Turkish legends
86 theses under this subject heading
Türk kültüründe kadının rolü ve Kırgız destanlarındaki yansımaları
Destanlar bir milletin kültürü, yaşam şekli ve olaylara/kişilere yaklaşımını gösteren en önemli edebi kaynaklardan biridir. Destanlar, dünya üzerinde yaşayan bütün Türk toplulukları için ayrı bir önem arz etmektedir. Arkaik dönemden itibaren Türk destanları, Türklerin yaşayış şekilleri ve günümüze kadar geçen süreçteki değişimlerini anlayabilmek açısından da eşsiz kaynaklardır. Arkaik destanlar, kahramanlık destanları, tarihi ve aşk destanları, mitsel-masalsı destanlar şeklinde çeşitleri bulunan destanlarımız, bir milletin tanınmasına da olanak sağlamaktadır. Kırgız Türklerinde ise daha çok sözlü edebiyat sahasında gelişme gösteren destanlar günümüze kadar ulaştırılmış değerli edebiyat ürünleridir. Söz konusu tez çalışmasında da Kırgız Türklerine ait olan beş destan ışığında kadınların Türk kültüründeki yeri anlatılmıştır. Tezin ilk bölümünde arkaik dönemden günümüze kadar geçen süre zarfında Türk kadınlarının aile, sosyoekonomik, kültürel ve siyasî hayat içindeki rolleri üzerine araştırma yapılmış ve Türk yaratılış destanı ile bağdaştırılarak verilmiştir. Türk mitolojisinde çok önemli bir yeri olan Ak Ana ve Umay Ana başta olmak üzere iyicil ve kötücül tanrıçalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk destancılık geleneği ve kadınlar ile ilgili destan motifleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca destanlarımızda görülen tipler hakkında da bilgiler sunulmuştur. Son bölümde ise beş Kırgız destanında yer alan kadın kahramanlar tespit edilmiş ve Türk kültüründeki rolü saptanmıştır. Tez çalışmasının sonunda yer alan ekler kısmındaki resimler ise tezde incelenen tanrıçaların ve destanlardaki kadın kahramanların mitolojide ne şekilde temsil edildiğini anlayabilmek adına verilmiştir.
Manas Destanı'nın Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı'ndaki mitolojik öğeler
Mitolojik inançlar bir milletin asli karakterini teşkil eder. Bir milletin mitolojik kültürü; o kültüre ait değer yargılarını, dini tecrübelerini, davranış modellerini, ahlaki derslerini bize gösterir. Mitoloji insan yaşamının temelinden beslenen olağanüstülüklerden oluşur. Bu bakımından mitlerin gerçek olduğuna inanılır. Sagımbay Orozbak Uulu da içinden çıktığı toplumun inanç unsurlarını destanda en iyi şekilde yansıtmıştır. Bu çalışmada Manas Destanı'nın Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı'nda mitolojik unsurların ne ölçüde kullanıldığı incelenmiştir.Çalışmamız giriş dahil yedi bölümden oluşmuştur. Girişte destan ve Manas Destanı hakkında bilgi verilmiştir. Manas Destanı üzerinde çalışan bilim adamlarının çalışmalarına yer verilmiştir. Destancının (Sagımbay Orozbak Uulu) hayatı anlatılmıştır.Sonra mitolojik unsurlar ve kullanımları ele alınmış ve bu unsurların kapsamı açıklanmıstır. Sırasıyla göksel, yer altı ve yer ile ilgili iyelerden bahsedilmistir. Hayvanlar ile ilgili iyeler gruplandırıp açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak inanmalar adlı bölümde destanda geçen farklı mitolojik tipler tespit edilmiştir. Bu tiplerin özelliklerine temas edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Manas Destanı, Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı, Mitoloji.
Horasan Türkçesi Hemrah ve Seyyad Han Destanı (İnceleme - Metin - Sözlük)
Oğuz Dilleri içinde Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkmence'nin yanı sıra Oğuzcanın dördüncü önemli bir kolu olan Horasan Türkçesi ilk kez Alman bir Türkolog Gerhard Doerfer'in araştırmaları sonucunda bilim dünyasına tanıtılmıştır. Şimdiye kadar Horasan Türkçesi'ne ait yazılı metinlere, Mevlana'nın söylemiş olduğu sınırlı sayıdaki Türkçe şiirlerin ve Türkçe-Farsça mülemmaların dışında rastlanılmamıştır. Eylül / Ekim 2004'te İran'a yaptığımız bir araştırma gezisi sırasında Horasan ba?şılarında birçok yazılı metnin var olduğunu tespit ederek yazılı malzemelerden birkaçını elde etme şansını yakalamış bulunduk. Bu yazılı eserlerin çoğunlukla Türk Destanları olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Hemrah ve Seyyad Han adını taşıyan eldeki tez çalışması ise bu destanlardan biridir.
Merkezî Asya Türk destanlarında renkler
Bu tezde, Merkezî Asya coğrafyasında yaşayan Türk topluluklarının sözlü kültür ürünü olan destanlarda yer verilen renklerin sembolik, mitolojik, psikolojik ve sosyo-kültürel katmanlarının incelemesi amaçlanmıştır. Türk destan geleneğinde renkleri sadece estetik unsur olarak kabul görmek onların kültürel hafızadaki işlevselliğini yok saymak olacaktır. Bu bağlamda çalışmada; Kırgız, Kazak, Türkmen ve Özbek halklarına ait toplam yirmi bir destan esas alınarak renklerin destan metni içindeki işlevleri analiz edilmiştir. Tez çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden metin çözümlemesi esas alınarak; destan metninde yer alan renklerin içerik, motif ve bağlam işlevleri değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda renklerin mitolojik ve psikolojik çözümlemelerinden, karakter tasvirleri ve toplumsal statüye kadar kendine geniş bir yelpazede alan edindiği saptanmıştır. Fizikî betimlemelerle sınırlandırılamayan renkler, aynı zamanda inanç sistemlerini, değer yargılarını, ruhsal durumları, tarihi ve kültürel sembolleri içinde barındırır. Bu sistemlerin çözümlenmesi; destan kahramanlarının iç dünyasını, doğayla kurdukları ilişki biçimini, ana renklere ve ikincil renklere yüklenen anlamları ortaya koymuştur. Tez çalışmasının başka bir amacı ise renklerin sadece kahramanı esas almanın ilerisinde toplumun muhtelit bilinç düzeyinde nasıl yer edindiğini de ortaya koymaktır. Bu açıdan bakıldığında tez, Merkezî Asya Türk destanlarının kültürel ve sembolik çözümlemesine katkıda bulunmayı hedeflemekle birlikte; renk sembolizmi rehberliğinde halk bilimi ve tarih araştırmaları adına disiplinler arası bir bakış açısı sunmaktadır.
"Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motif indeksi
Sözlü gelenek eserleri içinde önemli yere sahip olan destanlar, ait olduğu toplumun hafızasını taşıyıp nesilden nesile aktaran ürünlerdir. Bu eserler, yapılan çalışmalar sayesinde bir topluma ait barındırdığı kültürel miras tespit edilmek ve gelecek nesillere aktarılmak açısından önem arz etmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak, Türkmen destan geleneği içinde yer alan "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanları incelenmiş, bunların motifleri belirlenmiş ve motif indeksi oluşturulmuştur. Bu kapsamda, anlatının parçalanamayan en küçük birimi olarak tarif edilen motif, sözlü gelenek içinde uzun yıllar anlatılagelen destanların zihinsel hafızada kalmasını sağlayan bir unsurdur. Bu tez çalışmasında metin merkezli halkbilimi kuramları içinde yer alan "Tarihi-Coğrafi Fin" yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin en önemli eseri, dünyaca ünlü folklorist Stith Thompson'un; halkbilimi ve halk edebiyatı alanlarında yapılan çalışmalarda başucu kaynağı olarak kabul gören "Motif Indeks of Folk Literature" (Halk Edebiyatı Motif İndeksi) adlı kataloğudur. Adı geçen eserdeki motif dizinine uygun olarak "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motifleri tasnif edilmiş ve her iki destanda sıklıkla karşılaşılan motiflerin benzer ve farklılıkları tespit edilerek genel bir mukayese yapılmıştır. Çalışma sonucunda her iki destanın motifleri harf ve sayı dizinine uygun olarak sıralanmıştır. Destanların Türkmen sahası destan geleneği içerisinde yer almasından dolayı benzer motiflerin daha fazla olduğu fakat farklı motifleri de barındırdığı tespit edilmiştir.
Türk tarihinde İbn-i Sînâ destânları ve Derviş Hasan Medhî'nin Dâstân-ı Ebû Ali Sînâ ve Ebu'l-Hâris adlı eserinin transkripsiyon ve tahlili
İbn-i Sînâ, Türk-İslam dünyasının yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden birisidir. Ünlü bilginin hayatı hakkında biraz araştırma yapıldığında karşılaşılan şahıs, hemen bütün ilim dallarında söz sahibi olmuş ve bu dallarda eserler ortaya koymuştur. Bu yargıyı destekleyen en önemli unsur, İbn-i Sînâ?nın bir eserinin yüzyıllarca Batı üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmasıdır.Bu çalışmada öncelikle ünlü bilginin hayatı ile ilgili bilgiler verilmiş, bu konuyu daha iyi pekiştirmek için Cumhuriyet öncesi döneminde İbn-i Sînâ?nın hayatını anlatan bir eserde çalışmaya dahil edilmiştir. Yine ünlü bilginin eserleri hakkında bilgiler verilmiş, eğitim hayatından bahsedilmiş, milliyeti ve mezhebi hususundan söz edilmiştir. Daha sonra Derviş Hasan Medhî?nin İbn-i Sînâ ile ilgili hikâyeler ihtiva eden Osmanlıca eserinin transkripsiyonu kaleme alınmıştır. Bu hikâyeler her ne kadar gerçek uygun olmasa da İbn-i Sînâ?nın bilim tarihindeki önemi ve Türk toplumu nezdindeki yerini göstermesi açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: ?bn-i Sînâ, Dervi? Hasan Medhî.
Tuva-Türk destanlarında şekil değiştirmeler
Destanlar, toplumların sözlü gelenek içerisinde oluşturup, yaydığı ve gelecek nesillere aktardığı kültür miraslarıdır. Destanlarda, kahramanlıklar, zaferler, başarılar, göçler, yenilgiler, ihanetler, dostluklar, düşmanlıklar, acılar ve sevinçler her yönüyle yer alır. Zengin bir kültür ve sanat hazinesi olan Türk destanları Türklerin kültürlerine çok yönlü olarak ışık tutar. Türk destanlarının vazgeçilmezleri kahramanlardır ve destanlar kahramanları etrafında şekillenir. Kahramanı kahraman yapan ise yüce değerler uğruna ortaya koyduğu mücadelelerdir. Zaman zaman olağanüstüyü de içerisine alan bu mücadeleler milletlerin kültür kodları hakkında önemli verileri barındırır. Kahramanın girdiği mücalelerde işini kolaylaştıran ve onu başarıya ulaştıran en önemli unsurlardan birisi "şekil değiştirme"dir. Şekil değiştirme, Türk kültürü içerisinde doğan ve gelişen destanlarda yaygın olarak görülebilen bir motiftir. Bugüne kadar Türk destanları şekil değiştirme motifi açısından tez ölçeğinde ele alınıp incelenmemiştir. Bu çalışma Türk destan ailesine mensup anlatmalarda yer alan şekil değiştirme motifi üzerine yapılan tez boyutunda ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır. Tuva Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra özerk cumhuriyet statüsü kazanan Türk topluluklarından biridir. Zengin bir kültüre sahip olan Tuvaların, tarihi, coğrafyası ve yaşayışları hakkında bilgi edinmek için başvurulacak en önemli kaynaklardan biri "maadırlıg tool" dedikleri destanlarıdır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tuva destanları yazıya geçirilmeye ve incelenmeye başlanmıştır. Bu destanların önemli bir kısmı da Türkiye Türkçesine aktarılarak yayımlanmıştır. Bu çalışmada Metin Ergun-Mehmet Aça, Ekrem Arıkoğlu-Buyan Borbaanay ve Salih Mehmet Arçın tarafından, Tuvaca ve Türkiye Türkçesi çevirileriyle birlikte yayımlanmış olan toplam on yedi destan (Alday-Buuçu, Boktu-Kiriş, Bora-Şeeley, Kangıvay-Mergen (2), Aldın-Çaagay (2), Aldın-Kurgulday, Erelzey-Mergen, Haragalzay-Mergen Alkışlar, Han-Şilgi Attıg Han-Hülük, Arı-Haan, Arzılan Kara Attıg Çeçen Kara Möge, Şöögün Bora Attıg Şöögün-Köögün, Mögaa Şagaan-Toolay, Tanaa-Herel, Ton-Aralçın Haan, Bayan-Toolay, Haan Tögüldür) şekil değiştirme motifi açısından incelenmiş ve kimlerin, ne zaman, ne şartlar altında, hangi yerde, nasıl şekil değiştirdği tespit edilerek şekil değiştirmelerin destanın seyrini nasıl değiştirdiği belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Destan, Dönüşüm, Motif, Şekil Değiştirme, Tuva.
