Yoksulluk

Bu konu başlığı altında 396 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Geç kapitalistleşen ülkelerde toplumsal sınıfların ve sınıf ilişkilerinin yeniden üretimi: Türkiye'de nakit transferlerinin çalışan sınıfların geçim koşullarına etkileri

Geç kapitalistleşen ülkelerde yaygın olan yoksulluğun azaltılması amacı doğrultusunda uygulanan, yoksullara yönelik karşılıksız nakdi ve ayni transfer politikaları (KT), Türkiye'nin de dahil olduğu pek çok ülkede 2000'li yıllar itibariyle yaygınlaşmıştır. Kalkınma çalışmaları, siyaset bilimi, sosyal politika gibi alanlarda bu politikaları ve etkilerini araştıran çalışmalar, genelleştirilebilir ve açıklayıcı bir kuramsal çerçevenin eksikliğiyle maluldür. Bu çalışma kapitalist üretim tarzının yoksulluk üreten eğilimleri ve toplumsal sınıf ilişkilerini merkeze alan tarihsel materyalist yaklaşıma dayanarak, Türkiye örneğinde, genel olarak sosyal politikaların, özellikle de KT'lerin açıklanması için bir çerçeve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Somut tarihsel olguların analizi üzerine geliştirmeyi amaçladığı bu çerçeveyi ortaya çıkarmak için çalışma, nüfus düzeyindeki fert ve hanehalkı gelir ve yaşam koşulları istatistiklerine dayanan bir toplumsal sınıf haritası çıkarmıştır. Kapitalist üretim tarzının hakim olduğu toplumsal formasyonlar içinde genişleme eğiliminin yarattığı mülksüzleşme, proleterleşme ve ücretli emek sürecinden dışlanma süreçlerinin nüfusun sınıf kompozisyonunda yarattığı dönüşümler incelenmiştir. Toplumsal yeniden üretim süreçlerinden dışlanan yoksul nüfusu ifade eden göreli artık nüfus (GAN) kavramına dayanarak ülkedeki yoksulluğun, çalışan sınıflar içindeki ayrışmalar bağlamında farklılaşan biçimleri ortaya çıkarılmıştır. Çalışan sınıf kesimlerinin geçim koşullarının incelenen 2010-2021 yılları arasındaki dönüşümü ve yoksullaşma eğilimleri, KT'lerin ortaya çıkış ve uygulanma biçimlerini belirleyen koşullar olarak ele alınmıştır. Araştırma sonuçları, incelenen dönemde tarımsal küçük üreticilik sektörünün hızla çözüldüğünü, gelişmiş kapitalist sektörde ücretli istihdamın genişlediğini, bu süreçlerin sonunda da tarım ve tarım dışı sektörlerde düzensiz, güvencesiz, ücretiz ya da düşük ücretlerle çalışan sınıf kesimlerinin nüfusa oranının azaldığını göstermiştir. Bununla birlikte, geçinmek için ücretli emek süreçlerinde istihdam dışında yolu kalmayan mülksüzleşmiş çalışan sınıfların nüfusa oranı artmıştır. Toplumsal sınıf kompozisyonundaki bu dönüşümler, aktif işçi sınıfının büyümesi sonucu, çalışan sınıflar içinde yoksulluğu azaltmıştır. Öte yandan kapitalist ücretli emek sürecinin içermediği, sermaye birikimindeki küçülme dönemlerinde nüfusu daha da artan yoksul ve akıcı artık nüfus kesimlerinin büyümesi, geçinmeyi mümkün kılan tüm üretken faaliyetlerden dışlanan mutlak yoksulluk durumundaki hanelerin nüfusa oranını artırmıştır. Aktif işçi sınıfının genişlemesinin, ücret düzeylerinin görece düşük, istihdamın da istikrarsız olduğu sektörlerde gerçekleşmesi, bu sınıf içinde gelir düzeyi bakımından göreli yoksulluğu artırmıştır. Çalışma, KT'lerin büyük oranda GAN kesimlerini hedeflediğini, bu nedenle de bu tür sosyal politikaların nüfusun toplumsal yeniden üretiminin devlet biçiminde sağlanmasının ifadesi olduğunu ortaya koymuştur. Yoksulluğun sınıfsal görünümündeki dönüşümler sonucu çalışan sınıflar içinde KT elde eden hane oranı düşerken, aktarılan toplam transfer miktarı ve transferlerin çalışan sınıf hane gelirleri içindeki payı artmıştır. Farklı çalışan sınıf kesimlerindeki yoksul hanelerin KT yoluyla kapsanması ve transferlerin geçim koşullarına etkileri, bu kesimlerin sermaye birikimi ve ücretli emek süreçleriyle ilişkilerine bağlı olarak farklılaşmaktadır. KT'ler, yedek iş gücü ordusu işlevi gören akıcı ve durgun GAN kesimleri daha fazla kapsamakta, aktif işçi sınıfı ve tarım sektöründeki yoksul hanelerin büyük bir kısmını dışlamaktadır. Hem kapsama hem de yoksulluğu azaltma oranı açısından KT'lerin yeniden üretimi sağlama işlevinin, çalışamayacak durumda olan yoksul haneleri içeren yoksul GAN kesimi için en yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. KT'lerin yoksulluğu azaltma etkisinin ise, farklı çalışan sınıf kesimleri açısından farklı oranlarda gerçekleşmekle birlikte oldukça düşük olduğu da araştırma sonuçları arasındadır. Araştırmanın ulaştığı bu sonuçlar, KT'lerin ve genel olarak sosyal politikaların, kapitalist sınıf ilişkilerinin aldığı devlet biçiminin unsurları olduğu önermesini desteklemektedir. KT'ler, mülksüzleştirilen, kapitalist emek süreçlerinden dışlanan ve bu nedenle kapitalist üretim ilişkilerinin meta biçimleri içinde kendilerini yeniden üretemeyen çalışan sınıf kesimlerinin yeniden üretiminin kapitalist devlet biçiminde gerçekleşmesidir. Toplumsal sınıfların geçimlerini sağlamalarının ifadesi olan yeniden üretim, sadece bu sınıfların yaşamlarının ve emek güçlerinin değil, kapitalist sınıf farklılaşmalarının ve sınıf ilişkilerinin de yeniden üretimidir. KT'lerin çalışan sınıf kesimleri arasındaki seçicilikleri ve bu sınıfların geçim koşullarına etkileri, bu bakış açısıyla anlam kazanmaktadır. Yoksulluk, farklı fakat belirli biçimlerde kapitalist üretim ilişkilerinin ortaya çıkardığı bir durum olduğu için, bu ilişkilerin devlet biçimi olan KT'lerin yoksulluğu ortadan kaldırması ya da azaltması mümkün değildir. Sosyal politikalar da dahil olmak üzere, kapitalist devlet unsurlarının bilimsel açıklamaları, bunların görünme ve algılanma biçimlerini açıklayıcı değişkenler olarak ele alamaz. Bu biçimlerin ve algıların kendilerini açıklama nesnesi haline getirmek gerekir. Devletin görüngü düzeyindeki biçim ve işlevleri, ancak onları doğuran altta yatan toplumsal sınıf ilişkilerinin ortaya çıkarılması yoluyla açıklanabilir. Bu bağlamda, KT'leri doğru bir şekilde açıklayabilmenin tek yolu, onları yoksulluğu azaltmaya yönelik görünürdeki amaç ya da işlevlerinden soyutlamak ve kapitalist sınıf ilişkilerinin aldığı devlet biçimleri olarak ele almaktır. Sonuçta yoksulluk, onu çalışan sınıflarının yeniden üretim koşullarını tahrip ederek üreten sermaye birikiminin zorunlu çelişkilerinin bir sonucudur. Sosyal politikalar ise, insanın varlığının üretimi ve yeniden üretimi üzerinde sermaye ve çalışan sınıflar arasındaki sınıf mücadelesinin bir biçimidir.

Artı nüfuslarGelir dağılımıKapitalist devlet+4
Fırat Duruşan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel güney'de sosyal politikalar ve sınırları: Brezilya'da Bolsa Família örneği

Bu çalışmanın amacı, 2008 krizi sonrası alternatif ekonomi politikaları bütünü olarak sunulan Post-neoliberal yaklaşım kapsamında teşvik edilen sosyal politikaların yoksulluğu ve eşitsizliği azaltmadaki etkilerini tartışmaktır. Sosyal neoliberalizm olarak kavramsallaştırılan söz konusu politikaların özellikle gelişmekte olan ülkelerde 2008 krizi öncesinde uygulanmaya başlandığı vurgulanmakta, bu bağlamda Şartlı Nakit Transferleri yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele aracı olarak ele alınmaktadır. Bu çalışmada, neoliberal ekonomi politikaları benimsenmiş olmasına rağmen yoksullara yönelik sosyal politikalarla onların durumunu iyileştirmeyi hedefleyen sosyal neoliberal uygulamalar, Brezilya örneği üzerinden ele alınmaktadır. Kapsamlı bir Şartlı Nakit Transferi örneği olarak Bolsa Família'nın 2003-2010 yılları arasında ülkenin yoksulluk ve eşitsizlik verileri üzerindeki etkileri değerlendirilerek 2008 krizinin söz konusu verileri nasıl değiştirdiği incelenmektedir. Bununla birlikte, nakit transferleri karşılığında devlet tarafından sunulan eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanması şart koşulan yoksul kesimin söz konusu alanlarda gösterdiği gelişmeler tartışılmaktadır. Bu tezin, sosyal neoliberalizmin yoksulluk ve eşitsizlikle mücadeledeki rolünü, gösterge etkisi olan bir vaka analizi ile ortaya koyması bakımından literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.

Bolsa FamiliaBrezilyaEkonomi politikaları+5
Hazal Melike Çoban
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoksullukla mücadele stratejisi; Mikrofinans uygulamaları ve kadın

Dünya genelinde mikro kredi kullandıran kuruluşların amaçlarına bakıldığında ''Kadınları Güçlendirme'' düşüncesi başat rol oynamaktadır. Yoksullukla mücadelede etkili olan mikro kredi uygulaması dar gelirli (yoksul ya da yoksulluk sınırının daha altında) bireylere belli miktarda kredi kullandırılarak çalışma hayatında yer almalarını sağlamak ve ekonomik gücünü elinde bulunduran kadınların gerek aile içinde gerekse toplumda statü olarak yükselmeleri amaç edinilmiştir. Bu çerçevede kadın istihdamının arttırılması için yoksulluk önleme politikası olarak tanımlanan mikro kredi bir çözüm potansiyeline sahiptir. Bu çalışma, mikro kredi uygulamaları örneklerinin incelenmesini ve mikro kredilerin kadınların ekonomiye kazandırılmasında ne kadar etkili olduğunu saptamayı amaçlamaktadır.

Kadın iş gücüKadınlarMikro finans+3
Perihan Kübra Eral
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir kalkınmanın başarısızlığı, sürdürülebilir kalkınmaya eleştiriler ve hâkim çevre anlayışına alternatif yaklaşımlar

Sanayi devrimine kadar doğa ile uyum içerisinde yaşanırken, sanayi devriminden sonra oluşan endüstriyel üretim ve tüketim toplumuyla, insanoğlunun doğaya daha çok hakim olmaya başladığı ve doğaya verilen zararların arttığı gözlemlenmiştir. Ekolojik sorunların göz ardı edilemeyecek seviyeye gelmesi ile birlikte sorunlara çözüm önerileri de farklı bakış açıları ile çeşitlilik kazanmıştır. Bu çözümlerden biri olarak sürdürülebilir kalkınma hakim ekonomik paradigmanın ürünü olarak sunulmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma; hem ekonomik gelişmenin devam edebileceğini hem de ekolojik sistemin korunabileceğini; çevre ile kalkınma çelişkisinin ortadan kalkacağını öne sürmektedir. Bu bağlamda çalışmanın üç amacı vardır. Bunlardan ilki sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik gelişmenin yanında ortaya çıkan ekolojik sorunları giderip gidermediğini araştırmaktır. İkinci aşamada uluslararası kurumlar tarafından ortaya konulan sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hangilerinin başarılı ve başarısız olduğunu açıklamak, varsa bulunan başarısızlığın nedenlerini araştırarak sürdürülebilir kalkınma konusuna yönelik eleştirileri değerlendirmektir. Son bölümde ise, mevcut ekolojik sorunların önlenmesinde alternatif çözümlerin neler olduğuna yer vermektir. Çalışma yerli ve yabancı yazarlara ait kitaplar, makaleler ile ulusal ve uluslararası kuruluşlarının yayınlamış olduğu veriler ve raporlardan yararlanarak sürdürülebilir kalkınmaya yönelik eleştirel bakış açısının yetersizliğini giderecek ve alternatif ekolojik yaklaşımların geliştirilmesi açısından literatüre katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Sürdürülebilir kalkınma, İklim değişikliği, Yoksulluk

BaşarısızlıkEleştiriSiyasal eleştiri+5
Kübra Güldüren Özcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoksulluk ve göç ilişkisi: Yüksekova örneği

Bu çalışmanın amacı uluslararası gündemin ana maddelerinden biri olan göç, eğitim ve bununla birlikte yoksulluk olgusunu inceleyerek, bu incelemeyi Hakkari ili Yüksekova ilçesi için değerlendirmektir. Bu nedenle, tez için belli aralıklarla gözlemler yapılmış, yerel halkla görüşmeler ve yüz yüze anket çalışmaları uygulanmıştır. Uyguladığımız anket çalışmasıyla Yüksekova ilçesi için göç, eğitim ve yoksulluk sebep sonuçları tespit edilmeye, göç ve yoksulluk etkisinde çalışanların büyüklüğü saptanmaya çalışılmıştır. Yüksekova'da ihtiyaç sahiplerini pasif alıcı konuma iten karşılıksız ve sadece günlük ihtiyacı karşılayabilen yardım biçimlerinin varlığı ve büyüklüğü tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma inceleme açısından Yüksekova ilçesi için ve kapsam genişliği açısından Hakkari ili için bir ilk olmaktadır. Göçmenlerin demografik nitelikleri, sosyoekonomik özellikleri, göçten sonraki durumları ve Yüksekova ilçesi ile ilgili algıları incelenmiştir. Bu çalışma hane reisleri ile yapılan derinlemesine görüşmelerin ve yüz yüze anketlerden elde edilen sayısal verilerin detaylı analizine dayandığı için göç ve yoksulluk olgularının yarattığı sorunların çözümü için önemlidir. Çalışmanın en önemli bulgusu yoksulluğun; güvenlik, eğitim ve göç sorunlarına sebep olduğudur. Anahtar Kelimeler: Göç, Yoksulluk, Yüksekova, Anket

EğitimGöçlerHakkari-Yüksekova+2
Sibel Canan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siirt ilinin kentsel yoksulluk olgusu: Bir alan araştırması

Yoksulluk kavramı daha çok hanelerin gelir düzeyi hangi seviyede olursa olsun, Dünyada ve Türkiye'de bütün insanların karşı karşıya kaldığı ekonomik unsurlardan biridir. Günümüzde yoksulluk gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde geri kalmış tüm ülkeleri de içine alan küresel bir boyut kazanmıştır. Yaşanılan ekonomik krizler yoksulluk kaynaklı toplumsal çatışmalara ve toplumda ayrışmaların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yoksulluğun giderek çeşitli türlere ayrılması ve küreselleşmesi ile birlikte kentleşme proseslerin sürat kazanması sonucunda kentsel yoksulluk göç ile birlikte daha belirgin olmaya başlamıştır. İnsanların gereksinimlerinin sadece ekonomik olarak değil de kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının da karşılanması olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Bundan dolayı yoksulluk ülkemiz açısından değerlendirilmekle beraber Siirt'in kentsel yaşayış üzerindeki etkileri de inceleme konusunu oluşturmuştur. Bu çalışmanın birinci bölümünde kuramsal ve kavramsal açıdan yoksulluk kavramı ve yoksulluk türleri açıklanmıştır. Bölüm devamında ayrıca yoksulluğun ortaya çıkmasında etkili olan faktörler de açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Dünyada ve Türkiye'de yoksulluğun görünümü, yoksullukla mücadele ve Türkiye'de gelir dağılımı ve türleri detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Araştırma kapsamında ülkemizde yoksullukla mücadele politikalarının, yoksullukla mücadelede ne kadar etkin bir şekilde yoksulların ihtiyaçlarına cevap verdiği üzerinde durulmuştur. Yoksullukla mücadele politikaları konusunda katılımcılarla birlikte konunun uzmanı olan fertlerle de derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada katılımcıların yoksullukla mücadelenin sadece ayni yardımlarla sürdürülemeyeceğini, bunun yanında uzun dönemde gelir getirici meslek edindirme kurslarının daha faydalı olacağı vurgulanmıştır. Yoksullara yapılan sosyal yardımların yaşamlarını bağımlı halde ayni yardımlarla sürdüremeyeceklerini, daha çok nakdi ve ihtiyaçları baz alınarak yardımların yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde daha çok uygulamalı ve yoksulluğa ilişkin mücadele politikaların belirlenmesi, nasıl uygulanması gerektiği konusunda bilgi ve görüşleri olan fertlerle nitel veri toplama aracı olan araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme formu kullanılmış 12 katılımcı, 4 uzman ile görüşülmüştür. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular neticesinde yoksulların düzenli olmayan bir gelire sahip oldukları, bu düzensiz gelir ile kendi yaşamlarında yarattığı belirsizlik ve gerginlikler hayat tarzlarını ve aile içi huzursuzluklarına da sebep olduğu sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında yoksullukla mücadele politikaları detaylı olarak ele alınmış ve konuya ilişkin sonuç ve öneriler somut olarak sunulmuştur.

KentlerKentsel sorunlarKentsel yaşam+4
Mehmet Aydın Beştaş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amartya Sen'in iktisat anlayışı: Yoksulluk bağlamında bir değerlendirme

Amartya Sen'in düşüncesinin temelinde, "yetenekler" kavramı ya da iyi bir yaşamı oluşturan işlevleri yerine getirme kapasitesi yer alır. Yoksulluğun sadece gelirle açıklanamayacağını söyleyen Sen, çoğu durumda geliri ölçme yöntemlerinin, yoksulluğu ortadan kaldıran çeşitli argümanları hesaba katmadığını savunmaktadır. Sen'e göre yoksulluk, gelir düşüklüğünün ötesinde bir şeyi başarma özgürlüklerini sınırlayan yeteneklerden yoksunluk olarak görülmelidir. Farklı toplumlardaki farklı insanların sahip olduğu özgürlükleri karşılaştırmanın ve değerlendirmenin en iyi yolunun, onların "yetenek setini", başka bir deyişle, belirli grup için mevcut olan maksimum yaşamı gerçekleştiren işlevleri incelemek olduğunu öne sürüyor. Sen, eğitim fırsatlarına, sağlık hizmetlerine, sanitasyona, beslenmeye ve siyasal katılıma erişim özgürlüğünün öneminden bahsederken, yaşamaya değer bir hayat yaşama yeteneğinin normatif alanını çizer. "Homo economicus"'un toplam çıkarını maksimize etmeyi amaçlayan faydacı düşünceye de eleştiriler getiren Amartya Sen'in, insan refahını neyin oluşturduğuna dair arayışı, bu çalışmamızın genel yapısını oluşturmaktadır.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomi teorileri+3
Savaş Beyter
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetimlerde sosyal yardımlara yönelik bir alan araştırması: Siirt ili örneği

Yerleşim birimlerinde yerel halkın temel nitelikli ihtiyaçlarını gideren yerel yönetimler, halka önemli kamusal hizmetler sunmaktadır. Sunulan hizmetlerin en önemlisi olarak da sosyal yardımlar gelmektedir. Belediyelerin sosyal yardımlarını konu alan bu çalışmayla yoksullukla ilgili kavramsal ve kuramsal çerçeveye yer verilmiştir. Yoksullukla ilgili genel bilgilere yer verildikten sonra yerel yönetimlere ve onların yapmış oldukları sosyal yardımlara ilişkin bilgilere yer verilmektedir. Siirt'te yürütülen bu çalışma ile yerel yönetimlerin sosyal yardım sürecindeki çalışmaları incelenmiştir. Araştırmada görüşülen kişilerden toplanan veriler ve Siirt örneğinde yürütülen çalışmalarla yerel yönetimlerin bu alandaki çalışmaları yapılan nitel çalışma ile ortaya konmuştur.

BelediyelerSiirtSosyal yardım+2
Bengin Göksu
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Well-being in older migrants and non-migrants in Germany: A specific look at health and poverty dimensions

Well-being among older people has become an essential matter, as the ageing population throughout the world become a more widespread phenomenon. Well-being is an implicit notion, which can be approached in different ways. This thesis approaches well-being from both objective and subjective perspectives and analyses its two measurable dimensions as health and poverty. This thesis aims to examine health and poverty determinants among the older population in Germany and to find whether health and poverty status converge to or diverge from each other for older migrants and non-migrants. Health is examined by looking at diabetes, depression, and subjective health measures. Poverty is examined by looking at income, wealth, and subjective poverty measures. As the data source, Wave 7 of the Survey of Health, Ageing, and Retirement of Europe is used. Six hypotheses were formulated based on migration status and length of residence, and outcome variables. Binary logistic regression model is employed to reveal the factors affecting health and poverty of the older migrants and non-migrants. Descriptive statistics by the prevalence of diabetes, depression, subjective health, income poverty, wealth poverty and subjective poverty are presented. For each model, binary logistic regression tables are given. By focusing the migration status and length of residence, the results are discussed within the framework of the healthy immigrant effect for the health models. For the poverty models, the results were discussed by comparing them with that of the previous research and hypotheses formulated. The results suggest that for health models, both older migrant groups have higher odds of having diabetes than natives. Western older migrants have lower odds of having depression while non-Western migrants have similar to that of natives. Both migrant groups have similar odds of having poor subjective health when compared to non-migrants. For poverty models, both migrant groups have higher odds of having income poverty than natives. Western migrants have lower odds of having wealth poverty while non-Western migrants have higher odds of wealth poverty compared to natives. Western migrants have similar odds of having subjective poverty and non-Western migrants have higher odds when compared to natives. In general, the results point out that healthy immigrant effect is not generalizable to the all three health models. Although we provide support for most of our formulated hypotheses, model of diabetes provides results not in line with our expectations.

GermansGermanyEmigrants+5
Nur Koyuncu
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Three essays on behavioral economics

This dissertation consists of three essays about Behavioral Economics. The first essay discusses the behavioral patterns of economically disadvantaged Turkish people for the years 2006 and 2019. The second essay investigates what kind of behavioral economics principles applies to the Central Bank of the Republic of Turkey's monetary policy behavior. Lastly, the third essay examines if the Status Quo Bias, one of the Behavioral Economics concepts, is valid for Turkey during the recent economic crisis. Hence, this dissertation contributes to the growing literature on Behavioral Economics by examining Turkey using Behavioral Economics methods on individual, institutional, and macro levels.

ARDLBehavioral economicsBehavioral finance+4
Feyza Özdinç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçici koruma statüsündeki Suriyeli kadınlar: Yoksulluk ekseninde bir değerlendirme

Kadın olma hali başlı başına pek çok dezavantaja neden olmakla birlikte kesişimde olduğu göçmenlik, yoksulluk, annelik, ücretli istihdamda yer almamak, eğitimsizlik gibi pek çok farklı alan üzerinden kadınların yaşamlarında farklı yoğunlukta etkiler yaratır. Bu çalışmanın konusu özelinde güncel olarak Türkiye'de yaşamakta olan Suriyeli kadınlar; hem ailelerini, hem işlerini hem eğitimlerini hem de hayatlarını Suriye'de bırakarak eski yaşamlarından çok farklı koşullarda yaşamaktadırlar. Göç, göç edenler açısından çok boyutlu sorunları ortaya çıkarırken, bu sorunların kadınlara düşen tarafında da büyük yoksunluk halleri ve dönüşüm süreçleri söz konusudur. Bu çalışma, Türkiye'ye göç etmiş göçü fırsata çevirme potansiyelindeki Suriyeli kadınların yoksulluk hallerini konu edinmektedir. Ankara'da yaşamakta olan göçü fırsata çevirme potansiyelindeki yirmi dokuz Suriyeli kadın ile derinlemesine mülakat tekniğinden yararlanılarak gerçekleştirilen saha çalışması, kadınların Suriye'deki ve Türkiye'deki yaşam deneyimlerini anlamaya çalışırken kadın olma, göçmen statüsü ve yapabilirliklerden yoksun olma halleri üzerinden hayatlarındaki kesişimsel dezavantajları ortayı koyma amacı edinmektedir. Ülkelerindeki mesleklerini ve eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalan kadınlar, Türkiye'de yoksulluğu hem ekonomik açıdan hem de yapabilirlikler bakımından deneyimlemektedirler. Çalışmanın muhtevası içerisinde yukarıda kısaca aktarılan Suriyeli göçmen kadınların yaşamlarında karşılaştıkları yoksulluk halleri konusu detaylandırılarak ele alınmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Elif Aslı Yazıcı
Hacettepe University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emek gücünün metalaşması sürecinde İngiliz yoksul yasaları

Bu çalışma, yoksulluk politikaları açısından önemli bir gelişme olan İngiliz Yoksul Yasalarını, emek gücünün metalaşması bağlamında ele almıştır. Bu doğrultuda öncelikle metalaşma süreçleri açıklanmış; meta, pre-kapitalist ve kapitalist meta üretimi ve metanın değeri incelenmiştir. Sonrasında emek gücünün özgül bir meta olarak ortaya çıkışı anlatılmıştır. Bunla ilgili olarak emek gücünün feodal bağlardan kopuşu ve mülksüzleştirme süreçleri aktarılmıştır. Anılan süreçlerde hukukun ve spesifik olarak iş sözleşmesinin nasıl bir rol üstlendiğinden bahsedilmiştir. Devamında yoksul yasalarının içinden çıktığı tarihsel süreç anlatılmıştır. 1834 yılından önceki kanunlar Eski Yoksul Yasaları altında, sonrasındaki kanunlar ise Yeni Yoksul Yasaları altında incelenmiştir. 1662 tarihli Yerleşim Yasası, 1782 tarihli Gilbert Yasası ve Speenhamland olarak adlandırılan sistem de Eski Yoksul Yasaları kapsamında değerlendirilmiştir. Eski yoksul yasaları döneminde sosyal politikaya hakim olan paternalist anlayış açıklanmıştır. Takip eden bölümde paternalizmden piyasacılığa geçişin kapitalist ilişkilerin derinleşmesiyle bağlantısı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma, yoksul yasalarının metalaşma ve emek gücünün metalaşması süreçleriyle ilişkisinin anlatıldığı bölümle sonlandırılmıştır. 1834 tarihli Yeni Yoksul Yasasının, işçi sınıfının sermayeye bağımlı hale getirilmesinde oynadığı rolden bahsedilmiştir. Yoksul yasalarıyla birlikte emek gücü metasının istenilen ölçeklerde piyasada hazır bulundurulmasının koşullarının yaratıldığı ileri sürülmüştür

KanunlarMetalaşmaYoksulluk+2
Emre Öztürk
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Emek pazarı ve kimliklenme ilişkisi: İzmir Urla Sıra Mahallesi Romanları örneği

Bu çalışma, emek pazarıyla temasın, Roman kimliğine etkisini konu edinmektedir. Bu çalışmanın yöneldiği özgün soru, hipergetto bir yerleşke olan Sıra Mahallesi'nde yaşayan Romanların, kendi kültürel kimliklerinin penceresinden ve değer setlerinden hareketle emek piyasalarını nasıl gördükleridir. Çalışmada Romanların yaşam koşullarını, onların sesleri ve bakışı, taktikleri ve eylem pratikleri üzerinden görmek hedeflenmiştir ve yoksul, hipergetto bir mahalle olan Sıra mahallesinde (Urla-İzmir) yaklaşık iki yıl boyunca etnografik saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Tez, Romanların mekan, eğitim ve çalışma deneyimlerine odaklanırken, yaşam alanlarına ilişkin detaylı, mikro bir perspektif sunmaktadır. Toplumsal alanlarda hakim pozisyonlarda bulunan ve emek pazarını hakimiyetinde bulunduran Gaco (Roman olmayanlar), dikte ettiği kültürel değer ve yaşam biçimleri ile Romanların yaşamlarını da büyük ölçüde belirlemektedir. Tezde, emek pazarı ile ilişkilenen Romanların, tahakküm-direniş ilişkisi üzerinden Gaco ile nasıl bir kültürlerarası bir müzakere sürdürdüğü ve güç asimetrisi içeren bu müzakerenin bir sonucu olarak Roman kimliklenmesinin nasıl gerçekleştiği incelenmiştir. Yoksulluğa dair kuramsal tartışmalar ve yoksulların norm-dışı davranışlarına odaklanan literatürün ışığında, etno-ırksal ve maduniyet ekseninde gerçekleşen Roman kimliklenmesindeki faillik sorgulanmış ve Romanların yaşam tercihlerinde kültürel değerlerin ve sınıfsal bağlamın nasıl yer bulduğu irdelenmiştir. Mevcut yoksulluk literatüründe genellikle yoksulluğun yapısal şartlarına odaklanılırken, yoksul bireylerin, topluma ve emek piyasalarına eklemlenmek arzusu taşıdığı varsayımından hareket edilmektedir. Yoksullara emek piyasasına eklemlenme arzusu atfetmek yerine, Romanlar örneğinde doğrudan onların gözünden piyasaya bakmak, normalleştirilmiş/meşrulaştırılmış kimlik-emek ilişkisini sorgulamak için verimli bir başlangıç noktası olmuştur. Bu çerçeveden yoksulluğun ve başarısızlığın yükünü maduna yükleyen egemen bakışı sorgulamak hedeflenmiştir.

KimliklendirmeKültürel kimlikRomans+5
Ozan Uştuk
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetimlerin yoksullukla mücadelesi- Eyüp Belediyesi örneği

Dünya ölçeğinde sanayi devrimi ile başlayan kent yoksulluğu olgusu Türkiye'de 1950'li yıllardan itibaren varlığını hissettirmeye başlar. 1950'lerden itibaren kırsal alandan kente yönelen göç ve kent içinde yaşanan yatay sosyal hareketlilik, beraberinde sosyal, ekonomik ve endüstriyel bir dönüşüm sürecini başlatmıştır. Bu dönüşüm sürecinde, özellikle sanayileşmenin çok önünde bir hızla seyreden kentleşme nedeniyle kentlerde hızla artan işsizlik, diğer taraftan emek yoğun sektörden, önce sermaye yoğun sektöre, sonra da bilgi yoğun sektöre doğru yaşanan geçiş sürecinde gerekli uyumu sağlayamadığı için iş imkanı bulamayan bireylerin normal yaşam standartlarından mahrum kalmaları sonucu doğmuştur. Bu dönüşümün yarattığı nitelikli iş gücü taleplerini kendi imkânları ile kendilerini geliştirerek karşılamak imkanından yoksun olan kent yoksulları hayatlarını idame ettirmek için ya kayıt dışı istihdamın objesi olmuşlar ya da bu sorunlarını enformel sektörler aracılığı ile çözmeye çalışmışlardır. Küreselleşme ile derinleşen ve keskinleşen kentsel yoksulluk olgusu ile mücadele etme zorunluluğu her şeyden önce "sosyal devlet" ilkesinin doğurduğu anayasal bir zorunluluktur. Başlangıçta merkezi yönetimin görev alanında yer alan yoksullukla mücadele günümüzde belediyelerin de temel fonksiyonlarından biri haline gelmiştir. 1973 yerel seçimlerinden sonra üç büyük şehirde belediye başkanlıklarını kazanan CHP'li belediye başkanlarının uygulamaları ile başlayan toplumcu belediyecilik tartışmaları ve kent yoksulluğu ile mücadele edilmesi gerekliliğine vurgu yapan sosyal belediyecilik, 2004 belediye reformunun da önemli taleplerinden biridir. Kent yoksulluğu ile mücadele etmeyi daha önce kendiliğinden yerine getiren belediyeler 2004 reformu sonrasında bu mücadelenin temel paydaşlarından biri haline gelmiştir. Bu çalışmada 2004 belediye reformu sonrasında kent yoksulluğu ile mücadele konusunda belediyelerin yetkileri tanımlanarak Eyüp Belediyesi'nin kent yoksulluğu ile mücadele çerçevesinde ortaya koyduğu politikalar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, kent yoksulluğu, sosyal belediyecilik, yoksullukla mücadele.

BelediyelerSosyal hizmetlerYerel yönetimler+1
Gülden Mutlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of small and medium enterprises on poverty reduction in Afghansitan

This paper explores the effect of SMEs (Small Medium Enterprises) on poverty reduction in Afghanistan through alleviation and database. The role of SME is very important in employment generation, poverty alleviation, Gross Domestic Product (GDP) and economic growth which automatically reduce poverty in a country. Annual data used to examine the impact of SMEs on poverty reduction in Afghanistan. This article aims at finding out that which small medium scale and enterprise with use of activities of employment helped to reduce poverty reduction and it is recognized that SMEs is a powerful tool to poverty reduction and economic growth. After three decades of war in Afghanistan, the system and infrastructure of Afghanistan is completely destroyed and after create of temporary government in Afghanistan in 2001, Afghanistan is involved into many protocol and aids program to rescue this country from poverty and raise the poverty line. They raise many tools, regulation and innovation to decrease poverty from Afghanistan and this is a very effective topic to decrease the problem of poverty through SMEs which is corporate with the help of World Trade Organization (WTO), World Bank (WB), United Nation (UN), Japan International Corporation Agency (JICA) and many other organization or Non-Government Organizations (NGOs).

