Lojistik
333 theses under this subject heading
Türk savunma sanayiinde performansa dayalı lojistik uygulamalarının incelenmesi
20'nci yüzyılın sonlarına doğru güvenlik ve savunma anlayışındaki değişimler, küreselleşmenin hızlanması, ticari alanda üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik denizaşırı faaliyetlerin artması, modern iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimleri ve devletlerin savunma bütçesini azaltmaya yönelik çabaları, savunma sanayiinin ve savunma tedarik anlayışlarının da değişimine neden olmuştur. Bu doğrultuda, savunma yeteneğinin arttırılmasına yönelik ihtiyaçların karşılanması çabaları, sahip olunan veya olunacak uzun ömürlü savunma sistemlerin ömür devri kapsamında uygun maliyetli olması ve modernize edilmesine yönelik bir takım yaklaşımlar ve işbirlikleriyle tedarik ve destek faaliyetleri geliştirilip denenmiştir. Sistemlerin işletme-idame döneminin, tedarik döneminden daha fazla olması bakım, onarım ve özellikle kullanıcıların gereksinimlerine yönelik çözüm arayışları sonucunda performansa dayalı lojistik yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın amacı, performansa dayalı lojistik yaklaşımının uygulamalarına dünyada ve Türkiye'de verilen önemi tespit etmek, Türk savunma sanayii tedarik sürecinde uygulanmakta olan lojistik destek faaliyetleri içerisinde, alt yapısı oluşturulmaya çalışılan bu alana yönelik süreci analiz etmek ve sürecin mevcut durumu ile yeterliliğini saptamak ve performansa dayalı lojistik sözleşmelerinin mevcut mevzuat açısından uygulanabilirliğini araştırmaktır. Çalışmada veriler belgesel tarama ve yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Araştırma esnasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve bu çerçevede oluşturulan açık uçlu sorulara yönelik yanıtlar ve gözlemler, betimsel ve sistematik analiz yöntemiyle veriler çözümlenmiştir. Araştırmada toplanan verilerin analizi sonucunda Türk savunma sanayiinde PDL uygulamaları ve sözleşmelerin gerçekleştirilebilirliğini konusu olmak üzere iki tema üzerinde sonuçlara yer verilmiştir.
Türkiye'de büyük ölçekli lojistik firmaların yapı ve işleyişlerine yönelik bir analiz
Lojistik sektörü son yıllarda oldukça gelişme kaydetmiştir. Lojistik faaliyetlere olan ilgi Türkiye'de ve dünyada giderek artmaktadır. Lojistik, önceleri sadece taşıma faaliyeti olarak görülürken, günümüzde depolama, elleçleme, müşteri hizmetleri, gümrükleme, sigortalama gibi pek çok faaliyeti içeren bir sistem olarak değerlendirilmektedir. Lojistik sektörünün yapısı ve işleyişi de son yıllarda daha sistematik bir hale dönüşmüştür. Fakat gelişen yapı içerisinde işletmelerin sahip olması gereken faaliyetlerin neler olması gerektiğine dair eksiklikler bulunmaktadır. Bir lojistik şirket olabilmek için ne tür hizmetlerin verilmesi gerekmektedir? Araştırma konusunun oluşturulmasında ana problem olarak; lojistik ve taşımacılık terimlerinin birbiriyle karıştırılması ve lojistik faaliyetlerin neler olduğunun tam olarak bilinmemesi gelmektedir. Bununla birlikte, lojistik sektörü yapı ve işleyişinin nasıl olması gerektiğine dair eksikliklerin bulunması ve sektördeki büyük ölçekli şirketlerden beklenen lojistik faaliyetlerin tam olarak gerçekleştirilememesi araştırmanın kaynağını oluşturmuştur. Alanyazın çalışmasında konuyla ilgili kaynaklar taranmış olup, daha önce bu kapsamda yapılan çalışmalardan yararlanılmıştır. Araştırma, Türkiye'deki büyük ölçekli lojistik firmalar üzerinde gerçekleştirilmiş ve firmaların yapı ve işleyişi analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Araştırma nitel olarak yürütülmekle birlikte, niceliksel sonuçlar, model içerisinde yer almıştır. Ana kütlemiz, Türkiye'de faaliyet gösteren büyük ölçekli lojistik firmalar olup örneklemimiz yargısal örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmaya dahil edilen firmalar ile önceden yapılandırılmış soru formları ile görüşmeler yapılmış olup sonuçlar betimsel boyutta yorumlanmıştır. Görüşme sonrası elde edilen bulgulara göre, Türkiye'de faaliyet gösteren büyük ölçekli lojistik firmaların yapı ve işleyişleri yönünden benzerlik gösterdiği sonucuna varılmıştır. Firmaların, lojistik faaliyetler kapsamında birçok faaliyeti gerçekleştirdikleri belirlenmiş ve lojistik hizmet boyutunda oldukça yeterli olduğu anlaşılmıştır. Özellikle, lojistik firmaların en önemli faaliyetlerinden biri olan taşımacılıkta, ulusal ve uluslararası alanda tüm taşıma türlerine yönelik hizmet verdikleri anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik Sektör Yapısı, Lojistik Sektörünün İşleyişi, Lojistik Faaliyetler, Büyük Ölçekli Lojistik Şirketler
Lojistik sektörünün ekonomiye etkisi : OECD ülkeleri üzerine bir uygulama
Lojistik sektörü, yarattığı istihdam, milli gelir ve yabancı yatırımları yönlendirmesi açısından ülke ekonomisine makro açıdan önemli katkılar sağlamaktadır. Lojistik sektörünün katkıları mikro açıdan ise firmaların rekabet gücünü artırması açısından görülmektedir. Lojistik sektörü, sağladığı makro ve mikro katkıları, ülkelerin rekabet gücünü sağlamada en önemli kilit sektör halini almıştır. Ayrıca lojistik sektörü diğer sektörlerin canlanması ve rekabet gücünün artırılması açısından da önemli misyon yüklenmiştir. Tüm sektörler artık gelinen noktada lojistik sektörüne bağımlı hale gelmiştir. Tez çalışmasında lojistik sektörünün ekonomiye etkisi OECD ülkelerinde 1970-2014 dönemi için araştırılmıştır. Araştırmada dengesiz panel veri analizi kullanılmıştır. OECD ülkelerinde ilgili dönemde taşıma ve haberleşme sektörlerini temsil eden değişkenlerin ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler : Lojistik Sektörü, Ekonomik Büyüme, Dengesiz Panel Veri Analizi, OECD.