Hakas destanlarında şekil değiştirme motifi
Destanlar, resmî birer tarih belgesi olmamakla birlikte tarihî gerçekliği, anlatım yöntemleri ile kurgulayarak yeniden üreten ve destan türüne özgü icra geleneği içinde toplumun hafızasında önemli yer tutan anlatılardır. Hakasların "alıptığ nımah" adını verdikleri kahramanlık destanları, Türk mitolojisi, Şamanizm inancı, eski Türk topluluklarının geleneklerini ortaya koyma açısından ve dize sayısı 15 binden 30 bine kadar ulaşan büyük hacimleri ile Tük destanları arasında özel bir yere sahiptir. Hakas kahramanlık destanlarında kahramanların doğaüstü güçleri vardır. Daha doğarken bu güçleri beraberlerinde getirirler ve bir kahramanlık gösterdiklerinde bir yakınları veya aile büyüğü tarafından ad alırlar. Adlarında atlarının adı da mutlaka geçer. Asıl kahraman atı olmadan kahraman olamaz. Kahramanın atı onu tehlikeden korur ve düşebileceği zaaflardan alıkoyar. Asıl kahramanların belirgin özellikleri vardır. Ezilenlere devamlı yardım eder, düşmanları yendiklerinde onların mallarını fakirlere dağıtır ve köleleri serbest bırakır. Güzelliklerini ay ve güneşten alan kadın kahramanların çoğunlukta olması Hakas destanlarının bir diğer önemli özelliğidir. Ak Çibek Arığ, Huu İney, Ay Huucın, Altın Arığ, Kün Sarığ Han ve Alp Han Kız yiğitlikleri ve güzellikleriyle ünlü kadın kahramanlardan birkaçıdır. Destanlarda sıkça kullanılan ortak motifler vardır ki bunlar ait olduğu milletin iç dünyasını yansıtır. Motifler destanı besleyen damarlardır ve destanı sürekli canlı tutar. Kahramanın maceradan maceraya koşarken kullandığı en önemli motiflerden biri de "Şekil Değiştirme" motifidir. Şekil değiştiren kahramanlar başka bir canlının (kuş, kurt, yılan) kimliğine bürünebileceği gibi, cansız bir nesne (yüzük, taş) de olabilir. Hakaslar tarih boyunca çeşitli mücadeleler vermiş ve bu mücadeleleri konu alan pek çok kahramanlık destanı yaratmışlardır. Zengin bir kültür hazinesi olan ve içerisinde Türk destanlarına ait pek çok motif bulunan Hakas destanları ile bu destanları besleyen ana damarlardan biri olan "Şekil Değiştirme" motifi çalışmamızın temel konusunu oluşturmaktadır. "Şekil Değiştirme" motifi incelenirken Hakasçadan Türkiye Türkçesine aktarılan Altın Çüs, Ak Çibek Arığ, Ay Huucın, Han Kicegey, Kara Kuzgun, Han Orba, Huban Arığ, Altın Arığ, Kök Han, Hara Molat, Alıp Sarığ Plat Hıs, Altın Taycı ve Kün Sarığ Han başlıklı 13 Hakas destanı ele alınmıştır. Bu destanlarda şekil değiştirme motifleri tespit edildikten sonra tasnifi ve tahlili yapılarak kimlerin, ne zaman, ne şartlar altında, nerde, nasıl şekil değiştirip destanın seyrini nasıl etkilediği belirlenmeye çalışılmıştır.
Eski Türk inancı Şamanizm'de atın yeri ve önemi
Dünya'da ata binen ve onu ehlileştiren ilk ulus Türklerdir. Ulusal Türk tarihinde at, murat olarak görülmüştür. Her Türk ata karşı ilgi, güven ve sevgi beslemiştir. Onu kendinden kabul edip kutsal görmüştür. Türk kültür ve tarihinde devletler at üstünde kurulup, yönetiliyordu. Bu çerçevede ordu, sosyal hayat, iktisat, din, sanat, müzik, edebiyat alanlarında ata ayrı bir yer verilmiştir. Bozkır yaşamının vazgeçilmez ögesi, yenilmez orduların savaş aracı olan at, Türklerin geniş coğrafyalara yayılmasında büyük rol oynamıştır. Atın yalnız çevikliği ve hızından değil, kemiklerinden, etinden/sütünden de faydalanılmıştır. Türkler din tercihi konusunda zengin bir geçmişe sahiptir. Hiçbir dine ne koyu taraftar olmuş ne de karşıtlık yapmışlardır. Türklerin milli dini en eski devirlerden beri varlığını koruyan Gök-Tanrı olmasına rağmen kaynak eksikliği ve araştırmacıların farklı yorumları nedeniyle Şamanizm olduğu algısı yaratılmıştır. Nitekim günümüzde de hala Şamanizm'in bir din olup olmadığı ile tartışmaları devam etse de bizim görüşümüze göre bir dinden ziyade Türklerin kendine has geleneksel inancı denebilir. İslamiyet öncesi Türk kültüründe ölüler çoğu zaman hayatlarına yön veren ögelerle gömülüyordu. Türk kurganlarından çıkarılan at gömüleri, at iskeletleri, koşum takımları ata verilen önemin bir işaretidir. Bu çalışmada genelde Şamanizm inancı ayrıntılarıyla açıklandıktan sonra Şamanizm inancındaki atın yeri ve önemi incelenerek bulduğumuz bilgiler yorum çerçevesinde aktarılmıştır.
