Vibration

92 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kapalı alanlarda yüksek gürültü ve titreşime maruz kalan çalışanların kardiyovasküler parametrelerinin ölçülerek insan sağlığı üzerine etkilerinin incelenmesi

Araştırma Malatya İlinde bulunan bir döküm fabrikasında yapılan ölçümler ve çalışanlarda uygulanan testler ile gerçekleştirilmiştir. Kapalı alan olarak, yüksek gürültü ve titreşim maruziyetinin en fazla olduğu çalışma ortamlarından birisi olan döküm fabrikası seçilmiştir. Söz konusu bu döküm fabrikasında kişiler günlük 8 saat çalışmaktadır. Çalışanlar haftalık 6 gün 48 saat ağır çalışma koşulları altında gürültü ve titreşime maruz kalmaktadır. Bu tez çalışmasında iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerine göre, çalışanların gürültü ve titreşim maruziyetlerinin kardiyovasküler etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada döküm fabrikasının farklı bölümlerinde ses ve titreşim ölçümleri yapılmıştır. Bu ölçümlerin sayısal sonuçları analiz edilmek üzere bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Ayrıca tüm çalışanlara kapsayıcı bir anket uygulaması yapılmıştır. Bunlar ile birlikte gürültü ve titreşimin kardiyovasküler etkilerini görebilmek için maruziyetten en çok etkilenen 5 gönüllü çalışana kombine EKG ve tansiyon holteri 24 saat süre ile takılmıştır. Çalışma ve istirahat zamanlarındaki EKG ve tansiyon kayıtları alınmıştır. Daha sonra, kardiyolog doktor tarafından 5 gönüllü çalışanın ekolarına bakılmıştır. Daha önceki kayıtlarla birlikte eko sonuçları değerlendirilerek raporlandırılmıştır. Fabrikada elde edilen ölçüm sonuçları, anketlerden elde edilen veriler, holter verileri ve kardiyolog değerlendirme sonuçları incelenerek ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğide dikkate alınarak maruziyet düzeyleri belirlenmiştir. En sonunda ise, maruziyet önleyici ve düzeltici önlemler tespit edilmiştir.

FabrikalarGürültü kirliliğiGürültü-mesleki+7
Abdulvahap Sevgi
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ataksik multipl skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimi ile birlikte farklı bölgelere uygulanan lokal vibrasyonun postüral kontrol üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, ataksik Multipl Skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak gastrosoleus kas kompleksine ve servikal-lumbal paraspinal kaslara uygulanan lokal vibrasyonun (LV) postüral kontrol üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemek amacıyla tek kör, randomize kontrollü olarak planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 36 hasta randomize olarak Gastrosoleus LV, Paraspinal LV ve Egzersiz Grubu olmak üzere üç gruba dağıtıldı. Her grup 8 hafta boyunca, haftada 3 gün tedaviye alındı ve bir tedavi seansı 60 dk sürdü. Egzersiz grubuna spinal stabilizasyon eğitimi verildi. Gastrosoleus LV grubuna, spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak sağ ve sol gastrosoleus kas kompleksine 5'er dk LV uygulandı. Paraspinal LV grubuna ise spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak servikal ve lumbal paraspinal kaslara 5'er dk LV uygulandı. LV, her iki gruba da 80 Hz frekans ve 1 mm amplitüdde uygulandı. Gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge, kor endurans, stabilite limitleri-postüral salınımlar ve yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri değerlendirildi. Her gruptan ikişer kişi farklı nedenlerle çalışma dışı bırakıldı ve çalışmayı 30 hasta tamamladı. Gruplardaki hastaların vücut kitle indeksi, hastalık durasyonu, son atak tarihi ve klinik tipleri benzerdi (p>0,05). Paraspinal LV grubunun yaş ortalamaları ve EDSS skorları Egzersiz grubuna göre düşüktü (p<0,05). Çalışmanın sonucunda tüm gruplarda gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge ve kor endurans parametrelerinin geliştiği görüldü (p<0,05). Grupların, stabilite limitlerini farklı yönlerden geliştirdiği görüldü. Gastrosoleus LV grubunun kompozit reaksiyon zamanı, hareket hızı, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Paraspinal LV grubunun kompozit son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Egzersiz grubunun ise kompozit hareket hızı, yön kontrolü, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini geliştirdiği bulundu (p<0,05). LV gruplarının yürüyüş değişkenliğini, Egzersiz grubunun ise yürüyüş hızı ve duruş fazını geliştirmede etkili olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları, spinal stabilizasyon eğitiminin ve spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak uygulanan LV'nin postüral kontrol üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Detaylı incelemelerde gastrosoleus kas kompleksine uygulanan LV'nin daha çok dinamik denge ve yürüyüş parametrelerinde etkili olduğu, paraspinal kaslara uygulanan LV'nin ise daha çok statik denge, koordinasyon ve endurans parametrelerinde etkili olduğu bulunmuştur.

AtaksiEgzersiz tedavisiMultipl skleroz+2
Güngör Beyza Özvar Şenöz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tüm vücut titreşiminin immobil sıçanlarda testis morfolojisi ve oksidatif stres üzerine etkisi

İnfertilite, cinsel aktif bir çiftin bir yıl korunmasız, düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanır. Çiftlerin yaklaşık %15'i infertil olup, bunların %50'sinden tek başına ve ya kadın faktörü ile beraber erkek faktörü sorumludur. Varikosel, kemoterapotik ilaçlar, Klinefelter sendromu gibi iyi tanımlanmış faktörlerin yanı sıra çeşitli yaşam tarzı faktörlerinin de (örneğin sigara içme, alkol tüketimi, ilaç kullanımı, obezite, sedanter yaşam ve psikolojik stres) erkek infertilitesine neden olabileceği ortaya konmuştur. Sedanter yaşam tarzı, günlük hayat rutininde düzenli hareket aktivitelerinin olmaması ile karakterize olup, fertilite üzerindeki olumsuz etkileri antioksidan/oksidan dengesinin bozulması ve enflamatuar süreçler ile açıklanmaktadır. Oksidatif stres(OS), DNA hasarı ile sonuçlanan bir dizi hücresel reaksiyona neden olmaktadır, testis ve germ hücreleri oksidatif strese oldukça duyarlıdır. Bunun en önemli nedeni testis hücrelerinin yüksek oranda poliansature doymamış yağ asitlerini içermeleridir. Sedanter yaşamın bu olumsuz etkilerini önlemek için antioksidan terapiler ve ya daha ucuz ve kullanışlı olan egzersizler önerilmektedir. Literatürde düşük ve orta şiddetli egzersizlerin OS dengesini olumlu yönde etkilediğini gösteren çeşitli çalışmalar mevcut. Tüm Vücut Titreşimi (TVT), özellikle düzenli egzersiz yapamayan sedanter bireyler için alternatif bir egzersiz modalitesi olarak düşünülmektedir.Bu çalışmamızda immobilizasyonu, sedanter yaşamı taklit edebilecek uygun, fizyolojik bir model olarak değerlendirerek sedanter yaşamın etkilerini testis dokusunda görmeyi hedefledik. Böylece TVT'nin düşük ve ya orta yoğunlukta egzersiz gibi etki göstereceğini ve üreme sistemi ve testis dokusu üzerine olumlu etki edeceğini ve böylece sedanter yaşamın testis dokusunda yol açacağı olası olumsuz etkilerin tüm vücut titreşiminin eklenmesi ile önlenebileceğini öngördük. Bu çalışmada immobilizasyonun testis dokusunda histomorfolojik ve Oksidatif stress üzerine etkilerini araştırmak primer amaç olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda literatürde bir ilk olarak TVT'nin immobil sıçanlarda testis dokusunda OS, apoptozis ve serumda hormon düzeylerine etkisi araştırılmıştır. Dört farklı grupta toplam 32 sıçan çalışmaya dahil edildi. Gruplar Kontrol(K), İmmobilizasyon(İ), İmmobilizasyon/Titreşim(İT) ve Titreşim(T) olarak belirlendi. Sıçanlar deney prosedürlerinin sonunda derin anestezi altında iken ötenazi edilmiş ve her iki testis izole edilerek 80 ̊C dondurucuda saklanmıştır. İmmobilizasyon grubunda histomorfolojik değişiklikler ve apoptozis , OS ve hormon düzeyleri arasında istatistiksel anlamlı fark görülmese de, immobilizasyonun antioksidan dengeyi bozarak germinal epitel kalınlığını azalttığı, apoptotik tübül sayısını arttırdığı, ve sonuç olarak hormon düzeylerini azalttığı görüldü. Aynı zamanda TVT uygulamasının İmmobilizasyon /Titreşim gurubunda istatistiksel olmasa dahi klinik olarak bu olumsuz etkileri önleyebileceği gösterildi.

ApoptozisHayvan deneyleriKısırlık+5
Turan Mammadalıyev
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek robot kol sistemi için LQR denetleyici parametrelerinin metasezgisel algoritmalar kullanılarak belirlenmesi

Yapılan bu çalışma, hem esnek robot kol sisteminin hareket kontrolü için tasarlanmış LQR denetleyicisi hem de kontrol parametrelerinin optimizasyonu hakkında analizler sunmaktadır. Bu optimizasyon çalışması ile esnek robot kol sistemi istenilen açısal hedefe en hızlı şekilde gelirken artık titreşimlerde ortadan kalkar. Titreşimli parçacık sistemi yeni bir meta-sezgisel yaklaşımdır ve ilk kez bu çalışmada LQR'a ait parametrelerin (ağırlık matrislerinin) ayarlanmasında kullanılmıştır. Çalışmada kullanılacak metodun etkinliği, çok sık kullanılan optimizasyon algoritmalarından olan genetik ve yapay arı kolonisi algoritması gibi algoritmalar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca bu çalışma, kullanılan sistem için kontrol yanıtının parametrelerini dikkate alan yeni çoklu amaç fonksiyonu önermektedir. Optimizasyon algoritmalarına ait parametreler geniş bir arama uzayı vasıtasıyla belirlenmiştir. Her bir algoritma dört farklı popülasyon/parçacık değeri ile incelenmiş ve 100 iterasyon için sonuçlar elde edilmiştir. GA, ABC ve VPS algoritmalarından elde edilen en iyi kontrol sonuçları, esnek robot kol sistemine uygulanmıştır. Uygulama sonrası teorik ve deneysel sonuçlar karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda istenilen en iyi kontrol sonuçlarının VPS tabanlı LQR denetleyicisi ile elde edildiği görülmüştür. Ayrıca yapılan bu çalışma, optimizasyon algoritmalarındaki teorik uygulamaya yönelik ayrıntıları gösterecek şekilde düzenlenmiştir.

Artık titreşimlerGenetik algoritmalarRobot kolu+2
Semih Özkaya
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul binalarının güçlendirme öncesi ve sonrasında bazı dinamik parametrelerinin çevresel titreşim kayıtları ile hesaplanması

Yapıların dinamik yükler (deprem, rüzgâr, trafik yükü vb.) etkisindeki davranışları ve dinamik özelliklerinin belirlenmesi için Yapı Sağlığı İzleme (YSİ) sistemleri son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapının periyot, mod şekli ve sönüm oranı gibi dinamik özellikleri YSİ sistemleri kullanılarak yapılara zarar vermeden gerçekçi bir şekilde belirlenebilmektedir. Yapıların dinamik özelliklerinin doğru belirlenmesi dinamik yük etkisi altındaki davranışın doğru bir şekilde belirlenmesi için oldukça önemlidir. Bu tez çalışmasında YSİ yöntemi ile Hatay iline bağlı Dörtyol ve İskenderun ilçelerinde bulunan güçlendirme kararı verilen iki okul binası ele alınmaktadır. Dörtyol ilçesinde bulunan okul binasında güçlendirme çalışması olarak bina yüksekliği boyunca 7 adet (kısa doğrultu 3 uzun doğrultu 4) beton basınç dayanımı 30 MPa ve donatı akma dayanımı 420 MPa olan perde duvarları eklenmektedir. İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu için güçlendirme çalışması olarak kısa doğrultuda 3 adet, uzun doğrultuda 1 adet perde duvar eklenmiştir. Beton basınç dayanımı 30 MPa, donatı akma dayanımı 420 MPa olarak belirlenmiştir. Her iki okul binasından hem güçlendirme öncesi hem de güçlendirme sonrasında ortam titreşim etkisindeki tepki kayıtları alınmıştır. Alınan titreşim tepki kayıtlarının analizi ile binaların dinamik parametreleri belirlenmekte ve karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Güçlendirme öncesi ve güçlendirme sonrasında aynı noktalara sensörler yerleştirilerek ortam titreşim etkisi altında binaların tepki kayıtları toplanmıştır. Bu kayıtların analizleri ile güçlendirme çalışmalarının yapının dinamik özelliklerini nasıl değiştirdiği incelenmiştir. Ayrıca yapılan deneysel araştırmayı karşılaştırmak amacıyla yapı analiz programı kullanılarak binaların bir modeli oluşturulmaktadır. Hem teorik hem de deneysel olarak elde edilen değerler kıyaslanmaktadır.

Dinamik analizOkul binalarıTitreşim+1
Cemil Velat Çağlar
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültür varlığı yapılarda çevresel titreşim etkileri altında oluşan hasarların tespit edilmesi, sınıflandırılması ve korunmasına yönelik yöntem araştırması

Bu çalışma, kültür mirası yapıları etkileyen çevresel titreşimlerin oluşturduğu yapısal riskleri incelemekte ve bu etkilerin değerlendirilmesine yönelik bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. İstanbul Tarihi Yarımada gibi yoğun kent dokusuna sahip tarihi bölgelerde, özellikle ulaşım kaynaklı titreşimlerin (örneğin raylı sistemler ve karayolu trafiği vs.) uzun vadede kültür varlıklarının üzerinde oluşturduğu hasarlar önemli bir koruma sorunu teşkil etmektedir. Bu bağlamda, tez kapsamında belirlenen araştırma problemi, tarihi yapıların çevresel titreşim kaynaklı etkiler karşısındaki kırılganlıklarını tespit etmek ve bu etkilerin koruma süreçlerine katkı sağlayacak bilimsel bir yöntem geliştirmektir. Çalışma, İstanbul Tarihi Yarımada'da yer alan ve kültürel miras değeri taşıyan bazı yapıların yakın çevresinde gerçekleştirilen mikrotremor ölçümlerine dayanmaktadır. Gürültüden arındırılmış bu veriler, uygun yazılımlar kullanılarak analiz edilmiş ve yapısal tepkiler uluslararası standartlarla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, literatürde yapılan çalışmalarla mukayese edilerek ve özellikle Alay Köşkü ve Beyazıt Camii haziresi gibi yapılar üzerinde titreşimin oluşturduğu etkilerin, yapının malzeme özellikleri, zemin-yapı etkileşimi ve yapısal sistemle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, çevresel titreşimlerin yapılar üzerinde kısa vadede görünür bir hasar yaratmasa da, uzun vadeli birikimli etkilerle çatlak oluşumlarına, malzeme bozulmalarına ve yapısal zayıflamalara neden olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, mevcut koruma politikalarının çoğunlukla statik risklere odaklandığını; dinamik etkilerin ise yeterince dikkate alınmadığını ortaya koymakta ve bu boşluğun giderilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Tez kapsamında, kültürel miras yapılarına yönelik koruma stratejilerinin, çevresel titreşim kaynaklı dinamik etkiler göz önünde bulundurularak geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, risklerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve karar alma süreçlerine dâhil edilmesini hedefleyen öneri, mimarlık, mühendislik ve koruma disiplinleri arasında bütüncül bir iş birliği zemini oluşturmayı amaçlamaktadır.

Koruma politikalarıKültür varlıklarıMikrotremor+4
Barış Ayberkin
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Random vibration fatigue analysis of brackets installed on tracked land vehicle

Fulfilling the operational static requirements may not be enough for the materials used in engineering applications. Generally, failures occur due to dynamic loadings, especially in the military environments. If these dynamic loadings are cyclic, fatigue failure is more likely to occur even if stresses are under the yield strength. Vibration induced fatigue is one of the most important phenomena that is used in the structural analysis of components. Therefore, an accurate and reliable fatigue life investigations are necessary. In this thesis, theoretical and experimental random vibration induced fatigue analysis of mounting brackets that are installed on tracked land vehicle is carried out. Fatigue life estimations are conducted considering both uniaxial and multiaxial loading cases and results are compared. Assuming the loading case as uniaxial may cause overestimation of service life. Therefore, multiaxial vibration fatigue analysis will give more accurate results since it contains cross effects of loadings to each other. However, simultaneous multiaxial shakers are not commonly available in the world, so testing of these types of loadings may be challenging. To overcome experimental difficulties, multiaxial loading is converted to the equivalent uniaxial loading that gives same damage to the critical location of the structure. The loading data is collected in the time domain with the help of the accelerometers, then, it is transformed into frequency domain. Theoretical calculations are performed using frequency domain approach by developing a numerical code in MATLAB for fatigue life estimations of the structure. Also, using commercial fatigue life estimation software, nCode DesignLife, finite element (FE) analysis is performed, and FE model is verified using the modal testing results. In addition to the theoretical stuff, experiments are conducted to compare the results and verify fatigue life estimation of the structure.

Frequency domainVibrationFatigue analysis
Onur Okcu
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Omuz protraksiyonu olan masa başı çalışanlarda ofis egzersizlerine ek olarak verilen omuz stabilizasyon egzersizlerinin skapular diskinezi, kas kuvveti, postür ve proprioseptif duyu parametreleri üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada omuz protraksiyonu olan masa başı çalışanlarda ofis egzersizlerine (OE) ek olarak verilen omuz stabilizasyon egzersizlerinin (SE) skapular diskinezi, kas kuvveti, postür ve proprioseptif duyu parametreleri üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Yaşları 25-35 yıl arasında değişen 60 birey tabakalı örnekleme ile iki gruba ayrıldı. Her iki gruba OE verilirken, çalışma grubuna ayrıca bireysel omuz SE uygulandı. Tüm bireyler başlangıçta, 8. hafta ve 12. hafta sonunda değerlendirildi. Çalışma alanı ve ergonomik risk analizi yanı sıra omuz protraksiyonu, pektoralis minör uzunluğu, toplam skapula mesafesi ve skapular diskinezi kaliper ile; pasif omuz mobilitesi elektronik gonyometre ile; aktif omuz mobilitesi mezura ile; omuz poterior gerginliği ve skapula yukarı rotasyonu elektronik inklinometre ile; postür analizi fotoğraflama yöntemi ile; kas kuvveti hand-held dinamometre ile; propriosepsiyon izokinetik dinamometre ile; vibrasyon duyusu vibrometre ile ve üst esktremite performansı Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi ile değerlendirildi. Çalışma grubunda incelenen tüm parameterlerde 8 ve 12. haftanın sonunda anlamlı gelişmeler bulunurken, kontrol grubunda ergonomik risk düzeyinde azalma, omuz mobilite ve esnekliğinde, dominant ekstremite üst trapez ve pektoral, dominant olmayan ekstremitede ön deltoid, serratus anterior ve infraspinatus kas kuvvetinde ve üst ekstremite fiziksel performansında gelişme olduğu saptandı (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada özellikle postür, kas kuvveti, propriosepsiyon ve vibrasyon duyusunda çalışma grubu lehine anlamlı fark olduğu ve gelişmelerin takip döneminde devam ederek daha kalıcı bir etki meydana getirdiği bulundu (p<0,05). Postür ve vücut mekaniğindeki gelişmeler ile birlikte proprioseptif duyunun uzun dönemdeki yaralanmalardan koruyucu etkisi düşünüldüğünde, masa başı çalışanlarında OE'ne ek olarak verilecek SE'nin birbirini tamamlayan bir yaklaşım olarak özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde kullanılmasının yararlı olacağı düşünüldü. Anahtar Kelimeler: Omuz, vibrasyon, propriosepsiyon, egzersiz, ergonomi.

DiskinezilerDuruşEgzersiz+7
Özde Depreli
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Multiple skleroz hastalarında spastik gastroknemiusa uygulanan lokal vibrasyonun kasın mimari ve fonksiyonel özelliklerine etkisi

Bu çalışma, Multiple Skleroz hastalarında bireye özgü egzersiz programına ek olarak spastik gastroknemius kasına uygulanan 50 ve 100 Hz frekanslarındaki lokal vibrasyon (LV) uygulamalarının spastisite şiddeti, kasın mimari ve viskoelastik özellikleri, propriosepsiyon, denge ve yürüyüş üzerine olan etkilerini karşılaştırmalı olarak araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya dahil edilen 33 hasta randomize olarak Egzersiz+50 Hz LV (Grup 1), Egzersiz+100 Hz LV (Grup 2) ve Egzersiz grubu (Grup 3) olarak üç gruba dağıtıldı. Hastalar 8 hafta, haftada 3 gün, günde bir saat tedaviye alındı. LV, sağ ve sol medial gastroknemiusa 5'er dakika uygulandı. Spastisite şiddeti Modifiye Ashworth Ölçeği, kasın mimari özellikleri Ultrasonografi, kasın viskoelastik özellikleri Myotonometre, ayak bileği pozisyon hissi İzokinetik Dinamometre, denge Tek Bacak Duruş Testi ve Statik Posturografi, yürüyüş GaitRite Analiz Sistemi ve tedavi amacına ulaşma düzeyi Amaca Ulaşma Ölçeği ile değerlendirildi. Grup 1 ve Grup 2'den birer hasta ve Grup 3'ten dört hasta farklı nedenlerle çalışma dışı bırakıldı. Bu nedenle 27 hastanın verileri analizlere dahil edildi. Grupların yaş ortalamaları sırasıyla 37,70±9,70; 38,40±11,07; 33,86±6,74 yıldı. Gruplardaki hastaların yaş, vücut kütle indeksi, hastalık durasyonu ve Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği sonuçları benzerdi (p>0,05). Ayrıca tedavi öncesinde spastisite, kas mimarisi ve viskoelastik özelikleri, propriyosepsiyon, denge, yürüme ve Amaca Ulaşma Ölçeği'ne ilişkin değerler de gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Çalışmanın sonucunda 50 Hz grubunda spastisite şiddetinde azalma, gastroknemius kası fasikül uzunluğunda ve sertliğinde görülen artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Ayak bileği eklem pozisyon hissi, tek bacak duruş süreleri ve mediolateral yönde stabilite limitleri/postural salınım sonuçlarının vibrasyon uygulanan iki grupta da anlamlı olarak iyileştiği bulundu (p<0,05). Anteroposterior yöndeki denge sonuçlarında tüm gruplarda anlamlı gelişme olduğu bulundu (p<0,05). 50 Hz'lik grup tüm yürüyüş parametrelerinde, 100 Hz'lik grup hız, adım uzunluğu ve destek yüzeyinde, egzersiz grubu ise tek destek ve duruş fazı yüzdesinde anlamlı gelişme gösterdi (p<0,05). Tüm gruplarda Amaca Ulaşma Ölçeği'nin tedavi sonrası sonuçlarında anlamlı gelişme elde edildi (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları, egzersiz tedavisine ek olarak uygulanan LV uygulamasının spastisite, kas mimarisi, propriosepsiyon, denge ve yürüyüş parametrelerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Detaylı incelemelerde 50 Hz'lik LV uygulaması bu parametrelerin tümünde gelişim sağlarken, 100 Hz'lik uygulamanın daha çok propriosepsiyon ve statik denge becerilerinde etkili olduğu bulunmuştur.

Kas spastisitesiKas-iskeletMultipl skleroz+4
Fatma Ayvat
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkin ataksi hastalarında lokal vibrasyon ve tüm vücut vibrasyon uygulamalarının postüral kontrol üzerine akut etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, erişkin ataksi hastalarında lokal vibrasyon (LV) ve tüm vücut vibrasyon (TVV) uygulamalarının postüral kontrol üzerine akut etkilerinin incelenmesi ve karşılaştırılması amacıyla tek kör, randomize ve çapraz geçişli olarak planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 39,43 ± 9,67 yıl olan 21 ataksi hastası dahil edildi. Uygulamalar arasında bir hafta arınma süresi verilerek, her hastaya hem lokal hem de tüm vücut vibrasyon uygulaması yapıldı. Uygulama sırasına yazı-tura randomizasyon yöntemi ile karar verildi. Hastaların, performansa dayalı dengeleri (Mini-BESTest), gövde kontrolleri (Gövde Bozukluk Ölçeği), stabilite limitleri ve postüral salınımları (Bertec Balance Check ScreenerTM), yürüyüşün zaman – mesafe karakteristikleri (GAITRite), fonksiyonel mobilite becerileri (Zamanlı Kalk ve Yürü Testi), yürüyüş performansları (10 Metre Yürüme Testi) ve statik dengeleri (Tek Bacak Duruş Testi) uygulama öncesi, uygulama sonrası 1. dk ve uygulama sonrası 60. dk olmak üzere 3 kere değerlendirildi. Çalışma sonucunda, sol stabilite limitini, uygulama sonrası 1. dk'de ve 60. dk'de, LV uygulamasının TVV uygulamasından daha fazla arttırdığı bulundu (p ˂ 0,05). Uygulama sonrası 1. dk'de stabilite limitleri stabilite skorunu, LV uygulaması arttırırken, TVV uygulamasının azalttığı bulundu (p˂0,05). Ayrıca, uygulama sonrası 1. dk'de sağ ve sol adım genişliğini, LV uygulaması arttırırken, TVV uygulamasının azalttığı bulundu (p ˂ 0,05). Sonuç olarak; lokal vibrasyon ve tüm vücut vibrasyon uygulamalarının, postüral kontrolün farklı parametrelerini akut olarak iyileştirebileceği görülmüştür. Çalışmamızın sonuçları, erişkin ataksi hastalarında rehabilitasyon hedefleri doğrultusunda ve bireye özel olarak seçilen etkin vibrasyon uygulamasının, hastaların rehabilitasyon süreçlerinde tamamlayıcı bir modalite olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Bu bağlamda çalışmamızın sonuçları, kronik ve uzun süreçli rehabilitasyon ihtiyacı olan ataksi grubunda, alternatif tedavi seçeneklerinin etkinliklerini göstermiş olması nedeniyle, hastanın ideal tedavi programına ulaşmasına da katkı sağlayacaktır.

AtaksiBedenDenge+5
Güngör Beyza Özvar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dalış öncesi yapılan tüm vücut titreşimli egzersizin venöz gaz kabarcıklarına etkisi

Aletli dalışlarda basınç altında nitrojen gazının solunması sebebiyle uzun ve derin dalışlarda ortaya çıkan rahatsızlık Dekompresyon Hastalığı olarak isimlendirilmektedir. Bu rahatsızlığın önlenmesi için sportif amaçlı dalışlarda dalış tabloları kullanılmaktadır. Ancak profesyonel amaçlı dalışlarda bu risk dalış tablolarıyla engellenebilecek boyutta değildir. Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalarda dalış öncesinde akut olarak uygulanan sub-maksimal aerobik egzersizin ve akut olarak uygulanan 30-40 Hz'lik tüm vücut titreşiminin venöz gaz kabarcıklarını küçültmede etkili olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmada dalış öncesinde uygulanan egzersiz ve titreşim uygulamalarının venöz gaz kabarcıkları üzerine olan etkisini incelemek amaçlanmaktadır. Dalış öncesinde uygulanan egzersiz ve titreşimin dalış öncesi ve sonrasındaki kan akımı değerleri ve kanın ultrasonik yansıtıcılığa bağlı parlaklık değeri üzerine olan etkisi de bu çalışma kapsamında incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 15 istatistik programı ile One-Way Anova ve Paired-Samples "t" testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçların anlamlılık dereceleri p<0.05 seviyesinde kabul edilmiştir. Dalışta meydana gelen venöz gaz kabarcıklarının azaltılmasında titreşimin etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmasa da bir etkisinin olduğu fakat dalıştan önce yapılan sub-maksimal egzersizin anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, Titreşim, Doppler, Scuba, Dalış, Dekompresyon

DalgıçlarDalmaDekompresyon+6
Serap Özgül
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi

Bu çalışmadaki amaç Multipl Skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi değerlendirilerek MS'li bireylerde alt ekstremite duyu değişikliklerinin, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkili olup olmadığını belirlemektir. Dahil edilme kriterlerine uygun Expanded Disability Status Scale (EDSS) puanı 3 ile 5.5 arasında bağımsız yürüyebilen 19'u kadın, 10'u erkek 29 MS'li birey çalışmaya alındı. Parametrelerin değerlendirmesinde; hafif dokunma duyusu için Semmes-Weinstein Monofilament Testi (SWMT), vibrasyon duyusu için 128 Hz diapozon, kas kuvveti için Digital Handheld Dinamamotre (DHD), çekirdek bölge kaslarının endursansı için stabilize edici basınç biofeedback cihazı, statik denge için Tek Ayak Üzerinde Durma Testi (TADT), dinamik denge için Y Denge Testi (YDT), yürüyüş için ayak izi yöntemi, düşme için Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ) kullanıldı. Hafif dokunma duyusunun sırt ekstansörleri (r=0,378), abdominaller (r=0,416), quadriceps femoris (r=0,382), tibialis anterior (r=0,374) ve tibialis posterior (r=0,496) kasları ile, yürüyüş parametrelerinden adım uzunluğu (r=0,397), çift adım uzunluğu (r=0,377), kadans (r=0,529) ile ve dinamik denge (r=0,442) ile ilişki bulundu (p<0,05). Nondominant ekstremitede ayak arka lateralinin hafif dokunma duyusu ile düşme riski arasında ilişki bulundu (r= -0,386, p<0,05). Dominant ekstremite lateral malleol vibrasyon duyusu ile dinamik denge öne uzanma pozisyonu arasında ilişki bulundu (r= 0,380, p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=0,403) dinamik dengeyi, abdominaller statik (r=0,470) ve dinamik dengeyi (r=0,430) etkilediği bulundu (p<0,05). Alt ekstremitede değerlendirilen kaslar statik [Gluteus maksimus (r=0,522), kalça fleksörleri (r=0,421), hamstring (r=0,473)] ve dinamik dengeyi [Kalça fleksörleri(r=-0,423), quadriceps femoris (r=-0,384)] etkilemektedir (p<0,05). Alt ektremitede değerlendirilen kasların çift adım uzunluğu [Sırt ekstansörleri (r=0,391), gluteus maksimus (r=0,406), hamstring(0,410), kalça fleksörleri (0,371)], yürüyüş hızı [Abdominaller(r=-0,548), kalça fleksörleri(-0,547), gluteus maksimus(-0,660), hamstring (-0,517)], adım genişliği [Hamstring (0,471)] gibi yürüyüş parametrelerini etkilemektedir (p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=-0,420), kalça fleksörleri (r=-0,379), gluteus maksimus (r=-0,447) ve hamstring (r=-0,406) kas kuvvetinin düşme riskini ile ilişkisi vardır (p<0,05). Hafif dokunma ve vibrasyon duyusunun düşme, TADT ve yürüyüşü anlamlı olarak etkilemediği bulundu (p>0,05). Hafif dokunma duyusunun YDT'yi pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulundu (p<0,05). Taban altı duyusunun denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkilerinden dolayı değerlendirilmesi ihmal edilmemeli, fonksiyonel ve günlük yaşam aktivitelerinde daha güvenli hareket edebilmesi için denge probleminin sebebi ve dengeyi olumsuz etkileyen faktörler bilinmeli ve MS'li bireylerin rehabilitasyon programını kombine şekilde planlanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Denge, duyu, Multipl skleroz, yürüyüş.

DengeDokunmaDuyular+7
Gülsüm Demir
Necmettin Erbakan University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çay fabrikasında gürültü, titreşim ve termal konfor parametreleri'nin araştırılması

Çay fabrikası, prosesi gereği titreşim ve gürültü gibi maruziyetlerin yüksek oranda yaşandığı işyerleridir. Bu tezin amacı, çay fabrikasında ki çalışanların yaşadığı gürültü ve titreşim maruziyetlerinin belirlemek ve bu maruziyetlerin çalışanlar üzerinde oluşturabileceği ya da oluşturduğu olumsuz etkileri azaltıcı önlemlerle ilgili önerilerde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda seçilen çay fabrikasında ki çalışanların gürültü, titreşim ve termal konfor parametresi maruziyetleri saptanmış, seçilen bu fabrikada da üretim, paketleme ve yükleme sahalarını içeren bir risk değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan ölçüm çalışmalarıyla günlük gürültü maruziyet değerleri ile günlük tüm vücut titreşim maruziyet değerleri hesaplanmıştır. Bu hesaplamalar sonucunda, ölçüm yapılan tüm işyerlerinde günlük gürültü maruziyet değeri yasal mevzuatta yer alan maruziyet sınır değerinin üzerinde çıkmıştır. Bu sonuçlar gürültü ve titreşim maruziyetinin seçilen çay fabrikasında çalışanlar için bir risk oluşturduğunu ve bu çalışanlar için önlemlerin alınması gerektiğini gözlenmiştir. Alınması gereken önlemler ve yapılması gereken iyileştirmeler çalışmanın içerisinde detaylı olarak açıklanmıştır.

FabrikalarGürültüGürültü kirliliği+6
Hüseyin Yamaç Yıldızlar
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hofmann-diam-tipi klatratların infrared spektroskopisinde incelenmesi M (1,7-diaminehoptan) Ni(CN)4 G (M=niveya Cd; G=binefil, naftalin, antrasen fenantren)

ÖZET Yüksek Lisans Tezi HOFMANN-DİAM-TİPİ KLATRATLARIN INFRARED SPEKTROSKOPİSİNDE İNCELENMESİ M(l,7-diaminoheptan)Ni(CN)4.G; (M=Ni veya Cd; G= bifenil, naftalin, antrasen, fenan tren) NİHAL KUŞ Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fizik Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mustafa ŞENYEL 1998, Sayfa 79 Bu çalışmada M(dahpn)Ni(CN)4.nG (M=Cd, Ni; G=bifenil, naftalin, antrasen, fenantren) formülü ile verilen Hofmann-diam-tipi klatratlar kimyasal yollardan elde edildi. FT-IR spektrometresi ile 4000-400cm"1 spektroskopik bölgesinde infrared soğrulma spektrumları kaydedildi ve titreşim frekanslan elde edilen klatratlann elementel analizleri yapıldı. Titreşim frekans ve modlan serbest diaminoheptan ve bu molekülün titreşim spektrumları ile karşılaştırılarak belirlendi. Bazı titreşim modlarında klatrat oluşumu nedeniyle serbest moleküle göre frekans kaymaları gözlendİ.Bu kaymaların metale bağlı olma, metal ligand titreşim modlan ve çifttenim nedeniyle ortaya çıktığı belirlendi. Klatratlardaki v(C=N) frekansının, serbest dahpn molekülünün v(CsN) frekansına göre yüksek frekansa doğru kaydığı gözlendi. Bu kaymalar metale bağlılıktan ileri gelmektedir ve ligand molekülünün metal atomuna azot atomuyla bağlı olduğunu gösterir. Spektrumlann incelenmesi ile klatratlann | M-Ni(CN)4 1 " polimerik tabakalardan oluştuğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen klatratlarda nikel atomu düzgün karesel düzende siyan molekülüne ait dört karbon atomuyla, metal atomlan ise siyan grubunun dört azotu ve ligand molekülüne ait azot atomu ile çevrilidir. Tabakalar arasındaki boşluklara ise konuk moleküller girmektedir [1]. Anahtar Kelimeler: Hoftrıann-diam-tipi klatratlar, FT-IR spektrometresi, titreşim frekansları, ligand, konuk molekül, diaminoheptan

KlatratKızılötesi spektroskopiTitreşim
Nihal Kuş
Anadolu University
1998
00
Master'sOpen AccessEN

An experimental study on reducing the ground borne vibrations using double trenches

Vibrations caused by construction activities, highway and railway traffic can cause damage to nearby structures. As a result, research into vibration isolation has increased in recent years. Wave barriers of single and double trenches in case of open and in- filled are widely used to reduce unfavorable vibrations. Despite the large number of studies on the vibration isolation efficiency of double open trenches based on numerical methods, experimental evidence is scarce. As a result, full-scale field experiments were used to investigate the vibration isolation efficiency of double open trenches in this research. The effect of vibration frequency and wave barrier dimensions on screening effectiveness was investigated. First of all, a thorough site inspection was conducted to assess the site's physical and dynamic properties. Field vibration experiments were then conducted in the absence of any wave barriers to determine the site's attenuation characteristics. Then, in the case of double open trenches, a series of vibration experiments are repeated. In the frequency domain, the trenches' isolation performance was quantified. The current study found that vibration frequency, Rayleigh wavelength of the soil, and normalized trench depth all had a significant impact on the screening effectiveness of wave barriers. According to the results, to achieve appropriate isolation, the normalized depth of the barrier should have been at least 0.22. As a result, double open trenches may be considered for ground-borne vibration isolation.

Wave propagationRayleigh waveVibration
Numan Burak Fidan
Muğla Sıtkı Kocman University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüm beden vibrasyonunun bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin araştırılması

Tüm Beden Vibrasyonunun (TBV) kas iğcikleri ve golgi tendon organlarına etki ederek kas içi ve kaslar arası koordinasyonu arttırdığı ve buna bağlı olarak kuvvet, sürat, esneklik gibi motorik özelliklerde olumlu gelişmeler sağladığı bilinmektedir. Bu araştırmada, TBV'nin International Tennis Number (ITN) skorları, servis hızı, reaktif çeviklik (raketli-raketsiz), 5m, 10m, 20m sprint değerleri olarak belirlenen bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin ve servis hızı ile izokinetik kuvvet parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 9 kişi antrenman grubu (yaş: 21,55±2,69 yıl, antrenman yaşı: 32,44±13,42 ay, boy: 171,44±8,06 cm, vücut ağırlığı: 63,66±12,62 kg) ve 10 kişi kontrol grubu (yaş: 21,40±2,59 yıl, antrenman yaşı: 37,30±21,74 ay, boy: 172,10±9,82 cm vücut ağırlığı: 64,90±11,22 kg) olmak üzere toplam 19 tenis oyuncusu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada ITN testindeki insan faktörünün ortadan kaldırılması için bazı düzenlemeler yapılmış ve servis hızları da radar cihazı ile ITN testi içerisinde tespit edilmiştir. Reaktif çeviklik ve sprint testleri elektronik zamanlama sistemi kullanılarak ölçülmüştür. İzokinetik kuvvet değerleri (konsantrik/konsantrik) diz fleksiyon/ekstansiyon, kalça fleksiyon/ekstansiyon ve omuz 900 abdüksiyonda iken internal/eksternal rotasyon olmak üzere toplam 3 eklem için alınmıştır. Sporcuların sadece dominant kol ve bacakları 600.sn-1 açısal hızda ve 3 maksimal tekrar şeklinde test edilmiştir. Ölçüm prosedürlerinden sonra antrenman grubu 8 hafta boyunca, haftada 3 kez ve 1'den 4'e kadar değişen performans seviyelerini her 2 haftada bir seviye olacak şekilde uygulamışlardır. Veriler normal dağılım sergilediğinden parametrik testlerden Bağımsız iki örnek T testi (Independent-Samples T-Test) antrenman ve kontrol grubu karşılaştırmaları için ve Bağımlı örneklem T testi (One-samples T-Test) her bir grup için ön test-son test değerlerinde, belirlenen bağımsız değişkenlerde fark olup olmadığının analizi için kullanılmıştır. Antrenman ve kontrol grubuna ait izokinetik kuvvet değerleri ile servis hızı değerlerinin ilişkisini incelemek için ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi tüm testlerde p<0.05 olarak alınmıştır. Vibrasyon antrenmanı grubunda belirlenen parametrelerin tümünde değişik oranlarda yüzdelik artış görülmüştür. Servis hızı ile izokinetik kuvvet değerleri arasında düşük düzeyde bir ilişki saptanmış ve antrenman grubu son ölçümlerde kontrol grubuna göre istatiksel olarak (p<0.05) daha yüksek oranda artış göstermiştir. Sonuç olarak; bu araştırmada TBV antrenmanının tenis oyuncularının belirlenen parametrelerinde artış sağladığı ortaya konulmuştur. İzokinetik kuvvet ile servis hızı ilişkisinin daha iyi anlaşılabilmesi için ise görüntü analizi, elektromiyografi ve kuvvet platformu sistemlerinin bir arada kullanıldığı ve farklı açısal hızlar içeren ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir.

SporSporcularTenis+2
İsmail Bayram
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Titreşim ve ışık uygulamasının seviyelenme safhasındaki ortodontik tedavi hızı üzerine etkisi

Bu çalışmada çapraşık mandibular kesici dişlerin seviyelenmesi sırasında titreşim ve fotobiyomodulasyon yöntemlerinin seviyelenme sürelerine etkisini konvansiyonel tedavilerle karşılaştırarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Günümüzde kullanılan invaziv veya sistemik olarak hastaları etkileyebilen yöntemlere alternatif olabilecek, konservatif ve hasta tarafından kolaylıkla kabul edilebilir, tedavi süresince istenilen süre boyunca etkisi devam ettirilebilen bir yöntem geliştirilmeye çalışılmıştır. Çalışmamıza Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'na başvurmuş toplam 36 hasta (yaş ort: 20 yıl 11 ay, E/K=14/24) dahil edilmiştir. Hastalar dört gruba bölünmüştür. 8 hastadan oluşan birinci grup kontrol grubudur. 10 hastadan oluşan ikinci gruba titreşim, 9 hastadan oluşan üçüncü gruba ışık ve 9 hastadan oluşan son gruba titreşim ve ışığın birlikte yer aldığı aygıtlar (HOT) günde 20 dakika süre ile kullandırılmıştır. Braketleme seansı (T0), 30. gün (T1) ve 60. gün (T2) ağız içi ölçüleri alınarak alçı modelleri elde edilmiştir. Modeller üzerinde hastaların diş hareket miktarları çapraşıklık değişimleri ölçülerek karşılaştırılmıştır. Bulgular SPSS 23.0 (Statistical Packages of Social Sciences) programı ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda kontrol grubunda 60 günde diş hareket miktarı ortalama 1,97±0,17 mm iken, titreşim grubunda 2,38±0,52 mm, ışık grubunda 3,28±0,62 mm, HOT grubunda 4,05±0,39 mm bulunmuştur. Işık grubu ve HOT grubunda kontrol grubuna göre anlamlı bir diş hareket hızı artışı gözlenmiştir (p<0,05). Elde edilen sonuçlara göre fotobiyomodulasyon uygulamasının ve titreşim ile fotobiyomodulasyonun birlikte uygulanmasının diş hareketinin hızlandırılmasında etkili yöntemler olduğu görülmüştür.

Diş hareketleriIşıkOrtodonti+3
Sedef Sera Hepdarcan Sırman
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of effects of balance and strengthening training in terms of proprioception in people with chronic ankle instability

In literature, it has been seen that there is no sufficient evidence about which training method is more useful for improving balance and proprioception in people with chronic ankle instability (CAI). Therefore, the aim of this study is to investigate the differences of balance and strengthening trainings on ankle proprioception in people with CAI. This study was conducted with 29 (21 F, 8 M) physical active volunteers between the ages of 18-30 between December 2019 and May 2020. Participants whose demographic information and Cumberland Ankle Instability Tool (CAIT) scores, for assessment functional ankle instability, were received, were randomly divided into two treatment groups as strengthening training group (SG, n: 14) and balance trainng group (BG n: 15). Y Balance Test (YBT) and proprioception/vibration evaluations were conducted within the scope of dynamic balance and somatosensory evaluations respectively. The methodology adopted in this study for the evaluations includes joint position sense (JPS) measurements for the proprioception and 128 Hz. vibration fork for the vibration sense evaluations. Evaluations were applied at the beginning and at the end of the treatment. Participants of the BG were taken under hop to stabilization exercises and participants of the SG to TheraBand exercises. In both groups exercises were completed with unstable ankle. Participants attend all sessions which are held two days a week for six weeks and each session lasted approximately 35 minutes. At the end of the study, differences between pre and post-treatment results were analysed and the data from two groups were compared. Although there is no significant difference was found between two groups on the dynamic balance, SG showed a statistically more significant improvement on JPS (140°) and vibration sense (fifth toe) (p<0.05). In conclusion the study showed that the strengthening exercises applied with TheraBand have similar effects to balance exercises in developing dynamic balance, but are more effective on vibration sense and JPS.

FootAnkleAnkle joint+6
Ayşe Asena Gülnergiz
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Binek araçlarda debriyajın titreşim sönümleme performansının iyileştirilmesi ve prototip üretimi

Araç üreticileri, araç kullanıcılarının artan araç konforu talepleri nedeniyle histerisiz değişimlerinin hassas bir şekilde kontrol altına alınmasını ve iyileştirilmesini ön plana çıkarmıştır. Disk komplesinde ilerleyen kilometrelerde aranan histerisiz değerlerinin, başlangıç kilometreleri içinde sağlanması beklenmektedir. Bu nedenle, konfor değişimine etki eden parametrelerin değişkenliğini minimuma indirmek ve histerisiz değişimini etkileyen alt bileşenlerin fonksiyonlarının kararlı olması gerekmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı, debriyajın titreşim sönümleme performansını (konforunu) garanti edilen çalışma ömrü boyunca kabul edilebilir seviyede tutmaktır. Histerisizi etkileyen alt bileşenlerin malzeme özellikleri, geometrik değerleri ve metal rondelâların kaplama metotları değiştirilerek yapılacak araştırmalarla sonuca ulaşmak hedeflenmektedir. Çalışmalar testlerle doğrulanacak ve mevcut durum ile karşılaştırmalar yapılarak çalışma sonucunun doğruluk seviyesi tespit edilecektir. Çıktıları karşılaştırmak için çalışmaya etki eden parametreler bir metodoloji tanımlamasında kullanılacaktır. Böylece, debriyaj disk komplesinin araçta çalıştığı süre boyunca histerisiz değişimi ve istenilen konforu sağlayıp sağlayamayacağı incelenecektir.

DisklerHisterezisKavrama+3
Murat Avcı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Control of thermally induced vibrations of rotating beams by using piezoelectric materials

Control of thermally induced vibrations of rotating isotropic and composite beams by using piezoelectric materials is studied in this thesis. First, thermally-induced vibrations of a stationary one-dimensional, bounded isotropic solid insulated on one side and subjected to various types of heat fluxes on the other side are studied by a series-based theoretical approach. The general temperature equation obtained via conduction heat transfer is used to derive equations for the thermal moment and thermally-induced vibrations, which are generated within the solid as a result. The resulting equations for the thermal moment and thermally-induced vibrations are general and can be applied to different types of heat fluxes. Three types of heat fluxes are used, namely constant, ramp and sinusoidal types. A thin aluminum beam with Simply-Supported (SS) and Cantilever (C) end conditions is used to analyze the thermally-induced vibrations resulting from these three types of heat fluxes. Finite element results are also obtained for the thermally-induced vibrations of the isotropic beam in order to compare them with the theoretical ones. Control of thermally induced vibrations for stationary or nonrotating thin isotropic beams is then carried out via the collocated piezoelectric sensor/actuator pair. The Linear Quadratic Regulator (LQR) effectively works as the control scheme. The above-mentioned 3 heat flux inputs, in so-called Cases 1 to 3, are applied to both the SS and C beams and the resulting vibrations are controlled in an effective manner by the LQR scheme. Modelling of rotating beams subjected to thermal heat fluxes lead to non-linear governing equations that require a suitable control theory other than the LQR approach and hence, the State Dependent Ricatti Equation (SDRE)-Based Sliding Mode Control (SMC) is employed in this case. This control theory is effectively utilized with the piezoelectric sensor/actuator pair to attenuate thermally induced vibrations of rotating thin beams. Thermally induced vibrations of thin composite beams with the same SS and C boundary conditions are studied next for the 3 types of heat fluxes belonging to Cases 1 to 3. Here, the well-known Classical Lamination Theory (CLT) is used together with the composite laminate equations to model the thermally-induced vibrational behavior of thin composite beams. Results are reported to demonstrate the presence of thermally-induced vibrations for the thin composite beams. Control of thermally induced vibrations for the stationary and rotating thin composite beams mounted with the piezoceramic sensor/actuator is finally considered using the LQR and SDRE-Based SMC theories, respectively. Studies of lateral vibrations both in time and frequency domains indicate succesful applications of these control schemes with the piezoelectric materials in the control of thermally induced vibrations.

Rotating beamsPiezoelectric materialsVibration
Orçun Biçer
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dizel motorlarda biyodizel kullanımının motora etkilerinin dizel yakıtı ile deneysel karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Geleneksel motor yakıtlarına alternatif yakıtların mevcut motor teknolojisi ile üretilen motora etkilerinin incelendiği bu çalışmada biyodizel ve geleneksel dizel yakıtları eş zamanlı ve eşit koşullarda aynı özellikte iki ayrı motorda kullanılmış, yakıtların motorlar üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak gözlenmiştir.Deneysel olarak yapılan bu incelemede farklı test ve analiz cihazlarından faydalanılmış sonuçları değerlendirilmiştir. Belli periyotlarla motor yağından alınan numuneler ICP spektrometresi ile elementel olarak analiz edilmiş, motor aşınmalarına yakıtın etkisi araştırılmıştır. FTIR analizleri ile motor yağında oluşabilecek oksidasyonlar ve yağ özelliklerinin değişimi karşılaştırılmıştır. Motorların izlenmesi açısından önemli bir parametre olan motor yağlarındaki TBN değişimleri yine karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Termal kamera ile motorlar gözlenmiş, ısı farklılıkları fiziksel olarak karşılaştırılmıştır. Titreşim ölçümleri yapılmış, motorda yanmadan kaynaklanan titreşimler etüt edilmiş, değerler karşılaştırılmıştır. Enjektör basınç değerleri izlenmiş, yakıtların enjektörler ve yakıt pompaları üzerine etkileri SEM analizleri ile değerlendirilmiştir.Kısa süreli testler ile yapılan karşılaştırmalar sonucu biyodizel B100 olarak motorda kullanımının motorlar üzerinde ek iyileştirmeler ile mümkün olduğu, her iki yakıtın da avantaj ve dezavantajları bulunduğu değerlendirilmiştir.Bu tez çalışması DPÜ BAP komisyonunun 2008/7 numaralı projesi desteğinde yürütülmüştür.Anahtar Kelimeler: Aşınma, biyodizel, dizel, EDS, enjektör, FTIR, ICP, motor, SEM, termal analiz, vibrasyon, yağ analizi, yakıt.

AşınmaBiyodizelDizel motorlar+7
Ömer Koç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gemi ana makine ve sevk sistemlerinin titreşim analizi

Gemi; makine gücüyle hareket eden, çeşit ebatlarda amaçlarına göre tasarımı yapılan birçok mekanik, elektrik aksamında oluşan karmaşık bir yapıdır. Normal bir makinede oluşabilecek her türlü dinamik kuvvet bu sistemde de oluşur. Her çalışan makinede meydana geldiği gibi dinamik bozucu etkiler ve hidrodinamik kuvvetler sonucu gemideki mekanik sistemlerde de titreşim görülmektedir. Böyle bir durum söz konusu olduğundan inceleme yapılan sistemde hem makineden oluşan dinamik kuvvetler hem de sudan gelen hidrodinamik kuvvetler göz önüne alınmalıdır. Arzu edilen gemilerdeki titreşim cevaplarının etkisini azaltarak; mekanik aksamlarının oluşabilecek hasarlardan korumak ve yolcu konforunu arttırmaktır. Gemilerdeki titreşimin ana kaynakları olan ana makine, şaft ve pervane üçlüsü bu çalışmada incelenen sistem olmuştur. Sistem analiz edilirken; eksenel, burulma ve eksenel-burulma durumları göz önüne alınarak sistemin dinamik cevapları, Lagrange metoduyla matris yaklaşım uygulanarak analiz edilmiştir. Eksenel-burulma titreşim durumu için çeşitli bölgelerde meydana gelen genlikler Matlab-Simulink'te kurulan model sayesinde grafik olarak elde edilmiştir. Sonrasında bu grafikler analiz edilerek zorlama durumlarına göre uygun sönüm değerlerinin ne kadar etki ettikleri tespit edilmiştir.

Gemi tahrik sistemleriTitreşimTitreşim analizi+2
Fatih Cüneyd Korkmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Fırçasız doğru akım motorunun ses ve titreşim seviyesinin düşürülmesi

Beyaz eşya sektöründe son yıllarda hızla artan rekabet ortamına katılabilmek için sürekli olarak yeni teknolojiler piyasaya sunulmakta ve bununla birlikte ses ve titreşim problemleri ortaya çıkmaktadır. Beyaz eşya ürünlerinin kalite kriterlerinden bir tanesi olan ses ve titreşim, özellikle son yıllarda önemini artırmıştır ve rekabetin ana unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu kapsamda literatürde beyaz eşya ürünleri ile ilgili çeşitli firmalar tarafından hazırlanmış birçok ses ve titreşim konulu yayına rastlanmaktadır.Beyaz eşya ürünlerindeki tüm komponentlerin birbiri ile etkileşim içerisinde olması ve birbirleri üzerine dinamik kuvvetler uygulamaları normal şartlarda zaten kaotik olan konunun daha da karmaşık bir hal almasına neden olmaktadır. Elektrik motorlarını bu sistemin merkezi olarak düşünürsek, titreşime sebep olan ilk etkiler bu bölgede oluşmaktadır. Motor ile makineye ait parçalar arasındaki izolasyonu artırmak etkin bir çözüm yöntemi iken motorun kendi içinde detaylı bir biçimde çalışılması ve her bir parçanın birbirine uyguladığı dinamik etkilerin minimum seviyeye indirilmesi gerekir.Bu tez kapsamında elektronik kart kontrollü bir motor ile ilgilenilmiştir. Bu tip motorlarda, sürücü algoritması ve elektronik kart tasarımı ile ses ve titreşim seviyelerinde iyileşme sağlananan çalışmalar bulunmaktadır; ancak bu tezin konusunu mekanik yapı üzerinde, modal davranış odaklı çalışmalar oluşturacaktır.

AkustikBeyaz eşyaDoğru akım motorları+5
Murat Yılmaz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mekanik tesisatlarda deprem güvenliğinin araştırılması

Tesisatlar, bir binadaki taşıyıcı sistemden (kolonlar, kirişler, perde duvarlar vs) ve diğer yapısal bileşenlerden farklı olarak, yapısal olmayan bileşenler grubuna girerler. Deprem yükü altında hareket eden yapısal olmayan bileşenler, gerek kendilerine gerekse çevrelerinde bulunan diğer bileşenlere zarar verebilirler. Bundan dolayı tesisatların deprem güvenliğinin sağlanması, olmazsa olmaz bir koşuldur. Bu çalışmada, çeşitli tesisat ekipmanları için sismik koruma yöntemlerinden bahsedilerek, projelendirme ve uygulama esaslarına değinilmiştir. Bir binadaki yapısal olmayan elemanların, deprem sırasında meydana gelecek kuvvetler dikkate alınarak binaya güvenli bir şekilde, doğru bağlantılar ve elemanlar ile sabitlenmesi sağlanarak oluşabilecek hasarlar azaltılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta kazan, soğutma grubu, jeneratör, klima santrali, yangın söndürme boruları, elektrik kablolarının geçtiği tavalar gibi tesisat elemanlarının her birinin deprem davranışı ve bağlantının yapıldığı elemanın özelliklerine dikkat edilerek sabitlemenin yapılmasıdır. Binaya ait ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemleri, yangın söndürme sistemleri, elektrik sistemleri, jeneratörler, kazanlar gibi bazı yapısal olmayan elemanların, binanın kullanımı esnasında bulunacakları yerlerin, binanın tasarımı aşamasında belirlenmelidir. Bu elemanların deprem güvenliğinin sağlanması için henüz binanın yapımı aşamasında bu bölgelerde uygulanacak sabitleme yöntemine uygun boyutlarda ve niteliklerde yapılması yararlı olacaktır. Böylece söz konusu tesisat elemanının deprem güvenliğinin sağlanması daha kolay ve doğru bir şekilde yapılmış olacaktır. Anahtar kelimeler: Deprem, sismik koruma, titreşim, mekanik tesisat

DepremTitreşim
Ömer Okan Sever
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00

Related subjects