Secondary school teachers

406 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Ay, Ay'ın Hareketleri ve Evreleri Konularına Dair Zihinsel Modellerinin Belirlenmesi

Bu araştırmada fen bilimleri öğretmenlerinin fen bilimleri öğretim programında yer alan Ay, Ay'ın hareketleri ve evreleri konularına yönelik zihinsel modellerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma temel nitel araştırma yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Isparta ilinin Merkez ilçesinde, devlet ortaokullarında görev yapan 20 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Ay, Ay'ın hareketleri ve evreleri konularına yönelik öğretmen zihinsel model belirleme formu ile toplanmıştır. Geliştirilen form maddeleri için dört fen bilimleri öğretmeni ve üç fen eğitimcisi olmak üzere toplam yedi uzmandan görüş alınmış, önerilen düzeltmeler yapılmış ve forma son hali verilmiştir. Formda yer alan maddelerde öğretmenlerin sorulara yönelik betimleme, çizim yapma ve oyun hamurları ile temsillerini detaylandırmaları istenmektedir. Öğretmenlerin formda yer alan maddelere yönelik yanıtlarının analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin görüşme formuna verdikleri yanıtlardan kodlar oluşturulmuş, benzer olanlar aynı temalar altında toplanmıştır. Öğretmenlerin çizimleri, betimlemeleri ve oyun hamuru ile yaptıkları gösterimlerinden elde edilen veriler literatürde yer alan naif, eklektik ve gelişmiş zihinsel model olmak üzere üç farklı kategoride sınıflandırılmış ve zihinsel modelleri belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Ay'ın şekli, Ay'ın yapısı ve özellikleri, dönme ve dolanma hareketleri ile bunların sonuçları olmak üzere üç farklı tema ortaya çıkmıştır. Bu temalardan Ay'ın şekli, dönme, dolanma hareketleri ve bunların sonuçları ile ilgili zihinsel modeller belirlenmiştir. Ay'ın şekli ile ilgili öğretmenlerin tamamının gelişmiş zihinsel modele sahip olduğu görülmüştür. Ay'ın yapısı, Ay'ın aynı yüzünün görülmesi ve Ay'ın dönme ve dolanma süreleri ile ilgili açıklamalarının ders kaynaklarındaki bilgiler ile uyumlu ve doğru açıklamalar içerdiği ortaya çıkmıştır. Ay'ın eksenel ve yörüngesel hareketi ile ilgili 15 gelişmiş ve beş eklektik zihinsel model olduğu, Ay'ın evreleri ile ilgili dört gelişmiş, sekiz eklektik ve sekiz naif zihinsel model belirlenmiştir. Öğretmenlerin en fazla problem yaşadıkları konunun Ay'ın evreleri olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle fen bilgisi öğretmenlerine astronomi konularına yönelik hizmet içi eğitim verilmesi ve düşündürmeye yönelik gözlem etkinlikleri düzenlenmesi önerilebilir.

Astronomi eğitimiFen bilgisi eğitimiOrtaokul öğretmenleri+2
Suzan Duran Bingül
Süleyman Demirel University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarının incelenmesi

Bu araştırma, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan toplam 97 ortaokulda görev yapan 3645 öğretmen ve yine bu okullarda öğrenim gören 85518 ortaokul öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, basit seçkisiz random (rastgele) yöntemiyle seçilen Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki 27 ortaokulda görev yapan 814 öğretmen ve bu okullarda öğrenim gören 1218 öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenler için "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" ve öğrenciler için ise "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin analizinde betimsel istatistik tekniklerinden frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "iyi düzeyde" olduğu saptanmıştır. Buna ilaveten, öğretmenlerin mülteci öğrencilere iyimser yaklaştıkları, anlayışlı oldukları, kendilerini onların yerine koyarak onları anlamaya çalıştıkları ve yaşadıklarından dolayı onlara önyargısız yaklaşarak adil davrandıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, mülteci öğrencilerin dil farklılığı öğretmenler için sorun oluşturduğu, bu durum mülteci öğrencilerin sınıfa uyumlarını zorlaştırdığı ve öğretmenlerin mülteci öğrencilerin eğitiminde kendilerini yeterli görmedikleri belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ortaokul öğrencilerinin, sınıfındaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "orta düzeyde" oldukları ancak "iyi düzeyde" olmadıkları tespit edilmiştir. Ortaokulda öğrenim gören öğrenciler, mülteci öğrencilerin Türkçe'yi öğrenmelerinden mutlu oldukları, onlara bir yabancı gibi davranmadıkları, aynı dine mensup olmanın gereği olarak onlara yardımcı oldukları, mülteci öğrencilerin derslerinde başarılı olmaları kendilerini mutlu ettiği ve onlara Türkiye'yi tanıtmaktan da memnun oldukları saptanmıştır. Buna karşın, ortaokul öğrencilerinin ileriki eğitim-öğretim hayatlarında, okulda ve okul dışı günlük hayatlarında mülteci öğrencilerle arkadaşlık etmeye çok istekli olmadıkları ve benzer şekilde sınıf içinde yapılan eğitsel etkinliklerde mülteci öğrencilerle aynı grupta yer almak istemedikleri ortaya çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin, mülteci öğrencilere yönelik tutumları, araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerinde; cinsiyete göre anlamlı farklılıkların olduğu, sınıf düzeyine göre anlamlı farklılıkların olmadığı, sınıfında mülteci olma veya olmama durumuna göre anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.

MültecilerOrtaokul öğrencileriOrtaokul öğretmenleri+6
Ali Keskin
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin okullardaki farklılıkların yönetimine ilişkin algıları ile örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma öğretmenlerin okullardaki farklılıkların yönetimine ilişkin algıları ile örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Bitlis ili merkezinde bulunan 33 ortaokulda görev yapan toplam 418 öğretmenden oluşmaktadır. Evrende çok fazla öğretmen olmaması ve evrenin bütününe kolay erişim olması nedeniyle örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Dağıtılan 410 ölçekten 403 tanesi analiz edilmeye uygun bulunmuştur. Araştırmada Balay ve Sağlam (2004) tarafından geliştirilen " Eğitimde Farklılıkların Yönetimi Ölçeği" ile Kahveci ve Demirtaş (2013) tarafından geliştirilen "Öğretmenler İçin Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans ve yüzde, standart sapma, aritmetik ortalama, Kruskall Wallis, Mann Whitney U-testi, spearman korelasyon analizi ve regresyon analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin algılarına göre farklılıkların yönetimine ilişkin algıları ve örgütsel sessizlik düzeylerine ilişkin algılarının araştırmada bazı demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda farklılıkların yönetimi genelinde ve tüm alt boyutları ile örgütsel sessizliğin tüm alt boyutları arasında negatif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise ortaokul öğretmenlerinin algıladakları farklılıkların yönetimi stratejilerilerinin öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Farklılık, farklılıkların yönetimi, örgüt, sessizlik, örgütsel sessizlik, öğretmen, ortaokul

FarklılıklarFarklılıkların yönetimiOrtaokul öğretmenleri+3
Muhammed İkbal Gök
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri ruhsallığının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi: Karma yöntemli bir araştırma

Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin işyeri ruhsallığına ilişkin algılarının incelenmesidir. Araştırma karma yöntemlerden açımlayıcı sıralı desene göre hazırlanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında; Siirt ilinde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında görev yapan 2666 öğretmen evreni oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmadaki zorluktan ötürü örneklem alma yoluna gidilmiştir. Basit seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenen 341 öğretmen araştırmaya dahil edilmiştir. Nicel verilerin toplanmasında İşyeri Ruhsallığı Ölçeği (Özğan, 2017) kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesine betimsel istatistiklerden ve fark testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında; nicel analizler yapıldıktan sonra elde edilen bulgular ışığında 4 soruluk yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış ve 25 katılımcıya ilgili form görüşme esnasında uygulanmıştır. Araştırmada verilerin analizi için içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin işyeri ruhsallığı algıları yüksek düzeydedir. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin işyeri ruhsallığı algılarında yaş, medeni durum, meslekteki görev süresi ve branş değişkenleri anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Cinsiyet değişkeninde örgütsel değerler alt boyutunda, okuldaki görev süresi değişkeninde özalgı ve anlamlı iş boyutlarında, öğretmen sayısı değişkeninde örgütsel değerler alt boyutunda, okul kademesi değişkeninde ölçeğin genelinde ve örgütsel değerler alt boyutunda anlamlı farklılık oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Farkın kaynağına ilişkin öğretmenlerle görüşmeler yapılmıştır. Nicel ve nitel bulgular ışığında sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Açımlayıcı sıralı karma yöntemLise öğretmenleriOrtaokul öğretmenleri+3
Fatih Selim Tan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda görev yapan öğretmenler ve yöneticilerin rehber öğretmen/psikolojik danışman hakkındaki görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı, ortaokulda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin rehber öğretmen/psikolojik danışman hakkındaki görüşlerini incelemektir. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Olgubilim deseninin kullanıldığı çalışma grubunu 40 öğretmen ve 25 yönetici olmak üzere toplamda 65 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Veri toplama aracından elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda öğretmen ve yöneticilerin genel olarak; rehber öğretmen/psikolojik danışman kavramına ilişkin olumlu bir görüşe sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra olumsuz görüşlerin olduğu da görülmüştür. Öğretmenler "rehber öğretmen/psikolojik danışmanı" destekleyen, yol gösteren, kolay iletişim kurulan, problem çözen kişi olarak tanımlamaktadır. Yöneticiler ise benzer şekilde kolay iletişim kurulan, psikolojik destek veren, yol gösteren, destekleyen ve problem çözen kişi olarak tanımladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak hem öğretmen hem de yöneticilerin rehber öğretmen/psikolojik danışmana ilişkin görüşlerine bakıldığında, çalışma koşullarının farklı olmasına, okula katkı sağlamamasına ve bu öğretmenlerin okul içinde görev ve sorumluluklarının azlığına vurgu yaptıkları görülmüştür.

Okul yöneticileriOrtaokul öğretmenleriOrtaokullar+3
Burcu Köker Çirkin
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik dersinde değerler eğitimine yönelik ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, matematik dersinde değerler eğitimine yönelik ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesidir. Bu doğrultuda ortaokul matematik öğretmenlerinin değerler eğitimi bağlamında; Matematik Dersi Öğretim Programı (MDÖP), ortaokul matematik ders kitabı ve gerçekleştirilen öğretim hakkındaki görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile 2020-2021 eğitim öğretim yılında Batman ili merkez ilçesindeki resmi ortaokullarda görev yapan 20 matematik öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme metodu uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda MDÖP'de değerler eğitimine az yer verilmesi öğretmenlerin matematik dersinde değerler eğitimine yer verme düzeyini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin, MDÖP'de değerler eğitimi konusuna daha geniş yer verilmesini ve öğrencilerin akademik başarılarının yanında öğrencilerde genel eğitimsel değerlerin de oluşmasını sağlayacak şekilde kendilerine rehberlik edilmesini bekledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Matematik ders kitaplarında matematiksel kazanımlarla ilgili problemlere yer verildiği, değer içeren etkinlik ve problemlere yeteri kadar yer verilmediği tespit edilmiştir. Matematik ders kitaplarında değer içerikli etkinlik ve problemlerin olmasını, günlük hayat ile ilgili etkinlik ve problemlerin sayısının artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Genel eğitimsel değerleri benimsemiş bireylerin yetiştirilmesinde matematik dersinin değerler ile ilişkilendirilmesinin gerekliliği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin matematik dersinde değerler eğitimi ile ilgili kök değerleri en çok günlük hayat problemleri ile ilgili içeriklerde kullandıkları belirlenmiştir. MDÖP ve matematik ders kitaplarının değer eğitimi açısından yetersizliği, öğrenci velileri ve okul idaresinin öğrencilerin akademik başarılarına odaklanması, MDÖP'nin değer eğitimine zaman ayıramayacak kadar geniş olması ve değerler eğitimi ile ilgili hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim almamış olmaları öğretmenlerin matematiği değerler ile ilişkilendirmede yaşadıkları zorluklar olarak belirlenmiştir.

Branş öğretmenleriDeğerlerDeğerler eğitimi+6
Ercan Süslü
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin sınav soruları ile beceri temelli matematik sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre analizi

Milli Eğitim Bakanlığı(MEB), yayımladığı 2023 Eğitim Vizyonu belgesiyle Türk eğitim sisteminin geleceğini hangi temeller üzerine inşa edeceğini açıklamıştır. Bu belgede geçen sınav sorularının uygulama, analiz, sentez boyutlarında ve 21. yüzyıl becerileri olarak yaygınlaşan "eleştirel düşünce, karmaşık problem çözme ve yaratıcılık" gibi becerilerin kullanılmasıyla çözülebilecek düzeyde olması amaçlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı; ortaokul matematik öğretmenlerinin sınav soruları ile MEB tarafından yayımlanan beceri temelli matematik sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi (YBT)'ne göre hangi bilgi birikimi ve bilişsel süreç boyutlarında yer aldığını belirlemektir. Bu araştırmada nitel yöntemlerden doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda MEB tarafından yayımlanan 5., 6. ve 7. Sınıf beceri temelli testlerdeki matematik soruları ile ortaokul matematik öğretmenlerinin sınav soruları iki kodlayıcı tarafından YBT'ye göre analizi yapılarak sınıflandırılmıştır. Araştırma sonucunda MEB'in beceri temelli matematik soruları YBT'de bilgi boyutu bazında daha üst bilişsel seviyeleri ölçerken, matematik öğretmenlerinin soruları ise olgusal ve kavramsal seviyedeki daha düşük bilişsel seviyeyi ölçtüğü bulgusuna varılmıştır. Bilişsel süreç boyutuna göre araştırmanın sonucuna baktığımızda ise MEB'in beceri temelli matematik sorularının %90'ı ağırlıklı olarak anlama, uygulama ve çözümleme seviyesinde olup %10'u ise değerlendirme ve yaratma seviyesindedir. MEB'de hatırlama basamağında hiç soru yer almamıştır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin hazırladıkları sorularda ise, soruların %99,9'u hatırlama, anlama ve uygulama basamağında olup sadece bir soru çözümleme basamağındadır. Bu sonuçlardan hareketle MEB'in beceri temelli matematik soruları, öğrencilerin daha üst becerilerini ölçen soru seviyesinde yer alırken ortaokul öğretmenlerinin soruları, öğrencileri bir üst sınıfa üstbilişsel becerilerle taşımayıp beceri temelli soruları da barındıran LGS 'ye yeterli ölçüde hazırlamamaktadır. Öğretmen sınav soruları ile MEB'in beceri temelli matematik soruları YBT'nin bilgi birikimi ve bilişsel süreç boyutu açısından dengeli ve uyumlu hale getirilirse, daha üst düzey becerileri ölçen uluslararası sınavlarda (PISA ve TIMSS gibi) ülke olarak daha başarılı sonuçlar elde edilmesi beklenilebilir. Anahtar Kelimeler: Beceri temelli matematik soruları, matematik eğitimi, sınav soruları, Yenilenmiş Bloom Taksonomisi

BeceriBloom taksonomisiMatematik dersi+7
İbrahim Ergün
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmen ve öğrencilerinin uzaktan eğitimle işlenen Türkçe derslerine yönelik görüşleri