Üretim işletmelerinin lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımının lojistik maliyetlerine etkisi
20. yüzyıl itibarı ile, küreselleşmenin etkisiyle dünya pazarlarında meydana gelen köklü değişimler, üretimin hızlanmasını ve maliyeti azaltma faktörlerinin ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Küreselleşmenin sonuçlarına uyum sağlayabilmek adına işletmeler, işletmeler ana faaliyet alanlarına odaklanarak, rekabet üstünlüğü sağlamak ve maliyetleri azaltmak adına dış kaynak kullanımına başvurabilmektedirler. Bilindiği üzere, işletmelerde meydana gelen lojistik faaliyetler, işletme maliyetlerinin artmasına sebep olan en büyük etkenlerdendir ve işletmeler bu maliyetleri düşürmek için lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımına yönelmektedirler. Ayrıca, işletmelerin maliyetlerini artıran etkenlerden birisi de son yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin etkisiyle, oluşan taşıma ve navlun fiyatlarındaki meydana gelen artışlardır. Bu alanda meydana gelen artışlar sonucunda firmaların maliyetleri düşürmek için dış kaynak kullanıma yönelmiş olmaları, bu araştırmanın problem cümlesinin oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. Bu tez çalışmasında üretim işletmelerinin lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımının lojistik maliyetlere etkisinin olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde Solakivi vd. (2013) tarafından yapılan çalışmada yer alan ve araştırmacı tarafından geliştirilen sorulardan oluşan bir anket formu ile veriler toplanmıştır. Araştırma verileri Ankara 1. Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren 68 üretim işletmesinden elde edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 24.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak ve ilgili analizler yürütülerek gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları işletmelerin, lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımının lojistik maliyetlerinde artış meydana getirdiğini göstermiştir. Bu artışın nedeninin pandemi sürecinde oluşan maliyetlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu tez çalışması, beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problem durumundan, hipotezlerden, araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları, kavramsal model ve organizasyon şemasından bahsedilmiştir. İkinci bölümde, kavramsal çerçeve başlığı altında literatürde lojistik faaliyetler, lojistik maliyetler, dış kaynak kullanımı kavramlarını ait bilgilere, pandemi sürecine ve daha önceden yapılan çalışma sonuçlarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın, evren örnekleminden, kullanılan anketlerden, verilerin analiz ve yöntemlerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde araştırma dahilinde elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Beşinci bölümde ise sonuç, değerlendirme ve önerilerden söz edilmiştir.
Rusya-Ukrayna savaşının ulaştırma sektörüne finansal etkilerinin olay çalışması yönetimi ile analizi – BIST örneği
Tarihteki savaşlar incelendiğinde ekonomik ve finansal etkilerinin yanında üretim, lojistik ve tedarik zinciri gibi sektörlerde de sorunlara yol açtığı bilinmektedir. Savaşların etkileri sadece taraf ülkelerle sınırlı kalmayıp, zamanla diğer bölgelerde yayılarak küresel krizlere neden olmaktadır. Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı etkiler birçok ülke gibi Türkiye'yi de etkilemiştir. Rusya ve Ukrayna'nın güçlü oldukları enerji ve tarım sektörü, savaştan etkilenerek, tedarik zincirinde ve lojistik sektörlerinde akasmalara neden oldu. Avrupa enerji tedariğinde yeni önlemler alarak tasarruf politikaları izlemek zorunda kaldı. Avrupa Birliği ülkeleri, Ukrayna'dan ithalat ettikleri başta ayçiçek ve buğday ürünlerinde yeni tedarikçiler aramak zorunda kaldı. Savaş yüzünden Karadeniz'in gemi trafiğine kapatılması İstanbul ve Çanakkale Boğazlarındaki gemi trafiğini düşürürken, başta Gürcistan, Bulgaristan ve Yunanistan Türk sınır kapılarında ticari araç geçişlerinde yoğunluklar meydan gelmiştir. Savaşın, Türkiye'deki tedarik zinciri, lojistik ve ulaştırma sektörlerine negatif etkiler oluşturduğu görüldü. Bu çalışmada Rusya-Ukrayna savaşının BİST Ulaştırma Endeksinde bulunan şirketler üzerindeki olası etkileri olay çalışması yöntemiyle analiz edilmiştir. BİST Ulaştırma endeksinin seçilme amacı lojistik ve tedarik zincirini ilgilendiren en yakın endeks olmasıdır. 24 Şubat 2022 tarihi Rusya'nın Ukrayna işgali olay günü olarak seçilmiştir. Olay çalışması yönteminde tarihsel ortalama modeli kullanılmıştır. Bu model ile ortalama anormal getiriler (AAR) ve kümülatif ortalama anormal getiriler (CAAR) verilerine ulaşılarak veriler analiz edilmiştir. Analizler, savaşın başlangıcını temsil eden olay günü ve yakın çevresinde, endekste yer alan şirketlerin istatistiksel olarak anlamlı negatif anormal getiriler (AAR) ürettiğini ortaya koymuştur. Kümülatif etkinin incelendiği 14 farklı olay penceresinin 12'sinde de bu negatif etkinin (CAAR) anlamlılığını koruduğu saptanmıştır. Ancak, etkinin büyüklüğünün olay gününden uzaklaştıkça zayıfladığı gözlemlenmiştir. Bu bulgular ışığında, Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcının BIST Ulaştırma Endeksi şirketleri üzerinde ani ve güçlü bir negatif şok yarattığı, fakat bu etkinin kalıcı olmadığını ve istatiksel olarak etkisinin azaldığı anlaşılmıştır.
Tedarikçi bölgelerinde kümelenme ve otomotiv sektöründen uygulamalar
Globalleşmenin firmalara, bölgelere ve kümelere sağladığı fırsatlar ve tehditlerle birlikte, son yıllarda kümelerin giderek tedarik zincirinin bir parçası haline gelmeleri de yadsınamayan bir gerçektir. Hemen hemen tüm sektörlerde tasarımdan tüketime ve geri dönüşümü de kapsayacak şekilde tedarik zinciri dünyanın farklı bölgelerine dağılmış ve farklılaşan tedarik yapısının bir parçası olan kümelerde yaşam alanları olan tedarik zincirleri içerisinde aktif rol oynamaya başlamışlardır. Günümüzde tedarik zincirlerinin bölgesel halkalarını kümeler olarak nitelendirmek mümkündür. Diğer taraftan firmaların ve kümelerin başarısında, faaliyet gösterdikleri bölgenin özellikleri de önemli bir faktördür. Bölgelerin üstün rekabetçi avantajlara sahip olabilmesi bu bölgelerde yer alacak firmaları ve kümeleri daha nitelikli hale getirebilmektedir. Bölgelerin rekabetçi güce sahip olabilmelerinin arkasındaki güç ise lojistik süreçler, ilişki düzeyi, satışlar, esneklik, inovasyon, ürün geliştirme düzeyi olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, tedarik zinciri yönetimi ve tedarikçi değerlendirme yaklaşımları açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde kavramlar arası ilişkilere yer verilerek tedarikçiler açısından değerlendirme yapılmıştır. İkinci bölümde, lojistikten kısmen bahsedilmiş ve otomotiv sektörü açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü, bölümde otomotiv sektörünün geldiği nokta hakkında bilgi verildikten sonra Tedarikçi Bölgeleri ve Kümelenme literatürüne değinilmiştir. Dördüncü bölüm de ise merkezi, Gebze'de bulunan Taşıt Araçları Yan Sanayicileri (TAYSAD) ve/veya Konya Otomotiv Sanayi İş Kümesine üye, işletmelerden elde edilen anket verileri analiz edilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Otomotiv Lojistiği, Tedarik Zinciri, Tedarikçi Değerlendirme Yaklaşımları, Lojistik Süreç, İlişki Düzeyi, Satışlar, Esneklik, İnovasyon, AR-GE/ÜR-GE, Küme/Kümelenme.
