Ege University
Discipline

Horticulture

Ege University

1,475

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bazı börülce genotiplerinin morfolojik ve moleküler karakterizasyonu

Bu yüksek lisans tezi Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğün'den sağlanmış olan 22 Vigna sinensis aksesyonunun morfolojik ve moleküler karakterizasyonu yapmak amacıyla yapılmıştır. Morfolojik karakterizasyon için UPOV ve Tohumluk Tescil Sertifikasyon Müdürlüğü tarafından belirtilen kriterler dikkate alınarak 33 morfolojik özelliğe ait gözlem yapılıp değerlendirme yapılmıştır. İstatistiki önemde en yüksek pozitif (r=1) korelasyon değerleri çiçek rengi ile çiçekte renklenmede ve negatif (r=-0,79) korelasyon değerleri halka şekli ile çiçek rengi ve halka şekli ile çiçekte renklenme arasında olduğu tespit edilmiştir. 10 adet RAPD primer kullanılmış ve bunlardan 7 tanesinden net, okunabilir ve tekrarlanabilen bant verdiği tespit edilmiştir. 281 bant elde edilmiştir. Polimorfik bilgi içeriği ortalamalarına bakıldığında 7 primer ortalaması 0,2839 olduğu ve OPB3 primerinin en yüksek (0,4227) polimorfizm gösteren primer ve OPB4 primerinin en düşük (0,1623) polimorfizm gösteren primer olduğu tespit edilmiştir.

DNARAPD-PCR
Asuman Torun
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı su stresi seviyelerinin organik ve konvansiyonel olarak yetiştirilen Cabernet-Sauvıgnon (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinde tane heterojenitesi ve bileşimine etkisi

Araştırma iki parselden oluşmakta ve birinci parseli Tekirdağ il sınırları içerisindeki organik tarım sertifikalı ŞatoNuzun Bağcılık ve Şarapçılık Ltd. firması bağlarında bulunmaktadır. Bağ 41° 02' 20.74" K ile 27° 48' 41.90" D koordinatları arasındadır. Rakımı 130m'dir ve 13 yaşındadır. Sıra arası ve sıra üzeri mesafesi 2x2.5 m ve VSP telli sisteme sahiptir. Bağın dikim yönü Kuzey-Güney olup, %18 eğimlidir. Bağda Cabernet Sauvignon/1103P aşı kombinasyonuna sahip omcalar kullanılmıştır. Diğer parsel Tekirdağ merkez ilçede bulunan Yazır Köyü' nde, 40° 55' 38.59" K ve 27° 25' 20.93" D koordinatları arasında yer alan Umurbey Vineyards bağlarında yetiştiriciliği yapılmakta olan 5BB anacı üzerine aşılı Cabernet Sauvigon üzüm çeşidi asmalarından oluşmuştur. Stres düzeylerine göre bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuş olan deneme, Organik ve Konvansiyonel (K) olmak üzere iki Ana Parsel ve ikişer Alt Parsele ayrılmıştır. Ψşö şafak öncesi yaprak su potansiyeli sonuçlarına göre 8 MPa'dan düşük olan ve 8 MPa'dan büyük olan omcalar belirlenip arazi ve toprak tipine göre kıraç arazi ve taban arazi olarak gruplandırılmıştır. Kıraç arazide Kontrol, Stres 1, Stres 2 düzeyi ve Taban arazide Kontrol, Stres 1 ve Stres 2 olarak 6 ayrı grup vardır. Her grup için 3 tekerrür; her tekerrür için 2 asma ve her asmadan 4'er salkım olarak deneme kurulmuştur. Hasat yapılan salkım özellikleri incelenmiş ve taneleri çaplarına göre 4 ayrı grupta toplanmıştır (10mm-12mm, 12mm-14mm, 14mm-16mm). Üzümler boyut gruplarına ve stres düzeylerine göre Kontrol (K), Stres 1 (S1> - 0,8 MPa) ve Stres 2 (S2 < -0,8 MPa) özellikleri ve şıra içeriğine olan etkileri incelenmiştir. Deneme sonucunda tane boyutlarının içerdiği fenol, antosiyanin, antioksidan değerlerinin toprak yapısına, verim, bağcılık yöntemi, suya erişilebiliğine bağlı olarak hasat zamanı değişkenlik göstereceği öngörülmüştür.

Müge Uzun
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ben düşme dönemi sonrası uygulanan antitranspirantların şeker birikimi üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu araştırmada Edirne merkez ilçede İskender Köyü'nde, 41° 39' 31.07" K ve 26° 37'34.78" D koordinatları arasında yer alan Salim Altunhan bağlarında yetiştiriciliği yapılmakta olan 110R anacı üzerine aşılı Cabernet-Sauvignon üzüm çeşidi asmaları üzerinde ben düşme döneminden sonra uygulanan antitraspirantların şeker birikimi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme 2018 yılı vejetasyon periyodunda yürütülmüştür. Denemede 3 uygulama zamanı (Ben Düşme, Yarı Olgunluk, Olgunluk Öncesi) ve 3 farklı antitranspirant uygulaması (Kontrol, Vapor Gard, Kaolin) bulunmaktadır. Denemeye fenolojik gözlemler ile başlanmış olup sürgün ve dal gelişme özellikleri, tane özellikleri, salkım özellikleri, şıra özellikleri, yaprak alanı ve verim özellikleri incelenmiştir. Sürgün ve dal özelliklerini kontrol altına alan Yarı Olgunluk döneminde yapılan Vapor Gard uygulaması olmuştur. Tane özellikleri açısından Olgunluk Öncesi dönemde Kontrol uygulamasının yanı sıra Vapor Gard uygulaması istenilen değerleri sağlamıştır. Salkım ve şıra özelliklerini Olgunluk Öncesi dönemde yapılan Vapor Gard uygulaması; yaprak alan özelliklerini yine aynı dönemde yapılan Kaolin uygulaması iyileştirmiştir. Verim özellikleri ise Ben Düşme döneminde yapılan Vapor Gard uygulaması ile artış göstermiştir. Sonuç olarak, Edirne ilinde Cabernet-Sauvignon üzüm çeşidinden yüksek kalitede üzüm, şıra ve şarap elde edilebilmesi için Olgunluk Öncesi dönemde Vapor Gard uygulaması önerilebilir.

Damla Güvemli Dündar
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gamay üzüm çeşidinde farklı dönemlerde yapılan yaprak alma uygulamalarının önolojik olgunluğa etkileri

Araştırmada, 2014 yılında Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde bulunan Kober 5BB anacı üzerine aşılı 20 yaşındaki Gamay üzüm çeşidi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; ben düşme döneminden sonra farklı şekil ve dönemlerde yaprak alma uygulamalarıyla tanede şeker birikim seyrini yavaşlatarak, kaliteyi belirleyen aroma ve fenolik bileşiklerde kayıp olmaksızın önolojik olgunluğu yakalamaya çalışmaktır. Bu amaçla, Ben Düşmeden bir hafta sonra (13-15°Brix), Ben Düşmeden iki hafta sonra (15-17°Brix) ve Olgunluk Öncesi (17-19°Brix) olmak üzere 3 farklı zamanda yaprak alma uygulamaları yapılmıştır. Uygulama şekilleri ise kontrol, (Ana sürgün uzunluğu 1,5 m ve 3-4 koltuk yaprağı bırakılacak şekilde) DTA (8. boğumun üzerinden sürgünle beraber yaprakların alınması) ve PEN (7. ile 13. boğum arasındaki yaprakların pencere biçiminde çıkartılması) ile 3 ayrı yaprak alımı şeklinde gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak; fizyolojik aktiviteler ve iklim koşulları göz önünde bulundurulduğunda, PEN uygulaması ve 15-17°Brix döneminde yapılan uygulamalar şeker birikim hızını yavaşlatarak kaliteyi oluşturan bileşenleri olumlu etkilemiştir.

Tezcan Alço
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hasat sonrası putresin, salisilik, oksalik asit ve kalsiyum klorür uygulamalarının bazı erik çeşitlerinin muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmada, Black Diamond ve Autumn Giant erik çeşitlerinin depolama süresi üzerine hasat sonrası Salisilik asit, Oksalik asit, Putresin, Kalsiyum uygulamalarının etkisi araştırılmıştır. Uygulamalardan sonra erikler modifiye atmosfer poşetlerine (MAP) yerleştirilmiş ve 0,5±0,5°C'de %85-95 oransal nem koşullarında 40 gün süreyle depolanmıştır. Uygulamalar sonrasında meyve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla, ağırlık kaybı, suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, meyve eti sertliği, askorbik asit miktarı, toplam flavonoid miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan miktarı, MAP içi gaz bileşimleri, çürüme oranı, dış görünüş ve iç kararması analizleri yapılmıştır. Tüm analiz dönemleri ve yapılan ölçümler dikkate alındığında Salisilik asit ve Putresin uygulamasının diğer uygulamalara göre depolama süresince Black Diamond ve Autumn Giant erik çeşitlerinin meyve kalite özellikleri ve biyokimyasal içeriğinin korunumu üzerine daha olumlu bir etki gösterdiği söylenebilir.

Feyza Nur Dursun
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni ıslah edilen Güz gülü ve Bozbey üzüm çeşitlerinin soğukta muhafazaya uygunluklarının belirlenmesi

Bu çalışmada, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nde melezleme ıslahı yöntemiyle elde edilen Bozbey ve Güz Gülü üzüm çeşitlerinin soğukta muhafazaya uygunluklarının belirlenmesi amacıyla, normal atmosfer (Kontrol), modifiye atmosfer poşeti (MAP) ile MAP+Kükürtdioksit generatör pedi (MAP+SO2) uygulamalarının üzüm meyve kalitesi ve muhafaza süresi üzerine etkileri ile çeşitlerin soğukta muhafazaya uygunlukları araştırılmıştır. Yapılan uygulamalar sonrasında üzümler, soğuk hava deposunda 0-1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde 100 gün süreyle muhafaza edilmiştir. Muhafaza dönemi boyunca 20 günlük aralıklarla örneklerde; meyve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla, ağırlık kaybı, SÇKM, titrasyon asitliği, tane sertliği, renk ölçümü, toplam fenolik madde, toplam monomerik antosiyanin miktarı, antioksidan aktivitesi, kükürtdioksit miktarı, çürüme oranı, salkım iskeleti rengi, duyusal analiz ve ağarma değerleri gibi fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde, 0-1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem içeren soğuk hava deposunda, Güz Gülü çeşidinin açıkta 20 gün, MAP uygulaması ile 60 gün ve MAP+SO2 uygulaması ile 80 gün, Bozbey üzüm çeşidinin ise açıkta 20 gün, MAP uygulaması ile 40 gün ve MAP+SO2 uygulaması ile 80 güne kadar pazarlanabilir olarak muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.

Ali İzzet Torçuk
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif yeşilliklerde (mibuna, mizuna ve komatsuna) tuz stresinin meydana getirdiği bazı fizyolojik, morfolojik ve kimyasal değişikliklerin belirlenmesi

Bu çalışmamızda materyal olarak Mibuna (Brassica rapa var. nipposinica), Mizuna (Brassica rapa var. japonica) ve Komatsuna (Brassica rapa L. var. perviridis) kullanılmıştır. Denememiz kontrollü koşullar altında sıcaklığı +40°C ile –20°C arasında ayarlanabilen iklim odasında kurulmuştur. Tüm deneyler, 20°C sıcaklık, %65-70 nem, 10/14 (aydınlık/gece) saatlik fotoperiyodik düzende, 400 µmol m-2s-1 ışık şiddetine sahip iklim odasında gerçekleştirilmiştir. Bitkiler iklim odasında çıkış ve fide dönemlerine kadar damla sulama ile Hoagland besin çözeltisi içeren hidroponik sisteme alınmış, daha sonra 800 ml hacminde perlit içeren saksılarda Hoagland çözeltisi ile beraber tuz stresi uygulamalarına başlanmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurularak ve her tekerrür 3 tür (mibuna, mizuna ve komatsuna) ve 4 tuz konsantrasyonundan (kontrol, 50, 100 ve 200 mM NaCl) oluşmaktadır. Tüm denemede toplam 36 parsel, her parselde 10 bitki ve tüm denemede toplam 360 bitki kullanılmıştır. Hasat döneminde bitkilerde yaprak hasar indeksi, yaprak sayısı (adet), yaprak ağırlığı (g), yaprak kalınlığı (mm), yaprak alanı (cm2), bitki boyu (cm), kök derinliği (cm), yaş ve kuru ağırlıklar (g) yaprak oransal su içeriği (%), yaprak su potansiyeli (-MPa), yaprak hücrelerinde membran zararlanması (%), yaprak sıcaklıkları (°C), klorofil miktarı (SPAD değeri), yaprak stoma geçirgenliği (mmol m-2s-1), yaprak renk değerleri (L*, a ve b) ile yapraklarda bulunan makro ve mikro besin elementleri miktarları (% ve ppm) ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre denemede tuz konsatrasyonlarının artmasına ters orantılı olarak olarak mibuna, mizuna ve komatsuna bitkilerinin; yaprak sayıları, yaprak ağırlıkları, yaprak alanları, bitki boyları, kök derinlikleri, yaprak yaş ve kuru ağırlıkları, yaprak oransal su içerikleri, yaprak su potansiyelleri, yaprak klorofil miktarları ile yapraklarda bulunan makro ve mikro besin elementi oranlarında azalmaların olduğu görülmüştür. Dolayısıyla tuz miktarının artmasıyla bu kriterlerin tamamının azaldığı saptanmıştır. Bu sonuçların aksine artan tuz konsantrasyonu sonucunda ele alınan türlerin yaprak kalınlıkları, membran zarar indeksi, yaprak sıcaklıkları, yaprak renk değerleri ile yaprak stoma geçirgenlikleri tuz konsantrasyonu artışıyla doğru orantılı olarak artmıştır.

Zeliha Elif Furkan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik dönemlerde uygulanan farklı taç yönetimi tekniklerinin merlot üzüm çeşidinin (Vitis vinifera L.) kalite özellikleri üzerine etkileri

Bu araştırma; 2013 yılı vejetasyon döneminde Tekirdağ il merkezine bağlı Yazır mahallesinde (40°55' 38.05'' Kuzey enlem ve 27°25' 22.85'' Doğu boylam derecesinde; denizden yükseklik 200 m) yer alan Umurbey şarapçılığa ait bağlarda yürütülmüştür. Denemede 5BB anacı üzerine aşılı Merlot üzüm çeşidine ait asmalar kullanılmıştır. Çalışmada, taç yönetim tekniklerinden salkım seyreltme, yaprak alma ve vejetatif gelişimi kısıtlayıcı pro-kalsiyum maddesi asmanın farklı fenolojik gelişme dönemlerinde (çiçeklenme döneminden 28 gün önce ve çiçeklenme döneminden 28 gün sonra olmak üzere) uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, yapılan uygulamaların Merlot üzüm çeşidinin tane, salkım ve üzümün biyokimyasal özellikleri üzerinde farklı etkileri olduğu görülmüştür. Özellikle şaraplık üzümlerde önemli kalite unsuru olan suda çözünür kuru madde miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antosiyanin miktarı ve toplam tanen miktarı açısından en iyi sonuçların çiçeklenme öncesi yaprak alma ve çiçeklenme sonrası salkım seyreltme uygulamalarından elde edildiği belirlenmiştir.

Seray Halazaoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

AVG ve 1-MCP uygulamalarının Fuji ve Red Delicious elma çeşidi meyvelerinin kalitesi ve muhafaza süresi üzerine etkileri

Bu çalışmada Tekirdağ koşullarında üretimi yapılan ''Red Delicious'' ve ''Fuji'' elma çeşitlerinde, AVG (aminoetoksi-vinilglisin) ve 1-MCP (1-metilsiklopropen) uygulamaları sonrasında soğukta muhafaza boyunca kalite parametrelerinde meydana gelen değişimler incelenmiştir. Bunun için hasat öncesi ve hasat sonrası olmak üzere AVG uygulaması ve hasat sonrası 1- MCP uygulaması yapılmıştır. Uygulama yapılmış tüm meyveler 0±0,5°C sıcaklık ve %90-95 oransal nemli soğuk hava depolarında 5 ay süreyle muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince 30 gün aralıklarla alınan örneklerde ağırlık kaybı, suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, nişasta indeksi, meyve eti sertliği, solunum hızı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antosiyanin miktarı, toplam antioksidan miktarı, meyve tat değerleri ve fungal etmenli çürüme değerleri belirlenmiştir. Çalışmada hasat öncesi ve hasat sonrası AVG uygulamaları ile 1-MCP uygulamalarının ''Red Delicious'' ve ''Fuji'' elma çeşitlerinin soğukta muhafaza süresince kalite kriterlerinin korunmasında önemli derecede olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Hasat öncesi AVG ve hasat sonrası AVG uygulamları bir çok kalite parametresinde olumlu etkiler gözlemlenmekle beraber, daha iyi sonuçların genel olarak 1-MCP ile kombinasyonlarda gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Faruk Yavaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Solucan ve Karaizopot (Porcellio laevis) gübresi uygulamalarının baş salata (Lactuca sativa Var. Capitata cv. Wismar)'da fide gelişimi ve verime etkileri

Bu çalışma, baş salatada (Lactuca sativa var. capitata cv. Wismar) fide ve bitki yetiştirme ortamına farklı oranlarda solucan ve karaizopot gübre ilavesinin çıkış, fide kalitesi, morfolojik karakterler, besin içeriği ve verim üzerine etkisini değerlendirmek için yürütülmüştür. Bu amaçla fide yetiştirme ortamı olarak her bir gübreyi %1, 5, 10 ve 20 oranlarında içeren 10 farklı [bahçe toprağı (kontrol) ve torf dahil], bitki yetiştirme ortamı olarak da 9 farklı [bahçe toprağı (kontrol)] karışım kullanılmıştır. Çıkış ve fide özellikleriyle ilişkili sonuçlara göre uygulamalar arasındaki farklılıklar istatistiki olarak önemli değildi. Bununla birlikte yaprak sayısı, fide yaş kuru ağırlığı ve yaş kök ağırlığı tüm karışımlarda kontrolden daha yüksek ya da eşitti. Bitki toplam ve baş ağırlığı kontrolde 59,53 ve 56,66 gram (sırasıyla) iken, en yüksek değerler, 154,33 ve 150,66 gram ile %20 vermikompost içeren karışımdan elde edilmiş (sırasıyla) ve bunu karaizopot (%20) izlemiştir. Tüm karışımların C vitamini, klorofil (SPAD) ve fenolik madde içeriği kontrolden daha yüksek bulunurken, nitrat bakımından önemli farklılık tespit edilmemiştir. Literatürde fide ve sebze üretiminde izopot gübresinden faydalanımla ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu araştırmayla izopot gübresinin fide ve bitki yetiştirme ortamı olarak kullanılabileceği ya da ortama eklenebileceği gösterilmiştir.

Hilal Dinçsoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ispanakta vermikompost (Solucan gübresi) ve karaizopot (Porcellio laevis) gübresi uygulamalarının bitki gelişimi ve besin içerikleri üzerine etkisi

Araştırma, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ısıtmasız plastik sera ve laboratuarlarında, organik kökenli vermikompost (Vk) ve karaizopot (Ki) gübresi uygulamalarının ıspanakta (Matador) bitki gelişimi ve besin içerikleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme tek çeşitte, 10 konu [kontrol ortamı olarak %100 BT (Bahçe Toprağı), ile bahçe toprağına %1, %5, %10 ve %20 oranlarında ayrı ayrı Vk ve Ki gübreler karıştırılmış ortamlar) ve 3 tekerrürlü tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuştur. Toplam 30 alt parselde 10'ar bitkiden 300 bitki (saksı) kullanılmıştır. Araştırmada; bitkide 14 morfolojik [bitki boyu (cm), bitki yaş ağırlığı (g), bitki kuru ağırlığı (g), yaprak sayısı (adet), yaprak kalınlığı (mm), yaprak eni (cm), yaprak boyu (cm), yaprak alanı (cm2), yaprak ağırlığı (g), gövde çapı (mm), toplam bitki ağırlığı (g), kök boyu (cm), kök yaş ağırlığı (g), kök kuru ağırlığı (g)], 1 fizyolojik [klorofil (SPAD)], 13 kimyasal [C vitamini (mg/100 g), fenolik madde (mg/100 g),N (%), NO3 (ppm), Na (ppm), K (ppm), Mg (ppm), Ca (ppm), P (ppm), Mn (ppm), Zn (ppm), Cu (ppm), Fe (ppm)] özellikler ile ortamların ilk ve son strüktürel ve kimyasal analizleri yapılmıştır. Yapılan ölçümler sonucu en düşük-en yüksek değerler; morfolojik özelliklerin genelinde %20 Vk ve %5 Ki uygulamalarından, fizyolojik özelliklerden klorofil miktarı, bahçe toprağı ve %20 Vk (11,80-72,33 SPAD)'dan, kimyasal özelliklerden C vitamini %5 Ki ve %20 Vk (11,67-41,0 mg/100 g)'dan , toplam fenolik madde %5 Ki ve %20 Vk (47,33-149,33 mg/100 g) uygulamalarından elde edilirken, makro-mikro besin elementlerinden N Bt ve %1 Ki (%0,41-1,21), P %5 Ki ve %1 Ki (1739,23-6846,0 ppm); Mg %5 Ki ve %1 Ki (514,67-2043,33 ppm); K %10 Ki ve %10 Vk (2033,23-7213,68 ppm), Fe %5 Ki ve %20 Ki (131,67-684,0 ppm) uygulamalarından elde edilmiştir. Karaizopot gübresinin yetiştiricilikte kullanımıyla ilgili herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Ispanakta yapılan bu çalışma ile karaizopot gübresinin bitki yetiştirme ortamı olarak diğer organik gübrelere alternatif olarak kullanılabileceği görülmektedir.

Ebru Toksoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dönemlerde uygulanan salisilik asit ve 5-klorosalisilik asit elisitörlerinin syrah üzüm çeşidinde kalite özellikleri üzerine etkileri

Bu çalışma 2013 yılı vejetasyon periyodunda Tekirdağ il merkezine bağlı Yazır mahallesinde (40°55' 38.05'' K enlem ve 27°25' 22.85'' D boylam derecesinde; 200 m rakımda) bulunan Umurbey şarapçılığa ait bağlarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 19 yaşında, kordon terbiye şekli verilmiş ve 5 BB anacı üzerine aşılı olan asmalar kullanılmıştır. Denemede bitkinin savuma sistemini harekete geçiren kimyasal elisitörlerden salisilik asit ve 5-klorosalisilik asit, 2 farklı dönemde (I. uygulama zamanı: Ben düşme dönemi öncesi ve II. uygulama zamanı: Ben düşme dönemi sonrası) 4 farklı doz şeklinde (0; 0,75; 1,50 ve 3,0 mM) uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, farklı dönemlerde değişik dozlarda uygulanan bu iki elisitörün Syrah üzüm çeşidinin fiziksel özellikleri (tane ve salkım özellikleri) ile üzümün kimyasal kompozisyonu üzerine değişik etkilerinin olduğu saptanmıştır. Araştırmada uygulama zamanı açısından II. uygulama zamanın (ben düşme döneminden 7 gün önce, ben düşme döneminden 7 gün sonra ve ben düşme döneminden 14 gün sonra yapılan) I. uygulama zamanına (ben düşme döneminden 14 gün önce, ben düşme döneminden 7 gün önce ve ben düşme döneminden 7 gün sonra) kıyasla, incelenen kriterler üzerinde daha olumlu etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Uygulama dozları dikkate alındığında, Kontrol uygulaması üzümün kimyasal kompozisyonu üzerinde daha etkili olurken, şaraplık üzümlerde önemli bir kalite özelliği olan fenolik bileşikler açısından salisilik asidin 0,75 mM dozu en iyi sonucu vermiştir.

Nagehan Kılınç Selek
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dolma biberde (Capsicum annuum L.) sürgün budamasının erkencilik, verim ve kalite üzerine etkileri

Deneme, dolmalık biberde ana dal alma ve yan sürgünlerde uç alma uygulamalarının etkisini araştırmak amacıyla, ısıtılmayan, Quonset tipi, PE serada, 2013 yılı ilkbahar- yaz döneminde kurulmuştur. Deneme deseni üç tekerrürle faktöriyel denemedir. Denemede parsellere, ana dal alma (üç veya dört ana dal bırakacak şekilde), ana dallar üstünde çıkan sürgünlerde bir meyveden sonra uç alma ve kontrol (budama yok)'den oluşan budama uygulamaları ve üç ticari biber çeşidi, Hadise F1, Ergenekon F1 ve Punto F1 yerleştirilmiştir. Biber çeşitlerinin fideleri, sırasıyla çift sıralar arası, sıra arası ve sıra üzeri olmak üzere, 130x50x35 cm aralıklarla dikilmiştir. Denemede dikkate alınan kriterlerin çoğu ana dal alma işleminden olumsuz etkilenmiştir. Çeşitlere göre budama uygulamaları değerlendirildiğinde, ana dal sayısının üç veya dört ile sınırlandırılmasının, tüm çeşitlerde verim ve kalite ile ilgili değerleri düşürdüğü görülmüştür. Buna ilave olarak, yan sürgünlerde uç alma işleminin değerlendirilen tüm kriterler üzerine etkisi de uç alma yapılmayanlardan farklı olmamıştır.

Dolmalık biberMeyve kalitesi
Ersan Oral
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Merlot üzüm çeşidinde farklı toprak işleme ve salkım seyreltme uygulamalarının tane heterojenitesi ve bileşimi üzerine etkileri

Bu araştırma Edirne İpsala İlçesi Sarıcali Köyü'nde, 40° 58' 41.94" K ve 26° 23'.04.90" D koordinatları arasında yer alan Turgay Yetiş'e ait bağlarda yapılmıştır. Deneme bağında yetiştiriciliği yapılmakta olan 1103P anacı üzerine aşılı Merlot üzüm çeşidi asmaları üzerinde farklı toprak işleme ve salkım seyreltme uygulamalarının tane heterojenitesi ve bileşimi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme 2016 ve 2017 yılları vejetasyon periyodunda yürütülmüştür. Denemede 4 toprak işleme (Geleneksel Toprak İşleme, Azaltılmış Toprak İşleme, Korumalı Toprak İşleme-1, Korumalı Toprak İşleme-2) ve 4 farklı salkım seyreltme uygulama konusu (Salkım Seyreltme Yok, Alt Salkım Seyreltme, Üst Salkım Seyreltme, Karışık Salkım Seyreltme) bulunmaktadır. Aynı zamanda bu uygulamaların üzüm tane boyutları açısından etkileri de araştırılmıştır. Denemeye fenolojik gözlemler ile başlanmış olup gelişme dönemi özellikleri, sürgün özellikleri, tane özellikleri, salkım özellikleri, verim ve şıra özellikleri incelenmiştir. Deneme sonucunda şıra özellikleri incelendiğinde; şaraplık üzüm ve şarap üretiminde yüksek olması istenen özelliklerin başında SÇKM (Suda Çözünür Kuru Madde Miktarı) ve TPİ (Toplam Fenol İndeksi) kriterleri, toplam antosiyanin, toplam tanen, toplam antioksidan değerleri tane boyutlarına göre ayrı ayrı analizleri yapılarak incelenmiştir. Sonuç olarak Merlot üzüm çeşidinde Korumalı Toprak İşleme-2 uygulaması ve karışık salkım seyreltme uygulamaları önerilebilir. Şaraplık üzüm kalitesini 10-12mm tane boyutlarının artırdığı görülmüştür.

Simge Ünlüsoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kök ortamları ve gübrelerin Atatürk çiçeğinde bitki ve brakte gelişimine etkisi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi FARKLI KÖK ORTAMLARI VE GÜBRELERİN ATATÜRK ÇİÇEĞİNDE BİTKİ VE BRAKTE GELİŞİMİNE ETKİSİ Sibel EŞMEN Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Servet VARIŞ Bu çalışma, farklı kök ortamları (perlit, torf ve %75 torf +%25 süper iri perlit) ve beş farklı su ve gübrenin mini Atatürk çiçeğinde (Euphorbia pulcherrima) bitki ve brakte gelişimine etkisini araştırmak amacıyla, ışıklandırılmış Bahçe Bitkileri Bölüm laboratuvarında gerçekleştirilmiştir. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre iki yinelemeli olarak kurulmuş, hidroponik çözelti ile yetiştiriciliğin yapıldığı perlit kontrol olarak kullanılmış, torf ve %75 torf +% 25 süper iri perlit kök ortamları ise beş farklı su ve gübre uygulamasıyla faktöriyel olarak düzenlenmiştir. Denemede perlit kontrol için hidroponik çözelti: ppm olarak 140 N, 41 P, 272K, 125 Ca, 25 Mg, 57 S, 3 Fe, 0.7 Mn, 0.4 B, 0.2 Cu, 0.2 Zn ve 0.05 Mo kullanılmıştır. Perlit saksı kültürü için altlıklar bir havuz olarak kullanılmış, bu altlık daha büyük bir altlık içine konup, %10-20 drenaj çözeltisi ikinci altlıkla toplanarak atılmıştır. Havuzdaki çözelti bitince saksı üstünden sulama kabıyla hidroponik çözeltisi uygulanmıştır. Torf ortamlarında su ve gübre uygulamaları: 0. Sadece su 1. Bölüm çözeltisi ppm olarak 350 N, 100 P2O5, 400 K2O her sulamada verilmiştir. 2. Hidroponik çözelti;Her sulamada verilmiştir. 3. 264 N, 46 P2O5, 135 K2O + 0.1ppm Mo (Ecke ve ark, 1999) Her sulamada verilmiştir. 4. Osmocote (yavaş etkili granül gübre) 15-9-12-2+TE (N, P2O5, K2O, Mg) den 3,3g/L üst gübreleme olarak verilip, torfa karıştırılmış ve tek uygulama yapılmıştır. Deneme sonuçlarına göre, hidroponik çözeltiyle yetiştirilen perlit kontrol ortamı çiçek sayısı ve kök ağırlığında, en ii iyi sonucu vermiştir. Köklü ve köksüz bitki ağırlığında, perlit kontrol en yüksek ağırlığı vermiş fakat torf +sadece su ile aynı grupta yer almıştır. Brakte sayısı yönünden ise %75 torf +%25 süper iri perlit+osmocote kombinasyonu birinci, perlit kontrol ise ikinci gruptadır. Buna göre mini Atatürk çiçeği yetiştiriciliğinde, bitkilerin, perlit ortamında hidroponik çözeltiyle yetiştirilmesi, en iyi sonucu verecektir. Torf ortamlarında ise, torfa temel gübre katılmışsa, satışa kadar sadece su verilmesi, bitki gelişmesi için yeterli olacaktır. Torf olarak Klassmann potground-H sphagnum torfu kullanılmış olup, EC'si 0,72 mS/cm (1:2 süspansiyon yöntemine göre), pH'ı 5,5-6,5; içerdiği gübre 14-10-18 (N, P2O5, K20)1,5 kg/m3 olup, mg/L olarak 210 N, 150 P2O5 ve 270 K20 verir. Bu temel gübre araştırmada kullanılan mini Atatürk çiçeği yetiştiriciliğinde yeterli olmaktadır. Brakte sayısı yönünden ise torf için, %75 torf +%25 süper iri perlit+osmocote kombinasyonu önerilebilir. Torfa temel gübre katılmamışsa, mini Atatürk çiçeği için de normal sulu gübre uygulaması yapılmalıdır.

Sibel Eşmen
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kök ortamları ve kimyasal uygulamarın,ortancada çeliklerin köklenmesi ve sepallerde renk oluşumuna etkisi

Ortanca çeliklerinin köklenmesine etkisi konusunda Altı kök ortamın (1.Perlit,2.Torf,3.Cibre,4.Zeolit,5.Kayayünü,6.Cocopeat)'etkisini araştırmak için tesadüf bloklarında 3 tekerrürlü bir deneme bahçe bitkileri laboratuvarında yapılmıştır. Zeolit en fazla köklü çelik adedi, kök sayısı, sürgün uzunluğu ve köklü çelik yüzdesini vermiştir. Perlit, zeolit ve kayayününden alınan köklü çelikler, torf ortamına dikilmiş ve dört kimyasal uygulamayla faktöriyel olarak düzenlenip, iki tekerrürlü tesadüf parsellerine göre bitki gelişimi ve sepallerde renk oluşumu konusunda ikinci deneme yapılmıştır. Kimyasal uygulamalar: 1) K0: Besin çözeltisi olarak mg/L olarak 100 N,50 P2O5,100 K2O her sulamada verilmiştir. 2) K1:Temel gübre olarak 1.5 g Al2 (SO4)3 olarak torfa verilmiş, tomurcuklar görüldüğünde 14 günde bir 5 defa 10g AL2 (SO4)3/L çözeltisi 120 ml/L olarak uygulanmıştır. Besin çözeltisi mg/L olarak, 150 N,300 K2O her sulamada verilmiştir 3) K2: Temel gübre olarak 0.75 g Al2 (SO4)3 / L torfa verilmiş, tomurcuklar görüldüğünde 14 günde bir 5 defa 5 g/L AL2 (SO4)3 çözeltisi uygulanmıştır. Besin çözeltisi mg/L olarak 150 N,300 K2O her sulamada verilmiştir. 4) K3: Sadece sulu gübre 135 N,210 P2O5,100 K2O her sulamada uygulanmıştır. Bitkideki sürgün sayısı yönünden PK1, PK2, ZK1 ve ZK3 kombinasyonları en iyi sonucu vermişlerdir. En uzun sürgün boyu ise, PK3 ' den alınmıştır. Kimyasal uygulama ana etkisi yönünden ise K3 en uzun sürgün boyunu vermiştir.K1' de mavi çiçek,K2' de mor çiçek oluşmuş, diğer uygulamalarda (K0 ve K3 ) ise çiçek rengi pembe olmuştur. Sonuç olarak köklendirme ortamı olarak zeolit kullanımı daha uygundur. Bitkideki sürgün sayısı yönünden ZK3 kombinasyonu, en uzun sürgün boyu için ise PK3 kombinasyonu önerilebilir.K3 sulu gübresi ana etki yönünden en uzun sürgün boyu için daha uygundur. Mavi çiçek oluşumu için ise K1: temel gübre olarak 1.5 g Al2 (SO4)3 olarak tomurcuklar görüldüğünde 14 günde bir 5 defa 10g Al2 (SO4)3 çözeltisi uygulanması gerekir.K1 'de sulu gübre ise her sulamada 150 ppm N,300 ppm K2O dur. Buna göre mavi çiçek için ZK1, mor çiçek için ZK2,pembe çiçek için ZK3 kombinasyonu önerilebilir. Anahtar Kelimeler:Perlit, Torf, Zeolit, Kaya Yünü, Cocopeat, Cibre 2019, 43 say

Serdar Çoban
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Asma anacı çeliklerinde kök oluşum yoğunluğu yerlerinin belirlenmesi

Bağcılıkta anaç kullanma zorunluluğu ortaya çıktıktan sonra, değişik affinite ve adaptasyon özelliklerine sahip olan çok sayıda anaç elde edilmiştir. Bir yörede bağ kurulurken ya köklü anaç ya da aşılı köklü fidan kullanılmaktadır. Her iki durumda da belli standartlara (Anonymous 1983, Anonymous 1988, Anonymous 1990, Anonymous 1992 ve Çelik 1991) göre elde edilen anaç çelikleri kullanmak gerekir. Anaç çelikleri, anacın çeşidine göre değişik köklenme özellikleri göstermektedirler (Atilla 1985, Barış 1983, Barlass ve Skene1980). Bu çalışmada, 2017 yılı Tekirdağ Bağcılık ve Araştırma Enstitüsü'nden temin edilen SO4, 5BB, LOT ve 8B asma anacı çelikleri kullanılmış olup deneme bu Enstitüde yürütülmüştür. Denemeye alınan 4 adet anaç çeliğinde oluşan köklerin yerleri (boğum ve boğum araları) ayrı ayrı incelenmiş ve bunların sayısı, uzunluğu, ağırlığı ve kalınlığı yönünden özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın başlıca kapsamı, çeliklerde oluşan kökleri, çeliğin hangi kısmında, yani hangi boğum veya boğum aralarında hangi yoğunlukta oluştuğunu belirlemek ve buna göre dikim derinliği saptamaktır. 3 Mart/2017'de alınan çelikler hazırlanan derin kum sandıklarına 15 cm SA ve SÜ mesafe ile dikilmiştir. Yaprak dökümünde (15/11/2017) sandıklardan köklü çelikler çıkarılıp sayım ve ölçümleri yapılmıştır. Aynı anacın çeliklerinde değişik boğumlardan farklı yönden çıkan kökler arasında bir farklılık olacağı kabul edildiği için istatiksel analiz yapılmamış, sadece tekerrürlerin toplam aritmetik ortalama değerleri dikkate alınarak sonuçlar açıklanmıştır.

Fatime Can
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Domates fidesi üretiminde in vitro mikroçoğaltımı ve ekonomik analizi

Bu çalışmada, F1 domates (cv. Bandita) fidesinin in vitro koşullarda mikroçoğaltımı ve in vitro koşullardaki bitkiciklerden fide üretimi ile konvansiyonel yöntemle fide üretiminin kurulum ve üretim maliyeti incelemesi yapılmıştır. Çalışmada, in vitro mikroçoğaltım ortamı olarak MS (Murashige and Skoog) ortamına büyüme düzenleyicileri (BAP ve NAA) ilavelerin yapıldığı 4 farklı (A0: Ms + bitki büyüme düzenleyicisiz), A1: MS + 0.5 mg/l BAP + 0.1 mg/l NAA, A2: MS + 1 mg/l BAP + 0.1 mg/l NAA, A3: MS + 2 mg/l BAP + 0.1 mg/l NAA) ortam kullanılmıştır. Dört alt kültürün yapıldığı mikroçoğaltım da her bir alt kültür için elde edilen eksplant miktarı, en yüksek 3.48 katsayısı ile A0 besin ortamında gerçekleşmiştir. Yeni eksplantların elde edilmesinde etkili olan en fazla sürgün uzunluğuna ise 13,2 cm'lik ortalama ile yine A0 besin ortamında ulaşılmıştır. Mevcut ortamlardan A0 ortamı en iyi çoğaltım ortamı olarak seçilmiş ve mikro çoğaltım bu ortamda sürdürülmüştür. İn vitro ortamda mikroçoğaltımı yapılan domates sürgünlerinin köklendirilmesi için 0.3 mg/l IBA kullanılmış ve %100 köklenme elde edilmiştir. Deneme sonunda ve mikroçoğaltım üretimden elde edilen aklimatizasyon koşullarındaki fideler ile konvansiyonel fidelerin 10. ve 20. günlerinde; sürgün ve kök yaş-kuru ağırlıkları, fide boyu ve gövde kalınlığı, yaprak sayısı, suda çözünür kuru madde miktarı, vb fide kalite kriterleri incelenmiştir. İn vitro koşullarda elde edilen fideler ile tohumdan konvansiyonel yöntemle üretilen fideler fide özellikleri bakımından karşılaştırılmış ve sonuç olarak; en yüksek gövde yaş ağırlığı 20. günde 4,630 g, kök yaş ağırlığı en yüksek 0,656 g olarak in vitro koşullarında A0 besin ortamında yetiştirilen fidelerden elde edilmiştir. Sürgün kuru ağırlığında en yüksek ortalamaya 0,463 g ile A0 besin ortamında ulaşılırken en yüksek kök kuru ağırlığı ortalamasına ise 0,170 g ile tohumdan yetiştirilen fidelerde ulaşılmıştır. Fide gövde kalınlıkları 20. günde en yüksek ortalamaya (2,766 mm) A0 besin ortamında, en düşük ortalamaya ise 2,073 mm ile A3 besin ortamından elde edilmiştir. Doku kültürü ile (4 alt kültürde) 1 milyon kapasiteli fide üretimde fide birim maliyeti 1.367 TL olarak bulunurken, konvansiyonel fide üretimde fide birim maliyeti 1.741 TL olarak belirlenmiştir. Üretim kapasiteleri 5 milyona çıkartıldığında doku kültürü üretim maliyeti 1.105 TL, konvansiyonel fide üretim maliyeti 1.606 TL'ye düşmektedir. İncelenen kriterler dikkate alındığında yürütülen bu çalışma sonucunda in vitro koşullarda üretilen domates fidelerinin konvansiyonel üretimden elde edilen fidelerden daha kaliteli olduğu, daha kısa sürede ve düşük maliyetle üretilebileceği görülmüştür.

Erdem Doğru
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı zamanlarda yapılan yaprak alma ve uç alma uygulamalarının üzümde gelişme, verim, kalite ve göz verimliliği üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu araştırma; Tekirdağ ili Karaevli Mahallesi'nde, 41° 01' 11.41" K enlem ve 27° 39' 49.14" D boylamları arasında, bulunan Reşat Koşar'a ait bağda yetiştiriciliği yapılan, Michele Palieri/110R aşı kombinasyonundan oluşan, omcalar üzerinde yaprak alma ve uç alma uygulamalarının, verim ve kalite ile gelecek yılın göz verimliliği üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme 2018-2019 ve 2019-2020 vejetasyon periyodlarında iki süreyle yürütülmüştür. Denemede 3 uygulama zamanı (Tane Tutumu, İri Koruk, Ben Düşme) ve 4 farklı uygulama [Kontrol, Yaprak Alma Yok-Uç Alma Var (YAY-UA), Yaprak Alma Var-Uç Alma Yok (YA-UAY) ve Yaprak Alma Var-Uç Alma Var (YA-UA)] bulunmaktadır. Araştırmaya fenolojik gözlemlerle başlanmış, sürgün ve dal gelişim özellikleri, tane özellikleri, salkım özellikleri, şıra özellikleri, yaprak alanı, verim ve göz verimliliği özellikleri incelenmiştir. Sürgün ve dal özeliklerini kontrol altına alan İri Koruk döneminde yapılan YA-UA uygulaması olmuştur. Tane özellikleri bakımından Tane Tutumu ve Ben Düşme dönemlerde YA-UA uygulaması istenilen değerleri sağlamıştır. Salkım özellikleri açısından Ben Düşme dönemde yapılan YA-UA uygulaması iyileştirmiştir. Şıra özelliklerini Tane Tutumu ve Ben Düşme dönemlerde YAY-UA uygulaması olumlu yönde etkilemiştir. Yaprak alanı özelliklerinde Tane Tutumu ve İri Koruk dönemlerde YA-UAY uygulaması artırıcı etkide olmuştur. Verim özellikleri YA-UA uygulamasıyla ve göz verimliliği için ise İri Koruk dönemde YA-UAY uygulaması ile artış göstermiştir. Sonuç olarak; Tekirdağ ilinde Michele Palieri üzüm çeşidinde yüksek kalitede üzüm elde edebilmesi için İri Koruk döneminde YA-UA uygulaması ve göz verimliliğini artırmak içinde İri Koruk döneminde YA-UAY uygulaması önerilebilir.

Sofralık üzüm
Arzu Zinni
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Michele palieri üzüm çeşidinde farklı zamanlarda yapılan yaprak alma ve salkım seyreltme uygulamalarının üzüm gelişim, kalite ve verimi ile ertesi yılın göz verimliliğine etkisi

Bu araştırma; Tekirdağ ili Karaevli Mahallesinde, 41°01'11.41"K enlem ve 27°39'49.14"D boylamları arasında, bulunan Michele Palieri/110R aşı kombinasyonundan oluşturulmuş bağda, omcalar üzerinde yaprak alma ve salkım seyreltme uygulamalarının, verim ve kalite ile göz verimliliği üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme 2018-2019 ve 2019-2020 vejetasyon periyodlarında iki yıl süreyle yürütülmüştür. Üç uygulama zamanı; Tane Tutumu, İri Koruk, Ben Düşme ile 4 farklı uygulama; (i) Kontrol, (ii) Yaprak Alma Yok-Salkım Seyreltme (YAY-SS), (iii) Yaprak Alma-Salkım Seyreltme Yok (YA-SSY) ve (iv) Yaprak Alma-Salkım Seyreltme (YA-SS) yapılmıştır. Sürgün özellikleri bakımından vejetatif ile generatif gelişimin dengeli olduğu ve genel olarak Ben Düşme dönemi YAY-SS ve Kontrol uygulamalarının sürgün özelliklerinde olumlu etkide bulunduğu kaydedilmiştir. Tane özellikleri bakımından dönemsel olarak farklılıklar olduğu, uygulama olarak ise YA-SS ve YAY-SS'nin pozitif etki yaptığı saptanmıştır. Salkım özellikleri bakımından İri Koruk dönemi YAY-SS uygulamasının salkım özelliklerini iyileştirdiği görülmüştür. Şıra özellikleri bakımından Ben Düşme dönemi ve YAY-SS uygulamasının sonuçları iyileştirdiği belirlenmiştir. Salkım seyreltme uygulamalarının beklenildiği şekilde verimi düşürdüğü belirlenmiştir. Göz verimliliği açısından Tane Tutumu döneminde YAY-SS uygulaması önerilmiştir.

Sofralık üzüm
Serhan Azsöz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı zamanlarda ve dozlarda yapraktan uygulanan deniz yosununun cabernet sauvignon üzüm çeşidinin fitokimyasal özellikleri üzerine etkileri

Özet Bu araştırma 2018 yılı gelişme döneminde Tekirdağ ili merkezine bağlı Karaevli mahallesinde yer alan bir üretici bağında (41°01' 06.39'' kuzey enlem ve 27°40' 24.78'' doğu boylam derecelerinde, deniz seviyesinden 57 m.) gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 110 R anacı üzerine aşılı kordon terbiye şekli verilmiş Cabernet Sauvignon üzüm çeşidine ait asmalar kullanılmıştır. Denemede asma yapraklarına 2 farklı dönemde (I.Zaman: Tane tutumu döneminde ve II.Zaman: Ben düşme döneminde) ve 4 değişik dozda (0, 1000, 2000 ve 3000 ppm) sıvı deniz yosunu uygulanmıştır. Çalışmada uygulama zamanı ve uygulama dozlarının Cabernet Sauvignon üzüm çeşidinin tane ve salkım fiziksel özellikleri ile üzümün fitokimyasal özellikleri üzerinde önemli etkilerinin olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda Cabernet Sauvignon üzüm çeşidinde şaraplık üzümlerde önemli kalite özellikleri olan suda çözünür kuru madde miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antosiyanin miktarı ve antioksidan kapasitesi gibi özellikler üzerinde deniz yosunu uygulama zamanı olarak II. zamanın (ben düşme döneminde gerçekleştirilen) ve uygulama dozu olarak ise 3000 ppm dozunun daha etkili olduğu belirlenmiştir.

Merve Koç
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Asma ve asma anacı yaprak ve köklerinde kalsiyum oksalat kristallerinin yoğunluğunun değişimi ve yapısal özellikleri

Bu araştırmada, Tekirdağ Bağcılık Enstitüsü Müdürlüğü arazisinde bulunan 5 kültür asması çeşidi (Vitis Vinifera L.) (Red Globe, Gamay, Michele Palieri, Hamburg Misketi ve Çavuş) ve 5 asma anacı (SO4, 5BB, 140Ru, 41B ve 110R) materyal olarak seçilmiştir. Seçilen çeşitlerin genç yaprak ve adventif köklerinde saydamlaştırma yöntemi kullanılarak rafit kristalleri incelenmiştir. İnceleme sonucunda; rafit kristali demetlerinin boyu, üzüm çeşitlerinin yapraklarında ortalama 37.56 µm, birim alana düşen rafit kristali demeti sayısı ortalama 356.66 adet/mm2, çeşitlerin adventif köklerinde ortalama boyu 31.17 µm, sayısı ise 209.62 adet/mm2 iken, anaçların yaprağında ortalama boyu 50.64 µm, sayısı ise ortalama 482.06 adet/mm2, adventif köklerinde ise boyu ortalama 42.23 µm sayısı ise ortalama 478.56 adet/ mm2 olarak tespit edilmiştir. Rafit kristali demetlerinin, rafit kristallerinin enine bir araya gelmesiyle oluşmuş bir kristal topluluğu olduğu ve asmaların hem yapraklarında hem de adventif köklerinde demetler halinde bulunduğu gözlemlenmiştir. Rafit kristalleri genellikle uzun ve ince yapıda, dört köşeli, arka kısmı çatallı veya iki çatallı, ucu sivri ve iğne şeklinde oluşan kristaller olup, daha önceki çalışmalarda asmanın yaprak ve gövdesinde varlığı tespit edilen rafit kristallerinin asmanın adventif köklerinde de bulunduğu saptanmıştır. Bu kristallerin, bitki dokularındaki dağılım ve şeklinin asma familyası (Vitaceae) için taksonomik bir karakter olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Filoksera zararlısının tercihinde, yapraklarda ve adventif köklerde bulunan kalsiyum oksalat kristallerinin şekli, dağılımı ve hücredeki konumları göz önüne alındığında, filoksera zararlısını engelleyici etkisinin olabileceği ve diğer zararlılar için bir savunma mekanizması görevi görebileceği düşünülmektedir.

Nazım Emre Durmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı egzotik sebze türlerinin kuraklığa toleransının belirlenmesi

Bu araştırmada materyal olarak Mibuna (Brassica rapa var. nipposinica), Mizuna (Brassica rapa var. Japonica), Misome (Brassica campestris var. narinosa), Komatsuna (Brassica rapa var. perviridis), Japon hardalı (Brassıca juncea L.), Çin hardalı (Brassica campestris var. chinensis), Kişniş (Coriandrum sativum L.), Frenk soğanı (Allium schoenoprasum), Fesleğen (Ocimum basilicum), Molehiya (Corchorus capsularis ve Corchorus olitoruus) kullanılmıştır. Tüm deneyler, 25/20 °C (gündüz /gece) sıcaklık, %65-70 nem, 12/12 (aydınlık/gece) saatlik fotoperiyodik düzende, 400 µmol m-2s-1 ışık şiddetine sahip iklim odasında gerçekleştirilmiştir. Bitkiler iklim odasında çıkış ve fide dönemlerine kadar damla sulama ile Hoagland besin çözeltisi içeren hidroponik sisteme alınmış, daha sonra 800 ml hacminde multipotlara alınarak Hoagland çözeltisi ile beraber su stresi uygulamalarına başlanmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 5 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Her tekerrürde 10 tür (Mibuna, Mizuna, Misome, Komatsuna, Japon hardalı, Çin hardalı, Kişniş, Frenk Soğanı, Fesleğen ve Molehiya ) ve 4 PEG6000 konsantrasyonu (kontrol, -4 MPa, -8 MPa ve -12 MPa) uygulaması bulunmaktadır. Hasat döneminde, bitkilerde bazı morfolojik, fiyolojik ve kimyasal ölçümler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre denemede su stresinin artmasına ters orantılı olarak olarak egzotik sebze türlerinin hepsinde; fide boyu, kök deriliği, fide gövde çapı, yaprak sayıları, yaprak ağırlıkları, yaprak kalınlığı, yaprak alanları yaprak yaş ve kuru ağırlıkları, yaprak su potansiyelleri, yaprak klorofil miktarları ile makro mikro besin elementi miktarlarında azalmaların olduğu görülmüştür. Buna karşın ele alınan türlerin yaprak zarar indeksi, yaprak hücrelerinde membran zarar indeksi, yaprak stoma geçirgenlikleri ile yaprak sıcaklıkları, su konsantrasyonu artışıyla doğru orantılı olarak artmıştır. Sonuç olarak; kuraklık problemi olanyerlerde diğer türlere göre kuraklığa daha dayanıklı olduğu görülen Frenk soğanı, Molehiya ve Japon hardalı yetiştiriciliği önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Japon yeşillikleri, PEG6000 Konsantrasyonu, su stresi, yaprak su potansiyeli

Gülhan Akyürek
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik dozlarda nano teknolojik yaprak gübresi ve salkım seyreltme uygulamalarının syrah üzüm çeşidinin (V. vinifera L.) kalite özellikleri üzerine etkileri

Bu araştırma 2018 yılı gelişme döneminde Tekirdağ iline bağlı Karaevli köyünde yer alan özel üretici bağında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 110R anacı üzerine aşılı çift kollu kordon terbiye şekli verilmiş Syrah üzüm çeşidine ait 12 yaşlı asmalar kullanılmıştır. Denemede 4 değişik dozda (0, 750, 1500 ve 2250 ppm) nano teknolojik yaprak gübresi ve salkımlarda %50 oranında seyreltme işlemi uygulanmıştır. Çalışmada değişik dozlarda nano teknolojik yaprak gübresi ve salkım seyreltme uygulamalarının Syrah üzüm çeşidinde tane ve salkımın fiziksel özellikleri ve kalite özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Yapılan uygulamaların özellikle çeşidin toplam fenolik madde miktarını, toplam antosiyanin miktarını ve antioksidan kapasitesini olumlu etkilediği görülmüştür. Araştırma sonucunda, 1500 ppm NTYG + SS uygulamasının Syrah üzüm çeşidinin tane ve salkım fiziksel özellikleri ile üzüm kalite özellikleri üzerinde önemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir.

Ömer Yavaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Perlit, ponza ve cocopeatte, farklı besin çözeltileriyle yetiştirilen salata çeşitlerinde, gelişme ve verimin karşılaştırılması

Bu deneme perlit, ponza ve cocopeatte, farklı besin çözeltileriyle yetiştirilen salata çeşitlerinde, gelişme ve verimin karşılaştırılması araştırmak amacıyla, soğuk serada gerçekleştirilmiştir. Denemede 3 kök ortamı (Cocopeat, Perlit ve Ponza), 2 çeşit (Lactuva sativa var. crispa Aleyna kıvırcık çeşidi ve baş salata Lactuca sativa var. capitata Bombola çeşidi) ve 2 hidroponik çözelti (Bölüm çözeltisi ve Yeni Zelanda çözeltisi) kullanılmıştır. Faktöriyel olarak 12 kombinasyon olup, ayrıca her çeşit için toprak parseli kontrol olarak denemeye katılmıştır. Buna göre 14 konu, tesadüf blokları deneme desenine göre iki blok halinde düzenlenmiştir. Hidroponik ortamlarda her parselde 2 bitki bulundurulmuştur. Hidroponik konularda 24×2=48 bitki, toprak parsellerinde her parselde 10 bitki, iki blokta 4parsel x10=40 bitki bulunup, Toplamda 88 bitki yetiştirilmiştir. Sonuç olarak Çeşit ana etkisi yönünden Bombola, Aleyna çeşidinden daha fazla yaprak oluşturmuş fakat bitki ağırlığı yönünde çeşitler arasında bir fark bulunmamıştır. Farklı çözeltilerin yaprak sayısı ve bitki ağırlığına etkileri arasında da istatiksel olarak bir fark yoktur. Kök ortamı yönünden cocopeat ve ponza perlitten daha iyi sonuç vermiştir. Fakat sadece verimin değil, bu kök ortamlarının maliyetinin de tercih yapılırken dikkate alınması gerekir. Bu kök ortamlarının Ocak, 2021'deki m3 fiyatları şöyledir: cocopeat 2000TL,perlit 1000 TL, ponza 500TL'dır.Buna göre en uygun önerilecek ortam ponza, sonra perlit ve önerilemeyecek olan ortam ise çok pahalı ithal ürün olan cocopeattir. Çeşitlerden önerilecek olan ise Aleyna'dan daha iyi sonuç veren Bombola'dır. Buna göre en uygun önerilecek ortam ponza, sonra perlit ve önerilemeyecek olan ortam ise çok pahalı ithal ürün olan cocopeattir. Cocopeatin diğer bir sakıncası da iç yapraklarda uç yanıklığı oluşturmasıdır.

Abubakar Mohamud Osman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kök ortamı ve gübrelerin, soğuk serada yetiştirilen domates çeşitlerinde, gelişme ve verime etkisi

Bu denemede, farklı kök ortamı ve gübrelerin, soğuk serada yetiştirilen domates çeşitlerinde, gelişme ve verime etkisi araştırılmıştır. Denemede 3 kök ortamı (cocopeat, perlit ve ponza), 2 çeşit ( M1103F1: Yer,erik domates ve Legend: Yer, etli domates) ve 2 hidroponik çözelti (Bölüm çözeltisi ve Florida çözeltisi) kullanılmıştır. Faktöriyel olarak 12 kombinasyon olup, ayrıca her çeşit için, toprak parseli, kontrol olarak denemeye katılmıştır. Buna göre 14 konu, tesadüf blokları deneme desenine göre iki blok halinde düzenlenmiştir. Ortam ana etkisine göre, verim yönünden birinci cocopeat , ikinci perlit, üçüncü sırada ise ponzadır. Çeşit ana etkisine göre ise,verim(kg/bitki) olarak çeşitler arasındaki fark, istatistiksel olarak önemli değildir. Florida çözeltisi erkencilik yönünden bölüm çözeltisine göre daha iyi sonuç vermesine karşın toplam verim yönünden çözeltiler arasında bir fark yoktur. Toprak kontrol bitkileri diğer konularla karşılaştırıldığında, toprak bitkileri tüm konular içinde en düşük meyve sayısı, meyve ağırlığı, pazarlanabilir meyve sayısı ve pazarlanabilir meyve ağırlığını vermiştir. Çeşit ana etkisi yönünden M1103 F1 çeşidi, Legend çeşidinden daha fazla meyve sayısını vermiş fakat meyve ağırlığı yönünde çeşitler arasında bir fark bulunmamıştır.Sonuç olarak, verim sıralamasında, birinci cocopeat, ikinci perlit ve üçüncü sırada ise ponza olmasına karşın, kök ortamlarının maliyetleri dikkate alındığında, önerilecek en uygun ortam en ucuz olan ponza ve sonra da perlittir. En pahalı olan ithal cocopeat ise önerilmeyecek ortamdır. Erkencilik yönünden Florida çözeltisi yeğlenmelidir. Anahtar kelimeler: Domates, cocopeat, perlit, ponza, bölüm çözeltisi, florida çözeltisi

Abdırızak Sh Mohamed Hassan
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Merlot üzüm çeşidinde yaprak su potansiyeli ile yaprak alma uygulamalarının olgunluk indislerinin yönetimi ve bunların üzüm verim ve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma 2019-2020 ve 2020-2021 vejetasyon periyodunda iki yıl süreyle Tekirdağ ili Şarköy ilçesi sınırları içinde yer alan özel üretici bağında yürütülmüştür. YSP uygulamaları (S0, S1, S2 ve S3); her alt parselde de bir yaprak alma konusu Kontrol (Yaprak Alma Yapılmamış) (K), Tam Pencere (TP), Sağ Pencere (SAP) ve Sol Pencere (SOP) olarak sıralanmıştır. Sonuç olarak, Merlot üzüm çeşidinde Tekirdağ ili koşullarında şeker birikiminin yavaşlaması ve olgunluk indislerinin kontrolü ve böylece hasat tarihinin yönetilmesi amaçlanıyorsa ben düşmeden sonra TP uygulaması yaparak 7. ve 12. boğumdaki ana yapraklar ve koltuk sürgünlerinin çıkarılmasını tercih edilebilir. Amaç ikincil metabolitlerin artışıyla birlikte şıra kalitesi ise; SAP uygulaması ve asmaların ben düşme ile hasat arasında S2 stres seviyesinde tutulması önerilebilir.

Fatma Betül Aktaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Eğimli bağda farklı anaç ve salkım seyreltme uygulamalarının Cabernet Franc üzüm çeşidinin verim ve kalite üzerine etkisi

Bu çalışma 2019-2020 ve 2020-2021 vejetasyon periyodlarında iki yıl süreyle Tekirdağ ili Şarköy ilçesi sınırları içinde yer alan özel üretici bağında yürütülmüştür. Deneme alanı 40° 39' 12.00" K ve 27° 03' 20.00" D koordinatları içerisinde yer almaktadır. 13 yaşındaki Fercal ve 140Ru anaçları üzerine aşılı Cabernet Franc üzüm çeşidi kullanılmıştır. Bağ; 2,1 m X 1,0 m sıra arası ve sıra üzeri mesafede dikilmiş, gövde yüksekliği 70 cm, Espalye (duvar) sisteminde tek kollu kordon terbiye şeklindedir ve K-G doğrultuda dikilmiştir. Bağ parselinin rakımı en yüksek 327 m ile en düşük 309 m arasındadır. Bu araştırmada; anaç, konum, salkım seyreltme uygulamalarının yaprak su potansiyeli ile üzüm verim ve kalitesi üzerine etkileri belirlenmiştir. Tekirdağ ilinde; sıcaklıkların yıllar içerisinde arttığı ve yağış rejimlerinin değişiklik gösterdiği söylenebilir. Özellikle ben düşme ile hasat arasında yükselen sıcaklıklar ve yağışın az olması asmayı, salkımları ve dolayısıyla taneleri olumsuz etkilemektedir. Tekirdağ ili Şarköy ilçesi koşullarında Cabernet Franc üzüm çeşidinden yüksek kalitede verim almak için, istenen amaca göre Fercal (yüksek şeker, asit, pH) veya 140 Ru (yüksek antosiyanin, polifenol, tanen) anacı seçilebilir. Eğimdeki konum açısından Üst uygulaması tercih edilebilir. Salkım seyreltme uygulamalarından da %25 S yapılması önerilebilir bulunmuştur.

Batuhan Koskosoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cabernet-sauvignon ve merlot üzüm çeşitlerinde bazı abiyotik ve biyotik streslerin primer ve sekonder metabolitlere etkileri

Araştırmada, 2016 ve 2017 yıllarındaTekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesi Te-Ha danışmanlık Tarım Sanayi ve limited şirketinin ait deneme bağında bulunan SO4 anacı üzerine aşılı 13 yaşındaki Cabernet-Sauvignon ve Merlot üzüm çeşitleri kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; Hasat zamanından 5 gün önce olgunluk öncesi sabah ve akşam olmak üzere canlı omcalar üzerine, 1 Kontrol, 1 biyotik stres uygulaması (Botrytis cinerea Pers ex. Fr.), 5 abiyotik stres uygulaması (darbe, yaprak yaralama, yaprak alma, UV-C, vibrasyon) yapıldıktan sonra meydana çıkacak savunma mekanizması ile gelişen, primer ve özellikle sekonder metabolitlerin biyosentezi ve etkileri üzerine çalışmaktır. Uygulama şekillerinde ise; kontrol, darbe (plastik çekiç ile 08.00'de birkez ve 19.00'de 1 kez 1 dakika süreyle), yaprak alma (tüm yaprakların alınması), yaprak yaralama (yaprakların çubuk ile yaralanması), UV-C (08.00'de ve 19.00'de 1 kez 1 dakika), vibrasyon (08.00'de ve akşam 19.00'de 1 kez 1 dakika titreşim) ve Botrytis cinerea Pers ex. Fr ile bazı uygulamalar sabah ve akşam, bazı uygulamalar da 1 kez yapılarak gerçekleşmiştir. Sonuç olarak; çevresel faktörler ve stres uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda, Merlot üzüm çeşidi Cabernet-Sauvignon'a göre daha fazla resveratrol sentezlemiştir. Yaprak yaralama uygulaması, sekonder metabolitlerin tamamını önemli ölçüde etkileyerek artırmıştır. Resveratrol, en fazla Botrytis cinerea izolatlarından etkilenmiştir. Yapılan tüm stres uygulamaları, primer metabolitler üzerinde istatistiki düzeyde bir etki yaratmamıştır.

Cannur Tok Abay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk serada perlitte yetiştirilen domates çeşitlerinde, meyvelere, farklı dozlarda kalsiyum nitrat ve kalsiyum klorür püskürtmenin, çiçek burnu çürüklüğü ve çatlamaya etkisi

Bu denemede, Soğuk Serada Perlitte Yetiştirilen Domates Çeşitlerinde, Meyvelere, Farklı Dozlarda Kalsiyum Nitrat ve Kalsiyum Klorür Püskürtmenin, Çiçek Burnu Çürüklüğü ve Çatlamaya Etkisi araştırılmıştır.Denemede 3 kalsiyum dozu (A/H %0Ca, %0.0475Ca ve %0.1425Ca), 2 çeşit (Brandywine:Sırık,etli meyveli domates, ve Moneymaker: Normal meyveli, sırık domates.) ve 2 Kalsiyum kaynağı (Kalsiyum nitrat (Ca(NO 3 ) 2 ) ve Kalsiyum klorür (CaCl 2 )) kullanılmıştır. Faktöriyel olarak 12 kombinasyon olup, ayrıca her çeşit için, toprak parseli, kontrol olarak denemeye katılmıştır. Buna göre 14 konu, tesadüf blokları deneme desenine göre iki blok halinde düzenlenmiştir. Sonuç olarak,çeşit ana etkisine göre, meyve sayısı yönünden Moneymaker çeşidi daha fazla meyve vermiştir. Fakat meyve Ağırlığı yönünden ise verim(kg/bitki) olarak ,Brandywine çeşidinde daha yüksektir.Tek meyve ağırlığı ve tek meyve çapı da, Brandywine çeşidinde, Moneymaker domates çeşidinden daha fazladır. Kalsiyum doz ve kalsiyum kaynağı ana etkilerine göre % 0.0475Ca ve %0.1425Ca içeren CaCl2 daha düşük ÇBÇ ve Çatlak meyve vermiştir.

Mohamed Husseın Saneı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Organik ve inorganik kaynaklı gübrelerin subsrat kültüründe yetiştirilen fesleğende verim ve kalite üzerine etkisi

Bu çalışma serada, organik ve inorganik gübre kaynaklarının substrat kültürüyle yetiştirilen fesleğende (Ocimum basilicum L.) taze, kuru verim ve kalite üzerine etkisini belirlemek amacıyla Kırklareli ili Pınarhisar ilçesinde bulanan doğal havalandırılmalı, ısıtılmayan, Kuzey güney yönünde kurulu, yay çatılı ve polietilen örtülü bir üretici serasında (41°62' K, 27°59' D) yürütülmüştür. Standart ve iri yapraklı bir fesleğen çeşidinin tohumları 3x4cm gözlü ve Klasmann marka TS 1 serisi torf ile doldurulmuş viyollere ekilmiştir. Fideler 2-3 gerçek yapraklı dönemde yerden 40 cm yükseklikte oluşturulmuş ahşap iskelet sistemi üzerindeki kanallara yerleştirilen ve hindistan cevizi torfu (kokopit) ile dolu, 100 cm uzunluğunda, 10 cm yüksekliğinde, 15 cm genişliğinde torbalara dikilmiştir. Gübrelerin etkisini incelemek amacıyla, ikisi organik ve biri inorganik gübre rejimi bitkilere 18 Eylül ve 4 Aralık 2019 tarihleri arasındaki vegetasyon periyodunda uygulanmıştır. Organik gübre kaynağı olarak Türkiye'de organik sertifikasına sahip olan ticari, pellet formunda kompost (Organoferm) ve ticari katı organik solucan gübresi (Vermis) kullanılmıştır. Mineral gübre (Kontrol) rejiminde ise topraksız tarım pratiklerine uygun olarak hazırlanmış tam besin çözeltisi vejetasyon periyodu boyunca kullanılmıştır. Organik gübre kaynaklarının element içerikleri farklılık gösterdiği için uygulanacak kompost ve solucan gübresi miktarları bitki başına toplam1,1g saf azot gelecek şekilde belirlenmiş ve bitki başına hesaplanan toplam N'un %80'i bitki dikiminden 35 gün önce olacak şekilde ve yetiştirme ortamına karıştırılarak, kalan %20'lik kısmı ise; dikimden 18 gün sonra/sökümden 28 gün önce olmak üzere damlatıcıların alt kısmına serilerek uygulanmıştır. Taze ve kuru verim, bitki boyu, gövde çapı, boğum arası sayısı, dal sayısı, yaprak boyu ve yaprak sayısı bakımından en iyi sonuçlar pellet compost uygulamasından alınmıştır. Fesleğende hem taze hem kuru verimin pellet kompost uygulaması ile arttığı ve taze verimde 195,9kg/da, kuru verimde 22,33kg/da'a ulaştığı belirlenmiştir. En düşük taze ve kuru verimler ise sırasıyla 73,9kg/da ve 7,7kg/da olacak şekilde vermikompost uygulanan bitkilerden elde edilmiştir.

FesleğenGübrelerOrganik gübreler+2
Muammer Akay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cabernet-sauvignon (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinde bazı abiyotik streslerin primer ve sekonder metabolitlere etkileri

Araştırmada, 2017 ve 2019 yıllarında Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesi Karaevli köyü Derince Mevkii'de Bar-El Şarapçılık Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ait deneme bağında bulunan 110R anacı üzerine aşılı 15 yaşındaki Cabernet-Sauvignon üzüm çeşidi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; 3 farklı zamanda uygulanarak (ben düşme, ben düşme-hasat ve hasat zamanı) 5 gün süre ile sabah ve akşam olmak üzere canlı omcalar üzerine, 1 Kontrol, 3 abiyotik stres uygulaması (darbe, yaprak yaralama, UV-C) yapıldıktan sonra meydana çıkacak savunma mekanizması ile gelişen, primer ve özellikle sekonder metabolitlerin biyosentezi ve etkileri üzerine çalışmaktır. Uygulama şekillerinde ise; kontrol, darbe (plastik çekiç ile 08:00'da birkez ve 19:00'da 1 kez 1 dakika süreyle), yaprak yaralama (yaprakların çubuk ile yaralanması) ve UV-C (08:00'de ve 19:00'de 1 kez 1 dakika) bazı uygulamalar sabah ve akşam, bazı uygulamalar da 1 kez yapılarak gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak; tüm stres uygulamaları, primer metabolitler üzerinde istatistiki düzeyde bir etki yaratmamıştır. Sekonder metabolitler yapılan üç uygulamadan da etkilenmiştir.

Abiyotik stresFitoaleksinResveratrol
Cihan Abay
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Deveci armut çeşidinde semperfresh, salisilik asit ve metil salisilat uygulamalrının depolama süresince meyve kalitesine etkileri

Bu çalışmada, Deveci armut çeşidinde depolama süresi üzerine hasat sonrası yenilebilir yüzey kaplayıcı olarak Semperfresh (SMF) ile Salisilik asit (SA) ve Metil Salisilat (MeSA) uygulamalarının etkisi araştırılmıştır. Uygulamalardan sonra armutlar kasalara yerleştirilmiş ve 0-1°C sıcaklık ve %85-90 oransal nemli soğuk hava deposunda 6 ay süreyle depolanmıştır. Uygulamalar sonrasında meyve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla, ağırlık kaybı, suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, meyve eti sertliği, askorbik asit miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan miktarı, solunum hızı, çürüme oranı, dış görünüş ve iç kararması analizleri yapılmıştır. Tüm analiz dönemleri ve yapılan ölçümler dikkate alındığında SA ve MeSA uygulamalarının SMF ile birlikte kullanımının depo süresince Deveci armut çeşidinde olgunlaşmanın geciktirilmesi, biyokimyasal bileşiklerin ve kalite özelliklerinin korunumu bakımından daha olumlu sonuçlar verdiği söylenebilir.

ArmutDepolamaKalite+3
Bahtiyar Aydın Ürün
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farkli Amerikan asma anaçlar üzerine aşılı papazkarası üzüm çeşidinde tane ebat gruplarına göre şıra fitokimyasal bileşimlerinin incelenmesi

ÖZET FARKLI AMERİKAN ASMA ANAÇLARI ÜZERİNE AŞILI PAPAZKARASI ÜZÜM ÇEŞİDİNDE TANE EBAT GRUPLARINA GÖRE ŞIRA FİTOKİMYASAL BİLEŞİMLERİNİN İNCELENMESİ Semih ERİŞKEN Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Prof. Dr. Elman BAHAR Araştırma 2021 yılında Kırklareli ili Pınarhisar ilçesi Poyralı köyü Karadere Mevkii'nde Mustafa Çamlıca Danışmanlık Hizmetleri ve Tarım İşletmeleri Ltd. Şti. bağında yapılmıştır. Denemede 10 yaşındaki 1103P/Papazkarası, 110R/Papazkarası, 420A/Papazkarası aşı kombinasyonlarına ait omcalar kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; 3 farklı Amerikan asma anacı üzerine aşılı Papazkarası çeşidinin salkımlarındaki taneler, 1 Kontrol ve 5 ebat grubuna ayrılarak anaç ve ebat etkilerinin morfolojik ve fitokimyasal açıdan farklılıklarının incelenmesidir. Çalışmada taneler ≤12 mm; 12,00-14,00 mm; 14,00-16,00 mm; 16,00-18,00 mm ve ≥18 mm ebatlarındaki elekler kullanılarak ebatlarına ayrılmıştır, kontrol grubu ise salkımlar üzerinde bulunan toplam tane sayısının ebat dağılımına göre oluşturulmuştur. Sonuç olarak; morfolojik açıdan bölge şartlarına en iyi adaptasyonu 420A/Papazkarası kombinasyonu göstermiştir. Fitokimyasal bileşim açısından incelendiğinde şıradaki primer metabolitlerin anaç ve ebatlar arasında 1103P/Papazkarası kombinasyonunun ≥18,00 mm'lik ebat grubu ön plana çıkmaktadır. Bölgedeki bu kombinasyonlarla yapılan çalışmada olgunluk indisleri, °Brix ve % alkol değerleri anaç ve ebat açısından yetersiz görülmüştür. Bu kriterlerin istenen seviyeye çıkarılması için kupaj ve şaptalizasyon gibi işlemlerin yapılması önerilmektedir. Sekonder metabolitleri anaç bazında incelendiğinde 1103P/Papazkarası, 110R/Papazkarası ve 420A/Papazkarası kombinasyonlarının ≤12,00 mm ve 12,00-14,00 mm'lik ebat grupları yüksek değerler vermiştir. Şıra kalitesinin dışında şarap kalitesini belirlemek amacıyla şarapta duyusal analizlerin belirlenmesi için bu tarz çalışmaların sürdürülmesi tavsiye edilmektedir. Eleme yöntemiyle veya tane ebadını küçültecek farklı yöntemler uygulanarak daha kaliteli şaraplar elde edilebilir. Farklı Amerikan asma anacı kombinasyonlarıyla da bu konu üzerine çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Amerikan Asma Anacı, Tane Boyutu, Fitokimyasal, Papazkarası, 1103P, 110R, 420A

AnaçlarFitokimyasallarTane boyutu
Semih Erişken
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Trakya bölgesindeki farklı terroirlardan alınan papazkarası üzüm çeşidi salkım ve tanelerinin iriliklerine bağlı olarak morfolojik ve fitokimyasal özelliklerin belirlenmesi

ÖZET TRAKYA BÖLGESİNDEKİ FARKLI TERROİRLARDAN ALINAN PAPAZKARASI ÜZÜM ÇEŞİDİ SALKIM VE TANELERİNİN İRİLİKLERİNE BAĞLI OLARAK MORFOLOJİK VE FİTOKİMYASAL ÖZELLİKLERİN BELİRLENMESİ Bilge YAYLAK Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Prof. Dr. Elman BAHAR Bu araştırma 2021 yılında, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesi Yavuz mevki de yer alan Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsüne ait bağda, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesi Yağcı mevkide yer alan Savaş ÇELİK'e ait bağda, Kırklareli Pınarhısar İlçesi Poyralı'da, Karadere'de ve Köy Altı'da yer alan Mustafa ÇAMLICA Danışmanlık Hizmetleri ve Tarım İşletmeleri Ltd. Şti. ait bağlarda ve Edirne Uzunköprü İlçesi Yeniköy'de yer alan Hasan Ali ERKAN'a ait bağlarda yapılmıştır. Farklı terroirlardan alınan aşısız (kendi kökü üzerinde) ve 110R, 1103P, 140Ru, Kober 5BB ve Rupestrisdu Lot asma anaçları üzerine aşılı Papazkarası üzüm çeşidi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı; Farklı terroirlardan alınan salkım ve tane ebat etkilerinin morfolojik ve fitokimyasal açıdan farklılıklarının bölgeye etkisini incelemektir. Çalışmada salkımlar ≤100 g, 100-200 g, 200-250g, 250-400 g ve >400 g olmak üzere 5 gruba hassas terazi ile ayrılarak morfolojik ölçümler yapılmıştır. Salkım gruplanmasından sonra taneler ≤10mm, 10-12 mm, 12-14 mm, 14-16 mm, 16-18mm, ≥18 mm ebatlarındaki elekler kullanılarak, 6 ebat ve 1 kontrol grubu oluşturulmuştur. Kontrol grubu ise salkımlar üzerinde bulunun toplam tane sayısının ebat dağılımına göre oluşturulmuştur. Sonuç olarak; Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne illerinden alınan örneklerden, 200-250 g salkım grubunda ve ≤10 mm, 10-12mm tane ebat grubunda sekonder metabolitlerde yüksek değerler vererek benzerlik göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Terroir, Papazkarası, Salkım Grubu, Tane Ebatı, Fitokimyas

FitokimyasallarSalkımTane boyutu+2
Bilge Yaylak
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Trakya bölgesinde yetiştirilen acı biber meyvelerinde kapsaisin miktarının belirlenmesi

Bu çalışma, Trakya bölgesinde farklı illerde ekimi yapılan acı sivri tipteki biber çeşidinde acılık oranlarının bölgesel farklılık durumunun biber meyve analizleri ile belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu amaç ile Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne İllerinde ekimi yapılan aynı çeşit acı sivri biber parsellerinden alınmış olan biber meyve örneklerinde kapsaisin ve diğer laboratuvar analizleri yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçları ile meyvede yapılan kapsaisin analizi ve diğer analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. İncelemesi yapılan çalışma alanları arasındaki ortam koşullarının aynı biber çeşidi üzerinde değişim oranları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bakımdan araştırmamız Trakya bölgesinde ve ülkemizde bu amaçla yapılan ilk çalışma örneğini teşkil etmektedir. Araştırma sonuçlarına göre, Trakya bölgesinin 3 farklı ilinde yetiştirilen aynı çeşide ait biber meyve örnekleri, numune alınan lokasyonlar ve tarihlerin veri ortalamaları değerlendirildiğinde en yüksek veriyi veren iller; kapsaisin 97,40 ppm ile Kırklareli, meyve ağırlığı 7,22 g ile Edirne, toplam kuru madde miktarı 9,15 g ile Tekirdağ, meyve boyu 19,06 cm ile Edirne, meyve çapı 10,86 mm Tekirdağ, meyve plasenta ağırlığı 0,97 g Tekirdağ, meyve et kalınlığı 1,31 mm Kırklareli, meyvedeki tohum sayısı 79,6 adet ile Tekirdağ, toplam mineral madde % 0,74 ile Kırklareli, protein %15,73 Edirne, toplam klorofil 122,78 mg ile Tekirdağ, Klorofil a 86,58 mg, Klorofil b 38,39 mg, karotenoid 25,59 mg ile Kırklareli, renk L değeri 59,39 ile Kırklareli, renk a değeri 10,97 ile Tekirdağ, renk b değeri 49,06 ile Kırklareli'nde gözlemlenmiştir.

AcılıkBiberKapsaisin+1
Ali Kara
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik vejetasyon dönemlerinde uygulanan farklı tuz konsantrasyonlarına sahip sulama sularının alabaşın büyüme ve gelişimine olan etkileri

Bu araştırmada materyal olarak Kolibri F 1 ve Korist F 1 alabaş (Brassica oleracea var. gongylodes L.) çeşitleri kullanılmıştır. Bitkiler, ısıtmasız plastik serada sera toprağında yetiştirilmiştir. Tohumlar torf doldurulmuş multipotlara ekilmiş ve ilk gerçek yapraklar görülünceye kadar standart bakım işlemleri yürütülmüştür. Fideler ilk 4-5 yapraklı olduğu dönemden itibaren seraya dikilmiş ve iki farklı vejetasyon döneminde farklı konsantrasyonlarda hazırlanan tuzlu su ile sulama yapılmıştır. Bu amaçla alabaşın iki farklı vejetasyon döneminin başından (genç fide döneminden gövde başlangıcına kadar, gövde başlangıcından hasada kadar) itibaren sulama suyuna dört farklı dozda NaCl tuzu (Kontrol, 5 dS/m, 10 dS/m ve 20 dS/m) ilave edilmiştir. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Tüm denemede toplam 48 parsel, her parselde 10 bitki ve tüm denemede toplam 480 bitki kullanılmıştır. Sonuç olarak, sulama suyundaki NaCl konsantrasyonundaki artışa paralel, yaprak sıcaklıklarında ve hasar indeksinde artış gözlenirken, diğer morfolojik ve fizyolojik özelliklerde düşüş gözlenmiştir. Bitkilerin genç fide döneminden gövde başlangıcına kadar tuz stresinden daha fazla etkilendiği, ayrıca Korist F 1 'in tuz stresinden Kolibri F 1 'e göre daha az zarar gördüğü belirlenmiştir.

Bitki örtüsüBrassica oleraceaBrassica oleracea gongylodes+3
Sena Gürkan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı organik, mineral kök ortamları ve karışımlarının Catharanthus roseus Cezayir menekşesinde gelişme ve çiçeklenmeye etkisi

Deneme, farklı kök ortamları ve karışımlarının, Catharanthus roseus' un gelişme ve çiçeklenmesine etkilerini araştırmak amacıyla, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü'nün kış bahçesinde yapılmıştır. Denemede 5 tane kök ortamı (perlit, ponza, cocopeat, zeolit, torf) ve bunların 7 karışımı olmak üzere, 12 konu ele alınmıştır. Deneme deseni tesadüf blokları olup, iki blok halinde düzenlenmiş ve 24 parselde her parselde iki bitki bulundurularak toplamda 48 bitkiyle deneme yapılmıştır. Hacmi 330 ml olan saksılara dikim yapıldıktan sonra, %100 perlit, ponza, zeolit için saksı altlıklarında besin havuzu oluşturulmuş, her sulamada, ½ Morgan (Yeni Zelanda) çözeltisi kullanılmış ve her sulamada altlıktan %20 drenaj çözeltisi dışarı verilmiştir. Cocopeat ve karışımlarında havuz oluşturulmamış fakat dikimden hemen sonra çözelti uygulamasına başlanmıştır. Torf ve torf karışımlarına ise, dikimden bir ay sonra çözelti verilmesine başlanmış ve altlıklarda havuz oluşturulmamıştır. Üç kök ortamı içeren %37.5 torf + %37.5 cocopeat + %25 perlit ortamında ise havuz oluşturulmamış ve dikimden 15 gün sonra çözelti uygulamasına başlanmıştır. Ölçütlerin varyans analizine göre, kök ortamlarının Catharanthus roseus'un gelişimi ve çiçeklenmesi üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli çıkmamıştır. Sadece çiçek sayısı/bitki yönünden konular arasındaki farkların önemlilik sınırına yaklaştığı görülmüştür. Buna göre, %75 cocopeat + %25 ponza ve %75 torf + %25 ponza ortamları çiçeklenme yönünden önerilebilir.

Catharanthus roseusPerlitPonza+2
Betül Yıldız
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Asmada (Vitis vinifera L.) erkencilikten sorumlu aday genleringenom düzeyinde belirlenmesi

Bu çalışmada, üzümde erkencilikten sorumlu aday genlerin genom düzeyinde belirlenmesi amacıyla transkripsiyonel çalışmalar yürütülmüştür. 3'ü erken 2'si geç olgunlaşan toplamda 5 çeşitte, 3 biyolojik tekrarlı olacak şekilde (toplamda 15 adet) RNA dizileme tekniği kullanılmıştır. Dizileme sonucunda, örneklerden düşük hata oranları ve yüksek kalite skorlarına sahip 27 milyon ile 34 milyon arasında temiz okumalar elde edilmiştir. Gen ifade analizlerinin erkenci-geççi karşılaştırma gruplarında toplamda 25.736 gen tespit edilmiş, bunların 8271 tanesi farklı ifade edilen genler olarak tespit edilmiştir. Farklı ifade edilen genler arasında ise 4474'ü ifadesi artan, 3797'si ifadesi azalan olarak belirlenmiştir. VIT_05s0029g01480 ve VIT_12s0034g00380 genleri erkenci-geççi karşılaştırma gruplarının tamamında ifadesi artan genler arasında yer almışlardır. VIT_12s0034g00380 ve VIT_05s0029g01480 genlerinin, sırasıyla patojenlere dayanımla ilgili proteinler (TMV resistance protein N-like) ile protein kinaz bölgesi içeren proteinlerin (Protein kinase domain-containing protein) aktivasyonlarından sorumlu oldukları belirlenmiştir. Çalışılan 15 örnek ile üzümün referans genomu arasında toplamda 2.466.585 adet SNP tespit edilmiş, bunlardan erkencilikle ilişkili olduğu düşünülen 2 adet SNP 12. kromozomda belirlenmiştir. VIT_12s0034g00380 genindeki SNP'lerden C/T nükleotid değişimi tüm erkenci çeşitlerde referans genoma göre değişim gösterirken, geççi çeşitlerde referans genomla aynı kalmıştır. Dolayısıyla bu noktadaki genetik varyasyonun üzümde erkenciliği tetiklediği düşünülmektedir. Son olarak, RNA dizileme verileri, rastgele seçilen dört gende yürütülen gerçek zamanlı PCR çalışmaları ile doğrulanmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bulguların, erken olgunlaşma karakterini moleküler düzeyde tespitinde kullanılacak markır geliştirilmesi çalışmalarına hizmet edeceği düşünülmektedir.

IslahOlgunlaşmaRNA dizileme+3
Onur Ergönül
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mekanik yaprak yaralamanın farklı üzüm çeşitlerinde tane metabolit kompozisyonu, salkım ve tane özellikleri üzerine etkileri

Araştırma; 2021 ve 2022 yıllarında, Tekirdağ'da bulunan Te-Ha Danışmanlık Tarım ve Ltd. Şti.' ne ait bağlarda, 41° 01' 13.15" K enlem ve 27° 28' 15.23" D boylamda ve 235 m rakımda, ayrıca SO4 anacı üzerine aşılı 17 yaşındaki Cabernet-Sauvignon ve Merlot çeşitlerinin bulunduğu toplam 100 da'lık şaraplık bağda yürütülmüştür. 2,6 x 0,9 m sıra arası ve sıra üzeri mesafede kurulmuş olan bağda asmalar Çift Kollu Kordon terbiye şekline sahiptir. Çalışmada canlı asmalar üzerinde yaratılan abiyotik stresin sekonder ve primer metabolitlere olan etkileri araştırılmıştır. Abiyotik stres olarak farklı zamanlarda (hasattan 15 gün önce, 10 gün önce, 5 gün önce, 3 gün önce ve 1 gün önce) mekanik yaprak yaralama işlemi uygulanan omcaların üzümlerinde çeşitli fitokimyasal özellikler ve fenolik bileşiklerin değişimi incelenmiştir. İki yıl tekrar edilen mekanik yaprak yaralama uygulamasının ayrıca üzüm taneleri özelliklerine (tane eni, boyu, ağırlığı, hacmi, vb) ve salkım özelliklerine (salkım eni, boyu, ağırlığı, hacmi, sıklığı, vb) etkileri de belirlenmiştir. Deneme sonucunda salkımdaki tane sayısının ve bazı salkım özelliklerinin yıllara göre iklim kaynaklı değiştiği görülmüştür. Geç dönem yaprak yaralama uygulamalarında tane özelliklerinde artış söz konusudur. Fitokimyasal özelliklerden; şeker konsantrasyonu (224,91 g/L değeriyle HÖ5), gram tanedeki şeker miktarı (173,01 mg/g-tane HÖ5) ve toplam polifenol indeksi (10,00 HÖ15-10) yapılan uygulamalardan etkilenmiştir. Geç dönem yaprak yaralama (HÖ1 ve HÖ5) uygulamalarında fitokimyasal özelliklerde artış sağlanmıştır. Sonuç olarak Tekirdağ koşullarında; Merlot ve Cabernet-Sauvignon üzüm çeşitlerinde yılın iklim koşulları da göz önünde bulundurularak hasata yakın tarihlerde yapılan geç dönem yaprak yaralama uygulamalarının artış sağladığı görülmüştür.

Ecem Kübra Demirkapı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı zamanda ve seviyede salkım seyreltmenin büyük t sisteminde yetiştirilen merlot (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinde verim ve kaliteye etkisi

Bu araştırma Çanakkale ili Ezine ilçesine bağlı Güllüce köyünde 39°48'03 N ve 26°22'01 D koordinatları arasında 65m rakımda bulunan Denizhan Kalaylıoğlu'na ait bağlarda yapılmıştır. Deneme, bağda yetiştirilen 41B anacı üzerine aşılanmış 12 yaşındaki Merlot üzüm çeşidi üzerine kurulmuş olup farklı zaman ve seviyede salkım seyreltmenin verim ve kaliteye olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme 2020-2021 ve 2021-2022 vejetasyon periyotlarında iki yıl süreyle yürütülmüştür. Araştırmada 6 farklı fenolojik dönem; çiçeklenme öncesi, tane tutumu, iri koruk, ben düşme, yarı olgunluk ve olgunluk öncesi vardır. Bu dönemlerle birlikte 3 farklı; %0 (kontrol), %25 salkım seyreltme ve %50 salkım seyreltme uygulanmıştır. Uygulamaların tane özellikleri (tane eni-boyu, yaş-kuru ağırlığı, hacmi, vb), salkım özellikleri (salkım eni-boyu, ağırlığı, boşluklu-boşluksuz hacim, vb.), şıra özellikleri (SÇKM, TA, pH, antosiyanin, TPI, vb.) ve verim özellikleri (asma başına ve dekara) üzerine etkileri incelenmiştir. Tane özellikleri bakımından dönemsel olarak farklılıklar görüldüğü, salkım seyreltmenin kontrole nazaran daha etkili olduğu saptanmıştır. Salkım özellikleri açısından tane tutumu döneminde yapılan seyreltmelerin incelenen kriterleri artırdığı kaydedilmiştir. tane tutumu ve ben düşme döneminde %50 salkım seyreltmenin verim ve kaliteyi iyileştirdiği saptanmıştır. Sonuç olarak Çanakkale ili Ezine ilçesi koşullarında Merlot üzüm çeşidinde, ticari anlamda ve yüksek kalitede üretim için ben düşme döneminde %25 düzeyinde salkım seyreltme uygulamasının daha uygulanabilir olduğu kabul edilmiştir.

Derya Akıncı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı hidroponik çözeltilerle perlit, cocopeat ve torfta yetiştirilen (Pelargonıum zonale) sardunyada bitki ve çiçek gelişmesinin karşılaştırılması

Deneme, farklı kök ortamları ve hidroponik çözeltilerin, Pelargonium zonale' nin gelişme ve çiçeklenmesine etkilerini araştırmak amacıyla, Ziraat Fakültesi B Blok bahçesinde kurulmuştur. Denemede, torf ortamı kontrol olup, diğer iki ortam (cocopeat, perlit) ve beş farklı hidroponik çözelti, faktöriyel olarak uygulanmıştır. Kullanılan beş çözelti: Bölüm çözeltisi, ½ Bölüm çözeltisi, Florida çözeltisi, ½ Florida çözeltisi ve General Hidroponik Europe (GHE) çözeltisidir. Deneme deseni tesadüf blokları deneme düzeninde, 11 konu 2 blok halinde düzenlenmiş ve 22 parsel ve her parselde 2 bitki bulunarak toplamda 44 bitki ile gerçekleştirilmiştir. Köklü çelikler %100 cocopeat (20 saksı) %100 perlit (20 saksı) ve %100 torf (kontrol -4 saksı) ortamı doldurulmuş 850 ml hacimli siyah polietilen saksılar içerisine dikilmiştir. Cocopeat ve perlit ortamındaki bitkilere dikimden 10 gün sonra, torf ortamındaki bitkilere dikimden bir ay sonra besin çözeltisi verilmeye başlanmıştır. Perlit ortamı içeren saksılara, altlıkta havuz sistemi uygulanmıştır. Tüm ortamlardan, her çözelti uygulamasında, %20 drenaj sağlanmıştır. Sonuç olarak bitki boyu, köklü bitki ağırlığı, köksüz bitki ağırlığı, bitkide yaprak sayısı ve gövde çapı torf kontrol ortamında en yüksek olup, onu perlit izlemiş, cocopeat ise en düşük sonucu vermiştir. İlk çiçeklenmeye gün sayısı cocopeatte en düşük olup bunu perlit izlemiştir. Torf kontrolde ise çiçeklenme en geç olmuştur. Perlit en yüksek cocopeat ise en düşük çiçekli salkım sayısını vermiştir. Perlit + ½ bölüm çözeltisi çiçeklenme ve bitki gelişimi yönünden en uygun kombinasyon olarak önerilebilir. Cocopeat en kötü sonucu vermiştir. Torf kontrol vejetatif gelişme yönünden uygun olmasına karşın çiçeklenme yönünden istenilen sonucu vermemiştir.

Hülya Koro
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hasat öncesi AVG(Amınoethoxyvınglycıne) uygulamalarının 'fuyu' Trabzon hurması çeşidinin meyve kalitesi ve soğukta muhafaza süresi üzerine etkileri

Bu tez çalışmasında Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde bulunan Trabzon hurması meyve bahçesinden toplanan 'Fuyu' çeşidi meyvelerine, hasat öncesi farklı dozlarda (75, 150 ve 225 mg l-1) AVG (Aminoethoxyvinglicine) uygulamalarının depolama süresince meyve kalitesine etkileri araştırılmıştır. AVG uygulaması yapılan meyveler Modifiye Atmosferli Poşetler ile ambalajlanarak 0-1oC sıcaklık ve %85-90 oransal nemde 4 ay süreyle depolanmıştır. Araştırmada ağırlık kaybı, suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, meyve eti sertliği, askorbik asit miktarı, tanen miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan madde miktarı, solunum hızı, çürüme oranı, dış görünüş ve üşüme zarar oranları incelenmiştir. Çalışmada depolama süresince meyve eti sertliği azalırken, meyvelerin ağırlık kayıplarında artışlar belirlenmiştir. AVG uygulamalarının meyve olgunlaşması üzerine olan geciktirici etkisine paralel olarak üşüme zararı oluşumu da gecikmiştir. 4. ay analizlerinde çürüme oranı artış göstermiştir. Solumun hızı ve biyokimyasal bileşiklerin kaybı üzerine artan dozları ile AVG'nin engelleyici etkisi belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ticari hasattan önce uygulanan 150 ve 225 mg l-1 AVG uygulamasının, hasat sonrası depolama döneminde meyve kalitesi açısından Fuyu' çeşidi Trabzon hurması üzerinde önemli ve olumlu bir etkisi olmuştur. Anahtar Kelimeler: Trabzon Hurması, Aminoethoxyvinglicine, Modifiye Atmosfer Poşeti, Kalite, Depolama, Biyokimyasal Bileşikler

Mustafa Zilci
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kök ortamlarında soğuk plastik serada yetiştirilen yaprak salatada, gelişme ve verimin karşılaştırılması

Bu denemede altı farklı kök ortamında bölümde hazırlanan besin çözeltisi ile yetiştirilen yaprak salatada gelişme ve verimin karşılaştırılması amacıyla soğuk serada gerçekleştirilmiştir. Denemede 6 farklı kök ortamı (torf, cocopeat, perlit, genleştirilmiş kil, ponza ve çay atığı), (Lactuca sativa var.crispa ) yaprak salata Bazillac kıvırcık çeşidi ve sulama suyunda bölüm çözeltisi kullanılmıştır. Deneme, fide şirketlerinden torfta yetiştirilmiş hazır fidelerle yapılmıştır. Farklı kök ortamları içeren 5 lt'lik torbalara fideler dikilmiştir. Deneme deseni tesadüf blokları olup, 6 kök ortamı ve 3 blok içermektedir. Buna göre 6x3=18 parsel olup, her parselde iki bitki ve denemede toplam 36 bitki yetiştirilmiştir. Ortalama bitki boyunda torf ortalaması 15,97 cm, cocopeat 15,93 cm iken çay atığı ortalaması 11,53 cm'dir. Deneme sonu ortalama bitki çapı torf 14,73 cm, cocopeat 14,88 cm iken, çay atığı ortalaması 12,85 cm'dir. Ortalama yaprak sayısında en fazla cocopeat ortamı 20,17 adet, torf 18,33 adet iken, çay atığı 12,5 adettir. Pazarlanabilir bitki ağırlığı torf ortalamaları 232 g, cocopeat 207,67 g, iken çay atığı 150 g'dır. Genleştirilmiş kil, perlit ve ponza değerleri birbirine yakın çıkmıştır. Sonuçlar, torf ve cocopeat ortamlarının yaprak salata üretiminde en yüksek verim ve bitki gelişimi sağladığını, çay atığı ortamının ise en düşük performansı gösterdiğini ortaya koymuştur. Çay atığı ortamı, bitki büyümesini olumsuz etkileyen çeşitli faktörlerden sineklenme (scriaridae familyasına ait fungus gnat) ve beyaz çürüklük (sclerotinia sclerotiorum) hastalığı nedeniyle de uygun bulunmamıştır. Torf ve cocopeat ortamlarının pazarlanabilir bitki ağırlığı, yaprak sayısı ve bitki boyu gibi parametrelerde diğer kök ortamlarına göre daha üstün olduğunu göstermektedir. Sadece verim ve gelişimin değil, kök ortamlarının maliyeti de göz önünde bulundurulmalıdır. Çay atığı ortamı verim ve gelişme açısından uygun olmasada, maliyetin en az olması sebebiyle çay atığının farklı materyallerin kontrollü karıştırılması ile tarımda kullanabilir hale getirilmesi önerilir.