Bu araştırmada Covid-19 salgını sürecinde uzaktan eğitimle işlenen Türkçe derslerine ilişkin Türkçe dersi öğretmenlerinin ve ortaokul öğrencilerinin Türkçe uzaktan eğitim derslerine ilişkin görüşleri incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan kesitsel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırma verilerini toplamak için anket yöntemine başvurulmuştur. Oluşturulan anket formunda "Ortaokul Öğrencileri Uzaktan Eğitim Algıları Ölçeği", "Öğretmenlerin Uzaktan Eğitime İlişkin Görüşlerini Belirleme Ölçeği" ve demografik sorular yer almaktadır. Araştırmanın evrenini ve örneklemini Batman il merkezindeki ortaokullarda çalışmakta olan 206 Türkçe öğretmeni ve bu okullarda eğitim gören 400 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin görüşleri özelinde cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu, öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerinin medeni durumlarına göre bekâr öğretmenler lehine olduğu, öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerinin eğitim seviyesine göre ise lisans mezunu öğretmenler lehine gerçekleştiği, ayrıca öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerinin mesleki kıdem değişkenine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin uzaktan eğitim algılarının ebeveyn durumlarına göre farklılığı incelenmiş; öğrencilerin uzaktan eğitim algılarının ilkokul mezunu annelere sahip öğrenciler lehine gerçekleştiği, öğrencilerin babalarının eğitim durumuna göre ise farklılaşmadığı sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin uzaktan eğitim algılarının çalışma odası olup olmama durumuna göre ise farklılaşmadığı, uzaktan eğitim yerine yüz yüze eğitimi tercih ettiği, yüz yüze eğitimi uzaktan eğitime göre daha yararlı bulduğu; EBA/TV'de işlenen derslerin öğrencilerin seviyelerine uygun olduğu, EBA/TV uygulamasının tek başına yeterli olmadığı ayrıca öğrencilerin EBA/TV derslerinde kendi ders öğretmenlerini istediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Ortaokul öğrencileriOrtaokul öğretmenleriOrtaokullar+5
Yunus Emre Tufan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin, öğrencilerin sembolleştirme becerisinin matematik öğrenme ve başarılarına etkisine ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin 6. sınıf cebirsel ifadeler konusunda öğrencilerin sembolleştirme becerilerinin matematik öğrenme ve başarılarına etkisine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Ayrıca, 6. sınıf seviyesindeki sembolleştirme becerisinin 6. ve sonraki sınıf seviyelerindeki matematik öğrenme ve başarıya etkisinin anlaşılabilmesi amacıyla bu çalışmada 6., 7. ve 8. sınıf seviyelerindeki matematik derslerini okutan öğretmenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim yılı Siirt ili merkez ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 25 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel araştırma türlerinden fenomenolojik araştırma olarak yapılandırılan bu çalışmada öğretmenlerin, cebirsel ifadeler konusunda öğrencilerin sembolleştirme becerisinin matematik öğrenme ve başarılarına etkisine ilişkin görüşleri analiz edilmiştir. Pilot çalışma esnasında bazı öğretmenlerin sembolleştirme becerisi hakkında herhangi bir açıklamalarının olmadığı görülmüştür. Bu sebeple yarı yapılandırılmış görüşmelerde kullanılmak üzere hazırlanan görüşme sorularının iki form şeklinde hazırlanması gerektiğine karar verilmiştir. Verilerin toplanması için; "Birinci Grup Görüşme Formu" ve "İkinci Grup Görüşme Formu" olmak üzere iki görüşme formu hazırlanmıştır. Birinci grup görüşme formu, sembolleştirme algısına sahip öğretmenlere sorulacak soruları, ikinci grup görüşme formu ise bu algıya sahip olmayan öğretmenlere sorulacak soruları içermektedir. Hazırlanan görüşme formları alan uzmanlarının görüşlerine sunulmuştur. Uzmanların önerileri doğrultusunda görüşme formları düzenlenmiştir. Öğretmenlerle görüşmeler zoom programı üzerinden gerçekleştirilmiş ve görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda öğretmenlerin cevaplarından, 6. sınıf cebirsel ifadeler konusunda sembolleştirme becerisi geliştirmenin sonraki sınıf seviyelerindeki matematik konularını öğrenmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ikinci grup öğretmenlerin sembolleştirmeye ilişkin bir algıları olmasına rağmen bilinçli bir seviyede bunu ifade edemedikleri görülmüştür. Sembolleştirme becerisinin; matematik konularını anlama ve öğrencinin kavrama düzeyi, matematik problemlerini anlama ve çözme, harf sembollerini anlama ve kullanma, öğrenmenin kalıcılığını sağlama üzerinde etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Sembolleştirme becerisinin öğrencilerin; soyut düşünme becerisi, okuduğunu anlama becerisi, zihinsel gelişimleri ve hazırbulunuşluk düzeyleri ile olumlu yönde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: cebir, harf sembolü, sembolleştirme becerisi.

CebirMatematik öğretimiOrtaokul öğrencileri+2
Emine Eren
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin matematik öğretiminde karşılaştıkları sorunlara ilişkin bir araştırma

Bu çalışmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin matematik öğretimiyle ilgili yaşadıkları problemlere ilişkin görüşlerini betimlemektir. Bu amaç çerçevesinde matematik öğretmenlerinin cinsiyet, kıdem ve mezun oldukları okul türü gibi değişkenler doğrultusunda, matematik öğretimiyle ilgili karşılaştıkları sorunlar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın bu amacını gerçekleştirmek için karma yöntem tercih edilip çalışmayla ilgili ortaya atılan sorunlar için nicel ve nitel metotları eş zamanlı ve birbirini tamamlayacak biçimde beraber kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Batman il merkezinde görev yapan ortaokul matematik öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutundaki örneklemi, basit seçkisiz örnekleme ile seçilen 263 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel kısımda ise tabakalı amaçsal örnekleme yöntemine göre belirlenen 20 öğretmene ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel istatistik metodu ile analiz yapılmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler; iki değişkenli gruplar için bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla değişken gruplar için ise tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) ve Tukey testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin kıdem ve cinsiyet değişkenlerine göre matematik öğretimiyle ilgili yaşadıkları problemler arasında anlamlı bir değişkenin olduğu sonucuna varılmıştır. Bu farka mezun olunan okul değişkeninde rastlanmadığı yönündedir. Nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim sorunlarıMatematikMatematik dersi+4
Deniz Ezgin
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

8.sınıf Türkçe ders kitabı etkinliklerinin yaratıcılığa katkısına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 8. Sınıf Türkçe ders kitabı etkinliklerinin yaratıcılığa katkısına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda öğretmen ve öğrencilerle görüşmeler yapılmış ve öğretim süreci gözlemlenmiştir. Nitel araştırma yöntemi ve olgu bilim deseni kullanılan araştırmanın çalışma grubu Ardahan il merkezi ve merkez ilçeye bağlı köylerdeki ortaokullarda çalışan on yedi Türkçe öğretmeni ve bu okullarda öğrenim gören yirmi üç öğrenci olarak belirlenmiştir. Öğretmen ve öğrencilerle yapılan görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme formları ile sağlanmış ve on yedi okulda araştırmacıyla birlikte bir Türkçe öğretmeni de öğretim sürecini gözlemlemiştir. Görüşme verileri içerik analizi tekniğiyle, ders gözlem formu verileri ise betimsel analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Ayrıca ders gözlem formunda gözlemcilerin elde ettiği veriler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre yazma becerisine yönelik etkinlikler yaratıcılığı desteklerken, diğer Türkçe ders kitabı etkinlikleri sürekli kendini tekrar ettiği ve çoğunlukla bilgi ölçtüğü için yaratıcılığa yeterli düzeyde katkı sunamadığı söylenebilir. Öğretmen ve öğrencilerin TDÖP ile ders kitabı etkinliklerine yönelik önerileri ise etkinliklerde dramatizasyon gibi aktif katılım gerektiren uygulamalara yer verilmesi, ders ortamlarının zenginleştirilmesi, kendini tekrar eden aynı tür soru kalıpları yerine etkinliklerde çeşitlilik sağlanması ve iş birliğinin ön plana çıkarılması şeklinde sıralanabilir.

