Job involvement
77 theses under this subject heading
Çalışanların örgütsel demokrasi algılarının bağlamsal performansla ilişkisinde işe bağlılığın aracılık rolü
Bu araştırmanın temel amacı, çalışanların örgütsel demokrasi algılarının bağlamsal performansla ilişkisinde işe bağlılığın aracılık rolünün incelenmesidir. Örneklem seçiminde tesadüfi olmayan kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler bir devlet üniversitesinin 273 çalışanından anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmada doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, bağımsız örneklem t-testi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve Sobel analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışanların örgütsel demokrasi algıları, işe bağlılık ve bağlamsal performansı arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Algılanan örgütsel demokrasinin, işe bağlılık ve bağlamsal performans üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İşe bağlılığın da bağlamsal performans üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışma sonucunda çalışanların örgütsel demokrasi algısının bağlamsal performans ile ilişkisinde işe bağlılığın kısmi aracı bir rolünün olduğu da tespit edilmiştir.
Stresin çalışanların işletmeye bağlılığına etkileri (Kamu kuruluşlarında bir uygulama
Kurumlar belirli amacı gerçekleştirmek için kurulmuş, birimleriyle birbirine sımsıkı bağlı sistem yapısı içerisinde çalışırlar. Söz konusu sistem olduğunda onu meydana getiren öğelerden her birinin diğerinden etkilenmesi de kaçınılmaz olur. Kurumlar da insan vücudundaki sistem gibi birbirine bağlı ve etkileşim içindeki yapılardan oluşur ki insan da bu sistemin önemli bir öğesidir. Biyolojik sistem üzerindeki kanın fonksiyonu gibi, insanın da kurum ve şirketin çalışmalarına olumlu ya da olumsuz etkisi olacaktır. Stres, insanın fizyolojik ve psikolojik olarak tutum ve davranışlarında etkilere sahip bir olgudur. İç ya da dış faktörlere bağlı olarak insan üzerindeki etkisi onun kurum sistemi üzerinde farklı etkilere neden olacak davranışlara yöneltebilir. Çalışanın kurumuna bağlığına, performansına ve kurumun amaçlarına etki edebilecek sonuçlara neden olabilir. Bu durumun istenmeyen sonuçları bir yana stresin öncelikle bireyin kuruma bağlılığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğu düşünülmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar, stres göstergeleri ve kurumsal bağlık, kurumsal vatandaşlık gibi açıklamalarla belirtilmeye çalışılmıştır. Kurumsal bağlılığı azaltan tutum ve davranışlara neden olan temel stres faktörlerinin ortadan kaldırılması halinde kurumsal bağlılığı ve dolayısıyla kurumun amacına ulaşmasını yavaşlatan stres kaynaklı etkileri azaltmaya çalışan bilimsel araştırmalar özellikle günümüz dünyasının vazgeçilmez bir alanı olmuştur. Bu çalışma, stresin çalışanın kuruma bağlığı üzerindeki etkilerinin olup olmadığını, stres düzeyi düşük ya da yüksek olan çalışanın stres düzeyinin, kurumsal bağlılığına etkisinin örneklem seçilen grup üzerinde uygulamalı bir yöntem olarak belirlemeyi amaçlamaktadır. Elde edilen sonuçların, insan kaynakları yaklaşımlarına katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: Stres, İşletme, Kurumsal Bağlılık
Performans değerleme sisteminin işe bağlılığa etkisi: Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir uygulama
İnsan yaşamında işte geçen zamanın önemi çok büyüktür. Düşünceler ve duygular bütünü olan insanın gününün büyük bir çoğunluğunu geçirdiği işiyle duygusal bir bağ kurması kaçınılmazdır. İşe bağlılık kavramıyla açıklanan bu olgunun bireyin işe karşı beklentilerine, işiyle ilgili hedeflerine, örgütün personele karşı tutumuna ve çalışanına sunduğu kendini gerçekleştirme fırsatlarına bağımlı olarak arttırması veya azaltması beklenir bir durumdur.Bir işletme için en önemli hedef ise optimum verimlilikte yüksek kalitede mal veya hizmet üretebilmektir. Bu noktada işletmeler için personellerinin verimliliği ve işe karşı tutumları büyük bir önem arz etmektedir. Ölçülemeyen yönetilemeyendir gerçeğinden hareketle işletmelerin işe ve çalışanına ait analizler yapması kaçınılmazdır. Günümüzde en çok uygulanan analiz yöntemlerinden biride performans değerleme uygulamalarıdır. Bu çalışmanın temel amacı işe bağlılık ile performans değerleme arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca işe bağlılığına etki eden psiko-sosyal faktörlerden ?içsel motivasyon?, ?çalışma değerleri?, ?başarı güdüsü? ve ?kontrol odağı? kavramları ve bireyin demografik özellikleri ile performans değerleme ve işe bağlılık arasındaki ilişkiyi ortaya koymak bir diğer amaçtır.Çalışmanın evreni Samsun eğitim araştırma hastanesinde çalışan 785 yardımcı sağlık personelidir. 5?li likert ölçeğine göre hazırlanan anket verileri SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda işe bağlılık ile performans değerleme arasında olumlu bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Performans, Performans Değerleme, İşe Bağlılık
Öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ile iş-yaşam dengeleri (iş-aile çatışması, aile-iş çatışması, yaşam doyumu) arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlamıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini Kütahya il merkezinde kamu okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde 520 öğretmen bulunmaktadır. Araştırmanın verileri, İşkoliklik Ölçeği ve İş-Yaşam Dengesi Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin yarısından fazlası işkolik eğilimler göstermemektedir. İşkolik eğilimler gösteren öğretmenler daha çok hevesli bağımlı, iş meraklısı ve en az da iş bağımlısı çalışan tipindedir. İşkolik eğilimler göstermeyen öğretmenler ise daha çok serbest (umarsız) çalışan, gönülsüz çok çalışan, yabancılaşmış uzman, rahat (gevşek) çalışan ve en az da inancını yitirmiş çalışan tipindedir. Öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyleri, iş-aile çatışması ve aile-iş çatışması boyutlarıyla karşılaştırıldığında daha fazladır. İş meraklısı tipindeki çalışanların işten haz duyma düzeyleri yükseldikçe, yaşam doyumu düzeyleri de yükselmektedir. Serbest çalışan tipindeki öğretmenlerin ise işe bağlılık düzeyleri yükseldikçe, iş-aile çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri azalmaktadır, ya da işe bağlılık düzeyleri düştükçe, iş-aile çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri artmaktadır. Serbest çalışan tipindeki öğretmenlerin işten haz duyma düzeyleri yükseldikçe, aile-iş çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri azalmaktadır, ya da işten haz duyma düzeyleri düştükçe, aile-iş çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri artmaktadır. Anahtar kelimeler: İşe bağımlılık, işkoliklik, iş-yaşam dengesi, öğretmenler, yaşam doyumu