Gülten Akın'ın Seyran Destanı ve Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı eserlerinin edebiyat sosyolojisi açısından incelenmesi
Geçmişte ve günümüzde edebiyat sosyolojisi üzerine yapılan çalışmalara bakıldığında romanın ön plana çıktığını görürüz. Bunun sebebi, romanın biçim ve içeriğinin edebiyat sosyolojisi için veri toplamaya daha uygun olduğu görüşüdür. Fakat şiirin de toplumun belli dönemlerinde oluşan bilincin ve kültürün bir yansıması olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Hayat sanatla ve dolayısıyla şiirle iç içe olduğuna göre romanı edebiyat sosyolojisinde tek ölçüt almanın doğru olmadığı görüşündeyiz. Yukarıda bahsedilen nedenlerle Gülten Akın'ın "Seyran Destanı", "Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı" adlı eserleri incelenerek edebiyat sosyolojisi bağlamında veriler elde edildi. Edebiyat sosyolojisinin kuramsal özellikleri çalışmada anlatılıp edebiyat sosyolojisinin ülkemizdeki ve dünyadaki gelişimine değinildi. Ayrıca eserin yazıldığı dönemdeki Türkiye'nin siyasi ve sosyal yapısının, yazarın içinde bulunduğu bilinç ortamına etkisini ve bu etkinin eserlere nasıl yansıdığı incelendi. Bir edebiyat eseri yazıldığı çağın toplumu ve tarihi hakkında bize ipuçları verebilir. Fakat bu, edebiyat eserinin tarihi belge olduğunu göstermez. Edebiyat sosyolojisi bağlamında inceleme yapılırken eserlerin edebî değeri göz ardı edilmemelidir. Anahtar sözcükler: Gülten Akın, edebiyat sosyolojisi, "Seyran Destanı", "Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı"
Türk destan evreninde oyun üzerine bir inceleme
Bu çalışmada varyantlaşan Türk epik destanlarında oyun ve oyunla ilgili kavramlar ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, Türk epik destanlarında geçen oyunların kültürel arka planını incelemek, tespit edilen oyunların bağlamını, yapısını, işlevini ve destan kurgusunda oyunun yerini belirlemektir. Çalışma "Giriş" ve yedi bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde destan ve oyun kavramları, oyunun özellikleri ve unsurları, oyunun kamlık ve kültürel bellekle ilişkisi ele alınmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman tarama ve karşılaştırma teknikleri kullanılarak Türk destanlarındaki oyunlar incelenmiştir. Bu çalışma, metin merkezli kuramlardan "Yapısalcı", "Bağlamsal" ve "İşlevsel" halkbilimi kuramlarını dâhil ederek destanlardaki oyunları analiz etmeyi amaçlamaktadır. "Destanlarda Adı Geçen Oyunlar" başlığında, destanlarda tespit edilen kırk farklı oyunun oynanma biçimleri verilmiştir. "Bağlam Açısından Oyunlar" başlığında, oyunlar; oynanma amacı, zamanı, mekânı ve oyuncularına göre ele alınarak sınıflandırılmıştır. Bu bölümde destanlarda geçen oyunlar, çocuk ve oyun ilişkisi yanında geçiş dönemlerinde, avda, konuk ağırlamada, mevsimlik bayramlarda, kağan tayininde ve savaşlarda tuttuğu yer açısından incelenmiştir. "Anlam Açısından Oyunlar" başlığında oyunlar, TDK'nin oyun tanımındaki anlamlarından yola çıkılarak eğlence, sınama ve yarış, kumar, hile, dans, tiyatro olarak değerlendirilmiştir. "Destanlardaki Oyunların Yapısı" başlığında; oyun adı, oyuncular, oyun araçları/oyuncak, oyunların icra ortamları, ödül ve ceza unsurları incelenmiştir. Destan metinlerindeki bağlamlarıyla sınırlı olmak üzere tespit edilen oyunların işlevleri "Destanlardaki Oyunların İşlevleri" başlığında verilmiştir. "Destan Kurgusunda Oyunun Yeri" başlığında oyunlar kişiler, olay, mekân, zaman, anlatıcı/dinleyici ve epik kurallar çerçevesinde incelenerek oyunun destan kurgusunda önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür. Oyunların destan kurgusundan ayrı düşünülemeyecek bir rolü bulunmaktadır. Ayrıca destanlardaki oyunların bağlam, yapı, işlev açısından değerlendirilebileceği görülmüştür. Anlatıyı oluşturan yapının, oyuna da uygulanabileceği ve oyunun bağlamının, anlamı oluşturmada temel rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Türk epik destanlarındaki oyunlar; oyun, yapı, bağlam, işlev açısından bir bütün hâlinde değerlendirilerek kurgu boyutunda oyunun destan ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Oyunlar; destanlardaki olayı, ana karakterini, ana hikayesini etkilemektedir. Destan kurgusu, destan kahramanlarının oynadığı oyunlara bağlı olarak değişebilmektedir.
Kırgız destanlarında hitaplar ve unvanlar
Destanlar, yazıldıkları dönemi sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi gibi pek çok açıdan değerlendirmemizi sağlar. Geniş bir konu olanağı sağladıkları için çalışmalarda destanlardan çokça faydalanılmaktadır. Türk dünyası ise destan çeşitliliği bakımından oldukça zengindir. Türk dünyası halklarından birisi olan ve destan çeşitliliği açısından büyük öneme sahip olan Kırgızlar Manas destanı ile yetinmeyip birçok destan daha oluşturmuşlardır. Manas'a göre daha kısa olan bu destanlar konu, içerik ve anlam bakımından oldukça yoğundur. Biz de çalışmamızda Kırgız destanlarından olan Kurmanbek, Seyitbek, Güldana, Askazan Baatır, Canış Bayış, Er Soltonoy, Boston, Coodarbeşim, Kocacaş, Manas, Eşimkul menen Zuura, Bagış ve Kız Darıyka incelenmiştir. Çalışmada destanlardaki hitap ve unvanlar incelenmiştir. Kırgız halkları ve kültürü açısından büyük öneme sahip olan destanları incelememizin amacı Kırgız halkı hakkında bilgi sahibi olmaktır. Bunun için ilk olarak destanların özetlerini yazmak ile başlanmıştır. Aynı zamanda hitap ve unvanlarının Türkiye Türkçesi ile benzerlikleri ortaya koymak için karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.
Türk mitolojisindeki "Kadın" konulu efsanelerin yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon ve baskı uyarlamaları
Mitler toplumların içerisinde bulunduğu duruma göre değişiklik göstermiştir. İlk çağlarda insanlar arası iletişim kısıtlıyken zamanla yeni yöntem ve tekniklerle gelişmiştir. Bu gelişim süreci birçok efsanenin günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Efsanelerin nerden geldiği, nasıl oluştukları, farklı kültürlerdeki benzerlik veya farklılıklarını araştıran bilim dalına mitoloji denir. Milletlerin kendine has mitolojik anlatıları bulunmaktadır. Türk mitolojisi de anlatılarıyla zengin bir alandır. Anlatıların derinine inildiğinde kadının Türk mitolojisi için ne ifade ettiği önemli bir husus olmuştur. Türk mitolojisindeki efsanelerin içerisinde kadının karakteristik yapısının ve özelliklerinin nasıl olduğu, ailede hangi konumlarda yer aldığı ve üstlendiği görevlerin ne olduğu, erkek karakterler ile arasındaki benzerlik ve farklılıklar bize Türk tarihi ve mitolojisinin kadına bakış açısını göstermektedir. Türk mitinde kadın kutsal bir varlık olarak nitelendirilmiş ve kadınsız ne devlet ne de aile işleri yürümemiştir. Kadın karakterler de erkek karakterlerin yapabildiği işleri yapabilmiş hatta onlardan da üstün geldiği zamanlar olmuştur. Bu araştırmada Türk mitolojisi ekseninde "Kadın" konulu efsaneler araştırılarak belirlenen anlatılar için disiplinler arası bir yaklaşımla yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon düzenlemeleri ve baskı uygulamaları yapılmıştır.