Ders kitaplarıOrtaokul öğrencileriOrtaokul öğretmenleri+7
Gökhan Avşar
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin kişisel yönelimleri ile bireysel yenilikçilik (İnovasyon) düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin kişisel yönelimleri ile bireysel yenilikçilik (inovasyon) düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Betimsel türdeki bu araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul, Siirt ve Elâzığ başta olmak üzere birçok ilde, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda görev yapan 424 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği", "Kişisel Yönelim Bildirimi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma sorularını cevaplandırmak için betimsel istatistikler raporlanmış, t-testi, ANOVA, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin kişisel yönelim bildirimi ölçeği alt boyut puan ortalamaları arasında orta ve yüksek düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı derecede bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sırasıyla sezgisellik, sorgulama ve yaratıcılık yönelimleri diğer yönelimlerinden yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin kişisel yönelimlerinin cinsiyet, herhangi bir TÜBİTAK projesine dahil olma ve çalışılan okullarda yenilikçi fikirlerin desteklenme durumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin bireysel yenilikçilik ölçeği genel puan ortalamalarına göre yüksek seviyede yenilikçi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin çoğunluğunun yenilikçilik seviyelerinde yüksek seviyede, yenilikçilik kategorilerinde ise öncü ardından sorgulayıcı kategorilerinde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin eğitim düzeyi ve çalışılan okullarda yenilikçi fikirlerin desteklenme durumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin çalışkanlık, bilimsellik, yaratıcılık ve sezgisellik yönelimlerinin bireysel yenilikçiliğin yaklaşık olarak %38'ini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışkanlık ve bilimsellik alt boyutlarından kaynaklı bir artışın, bireysel yenilikçilik ölçeği toplam puanındaki azalma ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yaratıcılık ve sezgisellik alt boyutlarından kaynaklı bir artışın, bireysel yenilikçilik ölçeği toplam puanındaki artış ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda alanyazına öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yenilikçilik, Eğilim, Eğitim, Fen Bilimleri Öğretmeni, İnovasyon, Kişisel Yönelim, Yenilik

Bireysel yenilikçilikBranş öğretmenleriFen bilgisi dersi+7
Mehmet Şakir Güneş
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin görüşlerine yönelik fenomenolojik bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, Ankara ilinde yer alan ortaokullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayenin anlamına, unsurlarına, kişisel ve örgütsel katkılarına, okullarda geliştirilme sürecine, karşılaşılan zorluklara ve sosyal sermayenin geliştirilmesi için yapılabilecek çalışmalara ilişkin düşünceleri incelenmiştir. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Çankaya, Yenimahalle, Mamak, Altındağ, Etimesgut, Keçiören ve Sincan ilçelerinden maksimum çeşitlilik, ölçüt ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemleri ile belirlenen katılımcılar ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi benimsenerek olgu bilim çalışması şeklinde desenlenen bu araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Ortaya çıkan bulgular doğrudan alıntılarla desteklenerek sunulmuştur. Araştırma sonucuna göre öğretmenler ve okul yöneticilerinin düşüncelerinde sosyal sermaye iş birliği, iletişim ve güven olgularıyla iç içe olan bir kavramdır. Katılımcılar sosyal sermayenin bileşenleri olarak güven, sosyal ağlar, faaliyetlere katılım, okuldaki normlar ve örgütsel bağlılığa vurgu yapmışlardır. Öğretmenler ve okul yöneticileri sosyal sermayenin varlığının öğretmenlerin okula ait hissetme durumunu, mesleki motivasyon ve gelişimini, akademik başarıyı, okulun atmosferini ve imajını olumlu yönde etkilediğini ifade etmişlerdir. Böylelikle sosyal sermayenin okulun verimli işleyişine katkı sağladığı belirtilmiştir. Sosyal sermayenin geliştirilmesinde öğretmenler arasındaki iletişimin iyi olmaması, okul idaresinin otoriter bir tutum içinde olması, iletişime kapalı olması ve velilerin eğitim-öğretim sürecinde pasif bir konumda olması gibi engellerle karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Çalışmada, Ankara ilinde görev yapan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin sosyal sermayeye ilişkin düşünceleri ortaya konularak okullarda sosyal sermayenin geliştirilmesine ilişkin önerilere yer verilmiştir.

Branş öğretmenleriGüvenNitel araştırma+7
Sevilay Çalışkanoğlu
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul yöneticilerinin kullandıkları etkileme taktiklerine ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın amacı, Kırıkkale il merkezi ve ilçeleri resmi ortaokullarında görev yapmakta olan okul müdürleri ve müdür yardımcılarının, eğitsel sürecin sürdürülmesine yönelik öğretmenleri harekete geçirmek için benimsedikleri etkileme taktiklerini, bu okullarda çalışan öğretmenlerin görüşlerine göre ortaya çıkararak kullanılan etkileme taktiklerinin önemine, eğitim öğretim sürecine olan etkilerine ve bu taktiklerin geliştirilmesine ilişkin öğretmen görüşlerini incelemektir. Araştırma, Kırıkkale il merkezi ve ilçelerinden amaçlı örnekleme yöntemi türlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla seçilen 16 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada araştırma yöntemlerinden nitel yöntem ve fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen veriler, içerik analizi tekniği ile bulgulara dönüştürülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre ortaokullarımızda yöneticiler tarafından kullanılan ılımlı etkileme taktiklerinin okullardaki verimli çalışma ortamını ve huzur iklimini tesis edebileceği, öğretmenlerin kurumsal aidiyet, fedakarlık ve gönüllü katılım tutumlarını geliştirebileceği beklenebilir. Diğer taraftan sert etkileme taktiklerini benimseyen yöneticilerin ise öğretmenlerde görülen huzursuzluk, düşük motivasyon, gruplaşma ve başarısızlık gibi olumsuz tutum ve davranışlarda pay sahibi olduğu söylenebilir. Eğitim kurumlarına yönetici olarak görevlendirilen kişiler, bu eğitim örgütlerinin iç dinamiklerine uyum sağlamakla birlikte; kendi dokunuşlarını da katarak örgütün olumlu veya olumsuz değişiminde pay sahibi olmaktadırlar. Bu yüzden okullarda kilit mekanizma olan öğretmen grubunu, işleyişin aktif çarkları haline getirmek ve sistemin aksamadan çalışması amacıyla doğru taktiklerle güdüleyebilmek adına bu araştırma sonuçlarının kaynak teşkil etmesi öngörülmektedir.

EtkilemeEtkileme stratejileriMotivasyon+4
Yusuf Korkmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlk ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin epistemolojik inançları ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Öğretmenler, bireyin kimliğinde yeni nesilleri yetiştiren; topluma yön veren insanlar olduklarından; çalışmamızda ilkokul ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin sahip oldukları epistemolojik inançlar ile karşılaştıkları problemleri çözme yaklaşımları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmada, 2012-2013 Eğitim Öğretim yılında İstanbul Anadolu Yakasında, devlet okullarında görev yapan toplam 300 ilkokul ve ortaokul öğretmen ve yöneticilerine iki adet ölçek ile birlikte demografik bilgi formu uygulanmıştır. Verilerin toplanması için uygulanan ölçeklerden biri Shommer'in 1990 yılında, epistemolojik inançları ölçmek için geliştirdiği ve Deniz Deryakulu ile Şener Büyüköztürk'ün 2002 yılında Türkiye'ye uyarladığı "Epistemolojik İnanç Ölçeği" (EİÖ); ikincisi Heppner ve Peterson'ın 1982 yılında problem çözme becerilerini ölçmek için geliştirdikleri ve Şahin, Şahin ve Heppner tarafından Türkiye'ye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" (PÇE)'dir. Veriler SPSS15.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. EİÖ ve PÇE'nin alt ölçekleri arasındaki korelasyona bakılmış; her iki ankete yönelik betimsel istatistikler, cinsiyete ve görev türlerine göre bağımsız t-testi, yaş, mesleki deneyim yılı ve branşa göre ANOVA Analizi, epistemolojik inançların problem çözme becerileri üzerine etkisini belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, epistemolojik (bilgibilimsel) inançların problem çözme becerileri üzerinde anlamlı farklılaşmalara neden olduğunu ortaya koymaktadır. "Gelişmiş/olgunlaşmış epistemolojik inançlar" ile "problem çözme becerileri algısı" arasında anlamlı ve pozitif ilişki saptanmış; epistemolojik inançları gelişmiş/olgunlaşmış bireylerin, problem çözme becerilerinin de gelişmiş olduğu görülmüştür.