Takım çalışması bağlamında il millî eğitim müdürlükleri araştırma ve geliştirme (ARGE) birimi çalışanlarının işe tutkunlukları ve bireysel iş performansları
İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde bulunan ARGE birimlerinde genellikle öğretmenler çalışmaktadır. Bu birimlerde yoğun iş temposu, zorlayıcı iş yükü, sürekli projeler, hibeler, organizasyonlar olduğu için öğretmenlerde stres, tükenmişlik ya da işten ayrılma niyeti gibi durumlar ortaya çıkabilmekte, bunlar da işe tutkunluğu ve bireysel iş performansını etkileyebilmektedir. Bu araştırmada, takım çalışmasının ARGE birimlerinde görev yapan öğretmenlerin işe tutkunluklarına ve bireysel iş performanslarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma nitel araştırma türlerinden Fenomenoloji (görüngübilim) deseninde planlanmıştır. Araştırmaya ARGE biriminde görev yapan on öğretmen katılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yoluyla ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Veriler betimsel içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda genel olarak takım çalışmasının hem işe tutkunluğu hem de bireysel performansı olumlu olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Takım içindeki birlikteliğin, ortak çalışma stratejilerinin, sinerjinin, takım liderinin, ödüllerin, konsantrasyonun, zaman yönetiminin zorluklara karşı mücadelenin bireysel iş performansı ve işe tutkunlukta önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Takım üyelerinin farklı çalışma stratejilerine, düşük bilgi, beceri, motivasyon, konsantrasyon ve takıma bağlılığa sahip olmalarının ise takımdaki diğer bireylere olumsuz etkilerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan işin niteliği, takımı oluşturan kişi sayısı, takımdakilerin işe karşı tutumları ve duygu durumları, yapılan işte alınan dönütler ve sağlanan başarı düzeyi çalışanların işe tutkunluklarını ve bireysel iş performanslarını etkilemektedir.
The relationship between perceived organizational support and work engagement
Research has shown that employees who feel supported by their organization are more engaged in their work. However, several studies have focused on the value of this support in organizations. The objective of this research was to identify the con-nection between perceived organizational support and work engagement. On one hand, the author looked at the components of this relationship, such as support from supervisors and coworkers. On the other hand, they examined how this relationship affected the commitment, performance, and job satisfaction of employees. Employ-ees from two companies (one private and one public) were given access to an online survey. Then, their direct supervisors assessed their performance. In total, 73 supervi-sors and 140 employees took part in the study. Our findings showed that perceived organizational support has a beneficial impact on work engagement, and this holds even when considering two other types of support (support from supervisors and support from coworkers). The conclusion of this study specifies that organizations will have to take into consideration support in the workplace, which is initially an essential element that employees often require. Furthermore, it allows for the im-provement of productivity. Keywords: Perceived Organizational Support, Work Engagement, Perceived Super-visor Support, and Perceived Coworker Support.
Sağlık çalışanlarının hizmet içi eğitim algılarının işe tutkunluklarına ve işten ayrılma niyetlerine etkisi: Bir devlet hastanesi örneği
Hizmet içi eğitim, kişiye görevini gerçekleştirebilmesi için sahip olması gereken bilgi, beceri ve davranış biçimlerini kazandırarak, görevini doğru, etkin ve verimli bir şekilde yapabilme imkânı vermektedir. Gerekli bilgi ve becerinin elde edilmesi, çalışanın daima bir denetim ihtiyacı duyulmadan, görevini kendi kendine yerine getirmesini sağlamaktadır. Böylece, yapılan işin kalitesi artmakta ve örgüt içinden veya dışından gelebilecek muhtemel şikayetler de azalmakta veya ortadan kalkmaktadır. Gelecekte ihtiyaç duyulacak niteliklerin personele bugünden kazandırılması, personel sıkıntısı çekilmesinin önüne geçilmesi, nitelikli personelin elde tutulması, iş kazası riskinin azaltılması ve ortadan kaldırılması hizmet içi eğitim desteği ile gerçekleşebilmektedir. Ayrıca hizmet içi eğitim, personelin işe ve örgüte karşı tutum ve davranışları üzerinde de etkisini göstermektedir. Bu tezin amacı da hizmet içi eğitim algılarının sağlık çalışanlarının işe tutkunlukları ve işten ayrılma niyetleri üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu amaçla, Hizmet İçi Eğitim Algısı Ölçeği, İşe Tutkunluk Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyetleri Ölçeğinden yararlanılarak, anket oluşturulmuştur. Oluşturulan anket aracılığıyla, 258 kişiden veri toplanmış ve elde edilen veri tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon Katsayısı Analizi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Analizin sonuçlarına göre, hem hizmet içi eğitim algısı ile işe tutkunluk ve işten ayrılma niyeti arasında hem de işe tutkunluk ile işten ayrılma niyeti arasında anlamlı ilişkiler ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Hizmet içi eğitim, İşe tutkunluk, İşten ayrılma niyeti, Sağlık kurumları.