Türk destanlarında yöneticiler
Bu çalışmada Dede Korkut Boyları ve Oğuz Kağan Destanı (her iki nüsha) merkeze alınarak, muhtelif on iki Türk boyundan seçilen on üç destanda yönetici tipi incelenmiştir. Ele alınan destanlarda yöneticiler, genel özellikleri, aile ilişkileri, erginlenme süreci ve yönetim anlayışı açısından mukayeseli olarak incelenmiş, ortak ve farklı yönleri tespit edilmiştir. Destanlardaki incelemeler yapılmadan önce İslâmiyet öncesi ve İslâmi Dönem Türk Devlet yapısı ve yönetim anlayışı genel hatlarıyla verilmiş, böylece tarihi sürecin destanlardaki yansımalarına dikkat çekilmek istenmiştir. Öte yandan incelemeler yapılırken yönetici, lider ve yönetim anlayışına dair siyaset bilimi, felsefe, ilahiyat ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerdeki çalışmaların tespitlerinden yararlanılmıştır. Disiplinler arası bakış açısı ve mukayeseli bir metoda dayanan bu çalışmada, farklı dönem ve şartlara ait Türk destanlarından hareketle Türk yönetici tipinin temel özellikleri ve yönetim anlayışı belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimler: 1. Türk 2. Destan 3. Yönetici 4. İktidar 5. Tebaa (Halk)
Sovyetler Birliği Dönemi Azerbaycan halk hikâyeleri üzerine bir inceleme
Halk hikâyeleri, uzun yıllar boyunca icracı âşıklar tarafından saz eşliğinde dinleyiciler karşısında anlatılan metinlerin başında gelmiştir. Halkın içinden çıkmış âşıkların kendi hayat hikâyelerinin bir bölümünden veya kendileri gibi âşıkların hayat hikâyelerinden esinlenerek oluşturduğu bu hikâyeler, halk tarafından büyük ilgi görmüştür. Halkın dikkatini çeken hikâyeler, Azerbaycan'da Sovyetler Birliği'nin işgali ile birlikte komünist rejimin folklor politikalarına da malzeme olmuştur. Lenin ve Stalin önderliğinde partililer, işgal edilen Azerbaycan'da, halk hikâyelerini de diğer bölgelerde olduğu gibi rejimin yararına olacak şekilde düzenlemeye çalışmışlardır. Bu hususta Azerbaycanlı âşıklardan büyük ölçüde yararlanan Sovyetler Birliği hükümeti, klasik halk hikâyelerinde ise eski yaşantıya ait birtakım değerleri yok etmeye çalışmıştır. Âşıklar aracılığıyla halk hikâyelerinde yapılan bu tahribat, komünist rejimin Azerbaycan'da yayılması ve gelişmesini sağlamakla kalmamış, Azerbaycan'da kurulan yönetimin de Sovyet Rusya'ya bağlı olmasına ve komünist anlayışa sıkı sıkıya bağlı kalmasına neden olmuştur. Çalışmamızda Sovyet Rusya'nın Azerbaycanlı âşıkları da kullanarak halk hikâyelerinde yapmış olduğu tahribatı ve yeni temalarla oluşturulmuş halk hikâyelerindeki komünist rejime dair izleri tespit etmeye çalıştık. Halk hikâyelerindeki komünist rejime dair izleri araştırırken Ehliman Ahundov'un "Azerbaycan Destanları" isimli çalışmasının beşinci cildini ayırdığı ve "yeni destan" olarak isimlendirdiği halk hikâyelerinden yararlandık. Komünist rejimin Azerbaycan'da yapmaya çalıştığı tek tip Sovyet vatandaşı yetiştirme politikalarını bu kitaptaki halk hikayelerinin epizot, kahraman ve temalarını incelemeye çalıştık.
Edebi bir metin olarak Dânişmendnâme
Edebi Bir Metin Olarak Dânişmendnâme Bu tezde, mevcut nüshalardan farklı olarak on dokuzuncu asırda Malatya Darende bölgesinde mesnevi nazım biçimde oluşturulmuş Dânişmend Gazi'nin tarihî ve seçkin şahsiyetini dile getiren bir gaza destanı ele alınmıştır. Dânişmendnâme ve benzeri anlatıların -toplumsal hafızaya telmih etme hususiyetlerinden yola çıkarak- kendi öz metin inceleme yöntemlerimizle incelenmesi zaruriyeti tartışılmıştır. Bu sebeple öncelikle Batının edebî metin, ideoloji ve kültürel aktarımla doğrudan bağlantılı olduğunu düşündüğümüz metinlerarasılık yöntemini, kendi edebî geleneğimizin belâgat unsurlarıyla karşılaştırarak ele aldık. Öz kimliğimizden gelişen ve klasik edebiyat incelemesine sıkı sıkıya bağlı olduğu söylenen belâgat terminolojisini metinlerarasılıkla olan benzer yapılanmasından yola çıkarak yeniden tasnif ettik. İncelemeye esas aldığımız metinleri Türk edebiyatı ve üslup çalışmalarında aşina olduğumuz bu terminoloji etrafında zihniyet aktarımı ekseninde incelemeye gayret ettik. Anahtar Kelimeler: Dânişmendnâme, metinlerarasılık, belagat, ideoloji ve zihniyet.
Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı ile Altay Türklerinin Ak Tayçı Destanındaki "ağaç" ve "evlilik" motifleri ile bu motiflerin Orta Doğu mitolojilerindeki benzer motiflerle karşılaştırılması
Bu çalışmada Uygur harfli Oğuz Kağan destanı ile Ak Tayçı destanlarındaki "ağaç" ve "evlilik" motifleri üzerinde durulmuş ve bu motiflerin Orta Doğu mitolojilerindeki motiflerle olan benzerliği incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Ak Tayçı ve Oğuz Kağan destanlarının özetleri verilmiştir. Ayrıca bu bölümde bahsedilen motiflerin destanlarda aynı olay örgüsü içinde yer aldığına işaret edilmiştir. İkinci bölümde Sümer krallarının gerçekleştirdiği kutsal evlilik ve bunun mitolojik kökeni aktarılmış, söz konusu evliliğin Oğuz Kağan destanındaki evlilik ile benzer yönleri üzerinde durulmuştur. Bu evlilik geleneği Sümerlerden başlayarak tüm Orta Doğu'ya yayılmıştır. Bu sebeple Orta Doğu mitolojilerinin yanı sıra Yunan, Mısır ve Anadolu mitolojileri de yeri geldikçe karşılaştırmaya dahil edilmiştir. Geleneğe göre bu evlilik baharda gerçekleşmektedir. Bu sebeple üçüncü bölümde halk inançlarındaki bahar törenleri ve ritüeller konu edilmiştir.
Epik destan illüstrasyonunda kahraman ve bir epik grafik destan örneği: Alpamış Destanının görsel öyküleştirme uygulaması
Bu araştırma, seçilmiş kahramanlık destanları için yapılmış illüstrasyonlarının incelenmesi ve Alpamış destanı için yapılan grafik romanın tanıtımını içermektedir. Epik destan ve kahramanının Grafik Tasarım tarihi içinde incelenmesinin ilk örneği olan bu araştırmada, destan kahramanının yüzlerce yıldır sanatçılar tarafından hangi estetik ve kültürel değerler üzerinden tasarlandığına odaklanmıştır. Öncelikle seçilen epik destanların özetlerine yer verilmiş, sonra bu destanlar için yapılan kitap illüstrasyonları incelenmiştir. Bu incelemeler, estetik yönden ve destanın içinden çıktığı kültüre ait değerlerin yansımaları olması yönüyle de değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonunda kitap illüstrasyonu üzerinden bir kahramanlık tarihine yer verilmiştir. Araştırmada epik destan ve kahraman bağlantısı derinlemesine irdelenmiş, kahramanlık anlatılarının kitap illüstrasyonu tarihi üzerindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Kahraman modelinin geçmişte ve günümüzde toplumlar ve bireyler için önemine değinilirken, bugünün kurgusal kahramanının kökleri araştırılmıştır. Kültürel bellekte binlerce yıldır taşınan kahraman modelinin toplumlar ve sanat için önemli olduğu vurgulanmıştır. Modern dünyanın panteonu olan Dc ve Marvel kurgusal süper kahraman evreninin, yerel kültürler üzerindeki olumsuz etkisine yer verilmiş, kültürel bellek, destan ve kahramanın bağları mitolojik bir incelemeyle açıkça ortaya konmuştur. Araştırmanın sanat projesi olan Alpamış destanı ise projenin bütünlüğü içinde gerekli yönleriyle incelenmiş, destanla ilgili yapılmış kitap illüstrasyonlarından örneklere yer verilmiştir. Alpamış destanının Fazıl Yoldaş oğlu tarafından derlenen Özbek varyantının özeti ve etkileri üzerinde durularak karakterleri tanıtılmıştır. Bu bölümde Alpamış'ın bir kahraman olarak ayrıntılı bir incelemesine yer verilmiştir. Son bölümde ise Alpamış için yapılan görsel öyküleştirme uygulamasından karakter çizimleri ve sayfalar tanıtılmıştır.
Danişmend-nâme'de yer alan dini motiflerin dinler tarihi açısından tahlili
Destanlar bir milletin yaşantısını, inançlarını, kültürel unsurlarını yansıtan, toplumların milli hafızaları niteliğinde eserlerdir. Tarihte kahramanlıkları ile anılan Türkler için de destanlar önemli bir tür olmuştur. Dolayısıyla Türk destanlarının incelenmesinin Türk kültür yapısını anlamada önemli katkısı olacaktır. Türklerin gerek İslam öncesi gerekse İslamiyet'i kabul etmesiyle oluşturduğu destanlarda dini motifler büyük bir yer tutmaktadır. Türk İslam destanları içerisinde yer alan ve çalışmamıza konu olan Danişmend-nâme de bu destan grubu içerisinde yer almaktadır. Danişmend-nâme, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra Danişmend Gazi'nin Sivas merkez olmak üzere İç Anadolu Bölgesi'nde Bizans'a yönelik yaptığı fetihlerden bahseden bir destandır. Eser, Anadolu'da teşekkül etmiş olan Battal-nâme ile Saltuk-nâme arasında yer alıp Türk-İslam destanları zincirinin ikinci halkası konumundadır. Türk kültür ve medeniyeti açısından önemli olan bu eser, Anadolu'da yazılmış ilk Türkçe kahramanlık eserlerindendir. Eser aynı zamanda Anadolu'ya gelmiş ilk Türk topluluklarının 11. ve 14. yüzyıl arasındaki gelenek ve görenekleri ile yaşam mücadeleleri ve dini-milli ideolojilerini yansıtması açısından da önemli bir eserdir. Türk-İslam destanlarından olan Danişmend-nâme'de, Geleneksel Türk dini, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam'la ilgili çok sayıda dini motif mevcuttur. Çalışmanın amacı Danişmend-nâme adlı eserde yer alan Geleneksel Türk dini, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam ile ilgili dini motifleri bilimsel araştırma metot ve ilkelerine bağlı kalarak Dinler Tarihi Bilimi'nin bakış açısıyla değerlendirmektir. Çalışmamızda, Danişmend-nâme'yi yazan kişinin dini düşüncesini besleyen tarihi arka planı ortaya koymayı sağlayan dini kavramların analizi yapılmıştır. Ayrıca yukarıda bahsedilen dini kavramlar, konu sistematiğine göre deskriptif metotla objektiflik esas alınarak değerlendirilmiş ve fenomenolojik yöntemle yorumlanmıştır. Bu kavramların Dinler Tarihi biliminin bakış açısıyla analizi, eserin yazıldığı dönemde kullanılan dini kavramlar ve günümüzde kullanılan birçok dini kavram arasındaki ilişkiyi göstermesi açısından da önemli görülmüştür. Danişmend-nâme'de geçen dini motifler detaylı bir şekilde incelendiğinde, eserde anlatılan olayların çoğunluğunun İslam öncesi destanlarda anlatılanların İslami motife bürünerek yeniden takdim edildiği görülmektedir. Destanda geçen tüm dini öğelerin şekil değiştirseler bile zaman içerisinde varlıklarını devam ettirdiği görülmüştür.