Bilimsel bilgiBilimsel epistemolojik inançlarOkul yöneticileri+7
Yasemin Yılmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyi ve nedenleri

Öğretmenlerin tükenmişlikleri sadece kendilerini ilgilendiren bir durum değildir. Eğitim ve öğretim ortamının rehberlik ve yönlendirme konumunda olan öğretmenlerin mesleğinden soğuması, kendini başarısız hissetmesi ve duygusal anlamda aşırı derecede yıpranmaları eğitim öğretim ortamını etkileyecektir. Bu bağlamda öğretim ortamındaki kalitenin artması rehberlik konumundaki öğretmenlerin kendini iyi hissetmesi için gerekmektedir. Bu araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ve nedenleri incelenmiştir. Araştırma karma yöntemle gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin elde edilmesi için tarama modeli kullanılırken, nicel verilerden elde edilen sonuçların nedenlerinin ortaya çıkarılması için yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır.Bu araştırmanın evreni, İstanbul İli Esenler Güngören ve Bahçelievler ilçesi, örneklem grubu bu ortaokullarda görev yapan eşit sayıda olmak üzere 264 öğretmeni kapsamaktadır. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek için Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen "Maslach Tükenmişlik Envanteri (MTE) ve kişisel bilgiler içinse araştırmacılar tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, "Duygusal Tükenme" alt boyutunda öğretmenlerin yüksek tükenmişlik duygusuna sahip oldukları, "Duyarsızlaşma" alt boyutuna göre katılımcıların normal tükenmişlik düzeyine sahip oldukları ve "Düşük Kişisel Başarı" alt boyutu incelendiğinde tükenmişlik düzeylerinin düşük çıktığı görülmüştür. Cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri ele alındığında "Duygusal Tükenme", "Duyarsızlaşma" ve "Düşük Kişisel Başarı" alt boyutlarında anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Yaş, medeni durum ve eğitim düzeyine göre "Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma ve "Düşük Kişisel Başarı" alt boyutunda anlamlı farklılık görülmemiştir. Anahtar sözcükler: Tükenmişlik, duygusal tükenme, eğitim, ortaokul, kişisel başarı

DuyarsızlaştırmaKişisel başarıOrtaokul öğretmenleri+3
Mehmet Faruk Alkan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin araç gereç kullanımına yönelik tutumlarının incelenmesi

Bilgisayar günümüzde her alanda kullanılmaya başlanmıştır. Bu yayılışı eğitim alanına da kaymış, günümüzde de yoğun biçimde kullanılır olmuştur. Bilgisayar teknolojisinin eğitime geçişi ile birlikte eğitimin daha kalıcı olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, günümüzde bilgisayar teknolojisi eğitim ortamında önemli bir aktör haline gelmiş bulunmaktadır. Araştırmanın amacı, ortaokul Sosyal Bilgiler dersi öğretmenlerinin, teknolojik araç-gereç kullanımına yönelik tutumlarını belirlemektir. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Teknolojik Araç-Gereç Kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırmanın modeli, niceliksel araştırma modeli çeşitlerinden olan, "tarama modeli" ile örtüşmektedir. Bu araştırmanın evreni, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul Avrupa yakası Esenler, Başakşehir ve Bağcılar ilçelerinde resmi ortaokullarda görev yapan Sosyal Bilgiler dersi öğretmenlerini kapsamaktadır. Örneklem ise aynı ilçelerde görev yapan öğretmenler arasında tesadüfü yöntemle seçilen 175 öğretmeni kapsamaktadır. Araştırma için literatür taraması yapılmıştır. Konu ile ilgili önceden yapılmış araştırmaların, bilgi toplama araçları incelenerek araştırma amaçlarına ilişkin, değişkenler belirlenip kişisel bilgileri içeren anket hazırlanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin teknolojik araç-gereç kullanımına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Sevim (2010) tarafından geliştirilen Araç-Gereç Kullanma Tutum Ölçeği ile araç gereç kullanım sıklığını belirlemek amacıyla hazırlanan anket kullanılmıştır. Yapılan inceleme sonunda aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Öğretmenlerin büyük bölümü okullarında Model ve numuneler (gerçek eşya, olay vb.), Basılı gereçler (ders kitabı, gazete, yardımcı kitap vb.), Yazı ve gösterim tahtası, Hareketsiz görüntüler (fotoğraf, resim vb.), Soyut görseller (grafik, tablo, harita vb.), Bilgisayar, Projeksiyon, Bilgisayar laboratuvarı, Fen laboratuvarı veya malzemelerinin var olduğunu bildirmişlerdir. Öğretmenlerin teknolojik araç gereçlere yönelik tutum ölçeği ve alt faktörlerinin puan değerleri incelenmiş ve tutum ölçeği alt faktörlerinden olan "Verimlilik" puan ortalaması incelendiğinde katılımcıların "Kararsızım" düzeyinde bir tutuma sahip oldukları, çok olumlu olmadığı görülmüştür. "Sınıf yönetimi" alt faktörü incelendiğinde öğretmenlerin "Katılmıyorum" düzeyinde düşük bir tutuma sahip oldukları, "Yeterlik" alt faktörüne göre "Kesinlikle Katılıyorum" düzeyinde oldukça yüksek tutuma sahip oldukları ve "Maliyet" alt faktörüne göre ise "Kararsızım" düzeyinde, ancak olumluya doğru bir tutuma sahip olunduğu görülmüştür. Öğretmenlerin teknolojik araç- gereç kullanım tutumlarında cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, mezun olunan okul türü ve sınıf mevcudu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Ayrıca "Eğitiminiz Sırasında Eğitim Teknolojisi Ya Da Eğitim Araçları İle İlgili Her Hangi Bir Ders Aldınız Mı?", "Eğitim Teknolojisi Ya Da Eğitim Araçları İle İlgili Bir Hizmet İçi Eğitim Kursuna Veya Seminerine Katıldınız Mı?" "Öğrencilerin Araç-Gereçlere Bakış Açılarını Yeterli Buluyor Musunuz?" "Çalışmaya Katılan Öğretmenlerin, Derslerde Araç- Gereçleri Ne Sıklıkla Kullanıyorsunuz?" sorusuna verilen cevaba göre ANOVA testi sonucunda anlamlı fark bulunmamıştır.

Araç-gereçlerBilgisayar destekli eğitimEğitim teknolojisi+7
Tayyip Can
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda görev yapan müzik öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada, ortaokullarda görev yapan müzik öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, İstanbul Avrupa Yakasının çeşitli semtlerinde görev yapan 294 müzik öğretmenine Maslach Tükenmişlik Envanteri uygulanarak, öğretmenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık puanlarının demografik özelliklerle ilişkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre öğretmenlerin cinsiyet, eğitim durumu, haftalık girilen ders saatleri, sınıflardaki ortalama öğrenci sayılarına ve öğretmenin mesleğini sevme durumuna göre mesleki tükenmişlik boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Öğretmenlerin yaşlarına göre ise duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanları arasında anlamlı bir farklılık görülürken (p<0,05), kişisel başarısızlık puanları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Öğretmenlerin medeni durumlarına göre duygusal tükenme puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüş olup (p<0,05), duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık puanları arasında ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Çalışma süresine göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanları anlamlı bir farklılık göstermiş olup (p<0,05), kişisel başarısızlık ise anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p>0,05). Görev yapılan okul sayısına göre duygusal tükenme boyutu anlamlı farklılık göstermiş olup (p<0,05), diğer tükenmişlik boyutları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Korelasyon analizi sonuçlarına göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutları hem yaş, hem de sınıftaki öğrenci sayılarına göre pozitif ve anlamlı ilişki göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Tükenme; DuyarsızlaĢma; KiĢisel baĢarısızlık; Müzik öğretmeni.

Branş öğretmenleriMüzikMüzik dersi+5
İbrahim Çolakoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçek zamanlı sınıf içi davranış yönetim sisteminin geliştirilmesi

Güncel hayatta, eğitim ve öğretim kalitesinin ölçümü için bir çok kriter vardır. Bu kriterlerin her birinin kendine has bir öneme sahiptir. Ancak, bir öğretmenin sınıf içerisindeki hakimiyeti sağlaması, eğitim sürecinin kesilmeden devamını sağlayacak bir kriterdir. Öğretmenin alan bilgisinin derinliği bu noktada ortaya çıkmaktadır lakin sadece alan bilgisi de yeterli olmayacak, genel kültür seviyesi ve bu bilgilerini öğrencilerini aktarma kabiliyeti de yukarıda bahsedilen sınıf içi hakimiyete katkısı göz ardı edilemeyecek kadar büyük olmaktadır. Örgün eğitim veren okullarda sınıf içerisindeki öğrenci davranışı problemleri, eğitim sürecini en çok sekteye uğratan sorunlardır. Öğretmenin özellikle davranış problemlerine karşı bulduğu çözümler, o ortamda yapılacak eğitimin hem içerik kalitesinin artmasını hem de öğrenci tarafından kanıksanmasını sağlayacaktır. Bunun yanı sıra öğretmenin çalıştığı kurumdaki disiplin kültürünün gelişmemiş olması ve/veya problemli davranışlara karşı davranış politikasının yetersiz olması hatta hiç olmaması, o kurumda eğitim öğretimin tam anlamıyla yapılamayacağının da bir göstergesi olabilmektedir. Davranış yönetiminin eğitim öğretim faliyetlerideki yeri tartışılamayacak kadar önemlidir. Bir toplumun eğitim kalitesi o toplumun geleceğin şekillendirmektedir. Eğitim dünyasında davranış yönetiminin uygulanacağı alanlardan en önemlisi sınıf içidir. Öğrencilerin öğrenme faliyetlerinin hedef davranışlarını tam olarak kendi ile bütünleştirebilmesinin altında yatan etkenlerin en önemlileri arasında gelmektedir. Öğretmenin sınıf için uygulayacağı davranış yönetim metotları için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Geliştirilen her yeni yöntemle okullardaki öğretme ve öğrenme faliyetleri daha işlevsel bir konuma getirilmiş, dolayısıyla toplumun maruz kaldığı eğitimin kalitesi de topyekün yükselmiştir. Teknolojinin gelişiminden etkilenen ve faydalanan her alan gibi eğitim dünyası da bu gelişime ayak uyduran sektörler arasında kendini göstermiştir. Özellikle eğitim-öğretim süreçlerinde kullanılabilecek cihazlara ilgi gösterilen eğitim sektörü, bunun akabinde bir çok yazılıma da kapılarını açmıştır. Öyleki bazı eğitim faliyetleri için geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilen uygulamalar teknolojiyle uygulanmaya başlamış, geleneksel yöntem teknolojiye yenik düşmüş, yerini tamamiyle teknolojik gelişmelerin o alan için geliştirdiği yeni yönteme yerini bırakmıştır. Eğitim dünyası özellikle son beş yılda teknolojiyi kullanma konusunda bir kademe daha öteye giderek öğrencilerin mobil cihazlarla derslere girmesine izin vermiş, eğitimde mobil cihazlar yardımı ile ders yapma konusunda girişimler yapılmıştır. Bu zamana kadar öğretmen kontrolündeki teknoloji artık öğrenci eline geçmiş ve bu zamana kadar yapılan tüm uygulamalar şekil ve boyut değiştirmiştir. Tablet cihazların öğrenciler tarafından ders içerisinde kullanmasının sayısız faydasının yanı sıra bir çok handikapı da gün yüzüne çıkmış, henüz o zamanana kadar karşılaşılmayan sınıf için problemleri ile baş başa kalınmıştır. Sınıftaki bir çok istenmeyen davranış için öğretmenlerin yıllarca geliştirdiği ve artık kanıksanmış onlarca yöntem mevcuttur. Bu yöntemlere artı olarak öğretmen otokontrol sistemini sınıfında uygulayabilir hale geldiğinde ders işleyiş süreçlerinde genelde herhangi bir problem yaşamadan tamamlamaktadır. Tüm bu yöntemlerin tabletli eğitim ile birlikte tekrar revize edilmesi ve ondan sonra uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde, kendini geliştirmede yavaş kalan her öğretmen sınıf yönetim problemleri ile karşı karşıya kalacaktır. Gerçek Zamanlı Sınıf İçi Davranış Yönetim Sistemi - Dersteyiz.Net, tabletli eğitim yapılan sınıflarda ders işleyiş süreçlerinde yaşanan problemleri en aza indirgemek için geliştirilmiş bir yazılımdır. Yıllar boyu araştırılarak keşfedilen davranış yöntemleri ile teknolojiyi aynı noktada buluşturan sistem, teknolojinin kullanıldığı sınıflarda eğitimin daha sağlıklı devam etmesine katkı sağlamaktadır. Tabletli eğitim yaparak okullar eğitim kalitelerini bir üst seviyeye taşımak için gerekli adımı atmışlar demektir. Bu noktadan sonra geriye doğru hamlelerle doğru yöntemleri keşfedip uygulamak kalmaktadır. Eğitim dünyasında teknolojinin yıllar sonra ilk defa öğrenci merkezli kullanımına başlanıldığı düşünüldüğünde, bu alanda keşfedilecek yönetim stratejilerinin henüz hala bir çoğu araştırma yapılarak ortaya çıkarılmayı beklemektedir. Dersteyiz.Net öğrencilerin olumlu ve olumsuz davranışlarını puanlayarak, olumluların devamını sağlayarak, olumsuzların ise olumluya dönüşmesine katkıda bulunarak öğrenci davranışlarını yönetmeyi, öğretmenlerin amaçları doğrultusunda ders yapabilmelerine olanak sağlamak için geliştirilmiş bir uygulamadır.

Ortaokul öğretmenleriWorld wide webÇocuk davranışları+7
Cüneyt Ali Mert
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin problem çözme becerileri ve duygusal zekâ ilişkisi

Öğretmenlerin yüksek düzeyde problem çözme becerisine ve duygusal zekâ düzeyine sahip oluşu eğitimin kalitesini arttırıcı etki yaratacaktır. Ancak öğretmenlerin klasik sistemden tam olarak sıyrılamamış olması bunun önünde en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bireyin duygusal zekâsı ile problem çözme becerisi arasında ilişki olduğu düşünülmektedir. Yapılan araştırma sonucunda da ilişki bulunmuştur. Araştırmanın evreni, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Örneklem ise İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde yer rastgele seçilen okullarda görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Yapılan araştırmaya göre katılımcıların duygusal zekâ ve problem çözme becerileri ölçeklerinin ortalama puanları tespit edilmiştir. Katılımcıların verdikleri cevaplar incelendiğinde duygusal zekâ düzeylerinin yüksek çıktığı görülmüştür. Katılımcıların problem çözme becerileri ve duygusal zekâ düzeylerine göre cinsiyetler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca yaş, mesleki kıdem, çalışılan kurum gibi değişkenler arasında da anlamlı farklılık görülmemiştir. Ancak duygusal zekâ düzeyi ile problem çözme becerileri arasında ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: zekâ, duygusal zekâ, problem çözme, ortaokul öğretmenleri, eğitim

Duygusal zekaOrtaokul öğretmenleriOrtaokullar+2
Gülcan İnan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin cinsel istismara uğrama durumunda ilk ve ortaokullarda çalışan öğretmen ve okul yöneticilerinin tutum ve davranışları

