Niğde Ömer Halisdemir Üniversity
Discipline

Turkish Language and Literature

Niğde Ömer Halisdemir Üniversity

5,796

Archived Theses

15

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Mukaddimetü'l-edeb'in söz varlığının Altay Türkçesinde görünümü

Mukaddimetü'l-Edeb, XII. yüzyılın başlarında yazılmış olan, yazıldığı dönemin dili ve söz varlığı hakkında bilgi edinmemize yardımcı olan bir sözlüktür. Eser gerek dil özellikleri ve gerekse söz zenginliği konusunda derin değerler taşır. Eserde yer alan ve o dönemin söz varlığını oluşturan birçok sözcük günümüze kadar gelmiştir. Türk dili, tarih boyunca Türkologlar ve araştırmacılar tarafından çeşitli dönemlere ve lehçelere ayrılmıştır. Çağdaş Türk lehçelerinden bir tanesi olan Altay Türkçesi; dilleri ve kültürleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Altay Türklerinin yazı dildir. Altay Türkleri, Güney Sibirya bölgesinde Altay Dağlarında yaşayan bir Türk topluluğudur. Türkçe geçmişten bugüne değin dünya üzerinde geniş bir coğrafyaya hitap edebilmiş büyük dillerden biridir. Mukaddimetü'l-Edeb ile ilgili çalışmaların az olduğu, özellikle Mukaddimetü'l-Edeb'in diğer dillerdeki görünümüyle, söz varlığıyla ilgili çalışmaların çok daha az sayıda olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu eserin yalnızca bir lügat olmadığı, aynı zamanda yazıldığı dönemin diliyle yani Harezm Türkçesinin söz varlığını gözler önüne serdiği de unutulmamalıdır. Çalışmada öncelikle Mukaddimetü'l-Edeb'e ve eser ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Akabinde Altay Türkleri, Altay Türklerinin demografik yapısı, dilleri ve Altay Türklerinin boyları aktarılmıştır. Çalışmanın inceleme kısmında Mukaddimetü'l-Edeb ve Altayca Türkçe Sözlükteki sözcükler karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Karşılaştırma dört bölümden müteşekkildir. Birinci bölümde fonetik ve anlam bakımından aynen devam eden kelimeler; ikinci bölümde fonetiği değişmiş anlamı değişmemiş kelimeler; üçüncü bölümde fonetiği aynı, anlamı değişmiş kelimeler ve dördüncü bölümde hem fonetiği hem anlamı değişmiş kelimeler incelenmiştir. Fonetik değişimlerin yanında sözcüklerdeki anlamsal değişimler de aktarılarak Altay Türkçesi içerisinde Mukaddimetü'l-Edeb'in söz varlığının ne oranda mevcut olduğu gösterilmiştir.

Murat Kağan Atalay
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

O'tkır Hashımov'un Bahor Qaytmaydı adlı hikâyesinin çevirisi ve söz varlığı incelemesi

Çağdaş Özbek Edebiyatında 1962- 2013 yılları arasında, roman, masal, hikâye ve piyes gibi elli'den fazla eser veren O'tkir Hashimov eserlerinde yaşadığı dönemi ve bireyi olduğu Özbek halkının gerçeklerini ele almıştır. Özbek halkının inançlarını, değer yargılarını, örf, adet, ananelerini ve sosyo- ekonomik bozulmalarını bazen dramatik bazen komedi bazen de yergi biçiminde okuyucuya sunan Hashimov, Özbek Halk Edebiyatı'nın gelişiminde de önemli rol oynamıştır. Çağdaşı olan şair ve yazarların aksine Hashimov'un eserleri Türkiye'de akademik anlamda istenilen düzeyde ilgi görmemiş olsa da Hashimov'un Özbek Halk Edebiyatı'nın yapıtaşlarından biri olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Bir önceki çalışmamızda Hashimov'a ait yedi hikâyenin çevirisi yapılmış, bu hikâyelerin bizlerde uyandırmış olduğu etki sonucunda, Hashimov'un başka bir eseri olan "Bahar Gelemeyecek" adlı hikâyesi, gerek dönemin edebi hayatı bakımından gerekse toplumsal yapı ve dil kullanımı bakımından bilgilendirici düzeyde olması nedeniyle, tez çalışmamızın konusu olarak daha kapsamlı bir şekilde ele alınmış ve bütün bunların sonucunda akademik anlamda Türkiye'de yapılmak istenen çalışmalar ile ilgili yol gösterici olması hedeflenmiştir. Bu amaçla eser Özbek Halk Edebiyatından Türk Edebiyatına Çevrilerek, Türk Edebiyatına yeni bir eser kazandırılmak istenmiş, bununla beraber yapılan tematik söz varlığı ve kelime türleri incelemesiyle literatüre katkı sağlamak çalışmamızın ana amacını oluşturmaktadır. Özbek Edebiyatından dilimize kazandırılan eser sayısının her geçen gün artış gösterdiği bilinmektedir. Bu eserler arasında Hashimov'un eserlerinden de birkaç örnek göstermek mümkün olsa da incelemiş olduğumuz "Bahor Qaytmaydi" adlı eserin daha önce ülkemizde çalışılmadığı görülmüştür. Bu çalışmamız, O'tkir Hashimov'un "Bahor Qaytmaydi" adlı eserinin Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine Çevrisi, Tematik Söz Varlığı ve Kelime Türleri incelemesi vd. Köken Bilgisi unsurlarının birleşiminden oluşmuştur. Giriş kısmından sonra Yöntem, O'tkir Hashimov'un Hayatı, Edebi Kişiliği, Eser Hakkında, Eserinin Özeti ve Söz Varlığı gibi başlıklar vd. bu başlıklarla ilgili bilgiler bulunmaktadır. Birinci Bölümde: Tematik Söz Varlığına ve Kelime Türleri vd. Köken Bilgisine yer verilmiştir. İkinci Bölümde: Metnin Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine Çevirisi bulunmaktadır. Sonuç bölümünde ise O'tkir Hashimov'un "Bahor Qaytmaydi" adlı eseri üzerinde yapılan söz varlığı incelemesi sonucunda elde edilen sayısal verilerin "Kelime Türleri Yüzdelik Dilim Grafiği" ve "Kelime Kökeni Yüzdelik Dilim Grafiği" değerlendirmesi ve yorumlanması yer almaktadır. Çalışmanın Türk Dili ve Edebiyatı alanında Çeviri ve Söz Varlığı alanında yapılacak yeni çalışmalara katkı sağlanması hedeflenmektedir.

Yakup Bilmez
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçede sezdirim

İnsan bildirişimini çıkarımsal modelle değerlendirecek her çalışmanın sezdirme sürecini açıklaması bir gerekliliktir. Türkçeyle ilgili sezdirim çalışmalarına bakıldığında çok farklı bakış açılarıyla karşılaşılmıştır. Bu görüşlerin kuramsal açıdan belirsiz ve eksik olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında sezdirim terimi ve sezdirim bildiren yapılarla ilgili belirsizlik ve eksiklikleri ortadan kaldırarak tanımı ve tasnifiyle ilgili sınırları açık bir sezdirim kavramı ortaya koymak amaçlanmıştır. Sezdirim terimi, edimbilimin temel kavramlarından biri olması nedeniyle ortaya atıldığı günden beri tartışmaya açık olmuştur. Bu sebeple sezdirimle ilgili Batı'da kabul görmüş farklı bakış açıları, Türkçe üzerine yapılmış çalışmalar ve belagat çalışmaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Daha sonra Türkiye Türkçesine ait çağdaş metinler, tiyatro oyunları ve günlük konuşmalardan edinilen örnekler, bu incelemelerde elde edilen veriler üzerinden değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler ve incelenen örnekler sonucunda sezdirimler; konuşurun yüzey yapıda ifade ettiği tümcenin anlamının ötesine geçen, dinleyici tarafından ulaşılması/çıkarılması/yorumlanması beklenen, niyet katmanı ve anlamsal kasıt içeren hesaplanabilir çıktılar olarak tanımlanmıştır. Sezdirimin tanımlanma sürecinde vurgulanması gereken bulgulardan biri, konuşurun bildirişim sırasında edimsel sezdirimler dışında kastedimlerden de faydalandığıdır. Bu nedenle tümcenin anlamının ötesine geçen her edimbilimsel çıktının, bir sezdirim olarak değerlendirilmemesi gerektiği anlaşılmıştır. Böylece sezdirimlerin, kastedimlerden ayrı bir edimsel kavram olarak nitelendirilmesinin bir gereklilik olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu ayrımın neticesinde Grice'ta uzlaşımsal sezdirim ve genelleştirilmiş bildirişimsel sezdirim olarak karşılanan örneklerin birer sezdirim olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sezdirim bildiren yapıları sınıflandırma sürecinde öncelikle iki tür sezdirimin varlığına dikkat çekilmiştir. Bu iki tür, anlatısal ve edimsel olmak üzere adlandırılmış ve anlatısal sezdirimlerin farklı bir kuramsal bakış açısına ihtiyaç duyduğu düşünüldüğünden sınıflandırmaya dâhil edilmemiştir. Edimsel sezdirimler sınıflandırılırken sezdirimlerin; bağıntı durumuna, çıkarım sürecine, muhataba etkisine ve bağıntıyı sağlayan unsura göre olmak üzere dört ana başlıkta tasnif edilmesinin uygun olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu sınıflandırma sonucunda edimsel sezdirimler bağıntı durumuna göre güçlü ve zayıf sezdirimler; çıkarım sürecine göre öncül ve sonuç sezdirimleri; muhataba etkisine göre bilgilendirme ve hatırlatma sezdirimleri; bağıntıyı sağlayan unsura göre ise cevap, gerekçe, önvarsayımsal, ilişki, acil durum, gerçeklik, üçüncü kişi, uyumsuzluk, sözde bilgi ve kastedimsel sezdirimler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sezdirim, Edimbilim, Bildirişim, Kastedim.

Vural Akboğa
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında muamma şerhleri ve Muammâyî Ahmed Çelebi'nin Şerh-i Muammeyât-ı Emrî'si (Transkripsiyonlu metin-inceleme)

Kelime anlamı olarak "gizli, örtülü, anlaşılması güç, işaret ve remiz yoluyla söylenmiş söz veya şey"; edebiyat terimi olarak da bir ismin gizlenmesi amacıyla tertip edilmiş bilmeceleri içeren türe ad olan muamma, şu anki bilgilere göre Arap edebiyatında ortaya çıktığı düşünülen, oradan Fars edebiyatına geçerek müstakil bir ilim haline gelip teorisi en ince ayrıntısına kadar ortaya konulmuş edebî bir maharettir. Klasik Türk edebiyatında ilk nüvelerini 15. yüzyılda gördüğümüz ve 16. yüzyıla gelindiğinde altın çağını yaşayan muamma, şarihlerin dikkatini çeken bir tür olmayı başarabilmiştir. Özellikle muamma yazma konusunda klasik edebiyatın mihenk taşı sayılan ve bu konudaki mahareti tezkire yazarları ile edebiyat otoriteleri tarafından kabul görmüş Emrî'nin muammaları, hem kendi döneminde hem de kendinden sonraki dönemlerde adından söz ettirebilmiş ve şarihler tarafından şerh edilmeye değer manzumeler olarak görülmüştür. Muammâyî Ahmed Çelebi'nin Şerh-i Muammeyât-ı Emrî'si de bu anlayışla kaleme alınan eserlerden biridir. Türk edebiyatında "muamma" denince akla gelen ilk isim olan Edirneli Emrî Çelebi'nin muammalarını müstakil olarak içeren bu eser, onun muammalarının halli (çözümü) ve edebî değerinin ortaya konulması açısından önemli bir yere sahiptir. Hazırlamış olduğumuz tez çalışması, giriş kısmı ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında şerh ve şerh edebiyatıyla ilgili bilgilere değinilmiş, ardından birinci bölümde muamma kavramı ve Türk edebiyatında kaleme alınan muamma şerhleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Muammâyî Ahmed Çelebi'nin hayatına dair tarafımızca ortaya konan tespitlere yer verilmiş ve müellifin Şerh-i Muammeyât-ı Emrî'si incelenerek şerh tekniği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise eser, transkripsiyon yazı sistemiyle Latin harflerine aktarılmıştır.

Songül Akboğa
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı edebiyatında su taşıtları ve kültür

On dokuzuncu yüzyılda, Osmanlı'da siyasi, sosyal, ekonomik açıdan çeşitli gelişmeler yaşanmıştır. Kültür dünyası için de hareketli geçen bu dönemin özellikleri, Osmanlı basılı metinlerine yansımıştır. Osmanlı İstanbul'unun yaşamında vazgeçilmez olan kayık, sandal, vapur gibi taşıtlar ile deniz, nehir birçok edebî yapıtta merkezî bir konuma sahiptir. Buna rağmen on dokuzuncu yüzyıl edebiyatında su yolları ve taşıtlarının kapsamlı olarak incelenmediği gözlemlenmiştir. Mekân üzerine yürütülmüş çalışmalar genellikle kara ulaşımına ve karadaki mekânlara odaklanmıştır. Oysa su yolları ve taşıtları edebî metinlerin yapısı bakımından önem taşımaktadır. Ayrıca eserlerde çeşitli görevler üstlenip anlamlar ortaya koymaktadır. Bu yüzden su yolları ve taşıtlarının, dönem içerisinde kaleme alınan eserlerde kullanımlarının, anlamlarının, zaman ile mekân birlikteliği de dikkate alarak bütüncül bir şeklide değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda tezde, 1851-1900 yılları arasında farklı alfabelerde Türkçe basılmış kurmaca metinlerde İstanbul şehir içi su yolları ve taşıtlarının sosyoekonomik, kültürel, psikolojik anlamları, işlevleri ve önemi sorgulanmaktadır. Belirlenen zaman aralığından çeşitli ölçütlere göre saptanan 50 eserde, su yolları ve taşıtlarının anlatının yapısı açısından işlevinin açığa çıkarılmasında Mihail Bahtin'in kronotop kavramına başvurulmuştur. Deniz, nehir ve göllerin yanı sıra kayık, sandal gibi su taşıtlarının kronotop değeri incelenmiştir. Vapur yeni bir kronotop olarak tanıtılmıştır. Su yolları ve taşıtlarının olay örgüsündeki işlevleri tartışıldıktan sonra psikolojik, kültürel ve toplumsal anlamları değerlendirilmiştir. Sonuçta on dokuzuncu yüzyıl içerisinde su yolları ve taşıtlarının metni kurma, çözüme ulaştırma, kişileri birleştirme, ayırma gibi işlevlerde kullanıldığı, zamanı somutlaştırarak görünür kıldığı, olay örgüsünün düzeni ile kişilerin duygu düşünceleri üzerinde etkili olduğu ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: kronotop, Bahtin, dönüm noktası, deniz, vapur, kayık, sandal, zaman yönetimi.

Ayşe Yiğit
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Halide Edip Adıvar'ın öykülerinde kadın ve tarih

Halide Edip Adıvar, eserlerinde yaşadığı dönemin sosyal sorunlarını ele alan ve bireyin psikolojisini titizlikle işleyen bir yazardır. Birçok türde eserler veren Adıvar'ın, akademik çalışmalarda hayatı ve eserleri ele alınmasına rağmen öyküleriyle ilgili yapılan çalışmalar azdır. Daha önce dergi ve gazetelerde yayımlanmış öykü, mensur şiir ve gezi yazılarının toplandığı Harap Mabetler (1911), Dağa Çıkan Kurt (1922) kitapları ve aynı şekilde ölümünden sonra basılan Kubbede Kalan Hoş Sada (1974) isimli eserler incelendiğinde, metinlerde, Adıvar'ın tarihle ilgili düşünce ve tartışmalarının olduğu görülmektedir. Adıvar'ın bahsedilen eserlerindeki toplam on beş metninde, tarihî olay, karakter ve gerçekliklerin yeniden kurgulandığı görülmüştür. Söz konusu öykülerde geçmiş, bugün ve gelecek kadın çerçevesinde işlenmiştir. Adıvar'ın yaşadığı dönemde etkili bir ideoloji olan milliyetçiliğin metinlerdeki olay ve karakterlere tesir ettiği de saptamıştır. Yeni Tarihselcilik, geleneksel tarih anlayışının sorgulanmasıyla meydana gelen bir yaklaşımdır. Tarih ve edebiyat alanlarındaki metinler üzerinde çalışan bu yaklaşımın, Adıvar'ın öykülerinde gözlemlenen olguları anlamlandırmak için elverişli araçlar sunduğu düşünülmüştür. Dolayısıyla bu tezde, çeşitli ölçütlere göre belirlenen örneklem, Yeni Tarihselcilik ve milliyetçilik kuramlarının ışığında incelenmiştir. Sonuçta yazar, eser ve dönem üçlüsünün bir döngü hâlinde birbirini ürettiği ve dönüştürdüğü sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halide Edip Adıvar, tarihî öykü, tarih, Yeni Tarihselcilik, toplumsal cinsiyet, milliyetçilik

Rabia Bakırdaş
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Akif ve Tevfik Fikret'in manzum hikâyelerinde karakterleştirme

Bu tezde, Mehmet Akif'in Safahat, Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste adlı şiir külliyatlarında yer alan manzum hikâyelerdeki karakterleştirme teknik ve yöntemleri incelenmiştir. Akif'in 110 şiirinden 29'u, Fikret'in 170 şiirinden 22'si manzum hikâye olarak belirlenmiştir. Manzum hikâyeler, metin odaklı bir yaklaşım olan anlatıbilim yöntemi benimsenerek anlatıcı, karakter ve anlatım teknikleri bağlamında incelenmiştir. Karakter, anlatı metinlerinin temel unsurlarındandır ve önemli işlevlere sahiptir. Okuyucuya hikâye ile bağ kurma, olayların gelişimini anlama imkânı tanırlar. Ayrıca yazarın hikâyede iletmek istediği tematik unsurları temsil edebilir; özellikleri, değerleri ve davranışlarıyla hikâyenin derinliğini artırabilir; metin boyunca yaşadığı değişim, dönüşüm ve çatışmalar sayesinde okuyucuda merak uyandırılabilir; en önemlisi, anlatının gerçek yaşamla bağ kurmasına yardımcı olurlar. Karakter anlatının diğer unsurları ile daimi bir etkileşimle var olur. Karakterin kim tarafından nasıl kurgulandığını incelemeyi amaçlayan çalışmada ilk olarak konu, "anlatıcı karakterleştirmesi" ve "figür karakterleştirmesi" olarak sınıflandırılmıştır. Karakteri metne yerleştiren unsurun belirlenmesinin ardından yazarların onları hangi yöntemle görünür kıldıkları irdelenmiştir. Sonuçta, Akif ve Fikret'in en çok tercih ettiği karakterleştirme yönteminin "anlatıcı karakterleştirmesi" olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, Fikret'in dışsal odaklanmaya sahip heterodiegetik anlatıcıyı, Akif'in ise içsel odaklanmaya sahip homodiegetik anlatıcıyı benimsediği saptanmıştır. Bu durumun karaktere olan mesafeyi belirlediği, bunun da karakter hakkındaki bilgilerin inanırlığına etki ettiği görülmüştür. Ayrıca karakterlerin anlatıcı tarafından karakterleştirilmesi, şairin kendi sesinin anlatıda yansımasının bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.

Fatma Nur Topel
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk destanlarında baba-oğul ilişkisi

Destanlar, ait oldukları milletin maddî-manevî tüm değerlerini bünyesinde barındıran, tarihini, kültürünü ve başından geçmiş önemli olayları bize aktaran eserlerdir. Destanlar uzun bir gelişim sürecinden sonra nesilden nesile aktarım yoluyla günümüze kadar ulaşmıştır. Toplumun en küçük yapı taşı olarak nitelendirilen aile, Türk kültüründe ve destanlarında son derece önemli bir yere sahiptir. Türk kültüründe aile yapısının içerisinde bulunan bireylerin kendilerine ait rollerin yapısı vardır. Baba-oğul ilişkisi de bu yapının içinde çok önemli bir rol oynamamaktadır. Çalışmamızdaki destanlarda aile kavramı üzerinden baba-oğul ilişkisinin nasıl ele alındığı ve Türk toplumuna nasıl yansıdığı araştırılacaktır.

İpek Nur Güllü
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sibirya destanlarında kahramanların erginlenme (olgunlaşma) süreçleri

İnsanoğlu var olduğundan beri, kuşaktan kuşağa, dün ve bugün arasında bir bağ kuran sözlü kültür ürünleri arasında destanlar önemli bir yer tutmaktadır. Destanlar, toplumların tarihini, inançlarını ve değerlerini yansıtan önemli kaynak, içerdiği bakımından derin anlamlar barındıran ve toplumun mitik düşüncelerini aktaran metinlerdir. Türk düşünce sisteminin sözlü bir görünümü olan destanlar Türk milletinin yaşamı yorumlama şekillerini ve yaşam karşısında gösterdikleri tutum ve davranışlarını barındıran sözlü kültür ürünüdür. Geçmişten günümüze kadar aktarılan bu ürünler, insanlığın kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Destanların çeşitli görünümlerine rağmen benzer motifleri ve işleyişleri olduğu bilinmektedir. Joseph Campbell kahraman arketipine odaklanarak, kahramanların benzer hikâyelerinin döngüselliğini "monomit" kavramıyla kuramsallaştırmıştır. Monomit kuram, kahramanın "yola çıkış-erginlenme-dönüş" aşamalarının halk anlatılarında döngüsel ve ortak bir akış içinde meydana gelmesini ifade etmektedir. Sibirya Destanlarında Kahramanın Erginlenme (Olgunlaşma) Süreçleri adlı bu çalışmada Joseph Cambell'in "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" şeklinde Türkçeye çevrilen çalışmasında teorik çerçevesini belirlediği monomit kuramı, Sibirya Sahası Türk kahramanlık destanlarına uygulayarak bu metinlerin ortak sembolizm açısından benzerliklerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sibirya Türk Destanları, Altay, Hakas, Tıva, Yakut (Saha), Şor, Erginlenme

Şerife Yeniay
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Nazım Hikmet şiirinde öznenin görünümleri

Bu çalışma, Nâzım Hikmet şiirlerindeki özne sorunsalına odaklanmaktadır. Nâzım Hikmet, şiiri sadece bir duygu ya da düşünce yansıtma ve yayma aracı olarak görmemiş, bunların şiir yoluyla oluşumunun örneklerini sunmuştur. Bu örneklerde sabit ve önceden verili bir dizgeye dayanarak hayat süren özne fikrinden değil, öznenin dönüşen ve dönüştüren etkisinden yola çıkmıştır. Siyasal, toplumsal ve öznel olanın birbirinden ayrılmadığını gören Nâzım Hikmet, türlerin sınırlarını da poetikası çerçevesinde genişletmiş ve metin yazmanın aynı zamanda bir imkân üretmek olduğunun farkına varmıştır. Bu noktada onun şiirini incelerken öznel ve toplumsal olanın gözden kaçırılmaması gerekliliği doğmaktadır. Siyasal, sosyal ve toplumsal bakış açıları her ne kadar önem taşısa da öncü bir şair olan Nâzım Hikmet'in şiirini değerlendirirken eksik kalabilmektedirler. Bu çalışmada geliştirilmeye çalışılan bakış açısıyla Nâzım Hikmet şiiri, gerek biçim ve içerik gerek metin üretme stratejileri yönünden birbiriyle ilişkili olgular olarak ele alınmış, Gilles Deleuze ve Felix Guattari'nin öncülüğünü yaptığı şizoanalitik bakış açısının kavramlarından yararlanılmıştır. Şizoanalizin felsefeyi bir kavram üretme yolu olarak görmesi, arzuyu öznel ve toplumsal üretimin temeline koyması, sabit kavram alanları yerine kavramların birbiriyle ilişki kurarak çoğalması gibi birçok çıkış noktası, çalışmanın şiir bağlamındaki öncülünü oluşturmuştur. Şiirdeki gelenek ve gelecek görünümlerine, Nâzım Hikmet'in şair özne olarak kendisini kurmasına ve şiir üretim stratejilerine yine şizoanalizin özne sorunsalı çerçevesinden yaklaşılmıştır. Şairin türlerle olan ilişkisi, geleneğe bakış açısı, hayatta şiire verdiği yer ve öznellik kurguları, yine aynı çerçeveden hareketle çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu çözümleme için şairin belirtilen ilişkileri en çok kurduğu metinler olan anlatı şiirlerine yer verilmiştir.

Alptuğ Topaktaş
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Halide Nusret Zorlutuna'nın romanlarında toplumsal cinsiyet ve kimlik

Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeğe, toplum ve kültür tarafından yüklenen rolleri tanımlamak; kadınlığın ve erkekliğin biyolojik bir cinsiyet olduğu kadar sosyolojik bir olgu olduğunu anlatmak; kadın ve erkeği, toplumsal yapı içinde, toplumsal normlar çevresinde birbirinden ayırmak için kullanılan bir kavramdır. Bu yönüyle kavram, bir kimlik biçimini ifade eder ve antropolojiden tarihe, psikolojiden sosyolojiye, sosyal bilimlerin birçok alanında kadın ve erkek kimliğinin nasıl oluşturulduğunun incelenmesine imkân sağlar. Toplumsal cinsiyet rollerinin belki de en görünür olduğu alanın edebiyat olduğu dile getirilebilir. Bu tez, Halide Nusret Zorlutuna'nın romanlarının toplumsal cinsiyet kavramı çerçevesinde incelenmesi hakkındadır. Bu doğrultuda söz konusu romanlarda kurulan toplumsal cinsiyet söylemleri, kadınlık ve erkeklik rolleri ile kimlik biçimleri irdelenmektedir. Çalışmada Zorlutuna'nın seçilmesinin temel gerekçesi, onun Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde yaşaması ve kamusal alana girebilen bir kadın olarak toplumun cinsiyet algılarındaki dönüşümün bir örneğini temsil etmesidir. Ayrıca onun hem sahip olduğu muhafazakâr kimliği hem de kamusal alandaki öncü kadın rolünü eserlerine taşıması, eserlerini gerçekçi bir tarzla toplumu anlatma çabasıyla yazması da onun romanlarının seçilmesinin bir diğer gerekçesidir. Bu doğrultuda tez, dört bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde toplumsal cinsiyet ve edebiyat ilişkisi çerçevesinde kuramsal bir arka plan oluşturulmuştur. İkinci bölümde, tezdeki incelemelerin tutarlı olması adına Zorlutuna'nın hayatına yer verilmiş ve tezde ele alınan romanlar özetlenmiştir. Üçüncü bölümde, söz konusu romanlardaki kadın kurgularına odaklanılmış ve kadın roman kişileri, anne, eş ve toplumsal hayattaki rolleri çerçevesinde incelenmiştir. Dördüncü Bölümde ise erkekler ile erkeklik kurguları irdelenmiştir.Böylece Zorlutuna'nın eserlerindeki toplumsal cinsiyet rolleri aydınlatılmış ve neredeyse bütün romanlarında toplumun kadın ve erkeğe yüklediği rolleri olay örgüsü çerçevesinde tartışmaya sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zorlutuna'nın bütün romanlarında, muhafazakâr bir aydın kimliğinin yansıması bulunmaktadır. Bu durum, onun romanlarında, toplum tarafından makbul görülen cinsiyet rollerinin daha belirgin, çağının düşünce dünyasına aykırı gelebilecek fikirlerin ise daha kapalı kurgulanmasıyla sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Halide Nusret Zorlutuna, toplumsal cinsiyet, kadınlık, erkeklik, kimlik

Sevim Betül Baloğlu
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş mutfağı üzerine halk bilimsel bir inceleme

Kahramanmaraş ili bulunduğu coğrafi konum ve tarihi itibariyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Kahramanmaraş şehrinde, her bir medeniyet kendinden sonra gelen nesle kültürel mirasın önemli taşıyıcısı olan mutfak kültürünü kalıt olarak bırakmıştır. Bu bağlamda; Kahramanmaraş ilinde geçiş dönemleri, özel günler, kutsal aylar ve bayramlarda oluşan yeme içmeler ve yeme içme odağında belirmiş halk inanışları, sofra adabı, misafir ağırlama kültürü, mutfak araç gereçleri ve mutfak kültürünün yansıması olan halk edebiyatı sözlü kültür ürünleri bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında; öncelikle geçiş dönemleri üzerinde durulup, o dönemlerde kendini gösteren mutfak kültürü incelenmiştir. İnsanoğlunun yeme içme eylemi hayatın bütün dönemlerinde devam etmiştir. Özel günlerde ve kutsal aylarda beliren yeme içme uygulamaları araştırılıp ortaya konmuştur. Ayrıca mutfak etrafında gelişen inanış ve uygulamalar üzerinde çalışılmıştır. Bütün bunlarla birlikle Kahramanmaraş mutfak kültürünün sözlü edebiyata yansıması sonucu ortaya çıkan eserlere yer verilmiştir. Tezin sonunda Kahramanmaraş yöresine ait yiyecekler, içecekler ve mutfak araç gereçleri tanıtılmıştır.

Elif Aksan Polat
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesinde fiilden türetilmiş kökteş sözcük aileleri

Türkçe, yapı bakımından eklemeli diller grubu içerisinde yer alır. Bu özellik dolayısıyla yapım ve çekim işlemleri, isim ve fiil köklerine çeşitli ekler eklenerek yapılır. Birden fazla sözcük türetme sistemine sahip olan Türkçede en çok kullanılan yol, yapım ekleri ile türetmedir. Yapım ekleri ile sözcük türetme, isim veya fiil niteliği taşıyan köklere yapımlık bağımlı biçimbirimlerin (yapım ekleri) getirilmesi ile gerçekleşir. Böylece ilgili kökten onunla anlam ilişkisine sahip olan yeni bir isim veya fiil türetilmiş olur. Türkçenin bu sözcük türetme olanağı, sınırlı sayıda kökten çok fazla sayıda yeni sözcük türetilmesini sağlar. Aynı kökten türetilmiş sözcükler de "kökteş sözcük aileleri"ni oluşturur. Bu sözcük grupları, Türkçenin sözcük türetme sisteminin işlekliğini ve gücünü göstermesi açısından ilgi çekicidir. Bu çalışmada, Türkiye Türkçesinde tek heceli kök fiillerden (261 adet), fiilden isim ile fiilden fiil yapım ekleri ile türetilmiş kökteş sözcükler ve bu sözcüklerden oluşmuş aileler belirlenmiştir. Türkçe Sözlük (TDK, 2019) ve Derleme Sözlüğü (1993) başta olmak üzere, ağız çalışmaları ve sözlükleri, terim sözlükleri, ilgili makaleler ve tezler, Türkçe Ulusal Derlemi ve internet taranarak söz konusu tek heceli kök fiillerden yapım ekleri ile türetilmiş sözcükler belirlenerek fişlenmiş ve sistemli bir biçimde tablolaştırılmıştır. Bu sözcükler içerisinde sadece sözlüklerde (genel, ağız ve terim) olanlar değil, sözlüklerde madde başı yapılmamış olmasına rağmen ilgili kökten türetilen ve yazı veya konuşma dilinde kullanıldığı belirlenen sözcükler de bulunmaktadır. Böylece ilgili kökten türetilerek kullanılan tüm sözcükleri belirlemek amaçlanmıştır. Yapılan çalışmayla, Türkçenin en önemli yapı özelliği olan yapım ekleri ile sözcük türetme sisteminin Türkiye Türkçesindeki işlekliği ve gücü örneklerle gösterilmeye ve Türkiye Türkçesinin söz varlığının sınırları hakkında bir fikir edinilmesi sağlanmaya çalışılmıştır.

İmren Yıldız
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Maarif İşçisi dergisinin dil incelemesi (Metin-inceleme)

Dil, sözlü veya yazılı bir biçimde insanların iletişim kurmak için kullandığı doğal bir araçtır. Sözlü olarak kullanılan dil, belli bir düzen ile bir araya gelen seslerin, belli kurallar dâhilinde birleşip anlamlı bir birim hâline gelmesiyle oluşmuştur ve milattan önce yazıya geçirilmeye başlanmıştır. Türklerin kullandığı dil de yaşadığı coğrafya, etkileşim içerisinde bulundukları topluluklar sebebiyle birçok değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler farklı yazı dili geleneklerinin oluşmasını sağlamış ve bunlar da çeşitli Türk dili kollarını ortaya çıkarmıştır. Türklük biliminde lehçe adıyla anılan bu kollar Kıpçak, Karluk ve Oğuz olmak üzere üç ana grup olarak incelenmektedir. Araştırma konusu olarak seçilen Azerbaycan Türkçesi ise "Güneybatı (Oğuz) Türk lehçeleri" grubu içerisinde yer almaktadır. Dünyada gerçekleşen Rönesans, Reform gibi gelişmelerin tüm dünyayı etkilediği gibi Türk kültürünü de etkilediği görülmektedir. En büyük etkileşim matbaanın icat edilmesiyle olmuştur. 15. yüzyılda icat edilen matbaa Azerbaycan'a 20. yüzyıla yakın bir zamanda getirilmiştir. Matbaa ile tanışan Azerbaycan, petrol kaynaklarının sağladığı ekonomik gelişmeye bağlı olarak bir aydınlanma sürecine girmiştir. Bu süreç çağdaş okulların açılması ve gazete, dergi gibi kitle iletişim araçlarının kullanılmaya başlamasına zemin hazırlamıştır. Bu gazete ve dergilerle geniş halk kitleleri Sovyet ideolojisine uygun içeriklerle bilgilendirilmeye başlanmıştır. Toplumsal yaşamda büyük değişiklikler ortaya çıkaran bu süreç dili de etkilemiş ve Azerbaycan Türklerinin konuştuğu ve yazdığı dil (Türkçe) bu süreçten önemli ölçüde etkilenmiştir. Bu etkinin gözle görünen belirtileri alfabede olmuştur. Azerbaycan'da Türkçe, 1927 yılına kadar Arap, 1927-1939 yılları arasına Latin, 1939-1991 yılları arasında Kiril alfabeleriyle yazılmıştır. Bu süre zarfında konuşma ve yazı dili arasında da farklar meydana gelmiştir. Günümüze kadar ulaşan yayınların inceleme altına alınması bu farkları/ benzerlikleri göz önüne sermiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan Azerbaycan basın hareketleri ile elimize ulaşabilecek kaynakların taranması bu konuda fikir birliği sağlanmasında büyük katkı sağlamıştır. Bu çalışmada, 1925 yılında çıkarılmaya başlanan Maarif İşçisi dergisinin 1, 4 ve 5. sayılarının çevriyazısının yapılmış ve dil özellikleri (ses ve biçim), Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi ile karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir.

Merve Aslantürk
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye ili Sumbas ilçesi yer adları üzerine halk bilimsel bir inceleme

Bir varlığa isim vermek insanoğlunun geçmişten günümüze en temel özelliklerinin başında yer almaktadır. İnsanoğlunun yaratılışından itibaren varlıkları anlamlandırmak, onu diğerlerinden ayırt etmek için varlıklara sembolik olarak bir isim verme gereksinimi duymaktadır. Bu isimlendirmeyi insanoğlu tek başına yapmaz, içinde yaşadığı toplum ile birlikte gerçekleştirir. Bu açıdan bakıldığında toplumların kendilerini anlamlandırırken mekâna da ayrı bir anlam yükledikleri görülür. Halk biliminin de inceleme alanı içinde yer alan adlandırma çalışmaları kapsamında hazırlanan "Sumbas İlçesi Yer Adları Üzerine Halk Bilimsel Bir İnceleme" ismini taşıyan tezde, bölgede var olan yer ve mevki adları sınıflandırılarak incelenmiş, bu doğrultuda isimlerin nereden geldiği ile ilgili çıkarımlar elde edilmiştir. Sumbas ilçesi özelinde önceki dönemlerde yer isimleri üzerine böyle bir çalışmanın yapılmamış olması bu tezin gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Nitekim buradaki tezin amacı Sumbas ilçesi merkez olmak üzere adı geçen ilçeye bağlı bulunan yerleşim alanlarındaki mekânlar ve mevkilerin isimlerini tespit ederek halk bilimi açısından bu isimlerin nereden geldiğini ortaya koymaktır. Bu hedefle ilçe kapsamındaki hemen hemen bütün yer ve mevkiler gezilerek araştırılmış, bilgisi olan yetkin kaynak kişilere ulaşılarak konu hakkında detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Tez; Kısaltmalar, Giriş, Dört Bölüm, Sonuç, Öneriler, Kaynakça ve Özgeçmiş bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, çalışmanın konusu ve amacı, gerekçesi, çerçevesi ve yöntemi ele alınmıştır. Birinci bölümde Sumbas ilçesinin coğrafi özelliği ve nüfusu, ilçe oluşu ve yerleşim alanları; ikinci bölümde bölgenin tarihi, iskânlar, yerleşen aşiretler ve bu aşiretlere bağlı yer adları; üçüncü bölümde Sumbas ilçesi yer adlarının veriliş nedeni ve anlamı; dördüncü bölümde de Sumbas ilçesi yer adlarının alfabetik dizimi ele alınmıştır. Sonuç ve Öneriler bölümünde araştırmamızın sonucunda edinilen veriler ışığında yapılması olası çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Gökhan Öçaldı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlam odaklı yazma etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki söz dizimsel yoğunluğa etkisi

Bu çalışma, bağlamsal yazma faaliyetlerinin ortaokul öğrencilerinin yazılı ifadelerindeki cümle yapısının yoğunluğunu ne ölçüde etkilediğini incelemektedir. Araştırma, nicel yönteme dayalı olarak, deney ve kontrol gruplu ön test-son test deseninin kullanıldığı yarı deneysel bir model çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilere ön test aşamasında, "olay metnini yeniden yazma" ya da "atasözünden hareketle hikâye yazma" durumlarından birini seçmeleri istenmiş ve bu doğrultuda hikâye edici bir metin yazdırılmıştır. Elde edilen öğrenci metinleri ise "Bilgisayar Tabanlı Söz Dizimsel Yoğunluğu Değerlendirme Formu" aracılığıyla analiz edilmiştir. 8 haftalık uygulama sürecinde, deney grubuna bağlam odaklı yazma etkinlikleri; kontrol grubuna ise MEB öğretim planı uygulanmıştır. Sekiz haftalık uygulama sürecinin ardından son test aşamasında, deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilere "küresel ısınma ve çözüm önerilerine ilişkin bir köşe yazısı" ya da "sahipsiz hayvanlar ve başıboş köpekler sorununun çözümüne yönelik olarak yetkili makamlara hitaben elektronik mektup" seçeneklerinden birisini tercih ederek metin yazmaları istenmiştir. Elde edilen metinler, ön testte olduğu gibi "Bilgisayar Tabanlı Söz Dizimsel Yoğunluğu Değerlendirme Formu" kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS.27 paket programı ile analiz edilmiştir. Öncelikle, ön test ve son testten elde edilen toplam puanlar ile formda yer alan sekiz boyuta ilişkin puanların normallik dağılımı incelenmiştir. Araştırma denencelerine ilişkin analizlerden önce deney ve kontrol gruplarının her bir boyuta ilişkin puanlarının normallik varsayımını karşılama durumu kontrol edilmiştir. Denenceler ile ilgili analizler yapılırken normallik varsayımını sağlayan değişkenler için parametrik testler, sağlamayan değişkenler için de parametrik olmayan testler kullanılmıştır. Boyutlar bazında deney ve kontrol grupları karşılaştırıldığında metinde kullanılan paragraf sayısı, paragraf başına düşen cümle sayısı ortalaması, cümle başına düşen sözcük sayısı ortalaması, sözcük başına düşen hece sayısı ortalaması ve sözcük başına düşen harf sayısı ortalamasında gruplar arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre, deney grubunun yazdığı metinlerdeki cümle sayısında deney grubu lehine orta düzeyli bir artış saptanmıştır. Ayrıca, toplam sözcük sayısı ve farklı sözcük çeşitliliği açısından da deney grubu lehine anlamlı farklılıklar kaydedilmiştir. Deney grubunda yapılan ön test ve son test karşılaştırmalarında, metinlerdeki sözcük başına düşen hece ve harf sayısı ortalamalarının son test sonuçlarında anlamlı derecede arttığı belirlenmiştir. Yarı deneysel olarak tasarlanan bu araştırmanın sonuçları, bağlam odaklı yazma etkinliklerinin deney grubundaki öğrencilerin yazılı metinlerindeki sözcüklerin hece ve harf sayılarını anlamlı düzeyde artırdığını ortaya koymuştur. Deney grubunda paragraf, cümle ve sözcük çeşitliliği açısından ön test ve son test arasında anlamlı bir değişim görülmemiştir. Ancak, bu grubun cümle sayısı, toplam sözcük sayısı ve farklı sözcük kullanımında kontrol grubuna göre daha üstün performans sergilediği tespit edilmiştir. Kontrol grubunun sonuçları, geleneksel yazma eğitiminin yazılı üretkenlik (sözcük sayısı, farklı sözcük sayısı) üzerinde orta düzeyde etkili olduğunu, ancak metin organizasyonu ve cümle-paragraf yapısı gibi nitel ölçütlerde anlamlı gelişim sağlamadığını ortaya koymaktadır. Bu araştırma sonuçları genel olarak göz önüne alındığında yazma etkinliklerinin bağlam odaklı gerçekleştirilmesi tavsiye edilebilir.

Sözcük kullanımıSözcük seçimiTürkçe eğitimi+2
Mustafa Yılmaz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Peyami Safa'nın Sözde Kızlar ve Melih Cevdet Anday'ın Aylaklar romanlarında erkeklik kurguları

Erkekliğin tıpkı kadınlık gibi toplumsal cinsiyet yapılanmasının bir ürünü olduğu düşüncesi eleştirel erkeklik çalışmalarını gün yüzüne çıkarmıştır. Bu çalışmalar neticesinde erkeklerin ve erkekliklerin eleştirel bir çerçevede incelenmesi sağlanmıştır. Eleştirel erkeklik çalışmalarının günümüzde, toplumsal cinsiyet araştırmalarında kadını odağına alan incelemelere kıyasla daha az yaygınlık gösterdiği bilinmektedir. Bunun yanı sıra birçok disiplinde kendine yer bulan erkeklik çalışmalarının gittikçe yaygınlaşması erkeklik nosyonunun farklı bakış açılarıyla irdelenmesine de imkân sunmuştur. Toplumsal cinsiyet ve erkeklik olgusunun edebiyat çalışmalarında da incelenmesi sosyolojik, kültürel bir olgu olan erkekliklerin, edebî eserler vasıtasıyla izinin sürülmesine olanak tanımıştır. Bu minvalde söz konusu bu tez Peyami Safa'nın Sözde Kızlar ve Melih Cevdet Anday'ın Aylaklar romanlarının, erkeklik kavramı çerçevesinde incelenmesi hakkındadır. Bu doğrultuda çalışmaya konu olan romanlarda kurulan erkeklik söylemi, erkekliklerin kimlikleri ve rolleri üzerinden irdelenmektedir. Bunun yanı sıra erkek kimliklerinin, dönem ve toplumsal yapı düzleminde tarihsel olarak hangi şartlarla inşa edildiği incelemenin kapsamı arasına alınmıştır. Çalışmaya Sözde Kızlar ve Aylaklar romanlarının seçilmesinin temel nedeni, Türk milletinin ve edebiyatının iki önemli tarih aralığı olan erken Cumhuriyet ile Cumhuriyet dönemlerinin toplumsal bir cinsiyet olan erkeklik algısındaki dönüşümlerine bir temsil oluşturmasıdır. Bu bakımdan tez girişin yanında üç bölüme ayrılmıştır. Girişte toplumsal cinsiyet, kadınlık ve erkeklik hakkında teorik bilgiler sunulmuştur. Birinci bölümde, erkeklik ve edebiyat çerçevesinde Modern Türk Edebiyatındaki erkeklik kurgularından bahsedilerek çalışmanın kuramsal arka planı verilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde sırasıyla teze konu olan Peyami Safa'nın Sözde Kızlar ve Melih Cevdet Anday'ın Aylaklar romanındaki erkeklik kurguları incelenmiş ve bu doğrultuda çalışmanın bir bütünlük sağlanması adına hem yazarlar hem de eserler hakkında bilgiler verilmiştir. Bununla beraber metinlerdeki erkeklik nosyonu beden, ideal ve ötekilik kurgusu dâhilinde dönem ve yazarların yansıttığı fikirler ve ideolojiler çerçevesinde ele alınarak irdelenmiştir. Romanlarda, modern toplum ve modern insan kimlikleri bağlamında "züppelik ve aylaklık" kavramı ile milliyetçilik ve cumhuriyetçilik ideolojileri etrafında temellenen ideal ve öteki erkekliklerin inşa edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Böylece eserlerde, toplumsal bir cinsiyet kabul edilen erkekliğin toplumsal norm ve rolleri aydınlatılarak tarihsel, kültürel ve sosyolojik bir olgu olan erkekliklerin değişkenliği iki farklı roman, yazar ve dönem üzerinden tespit edilmiştir.

Aysel Büyükkiraz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Karadeniz Laz folkloru

Kadim bir coğrafya olan Anadolu toprakları tarih sahnesi içerisinde ilk çağlardan, günümüze kadar olan tarihi süreçte pek çok millete, topluma, devlete ve dine ev sahipliği yapmış büyük bir medeniyetler beşiğidir. Bu zengin coğrafyanın içerisinde Doğu Karadeniz kıyıları Eski Çağ halkları için önemli bir yaşam alanı olmuştur. Doğu Karadeniz Bölgesi sahip olduğu coğrafya ve kültürel çeşitlilik bakımından köklü yerleşim bölgelerindendir. Aynı zamanda bölge, Avrasya ve Kafkasya'ya açılan bir kapı niteliğindedir. Antik çağlardan itibaren özellikle Kafkasya ve Anadolu'nun farklı coğrafyalarından gerçekleştirilen göçler ve yerleşimler sayesinde kültür ve folklor bağlamında çeşitlilik oluşmasına imkân sağlamıştır. Dolayısıyla Doğu Karadeniz Bölgesi'nin en eski yerleşik topluluklarından olan Lazlar da gerek kendi kültürleri gerekse farklı topluluklarla yapmış oldukları inanç ve kültür alışverişleri sayesinde zengin bir kültür ve folklor mirası oluşturmuşlardır. Bu kapsamda hazırlanan çalışmada, Laz kültürü ve folkloruna ait ögeler alan araştırması ve literatür taramasından elde edilen bilgiler üzerinden değerlendirilerek; çalışma üç ana başlık altında ortaya koyulmuştur. Birinci bölümde geçmişten günümüze kadar olan süreçte Lazların tarihsel zaman döngüleri ele alınmıştır. Ayrıca Laz kültürünün ve folklorunun işlevsel bir taşıyıcısı olan Lazca/Laz dili'nin geçmişi ve güncel durumuyla birlikte, Laz kültürü ve folkloru üzerinde geçmişten günümüze kadar yapılan yayınların akademik taramaları değerlendirilmiştir. İkinci bölümde geçiş dönemleri olarak kabul edilen "doğum, sünnet evlenme, askerlik ve ölüm" gibi kavramlar çeşitli alt başlıklara ayrılarak kültür ve folklor uygulamaları bağlamında değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde Lazların geleneksel dünya görüşlerine bağlı olarak tasavvur edilen ve inanılan; doğa olayları, hayvanlar, bitkiler, gün ve zaman gibi daha pek çok kavrama ait inanç unsuru ve bunlara bağlı uygulamalar tespit edilmiş ve çeşitli yönleri ile değerlendirilerek ortaya koyulmuştur. Ayrıca Laz halk inanışları içerisinde yer alan olağanüstü ve mitolojik varlıklar tespit edilerek, her bir varlık kendi bünyesinde çeşitli yönleri ile değerlendirilmiştir. Bununla birlikte üçüncü bölümde Lazların özel gün ve bayramları ve bu bayramlarda uygulanan yerel adetler ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümlerinde elde edilen bulgular bir bütün içerisinde değerlendirilerek, Türk kültür havzası içerisindeki uygulamaların yerini tespit etmek amacıyla Anadolu sahası örneklem olarak alınmıştır. Tez, yöre kültürü ve folkloru üzerine daha sonra yapılabilecek çalışmalara kılavuzluk etmesi amacıyla bilim dünyasının istifadelerine sunulmuştur.

Şanver Tercuman
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında fantastik hikâyenin unsurları (1980-1990)

Bu çalışma, 1980-1990 yılları arasında Türk edebiyatında yazılan fantastik hikâyeler hakkındadır. Çalışmada popüler bir tür olan fantastik edebiyatın genel özellikleri ortaya konarak Tzvetan Todorov'un fantastik edebiyat kuramına göre metin tahlilleri yapılmıştır. Bu yolla bir hikâyeyi fantastik olarak kabul edebilmemiz için hangi özelliklerin gerektiği sorgulanmıştır. Çalışmada 1980-1990 yıllarının seçilme sebebi Türk siyasi hayatının edebiyata yansımalarıdır. 1980 yılında yaşanan 12 Eylül Askeri Darbesi neticesinde özgürlükler ve basın organları kısıtlanmıştır. Hem yeni yönetime hem de kapitalist sisteme uyum sağlamaya çalışan Türk halkı televizyona, teknolojiye ve modaya yoğun ilgi gösterir. Edebiyat alanında ise bireyselleşmenin yoğunlaştığı, kadın yazar sayısının arttığı, sağ ve sol görüşlü yazarların aynı dergilerde yazdığı bir döneme girilmiştir. 1980'li yıllarda özellikle bilim-kurgu ve fantastik türlerine ait eser sayısının artması bu dönemi dikkat çekici hâle getirir. Çalışmada öncelikle bir edebî tür olarak fantastikten, hem dünyada hem de bizdeki tarihi gelişiminden kısaca söz edilmiştir. Ayrıca bilim-kurgu, büyülü gerçekçilik, korku edebiyatı, gotik, kara roman, ütopya ve ükronya gibi benzer/yakın türler fantastik edebiyatla karşılaştırılmıştır. Ardından masal, mitoloji, destan, efsane, halk hikâyesi gibi fantastik hikâyeye kaynaklık eden türler anlatılmıştır. Ek olarak fantastik hikâyenin özelliklerinden, yazılma ve okunma sebepleri tartışılmıştır. Çalışmanın ana konusu olan 1980-1990 yılları arasında yazılan fantastik hikâyeler, fantastik edebiyat kuramı ışığında; karakter seçimi, zaman, mekân ve olay açısından incelenmiştir. Verilen eser örnekleri üzerinden değerlendirmeler yapılarak belirtilen yıllar arasında kaleme alınan fantastik hikâyelerin özelliklerinden söz edilmiştir. Çalışmada edebÎ, tarihÎ, sosyal ve siyasİ değerlendirmeler yapılarak 1980- 1990 yılları arasında Türk edebiyatında yazılan fantastik hikâyelerin detaylı biçimde açıklanması amaçlanmıştır. Yapılan metin tahlilleriyle kişi, zaman, mekân ve olaylar tespit edilerek sınırları belirlemenin zor olduğu fantastik türe dair sınıflandırmalar yapılmıştır.

Cemal Melik Dıvarcı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesindeki türemiş fiillerin yapım eki dizilimleri

Başta iletişim olmak üzere birçok işlevi olan dil; ses, sözcük, ek, sözcük grubu, cümle ve anlamın yer aldığı birbirine bağlı çeşitli düzlemlerden oluşan dizgeler bütünüdür. Bu düzlemlerden biri de biçim düzlemidir. Türkçenin kendine özgü biçim özelliklerinin başında eklemelilik gelmektedir. Türkçedeki yapımlık biçimbirimler (yapım ekleri), sözcük tabanlarına belli kurallar çerçevesinde eklenerek yeni sözcük türetimini gerçekleştirirler. Türkçede, yeni sözcük türetmek için kullanılan yöntemlerin en yaygın olanı yapımlık biçim birimlerle sözcükler oluşturmaktır. İsim veya fiil tabanlarına getirilen yapım ekleriyle çok sayıda sözcük türetilebilir. Bu türetmeler sonucunda, ortak kökten türetilmiş "kökteş sözcük aileleri" oluşur. Bu sözcük kümelerinin oluşmasını sağlayan farklı yapım eki dizilimleri bulunmaktadır. Bu çalışmada; Türkçe Sözlük taranarak belirlenen 6775 türemiş fiilin biçimbirim çözümlemeleri eş zamanlı yöntemle yapılmış, yapım eki dizilimleri belirlenerek sınıflandırılmış ve bu fiillerin 40 farklı yapım eki dizilimine sahip olduğu görülmüştür. Böylece Türkiye Türkçesindeki türemiş fiilleri oluşturan yapım eklerinin dizilim biçimleri, diğer bir deyişle "yapım eki dizilim kataloğu" oluşturulmaya başlanmıştır.

Esma Çiçek
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Edebiyat ve ideoloji bağlamında Türk tiyatrosunda toplumculuğun görünümleri (1946-1960)

Bu çalışma, 1946-1960 yılları arasında kaleme alınan tiyatro oyunlarının toplumculuk açısından incelenmesi hakkındadır. Toplumculuk, Türk edebiyatı araştırmalarının çoğunda Marksizmle, daha doğrusu Marksizmin Sovyetler Birliği'ndeki (SSCB) yorumu sosyalist gerçekçilikle irtibatlandırılan bir kavramdır. Bu tezde, söz konusu kabule itiraz edilmiş ve başka ideolojilerin telkini amacıyla işlevsel kılınmaya çalışılan edebî üretimlerin de toplumculuk çatısı altında incelenmesi gerektiği iddia edilmiştir. Toplumculuk gibi bir sanat anlayışının kavranabilmesi için sanat ve toplum ilişkisinin kökenine dair bir araştırmanın gerekliliğinden hareketle çalışmada mit, mağara resimleri, dram ve ritüel gibi köken anlatılar irdelenmiş ve bu anlatıların işlevsel-faydacı (pragmatist) bir özle biçimlendiği öne sürülmüştür. Böylece, temelde ideolojik iletkenlik potansiyeli öncelenerek üretilen toplumcu tiyatro oyunlarına meşru bir zemin oluşturma gayesi güdülmüştür. Çalışmada, Marksist estetik teorisyenlerinin savunuları, edebiyat ve ideoloji arasındaki bağın anlaşılabilmesi noktasında ayrıca önemsenmiştir. Buradan yola çıkılarak ideoloji, egemen sınıf anlamında iktidar ve iktidarın çıkarlarının toplum tarafından doğallıkla kabulünün sağlanması anlamında yönetim olgularıyla ilişkilendirilmiştir. Araştırmada, bu tarz eserlerin söz konusu telkini nasıl gerçekleştirdiğinin anlaşılabilmesi için Michel Foucault'nun terminolojisine başvurulmuş, böylece Foucault'nun teorisinin bir edebiyat incelemesinde faydalanılabilir hâle getirilmesi hedeflenmiştir. Marksist-toplumcu tiyatronun önemli dayanaklarından Erwin Piscator ve Bertolt Brecht'in görüşleri ise, başka ideolojilerin telkini noktasında işlevsel kılınmaya çalışılan tiyatro üretimlerinin anlamlandırılması ve meşrulaştırılması bağlamında irdelenmiştir. Sovyet Rusya'ya ait bir sanat anlayışı olan sosyalist gerçekçilik, devletin ulusal çıkarlarına hizmet için geliştirilmiş bir estetik teori olsa da devrimci romantizm (ideal/ideolojik gelecek tahayyülü) ve olumlu tip (ideal/ideolojik kişi kurgusu) unsurlarının, kuramın anavatanını aşarak bütün toplumcu edebî üretimlerin içine sinen bir töz biçiminde değerlendirilebileceği öne sürülmüştür. Bu bakış, tezin örneklemi toplumcu tiyatro oyunlarının inceleme başlıklarını oluşturmuştur. Sonuçta, 1946-1960 yılları arasında kaleme alınıp bu çalışmada ele alınan tiyatro oyunlarının, içinde üretildikleri toplumu bilinçlendirme, uyandırma, yönlendirme ve değiştirme niyetiyle oluşturulduğu tespit edilmiş ve hepsinin toplumcu kıstaslar doğrultusunda şekillendiği anlaşılmıştır. Gerçekleştirilen incelemeyle ayrıca, sanat ve ideoloji arasındaki simbiyotik ilişkinin daha anlaşılır kılınması hedeflenmiştir.

Özneİdeoloji
Turhan Koç
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Murathan Mungan'ın kurmaca eserlerinin Lacancı psikanalitik yöntem ışığında incelenmesi

Edebiyat dünyasına ilk adımını şiirle atan Murathan Mungan, 1970'lerin ikinci yarısından itibaren daha çok siyasi ve ideolojik içerikli yazılarıyla kendini gösterir. Şiir, şarkı sözü, eleştiri, deneme ve makale gibi pek çok türde eser veren yazar, öykü, roman tiyatro ve senaryo türündeki eserleriyle de Türk edebiyatında önemli ve özgün bir yere sahiptir. Hem şairliği hem de kurmaca yazarlığı ile postmodern bir duruş sergileyen Mungan; dil ve anlatımın sınırlarını zorlayan, çok yönlü okumalara ve farklı disiplinlerin imkanlarına açık edebi kişiliği ile yazınında psikanalize de ağırlıklı olarak yer verir. Bu çalışmanın amacı, Mungan'ın sanat anlayışı ve kurmacasında Sigmund Freud tarafından keşfedilen, ardından farklı ekollerle Freud çizgisinden uzaklaşan ve Jacques Lacan 'ın "Freud'a Dönüş" ilkesi ile tekrar Freudyen eksene yerleştirmekle birlikte yapısalcılık ve dilbilim ile daha eklektik hale getirdiği Lacancı psikanalizin yansımalarını incelemektir. Mungan ve Lacan'ın insana bakışı; edebiyat ve psikanalizin özneyi ve dili merkeze alan ortak paydasında buluşur. Freud ve Lacan'ın psikanaliz anlayışının temelini oluşturan bilinçdışı, dil ve cinsellik gibi kavramlar; diğer felsefe, sanat, edebiyat akım ve kuramları kadar psikanalizin de farkında ve takipçisi olan Mungan'da da önemli bir konuma sahiptir. Lacancı psikanalizin kuramlaştırdığı özne, öteki, dil ve arzu gibi kavramların Mungan'ın sanat anlayışı ve kurmaca eserlerinde karşılaştırmalı olarak incelenerek öznenin hakikatine, yaşamı anlamlandırmaya dair süreçlerine ışık tutmayı amaçladığımız bu çalışma doğrultusunda ayrıca yazarın modernizm ve postmodernizmle birlikte değişen ve dönüşen bilgi, hakikat, etik, estetik ve sanat gibi kavramlara dair görüşlerine de yer verilecektir.

Fatma Balaban
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş Kıpçak grubu Türk lehçelerinde yer alan Rusça alıntı sözcüklerin kültürel söz varlığına göre değerlendirilmesi

Hazar Denizi ve Ural Dağlarından başlayıp Avrupa'da Tuna nehri kıyılarına, Kuzeyde Orta İdil'e, güneyde ise Kırım'a kadar geniş bir sahayı içine alan Kıpçak Bozkırında konuşulan Kıpçak Türkçesi; 13. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar varlığını sürmüştür. Bu geniş sahanın yanı sıra Mısır ve Suriye bölgelerinde de konuşulan Kıpçak Türkçesi, Altın Orda Devletinin yıkılmasından sonra siyasi istikrarın hızla bozulması ve 1552'de Kazan'ın Ruslar tarafından işgaliyle Kıpçak sahasındaki siyasi dönüşümden doğrudan etkilenmiştir. Bu dönüşüm Kıpçak Türkçesinin yazı dili bakımından zayıflamasına, çoğunlukla sözlü edebiyat eserleriyle sınırlı kalmasına da neden olmuştur. Araştırmanın amacı, çok geniş bir sahada kullanılan Çağdaş Kıpçak Grubu Türk Lehçelerindeki Rusça etkisini kültürel söz varlığı açısından değerlendirmektir. Kıpçak Grubu Türk Lehçeleri ve Rusça arasındaki dil etkileşimi yüzyıllarca karşılıklı olarak süregelmiştir. Sovyetler Birliği döneminde Rusların bu coğrafyaya hâkim olması ile birlikte etkileşim Rusça lehine daha da hızlanmış ve Kıpçak Grubu Türk Lehçelerinde görülen Rusça sözcük sayısında artış görülmüştür. Bu artışta Sovyetler Birliği döneminde bu lehçelerin yer aldığı coğrafyada egemen dilin Rusça olmasının yanı sıra Rusçanın zorunlu ortak dil olarak teşvik edilmesi de önemli bir faktör olarak göze çarpmaktadır. Araştırma kapsamında Çağdaş Kıpçak Grubu Türk Lehçeleri arasında yer alan Karayim Türkçesi, Kırım-Tatar Türkçesi, Kazan-Tatar Türkçesi, Karaçay-Balkar Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Kazak Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Kırgız Türkçesi ve Nogay Türkçesine ait sözlüklerde yer alan kültürel söz varlığına ait olan sözcükler tespit edilecek ve bu sözcükler üzerindeki Rusça etkisi ele alınacaktır. Sözcüklerin örneklendirilmesinde Çağdaş Kıpçak Grubu Türk Lehçesiyle yazılmış metinlerden ve Rusça metinlerden yararlanılacaktır. Kültür taşıyıcısı ve kültür aktarıcısı olarak nitelendirilebilen dil, doğası gereği farklı dillerle etkileşim hâlindedir. Bu etkileşim, zaman zaman dilin kültürel söz varlığı üzerinde de etkili olabilmektedir. Dilin söz varlığı üzerindeki etkileri, araştırmacılara o dilin gelişimi ve geleceği hakkında çeşitli veriler sunabilmektedir. Bu nedenle Çağdaş Kıpçak Grubu Türk Lehçelerinde yer alan Rusça alıntı sözcüklerin kültürel söz varlığına etkilerinin tespit edilmesi, bu lehçelerin mevcut durumu ve gelişim süreçleri hakkında önemli veriler sunacaktır.

Kıpçak TürkçesiKıpçakcaKıpçaklar
Bayram Güneş
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Halit Ziya Uşaklıgil'in otobiyografik anlatılarında kimlik kurguları

Bu tez, Halit Ziya Uşaklıgil'in otobiyografik anlatılarında ideoloji, özne ve iktidar ilişkileri bağlamında şekillenen kimlik kurgusu sorunsalına odaklanmaktadır. Otobiyografik anlatılar yalnızca bireysel yaşam öykülerini aktaran birer anlatıdan ibaret değildir; aksine, tarihsel, kültürel ve ideolojik bağlamlarla iç içe geçmiş söylemsel bir kimlik inşa alanı sunmaktadır. Bu çalışma, bireysel anlatının arkasındaki kurucu dinamikleri açığa çıkararak, otobiyografik metinleri kimlik üretiminin bir söylem alanı olarak ele almaktadır. Tezde Kırk Yıl ve Saray ve Ötesi adlı eserlerin seçilmesinin temel gerekçesi, bu metinlerin hem bireysel belleği hem de dönemin siyasal, kültürel ve ideolojik dönüşümünü çok katmanlı bir şekilde yansıtmasıdır. Ayrıca bu metinler, bireysel kimliğin tarihsel olaylarla nasıl kesiştiğini ve anlatıcının söylemle kendini nasıl kurduğunu analiz etmeye elverişli bir zemin sunmaktadır. Söz konusu çalışma, bireysel belleğin anlatı yoluyla inşa edilirken hangi söylemsel stratejilere başvurduğunu, bu inşanın iktidar ilişkileriyle nasıl iç içe geçtiğini ve ötekilik temsillerinin bu süreçte nasıl şekillendiğini irdelemeyi amaçlamaktadır. Bu ifadeden hareketle, tezin temel hedefi, otobiyografi türünün bireysel deneyimi aktarmanın ötesinde, tarihsel ve ideolojik bağlamlarda kimliği kuran bir söylem alanı olarak işleyişini açığa çıkarmaktır. Bu çerçevede, çalışmanın kuramsal odağını Michel Foucault'nun iktidar ve özneleşme süreci arasındaki ilişki belirlerken, Yeni Tarihselcilik ikincil bir konumda, metin çözümlemelerinde tamamlayıcı bir yaklaşım olarak işlev görmektedir. Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, otobiyografik anlatılarda ideoloji, kimlik ve bellek temaları dört alt başlık altında irdelenmiştir. İkinci bölümde, Kırk Yıl ve Saray ve Ötesi adlı otobiyografik anlatılar, dört alt başlık altında söylem ve ideoloji ekseninde çözümlenmiştir. Üçüncü bölümde, ilgili metinler iki alt başlık altında ötekilik kurguları bağlamında ele alınmıştır. Böylece Halit Ziya'nın söz konusu eserlerindeki kimlik kurguları; iktidar, ideoloji, özneleşme süreci ve ötekilik kavramları doğrultusunda çok boyutlu biçimde görünür kılınmıştır. Dahası, kişisel deneyimlerin anlatıdaki yansımalarının; belleğin seçici doğası, yazarın kimlik inşa süreci ve edebî unsurların etkisiyle kurmaca izler taşıdığı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Halit Ziya Uşaklıgil, Otobiyografik Anlatılar, Kimlik, Bellek, İktidar ve Özne İlişkisi.

Pelin Öztürk
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe yazmaları koleksiyonunda 11122 numarada kayıtlı Mecmua-i İlahiyât

Mecmualar ele alındıkları yüzyılın edebî zevkini, şairlerin zihniyetlerini, dönemin sosyal yaşamını göstermesi bakımından son derece önemli kaynaklardandır. Konularına göre farklı isimlerle anılmıştır. İçindeki bütün manzumelerin ilahilerden oluştuğu mecmualara mecmua-i ilahiyat denmiştir. Çalışmanın konusu olan "Mecmua-i İlahiyât" adlı eser, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda 11122 arşiv numarası ile kayıtlı manzum metinlerden oluşan bir ilahi mecmuasıdır. Çalışmada Mecmua-i İlahiyât'ın içerisindeki şiirler Latin harflerine aktarılmış ve nesre çevrilmiştir ayrıca mecmua nazım şekilleri, nazım türleri, şiirlerin vezinleri bakımından incelenmiş ve şiirlerin şairleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Çalışma inceleme ve metin-çeviri olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel hatları ile Mecmua-i İlahiyât'dan bahsedilmiş, daha sonra mecmua şekil ve muhteva yönüyle incelenmiştir. İkinci bölümde ise metin transkribe edilmiş ve günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Toplam 114 varaktan oluşan mecmuada 40 varak boş sayfa vardır. Mecmuada 99 şaire ait 292 Türkçe, 3 Arapça ve 1 Farsça şiir olmak üzere toplam 296 şiir tespit edilmiştir. Çalışmada en çok kullanılan nazım şekli gazel; nazım türü ilahi; vezin remel bahrinin fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün kalıbıdır. Mecmuada en çok şiiri bulunan şair Aziz Mahmud Hüdâyî'dir. Çalışma, hem edebiyat hem dinî musiki ve ilahiyât sahasına da katkı sunmaktadır.

Klasik Türk edebiyatıMecmua-i İlahiyyatİlahiler+3
Ayşe Damla Gücür
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda 05684 numarada kayıtlı Mecmûa-i İlâhiyât

Mecmualar, genellikle mürettiplerinin şahsî zevklerine göre muhtelif şair/yazarların farklı nazım şekilleriyle kaleme aldıkları manzum-mensur metinlerin derlenmesiyle oluşturulan eserlerdir. Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan mecmualar sayesinde şimdiye kadar kullanılmayan nazım şekilleri, aruz kalıpları, kafiye ve redif tipleri gibi örneklerle karşılaşabiliriz. Çalışmamıza konu olan Mecmua-i İlahiyat, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda 5684 numarada kayıtlıdır. Mecmuada bulunan şiirlerin çoğu Türkçe olmakla birlikte iki Arapça ve bir Farsça şiir de yer almaktadır. 5684 arşiv numarasıyla kayıtlı olan mecmuanın mürettibi belli değildir. Çalışmamızın amacı, Mecmûa-i İlâhiyât adlı eserin içindeki şiirleri ve nesre çevirilerini ortaya koymak, mecmuayı nazım şekilleri, nazım türleri, vezin, kafiye ve redifleri açısından incelemektir. Çalışmamız, inceleme ile metin ve çeviri olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. İlk kısımda mecmua ile ilgili genel bilgi verildikten sonra mecmua şekil ve muhteva açısından incelenmiştir. İkinci kısımda ise metin ve çeviri yer almaktadır. Çalışma sonucunda kaçıncı yüzyılda derlenmiş olduğu belli olmayan Mecmûa-i İlâhiyât adlı eser gün yüzüne çıkarılarak bilinmeyen şiirler ve şairler ortaya konmuştur.

Klasik Türk edebiyatıMecmua-i İlahiyyatNazım+5
Mawloda Aqaeı
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Defter Dergisi üzerine bir inceleme

Bu tez, 1987-2002 yılları arasında yayınlanan Defter dergisini merkeze almaktadır. Defter, Metis Yayınları'nın bünyesinde çıkan bir edebiyat, tarih, politika ve felsefe dergisidir. Toplam 45 sayı yayınlanmış olan dergide çeşitli disiplinlerden isimlerin çeşitli metinleri yer almaktadır. Çalışmada öncelikli olarak derginin içine doğduğu döneme, derginin oluşumuna ve amacına değinilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde derginin konularına göre genel tasnifi yapılmıştır. Tasnif temelde "Edebiyat Dışı Konular" ve "Edebiyat" başlıkları altında ikiye ayrılmıştır. Bu iki başlığa eklenen alt başlıklarla tasnif tamamlanmıştır. Çalışmanın asıl unsuru olan ikinci bölümde ise edebiyat metinleri temalarına/konularına göre tasnif edilmiş ve değerlendirilmiştir. Kısa denebilecek yayın hayatına rağmen Defter dergisi hem telif hem de tercümeleriyle Türk fikir ve edebiyat dünyasında kendisine bir yer edinmeyi başarabilmiştir. Defter'de yayınlanan metinlerin daha sonra kitaplara geçerek kalıcı hâle gelmesi bunun ispatlarından biridir. Anahtar kelimeler: Defter, dergi, tasnif, inceleme

Muhammet Burkucu
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Ali Emiri Kitaplığı, Manzum 752 (34 Ae Manzum 752) numaralı şiir mecmuası (Metin-inceleme-MESTAP'a göre tasnif)

Türk Edebiyatı ürünü olan şiir mecmuaları, XV. yüzyılda ilk örnekleri görülen manzum-mensur edebî eserlerdir. Bilhassa şair ve sanatçı kesim tarafından yoğun ilgi gören şiir mecmuaları, derlendiği devirde yahut öncesinde meşhur olmuş şair ve sanatçıların şiir ve çalışmalarını içermesi yönüyle edebiyat tarihine katkı sağlayan eserlerden birisi olmuştur. Dönemin edebî zevk ve anlayışını yansıtmalarının yanı sıra sosyal, kültürel ve toplumsal alanlara ışık tutan metinlerin varlığı, divan ve mesnevi gibi bir yapıya sahip olmamaları, mürettiplerin eserleri kendi zevk ve tercihine göre düzenlemiş olduğunu açıklamaktadır. Günümüze ulaşan mecmuaların sayıca fazla olması, bu alandaki arz-talebin çok olduğunun ve okur-yazar halkın kendi içinde mecmua türünü yaygın bir biçimde tükettiğinin göstergesidir. Bu çalışmada da Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Ali Emiri Kitaplığı, Manzum 752 (34 Ae Manzum 752) numaralı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni, metnin incelemesi ve MESTAP'a göre tasnifine yer verilecektir. Bu çalışmada ilk olarak mecmuanın tanımı, edebiyat tarihindeki gelişimi, şekil ve içerik özellikleri, mecmualar üzerine yapılan tasnif çalışmaları, mecmuaların araştırmacılara sunduğu imkânlar, araştırmanın önemi ve amacına yer verilmiştir. Daha sonra çalışmaya konu olan mecmuanın metni ve incelemesi yapılmıştır. Son kısımda şiirler, Mecmuaların Sistematik Tasnif Projesi (MESTAP)'ne göre tasnif edilerek tabloya yerleştirilmiştir. Elde edilen verilerle, çalışmanın edebiyat tarihine katkı sağlayarak mecmua çalışmalarına bir yenisinin daha eklenmesi ve alanın araştırmacılarına kaynak sağlanması amaçlanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: şiir mecmuası, MESTAP, Klasik Türk Edebiyatı

Ali EmiriMecmuaların Sistematik Tasnifi ProjesiŞairler+2
Rukiye Nur Koca
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Anadolu Türkçesinde "Kendi" biçimbiriminin işlevleri

Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesinde kendi biçimbiriminin işlevleri incelenmiştir. İlk olarak Bağlama Kuramı ve kendi biçimbirimi üzerine ortaya konan yaklaşımlar değerlendirilmiştir. İncelenen çalışmalardan elde edilen veriler, bu çalışmada kullanılarak kendi biçimbirimin hangi işlevlerde kullanıldığı tespit edilmiştir. Kendi ve kendisi biçimbirimlerinin Bağlama Kuramı kapsamında hangi işlevlerde kullanıldığı tartışılmış ve bu işlevlerin ne tür özellikleri olduğu örneklerle incelenmiştir. İncelenen çalışmalar ve test edilen örnekler ile kendi biçimbirimin dönüşlü adıl, adılsıl, kuvvetlendirici (odaksıl), niteleyici ve artık adıl işlevleri olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında günümüz Türkçesinde tespit işlevlerin Eski Anadolu Türkçesinde kullanım alanı 14. yüzyılda yazılan Edviye-i Müfrede, 15. yüzyıla ait Dede Korkut Kitabı eseri ve yine aynı dönemde kaleme alınan Münebbihü'r-RÀúidìn eserlerinden elde edilen örneklerle incelenmiştir. Dönem metinlerinde yapılan inceleme sonucu kendi biçimbirimin bu dönemde artık adıl işlevinin olmadığı ancak diğer işlevlerde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kendi biçimbiriminin günümüz Türkçesinin aksine özne konumunda çekimsiz olarak ortaya çıkarak ve ad öbeklerinde baş olarak ortaya çıkarak adılsıl olarak kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: kendi, bağlama kuramı, dönüşlülük, adılsıl

Adıl çözümlemeBağlama kuramıBiçimbirim+2
Ahmet Duran
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Necat Çavuş'un şiirlerinin tematik açıdan incelenmesi

Türk edebiyatında 1980 kuşağı arasında yer alan Necat Çavuş, şiirlerinde mistik ve metafizik eksenli temaların yanı sıra çağın içerisindeki bireysel ve sosyal sorunlara odaklanır. Bu tez çalışmasının temel amacı, Necat Çavuş'un şiirlerindeki temaların belirlenerek detaylı bir şekilde incelenmesidir. Bu çalışmada şairin hayatı, şiirleri, hikâyeleri, çeviri çalışmaları, dergicilik faaliyetleri, makaleleri ve poetikası üzerine elde edilen bilgiler, disiplinlerarası bir yaklaşımla irdelenerek yorumlanmıştır. Bu inceleme sonucunda şiirlerinde özellikle dinî ve dinî unsurlar içerisinde tasavvuf, peygamber kıssaları ve ehlibeyit sevgisi ile ilgili konular değerlendirilmiştir. Şiirlerde Diriliş düşüncesi ile ilgili temalar belirlenerek metafiziğe dayalı unsurlar incelenmiştir. Doğu ve Batı medeniyeti ile ilgili düşüncelerin mukayesesi yapılmış ve tasnifin alt başlığı olarak Amerika'nın dünya üzerindeki etkisinin ne şekilde ele alındığı belirlenmiştir. Çavuş'un şiirlerinde ayrılık temasının yanı sıra sosyal tenkit unsurları tetkik edilerek kültürel değişimin ve yozlaşmanın ne şekilde işlendiği açıklanmaya çalışılmıştır. Şiirlerde, yaşanılan dönemde Müslüman toplumların bağımsızlık mücadelesine ve çağın içerisinde ezilen toplumlara karşı adaletin gücüne ve önemine de odaklanıldığı tespit edilmiştir. Çavuş'un şiir evreninde ideal kadın ve ötekileşen kadın modeline ilişkin imgeler irdelenerek çocuk ve anne ile ilgili şiirler metin merkezli bir yaklaşımla tahlil edilmiştir. Aşk temasının ele alınış biçimi ile ilgili kapsamlı tespit ve tahlillere yer verilerek mekânın birey ve toplum üzerindeki etkisi açıklanmıştır. Necat Çavuş'un hayatı ve eserleri ile ilgili bilgiler çalışmaya dâhil edilerek gerekli görülen kısımlar ele alınmış ve yapılan değişikliklerle konular sistemli bir şekilde sınıflandırılmıştır.

MonografiTemaTürk şiiri+4
Bilal Yaşar
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan Faryab ili Andhoy ilçesi Özbek ağızları (inceleme- metin- sözlük)

Tezimiz, Afganistan'ın Faryab İlinde yer alan Andhoy ilçesinde yaşayan Özbek Türklerinin ağız özelliklerini kapsamaktadır. Andhoy İlçesi, Afganistan'ın kuzey bölgesinde yer alan Özbek ve Türkmen nüfusun yoğun olduğu yerleşim alanıdır. Bugünkü Türk yazı dillerini resmi şekilde kullanma şansı bulamayan Türk topluluklardan biri de Afganistan Türkleridir. Ayrıca çalışma sahamız olan Afganistan'ın Faryab bölgesinde hâkim olan dillerin (Farsça/Derice) etkisiyle bu bölgede konuşulan ağızların yavaş yavaş kaybolmaya başladığı da bir gerçektir. Bu doğrultuda çalışmamıza konu olan Afganistan Faryab İli Andhoy İlçesi Özbek Ağızları (İnceleme-Metin -Sözlük) bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın kapsamı, amacı, metodu, metinler ve bölgenin coğrafî, tarihî ve sosyo kültürel yapısı hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme bölümünde transkripsiyonu tamamlanan metinler iki başlık altında (Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi) bakımından Standart Özbek Türkçesi ile karşılaştırılmış, benzerlik ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. İnceleme bölümünde ele alınan konular, metinde geçen örnekleriyle birlikte açıklanmıştır. Bu incelemeden elde edilen veriler sonuç ve değerlendirme bölümünde sıralanmıştır. Tezin temel kaynağını oluşturan metin bölümü tarafımızca derlenen, Özbek Türklerinin yoğun olarak yaşadığı köylerden elde edilmiştir. Sözlük bölümünde ise kelime boyutuyla Türkiye Türkçesinden değişiklik gösteren kelimeler alfabetik olarak açıklanmıştır. Bu bölümün içerisinde atasözleri ve deyimler verilmiştir.

AfganistanAğızlarÖzbek Türkleri+2
Negina Attar
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk halk hikâyelerinde adalet ve liyakat

Türklerin adalet ve liyakat anlayışının halk hikâyelerindeki yansımalarını ele alan bu çalışma, adalet ve liyakatle ilgili doğrudan ya da dolaylı göstergelerin tespit edilmesi ve değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Çalışmada halk hikâyeleri üzerinde tematik bir inceleme yapılmıştır. Metinler her birimin anlamlı olması gerektiği ve toplum tarafından ortak bellekte tasarlanmış olduğu düşüncesi dikkate alınarak parça-bütün ilişkisi çerçevesinde incelenmiştir. Bu incelemeyle adalete ve liyakate ilişkin göstergelerin sadece metinlerle sınırlı olmadığı, metinlerin yaratıldığı toplumun ortak belleğiyle ilişkili olduğu düşünülmüştür. Dolayısıyla halk hikâyelerindeki adalet ve liyakat kavramlarını dokusal anlam ve kültürel bağlam yaklaşımlarıyla değerlendirmek gerektiği ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte sözlü gelenekten derlenen halk hikâyeleri, toplum normlarını yansıtmaları ve toplumun yaşam tarzında değişimin olduğu bir dönemde ortaya çıkmalarından dolayı adalet ve liyakat kavramlarının incelenmesi için uygun metinler olarak görülmüştür. Çalışmada kullanılacak metinler, kolektif bilgi üzerine kurulmaları bakımından benzer özellikler gösterdiği için Türkiye sahasına ait yüz hikâyeyle sınırlandırılmıştır. Çalışmada derlenip yazıya geçirilen basılı metinler incelenmiştir. Ancak çalışma metinlerle sınırlı kalmamış, metinlerin kültürel bağlamı da çözümlemeye dâhil edilmiştir. Bu noktada adalet ve liyakat kavramlarının hikâyelerde nasıl kurgulandığı değerlendirilmiştir. Kurgulanan davranışların arkasındaki gerekçeler ilahi-sosyal-kurumsal kaynaklar dikkate alınarak tasnif edilmiştir. Ayrıca bu kavramların toplumsal düzenin sağlanmasında ve toplumsal işleyişin sağlıklı yürümesindeki rolleri, metin içinde üstlendikleri işlevler üzerinden ele alınmıştır. Kavramların bağlam içinde kazandığı anlamların ortaya çıkmasıyla birlikte, geleneksel boyutta yer alan adalet ve liyakat anlayışını görmek mümkün olmuştur. Halk hikâyelerinin adalet ve liyakat kavramları açısından incelenmesi, hikâyelerdeki davranış biçimlerinin arka planındaki kodlardan hareketle Türklerin geleneksel dünya görüşlerini anlamak ve böylece ortak zihinsel yapıya ulaşmak bakımından önem arz etmektedir.

AdaletHalk hikayeleriLiyakat+1
Fatma Zehra Şahin
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1923-1940 arası Türk romanında müzik

Müzik, hayatın her alanına etki eden önemli bir unsurdur. Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte müzik beğenisi de hızlı bir değişime uğramıştır. Bu çalışmada, 1923- 1940 arası Türk romanında müziğin ele alınışı incelenmiştir. Giriş bölümünde geçmişten günümüze müziğin değişimi ve müziğin diğer bazı sanat ve bilim dallarıyla ilişkisi ele alınmıştır. Birinci bölümde klasik Türk müziğinin, ikinci bölümde Türk halk müziğinin ve üçüncü bölümde klasik Batı müziğinin bu dönem romanlarında kullanımı incelenmiştir. Yine bu bölümlerde romanlarda ismi zikredilen sanatçı, eser ve enstrüman isimleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: (Müzik, roman, klasik Türk müziği, klasik Batı müziği, Türk Halk Müziği.)

Klasik batı müziğiMüzikRoman+3
Metin Akbaş
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler roman geleneği ve Canan Tan

Kurmaca bir dünyanın kapılarını aralayan romanın etkileşim kurduğu alanlardan biri de popüler kültürdür. Bu etkileşimin sonucunda ortaya çıkan popüler roman, belirli kalıplar çerçevesinde üretilmiştir. Geniş bir kitleye hitap etmeye yönelik bu eserlerde okuyucuyu şaşırtmayacak kalıplaşmış kişiler ve olaylar kullanılır. Amacı daha çok okunma ve satılma olan popüler romanlar, bahsi geçen türün ülkemizde görülen ilk eserlerinden itibaren var olmuş ve estetik kaygı taşımadığı için görmezden gelinmiştir. Bu eserleri okuyucunun tercih etmesindeki nedenlerden biri de kendi isteklerini yansıtmasının yanında bir kaçış ve rahatlama alanı sunmasıdır. Popüler romanın özellikle Cumhuriyet Dönemi sonrasında ivme kazandığı ve akademik çevreler tarafından fark edilip araştırmaya değer bulunduğu görülmektedir. Bu çalışmamızda özellikle son dönemlerde oldukça geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı başarmış Canan Tan'ın popüler kültür geleneği içindeki yeri üzerinde durulacaktır.

KültürPopüler kültürPopüler roman+3
Zübeyde Şahin
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gagavuz Türkçesinin morfofonolojisi

Morfofonoloji, biçimbirimlerin ayırt edici ses bilgisel özelliklerini belirleyip, bu biçimbirimlerin birleşmeleri sırasında meydana gelen değişimleri belirlemek için kurallar oluşturmak ve biçim-ses bilgisi değişim teorisi meydana getirmektedir. Bu morfofonojik kurallar kelime türetiminin ses bilgisi ile nasıl etkileşime girdiğini açıklamaktadır. Çalışmamızda Gagavuz Türkçesinin bağımlı biçimbirimlerinde meydana gelen biçim-ses bilgisi değişimi kurallarının belirlenip kelime türetiminin ses bilgisi ile nasıl etkileşime girdiği açıklanmaya çalışılmıştır. Giriş bölümü üç alt başlıktan meydana gelmektedir. İlk alt başlıkta Gagavuzlar ile ilgili bilgi verilmiştir. İkinci başlıkta Gagavuz Türkçesi ile ilgili bilgi verildikten sonra üçüncü başlıkta Morfofonoloji tanımlanmış ve bu alanla ilgili çalışmalara yer verilmiştir. İnceleme kısmı üç ana başlıktan oluşmaktadır. Bu başlıklar altında Yapım Biçimbirimleri, Fiilimsi Biçimbirimleri, Çekim Biçimbirimleri incelenmiştir. İlk ana başlık olan Yapım biçimbirimleri beş alt başlıkta incelenmiştir: İsimden İsim Yapım Biçimbirimleri, İsimden Fiil Yapım Biçimbirimleri, Fiilden İsim Yapım Biçimbirimleri, Fiilden Fiil Yapım Biçimbirimleri, Biçim Bilgisel Kalıplaşmalar. İkinci ana başlıkta Fiilimsi Biçimbirimleri incelenmiştir. Fiilimsi Biçimbirimleri üç alt başlıkta incelenmiştir: İsim Fiil, Sıfat Fiil, Zarf Fiil. Üçüncü ana başlık olan Çekim Biçimbirimleri iki alt başlıkta incelenmiştir: İsim Çekim Biçimbirimleri, Fiil Çekim Biçimbirimleri. Çalışmamızda elde ettiğimiz bilgiler Sonuç kısmında maddeler hâlinde bildirilmiştir. Kaynaklar kısmında istifade ettiğimiz eserler alfabetik olarak sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Gagavuzlar, Gagavuz Türkçesi, morfofonoloji, ses bilgisi, biçim bilgisi.

BiçimbilimDil bilgisiGagavuzca+2
Burcu Öner
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında merkez-çevre diyalektiği

Merkez-çevre paradigması, Türk siyasal hayatına dair akademik cenahlarda yapılmış bilimsel tetkiklerin, başat epistemolojik omurgası olagelmiştir. Edward Shils'in sosyal bilimler dünyasına armağan ettiği merkez-çevre paradigması, ilk defa Şerif Mardin tarafından, adeta akademide hegemonik bir güç üreten "Center-Periphery Relations: A Key to Turkish Politics?" adlı makaleyle Osmanlı-Türk siyasal hayatına uyarlanmış ve uyarlandığı günden bu yana şiddetli tartışmaların odağında yer almıştır. İşbu çalışmada; bahsi edilen tartışmalar dikkate alınarak merkez-çevre paradigması, doğrudan veya dolaylı olarak bu paradigmanın sınırları içerisinde dolaşmış Norbert Elias, Pierre Bourdieu, Immanuel Wallerstein, Michael Mann, Gilles Deleuze, Fèlix Guattari, Linda Hutcheon vb. gibi araştırmacıların, mezkûr paradigmadaki epistemolojik noksanlıkları tamir edebilecek tarihsel/sosyolojik, felsefi analizleriyle desteklenerek, yani bir tür kuramsal pragmatizme müracaat edilip muhtelif kuramlarla genişletilerek, devlet merkezi ile periferik alanlar/oluşumlar arasındaki diyalektik salınımlarla karakterize edilen, Türk siyasal hayatının tabiri caizse tozunu yutan 1950'den günümüze kadarki süreçte yazılmış Türk romanları arasından metodolojik hassasiyetlerle seçilen kırk metin üzerinde uygulanmış ve bu doğrultuda Türk romanının tarihsel, sosyolojik, politik anatomisi inşa edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma, temelde üç bölümden oluşmaktadır: İlk bölümde, merkez-çevre paradigmasıyla ilgili yukarıdaki paragrafta isimleri zikr edilen araştırmacıların görüşleri kapsamında oldukça geniş bir teorik analiz yapılmış; ikinci bölümde, bu analizden istifade edilerek Osmanlı-Türk siyasal hayatındaki merkez-çevre ilişkileri çözümlenmiş ve nihayetinde epistemolojik bir çatı tesis edilmiştir. Çalışmanın ana/son bölümünde ise; bu çatıdaki kuramsal malzemelerden hareket edilerek mekân, özne, etnik kimlikler, militarizm, köy/taşra, işçi sınıfı, cinsellik, beden mefhumları çerçevesinde oluşturulmuş alt başlıklar altında, 1950'den sonra yazılmış Türk romanlarında merkez-çevre diyalektiğinin izleri sürülmüştür.

DevletMerkez-çevre ilişkileriMilitarizm+3
Onur Tınkır
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Mahtumkulu Divanı'nın eleştirel söylem çözümlemesi

Türkmen edebiyatının önemli şahsiyetlerinden olan Mahtumkulu Firakî, eserleriyle Türkmen halkına, diline ve edebiyatına büyük katkılarda bulunmuştur. 18. yüzyılda şiirleri ve şiirlerinde dile getirdiği fikirleriyle geçmiş, bugün ve gelecek arasında bir geçiş sağlamıştır. Türkmenler ve Türk dünyası için sıkıntılarla dolu bir dönem olan 18. yüzyıl, Mahtumkulu'nun şiirlerinde çarpıcı biçimde işlenmiştir. Bu yüzyılda yerleşik hayatın getirdiği zorluklar ile iktisadi anlamda sıkıntılar yaşayan halk, bir yandan Türkmen boylarının iç çekişmeleri ile, diğer yandan ise hanların baskısı ile başa çıkmaya çalışmıştır. Şiirleri ile Türkmen halkına yol göstermeye çalışan şair, Türkmen birliği kurulmuş tek devlet fikrini ve millet olma şuurunu aşılayan söylemleri ile Türkmenlerin millî şairi konumuna gelmiştir. İletişimin basit bir tanımı ya da aracı olmaktan ziyade sosyal bir pratik olan dil, farklı toplumsal alanlarda bulunan bireylerin birbirinden farklı söylemler üretmesini sağlamaktadır. Temelde söylemlerin örüntülerini inceleyen söylem çözümlemesi, söylemin arkasındaki ideolojiyi dil bilimsel bir yaklaşım ile algılamaya çalıştığı takdirde eleştirel söylem çözümlemesine evrilir. Bu çalışmada, Norman Fairclough'un diyalektik ilişkili yaklaşımı kullanılarak Mahtumkulu Divanı'nın eleştirel söylem çözümlemesi yapılmıştır. Bu yaklaşım doğrultusunda, şiirlerdeki dilsel niteliklerin sosyal ilişkiler, bilinç yapıları, sosyal kimlikler ile olan diyalektik ilişkisini göstermek amaçlanmıştır. Şiirler dil bilimsel bir çözümlemeye tabi tutularak yorumlanmış ve toplumsal ilişkiler, toplumdaki değişim ve dönüşüm değerlendirilerek söylemin ideolojik yapı ve ideolojik yapının söylem üzerindeki etkisi açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.

Divan şiiriDivanlarEleştirel söylem çözümlemesi+7
Betül Müftiler
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Anadolu tTürkçesinde olay kipliği

Bu çalışmanın amacı Batı Türk yazı dilinin oluşum aşamasındaki ilk devre olan Eski Anadolu Türkçesine ait metinlerde olay kipliği ifade etmenin araçlarını ayrıntılı şekilde ortaya koymak ve bugüne kadar yapılan sınıflandırmalara Eski Anadolu Türkçesinin imkanları göz önüne alınarak katkıda bulunmaktır. Çalışmada Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait on üç metinden oluşan örneklem, Palmer'ın (2001) olay kipliği kurgusu temel alınarak semantik ve pragmatik bakış açısıyla incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm çalışmanın konusu, amaç ve hedefleri, tespit edilen sorun, kapsam ve veri kaynakları ile yöntemi hakkında bilgi vermeyi amaçlamaktadır. İkinci bölüm kiplik kavramının tanımlanması ve olay kipliği sınıflandırması üzerinde durarak kiplikle ilgili bazı temel kavramların açıklanmasını içerir. Üçüncü bölüm Eski Anadolu Türkçesinde yükümlülük kipliği üzerine incelemeyi oluşturur. Bu bölümde yükümlülük kipliğinin alt kategorileri olan emir kipliği, istek kipliği, yalvarma kipliği, gereklilik kipliği ve yönlendirme kipliği ile ilgili teorik çerçeve açıklanmış ve taranan metinlerden hareketle Eski Anadolu Türkçesinde bu kiplik kategorilerini işaretleyen dil bilgisi unsurları gösterilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü Eski Anadolu Türkçesinde içedim kipliği üzerine incelemeyi oluşturur. Bu bölümde içedim kipliğinin alt kategorileri olan dilek kipliği, üstlenme kipliği ve yeterlilik kipliği ile ilgili teorik çerçeve açıklanmış ve taranan metinlerden hareketle Eski Anadolu Türkçesinde bu kiplik kategorilerini işaretleyen dil bilgisi unsurları gösterilmiştir.

Dil bilgisiEski Anadolu TürkçesiKipler
Gökhan Özcaner
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk romanında karanlık fantezi

"Türk Romanında Karanlık Fantezi" adını taşıyan bu çalışma, disiplinlerarası çerçevede, mitoloji, psikanaliz, folklor, modernizm, popüler edebiyat ve beden kurguları bağlamında incelemeler yaparak türün kuramsal sınırlarını çizmiştir. Fantastik, gotik, korku, kara edebiyat, bilim-kurgu, distopya ve polisiye gibi ortaklıkları bulunan türler tanımlanmış ve açıklanmış; karanlık fantezinin sayılan türlerden farkları ortaya koyularak bağımsız bir tür olduğu öne sürülmüştür.

FantastikFolklorKaranlık fantezi+6
Nurhale Karabacak
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu efsanelerinde geleneksel ekolojik bilgi

Efsaneler; anlatmaya bağlı, olağanüstülüğün ağır bastığı, inandırıcılık özelliği taşıyan, içerisinde onu okuyanlara belirli mesajlar veren Türk Halk Edebiyatı'nın sözlü ürünlerindendir. Batı Anadolu Efsanelerinde Geleneksel Ekolojik Bilgi adlı çalışmada Türk kültüründe doğaya verilen önem ve doğayı korumaya yönelik unsurlar ortaya konulmak istenmiştir. Bu çerçevede insanlığın doğanın dengesini bozmaya yönelik eylemleri, doğanın tahribatına yol açan olumsuz davranışları tespit edilmiş; insanlığı doğayla yeniden dost haline getirmek, doğayı insanlığa sevdirmek amaçlanmıştır.Bu çalışmada Batı Anadolu bölgesi içerisinde yer alan şehirlerin efsaneleri tek tek incelenmiştir. Batı Anadolu bölgesi hem güçlü bir fiziki bölge hem de Anadolu kültür ve medeniyeti bakımından oldukça zengin bir alandır. Bu coğrafyanın kültür ve medeniyet tarihi açısından önemli olması sözlü kültür ürünlerinin de gelişmesine katkı sağlamıştır. Çalışma giriş, üç ana bölüm ve bu ana bölümlere ait alt başlıklardan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, alanı ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm "Kavramsal ve Kuramsal Çerçeve" adını taşır. Bu bölümde ekoloji, geleneksel bilgi ve geleneksel ekolojik bilgi kavramları ele alınmıştır. İkinci Bölüm "Batı Anadolu Efsanelerinde Geleneksel Ekolojik Bilgi" adını taşır. Tezin bu kısmında geleneksel ekolojik bilgiyi koruma kavramı içerisinde yer alan unsurlar ve bu unsurların efsane metinlerinde nasıl yer aldığı ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Üçüncü Bölüm "Geleneksel Ekolojik Bilgiye Yönelik Efsanelerin İşlevleri" adını taşır. Bu bölümde efsanelerin metin içi işlevleri ve metin dışı işlevleri tespit edilmiştir. Çalışma "Sonuç" ve "Kaynaklar" ile sona ermiştir.

Buse Karabacak
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

16.yy şairlerinden Zati, Muhibbi, Baki, Fuzuli, Taşlıcalı Yahya, Nev'i, Cinani, Hayali, Hayreti'nin divanlarında atasözleri ve deyimler

Türk edebîyâtında atasözleri ve deyimler sıklıkla kullanılmaktadır. Klasik Türk edebîyâtında bu söz varlıklarının şairler tarafından nasıl ve hangi sıklıkla kullanıldığı düşüncesiyle Zâtî, Muhibbî, Bâkî, Fuzûlî, Taşlıcalı Yahyâ, Nev'î, Cinânî,Hayâlî, Hayretî 16. yüzyıl şairlerinden bazılarının dîvânları incelenmiştir. 16. yüzyıl şairlerinin dîvânları taranarak Ömer Asım Aksoy'un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü (1-2) ve TDK Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü adlı eserlerdeki atasözleri ve deyimler ile karşılaştırılmıştır. Dîvânlarda tespit edilen ama yukarıda adı geçen iki eserde yer almayan, deyim ve atasözü gibi kullanılabilen sözler de dîvânlarda geçtiği biçimiyle belirtilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda 1058 deyim, 54 atasözü tespit edilmiştir. Çalışmamıza konu olan şairler içerisinde en fazla atasözü ve deyim kullanan şairin Zâtî olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Atasözü, Deyim, 16. yüzyıl Dîvân edebîyâtı, 16. yüzyıl Dîvân edebîyâtı şairleri.

Ebru Ulaş
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sa'dî'nin Farsça gazelleriyle Fuzûlî'nin Türkçe gazellerinin karşılaştırılması

16. yy. Türk Edebiyatının önemli şairlerinden biri olan Fuzûlî ve İran Edebiyatının önde gelen şairi Sa'dî-i Şîrâzî, şiirleriyle kendilerinden sonraki nesilleri etkileri altına almıştır. Bu çalışmada, Fuzûlî'nin Türkçe gazelleri ile Sa'dî-i Şîrâzî'nin Farsça gazelleri karşılaştırılarak mazmunlar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, Sa'dî-i Şîrâzî, Türkçe ve Farsça gazeller, Tercüme, Karşılaştırma, Mazmunlar, Şerh, Şiirsel temalar.

Burçin Kocatepe
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesinde renk adları (Yapı - köken)

Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi yazı dilindeki ve Anadolu ağızlarındaki renk adlarının etimolojik, morfolojik yapıları ile adlandırma yolları incelenmiştir. Tezin hazırlanmasına öncelikle ilgili kaynaklardan renk adları taraması yapılmakla başlanmıştır. Dilimizin söz varlığında önemli bir yere sahip olan renk adlarının tespiti için otuz altı tane roman, hikâye, şiir kitabından oluşan eser, Türkçe Sözlük, altı ciltlik Derleme Sözlüğü, sekiz ciltlik Tarama Sözlüğü, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Dualar ve Beddualar Sözlüğü ve on üç tane boya markası kataloğu olmak üzere altmış yedi kaynak taranarak 1247 tane renk adı tespit edilmiştir. Renk adlarının yapı, köken ve adlandırma yolları ile ilgili olan bu ayrıntılı çalışmanın giriş bölümünde renkler ile ilgili mevcut bilgiler çalışmalar, inceleme bölümünde renk adlarının yapısı, kökenleri ve adlandırma yolları, renk adları sözlüğü, atasözleri ve deyimlerde renk adları, bölge ağızlarındaki atasözleri ve deyimlerdeki renk adları, kalıp sözler olan dualar ve beddualardaki renk adları, son bölümde ise değerlendirme ve sonuç bölümü ile kaynakça yer almaktadır. Tezimizin sözlük bölümünde kaynaklardan taranan renk adları madde başı olarak alt alta sıralanmıştır. Belirtilen renk adı ile ilgili tanım, örnek cümleler, alındığı kaynak, renk adının geçtiği atasözleri, deyimler, bölge ağızlarında kullanılan atasözleri ve deyimler ile ağızlarda kullanılan renk adları, dualar, beddualar sözlüğündeki renk adları sözcüğün etimolojisiyle birlikte gösterilmektedir. Ancak Anadolu ağızlarında kullanılan bazı renk adlarının etimolojik yapısı tespit edilemediği için bunlarla ilgili köken bilgisi verilememiştir. Sonuç olarak insanoğlu var olduğu günden bugüne kadar renklerle her zaman iç içe olmuştur. Sevgisini, başarısını, hırsını, hüznünü, mutluluğunu, sevincini renklerle ifade etmiştir ve bu ifadeler yazı diline ve konuşma dile yansımıştır. Böylece yüzyıllardır varlığını koruyan renk adları kültürün vazgeçilmezi olan dil içinde en önemli basamaklardan birisine yerleşmiştir ve zamanla farklı kavramların etkisiyle geniş bir yelpazeye sahip olmuştur. Kültürün taşıyıcısı olan dilimizin renklerinden birisi de renk adlarıdır. Bu doğrultuda renk adlarını kapsayan dil ile ilgili ayrıntılı çalışma olmaması fikrinden hareketle bu tez ortaya çıkmıştır. "Türkiye Türkçesinde Renk Adları (Yapı – Köken) " adlı tezimizin renk adları sözlüğü oluşturulması yönünde bir adım olacağını ve bundan sonra yapılacak olan çalışmalara da kaynaklık edeceğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Yapı Bakımından Renkler, Köken Bakımından Renkler, Anlam Bakımından Renkler, Atasözleri, Deyimler, Dualar ve Beddualarda Renkler, Renk Adları Sözlüğü.

Anadolu ağızlarıRenk adlarıRenkler+2
Tuğçe Tanrıkut
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bir Yusuf ve Züleyhâ metni: Metin / indeks

Kuran-ı Kerim'de Ahsenü'l-Kasas adıyla bilinen Yūsuf u Züleyhâ kıssası divan şiirinde birçok esere konu olmuştur. Çalışmada H.994 yılında istinsah edilmiş yazarı bilinmeyen mensur bir eserin 2a-51a varakları arasında kalan kısmı Latin harflerine transkripsiyonlu olarak aktarılıp incelemesi yapılmıştır. Çalışmada Hz. Yusuf kıssasının Kuran-ı Kerim ve diğer kutsal kitaplarda nasıl yer aldığı ve esere kaynaklık eden kutsal kitaplar belirtilmiştir. Ayrıca metinde geçen kahramanlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte divan şiiri içerisinde yazılmış manzum ve mensur Yusuf u Züleyhâ metinleri hakkında bilgiler verilmiş,metinde geçen ayetler ve mealleri günümüz Türkçesi ile ifade edilmişdir. Metinden harketle nasirin edebi kişiliği ve uslubu hakkında çeşitli değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışmanın sonuna metnin özel isim indeksi de eklenmiştir. Anahtar kelimeler: Ahsenü'l-Kasas, Divan Edebiyatı, Yusuf, Mensur, Mesnevi, Züleyhâ

Divan edebiyatıDivan şiiriEdebiyat+3
Amani Dweidri
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bir Yûsuf ve Züleyhâ metni: Metin / indeks

Bu tez, Kur'an-ı Kerim'de Ahsenü'l-Kasas adıyla geçen, İslami edebiyatlarda birçok ikili aşk hikâyesine konu olmuş Yûsuf u Züleyhâ Kısassı'nın, kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen mensur olarak H.994 yılında kaleme alınmış olan metninin 51a-99b arası varaklarının Latin harflerine transkripsiyonlu olarak aktarılıp, incelemesinden ve indeksinin hazırlanmasından oluşmaktadır. İnceleme bölümünde Yûsuf u Züleyhâ Kısassı'nın kutsal kitaplarda nasıl yer aldığı belirtildikten sonra kutsal kitaplarda yer alan bu hikâyelerin karşılaştırması yapılarak divan şiiri kapsamında yazılmış Yûsuf u Züleyhâ metinleri ve yazarları ile birlikte bu metinler üzerine yapılan çalışmalar tespit edilmiştir. Çalışmaya konu olan metinde yer alan ayetler ve bu ayetlerin tercümeleri de çalışmaya eklenerek metinden hareketle nasirin edebi kişiliği ve üslubu hakkında bilgiler verildikten sonra ikinci bölümde metnin transkripsiyonlu harflerle Latin harflerine aktarılması yapılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise metnin indeksi oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Divan edebiyatı, nesir, Yûsuf u Züleyhâ, kutsal kitaplar, eski Anadolu Türkçesi.

Divan edebiyatıEdebiyatKutsal kitaplar+6
Dunia Kafi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe Ulusal Derlemi'nde yüksek sıklıkta kullanılan adların eşdizimlilikleri

Bu çalışmada, güncel Türkçede kullanılan yüksek sıklıktaki adların eşdizimliliği üzerinde durulmuştur. Yüksek sıklıktaki adlardan zaman kavram alanına giren "an, ay, gün, gece, saat, yıl" sözcüklerinin eşdizimlilikleri Türkçe Ulusal Derlemi'nden hareketle incelenmiştir. Türkçe Ulusal Derlemi'nde her bir adın t-skoru 2 ve üzeri olan eşdizimliliği bağlam içinde değerlendirilerek aralarında anlam açısından bağ olan eşdizimlilikler çıkarılmıştır. Böylece eşdizimlilikler istatistik ve anlam bağını birlikte değerlendiren bir yaklaşımla ele alınmıştır. Belirlenen eşdizimlilikler ad-eylem, sıfat-ad, ad-ad ilişkisi içinde tasnif edilerek bağlam içi örneklerle birlikte sunulmuştur. Anahtar sözcükler: Yüksek sıklıktaki adlar, Eşdizimlilik, Türkçe Ulusal Derlemi

AdlarDerlem dil bilimDerleme sözlüğü+2
Maysoon Alsarray
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

C1 düzeyindeki Türkçe öğrenirlerinin yazılı anlatımları üzerine bir hata analizi

Küreselleşen Dünyanın neden olduğu bazı yakınlaşmalar, dil öğretimi ve öğrenimini daha önemli hale getirmiş, bu sebeple sayısı günden güne artan dil öğrenirleri dil öğretimini ön plana çıkarmıştır. Dünyada Türkçe öğrenirlerinin sayısının artması, Türk dilinin öğretimi alanındaki çalışmaların sayısını ve niteliğini arttırmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışmalardan bir kısmı da hata analizine yöneliktir. Çalışma kapsamında Gazi Üniversitesi TÖMER'de eğitim gören CI düzeyindeki 34 Türkçe öğrenirinin yazılı anlatımları yazım, morfoloji, leksikoloji ve söz dizimi bakımından değerlendirilerek hata analizine tabi tutulmuştur. Öğrencilerin hata tipleri, ve hata sıklık düzeyleri tespit edilerek sınıflandırılmış, tablolar halinde sunulmuştur. Her hata için muhtemel düzeltim önerisinde bulunulmuştur. Çalışmada yazım hatalarının beklenenin üstünde görüldüğü tespit edilmiş; morfolojide özellikle hal eklerinin kullanımında hata yapıldığı belirlenmiştir. Bu çalışmanın artan dil öğretimi çalışmalarına bir basamak olacağı ve Türkçe öğretimi alanında öğretim yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

Dil problemleriDil öğrenimiHata analizi+5
Waad Esawi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Türk edebiyatında Mensur Yûsuf u Züleyhâ hikâyeleri ve Muhammed B. İbrahim'in Yûsuf u Züleyhâ'sı

Konusunu kutsal kitaplardan alan Yûsuf u Züleyhâ hikâyesi Klasik Türk Edebiyatı, Modern Türk Edebiyatı ve Türk Halk Edebiyatında sıkça ele alınmış bir konudur. Arap, Fars ve Türk edebiyatında çoğunluğu manzum olarak kaleme alınmış pek çok örneği vardır. Manzum örneklerinin yanında gerek müstakil gerekse tefsir ve Kısas-ı Enbiyalar içerisinde olmak üzere çok kıymetli mensur örnekleri de vardır. Yûsuf u Züleyhâ hikâyesi, İran ve Arap Edebiyatlarıyla, Batı edebiyatında da büyük rağbet görmüştür. Renan'ın bu hikâye için söylediği, "Değil sadece en eski, belki bu ana kadar hiç eskimemiş roman" sözleri, konunun Batı edebiyatındaki yerini göstermesi bakımından önem taşır. Eski Türk Edebiyatı'nda çoğunlukla manzum eserler ön planda olduğundan manzum Yûsuf u Züleyhâ'lar daha çok tanınmış ve yayılmıştır. Haliyle yapılan ilmî çalışmalar da bu yönde olmuştur. Bugüne kadar 50 adet manzum örneği tespit edilmiştir. Halbuki Eski Türk Edebiyatı'nda yazılmış mensur Yûsuf u Züleyhâ hikayeleri de bulunmaktadır. Bu eserler, bazıları üzerinde münferit ilmî çalışmalar olsa da, toplu bir şekilde değerlendirilmemiştir. İşte bu düşünceyle başladığımız çalışmamız, Eski Türk Edebiyatı'nda mensur Yûsuf u Züleyhâ'lar ve Muhammed b. İbrahim'in Yûsuf u Züleyhâ'sı olmak üzere iki temel bölümden oluşmuştur. İlk önce Mensur Yûsuf u Züleyhâ Hikâyeleri ile ilgili kaynak taraması ve bu kaynaklarda yer alan bilgiler bilgisayarda fişleme metodu ile bir araya getirilmiştir. Yazarlar ve eserleri hakkında bilgi aktaran ana kaynaklar olan tezkirelere, edebiyat ve tarih kaynaklarına başvurulmuştur. Sonraki aşama olarak ise bu konuya değinen bütün yayınlar gözden geçirilmiştir. Bütün bu veriler ışığında Yûsuf u Züleyhâ çalışmaları hakkında doğru ve güvenilir bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. İkinci aşamada ise Muhammed bin İbrahim'in eserinin nüsha tavsifleri yapılmıştır. Tespit edilen nüshalardan hareketle esas metnin temeli oluşturulmuştur. Nüshalar metin karşılaştırma yöntemi ile incelenip, nüsha farklılıkları ortaya konulmuştur. Eksik, yanlış veya anlaşılmaz yerleri ise metin tamiri yöntemleri ile düzelterek gerekli yerleri izah edilmiştir. Böylece tenkitli bir metin ve günümüz harflerine aktarılan sağlam bir nüsha elde edilmiştir. Çalışmamızın sonunda Muhammed b. İbrahim'in Yûsuf u Züleyhâ'sının nüshaları tespit edilmiştir. Bunlar Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi 4178 ve 074 numaralarda, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi 424 ve 593 numaralarda, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi 2149 ve 2316 numaralarda, Milli Kütüphane 2908 numarada ve Manisa İl Halk Kütüphanesi 1400 numarada kayıtlıdır. Tarafımızdan yapılan değerlendirmede YB, MO, İS ve İÜ nüshalarının istinsah tarihlerinin eskiliği, metnin sağlamlığı ve hacim itibariyle diğerlerinden daha ön planda olduğu görülmüştür. Bu nedenle eserin tenkitli metni kurulurken bu dört nüsha esas alınmıştır. Eserin başında Allah'ın büyüklük ve kudretinin övüldüğü giriş, medh-i Resûl, medh-i padişâh ve sebeb-i telif kısımları yer almaktadır. Eserde 51 adet konu başlığı bulunmaktadır. Yûsuf u Züleyhâ'da 197 adet manzûme kullanılmıştır. Bu manzûmeler genelde hikâyenin bölümlerini ayıran başlıklardan sonra, başlıklardan önce ve bölüm sonlarında ayetlerden hemen önce yer almıştır. Manzûmelerin 56'sı Kemalpaşa-zâde'ye, 49'u Yahyâ Bey'e, 14'ü Hamdî'ye, 3'ü Fuzûlî'ye, 3'ü Lâmiî'ye aittir. Geriye kalan 72 manzûmeden kesin olarak tespit edilebilen ikisi Muhammed b. İbrahim'e aittir. Ancak diğer 70 manzûmenin hangi şaire ait olduğu tespit edilememiştir. Muhammed b. İbrahim, Mehmed b. Pûlâd, Muhammed b. Altıparmak, Celâl-zâde Koca Nişancı Mustafa Çelebi, Bilal Efendi, Seyyid Hüseyin Arif, Şem'î, Hacı Sâlih-zâde Halil Hâcibî, Giritli Sırrı Paşa, Süleyman Tevfik Özzorluoğlu, Re'fet Efendi, Nurmuhammed Andalıp. Bunların dışında müellifi tespit edilemeyen Yûsuf u Züleyhâ'lar da bulunmaktadır. Tezimizde, bütün bu mensur Yûsuf u Züleyhâ'lara ait toplam 48 adet el yazması Yûsuf u Züleyhâ nüshası tarafımızca tespit ve tavsif edilmiştir. Bu eserlerden bazıları üzerinde ilmî ve akademik çalışma yapılmışken, bazıları ilk defa tarafımızca tespit edilmiştir. Muhammed b. İbrahim eserini yazarken, Hamdî ve Kemalpaşa-zâde'nin yöntemini kullanmakla beraber tamamen ona bağlı kalmamıştır. Eserini kaleme alırken manzum hikâyelerdeki rivayetleri esas almış, ancak nesrin verdiği ifade rahatlığı ile hikâyesini daha geniş bir şekilde kelimelere dökmüştür. Bazı durumlarda Hamdî'nin şiirde kullandığı kelimeleri bire bir alarak cümleleştirmiştir. Metin içerisinde deyim, atasözü ve darb-ı meselleri çok yerinde kullanarak anlatımı zenginleştirmiştir. Yûsuf u Züleyhâ Arapça, Farsça ve Türkçe cümlelerle örülü ve şiirsellikle dolu bir eserdir. Muhammed b. İbrahim âhengi, akıcılığı ve hareketi sağlamak amacıyla seci'lerden faydalanmakla yetinmemiş, edebî sanatların birçoğunu kullanarak özgün bir üslûp oluşturmuştur. Türkçeyi yermesine rağmen eserinde Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinin imkanlarını kullanmaktan geri durmamıştır. Arapça ve Farsça sözcükleri kullanmada gösterdiği mahareti Türkçede de göstermiştir. Eserde seciler ve simetrik cümleler çoğunluktadır. Cümleler anlaşılır, üslubu akıcı ve coşkundur. Bu çalışmamızda, Muhammed b. İbrahim ve eseri hakkında ilk defa bu kadar geniş ve ayrıntılı bir inceleme yapılmıştır. Ayrıca mensur Yûsuf u Züleyhâ'nın tam metni bilim dünyasının istifadesine sunulmuş olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yûsuf u Zuleyha, Mensur, Muhammed b. İbrahim, Klasik Türk Edebiyatı.

EdebiyatEski Türk edebiyatıHikaye+4
Mehmet Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağatay Türkçesinde anlam ve fonksiyon açısından fiilde çatı

Tez konusu, Çağatay Türkçesi eserlerinin dil malzemesini oluşturan fiillerin anlam ve fonksiyon bakımından değerlendirilmesidir. Bu tezde Ali Şîr Nevâyî'nin manzum eserleri ile Hüseyin Baykara'nın Divân'ı taranarak çatı eki almış fiiller tespit edilmiştir. Fiiller çatı bakımından oldurgan çatı, ettirgen çatı, edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı olmak üzere altı gruba ayrılmıştır. Her bir çatı kendi içinde yapı ve anlam olmak üzere iki ayrı başlık altında değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde XVI. yüzyılda Orta Asya'da siyasi durum, Çağatay Türkçesinin oluşumu, Klasik Dönem Çağatay Türkçesinin iki önemli temsilcisi Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara ve eserleri, Ali Şîr Nevâyî'nin etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde çatı kavramı ve çatı sınıflandırılması konusuna yer verilmiştir. İkinci bölümde çatı, yapı ve anlam bakımından değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde, fiiller, yapı ve anlam bakımından grafikler üzerinde sayısal verilerle gösterilmeye çalışılmıştır. Fiillerin etimolojik incelemesi, yapı bölümünde parantez içerisinde gösterilmiştir., Çatıda anlam bölümünde fiillerin anlamları ve anlam farklılıkları eserden alınan beyit örnekleriyle belirtilmeye çalışılmıştır. Fiillerin kendilerinden önceki kelimelerle oluşturduğu mecaz anlam dikkate alınmamıştır. Ayrıca birleşik fiillere ve deyimlere de yer verilmemiştir. Fiiller, alfabetik olarak sıralanmıştır. Eserlerde tespit edilen fiillerin gazel ve beyit numaraları parantez içinde beytin hemen yanında gösterilmiştir. Fiillere anlam verilirken öncelikle dönemin Çağatay sözlükleri dikkate alınmıştır, eğer fiil, sözlüklerde bulunmuyorsa veya fiilin yüklendiği anlam sözlüklerdeki anlamlarla uyuşmuyorsa, fiilin cümledeki anlamına göre -bağlama göre- değerlendirilmeye çalışılmıştır. Fiillerin yazılışında metindeki yazılışlara sadık kalınmış, fiillerin ünlülerinde veya yazılışlarında farklılıklar varsa bunların değişik kullanımları bir arada verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara, yapı, anlam, fiil, çatı.

Ali Şir NevaiAnlamDil bilgisi-eylem+4
Serpil Soydan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kemal Tahir romanlarının edebiyat sosyolojisi açısından incelenmesi

Bu çalışma,Türk romanının sunduğu sosyolojik verilerin açığa çıkarılabilmesi için özgün ve yerli bir yöntem ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma, edebiyat sosyolojisinin sosyolojiye kaynak sağlayan tali bir alan olmaktan çıkıp verimli ve yeniliğe açık bir bilimsel girişim olabilmesi için bazı öneriler ortaya koyma çabasındadır. Edebî eser, estetik bir işlev taşımakla birlikte sosyokültürel ortamı etkileyen ve ondan etkilenen bir gerçeklik alanı oluşturur. Dil, retorik, okuma, yazma, yayın gibi kendi içinde bir ilişkiler ağı kuran edebî sistem, toplumla kuvvetli ilişkilerle bağ kurar. Bu inkâr edilemez kuvvetli bağın ortaya çıkarılması doğrudan toplumsal gerçeklik hakkında fikir elde etmeye ya da faydaya dayalı bir ilginin ortaya çıkarılıp toplumsal olayları anlamak, yorumlamak hatta yönlendirmek gibi işlevler açısından kullanılabilir. Türk romanı içerisinde sosyal teorileri, tarih anlayışı ve ideolojik yönelimleri ile önemli bir yer kaplayan Kemal Tahir'in romanları, edebiyat sosyolojisi çalışmalarındaki yeni gelişmeler ışığında değerlendirilmiştir.

Edebiyat sosyolojisiKemal TahirRoman+2
Muhammed Hüküm
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00