Funda Ayyılmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır yöresi narlarının (Punica granatum L.) morfolojik ve pomolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma Diyarbakır ili Çermik ve Dicle ilçelerinde yetiştirilen yüksek verim ve üstün özellik gösteren nar tiplerinin pomolojik, morfolojik, fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. 10 genotip üzerinde yürütülen bu çalışma sonucunda meyve ağırlıkları 198.8–366.0 gr, çekirdek sertliği 8 genotipte orta sert, 2 genotipte sert, dane randımanı % 58.1–70.0, meyve suyu hacmi 63.9-135.7 ml, kabuk üst zemin rengi, 4 genotipte mor, 2 genotipte pembe kırmızı, 1 genotipte turuncu kırmızı, 3 genotipte ise turuncu, kabuk alt zemin rengi ise 7 genotipte turuncu kırmızı, 3 genotipte turuncu, dane rengi, 3 genotipte koyu mor, 2 genotipte mor, 2 orta kırmızı ve 3 genotipte de pembe kırmızı, asit miktarı % 0.65–1.21, Suda çözünebilir kuru madde oranı (SÇKM), % 15.0–21.0 arasında değişmiştir. İncelenen 10 genotipin de üstün özellik gösterdiği ve ümitvar olduğu kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çermik, Dicle, Diyarbakır, Nar,

Mehmet Çiçek
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Van havzasında yetişen Asparagus cinsine ait türlerin moleküler karakterizasyonu ve antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi

Asparagus; Asparagaceae familyasının bir üyesi olup eski dünyanın kurak ve yarı kurak bölgelerine dağılmış yaklaşık 300 tür içeren Asparagus, Protasparagus ve Myrsiphyllum olmak üzere üç alt cinsten oluşmaktadır. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerden tropikal alanlara kadar farklı yerlerde yetiştirilen önemli bir sebzedir. Asparagus officinalis Türkiye'de özellikle Akdeniz'de, Doğu ve Batı Anadolu'da doğal olarak yetişmektedir. Kuşkonmaz ülkemizde yaygın olarak kullanılmamasına rağmen Doğu Anadolu'da kuşkonmaz gıda olarak tüketilmektedir. Bazı yerlerde yetiştiriciliğinin zor olması ve tadının farklı olması üretimini sınırlandırmıştır. Ancak çeşitli kullanım alanlarına sahip olması, pazarlama imkanının olması ve zengin besin kaynağı; çeşitli mineraller ve vitaminler yağ, şeker, nişasta ve karbonhidratlara sahip bulunması nedenleri ile Türkiye'de yetiştiriciliğinin yapılması ve halk tarafından bilinmesi önem arz etmektedir. Özellikle bitkinin tıbbi olarak kullanılmasına yönelik araştırmalar önemlidir. Ayrıca geleneksel tıpta kullanılan birçok bitki oksidatif stresin neden olduğu çeşitli hastalıkların, viral ve bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde etkilidir. Bitkinin tanımlanması, teşhis edilmesi ve sistematik açıdan değerlendirilmesinde morfolojik karakterlerin kullanılmasının yanı sıra, bitkilerin çevresel faktörlerden ve yetiştirme koşullarından etkilenmesi nedeni ile tanımlama ve teşhiste moleküler karakterlerin kullanılması gereklidir. Bu anlamda son zamanlarda bitkilerin genetik benzerlik ve farklılığını ortaya koyarak birbirinden ayıran moleküler sistematik çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada da, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Van ilinde yetişen yabani kuşkonmaz (Asparagus) türlerinin genetik benzerlik ve farklılıkları morfolojik ve moleküler düzeyde ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçla nüklear ribozomal DNA'nın ITS bölgesi ve kloroplast DNA'sının trnL-F bölgesi kullanılmıştır, ayrıca antioksidan aktivitenin belirlenmesi için toplam fenolik, toplam flavonoid, DPPH serbest radikal giderme tayini ve FRAP yöntemleri kullanılmıştır. Moleküler çalışma sonucunda, ITS bölgesinin analizi sonucu oluşan ağaç, A. palaestinus'u tek bir grupta ve diğer türler olan A. officinalis ve A. persicus'u bir grupta toplamıştır. Diğer taraftan, trnL-f bölgesinin Neighbour-Joining analizi sonucu oluşan ağacı A. persicus (3) nolu örneği ve A. officinalis'i bir grupta toplarken diğer türler başka bir grupta toplanmıştır. Ayrıca trnL-f bölgesinin Maximum Likelihood analizi sonucu oluşan ağacı, A. persicus (1) nolu örneği tek bir gruba yerleştirirken, diğer türleri başka bir gruba yerleştirmiştir. Toplam fenolik açısından en yüksek aktivite A. persicus (2) aseton ekstraktında ölçülmüş (34,768 mg/g), en yüksek total flavonoid madde içeriği ise A. persicus (6) aseton ekstraktında bulunmuştur (0,474 mg/g). Demir (III) indirgeme kapasitesi (FRAP) tayini sonucu en yüksek değer A. persicus (3) aseton ekstraktında görülürken (0,061 µmol Fe(II)/g), DPPH serbest radikal giderme aktivitesinde en yüksek değer A. persicus (6) nolu örnekte ölçülmüştür (0,401 mg/ml Trolox).

Serdar Altıntaş
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Orchis sancta L. türünün in vitroda çoğaltılması üzerine farklı konsantrasyonlardaki karbon formlarının etkisi

Bu çalışmada, kontrolsüz söküm nedeniyle kaybolma tehdidi altında bulunan ve salep elde etmede kullanılan Orchis sancta L. türünün in vitro koşullarda çimlendirilerek çoğaltılması amaçlanmıştır. Van Waes Debergh kültür ortamının içine 0, (kontrol grubu), 20, 40, 60, 80 ve 100 gr/l konsantrasyonlardaki sukroz, glukoz, maltoz, laktoz ve fruktoz formundaki karbonların ilave edilmesiyle şekerin orkide tohumlarının çimlenmesi ve gelişmesi üzerine etkileri belirlenmiştir. Çalışmada çimlenme, protokorm ve sürgün oluşum süreleri ve oranları incelenmiştir. Çimlenme oranı tüm şeker formlarından iyi sonuçlar vermiştir. En yüksek çimlenme ortalamasının % 77.86 ile Maltoz40'tan, en düşük çimlenme ortalama değerinin ise Galaktoz100 ortamından % 44.36 elde edildiği belirlenmiştir. En yüksek protokorm oluşum oranının % 68.53 ile Sukroz100'den, en düşük protokorm ortalama değerinin ise Fruktoz100 ortamından % 25.34 elde edildiği belirlenmiştir. En yüksek sürgün oluşum oranının % 13,30 ile Sukroz40'tan elde edildiği görülmektedir. İçinde hiç sürgün oluşmayan ortamlar kontrol, maltoz ve galaktozun tüm dozlarının olduğu; glikozun 60 ve 100, fruktozun ise 60,80 ve 100 g/l dozlarının olduğu ortamlar olarak belirlenmiştir.

Hamiyet Bozdemir
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt ve çevresinde yetişen mahalli armut çeşitlerinin (Pyrus communis L.) fenolojik ve pomolojik özellikleri

Bu araştırma Siirt Merkez, Tillo, Şirvan, Eruh, Kurtalan, Pervari ilçeleri ve bağlı köylerde yetiştirilen mahalli armut çeşitleri üzerinde yürütülmüştür. 2014-2015 yılları arasında mahalli armut çeşitlerinden meyvesi kaliteli ve pazar değeri yüksek, halkın tercih ettiği armut çeşitleri göz önüne alınarak 30 ağaçtan meyve örneği alınmıştır. Seçilen ağaçlarda fenolojik gözlemler yapılmış ve toplanan meyve örneklerinde pomolojik özellikler incelenmiştir. Fenolojik özellikler olarak tomurcuk patlaması, çiçeklenme başlangıcı, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu tarihi, çiçeklenme süresi ve TÇHS (tam çiçeklenmeden hasada kadar geçen gün sayısı), hasat tarihi belirlenmiştir. Pomolojik özellikler yönünden incelenen çeşitlerin meyve ağırlığı 27.33-300.26 g, meyve boyu 30.95-93.64 mm, meyve eni 33.61-73.21 mm, meyve sapı uzunluğu 21.68-52.65 mm, meyve sapı kalınlığı 0.38-4.53 mm, çekirdek eni 2.48-6.12 mm, çekirdek boyu 6.52-10.85 mm, meyvelerin suda çözünebilir kuru madde miktarı % 8.75-14.50, titre edilebilir asitliği % 0.85-3.27, meyve suyu pH'sı 3.54- 4.67 arasında değişim göstermiştir. Bunun yanında mahalli armutlarda meyve kabuğu rengi, meyve eti rengi meyvelerde kumluluk ve tat durumları da belirlenmiştir.

Abdusselam Ertaş
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt yöresi elma (Malus domestica Borkh.) gen kaynakları

Bu araştırma Siirt ili Merkez, Tillo, Şirvan, Eruh, Baykan, Kurtalan, Pervari ilçeleri ve bağlı köylerde yürütülen çalışma sonucunda; Şirvan, Pervari ve Eruh ilçeleri ve köylerinde yetiştirilen mahalli elma genotipleri üzerinde yürütülmüştür. 2014-2015 yılları arasında mahalli elma genotiplerinden meyvesi kaliteli ve pazar değeri yüksek, halkın tercih ettiği elma genotipleri göz önüne alınarak gözlemlenen çok sayıda genotip içinden 21 ağaçtan meyve örneği alınmıştır. Seçilen ağaçlarda fenolojik gözlemler ve toplanan meyve örneklerinde pomolojik analizler incelenmiştir. Fenolojik özellikler olarak tomurcuk patlaması, çiçeklenme başlangıcı, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu tarihi, çiçeklenme süresi, hasat tarihi ve TÇHS (Tam çiçeklenmeden hasada kadar geçen gün sayısı) belirlenmiştir. Tomurcuk patlaması 28 Mart-3 Mayıs tarihleri arasında, ilk çiçeklenme 2 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında, tam çiçeklenme 9 Nisan-17 Mayıs tarihleri arasında, çiçeklenme sonu 14 Nisan-23 Mayıs tarihleri arasında, Hasat zamanı 11 Ağustos-14 Ekim tarihleri arasında, TÇHS (Tam çiçeklenmeden hasada kadar geçen gün sayısı) 113-149 gün arasında olduğu belirlenmiştir. Pomolojik özellikler yönünden incelenen çeşitlerin meyve ağırlığı 20,45 g ile 73,42 g arasında, meyve boyu 32,73 ile 60,10 mm arasında, meyve çapı 36,27 ile 60,32 mm arasında, meyve sapı uzunluğu 4,23 ile 26,16 mm arasında, meyve sapı kalınlığı 1,96 ile 2,61 mm arasında, meyvelerin suda çözünebilir kuru madde miktarı % 6,032 ile % 13,24 arasında, titre edilebilir asit miktarı % 0,85 ile % 6,10 arasında, meyve suyu pH'sı 3,13 ile 5,37 arasında olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında yerel elmalarda meyve kabuğu rengi, meyve eti rengi, meyvelerde mumluluk ve tat durumları da belirlenmiştir.

Servet Nas
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt ekolojik koşullarında farklı dikim zamanlarının bazı glayöl (Gladiolus grandiflorus) çeşitlerinin kesme çiçek verim ve kalitesine etkisi

Bu çalışma 2015 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait araştırma ve uygulama bahçesinde, açık arazide yürütülmüştür.Çalışmanın amacı, Siirt ekolojik koşullarında farklı dikim zamanlarında, farklı glayöl çeşitlerinin verim ve kalite bakımından incelenmesidir.Araştırmada 4 farklı glayölçeşidinin kormları (Nova Lux, Purple Flora, White Swan ve Red Beauty) ve 3 farklı dikim zamanı (8 Mayıs, 23 Mayıs ve 6 Haziran) kullanılmıştır.Dikilen Glayöl kormlarında kalite ve verim bakımından fenolojik ve morfolojik gözlemler yapılmıştır. Siirt ekolojik koşullarında en uygun glayöl dikim zamanı olarak 23 Mayıs en iyi sonucu vermiştir. Kesme çiçek özellikleri incelendiğinde isebitki boyu, başak uzunluğu, çiçek sapı uzunluğu, çiçek sapı kalınlığı, dal ağırlığı,kandil sayısı ve vazo ömrü bakımından en uygun çeşitlerin White Swan ve Purple Flora olduğu tespit edilmiştir.

Rukiye Keleş
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00