Kadın çalışanların işe tutkunluklarının iş yaşam dengesi üzerindeki etkisi: Pandemi sürecinde kamu ve özel sektör karşılaştırması
İnsan hayatının önemli bir bölümünü çalışma hayatı oluşturmaktadır. Çalışma hayatında motivasyonu yüksek ve işe tutkun çalışanlara ihtiyaç duyulmaktadır Kadınların ise çalışma hayatında karşılaştıkları çeşitli sorunlar iş ve yaşam arasındaki dengeyi kurmalarını zorlaştırmaktadır. Bunun yanı sıra, içinde bulunduğumuz pandemi süreci başlı başına özel bir durum olup, çalışma hayatında oldukça önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Söz konusu değişikliklerin özellikle kadın çalışanların iş-yaşam dengesini büyük ölçüde etkilediği düşünülmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı pandemi sürecinde kamu ve özel sektörde çalışan kadınların işe tutkunluklarının, iş-yaşam dengesi üzerindeki etkisinin araştırılması çalışmanın temel amacını oluşturmaktır. Ayrıca çalışmada işe tutkunluk ve iş yaşam dengesinin demografik bilgiler ile arasındaki ilişkide incelenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda 23 tane hipotez geliştirilmiştir ve Bursa ilinde yaşayan kamu ve özel kurumlarında çeşitli meslek gruplarına mensup toplam 508 kadın çalışan ile online ve yüz yüze anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Anket üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde demografik özelliklere ilişkin sorular, ikinci bölümde işe tutkunluk düzeylerini ölçmek için Schaufeli ve Bakker (2003)'ın 'Utrecht Work Engagement Scale (UWES)'ölçeğinin Turgut (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış halinden yararlanarak oluşturulan sorular yer almaktadır. Söz konusu ölçek toplam 17 ifadeden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise iş yaşam dengesi düzeylerini ölçmek için Apaydın (2011) tarafından geliştirilen 'iş yaşam dengesi' ölçeği kullanılacaktır. Söz konusu ölçek tolam 20 ifadeden oluşmaktadır. Anket aracılığı ile toplanan veriler SPSS ve AMOS paket programları kullanılarak, faktör analizi, t-testi, Anova testi, korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, kamu kurumlarında çalışanların işe tutkunluk düzeyleri özel sektörde çalışanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Özel sektörde çalışanların ise iş yaşam dengelerinin kamu kurumlarında çalışanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Toplam işe tutkunluk ölçeği puanı ile dinçlik, adanmışlık, yoğunlaşma ve iş yaşam uyumu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken yaşamı ihmal etme, kendine zaman ayırma boyutları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. İşe tutkunluğun dinçlik alt boyutu, işe tutkunluk, adanmışlık, yoğunlaşma ve iş yaşam uyumu arasında anlamlı pozitif yönlü anlamlı bir ilişkisi olduğu, yaşamı ihmal etme ve kendine zaman ayırma boyutları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. İşe tutkunluğun adanmışlık alt boyutunun işe tutkunluk, dinçlik, yoğunlaşma ve iş yaşam uyumu alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkisi olduğu, yaşamı ihmal etme ve kendine zaman ayırma alt boyutları arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. İşe tutkunluğun yoğunlaşma alt boyutunun ise genel işe tutkunluk puanı, adanmışlık, dinçlik, iş yaşam uyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ancak kendine zaman ayırma alt boyutuyla da negatif yönlü anlamlı ilişkisi bulunmaktadır.
Öğretmen adaylarının ders temelli bağ kurma ve algılanan ders bağlılığı arasındaki ilişki, "öğretim ilke ve yöntemleri dersi örneği"
Amaç : Bu çalışmanın amacı üniversitelerin öğretmen yetiştiren programlarında öğrenim gören öğretmen adaylarının, meslek bilgisi derslerinden olan seçilmiş "Öğretim İlke ve Yöntemleri" dersini alan öğrencilerin; ders temelli bağ kurma ve algılanan ders bağlılığı arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Gereç ve Yöntem : Araştırma, 2020 - 2021 akademik öğretim yılı güz döneminde, "Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi" ve "Eskişehir Teknik Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi" öğrencilerinden oluşan öğretim ilke ve yöntemleri dersini almakta/almış olan 248 (% 64)'ü kadın ve 142 (% 36)'sı erkek yaş ortalamaları; x̄ = 20,58 toplamda 390 öğrenci tesadüfi olmayan kolayda örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında detaylı olarak incelenen Öğretim ilke ve yöntemleri dersine ilişkin derse bağlılık ile ilgili teoriler ve modeller temel alınarak ders bağlılığı kavramını açıklayan 6 temel boyut belirlenmiştir. Bu boyutlar; Duygusal ve Bilişsel, Derse Hazırlanma, Derse Katılım, Öğretim Elemanı, İlgi Odak ve Not Alma şeklinde belirlenmiştir. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modeli -Structural Equation Model- (SEM) uygulanmıştır. Sonuçlar : "Öğretim ilke ve yöntemleri" dersi, ders bağlılık ölçüm modeline ilişkin geçerlilik ve güvenilirlik değerlerine baktığımızda, güvenilirlik değeri (α) en yüksek 0,89 olarak duyuşsal-bilişsel faktöründe olduğu görülmüş olup, algılanan ders/öğrenme bağlılığı ise; X2/df değeri=1.335 olduğu görülmekte ve bu değer <3 olduğu için kabul edilebilen referans düzeyindedir. RMSEA değerine baktığımızda 0,029 değeriyle mükemmel bir uyum sağladığını görmekteyiz. Diğer bütün fit değerler mükemmel uyum sağlamış olup, frekans aralığında anlamlılık düzeyine ulaşmıştır. Araştırmada; ders temelli bağ kurma yaklaşımı, bazı değişkenlerin etkisi ve yükleri sonucunda, algılanan ders bağlılığını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ders bağlılığı, Derse katılım, Öğretim ilke ve yöntemleri dersi (ÖİYD), Algılanan öğrenme bağlılığı (AÖB).
Psikolojik sermayenin işe bağlılık üzerindeki etkisinde içsel motivasyonun aracı rolü: Kamu çalışanları üzerinde bir araştırma
Sürekli gelişmeye, değişmeye ve kendini yenilemeye mecbur olan iş dünyasında, insan kaynaklarını etkili şekilde kullanmak verimliliği ve faydayı arttırmak açısından bir zorunluluktur. İnsan kaynaklarını etkin kullanabilmek için çeşitli yönetim felsefeleri ve yöntemlerinden faydalanmak mümkündür. Bu yöntemlerden bir tanesi de psikolojik sermayedir. Psikolojik sermaye, bir kişinin işteki performansını ve başarılarını iyileştirmeye yardımcı olmak için kullanabileceği bir dizi kaynağı ifade etmek için kullanılan önemli konulardan biridir. Çalışanların işlerine olan bağlılığı örgütün başarı sağlayabilmesi konusunda son derece önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan kaynaklarını etkili kullanabilmenin temelinde iş görenin işine olan bağlılığı yatmaktadır. İşine bağlı olan çalışanlar verilen görevleri yerine getirme aşamasında zorlanmazlar ve örgütün çıkarları doğrultusunda hareket etmek isterler. Örgütler, başarı ve devamlılık sağlayabilmek için insan kaynağını iyi ve etkin şekilde kullanmalıdır. İnsan kaynaklarını etkin kullanabilmenin temelinde ise motivasyon yatmaktadır. Örgüt çalışanlarının içsel motivasyonu ne kadar yüksek olursa işe olan bağlılıkları, performansları, iş tatmin düzeyleri o kadar çok olacaktır. Bu çalışmanın amacı psikolojik sermayenin işe bağlılık üzerindeki etkisinde içsel motivasyonun aracılık rolünü ortaya koymaktır. Çalışma iki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmaya çalışıldığı tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmaya yol gösterici olması ve hipotezlerin oluşturulması açısından bir model kurulmuş ve sınama işlemi YEM ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Kırşehir ili kamu çalışanları arasından basit tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 487 çalışandan oluşmaktadır. Bu araştırmada: Luthans ve arkadaşları tarafından geliştirilen, Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan psikolojik sermaye ölçeği, Schaufeli ve arkadaşları (2002) tarafından geliştirilen, Eryılmaz ve Doğan (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan UWES İşe Bağlılık Ölçeği ve Mottaz (1985) tarafından geliştirilen, Dündar ve arkadaşları (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan İçsel Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi Testi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, İndependet Samples T Test, One Way Anova analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda psikolojik sermayenin içsel motivasyon üzerinde doğrudan etkisi ve işe bağlılığın içsel motivasyon üzerinde doğrudan etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik sermaye ve işe bağlılık etkileşiminde içsel motivasyonun kısmi aracılık etkisinin olduğu yapılan analizlerle ortaya konmuştur.
Eğitim ve sağlık çalışanlarında kayırmacılık ile işe bağlılık arasındaki ilişkinin araştırılması
Bu çalışmanın temel amacı Kırşehir'de görev yapan eğitim ve sağlık çalışanlarının kayırmacılık algıları ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan 276 sağlık ve Kırşehir İl Merkezi'nde bulunan devlet liselerinde görev yapan 254 eğitim çalışanı olmak üzere toplam 530 katılımcıya anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Asunakutlu ve Avcı'nın (2010), Abdalla vd. (1998) ile Ford ve McLaughin'in (1985) çalışmalarından yararlanarak geliştirdiği 12 maddelik nepotizm ölçeği; Asunakutlu ve Avcı (2010) ile Büte ve Tekarslan'ın (2010) Abdalla vd. (1998) ile Ford ve McLaughin'in (1985) çalışmalarından yararlanarak geliştirdiği 17 maddelik kronizm ölçeği ve Schaufeli Bakker ve Salanova (2006) tarafından geliştirilen Eryılmaz ve Doğan (2012) tarafından uyarlanan 17 maddelik Utrecht işe bağlılık ölçeğinden faydalanılmıştır. Ölçeklerdeki sorulara verilen cevaplar 5'li Likert tarzında olup; 1- Kesinlikle katılmıyorum ve 5-Kesinlikle katılıyorum şeklinde derecelendirilmiştir. Araştırmada toplanan veriler SPSS programına yüklenmiş ve toplanan veriler üzerinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılıma uygunluk testi, açımlayıcı faktör analizi, bağımsız gruplar arası t testi, tek ve çift yönlü varyans analizi ile korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda nepotizmle işe bağlılık arasında negatif yönlü ve istatistiksel açıdan anlamlı (r=-0,104; p<0,05) bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aynı şekilde kronizmle işe bağlılık arasında ise zayıf ve negatif yönlü ancak istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (r=-0,107; p<0,05). Ayrıca kronizm ile nepotizm arasında r=62,1'lik bir korelasyon olduğu görülmüştür (p<0,01). Analiz sonuçlarına göre kayırmacılık algısının artmasıyla işe bağlılık seviyesinin azaldığı ifade edilebileceğinden, çalışanların işe bağlılık düzeylerini arttırmak için yöneticilerin çalışanlarda liyakat ve adil bir çalışma ortamı algısı oluşturmaları gerekmektedir.
Çalışanların iş tatmini ve işe bağlılık düzeylerinde öğrenen liderlik davranışının rolü ve etkisi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki seçilmiş örgütlerde, çalışanlar için öğrenen liderlik davranışının, iş tatmini ve işe bağlılık üzerindeki ilişkiyi ve etkiyi araştırmaktır. Rastgele örneklemli (N = 186) kesitsel bir araştırma tasarımı yapılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma evreni olarak Ankara ilinde cam sektöründe faaliyet gösteren LİMCA DEORATİF CAM A.Ş. firmada çalışan denetmen ve denetmen yardımcılarıdır. Örneklem seçimi tesadüfi örneklem olarak seçilmiştir. Öğrenen Lider Davranış Ölçeği, İş Tatmini Ölçeği ve İşe Bağlılık Ölçeği uygulanmıştır. Denetmen ve denetmen yardımcılarının iş tatmin düzeylerine karşı tutum farklarını ortaya koymak yapılan analiz sonucunda, kadın çalışanların iş tatmin düzeylerinin erkek çalışanlara göre daha az olmasına rağmen, fark istatistiksel olarak anlamlı olmadığı, aynı şekilde işe bağlılık ve liderlik ölçeklerinde kadın ve erkek çalışanlar arasında bir farklılık bulunmamıştır. Diğer yandan denetmen ve denetmen yardımcıları grupları arasında iş tatmini, işe bağlılık ve liderlik düzeyleri arasında bir farklılık bulunmamıştır. Denetmen ve denetmen yardımcılarının lisans ve yüksek lisans mezuniyet durumlarının incelenmesinde, lisans eğitimi alanların iş tatmin, işe bağlılık ve liderlik düzeylerinin yüksek lisans göre bir farklılık bulunmamıştır. Denetmen ve denetmen yardımcılarının yaşlarına göre bir farklılık olup olmadığı incelendiğinde, iş tatmin, işe bağlılık ve öğrenen liderlik düzeylerinin 18-28 arası, 29-39 arası, 40-50 arası ve 51 ve üstü yaşları arasında herhangi bir fark çıkmamıştır. Çalıştıkları yıllara göre denetmen ve denetmen yardımcılarının iş tatmin, işe bağlılık ve liderlik düzeylerinin 0-5 yıl, 6-11 yıl, 12-17 yıl ve 18 ve üstü mesleki kıdemleri arasında herhangi bir fark bulunmamıştır. Ayrıca denetmen ve denetmen yardımcılarının öğrenen lider davranışı, iş tatmini ve işe bağlılık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı, yüksek ve pozitif ilişkiler bulunmuştur. Diğer yandan işe bağlılık ve iş tatmini düzeylerinin öğrenen liderlik davranışından etkilendiği sonucu çıkmıştır. Çalışanların çalıştıkları işletmelere karşı olumlu tutumlar yaratmada liderlerin önemli rolünün altını çizmektedir.
Yiyecek içecek işletmelerinde uyku yoksunluğunun çalışanların iş memnuniyetine ve işe bağlılığına etkisi
Bu araştırma yiyecek içecek işletmesinde çalışanların uyku yoksunluğunu ve uyku kalitesini ölçmek, günlük uyku sürelerini incelemek, uyku eksikliğine bağlı sorunları araştırmak, uyku sorunlarının performans düzeyini, iş doyumunu ve işe bağlılıklarını etkileyip etkilemediği sorularını incelemek amacıyla yapıldı. Ayrıca yaşam standartlarının uyku kalitesi üzerine ne denli etkide bulunduğu araştırıldı. Bu çalışmanın örneklemini oluşturmak için Ege bölgesinde faaliyet gösteren 30 farklı işletmede 150 kişiyle yüz yüze görüşülerek anket uygulandı. Araştırmanın yürütülmesi için gerekli olan verileri toplamak amacı ile iki form kullanıldı. Birinci kısımda çalışanların bazı sosyo-demografik özellikleri ile ilgili form kullanıldı. İkinci kısımda ise Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (Pittsburgh Sleep Quality Index /PSQI), Utrecht İşe Bağlılık Ölçeği (Utrecht Work Engagement Scale /UWES-9) ve Diener, Emmons, Larsen ve Griffin'in 1985 yılında yaşam doyumunu belirleyebilmek amacıyla geliştirdikleri "The Satisfaction With Life Scale" -Yaşam Doyumu Ölçeğinden uyarlanmış 4 soru (İşimi severek yapıyorum, ideallerime yakın bir iş hayatım var, iş koşullarım mükemmel, işimden memnunum) dan oluşturulmuş ölçek kullanılmıştır. (işi istekle yapma davranışı) Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 25.0 programı kullanıldı. Çalışma kapsamında ilk olarak verilerin nasıl bir dağılım gösterdiği incelendi. Bunun için her bir ölçeğe ilişkin betimsel istatistiklerden ortalama, mod, medyan ve çarpıklık değerleri incelenip ve daha sonra elde edilen sonuçlar kutu grafiği ile desteklendi. Ölçeğin yapı geçerliğine ilişkin faktör analizi gerçekleştirebilmek amacıyla verilerin faktör analizine uygunluğunun test edildiği Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) analizi ile Barlett'in Küresellik Testi uygulandı. Ölçeğin yapı geçerliğini sağladığının belirlenmesinin ardından güvenirliğine ilişkin delil sunmak amacıyla Cronbach alfa katsayısı hesaplandı. Puanlar arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulandı. Ayrıca yiyecek içecek işletmesi çalışanlarının uyku kalitesi ölçüldü. Çalışanların öznel uyku kalitesi ile işi istekle yapma davranışı, iş doyumları, işe bağlılıkları arasında ne düzeyde bir ilişki olduğu araştırıldı. Bununla beraber uyku yoksunluğunun ve kalitesinin, işi istekle yapma davranışı, iş doyumu ve iş bağlılığı ile olan ilişkileri bu çalışmadan yola çıkılarak daha önceki araştırmaların ışığında tartışıldı. ANAHTAR KELİMELER: Yiyecek İçecek İşletmeleri, Uyku Yoksunluğu, Uyku Kalitesi, İş Doyumu, İşe Bağlılık.
Mobbingin hemşirelerde mesleki bağlılığa etkisi
Dünyada ve ülkemizde sürekli gelişen hizmet sektörü kişilerin sosyal durumlarını ve iş hayatlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Özellikle sağlık sektöründe çalışan hemşireler yoğun iş temposuyla mücadele ederken ayrıca hem kurumun yöneticileri hem de hizmet verdikleri hasta ve hasta yakınları tarafından şiddete maruz kalabilmektedirler. Mobbing davranışı, kurumların iş yükünü arttırdığı gibi çalışanlar arasında da uyumlu iş ortamını yok etmektedir. Ayrıca kurum için hukuki sonuçlar doğuracak maliyetler yüklemektedir. Bulgular, mobbingin çalışanlar için mesleki bağlılıkları açısından anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak hemşirelerin çalıştığı kurumlarda mobbing davranışını ile ilgili bir farkındalık oluşturma adına eksiklikler olduğunu bu durumun verilecek eğitimlerle geliştirilebileceği, ayrıca kurumların mesleki bağlılık adına çalışanlarının etkin ve verimli olacak şekilde düzenlenmesinin gerektiği yönünde önerilerde bulunulmuştur.
Mesleğe adanmışlık ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi: Adıyaman Üniversitesinde bir uygulama
Mesleğe adanmışlık, çalışanın işe bağlılığını ifade eden bir kavramdır. Çalışanın işi hayatının merkezine koymasına işaret eder ve yaşamındaki önemini vurgular. İşten ayrılma niyeti ise çalışanların tatminsizliğini ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı mesleğe adanmışlık ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu bağlamda Adıyaman Üniversitesi çalışanlarına bir anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde, katılımcıların mesleğe adanmışlık ve işten ayrılma niyeti seviyelerinin ortalama düzeyde olduğu ve bu iki değişken arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Mesleğe adanmışlık, İşten ayrılma niyeti, Adıyaman üniversitesi a sonra doldurulacaktır.
Yapay zekanın tıp alanında ikame edici veya tamamlayıcı kullanımının doktorlar üzerindeki etkilerine yönelik bir senaryo çalışması
Sürekli gelişen dünyamızda özellikle sanayi devriminden sonra teknoloji başta olmak üzere pek çok alanda hızlı ve tüm dünyayı etkisi altına alan adımlar atılmıştır. Önce elektriğin kullanılmaya başlanması ve daha sonra transistörlerin de icadıyla bilgisayarlar hayatımıza girmiştir. Günümüzde ise bilgisayar teknolojisinin yeterli gelmediği ve aslında uzun zamandır matematik ve bilişim teknolojileri alanlarında sıkça değinilen yapay zekanın artık insan hayatının bir parçası olabileceği konuşulmaktadır. Kullanım alanı oldukça geniş olan ve neredeyse insan hayatının her alanına müdahale edebilecek olan yapay zekanın özellikle tıp, ekonomi, endüstri, otomasyon ve iletişim alanlarında çok büyük yenilikler getireceği tahmin edilmektedir. Bu çalışmanın amacı genel ve spesifik/özel olarak iki başlık altında incelenmiştir. Çalışmanın genel amacı yakın gelecekte tıp alanında daha kapsamlı kullanılmaya başlanacak olan yapay zekanın doktorlar nezdinde ne gibi sonuçlar doğuracağını incelemektir. Özellikle yakın gelecekte yapay zekanın, tanı, tedavi, tetkik ve ameliyat gibi işlemler için kullanılmaya başlanmasıyla doktorların çalışma koşullarında yaşanacak olan değişimlerin doktorlar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Böylelikle gelecekte doktorların yapay zekaya karşı tutumlarının nasıl olacağı hakkında fikir sahibi olunabilecek ve bu sonuçlara karşı alınacak tedbirlerle yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi sağlanacaktır. Bu çalışmanın spesifik/özel amacı ise Elazığ'da faaliyetlerine devam eden hastanelerde çalışan doktorlar üzerinde uygulanacak olan bir senaryo çalışması ile doktorların yapay zekanın hastanelerde kullanılmaya başlamasına karşı memnuniyetsizlik, direnç veya önyargı geliştirip geliştirmeyeceklerini gözlemlemektir. Hazırlanan senaryo ile doktorların yapay zekanın aktif kullanımı karşısında sergileyecekleri stres, performans kaygısı, işe bağlılık ve iş memnuniyeti gibi kriterler incelenmiştir. Bu çalışmaya Elazığ'da faaliyette bulunan hastanelerde görev yapan 200 doktor katılmıştır. Çalışmanın sonucunda yapay zekanın ikame edici veya tamamlayıcı oluşu ile doktorlardan daha yüksek veya düşük performans sergilemesinin doktorların deneyimleyeceği stres, performans kaygısı, işe bağlılık ve iş memnuniyeti seviyeleri üzerinde etkili olacağı bulunmuştur. Bu tez çalışması kapsamında formüle edilen tüm hipotezler kabul edilmiş olup doktorların yapay zekanın tıp alanında kullanımına karşı duyarlı oldukları ve gelecekte yapay zekanın tıp alanında kullanımına ilişkin sıkıntılar yaşayabilecekleri öngörülmüştür.
Çalışmaya tutkunluğun iş ve yaşam tatmini üzerine etkisi
Bir işletmenin devamlılığı ve verimliliği, çalışan performansının verimliliği ile ilgilidir. İşletmeler, tüm yeteneklerini ve tecrübelerini kuruluşlarına ayırmaya istekli olan, tatmin düzeyleri yüksek, çalışmaya tutkun çalışanlar işe almayı tercih ederler. Çünkü bu çalışanlar daha üretken olurlar ve tüm kapasitelerini çalışmalarına adarlar. Çalışmaya tutkunluk, iş tatmini ve yaşam tatmini kavramları, son yıllarda büyük ilgi gören bir konu haline gelmiştir ve günümüzün değişen iş ortamında daha fazla önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı çalışmaya tutkunluğun iş ve yaşam tatmini üzerine etkisinin irdelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırma Kastamonu ilinde yer alan bir tekstil firmasındaki çalışanlardan oluşan 303 kişi üzerinde anket yoluyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere SPSS programı kullanılarak faktör analizleri uygulanmış ardından korelasyon ve regresyon analizleri ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, çalışmaya tutkunluğun iş ve yaşam tatminini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda çalışmaya tutkunluğun alt boyutları olan canlılık, adanmışlık ve odaklanma boyutlarından canlılık boyutunun, iş tatmini üzerinde anlamlı bir etkisi görülmezken, adanmışlık ve odaklanma boyutlarının pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Çalışmaya tutkunluğun alt boyutları ve yaşam tatmini üzerine etkisi incelendiğinde ise, odaklanma boyutunun yaşam tatmini üzerinde anlamlı bir etkisi görülmezken, canlılık ve adanmışlık boyutlarının pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca iş ve yaşam tatmini arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Organize perakende sektöründe çalışanların mesleki tükenmişlik düzeyleri ile işe bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir çalışma
Tükenmişlik; işe ilginin azalması ve stres artırıcı unsurlara karşı bir tepki olarak uzun sürede ortaya çıkan psikolojik bir sendromdur. Tükenmişlik, genelde karşılanamayan isteklerle başa çıkamayan ve insanlarla yüz yüze iletişim gerektiren meslek gruplarında çalışanlar arasında yaşanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, mesleki tükenmişliğin boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlık, kişisel başarıda düşme hissi) ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesidir. Organize perakendecilik kapsamında Adana?da faaliyet gösteren zincir süpermarket çalışanları arasından 360 çalışandan anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Süpermarket çalışanları içerisinden sadece müşterilerle doğrudan ilişki kurabilecek olanlar seçilmiş ve anket çalışması bu özellikteki çalışanlara uygulanmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bazı önemli bulgulara göre; süpermarket çalışanlarında mesleki tükenmişlik düzeyi ile işe bağlılık arasında negatif bir ilişki vardır. Tükenmişliğin boyutları açısından ayrı ayrı incelendiğinde; duygusal tükenmişlik ile işe bağlılık düzeyi arasında ve duyarsızlaşma ile işe bağlılık düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Öte yandan, kişisel başarı ile işe bağlılık düzeyi arasında pozitif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır.
İşgörenin görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerindeki etkisi: Sağlık kurumlarında bir inceleme
Tükenmişlik kavramı, son yıllarda üzerinde çok çalışılan konulardan biridir. Günümüz işletmeleri, özellikle hizmet sektörü, çalışanlarının psikolojik olarak daha çok tükenmişlik yaşadığı bir gerçektir. İnsanlarla yüz yüze ilişki içinde olan hastane çalışanları bu durumdan oldukça fazla etkilenmektedir. İşgörenin tükenmişlik düzeyi örgütsel bağlılık, rol çatışması, iş tatmini ve buna benzer faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmada, hastane çalışanlarının, görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik düzeyine etkisi üzerinde durulmuştur. Bu amaçla sözü edilen kavramlar ve boyutları için araştırma modeli oluşturulmuş ve test edilmiştir. Modeli test etmek için, Adana'da ikinci basamak sağlık kurumu olarak sınıflandırılan devlet ve özel hastanelerinde 393 hastane çalışanından anket yöntemi ile veri elde edilmiş ve bu veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçlarının ilk bulgusu, tükenmişlik düzeyinin demografik özelliklere göre farklılaşmasıdır. Hiyerarşik regresyon analizi uygulanmış ve kontrol değişkeni olarak ise cinsiyet, gelir, yaş, pozisyon ve hastanedeki çalışma süresi alınmıştır. Araştırmanın ikinci bulgusu ise, politik davranışların tükenmişlik düzeyine etki etmemesine rağmen tükenmişliğin boyutları olan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı üzerinde etkili olmasıdır. Görev bağımlılığının tükenmişlik üzerinde etkisi bulunmamakla birlikte alt boyutları üzerinde etkili olmuştur. Rol çatışması ve belirsizliğinin, tükenmişlik üzerinde etkisi yoktur ancak alt boyutlar üzerinde etkisi vardır sonucuna varılmıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sadece politik davranışların tükenmişlik üzerinde etkili olduğunu, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerinde etkisi olmadığını göstermiştir. Araştırmanın son bulgusu ise devlet hastanesinde çalışanların, özel hastane çalışanlarına göre tükenmişliği daha fazla yaşamalarına rağmen özel hastane çalışanlarının politik davranışları, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğini daha fazla yaşadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı, Rol Çatışması, Rol Belirsizliği, Görev Bağımlılığı, Politik Davranışlar
Yapısal eşitlik modellemesi ile çalışan memnuniyetinin iş performansına etkisinde iş stresi ve işe bağlılığın aracı rolünün incelenmesi
Bu çalışma, çalışan memnuniyetinin iş performansına etkisini inceleyerek, bu etkide iş stresi ve işe bağlılığın aracı rolünü araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın teorik çerçevesi kapsamında çalışan memnuniyeti, iş performansı, iş stresi ve işe bağlılık kavramları detaylı bir şekilde ele alınmış, literatürdeki güncel çalışmalar incelenmiştir. Araştırma modeli, yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılarak test edilmiştir. Çalışmanın ampirik bölümünde, özel ve kamu sektöründe çalışan bireylerden anket yoluyla veri toplanmış ve analiz edilmiştir. Açıklayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile ölçeklerin geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiştir. Yapısal eşitlik modelleme sonuçları, çalışan memnuniyetinin iş performansına doğrudan etkisinin yanı sıra, iş stresi ve işe bağlılık değişkenlerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, çalışan memnuniyetinin iş performansını artırmada kritik bir faktör olduğunu göstermektedir. Ancak, iş stresi bu olumlu etkiyi zayıflatırken, işe bağlılık iş performansını güçlendiren bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda, işletmelerin çalışan memnuniyetini artırmaya yönelik politikalar geliştirirken, iş stresi seviyelerini düşürmeye ve işe bağlılığı teşvik etmeye yönelik stratejiler belirlemeleri önerilmektedir. Bu çalışma, insan kaynakları yönetimi ve örgütsel davranış alanlarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmanın bulguları, akademisyenler ve uygulayıcılar için önemli çıkarımlar sunarak, gelecekteki araştırmalar için bir temel oluşturabilir.
İş stresi ve aşırı iş yükünün iş tatmini ile iş gören bağlılığı üzerindeki etkisi: Reyhanlı Devlet Hastanesi hemşireleri üzerine araştırma
Bu tez çalışmasında, Reyhanlı devlet hastanesinde çalışan hemşirelerin yaşadıkları iş stresi ve aşırı iş yükünün iş tatmini ile iş gören bağlılığı üzerinde ne yönde etki ettiği ve bu bağlamda etkilenme dereceleri analiz edilmiştir. Bu araştırmanın amacı, hemşirelerin iş stresi ve artan iş yükleri nedeniyle çalışma hayatlarında daha verimli olabilmesini sağlayan iş tatmini ile daha pozitif daha benimseyici bir şekilde çalışma ortamı oluşturan iş gören bağlılığının, iş stresi ve iş yükleri ile ilgili faktörleri tespit edilerek, Reyhanlı devlet hastanesi yönetimine hemşirelerine yönelik strateji belirleme de önerilerde bulunmaktır. Literatür taraması yapıldıktan sonra, yüz yüze yapılan anket uygulamasında sorulara özgürce ve gizlilik çerçevesinde (verilen cevapların ankete katılan kişilere yaptırım olarak dönmeyeceğine dair) cevap verilmesi amaçlanmıştır. Uygulanan anket çalışmasının ana kütlesi araştırmaya konu olan Hatay Reyhanlı devlet hastanesinde aktif olarak çalışan hemşirelerdir. Çalışmada yararlanılan değişkenlerin güvenirlilik ve geçerlilik analizleri, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma hipotezleri Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılarak analiz edilmiş, ankette yer alan diğer veriler ise; frekans tabloları ile açıklanmıştır. Araştırmanın ana kütlesini oluşturan Hatay Reyhanlı devlet hastanesi hemşireleri için iş stresi ve aşırı iş yükün iş tatmini üzerinde anlamlı ve negatif bir etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Türk kültür-kişilik yapısının insan kaynakları yönetimine etkileri üzerine bir değerlendirme
Çalışmada insan kaynakları yönetimi açısından, Türk kültür-kişilik yapısının personel seçme ve yerleştirmede, kariyer geliştirmede, motivasyon artırmada, işe bağlılık oranının artırmada, iş gücü devir hızını azaltmada nasıl etki ettiği üzerinde durulmaktadır. Ayrıca kültürel farklılıkların üzerinde durulmakta, gerek örgütler gerek çalışanlar açısından önemi ele alınmaktadır. Çalışmada, uygulama bölümünde görüşme tekniği kullanılmakta ve elde edilen bilgiler betimsel analiz yöntemi ile yorumlanmaktadır. Çalışmanın amacı, Türk kültür-kişilik yapısının insan kaynakları yönetimine nasıl etkide bulunabileceğini araştırmaktır. Ulusal ve ya uluslararası örgütlerin yöneticileri, Türklerle çalışırken, Türklerin kültür ve kişiliğine has özelliklerini bilmesi ve buna göre politikalarını geliştirmesi iletişimi kolaylaştırabilmesi ve çalışanın başarı oranını artırabilmesi açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler :Türk Kültürü, Türk Kişiliği, Kültür, Kişilik, Motivasyon,İşe Bağlılık, İnsan Kaynakları.
Otizmli çocuklarla çalışan öğretmenlerin işe adanmışlık, çocuk sevme ve empati eğilimleri arasındaki ilişki
Bu araştırma, otizmli çocuklarla çalışan öğretmenlerin işe adanmışlık, empati eğilimleri ve çocuk sevmesi arasındaki ilişkiyi incelenmeyi amaçlamaktadır. Araştırma İstanbul ilinde otizmli çocuklara eğitim verilen özel ve kamu kurumlarında görev yapan bir grup öğretmenle yapılmıştır. Öğretmenlere uygulanan anket formu sosyodemografik soru formu, Empatik Eğilim Ölçeği, Barnett Çocuk Sevme Ölçeği ve UWES İşe Adanmışlık Ölçeği olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmaya 146'si kadın ve 52'si erkek, toplam 198 öğretmen katılmış olup; bu öğretmenlerden 42'si kamu ve 156'sı özel sektörde otizmli çocuklara eğitim veren kurumlarda görev yapmaktadır. Araştırmanın sonunda otizmli çocuklarla çalışan öğretmenlerde işe adanmışlık ile mesleği isteyerek seçme, eğitim durumu, mezun olunan bölüm, işten memnuniyet derecesi ve alınan ücretten memnuniyet derecesi arasında; çocuk sevme ile cinsiyet, mesleği isteyerek seçme, eğitim durumu, mezun olunan bölüm ve işten memnuniyet derecesi arasında; empati eğilimi ile cinsiyet, mesleği isteyerek seçme, eğitim durumu ve işten memnuniyet derecesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, empatik eğilim, işe adanmışlık ve çocuk sevme arasında da istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir.
Çalışma hayatında esneklik ve çalışan performansı üzerindeki etkisine yönelik deneysel bir araştırma
Bu çalışmada, esnek çalışma yöntemleri uygulayan işletmelerdeki çalışanların esnek çalışma düzenlemelerine yönelik tutumlarının örgütsel sadakatları, iş tatmini, işin esnekliğe uygunluğu, esnek çalışma saatlerine karşı tutumları, motivasyon, işe bağlılık ve işin negatif etkisinin çalışan performansı üzerinde etkisi anket yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu doğrultuda farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve esnek çalışma saatleri düzenlemesinin mevcut olduğu firma çalışanlara yönelik anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasında toplam 200 çalışana ulaşılmıştır. Araştırma modelini kapsayan esneklik alt faktörleri ve çalışan performansı arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda, iş-yaşam dengesini sağlama konusunda esnek çalışma düzenlemelerinin çalışan performansı üzerinde pozitif etkisi olduğunu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda esnek çalışma saatleri ile çalışanların esnek çalışma düzenlemelerine yönelik olumlu tutumlarının örgütsel sadakat üzerinde doğrudan ve pozitif etkisi olduğu ve çalışan performansını artırdığı görülmüştür.