Türkiye'de bir şehrin büyükşehir olabilme kriterlerinin ikili lojistik regresyon ile analizi
İnsan zekâsının en üstün ürünlerinden biri olan büyükşehirler, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gelişimlerin doğal fiziki yansımaları olmuştur. Bu olgular, aydın planlamacılar, uzmanlar ve akademisyenlerin gözlem, araştırma, değerlendirme ve önerileri içeriğindedir. Metropoliten kent olarak da tanımlanan büyükşehirler, ülkelerin gelişimi için son zamanlarda araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan seksenbir ilin nitelikleri incelenmiş, büyükşehirlerin lojistik regresyon tekniğiyle analizi yapılarak şehirlerin hangi kriteler altında büyükşehir olma özelliği gösterdiği saptanmıştır. Araştırma, illerin 2014 yılına ait demografik, sosyal ve ekonomik içerikli değişkenlere ait verileri ile çalışılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı modeller, binary lojistik regresyon analizi ile tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Kişibaşı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, İthalat ve İhracat, tahmin edilen logit model için anlamlı bağımsız değişkenlerdir. Böylelikle büyükşehir olma kriterlerinde iktisadi kaynaklı değişkenlerin etkili olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metropoliten kent, Büyükşehir, Lojistik Regresyon.
Türkiye'de lojistik sektörünün rekabet gücü üzerine değerlendirme
Günümüzün küreselleşmiş ticaret ortamında firmalar yalnızca ulusal firmalarla değil aynı zamanda global firmalarla da güçlü bir rekabet içindedirler. Firmalara, ürün ya da hizmetlerinin kalitesinden sonra rakipleri karşısında üstünlük kazandıracak en önemli araç lojistik tercihleri olmaktadır. Şirketler, müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap verirken aynı zamanda rakiplerine karşı üstünlük kurabilmek için lojistik süreçlerini etkili ve verimli kılmalıdır. Lojistik sektörü; üretim ve ticaretin bu denli uluslararasılaştığı, ticari anlamda ülke sınırlarının ortadan kalktığı piyasa ortamında hem ürün hem de hizmet üretiminde faaliyet gösteren firmaların doğal bir ihtiyacıdır. Lojistik sektörü, her sektörü destekleyici pozisyonuyla ve güncelliğini kaybetmeyecek bir alan olması sebebiyle araştırmaya değer bir alandır. Çalışmanın amacı; Türkiye'de uluslararası lojistik sektörünün rekabet gücünü inceleyerek sektörün rekabet edebilirliğini artıracak çözümler aramaktır. Bu amaç doğrultusunda Türk lojistik sektörünün yeri, Lojistik Performans Endeksi ve Küresel Rekabet Gücü Endeksi temelinde araştırılmıştır. Çalışmaya Küresel Rekabet Gücü Endeksi Ulaştırma Altyapısı alt bileşeni dahil edilerek karşılaştırmalar yapılmış ve sektörün uluslararası konumu incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türk lojistik sektöründe uluslararası anlamda rekabet gücü en yüksek alanın havayolu taşımacılığı olduğu görülürken Türk lojistik sektörünün dünya rekabet ortamını şekillendirecek konumda olmadığı sonucuna varılmıştır.
Lojistik ulaştırma faaliyetlerindeki hizmet kalitesinin müşteri değeri yaratmadaki rolü: Kütahya Yurt İçi Kargo Şirketinde bir uygulama
Yaşanan globalleşme sürecinde pazarların, müşterilerin, ihtiyaçların ve tüm bunlara paralel olarak kurumsal yapılanmalar ile iş anlayışlarının değişmesi, lojistik yönetiminin büyük bir anlam ve önem kazanmasında etkili olmuştur. Birbirine benzer markaların ortaya çıkması müşterilere hizmet sunumlarında farklılaşma gereğini ortaya çıkarmıştır. Lojistik hizmetlerde sağlanan üstün performans işletmelerin rekabet edebilmelerinde önemli rol oynamaktadır.Günümüzde işletmelerinin en önemli amaçlarından birisi, müşteriye yönelik hareket etmektir. Bu amaç etrafında üretimde ve tüketimde dikkat çeken araçlar maliyet, kalite, zaman ve hızdır. İşte lojistik bu amaç ve araçların bir noktada birleşmesini sağlayarak, isletmeler ile müşterileri arasında ulaşımı ve iletişimi sağlamaktadır. Müşterilerin pazarda daha fazla söz sahibi olmaları ile birlikte daha üstün hizmetler sunma gereği lojistiğe olan ilgiyi arttırmıştır. Lojistik hizmetlerde sağlanacak kalite ile müşteriye yakınlık, müşteri ile hizmet sunumu ve sonrasında ilişki kurarak müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve bu taleplere uygun hizmet ve değer üretmek ve müşteri tarafından kabul edilen faydaları sunmak mümkün olabilmektedir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Ulaştırma, Ulaştırma Faaliyeti, Hizmet, Kalite, Hizmet Kalitesi, Değer, Müşteri Değeri.
Faaliyet tabanlı maliyet yöntemini kullanan üçüncü parti lojistik işletmelerin karakteristikleri ve sağladıkları faydalar
Lojistik, dış kaynak kullanımına giden firmaların en çok tercih ettikleri alandır. Lojistik alanında dış kaynak kullanımına giden işletmeler, bu sayede temel yeteneklerine odaklanabilmekte ve maliyet liderliği gibi avantajlar elde ederek kendi pazarlarında rekabet üstünlüğü sağlayabilmekteler.Üçüncü Parti Lojistik (3PL) işletmeleri olarak adlandırılan işletmeler, lojistik faaliyetler konusunda uzmanlaşmış ve bu alanda hizmet vermektedirler. Bu işletmeler, lojistik hizmet talep eden işletmelerin ihtiyaçlarını karşılarken verdikleri hizmetleri, müşterileri süreçlerine en uygun şekilde tasarlamaları gerekmektedir. Bu noktada 3PL işletmeleri, hizmet tasarımlarında ya bütün müşterilerine aynı şekilde fayda sağlamaları -örneğin değer yaratmaları- ile ön plana çıkan standart hizmetlere yönelecekler ya da daha sınırlı sayıda müşteriye daha gelişmiş ve tamamen müşteriye uyarlanmış hizmetlere odaklanacaklardır. Bu karar sürecinde özellikle alternatiflerden elde edecekleri maddi getirilerin büyük etkisi olacaktır. Bu nedenle verilen hizmetlerin fiyatlarını en karlı kılacak fiyat seviyesini bilmek istemektedirler. Bu seviyenin belirlenmesinde verilen hizmetlerin maliyet bilgileri etken unsurdur. Dolayısıyla işletmeler kendilerine en doğu maliyet bilgisi sağlayan bu sayede doğru karar almalarını sağlayan maliyet yöntemini kullanmaları gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Üçüncü Parti Lojistik, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Lojistik Faaliyetler, Lojistik Maliyetler
Lojistik yönetiminde stok kontrolü ve dinamik stok kontrol modellerinin karşılaştırmalı olarak bir işletmede analizi
Dünya üzerinde bilim ve teknolojinin gelişmesi ticaret hacmini genişletmiş ve her alanda olduğu gibi ticaretin de küreselleşmesini sağlamıştır. Ticaretin küreselleşmesi firmalar arası rekabet artışını da beraberinde getirmiştir. İşletmeler pazardaki konumlarını koruyabilmek ve rekabet avantajını sağlamak amacıyla değişik stratejiler geliştirmek zorunda kalmışlardır. Küresel düzeyde rekabet; firmaları ürünlerini daha iyi yapmaya, daha hızlı hazırlamaya ve daha çabuk teslim etmeye zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda işletmelerin, üretim maliyetlerinin yaklaşık değerler arz etmesinden dolayı lojistik faaliyetler üzerinde yapacakları oynamalarla rakiplerinin bir adım önüne geçmesi mümkün olabilmektedir.Lojistik faaliyetlerin maliyetlerinin azaltılmasında ve rekabet avantajının sağlanmasında en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza stok kontrolü çıkmaktadır. Stok kontrolü; doğru ürünün, doğru yerde, doğru zamanda ve doğru miktarda optimum maliyetle olmasını sağlamak için tüm faktörlerin planlanması ve kontrolünü gerektirir. Uygun bir stok kontrolü, işletmenin fazla ve gereksiz stoklara kaynak ayırmasını engelleyerek karını artıracaktır.Bu çalışmada stok kontrol modelleri ile ilgili çalışma yapılmış olup bu modellerin kullanım amaçları ve kullanım şekilleri ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Yapılan uygulamada; Türkiye'de önemli bir yere sahip olan MAN Türkiye A.Ş.nin stok politikası ile Wagner-Whitin ve Silver Meal stok kontrol modelleri karşılaştırılmış olup sonuç olarak Wagner-Whitin modelinin işletme için en uygun model olduğu ve bu modelin uygulanması sonucunda işletmenin mevcut karını artıracağı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Stok Kontrolü, Dinamik Stok Kontrol Modelleri, Maliyet, Verimlilik.
Küresel lojistik köyleri ve bu kapsamda Türkiye'de lojistik köyleri üzerine bölgesel bir inceleme
Küreselleşmeyle gittikçe daha da önemli bir hale gelen ve artık küresel lojistik olarak da anılmaya başlanan lojistik faaliyetleri dünya ekonomisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Ulusal ve uluslararası kapsamda taşımacılık, dağıtım, depolama, elleçleme, konsolidasyon, ayrıştırma, gümrükleme, ihracat, ithalat, transit işlemler, alt yapı hizmetleri, sigorta ve bankacılık, danışmanlık ve üretim gibi birçok bütünleşik lojistik faaliyetlerinin ticari temele dayandırılarak belirli bir alanda çeşitli işletmenler tarafından yerine getirildiği özel merkezler olarak tanımlanan lojistik köylere olan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Lojistik köylerin ortaya çıkmasındaki en önemli etkilerden biri de hiç kuşkusuz artan ticaret hacmi ve bunun da beraberinde getirdiği lojistik hareketliliğin şehir içinde oluşturduğu baskılardır.Türkiye jeopolitik açıdan üç tarafı denizlerle çevrili olması; lojistik faaliyetleri açısından giriş-çıkış ve aktarma işlemlerinin kolayca yapılabilmesi ve Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını birbiriyle bağlayan yollar üzerinde bulunması gibi nedenlerden dolayı önemli bir stratejik konuma sahiptir. Son yıllarda birçok alanda hızlı bir gelişme gösteren Türkiye dünya ekonomisinde söz sahibi olma yolunda ilerlerken lojistik sektörü gibi önemli bir alanda geri kalmış bir görüntü çizmesi kabul edilemez bir durumdur. Lojistikte çok önemli bir yeri olan lojistik köy kavramı ise TCDD'nin projesi ile yeni yeni gündeme gelmektedir. Özellikle dünyada 1990'lı yıllarda kurulmaya başlanan ve son 10 yıldır gittikçe artan lojistik köyler Türkiye'nin gelişmesine ekonomik anlamda ciddi bir ivme kazandıracaktır.Çalışmada lojistik ve küresel lojistik köyleri üzerine temel tanım ve kavramlar verilmeye çalışılmış; özellikle dünyada bu alandaki uygulamalar ve literatür kaynakları incelenerek Türkiye'de benzer lojistik köylerin kurulmasında kullanılabilecek değerleme kriterleri çıkartılmış ve bu kriterlerin ağırlıkları AHP ile belirlenmiştir. Ayrıca Türkiye'de lojistik köyler kapsamında değerlendirilebilecek demiryolu bağlantısı olan yedi liman tespit edilmiştir. Sonra bu limanlar kriterler ve önem düzeylerine bağlı olarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP ve Promethee yöntemleri kullanılarak ayrı ayrı sıralanmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, Lojistik Köyler, Promethee, AHP
Lojistik açıdan intermodal yük taşımacılığı ve Türkiye hızlı tüketim ürünleri dağıtımı için bir uygulama
Lojistik; hammaddeler, yedek parçalar, nihai ürünler olarak ürünlerin çıkıs noktasından tüketim noktasına hareketini kapsamaktadır. Etkin bir tasıma hizmeti, ürüne katma değer sağladığı gibi, pazardaki rekabet gücünü de artırmaktadır. Son yıllarda tasıma türleri arasında olusturulan kombinasyon sayesinde lojistik sektöründe sağlanan katma değer, yeni tasımacılık sistemlerinin gelisimini desteklemektedir. Tüm yük türlerinin tasınması için, değisen dağıtım gereksinimlerine cevap veren intermodal yük tasımacılığı bu gelisimin en önemli sonucudur. Sistem, iki ya da daha fazla tasımacılık modunun kullanımı ile tasıyıcının tasımanın bütünü veya bir bölümünden sorumlu olduğu sıra ile dizilmis bağlantılı tasımayı kapsamakta ve yükün standartlastırılmıs kaplar içersinde birden fazla tasıma modunda hareket etmesi sağlanmaktadır. Lojistik hizmet kapsamında, gelismis ülkelerde, yaygın olarak kullanılmaya baslanan sistem, teknik bakıs açısı, tasıma ağı biçimleri ve tasımacılık zinciri boyutu ile ele alınmaktadır. Gelismis ülkelerin aksine, Türkiye lojistik boyutu ile tasımacılık hizmetini karayolu modu ile karsılamakta ve yük tasımacılığında dengesiz dağılıma neden olmaktadır. Bu nedenle intermodal yük tasıma sisteminin Türkiye'de uygulanabilirliği, olusturulan model ile arastırılıp, intermodal yük tasıma modlarının ve rotaların bulunmasına çalısılmıstır. Model, hızlı tüketim ürünleri sektöründe uygulanarak, elde edilen bulgular sonucunda tasımacılık maliyetlerini minimize eden tasıma modları ile lojistik üs olma özelliği tasıyan stratejik noktalar belirtilmistir. Coğrafi konumu açısından Türkiye'nin, intermodal yük tasıma sistemine uygun olduğu sonucuna varılmıs ve sistemin uygulanabilir olduğu rotalar bu model çerçevesinde ortaya konulmaya çalısılmıstır.
Büyük Selçuklu ordusunda sefer organizasyonu
Savaşların ana dinamiklerinden biri olan sefer organizasyonunun bazen sayıları yüzbinleri aşan ordular tarafından nasıl yapıldığını bilmek bu orduların zafer ya da mağlubiyetlerinin nedenlerinin anlaşılması açısından fazlasıyla önem teşkil etmektedir. Devletlerin sınırlarının büyümesi veya küçülmesi askerî organizasyonların ne denli başarılı yapıldığı ile doğrudan ilgilidir. Büyük Selçuklu Devleti'nin kısa süre içerisinde dünya tarihinde önemli bir rol oynamasındaki etkenin ordunun iâşe ve ikmali meselesi olduğu çok açıktır. Büyük Selçuklu ordusunda sefer organizasyonunun incelendiği bu çalışma özet, önsöz, kaynaklar, araştırma eserler, giriş, dört bölüm, sonuç, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde ordunun bütçesinin seferden önce ve seferdeyken nasıl oluşturulduğu, savaşçıların nerelerden temin edildiği, ordunun nasıl ve kimler tarafından teftiş edildiği, nasıl bir düzen içerisinde harekete geçtiği, yollarda karşılaşılan olumsuz durumlara karşı alınan tedbirlerin neler olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca bu bölümde sefer güzergâhları tartışılmış ve tespit edilen bazı güzergâhların haritaları çıkarılarak yolların daha iyi anlaşılması sağlanmıştır. İkinci bölümde sefer sırasında ordunun ihtiyaç duyduğu silâh, iâşe, yem ve benzeri diğer maddelerin savaş alanına intikali ele alınmıştır. Üçüncü bölümde kamp kurulacak alanın nasıl tespit edildiği, askerlerin kamp alanında nasıl düzen aldığı ve çadırlar hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bu bölümde ordugâhın güvenliğinin nasıl sağlandığı, askerlerin ibadeti, aile yaşamı, temizliği ve tertibi açıklanmıştır. Dördüncü bölümde ordunun beslenme ve su ihtiyacı ele alınmış, ayrıca sefer sonrası yaşananlar ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Sefer, Organizasyon, Lojistik, Büyük Selçuklular, Ordu.
Lojistik sektöründe operasyonel yönetişimin yatay işbirliği etkinliğine etkisi; işbirliği taahhüdünün aracı, organizasyonel karmaşıklığın düzenleyici rolü
Bu çalışmada genel olarak lojistik sektöründe operasyonel yönetişimin yatay işbirliği yönetişim mekanizmalarının, işbirliği etkinliğine etkisi; işbirliği taahhüdünün aracılık rolü ve organizasyonel karmaşıklığın düzenleyici rolü incelenmiştir. Bu kapsamda geliştirilen model; Türkiye'deki 353 lojistik firmasından anket tekniği kullanılarak elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kurularak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; işbirliği yönetişim mekanizmalarından resmileşme ve karşılıklı etki değişkenlerinin işbirliği taahhüdünü ve işbirliği etkinliğini pozitif yönde etkilediği; fakat kültürel benzerlik değişkeninin işbirliği taahühdünü ve işbirliği etkinliğini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca işbirliği yönetişim mekanizmalarından resmileşme değişkeninin işbirliği etkinliğine etkisinde, işbirliği taahhütünün aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada son olarak; yönetişim mekanizmaların işbirliği etkinliğine etkisinde, organizasyonel karmaşıklığın düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lojistik yatay işbirliği, işbirliği yönetişim mekanizmaları, işbirliği etkinliği.
Tedarikçi yakınlığının lojistik performans üzerine etkisi
Küreselleşmeyle birlikte kaliteli ve ucuz kaynaklara erişim ile ürünlerin yeni pazarlara sunulma arayışı bir taraftan coğrafi olarak tedarik zincirlerini genişletirken diğer yandan pazara hızlı yanıt vermenin artan önemi, teslimat problemleri ve lojistik maliyetler bu genişlemeyi engelleyici yönde baskı oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmamızın temel sorusunu "firma lojistik performansı bakımından artan coğrafi genişlemenin getirdiği sorunları aşmada ilişkisel yakınlığın rolünün ne olduğu" oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı, coğrafi ve ilişkisel yakınlığın firma lojistik performansı üzerindeki etkisi ile coğrafi yakınlığın lojistik performans üzerindeki etkisinde, ilişkisel yakınlığın aracılık rolünü analiz etmektir. Bu amaç doğrultusunda; öncelikle tedarik zinciri yapısı, tedarik zinciri ilişkileri, yakınlık kavramı ve yakınlık boyutları ile ilgili yerli ve yabancı literatür incelemesi yapılmıştır. Yapılan çalışmalar özet olarak sunulmuştur. Araştırma verilerini toplamak için Narasimhan ve Nair tarafından geliştirilen "Coğrafi Yakınlık Ölçeği", Golicic ve Mentzer tarafından geliştirilen "İlişkisel Yakınlık Ölçeği" ve Fugate vd. tarafından geliştirilen "Lojistik Performans Ölçeği" kullanılarak bir anket oluşturulmuştur. Bu anket formu Samsun Sanayi ve Ticaret Odası'na üye 639 imalat işletmesine uygulanmıştır. 218 işletmeden toplanan veriler SPSS 25 ve IBM SPSS Amos v.24 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Toplanan verilerin sırasıyla normallik analizi, frekans analizi, güvenirlik analizi, açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, gruplar arasında fark olup olmadığı t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilmiş, gruplar arasındaki farklılıklar Posthoc testlerinden Tukey testi ile belirlenmiştir. Ayrıca doğrudan etkileri test etmek için çoklu regresyon analizi ve aracılık ilişkisini test etmek için ise yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda; coğrafi yakınlığa verilen önem ile lojistik performans arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunurken, ilişkisel yakınlığa verilen önem ile lojistik performans arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Coğrafi yakınlığın firma lojistik performansı üzerindeki etkisinde ilişkisel yakınlığın tam bir aracılık etkisine sahip olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Coğrafi yakınlık, İlişkisel yakınlık, Lojistik Farklılaşma, Lojistik Verimlilik, Lojistik Etkinlik
Lojistik bilişim sistemlerinin değerlendirilmesine yönelik bir uzman sistemi
Satın alma işleminden fabrika içinde malzeme taşımaya, stok yönetiminden müşteriye ürünü ulaştırmaya kadar uzun bir süreci içeren lojistik sürecinde bilgi ve bilginin yönetimi çok önemli yer tutmaktadır. Özellikle büyük işletmeler kullandıkları yazılımlar ile süreçler arası entegrasyonu sağlamaya çalışmaktadırlar. Ancak yapılan büyük bilişim yatırımları bile bazen süreç boyunca bu amacı yerine getirememektedir. Bu çalışmada, işletmelerdeki lojistik bilgi sisteminin (LBS) verimliliği bir uzman sistem oluşturarak değerlendirmeye çalışılmıştır. Bu amaçla tedarik zinciri süreci boyunca lojistik bilgi sistemi süreci incelenmiş, sistemin kritik basan faktörleri ve performans ölçütleri belirlenmiştir. Lojistik bilgi sisteminin değerlendirme alanları hiyerarşik ağaç yapısı ile ortaya konmuştur. Hiyerarşik ağaçların çizimleri için visio, uzman sistem veri tabanları için paradox 7.0 ve çıkarım mekanizmasmm programlanması için C++ builder kullanılmıştır. Uzman sistemdeki hiyerarşik dalların ağırlıklandınlması için lojistik sektöründeki uzmanlardan destek alınmıştır.Oluşturulan uzman sistemde ayrıca şirketlere lojistik bilgi sistemi için yazılım değerlendirmesi yapılarak, yazdım öneri modülü de bulunmaktadır. Sonuç olarak, geliştirilen uzman sistem Adana' da organize sanayide orta ölçekli bir tekstil şirketine uygulanmış ve ilgili şirketin LBS verimliliği değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler : Lojistik bilgi sistemi, lojistik, tedarik zincir yönetimi, uzman sitemler.
Çok modlu taşımacılık sistemlerinin stratejik planlamasında kritik faktörlerin modellenmesine yönelik bir çözüm yaklaşımı
Ürün maliyetlerinin büyük bir kısmını oluşturan lojistik ve özellikle taşımacılık maliyetleri, işletmelerin ve dolayısıyla ülkelerin rekabet gücü üzerinde büyük etkiye sahiptir. Bu etkinin pozitif yöne doğru çekilebilmesi için, taşımacılık sektörünün ekonomik etkinlik ve hizmet kalitesi açılarından belirli performans kriterlerini sağlaması gerekmektedir. İlgili performansın artması ise, bu alanda uzmanlaşmış lojistik hizmet sağlayıcılarının lojistik kaynakları en uygun şekilde kullanarak optimum sonuçlar elde etmesine bağlıdır. Tez çalışması kapsamında, taşımacılık faaliyetlerinde bulunan lojistik hizmet sağlayıcılarının taşıma ağı kurma gibi stratejik düzeyli bir konuda kararlar alırken oluşturacakları modelde, taşıma modlarının etkisini dikkate almaları gerekliliği üzerinde durulmuştur. Uygun taşıma modunun seçim sürecinde, gerekli tüm kriterler literatür bazlı ve uzman görüşlerine dayalı olarak belirlenmiş ve analitik ağ süreci metodolojisi ile çözüm getirilmiştir. Yine taşıma ağının farklı aşamalarında kullanılacak taşıma modları ile aktarma noktaları arasındaki yakın ilişki üzerinde durulmuş ve belirli aşamalardaki alternatif lokasyonların seçimine de analitik ağ süreci uygulanmıştır. Bu iki önemli nokta üzerinde kararlar alındıktan sonra, çok modlu taşımacılık ağı içindeki tüm aşamalarda uygun noktaları seçerek, tedarik ve talep noktaları arasındaki yük akışının optimize edilmesi hedeflenmiştir. Bunu gerçekleştirmek için, çok seviyeli programlama tekniğinden faydalanılarak lojistik hizmet sağlayıcı işletmenin organizasyonunda, hem hiyerarşik açıdan farklı seviyelerde bulunan, hem de fonksiyonel alan açısından farklı ilgi alanları olan karar vericilerin amaçları etkileşimli ve uzlaşımcı şekilde optimize edilmiştir. Son olarak, çok modlu ve çok aşamalı bir taşıma ağı üzerinde taşımacılık yapan bir lojistik hizmet sağlayıcısının spesifik bir taşıma projesi üzerinde, önerilen model uygulanarak elde edilen sonuçlar, farklı senaryolar üzerinden mevcut durum ile kıyaslanmıştır. Anahtar kelimeler: Çok modlu taşımacılık, çok aşamalı taşımacılık ağı, analitik ağ süreci, çok seviyeli programlama, bulanık yaklaşım.
Lojistikte risk yönetimi ve bir uygulama
Bu çalımanın amacı, günümüzün i dünyasında önem kazanan lojistik ve risk yönetimi kavramlarının irdelenmesi, lojistik süreçlerde ortaya çıkan risklerin tanımlanmasıdır; yönetim fonksiyonlarının bu riskler üzerine uygulanarak iletmelerin temel fonksiyonlarını daha etkin bir ekilde nasıl sürdürebileceklerini açıklamaya çalımaktır. Tez iki bölümden olumaktadır. Birinci bölümde lojistik kavramının tanımı, geliim süreci ve lojistik uygulamalarda karılaılan riskler ile bu risklerin yönetimi üzerinde durulmutur. Lojistik süreçlerde karılaılan riskler iletme içi riskler ve iletme dıı riskler olmak üzere iki grupta incelenmitir. Risklerin ortaya çıkı ekilleri örnekler verilerek açıklanmaya çalıılmıtır. letmelerin tedarik zincirlerinde ortaya çıkan risklerin oluma nedenleri küreselleme olgusunun yarattıı risklerin etkileri altında incelenmitir. Lojistik risklerin yönetimi sürecinde risklerin deerlendirilme, analiz aamaları ve analiz yöntemleri ortaya konmutur. Lojistik risk yönetim modelleri tedarik, talep, ürün ve bilgi yönetimi süreçlerinde incelenmi olup, ayrıca iletmenin faaliyetlerini kesintiye uratan çevresel risklere karı alınabilecek önlemlere deinilmitir. kinci bölümde, Oyak-Renault Otomobil Fabrikası, Aroma Bursa Meyve Suları A.. ve Cokunöz A.. iletmelerinde, mülakat yöntemi ve ikincil kaynaklar kullanılarak, karılaılan riskler, risk yönetim teknikleri ve uygulama örnekleri yer almıtır. Çalımada temel olarak, lojistik proseslerdeki risklerin, teorik düzlemde ve uygulamada tedarik sürecinde odaklandıı; tedarikçi belirsizliklerinin, çoklu tedarikçi yöntemi ile giderilmeye çalııldıı saptanmıtır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik Riskler, Tedarik Zinciri Risk Yönetimi
Sektörel lojistik yönetimi sistemlerinde depo tasarım metodolojisi
Bu tezin amacı, sektörel farklılıkların, lojistik sistemlerde yarattıgı farklılıklar dogrultusunda ideal depo tasarımlarında dikkat edilmesi gereken fonksiyonların, tasarım metodolojisi altında önemine dikkat çekmektir. Üretim maliyetlerinin önemli bir kısmını lojistik süreçlerdeki maliyetler olusturdugundan lojistik operasyonlar firmaların rekabet yetenegini belirlemede hayati bir rol oynamaktadır. Bir depo içerisinde söz konusu olan lojistik maliyetler ise, büyük ölçüde tasarım asamasında belirlenmektedir. Bir depo tasarımı genel olarak, fonksiyonel bir tanımlamadan yola çıkıp teknik özellikler boyunca devam ederek ekipman seçimi ve yerlesim planının belirlenmesine kadar süregelen bir prosestir. Bu sürecin her adımda amaca iliskin performans kriterleri (maliyetler, hammadde miktarı, depolama kapasitesi, yanıt süreleri) ile hareket edilmelidir. Bu çalısmada sektörel farklılıkların etki ettigi depo tasarımına iliskin iskelet yapı ele alınmıstır. Arastırmada, depo tasarımında veya depo alt sistemlerinde karsılasılan problemler analiz edilmektedir. Bu çalısma içerisinde lojistik süreçler kapsamında depo yönetimi ve depolama fonksiyonunun önem ve gerekliligi vurgulanmaktadır. Depo karakterizasyonuna, depo tasarımının genel taslagına ve yerlesim planı bazlı detaylı bir depo tasarımının elemanlarına (malzeme tasıma araçları, raf sistemleri vb.) iliskin baslıklar irdelenmektedir. Ayrıca, tekstil ve gıda depolarında yapılan tasarım uygulaması ile iyilestirme önerileri ve deponun modellenmesine iliskin bir çalısma sunulmaktadır. Anahtar kelimeler: Lojistik, depolama operasyonları, sektörel lojistik sistemler, ideal gıda depo tasarımı, ideal tekstil depo tasarımı.
Analitik ağ süreci ile sürdürülebilir bir üçüncü parti lojistik servis sağlayıcısı seçimi
Bu çalışmada üçüncü parti lojistik (3PL) servis sağlayıcısı seçiminde çevresel ve sosyal faktörleri de dikkate alan kapsamlı bir Analitik Ağ Süreci (AAS) modeli geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için öncelikle, lojistik, dış kaynak kullanımı, lojistikte dış kaynak kullanımı ve üçüncü parti lojistik kavramları ile bu konularla ilgili literatür incelenmiştir. Daha sonra karar verme konusu ve çok ölçütlü karar verme tekniklerinin en önemlilerinden olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) ile Analitik Ağ Süreci (AAS) metotları ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Bu bağlamda ayrıntılı bir literatür araştırması sonucunda çok ölçütlü bir karar verme problemi olan 3PL servis sağlayıcısı seçimi ile ilgili kriterler belirlenmiş ve bu kriterler önerilen AAS modelinin oluşturulmasında kullanılmıştır. AAS modelinin karmaşıklığının kabul edilebilir bir seviyede kalmasını sağlamak için ön eleme süreci ile mevcut alternatiflerin sayısının sınırlandırılması ve sonrasında geliştirilen AAS modelinin sınırlandırılmış olan alternatifler arasından seçim yapmak üzere kullanılması önerilmektedir.Önerilen AAS modelinin kullanılması çalışmanın uygulama bölümünde örnek bir uygulama ile açıklanmıştır. Bulgular kullanıcı firma ile 3PL servis sağlayıcısı arasındaki Uyumluluğun, seçim sürecini etkileyen en önemli belirleyici faktör olduğunu göstermektedir. Ayrıca 3PL Servis Sağlayıcısının Çevresel Performansı'nın modelin çıktısını değiştirebilecek önemde olduğunu, dolayısıyla Çevresel Performans ile ilgili kriterler göz önünde bulundurulmadan yapılacak olan seçimlerin yanıltıcı olabileceği de uygulamanın ortaya çıkardığı diğer bir sonuçtur. Başka bir önemli bulgu ise alternatiflerden kriterlere doğru olan geri beslemeler kesildiği takdirde modelin çıktısının değişmesi olmuştur. Modeli oluşturan elemanlar arasındaki geri beslemeler dikkate alınmadığı takdirde elde edilen sonucun yanıltıcı olabileceği de bu uygulamanın önemli bir çıkarımıdır.İşletmeler ve yöneticiler çevresel ve sosyal faktörleri de dikkate alarak geliştirilen AAS modelini, seçenekleri değiştirmek ve ihtiyaçlarına göre spesifik bazı kriterler eklemek suretiyle rahatlıkla ve başarıyla kullanabileceklerdir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, üçüncü parti lojistik, lojistikte dış kaynak kullanımı, analitik ağ süreci, çevresel performans.
