Yoksulluk

331 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Measuring pro-poor growth in Turkey

This study aims to answer to the question of whether the growth process in Turkey has been pro-poor for the 2003-2014 period. Towards this end, we first introduce the concept of pro-poor growth and then, we present four ways of measuring pro-poor growth, namely pro-poor growth index (Kakwani and Pernia, 2000), rate of pro-poor growth (Ravallion and Chen, 2003), poverty growth curve (Son, 2004), and poverty equivalent growth rate (Kakwani and Son, 2008). We apply these measures to Turkey by utilizing household budget surveys conducted by Turkish Statistical Institution. We found that growth has been pro-poor in absolute sense for most of the yearly periods. In terms of relative approach, we made varied conclusions even for the same year based on the usage of different poverty measures. However, there is one striking finding that ultra-poor people has gained less from growth when compared to less poor people. Lastly, we decomposed the change in poverty into growth and redistribution components and we found that the main factor of the change in poverty has been derived by the growth component and the effect of growth gets higher if we use PGI and SPGI to measure poverty. Besides, in terms of redistribution, the results suggest that redistribution has hurt the ultra-poor people most compared to less poor people.

GrowthEconomic policiesEconomic growth+2
Hikmet Kaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal harcamaların yoksulluk üzerine etkileri:Ampirik bir inceleme

İnsanlık tarihi kadar eski bir sorun olan yoksulluk, günümüz küresel koşullarında da varlığını ve önemini korumaktadır. Bir tarafta kişi başına düşen GSYİH'nın 100.000 Dolar'ın üzerinde olduğu gelişmiş ülkeler (Lüksemburg, Norveç, Lihtenştayn, Monako) öte tarafta ise bunun 1.000 Dolar'ın altında olduğu (Eritre, Kenya, Afganistan, Nepal, Bangladeş) çok sayıda ülke bulunmaktadır. Ayrıca ülkelerin kendi içlerinde de yoksul ile zengin arasındaki gelir farkı kabul edilen sınırın ötesine geçmiş durumdadır. Konunun öneminden dolayı yoksulluk ve yoksulluğu önleme politikalarını içeren çeşitli araştırmalar literatürde bulunmaktadır. Bir taraftan yoksulluk olgusu ve nedenleri incelenirken bir diğer taraftan da yoksullukla mücadele politikaları bölgesel, ulusal ve uluslarüstü kuruluşlar bağlamında oluşturulmakta ve yürütülmektedir. Yapılan çeşitli çalışmalarda erişilen ortak bulgular, küreselleşen dünyada yoksulluğun sadece az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde rastlanılan ve kalkınma süreciyle ilgili kronik bir problem olmaktan ziyade tüm ülkeleri derinden etkileyen global bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Türkiye'de yoksullukla mücadele bağlamında gerçekleştirilen sosyal harcamaların yoksulluk düzeyini ne derecede etkilediği ise bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, İstatistiki Bölge Birimleri (26 bölge) temel alınarak derlenen 2004-2011 yıllarına ait sosyal harcama ve yoksulluk oranı verileri panel veri analizi yöntemleri ile incelenmiştir. Bu çalışma, sosyal harcamaların yoksulluğu etkilediği, kısa dönemde yoksulluğu azalttığı, uzun dönemde ise beslediği sonucuna varmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Sosyal Harcamalar, Sosyal Politikalar, Beşeri Sermaye, Sosyal Güvenlik Harcamaları, Bölgesel Analiz

Sosyal güvenlikSosyal harcamalarSosyal politika+1
Ferdi Çelikay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde Türkiye'de yoksulluk sorunu

Bu tezin amacı, küreselleşme ile yoksulluk arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve küreselleşme süreci ile birlikte Türkiye'de derinleşen eşitsizlik ve yoksulluk sorununu rakamsal verilerle irdelemektir. 1980 sonrasında küreselleşme paralelinde gelişen piyasa ve rekabet odaklı iktisadi yapı, Türkiye'de yoksulluğu arttırıcı etkiler meydana getirmiştir. Sıcak paraya dayalı büyüme politikaları, ithalat odaklı üretim stratejisinin hâkim olması, dış ülkelerle yoğun ticari ve finansal ilişkilerin artması işgücü piyasalarını olumsuz yönde etkilemiştir. İşgücü piyasalarının esnekleşmesi ve üretimin yapısında ortaya çıkan değişimler sonucu reel ücretler ve istihdam kapasitesi önemli ölçüde düşmüştür. Üretim ve işgücü maliyetlerinin düşürülmesi gelir dağılımının bozulmasına yol açmıştır. Ayrıca neo-liberal dönüşüm süreciyle birlikte reel ekonomiden transfer ekonomisine geçilmesi, yurtiçi kaynakların üretken alanlarda kullanılamamasına ve gelir eşitsizliğinin artmasında etkili olmuştur. Teknolojideki devasa gelişmeler nitelikli işgücü talebini arttırarak, nitelikli ve niteliksiz işgücü arasındaki ücret farklılıklarının açılmasına neden olmuştur. Tarımsal istihdam olanaklarının azalması sonucu kırdan kente göçün artmasıyla bu durum daha da belirgin bir hâl almıştır. Diğer taraftan, yabancı ülkelerden gelen göçmenlerin etkisiyle kentlerdeki nüfus artmış ve kayıt dışı istihdam yaygınlık kazanmıştır. Özelleştirme ve taşeron uygulamalarının artması sendikaların etkinlik alanlarının büyük ölçüde daralmasına yol açmıştır. Küresel düzen, iktisadi dengeleri altüst etmiş ve ülke ekonomisinde bir işsizlik-yoksulluk sarmalı oluşmuştur. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yoksulluk, İşsizlik, Gelir Dağılımı, Sendikalar

Gelir dağılımıKüreselleşmeSendikalar+2
Turgay Ceyhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mikro finansman ve mikro kredinin kadın yoksulluğunu azaltmadaki rolü ve Afganistan uygulaması

Çoğu kişiye göre, mikrofinans, çok yoksul ailelerin üretici faaliyetlere girişmelerine veya çok küçük işletmelerini büyütmelerine yardımcı olmak amacıyla onlara çok küçük meblağlarda kredi (mikrokredi) açılması ve verilmesi anlamına gelir. Bu çalışmada Afganistan'da mikro finansman sistemi ve mikro kredi alan kadınlar üzerinde nitel uygulamaya yer verilmektedir. Kadınların mikro kredi aldıktan sonra yaşadıkları ekonomik, sosyal, psikolojik değişimleri anlamaya yönelik olan uygulamada görüşme tekniği kullanılmaktadır. Nitel araştırma, Afganistan'da faaliyet gören MISFA'dan kredi kullanan kadınlar ile yapılmıştır. Araştırmada görülmüştür ki mikro kredi kullanan kadınlar kredi kullanmaya başladıktan sonra sosyal ve ekonomik olarak hayatlarında olumlu bir yönde değişiklik algılamaktadır. 10 kadın da mikro kredi kullanımının özgüven, değer artışı, psikolojik yoksulluktan kurtulmak, eşlerinden bağımsız hareket edebilmesi, temel ihtiyaçlar dışındaki istek ve ihtiyaçların karşılanması, psikolojik olarak kendisini iyi hissetmek, aile bütçesine katkıda bulunabilmeleri, ekonomik olarak eşlerinden bağımsız hareket edebilmeleri ve kimseye muhtaç olmadan yaşam sürebilmeleri gibi sebeplerden dolayı aldığını belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluğun Azaltılması, Mikro Finansman, Mikrofinans Prensipleri, Mikro Kredi

AfganistanFinansmanFinansman yöntemleri+7
Abdulhamed Mudarej
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal yardım sisteminin analizi ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının iktisadi etkinliği

Sosyal yardımlar, zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilme imkanlarından mahrum olan bireylere dönük bir sosyal transfer metodu ve sosyal hizmet faaliyetidir. Sosyal yardımlar, toplumsal örgütlenmeyle direkt ilişkili bir şekilde ortaya çıkan yoksunluk ve yoksulluk olgusunun hafifletilmesine, giderilmesine ve ötelenmesine yönelik uygulanan insani hizmetlerin tümünü kapsamaktadır. Türkiye'de farklı kişilere ya da gruplara sosyal yardım hizmeti veren çok sayıda kamu kurumu, kuruluşu ve gönüllü kuruluş vardır. Bu çerçevede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) Türkiye'de yoksulluğa karşı en donanımlı ve kapsamlı sosyal yardım hizmetlerini yürüten organizasyonlardır. SYDV'ler Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olmakla birlikte aralarında bir hiyerarşi yoktur. SYDV'ler doğrudan merkezi olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu'ndan (SYDTF) kendilerine aktarılan kamusal kaynakları yerelde sahip oldukları yoksulluk verisi ve donanımla ihtiyaç sahiplerine en hızlı biçimde ulaştıran bir mekanizmaya sahiptirler. Bu bağlamda, Türkiye'de SYDV'ler üzerine inşa edilen sosyal yardımlaşma sisteminin, ihtiyaç sahiplerine muhtaç oldukları yardımların sağlanması açısından etkin olup olmadıkları, sosyal ve ekonomik göstergelerde iyileşme sağlayıp sağlamadığı ve bu etkinliğin düzeyinin sorgulanması bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Tezdeki çalışma kapsamında 2013-2019 dönemine ilişkin fonksiyonel olarak sosyal yardım hizmetlerine ait veriler trend analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 2019 yılı sonu itibariyle SYDV'lerin sosyal yardım hizmetlerindeki etkinlik düzeyinde toplamda bir azalma meydana geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kavramlar: Yoksulluk, Sosyal Yardımlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal yardımSosyal yardımlaşma+2
Zeliha Uyan
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan yoksulluğu ve güvencesiz çalışma ilişkisi: Dünyada ve Türkiye'de uygulanan çalışan yoksulluğu politikaları

Yoksulluk olgusu insanlık tarihi kadar eskiye dayanmakla birlikte yakın dönemde işsizlik ile ilişkilendirilmektedir. Ancak günümüzde bireylerin iş sahibi olmaları, yoksulluk riskine maruz kalmalarını engellememektedir. Dünyada ve ülkemizde bir iş sahibi olmasına karşın yoksulluktan kurtulamayan çalışanların sayısı artmakta, bu durum "çalışan yoksul" kavramını ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada; çalışan yoksulluğuna sebep olan faktörler ile işin, mesleğin, güvencesiz çalışmanın çalışan yoksullukla ilişkisi incelenerek dünyada ve Türkiye'de çalışan yoksulluğunun boyutu ele alınacaktır. Aynı zamanda çalışan yoksulluğuna yönelik uygulanan politikalar incelenecektir.

Ekonomi politikalarıFinansal politikalarGüvencesizlik+5
Mine Kılıçarslan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyet farkına dayalı ücret farklılaşması ve yoksulluğun kadınlaşması: Türkiye örneği

Türkiye'de yaşanan ücret farklılaşması çoğunlukla beşeri sermaye farklılıklarına ve ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrımcılığın özellikle cinsiyetler arasında yaşanması ve kadınların ayrımcılık nedeniyle erkeklere göre daha düşük eğitim düzeyine ve deneyime sahip olmasının yanında erkeklerle aynı beşeri sermayeye sahip olsa bile duygusal ayrımcılık nedeniyle işgücü piyasasının dışında kalması ya da hak ettiğinden daha düşük pozisyon ve mesleklerde istihdam edilmesi ücret farklılaşmasını derinleştirmektedir. Bu durum, Türkiye'de yaşanan yoksulluk oranlarında en büyük payın kadınlara ait olmasına neden olmaktadır. Yoksulluğun temel belirleyicileri içinde yer alan gelir düzeyinin cinsiyetler arasındaki dağılımına bakıldığında erkeklere kıyasla kadınlarda daha düşük düzeylerde belirlendiğini, kadın yoksulluğunu arttırdığını ve sonuçta Türkiye'de yoksulluğun kadınlaşması durumunun ortaya çıkmasına etki ettiği görülmektedir. Kadın yoksulluğunun ve bu durumu ortaya çıkaran değişkenlerden biri olan cinsiyete bağlı ücret farklılaşmasının Türkiye'deki görünümünü analiz ettiğimiz çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yoksulluk, kadın yoksulluğu, ücretin oluşumu ve ücret farklılaşmasını etkileyen durumlar kavramsal ve teorik çerçevede analiz edilmiş, konuya dair geniş literatür taramasına yer verilmiştir. İkinci bölümde cinsiyet farkına bağlı yaşanan ücret farklılaşması ve kadın yoksulluğunun Türkiye'deki durumu tarihsel olarak incelenmiş ve sürecin analizi için şekiller ve tablolar aracılığıyla istatistiki verilerden faydalanılmıştır. Üçüncü bölümde ise TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından yayımlanan 2003 ve 2019 yıllarına ait Hane halkı Bütçe Anketi verileri kullanılarak cinsiyetler arası ücret farklılaşmasının durumu iki yıl için de ekonometrik olarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre Türkiye'de kadınların aleyhine gelişen ücret farklılaşması 2003 yılından 2019 yılına kadar geçen sürede etkili olmaya devam etmiştir. Bu durum Türkiye'de kadın yoksulluğunun hala bir önemli bir sorun olduğunun göstergesidir.

CinsiyetCinsiyet farklarıKadın iş gücü+6
Burcu Doğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoksullar lehine maliye politikası: Türkiye'de 2002 sonrası döneme ilişkin bir inceleme

Yoksulluk, insan onuruna yakışır bir yaşam hakkını sınırlandıran ekonomik ve sosyal bir sorundur. Yoksullukla mücadelede ciddi görevler üstlenen hükümetlerin kamu kaynaklarını toplum refahını arttırıcı yönde kullanması esastır. Ancak bu kaynakların sınırlı olduğu ve yoksulların sürekli olarak sosyal yardımlarla desteklenmesinin sürdürülebilir olmadığı da acı bir gerçektir. Yoksulluğu azaltmayı hedefleyen ve bireylerin daha yüksek bir refah seviyesinde yaşamasını temin edecek politikaların uygulayıcısı konumunda olan hükümetler, maliye politikası araçlarını yoksulların varlık ve olanaklarını iyileştirici bir yönde etki oluşturacak biçimde kullanmaları halinde yoksullar lehine olumlu sonuçlar sağlayabilirler. Yoksullar lehine maliye politikası, sürdürülebilir ve geniş çaplı bir iktisadi büyümenin sağlanması, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve yoksulluğa yol açan risk ve tehditlerin azaltılması için bir dizi etkin tedbirleri içeren ve yoksulluğu azaltmada hükümetler tarafından yürütülen en kapsamlı ve en etkili ekonomi politikası aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Literatürde yoksullukla mücadeleye yönelik çalışmalar genelde sosyal yardımlar acısından ele alınmakta ve bu eksende politika önerileri sunulmaktadır. Bu çalışmada ise yoksullar lehine maliye politikasının teorik altyapısı oluşturularak yoksulluğu azaltmaya yönelik politikalar makroekonomik açıdan maliye politikası temelinde bir bütün olarak ele alınmış ve Türkiye özelinde yoksullar lehine maliye politikasının önemi, başarı şansı ve uygulama sonuçları incelenmiştir. Tezin son kısmında yoksullukla mücadelede alınması gerekli tedbirler ışığında Türkiye'nin 2023 ve 2030 yılları hedefleri ile uyumlu olan yoksullar lehine alternatif bir politika stratejisi geliştirilmiştir. Yoksullukla mücadele kapsamında son 15 yıllık süreçte Türkiye uygulaması incelendiğinde yoksullar lehine olumlu gelişmelerin yaşandığı ancak hala alınması gereken bazı tedbirlerin olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye'de yoksullar lehine maliye politikasının başarı şansını belirleyen en önemli faktörün güçlü bir siyasi istikrarın varlığı ve beraberinde mali disiplinin sağlanarak sürdürülebilir ekonomik büyüme ve makroekonomik istikrarı tahsis edici politika uygulamalarından geçtiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Türkiye'de yoksullar lehine maliye politikası uygulamalarında daha etkili sonuçlar elde edilebilmesi için dolaylı yaklaşım temelinde ekonomik büyümenin sağlanması ile dolaysız yaklaşım temelinde beslenme, barınma, sağlık, eğitim vb. sosyal içerikli politikaların eşgüdümlü bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ancak yoksulları doğrudan hedef alan sosyal politikaların yoksullar üzerindeki olumsuz etkisi düşünüldüğünde önceliğin makroekonomik istikrara ve ekonomik büyümeye verilmesi, hem yoksulluğa yol açan faktörlerin ortadan kaldırılmasına hem de mevcut yoksulların durumunun iyileştirilmesine katkı sunarak yoksullar lehine maliye politikasının başarı şansını arttırması kuvvetle muhtemeldir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Sosyal Koruma, Kapsayıcı Büyüme, Yoksullar Lehine Maliye Politikası.

Ekonomi politikalarıMaliye politikalarıRefah devlet+3
Kemal Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kentsel yoksullukla mücadelede belediyelerin rolü: Kütahya Belediyesi örneği

Yoksulluk olgusu dünya üzerinde geçmişten günümüze kadar varlığını sürdürmekte ve ülkeler için mücadele edilmesi gereken bir sorun olarak görülmektedir. Mücadele aşamasında ülkelerin farklı gelenek ve göreneklerinden, hukuksal yapılarından ve yönetim yapılarından dolayı mücadelenin şekli de farklılık arz etmektedir. Bununla beraber yoksulluğun kırsal veya kentsel alanlarda meydana gelmesi de mücadele şeklini etkilemektedir. Ayrıca ülkelerin hukuksal ve sosyal devlet olma anlayışları dikkate alındığında, yoksullukla mücadele edilmesini gerekli hale getirmektedir. Türkiye de yoksullukla mücadeledeki rolünü merkezi yönetim ve yerel yönetim birimleri aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Kentler kapsamında meydana gelen kentsel yoksulluk Türkiye'deki yönetim biçimi göz önüne alındığında yerel yönetim birimlerinin ilgilenmesi gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yerel yönetim birimlerinden olan belediyelerin kentsel yoksullukla mücadele etmesini gerekli kılmakta ve aynı zamanda kentsel yoksullukla mücadele yerel yönetim ilkelerinden olan subsidiarite ilkesiyle de bağdaşmaktadır. Çünkü merkezi idarenin yerel bölgelerdeki ihtiyaç gereksinimleri iyi bir şekilde tespit edip gidermesi daha zor görünmektedir. Kentsel yoksulluk olgusu anlamı itibariyle yalnızca maddi açıdan yoksun olsun olma durumunu ifade etmemekte olup çeşitli hallerde ortaya çıkabilmektedir. Bu yüzden kentsel yoksullukla mücadele sosyal, kültürel ve ekonomi benzeri değişik mecralarda yürütülebilmektedir. Kentsel yoksullukla mücadele kapsamında yer alan önemli başlıklar dâhilinde Kütahya Belediyesi'nin gerçekleştirdiği faaliyetlerin kentsel yoksullukla mücadeledeki rolü ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Belediye, Yoksulluk, Kentsel Yoksulluk, Kütahya Belediyesi

BelediyelerKentsel politikaKentsel yaşam+3
İbrahim Akgün
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Foreign direct investment and poverty reduction in Sub-Saharan Africa

This study is to explain the relationship between foreign direct investment and poverty reduction in sub-Saharan Africa. The relation between FDI and poverty reduction in 20 Sub-Saharan African countries was explained with the Panel Data Analysis. Annual data for the period 2000-2019 were used. the study employed the estimation techniques OLS, estimation technique. With two models designed, FDI and poverty reduction, if FDI increase causes the poverty rate is fall. Second-generation unit root test Levin, Lin and Chu, and Hadri Unit Root Test has been applied and the data are stationary at the level. As a result, it is stated that the influence of FDI on poverty in the Sub-Saharan area is reliant on econometric approaches and responsive to poverty in the research. Furthermore, SSA countries should seek out innovative ways to attract more FDI and diversify it across all sectors of the economy to have a greater impact on poverty reduction and the achievement of the SDGs.

AfricaAfrican countriesForeign direct investments+4
Sadik Mohamed Abdullahı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede alternatif bir politika olarak mikrokredi ve Türkiye'de uygulamalar

Küresel rekabet, neoliberalizm vb. kavramlar bireylerin yaşantısına girdikten sonra teknolojinin de gelişimiyle yoksulluk günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Bu paralelde devletler, STK'lar, gönüllü kuruluşlar ve organizasyonlar yoksulluğa çare bulmaya çalışmışlardır. Bunun sonucu olarak da mikrokredi yoksullukla mücadelede bir alternatif politika olarak ortaya konulmuştur. Bu çalışmada yoksulluk, bir mikrofinans aracı olan mikokredi çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmada mikrokredinin dünyada bazı ülkelerde nasıl uygulandığı gösterilmiş; bunun yanı sıra çalışmanın ana konusu olması sebebiyle Türkiye'de de mikrokredi uygulamaları incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de mikrokredi uygulamalarının başarılı olduğu ve bu başarıların devam ettirilmesi için de sosyal, siyasi, hukuki, ekonomik ve mali alanlarda aksamaların düzeltilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksulluk Türleri, Mikrokredi, Mikrokredi Türleri, Mikrofinansman

Mikro finansMikro krediYoksulluk
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede mikro kredi: Muş ili örneği

Yoksulluğu azaltmak, tüketen kesimden çok üreten kesimi ve gelir seviyesini artırmak amacıyla çeşitli politikalar üretilmektedir. Bu politikalar uygulanırken çeşitli araçlar kullanılır. Bu araçlar içerisinde farklı dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de uygulanan ve son yıllarda önemi daha da artan mikro kredi yöntemi önemli bir yer tutmaktadır. Mikro kredi yönteminin amacı; yoksul olan kadınların ekonomiye katılması, üreten ve gelir elde eder bireyler olmasının sağlanmasıdır. Çalışmanın amacı; mikro kredi yönteminin Doğu Anadolu Bölgesi Muş İl'inde yoksulluğu azaltmada etkin olup olmadığının incelenmesidir. Çalışmanın amacına uygun olarak Muş İl'inde mikro kredi kullanan iki yüz kadın ile yüz yüze anket yöntemi uygulan mikro kredinin kadınlar üzerindeki ekonomik ve sosyal etkileri incelenmiştir. Mikro kredi uygulamasının sonucunda; iş imkanlarının yetersiz ve istihdamın az olduğu Muş İl'inde hem kredi kullanan kadınların hem de bu kadınların kurdukları işlerde çalıştırdıkları diğer kadınların istihdama katıldıkları ve üreten bireyler oldukları görülmüş ve kadınların gelirlerinde görece artış tespit edilmiştir. Çalışmada mikro kredi sistemi ile sadece kredi kullanan kadınların değil, ailelerinde de aile içi toplam gelirlerde, harcamalarda ve tasarruflarda da önemli artışlar meydana geldiği görülmüştür. Bunun dışında mikro kredi kullanan kadının ekonomik özgürlüğünü kazanması gerek aile içinde gerekse çevresinde kadının statüsünü artırarak özgüveninin artmasına neden olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda "Mikro Kredi Yöntemi Muş İl'inde Yoksulluğu Azaltmada Etkindir" şeklindeki hipotezi destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Mikro Kredi, Muş İli Örneği.

KredilerMikro krediMuş+4
Sultan Apaydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk bağlamında kadınların sosyal dışlanma deneyimleri

Yoksulluk dünya toplumlarının günümüzde ortadan kaldırmak için çaba sarf ettiği ve farklı sosyal problemler sarmalını da beraberinde getiren önemli bir olgudur. Yoksulluğun getirdiği risklerden en fazla etkilenen grupların başında ise kadınlar bulunmaktadır. Yoksulluğun ayrılmaz bir parçası olan sosyal dışlanma ve sosyal dışlanma boyutlarının sağladığı alan genişliği düşünüldüğünde ise yoksulluk sistemi içinde kadınların çeşitli sebeplerden dolayı maruz kaldıkları sosyal dışlanma dinamiklerini derinlemesine anlayabilmek kadının yoksulluk temelinde yaşadığı birçok sosyal sorunun gün yüzüne çıkabilmesi anlamında önemli bir çalışma alanı sağlamaktadır. Bu alanı sağlayabilmek adına araştırmada, yoksulluk sistemi içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan kadınların sosyal dışlanma deneyimlerinin öğrenilmesi amaçlanmış ve bu amaca ulaşmak için alt amaçlar belirlenmiştir. Yorumlayıcı paradigma temelinde, nitel araştırma yöntemi ile olgu bilim deseni kullanılarak araştırmanın metodolojisi oluşturulmuştur. Ankara evreni, Mamak Zirvekent 1+1 TOKİ konutları örnekleminde yoksulluk sisteminde yaşayan 10 kadınla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuna kadınların verdikleri yanıtlar alt temalar haline getirilerek, metin içerisinden kodlanmıştır. Nöbetleşe yoksulluğun beslediği gecekondu semtlerinden yeni kent yoksulluğu ile ortaya çıkan, yoksullar için inşaa edilen yeni barınma alanlarına (TOKİ vb.) geçişte yoksul kadınların yaşadıkları dışlanma da renk değiştirmiştir. Güvenlik, barınma, sağlık, toplum kaynakları, istihdam, eğitim, sosyal kaynaklar alanında yaşanan birçok sosyal dışlanma unsuru, eski yoksulluk hikâyelerinden zaman zaman farklı, zaman zaman da benzer görünümler sunmuş olsa da her bir kadının yaşadığı dışlanmanın boyutunun biricik olduğu görülmüştür. Yoksulluğun ağır şartları içinde kadınların yaşadıkları derin ve çok katmanlı dışlanmayı anlamak ve nesiller boyu devam etme riski olan bu döngüyü kırabilmek yine çok boyutlu politikalarla mümkün olabilmektedir.

Ankara-MamakDışlanmışlıkGecekondu bölgesi+3
Tuğba Kayalar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk sınırı şartlarında asgari ücret politikasının değerlendirilmesi

Asgari ücret politikası, çalışma hayatı içerisinde minimum seviyedeki ücret haddini ifade ederken, işverenler ile devlet için ekonomik ve sosyo politik açıdan olukça önemli bir konu halini almıştır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ve asgari ücret elde ederek çalışan bireylerin çok olduğu toplumlarda asgari ücretin politikalarının niteliğinin ve etkinliğinin araştırılmasıdır. Bu bağlamda çalışmamızda literatür taraması yöntemi kullanılarak devletin gelir dağılımında adaleti sağlamaya çalıştığı sosyal politika araçlarından biri olan asgari ücret politikasının günümüz koşullarında yoksulluk ile mücadeledeki etkinliği açıklanmıştır. Gerçekleştirilen araştırmanın sonucunda, asgari ücret tutarının belirlenmesinde devlet politikalarının etkili olduğu ve uygulanan asgari ücret politikalarının çalışanların yoksullaşmasını engelleyemediği görülmektedir. Asgari ücretin yoksulluk sınırının altında kalması, yaşamını asgari ücretle idame ettiren kesimlerin insan onuruna yakışır bir hayat seviyesi yakalayamamasına neden olmaktadır. Çalışma ayrıca Türkiye'de asgari ücretin belirlenmesinde siyasi faktörlerin ağır bastığını ve bunun sonucunda asgari ücretin "siyaset ücreti" haline geldiğini ortaya koymaktadır.

Asgari ücretYoksullukYoksulluk sınırı+2
Betül Uzunoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında kadın yoksulluğu ve kadın girişimciliğine ait haberlerin ulusal yazılı basında temsili: Karşılaştırmalı bir analiz

Geçmişten günümüze her daim var olan yoksulluk küreselleşme ile beraber giderek derinleşmekte ve tüm toplumların sorunu haline gelmektedir. İnsanları tüketicilik üzerinden tanımlayan neoliberal süreçler küreselleşme ile birlikte yoksullukların daha da artmasına ve derinleşmesine neden olmaktadır. Toplumlarda ve hanelerdeki yoksulluktan daha çok etkilenen bireyler olarak kadınlar yoksulluğu daha yoğun yaşamakta ve bu durumdan daha çok etkilenmektedirler. Ekonomik anlamda da dezavantajlı konumda olan kadınlar öncelikle bu durumdan kurtulabilmek, aile ekonomisine katkıda bulunabilmek adına daha sonra da kendi sosyal- kültürel gelişimlerine katkıda bulunabilmek adına girişimciliğe yönelebilmektedirler. Girişimci olan kadınlar toplumda aile ve ülke ekonomisine katkıda bulunan, kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olarak daha farklı konumlandırılmakta, yaptıklarından başarı öyküleri olarak bahsedilmekte, yoksul kesimler ve kadınlar ise daha çok mağdur olarak yansıtılarak dramatize edilmektedirler. Tüm bunlardan yola çıkarak bu tez çalışmasında ulusal yazılı basında kadınlara ait yoksulluk ve girişimcilik haberlerinin nasıl dile getirildiği ve sunulduğunun farklı ideolojik yapılara sahip Hürriyet ve Sözcü gazeteleri üzerinden eleştirel söylem analizi ile ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda Hürriyet ve Sözcü Gazetelerinin 01 Ocak- 31 Haziran 2021 tarihleri arasındaki 90 tane kadın yoksulluğu ve kadın girişimciliğine ait haberlerin 37 tanesine eleştirel söylem analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda Hürriyet Gazetesi' nde kadın yoksulluğunun görmezden gelindiği, kadın girişimciliği haberlerinin ise hane ve ülke ekonomisine olan katkılarının vurgulanarak devlet ve kurumlar tarafından desteklendikleri haberler şeklinde ele alınmıştır. Sözcü Gazetesi' nde ise kadın yoksulluğu haberlerinin iktidarı eleştirmek için muhalefet tarafından dile getirildiği haberler olarak sunulduğu, kadın girişimciliği haberlerinin ise bireysel başarılar ve kooperatif destekli işler olarak sunulduğu gözlenmiştir.

HaberlerKadın girişimciliğiKadınlar+3
Medine Yasemin Bölücü
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göçe maruz kalan ve çift ebeveyn rolünü üstlenen dul göçmen kadınlar: İç göç ve dış göç pratiği

Bu çalışmada Gaziantep ili özelinde dul göçmen kadınların karşılaştıkları ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra olumsuz fiziki çevre içerisinde vermiş oldukları yaşam mücadelelerinin göçten ne düzeyde etkilendiği değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma nitel araştırma türü şeklinde olup durum çalışması deseni kullanılmıştır. Amaçsal örneklem tekniği ile 20 kişilik çalışma grubu oluşturulmuştur. Yarı yapılandırılmış soru formları aracılığı ile katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonrasında dul göçmen kadınların kesişen ve birbirinden ayrışan göç ve dul kadın pratikleri analiz edilmiştir. Analizden önce çalışma kapsamında ilgili yaklaşımlara ve kavramsal temalara yer verilmiştir. Çalışma neticesinde katılımcıların ifadelerinden kadınların göçe katılımının birden fazla nedeninin olduğu ve çoğunlukla gönüllü gibi görünen fakat gizil kalan zorunlu göçe maruz kaldıkları verisi elde edilmiştir. Yerli ve yabancı dul göçmen kadınların göç deneyimlerinde ve göçe dahil olma nedenlerinde birtakım farklılıklar tespit edilmiştir. Sosyal çevreyle ve resmi kurumlarla yabancı uyruklu dul göçmen kadınların iletişim kurmakta daha fazla sorun yaşadıkları görülmüştür. Özellikle devlet destekli sosyal yardımlardan yararlanma ve sosyal dışlanma konusunda farklılıklar ön plana çıktığı gözlemlenmiştir. Söz konusu bu farklılıkların ise birtakım sorunları beraber getirdiği tespit edilmiştir. Buradan hareketle yoksulluk, çocuk işçiliği, çocuk gelin, elverişsiz yaşam koşulları gibi sorunların temeline inilerek dul göçmen kadınların sosyal yaşama adapte olmaları noktasında bazı düzenlenmelerin yapılması gerekmektedir.

DullukGaziantepGöçler+7
Aslı Antepli
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm gelirleri ve yoksulluk riski arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma: İspanya ve Fransa örneği

Yoksulluk dünyada büyük bir sosyal ve ekonomik sorundur. Hükümetler ve politika geliştiriciler bu sorunun her biçimiyle her yerden ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir. Ancak yoksulluk literatürüne bakıldığında yeni bir kavram olmadığı çok eski topluluklarda bile yoksulluğun var olduğu bilinmektedir. Başka bir ifadeyle yoksulluktan kaçış, dünyanın kalkınma gündeminin hala en üstünde yer almaktadır. Turizm sektörünün ekonomiye olan etkileri farklı araştırmalarla ortaya konmuştur. Ancak turizmin yoksulluğu gidermedeki rolü tüm Dünya'da farklı yönleriyle hala tartışılmaktadır. Bu yönüyle gerçekleştirilen çalışmada turizm gelirleri ile yoksulluk riski arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Bu kapsamda Avrupa'da en fazla turizm gelirine sahip olan Fransa ve İspanya'ya odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda Fransa'nın turizm geliri ile gini katsayısı, yoksulluk riski ve kişi başı gayri safi yurt içi hasıla arasında herhangi bir nedenselliğin olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte İspanya'ya ait değişkenlere bakıldığında turizm geliri ile kişi başı gayri safi yurt içi hasıla değişkeni arasında nedenselliğin olduğu görülmüştür. Ancak turizm geliri ile gini katsayısı ve yoksulluk riski arasında bir nedenselliğin olmadığı tespit edilmiştir.

Ekonomik etkiFransaTurizm+3
Buşra Yüksel Sürme
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yoksulluk profili ve gelir gruplarına göre gıda talebi

Bu çalışmada, Türkiye'de yoksulluk profilinin ve gelir gruplarına göre hanelerin gıda talep parametrelerinin ayrı ayrı tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlan gerçekleştirmek için DİE, 1994 Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi ham verileri kullanılmıştır. Türkiye genelinde, kentsel ve kırsal kesimde gelir gruplarına göre hanelerin gıda talepleri Doğrusal Formda Yaklaşık İdeal Talep Sistemiyle (LA/ AİDS) tahmin edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, yüksek ve en yüksek gelir gruplarındaki hanelerin gıda taleplerinin toplam harcamaya, fiyatlara ve sosyo- demografik değişkenlere, düşük gelir grubundaki hanelerin gıda taleplerinin ise özellikle toplam harcama olmak üzere fiyatlardaki değişime duyarlı olduğunu göstermektedir. Türkiye genelinde, kentsel ve kırsal kesimde yoksulluk sınırı En Düşük Gıda Maliyeti, Temel Gereksinmeler Maliyeti, Ortalama ve Ortanca Gelirin Yarısı yaklaşımlarına göre belirlenmiştir. Yoksulluğun genişliği, şiddeti ve yoğunluğu ise Yoksulluk Oranı, Yoksulluk Açığı Oranı, Sen İndeksi ve Foster, Greer ve Thorbecke İndeksine göre hesaplanmıştır. Türkiye'de en yüksek yoksulluk oranı %50,6 oranıyla En Düşük Gıda Maliyetine, en düşük yoksulluk oranı ise %16,1 oranıyla Ortanca Gelirin Yarısı yöntemine göre hesaplanmıştır. Bu da, Türkiye'de harcama yoksulluğunun gelir yoksulluğundan daha önemli bir problem olduğunu göstermektedir. Türkiye'de, özellikle kırsal kesimde yoksulluğun şiddetinin ve yoğunluğunun yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Gelir Grupları, Talep Sistemi, Gelir-Talep Esnekliği, Fiyat-Talep Esnekliği, Yoksulluk Sınırı ve Ölçütleri

Gelir dağılımıGıdalarYoksulluk
Seda Şengül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kronik yoksulluğun belirleyicileri üzerine bir analiz

Yoksulluk, geçmişten bugüne dek, bütün toplumların karşı karşıya kaldığı temel sorunlardan biridir. Yoksulluk, genellikle gelire dayalı bir anlayış olarak ifade edilse de, sosyal ve kültürel faktörleri de içeren çok boyutlu bir anlayışı da içerisinde barındırmaktadır. Ancak yoksulluğun bir diğer önemli boyutu da zamana yöneliktir. Bireylerin yalnızca bir dönemdeki yoksulluk durumlarının incelenmesi, bireylerin gerçek yoksunluklarının anlaşılmasında yetersiz kalır. Oysa yoksulluk kavramının dinamik bir yapıda incelenmesi, bir diğer deyişle bireylerin yoksulluğunun geçici mi yoksa kronik mi olduğu, yoksulluk hakkında daha anlamlı çıkarsamalar yapılabilmesine olanak verir. Yoksulluk olgusuna dinamik bir bakış açısıyla yaklaşan bu çalışma, Türkiye'de kronik yoksulluğun temel belirleyicilerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının 2015-2018 yılları arası mikro panel verileri kullanılarak, kronik yoksulluğun belirleyicileri rassal etkili panel sıralı logit model ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin yaşı ilerledikçe, eğitim düzeyi arttıkça, sağlık durumları iyileştikçe, çalışıyor durumda oldukça geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının azaldığı; geçinebilme durumları zorlaştıkça geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının ise arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kadınların erkeklere göre geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının daha az, evli olan bireylerin ise bekarlara göre geçici ve kronik yoksul olma olasılıklarının daha fazla olduğu görülmüştür.

Panel veri modelleriSıralı logitYoksulluk
Betül Sağlam
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk, yoksulluğun ölçülmesi ve Türkiye üzerine analizi

Son yıllarda kalkınma sürecinin en önemli gündem maddelerinden biri olan yoksulluk, iktisat biliminin önemli uğraş alanlarından birisidir. Ekonomik ve/veya sosyal boyutlu gelişmelere paralel olarak ortaya çıkan, yeryüzünde geniş bir coğrafya üzerinde görülen yoksulluk, yoksulluğun ölçülmesi ve Türkiye'de ki yoksulluğun çeşitli açılardan incelenmesi bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır.Bu çalışmada kalkınma ekonomisinin temel ilgi alanlarından birisi olan yoksulluk konusu ele alınarak ilgili kavramlar, yoksulluk göstergeleri ve yoksulluk ile ilgili yapılan çalışmalar incelenmiş; ?Hanehalkı Bütçe Anketi? ve diğer istatistiksel sonuçlardan elde edilen veriler kullanılarak Türkiye için kırsal, kentsel ve bölgesel çeşitli sosyo-ekonomik analizler gerçekleştirilmiştir.Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde; yoksulluğun tanımı, yoksullukla ilgili kavramlar ve göstergeleri incelenmiştir. İkinci bölümde, yoksulluk sınırı, yoksulluk ölçütleri ve Türkiye'de yoksulluk ile ilgili yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, ?Hanehalkı Bütçe Anketi? verileri kullanılarak Türkiye'deki yoksulluk sınırı ve yoksulluk oranları incelenmiştir. Son bölümde ise, Türkiye İstatistik Kurumu verileri çerçevesinde yoksulluğu etkileyen faktörlerin bölgesel analizi yapılmıştır.Anahtar Sözcükler: Yoksulluk, hanehalkı bütçe anketi, yoksulluk sınırı, yoksulluk göstergeleri, yoksulluk oranları.

Yoksulluk
Nur İbrişim
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarını ve yansımalarını "Yoksulluk Kültürü Kuramı" kapsamında değerlendirmek

Yoksulluk, insanlık tarihinde çokça tartışılan, günümüz dünyasında da hala çözüme kavuşmayı bekleyen önemli toplumsal sorunlardan biridir. Yoksulluk, dünyada ve Türkiye'de farklı boyutlarda ve türlerde ifade edilmektedir. Yoksulluğun gün geçtikçe önemli boyutlara ulaşması çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşları çözüm bulmaya yönlendirmiştir. Sosyal yardımlar genellikle gelişmiş ülkelerin yoksulluğu azaltmak için bulduğu çözümlerden biridir. 3. Dünya ülkelerinde sosyal yardım politikaları ise tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir. Son yıllarda Türkiye'de yoksulluğa karşı mücadele politikası olarak sosyal yardımlar devlet eliyle yapılmaya başlanmıştır. Ancak devlet eliyle yapılan sosyal yardımların insanları çalışmamaya ya da kayıt dışı çalışmaya ve parçalanmış aile yapılarına yönelttiği, sosyal yardım alan kişilerde yoksulluğun bir kültür oluşturduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ile sosyal yardım alan kişilerde gerçekte bir yoksulluk kültürü oluşup oluşmadığını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, kavramsal yaklaşımlar temelinde ampirik verilere dayandırılmıştır. Bu kapsamda yoksulluk, yoksulluk kültürü, yoksulluğun Dünya ve Türkiye'deki boyutları, yoksullukla mücadele politikaları gibi konuları içeren literatür ışığında Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nden sosyal yardım alan kişilerle ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemi kapsamında katılımcılarla derinlemesine görüşme tekniği ile yürütülen çalışmada, katılımcıların Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarına ilişkin deneyimleri üzerinden bu merkezin uygulamaları ve yansımaları, Yoksulluk Kültürü Kuramı kapsamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksulluk Kültürü, Sosyal Yardım

Sosyal hizmet kurumlarıSosyal hizmetlerSosyal yardım+2
Eda Aydos
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde yoksulluğun nedenleri ve yoksullukla mücadele yolları

Küresel ekonomide yaşanan büyük refah artışına rağmen yoksulluk dünyanın en önemli sorunlarından birisidir. İki milyar sekizyüz milyon insan Dünya Bankası tarafından belirlenen günlük 2 ABD doları olan yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Küresel ekonomide bir yandan giderek artan zenginlik gözlemlenirken, diğer yanda şiddetli ve geniş çaplı bir yoksulluk yaşanmaktadır.1990'lı yıllarda küresel yoksulluğu açıklamak için kullanılan Kuzey-Güney yarım küreler ayrımına dayanan dünya görüşü değişmiştir. Uluslararası sistemdeki değişimden dolayı küresel yoksulluğu açıklamak için iki farklı ve birbiriyle yarışan perspektif ortaya çıkmıştır. Bu perspektiflerden birisi ?Bretton Woods?, diğeri ise ?Birleşmiş Milletler? yaklaşımıdır. Bretton Woods yaklaşımında yoksulluk gelir yoksulluğu olarak tanımlanır, genellikle parasal göstergelerle (kişi başına düşen milli gelir, reel ücret, işsizlik oranı, yoksulluk sınırı, kafa sayım oranı gibi) ifade edilir. Birleşmiş Milletler yaklaşımında ise yoksulluk tanımı Amartya Sen'in Kapasite yaklaşımına dayanır ve çok boyutludur. Bu yaklaşımda yoksulluk insani yoksulluk olarak tanımlanır, genellikle parasal olmayan göstergelerle (okula kayıt oranı, okur-yazarlık oranı, ortalama yaşam süresi, bebek ve çocuk ölümleri gibi) ifade edilir.Bu tez çalışmasında yoksulluk iki yaklaşım kullanılarak da incelenmiştir. Bu çalışmada yoksulluk incelenirken Bin Yıl Kalkınma Hedefleri, İnsani Gelişme ve Yoksulluk Endeksleri, yoksulluk sınırları (gıda, gıda ve gıda dışı, günlük 1 ABD doları gibi) ve gelir dağılımı verileri birlikte kullanılmıştır. Bu amaçla Dünya Bankası'nın, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın ve Türkiye İstatistik Kurumu'nun elektronik veri dağıtım sistemlerinden 2004-2005 yılına kadar olan verileri indirilmiş ve kullanılmıştır.Bu çalışmada yoksulluğun nedenleri detaylı bir biçimde incelenmektedir. Yoksulluğun en önemli nedenleri arasında gelişmekte olan ülkelerin zayıf kurumsal ortamlarında uygulanan neoliberal politikalar, küçük büyüme oranları, yüksek enflasyon, büyük ve sürdürülemeyen bütçe açıkları ve dış açıklar gibi makroekonomik istikrarsızlığa yol açan sorunlar bulunmaktadır. Yoksul insanların sahip olduğu yetersiz fiziki ve beşeri sermaye, kredi piyasalarındaki aksaklıklar ve yüksek doğurganlık oranları yoksulluğun en önemli mikroekonomik nedenleri olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde görülen demokrasi açıkları, hak ve özgürlüklerin sınırlanması ve insan hakları ihlalleri yoksulluğun yönetimsel ve yasal nedenleri arasında sayılmaktadır.Bu çalışmada 24 gelişmekte olan ülkenin yoksulluk düzeyleri iki farklı yöntemle çok boyutlu olarak hesaplanmış ve ülkeler arasında sıralamalar yapılmıştır. Bu ülkelerin yoksulluk düzeylerinin ölçülmesinde 10 farklı gösterge kullanılmıştır. Bu göstergeler arasında parasal olmayan göstergeler (okur-yazar olmayanların oranı, doğumda yaşam beklentisi, yetersiz beslenenlerin oranı vs.) ağırlıktadır. Yoksulluk düzeylerinin ölçülmesinde kullanılan ilk yöntem Anand-Sen'in (1997) geliştirdiği İnsani Yoksulluk Endeksinde kullanılan yöntemdir. İkinci yöntem ise Borda kuralıdır. İki farklı yöntemle çok boyutlu olarak yapılan ölçüm sonuçlarından elde edilen sıralamalar ülkelerin gelir sıralamasından farklıdır. Türkiye ülkeler arasında yapılan sıralamalarda ön sıralarda yer almaktadır. Gelir dağılımı, siyasi istikrarsızlık ve şiddet oranı, kanunlara uyulmama oranı gibi sosyal göstergeler kullanıldığında bile Türkiye 24 ülke arasında ön sıralarda yer almaktadır.Türkiye'nin yoksulluk profili incelendiğinde yoksulluğun hanehalkı büyüklüğüyle doğru orantılı, eğitim düzeyiyle ters orantılı olarak değiştiği saptanmıştır. Türkiye'de en riskli ve kırılgan gruplar arasında özürlülerin, çocukların ve emeklilerin yer aldığı; eğitim ve istihdam alanlarında, merkezi ve yerel karar verme süreçlerinde ve sosyal yaşantımızda oldukça büyük bir cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğu görülmüştür. Türkiye'de her dört çocuktan birinin yoksul olduğu tahmin edilmektedir. Eğer, çocuk yoksulluğu önlenemez ise, yoksulluğun gelecek nesillere transfer edileceği öngörülmektedir.

Yoksulluk
Tolga Kabaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde yoksulluğun analizi: Sınırlı bağımlı değişkenli modellerle bir inceleme

Yoksulluk insanoğlunun yüz yüze kaldığı en önemli sosyal ve ekonomik sorunlardan biridir. Yoksulluğun giderilmesinin; ekonomik gelişmenin ve toplumsal refahın temel amacı olarak görülmesi, yoksulluğun önemli konularından biri haline gelmesine neden olmuştur. Dolayıyla, yoksulluk konusu literatürde özel bir yer kaplamaya başlamıştır.Yoksulluk azaltılmak istendiğinde veya yoksullara ilişkin uygulanan politikaların amacına ulaşıp ulaşmadığı ölçülmek istendiğinde; kimlerin yoksul olduğu, yoksul hanelerin büyüklüğü, kompozisyonları, hangi durumlarda yoksulluk riskinin arttığı veya azaldığı bilinmeden yoksulluğa yönelik politikalar geliştirilmesi imkansızdır. Bu bağlamda, yoksulluğun boyutu ve belirleyicileri hakkında tespitler yapmak çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; yoksulluk ile ilgili tanımlar, yoksulluğun nedenleri ve yoksulluğun ölçülmesine yönelik metotlar bulunmaktadır. İkinci bölümde, yoksulluğun belirleyicilerini tahmin etmek için uygulanan nitel tercih ve sınırlı bağımlı değişkenli modellere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, çalışmada kullanılan materyal ve yöntemler ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, literatürde yer alan yoksulluk ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Son bölümde ise, Adana İli Seyhan ve Yüreğir İlçe Merkezilerinde yoksulluğun ölçümü ve belirleyicileri ile ilgili bulgular elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Eşdeğerlik Ölçeği, İkili Tercih, Sınırlı Bağımlı Değişenli Modeller, Tobit Modeli

AdanaEşdeğerlikSınırlı bağımlı değişken+4
Reyhan Cafrı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede mikro kredi uygulamalarının etkinliği: Gaziantep ili örneği

Son yıllarda gelişmiş ülkeleri de yakından ilgilendiren yoksulluk kavramı Dünya'da olduğu gibi ülkemizde de sistematik araştırmalara konu olmaktadır. Yoksulluğun tanımlanması ve ölçülmesine yönelik uluslararası alanda yapılan araştırma kapsamı genişletilerek yoksullukla mücadele temeline dayalı uygulamalı çalışmalara dönüştürülmektedir. Yoksullukla mücadelede çözüm amaçlı geliştirilen uygulamalı sosyal projelerden biri de mikro kredi yöntemidir. Bu çalışmada mikro kredi uygulamalarının yoksullukla mücadelede etkili olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Mikro kredinin yapısal ve işlevsel bakımdan geçirdiği evreler incelenerek Dünya'daki ve Türkiye'deki genel durum değerlendirmeleri yapılmıştır. Veri toplamada anket istatistiği yönteminden yararlanılmıştır. Anket formlarıyla toplanmış verilerin frekans/yüzde dağılım, çapraz tablo ve grafiksel analizleri yapılmıştır. Analiz sonucunda mikro kredi kullanan kadınların gelirlerinde ve refah seviyelerinde sağladıkları artışla birlikte başta aile ortamında olmak üzere sosyal çevrelerinde kendilerini daha rahat ifade edebildikleri ve geleceğe dair planlar yapma konusunda daha kararlı bir tutum içinde oldukları görülmüştür. Ancak kadınların çoğunun el emeğine dayalı faaliyetlerle uğraşmayı tercih etmeleri ve kazançlarının önemli kısmını aile geçimine harcamaları nedeniyle mesleki bakımdan kısıtlı alanlarda (dükkan, elişi üretim tezgâhları vs. gibi küçük çaplı işlerde) çalıştıkları anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Mikro kredi, Gaziantep.

Ekonomik etkiFinansmanGaziantep+7
Birsen Ay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects