
530
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Fe3O4@HA@Ag sentezi, yapısının incelenmesi ve tekstilde kullanımı
Gelişen teknoloji ve sanayileşmeyle birlikte canlı hayatını tehdit eden atık miktarında da artış olmuştur. Her geçen yıl artan kanser vakaları da bunun bir kanıtıdır. Toprağa ve suya karışan zararlı atıkları temizlemek için sentezlenen ürünlerin bu amaç dışında farklı amaçlar için de kullanılabileceği fark edilmiştir. Fe3O4@HA@Ag'nin bunlardan biri olabileceği düşünülmektedir. Elektrik, manyetik ve optik özellikleri nedeniyle Ferrit (Fe3O4) gibi manyetik nano-malzemeler son yıllarda araştırmacıların dikkatini çekmiş ve çok farklı alanda kullanım alanı bulmuştur. Hümik asit (HA), doğada hayvan ve bitki atıklarının bozunması sonucu oluşmakta olup sanayi atığı olarak ortaya çıkan, toprağa ve suya geçerek hem çevre hem de insan sağlığını tehdit eden ağır metalleri temizleme kapasitesine sahip malzemeler arasında yer almaktadır. Gümüş (Ag) ise elektriksel iletkenliğinin yanı sıra antibakteriyel özellikleri ile birçok alanda kullanım alanına sahip bir metaldir. Özellikle medikal alanda antibakteriyel yara örtüleri geliştirilmesinde kullanılmaktadır. Bunun yanında Fe3O4@HA@Ag nanokompozitin yapısı gereği uygulandığı materyale elektromanyetik kalkanlama özelliği sağlayabileceği öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Fe3O4, humik asit, gümüş, antibakteriyellik, nanolif, eletro lif çekimi
Dokuma kumaş hatalarının belirlenmesi ve nedenlerinin giderilmesi için bir uzman sistem uygulaması
Tekstil endüstrisi kumaş üretim süreçlerinde ortaya çıkan çeşitli varyasyonlar ya da hatalar nedeniyle kumaş üzerinde istenmeyen kusurlar ya da uygunsuzluklar oluşur. Bu duruma neden olan hataların sebeplerinin belirlenmesi; hataların çözümü ve tekrarlanmaması için en önemli adımdır. Ortaya çıkan her hata üretimi yavaşlatır ve aynı zamanda üretilen kumaş kalitesini de olumsuz yönde etkiler. Karşılaşılan problemlerin hızlı ve doğru bir biçimde çözülebilmesi için uzman bilgisi son derece önemlidir. Uzman kişilere ulaşmak sayılarının az olması ve maliyetlerinin de göreceli yükselmesi nedeniyle zordur. Bu çalışma, dokuma kumaş hatalarını tanılayan ve sorunu giderme yollarını sunan bir uzman sistemin geliştirilmesine odaklanmıştır. Geliştirilen uzman sistem sayesinde dokuma kumaş üretimi yapan firmalar arasında kusurların tanımlanmasına yönelik bir dil birliğinin sağlanması, hataların sebeplerinin ve çözüm yollarının ortaya çıkarılması ile de hata kaynaklı kalitesizlik maliyetlerinin azaltılması sağlanacaktır. Uzman sistem yapısına, kumaş kusurlarının eşleştirilmesi için kolaylık sağlayacak hata fotoğrafları da eklenmiştir. Ayrıca, literatürde eksikliği tespit edilen dokuma kumaş hatalarının sınıflandırılması, sebepleri ve hataların çözümüne yönelik önerileri içeren sistematik bir analiz çalışması da tezin ana çıktılarından birisi olmuştur.
Elektro lif çekim tekniği ile nanoliflerden iplik eğirme yönteminin geliştirilmesi
Elektro lif çekim yöntemi genel olarak nanolifli yüzey üretim için kullanılmakta olup, bu yöntemle ipliklerin eğrilmesi nanoliflerin iplik formunda kullanılabilmesine imkan sağlayacak yeni bir yaklaşımdır. Sunulan çalışmanın temel amacı elektro lif çekim yöntemi ile nanolif iplik eğirme sisteminin tasarımı, kurulumu ve geliştirilmesidir. Bu kapsamda kesintisiz eğirme sağlayabilen, iplik inceliğinin ve iplik bükümünün kontrol edilebildiği bir nanolif iplik eğirme sistemi başarı ile geliştirilmiştir. Çalışmada öncelikle iki adet enjektör, bir adet konik kollektör, DC güç kaynağı, iki adet dozajlama pompası ve iplik sarım sisteminden oluşan bir prototip sistem kurulmuştur. Sistemin çalışma prensibi analiz edilerek, PAN polimerinden nanolif iplik eğrilmesi sağlandıktan sonra, kollektör dönüş hızı, iplik sarım hızı, polimer besleme hızı gibi proses parametrelerinin lif ve iplik özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Ayrıca polimer çözeltisinin iletkenliği arttırılarak lif ve iplik özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmaları takiben PLC kontrollü elektro lif çekim sistemiyle nanolif iplik eğirme sistemi tasarlanarak kurulmuş, elde edilen iplikler analiz edilmiş ve sistem daha kolay ve stabil nanolif iplik eğirme yapabilecek şekilde iyileştirilmiştir.
Yünlü dokuma kumaşlarda tiftik kullanımının kumaş fiziksel ve tutum özelliklerine etkisi
Bu çalışmada, yün ve tiftik liflerinden üretilen kumaşların çeşitli özellikleri arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Bu amaçla, yün ve tiftik lifleri benzer mikronlarda tedarik edilmiş ve % 100 yün ve % 100 tiftik ipliği üretmek için aynı makinelerde aynı koşullar altında lifler işlenmiştir. Çözgü yönünde %100 yün ipliği ve %100 tiftik iplikleri ayrı ayrı kullanılarak ve atkı yönünde de aynı iplikler farklı düzenlerde kullanılarak, aynı desen, çözgü ve atkı yoğunluklarına sahip farklı oranlarda yün ve tiftik lifleri içeren altı tip kumaş üretilmiştir. Kumaşların tutum özelliklerini değerlendirmek için SiroFAST kullanılmış olup, ayrıca mekanik ve fiziksel özelliklerinin de ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, tiftikten yapılan kumaşların kalınlığının yünlü kumaşlardan daha yüksek olduğunu ve kumaşların bileşimindeki tiftik oranı arttıkça kumaş kalınlığının arttığını göstermiştir. Kopma mukavemeti değerlerinde %100 yünlü kumaşların mukavemetinin %100 tiftikten üretilmiş kumaşlara göre daha yüksek olduğu, yırtılma mukavemeti değerlerinde ise kumaşlarda tiftik oranı arttıkça yırtılma mukavemeti değerlerinin arttığı gözlemlenmiştir. Genel olarak tiftikten üretilen kumaşların boncuklanma değerleri yünden üretilenlere göre daha iyidir. Tiftik ipliklerinin yün ipliklere kıyasla daha fazla hacimli olmaları nedeniyle, %100 tiftikten üretilen kumaşların hem çözgü hem atkı yönlerinde eğilme rijitliği % 100 yünden üretilen kumaşlarınkinden daha yüksektir. Yünlü kumaşların hem atkı hem de çözgü yönlerindeki uzama değerleri, tiftik iplikleri ile üretilen kumaşlardan daha yüksektir. Kumaşların kesme dayanım değerleri göz önüne alındığında, en yüksek kesme dayanımı % 100 yünlü kumaşta elde edilmiştir. Relaksasyon çekmesi ve nem altındaki boyut değişimi sonuçları, elyaf tipi göz önüne alındığında kumaşların ilgili özelliklerine ait sonuçları arasında tutarlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir.
Üretim hat dengelemesinde konfeksiyon sektörüne uygun algoritmaların incelenmesi
Bu çalışmada endüstri mühendisliğinde geliştirilmiş olan 8 farklı sezgisel hat dengeleme algoritması ile konfeksiyon sektöründe sıklıkla kullanılan 2 sezgisel hat dengeleme algoritması incelenmiş ve konfeksiyon sektörü için en uygun olan yöntem belirlenmeye çalışılmıştır. İki farklı hazır giyim işletmesinde üretilen klasik erkek gömleği ve denim pantolon ürünlerinden toplamda 130 kadar operasyon için istatistiksel olarak %90 güven aralığında veriler toplanmış ve operasyonların standart birim zamanları hesaplanmıştır. İncelenen algoritmalar iki farklı üründe uygulanarak hat dengelemeleri yapılmış ve hat verimlilikleri hesaplanmıştır. Hat verimliliği en yüksek metodun sezgisel artırımlı verimlilik yöntemi, en düşük olanın ise en kısa işlem süresi yöntemi olduğu saptanmıştır. Hat dengeleme sonuçlarında bir işçiye birden fazla operasyon ve makine atandığı tespit edilmiştir. Ancak gerçekte konfeksiyon sektöründe çalışan işçiler her türlü dikiş makinasını kullanabilme beceri, ustalık ve isteğe sahip olmamaktadır. Bu nedenle 8 sezgisel algoritmaya işgücü kısıtı oluşturularak yeni algoritmalar geliştirilmiştir. Kısıtlı işçi koşullarında geliştirilen algoritmalar uygulandığında, hat verimliliklerinde %2 ile 21 aralığında düşüşler olmasına rağmen bir işçiye atanan farklı makine sayısı azalmış, atamalar gerçekte uygulanabilir hale getirilmiştir. Geliştirilen algoritmaların iki farklı ürüne uygulanması ile hat verimliliği açısından sezgisel artırımlı verimlilik yönteminin mevcut ürünler için en iyi sonuç verdiği saptanmıştır.
Dokuma kumaş üretiminde makine girişim modeli uygulaması
Tam entegre çalışan bir tekstil fabrikasında kumaş üretimi iplik hazırlama, iplik üretimi, dokuma hazırlık, dokuma, terbiye ve kalite kontrol proseslerinden oluşur. Dokuma işlemi, tekstilde ipliğin yüzey haline geldiği bir faz değiştirme aşamasıdır ve çalışan yoğunluğu, makine yoğunluğu ve enerji sarfiyat sebebi ile en önemli maliyet işlemlerinden birisidir. Bu çalışmada yünlü kumaş üreten entegre bir tekstil fabrikasının dokuma işletmesinde gerçekleşen makine duruşları ve bu duruşları gidermek amacıyla tahsis edilen çalışan sayısının optimum şartları nasıl sağlayacağı ile ilgili bir uygulama yapılmıştır. Çalışma için işletmede en çok üretilen ürünlerden üçü üzerinde durulmuş ve bu ürünlerin çalıştığı tezgâh grubu ile ilgili veriler toplanmıştır. Toplanan veriler incelenerek kuyruk teoremi yaklaşımına göre çalışan kişinin bakması gereken optimum makine sayısı, maliyetler de göz önünde bulundurularak belirlenmiştir.
Elektro lif çekim (Electrospinning) yöntemiyle üretilen nanolif iplik özelliklerinin iyileştirilmesi
Bu çalışmada, farklı kollektör-enjektör mesafelerinde PAN ve PVDF-HFP olmak üzere iki farklı polimer kullanılarak elektro lif çekim yöntemiyle nanolif iplikler 5 farklı kollektör-enjektör arası mesafede (10, 12, 14, 16, 18 cm) üretilmiştir. Ayrıca çelik ve alüminyum kollektörler kullanılarak kollektör malzemesinin etkisi analiz edilmiştir. Kollektör-iplik kılavuzu mesafesinin etkisi ise PAN nanolif ipliklerde alüminyum kollektör kullanılmak suretiyle analiz edilmiştir. Ek olarak, bazı nanolif iplikler belirli tansiyon altında ısıl yaş işleme tabi tutulmuş ve iplik özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmada üretilen tüm iplikler için, lif inceliği, iplik inceliği, iplik mukavemeti ve kopma uzama özellikleri dikkate alınarak farklı parametrelerin etkisi ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde PVDF-HFP nanolif ipliklerin daha ince olmakla birlikte daha yüksek mukavemete sahip olduğu, benzer şekilde sonuçlar alüminyum kollektör kullanımı durumunda çelik kollektöre kıyasla elde edilen nanolif ipliklerin daha ince ve daha yüksek mukavemete sahip olduğu görülmektedir.
Tekstilde temiz üretim çerçevesinde pamuklu örme kumaşların enzimatik renklendirilmesi
ÖZET Yüksek Lisans Tezi TEKSTİLDE TEMİZ ÜRETİM ÇERÇEVESİNDE PAMUKLU ÖRME KUMAŞLARIN ENZİMATİK RENKLENDİRİLMESİ Ömer BOZKURT Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tekstil Mühendisliği Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Rıza ATAV Konvansiyonel tekstil yaş işlemlerinde, ekru kumaş bitmiş ürüne dönüşene kadar birçok kimyasal prosese tabi tutulmaktadır. Bu proseslerde kullanılan kimyasallar oldukça toksiktir. Kirliliğin oluşması boyama hazırlık ve boyama işlemlerinde, boyama sonrası işlemlere kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir. Bu noktada enzimatik işlemler tekstil terbiyesinde çevre dostu üretim yapılması hususunda önemli bir alternatif oluşturmaktadır. Son yıllarda literatürde lakkaz enzimlerinin tekstil boyamacılığında kullanımı üzerine ilginç ve gelecek için ümit verici çalışmaların yayınlandığı dikkati çekmektedir. Henüz enzimatik renklendirme konusundaki çalışmalar oldukça sınırlıdır ve özellikle pamuk üzerinde yeterli başarı sağlanamamıştır. Bu tezin amacı pamuklu örme kumaşların çektirme yöntemine göre boyarmadde kullanılmadan, uygun başlangıç maddelerinden yola çıkarak lakkaz enzimi ile oksidasyon yoluyla renklendirilmesidir. Yani tek adımda flotte içerisinde boyanın oluşturulması ve aynı anda boyamanın gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Yapılan denemeler sonucunda pamuklu örme kumaşlar üzerinde kabul edilebilir haslık değerlerine sahip olacak şekilde çeşitli sarı ve kırmızı renklerin enzimatik olarak elde edilebileceği saptanmıştır. Anahtar kelimler: Enzimatik renklendirme, boyama, haslık, pamuk 2019, 60 sayfa
Denim yıkama prosesi değişkenlerinin yüzey efektine etkisininincelenmesi
Tarih boyunca insanoğlunun yarattığı moda akımların öncülerinden biri olan denim üreticileri, müşteriye aynı hammaddeden çok geniş bir yelpazede kişiye özel ürünleri geçmişten günümüze sunmaya devam etmektedir. Son dönemlerde denim ürün satıcıları pazarlamada ülkeye, kişiye özel gibi yönlerde bilgilendirme yapılmakta ve pazar alanını genişletmektir. Denimin ilk kullanılmaya başlandığı yıllarda sadece haşıl maddesi sökülerek piyasaya sunulmaktaydı. Tüketici kullandıkça zaman içerisinde renk, efekt yakalamaktaydı. Denim üreticileri bu işlemin çok uzun sürmesinden dolayı daha kısa sürede daha iyi sonuç alabilmek için yıkamada kullanılan kimyasal farklılıklarına giderek az bir sürede farklı yıkama ve çok efekt yakalamayı elde etmiştir. Bu çalışmada enzim, taş, reçine ve perlit yıkama işlemlerinde, yıkama proseslerinde sıcaklık, malzeme, kullanılan malzemelerin miktarı ve sürede değişiklikler yapılarak, yapılan değişiklikler sonucu elde ettiğimiz görünüm değişimi, gramaj değişimi, sıklık değişimleri, renk farklılıkları ve eğilme rijitlikleri karşılaştırmalı olarak incelenip analiz edilmiştir. Bu işlemler sonucu taş, reçine, enzim ve perlit yıkamaların reçete proseslerinde yapılan bu değişiklikler hangi yıkama türünde ve hangi parametrelerin efekt yakalama neden olduğu değerlendirilmiştir. Dört yıkama türünde de yapısal faktörler etkilenmiş, ancak renk ve görsel efekt üzerinde en çok perlit ve taş yıkama etkili olmuştur. Enzim ve reçine yıkamada bu etkiler daha sınırlı olmuştur.
Yünlü kumaşlarda elastan kullanımının dikilebilirlik ve kullanım özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Yün lifleri tekstil endüstrisinde kullanılan protein esaslı hayvansal liflerin ön önemlisidir. Yün lifi sahip olduğu fiziksel ve kimyasal yapısı sayesinde tarihin her döneminde tercih edilen bir lif türü olmuştur. Yün liflerinin sahip oldukları özellikleri geliştirmek için PES/Nylon/Elastan gibi farklı lif grupları ile kombine edilmesi yünün kullanım alanını arttırmış ve hayatımızda büyük ölçüde yer edinmesini sağlamıştır. Bu çalışmada, yün ve sentetik liflerin karışımından oluşan seçilmiş kumaşlar için elastan kullanımının şekil alabilirlik ve dikilebilirlik özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla dış giysi piyasasında en çok kullanılan 14 tip karışım kumaş seçilmiş ve bu kumaşların dikililebilirlik ve şekil alabilirliğini belirlemek belirlemek siroFAST cihazı ile eğilme rijitliği, kesme rijitliği, şekil alabilme ve sıkıştırılabilme özellikleri test edilmiştir. Elastan içeren ve içermeyen kumaşların sonuçları arasındaki farkların istatistiksel olarak önemliliği ( p<0.05) SPSS istatistiksel metodu ile incelenmiştir. Çıkan sonuçlara göre; tüm kumaşlar içerisinde elastan ilavesinin optimum uzayabilirlik, eğilme rijitliği, şekil alabilirlik, kesme rijitliği ve boyutsal değişim sağladığı kumaş tipi sırasıyla A4 (%88 Yün-%10 Naylon-%2 EA) ve A12 (%65 Yün- %24 Pes- %8 Naylon-%3 EA)'dir. Elastan ilavesinin kumaş şekil alabilirlik ve dikilebilirlik özelliklerini iyileştirdiği giysi görünümü ve konforunu üzerine olumlu etkisi olduğu gözlemlenmiştir.
Farklı bitkisel atık ekstraktlarıyla yapılan kaplama ve emdirme işlemlerinin güç tutuşurluk üzerine etkisinin incelenmesi
Teknolojinin ve sanayinin gelişmesi, günümüzde insan yaşamını kolaylaştırmasının yanında çevresel olarak bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Bu çevresel olumsuzluklardan bir kısmını tekstil terbiye alanında kullanılan kimyasalların insan ve bitki sağlıkları üzerine olan etkileri oluşturmaktadır. Çevre kirliliğinin önüne geçilmesi, aynı zamanda hammadde tedarik zincirinin sürdürülebilirliği önem kazanmaktadır. Pamuk ve poliester günümüzde en çok kullanılan konvansiyonel lifler olarak tekstil endüstrisinde önemli bir paya sahiptir. Bu elyafların güç tutuşurluk terbiye işlemlerinde kullanılan kimyasallara alternatif olarak çevre atık yükü düşük ve sürdürülebilir doğal malzemelerinin elde edilmesi çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu noktada doğal materyallerden birisi olan muz kabuklarının, yapılarındaki potasyum, magnezyum ve kalsiyum mineralleri dolayısıyla tekstil materyali üzerinde bir alev almaya karşı kalkan görevi görebileceği düşünülmektedir. Ayrıca muz kabuğunun parlatıcı etkisi, haşere ısırıklarına karşı hafifletici etkisi, bazı haşerelerin uzaklaştırılması ve üretim sürdürülebilirliği dolayısıyla döşemelik ve perdelik kumaşlarda kullanımının uygun olduğu görülmektedir. Bir diğer materyal olan meyan kökü yapısında Glycyrrhiza asiti ile bu asitin kalsiyum ve potasyum tuzları içermektedir. Bu içeriğinden dolayı antibakteriyel özellikleri, tıbbi ve kozmetik özellikleri üzerine çalışmalar devam etmekte olup, güç tutuşurluk özelliği hakkında çalışma bulunmamaktadır. Meyan bitkisinin yangın söndürmede köpük yapımında kullanım alanının olması, güç tutuşurluk için çalışma yapılabilirlik olanağını ortaya çıkarmaktadır. Çalışma kapsamında, ilk işlem adımı olarak ekstraksiyon yöntemiyle muz kabuğu ve meyan kökünün yapısından büyük boyutlu ve yabancı maddeler uzaklaştırılmıştır. Elde edilen makromoleküller element analizine tabi tutularak içeriği hakkında bilgi toplanmıştır. Ekstraksiyon ürünleri daha sonra aynı gramaj ve konstrüksiyona sahip, yakma, haşıl sökme, merserize ve kasar ön terbiye işlemlerinden geçirilen %100 pamuklu ve yakma, soğuk kasar, kasar ön terbiye işlemlerinden geçirilen %50-%50 pamuk-PET karışımlı dokuma kumaşlar üzerine emdirme ve kaplama yöntemleriyle uygulanmıştır. Yapılan emdirme ve kaplama uygulamalarının SEM ile kumaş yüzeylerine etkileri, TGA incelemesiyle sıcaklık-zaman fonksiyonuna bağlı kütle değişimlerine etkileri ve LOI tayiniyle tekstil materyalinin tutuşması için ortamda gerekli oksijen miktarı seviyesindeki değişimlerine etkileri incelenmiş ve olumlu yönde iyileşmeler tespit edilmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar ile işlem görmemiş kumaşlar, ekstraksiyon ürünleriyle işlem görmüş kumaşlar ve ticari güç tutuşurluk kimyasallarıyla işlem görmüş kumaşlar arasındaki farklar ortaya konmuştur.
Streç denim kumaşların elastikiyet ve geri toplama özelliklerine dokuma kumaş parametrelerinin etkisinin incelenmesi
Kumaşların kullanım sırasında göstereceği giyim performansı, hem üreticilerin katma değer sahibi ürünler ortaya koymalarını sağlamak hem de tüketicilerin beklenti ve taleplerini karşılayabilmek açısından oldukça önemlidir. Giyim sırasında kumaşlardan beklenen en önemli özellikler, eklem hareketlerine bağlı diz, dirsek ve bel bölgelerinde rahat bir şekilde uzayabilmesi ve uzadıktan sonra geri dönüşte şekil değişikliğine uğramadan eski formuna kavuşabilmesidir. Çözgüsü Ne 10/1 Penye Ring (Tencel/CO 50/50), atkısı Ne 16/1 (Tencel/CO 50/50) + 78 dtex EA olan denim kumaşta kalıcı uzama değerinin minimize edilmesi amaçlanmış ve bu amaca yönelik dört farklı kumaş üretilmiştir. Üretilen kumaşlarda çözgü ipliği olarak Tencel/Pamuk karışımlı Ne 10/1 penye ring, atkı ipliği olarak ise Ne 16/1 mantoda Tencel/Pamuk karışımlı veya Tencel/PES karışımlı 78 dtex Elastan içeren özlü ipliklerin yanı sıra Ne 16/1 mantoda Tencel/Pamuk karışımlı 78 dtex Elastan ve 55 dtex T400 içeren çift özlü iplik kullanılmıştır. Bu atkı ipliklerinin farklı oranlarda atılmasıyla denim sektöründe sıklıkla kullanılan Dimi 3/1 Z doku yapısında kumaşlar üretilmiştir. Bütün kumaş numuneleri paça formunda dikilmiş ve üç ev yıkaması, rinse yıkama, taş yıkama ve taş+ağartma yıkama işlemleri uygulanmıştır. Ayrıca her bir yıkama hem silikonlu hem de silikonsuz olarak uygulanmıştır. Bu numunelere en önemli performans parametrelerinden olan elastikiyet, kalıcı uzama, yıkama sonrası boyutsal değişim testleri yapılmış ve değerleri incelenmiştir. Bu testler yanında kumaşların kopma mukavemeti ve yırtılma mukavemeti testleri de yapılmış ayrıca yıkama sonrası çekmelere bağlı olarak ağırlık değişimlerini gözlemlemek için gramaj testleri de gerçekleştirilmiştir. Yapılan tüm testler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Yapılan testler doğrultusunda kumaş performansının atkı iplik tipinden, yıkama işlemlerinin farklılığından ve silikon içeriğinden etkilendiği görülmüştür.
Kamgarn dokuma kumaşların yapısal parametrelerinin atkı eğriliği ve kenar dalgalanması üzerine etkilerinin araştırılması
Dokuma kumaşların genel yapısal özellikleri ve davranış biçimleri üzerine yapılan çalışmalar, benzer bulgular ve karakteristik özellikleri ortaya koymuşlardır. Bu tez çalışmasında dokuma kumaşların yapısal davranışları ve kumaş parametreleri arasındaki ilişkiler kamgarn dokuma kumaşlar özelinde ele alınmıştır. Tez çalışması, alanında dünyanın önde gelen yünlü kumaş üreticilerinden biri olan Yünsa firması ile yakın işbirliği içinde gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle, genel teorik yaklaşımlar temelinde yapısal özelliklerin analizinin yanı sıra; tipik endüstriyel sorunlar olan atkı eğriliği ve kumaş kenarlarının dalgalanmasına yol açan etkenlerin incelenmesi bu tezin kapsamını oluşturmuştur. Son yıllarda, kamgarn kumaşlarda ekose ve çizgi efektlerinin moda akımları etkisiyle daha fazla talep görmesinden ötürü atkı eğriliğinden kaynaklanan sorunların artışı, Yünsa firması özelinde bu konuları öne çıkarmıştır. Özellikle atkı eğriliği ve dalgalanma üzerine yapılmış çalışmaların hem nicelik olarak, hem de deneysel uygulama içeriği itibariyle çok kısıtlı olmasının da bu konulara yoğunlaşma kararına önemli etkisi olmuştur. Literatürde eksikliği tespit edilen dokuma kumaş dalgalanma ölçüm yöntemi geliştirilmesi ve dalgalanma ölçüm cetvelinin tasarımı tezin önemli çıktılarından birisi olmuştur. Bu başlıkların yanısıra, kamgarn kumaşlar bazında kıvrım değişim davranışı ile Poisson oranı arasında ilişkinin gözlenmesi ve analizi de bu tez kapsamına dâhil edilmiştir. Dokuma kumaşların kıvrım değerleri ve değişim miktarı ile Poisson oranı arasında yüksek oranda doğrusal bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur ve bulgular önceki çalışma sonuçları ile örtüşmektedir. Atkı eğriliğinde, zemin örgü ile kenar örgünün uyumunun önemli olduğu yapılan çalışmalarda net bir şekilde görülmüş, özellikle örgü faktörlerinin birbirine yakın olmasının atkı eğriliğini düzeltici yönde etki sağladığı belirlenmiştir. Tez çalışması kapsamında endüstriyel ölçekte de kayda değer ekonomik ve ulusal kazanımlar gerçekleşmiştir.
Örme kumaş hatalarının sınıflandırılması ve hata tanılama üzerine bir uzman sistem geliştirilmesi
Tekstil endüstrisi kumaş üretim süreçlerinde, ortaya çıkan çeşitli varyasyonlar ya da hatalar nedeniyle kumaş üzerinde istenmeyen kusurlar, uygunsuzluklar oluşur. Bu duruma neden olan hataların sebeplerinin belirlenmesi; hataların çözümü ve tekrarlanmaması için en önemli adımdır. Ortaya çıkan her hata üretimi yavaşlatır ve aynı zamanda üretilen kumaş kalitesini de olumsuz yönde etkiler. Karşılaşılan problemlerin hızlı ve doğru bir biçimde çözülebilmesi için uzman bilgisi son derece önemlidir. Uzman kişilere ulaşmak sayılarının az olması ve maliyetlerinin de göreceli yükselmesi nedeniyle zordur. Bu çalışma, örme kumaş hatalarını tanılayan ve sorunu giderme yollarını sunan bir uzman sistemin geliştirilmesine odaklanmıştır. Örme kumaş hataları için farklı kriterler bazında sistematik bir sınıflandırma çalışması yapılmış, ancak esas olarak hata kaynağı süreçler bazında sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada toplam 108 hata tanımlanmış ve ortaya çıkış nedenleri ile giderilme seçeneklerini içeren bir uzman sistem geliştirilmiştir. Geliştirilen uzman sistem sayesinde örme kumaş üretimi yapan firmalar arasında kusurların tanımlanmasına yönelik bir dil birliğinin sağlanması, hataların sebeplerinin ve çözüm yollarının ortaya çıkarılması ile de hata kaynaklı kalitesizlik maliyetlerinin azaltılması sağlanacaktır. Uzman sistem yapısına, kumaş kusurlarının eşleştirilmesi için kolaylık sağlayacak hata fotoğrafları da eklenmiştir.
Biyobozunur lif içeren dış giyimlik dokuma kumaş özelliklerinin incelenmesi
Son yıllarda tekstil üretiminin yol açtığı çevresel etkilerin yanı sıra, sentetik esaslı lif atıklarından kaynaklanan kirlilikler tekstil sektöründe çözüm bekleyen kritik gündem maddeleri arasında yer almıştır. Tekstil endüstrisi kumaş üretim süreçlerinde yaygın, kullanılan lif tipleri ve ortaya çıkan çeşitlilik çevreci ve sürdürülebilir üretim gereklerinden uzaklaşmaktadır. Günümüzde sürdürebilirliğin artan önemiyle, her sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de bu bilinçle üretimlerin yapılması hedeflenmektedir. Biyoplastik kategorisinde yer alan ve çok yönlü kullanımı olan malzeme gruplarından, biyobozunur (biodegradable) ve biyoaktif (bioactive) olan mısır nişastası, pancar kökü veya şeker kamışı gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen termoplastik malzemeler önem kazanmaya başlamıştır. Biyobozunur materyallerin sürdürülebilirlik yaklaşımıyla kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu malzemeler çok iyi derecede ısıl şekillendirme, yapıştırma ve boyama özellikleri göstermektedir. Kullanım ömrü kısa olan ürünler ya da karbon ayakizi çok büyük olan standart plastiklere göre rekabetçi avantajlar sağlamaktadır. Tekstil sektörünün mekanik ve performans gereksinimlerini nihai uygulamalara uygun olarak karşılayan % 100 biyo bazlı ve biyolojik olarak parçalanabilir bir nihai giyim ürünü elde etmek, kumaş içerisinde biyobozunur materyaller ve diğer tekstil ham maddelerinin farklarını değerlendirmek önemlidir. Biyobozunur lifler üzerine çok çeşitli çalışmalar yapılmış olsa da; bunların moda sektöründe marka firmaların koleksiyon standartlarına uygunluğu üzerine yeterli veri olmadığı görülmüştür. Bu çalışmada biyobozunur elyaflardan endüstriyel standartları karşılayan çevre dostu dokuma kumaş ürünleri geliştirilmesi, üretim ve nihai ürün performanslarının değerlendirilmesi ve bu alanda literatürdeki eksikliklerin giderilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapamında polilaktikasit lifinden üretilmiş kumaş ile bu lifin pamuk, viskon ve tencel lifleri ile karışımlarından oluşan kumailar incelenmiştir. Polilaktik asit liflerini kullanmanın, mekanik performans, haslıklar ve biyobozunurluk açısından gereken kalite krtiterlerin sağlayabildiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Biyobozunur lif, Sürdürülebilirik, Dokuma Kumaş, Polilaktikasit lifi
R-pet iplik içeren üst giyimlik dokuma kumaşlar üzerine bir çalışma
Bu çalışmada farklı oranlarda r-PET iplik içeren dokuma kumaşların performans özellikleri incelenmiştir. Kumaşlar üst giyimde kullanılacak şekilde tasarlanmıştır. Tez kapsamında toplam 18 adet kumaş dokunmuştur. Dokunan kumaşlar karışımlarına göre 4 grupta incelenmiştir. Her grupta r-PET ve PES karışımlı olarak ayrı ayrı kumaşlar dokunmuştur. Test sonuçlarına göre r-PET karışımlı kumaşlar ile PES karışımlı kumaşlar karşılaştırılmıştır. Test sonuç değerleri arasında farklılar gözlemlenmiştir. Ancak kumaş performansını olumsuz etkileyecek bir sonuç tespit edilmemiştir.
Giysi tabanlı akıllı sensörlerin üretimi için pamuklu kumaşların haloromik ve fotokromik boyalarla boyanması
Günümüzde kullanıcılar giydikleri giysilerden atmosfer şartlarından koruma ve süslenmenin ötesinde başka ek fonksiyonlar da sağlamasını istemektedirler. Bu nedenle katma değeri yüksek fonksiyonel ve akıllı tekstillere yönelim artmaktadır. Bu tez projesi kapmasında öncelikle pamuklu kumaşların halokromik ve fotokromik boyalarla konvansiyonel çektirme ve emdirme yöntemine göre boyanabilirliğini sağlayacak bir proses geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla pamuk liflerinin kimyasal modifikasyonu sonrası yün boyama veya parça boyamacıların kullandığı pigment boyama prosesine göre boyanması üzerinde çalışılmıştır. Ayrıca emdirme yöntemine göre aplikasyon da denenmiştir. Halokromik ve fotokromik boyalar için optimum aplikasyon yöntem ve koşulları saptandıktan sonra bu boyalar için saptanmış bulunan optimum koşullarda ikili kombinasyonları da gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda; •ortamda tehlikeli bir kimyasal buharı olup olmadığını (asit-baz buharları) haber verebilme (halokromik) ve •bir yandan UV ışınlarına karşı koruma sağlarken diğer yandan UV ışınları ile renk değiştirerek (fotokromik) görsel efekt yaratma fonksiyonlarından birini veya ikisini birden sağlayabilen pamuklu akıllı sensör giysilerin (veya bir giysiye monte edilecek küçük bir etiket veya bir bileklik vb.) üretilmesi için yöntem geliştirilmesi başarılmıştır.
Hava geçişli bağlama yöntemiyle üretilen dokusuz yüzeylerin mekanik ve geçirgenlik özelliklerine telef oranının etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada hava geçişli bağlama yöntemiyle üretilen dokusuz yüzeylerin mekanik ve geçirgenlik özelliklerine telef oranının etkisi incelenmiştir. Tez kapsamında telef elyafı içermeyen kontrol kumaşı ile birlikte yüzde beş, yüzde on ve yüzde onbeş telef oranlarına sahip hava geçişli bağlama yöntemiyle metrekarede seksen gram ağırlığındaki dokusuz yüzeyler üretilmiştir. Çalışmanın amacı, geri dönüşüm yoluyla tekrar kullanılan telef elyafı oranının üretilen dokusuz yüzeyli kumaşların mekanik ve geçirgenlik özellikleri üzerine etkisinin olup olmadığını incelemektir. Üretilen kumaşlara gramaj, kalınlık, hava geçirgenliği, su buharı geçirgenliği, mukavemet, uzama, eğilme dayanımı, boncuklanma ve su emicilik testleri uygulanmıştır. Ayrıca SEM analizi görüntülerinden de faydalanılmıştır. Yapılan testler sonucunda kopma mukavemeti değerlerinin makine yönünde telef oranı doğrultusunda doğrusal bir azalma göstermediği ve makine eni yönünde değerlerin birbirine yakın olduğu gözlemlenmiştir. Hava geçirgenliğinin telef oranının artmasıyla azaldığı, su emiciliğin ise telef oranının artmasıyla arttığı gözlemlenmiştir. Su buharı geçirgenlik değerlerinde ise herhangi bir eğilim ve değerler arasında büyük farklılıklar gözlemlenmemiştir. Eğilme dayanımı değerlerinin makine eni yönünde telef oranının artmasıyla azaldığı gözlenirken makine yönünde kumaş numunelerinin eğilme dayanımları ölçülememiştir. Boncuklanma testinde kumaş yapısından dolayı numunelerde deformasyon ve yırtılmalar gözlemlenmiştir. Yapılan testler sonucunda telefin hava geçişli bağlama yöntemiyle üretilen dokusuz yüzeylerde kullanabileceği, telef oranı miktarının son kullanıcının talepleri doğrultusunda artırılıp azaltılabileceği, telef kullanımıyla geri dönüşüme ve atıkların geri kazanımıyla çevreye katkı sağlayabileceği, üretim maliyetlerinin düşürülebileceği sonucuna varılmıştır.
Lazer teknolojisinin çorap örme tekniği ile üretilmiş iç göstermeyen taytlarda renklendirme ve desenlendirme olanakları üzerine etkisinin incelenmesi
Bu tez çalışması kapsamında çorap örme tekniğiyle üretilmiş iç göstermeyen taytlarda modaya uygun desen ve tasarımların eldesi için lazer teknolojisinin kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle pamuk ve poliakrilonitril ipliklerden üretilmiş örme kumaşlarda boyama öncesi veya boyama sonrası farklı çözünürlüklerde (10, 20 ve 30 dpi) ve piksel sürelerinde (80, 100 ve 120 µs) lazer ile işlemin elde edilen renk üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca boyalı pamuk ve akrilik kumaşlara lazerle işlem yapılarak elde edilebilecek renk efektleri saptanmıştır. Kumaşlara renk ölçümleri, haslık testleri (yıkama, sürtme, ter ve ışık), tarayıcı elektron mikroskobu analizi, FTIR analizi, sarılık indeksi tayini ve patlatma mukavemeti testleri uygulanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda lazer ile işlemin pamuklu kumaşlarda boyama öncesi yapılması durumunda daha açık renkte boyamaya yol açtığı, boyama sonrası yapılması durumunda ise rengi aşındırarak daha açık hâle getirdiği görülmüştür. Akrilik kumaşlarda ise boyama öncesi lazer işlemi uygulanmasının bazik boya alımını bir miktar azaltmakla birlikte önemli bir etkiye yol açmadığı, boyama sonrası lazer uygulanması durumunda ise renkte bir miktar aşınmaya yol açarak sınırlı da olsa desen eldesini sağladığı saptanmıştır. Tez kapsamında numune ölçekli üretim denemelerinde ön yüzü %100 pamuk iplik ve arka yüzü siyah boyalı poliester/elastan iplikten tayt numuneleri üretilmiş ve seçilen bir desene göre taytın bazı bölgelerine lazerle iki farklı koşulda (20 dpi ve 80 µs ile 20 dpi ve 120 µs) desenlendirme yapılmıştır. Daha sonra bu taytlar mavi renkli reaktif boya ile boyandığında aynı rengin farklı tonlarını içeren desen eldesi gerçekleşmiştir. Benzer şekilde reaktif veya indigo boya ile boyanmış taytların çeşitli bölgelerine desene göre lazerle farklı koşulda işlem uygulandığında yine desen eldesinin mümkün olduğu görülmüştür. Ayrıca ön yüzü indigo boyalı pamuk/akrilik iplik ve arka yüzü siyah boyalı poliester/elastan iplikten oluşan taytlarda bölgesel lazer uygulanması sonucu desen elde edilebileceği saptanmıştır. Tez kapsamında elde edilen bulguların ışığı altında, çevredostu temiz lazer uygulamalarının çoraplarda desenlendirme ve renk efekti eldesinde başarıyla kullanılabileceği ve bu bulguların katma değeri yüksek moda-marka ürünlerin üretilmesinin büyük önem taşıdığı günümüz koşullarında oldukça önemli olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Lazer, pamuk, poliakrilonitril, reaktif boya, bazik boya, haslık, çevredostu
Nanoliflerden eğrilmiş ipliklerin örme performansı ve kumaş özelliklerinin araştırılması
Nanolifler son yıllarda dokuma olmayan formda (nanoweb) üretilmiş ve kullanılmıştır. Bu yüzeyler genellikle basitliği ve esnekliği sayesinde elektrolif çekimi yöntemi kullanılarak üretilir. Nanolifler, spesifik yüzey alanı ve küçük gözenek boyutları sağlarken, düşük mukavemetleri uygulama alanlarını ve kullanım ömrünü sınırlandırır. Nanolifler günümüzde ağırlıklı olarak filtrasyon, pil ayırıcı, ilaç dağıtımı, yara pansumanı, doku mühendisliği için dokusuz yüzey formunda kullanılmaktadır. Bununla birlikte, endüstriyel nanolif iplik eğirme sistemleri henüz mevcut olmadığından dokuma veya örme kumaş şeklinde kullanılamazlar. Bu çalışmada, PAN nanoliflerden eğrilmiş ipliklerin (nanolif iplik) örgüde kullanım olasılığının araştırılması amaçlanmıştır. Nanolif iplik, bu amaç için tasarlanan ve geliştirilen PLC kontrollü bir iplik makinası kullanılarak elektrospinning yöntemi ile eğirilmiştir. Bu nanolif iplik, kopma mukavemeti ve uzaması, kapilarite ve boyama performansı bakımından geleneksel akrilik ipliği ile karşılaştırılmıştır. Ardından laboratuvar tipi yuvarlak örgü makinesinde kumaş örnekleri örülmüştür. Nanolif ipliğin örme performansı, örme sırasındaki verimlilik ve ipliğin kopması açısından beklendiği gibi geleneksel ipliğin performansından daha düşüktür. Bu çalışma ile literatürde ilk kez, nanolif PAN ipliğinden makinede örülmüş kumaş örneği sunulmuştur. Nanolif ipliğin düşük mukavemetinden dolayı, örme makinesinde minimum hızda ve minimum gerginlikte örülebilmiştir. Ardından, kumaş numuneleri (geleneksel ve nanolif ipliklerden örülmüş kumaşları), bir nanoweb ile birleştirerek hava geçirgenliği ve aerosolfiltrasyon performansları açısından test edilmiştir.
Atıktan geri dönüşüm yolu ile elde edilen Fe3o4@ac manyetik nanoparçacıkların β-siklodekstrin ile inklüzyon komplekslerinin hazırlanması, karakterizasyonu, kumaşa aplike edilmesi ve güç tutuşurluk, uv geçirgenlik ve elektromanyetik kalkanlama özelliklerinin incelenmesi
Bu tez kapsamında, çam ve kanola bitkisel atıkları piroliz yöntemi ile karbonize edilmiş ve bu atıklar aktifleştirilerek aktif karbon haline getirilmiştir. Aktif karbon ile Ferrit (Fe3O4) reflux metodu ile birleştirilerek Fe3O4@AC bileşiği elde edilmiştir. Fe3O4@AC partikülleri ve β-siklodekstrin, ile yoğurma tekniği kullanılarak CD:Fe3O4@AC inklüzyon kompleksi elde edilmiştir. FTIR, TGA, EDX, XRD ve SEM analizleri ile bileşiklerin karakterizasyonları incelenmiştir. Analizler sonucunda Fe3O4@AC bileşiğinin ve CD:Fe3O4@AC komplekslerinin başarıyla sentezlendiği görülmüştür. Fe3O4@AC bileşiğiyle ve CD:Fe3O4@AC kompleksiyle %100 pamuklu dokuma kumaşlar kaplanmıştır. Kaplanan kumaşlara UV koruma, güç tutuşurluk ve elektromanyetik kalkanlama özellikleri kazandırılması hedeflenmiştir. Kaplama işlemi uygulanan kumaşlara UV koruma, güç tutuşurluk ve elektromaynetik kalkanlama testleri yapılmıştır. Kumaş testleri sonucunda UV koruyuculuk ve güç tutuşur özellik görülmüştür. Ancak hem Fe3O4@AC bileşiği ve hem de CD:Fe3O4@AC kompleksiyle kaplanan kumaşlarda elektromanyetik kalkanlama özelliği elde edilememiştir.