Dünya'da ve Türkiye'de lojistik hizmetlerde dış kaynak kullanımı: Türkiye'de faaliyet gösteren endüstriyel işletmelerde bir uygulama
Rekabetin arttığı, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak da kar marjlarının düştüğü bugünlerde, lojistik faaliyetleri büyük önem kazanmaya başlamıştır. Piyasa koşullarına göre ihtiyaçlara daha çabuk cevap verebilmek, stok seviyelerini azaltabilmek, nakliye sürecini çabuklaştırmak ve mesafeleri kısaltmak, tüm bunların sonucunda da müşteri memnuniyetini artırmak ve maliyetleri azaltabilmek için lojistik ön plana çıkmaya başlamıştır.Firmalar ana faaliyetlerine odaklanmak, diğer rakiplerine göre farklılık yaratabilecek konulara yoğunlaşmak amacı ile lojistik faaliyetlerini dış alım yoluyla çözmeye başlamışlardır. Lojistik dış kaynak kullanımı sayesinde, hizmet alan firma zamanını ve kaynaklarını en etkin şekilde kullanamaya olanak bulmaktadır. Bu çalışmayla, işletmelerin maliyetlerini en aza indirmeye ve bununla birlikte performanslarını en yüksek düzeye çıkarmaya çalıştıkları bugünlerde, lojistik dış kaynak kullanımının performanslarını etkileyip etkilemediği ölçülmeye çalışılmıştır.Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; işletmelerin büyük bir kısmının lojistik dış kaynak kullanımına önem verdiği gözlenmiştir. Ayrıca, işletmelerdeki çalışan sayısı ile lojistik dış kaynak kullanımı arasında ilişki bulunmuştur. Çalışmada faaliyet gösterilen alanın ulusal, uluslararası ya da yerel olması ile lojistik dış kaynak kullanımı arasında bir ilişki olmadığı görülmüştür.Araştırma sonuçları, firmalardaki çalışan sayısında meydana gelecek bir değişikliğin, lojistik dış kaynak kullanım oranını ve de lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanım sürelerini önemli derecede etkileyeceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Dış Kaynak Kullanımı, Lojistik Dış Kaynak Kullanımı Üçüncü Parti Lojistik, Dördüncü Parti Lojistik.
Tedarik zinciri yönetimi ve bir uygulama
Günümüzde,Tedarik Zinciri Yönetimi özellikle pazarlama ve üretim yönetimi literatüründe ilgi odağı haline gelmiştir. Bilgi paylaşımı ve zincir entegrasyonu, belirsizliğin yaratacağı riskleri minimize edecektir. Tedarik Zinciri Yönetimi'nin benimsenmesi ile tedarikçiler, üretici firmalar, müşteriler ve diğer sistemler arasında bağlantı kurularak etkin bir yapı elde edilir. Çalışmanın birinci bölümünde, Tedarik Zinciri konusunda daha önceden yapılmış akademik çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Literatürde, Tedarik Zinciri Yönetimi 'nde önemli bir unsur olan tedarikçi seçimi çok ölçütlü bir karar problemi olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, Tedarik Zinciri Yönetimi'nin önemli kavramları ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümün sonunda genellikle örnek gösterilen bazı uygulamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Migros Türk AŞ. mülakat verileri sunulmuştur. Firmanın Tedarik Zinciri için yaptığı çalışmalar ve sağladığı avantajlar hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışma, Tedarik Zinciri Yönetimi ile elde edilen avantajların değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmada Türkiye'nin perakendecilik sektörünün önde gelen firmalarından olan ve Tedarik Zinciri 'ni verimli bir şekilde yönetmeyi hedefleyen Migros Türk AŞ. uygulama yeri olarak seçilmiştir. Mülakat şeklinde gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarına göre, Migros Türk AŞ.'nin tedarikçileriyle bilgi paylaşımına yönelik çalışmaları firmaya rekabet avantajı sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Lojistik Yönetimi, Entegrasyon, Bilgi Paylaşımı, Rekabet Avantajı.
İlaç sektöründe yaşanan lojistik sorunlar ve bu sorunların çözümüne ilişkin bir araştırma
Çalışmanın amacı, ilaç sektöründe öne çıkan lojistik sorunların tespit edilerek, çözüm önerileri geliştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, sektörde faaliyet gösteren üç ecza deposu ve bir lojistik firma ile yarı yapılandırılmış mülakat tekniğine dayalı görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öte yandan, firma yöneticilerine 5'li Likert Tutum Ölçeği ile hazırlanmış bazı ifadelere cevap vermeleri istenmiştir. Araştırma kapsamında, ilaç tedarik zincirinin son halkası olan eczanelerle basit tesadüfi örneklem yoluyla anketler yapılmış ve 48 anket değerlendirmeye alınmıştır. Anketteki önermeler; firmalarla ve eczanelerle yapılan ön görüşmelerin ve literatür araştırmalarının sonucunda, sorunların hangi başlıklar altında toplandığının belirlenmesinin ardından oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, mevcut sorun kategorilerinin; "pazarlama-piyasa sorunları, rekabet sorunları, ağ sorunu, bilinç sorunu, standartlaşma sorunu, denetim sorunu, iletişim sorunları, takipsizlik-izlenebilirlik sorunları, işgücü kaynaklı sorunlar" olduğu tespit edilmiştir. Öne çıkan sorunların ise; piyasada bulunmayan ilaçlar, zamanında yapılamayan sevkiyatlar, sektörde yaşanan yoğun rekabet, üretim maliyetlerinin yüksekliği, müşterilerin lojistik sorunların farkında olmayışı, ilaç fiyatlarının düşük tutulmasına yönelik politikalar, lojistikte dış kaynak kullanımı eksikliği, kalifiye eleman sıkıntısı ve gümrük sorunları olduğu bulgusuna ulaşılmıştır Çalışmanın amacı, ilaç sektöründe öne çıkan lojistik sorunların tespit edilerek, çözüm önerileri geliştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, sektörde faaliyet gösteren üç ecza deposu ve bir lojistik firma ile yarı yapılandırılmış mülakat tekniğine dayalı görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öte yandan, firma yöneticilerine 5'li Likert Tutum Ölçeği ile hazırlanmış bazı ifadelere cevap vermeleri istenmiştir. Araştırma kapsamında, ilaç tedarik zincirinin son halkası olan eczanelerle basit tesadüfi örneklem yoluyla anketler yapılmış ve 48 anket değerlendirmeye alınmıştır. Anketteki önermeler; firmalarla ve eczanelerle yapılan ön görüşmelerin ve literatür araştırmalarının sonucunda, sorunların hangi başlıklar altında toplandığının belirlenmesinin ardından oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, mevcut sorun kategorilerinin; "pazarlama-piyasa sorunları, rekabet sorunları, ağ sorunu, bilinç sorunu, standartlaşma sorunu, denetim sorunu, iletişim sorunları, takipsizlik-izlenebilirlik sorunları, işgücü kaynaklı sorunlar" olduğu tespit edilmiştir. Öne çıkan sorunların ise; piyasada bulunmayan ilaçlar, zamanında yapılamayan sevkiyatlar, sektörde yaşanan yoğun rekabet, üretim maliyetlerinin yüksekliği, müşterilerin lojistik sorunların farkında olmayışı, ilaç fiyatlarının düşük tutulmasına yönelik politikalar, lojistikte dış kaynak kullanımı eksikliği, kalifiye eleman sıkıntısı ve gümrük sorunları olduğu bulgusuna ulaşılmıştır Anahtar Kelimeler: İlaç sektörü, ilaç lojistiği, lojistik sorunlar, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği.