for the nurses to support parents about domestic care adequately, to provide discharge training and consulting and to maintain support through home visits during transfer to home. It can be suggested to plan, improve, evaluate and regularly provide domestic care services for the children who are dependent on medical technology; and to carry out studies that will reduce caregiving burden of the mothers. Key Words : Technology-dependent Child, Caregiving Burden, Depression, Parent, Domestic care, Nursing
Hemşirelerin bakım kavramına ilişkin metafor algıları ve bakım davranışları
Bu araştırma hemşirelerin bakım kavramına ilişkin metafor algılarını ve bakım davranışlarını belirlemek amacıyla ile kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir üniversite ve devlet hastanesi ile iki özel hastanede çalışan ve araştırmayı kabul eden 345 hemşire oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanmış olan tanıtıcı özellikler formu, Bakım Davranış Ölçeği (BDÖ-24) ve metafor algılarını ölçmek için oluşturulan sorular kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik testleri, Mann Whitney U, Kruskall Wallis-H, Student t Testi, Anova, Fisher, Ki-kare testleri kullanılmıştır. Hemşirelerin BDÖ-24 toplam ölçek ve alt ölçek puanları incelendiğinde; ölçek genel toplam puanının 5,40±0,50, güvence alt ölçek puanının 5,43±0,57, bilgi ve beceri alt ölçek puanının 5,66±0,42, saygılı olma alt ölçek puanının 5,32±0,61 ve bağlılık alt ölçek puanının 5,21±0,66 olduğu belirlenmiştir ve en düşük puanı bağlılık alt ölçeğinden en yüksek puanı ise, bilgi ve beceri alt ölçek puanından aldıkları saptanmıştır. Hemşirelerin çalıştığı hastane, çalıştığı klinik, çalıştığı klinikteki konumu, hasta yatağı sayısı, bakıma ayrılan ortalama süre, hemşirelik mesleğini isteyerek seçme, bakımı hemşirenin rolleri arasında görme, bakım vermeyi hemşirenin birincil görevi olarak görme durumlarına göre bakım davranış ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Hemşirelerin bakım kavramına ilişkin 132 metafor ürettikleri belirlenmiştir. Hemşirelerin "bakım" kavramına ilişkin oluşturdukları metaforlar 8 kategoride ele alınmıştır. Hemşirelerin en çok metafor üretikleri kategorilerin; çocuk, çiçek, temizlik, sevgi, ilaç, bebek ve toprak olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin bakım davranışlarının belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: bakım, hemşirelik bakımı, bakım davranışı, bakım algısı, metafor
Hemşire ve hastaların hemşirelerin bakım davranışlarını değerlendirmesi
Bu araştırma bir üniversite hastanesinde yatan hastalar ve çalışan hemşirelerin hemşirelik bakım davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Araştırmada hemşireler için örneklem seçimine gidilmemiş olup evrenin tamamına ulaşmak hedeflenmiştir. Ancak 351 hemşireye ulaşılmıştır. Hastalar için evreni belli olmayan örneklem hesabı yapılmış olup 369 kişiye ulaşılmıştır. Veriler "Sosyo-demografik Veri Formu" ve "Bakım Davranışları Ölçeği 24" kullanılarak toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistiklerin yanısıra Spieramn Korelasyon analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin %62'si kadın, %83'ü lisans mezunu ve %59'u günlük bakım verdikleri hasta sayısının 16-25 olduğunu belirtmişlerdir. Hastaların %55'i kadın, %48'i üniversite mezunu ve %28'i hastaneye bir kez yattığını belirtmişlerdir. hasta ve hemşirelerin bakım davranışlarına yönelik algıları tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup sonuçları verilmiştir. Bu araştırmada hastaların, en düşük puan ortalamayı saygılı olma alt boyutunda alırken, en yüksek puan ortalamasını bilgi-beceri alt boyutunda aldıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin ise, en düşük puan ortalamasını bağlılık alt boyutunda alırken, en yüksek puan ortalamasını bilgi-beceri alt boyutunda aldıkları belirlenmiştir. Bu araştırmada hemşirelerin bakım davranışları toplam puan ortalaması hastaların bakım davranışları toplam puan ortalamasından yüksek olduğu belirlenmiştir.
Ortopedik cerrahi geçiren hastalarda perioperatif bakım kalitesi ve hasta memnuniyeti ilişkisinin belirlenmesi
Bu araştırma, ortopedik cerrahi geçiren hastalarda perioperatif bakım kalitesi ve hasta memnuniyeti ilişkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırma, Temmuz 2020- Kasım 2021 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Merkezi ortopedi servisinde yatan ortopedik cerrahi uygulanan 133 hasta ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu, Kaliteli Perioperatif Hemşirelik Bakım Skalası ve Newcastle Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeği kullanıldı. İstatistiksel testlerin anlamlılık düzeyi için p <0.05 değeri kabul edildi. Verilerin değerlendirilmesinde Kolmogorov-Smirnov, Shapiro Wilk testleri, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Dunn testi, Spearman's rho korelasyon katsayısı, lineer regresyon analizi kullandı. Araştırmada kullanılan ölçeklerin toplam puan ortalamaları incelendiğinde, Kaliteli Perioperatif Hemşirelik Bakım Skalasının toplam puan ortalaması 147.44±14.71, Newcastle Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeğinin toplam puan ortalaması ise 94.65 ± 7.73 olarak bulundu. Araştırmamızda Kaliteli Perioperatif Hemşirelik Bakım Skalası alt boyutlarından fiziksel alt boyuttan alınan puanın en yüksek (45.93±5.42) olduğu bulundu. Kaliteli Perioperatif Hemşirelik Bakım Skalası toplam puanı ile Newcastle Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu saptandı. Hastaların Kaliteli Perioperatif Hemşirelik Bakım Skalası toplam puanı arttıkça Newcastle Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeğinden alınan puanında arttığı belirlendi. Sonuç olarak, kaliteli perioperatif bakımın pozitif olmasının hemşirelik bakımından memnuniyeti arttırmakta etkili olduğu belirlendi. Bu nedenle kaliteli perioperatif bakım verilmesi hasta memnuniyetini arttırmada önem taşımaktadır.