AfghanistanSmall and Medium Sized FirmsPoverty+2
Mahmood Hassaas
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tandır'a, ekmek'e, un'a, nefes'e: Mekânın yeniden üretimi ve yoksullukla mücadele bağlamında bir geçim biçimi olarak Muş tandır evleri üzerine saha çalışması

Çalışmamızda mekân, yoksullukla mücadele ve kadın emeğinin bir sentezi olarak ele alacağımız Tandır evleri, günümüzde birçok il merkezinde ve özellikle en işlek mekânlarda varlığını sürdürmektedir. Tandır evi bir mekân olarak çevresindeki birçok iş yerini olumlu anlamda etkilemekte ve birçok işyeri arasındaki toplumsal ilişkilerin gelişmesine de katkı sunmaktadır. Tandır evinin bu işlevi, özellikle kırdan kente göç eden kadınlar için önemli bir nitelik taşımaktadır, çünkü kadınların geldikleri yerlerde en iyi yaptıkları iş, tandırda ekmek pişirmektedir. Emeklerini tandır evlerinde ekmek pişirerek kullanan kadınlar bu sayede emekleri karşılığında ücretlerini alabilmekte ve yoksullukla mücadele etmenin yerel dinamiğini oluşturmaktadır. Çünkü tandır evleri bir yandan mekânın dönüşümü ve mekânın yeniden üretimini sağlarken öte taraftan da tandır evlerinde çalışan kadınların yoksullukla mücadele etmelerinde önemli bir tampon mekanizma olarak işlev görmektedirler. Mekânın dönüşümü ve yoksullukla mücadelede önemli bir yere sahip olan tandır evlerinin ele alarak analiz ettiğimiz bu çalışmada Muş il merkezinde yer alan tandır evlerinde çalışan kadınlar ana örneklemimizi oluşturacaktır. Soracağımız sorularla birlikte tandır evlerinin kadınların hayatlarına nasıl bir katkı yaptığı, yoksullukla mücadelelerinde nasıl bir yere sahip olduğu ve tandır evlerinin mekânın yeniden üretimine veya dönüşümüne nasıl katkı sağladığı ele alınacaktır. Nitel yöntem ile birlikte yüz yüze görüşme ve mülakat tekniği kullanılacak çalışmamızda elde edilen bulgular sosyolojik bir bakış açısıyla analiz edilecektir.

EmekKadın iş gücüKadınlar+5
Nupel Azizoğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Hunger and the help: A case study of rizq as a civil society organisation in urban Pakistan

The research aims to explore and evaluate the efficacy of grassroots social movements in battling food insecurity amongst the urban poor in Pakistan. By using Ribot and Peluso's Theory of Access (2003), Symbolic interactionism, and Resource Mobilization Theory (RMT), a theoretical framework was established to study the role of a non-profit organization, Rizq, in battling food insecurity and hunger. By employing the use of in-depth interviews and participant observation, Rizq was analyzed as a case study in its efficacy in mitigating food insecurity and hunger by a two-pronged approach: the role of Rizq in the provision of food and the effect it had on the beneficiaries. The result of the study showed that Rizq was successful in mitigating hunger and food insecurity. However, the results were short-term. Further research is needed in urban poverty to understand the issue of food security as a multidisciplinary phenomenon and strive toward possible local solutions.

HungerFood securityPoverty
Shahrukh Burkı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal yardımların yoksulluk üzerine etkileri: Türkiye örneği

ÖZET Bu çalışmada, Türkiye'de yapılan sosyal yardımların yoksulluk üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan Gelir Yaşam Koşulları Anketi (GYKA) mikro verisi kullanılmıştır. Sosyal yardımların yoksulluk üzerine olan etkisi 2006 ve 2016 yılları için ayrı ayrı araştırılmıştır. Yoksulluk ölçütü olarak göreli yoksulluk ölçüsü kullanılmıştır. Bu ölçü hanelerin medyan gelirlerinin %40'ı, %50'si ve %60'ı alınarak hesaplanmaktadır. Bu çalışmadaki analizlerde yoksulluk sınırı olarak medyan gelirin %50'si baz alınmıştır. Bu sınırın altında kalan haneler yoksul olarak kabul edilmiştir. Bu ölçüte göre 2006- 2016 yılları arasında Türkiye'de yoksulluk sınırı altında kalanların oranı azalma eğilimindedir. Türkiye'de devlet tarafından yapılan sosyal yardım harcamaları 2012 öncesinde farklı kurum ve kanuni düzenlemeler aracılığıyla yürütülürken; 2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın (ASPB) kurulmasıyla tek çatı altında toplanmıştır. Bakanlığın faaliyete geçmesiyle birlikte sosyal yardım harcamalarında önemli ölçüde artış meydana gelmiştir. 2012 yılında 11 milyar TL olan sosyal yardım harcamları, 2016 yılına gelindiğinde yaklaşık 3 katına çıkarak 32 milyar TL'ye ulaşmıştır. Tezin ana amacı olarak Türkiye'de son yıllarda artış gösteren sosyal yardım harcamalarının yoksul olma olasılığı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda yoksul olma olasılığı için hanenin gelirinin medyan gelirin %50'sinin altında kalma durumu kullanılmıştır. Haneye yapılan fert ve hanehalkı bazındaki sosyal yardımların toplamı eşdeğerlik ölçütüne göre düzeltilerek toplam sosyal yardım geliri olarak tanımlanmıştır. Hanenin yoksul olma olasılığı; tanımlanan toplam sosyal yardım gelirleri, hanehalkının ortalama eğitim yılı, hanehalkı reisinin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu ve sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olma durumu kullanılarak tahmin edilmiştir. Açıklanan değişkenin ikili yapıya sahip olmasından dolayı Logit model uygulanmıştır. Modele ait marjinal etkiler incelendiğinde ise eğitim yılı ortalamasının artması yoksul olma olasılığını azaltıcı etkiye sahiptir. Hanehalkı reisi kadın olan hanelerin, reisi erkek olan hanelere göre yoksul olma olasılığı daha fazladır. Ancak hanehalkı reisinin medeni durumu yoksul olma olasılığı üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiye sahip değildir. Hanehalkı reisinin yaşı ile hanenin yoksul olma olasılığı arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Beklenildiği üzere kayıtdışı çalışan hanehalkı reislerinin hanelerinin yoksul olma olasılığı daha fazladır. Nihai hedefimiz doğrultusunda hanehalkının aldığı toplam sosyal yardım miktarı yoksul olma olasılığını azaltıcı etkiye sahiptir. Alınan sosyal yardım miktarının ortalamadan her 1000 TL artış göstermesi hanehalkının yoksul olma olasılığını ortalama %8 azaltmaktadır.

Sosyal hizmet kurumlarıSosyal yardımYoksulluk
Erdi Bal
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orhan Kemal'in öykülerinde küçük, fakir insan

Orhan Kemal, içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluk taşıyan ve bu sorumluluk bilinciyle devrinin sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmelerini gerçekçi bir perspektifle öykülerinde yansıtan, toplumcu gerçekçi yazar kimliğiyle dikkat çeken en üretken kalemlerimizden biridir. 1940'lı yıllarda Türk edebiyatında güçlü bir eğilim olarak kendini hissettiren "Anadolu'ya yöneliş"; öykülerinin temel hareket noktası "Sosyal Gerçeklik" olan Orhan Kemal'in öykülerinde "küçük insanların" gerçekçi bir tarzda ele alınması biçiminde karşılığını bulur. Yazar, bu anlayışından hareketle öykülerinde çetin koşullara teslim olmayan ve toplumun alt tabakasını oluşturan insanların ekmek kavgasını, "küçük adamların" zorlu hayatını işler. Orhan Kemal'in "küçük insanların" ayakta kalabilme mücadelesini anlatırken temel amacı "sosyal fayda"dır. Bu yolla okuyucuyu hem eğitmek hem de düşündürmek amacındadır. Aynı zamanda "küçük insan" öyküsü üzerinden insana dair evrensel bir mesaj iletme kaygısı da taşır. Tez çalışması ele aldığı öykülerle Orhan Kemal'in "küçük, fakir insan"ını ortaya koymaya çalışmıştır. Orhan Kemal'in eserlerinde işlediği küçük, fakir insan tipi, düzensiz bir toplumun parçası olan ve hayatın zorluklarıyla boğuşan, gelecekten umutlu bir insandır. Yazarın öykülerde "insanı anlatma ve anlama çabasını" temel alan bir bakış açısı sergilediği görülür.

HikayeHikaye kitaplarıKemal, Orhan+3
Nesrin Özdemir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoksullukla mücadelede kadınların geliştirdiği stratejiler: Bir örnek olay olarak tandırda ekmek pişiren kadınlar üzerine bir alan araştırması(Van kent merkezi örneği)

Son yıllarda az gelişmiş, gelişmekte olan ve hatta gelişmiş ülkelerin manşetlerinde yer alan yoksulluk olgusu neredeyse tüm ülkelerin kaderi haline gelmiştir. İnsanlık tarihinde sürekli var olan ve çözüm aranan bir sorun olarak karşımıza çıkan yoksulluk olgusu ülkede yaşayan tüm bireyleri etkilemektedir. Ancak yoksulluk olgusu ülkeden ülkeye, toplumdan topluma farklı şekillerde algılanmakta ve bireylerde farklı etkilere neden olmaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye'de ise yoksulluk olgusu yüksek düzeylerde yaşanmakta ve ülkede bulunan bireyleri farklı etkilemektedir. Ancak Türkiye'de daha çok ataerkil bir toplum yapısının benimsenmesi ve toplumun hakim olduğu dini normlar, toplum tarafından belirlenmiş toplumsal cinsiyet rolleri kadınların erkeklere oranla yoksulluk karşısında daha savunmasız bırakmıştır. Değişen toplum yapısıyla birlikte aile yapısının değişmesi, boşanmaların artması, evlilik dışı çocuk sahibi olma oranının artması ve çocukların kadınlar tarafından bakılması, kadınların istihdam oranının azalması, toplumsal cinsiyet rolleri gereği kadınların ev gibi özel alanlara mahkum edilmesi, kadın emeğinin enformel sektörde ve vasıfsız işlerde sömürülmesi gibi faktörler kadın yoksulluğunun gündeme gelmesini tetiklemiştir. Bu bağlamda kadınlar yoksulluk olgusuna karşı farklı mücadeleler geliştirmiş ve bu yoksullukla mücadele, kadın yoksulluğuna farklı bir çalışma alanı katmıştır. Bu çalışma da ise daha çok kadınların yoksullukla mücadelede geliştirmiş oldukları stratejiler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın saha araştırması Van merkez ilçelerine bağlı kentin dış çeperinde yer alan mahallelerde yürütülmüş, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bu mahallelerde ikamet eden görüşmecilere ilçe kaymakamlıklara bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracığıyla ulaşılmıştır. Çalışmanın asıl sorunsalı ise bu mahallelerde ikamet eden yoksul kadınların hane içinde gerçekleştirdikleri bir faaliyet olan tandırda ekmek pişirmenin haneye katkısının olup olmadığını, bu faaliyetin kadın sağlığını etkileyip etkilemediğini ve en önemlisi de geleneksel bağlamda da ele alınan bu faaliyetin yoksullukla mücadele mi yoksa gelenek mi olduğunu saptamak olmuştur.

EkmekKadın girişimciliğiKadın iş gücü+6
Ayşegül Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir mahallenin sosyolojisi: Göç ve yoksulluk bağlamında Seyrantepe örneği

Bu çalışma güvenlik nedeniyle, 1990 ve sonrasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nin kırsal yerleşimlerinden, özellikle Bitlis, Şırnak, Ağrı, Hakkâri ve Van'ın ilçe ve köylerinden kitlesel ve zorunlu olarak Van ilinin Tuşba ilçesine bağlı Seyrantepe Mahallesi'ne göç etmiş göçmenleri konu edinmektedir. Göç sürecinin göçmen nüfusu nasıl etkilediği, göçten sonra kente tutunmalarında nasıl bir strateji geliştirdikleri, göçe bağlı ortaya çıkan yoksullukla nasıl mücadele ettikleri ve göçmen nüfusun yeni yaşamlarına nasıl uyum sağladıkları araştırılmaktadır. Çalışmada, göçmen nüfusun göç öncesi ve göç sonrası yaşam farklılıklarına değinilerek, zorunlu göçün etkileri anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde konu ile ilgili daha önce yapılmış olan literatüre değinilmiştir. Göç ve yoksulluk olguları ele alınmış, ilgili tanımlar ve tartışmalar (kentsel ve mekansal yoksulluk, kentleşme, vb.) üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise araştırmanın yöntemine değinilmiş, araştırmada veri toplama tekniklerinden anket tekniğine başvurulmuş ve 300 hane halkına anket uygulanmıştır. Son bölümde ise çalışmanın yapıldığı Van iline bağlı Seyrantepe mahallesindeki göçmen nüfusun, ekonomik, demografik, sosyo-kültürel özellikleri yoksulluk bağlamında araştırılmış ve saha çalışmasından elde edilen bulgular yorumlanmıştır.

GöçlerSosyolojik analizVan-Tuşba-Seyrantepe+1
Songül Kartal
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında yoksulluk ve kadın olgusunun ulusal yazılı basında temsili: Hürriyet, Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazeteleri örneği

Neredeyse insanlık tarihinin her döneminde var olan yoksulluk, küreselleşmeyle birlikte gitgide derinleşirken aynı zamanda dünya çapında yaygınlaşan bir insanlık sorunu olmayı sürdürmektedir. Dolayısıyla insanları tüketim üzerinden tanımlayan neoliberal süreç, küreselleşmeyle birlikte yeryüzünde oluşabilecek bütün yoksullukları arttırmaktadır. Bu çerçevede, hayatı sürdürebilmek için gereken temel ihtiyaçlara ulaşılamayan bir mahrumiyet durumu olan yoksulluk, birtakım gereksinimlerin karşılanamaması anlamına da gelen geniş kapsamlı ve çok boyutlu bir kavramdır. Bu noktada yoksulluğu tam olarak açıklayabilmek için çeşitli kavramlar türetilmiştir. Bunlardan biri de yoksullar arasında kadınların oranının fazla olması ve yoksulluğu daha yoğun yaşamalarıyla ortaya çıkan 'yoksulluğun kadınlaşması' olgusudur. Yoksulluğun toplumsal cinsiyet boyutuyla ilgili olan kadın yoksulluğu, yoksulluğun kadınlar tarafından erkeklere göre daha şiddetli yaşandığını ve bu yüzden kadınların daha kırılgan olduğunu gösteren bir kavramdır. Bu tez çalışması da ulusal yazılı basında kadın ve yoksulluğun nasıl dile getirildiğini, nasıl algılandığını ve nasıl sunulduğunu farklı ideolojilere sahip gazeteler (Hürriyet, Yeni Şafak ve Cumhuriyet) üzerinden nitel veri analiziyle ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Cumhuriyet gazetesiGazetelerHürriyet gazetesi+5
Ömer İpci
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de büyükşehir belediyelerinin kentsel yoksullukla mücadelede rolü: Eskişehir ili örneği

En genel anlamı ile yoksulluk, insanların hayatlarını devam ettirebilmek için yeterli olanaklara sahip olamaması yani yokluk durumu olarak tanımlanmaktadır. Yoksulluğu tanımlamada hangi parametrenin baz alındığına bağlı olarak yoksulluk tanımı da farklılaşmakta ve yoksulluk tipolojileri ortaya çıkmaktadır. Neo-liberal ekonomik politikaların uygulanmasıyla birlikte, kapitalizm ve küreselleşme, etkilerini toplumda daha fazla hissettirmeye başlamış; zengin ülkeleri daha da zenginleştirirken; üçüncü dünya ülkelerini daha da yoksullaştırmaktadır. Bunun sonucu olarak gelir dağılımında eşitsizlikler artmakta; zenginler ile yoksullar arasındaki uçurum da büyümektedir. Bu çalışmada, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin yoksullukla mücadelede rolü Yenidoğan ve Gazipaşa Mahallesi örneklemleri ile analiz edilmektedir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin sunduğu gıda, eğitim, konut barınma ve yakacak, sağlık, iş ve istihdam, diğer sosyal yardım ve hizmetler gibi sosyal yardımlar değerlendirilmekte ve yetersiz olunan noktalarda öneriler ortaya konmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Kentsel Yoksulluk, Yerel Yönetimler, Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriEskişehir+4
Dilara Yeşildağ
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoksulluk bağlamında sokakta çalışan çocukların sosyo-ekonomik profilleri ve gelecek beklentileri: Şırnak örneği

İnsanlık tarihi boyunca hemen hemen tüm toplumların farklı düzeylerde karşı karşıya kaldıkları ve mücadele verdikleri problemlerden biri de yoksulluk sorunudur. Yoksulluk ilk bakışta belli bir gelirin altında veya yaşam için temel gıda ve ihtiyaçlardan yoksunluk olarak görülse de sosyal, toplumsal ve siyasi birçok ögeyi içerisinde barındıran da bir olgu olmuştur. Toplumdaki tüm bireylerin farklı boyutlarda karşı karşıya kalabildiği bu sorun en çok da dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan çocukları etkilemiştir. 20. yüzyıla kadar göz ardı edilen çocuk yoksulluğu bu dönemden sonra ayrı bir alan olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Toplumlar farklı sebeplerin yanı sıra çoğu zaman da yoksullukla mücadele konusunda çocuk işgücünden yararlanabilmektedir. İşgücü içerisinde yer alan çocuklar farklı tür sektörlerde çalışabilmektedir. Bu sektörlerden biri de sokakta çalışmadır. Sokakta çalışan çocuklar her ne kadar yoksulluk temelli sorunlardan işgücüne katılmış olsalar da çoğu zaman ihmal ve istismarları da söz konusu olabilmektedir. Çocukların birçok yönden gelişimlerini etkileyen tüm ortam, ilişki ve çalışma koşullarından uzak durması gerekirken farklı nedenlerden dolayı denetimsiz ve birçok riske açık olan sokakta çalışma serüvenine girmekte, sosyal, toplumsal ve bireysel yaşamda yer edinebilmek ve gerekli olanakları ulaşmak için mücadeleye erken yaşta girişmektedirler. Gerek yoksulluk gerekse de sokakta çalışma konusunda şuana kadar birçok araştırma yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Bu tezi diğer çalışmalardan ayıran başat nokta gelişmiş bölgelerin veya büyükşehirlerin aksine gelişmemiş ve küçük bir şehirde yapılmasıdır. Bu seçimin sebebi de konu ile ilgili yapılan çoğu çalışmaya veri olan gurupların bu bölgeden göç eden bireyler veya akrabalarından oluşmasıdır. Bu bilgiler doğrultusunda sokakta çalışan çocukların çalışma sebeplerini tespit etmek, yoksulluk, ihmal ve istismar ile bağlarını saptamak, sokakta bulunan çocukların sosyal ve ekonomik profillerini belirlemek ve bu şartlarda çalışan çocukların nasıl bir gelecek beklentisi içinde olduğunu sorunun ana kaynağında tespit etmek amacıyla tez çalışması yürütülmüştür. Tez çalışması nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket görüşmesi esasından oluşmuş ve gerekli görülen yerlerde nitel araştırma tekniklerinden de yararlanılmıştır. Şırnak ili ve ilçelerinde 550 kişi ile yapılan anket görüşmesi verileri analiz edilmiş ve karşılaştırmalı olarak veriler yorumlanmıştır. Tez çalışması için yürütülen anket çalışması sonucunda çocukların yoksulluk esaslı sebeplerle sokakta çalışma yaşamına girdiği görülmüş fakat tek etmenin yoksulluk olmadığı ihmal ve istismarın da önemli etken olduğu görülmüştür. Sokakta çalışan çocukların birçok riskle karşı karşıya kaldıkları ve özellikle ihmal ve istismardan dolayı suça karışma eğilimleri olduğu gözlemlenmiştir. Gerek riskler gerekse de sokakta bulunmanın getirdiği güç koşullardan dolayı fiziksel ve psikolojik gelişimleri olumsuz etkilenen çocukların gelecek beklentisi üzerinde önemli bir etkisi olduğu görülmüştür.

AileGelecek beklentisiSosyoekonomik durum+5
Aziz Akin
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

İlgili konular