Bitlis'ten derlenen efsanelerin psiko-sosyal ve arketipsel tahlili
Mitik düşünceden kaynağını alan derin anlam dizgeleri sözlü kültür ürünlerinde kendisine yer bulur. İnsanoğlunun yaşamsal kodlarını barındıran bu ürünler, arkaik düşüncenin yaşama bakışını geleceğe taşır. Sözlü kültür ürünlerinden olan efsaneler, bilinmeyen karşısında insanın giriştiği kaynak/temel arama çabasının şekillendirdiği başat türlerdendir. Varlığını sağlam temeller üzerine kurmayı amaçlayan toplumlar geçmişin deneyimleriyle tutum ve davranışlarını şekillendirmeye çalışırlar. Efsaneler ise bu aşamada muhtevasında barındırdığı yaşamsal kodlar, felsefik yapı ve kültürel değerlerle geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi üstlenir. Efsaneler yatay boyutta yatır ve türbe gibi doğal sağaltım merkezlerinin korunması, toplumun psikolojik olarak rahatlaması gibi eylemler dizgesine sahiptir. Dikey boyutta ise efsanelerin dinî, tarihî ve inançsal arka plan kültürünün yansımaları olduğu görülür. Bu yönüyle efsaneler tüm yönlere açılabilen anlamlar ağına sahiptir. Efsaneler kişisel bilinçaltının izlerini seyretmemizi sağlamakla birlikte kolektif bilinç dışının kodlarını arketipsel semboller aracılığıyla görüntü düzeyine ulaştırır. Bu bakımdan efsaneler bireyden topluma ve yerelden evrensele uzanan değerler sistemini barındırır. Efsanelerin görünür düzlemdeki yansımalarını insanoğlunun çevresiyle kurduğu ilişkinin pratik eylemler dizgesi olarak görmek mümkündür. Ancak efsanelerin sahip olduğu evrensel kodlar örtük anlam dizgelerinde saklıdır. Efsanelerin psiko-sosyal analizi, görünür düzlemin arka planında yatan sebeplerini; arketipsel yöntemle incelenmesi ise evrensel kodların açığa çıkartılmasını sağlar. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis, geçiş yolları üzerinde bulunmasından dolayı tarihsel süreç içerisinde farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Şehir, bu yapısından ötürü kültürel açıdan oldukça zengindir. Özellikle kaynağını mitik dönemden alan yöre efsaneleri, sözü edilen kültürel zenginliğin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Çalışmamızda toplumsal tecrübe gömüsü niteliğinde olan yöre efsaneleri saha çalışmaları neticesinde derlenerek kayıt altına alınmıştır. Böylelikle sözlü kültür geleneği içerisinde yok olup gitme tehlikesi altında olan Bitlis efsaneleri, kayıt altına alınarak ölümsüzleştirilmiş ve kültürel mirasa kazandırılmaya çalışılmıştır. Derlenen efsaneler; oluşum, dönüşüm, tabiat unsurları, hayvanlar, dinî, tarihî, yerleşim yerlerinin adları ve olağanüstü varlıklarla ilgili konularda olmak üzere sekiz ana başlık altında tasnif edilmiştir. Tasnife tabi tutulan efsaneler tek boyutlu değil, psiko-sosyal ve arketipsel olarak çok yönlü olarak tahlil edilerek toplumsal erişime sunulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan Bitlis efsaneleri; "Ben", gölge, anima ve animus, iç benlik, persona, kahraman, asi, anne, yetim, gezgin, kurban, masum ve hilebaz arketipleri başlıkları altında çözümlenmiştir. Yörede anlatılan efsaneler, binlerce yıllık birikimin ürünü olan gelenek ve göreneği, halk inanışlarını ve değerleri kültürel bellekte yaşatır. Böylelikle efsaneler eğitimde ve toplumsal bilincin gelişmesinde doğal bir kaynak işlevi görür. Ayrıca Bitlis efsaneleri, medya ve reklamlar aracılığıyla tanıtılarak bölgenin kültürel turizmine de katkı sağlamaktadır. Bitlis efsanelerinin kültürel arka planında eski Türk inancının, Şamanizm'in ve İslâmiyet'e bağlı inanışların izlerini görmek mümkündür. Aynı zamanda efsane metinleri dikey boyutlu olarak incelendiğinde atalar kültü, ağaç kültü, hayvan kültü, dağ kültü, su kültü, taş kültü, ateş kültü, toprak kültü ve mağara kültüne bağlı mitik değerlerin yansımaları görülmektedir. Bitlis efsanelerinin özelde Türk kültürü ile olan ilişkisi, genel anlamda ise evrensel değer kodlarıyla olan bağları ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak çalışmamızın Bitlis'in kültür turizmi potansiyelini arttırabileceği, değerler eğitimi açısından pedagojik bir araç olarak kullanılabileceği ve genç kuşaklar tarafından millî ve manevi değerlerin benimsenmesine katkı sunabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Bitlis, Efsane, Arketip, Psiko- Sosyal, Kültür, Kült
Destan öğretiminde film kullanımının ortaöğretim Türk edebiyatı derslerindeki akademik başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim onuncu sınıf ?Türk Edebiyatı? dersi ?Destan Dönemi Türk Edebiyatı? ünitesinin öğretiminde, filmle öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini belirlemektir.Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmamız, Zonguldak iline bağlı Karadeniz Ereğli ilçesinde bulunan Karadeniz Ereğli Anadolu Lisesi onuncu sınıf Türk Edebiyatı dersinde yürütülmüştür. Fen şubelerinden rastlantısal yolla biri deney (N=15), diğeri de kontrol (N=15) grubu olarak iki sınıf seçilmiştir.Deney grubu Türk Edebiyatı dersinde ?Destan Dönemi Türk Edebiyatı? ünitesindeki İlyada Destanı konusuna ilişkin olarak seçilen ve süreye göre kısaltılan filmi seyrederken, kontrol grubu geleneksel öğretim uygulamalarına (düz anlatım-soru cevap) devam etmiştir. Dersin sonunda her iki gruptaki öğrenciler de destana ilişkin hazırlanan soruları cevaplandırmışlardır. Aynı sorular bilgilerin kalıcılığının yoklanması amacıyla bir ay sonra her iki gruba da yeniden sorulmuştur. Cevapların içerik analizi; sözcük, karakter, cümle birimleri kapsamında daha önceden belirlenmiş kavramlara göre kodlamaların yapılmasıyla gerçekleşmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlara dayalı olarak, deney grubunun ilk ve ikinci uygulamalarındaki akademik başarı puanı kontrol grubuna göre yüksektir. Filmle öğretimin akademik başarıya, bilgilerin kalıcılığına, öğrencinin sahip olduğu kelime hazinesini harekete geçirmeye katkısı olduğu bulunmuştur.
Alpamış Destanı üzerine bir inceleme
Alpamış Destanı, Türk boylarının ortak şuurla oluşturduğu kahramanlık konulu destanıdır. Alpamış Destanı, destan anlatma geleneğine bağlı olarak Türk toplumunun destansı göçebe yaşamını asırlara meydan okuyarak millî hafızaya kazır. Alpamış Destanı, sözlü ve yazılı zengin varyantları ile Orta Asya'dan günümüze uzanan abide bir eserdir.Bu çalışmada; Alpamış Destanı'nın, halk edebiyatı açısından içerdiği mesajlar üzerinde durulacaktır. Alpamış Destanı'na bağlı olarak; Türk destan kahramanının millî bilinçle oluşan bireyleşme süreci, arketipsel semboller ve kahramanın ritüel yolculuğu tahlil edilecektir. Türk boylarının ortak kültür mirası Alpamış Destanı'nın, edebî bir metin olarak yapı unsurları, anlatım biçimi ve üslup özellikleri değerlendirilecektir.Türk insanının yaşam tarzının, toplumun gelenek ve göreneklere verdiği değerin, millet olma bilincinin, destanın ruhuna işlenmiş kurgusu irdelenecektir. Alpamış Destanı'nda, millî bilinci canlı tutan folklorik malzemenin zengin dokusu görülür. Türk halkının ideal kahraman portresini çizen Alpamış Destanı, bu değerler bağlamında incelenecektir.Anahtar Kelimeler: Alpamış, yolculuk, bireyleşme süreci, arketipler, destan, kültür, millî bilinç.
Oğuz grubu Türk kahramanlık destanlarında kadın
?Oğuz Grubu Türk Kahramanlık Destanlarında Kadın? adlı tezde genel olarak Oğuz grubu Türk Kahramanlık Destanlarında yer alan kadınların rolleri, konumu, işlevi, bunları belirleyen sosyokültürel yapı ve destan anlatıcısının dinleyicileri eğitme, yönlendirme, eğlendirme gibi amaçlarla bunu nasıl kullandığı incelenmeye çalışılmıştır.Tez, giriş bölümüyle birlikte toplam dokuz bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde antropolojik (işlevsel) yöntemin özellikleri; Malinowski'nin ve W. Bascom'un konuyla ilgili çalışmaları; Oğuz grubu Türk kahramanlık destanlarında yer alan kadınların işlevsel yöntemle incelenişi hakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde annenin aile ve toplumdaki işlevi, ideal anne tipi, annenin uzlaştırıcı tutumu, bilgeliği, şefkati, çocuğun yetişmesi ve eğitimindeki rolü, anneye saygı, olumsuz kahraman tiplerinin anneleri, üvey annelik, kayınvalidelik konuları incelenmiştir.İkinci bölümde kadının eş olarak rolü, kadın telakkisinin değişimi, eşler arasındaki sevgi bağı, kadının uyarıcı ve yol göstericilik rolü, otoritesi, kahramanlığı, karı-koca arasındaki çatışma sebepleri, kadına yönelik iftira ve yas tutma konuları incelenmiştir.Üçüncü bölümde evlenilecek kişide aranan özellikler, aşk, kaçarak ve kaçırarak evlenme, görücü usulü evlilik, kız verme, beşik kertme, öldüğü sanılan kişinin karısıyla, nişanlısıyla veya sözlüsüyle evlenme, kuzen evliliği, çok eşlilik ve kuma konuları incelenmiştir.Dördüncü bölümde kadınların kız çocuk ve kız kardeş olarak destandaki rolü; beşinci bölümde kadınların karşı cins tarafından küçümsenme sebepleri; altıncı bölümde ihtiyar kadınlar ve cadılar; yedinci bölümde hizmetçi ve köle kadınlar; sekizinci bölümde kadınlarla ilgili sembol ve kültler (geyik ve av, at, bağ, su) incelenmiştir.Sonuç bölümünde ise yapılan çalışmalarla ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Saha (Yakut) Türklerinin Culuruyar Nurgun Bootur Destanı
Saha (Yakut) Türkleri, Rusya Federasyonu'na bağlı ?Saha (Yakut) Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. Ülkeleri, dünyanın en çetin iklim şartlarına sahip bölgelerinden biri olan kuzeydoğu Sibirya'dadır. Bu zor iklim şartlarında, Kamlık dinlerini, geleneklerini ve göreneklerini uzun yıllar boyunca yabancı kültürlerin etkisinden uzak bir şekilde yaşatmış olan bu Türk boyu, zengin bir sözlü edebiyata sahiptir. Bu zengin sözlü edebiyatın şekil ve içerik olarak en önemli türlerinden birisi de olonho adı verilen destanlardır. Olonho, Sahaların uzun ve soğuk kış gecelerinin en önemli eğlence aracıdır. Bu Türk boyunun asırlar boyunca oluşan kültürel kodları da bu türün içeriğinde gizlidir.Saha sözlü kültüründeki olonho terimi, Anadolu sahasında destanı, olonhohut da destan anlatıcısını karşılamaktadır. Bu çalışmamızda, ülkemizde çok ayrıntılı olarak tanınmayan, olonho adındaki bu sözlü edebiyat ürününün, en çok sevilen örneklerinden birisi olan Culuruyar Nurgun Bootur'u inceledik. Başkahramanı ?Nurgun Bootur? olan bu olonho, nazım-nesir karışık olarak icra edilmiştir. Culuruyar Nurgun Bootur'un pek çok varyantı arasında en yaygın olarak bilineni ise K. G. Orosin'e ait olanıdır.Tezimizde metin olarak Culuruyar Nurgun Bootur'un K. G. Orosin varyantını esas aldık. Bu metni, öncelikli olarak Kiril alfabesinden Latin alfabesine çevirip Türkiye Türkçesine aktardık. Aktarmayı, mümkün olduğunca metnin aslına sadık kalarak yapmaya özen gösterdik. Çalışmamız dört bölümden meydana gelmektedir: Birinci bölümde olonho anlatma geleneği, ikinci bölümde Culuruyar Nurgun Bootur Olonhosu'nun gelenek içerisindeki yeri, üçüncü bölümde olonhonun motifleri ve dördüncü bölümde de metin ve aktarma yer almaktadır. Çalışmamızın sonuna ise metnin Sahaca aslının genel dizinini ve ekler bölümünü ilave ettik.