Elektro lif çekimi yöntemi ile balık jelatini /gümüş/PLA'dan nanolifli yüzey üretimi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, çevresel atık oluşturan balık pullarından (BP) gümüş nitrat nanopartikülleri (AgNO₃) ve poli(laktik asit) (PLA) taşıyıcı polimeri ile birlikte nanolifli yüzey üretimi gerçekleştirilmiş ve üretilen yüzeylerin karakteristik özellikleri incelenmiştir. Balıkçılık sektörünün bir atığı olan balık pullarından balık jelatini elde edilmiştir. Elde edilen balık jelatini Ag ve PLA ile birlikte elektro lif çekimi ünitesinde nanolifli yüzey üretiminde kullanılmıştır. Balık pullarından elde edilen balık jelatini ve Ag %10'luk PLA çözeltisi içerisine üç farklı oranda ilave edilmiştir. Nanolif üretimi, hazırlanan çözeltinin 10 ml'lik şırıngadan, saatte 0,5 ml besleme hızı ile 11 kV gerilim altında, 10 cm uzaklıktaki toplayıcı üzerine gönderilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Üretilen nanolifli yüzeylerin karakterizasyonu X-ışını kırınımı (XRD), Fouirer transform kızılötesi spektrofotometre (FTIR), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve enerji dağılımlı X ışını analizi (EDX) ile analiz edilmiştir.
Pamuklu kumaşların enzimatik renklendirilmesinin geliştirilmesi ve ekonomik ve ekolojik açılardan reaktif boyama ile karşılaştırılması
Son yıllarda tekstilin diğer alanlarında olduğu gibi tekstil boyamacılığı alanında da çevredostu üretim alternatifleri üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Bu açıdan önemli fırsatlar vadeden bir yaklaşım çeşitli renksiz başlangıç maddeleri kullanılarak bunların lakkaz ile enzimatik reaksiyon sonucu boya molekülüne dönüştürülmesi ve müteakip veya eşzamanlı olarak liflerin boyanmasıdır. Bu tez kapsamında öncelikle başlangıç maddesi olarak fenol, amin ve bunların karışımı kullanılarak enzimatik boya sentezine ilişkin reaksiyon mekanizması ve elde edilen boyaların kimyasal yapıları Foruier Dönüşümlü Kızıl Ötesi Spekstroskopisi ve Nükleer Manyetik Rezonans Spekstroskopisi analizleri ile detaylı olarak aydınlatılmıştır. Ardından lakkaz ile enzimatik renklendirmede ultrason teknolojisi kullanımının ve enzim orijininin etkisi incelenerek literatürde daha önceki çalışmalarda elde edilmiş olan sonuçlar geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunun ötesinde pamuğun kendi doğasında bulunan renk veren pigmentlerin veya bitkilerden ekstrakte edilen doğal başlangıç maddelerinin enzimatik renklendirmede kullanım olanakları araştırılmıştır. Son olarak, enzimatik boyamaların teknik (renk tekrarlanabilirliği; yıkama, sürtme, ışık ile ter haslığı değerleri ve UV koruma faktörü), ekonomik (bir kg kumaşın boyanması için gerekli kimyasal, enerji ve su tüketimi) ve ekolojik (atık suyun pH'ı, kimyasal oksijen ihtiyacı, biyolojik oksijen ihtiyacı, toplam çözünmüş katı madde miktarı, toplam Kjeldahl azotu ve klorür içeriği) açılardan günümüz pamuk boyamacılığında en fazla kullanılan yöntem olan reaktif boyama ile karşılaştırılması ve optimum reçetelerin endüstriyel ölçekli üretim koşullarında denenmesi gerçekleştirilmiştir.
Örme kumaş üretiminde makine girişim probleminin simülasyon tekniğiyle analizi
Bu çalışmanın amacı örme işletmesinde verimlilik artışı sağlamak için simülasyon tekniği kullanarak makine duruşlarını ve maliyetleri minimize etmektir. Bu amaç doğrultusunda, bir örme kumaş üreticisine ait gerçek veriler incelenmiştir. Devamında firmanın kendi yazılımı kullanılarak bir yıllık siparişler filtrelenip, en çok gelen siparişler belirlenmiştir. Söz konusu siparişlere göre makine duruşları, duruş tipleri ve duruşlara müdahale süreleri zaman etüdüyle kaydedilmiş, ilgili bilgiler Simul8 yazılımına aktarılarak simülasyon modeli kurulmuştur. Kurulan modelin geçerliliği sağlandıktan sonra alternatif modeller oluşturulup, çeşitli verimlilik ve maliyet analizleri yapılmıştır. Farklı sipariş tipleri için bir operatörün ilgilenmesi gereken makine sayısı hakkında önerilerde bulunulmuştur.
Farklı elyaf tipi ve kumaş yapılarının dokuma filtrelerin performansına etkilerinin incelenmesi
Tekstil sektörünün en hızlı büyüyen alanlarından biri olan teknik tekstiller, günümüzde tıp, taşımacılık, paketleme, koruyucu giysiler, tarım, inşaat, spor malzemeleri, jeotekstiller ve sanayi gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Teknik tekstilin kapsamına giren filtrasyon tekstilleri ise günümüzde her sektörde kullanılmaktadır. Filtre yapıları farklı üretim yöntemleriyle (dokuma, örme, dokusuz yüzey) üretilmektedir. Tekstil üretim metoduyla elde edilen filtre yapıları oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olmaktadır. Filtrasyon işlemi, bir akışkanda bulunan belirli boyutlara sahip parçacıkların filtre yapıları kullanılarak bu akışkandan ayrılması ve akışkanın saflığının arttırılması işlemi olarak tanımlanmaktadır. Filtrasyon işlemi sonucunda katma değeri yüksek parçacıkların geri kazanımı ve endüstriyel atıkların doğaya atılmadan önce temizlenmesi sağlanmaktadır. Tez çalışması kapsamında, temel üretim parametrelerinden elyaf tipi ve kumaş yapısının dokuma filtre performansına etkileri incelenmiştir. Bu amaçla farklı monofilament iplik (polipropilen, poliester, poliamid) ve farklı konstrüksiyon yapısı (bezayağı, dimi, ribs ve panama) kullanılarak dokuma filtre kumaşları üretilmiştir. Üretilen dokuma filtre kumaşlarının verimliliğini incelemek amacıyla performans testleri yapılmıştır. Tez çalışması kapsamında temel kumaş parametreleri ve dokuma filtre etkinliği arasındaki ilişkiler somut bir şekilde ortaya konarak, madencilik sektörüne yönelik yüksek performanslı filtre üretimi için önemli bir bilgi birikimi oluşturulması hedeflenmektedir. Filtre kumaşlarına yapılan analizler sonucunda filtrasyon performansını arttıran parametreler tespit edilerek, bu konudaki bilimsel çalışmaların ilerleme yönü hakkında araştırmacılara ve üreticilere yol göstermesi hedeflenmiştir.
Polyester dokuma kumaşların akustik özellikleri ile gözeneklilik ve geçirgenlik özellikleri arasındaki ilişkinin araştırılması
Bu çalışmada farklı lif enine kesit şekline sahip polyester (PET) filament iplikler kullanılarak farklı doku ve atkı sıklıklarında dokuma kumaşlar üretilmiştir. İplik lif enine kesit şekli, kumaş doku ve atkı sıklığındaki değişimin kumaşların yapısal (gramaj, sıklık, kalınlık, gözeneklilik), geçirgenlik ve akustik özelliklerine etkisi ile aralarındaki ilişki incelenmiştir. Sonuçlar istatiksel olarak değerlendirilerek faktörler arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Bu amaçla; çalışma kapsamında aynı üretim teknolojisine ancak farklı lif enine kesit şekline sahip üç adet filament polyester iplik kullanılarak üç farklı doku ve iki farklı atkı sıklığı ile 18 adet kumaş numunesi üretilmiştir. Kumaş numunelerinin gramaj, kalınlık, kopma mukavemeti, hava geçirgenliği, ses yutum katsayısı, ses iletim kaybı özellikleri test edilmiştir. Kumaş gözeneklilik ve örtme faktörü değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca farklı yapıdaki dokuma kumaş numunelerinin yapısal ve mekanik özelliklerini incelemek için SiroFAST testleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ve değerlendirilen bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki istatistiksel yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Sonuçlar iplik lif enine kesit şekli, dokuma kumaş doku tipi ve atkı sıklığı özelliklerindeki değişimin kumaş yapısal ve akustik özelliklerini etkilediğini ortaya koymuştur. Dokuma kumaş yapılarının akustik özellikleri dikkate alındığında, ölçüm frekansı arttıkça ses yutum katsayısı ve ses iletim kaybı değerlerinin de arttığı belirlenmiştir.
Akıllı tekstiller alanında kullanılmak üzere termokromik ve multikromik pamuklu kumaşlar eldesi
Günümüzde katma değeri yüksek teknik, fonksiyonel ve akıllı tekstillerin önemi giderek artmaktadır. Akıllı tekstillerin bir sınıfı da kromik materyallerdir. Kromizm belirli etkenlerle (sıcaklık, çözücü, pH vb.) renkte oluşan tersinir değişikliktir. Bu tez projesi kapmasında öncelikle pamuklu kumaşların termokromik boyalarla konvansiyonel çektirme ve emdirme yöntemlerine göre boyanabilirliğini sağlayacak bir proses geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla pamuk liflerinin kimyasal modifikasyonu sonrası yün boyama veya parça boyamacıların kullandığı pigment boyama prosesine göre boyanması üzerinde çalışılmıştır. Termokromik boyalar için optimum aplikasyon yöntem ve koşulları saptandıktan sonra, termokromik boyaların halokromik ve/veya fotokromik boyalarla ikili ve üçlü kombinasyonları da gerçekleştirilmiştir. Termokromik, halokromik ve fotokromik boyaların üçlü kombinasyonu kullanılarak ortam ısısının çalışan kişi için rahatsız edici veya risk oluşturucu olup olmadığını haber veren (termokromik), iş ortamında tehlikeli bir kimyasal buharı olup olmadığını (asit- alkali buharları) haber veren (halokromik) ve bir yandan UV ışınlarına karşı koruma sağlarken diğer yandan UV ışınları ile renk değiştirerek (fotokromik) görsel efekt yaratan pamuklu akıllı multikromik sensör giysilerin üretilmesi için yöntem geliştirilmiştir.
Perde olarak kullanılan dokuma kumaşların seçilmiş dayanım ve estetik performans özelliklerinin araştırılması
Ev tekstili Türkiye'de tekstil üretiminin ve ihracatının en önemli kalemlerinden biridir. Perdelik kumaşlar ev tekstili sektöründe oldukça geniş bir paya sahiptir. Tüketicilerin perdelik kumaşlardan beklentisi hem estetik olarak hoş görünmesi ve kullanım ömrünüm uzun olmasıdır. Bundan dolayı bu kumaşlar için en önemli iki parametre dayanıklılık ve estetik olmasıdır. Perdelik kumaşlardan beklenen en önemli estetik özellik dökümlülüktür. Kumaşların esnekliği ve ağırlığı bu özelliğin kazandırılmasında etkilidir. Bunun yanında buruşmazlık özelliği de perdelik kumaşlar için önem taşır. Ancak, bunların yanında tüketici yüksek dayanım performansı da beklemektedir. Kumaş mukavemeti, kumaşların kullanım sırasında gösterdiği performans ve dayanıklılığının belirlenmesinde önemli bir unsurdur. Bu çalışmada perdelik olarak kullanılan, farklı elyaf tiplerindeki kumaşların dökümlülük, mukavemet ve buruşma özellikleri araştırılmıştır.
Poliamid kumaşlar üzerinde boya kullanılmadan renk eldesi
Tekstil yaş işlemleri arasında renklendirme işlemleri en fazla çevre kirliliğine yol açan işlem adımıdır. Çevresel açıdan sakıncalı proseslerin yerine sürdürülebilir üretimi destekleyen yeni yaklaşımlar literatürde yoğun olarak araştırılmaktadır. Kimyasal proseslerin çevredostu yöntemlerle ikamesi düşünüldüğünde ise akla gelenlerden birisi enzimatik işlemlerdir. Son yıllarda literatürde lakkaz enzimlerinin tekstil boyamacılığında kullanımı üzerine ilginç ve gelecek için ümit verici çalışmalar dikkati çekmektedir. Ancak henüz enzimatik renklendirme konusundaki çalışmalar oldukça sınırlıdır ve özellikle poliamid üzerinde yeterli başarı sağlanamamıştır. Bu tezin amacı poliamid örme kumaşların çektirme yöntemine göre 1:2 metal kompleks boyarmaddelerle boyanmasına alternatif olabilecek çevredostu enzimatik boyama yöntemi geliştirilmesidir. Bu amaçla başlangıç maddesi olarak çeşitli fenol ve amin bileşikleri ile bunların karışımları kullanılarak lakkaz enzimi ile oksidasyon yoluyla renklendirme yapılmış ve elde edilen sonuçlar teknik ve ekonomik açılardan 1:2 metal kompleks boyamalarla karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre poliamidin sarı, kırmızı, mavi ve kahverengi tonlarında enzimatik olarak renklendirilebileceği ve boyamaların düzgünlük ve haslık özelliklerinin (yıkama, sürtme ve ter) oldukça iyi olduğu söylenebilir. Yalnız enzimatik renklendirmelerin ışık haslıklarının konvansiyonel boyamaya kıyasla kötü olduğu saptanmıştır. Yapılan çalışmalar enzimatik renklendirmenin 1:2 metal kompleks boyamaya kıyasla daha az enerji tüketerek daha kısa sürede ve daha düşük maliyetli bir proses olduğunu göstermiştir. Dolayısı ile enzimatik renklendirmenin 1:2 metal kompleks boyamaya alternatif çevre dostu bir proses olduğu, ancak performans özellikleri açısından halen geliştirilmesi gereken yönlerinin de bulunduğu söylenebilir.
Tekstil boyama ve baskı işletmelerinde yaşam döngüsü değerlendirmesi çalışması
Dokuma kumaşların baskı işletmesinde ve örme kumaşların boyahane işletmesinde geçtiği her bir işlem basamağının çevresel etkilerinin ortaya çıkarılması, çevresel etkiler açısından işlemler arasındaki kabul edilebilir farkların açığa çıkarılması, numunelerin çevresel etkilerinin çeşitli kumaş parametreleri ile ilişkisini incelemek amacıyla Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren iki farklı firmaya ait boyahane ve baskı işletmelerinde fonksiyonel birimi 1 kg renkli kumaş olan toplam 11 adet kapıdan kapıya yaşam döngüsü değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma, ISO 14044:2006 Çevre Yönetimi-Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi-Gereksinimler ve Kılavuzlar Standardına bağlı kalınarak, GaBi ts 9.5 profesyonel versiyonu ile gerçekleştirilmiştir. Yaşam döngüsü envanteri birincil veriler, işletme raporları ve GaBi profesyonel veritabanından yararlanılarak oluşturulmuştur. Yaşam döngüsü etki değerlendirmesi CML2001-Ağustos 2016 etki metodolojisine göre yapılmıştır. Trakya Bölgesi yerel çevre sorunlarına gösterge oluşturması açısından çevresel etki kategorilerinden, asidifikasyon potansiyeli (AP-kg SO2eş.), ötrofikasyon potansiyeli (EP-kg PO4-3eş.), tatlı su akuatikleri ekotoksisite potansiyeli (FAETP-kg DCBeş.), insan toksisite potansiyeli (HTP-kg DCBeş.), küresel ısınma potansiyeli (GWP100-kg CO2eş.), fotokimyasal ozon oluşturma potansiyeli (POCP-kg C2H4eş.) seçilerek hassas nokta incelemesi yapılmıştır. Hassas nokta değerlendirmeleri sonucunda yumuşatıcı, elektrik, buhar, doğalgaz, reaktif boyarmadde, H2O2, NaOH ve soda girdilerinin farklı oranlarda kirletici kaynakları olduğu tespit edilmiştir. Kumaş parametreleri açısından gramaj ve elyaf cinsinin çevresel etki değerlerine kritik düzeyde etkisi olduğu bulunmuştur.
Denim kumaş üretiminde hataların analizi ve mamul ürüne etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı denim konfeksiyon işletmelerinde, her kumaşın kendine ait özelliklerine göre hata puanlarının alt ve üst limitlerini kontrol kartları yardımıyla belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda kumaş tipine bağlı olarak farklı denim kumaşları kontrol kartı yardımıyla incelenip, üst kontrol limitleri belirlenmiştir. 3 yıllık bir veri kaydının incelendiği bu çalışmadaki diğer bir amaç, hata puanlarının bitmiş ürüne etkisinin olup olmadığını incelemektir. Uygulamanın gerçekleştirildiği işletme verileri ışığında söz konusu etkinin olmadığı istatiksel olarak tespit edilmiştir. Bunların dışında kumaş hatalarının üst kontrol limitlerine ait veriler kullanılarak, işletmede uygulama kolaylığı sağlamak ve kumaş tiplerini gruplandırmak amacıyla kümeleme analizi uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Elektro lif çekim yöntemiyle üretilen nanolif ipliklerin karbonizasyonunun araştırılması
Sahip oldukları üstün özellikleri sayesinde karbon nanolifler teknolojik açıdan ilgi çeken ileri malzemeler arasında olup, PAN esaslı nanolifleri elektro lif çekim yöntemiyle (electrospinning) nanolifli yüzeyler şeklinde üretmek ve ardından bu yüzeylerin karbonizasyonu bu alanda kullanılan yöntemler arasındadır. Son yıllarda elektro lif çekimiyle nanolifleri iplik halinde eğirme yöntemlerinin geliştirilmeye başlanması ile nanolifli yüzey yerine nanolif ipliklerin karbonlaştırılması ise nispeten yeni bir çalışma alanı olarak ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda sunulan tez çalışmasında günümüzün özel malzemeleri arasında yer alan karbon nanoliflerin iplik formunda üretilmesi ve özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle PAN esaslı nanolif ipliklerin elektro lif çekim yöntemiyle büküm verilerek eğrilmesi işlemi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, elde edilen nanolif ipliklere stabilizasyon ve karbonizasyon işlemleri uygulanmıştır. Stabilizasyon işleminde farklı sıcaklık (230 °C, 240 °C ve 250 °C) ve işlem süresinin (1, 2, 3 ve 4 saat) etkisi incelenerek optimum koşullar belirlenmiştir. Karbonizasyon işleminde ise farklı sıcaklık (800 °C, 900 °C ve 1000 °C), işlem süresi (1 dk, 30 dk ve 1 saat) ve sıcaklık artış hızının (5 °C/dk, 7,5 °C/dk ve 10 °C/dk) etkisi incelenmiştir. Uygulanan işlemler sonucu elde edilen iplik yapı ve özelliklerindeki değişimler ve işlem parametrelerinin etkileri irdelenmiştir. Çalışmada ayrıca nanolifli yüzey formuna kıyasla nanolif iplik eğirme prosesinin olumlu etkisi gözlenmiştir. Stabilizasyon işleminde 250 °C ve 1 saat işlem koşulları optimum parametre olarak belirlenmiş, ağırlıkça en yüksek karbon element içeriği ise 5 °C/dk sıcaklık artış hızıyla 1000 °C'de 1 saat boyunca gerçekleştirilen karbonizasyon işlemi sonrasında elde edilmiştir.
Yüksek performanslı yelken kumaşı geliştirilmesi
Bu tez çalışmasının amacı, biyomimetik bir yaklaşımla tasarlanan kanallı (tüberkül) kumaş konstrüksiyonları ile seyir yelkenlerinde kullanılmak üzere aynı rüzgâr şiddetinde ve aynı şartlar altında daha yüksek hızlara ulaşabilecek bir yelken kumaşı geliştirmektir. Sunulan tez çalışması kapsamında kambur balina yüzgecine benzer yapıya sahip alternatif kumaş tasarımları geliştirilmiş, geliştirilen kumaş yapılarının aerodinamik performansları rüzgâr tüneli deneyleri ile ölçülmüş, aerodinamik performansa etki eden kumaş parametreleri belirlenmiş ve ölçüm sonuçları analiz edilerek kumaş parametreleri ve aerodinamik performans arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Aerodinamik performansa etki eden parametrelerden kumaş yüzey indeksi (Yİ), kumaş statik ve kinetik sürtünme katsayıları ölçülmüş; rüzgâr basıncı ile şişmeden kaynaklı alan artışının belirlenmesi için ise yeni bir yöntem ve esneme indeksi (Eİ) kavramı geliştirilmiştir. Bu dört parametre ile kumaş aerodinamik performansı arasındaki ilişki regresyon analizi ile ortaya konmuştur. Rüzgâr tüneli ölçümleri ve modelden hesaplanan değerler karşılaştırılarak regresyon modelinin doğrulaması yapılmış ve kumaşların aerodinamik performansının %4 hata payı ile hesaplanabildiği görülmüştür. Böylece, kumaşların aerodinamik performanslarını belirlemek için erişimi zor ve maliyetli olan rüzgâr tüneli testlerine alternatif, kolay ve pratikte uygulanabilir yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Yapılan rüzgâr tüneli deneyleri, tüberkül yapıya sahip kumaşın standart yelken kumaşına göre %10,3 ve tüberkül yapıya sahip ve mikro lif iplikler ile dokunmuş kumaşın standart yelken kumaşına göre %24,3 daha yüksek aerodinamik performansa sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuç hedeflenen tüberkül yapının ve mikro lif kullanımının yelken kumaşlarının aerodinamik performansına etkisini açıkça göstermektedir.
Otomotiv sanayine yönelik yüksek ses yutma özelliğine sahip düşük ağırlıklı flok kumaş üretimi
Bu çalışmada farklı taşıyıcı tabaka, farklı akrilik yapıştırıcı ile farklı boyutta kesilmiş flok tozu kullanarak floklu kumaşlar üretilmiştir. Taşıyıcı bez, akrilik hamur ve flok tozunun üretilen yeni floklu kumaşların akustik özelliklerine ve kumaşın yapısal ve mekanik özelliklerine etkisi istatiksel olarak değerlendirilmiş ve aralarındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla; çalışma kapsamında aynı boyama teknolojisine ancak farklı içerik, gramaj, dokuya sahip dört adet taşıyıcı tabaka, iki farklı tipte akrilik yapıştırıcı ve farklı kalınlık ile hav yüksekliğine sahip iki adet flok tozu kullanarak sekiz adet mamul floklu kumaş numunesi üretilmiştir. Floklu kumaşların ses yutum katsayılarının yanı sıra gramaj, kopma mukavemeti, yırtılma mukavemeti, dikiş açmazlığı, yapışma değeri gibi özellikleri test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar varyans analiz yöntemiyle irdelenmiştir. Sonuçlar; taşıyıcı bez, hamur ve flok tozunun floklu mamul kumaşların yapısal özelliklerini etkiler iken akustik özelliğini flok bileşenlerinden daha çok frekans değer aralığının etkilediğini ortaya koymuştur. Frekans arttıkça floklu mamul kumaşların ses yutum katsayısının arttığı belirlenmiştir
Mesane fonksiyon bozukluğu tedavisinde kullanılmak üzere polimerik yapay kas yapılarının geliştirilmesi
Bu çalışma kapsamında, polimerik yapay kasların mesane fonksiyon bozukluğu tedavisinde kullanım olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla bükümlü ve sarmal yapıda (BS) yapay kaslar üretilmiş ve kasların aktüasyon performansları üzerinde; lif tipinin, mil çapının, çoklu kas kullanımının, katlı iplik kullanımının, ısıl işlem şartlarının, aktüasyon yükünün ve milsiz tipte kasların mile sarımı ile üretimin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca BS-mil tipi kasların performansını arttırabilmek için iki ayrı özgün yöntem denenmiştir. Bu yöntemler; klasik yöntem ile üretilen kaslara belli oranlarda germe işlemi uygulayıp ek ısıl işleme tabi tutma ve lifin mile sarımı sırasında yanına istenilen kalınlıkta ek bir lif eklenmesi suretiyle aralıklı sarımdır. Her iki teknikte de kasların sarmal aralıklarının arttırılması neticesinde, klasik yöntemle üretime göre daha yüksek performanslı kaslar elde edilmiştir. İletken yapıda olmayan bu kasların elektrik akımı ile aktüasyonu için geliştirilen yöntemde ise mil tipi kasların içerisinden iletken çelik iplik geçirilerek aktüasyon sağlanmıştır. Bu özgün ve pratik teknik, literatürde önerilen çeşitli yöntemlerden daha yüksek ve daha iyi bir aktüasyon sağlamıştır. Uygun kasların elde edilmesinden sonra çeşitli mesane prototipleri tasarlanmış ve elde edilen veriler neticesinde gerçek mesane yapısına benzer nihai bir prototip geliştirilmiştir. Homokiral kasların mesanedeki kasılma fonksiyonunu sağlayan detrüsör kasları yerine, heterokiral kasların ise idrar boşaltımı için gevşeme fonksiyonunu sağlayan sfinkter kasları yerine kullanılmasıyla tasarlanan bu prototip, literatürde insan mesanesi için verilen değerlere benzer süre ve basınç değerlerinde başarılı şekilde çalıştırılmıştır.
Yünlü dokuma kumaşların tabaka tabaka boyama yöntemiyle boyanması
Bilindiği gibi tekstil ürününün katma değerini artıran en önemli işlem basamağı terbiye işlemleridir. Yün liflerinin işlenmesindeki terbiye prosesleri açısından en önemli sorunlardan biri boyama adımından kaynaklanmaktadır. Normalde bu lifler de bir protein lifi olarak kaynama sıcaklığında boyanmaktadır. Ancak boyama koşulları bu hassas liflerin çeşitli özelliklerine (tutum, mukavemet-elastikiyet, parlaklık vb.) zarar vermektedir. Bu nedenle, söz konusu liflerin daha ılıman koşullarda (daha düşük sıcaklık ve/veya daha kısa süreli) boyanması gerekmektedir. Yalnız bu durumda boyama veriminde düşüşler meydana gelmektedir. Bu nedenle önemli olan boyama veriminde ve haslıklarda bir olumsuzluk yaratmadan liflerin daha ılıman şartlarda boyanmasını sağlayacak bir boyama yöntemi ortaya koymaktır. Son yıllarda üzerinde çalışmaların yoğunlaştığı bir boyama tekniği de çok tabakalı kaplama yöntemidir. Çok tabakalı boyama yöntemi, kumaşın zıt olarak yüklenmiş (anyonik) bir polielektrolit çözeltisi (anyonik boya) ile muamele edilip fazla polimer çözeltisinin nötr bir çözelti içerisinde yıkama işlemi ile uzaklaştırıldığı ve ardından polikatyon çözeltisi ile işlem yapılıp bir durulamadan geçirildiği ve bu şekildeki 4 basamaklı işlemlerin çok kez tekrarlandığı bir işlemdir. Bütün bu işlemler oda sıcaklığında ve kumaş açık en hâlinde yapıldığı için çok tabakalı boyama yönteminin kaynama sıcaklığında çektirme yöntemine göre yapılan halat halindeki boyamalara göre önemli avantajlar sağlaması beklenmektedir. Tez kapsamında bir egaliz tipi asit boyası ile işlemsiz ve işlemli (katyonikleştirme, ozonlama, ozonlama+katyonikleştirme) kumaş numunelerinin çok tabakalı kaplama yöntemiyle boyama işlemleri yapılmış ve ardından renk ve haslık özellikleri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Yün, Dokuma Kumaş, Çok Tabakalı Boyama, Haslık
Alpaka ve poliakrilnitril liflerinin boyanmasında lipozomların kullanımı
Lipozomlar, fosfolipitten meydana gelen çift katmanlı yapılar olarak bilinmektedir. Tekstil üreticileri proseslerinin ekolojik olarak gerçekleştirilmesinde fosfolipitler gibi doğal ürünlerin kullanımına giderek artan bir ilgi göstermektedirler. Lipozomlar, boya moleküllerini kapsülleyerek liflere hızlı gitmelerini engellemekte ve böylece boyama düzgünlüğünü desteklemektedir. Bu tez çalışması kapsamında öncelikle lipozom sentezi gerçekleştirilmiştir. Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi analizleri ile lipozomların başarılı bir şekilde üretildiği doğrulanmıştır. Ayrıca yapılan zeta potansiyeli ölçümlerine göre %0,5-1-2-4 olmak üzere 4 farklı lipozom konsantrasyonunda hazırlanan çözeltilerin içerisinde %1'lik olan çözeltinin diğer konsantrasyonlara göre daha kararlı bir süspansiyon oluşturduğu söylenebilir. %1'lik lipozomun polidispersite indeksi değerinin 0,472 ve ortalama partikül boyutunun 165,2 nm olduğu saptanmıştır. Ardından asit ve bazik boyalar lipozom ile kapsüllenmiş ve bu kapsüllerin sırasıyla alpaka ve poliakrilonitril kumaşların boyanmasında kullanım olanakları incelenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda boyamada %1 lipozom kullanılması durumunda alpaka liflerinin boyanmasında bir tür egaliz maddesi, poliakrilonitril liflerinin boyanmasında ise bir tür retarder etkisi elde edilecebileceği ortaya koyulmuştur. Ancak egaliz maddesi ve retarderlerden farklı olarak lipozom kullanılması durumunda boya alımının yavaşlamasına karşın boyama sonunda nihai boya alımının azalmadığı, aksine arttığı görülmüştür. Bunun ötesinde, boyamanın haslıkları açısından ise belirgin bir farklılık görülmemiştir.
Dokuma kumaş terbiye işlemlerinin yaşam döngü değerlendirmesi bazında karşılaştırılması
Bu tez çalışmasında, tekstil boyama ve bitim işlemlerinin çevresel ve insan sağlığı üzerine olan olası etkileri ile kaynak tüketimi yaşam döngü değerlendirmesi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu etkileri azaltma olanakları söz konusu işlemlerdeki sürdürülebilir üretim yöntemleri ve temiz üretim olanakları açısından incelenmiştir. Prosesler Mevcut En İyi Teknikler (MET) yaklaşımıyla değerlendirilmiş, tekstil boyahaneleri için sürdürülebilir üretim yetkinliği kontrol listesi oluşturulmuştur. Çalışmada polyester/viskon, CDP/viskon, yün/polyester ve yün/poliamid kumaşlara ait 16 farklı boyama sürecinin kapıdan kapıya yaşam döngüsü değerlendirmesi (YDD), ISO 14044:2006 Çevre Yönetimi-Yaşam Döngüsü DeğerlendirmesiGereksinimler ve Kılavuzlar Standardına göre, GaBi ts 9.5 profesyonel versiyonu kullanılarak yapılmıştır. Seçilen çevresel etki kategorileri, küresel ısınma (GWP100), asidifikasyon (AP), ötrofikasyon (EP), tatlı su ekotoksisite (FAETP), deniz suyu ekotoksisite (MAETP) ve insan toksisite (HTP) potansiyelleridir. YDD ile üretim sürecindeki hassas noktalar da belirlenmiştir. Genel olarak, boyama işlemlerinde yardımcı kimyasal olarak kullanılan sodyum sülfat, soda, egalizatör, yumuşatıcı madde ve yapısında ağır metal içeren boyarmaddeler hassas noktalar olarak tespit edilmiştir. Bunun yanında buhar, elektrik ve doğal gaz üretiminden kaynaklanan birincil emisyonlar çevresel etki kategorilerine farklı oranlarda etki etmektedir. Yün/poliamid kumaşların poliester içeren kumaşlara göre çevresel yükü daha azdır. Aynı şartlar altında işlem gören, aynı tip kumaşlarda renk koyuluğu arttıkça çevre yükünün de arttığı gözlenmiştir. Boyama renk koyuluğu yanında kumaşlara uygulanan ön işlem ve bitim işlem sayısı ve bunların proses şartları da çevresel etkiyi belirlemektedir
Polimerik lif esaslı yapay kaslardan (aktüatörlerden) akıllı tekstiller geliştirilmesi
Bu tez çalışması ile polimerik lif esaslı bükümlü ve sarmal yapay kaslardan (BS) akıllı tekstil ürünlerinin üretimine yönelik bir metodoloji önerilmiştir. Mevcut BS yapay kas üretim yöntemleri kesiklidir, oysa akıllı tekstillerin konvansiyonel tekstil makinelerinde seri biçimde üretilebilmesi için BS yapay kasların kesintisiz bir şekilde üretilebilmeleri gerekmektedir. Bu nedenle çalışma kapsamında öncelikli olarak bilgisayar aracılığı ile kontrol edilebilen kesintisiz BS yapay kas üretim sistemi geliştirilmiştir. Üretim sistemi her tür ve incelikteki öncü lifin farklı üretim yükleri altında yapay kasa dönüştürülmesine elverişlidir, ayrıca üretim yükü ve büküm miktarı gibi parametreler bilgisayar aracılığı ile hassas biçimde ayarlanabilmekte ihtiyaç duyulması halinde üretime ara verilerek kontrol ekranı üzerinden değiştirilebilmektedir. Çalışmada ayrıca sarmal tip (self coiled) kasların konvansiyonel makinelerde sorunsuz biçimde kullanılabilmesi amacıyla yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemde yapay kaslar PVA ile kaplanarak düz ve yuvarlak örme makinelerinde iğne ve kılavuz gibi makine elemanlarına takılmadan örülmesi sağlanmıştır. Tez kapsamında yapay kas üretim proseslerinin öncü liflerin özelliklerine etkisi de incelenmiş, yapay kas aktüasyon performansının geliştirilmesi ve nihai ürüne uygun üretim parametrelerinin belirlenmesi amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Üretilen kasların uyarana bağlı aktüasyon performansları bu çalışma kapsamında geliştirilen yüksek hassasiyette sensörlerin yer aldığı ve verilerin doğrudan bilgisayara aktarılabildiği bir ölçüm düzeneği ile ölçülmüştür. Son olarak çalışma kapsamında piyasada mevcut ticari masaj ürünleri ile benzer bir performansa sahip olan ve BS yapay kastan üretilmiş bir masaj bilekliği geliştirilmiştir.
Standart dokuma kumaşların tasarımı için yapay zekâ tekniklerini uygulama ve karşılaştırma
Bilim ve teknolojideki gelişmelerin endüstriye uyarlanması kapamında, yapay zekâ uygulamalarının tekstil sektöründe kullanımı da giderek artmaktadır. İşletmelerin geçmişteki verilerinin doğru değerlendirilip analiz edilmesi ile gelecekteki durumlarının tahmin edilmesinde istatistiki yöntemlerin eksik kaldığı durumlarda bu yöntemlerin kullanılması oldukça iyi sonuçlar verebilmektedir. Dokuma kumaşların yapısal ve performans özelliklerinin tahmini kumaş tasarımı açısından son derece önemlidir. Bu çalışmada, pamuklu dokuma kumaşlar ile poliester/ viskon karışımlı dokuma kumaşların ayrı ayrı yapısal özelliklerinden; kumaş eni, kumaş birim alan ağırlıkları, kumaş kıvrımları ile en önemli performans özelliklerinden olan kopma kuvveti, yırtılma mukavemeti ve dikiş açılma mukavemetinin tahmini için ampirik veriler ile çoklu doğrusal regresyon, yapay sinir ağları, rastgele orman algoritmaları ve mars tekniği kullanılarak modeller geliştirilmiştir. Modeller oluşturulurken Minitab İstatistik Programı, Weka ve R yazılımı kullanılmıştır. Bu çalışmada kumaş özellikleri ile değişkenler arasındaki ilişkiyi daha iyi ortaya koymak adına, tahmin edilmesi planlanan kumaş özelliklerine etkiyen açıklayıcı değişkenler araştırılmış, ilgili değişkenlerle çeşitli modeller denenmiş ve çıkan sonuçlar karşılaştırılmıştır. Dört farklı teknik ile oluşturulan modeller içerisinde kumaşların yapısal özellikleri için rastgele orman algoritmaları, performans özellikleri için ise regresyon modellerinin diğer modellere göre daha iyi tahmin sonucu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dokuma Kumaş, Regresyon, Yapay Sinir Ağları, Rastgele Orman Algoritması, Mars Tekniği, Kumaş Tasarımı.
Türkiye'de yapağı yönlü merinos başlangıç sürüsü oluşturulması ve boya kullanılmadan renkli yünlü dokuma kumaş eldesi
Bu tez çalışmasının iki ana amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki katma değeri yüksek kamgarn yünlü endüstrisinin ihtiyaç duyduğu yünü yerli üretimle karşılayabilmemiz için Türkiye'de yapağı kalitesi yüksek merinos başlangıç sürüsünün oluşturulmasıdır. Bunun ötesinde tezde çevre dostu ekolojik üretim hedefi doğrultusunda merinos yünlerinin boyarmadde kullanılmadan renklendirilmesini sağlayacak yöntem geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Türkiye önemli koyun yetiştirici ülkeler arasında yer almakla birlikte kendi yapağı ihtiyacını ithalat yoluyla karşılamaktadır. Çünkü koyunculukta süt ve özellikle de et yönlü yetiştiricilik yapılmakta olup yapağı ikinci planda bırakılmış durumdadır. Bu tez projesi kapsamında yapılan çalışmalarla katma değeri yüksek kamgarn endüstrisinin beklentilerini sağlayan yüne sahip elit bir Karacabey merinosu sürüsü oluşturulmuştur. Bunun yaygınlaştırılması ülkemizin dışa bağımlılığını azaltacak önemli bir gelişme olup ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Bugün için bildiğimiz kadarıyla, bütün koyunların 24 mikrondan ince yün verimine sahip olduğu ideal bir sürü ülkemizde mevcut değildir. Dolayısı ile bu tez tüm bireyleri kamgarn yünlü dokuma endüstrisinde kullanıma elverişli yapağı verimine sahip başlangıç koyun sürüsünün Türkiye'de oluşturulmasına odaklandığından, önceki çalışmalardan farklı ve özgündür. Günümüzde ekolojik üretim büyük bir önem kazanmıştır. Tekstil prosesleri içerisinde çevreyi en çok kirleten işlem boyama işlemleridir. Daha az su, boya ve kimyasal kullanarak renklendirmenin nasıl yapılabileceği irdelenirken gelinen son noktada hiç boya kullanmadan renk eldesi imkanları araştırılmaya başlamıştır. Bu tez projesi kapsamında yün liflerinde boya kullanılmadan renk eldesi için yöntem geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için ise enzimatik renklendirme, ısı ile renklendirme ve yapısal renklendirme alternatifleri üzerinde kapsamlı çalışmalar yürütülmüş ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
Tekstil esaslı triboelektrik nanojeneratörlerin (T-TENG) analizi
Yenilenebilir enerjiye artan taleple birlikte, nano teknoloji odaklı enerji hasadı, enerji dönüşümü, enerji depolama ve uygulama alanları da sürekli gelişim göstermektedir. Bu kapsamda mekanik enerjiyi, elektrik potansiyeline dönüştürebilme kapasitesine sahip triboelektrik nanojeneratörler (TENG) yenilikçi cihazlar olarak öne çıkmıştır. TENG sistemleri ikinci nesil mekanik enerji hasat sistemidir ve son yıllarda temas ayırma moduyla çalışan bazı TENG sistemleri yüksek güç yoğunluklarına ulaşmayı başarmıştır. İnsan vücudunun, hasat edilebilecek birden fazla enerji kaynağı olduğu dikkate alındığında, tekstil esaslı giyilebilir TENG sistemleri üzerine de yoğun çalışmalar başlamıştır. Bu tez çalışmasında, tekstil esaslı TENG sistemlerinin performans karakteristikleri ve tekstil malzemelerinin enerji hasadı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Yanal kaydırma modunda bir yatay TENG test cihazı ve dikey temas ayırma modunda bir dikey TENG test cihazı tasarlanıp üretilmiştir. Ardından farklı tekstil esaslı triboelektrik nanojeneratör (T-TENG) yapıları oluşturulmuştur. Yün, poliamid 6.6, poliamid 6 ve biyo bazlı poliamid lif içeren dokuma kumaşlar üretilmiş ve pozitif eğilimli dielektrik yüzeyler olarak kullanılmıştır. Negatif eğilimli triboelektrik yüzeyler olarak Silikon film, PTFE film, PTFE kumaş ve PI film yüzeyler kullanılıp bu malzeme çiftlerinden hasat edilen enerji verimi incelenmiştir. Oluşturulan yapıların triboelektrik voltaj değerlerine malzeme cinsinin, yüzey alanın, temas frekansının, çarpma kuvvetinin ve dielektrik yüzeyler arasındaki mesafenin etkisi araştırılmıştır. Dokuma esaslı TENG' lerin ortalama gerilim değerine liflerin triboelektrik karakteri ile kumaş kalınlığı, gözenekliliği ve yüzey yapısı ile temas frekansı, çarpma kuvveti ve ayırma uzaklığının kritik etkileri olduğu, önceki çalışmaları da doğrular şekilde ortaya konulmuştur. Deneysel verilerde en yüksek ortalama voltaj değeri, dielektrik sabiti görece düşük olan ve negatif yüklenme eğilimli PTFE ve PI malzemelerin, PA6.6 ve/veya PA6 içeren dokuma kumaşlar ile yaptığı temas ayırma (CS) triboelektrik modunda elde edilmiştir. Ölçülen en yüksek ortalama gerilim değeri 252 mV, en yüksek ortalama akım değeri ise 210 nA olmuştur. Anahtar Kelimeler: Triboelektrik Nanojeneratör (TENG), Tekstil Esaslı Triboelektrik Nanojeneratör (T-TENG), Dikey Temas Ayırma Modu, Dokuma kumaş
Hazır giyim tedarik zincirinin yaşam döngüsü değerlendirmesi ile irdelenmesi
Günümüzde hazır giyim moda anlayışının popüler kültürden etkilenmesi, sadece mevsimsel değil neredeyse haftalık olarak değişmesi hızlı moda olarak tanımlanmaktadır. Hızlı moda anlayışı beraberinde hızlı üretimi ve ürünün lojistiğinin olabildiğince hızlı şekilde yapılmasını da gerekli hale getirmiştir. Hazır giyim sektöründe tedarikçi seçim kriterlerinde öncelik ucuz ve hızlı olmasıdır. Sürdürülebilirlik genellikle bu iki kriterden sonra gelmektedir. Bu durum çok fazla atık oluşmasına, karbon salınımına ve çevre kirliğine neden olmaktadır. Hazır giyim lojistiğinin sürdürülebilir olmasının karbon salınımını ne kadar azaltacağının belirlenmesi için yapılan bu çalışmada GaBi yazılımı kullanılarak yaşam döngüsü değerlendirmesi (YDD) yapılmış hazır giyim lojistik faaliyetlerinin çevresel etkisi değerlendirilmiştir. Hızlı olmak adına tercih edilen az miktarda hızlı şekilde ürün gönderim yöntemi olan kargo uçak kullanımının çevresel etkisinin en fazla olduğu görülmüştür. Çıkan sonuçlar doğrultusunda alınabilecek önlemler sayesinde sürdürülebilir lojistik yöntemleri kullanmak, hazır giyim lojistiğinden kaynaklanan karbon salınımını minimize etmek sektörel anlamda çevre kirliğinin azaltılması gerektiği yönünde bir farkındalık kazandıracaktır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Lojistik, Yeşil Lojistik, Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi, YDD, GaBi
Tekstil ürünlerinde ekolojik renk açma işlemi
Tekstil, Cumhuriyetin kuruluşundan beri kalkınma ve refahın eldesinde itici gücü sağlayan sektörlerden biridir. Tekstil terbiye işlemleri büyük miktarda elektrik, yakıt ve su gerektiren maliyetli işlemler olduğu kadar sera gazı salınımları ve atık su yüklenmesi nedeniyle hava ve su kirliliği oluşturan işlemlerdir. Tekstil boyahanelerinde rutin bir üretim adımı olmayan ancak en fazla atık su kirliliği yaratan işlemlerden biri boya açma/sökümüdür. Tekstil terbiye işlemleri boyarmadde ve kimyasal maddelerin belirli sıcaklık ve basınç altında life bağlanması esasına dayanmaktır. Bu işlemlerde müşterinin onayladığı renk numunesi ya da renk koordinatlarının yanlış yorumlanması, reçete hataları, laboratuvar – işletme farkı gibi nedenlerle rengin kabulünün sağlanmasında problem yaşanmaktadır. Bu hatanın ürünün ekonomik değerini azaltmaması veya tamamen ortadan kaldırmaması için düzeltilmesi bir başka ifadeyle sökülmesi gerekmektedir. Yapılan bu çalışmada indirgen şeker, melas, sodyum ditionit ve bu indirgeyici maddelere ek olarak UV işlemi yapılarak renk söküm işlemi yapılmıştır. Renk söküm işleminden sonra numunelerin kapilarite testi, renk ölçüm değerleri, K/S değerleri, boya söküm oranı ve söküm banyolarının redoks potansiyeli ölçülermüştür. Çeşitli koşullar altında renk sökümü yapılan numunelerin FTIR analizleriyle işlemin etkinliği açıklanmaya çalışılmıştır.
Yumuşak zırh üretiminde kullanılan kumaşların balistik koruma özellikleri ve hareket kabiliyetinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında balistik koruyucu vücut zırhlarının tanımı ve çeşitleri araştırılmış, para-aramid ve ultra yüksek moleküler ağırlıklı polietilen esaslı yumuşak zırh tekstillerinin üretim yöntemleri, kullanım alanları ve elde edilen ürünlerin avantaj ve dezavantajları değerlendirilmiştir. Bu zamana kadar yapılan çalışmalarda balistik kumaşların mermiyi durdurma özelliği gerçek veya sanal ortamda analiz edilmiştir. Bu analizlerde kumaş yüzeyine tek bir atış yapılmıştır fakat çoklu atışlarda balistik özellik farklı bir davranış göstermektedir. Standartlara uygun gerçek balistik testlerde 1 adet zırh numunesi üzerine 6 atış yapılmakta olup 5 atış başarılı olabilmekte, kumaş katmanları önceki atışlardan dolayı deforme olduğu için 6. atışta başarısız sonuç elde edilebilmektedir. Bunun nedeni balistik koruyucu kompozit zırh kumaşının tüm özelliklerinin her yerinde aynı olmaması, kumaş üzerindeki lif/matris reçine dağılımının homojen olmamasıdır. ANSYS gibi yazılımlarda kumaş özellikleri programa girilirken kumaş bünyesindeki pek çok değişkenin programa tanıtılması gerekmektedir. Günümüze kadar yapılan deneysel ve simülasyon çalışmalarından farklı olarak bu çalışmada, tüm savunma sanayisini kapsayacak şekilde 10 üretici firmadan temin edilen 26 çeşit yumuşak zırh kumaşı uygun laboratuvar koşullarında NIJ 01.01.04 Seviye IIIA ve STANAG 2920 standartlarında her bir ürüne minimum 6 atış yapılarak test edilmiştir. Ayrıca bu ürünlerin eğilme direnci düzeyleri belirlenmiştir. Bunun yanında kumaşların mevcut üretim koşullarında birim tüketim ve maliyet analizi yapılmıştır. Tüm bu çalışmalar neticesinde kullanım alanına uygun olarak avantajlı ve dezavantajlı yumuşak zırh sistemleri belirlenmiştir. Bu çalışma kapsamında elde edilen sonuçlara göre aynı koruma düzeyinde en hafif ve düşük maliyetli zırh grubunun UHMWPE esaslı yumuşak zırh sistemleri olduğu, eğilme direnci en düşük zırh grubunun ise para-aramid esaslı yumuşak zırh sistemleri olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Kullanıcı birlik ve personel ihtiyacına göre uygunluk değerlendirmesi yapılması durumunda komando birlikleri için balistik koruma ile beraber hareket kabiliyetinin yüksekliği öncelikli olup buna en uygun zırh sistemleri 85 g/m2 birim alan kütlesi altında bulunan UHMWPE esaslı yumuşak zırhlardır. Sabit duran, nöbet tutan koruyucu personel için balistik direnç seviyesi öncelikli olup ağırlık değerine bakılmaksızın 200 g/m2 den daha yüksek birim alan kütlesine sahip düşük maliyetli zırhlar tercih edilebilir. Mayından koruyucu kıyafet ve bomba imha elbiselerinde kullanılan yumuşak zırhın şarapnel parçacık koruma düzeyi önemli olup bunun için hibrit para-aramid esaslı zırh sistemlerinin tercih edilmesinin uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Tekstil mühendisliği öğrencilerine yönelik matlab gui tabanlı interaktif eğitim aracı tasarımı
İnsanoğlunun var oluşuyla birlikte örtünme ihtiyacı doğmuş, bu da tekstilin başlangıcına zemin oluşturmuştur. Bu sebeple tekstil, dünyanın en eski endüstrilerinden biri ve sanayileşmenin de öncüsüdür. Giyinme ihtiyacı ile çıkılan bu yolda, birçok ülke sanayisini tekstil endüstrisi üzerine kurmuştur. Gelişmekte olan ülkelerde tekstil sektörü halen önemini korumakta ve bu ülkelerin sanayi yelpazeleri içinde büyük bir paya sahip bulunmaktadır. Türkiye'de de önemli bir konuma sahip olan tekstil sektörü, ulusal kalkınmada öncü olarak, uzun yıllar önemini korumakla birlikte halen ülkenin rekabetçi sektörleri arasındadır. Ülkemiz, dünya genelinde, giyim ve tekstilde, tedarikçi ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Dünya'da sık rastlanmayan entegre üretim yapısı, uzun yıllara dayalı tecrübesi, nitelikli ve katma değerli ürünleri ile sektörde varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Tekstil eğitimi; nitelikli işgücü sağlaması ile, tekstil sektörünün mevcut ve rekabetçi yapısına büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizde meslek liselerinde sektör içi nitelikli ara eleman yetiştirilirken, tekstil mühendisliği bölümlerinde üst düzey eğitim verilmektedir. Elli yılı aşkındır ülkemizde tekstil mühendisleri yetiştirilmekte olup, bu mühendisler; üretimden, planlamaya, AR-GE'den pazarlamaya kadar birçok departmanda görev almaktadır. Bu sebepledir ki verilen eğitimin niteliği çok önemlidir. Günümüzde tekstil mühendisliği öğrencileri, iletişim, altyapı ve eğitim bakımından, bölümlerinden yüksek beklenti içindedir. Bu beklentileri karşılamak üzere yeni stratejilere yönelmek gerekir. Bu çalışmada farklı mühendislik alanlarında sıkça kullanılan bilgisayar teknolojilerinin, tekstil mühendisliği eğitiminde de kullanılması amaçlanmış, bu bölümün öğrencilerinin daha donanımlı, daha başarılı ve mesleki bilgilerine daha hâkim olabilmelerine katkıda bulunabilmek adına Matlab GUI (Graphical User Interface) tabanlı interaktif bir eğitim aracı hazırlanmıştır. Hazırlanan eğitim aracı ile "iplikçilik" konusu içinde geçen kavramların somutlaştırılması, hesaplamalarda daha hızlı ve daha doğru biçimde sonuca ulaşılması sağlanmıştır. Hazırlanan eğitim aracında konu anlatımları, çeşitli görseller, hesap uygulaması ve tekstil mühendisliği ile ilgili makale, bildiri ve tez çalışmalarına ait dokümanlarla zenginleştirilerek ilgili konunun öğrenci tarafından kalıcı şekilde öğrenilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca hesap uygulaması ile hesaplama işlemlerinin olduğu konularda, öğrencilerin ilgili parametreleri değiştirerek sonucun değişimini ya da yaptığı hesabın doğruluğunu gözlemlemesi sağlanacaktır. Çalışma hazırlandıktan sonra programa ait tüm dosyalar Matlab Compiler (derleyici) ile paket program haline getirilip, internet ortamında öğrencilerin paylaşımına sunulmuştur. Böylece öğrenciler herhangi bir Matlab bilgisine sahip olmadan bile, ister okulda öğretmenin rehberliğinde uygulamayı kullanabilecek isterse de okul dışında kendisine ait bir bilgisayarda çalışma ve ders tekrarı yapabileceklerdir.
Doğal radyasyon enerjilerinin yönetimi ile pasif ısıtıcı tekstil yapılarının tasarlanması
Günümüz tekstil uygulamalarında, doğal radyasyon enerjilerinin yönetimiyle tasarlanan pasif ısıtıcı yapılar gerek artırılmış konfor gerekse enerji tasarrufu açılarından giysi dışında kozmetik ve medikal gibi birçok teknik alanda da kullanım olanağı bulmaktadır. Doğal bir polimer olan sodyum alginat (NaAlg) matrisi içine çinko oksit (ZnO), turmalin ve pomza partikülleri eklenerek ısıtıcı özellikte kompozit filmler geliştirilmiş; bu filmlerin optik ve ısıtma özellikleri optimize edildikten sonra selülozik dokusuz yüzey kumaşa bitim işlemi olarak uygulanmasıyla ısıtıcı özellikte kumaşlar elde edilmiştir. Film ve kumaşların temel kimyasal ve morfolojik analizleri Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), partikül ve kompozit yapının kristal yapısı X-Işını Difraktometresi (XRD) ile analiz edilmiştir. Film ve kumaşların vücut orta infrared radyasyon (MIR) dalga boyundaki radyasyon enerjisini yönetme, uzak infrared radyasyon (FIR) dalga boyunda tekrar vücuda yansıtma performansları Zayıflatılmış Toplam Yansıma (ATR) FT-IR analizleriyle elde edilen yansıtma (reflection) ve yayıcılık (emissivity) grafikleri ile, güneş ışınlarını absorbe etme performansları ise UV-VIS-NIR spektroskopisi ile elde edilen yansıtma ve absorpsiyon grafikleri ile incelenmiştir. Isıtma performansları, devam eden bir TUBITAK Projesi kapsamında tasarlanan sıcak levha sisteminde FIR lamba altında yapılan testler ile belirlenmiştir. Son kullanım alanı olarak medikal veya kozmetik bir maske planlandığı için geliştirilen kumaşın diğer performans özelliklerinin belirlenmesi için temel fiziksel, mekanik, geçirgenlik (hava) ile sıvı absorbsiyon ve transfer testleri (absorbsiyon süresi, batma testi, absorbsiyon kapasitesi) de gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, vücut radyasyonu dalga boyu aralığında (7-14 µm) MIR ışınlarını vücuda geri yansıtma performansı en yüksek olan turmalin içerikli film olurken yayıcılık sonuçlarına göre ise ZnO partikülü içeren film en yüksek yayıcılık değerini vermiştir. UV-VIS-NIR ölçümlerinde ise görünür ışık aralığında (400-700 nm) turmalin ve pomza içerikli filmler güneş ışığını daha iyi absorbe etmişlerdir. Turmalin ve pomza içerikli filmlerin optik ölçümlerdeki yüksek performansları ısıtma konusunda da geçerli olmuş, filmler sırasıyla partikül içermeyen formlarına göre 9.39 °C ve 9.07 °C'lik ısıtma gerçekleştirmişlerdir. Dolayısıyla turmalin ve pomza içerikli kompozit çözeltiler iki farklı polimer yükleme oranında kumaşa uygulanmıştır. Kumaş sonuçlarına göre ise FT-IR yansıtma ve yayıcılık sonuçlarına göre, pomza içerikli kompozit uygulanan kumaş turmalin içerikli kumaşa göre daha iyi performans göstermiştir. Sıcak levha sistemi ile yapılan ısıtma performansı testlerinde de en yüksek sıcaklık farkı (4.18 °C) pomza içerikli kompozit uygulanan kumaşta (düşük yükleme) gözlenmiştir. Soğuma sırasındaki ısı tutma performansları ise ısınmadan farklı olarak kompozit uygulanan kumaşlarda daha düşük gözlenmiş, partiküller bu özelliği negatif yönde etkilemiştir. Kumaşların performans ve konfor parametreleri ile ilgili sonuçlar incelendiğinde, polimer uygulaması ile gramajda beklendiği şekilde bir artma; kopma mukavemetinde makine yönünde azalma, çapraz yönde artma; kopma uzamasında ise ham kumaşa göre azalmalar tespit edilmiştir. Giysilik kumaş kadar olmasa da seçilen kozmetik kullanım alanı için de önemli olan eğilme direnci değerleri polimer yükleme oranıyla beklenildiği şekilde artarken turmalin partikülleri kumaşı pomza içerikli uygulamaya göre anlamlı düzeyde daha fazla sertleştirmiştir. Hava geçirgenliği değerleri de uygulama ile beklenildiği gibi düşerken ham kumaşa en yakın değerler turmalin içerikli düşük polimer yükleme oranına sahip kumaşta tespit edilmiştir. Sıvı emme ve transfer özellikleri açısından en iyi sonuçlar, yüksek polimer yüklemeli pomza içerikli kompozit uygulanan kumaşta elde edilmiştir. Turmalin içerikli kumaşlar ise, en yüksek sıvı absorbsiyon kapasitesine sahiptir. Sonuç olarak, pomza içerikli kompozit uygulanan kumaş, FT-IR yansıtma ve yayıcılık, ısıtma performansı, sıvı emme ve transfer özelliklerinin tümünde daha yüksek performans göstererek kozmetik yüz maskeleri gibi kişisel veya medikal bir bakım ürünü için en uygun yapı olarak belirlenmiştir. Bu kumaşların, vücut ısısını geri yansıtarak uzun süreli ısıtıcı etki sağlamasına bağlı olarak deriye verilen aktif bileşenlerin daha etkili emilmesini destekleyebileceği düşünülmektedir. Özellikle düşük polimer yükleme oranında daha yüksek performans elde edilmesi hem ekonomik hem de kumaş performansı açılarından avantajdır. Bu tür pasif ısıtıcı yapıların, NaAlg ve seçilen partiküllerin vücut uygulamaları da düşünüldüğünde, çok fonksiyonlu benzer ürünlerde kullanılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, kumaş dahil kullanılan tüm malzemelerin biyobozunur özellikte olması ile enerji harcanmadan gerçekleştirilen ısıtma fonksiyonu yapının çevresel avantajlarını oldukça artırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kişisel termal yönetim, doğal radyasyon, pasif ısıtma, turmalin, pomza, sodyum alginat
Bitki ekstraktlarıyla bakteriyel selüloz esaslı biyo-dokusuz yüzey üretimi ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında, Giresun/Şebinkarahisar yöresinden sağlanmış tıbbi aromatik bitkilerden olan Helichrysum arenarium (L.) Moench., Thymus sipyleus Boiss. ve Mentha pulegium L. bitkilerinin ekstraktları ile bakteriyel selülozun (BS) in situ ve ex situ modifikasyonu yapılıp, biyoaktif materyaller içeren biyo-dokusuz yüzey üretiminin tamamen doğal kaynaklarla üretilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada öncelikle bitki ekstraktları hazırlanmıştır. Hazırlanan bitki ekstraktlarının Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) ile karakterizasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Daha sonra kombucha kültür ortamında statik kültür ile üretilmiş bakteriyel selüloza ex situ modifikasyon ile farklı konsantrasyonlarda üretim yapılmıştır. In situ modifikasyon ile üretimde ise farklı konsantrasyonlarda üretim çalışmaları yapılmış olup BS biyo-dokusuz yüzey üretimi gerçekleşen konsantrasyonlar üzerinden çalışma devam etmiştir. Üretilen biyo-dokusuz yüzeylerden antibakteriyel özelliği en yüksek olan örneklere liyofilizasyon (dondurarak) kurutma işlemi yapılmıştır. Ayrıca ex situ modifikasyon ile üretilen biyo-dokusuz yüzeyler arasında antibakteriyel özelliği en yüksek konsantrasyonlar belirlenmiş ve aynı konsantrasyonlarda bitki ekstraktları %70-30 tensel/viskon spunlace dokusuz yüzey (62 g/m2) kumaşa uygulanmıştır. Çalışmanın son aşamasında üretilen tüm yüzeylerin antibakteriyel aktivite testleri, su tutma, şişme oranı ve porozite gibi analizleri yapılmıştır. Üretilen biyo-dokusuz yüzeylere Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Termogravimetrik Analiz (TGA), Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC), X-Işını Kırınımı (XRD) gibi yöntemler ile karakterizasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda farklı ekstrakt türlerinin ve konsantrasyonlarının uygulama yöntemlerine göre etkileri karşılaştırılarak değerlendirilmiş ve yüksek antibakteriyel etkiye sahip gelişmiş özellikli biyo-dokusuz yüzeyler üretilmiştir.
Farklı elyaf türü ve iplik üretim sistemleri ile üretilen ipliklerden mamul kumaşların dijital baskı sonrası çeşitli kumaş performans özelliklerinin araştırılması
Tekstil endüstrisinin baskı alanındaki en önemli yeniliklerinden biri olarak kabul edilen dijital baskı kişiye göre tasarım imkanı, sınırsız renk ve desen örneklemesinin yanı sıra azaltılmış mürekkep israfı ve su kullanımı, baskı kalitesi ve renk haslıkları açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Belirtilen avantajlar dijital baskı yöntemi, tasarımcılar ve tekstil sektörünün ilgisini çekmektedir. Dijital baskıda belirli bir ürünün nihai görünümü tekstil malzemesinin kendine has özelliklerine bağlı olarak değişmektedir. Baskıda kullanılan kumaşın yüzey yapısı, yüzey dokusunun çeşitliliği, yüzeyin üç boyutluluğu, kumaş üretiminde kullanılan lif türü ve baskı öncesinde yapılan ön işlem gibi çeşitli faktörlerin etkileşimine bağlı olarak baskının kalitesi ve renk oranı değişmektedir. Yeni bir teknolojisi olması nedeniyle tekstilde dijital baskı konusunda sınırlı sayıda çalışma yapılmış durumdadır. Özellikle, dijital baskıda kumaş ön işleminin nihai sonucu etkilemesi nedeniyle literatürde pek çok araştırmacı kumaş ön işlemlerin dijital baskı kalitesine etkilerini incelemişlerdir. Bu tez çalışmasında, farklı iplik ve elyaf türü ile iplik numarasının dijital baskı işlemi sonrası dokuma kumaşların kumaş performans ve baskı kalitesi ile ilgili özelliklerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Farklı iplik ve elyaf türü ile iplik numarasının dijital baskılı kumaşların performans ve baskı özelliklerine etkisinin incelendiği tez çalışması, üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, elyaf türü ve iplik numarası sabit tutulup, konvansiyonel ring, OE-rotor ve vorteks iplik türlerinden elde edilen dokuma kumaşlar kullanılmıştır. Elyaf türünün etkisinin incelendiği ikinci bölümde iplik türü ve iplik numarası sabit tutulup pamuk, viskon ve modal liflerinden elde edilen dokuma kumaşlar incelenmiştir. tez çalışmasının son bölümünde iplik numarasının etkisinin incelenmesi amacıyla elyaf ve iplik türü sabit tutulup Ne 30/1 orta kalın ve Ne 60/1 ince ipliklerden elde edilen örme kumaşlar analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan kumaşlar, baskı öncesinde ön terbiye, gazeleme ve kurutma gibi hazırlık işlemlerinden geçmiştir. Çalışmada, siyah, mavi, turuncu, sarı, açık ve koyu mor gibi 11 renkten bir desen seçilip, Photoshop programında düzenlenmiş ve basılacak desenin baskı ayarları yapılmıştır. Daha sonra Efi Reggani marka Colors modeli 24 kafa 11 renkli penatrasyonlu dijital baskı makinesinde baskı işlemi yapılmıştır. Baskı işlemi sonrası buharlama, yıkama, kurutma ve yumuşatıcıdan oluşan bir apre işleminden geçirilmiştir. Dijital baskılı kumaşların dikiş açma, yırtılma ve kopma mukavemeti, kopma uzaması ile boncuklanma direnci gibi performans özellikleri yanında renk değerleri, renk haslıkları ve yıkama sonrası renk değerleri incelenmiştir. İplik türü (vorteks, ring ve OE-rotor), elyaf türü (pamuk, viskon ve modal) ve iplik numarasına (Ne 30/1 ve Ne 60/1) göre sınıflandırılanmış kumaşların dijital baskı işlemi sonrasında mukavemet, boncuklanma direnci ve su absorpsiyonu değerlerinde istatistiksel açıdan önemli düzeyde bir değişimin meydana gelmediği, yıkama sonrasında görsel değişimin meydana geldiği, ancak renk değerleri açısından belirgin bir değişimin olmadığı belirlenmiştir. Titan test sonuçlarında dikiş mukavemeti test sonuçlarına göre vorteks ipliği kullanılan kumaşlarda çözgü ipliğinde değişim diğer iplik türüne göre daha fazla olarak tespit edilmiştir. Elyaf türü etkisinde pamuk elyafı kullanılan kumaşta en iyi sonuçlar gözlemlenmiştir İplik numarasının etkisinde ise iplik kalınlığının mukavemet değerlerini olumlu etkilediği tespit edilmiştir. Yırtılma mukavemeti test değerlerinde iplik türüne göre OE rotor ve ring ipliğinden üretilen kumaşlarda elde edilmiştir. Elyaf türüne göre en iyi sonucu veren pamuk elyafı verirken iplik numarası bakımından Ne 30/1 ring iplikten üretilen kumaşta daha yüksek belirlenmiştir. Kopma uzaması ve kuruma hızı özelliklerinde ise baskı işlemi sonrasında özellikle yapılan apre işlemi nedeniyle iplik numarası veya kumaşların atkı çözgü yönüne bağlı olarak farklı değişimlerin meydana geldiği gözlenmiştir. Dijital baskı işlemi yapılan kumaşların renk verimi tespiti spektrofotometre cihazı kullanılarak ölçülmüştür. Bu sonuçlara göre ΔE değerine göre iplik türünde en yüksek renk verimi vortekste, elyaf türüne göre viskonda ve iplik numarasına göre Ne 30/1 viskon vorteks ipliğindedir. Dijital baskı yapılan kumaşların sürtme, yıkama, su ve ter gibi etkilere karşı iyi düzeyde renk haslığı değerlerini verdiği tespit edilmiştir. Çapraz kirlenme ve yıkama haslıkları benzer sonuçlar tespit edilmişken yaş sürtmede en iyi sonucu pamuk elyafı vermişidir. Özetle, dijital baskı işlemi kumaş performansı ile ilişkili özelliklere belirgin ölçüde etki etmezken renk haslıkları açısından iyi değerlerinin elde edilmesini sağlamaktadır. İplik numarasının etkisi konusunda özellikle renk özellikleri ve yıkama sonrası görsel değişim açısından daha etkili olduğu, ancak kumaş performansı açısından iplik numarasının önemli bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Atmosferik plazma işleminin naylon 66 örme kumaşın nem yönetim özelliklerine etkisi
Günümüzde yaşam standartları ile alakalı olarak kullanıcıların kıyafetlerden beklentileri gittikçe artmaktadır. Başta insanı bulunduğu ortamda rahat hissettiren konfor özelliği olmak üzere, sağlamlık, estetik ve tasarım gibi parametrelerin standartları artık kullanıcı için daha yüksektir. Kıyafetlerin konfor özellikleri ile anlatılmak istenen durum kumaşın nem, su ve hava geçirgenliği değerleridir. Günlük yaşantıdan ziyade özellikle aktif spor ile ilgilenen profesyonel olarak spor yapan veya yapmayan insanlar spor kıyafetinin konfor özelliklerine daha fazla dikkat etmektedirler ve kendilerini spor yaparken iyi hissetmek isterler. Yapılan bu değerlendirmeler sayesinde aktif spor yapan kullanıcılar için en çok tercih edilen kumaş türü olarak poliamid seçilip, konfor özelliklerine sahip olan bu kumaşın tekrarlı yıkamalar sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi için çalışma planı kurgulanmıştır. Literatürde örme kumaşlarda konfor değerlendirmesi için nem transfer özellikleri, kuruma hızı oranı özellikleri ve diğer performans özellikleri ile ilgili olarak çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Atmosferik plazma işleminin kılcallık performansları üzerine olan etkisi ile alakalı yapılan çalışmalar ışığında farklı koşullarda atmosferik plazma işlemleri kullanılarak performans değerlendirilmesi araştırmalarına ulaşılmıştır; ancak dikişsiz örme teknolojisi ile üretilen, aktif spor giysilerin ve bu giysilerin tekrarlı yıkama sonrasındaki performansları üzerine yapılan çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Bu noktadan yola çıkarak kurgulanan tez çalışmasında, plazma işleminin kılcal ıslanma, su buharı geçirgenliği, hava geçirgenliği ve kuruma oranı gibi önemli nem yönetim özelliklerine etkisi incelenmiştir. Buna ilave olarak, tekrarlı yıkama işlemlerinin adı geçen konfor özelliklerini nasıl etkilediği de değerlendirilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen veriler SPSS 20 yazılım paketi ile ANOVA, ikili (bivariate) korelasyon analizleri ve TOPSIS değerlendirmesi yardımıyla tartışılmıştır. Çalışma sonucunda plazma şartlarının ve apre şartlarının hemen hemen test edilen tüm konfor özelliklerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kumaş yapısı özellikleri de (kalınlık ve gözeneklilik durumu gibi fiziksel parametreler) ürünlerin nem performanslarını etkileyen parametreler olarak bulunmuştur. Yapılan değerlendirmeler sonucuna göre atmosferik plazma işlemi poliamid yapılı kumaşın nem yönetim özelliklerini etkileyen bir parametre olarak görülmüştür. Nihai hedef doğrultusunda belirlenen öncelikler dikkate alınarak sıralama elde edilmiştir.