Çocuk istismarı karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psiko-sosyal kapsamlı, ciddi bir sorundur (Ziyalar 1999 ve Polat 2002, Aktaran: Kara ve diğerleri 2004). Çocuk istismarı türleri içinde özellikle de cinsel istismar, en zor fark edilenidir. Çocuğun kendinden yaşça büyük biri tarafından cinsel tatmin amacıyla kullanılması olarak ifade edilebilen cinsel istismara, çocukta derin izler bırakabildiği için erken müdahale etmek, hayatidir. Cinsel istismar vakalarıyla karşılaşan, pek çok meslek mensubu vardır. Tıp hekimleri, adli tıp uzmanları, psikologlar, emniyet mensupları, hukukçular ve sosyal hizmet uzmanları, bu konuda donanımlı olmasına önem ve öncelik verilen uzmanlardır. Yapılan araştırmalara bakıldığında, genel manada çocukların cinsel istismara uğrama yaşının 7-12 yaş arasını (Polat 2007) kapsadığını görmekteyiz. Yaş sınırının 6-10 ve 12-14 yaşları arası olduğunu ifade eden uzmanlar da vardır. Kesin olan şey şudur ki, bu yaş aralığı çocuğun ailesinden ilk kez ayrıldığı zamanlardır. Çocuk, özellikle de okul çağında onu koruyan 2 temel yapının etkisini hissetmektedir; ailesi ve öğretmeni. Günümüzde özellikle de çocuklara yönelik cinsel şiddet suçlarının arttığını ortaya koyan hem ulusal hem de uluslararası sonuçlar vardır. UNICEF, 190 ülkeden verileri araştırarak hazırladığı raporunda, 2012'de 120 milyondan fazla genç kızın fuhşa zorlandığını ve cinayet kurbanlarının beşte birinin 20 yaş altı genç ve çocuklardan oluştuğunu (AA, 2014) açıklayarak kitleleri sarsmıştır. Türkiye'de ise genel manada veriler üzerinden konuşmak halen çok zordur. Az sayıdaki verilerden biri Adalet Bakanlığı'na aittir. Buna göre göre, Türkiye'de çocuğa karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçlarının 2008'de 7 bin 500, 2009'da 13 bin 812 iken; 2011'de 18 bin 334, 2012'de ise 33 bin 992 olduğuna dikkat (Cumhuriyet, 2013) çekilmiştir. Görünen o ki çocuk cinsel istismarı, eğitim sistemi içinde erken müdahale edilmesi gereken güncel bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızın amacı, çocuğun cinsel istismara maruz kalması durumunda, çocuğa sadece eğitim vermek değil onu aynı zamanda korumaktan da sorumlu olan eğitimcilerimizin bu konudaki bilgi düzeyleriyle, olası durumdaki tutum ve davranışlarını ortaya koyabilmektir. Araştırmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemi olup, yarı yapılandırılmış olarak hazırlanan görüşme formu kullanılarak yaklaşık 17 saat görüşme yapılmıştır. Örneklem olarak seçilen okulların biri ilkokul diğeri ortaokuldur. Okul yöneticisi ve öğretmenlerden oluşan gönüllü 44 eğitimciden veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerimizin neredeyse tamamının böyle bir duruma erken müdahale edebilecek bilgiye sahip olmadıklarını ve kimlerden yardım alınabileceğiyle ilgili kafa karışıklığı yaşadıkları görülmüştür. Bu konuda eğitim almaya ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Eğitimcilerimizin önemli bir kısmının, böyle bir durumla karşılaştığında okulun içindeki sistemlerin yetmediği düşüncesiyle farklı yapılara başvurmayı tercih edecekleri görülmüştür. Eğitimcilerimizin suçu bildirme yükümlülüklerinden habersiz oldukları, kimi eğitimcilerimizin ise bazı durumlarda suçu görmezden gelebilecekleri görülmüştür. Ayrıca çocuk cinsel istismarı konusunda eğitim sistemimizde hem önleyici hem de erken müdahaleye yönelik olarak özellikle de okullarda uygulanan, ulusal düzeyde bir çalışma bulunmamaktadır. 2011 yılında Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) isimli proje Milli Eğitim Bakanlığı'nca uygulanmaya konmuş, lakin birkaç ay sonra mahkeme kararıyla kaldırılmıştır. Böylelikle risk altındaki çocukların korunması konusu halen yeri doldurulamamış alanlardan biridir. Önerilerimiz ise tüm eğitimcilerimize bu konuda nitelikli eğitim verilmesidir. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığının diğer bakanlıklarla ortak çalışmalar yürütmesi çok büyük önem taşımaktadır. Okullarda rehber öğretmenlerin yanında sosyal hizmet uzmanlarının da bulunması, bu tür durumlarda okulun erken müdahale etmesini kolaylaştırarak, çocuk mağduriyetlerini azaltacaktır. Müfredata bu konunun yerleştirilmesi çocuğa kendini koruma ve gerektiğinde kimlerden yardım alabileceği bilgisini kazandıracaktır. Ayrıca çocuk kitapları ve dergilerinde bu konuya yer verilmesi, çocukları bu konuda güçlendirecektir. Kamu spotları, başta olmak üzere görsel ürünlerle kitlesel farkındalığın artırılması çok büyük değer taşır. Alandaki öğretmene Hizmet İçi Eğitimlerle bu konu hakkında bilgi verilmelidir. Ayrıca hem Eğitim Fakültelerinde hem de Pedagojik Formasyon eğitimlerine bu konuyla ilgili bir ders konulması öğretmen adaylarının bilgi ve farkındalık düzeylerini artıracağı için son derece önemlidir.

Cinsel saldırı suçuCinsel tacizOkul yöneticileri+7
Dilek Özgül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin kullandığı güdüleme yöntemleri: Ortaokul öğretmenlerinin değerlendirmeleri

Ülkelerin en önemli yatırımı kaliteli insan gücüdür ve genç nesiller eğitim kurumlarının etkisiyle ülke için güce dönüşmektedir. Çocukların ve gençlerin iyi yetişmesinde okul önemli bir faktördür. Öğretmenler ve yöneticiler birlikte çalışarak okulun faaliyetlerini yürütmektedirler. Yöneticilerin davranışları, öğretmenlerin güdülenmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Ortaokullar, eğitim sistemimizde liselere geçiş aşamasındaki kariyer basamağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, ortaokul müdürlerinin kullandıkları güdüleme yöntemlerine yönelik olarak öğretmenlerin değerlendirmeleri araştırılmıştır. Araştırma 2013- 2014 Eğitim- Öğretim yılında İstanbul ili Bakırköy ilçesindeki özel ortaokullar ile devlet ortaokullarında görev yapan öğretmenler üzerinde yürütülmüştür. Bu çalışma kapsamında, Bakırköy ilçesindeki 14 devlet ortaokulunda görev yapan 299 ve 15 özel ortaokulda görev yapan 99 toplamda ise 315 öğretmene ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Okul Müdürlerinin Öğretmenleri Motive Etme Yaklaşımlarını Belirleme Ölçeği (ÖMEY) (Başın, 2012) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t- Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analizler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Tüm analizlerde hata olasılığı en az p < .05 olarak alınmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin algılarına göre ortaokul müdürlerinin güdüleme yaklaşımları düzeyleri arasında cinsiyet, öğrenim durumu, kıdem değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık yoktur. Ancak farklı okul türlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Özel okulda çalışan öğretmenler okul müdürlerinin güdüleme yöntemlerini daha çok kullandığını ifade etmişlerdir. Araştırma bulgularından yola çıkılarak, okul yöneticisinin öğretmen güdülenmesi ile ilgilenmesi önemli görülmektedir. Bu nedenle okul yöneticilerinin içeriği güdülenme olan hizmet içi eğitim düzenlemeleri okullarda verimi arttırabilir. Anahtar Kelimeler: Güdüleme, Motivasyon, Ortaokul, Okul Yöneticisi, Öğretmenlerin Değerlendirmeleri, Motive etme Yaklaımları.

Eğitim yönetimiMotivasyonMüdürler+4
Ünzüle Baştürk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Epistemolojik İnanç Ölçeği'ne göre ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin resmi müfredata ilişkin görüşleri

Ülkemizin Cumhuriyet yönetimi ile başlayan çağdaş atılımları, eğitim sistemini de etkilemiş ve bu zaman zarfında, devletin kuruluş felsefesi ile değişen eğitim sistemi bütünleşerek eğitimde olumlu gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu dönemde monarşik-teokratik kurala göre uygulanan eski ders programları yerini, Cumhuriyet‟in kuruluş felsefesine uygun hazırlanmış çağdaş ders programlarına bırakmıştır. Bu bağlamda din temelli eğitim de yerini laik eğitim sistemine bırakmıştır. Fakat süreç içerisinde, eğitim felsefesinin etkin bir şekilde kullanılamayışı, kronikleşen sorunlar üretmiş ve bu durum, eğitim sisteminde günümüzde bile geçerliliğini koruyan problemlere kaynaklık etmiştir. Medreselerde eğitim dönemi programları, program öğeleri açısından incelenerek, eğitim sistemimizin temel felsefesi kabul edilen pragmatist ekole uygunluğunun değerlendirilmesini esas alan bu araştırmada ilk olarak, çağdaş eğitimin felsefi temelleri incelenmiştir. Bulgular bölümünde Cumhuriyet dönemi ilköğretim programları program öğeleri açısından incelenerek faydacı ve ilerlemeci ekole uygun olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca görüşme formu kullanılarak 2015 programına yönelik öğretmen görüşleri değerlendirilmiştir. Görüşme formu, İstanbul ili Bağcılar ilçesindeki resmi okullarda görev yapan 361 öğretmene uygulanmıştır. Literatür taraması ve görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Sonuçta Cumhuriyetten günümüze okul programlarının teoride pragmatist ekole uygun olarak oluşturulduğu ancak uygulamada pragmatist yaklaşımın unsurlarından çok uzak kalındığı görülmüştür. Yapılan bu araştırmanın amacı epistemolojik inanç ölçeğine göre öğretmenlerin resmi müfredat düşüncelerine ilişkin algıları arasında cinsiyet, medeni durum, okulda çalışma süresi, mesleki kıdem yılı, eğitim durumu, yaş ve branşlarına göre olumlu ve olumsuz unsurlarını ortaya çıkarmak ve farklılığı araştırmaktır. Yapılan bu araştırmanın yöntemi konusunda, ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının cinsiyete, akademik başarıya ve sınıf düzeyine olan ilişkisini incelemek için Schommer (1990) tarafından hazırlanmış olan „Epistemolojik İnançlar Ölçeği (EİÖ)‟nden yararlanılmıştır (Deryakulu, 2004: 264). Araştırmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesinde yer alan 15 resmi okulda görev yapan 361 öğretmen oluşturmaktadır. İstanbul ilinin bu ilçe alanlarında bulunan özel ilköğretim okulları ise bu araştırmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Epistemolojik inanç ölçeğine göre ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin resmi müfredat kavramı ile ilgili elde ettiğimiz sonuçlar değerlendirildiğinde, epistemolojik eğitim inancı yüksek olan öğretmenin başarılı öğretmen sayıldığı görülmektedir. Öğrenciler, öğretmenlerini çok benimsemekte ve doğrudan model almaktadırlar. Bu nedenle bir öğretmenin entelektüel birikimi, öğrencilerin bilişsel, sosyal duygusal alanları başta olmak üzere bütün gelişim alanlarında etkilidir. Eğitimde öğretmenlerin ne kadar önemli bir yeri olduğu tartışılmazdır. Öğrencilerin başarısızlık nedenlerinden birisi de çalışma alışkanlığının henüz kazanılmamış olmasıdır. Bu alışkanlığı kazandırmada en büyük görev okul yöneticilerine ve öğretmenlere düşmektedir. Eğitim programları yenilenirken, yapılacak değişiklikler eğitimin sosyal, psikolojik, ekonomik ve felsefi özelliklerine uygun olmalıdır. Bir bütün içinde sistematik olarak geliştirilen programlar amacına ulaşabilir.

Epistemolojik inançlarOrtaokul öğretmenleriOrtaokullar+4
Gökçe Yıldırım
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerin iş tatminine etkisi

Araştırmanın amacı, Esenyurt ilçesinde random (rastgele) seçilen okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgüt kültürüne yönelik algılarını belirlemek, iş yaşamlarından tatmin olma derecelerini ve bu algılarla tatmin seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Örgüt; belirli bir amaç için bir araya gelen kişilerin oluşturduğu, görev hiyerarşisi ve dağılımı gözetilerek oluşturulan birliktir. İnsanoğlu yapısı gereği, yalnız olmak yerine her zaman bir örgüte dahil olma ihtiyacı hissetmiştir. Bu sayede ait olma, sorunlara birlikte çözüm bulma ve sosyalleşme ihtiyaçlarını gidermiş, hayatından duyduğu memnunluk düzeyinin artmasını sağlamıştır. Böylece karşımıza tatmin olma durumu ve bu durumun derecesi ortaya çıkmıştır. Globalleşen dünya ve iş yaşamının insan hayatında büyük bir yer kaplamasıyla beraber örgüt kavramı sınırlarını biraz daha genişletmiştir. Böylece kültürleri, kişilikleri olan ve yaşayan yapılara dönüşmüşlerdir. Bu yaşayan yapılar sosyal bir varlık olan insanın eğitiminde çok önemli bir yer kaplayan okullarda da kendini göstermektedir. Bu araştırmada bir eğitim örgütü olan ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerin iş tatmine etkisi incelenmiş ve çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın Amacı Bu araştırmada ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerinin iş tatmine etkisi incelenmiştir. Araştırmada örgüt kültürü ve iş tatmini kavramlarının mahiyeti, sınıflandırılması farklı boyutlarıyla ele alınması, aralarındaki ilişkinin tespiti önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı; ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin kurumlarındaki okul kültürünü tespit etmek, örgüt içi iletişimlerini ve iş tatmin düzeylerini ortaya koymak, okul kültürüne ve iş tatmin düzeylerine ilişkin sosyo- demografik özelliklerine göre anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek, ele alınan konularla ilgili olan sorunları ortaya çıkarıp, bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. 1.3. Alt Problemler Araştırmanın alt problemleri toplamda 15 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden yola çıkılarak araştırmanın alt problemleri oluşturulmuştur. Evren ve Örneklem Çalışma evreni İstanbul ilinde görev yapan ortaokul eğitim yöneticileri ve öğretmenleridir. Örneklem ise İstanbul ili Esenyurt ilçesinden random (rastgele) örnekleme yoluyla seçilmiş 6 ortaokulu kapsamaktadır. Verilerin Toplanması Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi yerli ve yabancı kaynaklardan elde edilen literatür taraması ile oluşturulmuştur. Verileri elde etmek için bir adet demografik bilgi formu, bir adet Okul Kültürü Ölçeği ve bir adet Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formu 6 sorudan oluşmaktadır.(EK-I) Bu sorular; mesleki unvan, cinsiyet, yaş, meslekteki hizmet süresi, görev yapılan okuldaki hizmet süresi, mezuniyet düzeyi ile ilgili sorulardır. Diğer ölçekler ise Okul Kültürü Anketi (EK-II) ve Minnesota İş Doyum Ölçeğidir.(EK-III) Okul Kültürü Anketi 22 sorudan oluşmaktadır. Minnesota İş Doyum Ölçeği ise 20 sorudan oluşmaktadır.1-2-3-4-7-8-9-10-11-15-16-20. maddeler içsel iş tatmin düzeyini, 5-6-12-13-14-17-18-19. maddeler ise dışsal iş tatminini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bulgular Araştırma örnekleminde yer alan 136 yönetici ve öğretmenden 9 (%6,6)‟u yönetici, 127 (%93,4)‟si öğretmendir. Bu yönetici ve öğretmenlerin 85 (%62,5)‟i kadın, 51 (37,5)‟i erkektir. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin 77 (%56,6)‟si 21-29 yaş aralığında, 49 (%36)‟u 30-39 yaş aralığında, 8 (%5,9)‟i 40-49 yaş aralığında, 2 (% 1,5)‟si 50 yaş ve üzerindedir. Örneklem grubundaki yönetici ve öğretmenlerin meslekteki hizmet süresini incelediğimizde 17 (%12,5)‟sinin 1 yıldan az, 67 (% 49,3)‟sinin 1-5 yıl, 31 (%22,8)‟inin 6-10 yıl, 14 (%10,3)‟ünün 11-15 yıl, 7 (% 5,1)‟sinin 16 yıl ve üzeri hizmet süresine sahip olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin şu an görev yaptığı okuldaki hizmet süresini incelediğimizde 37 (%27,2)‟sinin 1 yıldan az, 90 (%66,2)‟ının 1-5 yıl, 6 (%4,4)‟sının 6-10 yıl, 2 (%1,5)‟sinin 11-15 yıl, 1 (%0,7)‟inin 16 yıl ve üzeri hizmet süresine sahip olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin okul kültürü anketinden aldıkları puanların mesleki unvan, yaş, meslekteki hizmet süresi, görev yapılan okuldaki hizmet süresi ve mezuniyet düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Cinsiyet değişkenine göre ise anlamlı bir fark bulunmuştur (t=2,51; p <, 0,5). Bununla birlikte yönetici ve öğretmenlerin okul kültürü anketinden aldıkları puanlarla , iş tatmin ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson analizi uygulanmış ve bu analiz sonucunda değişkenler arasındaki ilişki negatif yönde anlamlı çıkmıştır (r = -,393 ; p< ,05). Anahtar Kelimeler: Örgüt, örgüt kültürü, iş tatmini.

Okul kültürüOkul yöneticileriOrtaokul öğretmenleri+4
Duygu Gürsel
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects